text stringlengths 97 665k | id stringlengths 12 12 | source listlengths 2 5 |
|---|---|---|
Gelmiş geçmiş tüm sezonların bence en güzel trendi zımbalar herseyin üzerinde :)
Bende kıyafetlerde çantalarda hatta ayakkabılarda zımba gördüğümde dayanamayanlardanım.
Zımba sevgim öyle bi boyuta geldi ki,ben de zımbalamaya başladım yogunluktan yaptığım pek coks eyi de malesef paylaşamıyorum ama şimdilik bunlarla idare edin :)
Önce benim zımbaladıklarım:
Zımbaları ebay'dan sipariş ettim fiyatları 100tanesi 2$ gibi çok cüz'i bi rakamdı.Ama
çook uzun sürede geldi hatta o yüzden yarım kalmıştı işim ama devamı gelince de hemen tamamladım.
Yakayı 2 şekildede zımbalayabilirsiniz size örnek olsun die yapmıstım
Buda dümdüz bi tshirttü.Zımbalarla daha havalı bi hale getirmeye çalıştım
Diğer zımbalı güzellikler
Tshirt ve çanta Stradivarious Gömlek Bershka
Ve diğer zımba örnekleri,bakalım ve ilham alalım :)
Yeni projelerde görüşmek üzere :) | d364ad02120d | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Bekçi aranıyor.
Erenköy'de siteye 40 yaşını aşmamış,
Oto ehliyetli vardiyalı çalışacak Bekçi aranıyor.
Telefon: 0.555.527.99.55
İlan tarihi: 27.9.2016 l Semt: Erenköy l Şehir: İstanbul
Postaseriilan.com "istanbul bekçi işi arayanlar, bekçi aranıyor iş ilanları, bekçi arayanlar, bekçi iş ilanları erenköy, bekçi arayan firmalar, bekçi eleman ilanı, bekçi eleman ilanları". İş arayan, iş arıyorum, bugünkü iş ilanları, acil eleman arayan, aradığı elemanı bulmak isteyenler için bu sayfalar hazırlanmıştır. Sizde sayfaları ziyaret edin kolayca aradığınız iş ve elemana ulaşın. Çalışmak istediğiniz iş ortamında kariyerinizi yükseltin. Posta seri ilan iş ve eleman sistemi üyelik ve CV bilgisi talep etmez. İş arayan ve eleman arayanlar aracısız, doğrudan ilan veren kişi veya kurumsal firma ile muhatabtır. İş ilanı başvuruları telefon ve faks ile yapılacağı gibi e-mail adresinden de gerçekleşir. İş ilanları sayfasında yayınlanan ilan içeriğinden ilan veren sorumludur. İlan içeriği ile ilgili oluşan şikayetleri iletişim sayfamızdan bize bildirmeniz önemli rica olunur. | c8208743b1b9 | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Derin bir kaba 2 su bardağı ılık süt, 1 paket instant kuru maya ve 3 yemek kaşığı toz şeker koyun. Eliniz ile karıştırın. Daha sonra 1 su bardağı sıvıyağ, 1 tatlı kaşığı tuz ve 5,5 su bardağı unu azar azar ekleyip, ele yapışmayan oldukça yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğurun. Hazırladığınız hamurun üzerini örtüp, 1 saat kadar mayalanmaya bırakın.
Diğer tarafta derin bi kase içine 6 yemek kaşığı haşhaş ezmesi koyun. Üzerine 1 tatlı kaşığı toz şeker ve 1 çay bardağı sıvıyağı azar azar koyup, karıştırın. Haşhaş ezmesi sürülebilen bir kıvamda olacaktır. Bu yüzden sıvıyağı kontrollü bir şekilde ekleyin. Ardından mayalanan hamuru hafifçe unlanmış tezgah üzerine alıp, 2-3 kere yoğurun. Hamuru 5 eşit bezeye ayırıp, elinizde yuvarlayın.
Her bir bezeyi tezgah üzerinde elinizi hafifçe yağlayarak, pasta tabağı büyüklüğünde açın. Birinci açtığınız bezenin üzerine haşhaş ezmesi sürüp, ince çekilmiş ceviz serpiştirin. Bunun üzerine de ikinci açtığınız bezeyi koyun. Tekrar haşhaş ezmesi sürüp, ceviz serpiştirin. Bezeler bitene kadar aynı işlemi tekrar edin. Sadece en üstteki bezenin üzerine haşhaş ezmesi sürülmeyecek.
Daha sonra üst üste koyduğunuz haşhaşlı bezeleri eliniz ile açarak, büyütebildiğiniz kadar açın. Bıçak yardımı ile 2 parmak kalınlığında şeritler halinde kesin. Her bir şeridi iki eliniz ile tezgah üzerinde yuvarlayın. Ardından hamurun bir ucunu sabit tutup, kendi ertafında döndürün. Yağlı kağıt serili fırın tepsisi içine dizin. 15 dakika kadar tepsi içinde dinlenmeye bırakın.
Hazırladığınız haşhaşlı çöreklerin üzerine yumurta sarısı sürün. Az miktarda ince çekilmiş ceviz içi serpiştirin. Önceden ısıtılmış 170 derece fırına verin. Üzeri kızarana kadar yaklaşık 25-30 dakika pişirin.
Haşhaşlı çörekler piştikten sonra fırından çıkartıp, servis edebilirsiniz.
Afiyet olsun
Eline Sağlık Denemenin En Kolay Yolu :
Bu Tariflere de Göz Atmak İster misiniz?
En lezzetli Haşhaşlı Çörek nasıl yapılır? Kolayca yapacağınız Haşhaşlı Çörek tarifinin hazırlanışını adım adım RESİMLİ olarak anlattık. Eminiz ki Haşhaşlı Çörek tarifimizi yaptığınız da, siz de çok beğeneceksiniz.Haşhaşlı Çörek
:http://ye-mek.net/tarif/hashasli-corek ye-mek.com
:
Hazırlama Süresi / Prep Time:
15 dk/min, Pişirme Süresi / Cook Time :
1 Saat /Hour, Ürün / Yield 1 adet / loaf
Kalori/Calories :200-300 | e256162b8249 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Yarım demet maydanozu (10-12 adet) güzelce yıkayın. Elinizle 2-3 parçaya bölün. Mutfak robotundan geçirin.
Diğer yandan 1 adet limonun suyunu sıkın.
Büyük boy bir kavanozun içine, mutfak robotundan geçirdiğiniz maydanozları koyun. Üzerine limon suyunu ekleyin. 1 su bardağı içme suyu ilave edip, blender yardımı ile güzelce karıştırın. Suyun rengi değiştikten ve maydanozlar iyice kıyıldıktan sonra 1 su bardağı daha içme suyu ilave edin. Kısa bir süre tekrar karıştırın.
Hazırladığınız zayıflatan, cilt sıkılaştıran maydanoz kürünü taze olarak tüketin.
Zayıflatan, Cildi Sıkılaştıran Maydanoz Kürü Nasıl Kullanılır?
Hazırladığınız maydanoz kürünü sabah kahvaltıdan 15dk kadar önce aç karnına içmelisiniz. Günde 1 bardak içmeniz yeterlidir.
Zayıflatan maydanoz kürünü 15 gün boyunca sürekli olarak kullanabilirsiniz. 15 gün kullandıktan sonra 5 gün ara verilmesi önerilir. 5 gün ara verdikten sonra yeniden 15 gün daha kullanabilirsiniz.
Toplamda 30 gün kullandıktan sonra bu kürü yeniden uygulamak için 6 ay kadar beklemeniz önerilir.
Sadece yoğurtlu zayıflama kürlerini, bu kür ile beraber kullanmanızda herhangi bir sakınca yoktur.
Zayıflatan, Cildi Sıkılaştıran Maydanoz Kürünün Faydaları Nelerdir?
Maydanoz metabolizmayı uyarır ve kan dolaşımını hızlandırır. Yağ yakmanın ilk ilkesi kan dolaşımını hızlandırıp ve dokulara daha çok kan ulaşmasını sağlamaktır. Böylelikle yağ yakımını hızlandırıp, zayıflatma etkisi sağlar.
Maydanoz bilindiği üzere C vitamini bakımından da oldukça zengindir. Bu sebepten ötürü sağlığımızı korumasının yanısıra, vitamin deposu olduğu için her yaştaki bireyin tüketmesi önerilir.
Maydanoz aynı zamanda cilt güzelliği, kırışıklık giderme ve gençleşme amacıyla da kullanılır. Erken yaşlanmaya karşı vücudu koruduğu da bilinmektedir. Cildi sıkılaştıran maydanoz kürünü bu amaçla da kullanabilirsiniz.
Maydanoz limon suyu kürü karaciğer yağlanmasını önler ve bu organdaki yağlanmayı azaltır. Özellikle karaciğer yağlanması görülen hastalara iyi geldiği gözlemlenmiştir. Ama yine de bu yönde bir tedavi görüryorsanız, mutlaka doktorunuzun görüşleri doğrultusunda hareket ediniz.
Bu kür aynı zamanda uykunuzu düzene sokup, daha dinç uyanmanızı da sağlayacaktır.
Limonlu maydanoz kürü aynı zamanda yüzdeki sivilceleri de azaltır. Bu kürü uygulamaya başladıktan sonra cildinizin ışıl ışıl parladığını göreceksiniz.
Zayıflatan, Cildi Sıkılaştıran Maydanoz Kürünü Kimler Kullanmamalıdır?
Herhangi bir ilaç ile beraber kullanılmamalıdır. Özel bir tedavi uygulayanlar bu kürü doktorlarına danışmadan uygulamamalıdır.
Emziren annelerin ve hamile bayanların sadece bu zayıflama kürünü değil hiç bir kürü kullanmaması önerilir. Herhangi bir rahatsızlığı olanlar, mutlaka doktorlarına danışarak kullanmalarında fayda vardır.
Maydanozlu limon kürü İbrahim Saraçoğlu tarafından tavsiye edilen bir kürdür.
Afiyet olsun
Eline Sağlık Denemenin En Kolay Yolu :
Bu Tariflere de Göz Atmak İster misiniz? | e9da090f2099 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Villa Lukka Çıralı'da üç dönüm muhteşem bir bahçe içinde, suit tarzında, 13 lüks bungalowdan oluşan, sahile iki yüz metre uzaklıkta cennet gibi bir tatil mekanı. Küçük villalar tarzında birbirinden ayrılan odaların dekorasyonu oldukça şık, sofistike, sade ve konforlu. Çıralı'nın doğasıyla uyum içinde, insanı evinde gibi hissettiren sıcak renklerle boyanmış odalar beyaz ahşap özel yapım zarif mobilyalarla döşendi, perdeler, yatak örtüleri oturma grubu minderler hepsi birbirinden farklı renk ve desende dekore edildi. Çıralı'nın yerlisi iki kardeşin sahibi olduğu Villa Lukka, küçük ama butik tarzda mekanları sevenlere unutulmayacak bir tatil fırsatı sunuyor.
Villa Lukka, yeşilliklerin içinde, görkemli Olimpos dağı manzaralı, sakin, sessiz, romantik bir tatil özlemi duyan herkes için kaçırılmayacak güzellikte. 6 metrelik ahşap yüksek tavan ve kiremit çatı hem ferah hissettiriyor hem de sıcak bir hava veriyor. Odanızın verandasında kahvenizi yudumlayıp kitabınızı okurken dağ, kaya ve orman manzarası eşliğinde doğayla bütünleşebilir, bahçedeki portakal ağaçları, rengarenk çiçek ve bitkilerin içinde kendinizi cennette hissedebilirsiniz.
Deniz ve güneşe doymak istediğinizde sahilde hasır şemsiyelerin altında güneşlenip serinlemek için pırıl pırıl Çıralı denizine kendinizi atabilir ya da eşsiz bakirlikteki koylarda yüzebileceğiniz tekne gezilerine katılabilirsiniz. Bir gece Yanartaş'ta hiç sönmeyen ateşi görmeye dağa çıkabilir, ertesi gün şehrin yorgunluğunu, stresini Villa Lukka'nın yeşillikler içindeki bahçesinde masaj yaptırarak atabilirsiniz.
Özellikle kırmızı ve beyaz dekore edilmiş Balayı odasını yeni evlenen çiftlere tavsiye ederiz.
Çıralı ve Villa Lukka'da tatili doğayı seven, dinlenmek isteyen, eşiyle arkadaşıyla başbaşa romantik zaman geçirmek isteyen, ya da ailesiyle sakin bir ortam arayan, denize ve güneşe hasret herkese tavsiye eder, bekleriz.
Çıralı sahilinde denize sıfır Karakuş Restoran Villa Lukka'ya ait. Envai çeşit kahvaltılık ve fırından yeni çıkmış ekmekleriyle sabah kahvaltıları çok meşhur. Her zaman taze balık ve zengin meze çeşidi bulmak mümkün. Taş fırında yapılan çeşitli pide, lahmacun ve güveçlerin tadına diyecek yok. Çeşitli ızgara et ve kebaplar, dünya mutfağında yemekler ve çok taze yeşilliklerle yapılmış farklı salatalarla menüsü zengin. Farklı kalitede şarap ve çeşitli içkilerle barı da mevcut. Şefin fırından taze çıkmış tahinli dondurmalı tatlısını tavsiye ederiz. | ffaf46de2ec5 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Fırında yoğurt mayalama
Evde yoğurt yapımı
Fırında yoğurt nasıl yapılır
Ev yoğurdu tarifi
Pastörize sütle yoğurt yapımı
Probiyotik yoğurt
Evde yoğurt mayalamayı annemden öğrendim. Çocuklarımı da ev yapımı yoğurtla büyüttüm. Ev yapımı yoğurdun tadını hiçbir hazır yoğurda değişmem. Ara sıra istediğim gibi süt bulamadığım için kesintiye uğradığı da oluyor tabii. Son yıllarda güvenilir çiftlik sütü bulamazsam pastörize sütle yoğurt mayalayarak çok güzel sonuçlar elde ediyorum. Ben evde yoğurdu fırında mayalıyorum. Daha önceleri yoğurdu mayalarken sütün ısısını serçe parmağımla kontrol ediyordum. Geçen yıl mutfak termometresi almıştık artık onunla sütün mayalama ısını ölçüyorum. Bu arada bir şey paylaşmak istiyorum. Hazır doğal yoğurt mayaları satılmaya başlanmış. Bu mayalar doğal yoğurdun kurutulmasıyla elde ediliyormuş. Yoğurt mayası olmayanlar, ilk defa yoğurt yapacaklar bu hazır yoğurt mayalarını alıp kullanabilir.
Güzel bir yoğurt mayalamanın püf noktası, mayalanma ısısı olan 45 dereceyi doğru ayarlamak ve mayalanma süresince bu ısıyı sabit tutabilmektir. Bunun en pratik yolu da termostatlı fırında mayalamaktır. Örtülerle sarıp sarmalayarak da yapabilirsiniz tabii. Yoğurt makinelerını kullanmak da başka bir seçenek. Yoğurt yapmayı UHT tekniği ile pastörize edilmiş sütlerle denememenizi öneririm.
Malzemeler:
1 litre süt (miktar size kalmış) (Güvenilir çiftlik sütü veya pastorize süt)
1 çorba kaşığı yoğurt (1 litre sütü mayalamak için yeterli. Sütün miktarına göre maya miktarını da aynı oranda arttırmanız gerekir)
Evde, fırında yoğurt nasıl yapılır | 96ec98ad5785 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Kredi Kartı ile Doğalgaz Faturası Ödeme
Kredi kartı ile internet üzerinden doğalgaz faturası ödeyebilirsiniz. Bu işlem için sitemizi kullanabilirsiniz. Fatura ödeme sitemizi kullanarak kredi kartıyla doğalgaz faturası ödeyebilirsiniz. Her ilin ve şehrin doğalgaz dağıtıcısı farklıdır. Bu nedenle doğalgaz faturası ödemen önce, öncelikle doğalgaz faturasını ödeyeceğiniz ilin plakasını girmeniz gerekir. Bu plakayı girdikten sonra karşınıza o ilde dağıtım yapan doğalgaz şirketleri çıkar. Bu sayede hangi firmadan gaz alıyorsanız o firmaya borcunuzu ödeyebilirsiniz. Yapmanız gereken işlem önce plaka kodunu, daha sonra da abone numarasını sisteme girmek olacaktır. Bu işlemleri tamamladığınızda kredi kartıyla doğalgaz faturası ödeme adımlarını tamamlamış olursunuz. Son olarak kredi kartı bilgilerinizi de girdiğinizde borcunuz ödenmiş olacaktır.
Kredi Kartı ile Doğalgaz Borcu Ödeme
Kredi kartı ile doğalgaz borcu ödemek için fatura ödeme sitemizi kullanabilirsiniz. Sitemiz sayesinde nerede olursanız olun abone numaranızı bildiğiniz sürece borcunuzu ödeyebilirsiniz. Her şehrin dağıtıcısı firması değişik olabilir fakat bu durum fatura ödenirken bir sorun teşkil etmez. Zaten fatura ödemeye başlamadan önce hangi şehrin faturasını ödüyorsanız o şehrin plaka kodunu da sisteme girmeniz gerekir. Bu sayede plaka kodunu okuyan sistem hangi şirkete para ödeneceğini de belirler. Böylece kısa süre içinde doğalgaz borcunu kredi kartıyla ödemiş olursunuz. Bu işlem için güvenilir bir site bulmak zorundasınız. Aksi takdirde kredi kartı bilgileriniz çalınabilir ve çeşitli mağduriyetler yaşayabilirsiniz. | 46d457a72c77 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Bir kadının en büyük hayallerinden birisi gelinlik giymektir. Bu bakımdan düğün masraflarının yanında birde gelinlik masrafı söz konusu. Hepsi birden bir damat için yük olabilir ama kız almak o kadar da kolay olmasa gerek. Neyse ki anlayışlı kız tarafı için gelinlikleri satın almak yerine kiralamak makul karşılanıyor. Bazıları satın alalım da alalım senfonisini okuyabilirler. Ancak satın alma ve kiralama arasında büyük bir fiyat farkı var.
Bazı koleksiyonlar daha pahalıdır. Kiralama bedellerinin bile 4 bin lirayı bulduğu ünlü modeller söz konusudur. Ancak bir gelinlik için bu kadar para verebilecek damat, iyi bir işe sahip olmalıdır. Bunun yerine daha uygun fiyata kiralama hizmeti sunan moda evlerinden hizmet satın alınabilir. Modeller arasında farklardan kaynaklanan fiyat değişiklikleri de söz konusu olabilir. Klasik tarzlar modern olanlara göre daha ucuzdur.
Kalite de fark ediyor
Gelinliklerin kumaş kaliteleri de fiyatlarına etki eden hususlardan birisi. Kumaş kalitesi arttıkça aksesuar ve süs durumunda da artış oluyor. Buda fiyata yansıyor. Daha sade olan gelinlik modelleri ise daha cüzi fiyata satın alınabilir. Ya da tercihe göre kiralanabilir.
Sıfırdan diktirmek!
Bazı moda evlerinde sıfırdan gelinlik diktirmek demek, yeni bir araba almakla eşdeğer fiyatta. Ancak dediğimiz gibi bu işi daha cüzi fiyata sunan moda evleri de var. Bunlar makul fiyatlardan gelinin arzusuna, bedenine göre gelinlik modelini sıfırdan tasarlayıp dikebilirler. Hazır olan bir gelinlik modelini kiralamaktan daha pahalıya mahal olacak bu durumu tercih etmenize neden olacak sebepler var. Eğer gelin adayı kendisine uygun gelinlik bulamıyorsa, bu durumda sıfırdan bir gelinlik tasarlanabilir. Ancak geniş gelinlik modellerini de bulmak kolay. Sıfırdan bir gelinlik yaptırmak için geçerli bir sebep olmayabilir. Ama kendi arzuladığınız detaylara sahip bir gelinlik istiyorsanız, yaptırabilirsiniz.
Hiç kuşku yok ki arzularınıza göre tasarlanmış bir gelinlik sizi daha hoş gösterecek. Kuğu gibi olmanızı sağlayacak, vücudunuza daha iyi oturacak. Bunun için en uygun moda evini seçerken deneyim ve yeteneğe de bakmayı asla ihmal etmeyin. | 0ab358ee83bc | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Çim Adam
Sıra dışı tasarımıyla herkesin yüzünde bir gülümseme oluşturan çim adamlar ofisinizin ve evinizin havasını değiştirecek!
Yetiştirmesi inanılmaz basit bu birbirinden hoş çim adamlar, hergün düzenli sulama ile 1 hafta içinde yemyeşil olmaya başlıyor.
Üstelik arada bir makasla kırpıp sulamaya devam ederseniz çok uzun süre size yeşilliği ile keyif vermeyi sürdürüyor!
Çocuğunuz veya arkadaşlarınız için eğlenceli ve öğretici bir hediye!
Kendinize özgü saç kesimi modelinizle çim adamınıza tarz yaratın.
Ürün Özellikleri:
Ürünü sabah akşam sulamanız gerekmektedir
Çimlerin daha gür çıkması için gün ışığı gören bir köşede olmalıdır
Ürünü sürekli sularsanız çim adamınızın saçlarını kestikçe uzar.
Karışık modellerde gönderilecektir.
Ürün Ölçüleri:
En: 9 cm
Boy: 12 cm | 355ba67a713f | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Vanimehmet Efendi geleneksel pilav ve anma günü
Asıl ismi Mehmed’dir. Peygamber Efendimizin soyundan olup seyyiddir. Aslen Van’ın Hoşab (Güzelsu) kasabasındandır. Babası Vânî Bistâm Efendi’dir. Van’da doğmuş olup, doğum târihi bilinmemektedir. Babasından dolayı Vânîzâde, kendisi Van’da doğduğu için de Vânî nisbetleri ile meşhûr oldu. 1685 (H.1096) târihinde Bursa yakınlarında Kestel köyünde vefât edip, orada kendi yaptırdığı câminin girişine defnedildi.(*)
Bugün bankamızın performans toplantısı olmasaydı kaçırmazdım ama bu etkinliği de az önce Kestel Belediyesi’nin Facebook sayfasından tesadüfen öğrendim. | fced1168a576 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Lazanyaaa. İsmini yazmak bile ağzımın suyunun akmasına sebep oluyor. Nefis nefis bir yemek. Şimdi iyice kolaylaştı da . Barilla'nın lazanyası haşlanmadan yapılıyor. Kesinlikle tavsiye ederim. Nefis bir lazanya oluyor.
Malzemeler:
- 12 adet lazanya kullandım. Tepsininizin büyüklüğüne göre değişir.
- Kıymalı sosu için : 350- 400 gr kıyma, bir büyük soğan, 4-5 diş sarımsak, 4-5 adet yeşil biber, 1 büyük boy havuç, 2 büyük boy domates, karabiber, tuz,
- Beşamel sosu için : yarım litre süt, 1.5 kaşık un ( 1 tepeleme dolu şekilde), 1 yemek aşığı tereyağ veya zeytinyağı, tuz, karabiber varsa muskat (nefis olur)
- Üstüne bir yemek tabağı dolusu kaşar
- Kıymayı zeytinyağında kavurun. Üstüne ince ince doğranmış sarımsak ve yeşil biberi, yemeklik doğranmış soğanı, rendelenmiş havucu atın kavurun. Sebzeleriniz yumuşayınca yemeklik doğranan minik küp küp domateslerinize de atın. Suyunu bırakıp biraz kıvam alınca bahartlarını atın ve ocaktan inidirn.
- Lazanyaları borcama 1 sıra dizin. Üstüne kıymalı harç dizin. Üstüne beşamel sos. 4 kez bu şekilde yapıyoruz. En son lazanya koydum beşamel sosum az kalmıştı. 5 kat yani . En üste beşamel sosu az diye ilave biraz domates sosu koydum ve bol kaşar rendesi. Fırında kaşarlar kızarana kadar pişmesi yeterli. Yaklaşık 20 dakika. | 8b8257890b98 | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Obama’nın Türkiye’de yaptırdığı darbeyi
Putin nasıl “Şah-Mat” etti!
HALA NATO’DA KALACAK MIYIZ ?
AVRUPA BİRLİĞİ’NE GİRME HAYALİ DE ARTIK BİR SON BULSA !
(AS : Uzunca ama çok önemli yazının sonunda bizim önemli, kısa notumuz var!)
Dün Antalya’dan bir beyin cerrahı arkadaşımın, akademisyen bir arkadaşından alarak bana ilettiği yazıyı gerçekten ilginç bulduğumdan sizlerle paylaşmak istedim. Yazı şöyle;
https://fr.sott.net/…/28679- Comment-Poutine-a-fait-echec- et….
Yazı başlığının Türkçe çevirisi “Obama’nın Türkiye’de yaptırdığı darbeyi Putin nasıl Şah-Mat etti”. Yazının içeriği çok ilginç geldiği için önce yazarın kim olduğunu, yazdıklarının komplo teorisi mi yoksa araştırmaya dayalı gerçekleri mi yansıttığını araştırdım. Hannibal Genseric
Fransız bir Matematikçi ve Bilgisayar Mühendisi. Yani kafası somut analizler yapan bir yapıya sahip. Fransa’da yaşayan ünlü bir araştırmacı ve yazar. Araştırma ve yazı alanı Uluslararası ilişkiler ile dünya politikası. Çok çarpıcı bulguları var. Mesela yazılarından bir tanesinde “Genetikçiler atalarımızın Araplar olduğunu söylüyor. Le Pen ve Claude Gueant’de Arap kökenli” diyor, kanıtları ile birlikte. Jean-Marie Le Pen (baba) ve Marine Le Pen (kızı) Fransa’nın en aşırı sağcı siyasi parti olan Ulusal Cephe’nin eski ve yeni liderleri.
Yazıda özetle dikkat çeken bölümler şunlar:
- KGB çok iyi çalıştı ve 15 Temmuz Darbesi ile ilgili bilgileri Rus Başkan Vladimir Putin’e
çok önceden iletti.
- Rusya, Türkiye Hükümetini haberdar etmek için ayrıntılı bilgi topladı ve darbecilerin kullanacakları silahlara karşı bir koruma sistemi oluşturdu.
- İncirlik Üssü’nden yöneltilen bu boyuttaki bir darbenin fiyasko ile sonuçlanmasının nedeni Rusya’nın iki tarafa da çalışan ajanları saf dışı bırakmış olmasıdır.
- Bu darbede İncirlik Üssündeki yüksek rütbeli subayların kullanılması çok aptalca oldu.
Bu hata darbenin CIA tarafından yapıldığını ortaya çıkardı.
Batı güçleri Erdoğan başta olduğu müddetçe, Yeni Dünya Düzeni (New World Order-NWO) projesinin hedefi olan Dünya Devleti’ni kurmanın mümkün olmayacağını artık anlamışlardı. Erdoğan’ın Orta Asya Türk Devletleri ve bir kısım Orta Doğu ülkeleri ile güçlü bir blok kuracağını anladılar ve bu darbeyi planladılar. Kremlin, Türkiye’nin NATO ve AB ile arasının bozulduğunu biliyordu. Başarısız bir darbenin Türkiye’yi Rusya’ya yakınlaştıracağını hesaplayıp, darbe süresince Türk Hükümetine destek verdi. Rusya, Suriye, İran ve Batı ülkeleri darbe yapılacağını biliyorlardı. Bunun kanıtı da darbe günü batı dünyasının İstanbul ve Ankara’ya canlı yayınla bağlanmış olması. CNN’in ünlü sunucusu Christiane Amanpour ise darbeden 2 gün evvel tüm kamera ve yayın ekibi ile Türkiye’ye gelmişti. Darbe anında İstanbul’da canlı yayın yapması tesadüf değildi.
Putin, danışmanı Alexander Dugin’i, Türkleri darbe konusunda uyarması için, Ankara’ya
çok gizli bir şekilde gönderdi. Dugin Türk Hükümetine uzun bir darbeciler listesi verdi.
Darbecilere karşı darbe yapılması”bir ay önceden bazı darbecilerin kimliklerinin öğrenilmesi ile başlatıldı. Türk hükümeti 2 bin Türk askerinin (hava ve deniz) tutuklanması için savcıya talimat verdi. Mahkemeler bu talebi reddetti. Feto’cu yargıçlar darbeci generallere bir şeylerin ters gittiği haberini ilettiler. Bu şekilde, darbenin öne alınması zorunda kalındı. 24 saat sessizliğini koruyan Amerikan ve Batı medyası, darbenin başarısız olacağını anlayınca, tipik yanıltıcı propaganda ile ortaya çıktı;
“Bu darbe Erdoğan’ın kendisine karşı darbe yapıldığı fikrini yaymak için düzenlediği bir “Sahte Darbe”dir. Bu yüzden uçağı İstanbul üstünde F-16’lar tarafından vurulmamıştır.”
Oysa gerçek, bu söylemden çok farklıydı :
- Türk F-16’larının peşinde Karadeniz’in uluslararası hava sahasında, yani İstanbul semalarında uçan bir uçağı vurabilecek uzaklıkta uçmakta olan 7 Rus uçağı ve darbeci uçaklara kilitlenmiş iki S400 füzesi vardı. F-16 pilotlarına ihtar edildi: “Erdoğan’ın uçağına tek bir atış yaptığınız takdirde hepiniz vurulacaksınız!” Bu sebeple, Türk jetleri Erdoğan’ın uçağına ateş edemedi.
Söz konusu yazının boyutu benim yazdıklarımın neredeyse 3 misli kadar. Size yazıyı vurucu noktalarıyla özetlemeye çalıştım. 15 Temmuz darbesinin arkasında bize aktarıldığı gibi yalnızca FETÖ ve CIA yok.
Prof. Dr. Ata ATUN
Yakındoğu Üniversitesi
Dostlarım, bu yazı aklımdaki birkaç soruya yanıt oluşturacak veriler içerdiği kadar, yeni soruların doğmasına da neden oldu.
1. RTE’nin darbeden üç gün önce ortadan yok olup, darbe günü öğle saatlerinde Sözcü muhabirleri tarafından Marmaris’te bulunmasına rağmen darbe sırasında oradan da helikopter ile dağlara kaçırılmasını ve darbeyi “eniştemgil”den öğrendim demesini inandırıcı bulmuyordum.
2. Bu kadar istihbarat eksikliği olmasına karşın, darbeden saatler sonra tutuklama ve açığa almalar başlarken Hakan Fidan’ın yerinde kalmasını açıklayamıyordum. Tahminim o ki,
RTE Rusya’dan gelen bu istihbaratı açık etmemek için darbeden haberi olmayan bir avanağı oynadı.
5. Darbe girişiminden sonra bizimkilerin ABD’ye kafa – göz, ana – avrat dalmalarına karşın Okyanus ötesinden cılız mırıltıların çıkmasını açıklayamıyordum. Başka zaman olsa Hüseyin eline beyzbol sopasını alıp “bana Recebi bağlayın” derdi. Demedi. Dut yemiş beceriksiz bir bülbül gibi kaldı.
6. İncirlik’ten kalkan helikopterlerin (sayısının 42 olduğunu bu yazıdan öğrendim) dönmediğini, Dedeağaç’a kaçan subayların helikopterinin hala Yunanistan’da olduğunu bildiğimiz halde gerek Savunma Bakanı, gerek ise Boşbakan defalarca TSK’nın envanterinde eksik ağır silah yok dediler. Meğer uçaklarımız Türkiye’nin işgaline soyunan sevgili Nato müttefiklerimize intikal ettiği için kayıp olarak değerlendirilmiyorlar.
Öyle ya… Silahlarımız NATO envanterinde göründüğüne göre kayıp sayılmaz. (!?)
7. Recep’in 15 Haziran’dan sonra “Esed” ile ilgili olarak Putin’in söylemlerine yaklaşır ifadeler kullanmaya başlamasına anlam verememiştim. Ortadoğu’da Rusya tarafından şekillendirilmesine çalışılan Rusya, İran, Irak, Suriye, Türkiye ittifakı tohumlarının bu gevşemede etkisi olduğu anlaşılıyor. Kulislerde Ankara’ya gelen ABD Genelkurmay Başkanı‘nın, Türkiye’nin NATO‘dan ayrılarak bu ittifakın tarafı olmasının Türkiye’ye hesap edilemeyecek faturalar çıkartabileceğine yönelik tehditleri bu olasılığın kuvvetini vurguluyor.
Şimdi… Hannibal Genseric’in aktardığı bu bilginin doğru olduğunu var sayarsak aklıma şu soru geliyor:
Türkiye’de bir yönetim değişikliğini planlayan dış-koalisyonun, bu çuvallamanın ardından
“biz yanlış yaptık, pardon Recep Abi… bi daha olmaz” diyerek evlerine çekilmiş olduklarını beklemek safdillik olur. “Öyleyse ne zaman” sorusu bundan sonra bizlere diken üstünde, tekinsiz, belirsiz ve hatta paranoyak bir yaşam tarzı dayatacak gibi görünüyor. Acaba bu salt bir komplo teorisi mi, yoksa ciddi bir istihbarat çalışması mı? Eğer doğruysa, bu son yıllarda Irak’tan sonra ABD’nin yaşadığı en büyük sıçış öyküsüdür. Ne dersiniz?
Barbaros ERKMEN (02.09.2016)
Bize açık kaynaklardan ulaşan (hep olduğu gibi) uzunca bir e-iletiyi hiç dokunmadan yukarıda sunduk. Başından beri yazdığımız üzere;
15 Temmuz 2016 darbe girişimini ve aktörlerini AKP – RTE önceden haber almıştır ve karşı önlemlerini alarak denetimli
bir biçimde “bir süre” sahnelenmesini kurgulamıştır.
Olaydan 50 gün sonra yaşananlar, geriye dönük (retrospektif) olarak bu tezi desteklemektedir.
Birkaç OHAL Kararnamesi ile Türkiye, başta TSK olmak üzere yerden yere vurulmuş, adeta kelepçelenmiştir. Olağan koşullarda AKP – RTE’nin düşünü bile göremeyeceği, onlarca yıl iktidarda kalsa bile denemeye bile cesaret edemeyeceği girişimler = AKP sivil darbesi,
15 Temmuz Darbe girişim bahane edilerek OHAL rejimi altında yapılarak Türkiye teslim alınmıştır. 2023’e = Anadolu Federe İslam Devleti’ne giden yolun mayınları temizlenmektedir..
Gelişmelere bu gözlükle bakılmasında saymakla bitmez yarar vardır..
Türkiye “40 Katır ya da 40 Satır” lanetli ikilemine mahkum edilmiştir.
Yazı zaten yeterince uzun, biz daha önce de paylaştığımız yorumumuzu kısa tutuyoruz.
Dinci – gerici AKP cenderesini aşabilmek için önce doğru tanı koymak zorundayız.
Artık “cambaza bak!” ucuz oyunlarını bu halk yutmamalıdır.
Ve yaşamının kumarını oynayan, Türkiye’yi ateşe sürükleyenlere :
El mi yaman bey mi yaman; göreceğiz..
Sevgi ve saygı ile.
03 Eylül 2016, Datça
Dr. Ahmet SALTIK | 66e51181452e | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Türkiye genelinde hizmet veren firmamız, çalışmalarında sadece hizmet ve ürünlerini pazarlamayı değil aynı zamanda çözümün bir parçası olmayı ve müşterilerinin memnuniyetini en üst düzeyde sağlamayı ilke edinmiştir.
Nitelikli, güvenli ve ekonomik ürün ilkesinden asla vazgeçmeden, etik değerlerden ödün vermeyerek, müşterilerimize kaliteli hizmet vermeye devam edeceğiz.
Firmamızın Kalite Politikası
Ürün kalitesi,müşteri memnuniyeti, teknoloji takibi, eğitim ve takım ruhu, sürekli gelişim, etik ve çevre duyarlılığı üzerine kurulmuştur. Firmamız bu kalite anlayışını her türlü üretim ve hizmet çalışmalarında özenle ve sürekli olarak uygulamaktadır.
ÜRÜN KALİTESİ: Ürünlerimizin ülke ve dünya standartlarına uygun ve güvenli olması, tüm birimlerimizde ve çalışanlarımızda ilke olarak benimsenmiştir. İnsan ve hayvan sağlığını etkileyen kalite zincirinin bir halkası olduğumuzun bilincindeyiz.
MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ: Ürün ve hizmetlerimizle memnun edemeyeceğimiz, ihtiyaçlarını karşılayamayacağımız müşterilerle birlikteliğimizin sürekli olmayacağının bilinci ile her adımda özenli ve dikkatli davranmaktayız.
TEKNOLOJİ TAKİBİ: Ürünlerimizin ve hizmetlerimizin dünya standartlarında devam etmesi için her türlü teknolojik gelişmeyi izlenmekte ve çalışmalarımıza uyarlanmaktayız.
EĞİTİM VE EKİP RUHU: Ekip anlayışı ve eğitim, her kademede ön planda tutularak, birimler ve kişiler arasında sinerjistik etki, destek ve dayanışma içinde faaliyet göstermekteyiz.
SÜREKLİ GELİŞİM: Gelişmede durağanlığın gerileme ile eş anlamlı olduğu bilinciyle, hizmet anlayışını ve üretim hedeflerini değişen koşullara ve teknolojiye adapte ederken, aynı zamanda kurumsal yapıyı yenileyerek gelişmeye devam etmekteyiz.
ETİK VE ÇEVRE: Üretim, yönetim ve pazarlama çalışmalarında etik değerleri koruyarak ve her türlü faaliyetlerimizi çevre duyarlılığına özen göstererek sürdürmeye kararlıyız. | efb9e72d3d55 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
30 Nisan 2013 Salı
Karmaşık Desenli Pantalon
Geçenlerde diktiğim çiçekli pantalonla çok rahat edince aynı kalıpla bir pantalon daha diktim.İnanılmaz rahat oluyor.
Kalıp 2013 Şubat Burda'sı 108B numaralı model yine.Paçada yine lastik kullanmadım.Bir de ben öyle çook düşük ağı kendime yakıştıramıyor biraz düzeltme yaptım..
Kocaman sevgiler..
25 Nisan 2013 Perşembe
TURUNCU...
Havalar ısınmaya başladı blog dünyasında bir yavaşlama başladı sanki,bana mı öyle geliyor.
Ben kendimi bu aralar dikişe adadım :) Her fırsatta birşeyler dikmeye çalışyorum.Gerek kendime,gerekse eşe dosta..Aslında çok büyük bir bahar temizliği yapmam gerekiyor.Hem temizlik hem kışlıklık yazlık giysi değişimi bir sürü işim var.Tam kendimi motive ediyorum bişi çıkıyor.Şimdilerde boynumda ve omzumda feci bir kas ağrım var.İlaç da alamıyorum :(
23 Nisan'ın tatil olmasını fırsat bilip kısa bir Trakya(Lüleburgaz) gezisi yapıp geldik.Kızıma taze taze süt,yumurta vs aldık.
Boleromsu,hırkamsı üstümü ben diktim.Maksat çantamla uyumlu olsun :)Bu sefer kalıpsız pratik kestim.Ön kısmını beyaz biye ile kapattım.Aslında benim daha önceki yazılarımı okuyanlar bilir elbise en rahat ettiğim giysi tipi,fakat bebişle pek rahat olmuyor.İnsan her türlü hareketi yapmak durumunda kalıyor bu sebeple bu aralar daha çok pantalon giymeyi tercih ediyorum.
24 Nisan 2013 Çarşamba
AnadoluJet Bizi Çocukluğumuza Uçuruyor!
AnadoluJet bundan 5 yıl önce 23 Nisan’da doğdu. Hem doğum gününü hem de Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutlamak için çocuklar gibi şen bir kampanya düzenledi.
Twitter üzerinde #ben5yaşımdayken ile çocukluğuna uçanlar arasından her 50. kişi AnadoluJet’ten bilet kazanıyor. Tüm tweetler aynı zamanda AnadoluJet Facebook sayfasında da yayında.
Bir bumads advertorial içeriğidir.
22 Nisan 2013 Pazartesi
Neon Ceket
Mutlu ve bol güneşli haftalar herkese :)
İki hafta önce çook uzun bir aradan sonra Bakırköy pazarına gitmiştim,sırf kumaş almak için :) Tabi prensesimi evde bıraktığım için bu gidiş dönüş resmen ışık hızıyla oluyor.Pazara girip çıkmam ve torbalarca kumaş almam için genellikle maksimimum 1 saatim oluyor :) Ben kumaş diyorum ama eşimin tabiri paçavra :) oluyor.Beni gördüğü gibi ''toplamışsın yine paçavraları diyor'' ama sonucu görünce fikri değişiyor tabi..
Bu neon kumaşta o hafta aldıklarımdan,hatta aynı satıcıdan başka neon kumaşları seçince diğer bayanlar tuhaf tuhaf baktı bana.Tabi genellikle buradaki bayanların yaş ortalamasının 40-45 arası olduğu düşünülürse bu durum gayet normal.
Kalıp Burda Pratik 2010/02 1B numaralı model.Daha önce bu kalıpla başka bir ceket daha dikmiştim.Etek kısmı epey kısa oluyor.Bolero gibi olmuştu,bu sefer boyunu biraz uzatarak biçtim.
Ceketimin rengi bu fotoğrafta daha net belli olmuş.Diğerlerinde ışık ayarı iyi olmayınca çok soluk çıkmış.
Sevgiler...
Gönderen Aktuelmoda zaman: 10:41 13 yorum:
Etiketler: Diktiklerim, Neon Ceket
Buğlem Elora'nın Çenesi Düşerse :)
7.Ayda her bebek farklı eyleme odaklanırmış.Kimi emekleme,kimi dönme bizim küçük hanımın çenesine vurdu.Bla bla abla...ne nee anne.. konuşunca da pek bir mutlu oluyor :)
Maşallah kuzuma..
Gönderen Aktuelmoda zaman: 00:11 5 yorum:
17 Nisan 2013 Çarşamba
Buğlem Elora'nın 6.Ayı;Yarım Yaş :)
6.ay da neler mi yaşadık.5. ay da kilo alımı oldukça düşük olunca çok hızlı ek gıdaya geçiş yaptık.Daha önce paylaşmıştım biliyorsunuz.Tam düzeni oturttuk derken,ki gerçekten artık yemenin zevkine varmıştı,dişler geldi ve herşey tepe takla oldu.Öyle zor yediriyorum ki yine :( Ne oyunlar ne şaklabanlıklar,ki önceden zorla yedirmiycem diye kendi kendime söyleniyordum.Ama anne olunca öyle olmuyormuş.Neyse ki bu ayda verdiğimiz mücadeleyi zaferle taçlandırdık.Küçük hanım bu ay sonunda 800gr alarak tamamladı,çok şükür.Kilomuz ancak 7.200gr ulaştı.
Tıbbi adını anımsayamıyorum fakat halk dilinde bebeğin bıngıldağı deniyor,bizim bıngıldağımız kapanmış.Aslında henüz erken.Normal şartlarda 9. ayda kapanırmış,bizim 6. ay sonunda kapandı,ama baş çapında büyüme devam ettiği için sorun olmazmış.Zaten sürekli takibi yapılıyor,dikkatli olunması gerekiyormuş !!
Bu ay yine bir sürü aşı olduk.Önceleri ağrı hissi zayıftı sanırım,pek ağlamıyordu,fakat bu sefer yaygarayı kopardı.
Sevgiler..
Gönderen Aktuelmoda zaman: 10:20 30 yorum:
16 Nisan 2013 Salı
Mehmet Günsür ve Gülse Birsel LC Waikiki'nin Reklam Yüzü Oldu!
“Türkiye’ye Her Yıl 175 Milyon Kez Yakışıyoruz” sloganıyla yola çıkan LC Waikiki; İlkbahar/Yaz Koleksiyonu reklam filmi için Mehmet Günsür ve Gülse Birsel ile kamera karşısına geçti. Reklam çekimlerindeki rahat tavırlarıyla sete eğlence katan ünlüler, tek başlarına yer alacakları farklı iki reklam filmi ile izleyicilerin karşısına çıktı.
Türkiye moda perakende sektörünün lideri LC Waikiki, İlkbahar/Yaz koleksiyonunun yeni reklam filmi kampanyası ile şimdiden çok konuşulmaya başladı. Filmde, başarılı oyunculuk kariyeriyle dikkatleri çeken yakışıklı oyuncu Mehmet Günsür ve senarist-oyuncu kimliğiyle milyonları kahkahaya boğan Gülse Birsel yer aldı.
Bir bumads advertorial içeriğidir.
Türkiye moda perakende sektörünün lideri LC Waikiki, İlkbahar/Yaz koleksiyonunun yeni reklam filmi kampanyası ile şimdiden çok konuşulmaya başladı. Filmde, başarılı oyunculuk kariyeriyle dikkatleri çeken yakışıklı oyuncu Mehmet Günsür ve senarist-oyuncu kimliğiyle milyonları kahkahaya boğan Gülse Birsel yer aldı.
Oynadığı reklam filminde “Aslında her zaman bir çizgin olmalı” diyen Mehmet Günsür, sezonun vazgeçilmezi olan denimler, blazer ceketler ve ekose gömleklerle kamera karşısına geçti. Kendisi için modada anahtar kelimenin pratiklik olduğunu söyleyen Gülse Birsel ise, çizgi, ekose ve puantiye detaylarının ağırlıkta olduğu, baharın renklerini tam anlamıyla yansıtan kıyafetlerin içinde “En önemlisi kendine yakıştırmak” diyor.
Bir bumads advertorial içeriğidir.
Şipşirin Kupa Kapakları...
Sizce de çoook şeker değiller mi :) Mutfağında benim gibi renkli ayrıntıları sevenler için paylaşmak istedim.
Hepsi bir birinden cici,fiyonklu ve cupcakeli olanı ayrı sevdim.Farklı renk seçeneklerini de buradan inceleyebilirsiniz.
Görsel Tantitoni facebook sayfasından alıntıdır.
Gönderen Aktuelmoda zaman: 12:40 1 yorum:
Etiketler: alışveriş
15 Nisan 2013 Pazartesi
Çiçekli Pantalon..
İyi haftalar herkese..
İstanbul'da son dönemlerde inanılmaz değişken havalar yaşıyoruz.Örneğin geçtiğimiz cumartesi öyle güzel bir hava vardı ki kızıma bile mont giydirmeden dışarıda dolaşabilmiştik,pazar günü yine kapalı ve bir o kadar da soğuk bir hava yaşadık.
Fırsat buldukça dikiş dikmeye çalışıyorum.Bir sürü yapmak istediğim şey var daha.Gece uykusuna geçtikten sonra kalan zaman da ne yapabilirsem.Biraz da tez canlıyım hemen bitsin istiyorum :)
Sevgiler,mutlu haftalar..
Gönderen Aktuelmoda zaman: 09:44 36 yorum:
Etiketler: Diktiklerim
10 Nisan 2013 Çarşamba
6. Ay'ında Bebek Beslenmesi;Buğlem Elora'nın Beslenme Listesi..
Daha önceki yazılarımı okuyanlar bilir 5. ayı sonunda Buğlem'in kilo alımı aylık 200gr'cık olunca çok hızlı ek gıdaya geçiş yaptık.
Gelelim beslenme programımıza
Sabah uyanış saati değişkenlik gösteriyor.Kimi gün 7'de uyanıyor kimi 9'da.7ile 9 arası bir saatte uyandığı için ben ortalama 8 olarak alıcam.
Kahvaltı 8.00
Bir kibrit kutusu kadar beyaz peynir ya da labne.
Bir tatlı kaşığı pekmez (Trakya'dan ev yapımı pancar pekmezi),
Yarım haşlanmış yumurta sarısı (bazen bütün de koyabiliyorum gözüme küçük geliyor :),
İki ya da üç tepeleme tatlı kaşığı kahvaltılık mama tahıl karışımını
Bir miktar kendimi sütümle muhallebi kıvamına getirip veriyorum.En sevmediği,en zorlandığımız öğün kahvaltı :( Çok nadir ağzını açıyor kahvatıya.Genelde ağzını bir sıkıyor,dudaklar yok oluyor,ama malesef zorla da olsa yediriyorum.Bir iki kaşık zorlamadan sonra yemeye başlıyor zaten.
Kahvaltısını tamamladıktan sonra 100ml rezene çayı veriyorum.Çayı içmekten çok keyif alıyor.
Buğlem'in şimdilik periodu 2 saat uyanık kalıp 1 saat uyuma şeklinde.
Uyutmadan önce emziriyorum.Bu emmesi kimi zaman çok iyi iken bazen neredeyse tahmini 30ml bile olmuyor.
Meyve saatimiz.Muz,armut,elma şimdilik verdiğim meyveler.Bir kez çilek de vermiştim.Onu da çok severek yedi ama şimdi mevsimi değil o yüzden vermiyorum.
Meyveleri dönüşümlü olarak veriyorum.Muzu kaşıkla ezerek muhallebi kıvamına getiriyorum.Elma ve armudu çoğu zaman cam rendede rendeleyerek veriyorum.Nadir olarak bir miktar havuçla birlikte katı meyve sıkacağında sıkarak meyve suyu şeklinde verdiğim de oluyor.Ama bu şekilde posalar gidiyor.Rendeden geçmiş hali daha iyi.
Uykuya geçmeden yine anne sütü.
Sebze saatimiz.Havuç,patates,kereviz,ıspanak,pirinç..Bunların hepsinden küçük miktarlarda alıp cezvede bir miktar su koyarak kaynatıyorum.Çok az suyu kaldığında zaten haşlanmış oluyorlar rondodan geçirip püre haline getiriyorum.Tuz ve yağ ilave etmiyorum.Aslında az miktar bağırsaklarını çalıştırması amaçlı zeytin yağı önerilse de şimdilik ihtiyacımız olmuyor çok şükür.Bu karışımdan 150 gr kadar yiyor.Her gün taze taze yapıyorum.Zaten artık elim alışmış,yiyebileceği kadar ortalama bir miktar hazırlıyorum.
Bazı günlerde bu öğünde ev yapımı tarhana çorbası hazırlıyorum.Ama bizim içtiğimiz kıvamda değil de daha yoğun muhallebi kıvamında.
Bir kaç kez de tavuk suyuna,rendenin en küçük kısmı ile rendelediğim bir miktar havuç ve şehriye ile hazırladığım çorbadan verdim.Şehriyeleri piştikten sonra kaşıkla daha küçük hale gelicek şekilde ezdim.Sürekli homojen kıvamlı yemesi ilerisi için zorluk oluyormuş.Bu sebeple yavaş yavaş alıştırmaya çalışıyorum.Bazen zorlanıyor,ama yutuyor çok şükür.
Uyku öncesi anne sütü.
Buğlem'in en sevdiği tat.En sevdiği öğün YOĞURT.
Uyku öncesi anne sütü.Bu uykusu kısa oluyor.Genellikle yarım saat ya da 40dk.Gece uykusu öncesi son uyku zaten.
Ortalama 60-90 gr arası gece kaşık maması hazırlıyorum.Bu tamamen karnı tok olsun,iyi uyusun diye.
100ml Milupa Gece Çayı.Bunu rezeneden de çok seviyor.Daha versem belki daha da içicek o derece :)
Gece uykusuna yatış saatimiz sabah uyanmasına bağlı olarak 21.00 ile en geç 22.00 arasında değişiyor.Çoğu zaman 21.30 da uykuya geçmiş oluyor.
Ben kendim yatmadan önce kendi uykumu garantiye almak adına :)) Ki anneninde sağlıklı uyuması çook önemlidir !!! 120ml devam sütü veriyorum.5. ayının ortalarında gece çook sık uyanmaya başladığında başlamıştım.Gece bir kez veriyorum.Şimdi de devam ediyoruz.Başlangıçta 90 ml di şimdilerde 120 hazırlıyorum ama sanırım artık yeterli gelmiyor.Miktarı arttırmak lazım.Mesela akşam biberonu bitirdi.Hala çekiyor.Biberonu çektiğimde ağzı hala birşeyler arıyordu :) Yatağına bıraktım,resmen isyan bayrağını çekti öyle bir bağırış kopardı ki :))) Ama anne ben daha doymadım der gibi.Alıp hemen emzirdim :)
6.ayımız içerisinde böyle bir periyod izledik.Bakalım bu ayı nasıl tamamladık.Cuma günü göreceğiz.Bugün itibari ile 7. ayımıza geçmiş bulunuyoruz.Önerisi olanlar varsa bekliyorum.
Listede bol bol emme notları olsa da aldanmayınız.En başından beri benim öyle şakır şakır,göğüslerden akan,dolup taşan sütüm hiç olmadı.Zaten bir mastittir aldı başını hala gidiyor.Gerçketen sütüm çok azaldı.Hissediyorum.Ama hala mastit oluyorum.İnanılır gibi değil.Göğsüm sürekli güneşte yanmış kıvamda.Antibiyotik kullandım o da kar etmedi.Az miktardaki ağrısına adapte oldum zaten,aşırı şiddetli olmadığı sürece,banamısın demiyor.Sanırım öyle besleyici bir sütüm de almadı ki,kilo alımı giderek düştü.Neyse sağlık olsun az da olsa devam etsin de ne yapalım buna şükür.Ben öyle uzun yazan biri değilim sabırla okuyup tamamlayanlar olursa,tebrik eder,kocaman öperim ;)
Sevgiler..
Gönderen Aktuelmoda zaman: 10:33 29 yorum:
Tabletteki Hürriyet değil, tablete özel Hürriyet
Hürriyet, Türkiye’nin en çok okunan gazete uygulaması Hürriyet E-Gazete’den sonra Hürriyet Tablet uygulamasını da hayata geçirdi. “Tabletteki Hürriyet değil, tablete özel Hürriyet” sloganıyla tanıtılan ve Apple Store’da 1 numaraya yerleşen bu yeni uygulama kullanıcılar tarafından oldukça beğeniliyor.
Tablet okurunun beklentisinin farklılaşması ve ilgi alanlarının değişmesiyle, okurlar artık okuduğu haberin videosunu da izlemek, farklı spor dalları hakkında analizler okumak, dünyadan ilginç fotoğraflar görmek, içeriği 'parmağının ucunda' hissetmek istiyor. Hürriyet Tablet uygulaması tam da bu beklenti ve ihtiyacı karşılamaya yönelik hazırlanmış bir uygulama.
Bir haftadır Apple Store’da en çok indirilen uygulamalar arasında 1 numarada yer alan Hürriyet Tablet’te, Manşet, Güncel, Ekonomi, Spor, Kelebek, Seyahat bölümlerinin yanı sıra Cumartesi ve Pazar eklerinin bambaşka yorumları yer alıyor. Günün videosu ve foto galeriler oldukça beğenilirken, HTML5 tabanlı bir uygulama olduğu için reklamverenler için de oldukça cazip.
Tablet bilgisayarların tüm olanaklarını kullanan yeni Hürriyet Tablet uygulaması, App Store ve Android Market’te, ücretsiz.
Bir bumads advertorial içeriğidir.
2011 yılının Mart ayında hayata geçirilen Hürriyet E-gazete uygulaması bugün, Türkiye’nin en çok okunan tablet gazetesi olmayı başarmış durumda. Toplamda ücret ödeyen abone sayısı 16 bine ulaşarak, ücretsiz rakiplerinin ulaştığı rakamları geride bırakırken; Hürriyet okurları, E-Gazete uygulamasını günlük 50 bin, haftalık 350 bin kez ziyaret ediyor.
Bir haftadır Apple Store’da en çok indirilen uygulamalar arasında 1 numarada yer alan Hürriyet Tablet’te, Manşet, Güncel, Ekonomi, Spor, Kelebek, Seyahat bölümlerinin yanı sıra Cumartesi ve Pazar eklerinin bambaşka yorumları yer alıyor. Günün videosu ve foto galeriler oldukça beğenilirken, HTML5 tabanlı bir uygulama olduğu için reklamverenler için de oldukça cazip.
Tablet bilgisayarların tüm olanaklarını kullanan yeni Hürriyet Tablet uygulaması, App Store ve Android Market’te, ücretsiz.
Bir bumads advertorial içeriğidir.
3 Nisan 2013 Çarşamba
Renkli Taşlı Yaka Kolye..
Baharın gelişi ile artık renklenme zamanı..
Bir kaç gündür inanılmaz güzel hava var.Havayı güzel görünce attık kendimizi dışarı.Öyle keyif alıyor ki küçük hanım dışarıda olmaktan.Ne zaman dışarı çıksak bakınıyor bakınıyor ve bir süre sonra uykuya dalıyor.İster arabasında ister kanguruda olsun açık hava iyi geliyor.Ayakta bile uyuyor..
Yaka kolyeyi aldığım farklı renkteki taşlarla süsledim.Önce alttaki resimde görünen şekilde kalıbını çıkarıp,etrafını diktim.Temiz bir görünüm olması amaçlı çift kat yaptım.Biraz açıklık bırakıp taşları diktim ve daha sonra açıklığı kapatarak tamamlamış oldum..
Gönderen Aktuelmoda zaman: 11:03 2 yorum:
Etiketler: Diktiklerim
Kaydol: Kayıtlar (Atom) | b7370a6b8dd7 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Vakfımızın Adana Temsilciliğinin düzenlediği “İslam Hayattır” konferansına Vakfımızın Genel Başkanı Recep Songül hocamız konuşmacı olarak katıldı.
Konferansta Kur’an’ı Kerim tilavetinden sonra Grup Davet ilahi ve ezgilerle programa renk kattı. Ailelerin yoğun katılımı ile gerçekleşen programımız kardeşlik bağlarının güçlenmesi ile son buldu.
“İslam Hayattır” konferansıyla İslam dininin mesajlarının net anlaşılması ve hayatın İslami prensiplerle şekillenmesi gerektiğinin üzerinde duruldu. Dinin, hayatın bütün alanlarını kuşatan yönüne özellikle vurgu yapılan konferansta ahlaklı ve ilkeli bir toplumun oluşması adına küçük büyük demeden yoğun bir çabanın harcanması gerektiğine dikkat çekildi. | d114bae51b95 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Senelerdir hep aynı şey oluyor.. Şampiyonluk İstanbul takımları arasında paylaşılıyor.
Bu senenin en önemli olayları Galatasaray ve Fenerbahçe'nin Avrupa kupalarında ki başarıları oldu. Evet; çok önemli yıldızlar da izledik yeşil sahalarda. Ancak bu transferlerin ne kadar bilinçli yapıldığını zaman bizlere gösterecek. Zira Beşiktaş'ın almış olduğu Portekizliler'den ne kadar yararlandığını ve kulübün hala zor günler geçirdiğini de göz ardı etmemek gerek.
Türk futboluna yapılan yatırım hemen hemen Türkiye'de hiçbir spor dalına ya da eğlence sektörüne yapılmıyor. Sporun rekabet, eğlence ve fair play anlamına gelmesinden dolayı bu sözlerimiz. Bu yüzden karşılığı da gelmeli elbette.
Bu senenin diğer önemli bir olayı da yeşil sahalar da istenmeyen görüntülerdi. Ne zaman dur diyeceğiz bu görüntülere. Bir taraftar öncelikli olarak şuna bakmalı. Ben biletimi aldığım andan itibaren dört dörtlük şartlarda maç izleyebiliyor muyum? Kulübüm bana bu imkanı sunabiliyor mu? Bunu sormadığımız ve almış olduğumuz hizmeti sorgulamadığımız müddetçe güzel şeylere de uzak kalırız.
Ayrıca bu sene futbolumuz adına sınıfta kalan bir diğer sporu tamamlayıcı unsur da bazı spor programları oldu. Futbol, anlatan, futbolu öğreten ve sevdirmeye çalışan programlar dışında bol bol futboldan uzak konuşmalara da rastladık. Bu tip programlar hemen hemen Avrupa medyasında hiç yok. Altı çizilecek bir konu.
Senenin flaş takımları olarak lige giren Orduspor ve Mersin İdman Yurdu bu sene gerçekten kayıptı. Taktik, teknik ve oyuncu anlamında yapılan hataların bütünleşmesi sonucu bu sonuçları aldılar. Ancak inanmanın, mücadelenin para ile değil kenetlenme ile başarılabileceğini gösteren takımlar da vardı. Akhisar gibi... Theofanis Gekas adeta dosta düşmana sporcu olmanın yaşı yoktur, disiplini vardır mesajları yolladı. Saygı duymak gerek.
Trabzonspor ise her sene almış olduğu benzer sonuçlara bir yenisini ekledi. Türkiye'nin en potansiyelli kenti ve takımı olarak sanırım en baştan transfer politikalarını gözden geçirmek gerek. Bunu yaparken de Emerson, Mark Janko gibi isimleri de hiç unutmamalılar. Hatta her sene bu isimlerden yola çıkarak yeni transfer arayışlarına girmeliler ki; aynı hatalar olmasın.
Beşiktaş'a gelince... Ben hala Dentinho'dayım. Bu oyuncu ne yaptı, ne etti. Hiç bir fikrim yok. Avrupa futbolunda gözden düşmeye namzet Latin Amerikalı kramponlar yerine neden Afrika ülkelerinden yıldızı parlayacak genç oyuncular seçilmez. Ya da Gençlerbirliğine bakalım. Almış oldukları Vleminckx gibi bir oyuncu kaç takımda var ülkemiz de..
Oğuz Akdeniz | 41fe56a57821 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2",
"vngrs"
] |
9 Ekim 2011 Pazar
Bebekli Üçüncü Ayımız
Zaman öyle çabuk geçiyordu ki.
Yolculuklar, uykusuzluklar, alt değiştirmeler, emzirmeler arasında gülen gözler, çığlıklar, birşeyler tutmalar, aaa uuu oo sesleri ve aşılar tabii ki ağlatan. Hem bizi hem onu.
Bebeğim şimdiye dek el-kol, baş-boyun, ayak-bacaklarını sallarken karın üstü koyduğumuz ve beklemediğimiz bir anda yüzüstü döndü. Biraz uzağındaydık aklımız çıktı düşecek diye o saniyelik anda. Seviyoruz seni bıdığım.
Bebek masajı öğrendim. İlk uygularken çıplak olduğu için huzursuz oldu; ama kafasını bacaklarımın arasına sıkıştırıp yüzyüze bakınca rahatladı. İkinci dersten itibaren sevmeye başladı. Bacak ve kollarını tutmak mümkün olmuyor sabit, ayak altından gıdıklanıyor, yüzüne dokunulmasını sevmiyor; ama dairesel göbek hareketini rahatlatıcı, sırt masajını ise eğlendirici bulduğu kesin. Her akşam banyo sonrası kısa ve öz yapıyoruz. En çok sevdiğim yöntem I love you derken bir yandan da göbeği üzerinde yukardan aşağıya önce I yazarken, sonra yukarıdan aşağıya L yazmak ve sonunda sağdan sola ters U yaparak karnını rahatlatmak. Eğitmenin dediğine göre bunu yaparken gaz çıkaran bebekler bile oluyormuş özellikle reflü sorunu olanlara iyi geliyormuş...
Boynundan öpünce kıkırdaması, emerken uzun uzun gözlerimin içine bakması şimdiye dek ona kul köle oluşumun karşılığı. Beni çok mutlu ediyor tepkilerini görmek. Konuşacağı günler gelince ne yaparız bilmem?
Resim kaynağı:http://www.flickr.com/photos/41460120@N04/5067081166/
Kaydol: Kayıtlar (Atom) | 23a79da9097c | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Türkiye’nin En Başarılı Temalı Açık Alan Eğlence Merkezi PODYUMPARK;
bu yıl da Sevgililer Günü’nü ziyaretçileri ile birlikte,
aşk dolu etkinliklerle kutladı.
14 Şubat etkinlikleri kapsamında süslemelerinden ışıklandırmalarına kadar aşkın rengi kırmızıya bürünen PodyumPark, konserler, dans gösterileri ve birbirinden romantik etkinliklerle ziyaretçilerine unutulmaz bir Sevgililer Günü yaşattı.
Kıpkırmızı bir dünyanın kapılarından içeri giren PodyumPark ziyaretçileri; AŞKIN GÜCÜ fotoğraf çekim alanında aşklarını ölümsüzleştirirken, fuaye alanını süsleyen AŞKIN ÇİÇEKLERİ KIRMIZI GÜLLER ile sevdiklerinin ayaklarını yerden kestiler.
PodyumMeydan’da kurulan Fiat standında, Fiat’ın yeni modeli Egea’nın tüm detay özelliklerini inceleme fırsatı bulan çiftler, stantta çektikleri fotoğrafları #fiatlaaşkbaskadır hashtag’i ile paylaşarak 2016 Fiat Türkiye Kupası’na bilet kazanma fırsatı yakaladılar.
AŞKIN EN EĞLENCELİ HALİ canlı müzik dinletisi ile aşk şarkılarına eşlik eden ziyaretçiler, AŞKIN DANSI dans gösterilerini izlerken romantik dakikalar yaşadılar.
Günün ilerleyen saatlerinde ise ATİYE’NİN AŞK ŞARKILARI’nda buluşup, PodyumMeydan’da gerçekleştirilen özel konserle en romantik, en sıcak, en içten şarkılarla unutulmaz bir “Sevgililer” Günü yaşadılar.
ATİYE ŞARKILARI İLE #AŞKAGEL’DİLER
Atiye, “PodyumPark’ta #aşkagel” 14 Şubat etkinlikleri kapsamında en güzel aşk şarkılarını sevgililer için söyledi. 3000’den fazla kişinin hep bir ağızdan söylediği şarkılarla muhteşem bir konsere imza atan Atiye, izleyenlere unutulmaz bir gece yaşattı.
Yaşam ve Eğlence Merkezi PodyumPark bu yıl “Nilüfer’de Caz Tatili” Festival Programı kapsamında Sevgililer Günü’nde pop müziğinin sevilen ismi Atiye’yi ağırladı. 3000’den fazla kişi tarafından izlenen Atiye, samimi sözleri ve büyülü melodileri ile birbirinden güzel parçalarını sevenleri için seslendirdi.
Albümleriyle olduğu kadar konser performansıyla da büyük beğeni toplayan, pop müziğin başarılı yıldızı Atiye, “Çok Sevgili Caz” ismini verdiği konserde hayranlarını kırmadı. Eline darbukayı alarak tüm marifetlerini sergiledi ve izleyenlerden büyük alkış aldı.
“Ben her müzik tarzını dinliyorum ve kendi şarkılarımda da mümkün olduğunca farklı tarzlara yer veriyorum. Özgür müzik yapmayı seviyorum… Bu akşam ‘Aşkistan’ şarkımı Sevgililere adıyorum.” Diyen ünlü ve başarılı şarkıcı söylediği hit şarkılarıyla PodyumPark ziyaretçilerine coşkulu bir gece yaşattı. | 1735f8bdb7c0 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Dr.Cemalettin EKMEKCİOĞLU
HACAMAT (Hijama = Islak Kupa Tedavisi)
Hacamat; ilgili bölgelere uygun büyüklükteki kupaların vakumlanarak bir süre bekletildikten sonra, yüzeysel insizyonlar yapılmasını ve takiben; oluşan bu mikro kesilerin üzerinin tekrar kupalarla kapatılarak vakumlanması ve açığa çıkan kanın beden dışına alınması işlemidir.
Tedavinin başarılı olabilmesi için kan alınacak noktaların ve bölgelerin doğru seçilmesi önemlidir. Akupunktur; hem noktaların ve bölgelerin seçiminde, hem de doğru kombinasyonların oluşturulmasında en önemli yardımcıdır.
Akupunkturun etkisini açıklamakta kullandığımız kuto-visseral refleks, kapı kontrol teorisi gibi bir takım teoriler hacamat için de ileri sürülmüş olmakla birlikte hacamatın etkisini en iyi açıklayan mekanizma; kan alma işlemiyle mikrosirkülasyonun normalize olmaya başlaması; bunun sonucunda da bağ dokusunun detoksifikasyonu ve bedenin ilgili bölgesinin homeostazisinin sağlanmasıdır.
Hastalıklara sebep olan faktörlerden bir tanesi de bedende aşırı toksin birikimidir. Hacamat doğru bir şekilde uygulanırsa vücutta biriken toksinlerin bir kısmı kanla birlikte dışarı alınabilmektedir.
Hacamat, akupunkturun temel prensiplerine göre uygulandığı takdirde başarılı bir tedavi yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır.
WET CUPPING THERAPY (Hijama = Wet Cupping Therapy)
Wet Cupping is the procedure that appropriate size cups are vacuumed on the related regions and after they are waited for some time, superficial incisions are performed and following; these micro incisions occurred are closed by the cups, they are vacuumed and the blood coming out of the body is removed.
To achieve a successful treatment, choosing the right points and regions is critical. Acupuncture is the most important assister in choosing these regions and points as well as making the right combinations of them.
As well as some theories such as cuto-visceral reflex, Gate Control Theory used for describing the effects of Acupuncture are asserted also for cupping, the mechanism that is describing the cupping in the best way is that microcirculation begins normalizing by the bloodletting procedure; as a result of that detoxification of the connective tissue and homeostasis of the body’s related region are provided.
One of the factors that causes diseases is accumulated toxins in the body. If Wet Cupping Therapy is applied properly; toxins that accumulated in the body can be removed with the excess blood and detoxification is achieved.
Wet Cupping emerges as a successful therapeutic approach if it is applied according to the basic principles of Acupuncture.
Bilindiği üzere;hücreden dışarı atılan atıklar lenfatik kapillerler tarafından alınarak mikrosirkülasyona aktarılırlar.
Yani lenf sıvısı dediğimiz sıvı aslında , büyük ölçüde bedenin dışına atılması gereken toksinleri içinde barındırır.
Bu sistem normalde çok düzenli olarak işler.Aşırı toksin birikiminde önce kapiller bileşkede sonra da interstisyel ortamda ve bağ dokusunda staz oluşur.Bu durum vasohumoral disregülasyondur.
İşte hacamat uygulamasını yaptığımız dermisin orta-üst bölgesi ,tam olarak bu sorunlu bölgedir.Böylece atıklarla dolu lenf sıvısını ve periferik kanı drene etmekteyiz.
UYGULAMA METODUMUZ
İşlem yapılacak noktaların ve bölgelerin seçimini akupunktur metodolojisine göre yapmaktayız.Bir kupanın kapsadığı alanda genellikle birden fazla akupunktur noktası bulunmaktadır.
OLGU SUNUMU
Hasta: E. K. , 33 yaş, kadın
Öyküsü: 10 yıldır geçmeyen alerji mevcut, Özellikle boğazda laringo-trakeal bölgede ve oro-farenkste şiddetli kaşıntı hissi,
Geçmeyen öksürük,
Özellikle geceleri gelen, uykudan uyandıran öksürük nöbetleri,
Uyku uyuyamadığından dolayı depresyon
İlaçları: Antihistaminik ve antidepresan kullanıyor.
06.04.2015’te tek seans Hacamat uygulaması.
Li 11 bilateral (Kalın barsak 11)
Lu 1-2 bilateral (Akciğer 1 ve 2)
CV 19-20 (Alıcı damar 19-20)
Noktalarının olduğu bölgelerde toplam 5 (beş) adet kupa kullanılarak hacamat tedavisi yapıldı.
Tedavinin uygulandığı günün gecesi öksürük nöbeti geçirmeden rahat uyku uyudu.
Allerji, kaşıntı ve öksürük bir hafta içerisinde ortadan kalktı.
İlaçlarını artık kullanmıyor.
En son 27.08.2015 te telefon ile görüşüldü:
Tam remisyon hali devam ediyor.
BAZI BİYOKİMYASAL PARAMETRELER AÇISINDAN , İNTRAVENÖZ KAN ÖRNEKLERİNİN,
HACAMAT KAN ÖRNEKLERİYLE
Dr.Cemalettin EKMEKCİOĞLU
BAZI BİYOKİMYASAL PARAMETRELER AÇISINDAN , İNTRAVENÖZ KAN ÖRNEKLERİNİN,
HACAMAT KAN ÖRNEKLERİYLE
ÖZET:
Hacamat geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarından birisi olup, binlerce yıldır hem koruyucu hekimlik hem de sağaltıcı hekimlik alanında başarıyla kullanılmaktadır.
Hacamat uygulamasında,bedenin değişik bölgelerinden ama daima çok yüzeysel olarak,epidermisin altından,dermis bölgesinden kan alınmaktadır.
Bu çalışmamızda;23-75 yaşları arasında 10 erkek ve 2 kadın toplam 12 denek seçilmiştir.
Bu deneklerden intravenöz yolla kan örnekleri alınmış,akabinde de aynı kişilere hacamat uygulaması yapılarak hacamatla elde edilen kan örnekleri de alınmış ve laboratuarda bazı parametreler incelenmiştir.
Biyokimyasal parametreler olarak üre,ürik asit,total kolesterol,trigliserit,ağır metallerden de kurşun,cıva,alüminyum ve arsenik temel alınmıştır.
HİPOTEZ:
İntravenöz olarak alınan kan ile hacamatla alınan kan bir çok açıdan farklılık göstermektedir. Üre,ürik asit, total kolesterol,trigliserit,kurşun , cıva, alüminyum ve arsenik değerleri hacamat kanında,venöz kana göre daha yüksek seviyelerdedir.
AMAÇ:
Venöz kan parametreleri ile hacamat kan parametrelerinin karşılaştırılarak,aralarında bir fark olup olmadığı eğer fark varsa;hangi değerlerde ne kadar fark olduğunun saptanması amaçlanmıştır.
GEREÇ VE YÖNTEM:
Bu çalışmada 23-75 yaşları arasında 10 erkek, 2 kadın toplam 12 denek seçilmiştir.Deneklerin kliniğimize başvuru nedenleri birbirinden farklı olup teşhis konulmuş olan rahatsızlıkları; Hepatit-B , kronik yorgunluk, gonartroz, hiperlipidemi, panik atak, boyun fıtığı, fibromiyalji,hipertansiyon,tremor ve kronik böbrek yetmezliği idi.Bazı hastalarda bu rahatsızlıklarının yanında başka kronik şikayetleri de mevcut idi.
05.06.2015 ile 12.08.2015 tarihleri arasında yapılmış olan çalışmamızda,öncelikle üre,ürik asit,total kolesterol ve trigliserit değerleri ölçümlendi.Sadece bu değerlerin incelenmesi düşünülürken daha sonra çalışmaya kurşun,alüminyum,arsenik ve cıva olarak ağır metaller de dahil edildi.
Hastalardan kan alınırken öncelikle intravenöz kanlar alındı.Her denekten üre,ürik asit,total kolesterol ve trigliserit için kırmızı kapaklı tüple kan alındı.Kurşun,cıva,alüminyum ve arsenik için de ağır metallere özel olan EDTA içerikli mor tüplere kan alındı.
Venöz kanlar alındıktan sonra,hacamat uygulaması gerçekleştirildi.Hacamatla kan alınan bölge tüm deneklerde aynı değildi.Hacamat uygulanan bölgeler;bedenin arka tarafında baş bölgesi,trapezius,interscapular alan,scapula altı,processus mastoideus,karaciğer zonu,paravertebral bölgeler,lomber vertebralar,sacrum,diz bölgesi,kosto-vertebral bileşke idi.
Venöz kanda olduğu gibi;hacamat kanında da üre,ürik asit,total kolesterol ve trigliserit için ayrı tüpe; kurşun,cıva,alüminyum ve arsenik için özel ayrı tüpe olarak iki tüp hacamat kanı alındı.
Deneklerden alınan kanlar; 3500 devirli
santrifüjde 13 dakika santrifüje edildi.Daha
sonra aynı gün içinde soğuk zincirle, akredite
olan laboratuara iletildi.
Bulgular karşılaştırıldığında ölçümlenen değerler açısından venöz kan ile hacamatla elde edilen kan arasında farklılık olduğu görülmektedir.İncelenen tüm parametrelerde; hacamat kanındaki değerler daha yüksek bulunmuştur.
Biyokimyasal parametreler (üre,ürik asit,total kolesterol ve trigliserit)grubu;ağır metallerle (cıva,kurşun,alüminyum,arsenik) karşılaştırıldığında ağır metallerin,çok daha anlamlı bir şekilde yüksek olduğu ortaya çıkmaktadır.
En az değişiklik ürik asitte %2.07 olup,sırasıyla üre (%9.38),total kolesterol %12.95 ve trigliserit (%18.23)şeklindedir.
Ağır metallerde ise en az değişiklik arsenik %6.28 , sonra sırasıyla kurşun %26.15, alüminyum %37.54 ve cıva %73.40 tır.
GENEL DEĞERLENDİRME VE HEDEFLER:
Denek sayısının 12 olması tarafımızca yetersiz görülmektedir. Ancak denek sayısını 80 ile 100 arasına çıkararak çalışmalarımızı devam ettirmeyi düşünüyoruz.
Ayrıca her denekte hacamat kanı alırken sadece bir bölgeden değil,aynı anda değişik bölgelerden kan alarak çalışma yapmayı planlıyoruz.Yani venöz kanı hem DU 20 den alınan kanla,hem yintang bölgesinden alınan kanla,hem GB 21 bölgesinden alınan kanla,hem BL 25 bölgesinden alınan hacamat kanıyla hem de ST 36 bölgesinden alınan hacamat kanıyla karşılaştırmak istiyoruz.
Bunların dışında, yukarıda adı geçen sekiz parametre dışında diğer bir çok laboratuar değerlerinin de bu kapsamlı çalışmaya dahil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
TEŞEKKÜR EDERİM | fc44becac552 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Kader ve kaza kavramları
İman esaslarının birbiriyle olan ilişkisini düşündüğümüzde anlarız ki kader ve kazaya iman, Allah’a iman etmenin tabii bir neticesidir. Çünkü Allah’a sıfat ve isimlerinin gerektirdiği şekilde iman etmek, onun ezeli ilmine, iradesine, kudretine ve yaratmasına da iman etmemizi gerekli kılar.
Kader, kelime olarak bir şeye gücü yetmek, bir şeyi biçimlendirmek, planlamak, ölçü ile yapmak, kıymetini bilmek, bir şeyi başka bir şeyle mukayese etmek anlamındadır. Kavram olarak, ezelden ebede kadar olmuş ve olacak şeylerin hepsinin Allah tarafından bilinmesi ve irade edilmesi manasında kullanılır.
Kaza ise kelime olarak hükmetmek, emretmek, muhkem ve sağlam yapmak, ifa etmek demektir. Kavram olarak kullanıldığında ezelde bilinen ve takdir edilen şeyin, zamanı ve yeri geldiğinde Allah tarafından ortaya çıkarılması anlamına gelir.
Kader ve kazaya iman etmek demek, hayır ve şer, iyi ve kötü, canlı ve cansız, faydalı ve faydasız ne varsa tüm bunların Allah’ın bilgisi, dilemesi, kudreti ve yaratması ile mümkün olduğuna, Allah’tan başka yaratıcı olmadığına inanmak demektir. Kadere iman, kâinatta olan her şeyin bir ölçüye göre, bir hikmete göre cereyan ettiğini kabul etmek demektir.
İnanan insan başına bir musibet geldiğinde hemen isyan etmez. Bir başarı durumunda da Allah’ı unutarak: “Bunu ben yaptım.” demez.
Kader konusunda iki türlü iradeden bahsetmek mümkündür. Allah’ın iradesine külli irade, insanın iradesine cüzi irade denir. Kadere iman meselesinde Allah’ın takdiri ve külli iradesi, insanın cüzi iradesiyle birlikte değerlendirilmelidir. Kader, sorumluluktan kurtuluş için değil, kişinin haddini bilmesi, iyilik ve başarı durumunda asıl failin Allah olduğunu hatırlaması içindir. İnsanın iradesi ise sonuçta ortaya çıkan kötülük ve başarısızlık durumunda kişinin sorumlu olduğunu bilmesi, faturayı kesecek başka yerler aramaması içindir.
Kader, ezelden ebede kadar olmuş ve olacak şeylerin hepsinin Allah tarafından bilinmesi ve irade edilmesi manasında kullanılır. Kaza ise ezelde bilinen ve takdir edilen şeyin, zamanı ve yeri geldiğinde Allah tarafından ortaya çıkarılması anlamına gelir.
İrade; “istek, arzu, dilek, emir, sevk ve güç ” gibi mana la r a gelmektedir. İradenin insanların iş ve davranışlarını etkilemesi bakımından çeşitli tanımları yapılmıştır. Buna göre irade; bir şeyin yapılmasına da yapılmamasına da muktedir olan hayat sahibinin bu iki şıktan birine kendi isteğiyle hükmetmesidir. Ya da düşüncenin ortaya koyduğu bir gayeye doğru gitme hareketidir. Bu hem Allah’ın iradesini hem de kulun iradesini kapsamaktadır. İrade Cenab-ı Hak için olunca külli, kul için olunca cüzi olur.
“ Sana gelen iyilik Allah’tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir. Seni insanlara elçi gönderdik; şahit olarak da Allah yeter.”
İnsanların hayır ve şer olarak isimlendirdiği şeyler kendilerine bakan yönleri itibariyledir. Allah’a bakan yönleri itibariyle her şey iyidir ve güzeldir. Allah, hayrı ve şerri kuşatacak şekilde her şeyi yaratandır ve her şeyin yaratılışını güzel kılandır.
“Allah her şeyin yaratıcısıdır. O, her şeye vekildir.”
“O (Allah) ki, yarattığı her şeyi güzel yapmış ve ilk başta insanı çamurdan yaratmıştır.”
“Oysa ki sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah yarattı, dedi.”
Kader ve kazaya iman etmenin bizlere sağladığı en önemli özellik Allah’a iman şuurumuzun artması ve yaşadığımız pek çok olayın bu iman çerçevesinde anlaşılır bir şekilde izah edilebilmesidir.
Kader meselesi, iman ederek yaşayabileceğimiz ve yaşadıkça da daha iyi anlayabileceğimiz bir meseledir. Allah’ı yetkin sıfatlarla takdis ederek ve noksan sıfatlardan tenzih ederek gerçek tevhide ulaşabilmemiz için kader ve kazaya da iman etmemiz gerekmektedir. Öte yandan bu iman bizi tembelliğe, sorumsuzluğa, boş vermişliğe de sürüklememelidir. Çünkü kadere iman etmek, kul üzerindeki sorumluluğu ortadan kaldırmaz. | 14e23ade15fb | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Güneş Ve Hidrojen Arabası Donanımları
Çok yüksek verimli güneş panelleri
2010 yılının Ocak ayında faaliyetlerine başlamış olan Devimsel adlı teknoloji firmasının kurumsal Internet sayfalarına hoş geldiniz!
Devimsel, Enerji, Tüketici Elektroniği, Taşıt ve Savunma alanlarında çeşitli projeler gerçekleştirmekte ve yenilikçi ürünler ortaya çıkarmaktadır. Adı geçen alanlarda gerçekleştirdiği AR/GE projeleri dışında akademi ve endüstrinin ihtiyaç duyduğu ileri teknoloji ürünlerin ithalatını ve satışını yapmaktadır. | 7154103aa339 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Bediüzzaman ve Ermeniler
Mehmet Arif Koçer - Hukukçu
"Gayrimüslimlerle nasıl müsavi (denk) olacağız?" sorusuna insan hakları alanında eşitlik ilkesinin esas olduğuna vurgu yaparak, "Müsavat ise fazilet ve şerefte değildir, hukuktadır. Hukukta ise şah ve geda birdir. Acaba bir şeriat karıncaya ayak basmayınız dese, tazibinden (azap vermekten) men' ederse, nasıl benî-Âdem'in (insanoğlunun) hukukunu ihmal eder?" diyerek devlet başkanı olduğu dönemde, Hz. Ali'nin halktan bir Yahudi ile eşit koşullarda yargılanmasını ve Kürtlerin övüncü olan Salâhaddin-i Eyyubî'nin yine halktan bir Hıristiyan ile karşılıklı muhakemesini buna delil olarak getirir…"Ermeniler bize düşmanlık edip hile ve hıyanet ediyorlar. Nasıl dostluk üzerinde ittifak edeceğiz?" sorusuna, "Düşmanlığın sebebi olan istibdat (baskıcılık, saltanat) öldü. İstibdadın zevaliyle dostluk hayat bulacak. Size bunu kat'iyen söylüyorum ki, şu memleketin saadeti ve selâmeti Ermenilerle ittifak ve dost olmaya vabestedir (bağlıdır). Fakat mütezellilâne (zillet içinde) dost olmak değil, belki izzet-i milliyeyi (milli onuru) muhafaza ederek, musalâha (barış) elini uzatmaktır.
- 25.03.2012 Son yüzyılda, insan hakları yükselen bir değer olmuştur. İnsanın yaratılıştan/doğuştan getirdiği varsayılan ve bireyden alınması veya bireyin vazgeçmesi mümkün olmayan, insanı 'insan' yapan temel haklardan birisi ve belki de en önemlisi, ayrımcılık yasağıdır. Zira temel insan haklarına yönelen tüm tehdit ve ihlallerin arka planında ayrımcılık düşüncesi ve uygulaması vardır. Ayrımcılığın uygulama alanlarından din, dil, ırk, cinsiyet vb. gibi farklı özelliklere yönelik, önyargılar neticesinde ihlaller meydana gelmektedir.
Kur'an'ın bütün genel hitapları ve asıl tavsiyeleri insanlık ailesi içindir. Allah insanı, kendi ruhundan üflediği varlık olarak tanımlar. Irkı, dili, rengi, cinsiyeti ne olursa olsun, insan olarak yarattığı varlığı, Kur'an'da layık görülen bütün değerlere sahip kılar. Kur'an bir masumun hayatını tüm insanlıkla denk tutan (Maide, 5/32, Nisa, 4/92-93) üstün bir bakış açısına sahiptir. Bu hitaptaki kıymet verilen varlık, yalın olarak "insan"dır, vurgu yapılan da, insanın kıymetidir. Hukuk karşısında inanan, inanmayan herkes eşittir. İnsanın vahye teslim oluşu (Müslümanlığı) ile kazandığı değer, fazilet ve ahiret noktasında bir üstünlük olup, dünyevi hukuk açısından bir üstünlük sebebi değildir.
Yine, Kur'anî bakış açısı, ırk temelinde de hiçbir ayrım yapmaz, çünkü kan, ten ve dillerin farklı oluşu, yaratılışa ait İlahi ayetlerdendir (Rum, 30/22). Bu bağlamda, farklı kavimde yaratılmış olmak, insanın iradesi ile etki edemediği özelliklerdendir, övünme veya yerinme vesilesi yapılmak için yaratılmış vasıflar değildir. Hz. Peygamber'in (sas) dezavantajlı gruplardan olan gayrimüslimlerin hukukunu korumak noktasındaki şiddetli tavsiyeleri ve bu konudaki hassasiyeti, çıkış noktası din olan bir adaletsizlikten mensuplarını korumak, onları adil bir çizgide tutmak içindir.
Eşitliği bozan ve zulmün ahlaki ve felsefi temellerinden olan bir konu da, kendini büyük ve mükemmel, başkalarını ise küçük ve kusurlu görme yaklaşımıdır. Hâlbuki insanlar ma'budluktan (kusursuz ve tapılacak olmaktan) uzak olma noktasında da eşit oldukları gibi, yaratılmış ve kusurlu olmak noktasında da eşittirler. İslam hukukunda eşitlik esastır. İslam hukukundaki temel ilkelerden birisi, kimseye (hiçbir şahsa ve hiçbir ırka) eşitliği bozacak herhangi bir ayrıcalık tanınmamasıdır.
İslam hukukuna göre, anlaşmalı ve devlete vergi ödeyen zimmîlerin can, mal ve namus güvenliği, uyrukluğuna girdikleri İslâm devleti tarafından sağlanır. Bu vatandaşlar, hukukunun korunması gereken kişiler olup korunmadığı takdirde zimmet suçu işlenmiş olur. Hadis-i şeriflerde bu husus açıkça belirtilmiştir. Hz. Peygamber (sas), "Kim bir zimmiye eziyet ederse ben onun davacısıyım. Ben kime (bu dünyada) davacı olursam, kıyamet gününde de davacı olurum." (Acluni, Keşfu'l Hafa II, 218) demiştir.
EŞİTLİK NASIL SAĞLANABİLİR?
Yine, Hz. Peygamber (sas), Hıristiyan olan İbn Harris bin Ka'b ve dindaşlarına yazdırdığı anlaşma metninde, "Şark'ta ve Garp'ta yaşayan tüm Hıristiyanların dinleri, kiliseleri, canları, ırzları ve malları Allah'ın, Peygamber'in ve tüm müminlerin himayesindedir. Nasraniyet dini üzere yaşayanlardan hiç kimse kerhen İslam'a icbar edilmeyecektir. Hıristiyanlardan birisi herhangi bir cinayete veya haksızlığa maruz kalırsa Müslümanlar ona yardım etmek zorundadırlar." maddelerini yazdırdıktan sonra: "Ehl-i Kitap ile ancak en güzel yöntemlerle mücadele edin..." (Ankebut, 29/46) ayetini okur. Bu konuda Hz. Ali (ra): "Her kim ki bizim zimmimizdir, onun kanı bizimki kadar kutsaldır, malları bizim mallarımız kadar tecavüzden masundur." der. Başka bir kaynakta, Hz. Ali'nin şöyle dediği naklediliyor: "Zimmi durumunu açıkça kabul edenlerin malları ve hayatları bizimki (yani Müslümanlarınki) gibi kutsaldır." diyerek, Müslüman'ın zorunlu olduğu bu husustaki hassasiyeti dile getirmiştir.
Bir hekim gibi halkın nabzını tutarak, Kur'an'dan ilaçlar yazan ve çözümler üretmeye çalışan Bediüzzaman Said Nursî de, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde bu konuya da değinmiş, birlikte yaşama iradesine ve hukukta eşitliğe vurgu yapmıştır. Bediüzzaman, II. Meşrutiyetin başında, Doğu'daki Kürt aşiretlerini gezer ve onlara tavsiye ve ikazlarda bulunur. Osmanlı'da uzun yıllar "millet-i sadıka" olarak geçen Ermenilerin ırkçı düşünceler ile tahrik edildiği, provoke edildiği bir dönemde ortak paydaya ve sosyal hayatın gerekliliklerine işaret eder. Bugün bile önyargıların kol gezdiği böyle bir alanda, asrın fıkhını okumuş bir İslam âliminin bu konudaki sorulara verdiği cevaplara bakmakta fayda bulunmaktadır.
İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra, "Hürriyet iyidir, güzeldir. Fakat şu Ermenilerin hürriyeti çirkin görünüyor, bizi düşündürür." sorusuna, "Onların hürriyeti onlara zulmetmemek ve rahat bırakmaktır. Bu ise şer'îdir (İslamîdir). Bundan fazlası sizin fenalığınıza, divaneliğinize karşı bir tecavüzleridir, cehaletinizden bir istifadeleridir." der. Ayrıca sosyal hayata dönük faydacı bir yaklaşımla, "İçimizdeki Ermeniler üç milyon olmadığı gibi, gayrimüslimler dahi on milyon yoktur. Halbuki bizim milletimiz ve ebedî kardeşlerimiz üç yüz milyondan ziyade iken, üç müdhiş kayd ile mukayyed (kayıtlı, bağlı) olup, ecnebilerin istibdad-ı maneviyelerinin taht-ı esaretlerinde (manevi baskılarının esirliği altında) ezilirler. Elbette acilen üçü veren ve âcilen üçyüzü kazananın hasarat." etmediğini söyler.
"Gayrimüslimlerle nasıl müsavi (denk) olacağız?" sorusuna insan hakları alanında eşitlik ilkesinin esas olduğuna vurgu yaparak, "Müsavat ise fazilet ve şerefte değildir, hukuktadır. Hukukta ise şah ve geda birdir. Acaba bir şeriat karıncaya ayak basmayınız dese, tazibinden (azap vermekten) men' ederse, nasıl benî-Âdem'in (insanoğlunun) hukukunu ihmal eder?" diyerek devlet başkanı olduğu dönemde, Hz. Ali'nin halktan bir Yahudi ile eşit koşullarda yargılanmasını ve Kürtlerin övüncü olan Salâhaddin-i Eyyubî'nin yine halktan bir Hıristiyan ile karşılıklı muhakemesini buna delil olarak getirir. Ermenilere karşı, "İslam'ın adaletinin hakkı ile gösterilemediğini, şeriat dairesindeki haklarının istibdadın kötü alışkanlıkları ve sonuçları sebebiyle verilemediğini..." belirterek özeleştiri yapar.
"Ermeniler bize düşmanlık edip hile ve hıyanet ediyorlar. Nasıl dostluk üzerinde ittifak edeceğiz?" sorusuna, "Düşmanlığın sebebi olan istibdat (baskıcılık, saltanat) öldü. İstibdadın zevaliyle dostluk hayat bulacak. Size bunu kat'iyen söylüyorum ki, şu memleketin saadeti ve selâmeti Ermenilerle ittifak ve dost olmaya vabestedir (bağlıdır). Fakat mütezellilâne (zillet içinde) dost olmak değil, belki izzet-i milliyeyi (milli onuru) muhafaza ederek, musalâha (barış) elini uzatmaktır. Bir şey söyleyeceğim: Eğer mümkündür, Ermeniler birden sahife-i vücuttan (varlık aleminden) silinsin. Olabilir; yalnız, size husumetin (düşmanlığın) bir faydası olsun. Yoksa mutlaka husumet zarardır. Halbuki Âdem (as) zamanından, yolda arkadaşlık eden bizimle gelmiş büyük bir unsurun zevali (yok olması) değil, belki küçük bir kavmin mahvı dahi imkânsızdır. Ömerdılan kabilesi bin senedir yine Ömerdılan'dır.
'KOMŞULUK, DOSTLUĞUN KOMŞUSUDUR'
Hem de onlar uyanmışlar; siz uykudasınız, rüya görüyorsunuz. Hem de fikr-i milliyetle müttefik (birleşmiş) ve kavîdirler (kuvvetlidirler); siz, ihtilâfla (sürtüşmelerle) şimdilik boşsunuz. Hem de galebe etmek istiyorsanız; onların sizi mağlup ettiği silah ile yani akıl ile, fikr-i milliyet (milliyet fikri) ile, meyl-i terakki (yükselme meyli) ile, temayül-ü adalet ile (adalete yönelmekle) mağlup edebilirsiniz.
Hem de dostluğun sebebi vardır. Zira komşudurlar. Komşuluk, dostluğun komşusudur. Hem de onlar uyandılar, dünyaya yayıldılar, terakkiyat tohumlarını topladılar, vatanımızda ekecekler. Bizi medeniyete mecbur, terakkiye ikaz, bizdeki fikr-i milliyeti hüşyar ediyorlar (uyandırıyorlar). İşte şu noktalara binaen, onlarla ittifak etmek lazımdır. Hem de bizim düşmanımız ve bizi mahveden, cehalet ağa ve oğlu zaruret (fakirlik) efendi ve hafidi (yardımcısı) husumet beydir. Ermeniler bize düşmanlık etmişlerse, şu üç müfsidin (bozguncunun) kumandası altında yapmışlar." diye sosyal bağların ve zamanın gereğinin Ermenilerle ittifak etmek olduğunu belirterek, bunun zıddına oluşan düşmanlıkların, Kürtlerdeki, cahillik, fakirlik ve düşmanlık hastalıklarından kaynaklandığını belirtir.
Özelde Kürtlerin, genelde İslam toplumlarının en büyük düşmanlarının cahillik, fakirlik ve ihtilaflar olduğunu, cahilliğin İslam ile aydınlanmış bilgi, fakirliğin sanat, tarım ve ticarete verilecek önem ile ve ihtilafın, sürtüşmelerin ise ittifak, birlik silahlarıyla yenilebileceğini söyler. "Amma, komşularımız ve bizi teyakkuz ve terakkiye sevk eden Ermenilerle kemal-i memnuniyetle dost olup el ele vereceğiz. Zira husumette fenalık var. Husumete vaktimiz yoktur." der. Milliyet fikri ile uyanmış bir Ermeni'nin himmetinin, gayret ettiği şeyin bütün milleti olduğunu, sanki milletinin küçülerek ona dönüştüğünü ve onun kalbinde yerleştiğini söyler. Bu şekilde uyanmış, yüksek düşünen bir Ermeni'nin, kolaylıkla hayatını, ruhunu milleti için feda edebileceğini belirtir. "Ermeni fedaileri o kadar fenalık ettikleri halde, şimdi en muteber onlar oldular. Zehirlerine tiryak (ilaç) nazarıyla bakıldı." sorusuna ise, "Yaptıkları kötü işlerin gizli toplumsal bir yarayı açığa vurduğunu ve İkinci Meşrutiyet'in ilanı gibi bir iyiliğin oluşmasına katkı yaptığını, ancak bundan sonra onların da eski yanlışlarından vazgeçmeleri gerektiğini..." söyler.
İkinci Meşrutiyet'ten sonra Ermenilerin kaymakam ve vali olmalarını yadırgayan bir soruya ise Meşrutiyet'in milletin hâkimiyeti olduğunu, hükümetin vali ve kaymakamının ise ücretli hizmetkârlar olduğunu söyleyerek, saatçi ve makineci ve süpürgeci oldukları gibi kaymakam ve vali de olmalarında bir sakınca olmadığını belirtir. Netice olarak, etik yönüyle ve inancımızdan gelen bir zorunluluk olarak, tüm gayrimüslimler ve Ermeniler, Müslümanlar için canı, malı, ırzı bizlerin zimmetinde olan vatandaşlarımızdır. Değil onlara karşı ırkçı yaklaşımlarla dışlayıcı, ürkütücü bir tavır almak, aksine onlara yönelik ayrımcı muamelelere karşı yanlarında olmak bizlere yakışandır.
Osmanlı'nın son dönemlerinde, Batı'dan gelen ırkçılık virüsünün toplumun içine girmesiyle Türklere "ırkçılık" aşılayanlar, Araplara giderek "Arapçılık", Ermenilere ise "Ermenicilik" aşılamışlardır. Toplum olarak aynı menfur odakların oyununa gelmiş, bazı çetelerin yaptığı zulümler sebebiyle, bu zulme katılmamış, hatta taraftar bile olmayan insanlara yerlerinden yurtlarından edilerek büyük bedeller ödetilmiştir. Daha sonra Varlık Vergisi mezalimi ve sonrasında 6-7 Eylül Olayları ile tüm gayrimüslimler gibi Ermenilere de ciddi acılar yaşatılmıştır. "Bütün bunları derin devlet yaptı!" bahanelerinin arkasına saklanarak kendimizi aklayamayız. Hrant Dink'in katli sonrasında muhterem eşi Rakel Hanım'ın dediği gibi "bir çocuktan katil çıkaran" ortamı, havayı, anlayışı sorgulamamız gerekir. Medeni bir topluma yakışan, geçmişin hataları üzerinden kan davası gütmek ve acıları yarıştırmak değil, karşılıklı empati ile yanlışlarla yüzleşmek, geleceğe dönük barış içinde yaşanacak bir iklimi inşa etmektir. İmparatorluk bakiyesi çok dinli, çok dilli bir toplumun devamı olmak yönüyle bu konuda tarihi altyapı vardır. Yeter ki, başkalarını aşağılamayı esas yapan ırkçı düşünceleri, zihin dünyamızdan ve şuur altımızdan tümüyle çıkartıp bu virüsten temizlenebilelim...
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | 526c3df58c3c | [
"c4",
"culturax",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Gittiği yerde başlayan bir aşk hikayesi…
Filmevi Yapım şirketi tarafından yapımcılığını Erol Demir’in üstlendiği, yönetmen koltuğunda ise Filiz Gülmez Pakman’ın oturduğu “Rüzgarın Kalbi” dizisi genç kadrosu ve aşkı yaşayan herkesin içini titretecek özgün hikayesi ile çok yakında ekranların vazgeçilmezleri arasında yer alacak.
Hikayenin senaryosu ile dalgalar taze bir rüzgarla kıyılara vurup, aşka yeniden hayat vermeye hazırlanıyor.
Her şeye sahip, başarılı genç bir adamın hayatında bir anda güneş hiç doğmamak üzere batarsa… Ya sonra? Rüzgar’ın Kalbi “Bittiği yerde başlayan bir aşk hikayesi…”
FOX’un iddialı projelerinden biri olan dizinin çekimlerinin bir bölümü Bosna Hersek’te gerçekleştirildi. Dizinin oyuncu kadrosu ise oldukça güçlü isimlerden oluşuyor. Başrollerini Burak Serdar Şanal ve Deniz Baysal’ın paylaştığı dizide, Cezmi Baskın, Ahmet Saraçoğlu, Başak Daşman, Batuhan Begimgil, Funda Şirinkal, Ebru Aykaç, Turgut Tunçalp, Müge Akyamaç, Mehmetcan Mincinozlu, Seçil Buket Akıncı, Özlem Mahmutoğlu, Zeynep Elçin, Erdi Bolat, Doğu Alpan, Mert Asker gibi birçok ünlü oyuncu rol alıyor.
Burak Serdar Şanal Hakkında, Burak Serdar Şanal Kimdir ? Burak Serdar Şanal Biyografi 28 Ağustos 1988 İstanbul doğumludur. Maltepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği İngilizce Lisans Bölümünde […]
Deniz Baysal Hakkında, Deniz Baysal Kimdir ? Deniz Baysal Doğum Yeri: İzmir Deniz Baysal Doğum Tarihi: 05 Nisan 1991 Deniz Baysal Burç: Koç Deniz Baysal […]
Cezmi Baskın Hakkında, Cezmi Baskın Kimdir ? Cezmi Baskın Biyografi 11 Mart 1949 İstanbul doğumludur. Tiyatroya Bakırköy Halk Evi’nde amatör olarak başlamıştır. İstanbul İktisadi ve […]
Ahmet Saraçoğlu Hakkında, Ahmet Saraçoğlu Kimdir ? Ahmet Saraçoğlu Biyografi 20 Eylül 1975 Ankara’ da dünyaya gelmiştir. Tam adı Ahmet Yelan Saraçoğlu’ dur. İstanbul Kabataş […]
Başak Daşman Hakkında, Başak Daşman Kimdir ? Başak Daşman Biyografi 10 Nisan 1981 İstanbul doğumludur. Mimar Sinan Üniversitesi Sanat Tarihi, Müjdat Gezen Oyunculuk Bölümü eğitimleri […]
Batuhan Begimgil Hakkında, Batuhan Begimgil kimdir? Batuhan Begimgil Biyografi 1991 Eylül ayında İstanbul’ da dünyaya gelmiştir. Babası Makine Mühendisi sanayici annesi ise ev hanımıdır. İstanbul […]
Funda Nereida Şirinkal Hakkında, Funda Nereida Şirinkal kimdir? Funda Nereida Şirinkal Biyografi 1971 yılında Avustralya’nın Melbourne şehrinde dünyaya gelmiştir. İzmir Güzel Sanatlar Fakültesi tiyatro bölümü […]
Ebru Aykaç Hakkında, Ebru Aykaç kimdir? Ebru Aykaç Biyografi 7 Şubat 1975 Manisa doğumlu güzel oyuncudur. Celal Bayar Üniversitesi, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’ndan eğitim […]
Turgut Tunçalp Hakkında, Turgut Tunçalp kimdir? Turgut Tunçalp Biyografi 12 Mayıs 1976 Sakarya doğumludur. Özel Drama Tiyatrosu’ndan mezun olmuştur. Bir çok yapımda rol alan oyuncu […]
Müge Akyamaç Hakkında, Müge Akyamaç kimdir? Müge Akyamaç Biyografi 25 Haziran 1963 İstanbul doğumludur. Eğitimini Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Yönetimi Bölümü’nden alarak mezun […] | 9d656e1420eb | [
"c4",
"culturax",
"hplt2"
] |
Bu aralar hava soğuk ve yağışlı, arada öyle günler oluyor ki baharı yaşıyoruz,sonra yine yağmur.Çok soğuk olunca klima yetersiz kalıyor.Ben üşürüm aslında ama artık alıştık sanırım ya da iklim yumuşadı, eskisi kadar soğuk gelmiyor Fethiye.Gelince yakıyoruz şömineyi.
2013 girdi ben bir kere partiyle iki kere özel, huzur evine gittim ocak ayında.Orada ressam Şükran Akannaç var ve benim için özel bir insan.O bir cumhuriyet kızı..Bir dönem soğuk seramik atölyesinde hocamdı.Çok severim, ileride ki hayatımda idolüm :)) Aşağıda resmi var.. Annemle gittiğimizde çektim.
Yazıya böyle başlamışım ama devamı gelmemiş kaç gündür.Aslında resimler süper ama benim bu ara insanlarla problemlerim var.Bu yüzden bu güzel resimlere güzel şeyler yazamayacağım bu akşam.Resimler 2. Karagözlerden, bir arkadaşın evinden.
Bu da onun köpüşü...Adını hatırlayamadım.
Bu arkadaşım çok zevkli biri, avize İtalyan tasarım bir kaç da seramik obje vardı bayıldım.
İzin isteyip sizler içinde paylaştım.
Tülin Hanımın evi..
Bazı seramik çalışmaları da vardı,o resimleri bulamadım.
Bunlar onun okuduklarından ve seçtiklerinden.
Bir günde Mihri Hanıma gittik.Bu yap-bozu çalışıyormuş bu ara..
Etaminlerini zaten biliyorsunuz... Etamin sergisi
Şükran Teyze huzur evinde yaşayan bir ressam.Ellerini göstermesinin sebebi annemin ördüğü eldivenler...
Bunlarda huzur evinin duvarına Şükran Teyze'nin boyadığı resimler.
Annem bana gelirken bu şalı almış.Renkleri ve şekli çok güzeldi,hemen her gün kullanıyorum burada..
Bunlar kayaköyden, bir yürüyüşten sonra uğradığımız eski komşularımızdan.Öyle güzel kokuyorlardı ki çiçeğin bile doğal olanını tercih etmemiz gerekli diye düşündük.Üç gün boyunca evin içi kokudan geçilmedi.
Çal dağı..
Bir Üzümlü yürüyüşünden..
Zentera kadın dayanışma derneğinde Uzunbeyle başbaşa bir kahvaltıdan.
2. El pazarından...
Matisse cafeden başka bir kahvaltı zamanı..Mesleki bir davetti ... :))
Kalabalıktık.
CHP Muğla kadın kolu toplantısından...
Bilin bakalım ben hangisini aldım.. İsteyenler için telefon numarası da almıştım ama şu an bulamıyorum.Her gidişte bir tane almaya karar verdim.Mavi olmaları da süper :)) 36 lira.. 30 'a aldım.(Bize doğru sağdan ikinci..)
Muğla vitrinlerinden...
Toplantı yaptığımız salon.
Yağmur altında alan çalışması yaptık ve o harika müzesinin önünden geçtik.Kimse bilmez ama Muğla da dinazorlar yaşamış ve kazıları müzede
sergileniyor..Yolu düşenlere özenle duyurulur...
Belediye Salonundan toplantı görüntüleri.
Konakaltı Hanı
Pazarda Bergamut görünce resmini çektim.
Bu kahve keyfi dönüşten.
H2O diye belediye altında yeni bir yer açıldı.Bizde Rana ile yemeğe gittik. Salata yedim ben çok güzeldi .
Bu güzel likör kadehlerini yeni aldım.
Bunlar da bana Muğla'dan hediye edildiler.. Muğla kadın kollarından arkadaşım likör kadehi ve içki şişesi koleksiyonu yaptığımı duyunca bu buluşmamızda bana özel getirdi.Likör şişesi aileden kalma, oldukça ince camdan.Aklım çıktı kırılacak diye.
Burası bizim sık gittiğimiz escape cafe-koca çalış-kahvaltısı çok güzel.
koca çalış plajı
escape' te kahve keyfi
Ares'in arkadaşı Tekila.
Kitaplık kurdu için..
Kahve keyfi..
Bu da başka bir gün.
leylak dalları.. :))
Cuma gecesi Mavikuş yemeği Kuzey restaurantta..22 şubat
Bu hafta sonu pazar günü İkea alışveriş- Salvador Dali sergisi turundayız. 24 şubat -İzmir
Üç gecedir dışarıdaydık,
1- Gülderen in doğum gününü kutladık
2- Nazım Hikmet 111 yaşında gecesine katıldık.
3- Murat Karayalçın konferansı vardı.
bu hafta rekor kırıp sadece bu gece evdeyim :))
Perşembe bir arkadaşımızda oturmaya gidiyoruz.
Cuma akşamı mavikuş gecesi.. | 4565a612d158 | [
"c4",
"hplt2"
] |
HDP kongresinde çok sayıda medya kuruluşuna ambargo uygulamasına tepkiler sürüyor.
Milletin bilgilenme hakkını yok sayan HDP’ye Uluslararası Medya Enformasyon Derneği'den de tepki geldi.
Dernekten yapılan açıklamada, ''Hendek vesayetine, terör ve ırkçılığa karşı çıkan; kardeşlik, hak ve adaleti önceleyen medya kuruluşlarına HDP tarafından uygulanan sansürü kınıyoruz.'' ifadeleri yer aldı.
Yapılan açıklamanın tamamı şu şekilde;
HDP’nin “Türkiyeleşme” ve “Çoğulculuk” projelerinin; ‘HDP 2. Olağan Kongresi'nde pek çok basın kuruluşuna uygulanan akreditasyon engeliyle sözden ibaret olduğu belgelenmiştir. HDP anlaşılan Türkiyeleşme değil Suriyeleşmeyi, çoğulculuğu değil tek sesliliği istiyor. HDP'yi anlaşılan demir perde ülkeleri yönetiyor olacak ki, kongresinde bazı medya kuruluşlarına ambargo uyguluyor.
Hendek vesayetine, terör ve ırkçılığa karşı çıkan; kardeşlik, hak ve adaleti önceleyen medya kuruluşlarına HDP tarafından uygulanan sansürü kınıyoruz. UMED olarak ayrımcılığı reddediyor, özgür basına getirilen ambargoyu büyük bir talihsizlik olarak görüyoruz. Milletin bilgilenme hakkını yok sayan HDP’yi uyarıyor ve hatırlatıyoruz:
Akreditasyon uygulaması; çağ dışıdır, özünde millete karşı alınmış talihsiz bir karardır. HDP bu yanlıştan derhal dönmelidir. Düşünce ve ifade özgürlüğünün kullanılmasının başlıca yolu olan basın ve yayın özgürlüğü temel insan haklarındandır. Herkes, bilgi edinme ve haber alma, özgür düşünce, ifade ve serbest eleştiri hakkına sahiptir. Bu hakkı engellemek tek kelimeyle gerçekleri perdelemek ve basın özgürlüğünü hiçe saymaktır.
Aslan Değirmenci
Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) Başkanı
Kaynak : Haber7 | c84c70e747ec | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Rusya, Ermenistan ile ortak hava savunma sistemi kurulması için harekete geçti
Rusya Hükümet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistan ile partner gökyüzü koruma sistemi oluşturulması amaçlı imzaların atılmasını talep etti. İmzaların atılmasının sonrasında Rusya ile Ermenistan, Kafkas kısmında partner gökyüzü koruma sistemine sahip olacak.Putin'in verdiği emirde, "Kafkaslar bölgesi toplanmış güvenliği amaçlı Rusya-Ermenistan yerel partner koruma sisteminin oluşturulması sözleşmesinin Rusya tarafından onay edildiği" belirtildi.
Ayrıca Rusya Koruma Bakanlığı'na Rusya Dışişleri Bakanlığı katılımıyla Ermenistan tarafıyla müzakere inşa etme ve sözleşmeyi imzalama yetkisi verildi.
Daha öncesinde Rusya, Kazakistan ve Ermenistan'ın partner gökyüzü koruma sistemi kurması gündeme gelmişti.
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | 42e560d1091f | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Fransa cumhurbaşkanıyla beraber Charles Aznavour da Ermenistan’a geliyor
ITAR-TASS’ın verdiği habere göre; Fransalı Ermeni şansonye Charles Aznavour Fransa cumhurbaşkanı Nicola Sarkozy’ye Ekim ayında Ermenistan’a yapacağı ziyaret esnasında refakat edecek.
NEWS.am daha önce, 28 Eylül’de Paris’te dünyaca ünlü şansonye Charles Aznavour’un «Olypia» Konser Salonunda bir konseri gerçekleştirdiğini bildirmişti. Emenistan’ın Bağımsızlığının 20. Yıldönümüne ithaf edilen konserde Ermenistan ve Fransa cumhurbaşkanları Serj Sarkisyan ve Nicola Sarkozy hazır bulundular. Başkanlar dışında konserde Fransa’nın eski Erivan Büyükelçisi Henry Cuny yanısıra AGİT Minsk Grubu eşbaşkanı Bernard Fassier de hazır bulundular.
2.5 saat süren konser sıcak ve dostane bir ortamda geçti. Charles Aznavour farklı yıllara ait eserlerini bir saat icra etti, ancak seyirciler ayakta alkışlarıyla sahneden uzaklaşmasına izin vermediler. Aznavour’la beraber konsere Fransız müzisyenler Bénabar, Julien Clerc, Liane Foly, Patrick Fiori, Hélène Segara, Hasmik Papyan, Vardan Mamikonyan vd. de katıldılar.
Ermenistan cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın 27 Eylül’de Fransa’ya iki günlük resmi bir ziyarette bulunduğunu kaydedelim.
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | 2032391e016a | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Eskişehir Vergi Dairesi Başkanlığının örgüt yapısı pilot uygulama kapsamında "Vergi Dairesi ve Tahsil Dairesi" olarak yeniden düzenlenmiş Yunus Emre, 2 Eylül, Battalgazi ve Taşbaşı Vergi Dairesi Müdürlükleri 06.02.2015 tarihi itibarıyla kapatılarak mükellefleri yeni örgüt yapısıyla 09.02.2015 tarihinde faaliyete başlayan Eskişehir Vergi Dairesi Başkanlığına devredilmiş olup Merkez ve Çarşı Şubelerinin açılışı yapılmıştı.
Bu defa, Çifteler ve Sivrihisar İlçe vergi dairelerinin vergi dairesi müdürlüğü olarak faaliyetleri 09.08.2015 tarihi itibariyle sona erdirilmiş olup adı geçen birimler 10.08.2015 tarihinden itibaren Eskişehir Vergi Dairesi Başkanlığına bağlı Şube olarak aynı adreslerinde faaliyetlerine devam etmektedirler.
Eskişehir Vergi Dairesi Başkanlığı Haberleşme Bilgileri de güncellenmiştir.
Yeni iletişim bilgilerine ulaşmak için tıklayınız. | 378c2ce4bc5b | [
"c4",
"hplt2"
] |
Mavi Göz Kalemi ile Yapılan Makyaj9/10/2016
Mavi göz kalemini çok severim. Böyle hafif metalik, elektrik mavisi bir havası olduğunda tadından yenmez. Gözleri vurgulamak ve farklılık için ara sıra göz altına kullanmakta sakınca görmüyorum. (Bir de bir zamanlar mavi rimele takmıştım, işte burada) Ama tabi tüm göz etrafını mavi göz kalemiyle çevrelemek için lütfen gece makyajını tercih edin. Yoksa araba farı gibi etrafta dolaşırsınız mazallah!
Chloe Grace Moretz'e bu göz makyajını çok yakıştırdım. Siz nasıl buldunuz? | 5d97dc74b9bf | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Şişli Spor Kulübü Genel Kurulu Yapıldı
Yeni yönetim şu isimlerden oluşuyor: Karun Kovan, Alen Tekbıçak, Jirayr Kılıçdağı, Roy Madgaşyan, Meline Kovan, Tamar Karasu, Arlin Şahbaz, Ara İsaoğlu, Atilla Demir, Jan Mitilyan, Diana Altun, Dayk Miricanyan, Hampar Hampikyan, Arto Pehlivanyan, Aren Dellaloğlu.
Şişli Spor Kulübü 38. olağan genel kurulu dün akşam Esayan Derneği salonunda yapıldı.Genel kurulun divan başkanlığına duayen başkan Arman Manukyan seçilirken 2. başkanlığa Dr.Aram Fındık ve sekreterliklere ise Tamar Karasu ve Diana Altun seçildiler.
Saygı duruşu ardından 2010-12 yönetimi olarak Genel Sekreter Jirayr Kılıçdağı 2 seneleik idari ve mali rapor ile yapılan faaliyetleri detaylı bir şekilde okudu.Yapılan açık oylama ile 2010-12 donemi yönetim kurulu oybirliği ile ibra edildi.
Daha sonra söz alan Divan Başkanı Armana Manukyan duygulu bir konuşma yaparak 15 yaşında kendisini kulübe kazandıran rahmetli başkan Jirayr Ohanyan Çakır dan bahsetti.
Daha sonra Dr. Aram Fındık da söz aldı ve geçmişten geleceğe uzanan yolda Şişli Kulübünün önemli bir yolda olduğunu ve başarılarını takdir ettiğini söyledi.
Daha sonra yapılan yönetim kurulu onur kurulu ve denetleme kurulu seçimleri sonucunda yönetim kuruluna seçilen ve 2 yıl boyunca Şişli Kulübünü yönetecek olan üyeler oybirliği ile seçildiler.
Yapılan seçim sonunda Başkan Dt.Karun Kovan söz alarak katılan tüm üyelere teşekkür etti ve geçmişimizi unutmayacağız ama günümüz şartlarına da uygun hareket etmeye çalışacağız dedi.
Şişli Spor KUlübü yönetim kurulu üyeleri görev dağılımını önümüzdeki günlerde yapacaklar.
Yeni yönetim şu isimlerden oluşuyor;
Karun Kovan, Alen Tekbıçak, Jirayr Kılıçdağı, Roy Madgaşyan, Meline Kovan, Tamar Karasu, Arlin Şahbaz, Ara İsaoğlu, Atilla Demir, Jan Mitilyan, Diana Altun, Dayk Miricanyan, Hampar Hampikyan, Arto Pehlivanyan, Aren Dellaloğlu
Karun KOVAN [karunkovan@ttmail.com]
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | b05b8e31591e | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
08/09/2016 tarihli ve 29825 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2016/9153 sayılı Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa Ekli (I) Sayılı Listede Yer Alan Bazı Mallarda Uygulanan Özel Tüketim Vergisinin Belirlenmesine Dair Karar ile; % 18 KDV oranına tabi konutların 31/3/2017 tarihine kadar teslimlerinde vergi oranı % 8’e indirilmiş ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (I) sayılı listede yer alan benzin türleri, motorin türleri, LPG (Otogaz) ile akaryakıt harici petrol ürünlerinin ÖTV tutarları artırılmıştır.
Söz konusu Karara ulaşmak için tıklayınız.
Açıklayıcı bilgi notuna ulaşmak için tıklayınız. | 51724df2918e | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Bütün duygularını kaplayan bir his kıldığı bu sabah namazının onun son namazı olduğunu fısıldıyordu ruhuna. Anlam veremediği bir duygu seli içindeydi. Dalgındı, bir vecd hali yaşıyordu.
Otuz-otuz beş yaşlarındaki, nurlu yüzü simsiyah sakallarla kaplı sevimli ve genç imamlarının halinde bir olağanüstülük olduğunu cami cemaati de fark etmişti. Her sabah Molla Cüneyt’in arkasında namaza duran bazı gençler muhabbet dolu, ama şaşkın gözlerle hocalarını süzüyorlardı.
Molla Cüneyt namazdan sonra her sabah yaptığı gibi salavatlar eşliğinde cemaatiyle musafahalaştı. Sonra sakin adımlarla evinin yolunu tuttu. Serin, hoş bir hava vardı. Gökyüzündeki şafak kızıllığı yavaş yavaş siliniyor, hava aydınlanıyordu.
Molla Cüneyt evinin olduğu sokağa girince arkasında hafif bir tıkırtı duydu. Sonra patlayan bir silah sesi… Vınlayarak vücuduna saplanan kurşunlar… Önünden geçtiği bir duvara tutundu Molla Cüneyt. Vücudunu kaplayan sımsıcak kanlara dokundu elleriyle. Aydınlık, rabbani bir gülümseme belirdi yüzünde.
----- İnna lillahi ve inna ileyhi raciun! dedi.
Evinden tarafa baktı. Çocuklarını son bir defa görmeyi ne kadar çok istiyordu. Birkaç adım attı. Başı döndü. Haykırarak kendisine doğru koşan insan sesleri duydu. Onlara bakmaya çalıştı. Lakin yapamadı. Duvara tutuna tutuna çöktü. Gözlerini kapattı. Yüzündeki gülümseme gittikçe genişledi, öylece dondu kaldı.
Ertesi gün milliyetçi gazeteler Molla Cüneyt’in şehadetiyle ilgili şu haberi veriyorlardı. Aynı kalemden çıkmış gibi aynı sözcük ve cümlelerle…
‘’Molla Cüneyt adlı Hizbul-kontra mensubu sabah saatlerinde polis karakolundan çıkarken yurtseverler tarafından infaz edildi! ‘’
Birkaç hafta sonra… Küçük dağ kasabasında gece siyah bir örtü gibi her şeyi karanlığa gömmüştü. Evi kasaba mezarlığının kenarında bulunan doktorun hanımı nedenini bilmediği bir hisle birden uyandı. Gözlerini kırpıştırarak etrafına bakındı. Eşi ve çocukları uyuyorlardı. Onları uyandırmamaya çalışarak yataktan çıktı.
‘’Temiz bir hava alayım bari’’ diye düşündü. ‘’ Sonra tekrar uyurum. Bu mezarlık da insanı korkutuyor. Mezarlığın kenarında ev kiralanmaz ki!’’
Doktorun hanımı ürkek adımlarla balkona çıktı. Ancak balkona çıkmasıyla çığlık çığlığa içeri kaçması bir oldu. Korkuyla yatağından fırlayan doktor uyku sersemliğinin verdiği panik ve şaşkınlıkla hanımının kollarından tuttu.
----- Ne oldu? Diye bağırdı.
Genç kadının dili tutulmuştu. Sadece parmağıyla dışarıyı gösterebildi. Doktor dışarı baktı. İşte o zaman dışarının ışık denizi içinde yüzdüğünü fark etti. Ürperti içinde gözlerini ışığa dikti. Korktuğu halde balkona yöneldi.
Kasabanın mezarlığından göğe bir ışık sütunu yükseliyordu. Gözleri kamaştıran, değişik, dünyevi olmayan bir ışıktı bu. Işıktan çok bir nurdu. Doktor dikkatli bakışlarını mezarların arasında gezdirdi. Işığın kaynağını araştırıyordu. Nur sütunu birkaç hafta önce öldürülen Molla Cüneyt’in mezarından göğe yükseliyordu.
Çoşkun, ağlamaklı bir fısıltı doktorun titrek dudakları arasından döküldü:
----- Bir mucize bu! Gerçek bir mucize…
Bir saat içinde bütün kasaba halkı uyanmıştı. Tekbirler, salavatlar, gözyaşları içinde edilen dualar bütün kasabayı sarmıştı. Hıçkırıklar içinde yere kapanıp Allah’a secde edenler de vardı. Herkes bunun bir mucize olduğunu biliyordu. Sadece bir mucize değildi olan. Bir uyarı ve bir müjdeydi de aynı zamanda… Uyarıydı; Molla Cüneyt’in düşmanlarına, onu mazlumca öldürenlere bir uyarı… Yollarının, davalarının batıl olduğuna dair bir uyarı! Ve bir müjdeydi; o azizin dostlarına, dava kardeşlerine bir müjde… Cennetin yolcusu olduklarına olan ümit ve inançlarını güçlendiren bir müjde!
Kasaba halkındaki coşku ile vecd hali sabaha kadar sürdü. Sabah ezanına doğru ışıktan sütun yavaş yavaş alçaldı, sonra Molla Cüneyt’in mezarı içinde kayboldu.
NOT: Işıktan sütun mucizesini bizzat olaya şahit olan şehidimizin yakınlarının ağzından duydum… (Batman Rehber) | be9edfe562bf | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Devlet şiddeti ve pogrom: 6-7 Eylül
Güven Gürkan Öztan - gurkan.oztan@gmail.com
Baba geliyor eve yüzü solgun, belli ki kalbindeki acı gözlerinin ferini söndürmüş. İlk talimatı “bütün ışıkları yakın, Türk bayrağını getirip asın” oluyor. Ve o bayrağın arkasında bütün gece olup bitenleri izliyor. Ohannes’in çocuk sayılabilecek yaşta tanık olduğu bu facia, çok daha beterini yaşayan ailelerin anıları ile birlikte Türkiye’nin yakın tarihine saplanan kanlı bir hançerin açtığı kocaman yara…
Kurtuluş’ta bir apartmanın üçüncü katı, dörtlü gaz ocağı sonuna kadar açılmış, her birinde kocaman tencerelerle su kaynatılıyor. Kezzap şişeleri yukarıda; aslında o şişeler apartmanın altındaki çamaşırhanenin havuzunu temizlemek için bodrum katında tutulurmuş hep. Yağma, talan ve saldırılara tanık olarak bin bir meşakkatle evine ulaşan Ohannes annesine ocakta kaynatılan suyu ve kezzap şişelerini soruyor. Anne mezarlık kenarında öğlenden itibaren bekleyen ama saldırılara müdahale etmeyen kolluk kuvvetlerini gösterip “kaynar sulara, kezzap şişelerine kaldı işimiz diyor.” Sonra baba geliyor eve yüzü solgun, belli ki kalbindeki acı gözlerinin ferini söndürmüş. İlk talimatı “bütün ışıkları yakın, Türk bayrağını getirip asın” oluyor. Ve o bayrağın arkasında bütün gece olup bitenleri izliyor. Ohannes’in çocuk sayılabilecek yaşta tanık olduğu bu facia, çok daha beterini yaşayan ailelerin anıları ile birlikte Türkiye’nin yakın tarihine saplanan kanlı bir hançerin açtığı kocaman yara… Evet, 6-7 Eylül olaylarından bahsediyorum, kendi ülkesinde açık hava zindanına kapatılıp en ağır işkencelere maruz kalanların travmatik tarihinden…
Bilmemek, yüzleşmemek
6-7 Eylül pogromunun izleri Türkiye’nin kolektif hafızasından uzun süre silinmeye çalışıldı. Hatırlamamak, konuşmamak, üzerine yazmamak özetle yüzleşmemek temel strateji olarak belirlendi. Önce Demokrat Parti hükümeti tüm saldırıların arkasındaki planı bilmesine ve yönetmesine rağmen suçu sosyalistlerin üzerine attı ve bu bahaneyle solcu avına çıktı. Sonra devlet, 27 Mayıs’ı takiben Yassıada Mahkemeleri ile 6-7 Eylül’ün tüm suçunu Demokrat Parti’nin üzerine atarak ellerini temizledi. Hâlbuki 6-7 Eylül, tıpkı 1915 gibi bir devlet projesiydi; Demokrat Parti ise bu politikanın operasyonel kısmında görevli yürütme gücü. Toplumsal zeminde 6-7 Eylül’ü ‘hatırlamama’ eğiliminin öznelere göre değişen nedenleri vardı şüphesiz. Örneğin 6-7 Eylül’de dükkânlarına, evlerine, ibadethanelerine saldırılan gayrimüslimlerin Türkiye’yi terk etmemek için direnenleri, yaşamlarına devam etmek için unutmayı tercih etti.
Beraber yaşadığı insanların böylesine saldırganlaşacağını her an akılda tutarak bu topraklarda yaşamak imkânsızdı ne de olsa. Bir kısmı da çekindikleri, ürktükleri için konuşmamayı yeğledi. 6-7 Eylül ile ilgili korkunç bir anı anlatırken dahi temkinli ve tereddütlüydüler. Kendilerine saldıranlar kadar koruyanları da vurgulamaları vefa kadar temkinli olmanın da bir sonucuydu. Bir de failler ya da pogromun sonrasındaki sosyo-ekonomik dönüşümden bir şekilde yararlananlar var elbette. Faillerin önemli bir kısmı 6-7 Eylül’den epey kârlı çıktı. Sadece yağmacıların elde ettiği ‘ganimet’ten bahsetmiyorum; bu korku atmosferi sonrasında evini, dükkânını değerinin altında satıp giden gayrimüslimlerin mülkleri üzerinden zengin olanları da fail statüsüne katıyorum. Bir de bugün özellikle orta ya da orta alt sınıf gayrimüslimlerin 6-7 Eylül ya da 1964 sonrasında bıraktıkları evlere yerleşen, taşra kökenli yoksul aileler var. Şimdi oturdukları binaların bir zamanlar kendileri gibi yaşama tutunmaya çalışan insanların anılarını sakladığından bihaberler.
6-7 Eylül özelinde Türkiye’de akademiye de uzun süre sessizlik hâkimdi. Gayrimüslimler üzerine çalışmak, devlet anlatısının dışına çıkmak epey müddet çok da cesaret edilen bir şey değildi. Neyse ki Ayhan Aktar hoca gibi kıymetli isimlerin öncülüğünde 6-7 Eylül daha çok konuşulur oldu. Sonrasında akademik niteliği yüksek tezler yazıldı. Dilek Güven’in bu anlamda katkısı özellikle not edilmeli. Can Dündar’ın yaşananları derleyip toparlayan ve aktaran belgeselini de listeye katmalı.
Politik bir strateji olarak dehşet
6-7 Eylül pogromunun ana hatlarını kavramak, Türkiye’de ‘devlet aklı’nın nasıl çalıştığını da izah etmesi açısından da önemli. 6-7 Eylül sadece belirli bir zamanda gayrimüslimlere karşı gerçekleştirilmiş bir saldırının sembolik tarihi değil; operasyonel hale getirilen devlet şiddetinin sıkça tekrarlanan örnekleri arasında kurucu bir tecrübe. Kısaca özetlersem; devlet menfaati olarak görülen bir amaca ulaşmak için önceden kamuoyu oluşturmak ilk adım. Burada ziyadesiyle kullanılan vasıta elbette kitle iletişim araçları; 6-7 Eylül hadisesi öncesinde Kıbrıs’a dair basında çıkan haberler bu çerçevede çok belirgin bir örnek. Rum esnafın; Patrikhanenin ve kiliselerin Kıbrıs’taki Rum çeteleri için para topladıklarına ilişkin basında yapılan asılsız haberler 6-7 Eylül’de ibadethanelerin ve işyerlerinin yıkımında etkili olmuştur. Buradaki zincirin daha sonra başka olaylarda da devreye sokulduğuna şahit olduk. Semt pazarlarındaki Kürt esnafın PKK’ye para gönderdiği; popüler Kürt sanatçıların örgüte maddi destek olduğu haberleri hafızamızda.
İkinci olarak ‘sivil’ görünümlü örgütlenmeler ile eylemleri yönetmek 6-7 Eylül’de ve sonrasında sıkça gördüğümüz bir taktik. Kıbrıs Türktür Derneği, 6-7 Eylül öncesinde Rumların ve diğer gayrimüslimlerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde şube açarak talan ve saldırıların üsleri haline geldi. Milli Türk Talebe Birliği gibi milliyetçi mukaddesatçı oluşumların da bu süreçte yadsınamaz rolü var. Böylece resmi görevliler tarafından çıkarılan listeler, sivil görünümlü bu örgütler marifetiyle saldırı noktalarını kesinleştirmiştir. “Burada gâvur yok” diyen vicdan sahiplerine “ama listede var diyor” şeklinde cevap verenlerin malumatı böyle resmi bir makamdan devşirilmiştir.
Üçüncüsü devlet şiddetini taşerona vererek hukuku askıya almak olarak özetleyebileceğimiz bir durum yaratılır. Emniyet güçleri ve askerler, emir almadıklarını gerekçe göstererek saldırılara müdahale etmezler. Böylece saldırganlar tarafından gerçekleştirilen eylemlerin bir çeşit himayecisi konumuna gelirler. Kendini karakola kilitleyen polisler; önlerinde yağma, tecavüz olurken yerinden kıpırdamayan askerler bu korkunç hikâyenin muhafızıdır. Hukuk gayrimüslim yurttaşlar için devlet eliyle rafa kaldırılmıştır. Saldırganlara müdahale izini çıktığında ise çoktan iş işten geçmiştir. Güvenlik güçlerinin toplu saldırılarda failden yana tutumlarını sonrasında Çorum’da, Maraş’ta sık sık görmüşüzdür.
Tüm bunların ötesinde devletin tüm planları ve hükümetin organizasyonel kabiliyeti ile tek başına 6-7 Eylül’ü ya da benzer pogromları açıklamak da mümkün değil. Çünkü bizatihi o talana ve saldırılara katılan insanlar arasında gündelik yaşamda gayrimüslim komşusu, ahbabı olanlar var. Kendi tanıdıklarını korumaya çalışırken tanımadığı gayrimüslimlere yapılan saldırılara bizzat katılanlar da zaman zaman bu isimler. Buradan devlet şiddetinin sivillere ihale yoluyla gerçekleştirilmesi için sosyolojik zemin gerektiğini ve bu zeminin de bir şekilde bu topraklarda olduğunu görmek gerekiyor. Alevilere, Kürtlere, Romanlara, şimdi Suriyelilere ve daha nicesine biriktirilen öfkenin devlet manipülasyonu ile benzer saldırılara dönüştüğünü tecrübe ettik, ediyoruz.
Bu ülkede 1915’i konuşurken “biz Ermenileri durup dururken kesmedik” diyen anlı şanlı edebiyatçıları da “affedersiniz Ermeni dahi dediler” diyip ülkenin en yüksek makamına çıkanları da gördük. O yüzden geçmişimizle yüzleşmek çok zor… Bugün Beyoğlu’na, Kurtuluş’a, Büyükada’ya, Yeniköy’e, Çengelköy’e, Bakırköy’e yolunuz düşerse 1955’te yükselen feryatları duyun; korkulu gözlerin içindeki can ağrısını hissedin, yanan, talan edilen kiliselerin duvarına bakın; yerlerdeki top top kumaşları hissedin… Belki o sokaklarda karşılaşırız; kaybolan vicdanlara haberci kuşlar göndeririz birlikte.
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | b0acdb7284a2 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Yüzleşme Labirentine Davetlisiniz
Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, “Barış ve Adalet Haftası” etkinliklerini başlattı. Kampüste kurdukları “Yüzleşme Labirenti”nde Ermeni soykırımından Kürt sorununa, Diyarbakır Cezavi’nden Uludere katliamına birçok temaya yer veriliyor… Ellerimizdeki kanı temizlemek için yüzleşmemiz gerekiyor."Ermenilerden özür dilemenin bir şeyi değiştirmediğini söylüyorlardı mesela. Aslında o özüre baktığınızda, "Ben o tarihin parçasıydım, elimdeki kanı gördüm ve yüzleştim" demektir. Biz barışın böyle olacağını, geleceğini düşünüyoruz."
Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, “Barış ve Adalet Haftası” etkinliklerini başlattı. Kampüste kurdukları “Yüzleşme Labirenti”nde Ermeni soykırımından Kürt sorununa, Diyarbakır Cezavi’nden Uludere katliamına birçok temaya yer veriliyor.
Hüseyin ALDEMİR
İstanbul - BİA Haber Merkezi 26 Mart 2012, Pazartesi
Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) öğrencileri, "Barış ve Adalet Haftası" kapsamında Kuzey yerleşkesinde "insanlığı kirli savaşın labirentlerinden çıkarmak için" yüzleşme labirenti inşa ettiler.
Labirentte, Ermeni soykırımından Kürt sorununa, Diyarbakır Cezavi'nden Uludere katliamına birçok temaya yer verilmiş. Ayrıca temsili bir Uludere mezarlığı yapılmış.
Yüzleşme Koridoru, Direniş Koridoru, Cezaevi ve Uludere Mezarlığı şeklinde inşa edilen labirent dört bölümden oluşuyor. Labirentin çıkışlarından biri F tipi cezaevlerine atıfta bulunan cezaevi bölümüne, diğer ucu ise Uludere Katliamı'nda öldürülen otuz dört kişinin isimlerinin yazıldığı mezarlığa çıkıyor.
Labirent açılışı, "İnadına Barış/Disa Ji Aşita" pankartı taşıyan öğrencilerin basın açıklamasıyla gerçekleşti. Açıklamayı okuyan Özge Kelekçi "Kürt halkının özgürlük tutkusu, Ermenilerin tarih ve hakikat arayışı, Alevilerin, Süryanilerin varlık mücadelesi, devrimcilerin başka bir dünya tahayyülleri, kadınların, LGBT bireylerin şiddete ve yok sayılmaya karşı direnişidir asıl korkulan" dedi.
BÜ Siyasat Bilimi ve Uluslarası İlişkiler Bölümü Öğrencisi Yıldız Sar, "Barış ve Adalet Haftası"nı bianet'e anlattı.
"Bir yanımız cezaevi, bir yanımız mezarlık..."
Tarihteki katliamlarla yüzleşilmesinin gerekliliğini vurgulayan Sar, hesaplaşmayan herkesin bu suça ortak olduğunu vurguladı:
"Bizler bir şekilde bütün katliamlara aşinaydık. Çünkü hep mücadele ediyorduk, görüyorduk. Ama hepsini birden toplu olarak görmek aslında T.C devletinin nasıl katliamlar üzerine kurulduğunu tekrar görmemizi sağladı. "Uludere sonrası büyük bir umutsuzluğa kapıldık. Tekrar o mezarları görmek ve katliamlarla yüzleşmek aslında ne kadar korkunç bir yerde yaşadığımı, yaşadığımızı gösteriyor. Ben de bunun bir parçasıyım. O tarihle yüzleşmediğim, hesap vermediğim sürece ben bunun dışında değilim, ben de bu suça ortak oluyorum. Ellerimizdeki kanı temizlemek için yüzleşmemiz gerekiyor.
"Ermenilerden özür dilemenin birşeyi değiştirmediğini söylüyorlardı mesela. Aslında o özüre baktığınızda, "Ben o tarihin parçasıydım, elimdeki kanı gördüm ve yüzleştim" demektir. Biz barışın böyle olacağını, geleceğini düşünüyoruz."
"Herkes bu koridordan geçiyor, yüzleşiyor"
Sar, yüzleşme labirenti fikrinin nasıl ortaya çıktığını ise şöyle anlattı:
"Bu fikir 'Barışa Ses Ver' etkinliklerimizden esinlenerek ortaya çıktı. Burada asker ve gerilla cenazelerinin olduğu bir mezarlık yapmıştık. Bu defa, Uludere mezarlığı yapalım dedik. Artık parça parça söz söylemek değil, bütünüyle bir şey söylemenin gerekliliğini farkettik. Çünkü, 'hep konuşuyoruz ama kendi kendimize konuşuyoruz' gibi gelmeye başlamıştı. Bir yanımız cezaevi, bir yanımız mezarlık ve bu arada sıkışıp kalmıştık...
"Buradan çıkış, bu hali başkalarına da göstermek. Bunları insanlar görmek ve duymak istemiyor. Bunu yaptık, insanların gözüne sokmak istedik. Labirenti inşa ettiğimiz yer, dikkat ederseniz okulun en işlek ve herkesin geçmek zorunda olduğu bir yer. Dolayısıyla, herkes bu koridordan geçiyor ve gerçeklikle yüzleşiyor." (HA/ÇT)
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | 9dd2dec83105 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Medrese Âlimleri Vakfı (MEDAV), 14’üncü istişare toplantısını Bitlis’in Norşin ilçesindeki Şeyh Abdülkerim Çevik Medresesi’nde yaptı. Kürdistan’da medreselerin önemi ve işlevi hakkında konuşmaların yapıldığı istişare toplantısında, medreselerin ve âlimlerin üzerine düşen tebliğ vazifeleri yerine getirmediklerinden dolayı gençlerin Marksizm ve komünizmin pençesine düştüğü vurgusu yapıldı.
Muş Müftüsünün de katılım gösterdiği toplantının açılış konuşmasını yapan kadiri şeyhi Şeyh Abdülkerim Çevik, farklı il ve ilçelerden gelerek toplantıya katılan tüm âlim, molla, medrese müderrisi ve şeyhlere teşekkür etti.
Çevik, şöyle konuştu: “Medrese ilimleri geçmişten günümüze çok zor ve meşakkatli bir şekilde gelmiştir. 20-25 yıla yakındır medreseler biraz nefes aldı. Ama başka engeller meydana geldi. Son 10 yıldır bir arayış içine girmiştik. Medreselerde gerek ilmi konularda gerekse ahlaki konularda bazı eksikler gördük. Bu eksikleri gidermek için bu vakfı kurduk.” dedi.
Daha sonra konuşan MEDAV Genel Koordinatörü Prof. Dr. M. Halil Çiçek, Moritanya’daki izlenimlerini aktararak resmi kurumların İslam âlimi yetiştirmekten uzak olduğunu belirterek, ümmete dini konularda rehberlik edecek âlimlerin, İslam tarihinde olageldiği gibi ancak medreselerde yetiştirilebileceğini söyledi.
Medreselerde asrın ihtiyaçlarına göre yeniden dizayn edilmesi gerektiğini belirten Çiçek, Medrese müfredatı asrın imkânları ve şartlarına uygun şekilde yeniden düzenlemeye ve dinamizme edilmesi gerektiğini kaydetti.
Daha sonra Muş Müftüsü Alattin Bozkurt, MEDAV Başkanı Tayip Elçi, Molla Raşit Dündar, Suriyeli Âlim Molla Sait, Norşin müftüsü birer konuşma yaptılar. Konuşmaların ardından, katılım gösteren âlimlerin fikir beyanında bulunmaları istendi. Toplantı verilen yemeğin ardında sona erdi. (Şükrü Tontaş -İLKHA) | a14043741e09 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Toplumda artan ahlaki yozlaşmayla ilgili İlke Haber Ajansı’na (İLKHA) değerlendirmelerde bulunan Diyarbakır Ulu Camii İmam Hatibi Mehmet Sait Yaz, bugün toplumda var olan olumsuz tablonun, Kur’an’dan uzak kalmanın neticesi olduğunu ifade etti.
“Ahlaki yozlaşma ve kültürel yozlaşma beraberdir.” diyen Mehmet Sait Yaz, “Kültürel yozlaşma ahlaki yozlaşmaya sebep oluyor. Eğer biz bugün toplumun içinden gelen gençliğe Kur’an-ı Kerim’i arz etseydik, sünneti arz etseydik, neden bu toplum ateist, Zerdüşt, Şamanist olsun. Neden hayvanlar gibi yaşamayı tercih etsin, insanca yaşamak varken. Cennet vaat edilmişken, neden akıbeti cehennem olan bir yaşam tarzını bile bile tercih etsin. Bu akıl karı değildir. Bizim önce kaybettiğimiz Kur’an’a dönmemiz lazım, ihmal ettiğimiz peygamberin ilkelerine sarılmamız lazım. Eğer bu ilkelere uyarsak, insanları bu ilkelere davet edersek toplumda yozlaşma diye bir şey kalmaz.” dedi.
“Toplum dini sadece bir sembolden ibaret görüyor”
Toplumun dini sembolleştirdiğini belirten Yaz, “Maalesef onu da tatbik etmediğimiz için şu anda gördüğümüz toplum meydana çıktı. Toplumun diliyle söylemiş olduğu ‘Ben Müslümanım’ sözüne bakarak yaşantısına, ticaretine, siyasetine, ahlaki davranışlarına, toplum içerisindeki işgal ettiği yerine baktığımız zaman İslam’dan ne kadar uzak olduğumuzu anlarız. Toplum dini sadece bir sembolden ibaret görüyor.” ifadelerini kullandı.
“Bu sistem eşkıyaları evliya yaptı”
Yaşanan toplumsal çöküşün sebeplerinden birinin de eğitim sistemi olduğunu vurgulayan Yaz, sözlerine şöyle devam etti: “Biz İslami bir terbiye ile büyümedik, İslami eğitimden geçirilmedik. Bu memlekette ilkokuldan üniversiteye kadar Kur’an ve Sünnet dersleri mecburi ders haline gelmedikçe, bu toplumu düzeltmek mümkün değildir. Bu sistem eşkıyaları evliya yaptı. 80-90 yıl önce evliyaların çocuklarını, Kur’an’ı kalplerinden söküp atmakla eşkıya yaptı. Kur’an’ı eğitim sisteminden çıkartmakla, evliyaların çocuklarını eşkıya yaptı. Bugün sistemin Kur’an’dan ayırıp kendi eli ile yetiştirdiği toplum bomba haline geldi ve kendi elinde patladı. Şimdi ise önünü alamıyor.”
“Evlatlarımızla beraber anne ve babalarımızı da eğitmemiz lazım”
Ebeveynlerin çocuklarına verdiği eğitimin önemine dikkat çeken Yaz, “Ezanlar okunuyor ama camiye kimler geliyor? sadece yaşlılar, gençler gelmiyor hele kadınlar hiç gelmiyor. Şimdi bu kadın dini kimden öğrenecek? Kadının İslam mektebi camidir. Kadın camiye gelmiyorsa dini kimden öğrenecek. Öğrenmeyen anne nasıl eğitecek. Biz evlatlarımızla beraber anne ve babalarımızı da eğitmemiz lazım. Çocuk eğitiminin başladığı yer ailedir. Ama aile mefhumu memleketimizde bitmiş. Bakınız namus mefhumu bitmiş. Birileri kalkıp ‘namus kâbustur’ diyorsa, namusu kâbus olarak biliyorsa, bu anlayış çocuklara ne verecek. Elbette ki laik sistem öyle bir eğitim sistemiyle geliyor ki düpedüz, Kur’an-ı Kerim’e ve değerlerine düşman, seküler bir anlayış. Laiklik, din ile devleti birbirinden ayırtmak demektir. Sekülarizm ise dini hayattan koparmak demektir. Bunlar dini hayattan da kopardılar.”
“Bugün dümen Kur’an’ın arzuladığı insanların elinde değil”
Toplumun yozlaşmasında devletin pozisyonuna da değinen Diyarbakır Ulu Camii İmam Hatibi Mehmet Sait Yaz, son olarak şunları ifade etti: “Şimdi devleti oluşturan toplumdur. Devleti yönetecek olan insanlar bizim içimizden çıkan insanlardır. Bizim mekteplerimizden, okullarımızdan çıkmış insanlardır. Devlet ne yapabilir ki, devleti biz düzelteceğiz. Bizim çalmayan, rüşvet vermeyen ve almayan, menfaat için dinini satmayan siyasetçi, idareci ve yöneticilere ihtiyacımız vardır. Ömrü boyunca para çalmış, ömrü boyunca helal haram demeyen ‘ben zengin olayım da para nerden geliyorsa gelsin’ anlayışı ile siyaset yapan insan topluma ne verebilir. Hırsız patron, işçisini hırsız olarak yetiştirir. Onun için insanları Allah’a davet eden bir topluluk oluşturulmalıdır. Bu topluluk insanları ve devleti sahil-i selametle çıkarabilir. Bugün dümen Kur’an’ın arzuladığı insanların elinde değil. Şu anda devleti idare edenlerin 20-30 yıl önceki idarecilerle kıyaslanamayacak kadar bir farklılığı vardır. Ama yeterli değildir. Bir gül ile bahar gelmez.” diyerek sözlerine son verdi. (M. Hüseyin Temel / Mustafa Kaynak – İLKHA) | 1196aec4ecba | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Her gün yazmak isteyip yazamayan kaç kişiyiz..? Nereden başlasam ,nasıl yazsam ,böyle yazmaya yazmaya konuları da unutuyorum ve değinmeden geçiyorum çoğu zaman.İşlerden yazamıyorum,kafam dolu olunca kelimeler çıkmıyor zihnimden.3 gündür yazı yazacağım.
Bağdat Cafe
'den başlayalım.Uzun süredir okuyorum bloğu,ara ara yorumda yazarım destek olmak için, çünkü haklı olduğuna inanıyorum,bunu yüz yüze tanışmadan da anlayabiliyorum zaten, yıllardır bloğu okuyorum.Hoş aramızda tanıyanlarda var.Önce Tastoli Özlem aradı.Bir şeyler yapalım,mesela Ayşe Arman'a yazalım diye ,yazdık,hatta mail attık,bloglarda yazıda yazdık, faceten ulaşmaya çalıştık Ayşe Arman'a, Twitter'a yazdık,link verdik, insan bir cevap verir,olumsuzda olsa.Bu kadar insan ki -sayımız giderek çoğaldı- sana ulaşmaya çalışıyor. Herkes o yazarsa dikkat çekeceğini düşünüyor, bende ,ama İrem Hanım'da bir kadın (Bağdat Cafe) ve en azından bir cevabı hak ediyor diye düşünüyorum. Hayalkırıklığımı anlatmam kelimelerle mümkün değil, en azından durum ne diye ona ulaşmasını beklemiştim.Çok mu insan odaklı düşünüyorum acaba.. ? Bir anne ve gazeteci bir kadının en azından ona ulaşmasını beklemekle..Bir insanın hayatında daha önemli ne olabilir ki çocuğundan başka..? İlla bunu anlamak için insanın başına mı gelmesi gerekiyor..? Aynı soruyu sayıları bilmem kaçbinleri bulan blog dünyası için de sormalı mı..?
bloğundan paylaştı,tvit attı, mail attı, başka arkadaşlarımızı da organize etti ama demek ki yeterli değil, bu yüzden Ayşe Arman 'ın kendi katkılarıyla yapılan ! facebook sayfasına (öyle yazıyor), bloğun adresini linklesek mi diyorum.Hani aranızda bunu yapmak isteyenler varsa... İrem Hanımdan da cevap bekliyorum, facebook sayfası açıp bizimle paylaşması için.Sayfa açılınca sizinle de paylaşırım,biz şimdilik hala Ayşe Arman'a ulaşmaya çalışalım bakalım ve lütfen yazılarında şimdiye kadar paylaşmayanlar hiç değilse yazılarında link verip konuyu gözden uzak tutmamaya çalışsınlar.Desteğini esirgemeyen arkadaşlara teşekkür ederim.
Kaya kilimi- bir mavikuş arkadaşımın evine ziyarete gittik, kaktüste onun evinden.
Keçi Kitabevinde kitap atölyemiz devam ediyor..Bu hafta "Hasan Ali Toptaş" incelediğimiz yazardı.Biz onbeş günde bir toplanıyoruz, yerli ya da yabancı bir yazar seçip onun herhangi bir kitabını okuyoruz, buluştuğumuzda da kitapları,yazım şekli,tarzı,eserleri, sevdiğimiz ve sevmediğimiz yönlerini konuşup,yazarın kitaplarını irdeliyoruz.
İşçi partisi imza kampanyası yapmış, imza verdik destek için.
Bu kaktüsü çok seviyorum,Ziraat bankası önünde,bu sefer sakin olunca fotoğrafını çektim.Daha önceki halini facebooktaki kaktüs grubumda paylaşmıştım.Her sene çekip izlemeye çalışıyorum ne kadar büyüdüğünü.. :)
Aşağıda grubun ilk sergisinin afişi yer alıyor,gitmek isterdim ama o tarihte benimde gezim var, Şirince - Efes Gezisi yapıyoruz,bir gece konaklamalı.Bu yüzden bu ay hiç bir yere kımıldayamıyorum.8 nisanda Silivri 'de dahil.
Ares'le gittiğimiz geçen haftaki pazar kahvaltımızdan...O kahvaltı üstüne son pazar biz birde gezi yaptık Xanthos'a.Yani iki haftadır yazı yazacağım demek bu.
Yanıklar da Kargı çayı kenarında "huzur sofrası" diye kahvaltı yeri. Her şey doğal ve güzeldi, ara ara gidiyoruz, her gittiğimizde daha iyi buluyoruz. Birde küçük köpeklerini bağlasalar daha çok gideceğim de onlar bağlayana kadar stres yaşıyorum doğal olarak. Ares bir şey yapmıyor ama köpek bize hiç rahat vermiyor.Birde şöyle bir tehlike var ki ben sinirlenirsem o da sinirleniyor,ben hem sakin gözüküp,hem de şimdi Ares'i ısıracak diye endişelenince doğal olarak stres yaşıyorum.Mekan sahipleri köpek besliyorsa gündüz ya köpekli misafirlere uyum sağlamayı öğretmeli köpeğine,öğretemiyorsa da bağlamalı.Gece açsın, dolaşsın köpek.Birde kötü tecrübe yaşadığım için ben köpek bağlanana kadar stres oluyorum.
Neyse sahibi bizi görünce de köpeği bağlasa gidiyoruz, seviyoruz orayı.
huzur sofrası kahve keyfi
Burası da Fethiyenin en organik çiftliği Pastoral Vadi.
Akdağlar yoldan bembeyaz, o resim çekildiği gün biz tişörtle geziyorduk. Sonra hava bozdu,hatta şimdi yazıyı yazarken ara ara yağmur çiseliyor,camdan yapraklar uçuşuyor.Bugün esintili bir gün.Hırkalar üzerimizde.
Bunlar kahvaltıya gittiğimiz gün öğleden sonra Ölüdeniz Belcekız plajında çekildi.
Ares sabah tatlı su,öğleden sonra tuzlu su banyosu yaptı.
Plaj sakindi ama o gün her yer çok kalabalıktı.Mangalını ,kilimini alan yeşil alanlara,deniz kenarlarına koştu. Büyükşehirlerden tek farkı bu tarz ortamlara taş çatlasa 10 dakika mesafede olmamız.
Gülce Ares'i kovaladı durdu, ona taş yedirmeye çalıştı :) Yattı ,yuvarlandı.
Ölüdeniz- Belcekız Plajı Paragliding yapanlar.
Şarap keyfi.
Fatoş'un doğum günü pastası.1 martta çok kalabalık bir organizasyonla kutladık.
Aslında Dünya Tiyatrolar Günü için çekmiştim bu resmi. Kibele Sanat evinde.27 martta yayımlayacaktım, yetiştiremedim.
Uzunbey'in dernek arkadaşı Semra Hanımla evde küçük bir toplantı yaptık, bir etkinlik için.Gitmişken etrafta çok güzel eski eşyalar görünce izin isteyip çektim.Bu müzik kutusu eski ve şu an çalışır vaziyette.
Aileden kalma fincan.
Eski radyolar.
Eski berjer ve biblolar.
Ailesi ve kendisi İzmirli.. Hatta Asansör'ün altındaki bu evlerden birinde doğmuş.
Veranda cafede bu sene tam 3 tane doğum günü kutladık.
Keçi de arada çok güzel kitap dergilerine rastlıyorum.
Arada ADD Fethiye (Atatürkçü Düşünce Derneğinde) imza gününe katıldık. Fethiyeden Şahsene Camız kitaplarını imzaladı.
Gülce'lerde kahve keyfi yaptık Zeyneple.
Vücut dili ve sağlıklı yaşam ile ilgili bilgi aldık bir eğitimciden.
Bir gün sergi gezdim, " Bizi Rahat Bırakın" Irak savaşından yaralı kurtulan insanların , görüntülerinin fotoğraflarıyla oluşturulmuş bir sergi..Mimarlar Odası tarafından Fethiyede açılmış,ülkenin çeşitli yerlerinde sergilenmiş Irak savaşının 10.yılı nedeniyle yapılmış,savaşın insanlar üzerinde yaptığı tahribatı en ağır şekilde gösteren fotoğraflardan oluşuyor.Çok kısa bir tur attığımı tahmin edersiniz,insan bakmaya zorlanıyor ama savaş çıkaranlar utanmıyor.
Biz bu hafta sonunda çok güzel bir gün geçirdik,Xanthos-Patara turumuzu yaptık.Bol bol resim çektim,ayrıca paylaşacağım.
Kayaköy İlköğretim Okulunun Kütüphanesi için kermes yaptık.
Oldukça büyük bir kermesti,çok yorulduk ama değdi.
Hanife'nin standı.
Rana'nın taşları.
Fethiye'den hediyelik z.yağ sabunları.
Önlükler.
Kermes Kaya ilköğretim okulunun kütüphanesi için yapıldı.
Kabuklu Fasulye yöresel Fethiye yemeği,kermese yaptık,herkes severek yedi.Aşure ve keşkek de vardı.
Fatoş kermeste benim gibi görevliydi.(Bloğu okuyor,eğer istemezse resmi kaldırabilirim :)) Burcu aradı neden yazmıyorsun diye.. Zaman bulamıyorum dedim.Böyle zamanlarda sevdiklerimi de az arıyorum.Bir kere zaten çok özleyince arayamıyorum, konuşmak yerine gitmek istiyor canım.Sanki seslerini duyarsam dayanamayıp kalkar giderim gibi konuşamıyorum.Eskisi gibi konuşmayı özledim.
Benim ön dişlerim seramik,geçtiğimiz hafta sağ önlerden biri ortadan ikiye kırıldı,sanırım onbeş sene olmuş.Değişmesi gerekiyor, en sevmediğim tedavilerden biri diş tedavisi,kendimi başkalarına zor teslim ettiğimden, zor uyuştuğumdan ve dişlerim sorunlu olduğundan araştırıp duruyorum.Burada bir diş hekimim yok-tu, bulmaya çalışıyorum,moralim bozuk,geçici yapıştırmayla gezip,çıkarsa yutmamak adına ağzımın sol tarafıyla yemek yemekten gına geldi.Sanırım haftaya bir karar verip başlamam gerek.Bir ay sürermiş,gelecek günlerim biraz sıkıntılı,eve kapanıp kimseyle görüşesim yok ama aslında her gün sokakta ve etkinliklerde görevim var :)
Yarın bir terslik olmazsa kadın kollarıyla Dalamandayız.
8 nisanda herkes Silivri de, ben buradayım :(
*başlık: Cemal Süreya
Bunu koymazsam olmaz,facete gördüm çok hoştu,Ankaranın çok konuşup etrafa laf yetiştiren başkanı için yapmışlar :)) Uzayla yarışıyorlar onlar canım... :))
Yalan Dünya daki yeni tiplemeye de bayıldım..tık
O karakteri doktorlara konuşturmuşlar, bu hafta face'teydi...
Ne çektin be doktorum
Sabahlara kadar ders çalışırdın biz sokakta top oynarken. Sonra tıbbı kazandın. Biz flört ederken sen yine sabahlara kadar ders çalıştın. Sonra biz işimizi kurduk, ev araba aldık, evlenip çoluğa çocuğa karıştık, sen hala mecburi hizmetlerdeyin, nöbetlerdeydin, TUS çalıştın. Şimdide aldığın çekirdek parasında herkesin gözü var, dövüp sövüyorlar, öldürüyorlar ...
değermiydi bee ....
Akıtacan tabi elemini, kederini ... N'apçan ... ?
Çok daha kötü şartlarda yaşamak için bu kadar didinmeye, fedakarlığa değermiydi ?
Çok yıprattın kendini bee ... Ama kıymetini kim biliyor?
14 Martta bile dövüyorlar sizi ...
Yürüyün tabi, yürüye yürüye yollar aşınmaz ...
Ne çektin bee ...! | 294ad59017af | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Şişli Spor Kulübünden
Geçtiğimiz günlerde Ermenistan bayan ve erkek satranç milli takımları 3-11 Kasım da Yunanistan da yapılan Avrupa şampiyonasına katıldılar. Erkek milli takım Avrupa 3’sü olurken bayan milli takımı ise Avrupa 7’si oldu. Levon Aronyan süper turnuva Tal Memorial a katılacagından İstanbul'a gelemedi. İstanbul da Artur Çubukcuyan başkanlığındaki tüm kafıle Majak Ohanyan Çakır tarafından ağırlandı.
Bogazdaki Set restauranttaki davete Şişli spor kulübü yöneticileri Jirayr Kılıçdağ,Arno Garabetyan ve Sarven Çakmak da hazır bulundular .Daha sonra tüm kafile Şişli Spor Kulübüne gelerek Şişli li minik ve büyük Satranç takımları ile hem sohbet ettiler hem de Satranç ile ilgili oyunlar ve bilgi paylaşımı yaptılar.
Ermenistan milli takımı ile Erkeklerde Sergei Movsesian, Vladimir Akobian, Gabriel Sargsyan ve Robert Hovannisyan Bayanlarda ise
Elina Danielian, Lilit Mkrtchian (Şişli Spor kulübü sporcusu) ,Lilit Galoyan, Maria Kursova ,Nelli Aginyan bu ziyarette hazır bulundular.
Jirayr Kılıçdağ tüm sporculara Şişli kulübü hediyeleri ve Bayan ve Erkek milli takımlarına elde ettikleri başarılar nedeniyle Şişli Kulübü adına plaketleri verdi.
Toplantıda hazır bulunan Nazar Hançer de 1998 Olimpiyat Şampiyonu olan takımda da yer alan Gabriel Sarkisyan a o zamanki gazete kupürlerini ve haberleri gösterdi.
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | 5691ac8be0a0 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Agzim büyüdü mü acaba :S
Hani benim sakizim
Eskiden ne sakizlar vardi, ben Big Babol sakizini severdim cok ,onunla en büyük balonu yapiyorum diye..Tipitip, Turbo( erkeklerin daha cok aldigi sakiz) ,Pembo...vs. gibi sakizlar vardi.
En cok Orbit cigniyorum ben, cok cesitleri var. Yemekten sonralari özellikle evde degilsem bir sakiz atarim agzima ve dislerimin temizlendigini düsünürüm ;)
Gelelim sakizin faydalarina, sizler icin arastirdim biraz netten ( hemde kendim cok cignedigimden merak ettim :) );
1- Tükürük salgılamasını arttırarak mide asidini düzenlediği, mide ekşimesine, diş çürümelerine, zayıflamaya ve hafızaya yararı konusunda deneyler yapılıyor.
2- Sigarayı bırakmak için kullanılan en etkin yol da yine sakız çiğnemek.
3- Tükürük bezlerinin günde iki litre tükürük salgılaması gerektiği halde stres altında bu üretimin yüzde 50 düştüğünü söylüyor. Sakız çiğnendiğinde tükürük üretimi hızlanıyor.
"Sakız çiğnemenin fazla enerji üretimine yardımcı olduğu, sindirimi rahatlattığı, zihni ve vücudu daha keyifli ve etkin hale getirdiği bir gerçek.
5- Uzmanlar "Sakız çiğneyen hastalar 5 günde taburcu olurken sakız çiğnemeyen hastalar ise 7 günde hastaneden çıkabildi" demisler benden söylemesi:)
6- Uzmanlar, yüz felcinden korunmak için sakız çiğneyip balon şişirmeyi öneriyorlar!
Son olarak bir Nasreddin Hocasi fikrasi eklemek istiyorum;
Hoca'ya birisi gırgır olsun diye:
- “Hoca, demiş, ben kenefte bile sakız çiğnerim! Bunun kitapta yeri var mı?
Kanatlarim Cikti :P
Vitamin Depolari
Elma suyu: Potasyum, magnezyum, kalsiyum ve K vitamini içerir. Bagirsaklari düzeltir, cildi temizler.
Ananas suyu: Bol miktarda kalsiyum, magnezyum, iyod ve demir vardir.
Ahududu suyu: C vitamini ve demir yönünden zengindir. Göz çevresindeki çizgileri kaybettirir.
NoTLaR:
Iyod guatri önler.A vitamini görmeyi kuvvetlendirir. B vitamini sinirler için önemlidir.C vitamini vücudun direncini kuvvetlendirir.
Ister sebze, ister meyve suyu olsun, bunlarin sulari sikilir sikilmaz içilmelidir. Aksi halde vitaminler isiga ve havaya karsi hassas olduklarindan hemen yok olurlar.
1 mektup 1 Söbe
Önemli birsey daha var yazmak istedigim. Sevgili Moonsun'dan yine bana mektup geldiiii :)Valla ben cevap yazmadan ikinciyi gönderdi kendisi, bir önceki yanlis adrese gitti düsüncesi ile oldu birazda ama ikiside ulasti :) Esim "Obama'dan mektup var" diye girdi eve gecen gün ve baktim ki Amerika'dan diye öyle demis, bende diyorum ne diyor bu sabah sabah :S
Icinde neler vardi postamin hemen sizlerle paylasacagim tabiki :P
Bende 3 kisiye posta gönderdim, bunlardan biri sevgili Cilekli Süt'tü, az önce blogunda okudum postamin ulastigini :) Digerleri kim söylemek istemiyorum :)
Sevgiler hepinize dostlar.
Baloncuklar icinde
Gecen gün ilk kez kizimla güzel bir banyo keyfi yaptik, cok sevdi. Genelde onu ben genis bir legende yikardim ama artik büyüdü ve legene ayaklarini toplayip ancak sigiyor. Küvete suyu doldurunca, bol suya girince cok sevdi, yüzüyorum anne diyor ayaklarini sallayip sallayip :)
Ektim diktim
Kaktüslerden vazgecemeyen ben iki tanede bu yil aldim, toplam 6 etti ve hani gecen yil dikdörtgen saksiya diktigim kaktüsler vardiya, bir saksi daha aldim aynisindan ve 3'er tane diktim. Baktimda biraz büyümüsler digerleride gecen yildan bu yana :)
Sonracima bu yil illada Orkide almak istedim, cünkü evde genelde yaprakli bitkilerim var acan birseyler istiyordum ve orkide yilda birkac kez aciyormus hemde üzerinde bakimi kolay yaziyordu, oda sicakliginda ve haftada bir kez sulamayla tamamdir, insallah uzun süre evimde olur hep, cok sevdim onu ben :) Cok güzel dekoratifte bir saksi aldim ona bugün ve ona diktim.
Bir tanede öyle kafadan bir cicek aldim, koyu lacivertimsi cicekleri beni kendine cekti, asaletli bir durusu var ve capcanli :) | 687dbf9d53b4 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
EY ŞEFKATLİ BABA SANA KARŞI SUÇ İŞLEDİM TÖVBEMİ KABUL ET VE BENİ İŞÇİLERİNDEN BİRİ OLARAK SAY.
AZİZ LUKA İNCİLİNDEN ALINAN SÖZLER;
İncil : Luka : 15 ; 11 – 32
11Rab şu simgesel öyküyü söyledi: Bir adamın iki oğlu vardı.12Bunlardan küçüğü babasına, ‘Baba, varlığından payıma düşeni bana ver’ dedi. O da varlığını onların arasında böldü.
13“Aradan çok geçmeden, küçük oğul her şeyini toplayıp uzak bir ülkeye göç etti; orada aşağılık bir yaşama dalarak neyi varsa saçtı savurdu. 14Elindeki her şeyin altından girip üstünden çıktıktan sonra, ülkeye kırıcı bir kıtlık geldi. O da yoksulluk çekmeye başladı. 15Gitti, ülkenin yurttaşlarından birine yanaşma oldu.
Adam da onu çiftliklerindeki domuzları gütmeye saldı.16Delikanlı domuzların
yediği keçiboynuzlarıyla karnını doyurmak istediyse de kimse ona bir şey vermedi.
17“Aklı başına gelince, kendi kendine, Babamın bir sürü emekçisinin iyice yiyip doyduktan sonra artakalan ekmeği var” dedi, “Oysa ben burada kıtlıktan
kırılıyorum. 18Kalkıp babama gideyim, göğün katında ve senin önünde günah
işledim, baba, diyeyim.19Bundan böyle oğlun olmaya yaraşır biri değilim. Bana emekçilerinden biri gibi davran!”
20“Kalkıp babasının yanına vardı. O da çok uzaktayken, babası onu görüp acıdı. Koşup boynuna sarıldı, derin özlemle onu öptü.21Oğul da ona, “Göğün katında ve senin önünde günah işledim, baba” dedi,
“Bundan böyle oğlun diye tanınmak bana yaraşmaz .”
22“Ama baba uşaklarına böyle buyruk verdi: Çabuk olun. En seçkin giysiyi getirip ona giydirin. Parmağına yüzük takın. Ayaklarına pabuç geçirin. 23Besili danayı buraya getirip boğazlayın. Yiyelim, eğlenelim.
24Çünkü bu oğlum ölüydü, şimdi yaşıyor; yitikti ama bulundu.” Ardından başladılar eğlenmeye.
25“Bu arada adamın büyük oğlu çiftlikteydi. Dönerken evine yaklaşınca çalgı ve dans sesleri duydu. 26Uşaklardan birini çağırıp bunların ne demek olduğunu sordu. 27O da, “Kardeşin geldi” diye yanıtladı, “Baban besili danayı boğazladı, Çünkü sağ salim ona kavuştu.”
28“Genç adam öfkelendi. İçeri bile girmek istemedi. Bunun üzerine, babası dışarı çıkıp ona yalvardı. 29Ama o, “ Bak bunca yıldır yanında çalışıyorum”
diye karşılık verdi, “Buyruğunu hiç dinlememezlik etmedim. Ama bir kez bile bana bir oğlak vermedin ki, ben de arkadaşlarımla birlikte eğleneyim. 30Oysa varlığını zinakar kadınlarla yiyip tüketen şu oğlun eve gelince, onun için besili danayı boğazladın!”
31“Baba, Oğlum, sen hep yanımdasın” dedi, “Varlığımın tümü senindir. 32Eğlenip sevinmek yerindedir. Çünkü bu kardeşin ölüydü, şimdi yaşıyor; yitikti ama bulundu.” | e3ceab59b557 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Yaklasik iki bucuk yasindayken yürüdügümüz sokaklardaki bahce kapilarini acıp içeri girmeye calisirdi. Tanimadigim semtdaslarim, konum komsum yanlis anlamasin, cocugu cok basi bos biraktigimi düsünmesin diye uyarimi Almanca yapardim. Ilk ögrendigi sözcük "Nein!" olduysa , iste o yüzden. Tam büyüdü, akillandi, unuttu derken bu kez üc bucuk-dört yas civari anaokulundan eve dönerken yürüdügümüz sokaklarda bahce kapilarindaki zilleri calma cabasi basladi. Aciklamaya calisiyorum olmuyor, engellmeye calisiyorum, kolumun altindan kayip denemeye devam ediyor. Kiziyorum olmuyor, "ama annecim, bak olmaz" diye cici cici konusuyorum, olmuyor. Zaten üc bes yil sonra ögreniyorum ki "annecim" demem külliyen hata, daha ordan kaybediyorum. Neyse, bir kac kez basardi o zillere basmayi. Bazen zil bozuktu, bazen ilgili sahis evde yoktu, bazen de ben o kadar yorgun ve sinirliydim ki olay mahallinden hizla uzaklastim. Herhangi bir semtdasla bu baglamda yüzyüze geldigimiz olmadi.
Bir kac gün önce bu kez büyümüs ve durulmus bir okul cocuguyla ayni sokaklarda yürürken aklima geldi birden, "cocugum sen kücükken böyleyken böyle yapiyordun, hatirliyor musun? derdin neydi? zile basmak mi ilginc geliyordu? bizim kapinin ziline bastirsaydik sana istedigin kadar, bak simdi aklima geldi" dedim.
Gülümsedi.
"Animsiyorum" dedi "cünkü dünyadaki bütün insanlarla tanismak istiyordum."
Icim cizz etti. Kötü oldum. Aklimin bir kösesi hep bu ihtimal üzerinde durmus, ben onu hep öteye kovalamistim. Hatta kücük cocuklar zillerine bastiginda kapiya cikip "aa, merhaba, gel tanisalim seninle" diyen yetiskinlerin oldugu bir sehir, bir dünya hayal etmistim oglana cemkirirken.
Dünyadaki bütün insanlarla tanismak isteyen ufku genis, yüregi genis cocuklar icin biz yetiskinlerin kurup tasarladigi citli, kapili, zilli sehirlerde büyümek ne kadar da zor.
Ve siz oglumla tanisma sansini yitirdiginiz icin ne kadar da eksiksiniz. | 0b166a5f2c19 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Bir türlü fırsat bulup, toparlayamamıştım.
Bugün öğlen saatlerinde iyice ısıtan güneşten de faydalanarak çalışma imkanı buldum.
Ayrıca geçtiğimiz yıl yanaşık düzende bulunan ana arı çiftleştirme kutularında şaşırma olayları yaşanmıştı.
Bu yüzden bu yıl yeni metal sehpaların olması sebebiyle boşa çıkan sandıkları ön kısımlara dağıttım.
Ana arı çiftleştirme kutuları bu şekilde dağınık halde bulunacaklar.
Bugün, arılıkta depoda bulunan geçen yıla ait kayıtlarımı buldum.
25 Nisan 2008'de en güçlü sayılabilecek arıların durumu;
6 çerçeve arı ve 3 çerçeve yavru imiş.
Şimdi...
Bu halde bulunan kolonilere takviye ver notu düşmüşüz.
Üstelik daha 1 ay önce...
Bugün ortalığı derleyip toparlarken, depodaki eski kovanları da tuzak için yerlerini aldırdık.
İçlerinde 2 eski kararmış petek bulunuyor.
Arılar daha vadide ama tuzaklar hazır bile.
Hacı abinin 1 tane arısı kışı çıkmış.
Ve yeni bir besleme tekniği ile arılarını beslemeye tabi tutuyor.
Az ballı çerçeveleri kovanın önüne koy ve işlem tamam.
Bu arının sertliği konusunda şöyle söyleyeyim.
Hemen üzerinden açıp bakalım dedik ve eğer tedbir almasaydık bu sezon başladığından beri maruz kaldığımız iğnelemeleri kümülatif olarak alacaktık.Hacı abi ise, kolay kolay giymediği maskesini geçirdi kafasına.
Kızgın ama kışı çıktı ya diyor.
Aslında bir çoğumuz için farklı anlamı olsa da bizim için daha farklı...
Yukarıdaki fotoğraf aslında çok şey anlatıyor.
29 Mart 2008'de dağdan, dağ güzelini indirmiştik.
1 yılda neler söylenebilir?
O resimde yer alan arıcıların hala, ekip olarak işleri sürdürebilmeleri olayın gözden kaçan bölümüdür.
Genelde bu tür ekip kurmayanlara/kuramayanlara bu işi anlatmak zordur.
Dağ güzelinin tüm özelliklerini 1 yıl geçmesine rağmen henüz söylemek mümkün değil.
Çünkü bu tür çalışmalarda sahada yapılanlardan sonuç almak 2-3 yıldan önce mümkün olmuyor.
Bir çok davranışı ile ilgili söyleyeceğimiz elbette vardır.
Ancak bahar aylarında kontrollü davranıp, bal stoklarına dokunmaması kayda değer şimdilik.
Vadide bulunan ekibin arılarından dağ güzeli olanların kadrolarının birbirine yakın olması, bal stoklarının hala durması bunu doğruluyor.
Bu anlamda bugünlerde Muğla ve Karniyol melezinin yaptığı atağı yapmıyor.
En çok merak ettiğimiz ama test edemediğimiz bölümü bu bahar test etme imkanı bulacağız.
Oğul davranışı nasıl olacak?
Bu davranışı gördükten sonra daha rahat karar vereceğiz.
Bu şekilde bizlerin bulduğu gibi, bakir kalmış alanlar mutlaka çevrenizde bir yerlerde vardır.
Biraz araştırıp, sizlerde bulmaya özen gösteriniz.
Çünkü yerel arılara dönmek konusunda geç kalmamak gerekiyor.
Ayrıca bir ilginç durumdan bahsetmeliyim.
Bir arının ırkı ve davranışları konusunda 2 tür yöntem kullanılıyor.
Bunlardan en kolayı ve kısa sürede sonuç alınan uygulama laboratuvarlarda yapılan testlerdir.
Bakılan bir çok özellik ile o arının ırkının hangi ırka daha yakın olduğu söylenmektedir.
Ancak diğer bir uygulama ise sahada yapılan arı kolonisi davranışlarının takibidir.
Bu süreç çok uzun bir süre olup, en erken 2-3 yılda sonuç alınabilmektedir.
Bizler yine de takibimizi sürdüreceğiz. Ancak 1 yıl önce dağdan indirdiğimizde yavru-kadro durumu ile bal stoklarını hayretle seyrettiğimiz Dağ güzelinden üretilen analarda bu seviyeyi yakalamış durumdalar.
Laboratuvar çalışmaları konusunda ise ülkemizde söylenecek şudur ki, neredeyse bizler sahada elde ettiğimiz verilerle bir şeyler söyleyebileceğiz ama morfolojik ve DNA testleri için çok uzun süre beklemek gerekiyor herhalde. | a76e8d077567 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Haaretz gazetesi, 1997'de Başbakan Erbakan'a ordu tarafından verilen ultimatomda eğitim ile ilgili de talimat verildiğini belirterek, "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan şimdi ordu ile hesaplaşacak" değerlendirmesini yaptı.
Zorunlu eğitimin 4+4+4 sistemi ile 12 yıla çıkarılmasına ilişkin Türkiye'de yaşanan tartışmalar İsrail basınında yer aldı. Haaretz gazetesi, 1997'de Başbakan Necmettin Erbakan'a ordu tarafından verilen ultimatomda eğitim ile ilgili de talimat verildiğini belirterek, "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan şimdi ordu ile bunun hesabını görüyor" yorumunda bulundu.
İsrail gazetesi Haaretz'in önemli yazarlarından Zvi Bar'el, "Andımız" ile başladığı yazısında, Türk okullarında ne sabah duası ne de Allah'a şükran olmadığını, vatanın her şey olduğunu ve dinin okulda yeri olmadığını belirterek, bunu Atatürk'ün kararlaştırdığını ve ordunun 1997'de İslami Refah Partisi lideri Başbakan Necmettin Erbakan'a verdiği ultimatomda bu yönde talimatlara yer verildiğini kaydetti.
Bunun Türkiye'deki son askeri darbe olduğuna dikkat çeken Zvi Bar'el, "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan şimdi ordu ile hesaplaşacak" diyerek, Türk çocuklarına Kuran'ı seçmeli ders olarak alma imkanı veren yeni zorunlu eğitim yasasının parlamentodan geçtiğini belirtti.
Türkiye'de eğitim reformuyla ilgili her şeyi, bir tarafın "olumlu" diğer tarafın ise "tehlikeli" olarak gösterdiğini kaydeden Zvi Bar'el, AKP ile muhalefet partisi CHP arasında eğitim reformuyla ilgili yapılan tartışmalara yer verdi. | 0b421b1649d6 | [
"culturax",
"hplt2"
] |
- Ana Sayfaya Dön »
- ÜYE HEDİYELERİ / GİZEM GÜMÜŞ
Eeee AdminPanpa arada bi üyelerine kıyak geçmez mi? Geçer efem niye geçmesin =) Bloga üye olan, sevgili takipçilerimden belli aralıklarla seçtiğim birine çizim ediye ediyorum.
İlk hediyem blog üyesi "gizemgumus" kendisine hediye ettiğim bu çizimde, "aşkla ilgili birşeyler olsun" demişti. Ben aklıma gelen fikri söyleyince beğendi ve karikatüre döktüm.
Görüşmek üzere, takipte kalın hacılar =)
ÇİZİMLERİN TELİF HAKKI ABDULLAH KARA'YA AİTTİR.ÇALINMASI VE KOPYALANMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNUNUN 81.MADDESİ İTİBARİYLE YASAKTIR !
6 Yorum - UYARILAR: Link içeren yorumlar yayınlanmayacaktır! | 8810c3aa08d1 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Güncelleme: 08:45 TSİ 16 Aralık. 2011 Cuma
İSTANBUL - CHP İstanbul Milletvekili, eski müftü İhsan Özkes, Avrupa Birliği’nin (AB) isteği üzerine, camide okunan ayeti kaldırdığını öne sürdü.
Halk TV’ye konuşan Özkes, cuma namazlarının sonunda okunan Al-i İmran Suresi’nin “Allah katında geçerli din İslam’dır” şeklindeki 19. ayetinin AB’nin “kaldırın” demesi üzerine “17 Şubat 2006 tarihinde, 230 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yazısı ile” kaldırıldığını öne sürdü.
Kendisi o dönemde müftü olan Özkes, “1400 yıldır bu ayet okunurdu. Ama bunlar kaldırttı. Bunların gerçek yüzü işte budur. Şeytanın aklına gelmedik şeyler AKP’lilerin aklına geliyor” dedi. Özkes aynı programda ayrıca; Meclis Camii’nde AK Partili milletvekillerine protokol seccadeleri verildiğini öne sürerek, “Bir AKP’li Düzce milletvekilinin danışmanı seccade getirdi. Arkasında ‘protokol seccadesi’ yazıyordu. Allah’ın evinde hiç değilse bunu yapmayın” dedi. Özkes, “Başbakan geliyor camiye. Cemaat namaz kılıyor. Cemaatin arasında korumalar ayakta bekliyor. Allah’ın evinde hiç değilse bunu yapmayın. Allah’ın evinde insanlar eşittir. Hz. Peygamberimiz der ki, ‘İnsanlar bir tarağın dişleri gibi eşittir’. Ama bunlar bunu tanımıyorlar” eleştirisini yaptı.
DİYANET: HÂLÂ OKUNUYOR
Haberturk'ün haberine göre, Özkes’in iddiasına Diyanet İşleri Başkanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Abdülkadir Özkan şöyle yanıt verdi:
“Bu 2006 yılında çıkarılan ‘Hutbe nasıl hazırlanır?’ kılavuzunda yer alan bir konudur. Daha önce her hutbenin sonunda Al-i İmran Suresi’nin 19. ayeti okunurdu. Bu kılavuzda örnek hutbe metinleri yer alıyor ve Al-i İmran Suresi’nin yerine bir Hadis-i Şerif konuluyor. Bu kılavuzda ‘Al-i İmran Suresi kesinlikle okunmayacak, mecburi bu Hadis-i Şerif okunacak’ gibi bir madde yok. Çünkü örnek verilen duaların okunması zorunlu değil ve Al-i İmran Suresi’nin 19. ayeti halen bazı camilerde okunmaya devam etmektedir.” Konunun daha önce de tartışıldığını belirten Özkan, “AB istedi diye kaldırıldığını iddia etmek abesle iştigalden başka bir şey değil. İhsan Özkes’in hangi amaçla bunu yeniden ortaya çıkardığını bilemiyoruz, eski Üsküdar Müftüsü olarak aslında durumun böyle olmadığını herkes kadar biliyor” ifadesini kullandı.
DANIŞMANDAN AÇIKLAMAÖzkes’in protokol yazılı seccade getirdiğini öne sürdüğü ve tarif ettiği kişinin AK Parti Düzce Milletvekili Fevai Arslan’ın danışmanı Erol Yemenici olduğu ortaya çıktı. Yemenici, “Cuma günü namaza gittim. Seccadenin renginin kırmızı olduğu doğrudur. Ancak arkasında ‘protokol seccadesi’ yazdığı iddiası gerçeği yansıtmıyor” dedi. | 3ee07ff7e288 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Size doğrusunu söyleyeyim, bu en basit kardeşlerimden biri için yaptığınızı, benim için yapmış oldunuz.’
İSA MESİH
31“İnsan oğlu kendi görkemi içinde bütün melekleriyle birlikte gelince, görkemli tahtına oturacak. 32Ulusların hepsi O’nun önünde toplanacak, O da koyunları keçilerden ayıran bir çoban gibi, insanları birbirinden ayıracak. 33Koyunları sağına, keçileri soluna alacak.
34“O zaman Kral, sağındaki kişilere,‘sizler babanın kutsadıkları, gelin!’ diyecek.‘Dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan egemenliği miras alın! 35Çünkü acıkmıştım, bana yiyecek verdiniz; susamıştım, bana içecek verdiniz; yabancıydım, beni içeri aldınız. 36Çıplaktım, beni giydirdiniz; hastaydım, benimle ilgilendiniz; zindandaydım, yanıma geldiniz.’ 37“O vakit doğru kişiler O’na şu karşılığı verecek: ‘Ya Rab, seni ne zaman aç görüp doyurduk, susuz görüp su verdik? 38Ne zaman seni yabancı görüp içeri aldık, ya da çıplak görüp giydirdik? 39Seni ne zaman hasta ya da zindanda görüp yanına geldik?’
40“Kral da onları şöyle yanıtlayacak:‘Size doğrusunu söyleyeyim, bu en basit kardeşlerimden biri için yaptığınızı, benim için yapmış oldunuz.’
41“Sonra solundakilere şöyle diyecek: ‘Ey lanetliler, çekilin önümden! İblis’le melekleri için hazırlanmış sönmez ateşe gidin!42-43Çünkü acıkmıştım, bana yiyecek vermediniz; susamıştım, bana içecek vermediniz; yabancıydım, beni içeri almadınız; çıplaktım, beni giydirmediniz; hastaydım, zindandaydım, benimle ilgilenmediniz.’
44“O vakit onlarda şöyle karşılık verecekler:‘Ya Rab, seni ne zaman aç, susuz, yabancı, çıplak, hasta ya da zindanda gördük de yardım etmedik?
45“Kral da onlara şu yanıtı verecek: ‘Size doğrusunu söyleyeyim, mademki bu en basit kardeşlerimden biri için bunu yapmadınız, benim için de, yapmamış oldunuz.’
46“Bunlar sonsuz azaba, doğrular ise sonsuz yaşama gidecekler.” | c78ced17d264 | [
"c4",
"hplt2"
] |
22 Ocak 2013 Salı
Evlilik Fuarı 2013 maceralarım ;)
Bu yıl yine Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayında 11-13 Ocak tarihlerinde düzenlenen Evlilik Dünyası Fuarını ziyaret ettim. Gelinlikten davetiyeye, ayakkabıdan pastaya, düğün organizasyonundan kınaya kadar bir çok farklı firmayı bir araya getiriyorlar ve gelin adayları için tüm bunları bir arada ziyaret etme, kıyaslama ve alışveriş yapabilme şansı doğuyor! Ayrıca oldukça keyifli ve eğlenceli geçtiğini söylemeliyim :)
Gönderen Keyifli gelinler zaman: 06:11 1 yorum
Etiketler: Ve diğer keyifler
21 Ocak 2013 Pazartesi
BenMODA Blogger Buluşması
Cumartesi günü BenMODA'nın aktivitesine katıldım. Kurucusu ve diğer üye bloggerlarla sohbet etme imkanımız oldu, çok keyifli geçmesinin yanısıra fikir alışverişlerinde bulunarak hepimiz için verimli bir toplantı gerçekleştirmiş olduk.
BenMODA'yı bilmeyenler için biraz bilgi vereyim;
BenMODA Türkiye'den ve farklı ülkelerden en sevilen moda bloglarını izleyebileceğiniz bir moda platformu. Artık en güzel blog hangisi, nerden bulurum gibi sıkıntılarınız olmayacak. Tek bir siteden tüm bu blogları görebilmek büyük kolaylık :) BenMODA'nın iphone ve ipad uygulamaları da mevcut.
Benim blogumu da artık http://BenMODA.com/'da bulup takip edebilirsiniz. Onların bir üyesi olmaktan dolayı çok mutluyum :)
Gönderen Keyifli gelinler zaman: 03:52 2 yorum
Etiketler: Ve diğer keyifler
14 Ocak 2013 Pazartesi
Kırmızı halının 'Gelinliksi' elbiseleri (Golden Globe)
Golden Globe yani Altın Küre ödül töreni dün akşam gerçekleşti. Hanımlar yine ünlü tasarımcıların elbiseleriyle şıklık yarıştırdı... Bu yıl özellikle beyaz, krem ve pastel tonlarında tasarımlar dikkati çekti. Gelinliksi havadaki bu elbiseleri sizin için seçtim, ilham alabilirsiniz :)
Gerçekten gelin gibi değiller mi sizce de?...
(görseller kaynak: zelfist.com )
Gerçekten gelin gibi değiller mi sizce de?...
(görseller kaynak: zelfist.com )
Gönderen Keyifli gelinler zaman: 08:05 4 yorum
Etiketler: Gelinlik
7 Ocak 2013 Pazartesi
2013'ün Gelinlik Trendleri ve Ünlü Tasarımcılar
İlham almanız için sizi görsellerle başbaşa bırakıyorum... Umarım gelinliğiniz içinize siner ve düğün gecenizin masal prensesi olursunuz :)
Vera Wang 2013
Gönderen Keyifli gelinler zaman: 07:34 4 yorum
Etiketler: Gelinlik
Kaydol: Kayıtlar (Atom) | 1a7b7855ef2b | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
2008, Alman yapımı filmin yönetmenliğini Dennis Gansel yapmış. Bir lisede hoca olan Rainer Wenger, okuldaki proje haftasında anarşizmi anlatmak istemektedir, bunun için de hazırlık yapmıştır. Fakat otokrasi üzerine ders vermek zorunda kalır. Hem kendisi hem de öğrenciler için dersi daha eğlenceli hala getirmek için sınıfta minik bir diktatörlük oluşturur. Önce bir üniforma ardından bir grup ismi, logo, selamlaşma... Öğrencilerin gitgide ilgisini çeken bu oluşum, zamanla farklı bir hal almaya başlar. Gençler, sınıfta konuştuklarını gerçek hayatlarına taşımaya başlarlar. Bu da durumun farklı bir hal almasına neden olur. Filmin sonu hazırlıklı olduğunuz türden. Fakat bu başarısız olduğu manasına gelmesin. Filmin sonunda sizi bir sürprizin beklediğini biliyorsunuz sadece.
Filmin başlarında Almanya'da bir daha diktatörlük olmaz diyen gençlerin, filmin sonuna doğru büründükleri kimlik oldukça etkileyici.
Faşizm asla bir oyun değildir! | 32ff8242270a | [
"hplt2",
"vngrs"
] |
KOD :BLA-020
Fiyat : 336 + KDV
Sağlığı korumak bel ve boyun ağrılarını gidermek bir koltuk ile olur mu hiç demeyin ve uzun süre boyunca kullandığınız o kullanışsız ofis koltuğunuzu atın ve yerine gerçekten size uyumlu bir şekilde üretilmiş olan üretim harikası koltuklardan alın ve bakın bakalım inanmadığınız ve sağlığımı koltuk ile mi koruyacağım diye sizi düşündüren koltukların size sağladığı o mükemmel koltuklar sizi nasıl eskisinden daha güçlü bir hale getiriyor. İnsanların tüm ağrılarını gideren ve bel desteği kullanmak istemeyenlerin genellikle tercih etmiş olduğu BLA-020 sayesinde artık inanmadığınız o düşüncenin nasıl değiştiğini görecek ve teknolojik icatlar ile birlikte çıkan o muhteşem koltuklardan vazgeçemeyecek bir hale geleceksiniz.
Fiyat : 250 + KDV
Her noktada sabitlenebilme ve bunun yanında sizin rahatınıza uygun olarak isterseniz bel destekli isterseniz bel desteksiz üretilebilen file kumaş ofis koltuklarının rahatlıkları gerçekten hiçbir koltuktan bulunmuyor. Çünkü bu koltukları üreten firma sayısını aldığı kişilerin isteğine göre ürün üretmektedir ve ürettiği malın kalitesine göre ürünleri gayet uygun fiyatlar ile satışa sunmaktadır. Ayrıca yeni ofis açacak olan kişiler için de farklı çeşit ve renkleri ile BLA-010’u hizmetlerine sunabilmektedir. Ayrıca firma satışlarında indirim uygulanma şansını yakalamanızda mümkün. Ne de olsa Türk insanının pazarlık yapmaması imkansızdır ve bu firma da bunu bildiği için ürettiği ofis koltuklarında yeni ofis açacak kişilere uygun indirim imkanları sunmaktadır.
Fiyat : 250 + KDV
Ayarlanabilen boyu, kolçakları ve modeli ile görenleri kendisine hayran bırakan genellikle ofis ortamındaki çalışanların daha rahat bir ortamda çalışması ve gün içerisinde en çok yorgunluklarına değil de işlerine odaklanmalarını sağlayacak o devasa özelliklere sahip olan BLA-001 ofis ortamında nerede ise en fazla kullanılan koltuklardandır ve bu koltuklar arkasına doğru yatabilme özelliğine de sahiptir. Ayrıca sırt kısmınızda bulunan bölüm ile alt kısmınız da bulunan oturma yerinin yapısı tamamen farklıdır. Her iki bölümde tamamen olması gereken kısım odaklanılarak üretilmiştir. Bu sayede insanların bu koltuklardan almış olduğu hazda artmıştır. Eğer ofis ortamında çalışan bir insansanız yerli yerine göre üretilmiş bu koltuğu kullanabilme imkanına sahipsiniz.
Fiyat : 400 + KDV
Size rahat bir ofis ortamı yaratacak ve yeni başladığınız işte stres nedeni ile kasılmanızı engelleyecek muhteşem bir ofis koltuğuna ihtiyaç duyduğunuza eminiz. Bu yüzden üretimlerimizin çoğunda ofis boy olarak üretilen o teknolojik eserlerin insan sağlığı koruyuculuğunu onlara atfetmek için son derece uğraşılmış ve sonucunda da istenildiği gibi bir koltuk ortaya çıkmıştır. Bu devasa özelliklere sahip ve oturduğunuz zaman saatlerin nasıl geçtiğini anlamayacağınız ofis koltuğu olan BLA-050 daha ilk üretime girdiği günden beri milyonları aşan talep görmüştür ve fiyatında hiçbir zaman artma olmamıştır. Ancak toplu alımlara uygun fiyatların uygulandığı da görülmektedir. Eğer ofisinize birden fazla koltuk alacaksanız hemen dahili numaralardan firmaya ulaşabilirsiniz.
Fiyat : 352 + KDV
Fiyat : 400 + KDV | 4d46e6e064a3 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Aksaray Belediyesi toplumun tarihi ve manevi önderlerini düzenlediği konferans, seminer ve panellerle onure ediyor. Aksaray Belediyesi, toplumun sosyal, kültürel, milli ve manevi değer anlamda gelişimine bir konferansla daha katkıda bulundu.
Aksaray Belediyesi, Aksaray Valiliği ve Aksaray Üniversitesi tarafından “Doğumunun 140. Yılı Vefatının 77. Yılında Mehmet Akif’i Anlamak” isimli konferans düzenlendi.
Yoğun ilginin olduğu konferansa Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Orhan Erdem, Tarım Ve köy İşleri Eski Bakanı Prof. Dr. Sami Güçlü, Vali Vekili Kubilay Ant, Garnizon Komutan Vekili Yarbay Hakan Eşitgen, Cumhuriyet Başsavcısı Taner Aksakal, Belediye Başkanı Nevzat Palta, Rektör Prof. Dr. Mustafa Acar, Ak Parti Aksaray İl Başkanı Fatih Yıldırıcı, Ak Parti Aksaray Belediye Başkan Adayı Haluk Şahin Yazgı ile birçok sayıda öğretmen, öğrenci ve vatandaş katıldı.
Moderatörlüğünü Prof. Dr. Mustafa Acar’ın yaptığı konferansa Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Orhan Erdem ve Tarım ve Köy İşleri Eski Bakanı Prof. Dr. Sami Güçlü konuşmacı olarak katıldı.
Programın açılış konuşmasını yapan Aksaray Belediye Başkanı Nevzat Palta, gençlerin geleceğe hazırlanmasında dolu dolu bilgilere sahip olması gerektiğini söyledi.
Aksaray’da eğitim anlamında ciddi çalışmalar yapıldığını belirten Başkan Nevzat Palta: “Aksaray’da eğitime dair ciddi çalışmalar yapılıyor. Tabii ki bunun esas baş mimarı da sayın eski bakanımız, eskimeyen bakanımız Sami Güçlü Bey ve Orhan Erdem Beylerdir. Bu çerçeve içerisinde özellikle lise ve üniversitedeki çocuklarımızla birebir ilgileniliyor. Onlar okumaya teşvik ediliyor. Onları gerçekten daha iyi bir geleceğe hazırlamak için mutlaka insanlarımızın da, gençlerimizin de dolu dolu bilgilere sahip olması gerekiyor. Bu çalışmalar bir okuma gurubu adı altında birkaç yıldır devam ediyor. Bizlerde Aksaray Belediyesi, Aksaray Valiliğimiz, Aksaray Üniversitemiz ve Milli Eğitim Müdürlüğümüzle birlikte bu programı hep beraber gerçekleştirelim dedik” dedi.
Mehmet Akif Ersoy’un milli ve manevi değerlere sahip bir nesil yetiştirme konusunda ömrünü adamış bir dava adamı olduğunu ifade eden Başkan Nevzat Palta: “Akif ile ilgili benim çok şey söylememe gerek yok. Gerçekten bir gönül insanı, bir dava adamı, en zor zamanlarda durması gereken yerde durmasını bilmiş ömrü memleket sevdasıyla, insanlarımızı gerçekten bağımsız kılmak, bağımsız kılmakla beraber de milli ve manevi değerlere sahip bir nesil yetiştirme konusunda da gerçekten ömrünü adamış bir dava adamı Mehmet Akif. O açıdan biz inşallah tekrar onları yâd edeceğiz. Akif’e ihtiyacımız var. O zor zamanlarda Osmanlı’nın çöküş yıllarında cumhuriyetin ilk yıllarında gerçekten ömrünü bu değerlere, bu davaya adamış. Yeter ki vatan kurtulsun demiş, yeter ki insanlarımızın geleceği ve yarınları güzel olsun demiş. O açıdan rahmetle ve minnetle anıyoruz. Akif’i, Akif’in düşüncelerini, dünya görüşünü, olaya bakışını ve vatan millet sevgisini inşallah hem öğreneceksiniz hem de bundan sonraki geleceğimizi inşallah bu düşüncelerle beraber kuracağız. Buraya kadar gelen bakan yardımcımıza, sayın bakanımıza yürekten teşekkür ediyorum. Emeği geçenlere hepinizi saygıyla sevgiyle muhabbetle selamlıyorum” dedi.
Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Orhan Erdem de, Mehmet Akif Ersoy'un iyi adamların gölgesinde yetişmiş büyük bir zat olduğunu belirterek, "Adam adamın gölgesinde yetişir. Gerçekten de Akif, iyi adamların gölgesinde yetişmiş büyük bir zat. Onun manevi gölgesinde milyonlarca genç ve İslam aleminin insanları yetişecek” dedi.
Öğrenci ve öğretmen Mehmet Akif’i anlatan Erdem: “Öğrencilerle güzel bir diyalog kurar, öğrencilerinin sadece hocası olmamıştır aynı zamanda ‘mürşidi ve mürebbi’sidir. Onun derdi ideal adamı yetiştirmektir. Bilginin harekete geçirici gücü olan azmi ortaya koyarken tevekkülü de azme yoldaş görmektedir. Öğretmenin ve öğrencinin standartlarının dışındadır, farklı bir öğretmendir. İslami bilimleri çok iyi bilmektedir. Çok yönlü ve halkın içinde bir eğiticidir. Kur’an-ı Kerim’in tefsirini yazacak kadar alimdir, aynı zamanda Kurtuluş Savaşı’nda halkı harekete geçiren bir hatiptir” dedi.
Erdem, Mehmet Akif’in bir ülkenin ancak eğitimle kalkınacağına inandığını vurgulayarak: “İslam’ı çok iyi bilir. İslam topluluklarının geri kalmışlıklarını aşmak için uğraşır. Müslümanlığın içine konulan hurafelerle insanların içine kapanışına, insanların ilimden uzaklaşmasına hayretle bakar ve her yerde bunu eleştirir. Batıdan ilmi geçmişte olduğu gibi almamız gerektiğini savunur. Bugün de böyle değil mi? İslam ülkelerinde ya iç savaşlar ya da çok kapalı bir yaşam var ama üretimi dünyayla yarışacak, Kur’an-ı Kerim’in işaret ettiği pek çok ilme yönelik işareti görmeyen topluluklar, Akif’in eleştirdiği en büyük konulardan biridir.” şeklinde konuştu.
Tarım ve Köyişleri Eski Bakanı Prof. Dr. Sami Güçlü ise, Mehmet Akif gibi dava adamları için önce dava ve idealin geldiğini, onun dışında her şeyin ihmal edildiğini söyledi. Çocuklarıyla fırsat buldukça ilgilenmeye çalışan Mehmet Akif’in, içinde bulunduğu şartlar gereği, babasının kendisine öğretmenlik yaptığı gibi çocuklarına fazla vakit ayıramadığını vurguladı.
‘Okur’ Mehmet Akif’e de değinen Prof. Dr. Sami Güçlü: “Mehmet Akif’in Kütüphanesi, duvarları kitaplarla örülmüş, okunmamış tek bir kitap bile olmayan bir kütüphane. Ne kadar önemli… Bu kitaplar sadece bir defa okunmuşta değiller çünkü Mehmet Akif bir kitabı 4 defa okumazsa ‘Okudum.’ demezmiş. Aynı zamanda çok hızlı okurmuş. İlkini genel bir kanaat için, ikincisini anlamak, üçüncüsünü eleştirmek için okurmuş. En son ise fark etmediği bir şey varsa bunu aramak için okurmuş. Hem kitap hem yazar seçermiş. Okurken eğer kendi konusunun çok dışındaysa konuyu iyi bilen bir kişinin nezaretinde okurmuş” dedi.
Aksaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Acar ise, bu coğrafyanın yetiştirdiği en büyük simalardan birisinin Mehmet Akif Ersoy olduğunu Söyledi. Akif’in inanmış bir dava adamı olduğunu belirten Rektör Acar: “Mehmet Akif Ersoy hem bir karakter abidesi, hem örnek bir insan, hem filozofların düz yazı ile anlattıklarını mısralarına dökmüş bir düşünür, bir milleti ayağa kaldırabilecek tavsiyeler bırakmış bir insandır” dedi.
Mehmet Akif’in şiirlerine filozofça düşüncelerini katan yiğit bir insan olduğunun ifade eden Prof. Dr. Mustafa Acar: “İktisadi kalkınma diyerek neyi elde etmeyi umarız. Karnımız doysun isteriz, hastalandığımız zaman yararlanabileceğimiz sağlık imkânlarımız olsun isteriz, çoluk çocuğumuzu eğitmek isteriz, onlara iyi bir eğitim vermek isteriz ve ülke olarak uluslararası arenada sırtımız yere gelmesin, başımız öne düşmesin isteriz. Başka ülkelerin karşısında başımız dik olalım, onların karşısına özgüvenle yürüyebilelim isteriz ki bunları sağlayabilmek iktisadi kalkınma ile mümkündür. Bu anlamda Akif’in şiirlerinde bizi bunu yapmaya iten çok sayıda anlam yüklü dizeler vardır.” dedi.
Belediye Başkanı Nevzat Palta programın sonunda konferanstan duyduğu memnuniyeti dile getirerek katılımcılara buket ve plaket takdim etti. | 13d085425d96 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
AB Bakanlığı Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığınca finanse edilen "Mutlu Bir Gelecek İçin Doğru Meslek Seçimi" isimli Leonardo Da Vinci Ortaklık Projesi kapsamında; öğrencilere meslek ve alan seçimi konusunda rehberlik etmek ve tecrübe paylaşımı yapmak amacıyla düzenlenen konferansa Aksaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Acar, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ahmet Koçaş, Milli Eğitim Müdürü Lütfiye Deneri, Okul Müdürleri ve teknik ve meslek liselerinde okuyan 9. sınıf öğrencileri katıldı.
Konferansa konuşmacı olarak katılan Aksaray Üniversitesi Rektörü Mustafa Acar, " Doğru meslek ve kariyer seçiminin önemine değinerek değişen ve gelişen dünyada Türkiye'nin kendine yakışan yeri alması gerektiğini ve bu kapsamda en büyük görevin gençlere düştüğünü söyledi. Kendi kariyerinden ve eğitim hayatından örnekler vererek öğrencileri etkileyen Rektör Acar, Doğru tercih yapmanın, seçilecek bölüm ve mesleğin isteklerimizi karşılayıp karşılamadığının iyi araştırılması gerektiğini söyledi. Öğrencilere, kendilerini iyi tanımaları, yeteneklerini, kişisel özelliklerini ve becerilerini iyi analiz ederek kendilerini mutlu hissedecekleri bir mesleğe yönelmeleri tavsiyesinde bulundu.
Konuşmanın ardından Projeye verdikleri desteklerden dolayı Aksaray Üniversitesi Rektörü Mustafa Acar'a, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ahmet Koçaş'a ve Milli Eğitim Müdürü Lütfiye Deneri' ye öğrenciler tarafından çiçek verildi. | fb0b395d0b08 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Erdem Karakoç kimdir hayatı eserleri biyografisi resmi
1959 Kahramanmaraş doğumlu, Konya Akşehir Öğretmen Okulundan sonra, Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimini bitiren Erdem Karakoç, Taş Medreseler çıkışı sonrası 1988-1997 yılları arasında Ülkü Ocakları İstanbul İl Başkanlığı yaptı. 1975’ten -1987 ortalarına dek TAŞMEDRESE saydığı ceza evlerinde kaldı.
Erdem Karakoç, Başbuğ Alparslan Türkeş döneminde büyük sorumluluklar üstlenen Ülkü Ocaklarının 80 sonrasında yapılanmasında mühim rol oynayan çok önemli bir isimdir. Erdem Karakoç’un seveni kadar sevmeyeni de çoktur. İstanbul’da siyaseten yok edilmek istenenler Erdem Karakoç’la bağlantı kurularak imha edilmiştir. Bütün bunlara rağmen Erdem Karakoç bunlara itibar etmemiş, aldırmamış davaya hizmet noktasında kararlılığını sürdürmüştür. Takdir edilmeyi beklemeden tek başına teşkilatmışcasına çalışmış hatta teşkilat yöneticilerinin çoğundan fazla gayret göstermiştir. Erdem Karakoç başkaları gibi ne başka partiye gitmiş ne de MHP’nin başarısızlığı için çalışmıştır.
Şuan İstanbul savcılığı tarafından bazı iddialarla gözaltına alınmıştır. | 88a5f67ec136 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Eğitim biliminin en temel ilkelerine aykırı düzenlemelerde ısrarını sürdüren Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimi niteliksizliğe ve düzensizliğe sürükleyerek çocuklarımızın geleceği ile oynamaya devam etmektedir.
Kindar nesil projesini her türlü hukuki, vicdani ve etik kuralı ayaklar altına alarak yaşama geçirmeye çalışan siyasal iktidar, çağdaşlaşmanın temeli olan eğitimi, dolayısıyla öğretim birliğini ortadan kaldırma girişimini, karma eğitimi sonlandırarak tamamlamak istemektedir.
2013-2014 Eğitim Öğretim Yılının ilk yarısında da eğitim sistemimizi bir yandan gericileştirme öte yandan da tam bir işletme mantığıyla ticarileştirme ve yerelleştirme çalışmaları hızla sürmektedir.
GEZİ EYLEMLERİ NEDENİYLE ÖĞRENCİ VE ÖĞRETMENLER ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURULDU
Türkiye’de başta eğitim hakkı olmak üzere, en temel insan hakları ve özgürlükler yok sayılırken, 2013-2014 eğitim öğretim yılı başlangıcı, gezi eylemlerine katılan öğrenci ve öğretmenlere yönelik cadı avı sürecine dönüşmüştür. Gezi eylemleri döneminde Milli Eğitim Bakanı’nın “öğrencilerimizle ilgili bir işlem yapmayacağız” biçimindeki açıklaması, Başbakan Erdoğan’ın “Liseli talebeler üzerinde okul müdürü ve öğretmenler baskı kuruyor” şeklindeki açıklamasıyla boşa çıkmış, öğrenci ve eğitim emekçileri üzerindeki baskılar giderek artmıştır. Okul müdürlerinden eylemlere katılan öğrencilerin ve öğretmenlerin isimleri istenmiş, eyleme katılan öğrenciler hakkında cezai işlem uygulamadığı ya da teşvik ettiği gerekçesiyle birçok eğitim emekçisi hakkında soruşturma açılmış ve sürgün edilmiştir.
4+4+4’ÜN YIKICI SONUÇLARI DEVAM ETMEKTEDİR
2013-2014 eğitim öğretim yılının ilk yarısında okullarda en çok gözlenen sorunlar, 4+4+4 sonrası okulların dönüştürülmesiyle başlayan ve halen devam eden sorunlardır.
Mevcut okulların fiziki altyapı sorunlarını giderme yönünde hiçbir çalışma yapılmamıştır. 8-9 yaşındaki çocukların fiziki durumuna uygun olarak yapılan ilkokulların 5 ve 6 yaş grubu çocuklara uygun olmadığının bilinmesine rağmen, bunun için gerekli önlemler alınmamıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın tüm eleştirilere rağmen gerekli tedbirleri almaması sonucunda; bu eğitim-öğretim yılında da, okullarda ihmal, kaza ve şiddet nedeniyle hayatını kaybeden çocuklarımız olmuştur. Israrla vurgulamamıza rağmen okulların fiziksel ve altyapı yetersizliklerini gidermeyen, çocukların kullanımına uygun güvenli okul alanları yapmayan Milli Eğitim Bakanlığı, yaşanan can kayıplarına rağmen gerekli tedbirlerin alınmasını sağlayamamıştır.
Okulların dönüştürülmesine paralel olarak azalan ilkokul sayısı ve bu yıl okula başlayan öğrenci sayısındaki artışa paralel olarak sınıf mevcutları yine Bakanlığın öngördüğü sayının çok üstüne çıkmıştır. Derslik açığı sorununu gideremeyen Bakanlık, kalabalık sınıflarda çocuklarımızı sağlıksız eğitime mahkum etmiştir.
Öte yandan okullarımızda yeterince memur ve yardımcı personel bulunmamaktadır. Bu alandaki pek çok eksiklik bu öğretim yılında da okul-aile birlikleri yoluyla velilerin sırtına yüklenerek karşılanmaya çalışılmıştır. Bakanlığın verilerine göre, 2013-2014 eğitim öğretim yılında okullarımızda yaklaşık 70 bin hizmetli ve memur ihtiyacı bulunmaktadır.
Özel okullara kaynak aktaran Bakanlık, devlet okullarına üvey evlat muamelesi yaparak kaynak aktarmamakta ve okul müdürlerini, velilerden para toplama cambazı yapmaktadır.
Yine okulların dönüştürülmesi sonucu geçen yıldan devam eden norm kadro sorunları bu eğitim öğretim yılı başında da artarak devam etmiştir. On binlerce öğretmenimiz norm kadro fazlası olmasından dolayı perişan edilmiş, yarıyıl tatiline girdiğimiz sırada bile okulu belli olmayan, normun kapalı olmasından dolayı özür durumu atamaları gerçekleştirilemeyen öğretmenlerimizin mevcudiyeti eğitimimizin halini gözler önüne sermektedir.
Genel liselerin kaldırılması sonucu yüz binlerce öğrencimiz meslek lisesi ve imam hatip lisesi arasında sıkıştırılmıştır. Çıkarılan ortaöğretim yönetmeliği ile bir yandan küçük yaşta evlenmenin önü açılırken diğer yandan ise ortaokulu yurt dışında bitirenlere sınavsız istedikleri okula kayıt hakkı verilerek sermaye ve cemaate göz kırpılmıştır. İmam hatip liselerindeki meslek dersi öğretmenlerine adeta “mele” yetkisi verilerek toplumun din ve mezhep temelinde bölünmesi ve çatışmasının temeli atılmaya çalışılmaktadır.
Bugün okullarımızda, en gerçek yol gösterici olan bilim dersleri azaltılarak öğrencilerimiz, toplumsal yaşamın gerçekliğinden kopartılmaktadır. Öte yandan ise kişilik gelişiminde çok önemli olan spor ve sanat dersleri yok sayılmaktadır. 1913 yılında iptidai mekteplerinde sanat derslerinin haftalık ders saatleri içindeki oranı yüzde 17’yken, Cumhuriyetimizin 91. yılında bu oran yüzde 5’lerdedir. 1913’te din içerikli derslerin ağırlığı yüzde 13’ken bugün bu oran yüzde 17’lere çıkmıştır. Bilim ve sanat eğitimi okullarımızdan kapı dışarı edilmiştir.
2012 PISA Türkiye’nin sonuçlarına göre 34 ülke arasında 32. sırada yer alması, eğitim sistemimizin OECD ülkelerinden çok geri olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Bu durumun nedeni ise elbette ki öğrencilerin öğrenme kapasitelerinden değil, nitelikli bir eğitimden yoksun olmalarından kaynaklanmaktadır.
Özetle 4+4+4 eğitim sistemi ile eğitim bir yandan gericileştirilerek çocuklarımıza kaderci ve başkalarının kendisinin yerine verdiği kararlara itaat etme kültürü enjekte edilmeye çalışılmaktadır. Diğer yandan GATS anlaşmasının gerekleri yerine getirilmekte ve eğitim hizmet satın alma yolu ile paralı hale getirilmeye çalışılmaktadır. Cumhuriyet’in temellerinden biri olan ‘’Öğretim Birliği’’ ortadan kaldırılarak Osmanlı’nın yıkılış sürecinin nedenlerinden biri olan iki başlı eğitim yerleştirilmeye çalışılmaktadır.
ÖĞRENCİLERİN SINAV YÜKÜ DAHA DA ARTTI
Eğitimin bütün kademelerinde benimsemiş olduğu dayatmacı tutum ile eğitimde yaşanan sorunları daha da derinleştiren MEB, yeni ortaöğretime geçiş modeli ile 8. sınıfta 12 merkezi yazılı sınav getirerek öğrencilerin yaşadığı sınav stresini daha da artırmıştır. Merkezi sınav yapılacak olan temel dersler arasına Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi de alınmış, öğrencilere din eğitimi dayatmasına devam edilmiştir. Yine bölgeler arasındaki, hatta aynı ildeki okullar arasındaki fırsat eşitliği sağlanmadan hayata geçirilen model, yoksul ailelerin çocuklarını dezavantajlı duruma düşürmüştür.
AKP Hükümeti döneminde yapılan birçok sınav gibi bu sınavda da birçok skandal yaşanmıştır. Sorular sızdırılmış, kitapçıklar sınava az bir süre kala değişmiş, sınav güvenliğinde ciddi sıkıntılar yaşanmış, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden muaf olan gayrimüslim öğrencilerimiz sınava girmedikleri şeklinde değerlendirilmiş, sınavlardaki genel başarı oranları kamuoyundan gizlenmiştir.
Öte yandan Ankara 18. İdare Mahkemesi, Bakanlığın SBS’de Almanca ve İngilizce testlerinin cevap anahtarlarını karıştırması üzerine 718 öğrencinin puanının yanlış hesaplanması nedeniyle sınav sonuçlarını iptal kararı vermiştir. Öğrencilerin geleceğini belirleyen en önemli sınavları dahi yanlışsız yapamayan AKP iktidarı döneminde yapılan bütün sınavlara şaibe karıştırılmıştır. Bundan da en büyük zararı, devlete güvenerek büyük umutlarla sınava giren çocuklarımız görmektedir.
BİLİMSEL VE LAİK EĞİTİM DEVRE DIŞI BIRAKILDI
Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı, karşı devrimin üssü haline getirilerek ulusal değerlerimiz eğitim sistemimiz içerisinden yasa ve yönetmelikler aracılığı ile bir bir çıkarılmıştır. Bunun son örneği İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yapılan değişiklik ile Öğrenci Andı’nın kaldırılması olmuştur. Yine devlet memuru kadınların türban ve benzeri dini kıyafetlerle görev yapabilmelerine olanak tanıyan düzenlemeyle türban okullarımıza kadar girmiştir. Söz konusu sorumsuz düzenlemelerle iktidarın "dindar nesil" ve "muhafazakâr yaşam tarzı" hedefi doğrultusunda çağdaş, bilimsel ve laik eğitime darbe vurulmuştur.
YENİ HEDEF: KARMA EĞİTİM
Yine eğitimin dini kurallara düzenlenmesi uygulamalarının ardından karma eğitimi hedef alan açıklamalar yapılması, kız ve erkek öğrencilerin önce ayrı sınıflarda, daha sonra ayrı ayrı okullarda okutulması gündeme getirilmiştir. Karma eğitim, kız ve erkek çocukların küçük yaşlardan itibaren birbirini tanıması, farklılıklarına saygı göstermesi ve kadın erkek eşitliğinin bilincine varması açısından çok önemlidir. İşte tam da bu nedenle karma eğitim iktidara rahatsızlık vermektedir.
EĞİTİMDE ÖZELLEŞTİRME UYGULAMALARI TAM GAZ
MEB verilerine göre 2002-2003 eğitim öğretim yılında özel okullarda kayıtlı öğrencilerin toplam öğrenci sayısına oranı yüzde 1,6 iken bu oran 2013-2014 eğitim öğretim yılında 4,1, örgün eğitim içerisindeki özel okul sayılarının toplam okul sayılarına oranı ise yüzde 9 oldu.
Ortaya çıkan tablo, AKP hükümetinin eğitim sistemini sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda nasıl şekillendirdiğini ve eğitim sistemindeki ayrışmayı gözler önüne sermektedir. AKP iktidarı, topluma fırsat eşitliği olarak sunduğu 4+4+4 dayatması ile özel sektöre sunduğu avantaj ve teşviklere bu öğretim yılında da tam gaz devam etmektedir.
Yıllardır bir taraftan devlet okullarında eğitimin niteliğini bilinçli olarak düşüren Hükümetin ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın “dershaneleri kapatacağız” söyleminin ardındaki amaç, özel öğretimi özendirmek ve özel okulları doğrudan kamu kaynaklarıyla desteklemektir. Bugün yüzde 3 olan özel öğretim oranını yüzde 10’a çıkarmayı hedefleyen hükümetin, dershanelerin özel okullara dönüştürülmesi ve özel öğretim kurumlarının kamu kaynakları ile desteklenmesi girişimlerini herkesin eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanacağı bir düzenleme olarak değerlendirmek mümkün değildir.
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunun 22. maddesindeki “İlköğretim, devlet okullarında kız ve erkek çocukları için zorunludur ve parasızdır” ifadesinin kaldırılması kamu özel ortaklığı okulların yasal alt yapısının hazırlanmasından başka bir şey değildir. İktidar GATS Anlaşması çerçevesinde 652 sayılı KHK’yi çıkarmış ve arsa tahsisi, teşvik primi, hizmet alımı yöntemleri ile en temel insan hakkı olan eğitimi de sermayenin hizmetine sunmanın çabası içine girmiştir. İktidar, Sokrates’in “Eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsanız, cehaletin bedelini hesaplayın” sözünü doğrularcasına özelleştirme politikası ile emekçi halkımızın çocuklarına cehalet ya da paralı eğitimi dayatmaktadır.
ÖĞRETMENLERİMİZ MUTSUZDUR
Eğitimin birikmiş sorunlarını sırtında taşıyan öğretmenlerimiz 2013-2014 eğitim öğretim yılının ilk yarısını mutsuz geçirmiştir.
Eğitimin sistemden kaynaklı sorunları karşısında çözüm üretmekten daha çok sorun üreten MEB, yaşanan sorunların kaynağını öğretmenlermiş gibi göstererek öğretmenleri hedef tahtasına koymuştur. Sonuç olarak da öğretmenlere yönelik şiddet olayları bu sene de artarak devam etmiştir.
Bakanlığın zaman zaman yaptığı resmi açıklamalarda öğretmen açığının 121 bin olduğu belirtmesine rağmen 40 bin öğretmen alımı yapılması, öğretmenleri yine esnek ve kuralsız çalışma politikasının devam edeceğini göstermektedir.
Bir taraftan yandaşlarını idari kadrolara yerleştiren AKP, bir taraftan da ilk atamalarda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, İmam Hatip Lisesi meslek dersi ve Arapça branşlarına diğer branşlardan fazla kontenjan ayırarak eğitimde uyguladığı ayrımcı politikayı gözler önüne sermiştir.
3 bin 600 öğretmenimiz eşinden ayrı olarak görev yapmış, sistemden kaynaklanan nedenlerden dolayı branşında norm fazlası durumunda açıkta kalan öğretmenlerimizden binlercesi yeni branşlarında verimli olamamıştır.
Orta Öğretim Kurumlarında yapılan ortak sınavlar için getirilen ve yüzlerce sorudan oluşan keyfi ve angarya niteliğindeki sınav analiz programları öğretmenlerimize dayatılmaktadır.
KADROLAŞMA CEMAATLER ARASI YARIŞA DÖNÜŞMÜŞTÜR
İktidara geldiği günden bu yana kendi yandaşlarını MEB yönetici kadrolarına yerleştirmeye çalışan AKP, son çıkardığı MEB Yönetici Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği ve MEB Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği yönetmeliklerine getirdiği sözlü sınav uygulaması ile kadrolaşma konusundaki pervasız tutumundan vazgeçmeyeceğini göstermiştir. Bu pervasızlık o derece artmıştır ki artık kadrolara yerleşmek için bırakın kariyer ve liyakatı yandaşlık bile yetmez olmuş, cemaatler arası yarışa döndürülmüştür.
ZORUNLU ROTASYON TEHDİDİ
Son olarak Bakanlığın, 20 yıl çalışmış öğretmenlere okullar ve bölgeler arasında yer değiştireceği “zorunlu rotasyon” getirmek için çalıştığı basına yansımıştır. Daha önce 652 sayılı KHK’nin ucu açık maddelerine dayanarak zorunlu rotasyonu öğretmenlere karşı tehdit unsuru olarak kullanan Bakanlık, eğitimin acil çözüm bekleyen sorunları ile ilgilenmek yerine yine aynı konuyu gündeme getirmiştir.
Öğretmenlerimizin isteği dışında rotasyona tabi tutulması sürgün anlamına gelmektedir ve Bakanlığın bu tür bir dayatma içine girmesi için akıl tutulması yaşamış olması gerekir.
“Öğretmenlerin mesleki deneyimlerinden yararlanacağız”, “Doğu ve Güneydoğu’daki eğitimin olumlu etkilenmesini hedefliyoruz” bahanelerini ileri süren Bakanlık, korkan, eleştiremeyen, düşünemeyen, sorgulayamayan öğretmenler yaratmak istemektedir. Öğretmenler sürekli yer değiştirecek, sendikal olarak sağlam bağlar kurmalarına da engel olunacaktır.
Her geçen gün içten içe çürüyerek bir enkaz haline getirilmiş eğitim sistemimizin yıllar içinde birikerek artan yapısal sorunları, geçici, günübirlik politikalarla geçiştirilmiş ya da çözümsüz bırakılmıştır.
Küreselleşmeyle birlikte bölge coğrafyasını değiştirme, bölgenin tüm kaynaklarını uluslar arası sermayenin kullanımına açma politikasını sadakatle uygulayan siyasal iktidar, bir kamu hizmeti ve temel bir insan hakkı olan eğitimi de piyasaya açmaya çalışmaktadır.
Öte yandan da ulusal belleği silinmiş, sorgulamayan, itaatkar, kendi adına karar verenlerin kararlarına biat eden bir nesil yetiştirerek emperyalizm için ülkeyi dikensiz bir gül bahçesine dönüştürecek eğitim politikasını hayata geçirmektedir.
Çocuklarımız öğrenmeye değil, sınavlara, sınıf geçmeye ve evlerine zayıfsız bir karne götürmeye koşullanmış durumdadır. Dolayısıyla öğrencilerin karnelerindeki kırık notlar kendilerine ait değil, AKP iktidarının eğitim sistemine ve Milli Eğitim Bakanlığı’na verilmiş notlardır.
Eğitim-İş olarak, çocuk ve gençlerimizin, geleceğimizin siyasi iktidarın yarattığı enkazın altında yok olmaması için acil adımlar atılması zorunluluğunu bir kez daha belirtiyor, parasız, bilimsel, demokratik ve laik eğitimin tüm yurttaşlar için ayrım gözetmeksizin hayata geçirilmesini istiyoruz. Cumhuriyetin kendisine yüklediği görev ve sorumluluklarının bilincinde olan eğitim emekçileri, emperyalizmin ve onun işbirlikçisi siyasi iktidarın çocuklarımızın geleceğini karartmasına izin vermeyecektir.
MERKEZ YÖNETİM KURULU | 4f97f1eb90dd | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Bilindiği üzere 2014 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) sınavlarının birinci aşaması olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı 23.03.2014 tarihinde yapıldı. ÖSYM aynı gün yaptığı duyuruda "6495 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 33 üncü maddesi ile 53 üncü maddesi birinci fıkrası (ç) bendi gereğince ÖSYM tarafından uygulanan sınavlara ait soru ve cevaplar 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamı dışına çıkarıldığını" ifade ederek "test sorularının tamamından rastgele seçilen % 20’si adaylara ait soru kitapçıklarındaki soru numaraları ve cevap seçenekleri ile birlikte adayların incelemesine açılacağını" ifade etmiştir. ÖSYM duyurusunda devamla, açıklanan az sayıdaki sorular dışında kalan soruların "gizli bilgi olarak niteleneceği", bu soruları kamuoyu ile paylaşanlar hakkında yasal işlem yapılacağı tehdidini savurmuştur.
Milyonlarca öğrencinin ve ailesinin geleceğini, özlemlerini şekillendiren sınav sistemini sevk ve idare etme sorumluluğunu taşıyan ÖSYM, AKP iktidarı döneminde şaibelerle anılan güvenilmez bir kurum haline gelmiştir. Sınav güvenliği konusunda defalarca "sınavda kalarak" sayısız öğrenci ve ailesini mağdur eden ÖSYM bahse konu yeni uygulamasıyla, güvenilmezlik algısına boyut katmıştır.
Hemen ifade edelim ki kamu otoritesi eliyle yapılan sınavlar şaibe kaldırmaz. AKP'nin kanun yapma gücünü suistimal eden yasal düzenlemesi "gizli soru" uygulamasını yaşatmaya yetmez. Eğitim İş YGS Sınav sorularının er geç açıklanması için hukuki ve eylemsel anlamda tüm olanaklarını seferber edecek, skandal uygulamaya hiçbir şekilde göz yummayacaktır. ÖSYM'yi milyonların sesini dinlemeye, hatadan acilen dönmeye davet ediyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur. | 6a3b86a4d7ae | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
08.06.2016. Danışmanlık, uygulama yönetimi, olağanüstü durum, yedekleme, iş sürekliliği, veri depolama, sunucu sistemleri gibi geniş bir yelpazede hizmet vermeyi sürdüren NGN, yeni teknolojik çözümleri müşterileri ile paylaştı. HPE, Imperva ve Qlik üreticilerinin sponsorluğu ve katılımı ile gerçekleşen etkinlikte uçtan uca yenilikçi çözümler tanıtıldı.
3 Haziran tarihinde Hotel Les Ottomans’ta düzenlenen etkinlikte 3 farklı marka ve birbirini tamamlayıcı çözümler katılımcılarla bir araya getirilerek, NGN’in marka bağımsız sistem entegrasyonu becerisi ve güncel ve müşterilerin ihtiyaçlarını adresleyen BT çözümleri katılımcılarla paylaşıldı.
NGN Genel Müdür Yardımcısı Müfit Süer’in açılış konuşması ile başlayan etkinlikte; HPE Vertica – database ürünü, siber güvenlik üreticisi Imperva database güvenliği hakkında yenilikçi çözümleri katılımcılarla paylaşırken, bir iş zekası yazılımı Qlik ise sunduğu iş keşif ve analiz platformu hakkında açıklamalarda bulundu. Hızı yüksek bir ivme ile artan verinin aynı “yüksek performansla depolanabilmesi”, “güvenli bir şekilde erişilebilmesi”, “analiz edilebilmesi” ve bu analiz sonuçlarına göre anlık aksiyonlar alınabilmesi için gereken güçlü ürün ve üreticilerin bir orkestra uyumuyla çalışabilirliği katılımcılara gösterildi. Davetliler tarafından büyük ilgi gören etkinlik, gerçekleştirilen öğle yemeği ile sona erdi. | fb22f4712fee | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
İğne oyası yapımı gerçekten emek gerektiren ve bitimindeki göz alıcılığıyla bayanları büyüleyen el işleri arasında karşımıza çıkıyor. İğne oyası denildiğinde akılımıza ilk olarak yazma kenarlarının süslenmesinde kullanılan modeller gelmektedir.
Yeni iğne oyası örnekleri
İğne oyası bilenlerin sayısı gün geçtikçe artmakta ve iğne oyası öğrenmek isteyenler teknolojiden de faydalanmaya çalışmaktadır. İğne oyası düzgün yapılığı takdirde göz alıcı olacak ve iğne oyasının yapımı hakkında bilmeniz gereken bütün detaylar değerli hocalarımız tarafında sizlerle paylaşılacaktır.
İğne oyasında bu sene en çok tercih edilen renkler canlılığı dikkat çeken mor ve tonları olacağa benziyor. Bunun yanında yaz ayarlını kapımız çalmasıyla iğne oyası yazma modelleri yazın canlılığında hareketleniyor.
Yeni iğne oyası örnekleri (resim galeri)
Canlı renk tonlarını içinde barındıran yazmalara en uygun hangi modelin gideceği konusunda da sizler ile paylaşacağımız ipuçlarını kaçırmayın. İğne oyası adına her bayanın bilmesi gereken bazı detaylar vardır. Bu detayların tek başına öğrenilmesi için uzun yılları içinde barındıran deneyimlerin olması gerekecektir. İğne oyası yazma modellerinin yapımı hakkında sizleri bilgilendirecek deneyimli isimlerin sizler ile paylaşacağı püf noktaları kaçırmadığın takdirde kısa sürede birbirinden şık ve göz alıcı iğne oyaları ortaya çıkaracaksınız. İğne oyasını yapımını zor olduğu söylentilerini aldırış etmeden tüm kararlılığını ile bu işe kendinizi verdiğiniz takdirde yazmalarınızı birbirinden güzel iğne oyaları ile süsleyebilirisiniz. İğne oyası yazma modelleri en çok beğendiğiniz badem örneğini sizler ile paylaşacağız. Yazmalarınızı süslemek için iğne oyasını kullanmanız odlukça yerinde bir seçim olacaktır. İğne oyası hem öğrenilmesi kolay hem de bitiminde şıklığı ile sizleri büyülemeyi başaran el emekleri arasından karşımıza çıkıyor. İğne oyasını yapılışı ve iğne oyası hakkında bilmeniz gereken her şeyi siz değerli takipçilerimiz için bir araya topladık. İğne oyası yazma modellerinin yapımında da çeşitli boncuk ve buna benzer detayları kullandığınız takdirde daha göz alıcı sonuçlar elde edeceğinizi unutmayınız. İğne oyası ile süslediğiniz boncuklar yazmalarınıza ve doğal olarak da sizlere çok yakışacak. İğne oyası denildiğinde geniş bir model yelpazesi ile karşılaşmaktayız. Model çeşitliliğin bu denli fazla olması zor beğenen bayanların imdadına yetişir cinsten olmuş ve iğne oyası yenilikleri seven bayanların yüzünü güldürmeyi başarmıştır. İğne oyası bayanların hayal dünyaları ile genişlemiş ve yazmalarda çiçek motiflerinden tutunda incilere kadar bütün detaylar yazma kenarlarına yansıtılmıştır. İğne oyası öğrenek isteyenlerin iğne ve yazmalarını ellerine almana zamanı geldi. Sizlerde yazma kenarlarını birbirinde güzel iğne oyaları ile süslemek istiyorsanız biraz sonra sizler ile paylaşacağımız öğretici videomuzun sonunda yaptığını modeller karşısında hayret kalmaya hazır olun.
Yeni iğne oyası örnekleri video
İğne oyasını daha rahat öğrenin diye öğretici resimlerin yanında videoları da sizler için hazırladık. İğne oyası geçmişten günümüze bırakılan en değerli el işleri arasında karşımıza çıkıyor. Eskimeyen ve her zaman bayanlar tarafından beğenilerek yapılmaya devam edilen modelleri de sizler ile paylaşacağımız sitemizi takip etmekten vazgeçmeyin. İğne oyası denildiğinde aklına gelen, tanıdıklarınızda gördüğünüz ve istemeye çekindiğiniz bütün modelleri bir arada görecek ve yapılışı hakkında bilgi sahibi olacaksınız. Bunun için tek yapmanız gereken iğne oyası yazma modelleri kategorimizi ziyaret etmektir. Bir önceki makalemizde iğne oyası havlu kenarı örneklerimizi paylaşmıştık. | 6acfc824b649 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
FEVZİ ATLIOĞLU
Şanlıurfalı olup, bulunduğu çevrenin müzikle meşgul olması ve bağlama çalan dayısının etkisiyle müziğe başlamış ve on yaşında bağlama çalmayı öğrenmiştir. Okul yıllarında tambur çalmayı ve notayı öğrenmiştir. Bilahare ud, cümbüş ve kaval çalmayı öğrenmiştir. 1960 yılında Erzurum radyosuna girerek bir müddet çalışmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan emekli olarak 1980 yılından beri Ankara’da müzik çalışmalarına devam etmektedir. Güfteleri kendisine ait birçok şarkı ve türkü bestelemiştir. Bir plak şirketinin müzik direktörlüğünü yapmış çeşitli makamlarda fasıl plakları, halaylar ve zeybekler gibi 25’ten fazla long play hazırlamıştır. | 67acfe74585a | [
"culturax",
"hplt2"
] |
İlçenin İlkçağ tarihi ile ilgili kesin bilgi olmamakla birlikte geçmiş tarihinin çok eskilere dayandığı sanılmaktadır.
MÖ.2000’lerde Hititlerin ve Asurluların hakimiyetine giren yöre MÖ.612’de Babillerin sınırları içerisinde kalmıştır. Daha sonra Medler ve Persler yöreye egemen olmuş, Büyük İskender’in MÖ.332’de Anadolu’daki Pers hâkimiyetine son vermesinden sonra Urfa yöresi ile birlikte yöre de Makedonya Krallığının egemenliği altına girmiştir.
Büyük İskender’in ölümünden sonra Seleukoslar yöreye hakim olmuş, bunu Osrhoene Krallığı ve Romalılar izlemiştir. Roma’nın 395’te ikiye ayrılmasından sonra Doğu Roma (Bizans) sınırları içerisinde kalmış, Bizanslılar ile Sasaniler arasında sık sık el değiştirmiştir. Yöre MS.640 yılında Arap istilasına uğramış, 661 yılında Emevilerin, 750’de Abbasilerin hâkimiyeti altına girmiştir. | 4222ed0009c9 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2"
] |
Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Yaygın Eğitim Kurumları’nda Atatürk Köşesi bulundurma zorunluluğunun içeriğini boşaltarak işlevsiz kılan düzenlemesi ile ilgili olarak Eğitim-İş’in açtığı davada nihai karar çıktı. Danıştay açtığımız davanın haklı olduğunu kabul ederek düzenlemeyi iptal etti.
Milli Eğitim Bakanlığı, 8 Mart 2008 tarihli Resmî Gazete’de yeni “Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği” ile özel okullarda “Atatürk Köşesi” bulundurma zorunluluğunu ortadan kaldırmış, düzenleme aleyhine açtığımız davayı kazanmıştık. Karar sonrasında Bakanlık bu defa 21.05.2010 tarihli ve 27587 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Yaygın Eğitim Kurumları Yönetmeliği’nin “Türk Bayrağı ve Atatürk Köşesi” başlıklı 14. maddesi kapsamında yaygın eğitim kurumlarında bulunan Atatürk Köşelerinin gerekliğine ilişkin düzenlemeyi işlevsiz kıldı, içini boşalttı. Bunun üzerine bu düzenlemenin de yürütmesinin durdurulması ve iptali amacıyla dava açtık.
Davada, Danıştay 8. Dairesi ilk aşamada düzenlemenin yürütmesinin durdurulması talebimizi kabul etti. Bakanlık kararın kaldırılması için İdari Dava Daireleri Kurulu’na başvurmuşsa da bu talebi olumsuz sonuçlandı. Danıştay 8. Dairesi kısa süre önce davayı esastan gündemine alarak nihai kararını verdi. Danıştay, Anayasa’nın başlangıç kısmında ve 1739 sayılı kanunda belirlenen amaçlar doğrultusunda, milli eğitim sisteminin temel amacının; Türk Devletini ve Milletini ebediyete kadar yaşatacak, çağdaş uygarlığın ve medeniyetin ortağı ve öncüsü yapacak, Türk Milletinin bütün fertlerinin, Atatürk inkılap ve ilkelerine bağlı olarak yetiştirilmesi olduğunu ifade etmiş ve devamla Anayasa ve 1739 sayılı kanunda bu amacın gerçekleştirilmesi için yaygın eğitim faaliyetinin Atatürk ile ve inkılapları doğrultusunda evrensel hukuka, demokrasi ve insan haklarına uygun bir bütünlük içinde yerine getirilmesi ekseninde yaygın eğitim kurumlarında yer alacak Atatürk Köşesi’nin bu amaç ve bütünlük taşıyacak nitelik ve içerikte olması gerektiği kabulüyle Eğitim İş’in talebini haklı bulmuş ve düzenlemeyi talebe uygun olarak esastan iptal etmiştir. | 048444bf6e9e | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
III. Dönem V. Başkanlar Kurulumuz, 30-31 Ağustos tarihlerinde, Şube ve İl Temsilcilik Başkanlarımızın katılımıyla Ankara’da gerçekleştirildi.
Kurulda ülke gündemi, sendikal süreç, örgütlenme çalışmaları, eğitim-öğretim sistemine ilişkin sorunlar tartışılarak, aşağıda yer alan sonuç bildirgesi hazırlanmıştır.
3. DÖNEM 5. BAŞKANLAR KURULU (30-31 Ağustos 2013) SONUÇ BİLDİRGESİ
SİYASAL SÜREÇ
Emperyalizm Kana Doymuyor
Emperyalizmin öncülüğünü yapan devletler, içine düştükleri ekonomik cendereden kurtulabilmek için yine savaş çığlıkları atıyor. 80’li yılların sonunda SSCB’nin çözülmesiyle birlikte dünya, tek kutuplu bir siyasi yapıya büründü. Bu gelişmeyle birlikte, özellikle enerji bölgelerinde yaşayan milyonlarca insan kan emici sömürücülerin ateş çemberine alındı. Emperyalizm kanlı elleriyle yarattığı uluslararası terör örgütleriyle, sınırlarını değiştirmeyi düşündüğü ülkelerde bir yandan siyasi ve ekonomik istikrarsızlık yaratırken, diğer yandan da huzurunu bozduğu toplumları etnik, dinsel ya da mezhepsel temelde bölerek, aynı kaderi paylaşan insanları birbirine boğazlatmaktadır. Yugoslavya’da, Irak’ta, Libya’da uygulanan bu çirkin tezgah şimdi komşumuz Suriye’de uygulanmaktadır. Kanlı siyaseti teşhir edecek toplumsal arayışlara hayat verecek ulus ve sınıf bilinci ise aynı güçler tarafından sistematik uygulamalarla hızla aşındırılıyor. Yandaş medya aracılığıyla bu kanlı siyaset haklı çıkarılmaya çalışılıyor.
Dünya Barış Arayışının Sembolü Atatürk’ün Kurduğu Cumhuriyetin Başbakanı, Savaşı Körükleyerek Ulusumuzun Yüzünü Kızartıyor
Emperyalist sömürü siyasetinin kurumsal unsurlarının başında gelen Büyük Ortadoğu Projesinin eşbaşkanlığını yürüten Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN ise işgal ettiği koltuğun tüm dünya halkları için barışı temsil ettiğini göz ardı edip küresel güçlere hizmet ederek ulusumuzun yüzünü kızartıyor. AKP iktidarı, Suriye’yi kana bulayan terör örgütlerine açık devlet desteği vererek teröristleri ülkemizde barındırıyor. Komşu Suriye’de akan kanı daha da şiddetlendiren bu sorumsuz yaklaşım kendi yurttaşlarımızın canına da mal olmaktadır. Yakın zamana kadar komşularla sıfır sorun palavrasıyla oy toplayan AKP siyaseti, bugün komşularını yok ederek kanını emmeye çalışan küresel sermayenin maşalığını yapmaktadır. Dünün AB’ye karşı “İslam Ortak Pazarı” savunucularının, bugün ABD ve AB’nin taşeronluğunu üstlenerek Müslüman kanı dökülmesine destek vermeleri, yaşadığımız tarihsel musibettir. Dünyanın ilk anti-emperyalist ulusal kurtuluş savaşını yapmış, tüm mazlum uluslara bağımsızlık kapılarını açmış bir ülke olan Türkiye, bugün ise mazlum uluslara silah doğrultanlarla aynı safta yer alan bir siyasal iktidar tarafından yönetilmektedir.
Ekonomik Bağımlılık Artarak Devam Ediyor
Haziran Direnişi, Diktatör Politikalar Uygulayan AKP’ye Halkın En Ciddi İhtarıdır
Ekonomideki bu kötü gidişin yanında; yargı bağımsızlığı ortadan kaldırılmış, yurtseverlerimiz düzmece iddianamelerle zindanlarda çürümeye mahkûm edilmiştir. Basın üzerinde baskılar artırılarak yandaş medya yaratılmış, halk işsizlik ve yoksulluk cenderesine sokulmuştur. Temel kamu hizmetleri paralı hale getirilmiş, yurttaşların özel yaşam alanlarına müdahale edilmiştir. Ulusal değerlerimiz yok sayılarak çözüm süreci adı altında ülke etnik ve dinsel temelde parçalanmaya sürüklenmektedir. Tüm bu politikalara karşı çıkan kurum kuruluş ve kişiler baskılarla susturulmaya çalışılmış ülke adeta ceza evine çevrilmiştir. Yaşananlar halkımızın sabrını tüketmiştir. Haziran direnişi bu toplumsal öfkenin yansımalarıdır.
Halkımızın; 19 Mayıs, 29 Ekim ve 10 Kasımlarla başlayan uyanışı ve 31 Mayıs’ta Gezi eylemleriyle doruğa çıkan direnişi, AKP iktidarına bu ülkenin sahipsiz olmadığı gerçeğini tecrübe ettirmiştir. AKP’nin öfkeli kitlelerin sesine kulak tıkaması halinde ülkemizin son derece sıcak günler yaşayacağını görmek için müneccim olmaya gerek yok. Alanlarda halkımızla omuz omuza yürüyen eğitim ve bilim emekçileri olarak AKP’yi uyarıyoruz: Bu öfke seni yıkar.
Ülke ve dünya siyasetine sınıf mücadelesi penceresinden yaklaşanlar için yaşanan olayların en dikkat çekici tarafı, sokak eylemlerinde emek ve bayrak vurgusunun bir arada yükselmiş olmasıdır. Bu tablo, milyonların, AKP’nin ulusal değerlerimizi ve alın terimizi yok etmeye yönelik politikalarının farkına vardığını ortaya koyuyor. Gezi direnişiyle şekillenen bu yeni siyaset, sendikamızın da ısrarla vurguladığı “emekle cumhuriyeti buluşturma” anlayışına uygun düşmektedir.
AKP iktidarı ile hayata geçirilen karşı devrim sürecine son nokta; devletin üniter yapısını yok etmeyi ve Türk ulusu tanımını ortadan kaldırmayı hedefleyen Anayasa değişikliği ile konulmak istenmektedir. Anayasa değişikliği adeta açılım süreciyle eş zamanlı olarak yürütülmekte, cumhuriyetin tüm kazanımları bölücülere ve gericilere peşkeş çekilmektedir. Ülkemizin rejimini değiştirecek ve federasyon yapılanmasını içerecek, emekçilere yıkım getirecek böylesi bir bölücü ve gerici anayasaya karşı tavrımızı açık olarak koymak ve sendikal politikalarımızı bu yönde belirlemek zorundayız. Kurucu değerlerimize, ulus devlet ve üniter devlet yapısına yönelik saldırıların yoğunlaştığı bu süreçte tarihimizden ve tüzüğümüzden aldığımız güçle taraf olduğumuzu daha gür bir sesle kamuoyuna duyurmaya devam edeceğiz.
AKP, ülkede gelişen halk muhalefetini, ekonomideki kötü gidişi ve yönetme konusundaki beceriksizliğini örtme adına mezhepçi politikalarla ülkemizi komşularıyla savaşa sürüklemektedir.
SENDİKAL SÜREÇ
24 Ocak 1980 kararları ve 12 Eylül faşist darbesinin en önemli yıkımlarından biri de işçi sendikaları üzerinde yarattığı tahribattır. 12 Eylül’den sonra uygulanan özelleştirme ve taşeronlaştırma politikaları sonucu, toplumsal muhalefetin en önemli unsurlarından biri olan işçi sendikaları etkisizleştirilmiş, üye sayıları ciddi oranda azalmıştır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2013 verilerine göre, 11 milyon 628 bin 806 işçiden, 1 milyon 32 bin 116’sının sendikalı olması bu politikaların bir sonucudur.
İş Kanunu’nun adeta bir “Kölelik Kanunu”na dönüştürülmüş olmasına, kıdem tazminatının kaldırılma çalışmalarına, taşeronlaştırma sonucu iş güvencesinin yok edilmesine karşı yeterli tepkinin gösterilmemesi, sendikasızlaştırma ve var olan sendikaların etkisizleştirilmelerinin sonucudur.
AKP politikalarının iş yaşamındaki sonuçlarından biri de kadın emeğinin sömürülmesi, kadının iş ve sosyal hayattan soyutlanması olmuştur.
Türkiye’de işçilerin çalışma koşullarının elverişsizliği, iş güvenliği konusunda yaşanan ihmaller ve bu konuda çalışma mevzuatındaki boşluklar nedeniyle her yıl binlerce işçi hayatını kaybetmektedir. Yaşanan iş cinayetlerinde Türkiye, dünyada ilk sıralarda yer almaktadır.
İşçi sendikalarının içinde bulunduğu duruma benzer sorunları kamu sendikaları da yaşamaktadır. Türkiye kamu sendikacılığı hareketi, ideolojik derinlik, tutarlılık ve sınıf bilinci bakımından çok zayıf bir durumdadır. Genel üye sayısına orantılı bir eylem ve mücadele tavrı ortaya konulamamaktadır.
Bir yanda iktidar yandaşı, emekçiyi toplu sözleşme masalarında satan ve gericiliğin sularında yüzen yetkili konfederasyon, bir yanda iktidarın ve yetkili sendikanın emekçilerin aleyhine düzenlemelerine ve özellikle eğitimde devreye sokulan gericileştirme projesinde stepne olan bir konfederasyon, diğer yanda ise sol sendikal anlayıştan geldiğini iddia eden, bölücülüğün peşinden giden ve ayrılıkçı talepleri meşrulaştırmak için oluşturulan akil heyetin sendikal ayağında yer alan bir başka konfederasyon bulunmaktadır.
Ağustos ayında başlayan, 2014-2015 yıllarını kapsayan Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde kamu çalışanları masada “yetkili ama etkisiz” sendika tarafından satılmıştır. Bu sendika, hükümetin sadaka önerisinden daha da azına razı olmuş, böylece “matematik bilmeyen sendika” durumuna düşerek, emekten değil iktidardan yana olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Yaşanan bu sürecin baş sorumluları 12 Eylül 2010 Anayasa Referandumunda “Evet” ve “Yetmez ama Evet” diyenlerdir. “Toplu sözleşme hakkı veriliyor”, “darbecilerden hesap sorulacak” gerekçesiyle Anayasa değişikliğini öyle ya da böyle destekleyenlerin, emperyalizme göbeğinden bağlı iktidarlardan demokratikleşme beklemeleri en hafif tabir ile emekçileri kurtlar sofrasının ortasına atmaktır. Grev hakkının olmadığı, emekçileri temsil eden tüm sendikaların masada yer almadığı, uzlaşmazlık durumunda uzlaşmazlığı karara bağlayacak “Hakem Heyeti”ni oluşturan 11 üyesinin 6’sının doğrudan hükümet tarafından atandığının bilinmesine rağmen, kuralları ve sonucu önceden belli olan bu oyunun içinde yer almak samimiyet göstergesi olamaz.
Yapılması gereken, öncelikle ILO normlarına uymayan, antidemokratik hatta 2001 yılında çıkan 4688 Sayılı yasanın bile gerisinde kalan “Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu”na karşı ortak mücadele etmektir. Bu yasanın, kamu emekçilerini iktidarın iki dudağı arasına mahkum ettiğini açığa çıkarmaktır.
Bu gelişmeler karşısında Eğitim-İş’in duruşu, ülkemiz ve kamu emekçileri bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda Eğitim-İş, Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkarak emekten yana duruşundaki kararlılığını sürdürecektir.
YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ!
YAŞASIN BİRLEŞİK KAMU-İŞ!
YAŞASIN EĞİTİM-İŞ! | 66c73284af6d | [
"c4",
"culturax",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Çanakkale’den Sonra Burdur Temsilciliğimiz de Şube Oldu
TÖS’ ün, TÖB-DER’ in emek mücadelesi anlayışı ve ulusal duruşuyla hareket eden sendikamızın, sorunlara yönelik talep ve önerilerini, alanlarda ifade etme konusundaki kararlılığı, sendikamızın büyümesinde önemli rol oynamıştır. 3.Olağan Genel Kurulumuzdan sonra 15 Ağustos eylemimiz başta olma üzere, 4 Şubat Samsun-Ankara yürüyüşümüz, arkasından gelen 4+4+4 gerici, bölücü ve ırkçı eğitim sistemine karşı yürüttüğümüz devrimci eylemlerle ülkemizin sendikal gündemine damgasını vuran Eğitim İş, en sade üyemizden başkanlarımıza kadar bütün arkadaşlarımızın özverili çalışmaları sonucunda, eğitim çalışanlarının takdirini kazanarak üye sayısını hızla artırmaya devam etmektedir.
Yurtseverlere, sınıf mücadelesi veren aydınlara ve kurumlara karşı kapanların kurulduğu bir dönemde, yılmadan mücadele hırsını ortaya koyan, sendikacılık derdi olan tüm örgütümüzü en içten duygularla kutluyoruz.
Yeni üyelerimizin katılımıyla şube sayımız da artıyor. Çanakkale’den sonra Burdur Temsilciliğimiz de şube yeter sayısına ulaşarak emek mücadelesinde sendikamıza yeni bir heyecan ve güç kazandırmıştır. Burdur’un şube yeter sayısına ulaşmasında gösterdikleri çabadan dolayı başta il başkanımız olmak üzere tüm yönetimimize ve üyelerimize teşekkür ediyoruz. Şube olmaya hızla yaklaşan ve aynı heyecanı yaşama konusunda başarıyla çalışmalarını yürüten Zonguldak, Ordu, Muğla, Eskişehir, Kırklareli, Niğde temsilciliklerimize ve diğer temsilciliklerimize de başarılar diliyoruz.
Sendikamıza yeni katılan üyelerimizden de aldığımız güçle, daha önce olduğu gibi, bundan sonra da hem Cumhuriyet Devriminin kazanımlarını sahiplenmeye ve yüceltmeye; hem de sınıfsal haklarımızı geliştirerek, kazanımlarımızı her türlü sömürüye ve saldırıya karşı savunmaya devam edeceğiz.
Burdur Temsilciliğimizin şube olmanın verdiği bilinçle, almış olduğu ağır sorumluluk ve görevi hakkıyla yerine getireceğine inanıyor, sendikamızın kuruluşundan bu yana Eğitim-İş’e emek veren, katkı sunan herkese teşekkür ediyoruz.
Eğitim çalışanlarının yegane temsilcisi Eğitim-İş; yolun açık olsun…
Merkez Yönetim Kurulu | db141a7e09d3 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2"
] |
Antalya Evden Eve Nakliyat
Evden eve nakliyatta lider firma olan Kiptaş evden eve nakliyat firmamız ile güzel illerimizden Antalya’da da sizlerin yanında olmaktan guruluyuz.
Dünya genelinde neredeyse Türkiye denilince akla ilk gelen isimlerden biri olma ayrıcalığını yaşayan illerimizden biridir.
Sınırları içerisinde bulunan uzun sahil kesimi, tarihi kalıntılar ve yapılar ve dört mevsim süren turizm faaliyetleri Antalya’yı güçlü bir cazibe merkezi haline getirmiştir.
Şehrin sınırları içerisinde ayrıca yer alan Kaleiçi, eski Antalya evleri, Yivli Minare, Ulu Cami, Karatay Medresesi gibi özel yapılar bulunmaktadır.
Hiç şüphesiz, Karpuzkaldıran, Lara ve Konyaaltı plajları Antalya denince akla ilk gelen yerlerden sadece bir kaçıdır.
Dört mevsime yayılan turizm faaliyetleri ve hatırı sayılır turist yoğunluğu göz önüne alınırsa turizm sektörünün kentin ekonomisinde çok önemli bir yer tutması da şüphe götürmez bir hal almaktadır | 05d2873001e1 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Aşağı Erhacı Köyü Oğlan Kalesi
Iğdır İli Merkeze bağlı Aşağı Erhacı Köyünün güneyinde yer alan sıralı iki tepe üzerinde bölgede yaşayan halk tarafından Oğlan ve Kız Kalesi olarak adlandırılan yerleşim kalıntıları bulunmakladır. Oğlan Kalesi olarak adlandırılan yerleşim alanı, Kız Kalesinin güneybatısına doğru devam eden kayalığın üzerinde ver almaktadır. Kale olarak adlandırılmasına rağmen sur kalıntısı ve burç izine rastlanmamıştır. Oğlan Kalesi daha büyük bir alanı kapsamakla olup üzerinde yapı kalımı izleri ve daha bol seramik buluntusuna rastlanmıştır kısmen ana kaya üzerinde düzeltilmiş alanlarda mevcuttur Oğlan Kalesi olarak bilinen yerleşim alanının balı alı kısmında yer alan şuan çayır olarak kullanılan alanda da seramik buluntularına rastlanılmıştır. | 90b4817be73f | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Çocuklar için eğlenceli, büyükler için lezzetli ve ferahlatıcı; nefis meyve aromaları sunan birçok seçenek!
Aromatik seçenekler ile tüketicilerde alışkanlık yaratan jellerin en çok sevilen meyve aromalarından oluşan birçok çeşidi var.
Tüm jel çeşitleri çok kolay hazırlanıyor ve sunumları çok zevkli !
Kaynamış su ile pişirmeye gerek kalmadan eritilerek hazırlanıyorlar ve daha sonra buzdolabında soğutuluyorlar.
Çeşitli meyveler ile tatlı olarak tüketilebilen jel çeşitlerinin ambalajlarının arka yüzlerinde farklı tatlı tarifleri yer almakta. Garantili yapıları sayesinde, tarifine göre hazırlanan jeller su ile çalkalanmış geniş bir tepsiye alınıp, buzdolabında bekletildikten sonra küçük küpler halinde kesilip tatlı, pasta ve meyve salatalarının süslemesinde de kullanılabiliyor. | 2f04ce8b7229 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
WAINER.CH saatleri, GÜLERYÜZ KUYUMCULUK ve GÜLERYÜZ SAAT Mağazalarında...
Ürünler hakkında daha detaylı bilgi ve modelleri görebilmeniz için aşağıdaki linki kullanabilirsiniz.
"İsviçre, 1648 Westphalia Barış Antlaşması ile 13 Kantonunun tarafsızlığını sağlamış, 1815 Viyana Kongresinde bu statüyü uluslar arası arenada korumaya hak kazanmıştır ve 2.Dünya Savaşı na katılmamıştır.
İşte hemen bu 2.Dünya savaşı sonrası P.WAINER ve ailesi tarafından üretimine başlanılan WAINER saatleri 2 ayrı gövde tipinde altın kullanılarak dünyaya gelmişti. Bu süreç büyüyerek 1950 lerin sonlarına kadar devam etti . P.WAINER in vefatı ile aile markanın ve kurucusunun adını olduğu gibi saklamak amacı ile üretime devam etmedi.
2000 lerin sonu WAINER in yeniden doğuşuna WALL STREET , ZION , ANGEL , VENICE ve BACH koleksiyonlarıyla tanık oldu . Üstün teknoloji ile üretilen çelik ve titanium saatler , safir camlarla sonsuzluğu temsil etti ve 79 ayrı karakter yansıttı.” | ee9c23e9d636 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Harmony Test Nedir? Harmony Test Türkiye, Harmony Test Fiyatı
Türkiye’de gebelere yönelik uygulanmaya başlanan Harmony testi, ebeveynleri bilgilendirmek amacıyla İstanbul Park Bosphorus Otel’de gerçekleştirilen toplantıyla tanıtıldı. Katılımcıları bilgilendiren konunun uzmanları, dünyada 2012 yılından bu yana kullanımına başlanan testin Türkiye’de de yaygınlaştırılmasını amaçladıklarını belirtti.
Harmony Test
BASİT BİR KAN TESTİ YETERLİ OLUYOR
Yaklaşık bir yıldan buyana ...
Harmony Test, Harmony Test Fiyatı, Harmony Test Nedir, harmony test results, Harmony Test Türkiye, Harmony Testi yöntemiDevamı
Hamilelik Döneminde önerilecek En iyi Egzersizler Nelerdir?
Anne adayları hamilelikleri sırasında özellikle vücuda fazla ağırlık uygulamadan yapılan egzersizleri tercih etmelidirler. Özellikle yüzme, sırtını yaslayabilecekleri bisikletler (son aylarda uygulanması önerilmez), zorlanmadan yürüyüşler, sırt kaslarını kuvvetlendirecek çeşitli hafif egzersizler yapabilirler. Bununla beraber egzersiz önceleri ve sonrasında yapılacak esneme hareketlerinin de önemli olduğunu unutma...
hamilelik egzersizleri, hamilelikte pilates, hamilelikte yoga, hamilelikte yüzmeDevamı | 2d4d56615e8e | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Fenerbahçe - Trabzonspor maçının bitiş düdüğü ile birlikte Şükrü Saracoğlu Stadı`nda yaşanan şampiyonluk kutlamaları İspanyollar`ı da ters köşeye yatırdı.
Karşılaşma sonrası sarı-lacivertli taraftarların sahaya inerek oyuncuları omuzlara alması ve konfeti yağmuru karşılaşmayı anlatan İspanyol spikeri de şaşkınlığa uğrattı.
Stat hoparlöründen Bursa-Beşiktaş maçının 2-2 bittiği şeklinde yapılan anonstan haberdar olmayan İspanyol spiker, Fenerbahçe taraftarlarının coşkusunu "Hayatımda gördüğüm en anlamlı sportif kutlama oldu. Takımlarının ikinci olmasına kızmayan taraftarlar büyük bir fair-play örneği gösteriyor" sözleriyle yorumladı.
Spiker ardından, "Bakın sahada futbolcularla nasıl kucaklaşıyorlar. İkinciliğe aldırmadılar bile. Fenerbahçe taraftarı tüm Avrupa`ya örnek olmalıdır. Daha önce böyle bir durumu yaşamamıştım. Gerçekten inanılmaz" ifadelerini kullandı.
Radyo icat Edilmedi mi!
Şükrü Saracoğlu Stadı`nda maç sonunda yaşanan rezalet İspanyollar`ın da alay konusu oldu. İşte İspanyollar`ın geyikleri;
- Türkiye`de radyo icad edilmedi mi?..
- Fenerbahçe önümüzdeki yılın bütçesini stadın onarımına harcayacak...
- Taraftarlar oyuncuları yakacaklarına, yanlışlıkla stadı yaktılar...
- Avrupa`nın en centilmen taraftarı Fenerbahçeliler...
- İkinciliğe bu kadar sevinen bir taraftar, şampiyonlukta neler yapar acaba? | bef9ffbcb6b7 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Çakıl Plajı Kapaklı Köyü Arası Doğa Sistemleri Likya Yolu Antalya 4K UHD Çakıl Plajından Kapaklı Köyüne doğru muhteşem makilik ve ormanlık alanda [...]
Simena Kalesi Simena Kaleköy Ören Yeri Likya Yolu Demre Antalya 4K UHD Kale Köyü eski Simena antik kenti üzerine kurulmuştur. Bulunan yazıtlardan kentin tarihini M.Ö. [...]
Beymelek Lagün Sahasında Gün Batımı Likya Yolu Demre Antalya 4K UHD Korsan Koyu sahasında, gün batımı zamanında ufku seyrederken, Akdeniz’in sütliman sakinliği [...]
Gökkaya Koyu Simena Arası Doğa Sistemleri Likya Yolu Demre Antalya 4K UHD Gökkaya koyundan Simena sahasına doğru gelindiğinde, doğa burada çok farklı oluşumlar [...]
Kaleköy Doğası Sistemleri Likya Yolu Demre Antalya 4K UHD Kaleköy 30 hane. En yoğun olduğu Haziran Temmuz ve Ağustos. Eylül’de ise daha çok yabancı turist [...]
Çayağzı plajı Andriake Doğa Sistemleri Likya Yolu Demre Antalya 4K UHD Çayağzı plajı Andriake Çayağzı plajı, özellikle çocuklu aileler için çok uygundur. Su [...]
Likya’nın Dağları ve Yaylaları(Beydağları) adlı doğa grubu üyeleri, Antalya’nın kuş bakışı görüldüğü ve kaplan tuzağının bulunduğu 1450 [...]
Antalya’nın Demre ilçesinde, belediyenin katkısı ile düzenlenecek ‘Demre Deveciler Derneği Deve Güreşleri Şöleni’öncesinde şölene katılacak [...]
▶ PERGOLE Restaurant Ocakbaşı Balıkevi Bar Finike Antalya – [...]
▶ Antalya Video Çekimi – Antalya Kamera Çekimi – Antalya Kiralık Kamera Fiyatları Firmaları – [...] | f7a3ef952ce8 | [
"c4",
"hplt2"
] |
Amatör spor branşlarında ülkemizi temsil eden sporculara verilen ünvanı yani “Milli Sporcu” ünvanını,bu ünvanı alanların Üniversite okurken elde edeceği imkanları ve buna benzer merak edilen bir çok konuyu anlatacağım.
Milli Sporcu nedir ?
Ülkemizde amator Spor branşlarda bireysel ve takım sporlarında Türkiye şampiyonaları düzenlenmektedir.Bu şampiyonada Türkiye Şampiyonu olan sporcu kardeşlerimiz Ülkemizi temsil etme hakkı kazanır ve katıldığı branş ile ilgili Olimpiyat,Dünya,Avrupa,Balkan Şampiyonası gibi faaliyetlere katılıp Ülkemizi temsil eder ve Milli Sporcu ünvanını almaya hak kazanır.Kısaca Milli Sporcunun ne olduğunu anlatmaya çalıştım,şimdi Eğitim boyutuna geçiyorum.
Milli Sporcuların ÖSYM (YÖK) Ön kayıt ve Başvuru işlemleri nasıl yapılır ?
1-Spor dallarında yetenekli ve üstün başarılı adayların, spor alanlarında yükseköğretim programlarına yerleştirilme işlemleri Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca belirlenen yerleştirme esaslarına göre yapılmaktadır.Spor alanlarında yükseköğretim programlarına yerleşme işlemlerinden yararlanabilmek için, 1. Grupta, 2. Grupta veya 3. Grupta yer alan yarışmalardan birisinden 1., 2. veya 3.’lük derecesinin kazanılması gerekmektedir.
YÖK ve ÖSYM Milli’lik derecesini 3 gurupta inceler.
Bu guruplar şu şekilde ;
(A Milli ) 1.Grupta; Olimpiyat Oyunları, Paralimpik ve Deafolimpik Oyunları, Dünya Özel Olimpiyat Oyunları, Bü- yükler kategorisindeki Dünya ve Avrupa Şampiyonası Finalleri, Dünya ve Avrupa Şampiyonası yapılmayan branşların büyükler kategorisindeki Dünya ve Avrupa Kupaları Finalleri.
(B Milli ) 2.Grupta; Ümitler, Gençler ve Yıldızlar kategorisindeki Dünya ve Avrupa Şampiyonası Finalleri, Dünya ve Avrupa Şampiyonası yapılmayan branşların Ümitler, Gençler ve Yıldızlar kategorisindeki Dünya ve Avrupa Kupaları Finalleri, Üniversite Oyunları, Akdeniz Oyunları, Karadeniz Oyunları, Dünya ve Avrupa Olimpik Gençlik Yaz ve Kış Festivalleri, FISU (Uluslararası Üniversite Sporları Federasyonu) tarafından düzenlenen Dünya Şampiyonaları, CISM (Uluslararası Askerî Sporlar Konseyi) tarafından düzenlenen Dünya Askerî 29 Oyunları, Avrupa ve Dünya Şampiyonası, ISF 24 (Uluslararası Okul Sporları Federasyonu) tarafından dü- zenlenen Avrupa ve Dünya Şampiyonaları, olimpik branşlarda uluslararası federasyonların yarışma takviminde yer alan, ferdi branşlarda en az 17 ülke sporcusu, takım sporlarında en az 9 ülke takımının katıldığı uluslararası yarışma ve turnuvalar.
(C Milli ) 3.Grupta; Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Oyunları, Balkan Şampiyonası, İslam Oyunları ve 29.11.2013- 02.12.2013 tarihleri arasında yapılan uluslararası 1. Açık Wushu Kupa Şampiyonası yer almaktadır.
NOT: Bu guruplar dışında kalan C Sınıfı Milli Sporcular Burs ve Yurt imkanlarından faydalanabilir ama YÖK tercihi ile merkezi yerleştirme hakkından faydalanamaz.
2-ÖSYS:Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi Kılavuzunda belirtilen 2015-2016 öğretim yılında spor ile ilgili alanlarda bir yükseköğretim programında okumak isteyenlerin, 2 Ocak 2014 tarihinden sonraki bir tarihte Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Genel Müdürlüğünden alacakları/aldıkları Millî Sporcu Belgelerinin (A sınıfı, B sınıfı veya C sınıfı) noter tasdikli örneğini ,ÖSYM genel amaçlı dilekçesi ile birlikte 21 Temmuz 2015 tarihine kadar OSYM Bilkent/Ankara adresine kargo ile göndermeleri gerekmektedir. Bu adayların 2015-YGS’ye girmiş ve puanı hesaplanmış olmalıdır. Başvurusu kabul edilen adaylar, beden eğitimi ve spor programları tercihlerini (engelli millî sporcular için beden eğitimi ve spor öğretmenliği hariç) 2015 Ağustos ayının ilk haftası içerisinde ÖSYM’nin ais.osym.gov.tr adresinden TC Kimlik Numaraları ve şifreleri ile elektronik ortamda yapacaklardır. Sadece elektronik ortamda yapılacak tercihler işleme alınacaktır. Merkezimize gönderilen formlar işleme alınmayacaktır. Yerleştirme işlemi, 2015 Eylül ayı içinde yapılacaktır.
Milli Sporcuların Üniversitelere Merkezi Yerleştirme işlemleri nasıl yapılır ?
Bu adaylar yerleştirilirken OBP’leri Yükseköğretim Kurulunun belirlediği bir katsayı ile çarpılarak 2015-YGS puanlarına eklenecektir. Bu adaylar, merkezî yerleştirme dışında YGS puanları, OBP’leri, yükseköğretim programlarının kontenjanları ve adayların tercihleri göz önünde tutulmak suretiyle ÖSYM tarafından yerleştirilecektir.
Yök tercihi dışında kalan Milli Sporcuların yerleştirme işlemi nasıl yapılır ?
Üniversiteler Özerk olduğundan her üniversite kendine göre bir sınav kılavuzu yayınlar.Milli Sporcular kendi aralarında A Milli,B Milli,C Milli diye sınıflara ayrıldığını öğrendik.Bir çok üniversite Milli sporcu kontenjanına alım yaparken iki yol izler.
1-Sınıflandırmaya göre ;
Her hangi bir Üniversitenin BESYO bölümüne başvuru yaptığınızda üniversitenin yayınlamış olduğu sınav kılavuzunda “ Milli sporcular kendi aralarında sınıflarına göre ayrılıp değerlendirilecektir.”gibi bir ibare var ise başvuru yapan Milli sporcuların YGS ve AOBP puanlarına bakılmaksızın alım şu şekilde olacak;
Öncelik A Milli,sonra B Milli ve en son C Milli.
Not: Şayet Sıralama bittikten sonra aynı sınıftan birden fazla aday gelmiş ise YGS ve AOBP puanlarına bakılır ve yüksek olan aday ASİL olarak sınavı kazanır.
2- YGS, AOBP ve Spor öz geçmişinden alacağı puana göre;
Madde 1 de belirttiğim durum yok ise alım şu şekilde olacaktır.
Millilik derecenize verilen puan ,YGS ve AOBP puanınız kılavuzda belirtilen formüle göre hesaplanır, ve yerleştirme puanınız ortaya çıkar.Çıkan sonuca göre yüksek puandan başlayarak düşük puana göre sıralama yapılır, kontenjan sayısı kadar aday sınavı kazanmış olur.
Milli Sporcu’lar KPSS şartı aranmadan nasıl atanır ?
OLİMPİK bireysel sporlarda Dünya ve Avrupa Şampiyonasına katılıp ilk 3 derece ile ülkemize dönen sporcular,merkezi yerleştirme ya da yetenek sınavı ile 4 yıllık Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu’nun Öğretmenlik bölümünü bitirdikten sonra KPPS şartı aranmadan ataması yapılmaktadır.Konu ile ilgili birkaç branşı örnek olarak yazacağım.Boks,Taekwondo,Atletizm,Wushu gibi.
Not: Wushu branşı yarı olimpik statüde değerlendiriliyor ve ataması mevcut olan branşlar arasında yer alıyor. Umarım bu branşı ileride Olimpik statüde görürüz.
Mili Sporcuların Yurt ve Burs İmkanı nedir ?
Ben bu durumu iki madde ile açıklamak istiyorum;
1-Milli Sporcular KYK yurdundan diğer öğrencilere göre öncelikli olarak yerleştirilmektedir.Bunun dışında diğer öğrencilerle eşit statüde değerlendirilir.
2-Milli Sporculara Başbakanlık bursunun üç katı miktarında burs ödenmektedir.Yani Başbakanlık bursu :400 TL Şuanki Milli Sporcu bursu:1200 TL’dir.Ortalama artışı ise Başbakanlık Bursunun 3 katı şeklindedir.Yani Her yıl 60 TL zam ile bu bursu alttan ders bırakmadığınız da ( bazı üniversitelerde yıl sonu ortalamanız 1.80 altına düşmediği müddetçe ) ileride geri ödememek koşuluyla alabilirsiniz.
Evet arkadaşlar elimden geldiğince bu gün ki yazımda sizlere Milli Sporcu olmanın avantjalarını ve imkanlarını anlattım.Unuttuğum bölümler var ise Facebook’tan Besyo Hakkında Güncel Bilgiler sayfası aracılığı ile bana ulaşıp sorunuzu sorabilirsiniz.Elimden geldiğince sizlere yardımcı olacağım. spor dolu güzel bir gün geçirmeniz dileğiyle Hoşça kalın. | ccaa55b5b0de | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Spor Yapan Kadınların Memeleri Neden Küçüktür?
5 (100%) 3 oy[lar]
Muhtemelen dikkatinizi çekmiştir. Yüzme, futbol, koşu, basketbol, voleybol, ağırlık veya herhangi bir Olimpiyat sahası… Her ne alanda olursa olsun, spor yapan dişilerin memeleri genellikle oldukça küçüktür; hatta kimi zaman görülmeyecek kadar ufalabilir. Bu, tüm Dünya’da karşılaşılan bir durumdur ve son derece normaldir. Bu durumu açıklayan, biri doğrudan, diğeri dolaylı olarak etkili 2 neden vardır.
İlki, meme yapısıdır. Tüm memeli hayvanların (dolayısıyla insanın) dişilerinin memeleri, aynı temel anatomiyi paylaşır: bağ doku, lenf düğümleri, loplar, lopçuklar, süt kanalları ve yağ. Bir dişi memesinin dikkate değer bir kısmı adipoz doku olarak da bilinen yağ dokusundan oluşur. Sayısal olarak, ortalama bir dişi memesinin hacimce %7-56 arası, kütlece %3.6-37.6 arası yağ dokusudur. Geri kalanı ise, saydığımız diğer dokulardan oluşur.
Spor sırasında vücutta yeterince şeker bulunmadığında, genellikle ikincil depo olarak yağlar kullanılır. Bunun için vücuttaki birçok depo seferber edilir ve nihayetinde, memelerdeki yağ dokusu da bundan nasibini alır. Spor yapan kadınlardaki meme küçülmesinin bir numaralı nedeni, spor yapmanın yağ dokusunu parçalıyor oluşudur. Hacimce genellikle yarısından fazlası yağ olan memelerin içerisindeki yağ dokusu %6-7 dolaylarına indiğinde, meme de büyük oranda yarı yarıya ufalacaktır.
Bu konuda her ne kadar kapsamlı bir araştırma yoksa da, bazı uzmanlar çeşitli örneklere dikkat çekmekte ve bazı bilimsel verilere yer vermektedirler. Örneğin, her ne kadar aşırı güvenilir bir kaynak olmasa da, 2010 yılında Orange County Register magazin dergisinde alan makaleye göre, memeleri daha küçük olan kadınların spor başarılarının arttığı söylenmektedir. Bir diğer örnek, Romanyalı tenis oyuncusu Simona Halep’tir. Halep, büyük memeleri nedeniyle birçok erkek hayrana sahip olsa da, 2009 yılında memelerinin hızlı bir şekilde tenis oynama sırasında acıyor olması sebebiyle reaksiyon (tepki) süresini uzatması nedeniyle meme boyutlarını küçültme kararı almıştır. Ne kadar etkisi vardır bilmek zor; ancak bu işlemden 1 sene önce, 2008 senesinde Dünya sıralamasında 352. tenisçiyken, Ekim 2013 itibariyle bu sıralamada 30. sırada yer almaktadır. Plastik cerrah Dr. Val Lambros ise son derece net konuşuyor ve bu konuda ilginç bir örnek veriyor:
“Büyük memelerin engel olduğu konusunda hiçbir şüphe yok. Sayısız kadın bu nedenle memelerini küçültmeyi tercih ediyor. Bu normal bir şey. Amazonlar olarak bilinen kadın savaşçıların da memelerini keserek küçülttükleri biliniyor. Bu sayede, ok ve yay kullanımının kolaylaştığı düşünülüyor.”
Ancak genellikle sportif dişilerdeki meme küçüklüğünün tek nedeni sporun yağ yakıcı etkisi değildir. İkincil ve daha dolaylı bir neden, boy ile basketbol arasındaki ilişki gibidir. Bilimsel olarak, basketbol oynama ile boy uzaması arasında doğrudan hiçbir (veya hiçbir dişe dokunur) ilişki bugüne kadar tespit edilememiştir. Ancak basketbolcuların genellikle uzun olmasının bir nedeni vardır: daha uzun boylu olmaya yatkın olanlar, uzunluğun genellikle avantaj görüldüğü basketbolda daha başarılı olurlar ve ünlenirler. Bu nedenle ünlü basketbolcular, genellikle uzun kişiler arasından çıkar. Yoksa onların neredeyse hiçbiri, basketbol oynadıkları için uzamış insanlar değildir. Bu, bir nevi doğal seçilimdir: basketbol sektörü uzun boylu bireylerden yana tercihini kullanır ve böylece başarılı olarak medyaya yansıyan basketbolcular çoğu zaman uzundur. Çocuklar spor yapmaya genellikle tam da büyüme çağlarında başladıkları için, basketbola meraklı olanların boy uzamasının nedeninin basketbol oynamaları olduğu sanılır. Halbuki aynı birey, futbol oynayacak olsa da hemen hemen aynı derecede boy atacaktır. Ancak boyu uzamaya meyilli olanlar, basketbolda daha başarılı oldukları için o alana yönelecek ve eğer gerçekten başarı yakalarlarsa, bu uzun boylular arasından seçilenler NBA gibi medya potansiyeli yüksek araçlara ve sektörlere erişecektir.
Golf, tenis ve fitness gibi sporlarla uğraşan kadınlarda, birebir fiziksel mücadele veya meme bölgesine alınan darbeler olmadığı için, genellikle memede sadece yağ kaybına bağlı kayıplar olur. Ancak unutulmamalıdır ki, bu yağ miktarının kaybı ve dolayısıyla memenin küçülme miktarı, kişinin beslenmesine, yaptığı sporun türü ve şiddetine ve genetik faktörlere göre oldukça farklılık gösterebilir.
Not:
Meme ile göğüs bilimsel olarak apayrı yapılardır. Göğüs, omurgalı (ve hatta omurgasız) hayvanlarda yer alan, boyun ile karın (abdomen) arasındaki tüm bölgeyi kaplayan, içerisinde geneellikle kemikleri, kalbi, akciğerleri, vb. çok sayıda organı barındıran anatomik bir bölgedir. Meme ise, göğüs adı verilen bu bölgede yer alan organlardan birisidir ve yazımız içerisinde belirttiğimiz yapılardan oluşur. Meme ile göğüs, eş anlamlı sözcükler değildir. Bu nedenle, “göğüs kanseri” diye bir kanser türü yoktur. O kanserin adı, “meme kanseridir”. Ağlamayan bebeğe göğüs değil, meme verilmez (örnekler çoğaltılabilir). Meme ayıp bir sözcük değil, biyolojik bir terimdir.
Hazırlayan ÇMB
Kaynak ve İleri Okuma
Annals of Anatomy – Anatomischer Anzeiger
OC Register | d9e1ac48938c | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
2004 yılında My Radio’da beş ay boyunca Radyo programcılığı yaptı. 2004 Ağustos’unda Number One TV’ye transfer olarak TV programı yapmaya başladı. 2005 yılında Foster’s sponsorluğunda yaptığı Faraş adlı programın ardından, 2006 yılında Gnctrkcll Seçkin Özdemir ile çalışmaya başladı. Akbank, Ülker, Binboa Votka, Coca Cola ve Gnctrkcll reklam filmlerinde rol aldı.
İki yıl Number One TV ve FM’de yönetmen Önder Kızılkan ile beraber Play adlı eğlence programını hazırlayıp sundu ve Gnctrkcll’nin tek TV sunuculuğunu yaptı. Ayrıca Gnctrkcll’nin Türkiye çapındaki organizasyonlarında sahne sunuculuğu yaptı.
Başkent İletişim Bilimleri Akademisi’nde aldığı Diksiyon – Oyunculuk eğitimi sonrası, “Muhteşem Yüzyıl” dizisinde Hürrem’in eski sevgilisi Leo karakteriyle oyunculuğa adım attı. Yeni yayın döneminde başlayan “Al Yazmalım” adlı dizideki başrol oyunculuğuyla başarılarını sürdürmektedir.
2004 yılında My Radio’da beş ay boyunca Radyo programcılığı yaptı. 2004 Ağustos’unda Number One TV’ye transfer olarak TV programı yapmaya başladı. 2005 yılında Foster’s sponsorluğunda yaptığı Faraş adlı programın ardından, 2006 yılında Gnctrkcll Seçkin Özdemir ile çalışmaya başladı. Akbank, Ülker, Binboa Votka, Coca Cola ve Gnctrkcll reklam filmlerinde rol aldı.İki yıl Number One TV ve FM’de yönetmen Önder Kızılkan ile beraber Play adlı eğlence programını hazırlayıp sundu ve Gnctrkcll’nin tek TV sunuculuğunu yaptı. Ayrıca Gnctrkcll’nin Türkiye çapındaki organizasyonlarında sahne sunuculuğu yaptı. Başkent İletişim Bilimleri Akademisi’nde aldığı Diksiyon – Oyunculuk eğitimi sonrası, “Muhteşem Yüzyıl” dizisinde Hürrem’in eski sevgilisi Leo karakteriyle oyunculuğa adım attı. Yeni yayın döneminde başlayan “Al Yazmalım” adlı dizideki başrol oyunculuğuyla başarılarını sürdürmektedir. | 02c5ecc00acc | [
"c4",
"hplt2"
] |
AtomicCleaner3 Full 1.3.3.8 indir
Windows sistemlerinde çalışan AtomicCleaner3 Full yazılımıyla bilgisayarınızdaki gereksiz dosyalardan kalıcı bir şekilde kurtulabilirsiniz. Zamanla bilgisayarınızdan sildiğiniz oyunlar ve programların kalıntıları sürekli olarak bilgisayarınızda durmaktadır. AtomicCleaner3 yazılımıyla yapacağınız tarama sonrası kullanılmayan dosyaları kolayca tespit ederek temizleme çalışmaları yapabilirsiniz. Bilgisayarınızı yormadan çalışan bu yazılımı gereksiz dosyaları temizleme işlerinizde kullanmanızı öneririz.
Dosya Boyutu: 12 MB
Sıkıştırma: Winrar: Şifresiz
Tarama: NOD32: Durum Temiz
Alternatif Link | 6d3e1b73a5d8 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Konuklarınızı rahatlıkla ağırlayabileceğiniz bir masa düşlüyorsunuz. Ne istediğinizi iyi biliyoruz. Masa uzatılabilir oval modelimizin kullanım kolaylığı, yurt içi ve yurt dışı kalite belgeleriyle tescillenen üstün kalitesi ve uzun yıllar kullanabileceğiniz dayanıklılıkta oluşu ile size istediğinizden fazlasını sunacak ve kullanım yeri tercihinize göre bahçenize veya evinize ek bir güzellik katacak. Bahçe masa modellerimiz içinde uzatılabilir masaların en önemli fonksiyonu gelecek yıllarda da açılıp kapanabilir olmasıdır!! | 82046fbe716e | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Tesla‘nın efsanesi tamamen elektrikli aracı Model S hacklendi.
Köklü bir Çin güvenlik firması olan Keen Güvenlik Laboratuvarı araştırmacıları tarafından yapılan güvenlik testinde Model S’yi uzaktan kontrol ile hackerların kullanabileceği ortaya çıktı.
Raporlara göre Tencent isimli firmanın uzmanları; Tesla S’in sunroofunu, merkez kontrolünü, otomatik kilidini hatta ve hatta fren donanımlarını kontrol etmeyi başardılar ve bunu da güzel bir videoyla sundular.
Bu hamleye karşılık Tesla, tüm araçlara OTA yoluyla güvenlik güncellemesi yolladığını ve sorunun çözüldüğünü de belirtiyorlar. | 48fd2892c591 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Erdem Rent a Car olarak siz değerli müşterilerimize son model araçlar ile hizmet vermekteyiz. İşinde uzman ekibimizle araçlarımızın durumuna dikkat ediyor ve gerekli kontrollerini yapıyoruz. Tüm araçlar yetkili servislerde bakıma girmekte olup, bakım işlemleri aksatılmamaktadır. Bizler Erdem Rent a Car olarak siz değerli müşterilerimizin güvenliğini ve konforunu dikkate alıyoruz. Sorunsuz bir araç kiralama hizmeti için sizlerde firmamızı güvenle tercih edebilirsiniz. Uzun yıllar birlikte çalışmak dileğiyle sizlere iyi yolculuklar dileriz.
Erdem Rent a Car olarak tüm ekibimiz araç teslimatları konusunda oldukça hassastır. Siz değerli müşterilerimizi bekletmeden karşılıyor ve gerekli evrakları doldurduktan sonra aracınızı teslim ediyoruz. Teslim noktasına alış saatinizden on beş dakika önce ulaşan ekibimiz sizleri bekliyor olacaktır. Müşteri memnuniyetine önem veren Erdem Rent a Car aynı hassasiyeti aracı teslim alırken de göstermektedir. Sizlerin vakti bizler için önemli olup sorunsuz ve dakik bir hizmet ile profesyonel araç kiralama hizmeti sunuyoruz.
Erdem rent a car ile İstanbul araç kiralama isteklerinize profesyonel çözümler sunulmaktadır. Sizlere en iyi hizmeti sunabilmek için kendisini sürekli olarak geliştiren firmamız değerli fikirlerinizi ve önerilerinizi dikkate alarak sürekli yükselen bir ivmeye sahip olmuştur. Uzun yıllar birlikte çalışmayı hedefleyerek yükselttiğimiz hizmet kalitesi ile müşterilerimizin memnuniyetini sağladığımızı görmek bizleri için oldukça önemli bir detaydır. Keyifli bir seyahat geçirmeniz dileğiyle. | 23362e2d872e | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Genel Müdür Mesajı
Birikim ve yatırımlarınız Türkiye’nin geleceği.Bu sorumluluğun bilinciyle yatırımlarınıza değer katıyoruz..
Ülkemizde sürdürülebilir ekonomik gelişme için hızlı büyümeye, hızlı büyüme için sermaye birikimine, sermaye birikimi için ise tasarrufa ihtiyacımız var. Gelişmiş ekonomilerde tasarrufların ve birikimlerin önemli bir kısmı emeklilik ve yatırım fonlarında değerlendiriliyor. Ak Portföy olarak temel amacımız hepimiz için çok önemli olan birikim ve yatırımlarınıza değer katmak...
Emeklilik fonlarında hayallerinizin sorumluluğunu taşıyoruz....
Yatırım ve emeklilik fonları finansal piyasaların derinleşmesini sağlayan en önemli faktörler. Genellikle orta ve uzun vadeli yatırımların yönlendirildiği bu enstrümanlar piyasaların istikrarına önemli katkılarda bulunduğu gibi, kamu ve özel sektöre ciddi kaynak sağlayarak ekonomik gelişmeye de destek oluyor.
Ülkemizde bireysel emeklilik alanında son yıllarda ciddi yol alındı. 2013 başında sağlanan devlet teşviği ile BES sistemi fon yönetim sektörünün motoru olmaya devam edecek. Sektör Lideri olduğumuz emeklilik fonlarının yönetiminde, bize hayallerinizi emanet ettiğinizi biliyor ve bu sorumlulukla çalışıyoruz.
Türkiye’nin Yatırım Fonu Süpermarketi olmak!...
Yatırım ürünleri ihtiyaçlardan doğar. Türkiye ekonomisinde yaşanan dönüşüm ve kredi notundaki iyileşme reel faiz düzeyinin gerilemesini sağlıyor. Bu durumun zamanla yurtiçi yatırımcıların yatırım kültürüne yansımasını, vade tercihlerinin uzamasını, farklı varlık sınıfları ve yatırım araçlarına olan ilginin artmasını bekliyoruz.
Yatırım Fonlarında birçok ilkin yaratıcısı olarak, raflarımızda her tür varlık sınıfından onlarca ürünle Türkiye’nin yatırım süpermarketi olmayı hedefliyoruz.
Özel portföy yönetiminde sektörün en büyüğü olmayı yatırımcı güvenine borçluyuz!
Değişen finansal şartlar, farklılaşan yatırım ortamı, yeni finansal ürünler yatırımcıların güvenilir bir rehbere ihtiyaç duymasına neden oluyor. Belirli ölçekte portföy büyüklüğüne sahip bireysel ve kurumsal yatırımcılara, risk profilleri ve yatırım tercihleri paralelinde, Ak Portföy uzmanlığıyla portföy yönetim hizmeti sunuyoruz.
Portföy yönetim ekibimiz sizin belirlediğiniz risk düzeyi ve finansal enstrümanlar çerçevesinde, yine sizin belirlediğiniz performans kriterinin üzerinde getiri sağlamayı hedefliyor.
Akbank’ın köklü kurum kültürünün verdiği ciddiyet ile tecrübe ve uzmanlığımızı değerlerimize yansıtıyoruz. Müşterilerimizin finansal hedefleri ve gelecek hayallerini gerçekleştirme yolunda büyük bir tutkuyla çalışıyoruz.
Dr. Alp Keler | 1a3698115573 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
02 Haziran Bülent Şimşek, Beyoğlu Mask Live Sahnesi’nde olacak.
Tarihler: 02 Haziran 2016 Perşembe ~ 02 Haziran 2016 Perşembe 02 Haziran 2016 21:00
Yer: Mask Live Music Club
Ücret: – 28.50 TL
Nereden Alınır: Biletix Çağrı Merkezi: 0216 556 98 00 Biletix Satış Noktaları,www.biletix.com ve Mekan gişe
Adres: İstiklal Caddesi Bekar Sokak No: 10 Beyoğlu İstanbul
Telefon: 0212 244 12 38 – 0530 766 99 78
Web: http://www.masklive.net
Bülent Şimşek, Protest Project ile 2 Haziran’da Beyoğlu Mask Live Sahnesi’nde olacak.
Bülent Şimşek
Geleneksel kültürün hâkim olduğu aile yapısı nedeniyle küçük yaşlarda bağlamayla tanıştı. Ortaokul yıllarında bağlama dersleri almaya başladı. O dönem Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda düzenlediği etkinliklerde bağlamasıyla okul korosuna eşlik etti. İlk sahne çalışmaları da bu dönemde başladı.
1994 yılında müzikal gelişimi beraberinde müzikal tercihini de değiştirerek gitar çalmaya karar verdi ve özel ders almaya başladı. 1994 yılı sonlarında müzikte kolektif üretimi benimseyerek grup çalışmalarına başladı. 1995-1997 yılları arasında grup çalışmaları kapsamında Türkiye ve Avrupa’da düzenlenen çeşitli etkinliklerde sahne aldı.1998-2000 yıllarını kapsayan askerliğin neden olduğu zorunlu aranın bitiminde çalışmalarını bireysel olarak sürdürmeye karar verdi. Bir yandan kendi şarkılarını üretirken bir yandan da sahne çalışmalarına devam etti. İstanbul ve Marmaris’te çeşitli barlarda canlı performanslar sergiledi.2003 yılında kendi şarkılarından oluşan ilk albümünü projelendirdi. 2007 yılının sonlarında bu projeye Ödünç Aşklar ismini vererek, 2008’in ocak ayında kayıtlara başladı. İlk solo projesi olan Ödünç Aşklar albümü 2010 yılında Öztop Müzik etiketiyle müzik marketlerdeki yerini aldı. 2013 yılına gelindiğinde ikinci solo albümü “SAKLI” için stüdyoya giren sanatçı, yaklaşık iki yıllık bir çalışmanın ardından 2015 Mart’ında kayıtları biten albüm aynı yılın mayıs ayında 3 Adım Müzik etiketiyle raflardaki yerini aldı. Halen İstanbul’da sahne ve beste çalışmalarını sürdürüyor.
Protest Project
Geçmişten günümüze muhalif çizginin oluşturduğu değerler bütününe baktığımızda, bizi en çok etkileyenlerin sanat alanında ortaya konmuş ürünler olduğunu görürüz. Edebiyat, tiyatro ve sinemanın yanı sıra özellikle müzikte en hızlı ve hazlı bir biçimde karşılığını bulan protest yaklaşım, Cem Karaca’dan Ahmet Kaya’ya, Zülfü Livaneli’den Edip Akbayram’a Suavi’den Metin Kemal Kahraman’a ve daha nice müzisyen ve sanatçıya kadar uzanan geniş bir yelpazede kendini net ve çarpıcı bir biçimde göstermiştir.
– Etkinlikte 18 yaş sınırı vardır. | 3003644fccc8 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Efendum, nerede kalmiştuk? Kapitalizumi anlatayidum... Kapitalizum karli görmeduği alanlara yaturum yapmaz. İkame piyasalar araşturur. Karli olmaktan çikan bir malun üretimi yerine bir başka mali koyar.
Mesela, kumaş üretimi karli değilsa hemen silah üretimine geçer. Sen Caddebostan’da denize girmek içun cötüne giyecek don kumaşi bulamamişsun, kapitalizmun umurinda değildur.
Efendum, emice oğli Ahmet’ten örnek vererek daha basit anlatayim; bu uçkuri bozuk herif, karisi Songül’den 12 tane uşak yapti... (3’i kiz) Doktorlar Songül’ün bir daha doğurmasi halinde hayatini kaybedebileceğini söyleyince, Ahmet, Songül’ün üzerine Birgül’ü kuma geturdi. Ahmet şimdi uşak üretimine Birgül’le devam edeyi. | efa4d758a26e | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
DAĞDER Onursal Başkanı Prof. Ali Kaya “Rastgele insanlar çıkıp sivil toplum örgütünü başka hedeflere yöneltmesin!” diyerek havuz sistemini savunuyor. CV’lerin inceleneceğini söylüyor. Sivil toplum örgütü değil, sanki İK servisi…
Kısa adı DAĞDER olan Orhaneli, Keles, Büyükorhan, Harmancık ve Osmangazi’ye Bağlı Dağ Köyleri Yardımlaşma ve Kültür Derneği olağanüstü genel kuruluyla ilgili iki makale yazdık. İkisinde de oklar, DAĞDER Onursal Başkanı Prof. Dr. Ali Kaya’ya yöneldi.
Nedeni, 16 Ağustos’ta gerçekleştirilecek olağanüstü genel kurulda yapılacak seçimlerde aday olacakların havuz sistemiyle belirlenmesi yöntemiydi. Havuz sistemi Kaya’nın fikriydi. Mevcut yönetim kurulu da bunu benimsemiş ve DAĞDER kamuoyuna duyurmuştu.
Prof. Ali Kaya ile konuştuk. Demokratik olmadığı gerekçesiyle eleştirilen havuz sistemini savundu.
Nasıldı peki sistem?
Başkanlığa ve kurullara aday olacak kişiler, birer form doldurup 30 Temmuz 2015’e kadar DAĞDER’e teslim edeceklerdi. Oluşturulacak üst kurul da, havuzda toplanan bu isimleri elekten geçirecekti.
Kaya, “TÜSİAD’da var olan, uygulanan, gelenekselleşmiş bir sistem bu. Özü şu. O kuruma en iyi hizmeti yapabilecek yöneticilerin ortaya çıkarılmasını sağlamak. Dikte etmek değil. Birileri çıkıyor, STK’ları kendi emelleri uğruna yönlendirebiliyor. Hukuksuz ya da antidemokratik yollara da başvurabiliyor. Kurumla alakası olmayan, geçmişini ve bugününü bilmeyenleri üye yaparak, bir noktadan farklı noktaya getirebiliyor. Böyle suiistimaller oluyor” diyor…
Devam ediyor Prof. Ali Kaya;
“Önce, DAĞDER’e hizmeti düşünen, madden ve manen kendisinde bu gücü görenlerin önünü açmak havuz sistemindeki amaç. Gelin buyurun talip olun demek. Talip olanların kimlikleri, kişilikleri var mı, yok mu bilinmesi lazım. Böyle bir yönetici havuzu olsun dedik. Kurul oluşsun, CV’leri incelesin, genel kurulun onayına sunsun. Yöre insanımıza daha iyi hizmet yapabilmek amaç… Derneği daha üst noktaya çıkarmak…”
Sivil toplum örgütü değil, sanki 15 bin kişinin çalıştığı devasa bir fabrikanın insan kaynakları servisi mübarek!
Diyor ki Ali Kaya: “Rastgele insanlar çıkıp sivil toplum örgütünü başka hedeflere yöneltmesin!”
Bu şu anlama gelmez mi?
DAĞDER’in üyeleri ya da delegeleri her neyse… Bunlar adamdan anlamaz. Seçmeyi de bilmez. Giderler olur olmaz insanları seçerler. En iyisi biz seçelim, onların onayına sunalım!
Şaşırmıyoruz elbette… Zira ülkemizde siyasi partiler ve seçim kanunlarının getirdiği uygulamalar da böyle değil mi?
Bir lider ve yakın çevresindeki üç-beş kişinin belirlediği adaylar, vatandaşın önüne sadece onay için sunulmuyor mu?
Ama Ali Kaya ısrarla TÜSİAD örneğini veriyor. Ve karşı çıkıyor bu görüşe… Niyet ve amaç “Genel kurul üyelerine fikir vermek, yardımcı olmak”mış.
Yadırganabileceğini, karşı çıkılabileceğini ama saygı duyduğunu ifade ediyor.
Son olarak, DAĞDER’in siyasete alet edilip edilmemesine yönelik tartışmalara, dolayısıyla Mustafa Bay’ın AKP’den milletvekili aday adayı olup sonra yeniden genel başkanlık koltuğuna dönme girişimini hatırlatıp, görüşünü soruyorum.
“DAĞDER sıçrama tahtası yapıldı demek istemiyorum. Herhangi bir kimseyi töhmet altında da bırakmak istemiyorum. Ama DAĞDER’in ilkesi şudur. Siyasi görüşler eşit temsil edilsin.” | 89b63cd569ef | [
"c4",
"culturax",
"hplt2"
] |
“Zaman Tüneli denen şeyi kim, neden icat etti?” Facebook’taki son paylaşımıydı bu…Ve şunu anladık ki, zaman tünelinde ölüm yok hiçbir insana… İşte, Serdar Gilkal’ın yaşadığı gibi…Peki, ne zaman ölür insan?
9 Ağustos 2012 tarihinde, facebook duvarında bu mesajı paylaşmıştı:
“Zaman Tüneli denen şeyi kim, neden icat etti?”
Son paylaşımıydı bu…
Bir gün önce paylaştığı eski Bursa fotoğrafının altına da arkadaşlarından biri“Nasılsın?” diye sormuş, O da, “İyi olmaya çalışıyorum” yazmıştı.
Sıkıntılarını, facebook’ta eski Bursa fotoğrafları, karikatürler ve Texas, Tommiks çizgi roman sayfalarından reprodüksiyon paylaşımlarla gidermeye çalışıyordu.
1985 yılında Bursa Hakimiyet Gazetesi’nin Ünlü Cadde’deki binasında çalışıyorduk. Ben muhabirdim. O karikatür çiziyordu.
Uzun yıllar karikatür çizmiş, değişik dergilerde, gazete sayfalarında yayınlanmıştı. Bildiğim kadarıyla düzenli bir gelire sahip olamamıştı. Aynı ekipteki iki arkadaşından biri İstanbul medyasında iş bulmuş ve hayatına belli bir güzergah kazandırmıştı. Bir arkadaşı da Uludağ Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olmuş, o da kurtarmıştı kendini.
Ama o yaşadığı Mudanya’dan ancak Bursa’ya kadar gidebilmiş, karikatüre mizaha şans tanımayan Bursa medyasında kendine sağlam bir yer edinemediği gibi İstanbul kapılarını da zorlayamamıştı. Bazı mizah dergilerine karikatür çizip gönderiyor, hatta yayınlanıyor ama bu da O’nu tatmin etmiyordu.
Bunalımdaydı ve bunu en çok yakınındakiler biliyordu.
29 Ağustos 2012’de ölüm haberi duyuldu. Yaşamını sonlandırmıştı. “Kim, neden icat etti?” dediği zaman tünelinin boşluğuna bırakıverdi kendini. Adı Serdar Gilkal’dı.
Doğum günü 28 Temmuz’du. O gün facebook’ta turlarken, Serdar’ın hala yaşayan (!) sayfası düştü önüme… Sevenleri, dostları, doğum gününde O’nu unutamadıklarını yazmışlardı.
Çok gariptir… Facebook arkadaşlığından öte herhangi bir bağlantısı olmayan insanlar da, facebook’un bildirimlerinden yola çıkarak “Doğum günün kutlu olsun” diye yazmışlardı Serdar’a…
Ve şunu anladık ki, zaman tünelinde ölüm yok hiçbir insana… İşte, Serdar’ın yaşadığı gibi…
Peki, ne zaman ölür insan?
Unutulduğunda!..
Hafızalarımızdan, ‘harddisk’ten sildiğimizde!
Tuhaf değil mi? Bu karikatürü Serdar çizmişti! | 60ba26b0a289 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Ne zamandır aklımda olup bir türlü yazamadığım bu cümleleri sonunda yazma fırsatı buldum. Bu yazım diğerlerinden biraz farklı olacak. Konumuz ise online bankacılık ve güvenlik. Çok derine inip online bankacılık hakkında teknik bilgiler yerine daha yüzeysel ama mantıklı yaklaşacağım olaya. Güvenlik derken neyi inceleyeceğim diye sorarsanız bankaların online bankacılık giriş sayfalarını ve ne kadar güvenli olduklarına bakacağız. Test altına aldığım bankalar şunlar olacak: Akbank, Garanti, Finansbank, HSBC, Türkiye İş Bankası, Vakıf Bank, Bank Asya, ING Bank
Devam edelim…
Nasıl test edeceğim?
Sitelerin, online bankacılık giriş sayfalarını test ederken bilgisayarda zararlı bir çok yazılımın kurulu olduğunu varsayıyorum. Öyle ki mause kliklerinin bile resmini çekip gönderen bir program var diye düşünüyorum ve bu şekilde inceliyorum. Başlayalım o halde..
Aralarında en çok Akbank‘ın giriş sayfasını beğendim. Kendim Akbank kullanıyorum diye değil tabi ki. Güvenliği en ince ayrıntısına kadar düşündükleri için beğendim. Öncelikte müşteri numarası giriliyor ardından güvenlik kodu, kullanıcı adı ve şifre girerken aşağıda ki panel açılıyor. Unutmadan bilgisayarında keylogger tarzından bir program olan kullanıcı yukarıda ki bilgileri kolaylıkla kaptırabilir.
Şifre girilirken tuşların üzerinde bekleyerek yazmak istiyorum seçeneği mause klik olayının önüne geçmek için düşünülmüş kıvrak zeka ürünü bir çözüm. Bu şekilde kullanıcının bilgisayarında trojan dahi olsa şifreleri çalmaya çalışan kişi şifre alanında ki bilgilere kesinlikle (bu kadar emin olmayalım bir yolu yine çıkar mutlaka) ulaşamayacağı için bilgiler nispeten güvende sayılıyor. Bitmedi.
Üstte ki bilgileri doğru girdikten sonra cep telefonunuza güvenlik için şifre gönderiliyor ve şifre girişi doğru olarak yapıldıktan sonra anasayfa’ya erişim yapabiliyorsunuz. Bence giriş için gayet güvenli bir alt yapı. Sizce de öyle değil mi?
Garanti kullanmıyorum ama dün akşam abi sayesinde kullanmış kadar oldum. Müşteri no ve parola girişi yaptıktan sonra sanırım bir başka şifre girişi daha istiyordu. Ondan sonra içerdesin. Varsayılan olarak cep telefonu ile şifre gönderimi açık olmuyor. Açtırmak içinse 20TL gibi bir rakam ödemek gerekiyor. Garanti gerçekten pahalı bir banka bunu da söz açılmışken söyleyeyim. Güvenlik olarak sadece sanal klavyeleri var onun dışında mause klik ve trojan ile bilgiler giriş bilgileri ele geçirilebilecek durumda.
Güvenliğine gelince müşteri numarası ve parola girerken herhangi bir sanal klavye açılmaması beni düşündürdü doğrusu. Belki bir sonra ki işlemde ister diye giriş butonuna bastığımda aşağıda ki gibi bir sayfa ile karşılaştım.
Daha önce kullanıcının ayarladığı bir resim gösteriliyor ve altında şifrenizi girmenizi istiyor. Bir bakıma güvenlik adına farklı bir yaklaşım olmuş ama keyloggerların önüne gececek bir sistem göremedim alt yapıda. Gerçekten üzücü bir nokta bu.
Aktif olarak kredi kartı ihtiyacımı HSBC ile karşılıyorum. Durum böyle olunca ilk işim online bankacılık oluyor. Güvenliğine gelince: giriş sayfasında kullanıcı kodunu girmemizi istiyor bu kısımda herhangi bir sanal klavye yok. Sonrasında
Türkiye İş Bankası
Yakın zamanda VakıfBank ‘ın köklü değişime gittiğini hepimiz duymuşuzdur. Hal böyle olunca alt yapı ve sitelerinde de deişiklikler yapmışlar. Güvenlik olması gerektiği gibi hiç klavye kullanmadan mause klik yapmadan sistem giriş kodunu girmek ve devam etmek. Sonrasında mutlaka başka bilgilerde istiyordur ancak VakıfBank hesabım olmadığı için devam edemedim. Ama karşılama ekranı bir çok bankaya göre güvenli.
BankAsya EFT ten ücret almayan banka olarak kalmış aklımda. Şuan alıyor mu bilmiyorum ama ilk öğrendiğimde taktir etmiştim. Güvenliğine geldiğimizde durum fena sayılmaz. Karşılama sayfasında müşteri numarası ve parola ve sonrasında sanal klavye eşliğinde şifre girişi. Hatırladığım kadarıyla online bankacılık sayfalarıda fena değildi. Hem görsel hemde kullanışlılık açısından.
ING Bank
Öncesinde OyakBank bulunan ve sonra Hollandalı ING bank’ın satın aldığı ING bank işi gerçekten temiz ve titiz yapıyor. Siteye girdiğimde görsel zenginliğin yanında kullanışlı olması da dikkatimi çekti doğrusu. Güvenliğide olması gerektiği gibi kullanıcı adı, şifre girişi ve sonrasında
sanal klavye olmazsa olmazıdır olayın. Benim dikkatimi çeken bir diğer nokta ise burada bilgisayar ile çok içli dışlı olmayanlarında kolayca anlayacağı bir şekilde güvenlikleri için neler yapması gerektiğini anlatan eğitici sayfası oldu.
Bir çok bankanın varsayılan olarak cep telefonuna şifre gönderimi yapmadığını fark ettim. Aslında bu güvenlik adına büyük bir eksiklik olarak kabul edilebilecek bir durum. Onun dışında gelişen hack yöntemlerine karşı bankalarımızın bir çoğu bu gelişmelerin farkında ve alt yapılarını buna göre geliştirmeye devam ediyorlar. | 1a0ea2f5229d | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
- Deniz Turizmi ve Marinacılık
tl yükle
hgs bakiye yükleme
Türkiye; yer altı ve yer üstü kaynaklarını yeteri kadar kullanabiliyor mu? Tarih, güneş, dağ, deniz, orman gibi bize bahşedilen imkanlardan her alanda ne kadar istifade edebiliyoruz?
Sanayi ihraç mallarımızın kilogramı 2, ithal ettiğimiz malların 7 dolar. Katma değeri yüksek mal oranını arttırıp cari açığını kapatmaya da katkı sağlamamız gerekir. Tabi olarak bilim, teknoloji, yetişmiş insan ve AR-GE çalışmalarının koordineli, sürdürülebilir olması gerekir. Bir de ülkemizin, maliyeti düşük getirisi yüksek yer üstü zenginlikleri var. Bu kaynaklardan deniz ve marinacılığı işlemeye çalışalım.
Modern anlamda marinacılık;1930'larda Amerika, 1950'lerde Avrupa'da gelişmeye başlamıştır. II. Dünya savaşının bitmesi ve gelir düzeyinin artmasına paralel olarak, deniz kıyısı ve hayatı cazibe kazanmış, marinacılık, yatçılık, yelken sporları bir nevi sektör haline gelmiştir. Türkiye de ise 1970'li yıllarda, Kuşadası, Bodrum, Kemer gibi Turban'a ait marinalarla devlet ilk adımı atmış, ilk özel Çeşme Altınyunus Marina 1978 de açılmıştır.
Ülkemizin, 8 bin kilometreden fazla sahil şeridi olmasına rağmen, yaklaşık 40 marina ve 20 bin civarında yat bağlama kapasitesiyle Akdeniz çanağında bulunan 750 marinanın ancak yüzde 5'ini oluşturabilmektedir. Fransa, İspanya ve İtalya toplam yüzde 85 kapasiteye sahipken, Türkiye; Hollanda, Portekiz ve Yunanistan'ın önünde beşinci durumdadır.
Financial Times'in sektör araştırmasın da; Türkiye; 2001 de 26 milyon dolardan, 2010 yılında yaklaşık 240 milyon dolarlık yat ihracatıyla 7.sırada bulunuyor. Yeni yat siparişin de İtalya yüzde 37 ile önde, Türkiye ise yüzde 9'luk oranla 5.sırada yer alıyor. Gemi inşa sanayi ise, on yıl öncesine göre iki kat artmış durumda.
Marinaların, yat ve gemi inşa sanayinin artmasına paralel olarak, turizm gelirlerine etkisi de artmaktadır. Ülkemize, özel yatıyla gelen yatçının, kaldığı süre ortalama bir ay, günlük harcaması 104 dolardır. Yani, bir yatın getirdiği döviz, 30 turistin harcama toplamına eşittir. Doğal ve kültürel zenginliğimiz, uygun coğrafi yapısıyla nerdeyse on iki ay yatçılığa elverişli iklimiyle önemli avantaja sahiptir. Denizciliğin alt türevi olan yatçılığın, ekonomik getirileri sebebiyle marina sektörünün hızlı gelişmesini sürdüreceği rahatlıkla söylenebilir. İstanbul da uluslararası düzeyde “Boat Show” ların organize ediliyor olması bu tezi doğrulamaktadır.
Başta Akdeniz, Ege ve Marmara Denizi'nin Avrupa ve Anadolu yakasın da uzunluğu 238 Km. olan, kıyı şeridi marina için elverişlidir. Ayrıca 50 Km. uzunluğa sahip İstanbul Boğazı'nda, hakim rüzgarı, düz ve ters akıntıyı dikkate alarak “butik” tekne bağlama yerleri yapılabilir. İstanbul gibi marka şehirlerde yatlar, ofis ve konaklama maksadıyla da kullanılmaktadır.
Bu sektörün ülkemiz de daha çok gelişebilmesi için; devlet desteği, tüm kıyılarda uygun planlamanın yapılması, kurumlar arası yetki karmaşasının giderilmesi, teşvikler, giriş-çıkış formalitelerinin azaltılması, yatçılık, yelken sporu ve aktivitelerinin artırılması, yatırım süreci ve prosedürlerin kısaltılmasa, ülke imajı, pazarlama ve tur operatörleri ile yakın temas, kalifiye eleman ve eğitim gibi konular gözden geçirilmelidir.
Geçmiş yıllara göre süreç ve uygulamalar da ki, iyileşmelere paralel olarak, toplumun her katmanının, denizle buluşması ve yararlanması da göz ardı edilmemelidir. Olta balıkçıları, küçük tekne sahipleri de ekosistemin ayrılmaz parçalarıdır. Üç tarafımızın denizlerle çevrili olduğu söyleminin, iki metreden yirmi dört metre ve üstü teknelerin bağlanabileceği ve ‘denizle yaşama bilincinin' uygulamaya geçmesi ile mümkün olabileceği açıktır. Ayrıca, teknesiyle kıyılarımıza gelip yıl boyu yatını marinaya bağlayan ve kira ödeyen, bir çok defa da ülkesine gidip-dönen yatçının getirisi, her şey dahil turistle mukayese edilemez. Bu da bacasız “Katma değerli hizmet” ihracıdır. | e5d753f357f7 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Heycanlı… Canlı Canlı… Evinizdeki Sınıf
Evde Sınıf…!
Öğrenim hayatında, dersi ders sırasında anlamak öğrenmek çok önemlidir. Öğrencilerin ders sırasında tüm dikkati sınıf ortamına ve öğretmene yoğunlaştırması gerekir, ancak bazen dış etkenler(sınıf ortamının rahat olmaması, diğer öğrencilerin gürültü yapması, ortamın çok sıcak ya da çok soğuk olması …) bu dikkati olumsuz etkiler. Bu sistemle, evinde kendisi için ideal olan sınıf ortamını oluşturan öğrenciler, canlı derslerde öğretmenleriyle bire bir iletişim kurma şansına da sahip olur. Ders sırasında çekinmeden sorularını sorar, dersle ilgili düşüncelerini paylaşır, öğretmenleriyle kurduğu iletişim sayesinde özgüven gelişimi olumlu etkilenir.
Sizi Dinliyoruz !!!
Peki canlı dersler nedir? Öğrencilerimizin zaman ve mekân sınırlaması olmadan, alanında uzman eğitim kadrosuyla, öğrenmenin eğlenceli eğitim materyalleriyle desteklendiği evinizdeki sınıf ortamıdır. Öğrencilerimizin öğretmenlerine canlı yayında, anlamadığı yerlerde sorularını yöneltip, öğretmeniyle teyit edebileceği bir platformdur.
Küresel Online İstatistikler
Günlük Canlı Ders Sayısı
Haftalık Canlı Ders Sayısı
Aylık Canlı Ders Sayısı
Yıllık Canlı Ders Sayısı
Mobile Aygıtlarla Uyumlu
Mobil Aygıtlarla...
ders videoları ile herkesten bir adım önde olun.
Ders Çalışmanın
… ve eğlenmenin yeni haliyle buluşun
Başarmak İçin...
…şimdi daha çok vaktiniz var.
- Mobil Aygıt Erişimi
- Yeni Öğrenci
Öğrencilerimiz İçin daha iyisi...
Güçlü yazılım ekibimiz, Genç üretken öğretmen kadromuz, deneyimli Rehberlik ve Çözüm Destek ekiplerimiz ve akademik başarılarını kanıtlamış Eğitim Proğramcılarımız, Türkiyenin her kentinde çalışan Eğitim Danışmanlarımız ile öğrencilerimiz için daha iyisi ne ise, yapacağız…. | 4d038b9b3ac9 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Firmamız 1995 yılında kurulmuş olup mobilya sektöründe hızlı bir şekilde piyasa normlarına uyum sağlamış olup yurt içi ve yurt dışına hizmet vermektedir.
2000 yılından itibaren aynı zamanda mobilya döşeme malzemeleri sektöründe hizmet vermekteyiz. Koltuk üretim sanayiinde koltuk kolları, papel kollar, klapa kollar, koltuk ayakları bağlantı elemanları, mobilya kulpları, concept kolların üretimini yapıp pazarlamaktayız.
Pazarımız iç piyasa ile beraber yurtdışı ağırlıklı olup Azerbaycan, Makedonya, Rusya, İran, Irak, Mısır, Filistin, Ürdün, Cezayir, Ukrayna piyasamız oluşmaktadır.
Üretimimiz kulplarda zamak ve alüminyum ağırlıklı olup koltuk kollarında papel kullanılmaktadır.
Amacımız piyasa şartlarına uyup, kaliteyi ucuza sunmaktır. Global ekonomi şartları altında gayret sarfetmekteyiz.
Misyonumuz, Müşteri memnuniyeti… Doğru çözümler sunmak, tasarladıklarınızı hayata geçirmek.
Vizyonumuz, Başarı…Kalitede taviz vermeyerek, hep daha iyiye, daha ileriye.. | 690dadb6e050 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Hasta tutukluya doktor yardımıyla hücre cezası
Acilen tedavi edilmesi gereken birçok rahatsızlığı bulunan hasta tutsak Cihat Özdemir, revir doktorunun hücrede kalmasına kanaat getirdiği için sağlık durumunun kötüye gittiğini bildirdi
Acilen tedavi edilmesi gereken birçok rahatsızlığı bulunan hasta tutsak Cihat Özdemir, revir doktorunun hücrede kalmasına kanaat getirdiği için sağlık durumunun kötüye gittiğini bildirdi. Özdemir, “Muayene olmadığım halde hücreye götürülüşüm ve getirilişimde rapor veren de gerçekleri çarpıtarak hakkımda disiplin soruşturması açtırıp 18 gün hücre hapsi verdiren de aynı doktordur. Sağlığımızı kime emanet edeceğimizi ya da muayene sonrası verilen ilaçların ne kadar güvenilir olduğunu haliyle bilmiyoruz” diyerek kaygılarını ifade etti.
16 yıldır Kırıkkale F Tipi Cezaevi’nde tutulan hasta tutsak Özdemir, rahatsızlıkları nedeniyle hasta tutuklular listesinde bulunduğunu belirterek hastalıklarına ilişkin şu bilgiyi verdi: “ Biyopsi yapılmadığı halde böbreğimde iyi huylu olduğu söylenen tümör, kronik otit, kronik vetöz yetmezliği, midede 3 cm’lik bası… Endoskopik Ultrasonografi (EUS) ile yapılan muayenede pankreas ve splenik arter basısı gözlenmiş yeniden EUS yapılarak, pankreas enzim salgılanmadığından düzenli ve kalpte çarpıntı olduğundan ilaç kullanıyorum.”
Yasalara aykırı hücre
Hastalıkları nedeniyle sık sık hastaneye gittiğini, sevk sırasında ring kamerasını kapattığı için hakkında disiplin soruşturması başlatıldığını ifade eden Özdemir, gönderdiği mektupta şunları anlattı:
“Yasalar hücre hapsi verileceği zaman hemen öncesinde tam teşekküllü hastanede muayene edilerek doktor raporunu zorunlu kılmasına rağmen yasalar hiçe sayılarak hücre hapsi uygulamasına onay verildi. 12 Mayıs’ta 5 günlük hücre hapsi için revire çıkardıklarında muayeneyi kabul etmedim. Buna rağmen revir doktoru sağlık dosyamı inceleyerek hücrede kalabileceğime kanaat getiren rapor yazmış.
Hücre için götürüldüğüm yerin tuvaleti tıkalıydı. Havalandırmaya bırakılmış ve çöp kötü kokuyordu. Hücreye götürüldüğüm gün kulak akıntım nedeniyle ilaç almaya başladım. Ancak geçmedi, kulağım şişti. 5 günlük hücre hapsim dönüşünde yüzümün sol tarafı, gözüm ve kulağım şişti. Hafta sonuna denk geldiğinden hapishanede doktor da yoktu. Hafta başı sağlıkçı çağırmamıza rağmen gelmedi. 25 Mayıs’ta revire anca çıkabildim. Üstün körü muayene eden revir doktoru ‘enfeksiyon kapmışsın’ diyerek hastaneye sevk etmeyip ilaç yazdı.
Muayene olmadığım halde hücreye götürülüşüm ve getirilişimde rapor veren ve gerçekleri çarpıtarak hakkımda disiplin soruşturması açtırıp 18 gün hücre hapsi verdirten aynı doktordur. Sağlığımızı kime emanet edeceğimizi ya da muayene sonrası verilen ilaçların ne kadar güvenilir olduğunu haliyle bilmiyoruz.”
Kaynak: BirGün
Daha Yeni:
- Adalet Komisyonu’ndan kanun tasarısı: Bilirkişilik bakanlığın denetimi altında
- Üniversitede 12 radyoloji çalışanına kanser teşhisi: Gerekli önlemler alınmıyor
- Dünyada 168 milyon çocuk işçi var
- TTB Vezneciler’de patlama alanında: “Katliamlarla yaşamaya alışmayacağız”
- Tarsus’ta Gezi eylemlerine katılan 11 kişiye 10 ay hapis cezası
- TTB'den Vezneciler açıklaması: "Lanetliyoruz!"
- Yaralılar hakkında bilgi almak için Haseki’ye giden üniversitelilere polis saldırısı
- İstanbul’da polis otobüsüne saldırı: 6’sı polis 11 kişi yaşamını yitirdi
- 7. Trans Onur Haftası “Direniş ve Barış” temasıyla sahnede
- ‘Sokağa çıkma yasaklarında en az 80 çocuk hayatını kaybetti’ | c0e10641e245 | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Çalıştığı eğitim kurum ya da kuruluşunda; öğrencilere ya da yetişkinlere, büro yönetimi ile ilgili eğitim veren kişidir.
Büro yönetimi ile ilgili hangi bilgi, beceri, tutum ve davranışların, hangi yaş düzeylerindeki öğrenci gruplarına, hangi yöntemlerle kazandırılacağı, MEB tarafından onaylanan öğretim programları ve ilgili mevzuatta belirtilmiştir.
Büro yönetimi öğretmeni bu program çerçevesinde,
- Eğitim vereceği grubun düzeyine uygun bir çalışma planı yapar,
- Kendisine ayrılan ders saatlerinde planını uygulayarak öğrencilere alanı ile ilgili bilgi, beceri ve tutumlar kazandırır,
- Öğrencilerin başarılarını değerlendirir, başarıyı artırıcı önlemler alır,
- Eğitici kol çalışmalarında görev alarak öğrencilerin yeteneklerini geliştirici etkinlikler düzenler,
- Öğrencilerin gelişimlerini izler, sorunlarının çözümüne yardımcı olur,
- İşletmelerde uygulama yapan öğrencilerin çalışmalarını izler, ilgililere rehberlik eder,
- İşyerlerindeki gelişmeleri izler, ihtiyaçları saptar, bunların öğretim programlarına yansıtılması için ilgililere önerilerde bulunur,
- Nöbetçi olduğu günlerde, okulun düzen ve disiplinini sağlamak üzere görev yapar,
- Sınıf öğretmeni olarak, öğrencilerin alan ve ders seçmelerine yardımcı olur, yönetimle ilişkilerini sağlamaya çalışır.
KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
- Alanı ile ilgili meslek dersleri müfredat programı, yıllık ve günlük çalışma planları, not defteri, ders ve yoklama defterleri, öğrenci iş takip formu,
- Ders kitapları, yardımcı kitaplar, iş ve işlem yaprakları, bilgi yaprakları, meslek alanı ile ilgili çeşitli teknik yayınlar,
- Eğitim araçları (Projeksiyon, tepegöz, video, slayt, saydam, bilgisayar, daktilo, fotokopi makinesi, faks, bilgisayar yazılımları, CD vb.)
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Büro yönetimi öğretmeninin hem alanıyla ilgili hem de öğretmenlik mesleği ile ilgili niteliklere sahip olması gerekir.
Büro yönetimi öğretmeni olmak isteyenlerin;
- Sözel ifade yeteneği gelişmiş,
- Ayrıntılara dikkat eden,
- Sınıfta iyi bir öğrenme ortamı sağlayabilen,
- Düşüncelerini başkalarına açık bir biçimde aktarabilen,
- Empati kurabilen,
- Dikkatli, işine özen gösteren,
- Mesleğinin sorunları ile ilgilenen ve çözüm yolları bulmaya çalışan,
- İnsanlarla iyi iletişim kurabilen; sevecen, hoşgörülü, sabırlı,
- Öğrencilerin duygu ve düşüncelerini anlayabilen,
- Kendini geliştirmeye istekli, coşkulu,
- Yenilikleri takip eden,
- Girişimci, yaratıcı
kimseler olmaları gerekir.
ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
Büro yönetimi öğretmeni, sınıfta görev yapar, görevini genellikle ayakta yürütür. Çalışma ortamı biraz tozlu ve oldukça gürültülüdür.
ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
Günümüzde, teknolojinin getirdiği yeniliklerle büro işlemlerini daha kısa sürede ve daha etkin yapmak mümkündür. Ancak bunun için yeni teknolojinin getirdiği araç ve gereçleri rahat kullanabilen, yöneticinin işlerini kolaylaştırabilen, büro işlerini etkin şekilde yapabilen kişilere ihtiyaç duyulmaktadır. Büro Yönetimi Öğretmenliği programını tamamlayan ve mezun olan öğrenciler meslek liselerinde büro yönetimi ve sekreterlik grubu öğretmeni, olarak yüksekokullarda öğretim görevlisi, eğitmen olmalarının yanısıra büro yöneticisi, sekreter, yönetici asistanı, yönetici sekreter vb. unvanlarla anılan nitelikli işgücünü oluşturmaktadır.
MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Mesleğin eğitimi; Gazi Üniversitesi, Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi, Büro Yönetimi Öğretmenliği bölümünde verilmektedir.
MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
Meslek eğitimine başlayabilmek için;
- Lise veya dengi okul mezunu olmak,
- Öğrenci Seçme Sınavı’nda (ÖSS) Büro Yönetimi Öğretmenliği lisans programı için yeterli Sözel-I (SÖZ- I) puanı almak,
- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Tercih bildirim Formunda Büro Yönetimi Öğretmenliği lisans programı ile ilgili en az bir yüksek öğretim programını tercih etmek gerekmektedir.
- Meslek Liselerinin Büro Hizmetleri, Büro Yönetimi, Büro Yönetimi ve Sekreterlik, Hukuk Sekreterliği, Sekreterlik, Tıp Sekreterliği, Yönetim ve Ticaret Sekreterliği bölümü mezunları Büro Yönetimi Öğretmenliği lisans programını tercih etmeleri durumunda ek puan almaları nedeniyle diğer bölümlerden mezun olanlara göre öncelikle yerleştirilmektedirler.
- Büro Yönetimi, Büro Yönetimi ve Sekreterlik, Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı, Diş Teknik Sekreterliği, Ofis Teknolojileri ve Yönetimi, Orta Kademe Yöneticilik, Sekreterlik, Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik, Tıbbi İstatistik ve Bilgisayar ön lisans programını başarı ile bitirenler de ÖSYM tarafından açılan Dikey Geçiş Sınavında başarılı oldukları takdirde Büro Yönetimi Öğretmenliği lisans programına dikey geçiş yapabilirler.
EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
Mesleğin eğitim süresi 4 yıldır.
Öğrenciler eğitim süresince aşağıdaki dersleri alırlar;
a) Genel Kültür Dersleri
Yabancı Dil, Genel Matematik, İnkılap Tarihi, Türk Dili.
b) Meslek Dersleri
Hukuk Başlangıcı, Genel Ekonomi, Genel Muhasebe, Büro Makineleri, Ticari Matematik, Genel İşletme, Organizasyon ve Yönetim, Kıymetli Evrak Hukuku, Büro Hizmetleri Teknikleri, Türkiye Ekonomisi, İş Hukuku, Güzel Konuşma ve Yazma, İnsan Kaynakları Yönetimi, Pazarlama, İstatistik, Büro Otomasyonu, Haberleşme ve İş Yazışmaları, Masa Üstü Yayıncılık, Halkla İlişkiler, Protokol-İletişim, Örgütsel Davranış, Sekreterlik Tarihi, Büro Yönetimi ve Güncel Konular,
c) Pedagojik Formasyon Dersleri
Öğretmenlik Mesleğine Giriş, Okul Deneyimi, Gelişim ve Öğrenme, Öğrenim Programı ve Değerlendirme, Öğrenim Teknikleri ve Matematik Gelişimi, Sınıf Yönetimi, Rehberlik, Eğitim Psikolojisi, Genel Öğretim Yöntemleri, Özel Öğretim Yöntemleri, Öğretmenlik Uygulaması.
Ayrıca eğitim sırasında okullar da uygulama çalışmaları da yapılmaktadır.
MESLEKTE İLERLEME
Lisans eğitiminden sonra yüksek lisans, doktora yapabilir, araştırma görevlisi olabilir ve akademik kariyer yapabilirler.
Kendi işyerlerini açabilirler. (Dershane, eğitim merkezleri vb.)
Meslek elemanları Milli Eğitim Bakanlığınca yapılan sınavlarda başarılı oldukları takdirde eğitim yöneticiliği yapabilirler.
BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU
EĞİTİM SÜRESİNCE
Kredi ve Yurtlar Kurumunun yurt ve kredi hizmetlerinden yararlanılabilir. Bunların dışında öğrenciler çeşitli kurum ve kuruluşlarca sağlanan burslardan da istifade edebilirler.
EĞİTİM SONRASI
Meslek eğitimini tamamlayan öğrenciler lisans diplomasıyla Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilgili okullarda öğretim hizmetleri sınıfında belirlenen kadrolara atanırlar. Kadrolarına denk düşen derece ve kademe ile her yıl belirlenen katsayı ve tazminat oranlarına göre aylık maaş alırlar.
Ayrıca her yıl tüm öğretmenlere okullar açılmadan önce eğitim öğretim tazminatı adı altında bir ödeme yapılmaktadır.
Özel sektörde çalışanların ücretleri ise karşılıklı anlaşma ile belirlenir. Bu miktar asgari ücretin 2 ile 4 katı arasında değişmektedir.
DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER
- İlgili Eğitim Kurumları,
- Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü,
- Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Ankara Meslek Danışma Merkezi,
- Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi bulunan Türkiye İş Kurumu İl ve Şube Müdürlükleri. | c35fd21a9284 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Advanced SystemCare Free bilgisayarınızı optimize etmek için kullanabileceğiniz en güçlü ücretsiz programlardan. Sistem hatalarını tespit edip onararak bilgisayar güvenliğine katkıda bulunan Advanced SystemCare Free, kişiselleştirilmiş özellikler için hazırlanmış farklı modülleriyle etkili kullanım sağlar.
İçerisinde bulunan 20'den fazla sistem aracıyla bilgisayarın kontrolünü ele almanızı sağlayan program Türkçe dil desteği sayesinde de tercih sebebi. Programla yapabilecekleriniz arasında kayıt temizliği, disk birleştirme, güvenlik analizi, casus yazılım kaldırma, hata onarma, kişiselleştirme sayılabilir.
>>Advanced System Care | 0ab614682702 | [
"hplt2",
"vngrs"
] |
Ak Parti Adana İl Başkanı Sayın Fikret Yeni düşüncesine plan ve program dahilinde kazaya uğramadan, sarsıntı geçirmeden yürümeyi sürdürüyor. Sayın Yeni’nin gönlünde yatan, aklından geçen hedef Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı’dır.
7 Haziran ve 1 Kasım milletvekili seçimlerinde milletvekilliği adaylığı için başvuruda bulunmadı. Bunun nedeni Sayın Yeni’nin kendisine milletvekilliğinin değil Büyükşehir Belediye Başkanlığını tercih etmiş olmasıydı.
2019’da yapılacak olan yerel seçimlerde Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı yarışında Ak Parti’nin adayı olarak yarışmayı bugünden planlanmış ve bu doğrultuda Sayın Yeni hedefe doğru yürüyor.
Sayın Fikret Yeni’nin Ak Parti’ye Adana’da ekibi ile birlikte verdiği hizmetler ortadadır. 7 Haziran ve 1 Kasım tarihlerinde yapılmış olan milletvekili seçimlerinde Ak Parti Adana’da 1. Parti olama şansını yakaladı. 1 Kasım seçiminde ise Ak Parti Adana’da 6 milletvekili çıkararak seçime giren diğer siyasi partileri de açık ara solladı.
Ak Parti’nin Adana’da Aralık 2014’te yaptığı 67. İl Danışma Meclisi toplantısında, Yüreğir Belediye Başkanı Sayın Mahmut Çelikcan “2019’da Adana Büyükşehir Başkanlığı da bizim olacak” demişti. Bugün gelinen noktaya baktığımız da Sayın Çelikcan’ın perşembenin geleceğini çarşambadan tahmin ettiğinin kabul etmek zorundayız. Bugün Ak Parti tek başına iktidar, Sayın Fikret Yeni Ak Parti Milletvekilleri tarafından seviliyor ve takdir ediliyor. Sayın Yeni, bugün iki başarısını 2019’a sağlıklı olarak taşırsa Ak Parti’nin Adana Büyükşehir Belediye Başkan Adayı gösterilmemesi için ortada hiçbir neden olmaz. Bugüne kadar hesapları olan Sayın Fikret Yeni 2019 tarihinde yapılacak olan yerel seçimlere kadar da Ak Parti içerisinde kırgın ve dargınları kucaklayarak birleştirici rol oynayarak, yoluna devam ettiğinde yürüdüğü hedefte başarıyı yakalama şansı çok yüksek olur.
Ak Parti Adana’da taban oyları çok yüksek olan Sayın Fatoş Gürkan, Sayın Ziyaettin Yağcı, Sayın SadullahKısacık, Sayın Abdullah Doğru, Sayın Kazım Özgan, Sayın Ahmet Zenbilci, Sayın Mehmet Sağlam, Sayın Hıdır Bahçe, Sayın Fahrettin Coşkun, Sayın Recai Mercimek, Sayın Hasan Hüseyin Kuşçu, Sayın Ömer Küpeli, Sayın Turgut Erişmen, Sayın Kenan Küskün, Sayın Mustafa Kebude ve Sayın İsmail Demirdüzen gibi Ak Partililer ile birlik ve beraberliği sağlamayı bugünden düşünerek hareket etmelidir. Öte yandan Sayın Yeni Ak Parti’nin 1 Kasım Milletvekili seçimlerinde aldığı oylara bakarak yan gelip yatacak olur ise aklına hiç getirmediği sonuçlar ile 2019’da karşılaşabilir. Yerel seçimlerde başarı grafiği yüksek olan Yüreğir Belediye Başkanı Sayın Mahmut Çelikcan’ı sağ tarafına, Ceyhan Belediye Başkanı Sayın Alemdar Öztürk’ü sol tarafına alarak durmak yok, çalışmaya devam parolası ile hazırlanmaya bugünden başlarsa Büyükşehir koltuğuna oturma başarısına kavuşma şansını kendisi ve arkadaşları hazırlamış olur. | 87cea58f5acd | [
"c4",
"culturax",
"hplt2"
] |
Merhaba Sevgili Okurlarım,
Uygun fiyatlı bir baz arayışındayken denemek için aldığım Essence I love Stage far bazını sanırım yeni yıldan beri kullanıyorum. Artık rahatlıkla yazabilirim :)
Biliyorsunuz farların hepsi maalesef göründükleri kadar renklerini vermiyorlar ya da bazılarımızın göz kapakları çok damarlı olduğu için değişik hoş olmayan bir görüntüyle uğraşıyoruz. İşte tam da bunların çözümü olarak aslında herkes evinde bir far bazı bulundurmalı değil mi?
Bu far bazı farın pigmentini rengini kesinlikle belirginleştiriyor. Aşağıdaki fotoğrafta zaten çok net görünüyor. En önemli özelliği bence bu yani ben en çok bu amaçla kullanıyorum ve günlük makyajımda da bana yetiyor. Özel gün makyajları için ise daha iyi bir baz şart burası muhakkak.
Gözümün üzerine sadece kalem çekeceğim zamanlarda ya da rimel sürüp çıkacaksam mesela o zamanlarda da göz kapağıma uyguluyorum ki daha nötr, pürüzsüz bir görüntüye sahip olayım. Bu konuda da ben faydasını görüyorum.
Farı çok güzel sabitliyor swatchlara bakarsanız bazsız olan kısımda far dökülme yapmış nokta nokta ama baz bunları giderip farı sabitliyor. Saat ölçmedim ama genelde gün sonunu getiriyor diyebilirim.
Ve son olarak benim için kötü yanı zaten kuru olan göz kapaklarımı aşırı derece de kurutuyor. Bunu kullandığım günün akşamında göz kapaklarıma nemlendirici sürmezsem göz kapaklarımın uç kısımları soyuluyor gibi oluyor. Nemlendiriciyle bu işi de çözdüm ama bu kadar kurutmasa daha çok sevebilirdim kendisini. Yağlı göz kapakları olanlar kesinlikle bayılacaklardır.
Yapısına gelirsem fırçasını göstermedim ama klasik bir fırçası var gayet sıvı bir ürün az miktarda fırçadan göz kapağıma sürüp ellerimle yedirmem yeterli oluyor.
Biliyorum bu bazı seven de sevmeyen de çok ama ben kendisini bitene kadar kullanacağımı düşünüyorum. Hoş yedi ayda yarılayamadım bile :) Bana göre yerine getirmesi gereken tüm işleri başarıyla yapıyor. Ki fiyatına göre performans değerlendirmesi yaparsak süper ötesi bir baz bence :) Fiyatı da 8.5 TL
Uygun fiyatlı far bazı arayanlara önerebilirim. Benim için günlük hayatta yeterli ve güzel bir baz.
Bu arada şu postumda yaptığım tüm makyajların bazı bu baz direk makyajda nasıl durduğuna da bir göz atabilirsiniz.
Dipnot: Swatchtaki far The Balm Shady Lady Paletten Jealous Jordana rengi ve üstteki bazlı alttaki bazsız halidir. | e29271ec55d4 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Kaya koruğu nasıl yapılır
Kaya koruğu salatası nasıl yapılır
Kaya koruğu mezesi
- Yarım kilogram kaya koruğu
- Yarım çay bardağı zeytinyağı
- 1 adet limonun suyu
- 1 diş sarımsak
- Tuz
- Kaya korukları iyice yıkanıp, sert dalları ayıklanır.
- Çatala gelecek büyüklükte elle kopartılır.
- Kaynamakta olan bol suya atılarak 10-15 dakika kadar haşlanır.
- Süzgece alınıp, soğuk sudan geçirilerek süzdürülür.
- Sarımsağa tuz eklenerek dövülür, zeytinyağı ve limon suyu ile sos hazırlanır.
- Servis tabağına alınıp üzerine sos gezdirilir. | 9c038d3a76c3 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Cildimin nefes almasını önlediği ve yüzümde bir ağırlık hissi bıraktığı için fondöten, pudra gibi kapatıcıları oldum olası sevemedim. Günlük makyajım için kullandığım göz altı kapatıcısını ve allığı genellikle yeterli buluyorum. Ancak cildimde renk farklılıkları olduğunu da kabul etmem gerekiyor... Çoğumuzun alnı, burnu, çene ve yanakları aynı renk tonunda değil. Ton farklılığına ek olarak solgun renkte bir cilt zaman zaman kendimizi kötü hissetmemize sebep oluyor...
Hassas bir cildim olduğundan, Vichy Idealia BB Krem'in benim için en önemli özelliği gelişmiş UV Filtre Sistemi ve Paraben içermemesi.. Tüm cilt tipleri ve yaş grupları için uygun olan Idealia BB Krem, açık ve orta olmak üzere iki ideal renk seçeneği sunuyor. Ben cilt rengim sebebiyle açık tonunu tercih ettim.
40 ml tüp ambalaja sahip Vichy Idealia BB Krem'i uygulaması çok kolay. Tam kıvamındaki krem cilde kolaylıkla sürülüyor. Bu yüzden kremi elimle yüzüme uygulamayı tercih ettim. Vichy Idelia BB Krem'in şahane kokusu kremi sürerken büyük bir keyif veriyor. Kremi uyguladıktan sonra solgun cildimin doğal ve sağlıklı bir parıltıya kavuştuğunu söylemekten mutluluk duyuyorum! Bana huzursuzluk veren bir kaç sivilce lekesinin de arada kaynadığını söylemek isterim :)
24 saat nemlendirme özelliği olan Vichy Idealia BB Krem'i nemlendirici sürmediğim cildime uyguladım. Yüzümde kaldığı süre içerisinde cildimi nemlendirmeye devam ettiğini hissettim. Yüzümdeki mimik kırışıklıklarının görümünde de gözle görülür bir azalma oldu. Kırışıklık demişken, BB Krem'in içeriğindeki Kambucha ile geliştirilmiş özel formülü kırışıklık ve leke görüntüsünün azalmasına yardımcı oluyor.
Yukarıda anlattıklarımı toparlarsam ,Vichy Idealia BB Krem cildin 6 farklı ihtiyacını karşılamış oluyor:
1- Cilde ışıltı veriyor.
2- 24 saat nemlendiriyor.
3- Kırışıklık görünümünü azaltıyor.
4- Cilt dokusunu düzeltiyor.
5- Koyu leke görünümünü azaltıyor
6- UVA/B ışınlarına karşı koruyor.
Vichy Idealia BB Krem isminin hakkını veren, gerçekten de "ideal" bir BB Krem.
Solgun görüntüsüne veda etmek isteyenlere kesinlikle tavsiye ediyorum.
40 ml Vichy Idealia BB Krem’in tavsiye edilen tüketici satış fiyatı ise 49.90 TL.
İçerik: www.gardropkedisi.com
Bir bumads advertorial içeriğidir. | 99048b5cf145 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Tuesday, March 24, 2009
Wednesday, March 18, 2009
International Football Factories TURKEY
Meraklısı için İtalya'yı da koyuyorum. Çok meraklısı da Balkans, Poland,Scotland,Holland,Brasil,London... bölümlerini de görülebilir. Ancak maalesef her şey İngilizce.
Bölüm1 İtalya
Bölüm2 İtalya
Bölüm3 İtalya
Bölüm4 İtalya
Bölüm 5 İtalya
LONG LIVE ROCK'N' ROLL
Dönemin bitmesiyle erasmus öğrenci değişim programıyla gelen ve çok kaynaştığımız güzel 2 arkadaşımızı ülkelerine uğurlamak zorunda kaldık. Arkadaşlar son gecelerinde hep beraber gece klübüne gitmek istediler. Ben bu disko,club olaylarına bir hayli soğuk bakan bir insanım. İster içi geçmiş deyin,ister sıkıcı deyin. Özellikle de bu DJ çılgınlığı beni benden alıyor, nefretle doluyorum. Canlı müziği ayrı tutuyorum tabi. Gitmeyi sevmem ama gittim mi de kesin Tolga Savacı ve Tolgahan’ı aratmam, adeta coşarım diskolarda. Gitmek istememe nedenim de genelde şu: 11 sularında başlayacaksın o gürültülü ortama sabah 5 sularında ancak çıkacaksın. Yüzlerce,hatta binlercekişi içeride. Hırlısı olur,hırsızı olur. Leş gibi de yorgunluğu cabası.
Bu arkadaşlarım aradığında önce gelemem dedim ama sonra duygularım aklıma egemen oldu ve gitmeye karar verdim. Duygularım aklıma egemen oldu dediğim de şu : ”Övgü,kesin gel,son gecemiz.Sizi çok özlücem” gibi laflar etti ama sonra:”Gideceğimiz kulüpte kafeste kızlar dans ediyor” deyince ben yelkenleri suya indirdim. Yani itiraf etmeliyim kafeste kız deyince insanın bakış açısı değişebiliyor.
Ben de kararımı verdiğimde evde değildim o nedenle club formatında giyinip gidemedim. (Milano club erkek formatı: Slim cut gömlek,üzerine kazak, ayakta dar kesim düşük bel kot,kotun altından paraşütleme boxer don) Onun yerine bol kesim kot pantalon, siyah t-shirt ile gitmek zorunda kaldım. Ancak kazağı çıkarınca farkettim ki içime giydiğim siyah t-shirtde “İstanbul Rock Republic” tshirtüymüş. Tabi bu beni onca janti genç arasında bir anda marjinal yaptı. Ben henüz disko toplarının,parlak ışıkların renkli dünyasında kendimi heyecanla dans pistine atmıştım ki bir grup iri ve siyah giyimli kazma adam bana yaklaştı ve bir tanesi göğsüme sertçe vurup şu şiiri okudu:
“raining blood
from a lacerated sky
bleeding its horror
creating my structure
now i shall reign in blood!”
"Slayer"ın "Raining blood" şarkısından alınan bu dizeler beni anında gerdi.Ben de hemen kimvurduya gitmemek için Ahmet Taşçı paça-kazık pozisyonu aldım. Gençler hayatlarında görmedikleri bu savunma sanatı introsundan etkilenip biz dostuz anlamında elleriyle “devil horns” (metalci selamı) yaptılar. O an diskoya mal gibi arkasında kocaman puntolarla Slayer,In flames... yazan tshirtlerle geldiğim için bin küsur insan içinden bu arkadaşları çektiğimi farkettim. Hemen Ahmet Taşçı pozisyonundan çıkıp, el skıştık. Nereli olduklarını kaç kere ne konserine gittiklerini anlattılar. Adını duymadığım gruplardan bahsedip, vokali yarı Türk olan harika bir death metal grubunun adını verdiler. Suratlarıdaki o yapay metalci gerginliğini atınca çok iyi insanlardı ve çoğu güney İtalya’dandı. Yalnız arkadaşım kadere bakar mısın? 1000 kişilik diskonun en iri kıyım, saçlı-sakallı adamları etrafımı sarmıştı. Oysa Milano gece hayaının güzel insnaları da içerideydi o anda. Neyse, nasip deyip eğlencemize baktık. Bu arkadaşlar gece boyunca arkadaşlarına “Bak bu arkadaş Türk metalci” deyip sendika başkanıymışım gibi herkesi benimle tanıştırdılar. Hatta sabah 6’da aynı tramvay istasyonunda hala bu arkadaşlarla muhabbet ederken buldum kendimi. Bu sıfat bana ne kadar uygundur bilemem. Metal müzik dinlediğim müziklerin 25%’sini geçmez. O konsere de “Slayer” için değil bir başka bir metal grubu “In Flames” için gitmiştim ama nasip bunaymış.
Nasibimden de çok şikayetçi değilim aslında. Beterin beteri var. Gecenin ilerleyen saatlerinde ortamda bazı uç gençleri gözlemledim. İçeride çok değişik cinsel hareketlenmeler vardı. Mesela Allah kimseye nasip etmesin, homofobik falan da değilimdir ama birbirini öpen ikiz erkek kardeşler bu sınıfta yer alacaktır. Baya gidip yakından baktım bu tiplere gerçek mi diye. İkiz mi? Evet,ikiz bu kadar benzemez insan yoksa. Öpüşüyor mu? Yani dudak dudağa kasıtlı bir şekilde deyiyorsa ve bu hayat kurtarmak için değilse bu zevke girer ve adı öpüşmektir. Tabi modanın merkezi sayılan bir şehirde yaşarsan bunlar olacak haliyle. Ben eşcinsel insanları daha önce de görmüştüm Milano’da ama arkadaşım kardeş kardeşe de olunca inan şaşırdım. Metalci kankalara dedim: “Hadi dalalım arkadaşlar” Çocuklar dedi ki: ” Özgürlük,insanlık”. Kızdım ben bunlara: “Siz kavga falan eden pis insan değil misiniz?” Hayır,madem bar bar değilsiniz o saçı sakalı neden uzattınız? Daha 5 dakika önce bana brutal vokalden kupleler döktürüyordun boru gibi sesinle. Meğer bizim iri kıyımlar gayet hümanist insanlarmış, benim dolduruşuma hiç aldırış etmediler. Ben de "Şakadan doldurdum sizi zaten dedim" Bane ne! Gençler senin gencin,ülke senin ülken, ensest senin ensestin! İçimdeki Hakan Peker’i açığa çıkartmak için sahnelere döndüm.
Kim demiş Metalciler şiddet yanlısıdır, dinleyenleri de sorunludur diye. O gece vur patlasın çal oynasın, depindik durduk diskoda metalci kardeşlerle. Müzik insanaları hakikaten ne çabuk yakınlaştırıyormuş.
Long live Rock’n’ Roll!
Raining Blood by SLAYER Long Live Rock'n' Roll by DIO | 8e6ea966ab0f | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Gün itibariyle çekilmiş fotom ahan da budur :) Günden güne ben ağırlaştığımı hissediyorum. Bir süredir prensesimiz bizi üzdü. Ben ne kadar yediğimi düşünsem de prenses yediklerime burun kıvırmış olcak ki biraz küçük kalmış. 10 gün önceki kontrolümde haftalığına göre 2 hafta geriden geliyor bebeğin küçük kalmış hadi bakalım şuraya git şuna bakalım buraya git buna bakalım derken tüm günüm acaba problem mi var ne olcak şimdi napcaz endişesi bizi baya yordu. O gün yaşadığım stresi hamileliğimin hiç bir döneminde yaşamadım. Annelik böyle bir şeymiş demek ki.
10 gündür de düzenli olarak protein ağırlıklı beslenerek ,abur cuburu en aza indirerek yediğim onca şeyin karşılığını bugün aldım. 10 günde +330 gr aldırabilmişim bebeğimize.Böyle devam edersem sıkıntı biraz daha da ortadan kalkacakmış. Bakalım haftaya neler olacak.
Genel olarak hamilelik sürecinden bakarsak etrafımda şöyle olur ,böyle olur sen şunu yap bunu yap diyenlerin hiç biri çıkmadı arkadaş. Her anne başka yaşıyor hamileliğini. O yüzden benden size tavsiye olabilecek en iyi şey şu ki sağa sola kulağını kapa mümkünse at gözlüğünü tak ,keyfini çıkar.
Ama yine de şu sıralar bendeki değişmelerden biraz bahsediyim ki aranızda da benzer durumları yaşayanlar varsa aa bende de olmuştu desin, ya da ileride hamilelik sürecinde karşılaşırsa bu döneme ait olduğunu bilsin.
*Yine bebeğin büyümesi yükün artması dolayısıyla diğer organlar sıkışıyor,malum. Midedeki yedikleri tutan kapakçık tam kapanamadığı zamanlar olduğundan yediklerin geri gelmesi tabiri / ya da yanma hissi olasılığı yüksek.
*Ahh o horul horul öğlene kadarki uykular.Anca rüyanda görürsün Aycel'im :) Sık sık tuvalete gitme gece/gündüz. Kapa gözlerini uyursan geçer desen de yook ya kalkcaksın ya kalkcaksın.
*Hemen saniyede yorulup nefes nefese kalma da cabası. Akciğerler sıkıştığı için eskisi gibi çalışamıyor ve ufak bir hareketinizde nefes nefese kalmanıza sebep olabiliyor.
Bu liste böyle uzar gider. Benim şu sıralar en çok şikayet demesek de canımı sıkan ,beni yoran durumlar bunlar.
Umarım Allah herkeze en güzel hamileliği yaşatır,sağ salim bebeklerine kavuşturur. | ca0f36e4352f | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
1 Şubat 2016 Pazartesi
Bedeli Çanakkale'de ödenecektir!
Birinci Dünya Savaşı esnasında garbın ve şarkın en çetin güçleriyle savaşmak zorunda kaldık. Dünya üzerine doğan bu son güneşin, son dinin son koruyucusunun evlatları vatanları, dinleri için kanlarının ve canlarının son demine dek birçok cephede aynı anda birçok düşmanla savaştılar. Kimi zaman gırtlak gırtlağa, kimi zaman süngü süngüye... Bu cephelerden biri var ki, herkesin gözü onda, yüreği onda. Nefesler tutulmuş, savaş başladı, başlayacak. Osmanlı diyarında gençler sıra sıra dizilmiş. Eli silah tutanlar Trablusgarp’ta, Şam’da, Yemen’de çoktan yerini almış. Kaderinde şehitlik mertebesi olanlar çoktan mertebelerine kavuşmuş. Sıra gelmiş gönüllülere. Kimi mektepte, kimi medresede talebe. Çoğu henüz çocuk, çoğunun boyu silahından kısa. Ama hepsi sabırsız, hepsinin çakmak çakmak gözleri. Bir şeyler yapmak istiyorlar ve ölmek, vatanları için ölmek…
Gönüllülerin kaydedildiği sırada bekleyenlerden biri de Mekteb-i Sultânî talebelerinden Mehmed Muzaffer. Üç aylık talimden sonra artık cephedeki yerini almaya hazır hale gelen Mehmed Muzaffer, Mart 1916’da zabit namzedi olarak Çanakkale’ye gönderilir. O, Çanakkale’ye vardığında İngilizler ve Fransızlar tarihlerine bir tokat gibi inen o büyük yenilgilerini almışlar, kaçıp gitmişlerdir.
İmroz ve Bozcaada’da üs kuran düşman, tayyareleri ve gemilerindeki uzak menzilli toplarıyla ara sıra yoklasa da, o gırtlak gırtlağa çarpışılan sekiz ay çoktan geçmiştir. Çanakkale’deki Osmanlı birlikleri ise Kafkas, Irak ve Filistin cephelerine sevk edilecektir. Birlikler hazırlanmak ve noksanlarını gidermek üzere emir almışlardır. Mehmed Muzaffer’in bulunduğu birliğin kamyon ve otomobil lastiği ile birtakım malzemeye ihtiyacı vardır. Bu tür ihtiyaçlar ancak İstanbul’dan sağlanabilmektedir. İhtiyaçların giderilebilmesi için askerlerden birinin İstanbul’a gönderilmesi gerekir. Bunun üzerine birliğin komutanı uyanık ve becerikli İstanbul çocuğunu, Mehmed Muzaffer’i gerekli malzemenin temini için İstanbul’a gönderir. Malzemenin temini için lüzumlu paranın kendisine temini için Erkan-ı Harbiye Nezareti’ne yazdığı mektubu da Mehmed Muzaffer'e verir. O yıllarda İstanbul yollarında otomobil veya bir kamyona rastlamak neredeyse imkânsızdır. Bu tür vasıtaların azlığı bu vasıtalara ait alet, edevat ve malzemenin de ender bulunmasına neden olmaktadır. Olanlar ise karaborsadadır. Mehmed Muzaffer İstanbul’a ayak basar basma düşer peşine malzemelerin ve sonunda Karaköy’de bir Yahudi’nin dükkânında istediklerini bulur. Yahudi tüccarla pazarlığını yapar. İstanbul’daki ikinci durağı, alacağı malzemelerin parasını tahsil etmek için Erkan-ı Harbiye Nezareti olur. Harbiye’deki muhatabı yaşlı bir yarbaydır. Yarbay uzatılan belgeyi alır ve okur. Okuduktan sonra Mehmed Muzaffer’e sorar. “Ne alınacak?” Hazır olda bekleyen Mehmed Muzaffer cevaplar, “Otomobil ve kamyon lastiği efendim.” Cevabı alan yarbay “Bana bak oğlum! Ben askerimin ayağına postal, sırtına kaput alacak parayı bulamıyorum. Sen otomobil lastiğinden bahsediyorsun! Haydi, yürü git; insanı günaha sokma. Para mara yok!" cevabını verir.
Beklemediği bu sert ama bizzat hakikat olan cevabı alan Mehmed Muzaffer ağır adımlarla Harbiye Nezareti’nden ayrılır. Bulunduğu birliğin o malzemelere ihtiyacı vardır. Ancak malzemeleri alacak parası yoktur. Komutanı ona güvenmiş, onca arkadaşının içinden onu seçmiştir. Ne yapıp etmeli ama eli boş birliğine dönmemelidir. Ama nasıl yapacak, onca parayı nerden bulacaktı. Bu düşünceler içerisinde Harbiye Nezareti’nden çıkmış Beyazıt Meydanı’na varmıştır. Tam bu sırada durakladı. Aradığı sorunun cevabını bulmuştu.
Koşar adımlarla Yahudi tüccarın dükkânına giden Mehmed Muzaffer tüccara; “Paranın bana ödenme işlemleri akşamüstü bitecek. Ezandan sonra gelip malları alamam, gece koyacak yerim de yok. Yarın öğleden evvel vapurum Çanakkale’ye kalkıyor, yetişmem lazım. Onun için, sabah ezanında geleceğim. Malları o vakte mutlaka hazır edin.” der. Tüccardan “Pekâlâ” cevabını alır. Tam dönmüş uzaklaşacakken geriye doğru dönüp “Altın para vermiyorlar, kâğıt para verecekler.” diye de ekler. Yahudi tüccarın buna da bir itirazı yoktur. Mehmed Muzaffer, Merkez Komutanlığı’ndan tahsis ettiği araba ile bir sonraki günün sabahında Yahudi tüccarın dükkânına gelir. Gün henüz aydınlanmamıştır. Mallar hazırdır ve alelacele araca yüklenir. Alınacaklar kamyona yüklendikten sonra Mehmed Muzaffer elindeki yüzlük kaimeyi Yahudi tüccara uzatır. Yahudi tüccar gaz lambasının sönük ışığında Mehmed Muzaffer’in uzattığı kâğıt parayı alır. Ya bakmaya gerek duymaz ya da çok nadir kullanılan kâğıt paraların gerçek olup olmadığını bilemez.
Mehmed Muzaffer Çanakkale’ye doğru yola çıkan vapurdadır birkaç saat sonra. Yanında kendisinden istenen malzemeler, yüreğinde kendisine verilen emri yerine getirmenin ve birliğine eli boş dönmemenin huzuru... Muzaffer, Çanakkale’ye vardıktan kısa süre sonra birliği Sinâ Cephesi’ne yollanır. Birinci ve ikinci Gazze muharebelerinde en öndeki cengaver Muzaffer’dir. Mehmed Muzaffer Gazze’den geri dönemez. Bu zeki ve becerikli vatan evladı Gazze’de İngilizlere karşı verdiği mücadelede şehit düşmüştür.
Mehmed Muzaffer’in Yahudi tüccara verdiği parayı nerden bulduğuna gelecek olursak. Mehmed Muzaffer önce Osmanlı’da o gün için paraların basıldığı kâğıdın aynısını Karaköy'deki kırtasiyecilerinden temin etmiş, bütün gece çini mürekkebi ve boya ile ilk bakışta gerçeğinden ayırt edilemeyecek nefasette taklit bir para yapmayı başarmıştır. Dönemin "kaime" ismi verilen kâğıt paralarının en büyüğü elli kaimedir. Ancak Muzaffer’in alacağı malzemelerin tutarı bundan fazladır. Bir gecede iki elli kaime çizmeyi yetiştiremeyecek olduğundan olsa gerek Muzaffer’in Yahudi tüccara verdiği para yüz kaimedir. O dönemde basılan kâğıt paraların altında “Bedeli Dersaadet’te altın olarak tesviye edilecektir” ibaresi bulunmaktadır. Mehmed Muzaffer bunu değiştirerek “Bedeli Çanakkale’de altın olarak tesviye edilecektir!” ibaresini yazmıştır.
Yahudi tüccar birkaç gün sonra elindeki yüzlük kaimeyi altın olarak tesviye etmek üzere Osmanlı Bankası’na gittiğinde olayın farkına varır. Zira elindeki para çoktan Çanakkale’de Mehmetçiğin kanıyla tesviye edilmiştir! Yahudi tüccar bu olayı pek mesele etmedi. Ancak olay kısa bir süre sonra tüm İstanbul’da duyuldu. Şimdiye kadar yeryüzünde emsali görülmemiş ve bir daha da görülmesi imkân haricinde olan bu hadise, Şehzade Abdülhalim Efendi tarafından duyulunca, şehzade bir adamını yollayarak Yahudi tüccarı buldurdu. Karşılığını altın olarak ödeyerek aldı. Çok zarif, sedef kakmalı ve içi kadife döşeli bir çekmeceye yerleştirerek İstanbul Polis Okulu’ndaki Emniyet Müzesi'ne hediye etti. Bu değerine paha biçilemez eser, 1917’den 1979’a kadar bu müzede muhafaza edildi. 1970’lerde Polis Okulu’nun Ankara’ya taşınması ile Ankara'ya nakledildi. Bugün Ankara Gölbaşı’ndaki Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü bünyesindeki Belge İnceleme Laboratuvarı’ndaki çelik bir kasada koruma altında tutulan tarihi paranın, Emniyet Genel Müdürlüğünün açmayı planladığı polis müzesinde sergilenmesi planlanıyor. O enfes sedef kakmalı çekmecesi hakkında ise maalesef malumat bulunmamaktadır.
Not: Yazıda bahsi geçen hadise ilk defa, kahramanımız Mehmed Muzaffer gibi kendisi de Galatasaraylı (Mekteb-i Sultânî) olan gazeteci – yazar Ziyad Ebüzziya (1911-1994) tarafından ortaya çıkarılmış ve Lale Mecmuası’nın Temmuz 1984 tarihli 2. sayısında yayınlanmıştır. Bu yazı, Ziyad Ebüzziya’nın Lale Mecmuası’nda yayınlanan yazısından istifade edilerek kaleme alınmıştır.
Ahmet Apaydın
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | 31d41e552a82 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Bu tarif Geleneksel Tatlılar etkinliği için..Öncelikle Salihaya bu güzel etkinlikten dolayı teşekkür ediyorum ve başarılar diliyorum...Tarifimize gelince;
Malzemeler:
- 1 kg süt
- 3 fincan un
- 3 fincan şeker
- 1/4 margarin
- 1 paket krem şanti
Çikolatalı sos:
- 2 su bardağı süt (süt yok ise suda kullanılabilir)
- 7 yemek kaşığı şeker
- 1 yemek kaşığı buğdat nişastası
- 25 gr. kakao
- Kup sayısı kadar rulo kat
- hindistan cevizi
- Muhallebimiz için gereken süt ,un ve şekeri bir tencereye koyarak ocağa alıyoruz.
- sürekli karıştırarak muhallebi kıvamına gelene kadar pişiriyoruz.
- En son kaynadıktan sonra margarini ilave ederek eriyene kadar karıştırıyoruz.
- Daha sonra ocaktan alarak bir süre soğumasını bekliyoruz.Soğuyan muhallebimizin içerisine toz kremşantiyi ilave ederek mikserle çırpıyoruz.
- Kuplara paylaştırdığımız muhallebimizin üzerine çikolata sos döktükten sonra kenarına rulo kat koyarak ve hindistan cevizi serperek süslüyoruz.
- bütün malzemeyi derin bir tencereye aldıktan sonra topak olmaması için bir çırpıcı ile iyice çırpıyoruz
- daha sonra ocağı yakarak koyu bir kıvam elde edene kadar karıştırarak pişiriyoruz..
Fotoğrafın zemin kısmını beğenmediğim için photoshop da düzenlemeler yapılmıştır | 7e5bebf873ea | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Izledigimiz adam gibi bir dizi vardi oda sona erdi ayip yav
Hanım Köylü 1 Ağustos 14. Bölüm fragmanı
Hanım Köylü 1 Ağustos Fragmanı
Star Tv ekranlarının sevilen dizisi Gold Film ile Fox Tv’nin anlaşamaması nedeniyle ne yazık ki geçen hafta final yaptı ve ekranlara veda etti. Gold Film Hanım Köylü dizisinin 13. bölüm ile 25 Temmuz akşamı final yapacağını duyurmuştu. Hanım Köylü dizisi 13. bölümü ile final yaparak ekranlara veda etti.
Bu nedenle de Hanım Köylü dizisi ne yazık ki 1 Ağustos günü 14. bölümü ile ekranlarda olamayacak. Hanım Köylü dizisi kesin olarak final yapmıştır. Hanım Köylü dizisi 14. bölüm hiç olmayacaktır.
Hanım Köylü dizisi çekimleri tamamlanmış ve oyuncular da tatile çıkmıştır. Bu durumda Hanım Köylü dizisinin devam etmesi gibi bir şans da kalmamıştır. Hanım Köylü dizisinin sahibi Gold Film yeni bir kanalla yayın hakları konusunda anlaşma sağlarsa 2016 2017 yeni sezonunda devam edebilir.
Etiketler: Hanım Köylü 1 Ağustos fragmanı, Hanım Köylü 1 Ağustos izle, Hanım Köylü 1 Ağustos neler olacak özeti, Hanım Köylü 14. bölüm fragmanı izle, Hanım Köylü 14. bölüm özeti
Eklenme Tarihi: 18 Temmuz 2016
Konu hakkında yorumunuzu yazın
Hanım Köylü 1 Ağustos 14. Bölüm fragmanı (3 Yorum)
Gülerek ve merak ederek seyrediyordum .Bittiğine üzüldüm.
Çok güzel bir dizi beğenerek izliyoruz umarım en kısa zamanda tekrar ekranlarda görmek istiyoruz.Danimarkadan selamlar. | 975fb7fcd133 | [
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba.Bulunduğum yerde internetim kısıtlı olduğu için pek sesim çıkmasa da boş durmuyorum tabiki.Dekupaj,boya- badana,dikiş ,nakış devam ediyor.Şimdiden sonra yavaş yavaş yaptıklarımı yayınlamaya başlıyorum.Bugün tarhanamı serdim ve kuruttum,böylelikle yayına hazır hale geldi.Buyrun tarife;
Eskiden domatesi,biberi,soğanı ve sarımsağı çiğden doğrayıp pişirirdim soğuyunca da hamurumu karardım.Ancak zamanla keşfettim ki;saydığım malzemeleri kurudan yapınca hem daha lezzetli hem de daha dayanıklı oluyor.Tavsiye ederim.
1,5 kg köy tipi domates salçası
1,5 kg köy tipi tatlı biber salçası
200 gr toz soğan ( aktarlarda bulunuyor,büyük marketlerde de baharat reyonunda bulabilirsiniz.Herhangi bir koruyucu ya da lezzet artırıcı içermiyor)
200 gr toz sarımsak
1 demet maydanoz
2 kg süzme yoğurt
Köri,karabiber,pul biber,tuz
100 gr kuru nane
3 kg un
2 yemek kaşığı toz maya
2-3 dilim kuru ekmek
2-3 yemek kaşığı toz şeker (toz şeker ekleyince hem daha kolay mayalanıyor,hem de tarhananın acımtırak tadı kırılıyor.Benim püf noktam bu.)
Tüm malzemeyi yoğuruyoruz.Ekmek hamurundan biraz daha cıvık bir hamur karıyoruz.Eğer malzemeleri kararken hamurunuz katı olursa süt ekleyerek yumşatabilirsiniz.Baharatını ve tuzunu ağız tadınıza göre ayarlayın.Hamurumuzu kardıktan sonra ekşimeye bırakıyoruz.6-7 gün boyunca günde iki kez yoğurarak ekşitiyoruz.
Ekşime tamamlanınca temiz bir örtünün üzerine parça parça yayıyoruz.Hamuru yayarken çok ince ve çok küçük parçalar halinde yayarsak hızla kurur ve ufalanması zorlaşır bu yüzden biraz büyücek ve yaklaşık yarım santim kalınlığında seriyoruz.
Bu haliyle kurumaya bırakıyoruz.2-3 saat sonra kontrol ediyoruz.Eğer beze yapışmadan kalkıyorsa parçaları ters çevirip alt yüzlerini de kurumaya bırakıyoruz.
Yine 2-3 saat sonra parçaları hafif hafif parçalamaya başlıyoruz.Bu aşamada parçaları çok kurutursanız ufalanması zor olur bu yüzden kontrol süresini bulunduğunuz iklime göre ayarlamanızı tavsiye ederim.Parçalar hafif nemli olduğunda kolayca ufalanır.
Parçalar yapışmadan ufalanmaya başladığında tüm parçaları ufalıyoruz.
Tüm parçaları bu şekilde ufalayıp 1-2 saat daha kurutuyoruz.Ara ara karıştırarak tüm tarhanayı kurutuyoruz.Son olarak da robottan geçirip tarhanayı iyice inceltiyoruz.
Artık tarhanamız hazııırr.Bu aşamada 1-2 gün daha tahanamızı güneşlendiriyoruz.Ara ara karıştırarak tüm nemini kaybetmesini sağlıyoruz.Ancak bu işlem sırasında kabımızın üzerini temiz bir tülbentle örtüyoruz ki hem vitmini hem de rengi kaçmasın.Hadi afiyet olsuuuun. | 967e3f1b8cba | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Herkese sağlık, mutluluk ve başarı dolu güzel bir hafta dileyerek, "Cicili Bicili Sunumlar Etkinliği" nedeniyle kısa bir süre ara verdiğimiz pasta yayınlarımıza son hızla kaldığımız yerden devam ediyoruz...
Bekleyen o kadar çok pasta yayınımız var ki, bu yoğunluğu hafifletmek için bir süreliğine hergün 2 post yayınlamayı düşünüyoruz..
Şimdiden herkese iyi seyirler...
Günün ilk pastası; Sevgili Aslı Hn.'ın doğumgünü için iş arkadaşlarının hazırlattırdıkları sürpriz doğumgünü pastası...Pastanın üzerindeki her detay, Sevgili Aslı Hn.'ın sevdiği ve değer verdiği şeyleri yansıtmakta...
Biz de sevgili Aslı Hn.'ın doğumgününü kutluyor, sağlıklı ve mutlu güzel bir ömür diliyoruz... | 7d7d33c325bd | [
"c4",
"hplt2"
] |
9 Temmuz 2011
Kişisel Gelişim Kitaplarıyla Başarıya Ulaşabilen İlk Ofis Çalışanı
Do you like this story?
Mizahi haber sitesi Zaytung, bir ofis çalışanının kişisel gelişim çalışmasını bakın nasıl anlatıyor:
Kişisel Gelişim Kitaplarıyla Başarıya Ulaşabilen İlk Ofis Çalışanı, Başarısının Sırrını Paylaştı: "Kişisel gelişim kitabı yazın"
İlk kitabı "Ofisteki Dahi-Kendini Keşfet" ile büyük ilgi gören Kişisel Gelişim Uzmanı Candaş Ataman, kitabının 20. baskısı şerefine düzenlenen imza gününde okurlarıyla buluştu. Geçen seneye kadar kendisinin de kişisel gelişim, etkili iletişim, insanları tanıma ve etkileme bilmemnesi gibi kitaplara para döken sıradan bir ofis çalışanı olduğunu belirten 34 yaşındaki genç yazar, "Yaklaşık 10 yıl süren bu içsel yolculuğumun ve kendimi tanıma sürecimin sonunda ne içimdeki çocuğa ulaşmayı ne de gizli enerjimi ortaya çıkıp kariyerimde yükselebilmeyi başarabildim. Sinirden kitapları yakmaya kalktığım bir akşam eşim bana 'Yapma Candaş, onlara dünya kadar para saydın, yazık günahtır' diyerek beni durdurmaya kalkınca kafamda bir ışık yandı..." sözleriyle kendisini zirveye taşıyan ilk kitabının ortaya çıkış öyküsünü anlattı.
"Kişisel gelişim, masrafını çıkardı"
Her şeyin bundan 10 sene önce başladığını söyleyen başarılı insan Candaş Ataman, "5 adımda liderliğe giden yol" adlı seminerle çıktığı yolculuğun tüm ayrıntılarını okurlarıyla paylaştı. O seminerin ardından, taş çatlasın en fazla 6-7 adımda zirveye çıkacağına ikna olduğunu belirten Ataman "Belki o 6-7 adım konusunda yanıldım, içsel yolculuğum tahmin ettiğimden fazla sürmüş de olabilir. Hatta bu süreçte bazen umutsuzluğa düştüğüm zamanlar bile oldu ancak her şeye rağmen pozitif düşünerek, evrenin benim için iyi bir planı olduğuna inancımı sürdürerek ve tabii biraz da şans ile işte şimdi olduğum noktaya kadar geldim. Daha ilk kitabımda çok güzel bir satış rakamına ulaştım ve çok şükür iyi de para kazandım. Şimdilik anca bugüne kadar yaptığım masrafı çıkarmış olsam da, bundan sonraki kitabımla kar etmeye de başlıycam inşallah" diyerek düşünce gücü ile başardıklarını ortaya koydu.
Sancılı süreç
"Pembe kömür", "Lehman Brothers’tan piyasada ayakta kalmanın yolları", "Kaç beden dili biliyorsunuz?", "Düşünce gücüyle düşünme" gibi birçok yayına servet ödemekten çekinmediğini ve başarıya giden yolda kimsenin masraftan kaçmaması gerektiğinin altını çizen Ataman, 32 lira değerindeki imzalı kitabını almaya gelen hayranlarına hikayesini anlatmaya şu şekilde devam etti:
"Ben de bir zamanlar, sabah 8 akşam 6 bir ofiste çalışan sıradan bir beyaz yakalıydım. Basit bir satın alma elemanı iken tanıştığım kişisel gelişim mucizesiyle önce kendime hedef koydum, sonra da o hedefe doğru emin adımlarla yürüdüm. Amacım belliydi, en kısa süre içinde satın alma müdürü olacaktım. Artık fazla düşünmekten ya da aşırı konsantrasyondan mı nedir bir türlü varamadım o hedefe. Zaten daha bu işlerle uğraşıp da bir şey olanı görmemiştim ömrü hayatımda. Ama işte tam da her şeye lanet edip, evdeki kitapları yakmak üzereyken kitaplıktaki en ucuz gelişim kitabının 20 lira olduğunu farketmemle kafamda birden ışık yandı. Hemen kaba bir hesap yaptım, şu kitabın aynısını ben yazsam, şu kadar olsa, şu kadar satsa diye falan derken, hiç vakit kaybetmeden bilgisayarımın başına geçtim. Hayat öyle bilinmezlerle doludur ki bazen her şeyden vazgeçerken o sana gülümseyerek sürprizini sunar: Evet, ben artık bir yazar olmalıydım."
"Ben, ofisteki dahiyim"
Yaşadığı ani aydınlanmanın ardından bir hafta gibi kısa bir süre içerisinde biraz kendi tecrübelerini aktararak, çoğunlukla da okuduğu kitaplardaki önemli detayları copy-paste ederek ilk eserini tamamladığını anlatan Ataman, Ofisteki Dahi'nin bizzat kendisi olduğunu da söylemekten çekinmedi.
...
Yeni kitap müjdesi
...
Okurlarının sorularının ardından Candaş Bey'in kendi başından geçmiş gibi anlattığı ilginç anektodlarla devam eden imza günü, yazarın okurlarına "Ofisteki Dahi- Hedef Odaklılık ve Bir şeyler Daha" adlı kitabının müjdesini vermesiyle sona erdi.
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | ce240af7ebc9 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Gerekli gereksiz konuşan, her konuda bir şey söylemezse çatlayacak gibi olan insanlar beni çok rahatsız ediyor. Ne yazık ki buralar da onlarla dolu. İsterdim ki buralar hep bizimmiş, bizim kafaya göre idare edilirmiş falan olsundu ama olmamış işte. Napayım. İnterneti babam bulmadığı için kullananları da ben seçemiyorum.
Van Depreminden zarar gören insanlara yardım etmek amacı ile kurulmuş 'Yalnız Değilsin Van' sürekli güncellenerek, bölgelere göre yardım etmek isteyenler için bir rehber görevi görüyor. Siteye göre ihtiyaçlar aşağıdaki gibi:
- Battaniye
- İçme suyu (Pet, Damacana), Meyve suyu
- Isıtıcı / Soba
- Çadır / Mat / Uyku tulumu
- El feneri / Pil
- Katı gidalar (ekmek, kraker, kuruyemiş vb)
- Jenerator
- Arabalarda kullanılabilecek cep telefonu şarj cihazı
- Kalın, Kışlık temiz giyecek (termal don, kazak, pantolon, palto, hırka, kalın çorap, bere, eldiven, atkı)
- Kışlık ayakkabı
- Kışlık çocuk kıyafetleri ve çocuk ayakkabısı
- İç çamaşırı (erkek, kadın, çocuk)
- Kadın pedi
- Bebek bezi
- Bisküvi, çikolata gibi soğukta enerji verecek yüksek kalorili yiyecekler (Tahin pekmez veya tahin helvası gibi)
- Kağıt havlu / tuvalet kağıdı / islak mendil / antiseptik el temizleme malzemeleri
- Sağlık ve Ecza malzemeleri (sargi bezi, yara bandı, tenturdiyot, oksijenli su v.b.)
- Oyuncak
- Muzik Çalar / Radyo
Bu ihtiyaçların arasında bikini yok görüldüğü üzere. O yüzden gölcük depremindeki gibi bikini gönderen densizler çıkarsa onları katrana bulayıp sonra da tavuk tüyü ile kaplayacaklarmış.
İhtiyaçların 'Van Merkez Belediye Garajı Kriz Masası' adresine gönderilmesi gerekiyor. Bir çok kargo firması bu adrese yapılan kargoları ücretsiz göndermeye başladı. Belediyelere bırakılan malzemeler gönüllülerce kolilere konup tırlara yükleniyor. Kızılay ise meydanlarda kan bağışı yapmak isteyenler için araçlarını belli saatlerde hazır tutuyor.
Bu arada vatandaş haklı olarak merak ediyor. Şimdiye dek toplanan deprem vergisi ile Vanı baştan inşaa edecek para nerede? Halkın yardımlaşmasını destekliyorum ama bizim ülkemizde dengeler biraz şaştı. Devlet halka destek olacakken sürekli halk devlete destek oluyor sanki.
Bir de şu deprem bölgesi yağmacıları, ihtiyacı olmadığı halde ikişer çadır kapanları falan en ağır cezalarla cezalandırsınlar istiyorum. Benim de diyecek şeyim çokmuş. Kendimden sıkıldım. Zaytung'un ana sayfasıyla kapıyorum. Sabır, şifa ve iyilikler diliyorum oradakilere.
Twitter: @VanDayanisma
Facebook: http://www.facebook.com/vandayanisma | 387b8d40a155 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2"
] |