text stringlengths 97 665k | id stringlengths 12 12 | source listlengths 2 5 |
|---|---|---|
Portakalli Limonata Tarifi ;)
rengiyle göze , tadıyla damağa hitap eden bir tarif buldum çünkü..
genelde limonata yaparken ne yaparız, elimizde sıkacakla tek tek limonların suyunu sıkıp, kabuklarını çöpe atarız..
çünkü limon kabuğu acıdır..
ama sarı renginin yoğun olduğu kısım da limonun kabuğudur..
bu tarifte 2 limon ve 1 portakal kullandım..
limon ve portakalı yıkayıp bir gece önceden buzluğa attım..
bir gece buzlukta bekleyen limon ve portakalı çıkarıp 15 dakika kadar dışarda beklettim..
sonra küçük dilimler halinde doğrayıp hepsini robota koydum..
robottaki dilimlerin üzerine 2 su bardağı şeker koyup yavaşça robotu çalıştırdım..
içindeki malzemeler biraz sert olduğu için robot ilk başta zor hareket etti..
dinlene dinlene bütün malzemeyi robotto püre haline getirdim..
sonrada ince delikli bir süzgeç ya da tülbent yardımı ile karışımı süzdüm..
süzdüğüm limonatamı 3 litre suyun içine koyup tadını ve kıvamını kontrol ettim..
bu noktada isteğe göre şeker ilavesi yapılabilir..
daha önce denediklerim bu kadar sarı olmamıştı o yüzden bu tarifi sizinle de paylaşmak istedim..
malum yaz geliyor ve yaza en yakışan içeçeklerden biri limonata :)
sevgiler.. | 17731e2bb5e7 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
İşte aksiyonun tavan yaptığı gerilimin en üst düzeyde gittiği bir film daha Durdurulamaz sizlerle. Film de bir trenin kontrolden çıktığını görüyoruz. Durmaksızın hızlı bir şekil de ilerliyor. Ancak eğer tren durdurulamaz ise kısa süre içerisinde felaketin boyutu git gide büyüyecek bu treni durdurmak için ise bir tren teknisyeni ve onun yanında bir kondüktör iş başında tek amaçları hızla giden ve durmak bilmeyen treni bir an önce raydan çıkmadan durdurup felaketi önlemek. Ancak bu o kadar da kolay bir şey değil. Bakalım ne gibi zorluklar tren teknisyeni ve arkadaşını bekliyor. | 4e5eb18b60ed | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
%100 DOĞAL AKVARYUM FİLİTRE MALZEMESİ ZEOLİT KLİNOPTİLOLİT
1 KG - 5-8 MM
Zeolit ` in dogal özelliklerinden kaynaklanan yüksek Amonyum emme ve filtreleme kapasiteleri sayesinde akvaryum sektöründe her gecen gün artan bir sekilde kullanilmaktadir.% 100 dogal Klinoptilolit`ten üretilen Zeolit Dogal Filtre Malzemesi tatli su akvaryumlarinin dis filtreleri icin uygundur.Yapisinda bulunan sonsuz mikro kanallar sayesinde suda olusan mikro organismalari ceker ve hapseder ve bu sayede suyu berraklastirir ve baliklarin yasamasi icin daha temiz bir ortam yaratir.Yapisindaki mineralleri sayesinde akvaryum icerisinde bulunan bitkilerin beslenmesine olanak saglar.
%100 Dogal filtre malzemesi Klinoptilolit'ten üretilmiştir.
Sudaki kimyasallari ve zararli micro -canlilari temizler suyu saf ve berraklastirir.
Sudaki Ph degerini dengeler
Amonyum tutcudur
Sudaki kötü kokuyu engeller
Su degisimlerini azaltir
Tatli su akvaryunlari icin uygundur
Kullanım şekli:
Temiz suyla yıkadıktan sonra filtre içerisine yerleştirilir.
Ortalama 500 Gram Zeolit %100 doğal fitre malzemesi 250 litre suya yeterlidir
1Kg.kullanım en etkili sonucu verir. | 044b48d371d8 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
ORGANİK KEDİ KUMU ZEOLİT
1 KG - (1.6 - 3 MM)
Zeolit güçlü sıvı emme özelliğine sahiptir. Zeolitin koku gidermede mükemmel bir yeteneği vardır.Toksinleri bağlar, ağır metalleri emer. Sağlıklı bir mineraldir. Evcil hayvanların bağışıklık sistemine yardımcı olur. Ayrıca zeolit, tarımda toprak düzenleyici olarak da kullanılmaktadır. Toprakta daha iyi emilim sağlayarak bitkinin gelişimini hızlandırır.
%100 Doğal İçerik
%100 doğal ve saf bir üründür. İdeal bir kedi kumunun sahip olması gereken tüm özellikleri barındırır. Ham maddesi sayesinde,kediniz için güvenli kullanımı sağlayan mükemmel bir yapıya sahiptir.Ham maddesinde kullanılan doğal minerallerin moleküler yapısı, yüksek oranda sıvı ve koku emme özelliğine sahiptir. Özellikle amonyak kaynaklı kokuları hapseder.Uzun süreli kullanımlarda dahi mükemmel bir kuruluk sağlayarak kedinize sağlıklı ve hijyenik bir tuvalet ortamı sunar.
- Kedi kumu kabını, derinliğine göre 5-7 cm kadar Zeolit ile doldurun.
- Her gün kum kabındaki katı atıkları kürek yardımı ile alıp uzaklaştırın.
- Haftada bir eksilen miktar kadar kedi kumunu kaba ilave edin.
- Ayda bir kum kabını boşaltıp dezenfekte ederek temizleyin.
Atık kedi kumuyla yaptığınız her türlü işlem sonrasında ellerinizi mutlaka bol sabunla yıkayınız. Kedi kumu kabına gıda maddelerinin temasını engelleyiniz. Kullanılan ürünü, bahçenizde toprak düzenleyici olarak yeniden kullanabilirsiniz.
KANATLI DIŞKI KOKUSUNA SON
Zeolite kanatlı hayvanların dışkı kokularını absorbe edip hapseder.Tüm kanatlılar için ideal çözüm olan Zeoliti mutlaka deneyiniz. | 6f799f151d67 | [
"c4",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Tanıtılan Sitenin ismi : Hdfilmizlet.net
Sitenin başlığı, sitenin Konusu : Full hd film izle - Hdfilmizlet.net
Sitenin Faaliyetlerine başlamış olduğu tarih : 2014 Senesi Kasım ayı
Site ile ilgili Açıklamalar, Tanıtım Mesajı : Hdfilmizlet.net sitesi, ziyaretçilerine yüksek görüntü kalitesinde film izleme imkanı sunmaktadır. Sitede yerli ve yabancı çok sayıda film kendine yer bulmuştur. Tüm bu filmler, hd kalitesiyle izlenebilecektir.
İnternetinizi kullanarak full hd film izlemek mi istediniz? Sizlere hiç düşünmeden hdfilmizlet.net adresini tavsiye ediyorum. Sitenin adından da anlaşılabileceği gibi, hdfilmizlet.net adresinde hd kalitede filmler seyredilebilir.
Site içerisinde çok sayıda film izleme kategorisi yer almıştır. Animasyon filmlerinden belgesellere, dram filmlerinden bilim kurgu filmlerine, komedi filmlerinden müzikallere kadar türlü türlü kategoriler sitede mevcuttur. O anda canınız ne tür film izlemek istiyor ise, sadece tek bir tuşa basarak seçiminizi gerçekleştirebileceksiniz.
Filmin konusuna ait kategorilerin yanı sıra, Türkçe Dublajlı filmler, Türkçe altyazılı filmler, imdb puanı 7 üzeri olan filmler, yerli filmler gibi kategori ayrımları da sitede yapılmıştır. Eğer canınız yerli film izlemek istiyor ise, sitenin yerli filmler sayfasına girebilirsiniz. IMDB puanı yüksek filmleri özellikle izlemek isteyenler için de yine özel bir sayfa hazırlanmıştır.
Site ziyaretçileri, yabancı filmleri arzu ettikleri gibi seyredebilir. Sitedeki türkçe dublaj izle sayfasına bağlananlar, yabancı filmleri dublajlı olarak izleyebilecekken, altyazılı filmler sayfasına girenler ise yabancı filmleri orjinal sesinde ve Türkçe altyazılı olrak izleyebilir.
Herkese keyifli seyirler dileriz. | 0c1adcf7ed1d | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Web Site İsmi : Antalyanotebooktamiri.sqlwebdesign.com
Web Sitenin Konusu - Alanı - Başlığı : Antalya Notebook Tamiri
Web Sitenin Kayıt Edildiği Ay ve Yıl : 2013 senesinin Mayıs ayı
İletişim : 0538 569 70 60 ( 7 Gün 24 saat arayabilirsiniz )
Antalya'da notebook tamir eden firma aramakta iseniz, hiç tereddüt etmeden Antalyanotebooktamiri.sqlwebdesign.com sitesini tercih edebilirsiniz. Notebook ve masaüstü bilgisayarlar için son derece uygun fiyatlarla arıza tespiti yapılmakta ve bilgisayarlardaki sorun ivedilikle giderilmektedir.
Antalya notebook tamiri firması, her markadan notebook bilgisayarın tamirini yapabilmektedir.
Yerinde bilgisayar servisi hizmeti almak isteyenler de yine Antalya laptop tamiri firmasını aramalıdır. Uzman laptop servis ekibi, adresinize kadar gelerek laptop bilgisayarınızın sorununu çözecektir.
Antalya notebook servisi tarafından sunulan hizmetlerden memnun kalırsanız, siteyi dostlarınıza tavsiye edebilirsiniz. | a085efac2206 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan Koza İpek Holding açıklaması!
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Koza İpek Holding ve şirketlerine kayyum atanmasına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Başsavcılığın internet sitesinden yapılan açıklamada, başsavcılık tarafından "terör örgütü yöneticisi olmak, Terörizmin Finansmanın Önlenmesi Hakkındaki Kanun'a muhalefet, örgüt tarafından toplanan himmet paralarının şirketler aracılığıyla aklanması ve terör örgütü propagandası yapmak" suçlarından Koza İpek Holding A.Ş. ile bağlı şirketlerin sahipleri ve yöneticileri hakkında yürütülen soruşturmada, Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin değişik iş kararıyla 1 Eylül 2015'te arama yapıldığı hatırlatıldı.
Aramalarda el konulan faturalar, defterler, dijital kayıtlar ile diğer belgeler üzerinde inceleme yapmak üzere, konusunda uzman bilirkişiler
görevlendirildiği belirtilen açıklamada, bilirkişilerin yaptıkları ön çalışma sonucu rapor düzenlediği bildirildi.
Açıklamada şunlar, ifade edildi:
"Raporda, şirketlerin ticari defterlerinde çeşitli sahtecilikler yapıldığı, hileli muhasebe işlemleri yapmak suretiyle paralel bir muhasebe sistemi oluşturulduğu, şirketlere kayıt dışı para girişlerinin olduğu, reel üretimlerle beyan edilen üretimler arasında farkların bulunduğu, Kamuyu
Aydınlatma Platformu'na bildirilen altın üretimi miktarıyla gerçekte üretilen altın üretimi miktarı arasında şüpheli farklılıkların bulunduğu, şüphelilerin,
şirketlerin faaliyetleri çerçevesinde halen suç işlemeye devam ettiklerinin belirtilmesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından ilgililer aleyhine
kuvvetli suç şüphesinin var olduğu değerlendirilmiştir."
Yine aramalarda el konulan dijital materyaller üzerinde, Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan ve halen devam eden incelemelerdeki ilk tespitlerde, holdingin ve bağlı şirketlerin bilgisayarlarında yüzlerce sayfa himmet tablolarının yer aldığının belirlendiği, şirket binalarında himmet adı altında toplanan altınların bulunduğu bildirildi. Toplanan himmetlerin, altın üretiminden kazanılmış gibi gösterilerek paravan şirketler aracılığıyla aklandığı ve holdinge ait vakıflara aktarıldığı, bu şekilde tüm şüphelilerin fikir ve eylem birliği içinde FETÖ'ye finansal kaynak sağladıkları yönünde bilgi ve belgeler saptandığı kaydedilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Cumhuriyet Başsavcılığımızca söz konusu holding ile bağlı şirketlerin sahibi ve mensuplarının, yasalara aykırı şekilde topladıkları himmet paralarını
şirketlerin faaliyetlerinden elde edilmiş gibi göstererek akladıkları, şirket kazançlarından örgüte finansal kaynak sağladıkları, eğitim kurumları aracılığıyla
FETÖ'ye eleman kazandırmaya çalıştıkları, yazılı ve görsel medya organları aracılığıyla FETÖ'ye yönelik yürütülen tüm adli soruşturmaları maniple ederek devlet aleyhine, örgüt lehine algı operasyonu faaliyeti içerisinde bulundukları, yine yaptıkları yayınlarla FETÖ mensuplarını suçtan kurtarmaya çalıştıkları, bu şartlarda mevcut soruşturmanın sağlıklı biçimde yürütülmesi ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için CMK'nın 133. maddesi kapsamında kayyum atanmasının gerekli olduğu değerlendirilmiş olup, bu amaçla tüm şirketlere kayyum atanması talep edilmiştir.
Talebimizi kabul eden Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği ilgili şirketlere kayyum atamıştır. Kayyumlar soruşturma süresince ilgili hakimliğin gözetim ve
denetimi altında faaliyetlerini sürdüreceklerdir. Soruşturmamız CMK ve diğer yasal mevzuat kapsamında hukuk kuralları gözetilerek, titizlikle devam
etmektedir." | 23e7641cdd20 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Çelik Platform İmalat ve Montaj
BAYRAKCI METAL, inşaat ve Endüstriyel tesisler dahilinde kurulan İskele , çelik platformların proje bazlı üretimlerini yapmakta, aynı zamanda platform ızgarası ve çelik merdiven üretimlerini de kendi bünyesinde yapmanın avantajıyla müşterilerine hızlı ve kaliteli hizmet vermektedir.
Müşteri projelerine uygun üretimler yapıldığı gibi, platformların korkuluk ve ızgara bölümlerinde de mühendislik hizmetleri sunmaktadır.
Platformlar hangi sektörlerde kullanılıyor?
*Arıtma* Enerji *İnşaat *Gemi Sanayi *Kimya | 160549e2b978 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Bel Kayması
Tıbbi adlandırması ''Spondilolistezis'' dir, Bir omurga kemiğinin, komşu omurganın üzerinde kaymasıyla meydana gelir. Omurganın yerdeğiştirmesi, spinal kanalı daraltarak, sinire bası nedeni ile nörolojik semptomlara yol açar. Halk arasında ''bel kayması'' olarak da isimlendirilir.
Bel Kayması(Omurga Kayması), omurganın herhangibir yerinde ortaya çıkabilir. Fakat; en sık bel omurlarında meydana gelir.
Bel Kayması Belirtileri Nelerdir?
Ağrı, ayakta, yürürken ve geriye doğru eğilmelerde artar.
Belde şiddetli yada yanma tarzında ağrı
Egzersiz sonrası ağrı daha da artar.
Siyatalji, bacak ağrısı, kuvvetsizlik ve/veya uyuşma
Kanal darlığı ile birlikte ise uzun süre yürüyüşlerde bacakta ve kalçalarda halsizlikle birlikte kramp meydana gelir.
Bel Kayması Tedavisi
Başlangıçta yapılan ağrı kesiciler, soğuk ve sıcak terapiler, epidural enjeksiyonlar, fizyoterapi, yatak istirahati gibi tedavilerle genelde şikayetler geçer. Ağrı ısrarlı bir şekilde devam ediyorsa cerrahi önerilir. Kuvvet kaybı, hastanın bel kayması ameliyatına aday olduğunun en önemli göstergesidir.
Bel Kayması Ameliyatı
Spinal füzyon ile stabilizasyon ameliyatı, yani titanium vida ve çubuklarla omurgayı sabitleme ameliyatı gerçekleştirilir. | 1a540085dc1d | [
"c4",
"culturax",
"hplt2"
] |
Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı (DOĞAKA)59. Yönetim Kurulu Toplantısı, Osmaniye’de Arslantaş Tesisleri’nde yapıldı. Toplantıda yapılan çalışmalar değerlendirildi ve DOĞAKA Yönetim Kurulu Başkanlığı görevi Osmaniye Valisi Dr. Mehmet Oduncu’ya verildi. Toplantı sonrası DOĞAKA tarafından yapılan genel değerlendirmede şu görüşlere yer verildi: “Bilindiği üzere; İl Valileri, Büyükşehir ve Merkez Belediye Başkanları, İl Genel Meclisi Başkanları ve Ticaret ve …
Aylık Arşiv: Ağustos 2014
Ağu 28
İŞ-KUR’un Girişimcilik Eğitimi tamamlandı
İŞ-KUR’un Girişimcilik Eğitimi’ni tamamlayan 2 Grup, düzenlenen törenle sertifikalarını aldılar. İŞ-KUR Osmaniye İl Müdürlüğü’nce, KOSGEB destekli kendi işini kurmak isteyen girişimci adaylarına yönelik olarak düzenlenen Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi (UGE) Programı sonunda eğitimi başarıyla tamamlayan 50 kişilik 2 Gruba daha sertifikaları Osmaniye Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen törenle teslim edildi. Sertifika töreninde konuşan, İŞ-KUR Osmaniye İl …
Ağu 28
TES; “Osmaniye’de Yönetici Soykırımı Yapılmıştır”
Türk Eğitim-Sen (TES) Osmaniye Şubesi, görev süresi uzatılacak eğitim kurumu müdürleri için değerlendirme formunu ideolojik olarak puanlayan yöneticiler hakkında Savcılığa başvurdu. Konu ile ilgili açıklama yapan KES Osmaniye Şube Başkanı Ahmet Kandemir, “Osmaniye ilimizde değerlendirmeye tabi tutulan 140 okul müdürümüzden 71 okul müdürümüz yetmiş beş ve üzeri puan alarak başarılı bulunmuştur. 69 müdürümüz ise başarısız …
Ağu 28
Başkandan Sevindiren Çalışma
Kadirli Belediyesi tarafından Sumbas Yolu üzeri Cemalpaşa Mahallesi Yeni Adliye Sarayı yanında bulunan Adalet Caddesi’ndeki refüjde ağaçlandırma ve bitki dikim çalışması gerçekleştirildi. Belediye Başkanı Dr. Ömer Tarhan, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, Fen İşleri Müdürlüğüne bağlı ekipler tarafından parke yol ve refüj çalışmasının tamamlanmasının ardından Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekiplerince daha güzel bir görünüme kavuşması …
Ağu 28
Kadirli’de Anafen Farkı
Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde Işık Anafen Dershanesi, ildeki dershaneler arasında en çok fen lisesini kazandıran dershane oldu. Yerleştirmede yüzde yüz başarı elde eden dershane 70 fen lisesi, 194 Anadolu lisesi, 22 Anadolu imam hatip lisesi, 64 Anadolu meslek lisesi, 3 sosyal bilimler lisesi kazandırdı. Kadirli’de TEOG sınavında birincilik kazanan Elif Ahsen Gökahmetoğlu, ”TEOG sınavında göstermiş olduğum …
Ağu 28
Murat Elaldılar: “Başarımız Tesadüf Değildir”
Osmaniye Özel Bilim Koleji 93 öğrencisini TEOG Sonuçları ile en güzide okullara yerleştirdi. Özel Bilim Koleji Müdürü Murat ELALDILAR yaptığı açıklama ile TEOG yerleştirme sonuçlarını değerlendirdi. Yerleştirme sonuçlarına göre hem bireysel hem de kitlesel anlamda her yıl başarılarını artırarak devam ettirdiklerini ifade etti. 1999 yılında eğitim hayatına başlayan ve güzel Osmaniye’mizin adını Türkiye’ye duyuran Özel …
Ağu 28
Çukurova Belediyeler Birliği Toplantısı yapıldı
Kadirli Belediye Başkanı Dr. Ömer Tarhan, Adana’nın Pozantı ilçesinde düzenlenen Çukurova Belediyeler Birliği toplantısına katıldı. Birlik Üyesi Kadirli Belediye Başkanı Dr. Ömer Tarhan, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada Pozantı Belediye Başkanlığı’nın ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya Çukurova Belediyeler Birliği Başkanı ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, Antakya Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfi Özkan, Sarıçam Belediye Başkanı …
Ağu 28
Ruhi Ersoy’dan Açıklama
MHP MKK üyesi Doç. Dr. Ruhi Ersoy, son gelişen olaylarla ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları söyledi: MHP liderinin Meclis’teki yemin törenine katılmasını eleştiren bazı kalem ehilleri acaba MHP’nin demokrasi içinde verdiği mücadelelerde hiç yanında olmuşlar mı? Ülkenin dokuz bölgesinde “Milli Değerleri Koru ve Yaşat” temalı dokuz mitingin hangisinde hangi katkıyı sunmuşlar mesela? Yerel seçim çalışmaları …
Ağu 28
Kara : ”Ulaşlı Mahallesi Sakinleri Kadir Başkana Güveniyor”
Belediye hizmetlerinin gecikmesi, mahalle sakinlerinin sitemlerine neden oluyor. Osmaniye’nin 7 bin nüfuslu Ulaşlı Mahallesi muhtarı Hüseyin KARA, “Mahallemizin acilen yapılan gereken bozulan yolların tamiri, asfalt yapımı, bozuk durumdaki arkların temizlenmesi, yollardaki ev ve duvar diplerindeki hafriyatların kaldırılması gibi sorunlarımız var. Bunları belediyenin ilgili birim müdürlüklerine ilettik. Ancak şu ana kadar nedense bir çalışma olmadığını görüyor …
Ağu 23
Engelli Vatandaşın Sevinci
Kadirli’de tekerlekli sandalyesinin aküsü biten engelli vatandaşı Belediye Başkanı Dr. Ömer Tarhan değiştirerek engelli vatandaşı sevindirdi. Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü ekiplerine talimat veren Belediye Başkanı Dr. Ömer Tarhan, Akülü Tekerlekli sandalyesinin aküsü bitmesinden dolayı rahat hareket edemeyen ve Pazar Mahallesinde ikamet eden Menderes Bilici’nin aracının akülerini değiştirerek sevindirdi. Konuyla ilgili olarak engelli vatandaşlarımızın sorunlarının … | db24c827a98e | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Bir süredir hosting seçerken sadece "WordPress Hosting" üzerine çalışan şirketleri tercih etmeye başladım. Çünkü şirkette tüm yoğunlaşma WordPress üzerine yapılıyor. Birkaç ay önce ben de yeni bir hosting şirketine sitelerimi taşıdım. Pek çoğunda olduğu gibi reklamlar, vaatler,.. Başlarda her şey yolunda gibiydi. Fakat geçtiğimiz ay server iki kere saldırı aldı. Saldırı aldığı günlerde tüm gün sitelerim kapalı kaldı. Açıklama olarak da "mühendislerimiz üzerinde çalışıyor" gibi profesyonelliğe hiç uymayan bir bahane geliştirdiler. Google Webmaster Tools tarama hatlarıyla doldu, sıralamada düştüm, keyfim kaçtı.
Çok vaktim yok. Yeni bir WordPress hosting bul, taşı,.. Gözümde çok büyüdü, uğraşmadım. Ama uğraşmak gerekliymiş.
Gereksiz denemelerle uğraşırken blogun tüm içeriğini sildim. Çok sorun yapmadım, nasıl olsa düzenli yedek alınıyordu. Kendim yüklemeye çalıştım, olmadı. Müşteri hizmetlerine başvurdum, bana nasıl yedek yükleneceğiyle ilgili link attılar. (Arada yazamadığım küfürler.) Neyse ikna ettim de müşteri temsilcisi kendi denedi yedek yüklemeyi. Yapamadı. Çünkü yedek yoktu. Günlük yedek alıyoruz falan sadece tanıtımmış. Bu son damlaydı. Şirketin adını yazmayacaktım ama yazmak lazım. Üzgünüm A2 Hosting.
Şu an yazdığım dışında iki tane daha blogum var. İkisi de DMOZ kayıtlı ve eski domainler. Kıyamıyorum kapatmaya. Ben de WordPress'ten Blogger'a taşıdım blogları. Bunu da WordPress hosting konusunda piyasanın en iyi şirketine taşıdım. WP Engine!
WP Engine Neden En İyi WordPress Hosting
Site hızının trafiğe etkisini bilmeyen yoktur. Google buna çok dikkat ediyor. Eskiden blogumu hızlandırmak için W3 Total Cache, WP Super Cache gibi eklentiler kurardım. Sırf bunların doğru konfigürasyonu için saatler, günler harcadım. Tüm çabalarıma rağmen blogum şu anki hızına ulaşamadı. Artık plugin kullanmaya gerek kalmadı. Zaten isteseniz de yükleyemezsiniz. Sistem kendi siliyor bu eklentileri. :)
Wp Engine ve normal sıradan bir wordpress hosting arasındaki hız farkı: 4 kat!
Site hızını etkileyen faktörlerden biri de lokasyondur. WP Engine size üç seçenek sunucak: Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Japonya. Ben İngiltere'yi seçtim. Eğer Türkçe bir blogunuz varsa size de İngiltere'yi tavsiye ederim.
Wp Engine güvenlik açısından da ön plana çıkıyor. Saldırı olursa ya da hacklenirse diye sıkıntılarınız olmuyor. Sadece işinize odaklanıyorsunuz. Blogunuz güvenli ellerde, rahat olun.
WordPress Hosting konusunda daha önce görmediğim kadar uzman müşteri temsilcilerinden de bahsetmeden edemeyeceğim. Ne zaman olursa olsun Live Chat sayesinde iletişim kurabiliyorsunuz. Ve gerçekten ilgililer. Laf olsun diye konulmuş bir seçenek değil.
Makale çok uzadı. Kendimce en önemli özellikleri yazdım. Benim yazdıklarım dışında daha pek çok özellik var. En merak edilen konuyu yazayım da merak etmeyin. WP Engine için aylık 29 Dolar ödemeniz gerekiyor. Pahalı gelebilir, BMW'de pahalı. (Eski arabamı özledim.) Hız, güvenlik, konfor,..
Size bir güzellik yapacağım. Save 20% off your first payment linke tıklayıp kupon kodunu kullanırsanız %20 bedavaya geliyor. Tabii yıllık ödeme seçeneğini kullanmanız gerekecek. Hesaplayınca epey kar ettiğinizi göreceksiniz.
Tüm güzelliklerine rağmen beğenmediniz mi? 60 gün deneme süresi var. Bu iki ay düşünün taşının, olmadı mı paranızı iade ediyorlar. Bulabileceğiniz en iyi WordPress Hosting seçeneği bana göre WP Engine. Beğenmeyeceğinizi zannetmiyorum, ama böyle de bir seçeneğiniz var.
Herkese iyi bloglamalar. | d6b0623ec456 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Özel Gün ve Gecelerimiz ve Beraat Gecesi Forumundan Berat Kandili İle İlgili Hutbe berat kandili hakkında hutbe Hakkında Kısa Bilgi
berat kandili hutbe
Berat Kandili İle İlgili Hutbe berat kandili hakkında hutbe
Berat Kandili İle İlgili Hutbe
Berat Kandili Hakkında Hutbe
I- Konunun Planı
A- Beratın Kelime Anlamı
B- Istılah Anlamı
C- Kuran ve Sünnette Berat Kelimesi
D- Berat Kandilinin Vakti
E- Berat Kandilinin Değerlendirilmesi
F- Berat Kandilinin Ferdi ve Toplumsal Boyutu
G- Berat Kandilinde Yaşanan Salih Amellerin Korunması ve Devamlılığı
H- Berat Kandili Bilincinin Nesillerimize Aşılanması
İ- Berat Kandilinde Ülkemiz, Devletimiz ve Tüm İnsanlar İçin Dua Edilmesi
II- Konunun Açılımı ve İşlenişi
Hamdele ve salveleden sonra kandil ve berat kelimelerinin terim ve ıstılah anlamları verilerek konuya başlanır Kandilin öneminden bahseden ayet ve hadisler ışığında zamanın nasıl değerlendirileceği anlatılır Fert, aile, millet ve tüm insanlık için kandilin hayırlara vesile olması dileğiyle dua ve ibadet edilmesi gerektiği, dinimize göre tüm vakitlerin değerli olduğu ancak kandil, bayram gibi günlerin ise daha önemli olduğu vurgulanır İnsanlar ne kadar günah işlese de Allahtan ümit kesilmeyeceği, şirk hariç Allaha karşı işlenen tüm günahların bağışlanabileceği anlatılır
Vaaz içerisinde nefis muhasebesi ve murakabesine değinilerek kendimize dönüşün, kesrette vahdeti ve iç hesaplaşmayı yakalayıp günahlarımıza tövbe etmenin, nefsimiz, ailemiz, ülkemiz, bütün müslümanlar ve tüm insanlık için Allaha dua ve niyazda bulunmanın öneminden bahsedilerek genel bir değerlendirme ve dua yapılarak konuşma tamamlanır Şaban ayının ve berat ikliminin manevi ortamından yararlanılmaya çalışılır
III- Konunun Özet Sunumu
Yollardaki işaretler gibi hayatımızda da belirgin dönüm noktaları vardır Bunlar, belirli günler, kandiller ve bayramlardır
Berat, Arapça berâe-berâet kelimesinin Türkçeleşmiş halidir Kuranda Berae kökünden 25 kelime bulunmakta olup, bunlardan sadece iki tanesi Beraet şeklinde geçmektedirBerâet, iki şey arasında ilişki olmaması; kişinin herhangi bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğün bulunmaması anlamındadır Istılah olarak berat ise, Allahın affı ve bağışlaması, günah, borç ve cezadan kurtulmak gibi anlamlara gelmektedir Beratın özünde, günahlardan arınma ve Yüce Allahın rahmet ve mağfiretine ulaşma amacı vardır Bu gecede Allâhın affı ve bağışlamasının çok olacağı müjdelendiğinden, bu geceye Berat Gecesi denilmiştir Berat gecesi hicri aylardan şaban ayının onbeşinci gecesidir
Berat Gecesi için Arapça eserlerde şabanın ortasındaki gece, mübarek gece, rahmet gecesi ve sak (belge) gecesi manalarına gelen terkipler kullanılmaktadır
Kandiller ve benzeri geceler; iman, ibadet ve düşünce hayatımız bakımından kendimizi yenilememiz, geçmişimizi muhasebe etmemiz, geleceğimizi planlama ve ümitlerimizi tazelememiz için büyük bir fırsattır Bu gece münasebetiyle, içimizdeki manevi duyguların sesine kulak vererek günahlarımıza tövbe etmeli, tüm Müslümanlar ve insanlık için Allaha dua ve niyazda bulunmalıyız
Yüce Allah, bu gecede ilahi rahmetini bol bol indirmekte, rızık ve şifâ kapılarını sonuna kadar açarak, bizleri sonsuz ikramlarına davet etmektedir
Berat kandilinin aydınlattığı manevi ortam, bizlere dengeli bir hayat kurma bilinci sağlamakta, kendimizi gözden geçirme ve yenileme imkanı sunmaktadır
Yüce dinimiz İslam dünya ve ahiret, madde ve mana dengesine; akıl, düşünce, duygu ve bilginin ahenkli şekilde buluşturulmasına dayanır Günümüzde ferdi ve toplumsal hayatımızdaki maddi ve manevi değerler dengesi bozulmuş, dünyevîleşme, bencillik gibi olumsuzluklar ruh sağlığımızı bozmaya başlamıştır Oysa Yüce dinimiz İslâm, insanın maddî ihtiyaçları kadar ruhî ihtiyaçlarını da dikkate almış, onun devamlı surette Yüce Yaratanla bağlantı içinde olmasına önem vermiştir
Berat gecesini idrak ettiğimiz bugünlerde hepimiz Yüce Allahın Kuranda kendisinden ümit kesmemizi isteyen ve bizleri affedeceğini müjdeleyen mesajına kulak vermeli ve kendimize çekidüzen vermeliyiz
IV- Konu İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Ayetler
قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنرَّحْمَةِ اللَّهِ
إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعاً إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
De ki, Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allahın rahmetinden ümidinizi kesmeyin Şüphesiz Allah bütün günahları affeder Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir
حم وَالْكِتَابِ الْمُبِين إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةٍمُّبَارَكَةٍ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ
1 Hâ Mîm
2,3 Apaçık olan Kitaba andolsun ki, biz onu mübârek bir gecede indirdik Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız
Tövbe konusundaki diğer ayetleri bulmak için Diyanet İşleri Başkanlığımız yayınlarından olan Kuran-ı Kerim Mealinin fihristine bakılabilir
Tövbe edenlerin nitelikleri, tövbenin kabul şartları, tövbesi kabul edilmeyenler hakkındaki ayetler için bakınız ; Nisa, 4/16-17-18, Zümer, 39/53; Tahrim, 66/3-4, 8;
V- Konu İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Hadisler
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا كَانَتْ لَيْلَةُ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ فَقُومُوا لَيْلَهَا وَصُومُوا يَوْمَهَا فَإِنَّ اللَّهَ يَنْزِلُ فِيهَا لِغُرُوبِ الشَّمْسِ إِلَى سَمَاءِ الدُّنْيَا فَيَقُولُ أَلاَ مِنْ مُسْتَغْفِرٍ فَأَغْفِرَ لَهُ أَلاَ مُسْتَرْزِقٌ فَأَرْزُقَهُ أَلاَ مُبْتَلًى فَأُعَافِيَهُ أَلاَ كَذَا أَلاَ كَذَا حَتَّى يَطْلُعَ الْفَجْرُ
Şaban ayının 15 gecesi olduğunda o geceyi ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun Çünkü Yüce Allah, bu gece güneşin batışından fecre kadar (olan sürede) dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Tövbe eden yok mu, tövbesini kabul edeyim! Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim! Şifa isteyen yok mu, şifa vereyim! Başka isteği olan yok mu, ona da istediğini vereyim der
عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ إِنَّ اللَّهَ لَيَطَّلِع فِي لَيْلَةِ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ فَيَغْفِرُ لِجَمِيعِ خَلْقِهِ إِلاَّ لِمُشْرِكٍ أَوْ مُشَاحِنٍ
Peygamber savden gelen bir rivayette ise Allah Taala (cc), Şaban ayının onbeşinci gecesi (kullarına rahmetle) nazar eder Müşrikle, müşahin (kindar bencil) bu aftan yararlanamazlar
Merhum Elmalılı Muhammed Hamdi YAZIRın Hak Dini Kuran Dili isimli tefsirinde belirtildiğine göre anne ve babasını incitenler, büyücüler, başkalarına kin besleyenler içki düşkünleri bu gecenin faziletinden yararlanamazlar
خمس ليال لا ترد فيهن الدعوة: أول ليلة من رجب، وليلة النصف من شعبان، وليلة الجمعة، وليلة الفطر، وليلة النحر
Başka bir hadiste ise Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar geriye çevrilmez Bunlar Recebin ilk (cuma) gecesi, Şabanın ortasında bulunan gece, Cuma gecesi, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı geceleridir
Bu sebeple Müslümanlar bu geceleri hep ihya etmişlerdir
إنَّكَ ما دعوتَني ورجوتَني غفرتُ لكَ عَلَى مَا كَانَ فيكَ ولا أُبالي يا ابنَ آدمَ لوْ بَلَغَتْ ذُنُوبُكَ عَنَانَ السَّمَاءِ ثُمَّ استغفرتَني غفرتُ لكَ ولا أُبالي يا ابنَ آدمَ إنَّكَ لوْ أتيتني بِقُرابِ الأَرْضِ خَطَايا ثُمَّ لَقِيتَني لا تُشرِكُ بي شيئاً لأتيتُكَ بِقُرابِهَا مَغفِرةً
Enes b Malik (ra) Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi şöyle buyururken dinledim dedi:
Allah Teâlâ şöyle buyurdu:
Ey Âdemoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden affını umduğun sürece, işlediğin günahlar ne kadar çok olursa olsun, onların büyüklüğüne bakmadan seni bağışlarım
Ey Âdemoğlu! Günahların gökyüzünü kaplayacak kadar çok olsa, sonra da benden affını dilesen, seni affederim
Ey Âdemoğlu! Sen yeryüzünü dolduracak kadar günahla karşıma gelsen; fakat bana hiçbir şeyi ortak koşmamış olsan, şüphesiz ben de seni yeryüzü dolusu bağışla karşılarım
Hz Âişe validemiz Peygamberimizi tanıtırken şöyle buyurmuştur:
عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ فَقَدْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ذَاتَ لَيْلَةٍ فَخَرَجْتُ أَطْلُبُهُ فَإِذَا هُوَ بِالْبَقِيعِ رَافِعٌ رَأْسَهُ إِلَى السَّمَاءِ فَقَالَ يَا عَائِشَةُ أَكُنْتِ تَخَافِينَ أَنْ يَحِيفَ اللَّهُ عَلَيْكِ وَرَسُولُهُ قَالَتْ قَدْ قُلْتُ وَمَا بِي ذَلِكَ وَلَكِنِّي ظَنَنْتُ أَنَّكَ أَتَيْتَ بَعْضَ نِسَائِكَ فَقَالَ إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى يَنْزِلُ لَيْلَةَ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا فَيَغْفِرُ لأَكْثَرَ مِنْ عَدَدِ شَعَرِ غَنَمِ كَلْبٍ
Bu gece (Şabanın onbeşinci gecesi) Peygamber (sav)i (odanın içinde) aramaya başlamıştım ki (Onu) başını secdeden kaldırırken buldum Buyurdu ki:
Ey Aişe, Allah ve Rasulünün seni korkutmasından mı korktun? dedim
Hz Aişe validemiz Diğer hanımlarından birinin yanına gittiğini zannettim dedi
Peygamberimiz buyurdu ki Allah Teâlâ Şabanın 15gecesinde (bu gecede) dünya semasına iner, Ben-i Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları bağışlar
VI- Yararlanılabilecek Bazı Kaynaklar
Konu ile ilgili ayetlerin tefsirlerine bakılabilir (Örneğin Hak Dini Kuran Dili ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanan Kuran Yolu isimli eserlere bakılabilir)
Konu ile ilgili hadisler için Wensinck, Concordance isimli eserine bakılarak ilgili hadislere ulaşılabilir Örneğin B-r-e maddesi için bkz I/162-165 (Beril Matbaası, 1943-Leiden)
Diğer kaynaklara da müracaat edilebilir Örneğin:
Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi Kandil maddesi XXIV/300-301
Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi Berat Gecesi maddesi V/475-476
* Bu vaaz projesi Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Dr Hamdi TEKELİ tarafından hazırlanmıştır
Halit ÜNAL, TDV İslam Ansiklopedisi, İst-1992, V/475-476
Zümer Suresi, 39/53
Zümer Suresi, 39/53
Duhan Suresi, 44/3ayetinde geçen mübarek gece ifadesi İslam alimlerinin çoğunluğunun görüşüne göre Kadir gecesi olduğu düşünülmektedir Ancak İkrime b Ebû Cehilin de dahil olduğu bir grup alim ise söz konusu ayetin Berat gecesine işaret ettiği kanaatindedirler Bkz Elmalı, Hak Dini Kuran Dili VI/4293-4297) Eser Kitİst1971
Duhan Suresi, 44/1-3
İbn Mace, İkâmetüs-Salât, 191 ( I, 444) Hadis No:1388
İbn Mace, İkâmetüs-Salât, 191 ( I, 445) Hadis No:1390
Elmalı, age VI/4293
Beyhaki, Sünen, Şuabül-İman, 3/342 (Darul-Kütübil-İlmiyye, Beyrut 1990)
Tirmizî, Daavât 98, (V, 458) HNo3540; Ahmed İbni Hanbel, Müsned, V, 172;
İbn Mace, İkametüs-Salat, 191, (I, 444), HNo1389
Paylaş Berat Kandili İle İlgili Hutbe berat kandili hakkında hutbe Mumine Forum
Müslümanların kutsal saymış oldukları bir gün olan beraat gecesinde camilerde ve bazı yerlerde sohbetler verilerek Allah'ın hoşnut olacağı ortamlar oluşturmaya çalışılır. Toplu bir şekilde ibadet edilerek dualar edilerek melekler ortak edilir maneviyat artırılmaya çalışılır. | bda7e47216bf | [
"c4",
"culturax",
"hplt2"
] |
Kırım Davasındaki Şeytanlıkları Rahman Yaz Dedi
Sevginaz Hamevioğlu
Kırım Özerk Cumhuriyetinde yaşayan Kırım Tatar Türklerinin durumunu incelemek üzere Dış İşleri Bakanlığı, Üniversitelerde, SSCB topraklarında yaşayan Türkler üzerine araştırmalar yapan bilim adamlarından oluşan gayrı resmi bir heyeti Kırım'a gönderdi.
Heyetin Kırıma girişi Ukrayna tarafından mı yoksa Rusya tarafından mı olsun görüşmeleri yaklaşık üç hafta sürdü. Rusya'nın etkin muhalefeti üzerine, heyetin Rusya tarafından girmesine karar verildi. Ve heyet Rusya kapısından Kırım'a girdi... Gayrı resmi Türk heyetiyle Kırım Etnik İlişkiler ve Sürgünden Dönen Vatandaşlar Komitesi Başkanı Zaur Smirnov, Kırım İşgal Yönetimi Bakanlar Kurulu Başkan Yardımcılığına atanan Ruslan Balbek ve Kırım'ın Rusya Devlet Başkanlığı Temsilcisi Georgiy Muratov görüştü.
Sonrasında:
"Türkiye'deki Kırım Tatarlarının durumunu incelemek, kimliklerini,kültürlerini ve dillerini ve temel haklarının durumunu gözlemek için Türkiye'ye heyet göndereceğiz.. Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Rus Dünyasını korumaya yönelik tutumu var, tüm Rusyalı ve Rus yurttaşlarını kapsıyor, şimdi Türkiye'de yaşayan Kırım Tatarları da buna dâhil.(!) Türkiye'deki Kırım Tatarlarının asimilasyon süreci bizleri endişelendiriyor, Türkiye'de Kırım Tatarları için bir tane bile milli okul yok."
Açıklamasında bulundular.
Zehir zemberek açıklamaların iki muhatabı var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Kırım Sivil Toplum Örgütlerini manipüle eden az sayıdaki etkili ve yetkili mensupların
Türkiye Cumhuriyetine, Türk Dış İşlerine külhanbeyi edasıyla konulan posta esnasında sarf edilen sözlerin patenti, Kırım STK'larının şerli mensuplarına aittir. Yapılan zehir zemberek açıklamalar; Rusya'nın soğuk savaş düzeninin kaba, sert ve saldırgan üslubunun çok derinlerinde izaha muhtaç. Moskova'da uzun vadeli, ince eleyip sık dokunarak hazırlanan planının, Türkiye'de de uygulandığı görülüyor. Türkiye'de faaliyet gösteren Sivil Toplum Örgütlerinin söylem ve eylemlerinin çok sıkı takip edildiği, toplanan bilgilerin değerlendirilerek aktif politikalar geliştirildiği ortada.
Anlaşılan o ki Türkiye'de farklı görüşlere sahip Kırım STK'larının içlerindeki fikir ayrılıkları detaylarıyla biliniyor. Ayrıştırıcı, bölücü söylemlerde bulunan Kırım STK'larına mensup Tatar Türklerinin sözleriyle karşı atağa geçildi. Ancak yaşın yanında kuru da yandı. Ve herkes aynı kefeye konuldu. Buyurun ayıklayın şimdi pirincin taşını.
"Biz Kırım Türkü veya Kırım Tatar Türkü değil Kırım Tatarıyız. Türk gerçeğini inkar etmesek de soy değil boy bizim önceliğimizdir..Kırım Anavatanımız..Türkiye de diasporadayız..."benzeri zehirli sözlerle Tarihi, Sosyolojik ve Antropolojik gerçekliği inkar edip, Türklüğümüzü reddetme cehaletine veya öteleme gafletine düşürüldük.İçimizde ağzı laf yapan az sayıdaki etkili kaşkırların sözlerine aldanarak. Sürüden ayrılanı kurt kaparmış. Gelin ezelden ebede şerefli, büyük Türk Milleti ailesinin başköşesindeki mümtaz yerimize sahip çıkalım, Atalarımıza layık evlatlar olarak emanete ihanet etmeyelim diyenler dışlandı. Geleceğimiz gençlere bol yıldızlı otel salonlarında ayrılık tohumları ekilmeye çalışıldı. Estirilen inkâr ve ret modası rüzgârıyla bölücü kelimeleri kullanma merakı camiayı ur gibi sardı. Öyle ki Kırım Türküyüz dememek için dil bilgisi ve mantık oyunlarıyla cümlelere taklalar attırıldı.
Nihayet bıldır/güzün yediğimiz hurmalar gün geldi boğazımızı tırmaladı. Bizi bölmeye, bütünden ayırmaya gebe idraksiz söylemler, Kırım'da yaşatılan can pazarında önümüze kondu. Hem de kimliğini kaybetmiş midesiyle düşünüp, Rus ağzıyla konuşanların: "Türkiye'de yaşayan Kırım Tatarları da Rus Dünyasına ait." sözleriyle. Türk dünyasının şerefli bir mensubu olma yüceliğini, gönlünüzden öteleme gaflet ve dalaletine düşerseniz; yabanın oğlu, Rus dünyasının eteğine bırakıverir insanı. Cami avlusunda bulunmuş sahipsiz çocuk misali. Hatırlatalım, Kırım Tatar Türkleri; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin asli unsuru, kurucu üyesidir. Kırım Tatarları Atatürk'ün: " Türkiye Cumhuriyeti Devletini Türk Milletine ve Türk Kültür unsurlarına dayalı olarak kurdum." sözündeki: Türk Milletinin Kıpçak, Kuman ve Tatar boyuna mensuptur. Göktürkler, Altınordu, Selçuklu, Kırım Hanlığı, Osmanlı ve diğer Türk Devletleri hepsi biziz. Biz bir ve bütünüz.
Kırım'da doğan, Kırım'da yaşayıp Kırım Özerk Cumhuriyeti vatandaşı olan Kırım Tatar Türkleri için Kırım Anavatandır. Kırım dışında yaşayan Kırım Türklerinin yaşadığı ülkelerde diasporadır. Ancak Türkiye'de doğan, Türkiye'de yaşayan ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Kırım Tatar Türkleri için Türkiye Anavatandır. Diaspora değildir.. Kabul etseler de etmeseler de bu bilimsel bir gerçekliktir. Biz dedik, biz yaptık oldu. Kırım Türklüğü avucumuzun içinde diyenler başımıza neler açtılar. Akıllarını başlarına almadıkları sürece daha neler açacaklar! Görüldüğü gibi kargadan kılavuzu olanın yeri çöplükmüş.
Sevgi ve saygıyla
Sevginaz Hamevioğlu
04 Mayıs 2015 | cac26532469a | [
"c4",
"culturax",
"hplt2"
] |
Vatandaş Nihat Ferah
Henüz 250. Sahifedeydim. "Tut Elimi Killize" adındaki romanımın son bölümünü yazıyordum. 1950'li yılların Kilis'ini anlatıyorum bu çalışmada. 27 Mayıs Darbesinde önce göz altına alınan, sonra tutuklanan Kilisli aydınları yazıyordum. Aykırı entelektüel Nihat Ferah olayını sonlandırmak üzereydim. Sanırım saat 16.00 falandı. Telefonum çaldı. Paris'ten Mahmut Kaçarlar arıyordu. Önce "Acaba Türkiye'ye döndü mü?" diye düşünürken merakımı giderdi. "Kahramanımızı kaybettik. Başımız sağ olsun" dedi. Sonra devam etti soluklanmadan "Yok hala Fransa'dayım. 13 Nisan günü Hanımı da alıp döneceğim." dedi. Kaybettiğimiz kahramanımız kimdi ki? Benim haberimin olmadığını hemen anlamıştı:
-Nihat Ferah Hocayı kaybettik. Rahmeti rahmana gönderdik.
Yüreğim daha hızlı çarptı üçüncü çeyrek asır içinde olan 58 yıllık dostumun, ağabeyimin, hemşehrimin, sanatçımızın, aydınımızın vefat haberiyle. Heyecanlandım bittabi. Hemen sordum.
-Ne zaman, nasıl olmuş?
-Ağabey facebook'ta dikkat etmedin herhalde. Fotoğraflarıyla arkadaşlar yayınlamışlar.
-Benim facebook'um kapalı. Hala açılmadı. Korsanlar girmişti. Sen olayı anlat bana.
-Cumartesi akşamı saat 19.00'a doğru evinde oturduğu divanda birden bire kötüleşmiş. Hemen ailesi hastaneye kaldırmış. Meğer kalp krizi geçiriyormuş o sırada. Hastanede de vefat etmiş. Mekanı cennet olsun.
Bir Kanaat Önderi Hakka Yürüdü
Öyle bir şaşırdım ki, biran konuşamadım, sustum. Daha önceki hafta Kilis'te beraberdik. Aynı sofrayı paylaştık. Espriler yaptı. Hatıraları yad ettik. Şiirler okudu bize. Politik gelişmeleri değerlendirdik. Ah Nihat Hoca ah!
-Peki sonra?
-Pazar günü Kesik Minare Camii'nde öğleyin kılınan cenaze namazının ardından, Asri mezarlıkta defnedilmiş.
Sanki ailemizin bir ferdi vefat etmişti. Kültür hayatımızın, cemiyet hayatımızın, edebiyat hayatımızın, hatta örnek taşra hayatımızın önemli isimlerinden birini kaybetmiştik.
Dualar ettik, Fatihalar gönderdik Mahmut Kaçarlarla birlikte. Rahmet diledik hepimiz için. Telefonu kapatır kapatmaz. Önce taşra gazetelerine baktım. Hiç birinde rastlamadım habere. İstanbul'daki muhafazakar medyanın de böyle bir endişesi yoktu. Patronlar ihale alma peşindeydi. Kilis Gazeteleri Pazar günleri yayınlanmıyordu. Önce Gazeteci Ahmet Ekinci'yi aradım. Meşguldü. Aklıma gelen diğer arkadaşlara ulaşamadım. En son Mehmet Evran'ı bulmaya çalıştım, başka biriyle konuşuyordu. Ancak az sonra kendisi aradı beni ve bilgilendirdi:
-Başımız sağ olsun. Rahmetli Pazar günü defnedildi. Kesik minare Camii'nde yer yoktu. Dışarıya kadar dolmuştu. Tatil günü böyle cemaat az bulunur. Hele bir hafta içine denk gelseydi, miting alanı gibi olacaktı Rahmetlinin cenazesi.
-Seveni, saygı göstereni çoktu her kesimden. Nurlar içinde yatsın. Önce Türkiye, sonra İslam coğrafyası önemli bir kanaat önderini kaybetti.
Sonra Mehmet Evran'a sordum "gazetelerde haber yer aldı mı" diye? Kilis'in sesi ilk gün vermiş haberi. Sahibi Mehmet Reyhanlı'yı arayarak alakasından dolayı teşekkür ettim, o da "Biz Nihat Hocayı severiz" dedi.
Peyami Safa'nın Taşradaki Devamı
Nihat Ferah ile ben ortaokulda(1958) iken tanıştım. Müthiş bir hafızası vardı. Okuduğu şiiri ezberlemekte zorlanmaz, makaleyi algılamakta sıkıntı çekmez, bir kitap kurdu, bir ayaklı kütüphane gibiydi benim için. Hele edebiyat ve musiki ile arasının iyi olması, gelişmeleri yakından takip etmesi benim için daha da kıymetliydi. Ortaokulda bir arkadaş grubumuz adeta Nihat Ferah'ın hem arkadaşı, hem öğrencisi olmuştuk. Hem milli, hem taşra örfünü gençlere iyi yansıtırdı. Bu açıdan kendisinden çok istifade etmiştir bizim nesil.
Nihat Ferah'ın önemli şiirlerinin bir araya geldiği güldestesi Divan-ı Nihat yayınlanırken 40 sahifelik önsözünü ben yazmıştım. Şimdi de romanıma konu ediyordum.
Şair Nihat Ferah Kilis'in Tırıklı Mahallesinde (29.05.1932) doğdu. Cumhuriyetin ele avuca sığdırılmaz evladını babası Ahmet Efendi ile annesi KüspeciMecid'in kızı Makbule Hanım önce Ketenciler Mahallesindeki Kur'anı ve dini bilgileri öğrenmek üzere Sitti Hoca'ya, sonra 7 yaşına basınca da Kilis'in kurtuluş tarihi olan 7 Aralık İlkokulu'na gönderdiler. Bu okul daha sonraları Çalık Camii'nin doğusundaki kap altında bulunan Kilis'in maruf ailelerinden Salih Salihoğlu'nun evine taşındı. 1944 yılında İkinci Dünya Savaşı devam ederken, Münire Törüner, Nermin Özdoğan, Kemal Kutlu ve Nuri Ertürk Öğretmenleri Nihat Ferah'ı mezun ederek orta mektebe gönderdiler. İkinci sınıfa kadar okudu, üçe devam edemedi.
Savaş yılları hayat pahalı, geçim sıkıntı var. Ahmet Efendi oğlunu okuldan alarak bağ bahçe işlerinde yanında çalıştırdı. Bir müddet sonra üç cami için açılan müezzinlik imtihanını kazanarak Hasan Attar'da göreve başlıyor(1947). Askerlik gelip çatınca(1953) Gelibolu'ya hizmete gidiyor. Sağ gözü özürlüydü. 210 gün sonra kendisini sakata ayırarak terhis ettiler. Dört beş sene yine babasının yanında çiftçilikle meşgul oldu. Bu sırada konjonktürü sadece takip etmekle kalmıyor, gazete ve dergiler alarak fikri hamulesini geliştiriyor. Parası oldukça edebi çok sayıda kitap sahibi oluyor. Kütüphanesini kuruyor. Dünya ve Türk klasiklerinden, günümüz edebiyatına kadar yakın takibe alıyor.Müzzenlik'e Şıh Camii'ndeki göreviyle yeniden başlıyor.
Darbeye Karşı Sivil Direniş Öncüsü
Mehmet Akif Ersoy'un hayatı ve şiirlerinin etkisinde kalıyor. Şair Hafız Kamil ve Ankara Müftüsü hemşehrisi Hacı Mahmut Öğütçü(Halipçi) ile sürekli temas ederek, görüşlerinden istifade ediyor. Sebilürreşat ve Serdengeçti ile Hüradam'a abone oluyor. Okuyor, okutuyor, ailesi diğer gözünü de kaybetmesinden endişe ediyor ama o yine okuyor. Demokrat Parti ve Başbakan Adnan Menderes'in bütün tasarruflarını inanarak sivil savunma hattı kuruyor. Kendisinin "eşkıya darbesi" dediği 27 Mayıs Darbesi'nde Öğretmen İhsan Kayabaş, Tıp Fakültesi öğrencisi Yaşar Akıncı ve Turgut Kurt ile birlikte tutuklanıyor. Gerekçe de "Halkın seçtiği kişileri savunun, hukuk devletini ve demokrasiyi sonuna kadar savunun" biçiminde yazarak astıkları 7 adet afiş. Kilis'te olay üzerine savaş uçakları gösteri uçuşu yapıyor. Çünkü bu olayın arkasında bir isyan hareketinin balamasından endişe ediliyor. Ancak yanılıyorlar. Bireysel bir tepki olarak tarihe geçiyor Nihat Ferah ve arkadaşları. Kilis'te 12 gün sürekli işkence görüyorlar. Kendisi ile son olarak görüştüğümde "4.5 saat ellerine ne geçtiyse vurdular. Bu günlerce devam etti. Sonra Malatya'ya gönderildiler. Daha sonra da buradaki diğer gözaltındakilerle birlikte Sivas Cezaevi'nde 8 ay tutuklu kaldık."
Sivas Cezaevi'nde ülkenin maruf ailelerinin temsilcileri, yazarları, şairleri, fikir ve siyaset adamlarıyla tanışıyor. Recep Onbaşı'nın "dönme, konuşma, bakma, dinleme" emrine uymadan günler geçiyor. 1940'lı yıllarda satılarak ticarethaneye dönüştürülen Hacı Derviş Camii'nin asli hüviyetine dönmesi için yapılan yürüyüşte yine Nihat Ferah'a hapishane gözüküyor.
Bir Aydının Yalnızlığı
Dosyasına "kırmızı potansiyel mürteci" olarak not düşülünce her darbe ve muhtırada tutuklanıyor. 8 defa yeniden cezaevine giriyor, 373 gün tutuklu kalıyor. Kitapları müsadere ediliyor.Dergi koleksiyonları hırpalanıyor. Ankara Cezaevinde Yılmaz Güney ve Muharrem Şemsek ile tanışıyor. Dostluk köprüleri kuruluyor. Kilis'te de en yakın dostlarından biri de; ailesinin reddettiği TİP İlçe Başkanı Avukat Nafiz Sanlı oluyor. Öyle ki Nafiz Sanlı'nın vefatında duasını Nihat Ferah gerçekleştiriyor.
Yaşadıklarını ve birikimlerini dizelerde dillendiriyor. Giyimini hiç ama hiç önemsemiyor. Eskiliğine, yeniliğine, tazeliğine pasına dikkat etmiyor kabına sımayan bu zeka. Çünkü yüreğinde iş, aş, insani ve medeni politik buhran taşıyor, adil olmayan, kul hakkını yemişlere öfkeyle yaşıyor. Dizelerinde bunu görmek mümkün. Dolayısıyla Şair Nabi'deki lezzeti bulabiliyoruz bu şiirlerde. Şair Eşrefteki otoriteye karşı ince mizahı yaşayabiliyoruz. Neyzen Tevfik'deki "ağzından çıkarılacak bakla" için o heyecanı durduramayabiliyoruz. Orası öyle de sanatçımız nasıl ve ne ile geçinecek acaba? Her tutuklanmada toplum normalleşene, hakkı ve hukuku öne çıkarana kadar selam bile verilmeyen bir aydındır artık Nihat Ferah! Hurdacılık yapıyor nihayet ve Bağkur'dan da emekli oluyor zar zor.
"Odacıya Doktor Önlüğü Giydirmekle Hekim Olunmaz"
46 yaşında evlenmeye vakit bulabiliyor ve Nazmiye Hanım ile hayatını birleştiriyor. Ahmet ve Ayşe adında iki evlada sahip oluyor. Divanı 80 yaşına bastığında Yazar Mehmet Çetin ve bürokrat Mahmut Kaçarlar'ın gayretiyle yayınlanıyor. Nihat Ferah divanının teşvik ve tenkit görmediği için Kent Yazarı Ahmet Almalı'ya serzenişte bulunuyor. Oysa bir o kadar da daha neşredilmeyen şiirleri var kelime hazinesi zengin ve geniş Nihat Ferah Ustanın.Eleştirileri insanlıktan yana esasında. Bakın neler söylüyor " Müstahdeme doktor önlüğü giydirmekle hekim olunmaz." Ne deresiniz bu tespite? "Öğretmenlik henüz öğretmen derecesine gelemedi!" Talebeler her halde bundan dolayı dershanelere gidiyor, ÖSYM'de sıfır puan alabiliyorlar. "Lisanı yok ki ilim yapsın" Bu herkes için bir hatırlatma. Hele hele üniversitelerimiz hem Türkçe ve hem de bir yabancı dil konusundaki sıkıntısı bir türlü çözülemiyor. YÖK bunları görmezden geliyor, Nihat Ferah görüyor. Yine akademilere bir yaklaşımı "Talep yoksa olmuyor işte." Akademisyenlerin üretmek, paylaşmak, yaygınlaşmak gibi bir endişesi yok çünkü. Yerel yönetimin de kültür, sanat ve medeniyet hareketi endişesi olmadığını "Belediye 60 yıldır bir şey yapmadı ki şimdi yapsın!" diye hatırlatıyor.
Bir Tahattur
Kendisi ile en son (13 Mart 2016) Kilis'te görüştüm. Dedi ki "Başbakan Davutoğlu
söz verdi. Kilis'e tren gelecek ve Çobanbey'e bağlanacak. Bu sözünü unutmasın. Siz de kendisine hatıratın. Kilis'in ekonomik gelişmesi için bu husus çok önemli." Demişti. Nihat Ferah her yerde her zaman ülkesi, toplumuve insanı için çırpınan bir bilge adamdı, bir kanaat önderiydi. Balkanlarda, Irak'ta, Filistin'de, Afganistan'da veya dünyanın neresinde olursa olsun mağdur ve mazlum bir milletin veya bir insanın acısı varsa O'nun yüreğinde çarpardı. Nurlar içinde yatsın, rahmete gark olsun. Bana çerçeveleterek "Bir Ariza"sını göndermişti rahmetli. Kendisinden öğrendiğimiz hususları hatırlatıyordu:
Sadakatli, vefalı bir dostum bulunuyor,
Üstün gelmekte o'nun goncasına gazeli!
Kilis has bahçesinin solmayan bir çiçeği;
Var ol Muhammed Cemal, nur ol
10 Nisan 2016 | 76d9b774e4e7 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Kim Jong Il'in ölümünü burjuva basın antikomünist propaganda için bir fırsat olarak kullandı. Hemen bütün dünya basınında benzer haberlere ve yorumlara yer verildi.
Antikomünizm ayrıntılı bir analiz yapmaya da gerek görmüyor; bu onun için zararlıdır. En doğru “değerlendirme“, amaca uygun olan, toptancı değerlendirmedir. Böyle bir değerlendirme için Kuzey Kore (Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti) biçilmiş kaftandır. Kuzey Kore Komünist bir ülkedir, en son stalinist ülkedir, açlıkla, sefaletle boğuşan bir ülkedir, “kötülüğün sembolü” olan ülkedir. Antikomünizme göre bunların toplamı da sosyalizmdir.
Peki, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti nasıl bir ülkedir? Tarihi nasıl bir ülke olduğunu gösteriyor.
Bir ülke üzerine değerlendirme yapabilmek için kullanılan yöntem belirleyici öneme sahiptir.
Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti nasıl bir ülkedir, Kore deneyleri sosyalizm açısından nedir, ne değildir sorusuna cevap verebilmek ve bu ülke üzerine materyalist bir değerlendirme yapabilmek için belli kıstaslardan hareket etmek gerekir. Bu yazıda a) bu ülkede devrimin karakteri; b) mülkiyetin karakteri; c) sınıflar; d) siyasi-ekonomik yapı ve e) iktidarın biçimi kıstas olarak alındı.
KORE DEVRİMİNİN VE TOPLUMUNUN SINIFSAL KARAKTERİ*
1-Partinin ve İktidarın Karakteri
Komünist partisi 1925’te kuruldu. Ama kuruluşundan hemen sonra, 1928’de fraksiyonculuktan dolayı dağıldı. Kim İl Sung’a göre bu dağılmanın esas nedeni, partinin geniş emekçi yığınlar arasında ‘derin kök salmamış’ olmasıdır. Kurulduğunda partinin sadece önderliği vardı. Fabrikalarda ve köylerde hücreleri yoktu. Bunun ötesinde partide Marksist-Leninist teoriye hakim olan “gerçek Marksistler” de yoktu. “O zaman komünistler Marksist-Leninist teoriye sadece yetersiz hakimdiler ve ideolojik ve sınıfsal bakımdan yalpalıyorlardı. Ayrıca Japon emperyalistleri partiye,... dağıtmak için ajanlarını sızdırdılar” (1).
Bu dönemde parti içinde farklı gruplar (Emelpcha, Hvaöpcha, Pukpchungchvö vs.) doğar. Bu gruplar, partinin birliği için değil, parti içinde kendi hegemonyaları için mücadele ederler.
Kore komünist partisindeki fraksiyonculukta bölgecilik çok önemli bir rol oynar:
Ülkenin güneyinden (Bugünkü Güney Kore kastediliyor) gelenler, güneyden gelenlerin hepsinin temsilcileri oldukları iddiasına göre hareket ediyorlardı.
SB’nden gelenler, bu ülkeden gelenleri temsil ettiklerini iddia ediyorlardı.
Çin’den gelenler de Çin’den gelenlerin hepsini temsil ettiklerini iddia ediyorlardı (2).
Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) Eylül 1948’de kuruldu. Ulusal kurtuluş mücadelesinde komünist partisinin önderliğinden bahsedilemez. Bu durumu Kim İl Sung şöyle açıklar:
“1925 yılında kurulan Komünist Partisi, fraksiyoncuların ve entrikacıların faaliyetlerinden dolayı yıkılmasaydı ve varlığını devam ettirseydi partimiz, 15 Ağustosta kurtuluşta kendi örgüt sistemiyle temsil edilirdi ve kurtuluştan hemen sonra kendi sağlam önderlik çekirdeğini oluştururdu” (3).
Kore Komünist Partisi, Ekim 1945’te kurulur. Ağustos 1946’da da Yeni Demokratik Parti ile birleşir ve Kuzey Kore İşçi Partisi adını alır (Bugünkü Kore Emek Partisi).
KDHC’ni, “Antijapon Ulusal Birlik Cephesi” güçleri kurmuştur. Bu cephe, Japon emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı ulusal kurtuluş mücadelesi sürecinde oluşmuştu ve “ulusal burjuvazi de” dahil bütün Kore ulusunu harekete geçirmeyi amaçlıyordu.
Yeni devlet, bu cephe içinde örgütlenmiş olan toplumsal güçler tarafından kurulmuştu.
Japon emperyalizmine ve yerli işbirlikçilerine karşı ulusal kurtuluş mücadelesi sonrasında daha ziyade küçük ve orta kapitalistlerden -küçük ve ulusal burjuvaziden- dine inananlara varana kadar geniş bir çevreye hitap eden Demokratik Parti kurulmuştu. Bu partinin yanı sıra aydınlar ve köylüler de Kore Komünist Partisiyle birleşen Yeni Demokratik Parti’yi kurmuşlardı.
Kore Komünist Partisi, bu iki parti ile Ulusal Demokratik Birleşik Cephe’yi oluşturur. Bu cephe içinde toplumun bütün sınıf ve sosyal tabakalarından insanlar temsil ediliyorlardı.
Kore Komünist Partisi, KDHC’ni kuran güçlerden sadece birisiydi. Bu partinin sonraki gelişme seyrini “Çuçe-ideolojisi” bölümünde ele alacağız. Ama burada Kim İl Sung’un bir anlayışını aktarmadan geçmeyelim:
“Partimizin kuruluşu, yeni tipten devrimci bir partinin doğuşuydu; Bu partinin önder ideolojisi Marksizm-Leninizm ve Çuçe-İdeolojisidir” (4).
Yeni iktidarı Kim İl Sung şöyle tanımlar:
“Bu, Kore halkının mutlak çoğunluğunu oluşturan nüfusun geniş tabakalarının –işçiler, köylüler, emekçi aydınlar ve küçük burjuvazi- temsilcilerini örgütleyen iktidardır…
Halk iktidarımız, emperyalizmin uşakları olan toprak ağalarına, komprador burjuvaziye, Japon ve Amerikan yanlısı unsurlara ve ulusal hainlere karşı…diktatörlük ve halka karşı da demokrasi uygular” (5).
“Demokratik bir halk cumhuriyeti inşa etmek için sadece işçilerin ve köylülerin değil, aynı zamanda bütün yurtseverlerin de, ulusal burjuvazi de dahil demokratik güçlerin de katıldığı bir birleşik cephe oluşturulmalıdır… Bağımsız bir devlet talebini yükselten dürüst ulusal burjuvaziyle birleşebilmeliyiz, birleşmek zorundayız” (6).
Kim İl Sung, işçilerden ulusal burjuvaziye ve dini cemaatlere varana kadar en geniş yığınların temsil edildiği bir iktidardan bahsediyor ve bu iktidarı “halk demokrasisi diktatörlüğü” olarak tanımlıyor.
2-Üretim Araçlarının/Mülkiyetin ve Toplumsal Düzenin Karakteri
Nisan 1955’te Kim İl Sung şöyle der: “Kurtuluştan sonra gerçekleştirilen demokratik dönüşümün sonucu olarak ülkenin kuzeyinde sosyo-ekonomik yapı tamamen değişti. Bugünkü aşamada ülkenin kuzey kısmında sosyo-ekonomik yapı esas itibariyle üç formasyona ayrılır:
Birincisi; sosyalist ekonomik formasyon.
İkincisi; küçük meta ekonomisi formasyonu.
Üçüncüsü; kapitalist ekonomi formasyonu.
Sosyalist ekonomi formasyonu (sosyalist üretim biçimi, çn.), devlet ve kooperatif sektöründen oluşmaktadır… Bugün devlet sektörünün ülkemiz sanayi üretiminin bütün kapsamındaki payı yüzde 90 ve kooperatif üretiminin toplam kapsamdaki payı da yüzde 7 ile yüzde 8’dir…
Küçük meta ekonomisi formasyonu, tekil köylü işletmelerinden oluşur ve tarımda hala hakim konumdadır…
Kapitalist sektör, kapitalist özel ticaretten, şehirdeki kapitalist sanayiden ve kırdaki büyük köylü işletmelerinden oluşmaktadır. Bu, cumhuriyetin kuzey kısmında şimdi hala var olan bir sömürü biçimidir” (7).
Temmuz 1953’ten sonra (Amerikan emperyalizmi ve müttefiklerinin Kore’ye saldırmaları ve “Kore Savaşı” diye bilinen savaştan sonra) KDHC, özel sermayenin “sosyalistleştirilmesi” adımını atar. Burada kastedilen ulusal burjuvazidir. Yani, emperyalistlerle, yabancı sermaye ile ayrılmaz bağı olmayan burjuvazi. KDHC hükümeti bu kapitalistlerin sermayesine el koymamış, aksine bu kapitalistleri barışçıl yoldan, eğiterek sosyalist yapmaya yönelmiştir.
Parti, kapitalist tüccarları ve sanayicileri mülksüzleştirme yerine onları sosyalist tarzda eğitme çizgisini benimsemiştir. “Antiemperyalist, antifeodal demokratik devrimde ulusal kapitalistlerle beraber hareket etmekle işçi sınıfı daha güçlü desteklenmiş ve sosyalist devrim daha güçlü ilerletilmiştir” (8).
Yeni Kore’de ulusal burjuvaziyi eğiterek kazanmak yöntemine göre hareket edilmiştir:
“Özel ticaretin ve özel işletmeciliğin sosyalist yapılandırılmasında söz konusu olan, özel tüccarların ve işletmecilerin bilinç seviyesinin ve bütün ekonomik koşulların tam dikkate alınmasıdır” (9).
“Sanayinin ulusallaştırılmasının sonucu olarak…zaten az gelişmiş kapitalist ticaret ve kapitalist sanayi daha güçlü olarak ikinci derecede bir role mahkum edildi. Bu durumda partimiz, kapitalist tüccarları ve sanayicileri sosyalist inşaya kazanmak ve işletmelerini, sosyalist devlet sektörünün hızlı genişlemesinden ve gelişmesinden hareketle tedricen yeniden yapılandırma rotasını izler…
…Partimiz, kooperatif ekonomisinin çeşitli biçimleri üzerinden zanaatçılarınki ve küçük tüccarlarınkiyle birlikte kapitalist tüccarların ve sanayicilerin işletmelerini sosyalist sektöre bağlama rotasını izledi. Bu, sadece sosyalist inşanın gereksinimlerine değil, aynı zamanda işletmecilerin ve tüccarların çıkarlarına da tekabül ediyordu” (10).
“Kapitalist tüccarların ve sanayicilerin sosyalist tarzda yeniden biçimlendirilmesi politikasının temel gereksinimi,… kapitalist ekonominin tedricen yeniden yapılandırılmasıdır. Üretim kooperatiflerine girmeleriyle işletmeciler ve tüccarlar, çalışan sosyalist insanlara dönüştüler. Kapitalist tüccarların ve üreticilerin sosyalist ilkelere göre eğitimlerinde partimiz, onlar üzerinde gönüllülük ilkesini uyguladı” (11).
KDHC’inde üç tür kooperatif örgütlenir:
Üretim araçlarının özel mülkiyetine dokunulmayan kooperatif biçimi. Bu kooperatif biçiminde sadece iş/çalışma kooperatif tarzda yürütülür.
Yatırılmış sermayenin özel mülkiyetine dokunulmadığı, ama dağıtımda karın yüzde 40’ının ortak fona ayrıldığı, geriye kalan yüzde 60’ın ise ikiye ayrıldığı kooperatif biçimi. Burada ikiye ayrılan yüzde 60’lık kar payının bir kısmı, yatırılan sermayenin miktarına uygun olarak dağıtılırken, ikinci kısmı da emeğe uygun olarak dağıtılmıştır.
Böylece kooperatiflere katılan kapitalistler, yatırımlarına tekabül eden pay, yani kar almışlardır.
Kooperatiflere katılmaya ikna edilen ulusal burjuvazi, hangi türden kooperatife katılacağına bizzat karar verme özgürlüğüne sahipti (12).
Böylece kooperatifleşme koşullarında ulusal burjuvazinin/kapitalistlerin çoğunluğu ikinci biçimdeki kooperatifi tercih etmişlerdi. Çünkü kapitalistler, bu biçim kooperatifte, katılan sermayenin kapsamına göre faiz alıyorlardı. Yani burada da; faiz almakla çalışanları sömürüyorlardı.
“Ulusal kapitalist”lerin bu türden kooperatiflere memnuniyetle katılmaları doğaldı. Böylece çalışmadan kar elde ediyorlardı. Sermayelerini çalıştırıyorlar, faizcilik yapıyorlardı.
Böylece ulusal burjuvazi, tüccarlar ve özel sermaye yüzde yüz “çalışan sosyalist insan”lara dönüştürülmüşlerdi!
Kim İl Sung mantığıyla sosyalizme geçiş:
Kim İl Sung’un anlatımına göre antiempertalist, antifeodal demokratik devrim 2 sene gibi kısa bir zamanda tamamlanır ve adım adım sosyalizme geçiş dönemi başlar.
Amerikan emperyalizmine, bütün emperyalist saldırganlara karşı savaştan sonra ülkenin yeniden inşasında ortaya çıkan sorunların çözümünde ağır sanayi ve onun öncelikli büyümesi tutulacak temel halka olarak görülür. Parti, aynı zamanda hafif sanayi ve tarımı geliştirirken ağır sanayinin öncelikli büyümesi çizgisinde hareket eder (13).
“Tarımda tekil köylü ekonomilerinin sosyalist kooperatifleştirilmeleri gerçekleştirilir” (14).
Partinin bu çizgisini eleştirenler de vardır: “Aynı zamanda hafif sanayi ve tarımı geliştirirken ağır sanayinin öncelikli büyümesi çizgisi, partiye sızmış olan parti düşmanı unsurlar, ülke içindeki ve yurt dışındaki revizyonistler ve dogmatikler tarafından bolca saldırıya uğrar. Onlar partinin bu çizgisini ’halkın yaşamı zor ve ağırlık ağır sanayinin inşasına veriliyor, makineler yemek vermiyorlar’ gibi sözlerle inkar ederler” (15).
Üç Yıllık Planın (1954-1956) yerine uygulanmasından sonra 1957’de Beş Yıllık Plan ele alınır. Bu plan, ülke tarihinde sosyalizmin temellerinin inşasını güya tamamlayan plan olur. Kim İl Sung’un anlayışına göre KDHC’nde sosyalizmin inşası 1957-1961 arasında tamamlanmıştı.
“O zamana kadar elde edilen başarılardan ve sosyalist yeniden yapılandırmanın tecrübelerinden hareketle partimiz, tarımda kooperatif birleşmesini ve özel ticaret ve özel sanayin sosyalist yapılandırılmasını Beş Yıllık Plan dönemi zarfında sonuçlandırma görevini önüne kor” (16).
Ve plan, zamanından önce gerçekleştirilir:
“Sosyalist inşanın yükselişini… teşvik ederek devasa Beş Yıllık Planı, tespit edilen mühletten çok önce yerine getirdik. Yaklaşık aynı zamanda ve sorunsuz olarak daha 1958’de tarımda kooperatifsel birleşme ve özel ticaretin ve özel sanayin sosyalist yapılandırılması tamamlandı” (17).
Daha o zaman halkın gıda, giyim ve konut sorunu çözülür!
Artık KDHC, sosyalisttir, ülkede sosyalist üretim ilişkileri hakim kılınmıştır!
“Ülkemizde sosyalist üretim ilişkileri bir dizi devrimci altüst oluşlarla gerçeklik olmuştur; Emperyalistlerin ve uşaklarının mülksüzleştirilmesi, tekil köylü işletmelerinin, feodal mülkiyet ilişkilerinin yok edilmesi ve özel ticaret ve özel sanayin sosyalist yapılandırılması, kooperatifleştirme” (18).
Yeni Kore’de toprak reformu gerçekleştirilir.
Toprak reformunun sonucu olarak kırsal alanda küçük meta üreticisi tekil köylü işletmeleri hakim olur. Bu hakimiyeti aşmak ve üretici güçleri, eski üretim ilişkilerinden tamamen kurtarmak için tarımın sosyalist kolektifleştirilmesi gündeme gelir. Ve KDHC’nde, hiçbir ülkede hiçbir zaman gerçekleşmeyecek olan gerçekleşir: Bu ülkede “kooperatifleşme, neredeyse tamamen teknik modernleştirme olmaksızın gerçekleşir” (19).
Kolektifleştirme (kooperatifleştirme) sürecinde gönüllülük ilkesi, devletin ve partinin desteği ve yönlendirmesi esas alınır. Başka ülkelerin deneyimleri incelenir, ama Kore özelliği, özgün tecrübe en önemli sayılır.
Yeni Kore’de de sosyalizm, aynen Çin’de olduğu gibi ulusal burjuvaziyle birlikte kuruluyordu:
“Ülkemizin halk demokrasisi düzeninde özel işletmeciler, tüccarlar ve nüfusun başka katmanları, iktidar organlarında işçiler ve köylüler ile birlikte ortak hareket ederler ve birleşik cephenin bir bileşenini oluştururlar. Ülkemizin işletmecileri ve tüccarları, başta işçi sınıfı olmak üzere bütün emekçilerle sadece demokratik devrimin gerçekleştirilmesine değil, bilakis ülkemizin kuzey yarısında sosyalizmin inşasına da katılırlar” (20).
“Ulusal burjuvazi karşısında baştan beri politikamız, sadece antiemperyalist, antifeodal demokratik devrimi beraberce gerçekleştirmekten ibaret değildi. Aksine onu bizimle birlikte sosyalist/komünist topluma götürmekti” (21).
Böylece Kim İl Sung’un Kuzey Kore’sinde ulusal burjuvazi, aynen Mao Zedong’un Çin’inde olduğu gibi, işçi sınıfıyla birlikte sosyalizm inşa ediyordu veya Kim İl Sung’a göre sosyalist aşamaya geçiş ulusal burjuvazi ile birlikte gerçekleşiyordu!
Kim İl Sung, “gönüllülük ilkesi temelinde” kapitalist tüccarların ve işletmecilerin adım adım sosyalist emekçilere dönüştürülmesini partinin takip etmesi gereken çizgi olarak görüyordu. Bu anlamda sosyalizmin inşasında ulusal burjuvaziye karşı sınıf mücadelesinden ziyade bu burjuvaziyi eğiterek sosyalist düzene kazanmak, mülksüzleştirmemek gerekir diyordu.
“Şehirde ve kırda kapitalist unsurlar mülksüzleştirme yerine sosyalist tarzda eğitilmelidir” (22).
“Partimiz, mülksüzleştirme yerine kapitalist tüccarların ve fabrikatörlerin barışçıl yeniden biçimlendirilmeleri politikasını takip ettiği için sınıf mücadelesi, sadece özel bir karakter alabilirdi. Kapitalist ticaret ve sanayinin sosyalist yeniden yapılandırılmasını izleyen sınıf mücadelesi esasen ikna ve eğitimle gelişti” (23).
“Şimdiye kadar biz Marksist-Leninistler şehir ve kırdaki kapitalistlerle işçi sınıfı arasında uzlaşmaz çıkar zıtlığı olduğunu söylüyorduk. Marksist sınıf mücadelesi teorisi tam da buna dayanmaktadır. Fakat şimdi Buharin’in kapitalistlerin sosyalizme barışçıl intibakı teorisine göre, tüm bunlar altüst oluyor. Sömürücülerin ve sömürenlerin sınıf çıkarları arasındaki uzlaşmaz çelişki kayboluyor. Sömürücüler sosyalizme intibak ediyorlar” (24).
Çin’de Mao Zedong, Kuzey Kore’de de Kim İl Sung, kapitalistlerle birlikte sosyalizmi kurmak ve sınıf uzlaşmacılığı yapmak bakımından Buharin’in yolundan gittiler.
Kim İl Sung sosyalizmi:
Çin ile ilgili yazıda Mao Zedong’un ulusal burjuvaziyle; özel sermeye ile devlet-özel sektörü oluşturması; devlet-özel sermaye ortaklıkları kurma stratejisini izlediğini göstermiştik**. Kuzey Kore’de ise Kim İl Sung böyle bir strateji yerine kooperatiflerde birleşme stratejisini izlemiştir.
Bu ülkede tam da Buharin’in anlayışı doğrultusunda hareket edilerek kapitalist tüccarların ve sanayicilerin sosyalist tarzda eğitildiklerine ve sosyalizme kazanıldıklarına inanılmıştır. Yeni Kore yönetimi, bunun “tamamen yeni” bir tecrübe olduğunu böbürlenerek açıklar.
Kuzey Kore’de “diğer sosyalist ülkelerden farklı olarak kapitalist ticaret ve sanayinin barışçıl dönüşümü için devlet kapitalizmi biçimini seçmenin tamamen gereksiz olduğu” anlayışı hakimdi.
“Partimiz, kapitalist ticaretin ve sanayinin sosyalist zeminde dönüştürülmesi çizgisini benimsedi ve kapitalist tüccarların ve üreticilerin kooperatif ekonomisinin çeşitli modellerine gönüllülük ilkesinin sıkı dikkate alınmasıyla katılabileceklerine dikkat etmiştir” (25).
Yukarıda belirttiğimiz üç kooperatif cinsinden ilk ikisi kapitalist tüccarlar ve sanayiciler göz önünde tutularak hazırlanmış ve uygulamaya konmuştur. Ulusal kapitalistler bu iki kooperatif biçiminden hangisine girecekleri konusunda karar vermekte özgürdüler. Ne de olsa zorlama olmayacak ve gönüllülük ilkesi uygulanacaktı.
Yeni Kore iktidarına göre sadece kooperatiflere girmek, “çalışan sosyalist insan”a dönüşmek için yeterli oluyordu.
“Üretim kooperatiflerine girmeleriyle işletmeciler ve tüccarlar çalışan sosyalist insanlara dönüştüler” (Kim İl Sung).
Böylece daha Ağustos 1958’de özel tüccarların ve sanayicilerin hepsi kooperatiflere katılmışlar ve “çalışan sosyalist insan”lara dönüşmüşlerdi!
“Ülkemizin şehirlerinde ve köylerinde üretim ilişkilerinin sosyalist yeniden yapılandırılması sonuçlandırıldı. Böylece toplumumuz, sömürü ve baskının olmadığı sosyalist bir topluma dönüştü” (26).
Evet, KDHC, böyle sosyalist oldu!
1986’da KDHC, SB’nde 1960’lı yıllarda uygulanmaya konan “iktisadi reform”ları uygulamaya kor. Merkezi planlamayı tasfiye eder ve ekonomi üzerine karar verme mekanizmasını ademi merkezileştirir.
3-KDHC Sosyalizmi ve Yabancı Sermaye
KDHC’nde, Kimilsungizmin ve Çuçe-ideolojisinin bir ilkesi olarak sürekli, “kendi gücüne dayanmak”tan bahsedilir. Ama bu, bir demagojidir. Çünkü KDHC, yabancı sermayenin gücüne dayanarak ülke ekonomisini geliştirmeyi ilke edinmiştir. Bununla ilgili birkaç örnek verelim.
1970’li yıllarda KDHC, ülkenin sanayileştirilmesini ilerletmek için yabancı (Batılı) şirketlerden ve mali kurumlardan kredi almaya başlar. Daha 1975-1976 döneminde dış borç miktarı 2 milyar dolara varır. İhraç ettiği en önemli malların (hammaddeler) dünya pazarlarında fiyatları düştüğü için KDHC, aldığı kredilerin ana para ve faizlerini ödeyemeyeceğini açıklamak zorunda kalır.
1986’da dış borç miktarı 6 milyar dolara çıkar.
1984’te KDHC, ortaklık işletmeleri (Joint Ventures) üzerine bir yasa çıkartır. Bu yasaya göre;
KDHC, kendi işletmeleri ile yabancı işletmeler arasında ortaklığı teşvik eder.
KDHC, ortaklığa katılan yabancı sermayeyi yasal olarak korur.
Bu işletmelerin; yabancıların karını garanti altına alır.
Ortaklık işletmeleri, yabancı bir ülke bankasından kredi alabilirler.
Bu ortaklıklar, ürünlerini dış pazarlarda satabilirler.
Yabancı ortaklıklar, gelirlerini transfer etme hakkına sahipler.
Daha 1986’da düzinelerce ortaklık projelerinin olduğu açıklanır. 80 ortaklık kurulmuştur. Bunların çoğu, sürekli Kuzey Kore’de kalan Japonlar tarafından yönetilir (1991).
KDHC Anayasasından:
“Devlet, ülkemizdeki kurumları, işletmeleri ve örgütleri, yabancı şirketlerle ve bireylerle ortaklıklar ve kooperatif işletmeler kurmak için teşvik edecektir”.
Bu anlayışın ürünü olarak anayasayla, yabancı yatırımları teşvik edilir ve Kuzey Kore’de faal olan yabancıların hakları ve karları garanti altına alınır.
Ekim 1992’de KDHC Yüksek Meclisi Daimi Komisyonu, yabancı yatırımlar üzerine ilk yasayı onar.
Yeni yasaya göre;
Yabancı yatırımcılar, kendi sermaye katılımlarıyla veya başka ortaklık işletmeleriyle anlaşma bazında işletmeler kurabilirler.
Yabancı yatırımcılar, özel iktisadi bölgelerde tamamen yabancıların elinde olan işletmeler kurma olanağına sahipler.
Yabancı işletmeler, karlarının bir kısmını yurt dışına transfer etme hakkına sahipler.
1991’de hükümet, özel iktisat bölgeleri kurulacağını açıklar. Bu bölgelerin alanı kuruluşunda 621 km²’den 1993’te 742 km²’ye çıkar. Bunun ötesinde hükümet, KDHC’nde faal olan yabancı şirketler için hukuksal çerçeve oluşturan başka yasalar da çıkardığını açıklar.
Şimdilerde (2005) ise KDHC’nde Güney Kore Hyundai tekeli Kaesong’da (Pjongjang’da 160 km uzakta) yabancı yatırımcılar için devasa bir sanayi parkı inşa etmektedir. 2020’ye kadar bu “özel iktisadi bölge”de yabancı tekeller 250 bin kadar işçi çalıştıracaklar. Bu bölgede bir işçinin aylık ücreti (haftada 48 saat çalışma bazında) sadece 47,60 Avrodur. Güney Kore’deki ortalama ücretlerin sadece otuzda biri kadar.
4-Revizyonizm ve Kimilsungizm
Kim İl Sung’un bazı anlayışlarının Marksist-Leninist ilkelerle, anlayışlarla uyumluluk içinde olduğu tartışma götürmez. Birkaç örnek:
Sömürge, yarı sömürge, emperyalizme bağımlı geri ülkelerde devrimin antiemperyalist-demokratik bir devrim olacağı ve bu devrimin tamamlanmasıyla sosyalizme geçileceği ve kapitalizmin gelişmiş olduğu ülkelerde doğrudan sosyalist devrimin gerçekleşeceği anlayışı;
Demokratik devrimde emperyalizme, işbirlikçi yerli büyük burjuvaziye ve feodallere karşı ulusal burjuvazi de dahil mümkün olan bütün güçlerin birleştirilmesi ve ulusal bir halk cephesi kurulması gerektiği anlayışı;
Bu mücadelede komünist partinin önder olması gerektiği anlayışı;
Ekonominin sosyalist inşasında ağır sanayinin öncelikli geliştirilmesi anlayışı doğrudur.
“Devrimin ilk aşamasında Kore halkı, antiemperyalist, antifeodal demokratik bir devrimi gerçekleştirme göreviyle karşı karşıyadır…
Demokratik halk cumhuriyetini kurmak için…ulusal burjuvazi de dahil bütün yurtsever, demokratik güçler birleşik bir cephe oluşturmalılar…
Bu mücadelede komünist partisi pasif ve inisiyatifsiz olamaz. Demokratik halk cumhuriyetinin kurulması mücadelesinde komünistler en aktif, en etkili rolü oynamaktalar ve halk yığınlarını, onların en önünde durarak harekete geçirmekteler…” (27).
Kim İl Sung’un, belirttiğimiz gibi, ekonominin inşasında hafif sanayiye nazaran ağır sanayinin (üretim araçları üretiminin) öncelikli geliştirilmesi anlayışı da doğrudur.
Ama Kim İl Sung’un ideolojisinin, sosyalist devrime nasıl geçileceği, sosyalist devrimin nasıl şekilleneceği gibi önemli konulardaki anlayışının Marksist-Leninist teoriyle hiçbir ilişkisi yoktur.
Örneğin o, proletarya diktatörlüğü konusunda tamamen farklı düşünmektedir.
Birincisi; Kim İl Sung’a göre Kore’de proletarya diktatörlüğüne gerek yoktur.
“Amaç edindiğimiz demokrasi, batılı kapitalist ülkelerdekinden ilkesel farklıdır, ama sosyalist bir ülkedekinin de kölece kopyası değildir. Bizim demokrasimiz, Kore gerçeğine en uygun düşen yeni bir demokrasi türünü temsil eder” (28).
Biyografisinde de şu anlayışa yer verilir:
“Antiemperyalist, antifeodal, demokratik devrimin görevlerinin çözümlendiği, ama devrilmiş sömürücü sınıfların geriye kalan unsurlarının iktidar yapısında hala güçlü bir güç oluşturdukları bazı ülkelerde proletarya diktatörlüğünün zor yoluyla kurulması son baş vurulan araçtı. Kore’nin kuzey yarısında koşullar başkaydı, buna gerek yoktu” (29).
Bu iki anlayışın Marksist-Leninist teori ile hiçbir ilişkisi yoktur.
Kim İl Sung, bazen proletarya diktatörlüğünden bahsetse de Kore gibi ülkelerde proletarya diktatörlüğünü gereksiz görmektedir.
Amaçlanan demokrasinin batılı kapitalist ülkelerdeki demokrasiden ilkesel farklı olması gerektiği anlaşılır. Peki sosyalist bir ülkedeki demokrasinin kölece kopyası olmayacak, Kore gerçeğine uygun düşen yeni türden bir demokrasi olacak anlayışı nasıl yorumlanmalı?
“Kapitalist ve komünist toplum arasında bir toplumdan diğerine geçiş dönemi bulunur. Buna, devletin, proletaryanın devrimci demokratik diktatörlüğünden başka bir şey olmadığı siyasal geçiş dönemi tekabül eder” (Komünist Enternasyonal Programından).
Proletarya diktatörlüğü olmaksızın sosyalizmi inşa etmek olanaksız. Ama Kim İl Sung, Kore gibi ülkelerde proletarya diktatörlüğüne gerek yok diyor. Bunu hem doğrudan söylüyor, hem de Kore’ye özgü demokrasiden bahsederek söylemiş oluyor.
Kim İl Sung’a göre Kore’de sosyalizm inşa ediliyor. Ama bu, sosyalist demokrasi, proletarya diktatörlüğü koşullarında değil, Kore’ye özgü yeni tipten bir demokrasi ve iktidar koşullarında gerçekleştiriliyor.
Eylül 1948’de KDHC, halk demokrasisi olarak kurulur. Ulusal burjuvazi de dahil bu devlet, birden fazla sınıfın devrimci diktatörlüğü olarak tanımlanır.
6 Mart 1958’de Kim İl Sung şu tespiti yapar:
“Bazıları, halk iktidarımız birleşik cepheye dayandığından dolayı onun proletarya diktatörlüğü olmadığını söylüyorlar. Bu, tamamen yanlış bir düşüncedir. Bugünkü halk iktidarımız, proletarya diktatörlüğü kategorisine aittir” (30).
Ne oluyor şimdi?
1958’de dahi parti önderliği, başta da Kim İl Sung, KDHC’nde halk iktidarını farklı sınıfların ortak diktatörlüğü olarak tanımlıyor: “Birleşik cephe üzerinde yükselen halk iktidarı”. Ama bu iktidar; ulusal burjuvazi de dahil farklı sınıfların bu ortak iktidarı veya diktatörlüğü, aynı zamanda “proletarya diktatörlüğü kategorisi”ne dahil oluyor!
Bu, Mao Zedong’un ulusal burjuvaziyle birlikte sosyalizm inşa etmesine benzemektedir.
Sovyet modern revizyonizmi konusunda alınan tavır:
14 Nisan 1965’te Kim İl Sung şu tespiti yapıyordu:
“Bildiğiniz gibi, 1956 ve 1957 yılları komünist dünya hareketi içinde modern revizyonizmin geniş cephede kafasını kaldırdığı bir dönemdi” (31).
10 Temmuz 1961 tarihli SB-Kore ortak açıklamasında, uluslararası komünist hareketle ilgili olarak taraflar arasında “tam anlayış birliği”nin olduğuna yer verilir. Aynı zamanda Kore Emek Partisi, Kruşçev önderliğindeki SB’ni “dünya çapında komünist hareketin enternasyonal tanınmış öncüsü” olduğunu kabul eder.
Kim İl Sung, Ekim 1986’da SB’ni ziyaret eder ve SBKP’nin XXVII. Kongresinde sosyo-ekonomik reformlarla ilgili olarak alınan kararları desteklediğini açıklar.
“Yoldaş M. S. Gorbaçov’un; bu tutarlı Marksist-Leninistin kararlı faaliyeti olmasaydı, şimdi SB’nde gerçekleşen bu dönüşüm düşünülemezdi”.
Kore Emek Partisi, “kardeş partiler ve kardeş ülkeler” arasındaki görüş farlılıklarını “geçici” olarak görür. Bu farklılıkların sosyalist ülkelerdeki değişik tarihsel ve coğrafi koşulardan kaynaklandığı anlayışı savunulur.
Kore Emek Partisi’ne göre “sınıf kardeşleri” arasındaki ideolojik ve teorik farklılıklar, ortak ekonomik ve siyasal tabana sahip olan ve emperyalizme ve sömürgeciliğe karşı sosyalizmi ve komünizmi inşa etme ortak amacıyla mücadele eden sınıf kardeşleri arasındaki farklılıklardır (32).
7-Çuçe-İdeolojisi ve Kimilsungizm
Çuçe-İdeolojisine göre insan ve toplum, ideolojinin ve iradesinin gücü vasıtasıyla çevrenin nesnel koşulları üzerine hakimdir. Burada “Çadşuzong” anlayışı belirleyici öneme haizdir: İnsan her şeye hakimdir; dünyaya ve kendi geleceğine hakimdir ve her şey üzerine karar verir. Özne; insan, sınır tanımaz, karşı karşıya kaldığı bütün zorlukları aşar, yener.
„İdeolojide Çuçe, insanların zamanı geçmiş düşüncelerden kurtulması ve yeni dünya görüşünün, Çuçe-dünya görüşünün oluşması için ideolojik devrim anlamına gelir. Bu, bu dünya görüşüne öz itibariyle yabancı olan geleneksel düşüncelerin ve özellikle de dalkavukluğun kökünün kazınmasını gerekli kılar. Dalkavukluk, kendini, daha büyük ve daha gelişmiş ülkelere tapınmakta ve göklere çıkartmakta ifadesini bulan uyruk zihniyeti anlamına gelir. Bu, kendi ülkesini, kendi ulusunu küçümsemekte, onursuzlaştırmakta ifadesini bulan nihilizmdir. Yaltakçı olan, başkalarını göklere çıkartır, onlara boyun eğer, revizyonistlere ve dogmatiklere de boyun eğer“ (33).
Marksist dünya görüşüne göre, doğanın ve toplumun gelişmesi; doğadaki ve toplumdaki değişmeler belli ve nesnel olan yasalara bağlıdır. İnsan, bu yasaları değiştiremez, ancak tanıyabilir ve onları toplumsal gelişmede kullanabilir.
Çuçe-İdeolojisi ise tam bunun tersini söylüyor: İnsan doğa ve toplumun nesnel yasalarını değiştirebilir; insan bu nesnel yasalara hakimdir.
Marksizm, geleneksel bir dünya görüşüdür. Marksizm, ancak ve ancak Çuçe-İdeolojisiyle aşılır, yenilir!
“Yoldaş Kim İl Sung’un dediği gibi, siyasal “Çadşuzong” hükümran ve bağımsız bir devletin belirleyici kıstasıdır…Her ulus, ancak, siyasal “Çadşuzong”u muhafaza ettiği müddetçe bağımsızlığını ve özgürlüğünü koruyabilir…Devrimci mücadele, her şeyden önce, siyasette “Çadşuzong” için mücadeledir” (34).
Oğul Jong’un bu anlayışını yukarıdaki anlayışıyla birleştirirsek ortaya çıkan şu: Başka ülkelerden, başkalarından öğrenmek doğru değildir. İnsanlığın ortaya çıkardığı, bütün toplumlara mal olmuş gerçekleri kabullenmek yanlıştır. Özgür ve bağımsız olmak istiyorsan her şeyi kendin yapacaksın.
„Sosyal-politik organizma çok sayıda insanın faaliyetini koşulladığı için, bir merkez gereklidir; bu merkez toplumsal topluluğun yaşam faaliyetini bütünlüklü olarak yönetir. Tek tek insanların yaşamı için beyin, merkezdir. Sosyal-politik topluluğun varlığı için de önder, kolektifin beynidir. Önder, bu organizmanın faaliyetini merkezi konumundan hareketle bütünlüklü olarak yönlendirdiği için bu, böyledir. Önder, halk yığınlarının hükümran taleplerini ve çıkarlarını analiz eden, toparlayan ve bir bütünlükte birleştiren merkezdir. Aynı zamanda o, halk yığınlarının yaratıcı faaliyetlerinin bütünlüklü gerçeklik olması için merkezdir“ (35).
Ne diyelim? Kişiye tapıcılık herhalde ideolojik olarak böyle temellendiriliyor olsa gerek?! Önder, beyin! Öndere sadık parti, halk yığınlarından oluşan organizmanın sinir kanalları ve insanlar da bu kanallarda kişiliksizleşerek kayboluyorlar.
Çuçe-İdeolojisi aynı zamanda kimilsungizmdir, KDHC’nin resmi ideolojisidir. Çuçe, düşünen, hisseden ve isteyen ben anlamına gelir. Burada kastedilen, düşünerek ve eylem içinde dünyayı zapt etmektir.
Çuçe-İdeolojisi geçen yüzyılın ‘20’li yıllarında doğar. Oğul Kim Jong İl, Çuçe-İdeolojisinin doğuşunu şöyle tanımlar:
“Dar kafalı milliyetçilere, sahte Marksistlere, yaltakçılara ve dogmatiklere karşı mücadelede yeni devrimci bir yol için Kim İl Sung, Çuçe-İdeolojisi gerçeğini keşfetti. Haziran 1930’da Kalun’da toplanan Komünist ve Antiemperyalist Gençlik Örgütünün yönetici görevlilerinin konferansında bu ideolojinin ilkelerini açıkladı ve Kore devriminin Çuçe çizgisini ortaya koydu. Bu, tarihsel bir olaydı,Çuçe-İdeolojisinin ve devrimci Çuçe çizgisinin doğduğu zamandı” (36).
Anlaşılan o ki, geçen yüzyılın ‘20’li yıllarında parti içindeki fraksiyonculuk, o zaman oldukça genç olan –hatta bıyığı henüz terlememiş olan veya da terlemek üzere olan- Kim İl Sung’a “yeter artık” dedirtiyor ve Kore devrimi için yeni, tamamen özgün bir devrimci yol konspti hazırlamasına neden oluyor.
Ne var ki bu kavram, ancak 1950’li yılların ikinci yarısından itibaren detaylandırılmaya ve partinin ideolojisi olarak geliştirilmeye başlanmıştır. Aralık 1953’te Kim İl Sung, propaganda ve ajitasyon bölümünde çalışanlara yaptığı konuşmasında (“Dogmatizm ve Formalizmin Yok Edilmesi ve İdeolojik Çalışmada Çuçe’nin Yapılandırılması”) sorunu temellendirmeye çalışır.
Bu konuşmasında Kim İl Sung, başka ülkelerin, yani SB ve Çin’in –ama daha ziyade SB’nin tecrübelerinden yararlanılması gerektiğini, ama bu tecrübelerin aynen alınamayacağını, Kore’ye özgü olanın esas alınması gerektiğini vurgular. Bu dönemde parti içinde Kim İl Sung fraksiyonu ile SB arasında soğuk rüzgarlar esmektedir. Ancak, Kim İl Sung, parti içindeki bütün karşıtlarını tasfiye ettikten sonra Çuçe-İdeolojisini yeni bir dünya görüşü olarak geliştirmeye koyulur.
Kimilsungizm veya Çuçe-İdeolojisi, Marksizm”i, zamanı geçmiş, eskimiş, günümüzün sorunlarına cevap vermeyen bir dünya görüşü olarak değerlendirir.
“Marksizm, işçi sınıfının tarihsel arenaya çıktığı ve sermayeye karşı mücadeleye atıldığı zaman dilimini temsil eder. Ama zaman değişti ve tarih ilerledi ve böylece Marksizm, kaçınılmaz olarak tarihsel sınırlandırmalarla karşı karşıya kaldı” (37).
Çuçe-İdeolojisine göre artık nesnel koşullar, tarihsel gelişmede belirleyici rol oynamıyorlar. Onların yerini insan almıştır.
“Tarihte belirleyici rol oynayan artık nesnel koşullar değildir, aksine insandır” (38).
“Biyolojik varlığın (yaratık, çn.) aksine insan, dünyanın efendisi ve yeniden yapılandırıcısıdır. Nesnel dünyayı kendi amaçları için yeniden yapılandırarak geleceğine bizzat karar verir” (39).
Böylece oğul Kim Jong İl, insanın doğa yasalarının etkisine bağlı olmadığını savunuyor.
Kim Jong İl, insanı insan yapanın da tarihsel koşullar olduğunu reddediyor. İnsan, en gelişmiş maddenin ürünüdür. Bu madde (materi), iş aleti üretme ve bunu bilinçli; belirlediği amaç için kullanma yeteneğine sahiptir. Bu faaliyeti sürecinde onun bilinci oluşur ve gelişir. Kim Jong İl, insanı, insan yapan nesnel dünyadan kopartıyor, onu nesnel dünyanın üzerine koyuyor ve onu bir nevi tanrılaştırıyor.
Oğul Kim Jong İl, baba Kim’in Çuçe’sini yorumlamaya devam eder.
“Diğer bütün canlı materi, nesnel dünyaya tabi olarak ve ona uyum sağlayarak yaşarken insan, bağımsız, sosyal bir varlıktır. Bu özelliğinden dolayı insan, doğanın zincirlerini silkip atacak durumdadır” (40).
Böylece diyalektik materyalizm bir kenara atılıyor ve felsefi idealizm savunuluyor. Çünkü burada “tinin doğa üstüne öncelliği” savunuluyor (Engels) ve “düşünme ve varoluş ilişkisinde” düşünmeye öncelik veriliyor. Yani tinin madde üzerinde öncelliği savunuluyor.
Ama Marksizm-Leninizm bunun tam tersini savunuyor. Marksizm’e göre, bilimin yasaları insanların iradesinden bağımsız olarak etkide bulunan nesnel gelişme yasalarıdır.
“Marksizm, —ister doğa yasaları, ister ekonomi politik yasaları olsunlar -bilim yasalarını, insan iradesinden bağımsız olarak etkilerini sürdüren, nesnel süreçlerin yansımaları olarak anlar. Bu yasaları keşfetmek, tanımak, incelemek, onları eylemlerimizde hesaba katmak, toplumun yararına işletmek mümkündür, ancak bunları değiştirmek ya da yok etmek mümkün değildir.
Hele yeni bilimsel yasalar oluşturmak ya da yaratmak tamamen olanaksızdır” (41).
Bu nedenle komünistler açısından özgürlük, doğa yasalarının etkisinden bağımsız değildir. Tersine, bu yasaların varlığını tanımak, “zorunluluğun kavranmasıdır”.
“Özgürlük, zorunluluğun kavranmasıdır…Özgürlük, doğa yasaları karşısında düşlenmiş bir bağımsızlıkta değil, ama bu yasaların bilinmesinde ve bu bilme aracıyla bu yasaların belirli amaçlar için yöntemli bir biçimde kullanma olanağıdır” (42).
"Zorunluluğun kavranması’ ne anlama gelir? Bu demektir ki, insanlar nesnel yasaları ("zorunluluğu") anladıktan sonra, onları, tam bir bilinçle toplum yararına uygulayacaklardır“ (43).
Çuçe-İdeolojisi, burada savunulanın tam da tersini savunmaktadır. İnsan iradesini nesnel yasalar üzerine koymakta ve belirleyici olduğunu savunmaktadır.
Çuçe-İdeolojisi, voluntarist bir ideolojidir. İdealist felsefenin bir akımı/yönü olan voluntarizm, iradeyi birincil olarak, temel olarak, belirleyici olarak ele alır ve bu bakış açısından hareketle doğadaki ve toplumdaki gelişmeleri ve de insanı açıklar.
Voluntarizm, doğadaki ve toplumdaki nesnel yasallıkları reddeder ve kavrayışı -idrak etmeyi- iradenin ürünü olarak görür.
Voluntarizm gibi sosyal-politik bir teori olan Çuçeizm de, toplumsal yaşamın maddi varoluş koşullarını ve nesnel yasallıkları dikkate almaz ve böylece kavranmış, idrak edilmiş yasallıklara dayanan toplumsal faaliyeti (insanın faaliyetini) inkar eder ve insan faaliyetini öznel keyfiyete, spontane (kendiliğindenci) iradi belirlemelere, devrimci coşkuya indirger. Bu anlayışın sonucu, “parti kararlıysa her şeyi yapabiliriz” dir!
“Hayvanlar, doğanın bir parçasıdır ve onların geleceği, değişim ve değişmenin doğal yasalarıyla belirlenirken, insan değişim ve dönüşümün doğal yasalarına itaat eden bir varlık değildir” (44).
Demek oluyor ki, nesnel dünyaya tabi canlı diğer bütün maddelerden farklı olarak insan, dünyaya hakim olur, onu iradesine ve isteğine göre değiştirir.
Veya oğul Kim’in dediği gibi, “parti kararlıysa her şeyi yapabiliriz”!
Marksizm-Leninizme göre toplumsal, varlık bilinci belirler.
„Varlıklarının toplumsal üretiminde, insanlar, aralarında, zorunlu, kendi iradelerine bağlı olmayan belirli ilişkiler kurarlar; bu üretim ilişkileri, onların maddi üretici güçlerinin belirli bir gelişme derecesine tekabül eder. Bu üretim ilişkilerinin tümü, toplumun iktisadi yapısını, belirli toplumsal bilinç şekillerine tekabül eden bir hukuki ve siyasal üst yapının üzerinde yükseldiği somut temeli oluşturur. Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır. İnsanların varlığını belirleyen şey, bilinçleri değildir; tam tersine, onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır“ (45).
„... Marksizm, toplumsal ekonomik sistemlerin, doğuş, gelişim ve düşüş sürecinin ayrıntılı ve kapsamlı inceleme yolunu göstermiştir. Halk kendi tarihini yapar, ama halkın, halk yığınlarının güdülerini belirleyen, yani çatışan fikir ve uğraşların çarpışmasına yol açan nedir? İnsan toplumlarının yığınları içindeki bu çarpışmaların vardığı sonuç nedir? İnsanın bütün tarihsel faaliyetlerinin temelini oluşturan maddi yaşamın üretiminin nesnel koşulları nelerdir? Bu koşulların gelişme yasası nedir? Marks, bunların hepsine dikkatleri çekti ve bütün geniş çeşitliliği ve çelişkililiğine karşın, belirli yasalarla yönetilen tek bir süreç olarak, tarihin bilimsel incelemesinin yolunu gösterdi“ (46).
Burada söz konusu olan, materyalist tarih anlayışıdır. Tam da bu anlayış, çuçe-ideolojisi; kimilsungizm tarafından reddedilir.
“Materyalist tarih anlayışına dayanan geçen yüzyıldaki sosyalizm teorisi, tarihsel sınırlılıklardan azade değildi. Bu teori, sosyal-tarihsel hareketleri, motiflere dayanan hareketler olarak değil, bilakis, maddi ve ekonomik faktörlere uygun olarak gerçekleşen doğasal-tarihsel süreçler olarak görmektedir. Sosyalizmin bu teorisi, devrimci mücadele için maddi ve ekonomik faktörleri belirleyici olarak gördüğünden, devrim ve onun gerçekleştirilmesindeki belirleyici rolü için öznel faktörü daha güçlü vurgulama görevini idrak edecek durumda değildi” (47).
Yani öznel faktör ön plana çıkartılarak her şey yapılabilir. Aynen, “parti kararlıysa her şeyi yapabiliriz”!
Kimilsungizme göre ağırlık, nesnel toplumsal gelişmelere verilmemelidir.
“Geçmişte Marksizm’in kurucuları sosyalist teoriyi, maddi ve iktisadi koşulların vurgulanmasıyla geliştirmişlerdi” (48).
Bunun yerine ağırlık ideolojik eğitime verilmelidir deniyor:
“Sosyalist toplumda insanın yeniden biçimlendirilmesi, onun eğitimi daha büyük önem kazanır ve sosyalizmin maddi ve ekonomik koşullarının oluşturulmasından daha öncelikli görev olur” (49).
Kimilsungizm, Marksist-Leninist paylaşım ilkesine de karşıdır:
„Burada ele almamız gereken, kendi temelleri üzerinde gelişmiş olan değil, tersine, kapitalist toplumda doğduğu şekliyle bir komünist toplumdur; dolayısıyla, iktisadi, manevi, entelektüel, bütün bakımlardan, bağrından çıktığı eski toplumun damgasını hâlâ taşıyan bir toplumdur. Bu bakımdan birey olarak üretici (gerekli indirimler yapıldıktan sonra), topluma vermiş olduğunun tam karşılığını alır. Onun topluma verdiği şey, birey olarak, kendi emek miktarıdır. Örneğin, toplumsal işgünü, bireysel çalışma saatleri toplamından oluşur; her üreticinin birey olarak çalışma zamanı, toplumsal işgünü olarak sunmuş olduğu kısımdır, onun bu bakımdan katkısıdır. O, toplumdan, şu kadar emek verdiğini saptayan bir belge alır (bunda kolektif fonlar için sarf etmiş olduğu emeğin indirimi yapılmıştır) ve, bu belge ile, toplumun tüketim araçları stoklarından, emeğinin eşit bir tutarı kadar bir miktar alır. Topluma, bir biçimde sunmuş olduğu aynı emek miktarını, ondan, başka bir biçimde geri alır“ (50).
Çuçe-İdeolojisine göre Marks’ın bu anlayışı antisosyalist ve revizyonisttir!
“Maddi teşviklere öncelik verme anlayışı, sosyalist toplumun komünist karakterinin ihmal edilmesinden kaynaklanır. Maddi teşvikleri en önemli talep olarak görenler, maddi teşvikler sisteminin bütün ekonomik yapıda yer almasını da talep ederler…Bu, antisosyalist ve revizyonist bir teoridir. Ama ağırlığın nereye verilmesi sorusunu gündeme getirirsek cevap, sadece, siyasal ve ahlaki teşvike ağırlık verilmesidir olabilir” (51).
Aslında burada Kim Jong İl, Sovyetler Birliği pratiğini; revizyonistlerin maddi teşvike öncelik verme anlayışlarını eleştirerek ve “sadece, siyasal ve ahlaki teşvike ağırlık verilmelidir” diyerek kapitalizmden sosyalizme/komünizme voluntarist belirlemelerle geçileceğini, yeni insanın, yeni toplumun; yani sosyalist/komünist insanın ve toplumun nesnel koşullar kavranarak ve bu koşullar göz önüne alınarak (Marks, böyle diyor. Bkz.: yukarıdaki alıntı) kurulamayacağını, her şeye muktedir konumdaki önderin belirlemelerine (iradesine) uyularak kurulabileceğini savunuyor. Tabii burada Kim Jong İl, siyasi ve ahlaki teşvik, nesnel koşullar göz önünde tutulmaksızın ele alındığında lafazanlıktan ileri bir anlam taşımayacağını unutuyor!
Çuçe-İdeolojisi başlangıçta Marksizm-Leninizmin geliştirilmesi olarak kavranıyordu. Sonra her şey Çuçe ile açıklanmaya başlandı.
28 Aralık 1955’te Kim İl Sung: “İdeolojik çalışmanın en ciddi eksikliği…Çuçe’den mahrum olmasıdır…Propaganda çalışmasında Çuçe’nin olmamasının sonucu, parti faaliyetine sayısız zarar verilmesidir” (52),
14 Nisan 1965’te: “İdeolojik-siyasal alanda Çuçe-İdeolojisi sağlam temel üzerinde yükselmezse, bağımsız düşünme yeteneği felce uğrar ve asla inisiyatif gelişmez” (53).
9 Ekim 1975: “Partimizin önder ideolojisi Marksizm-Leninizm ve Çuçe-İdeolojisidir” (54).
Nisan 1992: “Marksizm-Leninizme yapılan atıf çıkartılmalı ve yerine Kim İl Sung’un Çuçe-İdeolojisine atfı konmalı” (KDHC Anayasasından).
“KDHC, kendini, faaliyetlerinde insanları merkezine koyan bir dünya görüşü, halk yığınlarının bağımsızlığını elde etmeyi hedefleyen devrimci bir ideoloji; Çuçe-İdeolojisi tarafından yönlendirir” (KDHC Anayasasından, Madde 3).
Sonuç itibariyle:
Antiemperyalist, antifeodal demokratik devrim gerçekleşir.
KDHC hiçbir zaman sosyalist olmadı.
Ama Çin’e olduğu gibi sınıf işbirliği savunuldu, kapitalistlerle birlikte sosyalizm kurulmaya çalışıldı.
Sonra reformlar uygulandı ve ülke yabancı sermayeye açıldı.
Bu ülkede revizyonizm, Çuçe-İdeolojisi temelinde yükselmektedir ve Marksizm-Leninizmin reddi anayasada yer almaktadır.
Bu ülkedeki kişiye tapıcılık üzerinde durmaya gerek yok.
“Devrimin güneşi”, güneşin oğlu”, “büyük önder” Kim İl Sung 1994’te ölmesine rağmen hala KDHC Başkanıdır. Resmi olarak ona “ebedi başkan” denir. Oğlu Kim Jong İl’e de “sevgili önder” denir.
KDHC’ni karakterize eden üç olgu var:
Birincisi: “Ebedi Başkan”, “Güneşin Oğlu” Kim İl Sung!
İkincisi: “Sevgili Önder” Kim Jong İl!
Üçüncüsü: Marksizm-Leninizm yerine Çuçe-İdeolojisi!
*) Bu yazı 2005'te yazılmıştır.
**)Çin ile ilgili yazı da yakında yayınlanacak.
Kaynaklar:
1)Kim İl Sung; Ausgewählte Werke (Seçilmiş Eserleri), C. 1, s. 571, “Parti ve Devlet İşlerinin Bazı Sorunları Üzerine”, Pjongjang, 1971.
2) Bkz.: Kim İl Sung; Agk., s. 573.
3) Kim İl Sung; Agk., s. 570.
4) Kim İl Sung; Seçilmiş Eserleri, C. VII, s. 249, ”Kore Emek Partisinin Kuruluşunun 30. Yıl Kutlamaları” vesilesiyle yaptığı konuşmadan.
5) Kim İl Sung; “Şimdiki Aşamada Yerel İktidar Organlarının Görevleri ve Rolü”, 1 Şubat 1952, s. 7/8, Pjongjang 1971.
6) Kim İl Sung; Seçilmiş Eserleri, C. I, s. 4/5, 15 Ekim 1945, “Yeni Kore’nin İnşası ve Ulusal Birleşik Cephe Üzerine”.
7) Kim İl Sung; Seçilmiş Eserleri, C. I, s. 514/515, “Devrimimizin Karakteri ve Görevleri Üzerine Tezler”.
8) “Die sozialistische Umgestaltung des privaten Handels und der Industrie in Korea”; s. 12, 13, 20. Pjongjang, 1977, Aktaran W. Bland; Die Demokratische Volkrepublik Korea”.
9) Kim İl Sung; Seçilmiş Eserleri, C. II, s. 14, “Meta Dolaşımının Daha da İyileştirilmesi ve Güçlendirilmesi Üzerine”, 14 Şubat 1957.
10) Kim İl Sung; Seçilmiş Eserleri, C. IV, s. 227/228, “Halk Demokrasisi Cumhuriyetinde Sosyalist İnşa ve Güney Kore Devrimi Üzerine”, 14 Nisan 1965.
11) “Die sozialistische Umgestaltung des privaten Handels und der Industrie in Korea”; s. 23, 31. Pjongjang, 1977. Aktaran W. Bland; “Die Demokratische Volkrepublik Korea”.
12) Bkz.: “Die sozialistische Umgestaltung des privaten Handels und der Industrie in Korea”; s. 76/77, Pjongjang, 1977. Aktaran W. Bland; “Die Demokratische Volkrepublik Korea”.
13) Bkz.: Kim İl Sung; Seçilmiş Eserleri, C. IV, s. 216, “KDHC’nde Sosyalist İnşa Üzerine”.
14) Agy.
15) Kim İl Sung; Agk., s. 217/218.
16) Kim İl Sung; Agk., s. 219.
17) Kim İl Sung; Agk., s. 221.
18) Kim İl Sung; Agk., s. 223.
19) Kim İl Sung; Agk., s. 235.
20) Kim İl Sung; Seçilmiş Eserleri, C. II, s. 37, “Sosyalizmin İnşasında Halk İktidarının Şimdiki Görevleri Üzerine”, 20 Eylül 1975.
21) Kim İl Sung; Seçilmiş Eserleri, C. VI, s. 317, “Ülkemizde Sosyalist Sistemi Daha da Pekiştirelim”.
22) Kim İl Sung; Seçilmiş Eserleri, C. IX, s. 201.
23) “Die sozialistische Umgestaltung des privaten Handels und der Industrie in Korea”; s. 26, Pjongjang, 1977, Aktaran W. Bland; “Die Demokratische Volkrepublik Korea”.
24) Stalin; C. 12, s. 26/27, “SBKP(B)’de Sağ Sapma Üzerine”.
25) Kim İl Sung; Seçilmiş Eserleri, C. VI, s. 317.
26) Kim İl Sung; Seçilmiş Eserleri, C. II, s. 247, “Sosyalist İnşada Pasifliğe ve Tutuculuğa Karşı”, 16 Şubat 1958.
27) Kim İl Sung; Seçilmiş Eserleri, C. I, s. 3-5.”Yeni Kore’nin İnşası ve Ulusal Birlik Cephesi Üzerine”, 13 Ekim 1945.
28) Kim İl Sung; Seçilmiş Eserleri, C. I, s. 257, ”İlerici Demokrasi Üzerine”.
29) Aktaran: Baik Bong; “Kim İl Sung, Biography, II, s. 176, Beyrut 1973.
30) Kim İl Sung; Seçilmiş Eserleri, C. II, s. 135, “Birinci Beş Yıllık Planın Yerine Getirilmesi Üzerine”, Pjongjang 1975.
31) Kim İl Sung; Seçilmiş Eserleri, C.IV, s. 219, “KDHC’nde Sosyalist İnşa Üzerine”.
32) Bkz.: Kim; Seçilmiş Eserleri, C. IV, s. 372/373, “Bugünkü Durum ve Partinin Görevleri”.
33) Kim Jong İl; “Çuçe-İdeolojisi Üzerine”; s. 31.
34) Kim Jong İl; “Çuçe-İdeolojisi Üzerine”; s. 32.
36) Kim Jong İl; “Çuçe-İdeolojisi Üzerine”, s. 7, Schriftenreihe KPD, Defter 135, Eylül 2003.
37) Kin Jong İl; “Sosyalizmin İnşasında Tarihsel Dersler ve Partimizin Genel Çizgisi”, Pjongjang 1994.
38) Kim Jong İl;”Çuçe-ideolojisiyle Bağlam İçinde Eğitimin Bazı Sorunları Üzerine”, 1995.
39) Kim Jong İl; “Sosyalizm Bir Bilimdir”, s. 12/13, Eylül 2003.
40) Kim Jong İl; “Çuçe-İdeolojisi Üzerine”, Pjongjang 1987.
41) Stalin; SSCB’nde Sosyalizmin Ekonomik Sorunlar”, s. 62.
42) Marks-Engels; C. 20, s. 106, “Anti-Dühring” (Engels).
43)Stalin; SSCB’nde Sosyalizmin Ekonomik Sorunlar”, s. 64.
44) Kim Jong İl;”Çuçe-ideolojisiyle Bağlam İçinde Eğitimin Bazı Sorunları Üzerine”, 1995.
45) Marks, C.13, s. 8/9.”Politik Ekonominin Eleştirisine Katkı, Önsöz”.
46) Lenin; Semce Eserleri I, s. 36. „Marks“.
47) Kim Jong İl; “Bilim Olarak Sosyalizm”, s. 6/7, Pjongjang 1994.
48) Kim Jong İl;Ag. Broşür, s. 8.
49) Kim Jong İl;Agy.
50) Marks; Marks-Engels; Seçme Yazılar, C. II, s. 16, Gotha Programının Eleştirirsi”.
51) Kim Jong İl;”Siyasi, Maddi ve Ahlaki Teşviklerin Doğru Kavranması Üzerine”, s. 211, Pjongjong 1992, Aktaran Bland; Ag. yazı.
52) Kim İl Sung; Seçilmiş Eserleri, C. I, s. 591, 596.”Dogmatizmin ve Formalizmin Yok Edilmesi ve İdeolojik Çalışmada Çuçe-İdeolojisinin Uygulanması Üzerine”, 25 Aralık 1955.
53) Kim İl Sung; Seçilmiş Eserleri, C. IV,s. 242, “KDHC’nde Sosyalist İnşa Üzerine”.
54) Kim İl Sung; Seçilmiş Eserleri, C. VII, s. 249, “Kore Emek Partisinin 30. Kuruluş Yıl Dönümü Üzerine”. | 6ef9c91efa24 | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Bu mevsim ve Bodrum’da
geçirilen yaz tatili dönüşleri Bodrum’a taşınma konusunun gündeme geldiği
dönemlerdir. Bir yaza girerken heyecan dalgası esiyor, bir de yaz biterken. Bu
iki dönemde bana maille gelen soruların artmasından bunu anlayabiliyorum artık.
Zaman zaman buradaki hayat
üzerine, Bodrum’da yaşamak üzerine aklımdan geçenleri yazıyorum. Bazen bazı
konuları tekrarlamak gerekiyor. Ya da zaman geçtikçe buradaki hayat değişiyor,
görüşlerimi güncellemem icap ediyor.
Bu yazıyla, şu son iki
yıldır gözlediklerimi, eski bilgilerimin ve gözlemlerimin üstüne koyarak genel
bir toparlama yapmak istiyorum.
Başta iki gözlemimle asıl
meseleye parmak basayım;
Bir: Bodrum hızla göç
alıyor, kalabalıklaşıyor.
İki: Aynı hızla yozlaşıyor,
bozuluyor.
Ben burada eski sayılmam.
Şunun şurasında dün 7. yılım bitti, bugün sekizinci yılıma başladım.
Öncesindeki yarı zamanlı, arada bir anne evine gelmeleri saymıyorum. O zaman
yirmi yıla yaklaşır. Bodrum’a ilk gelişim üniversite ikinci sınıfta, 1978
yılındaydı. O gelişimden İstanbul’a döndüğümde bir gün Bodrum’da yaşayacağımı
çok net olarak söyledim kendime. Otuz yıl sonra oldu. Bunun nedenlerini kısaca
anlatayım istiyorum. Çünkü istemekle olmuyor, şartların da olgunlaşması
gerekiyor. Şartlar derken şunu belirteyim ki bunlar iki çeşit. Biri kendi
içinizdeki şartlar, diğeri dışınızdaki. Yani birinin oluşması size bağlı,
diğerinin oluşması o kadar size bağlı değil. Kendimden örnek vereyim. Yaptığım
işi burada yapabiliyorsam bu hem benim mesleğimin her gün toplantı, müşteri
görüşmesi gerektirmeyecek bir bölümünü iş edinmem, hem de teknolojinin
(internetin) buna olanak sağlaması. Birincisi benim elimde olan bir karar ama
ikincisi değil. Bodrum’a yerleşmek her zaman beynimin kıvrımlarındaydı. Kah
uyuduğu dönemler oldu kah kendini hatırlattığı dönemler. Kendini hatırlattığı
dönemlerin periyodu sıklaştıkça kendim ve işimle ilgili kararları almaya
başladım. Şu anda grafik tasarımın bir bölümü olan kurum kimliği ile ilgili
konularda iş üretiyorum. Yabancıların corporate identity dedikleri iş. Bunu
ülkede ilk yapmaya başlayanların içindeyim. Ama sadece bu konuyu iş edinen
–eğer yanılmıyorsam- tek örneğim. Benimle birlikte bu işi yapanlar yanı sıra
kitap, broşür, katalog vs. de tasarlıyor, üretiyorlar. Ben de bu yola
çıktığımda başta o tarz işleri yapıyordum. Ama ne zaman ki Bodrum’a göçmeyi
ciddi ciddi kafama koydum, o tarz işleri almamaya başladım. Çünkü o işler
İstanbul’da, matbaalarla iç içe olmayı, müşterilerle sık görüşmeyi gerektiren konular.
Oysa kurum kimliği hizmet verdiğiniz kurumla o kadar sık ve iç içe olmadan
yürütülen bir iş biçimi. Demem o ki Bodrum’a taşınacağım diye iş tarzımı
değiştirdim. Ve bu başta ciddi bir gelir kaybına neden oldu çünkü yapmaya
soyunduğum iş Türkiye’de çok bilinen bir iş değildi. Ama zamanla yaptıklarım diğer
kurumlar tarafından görülmeye, bunun bir ihtiyaç olduğu anlaşılmaya başlandı. O
dönem Türkiye’nin dışa açılmada ivme kazandığı dönemdi falan. Yani risk aldım.
Ki almadan bir şey yapılmıyor, bunu yaşayarak öğrendim. İkinci konu, yine
kendimle ilgili bir konuydu. Medeni durumum değişti, evliliğimizi bitirdik. Bu
ister istemez bir hareket serbestisi getirdi. Hemen boşanmanın ertesi günü
Bodrum’a göçmedim tabii, arada üç yıl var. Ve en önemlisi doğup büyüdüğüm
şehirden, köklerimden, ailemden ve eş-dost çevresinden ayrılmayı göze almak.
Bodrum’a geldiğim gün bir iki tanıdığım vardı o kadar. Daha doğrusu Ahmet ve
Mehmet Kurşuncu kardeşler dışında kimse yoktu. Ama onların mekanı Zazu
sayesinde İstanbul’dan aşina olduğum insanlarla karşılaştım. Buraya benden önce
yerleşenlerle tanıştım. Başta benim Bodrum’un yerlisi olan pek tanıdığım yoktu.
Ancak ikinci yıla doğru yavaş yavaş tanımaya başladım.
İkinci tür şart olarak belirttiğim
konu teknolojiydi dedim. İnternet bu kadar yaygınlaşmasaydı yine
gelemeyebilirdim. Ya da işimi bırakıp başka bir iş yapacaktım. O da mümkün
olabilirdi çok zorda kalsaydım. Ama ben işimi seviyorum. Ve zaten başka bir iş
de bilmiyorum. İlla gerekse bir ortakla otel ve lokanta/meyhane işine girerdim
muhtemelen. Her neyse, şunu anlatmaya çalışıyorum; kendi elinizde olan ve
olmayan şartların zamanlamasının çakışması sizin için en uygun zamanı
hazırlıyor. Onu hissedecek, yakalayacak, ıskalamayacaksınız.
farkındayım ama gerekiyordu. Şimdi gelelim bu yazının asıl konusuna.
Bodrum’a taşınmak –bunu
Ege’de bir yöreye taşınmak olarak da okuyabilirsiniz, illa Bodrum olacak değil
ya- tası tarağı toplayıp gelmekten ibaret değil. O işin bir boyutu. Asıl mesele
buraya neden geldiğinizi kendinize sormanız. Eğer geldiğiniz şehir -diyelim
İstanbul ise ve siz burada oradaki alışkanlıklarınızla yaşamaya devam
edeceksiniz niye geldiniz diye sorarlar. Bodrum’a gelirken şehrinizi yanınızda
getirmemelisiniz. O zaman hem siz sadece şehirde sizi sıkan bir şeylerden
kaçtığınızı zannedersiniz hem burada gereksiz kalabalık yaparsınız. Çünkü
yanınızda getirdiğiniz alışkanlıklarınızla beraber aslında kaçtığınız şehiri de
getirmiş olursunuz.
Değişmeyecekseniz niye
terkediyorsunuz şehrinizi ve niye buraya geliyorsunuz? AVM içinde yemek
yiyecekseniz İstanbul’dakiler buradakinden daha iyi, orada kalın derim.
Sadeleşmelisiniz. Asla anlamadığım bir şey, burada karton Starbucks bardağıyla
Bodrum sokaklarında yürüyenler mesela. Bu tipik bir kentli davranışı. Plazadan
çıkıp, Nişantaşı’nda yürüyüp bunu yaparken burada devam ettirmek bana tuhaf
geliyor. Ben de İstabul’da yaşarken Kanyon’a giderdim. Orada yemek de yerdim,
sinemaya da giderdim, alışveriş de yapardım. Burada açılan AVM’ye iki kere –o
da zorunluluktan- gittim. Bebek’te oturdum. Starbucks ben ayrıldıktan sonra
açıldı ama Gloria Jean’s vardı ve giderdim. Bodrum’da bana Starbucks
içiremezsiniz. Kahvemi ya Ali Cengiz’de ya Denizciler kahvesinde ya da Kumbahçe
Belediye kafeteryasında içiyorum. Ben İstanbul’daki ben değilim. O orada kaldı.
Evet tabii ki bazı kodlarımız aynen, sapasağlam duruyor. Onların oynaması zaman
işi. Ve de bazı işleri yapıyorsak o işin gerektirdiği kodları da yok sayamayız.
Yok edebiliriz ama o zaman o işi bırakmayı göze almak gerek. Fakat şu var ki
bir denge tutturulabilir. Buraya geldiğim ilk günle bugünüm arasında dağlar
kadar fark var. Başlarda her yere hızlı gidiyordum. Arabayı hızlı
kullanıyordum. Hep yetişecekmiş gibiydim. Sonra baktım ki yetişecek bir şeyim
kalmamış ki. Hele ilk üç yıl ev-ofis düzenindeydim. İş saatleri dışında nereye
gidecektim zaten? Bir yere gitmek derdinde de değildim ya. Gideceğim yerler
için bisiklet edindim. Arabayı hayatımdan çıkaramadım ama kapladığı alanı çok
azalttım. Başlarda da bütün yaptığım yürümekti. Kıyı boyu yürüdüm. Hala
yapıyorum bunu. Ara sokaklarda gezinip kayboluyordum önceleri. Şimdi ezberledim
ama yine aynı zevkle yürüyorum. Ne var ki ilk yıllar sadece kendi ayak sesimi
duyuyordum, şimdi yanımdan arabalar geçiyor. Kalabalıklaşıyoruz.
Burada yedi yıl bitti dedim.
Bu süre içinde üstüme başıma aldığım kıyafeti İstanbul’da iki yılda alırdım.
Kaldı ki hiç öyle giyim merakım yok. Alışverişe çıkınca bütün işimi bir saatte
bitiririm Bildiğim, güvendiğim iki üç marka var, girer ihtiyacımı alır çıkarım.
Hayatımda hiç vitrin vitrin gezmedim. Burada birkaç tişört, sort ile yazı, bir
iki uzun kollu ve bir iki pantalonla kışı geçiriyoruz. Gıda alışverişimi
pazardan yapıyorum. Bu en büyük zevkim. Her cuma aksatmamaya çalışıyorum.
Aksatırsam manava ya da cumartesi Kızılağaç pazarına gidiyorum. Büyük
marketlerden gıda alışverişi yapmadım, yapmam. Deterjan ve içki gibi, pazarda
bulamayacağım malzemeler dışında marketlerle işim yok. Ama buraya yerleşip
Makro’dan alışveriş yapanlar var, biliyorum. İstanbul’da maydanozdan başka ot
mu bilirdik? Ne öğrendiysem burada öğrendim. Yeme içme alışkanlığımı buraya
uydurdum. Bundan da çok mutluyum. Çünkü biliyorum ki bir coğrafyayı özümsemek
istiyorsan ora insanıyla birlikte zaman geçirmek ne kadar önemliyse o coğrafyanın
bahşettikleriyle ruhunu bütünleştirmek de o kadar önemli. Nereden geldiği
belirsiz market sebzelerini değil pazardan yöre insanının yetiştirdiği,
topladığı sebzeleri tüketeceksin. Onlar sana yeni damak zevki aşılayacak.
Yemeklerimi kendim yapıyorum ve her cumartesi benim yemek yapma günüm. Bir gün önce
pazardan aldıklarımla o haftanın yemeklerini yapıyorum. Buranın otları hayatıma
yeni tadlar olarak kazındı. Bu çok değerli.
Buranın deniz mahsullerini
yedikçe İstanbul’da yediklerimiz neydi diye düşünmeye başladım. Şu söyleyeceğim
asla ukalalık değil; İstanbul’da bana kimse artık kalamar, ahtapot yediremiyor.
Çünkü alasını burada buldum ve tadına vardım. Benim için sebze ve deniz mahsulü
olsun yeter. Rakıyı unutmayalım tabii. Eh bunların en iyilerini bulabileceğim
bir coğrafyadayım. Ve bunları en iyi pişiren, bilen ustaların içindeyim. Şimdi
bakın, burada yaşayıp Cook Shop, Big Chef’e falan gidenleri görüyorum. Bir kere
çok şubeli restoranlarda iyi yemek yenmez. Sıradanın bir tık üstünde kaliteye
razıysanız lafım yok. E İstanbul’dan kaçıp buraya gelinmişti hani? Niye Big Chef’e
gidiliyor anlamıyorum. Bura yerlisinin gitmesini anlarım bakın. Onlar için
değişiklik olabilir. Ama İstanbul’da Big Chef veya benzeri yere gidenlerin
burada da aynı yerlere gitmesi çok anlamsız geliyor. İsteyen istediği yere
gider bana ne tabii. Bana göre bu tür yerlere gitmek, burayı özümsememek
anlamına geliyor.
Sadeleşmedikten, burayı
özümsemeye çalışmadıktan sonra buraya gelmişsiniz neye yarar? Yalıkavak
marinaya bayılan biriyle neyi konuşabilirim ki? O marinanın Yalıkavak’ı nasıl
mahvettiğini, o dokuyu nasıl bozduğunu, balıkçı köyü olan Yalıkavak’ın nasıl
İstanbul züppelerinin yazlığına dönüştüğünü algılamayan zihniyet Bodrum’u bozan
zihniyetin ta kendisi. Güvenlikli siteler, rezidanslar. Bodrum mimarisine hiç
uymayan, ünlü paragöz mimarların yaptığı berbat yapılar Bodrum’u bitiriyor.
Granit kaplı yapılar. Yapıyı Suadiye’ye koysam yadırganmayacak tasarımlar.
Bunlara milyon dolarlar ödeyen sonradan görmeler. Daracık Bodrum sokaklarında
dev ciplerle sıkışıp kalan botokslu kadınlar. Puro ve parfüm kokan marina
bölgesi restoranları yaz kabusumuz. Eskiden kışın biz bizeyiz diyorduk artık
diyemiyoruz. Kışın artık yaz kadar olmasa da trafik var. Kırmızı ışıkta sağdan girenler
başladığında yaz yaklaşıyor demektir. Evlerini kontrole gelen –özellikle
Istanbul plakalılar- trafikte kural ihlallarinden anlaşılıyor. Korna çalanlar
başlıyor. Kornaya uzun basarak kızgınlığını belli eden asabi kadınlar çok
dikkatimi çekiyor. Bakıyorum bazıları 48 plaka. Belli ki yeni yerleşenlerden.
Bir diğer konu, buraya gelenlere büyük şehirde kalanlardan atılan salvolar. Kendi mutsuz hayatlarını yaşarken burada yaşayanlara giydirmek milli sporları haline geldi. Ben de payıma düşeni fazlasıyla aldım bu süreçte. Artık cevap vermiyorum genellikle. Bir plazanın 34. katında, bir değer olarak gördüğü ve asla sevmediği işini, terfi çatışmaları yaşayarak sürdürmek, ruhta ve bünyede tahribat yapar doğal olarak. Sabah 7’de köprü trafiğinde olan birinin o saatte sahilde köpek gezdiren bir Bodrum sakinine bakışı kişiden kişiye değişebilir. Bana ne iyi ettiniz gittiniz, iyi ki yazıyorsunuz, bizlere örnek oluyor yol gösteriyorsunuz diyenler de var, millet güneydoğuda iç savaş yaşarken sen rakı fotoğrafı paylaşıyorsun diyen de. Bunu diyen muhtemeldir ki akşam rakısını da içiyordur. Ama asıl derdi memleket meselesi değil kendi meselesi. O işin kılıfı. Mutsuzlukları anlayabiliyorum. Ama kalmak da bir seçim. Ne yapabilirim ki mecburum dendiği an, o hayatı kabullenmektir. O noktada ya susacak ve düşünecek ya saydıracak.
Bir beldeye uluslararası
markalar girmeye başladı mı orası bozulmaya da başlamıştır artık. Gerek yapı
gerek kimlik anlamında koruma konusunda kimseyle tartışmaya girmiyorum çünkü
anlayan insan çok azaldı. Herkes marka peşinde. Kimse kimlik, Bodrum’un kimliği
derdinde değil. Üzülerek söyliyeyim, belediye başkanı bile değil. Yoksa o
inşaatlara nasıl ruhsat verilirdi? Bakın bir beldeyi korumak o beldede
yaşayanların değil, o beldeye sahip çıkan, oraya sonradan gelenlerin işi
olmalı. İnanın böyle. Başta bana böyle dediklerinde karşı çıkmıştım ama
yaşadıkça kazın ayağının öyle olmadığın gördüm. O beldede yaşayanların desteği
alınmalı, bu şart. Ama o coğrafyada doğanlar ne yazık ki kıymetini tam
bilmiyor, bozulma denilen şeyin ne olduğunu algılamakta geç kalıyor. Ve
bozulmanın sebebi oluyorlar. O yüzden mimarlar odası gibi, kent konseyi gibi
sivil toplum örgütlerinin önemi çok. Koruma, sahiplenme konularında tartışmaya
girmek isteyenlere Kalymnos’u gördünüz mü diyorum. Cevabı hayır ise, eğer
görürseniz sonra konuşalım diyorum. Koruma nasıl becerilir en iyi örnekler
karşı adalarda. 8-10 milin ayırdığı büyük farkların yaşandığı dünyalardayız.
Örnek çok yakınımızda ama hiç bir yerel yöneticinin, müteahhit tayfasının,
inşaatçının işine gelmiyor tabii. Rant yok, rüşvet yok. Bu ikisinin olmadığı
yerde Türk’ün de işi yok maalesef.
Toparlamam gerekiyor.
Bodrum’un girişine, Osmanlı döneminde Bostancı köprüsündeki Bostancıbaşı gibi
adam dikip, sen girebilirsin sen giremezsin diyecek halimiz yok. Bari gelenler buranın
değerini bilseler, gelirken şehirlerini, alışkanlıklarını getirmeseler, burayı
bozmasalar. Buraya gelmenin nimetini anlasalar. Burayı tanımaya çalışsalar.
İnsanını, doğasını, kültürünü öğrenseler. Sadeleşseler, dönüşseler.
Mavileşseler… Ege’ye yakışsalar. Zeytini, bademi, balı, tilkişeni, cibezi
hak etseler.
Yaz yola çıktı geliyor.
Bakalım gelirken neler getirecek? | 5952365f38ed | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Bazen hayatınızda bir dönem noktası olur..
Size kendinizin değil, başka birinin hayatını yaşıyorsunuz gibi gelir.
Hele biri var ki; her daim yanımda benimle gülen, birlikte ağlayan, acılarımı paylaşan, Canım vefalı Eşim.
Tepetaklak hiç düşünmediğiniz bir dönemde, bir bölümde bulursunuz kendinizi. Sizi içine o kadar sürükler ki; istem dışı sevdiklerinizi de içine çeker.
Özetle : Kanserle hayat yaşamak zor; ama inanın şükrediyorum halime çünkü zorun zorları da var gözlemlediğim.
Madem Sevgililer günü geldi bende Sizi sevdiğimi söylemeyi; kendime borç bildim. Kanserin bana öğrettiği bazı şeyleri ertelememek :)
Bana bu süreçte destek olan herkese, aileme, akrabalarıma, arkadaşlarıma, kardeşlerime ve okurlarıma teşekkür ederim.
Bana güç ve kuvvet verdiniz.Size müteşekkirim..
Benimle bu yolculukta yorulan ama yılmayan, seven ve koruyan, cesur yürekli hayat Arkadaşım; sana karşı borçlandım biliyorum :)
Beni beti benzim beyaz sarı, ilaç koktuğumda, kirpiksiz kaşsız kel olduğumda bile sevdin.
İyi ki varsın bende Seni Seviyorum !
Sevgilerimle ... | e43cbcfc41b0 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
11 Aylık 4 Haftalık bebeğin Gelişimi Ve Bakımı
11 Aylık 4 Haftalık bebeğin Gelişimi Ve Bakımı
Bebekler genellikle 9 ile 18 ay arasında yürümeye başlarlar. Bu dönüm noktasının onda size karşı yaratacağı reaksiyonlara şaşırabilirsiniz.
Örneğin, bebeğinizi kucağınıza almak veya taşımak istediğinizde buna karşı çıkarsa fazla zorlamayın. Sadece yürüme egzersizi yapmak için çok heyecanlıdır.
Herhangi bir yaralanmayı engellemek için bebeğiniz yürümeye başladığında gözlerinizi üzerinden ayırmayın, merdivenleri ve evinizdeki tehlike arz edebilecek diğer bölgeleri güvenli hale getirin.
Eğer bebeğiniz hala konuşamıyorsa, sakin olun: Uzmanlar geç konuşan birçok bebeğin oldukça zeki olduğunu söylemektedirler, Albert Einstein da bunlardan birisidir.
Problem &Çözüm
Erken kalkan bebekler
Eğer bebeğiniz horozlarla birlikte uyanıyorsa veya kalkmasını isteyeceğinizden çok daha erken kalkıyorsa, şunları gözden geçirebilirsiniz:
İlk olarak, yeterince uyuyor mu? 11 aylık bir bebek genellikle günde iki kez şekerleme yapar, her biri bir buçuk ile iki saat uzunluğundadır, geceleri de yaklaşık 11-12 saat uyur. Yetersiz veya çok fazla uyumak ritmini bozabilir.
Eğer bebeğiniz uyku ritmi bozulduğu için erkenden uyanıyorsa:Bebeğinizin uyuduğu ortamın sessiz ve rahat olduğundan emin olun. Uyku yoksunluğunun rutinini daha da fazla bozmaması için uyku saatini biraz daha öne almayı deneyin. Bebeğinizin kendi kendini sakinleştirme teknikleri geliştirmesine yardımcı olun. Uzmanlaştığı tüm yeni becerilerden duyduğu heyecan uykuya dalmasını zorlaştırabilir ve kendi kendine uykuya nasıl dalabileceğini öğrenmesi gerekir.
Eğer bebeğiniz ağlarsa odasına gidin, fakat otomatik olarak kucağınıza almayın veya çok fazla temas kurmayın. Ayrılma endişesi de uyanmasına neden oluyor olabilir. Sadece yanında olduğunuzu hatırlatmak da korkusunu hafifletebilir ve daha uzun süre uyumasına yardımcı olabilir. | 95a66aa6cf24 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
İstanbul Valiliğin Patrikliğe Gönderdiği Cevap
Sonuç olarak, Patriklik makamı boşalmadığından yeni seçim yapılamayacağı ve düzenlemelerde Eş-Patrik müessesesi öngörülmediğinden, Patrikhane yetkili organlarınca Patrikliğin ve cemaatin dini ve hayri işlerinin yürütülmesi amacıyla “Patrik Genel Vekili” seçimi yapılabileceği, Patrik Genel Vekili seçilmesi durumunda Bakanlar Kurulu tarafından her din ve mezhepten yalnız bir ruhaniye verilen mabet ve ayin haricinde de ruhani kıyafet giyme izninin, seçilen Patrik Genel Vekiline devredilip devredilmeyeceği hususunda Patrikhaneniz tarafından talepte bulunulmasının yerinde olacağı değerlendirilmiştir.
Kaydol: Kayıtlar (Atom) | 86668968a9d4 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nin Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyonu tüm soykırım karşıtlarıyla birlikte bu yıl da 24 Nisan Ermeni Soykırımını anma etkinlikleri düzenleyecek. Anma programı dahilinde dernek salonunda 23 Nisan 2013 Salı günü saat 19:00’da “1915 Öncesi Osmanlı’da Süryani Yaşamı” başlıklı bir sergi açılacak. 1915 yalnızca Ermeni soykırımını değil, aynı zamanda Süryanilerin de Seyfo adını verdiği Süryani soykırımını temsil ediyor.
Ermenilere uygulanan soykırımın Dâhiliye Nazırı
Mehmet Talat Paşa, İttihat ve Terakki Cemiyetinin belirleyici isimlerindendir. Osmanlı tebalı Ermenilere uygulanan soykırımı Dâhiliye Nazırı (İçişleri Bakanı) olduğu dönemde (1911, 1913-1918) bizzat planlamış, başlatmış ve uygulamayı organize etmiştir. Kendi el yazısıyla düzenli bir şekilde tuttuğu notlar, jenosidin boyutları hakkında fikir vermektedir.
Ermeni Lobisi Dışişleri Bakanı Kerry’ye Kızgın
Armenian Martyrs Day
Armenian Martyrs Day will be observed in New York through events on Sunday, April 21, and Wednesday, April 24. On April 21, the Divine Liturgy will be celebrated at St. Vartan Armenian Cathedral at 10:30 a.m. It will be followed by a requiem service and the blessing of madagh. The annual Genocide Commemoration sponsored by the Mid-Atlantic Knights and Daughters of Vartan will be held in Times Square (46th Street and Broadway) beginning at 2 p.m. Click here http://april24timessquare.com/index.html for information.
24 Nisan çağrısı: Soykırım kurbanlarını anıyoruz
1915 Ermeni Soykırımı kurbanları İstanbul, Ankara ve İzmir'de anılacak. Aktivist, gazeteci, akademisyen ve sanatçıların, soykırımın başlangıç tarihi 24 Nisan'da Taksim'de yapılacak anmaya katılım çağrısı: "Son 100 yılda bu topraklar çok acılar gördü.Bir halklar mozaiği olan Anadolu, yekpare bir ulus yaratma sevdasıyla kısırlaştırıldı, renksizleştirildi, soldu. Başta Müslüman olmayanlar olmak üzere halklar topluca ülkeden sürüldü, kaçırtıldı, mülksüzleştirildi; kalabilenler zorla asimile edildi, asimile edilemeyenler de inkâr veya imha edildi. Ama en korkuncu, bu toprakların en eski ev sahiplerinden olan Ermenilerin başına geldi. 24 Nisan 1915'te başlayan bu imha hareketiyle Ermeni halkı topluca yok edildi.
'Türkiye'yle Gerginlik İstemiyoruz'
TurkishNY.com - Ermeni organizasyonlarının, sözde Ermeni soykırımının tanınması yönünde Gürcü Parlamentosu’na yaptıkları çağrı sonuçsuz kaldı. Public Radio of Armenia’nın haberine göre Gürcistan’ın yetkilileri bu çağrıya, sözde Ermeni soykırımının konusunun Gürcü Parlamentosu’nda hiçbir zaman açılmayacağını söyleyerek karşılık verdiler... Gürcistan Parlamentosu'nda çoğunluğa sahip olan Cumhuriyetçi Parti Milletvekili Levan Berdzenishvili ise, sözde Ermeni soykırımının tanınmasının mümkün görünmediğini ve böyle bir şey yapacak bir Gürcü partisi tanımadığını belirtti.
Taniel Varujan / Դանիէլ Վարուժան
1915 ın Kurbanlarından Büyük Ozan Taniel Varujan'ın (Çibukkaryan)Doğumun 129. Yılı ve Şehit Oluşunun 98. Yılı Anısına. 20 Nisan 1884- 24 Nisan 1915
Armenian Mamluks
Filed under: Deported, History, People — 2 Comments March 24, 2013
Mamluk meaning “owned”, an Arabic designation for slave soldier, refers to a famous military caste in medieval Egypt that played an instrumental role in the Muslim world. The Mamluk Sultanate famously beat back the Mongols at the Battle of Ain Jalut and fought the Crusaders, effectively driving them out from the Levant by 1291 and officially in 1302 ending the era of the Crusades.
‘We are still the mountain’
By Chris Bohjalian
In the coming days, Armenians around the world will come together to acknowledge what I have come to call “The Slaughter You Know Next to Nothing About.” April 24 marks the 98th anniversary of the night the Armenian religious and intellectual leaders were rounded up in Constantinople — and the start of the Armenian genocide.
He's got Armenia under his skin, and we get a guidebook
by Christopher Reynolds
By some measures, Matthew Karanian was a Connecticut Yankee: a 34-year-old litigator in Hartford, American-born and bred. But he had a wild idea. So he took a summer off, headed for the rustic land of his ancestors, and soon found that Armenia was rearranging his life. Now, 18 years after that first visit, Karanian is an expert on the place. His self-published guidebook, “Armenia and Karabakh” (320 pages, $24.95), has just gone into a third edition.
Zirve maktulü mezarı başında anıldı
Sün köyüne bağlı Mansuruşağı mezrasında Yüksel'in kabri başında düzenlenen anma törenine, Zirve Yayıncılık Genel Müdürü Hamza Özant, Diyarbakır Protestan Kilisesi Ruhani Lideri Ahmet Güvener ve Protestan Kiliseler Derneği temsilcisi Refik Topçu katıldı. Güvener'in konuşmasının ardından dua okundu. Anma törenine katılanlar, mezarlığın çevresini temizledikten sonra Yüksel'in kabrine çelenk ve karanfil bıraktı. Yüksel'in annesi Hatice ve babası İbrahim Yüksel'in hasta oldukları için törene katılamadıkları belirtildi. Malatya'da 18 Nisan 2007'de Zirve Yayınevi'nde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel, bıçaklanarak öldürülmüştü.
Hayk Demoyan: Ermeni Soykırımının tanınması konusunda aktif dış siyaset çizgisi benimsenmeli
Ermeni Soykırımı Müze-Enstitüsü Direktörü Hayk Demoyan, Türkiye’nin sınırı kapatmış , Ermenistan’a yönelik agresif siyaset yürütmeke olduğu, Karabağ Ermenilerine yönelik agresya uygulayan bir devlet olan Azerbaycan’ı savunduğunu kaydetti.″Ermenistan sorumluluk konusunu sadece Türkiye’nin geçmişte yaptıkları değil, aynı zamada agresörün bugünkü siyaseti için de gündeme getirmeli″ diyen Ermeni Soykırımı Müze-Enstitüsü Direktörü, Türkiye’nin bugün öyle veya böyle Ermeni Soykırımının tanınması sürecine katılan ülkeler nezdinde rüşvet siyaseti yürüterek aktif propaganda politikası yürüttüğünü ifade etti.
Uzman: Batı Ermenistan’a ilişkin hatıralar yüreklerimizde ebediyen yaşamaktadır
Ulusal Bilimler Akademisi Doğu Bilimleri Enstitüsü Direktörü Ruben Safrastyan, ″Soykırım Ermeni kimliğinin bir parçasına dönüştü″ diyen uzman, 100 yıldır Ermenilerin bunun tanınması için çaba sarf ettiğini, bağımsızlığın kazanılması sonrasında bunun devlet dış politikasının gündem maddesine dönüştüğünü sözlerine ekledi. Birçok ilerici ülkenin Ermeni Soykırımını tanıdığını hatırlatan Safrastyan, Rusya Devlet Duması bünyesinde bulunan bir belgeye değindi. Bu belgede Batı Ermenistan’da Türklerin gerçekleştirdiği cürümlerden bahsedilmekte. Safrastyan sözlerinin özetinde ″Batı Ermenistan’a ilişkin hatıralar yüreklerimizde ebediyen yaşayacaktır″ dedi.
2015-Sözde Ermeni Soykırımı’nın 100. Yılı: Türkiye Ne Yapacak?
Sözde Ermeni soykırımının 100. yılı yaklaşıyor. AKP Hükümeti pervazsız açılımlara kendisini o kadar kaptırmıştır ki, bu konuyla ilgili taktik ve strateji geliştirdiğini iddia etmek mümkün gözükmüyor... Bir ülkenin Başbakanı Türklüğü ayakları altına atabiliyorsa, İçişleri Bakanı 40 yıldır terörist dedikleri PKK üyelerine militan diyorsa, Hükümet Türk bayrağının miting ve gösterilerde dalgalanmasını yasaklayabiliyorsa, bakanlık ve devlet idarelerinin isminin önünden Türkiye Cumhuriyeti (TC) ibaresini kaldırabiliyorsa ve ciddi tepkilerle karşılaşmıyorsa, 2015 yılında Başbakanın Ermenistan’a gidip sözde Ermeni soykırım anıtına çelenk bırakması ve Ermenilerden özür dilemesi içten bile değildir.
Obama’yı “Soykırım” Terimini Kullanmaya Davet Etti
TurkishNY.com - Önceki dönemlerde sözde Ermeni soykırımını tanıyan bir karar sunmuş olan ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Adam Schiff (Demokrat – California), Çarşamba günü de Başkan Barack Obama’ya sözde soykırımı tanıma çağrısında bulunan bir mektup yazdı. Asbarez’in haberine göre Schiff, Obama’dan sözde Ermeni soykırımının “98. yıldönümü” olduğu ileri sürülen 24 Nisan 2013 tarihinde yapacağı açıklamada “soykırım” kelimesine yer vermesini istedi.
'Ermenistan'ın da el uzatması gerek”
“Yılın Uluslararası Barış ve Dostluk” ödül törenine katılan Ulusal Kurul üyesi Ganire Paşayeva, "Barış için uzanan ellerle beraber Ermenistan devletinin de el uzatması gerek” dedi. “Yılın Uluslararası Barış ve Dostluk” töreninde Paşayeva'nın ödül aldıktan sonra yaptığı konuşmadan etkilenen Türkiye asıllı Ermeni sanatçı Hayko Tataryan, “Sizin konuşmanızı ve yaşadıklarınızı dinledim. Çok üzgünüm” diyerek Paşayeva’nın elini öptü.
ABD’li Yargıç: ABD Mahkemeleri 1915 ile İlgili Davalara Bakabilir
TurkishNY.com - Bir ABD Bölge Mahkemesi yargıcı, federal yargı sisteminin Türk bankalarını, sözde Ermeni soykırımı sırasında Ermenilerin “mallarına el konulmasından” sorumlu tutmaya yetkisinin olduğuna hükmetti. Glendale News-Press’in haberine göre bölge mahkemesi yargıcı tarafından verilen bu hüküm; Türkiye Merkez Bankası, T.C. Ziraat Bankası ve Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı açılan ve “zarar” kapsamında yaklaşık 65 milyon dolar tazminat talep edilen bir davayı düşüren yargıç Dolly M. Gee’nin kararına eklendi.
Who's Calling your Senators and Representative?
Dear Friend, The Turkish lobby is - that's for sure. They're not just pressuring Congress to boycott April 24th, they're actively urging them to attend a conference devoted to denial being held the very next day! Don't let Ankara silence America's stand on genocide and justice. You can make the difference. Please take a moment now to call your Senators and Representative to urge them to attend the April 24th Armenian Genocide observance on Capitol Hill.
Samatya’nın 310 yıllık müzik ve inanç çınarı
Zakarya Mildanoğlu - Besse Kabak
1703 yılında kabul edilen yazılı tüzüğüyle resmi hale gelen Samatya S. Kevork Kilisesi Muganni Heyeti 20 ve 27 Nisan tarihlerinde Şişli Kent Kültür Merkezi’nde vereceği konserlerle 310. yıldönümünü kutlayacak. Biz de bu vesileyle, kilisede ilahilere ses veren tıbirlerin, yani mugannilerin kilise içerisindeki konumlarını ve sosyal hayat üzerindeki etkilerini araştırdık.
CorISTAnbul Oda Korosu ve Dolce Brass Quintet
2013 Donizetti Klasik Müzik Ödülleri'nde "Yılın Korosu" dalında aday olan CorISTAnbul Oda Korosu ile adından başarıyla söz ettiren Dolce Brass Quintet bir arada!
Şef: Arda Ardaşes Agoşyan;Soprano solo: Natali Bogosyan; Kontrbas solo: Arda Ardaşes Agoşyan; Tarih ve saat: 12 Mayıs 2013, Pazar, 19:00; Yer: Beyoğlu Aynalıçesme Ermeni Protestan Kilisesi, Emin Camii Sokak No. 32, Aynalıçeşme, Beyoglu
Cemaat Vakıflarının Seçim Çevresi (Son)
Değerli Okurlar,
Cemaat vakıflarının seçim çevresi konusundaki tartışma -tek taraflı olarak da olsa- sürüyor. Tek taraflı diyorum, çünkü seçim çevresinin il olmasını isteyenler, gücüyle, gazetesiyle, dergisiyle, gündemi belirliyor. Başarılı PR yanında, kaynağı belirsiz söylentiler de öneriyi destekliyor. Yönetmelik nasıl çıkar bilinmez ama çok büyük ihtimalle Ermeni cemaatinin önerisi bu grubun istediği doğrultuda olacaktır. Tabi seçim çevresinin il olmasını isteyen lobi söylendiği kadar güçlüyse yönetmeliğin de onların istediği gibi çıkması süpriz olmaz.
California Eyalet Meclisi’nde Sözde Ermeni Soykırımı Anıldı
TurkishNY.com - 15 Nisan tarihinde, California Eyalet Yasama Meclisi’nde sözde Ermeni soykırımı anma töreni yapıldı.Asbarez’in haberine göre anma töreni kapsamında California’nın dört bir yanından gelen 200’den fazla aktivist, Amerika Ermeni Ulusal Komitesi’nin Batı Bölgesi koluna (ANCA-WR) eşlik etti.Anma töreni çerçevesinde, sözde Ermeni soykırımına ilişkin geçirilen iki karar ön plana çıktı.
Bu kararlardan biri olan, Ermeni kökenli Meclis Üyeleri Katcho Achadjian ve Adrin Nazarian tarafından sunulan ve geçirilmesine öncülük edilen Assembly Joint Resolution 2 isimli karar; sözde Ermeni soykırımını tanımakla birlikte 15 – 19 Nisan tarih aralığını “1915-1923 Yıllarında Yapılan Ermeni Soykırımını Anma Haftası” olarak tayin ediyor ve ayrıca Kongre ile Başkan Barack Obama’ya resmi ve daimi olarak sözde Ermeni soykırımını tanıma çağrısında bulunuyor.
Ödül Gecesine Azeri-ermeni Dostluk Mesajı Damgasını Vurdu
Magazinci.com tarafından düzenlenen ‘12. İnternet Medyası Yılın En İyileri’ ödül törenine Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva ile Ermeni asıllı Türk sanatçı Hayko Tataryan’ın tokalaşması damgasını vurdu.Nurettin Soydanın sahibi olduğu magazinci.com tarafından düzenlenen ‘12. İnternet Medyası Yılın En İyileri’ ödül törenine yıldız yağdı. Birbirinden ünlü konukların hazır bulunduğu törene damgasını vuran olay ise Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva ile Ermeni asıllı Türk sanatçı Hayko Tataryan’ın tokalaşması oldu. Gecede ‘Yaşam Boyu Onur’ ödülünü Ermeni asıl Türk sanatçı Hayko Tataryan, ‘Yılın Uluslararası Dostluk ve Barış’ ödülüne layık görülen Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva, ile tokalaşarak dostluk mesajı verdi.
Ermeni Diasporasından Gürcistan’a Sözde Soykırımı Tanıma Çağrısı
TurkishNY.com - Gürcistan’daki Ermeni organizasyonlar, Gürcü Parlamentosu’na sözde Ermeni soykırımını tanıması yönünde çağrıda bulundu. Public Radio of Armenia’nın haberine göre Gürcistan’da bulunan bazı Ermeni dini ve laik organizasyonlar, Gürcü Parlamentosu’na “diğer uygar dünya ülkelerine” katılma ve Osmanlı İmparatorluğu tarafından yapıldığını iddia ettikleri sözde Ermeni soykırımının tanınması üzerine müzakereler yapma çağrısında bulundular.
'Türk değilim, Ermeniyim'
"Ermeni Soykırımı" Konferansı
Altın Koza Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kemal Çiçek, Ermenilerin soykırım iddialarını Türkiye'ye kabul ettirmek istediğini bildirdi... Ermenilerin ciddi bir propaganda çalışması yaptığını dile getiren Çiçek, "Ermenilerin tek gayesi Ermeni soykırımı iddialarını dünyaya duyurmak ve dünya ülkelerine kabul ettirmek değil. Onların şimdi en önemli gayesi bunu Türkiye'ye kabul ettirmek. Çünkü amaçları Türkiye'den tazminat almak. Ermeni meselesiyle ilgili neredeyse kitapların tamamı Türkçe'ye çevrilirken, biz doğru düzgün 20 kitap ortaya koyamadık" diye konuştu.
Murat Belge Bu haberi okuyunca Bilseydim Güneydoğu değil Paris'te akil olurdum diyecek
Le Monde gazetesinin Türkiye muhabiri Guillaume Perrier ile Le Figaro gazetesinin Türkiye muhabiri Laure Marchand birlikte "Türkiye ve Ermeni hayaleti" isimli kitap yazdı... Collectif Van, UGAB dernekleri gibi aşırı milliyetçi ve ırkçı Ermeni kuruluşları ve Fransız televizyonlarında Türkleri soykırım yapmak ve bunu inkar etmekle suçlayan iki Fransız muhabir en son olarak France 24 kanalında Türkiye'nin sözde Ermeni soykırımını kabul ederek Ermeni mallarını geri vermeye çağırdı. "Çankaya köşkü bile Ermenilerin malıdır" diyen Guillaume Perrier ve Laure Marchand, durumun böyle olduğunu gösteren belgeleri Kanada'da yaşayan Ermenilerin elinde gördüklerini iddia ettiler. Türk halkının tarihi bilmediğini söyleyen Laure Marchand artık "Türkiye'de resmi tarihin yıkılma zamanı gelmiştir" dedi.
Franz Werfel’in «Musa Dağında 40 Gün» romanının 80. yılına yönelik anma etkinliği
Ermeni Soykırımı Müze-Enstitüsü ve Ermenistan Ulusal Kütüphanesi Franz Werfel’in «Musa Dağında 40 Gün» ünlü romanının 80. yılı çerçevesinde bir sergi düzenliyor. Sergi 17 Nisan’da Ulusal Kütüphane ana binasındaki salonda geçekleştirilecek. «Musa Dağında 40 Gün» romanı Soykırım yıllarında Kilikya Ermenilerinin kahramanlık mücadelesini anlatmakta. Bu mücadele sonucu 4 bini aşkın kişi imha olmaktan kurtuldu ve Fransız savaş gemisi tarafından kurtarıldılar.
Soykırımı tanımak başımızı daha dik yapar
Doğan Tarkan
Türkiye’de Cumhuriyet bir dizi büyük tarihi olay üzerine kuruldu. Kürt kimliğinin ortadan kaldırılmaya çalışılması, Kürtlere dönük asimilasyon politikası bunlardan bir tanesi. Bir de bir dizi azınlığın varlığının silinmesi icraatı var. 1915’de Ermeni soykırımı bu toprakların en eski halklarından birisinin adeta yok edilmesini getirdi. 1915-24 arasında bu toprakların bir başka en eski halkı ve nüfusun Ermenilerle birlikte çok önemli bir kısmını oluşturan Rumlar bir yandan kırıldılar, diğer yandan da ülkeden kovuldular… Bu süreç yakın zamana kadar sürdü. Ermeniler ve Rumlarla birlikte Müslüman olmayan birçok halk da aynı akıbete uğradı. Cumhuriyet Türkiye'sinin yeni egemen sınıfları Ermeni ve Rum zenginliklerine el konması ile oluştu. Yani Türk egemen sınıfı ve Kürt toprak ağaları katliamların, sürgünlerin üzerinde şekillendiler. İki yıl sonra 1915 Ermeni soykırımının yüzüncü yıldönümü. Dünyanın birçok ülkesi bu soykırımı kabul etmiş durumda. Sadece Türkiye soykırımı reddetmekte ve bin bir dereden su getirmekte. Kürt sorununda önemli adımların atıldığı bugünlerde Ermeni Soykırımı’nın tanınması için de adımlar atmak gerekir. 24 Nisan 2013 böyle bir kampanyanın başlangıcı olacak. Türkiye halkları Ermeni kardeşlerinden özür dileyecek, soykırımı tanıyacak ve başı daha dik olarak, dünya halklarının arasına katılacak…
Gevorg Danielyan: Soykırım gerçeğinin hukuki platforma getirilmesinin zamanıdır
Anayasa Mahkemesi danışmanı, «Anayasal Haklar Merkezi» Kurul Başkanı Gevorg Danielyan, ″Görüldüğü kadarıyla bizim eksikliğimiz, siyasetteki hassas noktamız hukuki akitleri tartışma gündemine getirememiş olmamızdan kaynaklanmaktadır. İnsanlığa yönelik bu tip mahkemelerde vakalar ulusal mahkeme ve uluslararası mahkeme mercileri olmak üzere iki şekilde incelenmektedir. Nüremberg yargılamalarını paralel örnek olarak verebilirim″ dedi.
Ayasofya: Kutsal Bilgelik
Trabzon Ayasofya yeniden cami oluyor... Kilise olsun, Hrıstiyanlar ibadet etsin orada demiyorum. Çünkü her iki dine de vermesi gereken hizmeti vermiştir Kutsal Bilgelik, şimdi sıra tarihin bir aynası olarak hizmet etmesindedir... Trabzon Ayasofya yeniden cami oluyordu. İmam ve hatibi atanmıştı bile. Zaten kendisiyle görüşülen ve bilgi alınan kişi de Trabzon Müftüsüydü... Haberi gördüğümde kapıldığım öfke patlaması yavaş yavaş sönerken, kendi kendime etraflıca düşünüyorum. Anlıyorum ki, bütün bunların bir mantığı var. Basit ama, var: Oranın Müslüman olmayan, eski, zengin, geçmiş kültürünü tamamen silmek.
Raffi A. Hermonn: Ermeni asıllı biri neden CHP üyesi olur
Şerafettin Elçi’nin “Türkiye’de Kürtler vardır, ben de bir Kürdüm” ifadesi milat olmuştur. Hakan Şükür’ün de, kökeninin Arnavut olduğunu söylemesi yine bir milattı... Benzeri miladi beyanların CHP’den gelmesini çok isterdim ama maalesef daha çok uzaktayızBugün CHP üyesiyim; 29 Mart 2009 seçimlerinde, Adalar Belediyesi’ne Farsakoğlu ekibinden seçilmiş olmam, (Ermeni) Cemaat’imin bir kısmı tarafından tepkiyle karşılanmıştı...
Salon Konserleri
Sevgili Klasik Müziksever Dostlarımız, Hekimbaşı Salih Efendi yalısı iç mekanda düzenlediği "Salon Konser"lerine devam ediyor. Sıradaki konserimiz 18 Nisan 2013 tarihinde saat 19.30'da. Konserde yorumcu olarak Esra Berkman (kanun) ve Nazlı Işıldak (piyano) ikilisi yer alacaktır.Esra Berkman’ın 2008 yılında kurduğu Kanun Piyano İkilisi’nin öncelikli amacı, Ermeni kanun repertuarının performansa yönelik olarak edinilmesi ve Türk kanun repertuarına ilişkin sahip olunan repertuar çerçevesinde geleneksel bir çalgı olan kanunun, piyanoyla birlikte, solo bir enstrüman olarak niteliklerinin vurgulanması yönünde çaba sarf etmektir.
St. Thomas Church Celebrates 48th Anniversary With Palm Sunday Banquet
By Madlen E. Setian
On Palm Sunday, March 24, the St. Thomas Armenian Church of Tenafly, N.J., celebrated the 48th anniversary of its consecration, honored by the presence of Archbishop Khajag Barsamian, Primate of the Diocese of the Armenian Church (Eastern), who delivered the homily and presided over the Divine Liturgy and celebratory dinner.
Appeal to all Armenians in the world
Since 2005, a website solely dedicated to the memory of Armenian Genocide victims is visible on www.inhomage.com This memorial brings victims' names by region. The designer, journalist Jean Eckian called descendants of genocide victims to register the names of their relatives in place of birth in order to demonstrate extent of the disaster in front of the international community.
Deacon Ordained in Cleveland
St. Gregory of Narek Church of Cleveland, Ohio, welcomed Archbishop Khajag Barsamian, Primate of the Diocese of the Armenian Church of America (Eastern), for a weekend of fellowship and worship that culminated in the ordination of longtime parishioner Murad Demirjian to the diaconate, on Sunday, April 7.
Ermeni korosu 310 yaşında
Samatya Kilisesi Sahakyan Muganni Heyeti ve Korosu resmi kuruluşlarının 310. ve 75. yıldönümlerini çeşitli kültürel etkinliklerle kutluyor. Koro, bu kapsamda 20 Nisan ve 27 Nisan'da Şişli Kent Kültür Merkezi'ndeki 2 ayrı konserle müzikseverlerle buluşacak. Sahakyan Korosu, büyükler grubu şefi Sevan Agoşyan ve çocuk korosu şefleri (kendileri de çocuk korosundan yetişmişlerdir) Anita Kurtoğlu ve Alen Keçeci ile birlikte yaklaşık 70 yetişkin korist ve 80 çocuk koristle koral faaliyetlerini yürütüyor.
27 Nisan'da Ermeni Yalanlarına Son Mitingi Düzenlenecek
TADF’ye üye derneklerden Genç Türkler Derneği (Young Turks) tarafından "Ermeni Yalanlarına Son ve Şehit Diplomatlarımızı Anma " mitingi düzenlenecek. New York'ta bu yıl 9'uncusu düzenlenecek olan miting 27 Nisan 2013, Cumartesi günü 13:00 - 16:00 saatleri arasında New York şehrinin dünyaca ünlü meydanı Times Square'de, 42'nci sokak ve 7'nci cadde arasındaki alanda gerçekleştirilecek.
Derik'in son Ermenileri
Emrullah Karakaş / Derik (Mardin), (DHA)
MARDİN'in Derik İlçesi'nde son Ermeni ailesi olarak yaşayan Yürşalın- Naif Demirci çifti ilçe merkezinde bulunan Surp Kevork Ermeni Kilisesi'nde ibadetlerini yapıyor. Demircilik yaparak geçimlerini sağlayan Naif Demirci, ilçe halkından oldukça memnun olduğunu belirterek, "Ben ölürsem kiliseye kim bakacak?" diye merak ettiğini söyledi. 1915 yılına kadar 1900 Ermeni'nin yaşadığı Derik İlçesi'nde tek başlarına yaşayan Naif ve eşi Yürşalin Demirci çifti ilçeden göç etmeyi düşünmediklerini belirtti.
Fransa’daki Ermeni Diasporası Sözde Soykırım Yasası İçin Bastırıyor
TurkishNY.com – Sözde Ermeni soykırımını destekleyen bir imza kampanyası yürüten Fransa’daki Hayastan Kültürel Sendikası, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ye seçim vaadini tutması ve sözde Ermeni soykırımının inkar edilmesinin cezaya tabi tutulması yönündeki yasa tasarısını kabul etmesi çağrısında bulunuyor. PanArmenian’ın haberine göre imza kampanyası Fransa’nın Paris, Lyon ve Marseille şehirlerinde devam ederken, yüzlerce insan da girişime Valence’de katıldılar.
Ermeni Sorunu Ve Türkler
Erdem Akyüz
Değerli hukukçu Yekta Güngör Özden, yeni çıkan kitapları tanıttığı Sözcü Gazetesinde yayınlanan son yazısında “Av.A.Erdem Akyüz’ün ‘Ermeni Sorunu ve Türkler’ adlı kitabını, araştırma, tarihçilerin görüş ve değerlendirmelerini içeren Türkçe, İngilizce, Fransızca ve Almanca olarak dört dilde yazılmış olup, uzun seneler boyunca yararlanılacak bir yapıttır” şeklinde ifade kullanmıştır. Gerçekten ulusal sorunlarımızı anlatmakta yetersiz kalıyoruz. Alışılan tabiri ile –iç ve dış mihraklar- aslı olmayan uydurma şeyleri adeta “damardan enjekte” ediyorlar. Tarihimizi, milli benliğimizi saptırıp değişik yönlere çekiyorlar, bizler ise haklı olduğumuz konularda sesimizi duyurmakta aciz kalıyoruz. Bize yutturulan uyduruk ve sanal tarihi, gerçekmiş gibi kabul ediyoruz. (Bir o eksikti. HYETERT)
Gürcistan-Ermenistan Yakınlaşması Ve Rusya
ABD ile Rusya arasındaki sistemsel hegemonya-çok kutupluluk rekabetinin en önemli kırılma noktalarından biri olan Güney Kafkasya’da son dönemde ilginç bir müttefiklik ilişkisi gelişmeye başlamıştır. Gül Devrimi’nin ardından ABD ve Rusya arasında dengeyi gözeten dış politika anlayışını değiştiren ve Avro-Atlantik Dünyası’nın sistemsel hegemonyasına eklemlenmeyi ön plana alan Gürcistan, Rusya’nın Güney Kafkasya’daki müttefiki, hatta askeri üssü olarak bilinen Ermenistan ile ekonomik ve siyasal ilişkilerini geliştirme anlayışına yönelmiştir. Üstelik bunu yaparken, Gül Devrimi sonrası Güney Kafkasya özelinde bölgesel bir blok oluşumu içerisine girdiği ve karşılıklı ekonomik bağımlılık ilişkisi geliştirdiği Azerbaycan ve Türkiye’nin kendisine yöneltebileceği tepki dalgalarını da fazlaca önemsememiş ve gündeme getirmemiştir. Hâlbuki bu durum, Güney Kafkasya özelindeki sistemsel fay hattı üzerinde sismik hareketliliğin arttığını gösteren önemli bir dayanak noktası oluşturmaktadır.
Baskın Oran: İşçi Partisi'nin söylemini duydukça Solculuğumdan utanıyorum
Akil İnsanlar'dan Baskın Oran, İzmir Urla'da İP'liler tarafından atılan sloganların planlı yapıldığını belirterek, sert tepki gösterdi. Oran, "Eski Maoist, yeni İşçi Partisi söylemini duydukça solcu olduğumdan utanıyorum. Aynı sözleri duymaktan bıktık" dedi... Oran, "Devlet 12 Eylül'den önce de Kürtler üzerine terör uygulamıştır. Cumhuriyet yanlış kuruldu. Cumhuriyet 1924 Anayasası'ndan itibaren ulus devlet ilan etti. Kürtleri biz böyle isyan ettirdik. Şimdi biz Cumhuriyeti demokratik olarak yeniden kuruyoruz. Başımıza bela olan ulus devletten kurtuluyoruz" dedi. Heyet Üyesi Fuat Keyman ise "Son üç aydır şehit verilmemesi önemli değil mi?" dedi.
''İz'' Kalmasın Kiliseleri Cami Yapalım
Bir kiliseyi camiye dönüştürmek ne anlama gelir? Kilise oradan kalkmış olacaktır öncelikle... Geride ''İZ'' kalmayacaktır, birilerinden. Çünkü geride sadece ''İZ''ler kalmıştır ve bu izler dahi birilerince tehdit olarak algılanmaktadır. Bu ''İZ''ler, tarihi izlerdir, dini izler değil. Bu ''İZ''ler her gün tarihi gerçeklerle hesaplaşma riski taşımaktadırlar. Bu ''İZ''ler, tarihte suç işleyenlerin bir gün adaletle karşılaşma korkularını büyütmektedir ve bu yüzden bu ''İZ''leri yok etme peşindedirler... Öte yandan bir kiliseyi camiye dönüştürmek, egemenliğin işaretidir onlara göre. Egemen olmuşlar, galip gelmişler ve kendi inançlarını başkalarına kabul ettirmişlerdir. Osmanlı ve Cumhuriyet tarihi yine benzer örneklerle doludur.
Ferikoy Merametçiyan Okulundan Başarı Haberleri
42. Uluslararası Gençler İçin Mektup Yazma Yarışmasında, okulumuzun öğrencilerinde Larissa Ilgarlar birinci olarak dereceye girdi... Notre Dame De Sion öykü yarışmasında okulumuz öğrencilerinden Sarin Taşhan birincilik, Nadin Berberyan dördüncülük ödülünü aldı.
Kilise göründü
Muğla'nın Bodrum İlçesi’nde 42 yıl halk eğitim merkezi olarak kullanılan binanın yıkım çalışmalarıyla, 280 yıllık Aya Nikola Kilisesi de ortaya çıkmaya başladı. Bodrum Belediye Başkanı DP'li Mehmet Kocadon "Kilisenin orijinal duvarlarına ulaşmayı başardık. Şimdi amacımız kiliseyi tamamen ortaya çıkartıp kültür turizmine kazandırmak" dedi.
Mısır’daki ‘dini’ çatışmalar
İlyas Coşkun
Mısır’da hafta sonu yaşanan Müslüman-Hıristiyan çatışması, uzun bir süredir rejime karşı sokağı tutan, demokrasi ve özgürlük isteyen muhalefetin önüne aşması gereken yeni sınavlar koyuyor. Bu son çatışma, Kahire’nin kuzeyindeki Kalyubiye kentinde bir grup Kıpti Hıristiyan gencin iddialara göre, İslami eğitim veren El-Ezher’in duvarına, Müslümanlara hakaret içeren ifadeler yazmasıyla başladı. Resmi raporda belirtilen bu olay sonrası kentteki Hıristiyanlara ait bazı dükkanlar yağmalandı. Farklı dinlere mensup kişilere ait bir kısım mülkler yakıldı. Pazar günü ise olaylar Kahire’ye sıçradı.
Hepimiz Ermeni köyü Vakıflılıyız! Hepimiz Ürgüplüyüz!
Selva Trak Ulupınar
Ülkemizdeki tek Ermeni köyü olan Vakıflı’da... Hatay Samandağ’da kısmen Akdeniz manzaralı, Suriye sınırına kuş uçuşu mesafede, yaklaşık 150 kişilik nüfusuyla şirin mi şirin bir köy burası...Azalan nüfusundan dolayı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan, bu nedenle köy okulu bile kapatılan, tek geçim kaynağı turizm ve organik tarım olan köyü yaşatabilmek için köy kadınlarının verdiği mücadele herkesi hayranlık içinde bırakmış durumda... Öyle ki onlar bu mücadeleleri ve başarılarıyla Sabancı Vakfı’nın ‘’Fark Yaratanlar’’ programına bile konu oldular. Vakıflı Köyü Kooperatifi Kadınlar Kolu kurulduktan ve kadınlar faal olarak çalışmaya başladıktan sonra köyde oluşan değişiklikler dikkat çekici nitelikte...
Ülkemizdeki tek Ermeni köyü olan Vakıflı’da... Hatay Samandağ’da kısmen Akdeniz manzaralı, Suriye sınırına kuş uçuşu mesafede, yaklaşık 150 kişilik nüfusuyla şirin mi şirin bir köy burası...Azalan nüfusundan dolayı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan, bu nedenle köy okulu bile kapatılan, tek geçim kaynağı turizm ve organik tarım olan köyü yaşatabilmek için köy kadınlarının verdiği mücadele herkesi hayranlık içinde bırakmış durumda... Öyle ki onlar bu mücadeleleri ve başarılarıyla Sabancı Vakfı’nın ‘’Fark Yaratanlar’’ programına bile konu oldular. Vakıflı Köyü Kooperatifi Kadınlar Kolu kurulduktan ve kadınlar faal olarak çalışmaya başladıktan sonra köyde oluşan değişiklikler dikkat çekici nitelikte...
"Ulus devleti yıkmak istiyorum"
İzmir’de temaslarda bulunan akil insanlar heyeti üyesi Baskın Oran, ’Beyaz Türkler eşit olmak istemiyor. Ben tek ulusun üstünlüğüne inanan ulus devletini yıkmak istiyorum’ diye konuştu... Oran, Türkiye'nin Ermeni, Kürt ve İslam meselelerini halının altına süpürdüğü için sorunların patlak verdiğini söyleyerek, "Biz 1915 Ermeni kırımından bu yana hiçbir önemli sorunu halletmedik. Hepsini halının altına süpürdük. Ermeni Meselesi, Kürt meselesi, İslam meselesi, Ak Parti'nin iktidara gelmesiyle biraz sancılı, ama çözüm yoluna girmiştir. Ermeni Meselesi'ni halletmeye daha var. Kürt meselesi önümüze tabu olarak çıkıyor.
Gürcistan ve Ermenistan ortak pazarda anlaştı
İki ülke arasında ortak pazarın oluşturulması için çalışmaların başladığı açıklandı. Gürcistan Dışişleri Bakanı Maya Panjikidze Erivan'a resmi ziyaret gerçekleştirdi. Ermeni mevkidaşı Eduard Nalbandyan ve Başbakan Tigran Sarkisyan ile görüşen Panjikidze, Gürcistan hükümetinin yeni ortaklık önerileri sunacağını açıkladı. Gürcistan ve Ermenistan arasında sınır kapılarının yenilenmesi, ortak sınır kontrolü ile tarım ve ulaştırma alanlarında ortak çalışmaların ele alındığı görüşmede fikir birliğine varıldı.
Conference on Prevention of Genocide at UN Headquarters
NEW YORK -- Scientific conference on the prevention of genocide was held at the UN headquarters in New York. The event sponsored by the Armenian Permanent Mission of Armenia to the UN and a number of NGOs featured representatives of UN member states, experts and foreign guests. Armenian Permanent Representative to the UN, Ambassador Karen Nazaryan noted in his opening remarks that the crime of genocide reoccurs in different parts of the world and emphasized the importance of international cooperation on the prevention of genocide and the punishment of the crime.
Speaking about the international recognition of the Armenian Genocide, the Ambassador said “Armenia continues the consistent steps in that direction and the Turkish authorities will have to recognize the Genocide sooner or later, despite their policy of denial.”
Armenian Genocide Exhibit Will be Included in Canadian Museum for Human Rights
\WINNIPEG -- Calling the killing of Armenians by Ottoman Turks a genocide may hurt lucrative trade between Canada and Turkey but the Canadian Museum for Human Rights is not about to call the slaughter of an estimated 1.5 million people anything other than genocide, the Winnipeg Free Press writes. When the museum opens in Winnipeg next year, information about the Armenian genocide will be included in its galleries, and it will be called “genocide,” the museum’s head of stakeholder relations said Sunday.
China's Armenian Community Observes Easter
The small Armenian community in China celebrated Easter with a festive gathering in the southern city of Shenzhen on Sunday, March 31. Some 90 people took part in the day’s activities, which included an Easter egg hunt for children, Armenian dancing, and a discussion of community-wide projects.
Kaydol: Kayıtlar (Atom) | f7a687427297 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Türk silahlı kuvvetleri Mg3 ve Bixi kullanmaktadır.Bu nedenle Isparta olmasa da dağıtım yerlerinizde BİXİ silahını kullanmanız muhtemeldir.
Bixi kalaşnikof silahını tasarlayan Mihail Kalaşnikov tarafından yapılmıştır.
Bixi silahı mg3 e göre daha seri ve daha net bir silahtır.Tutukluk sorunun çok nadir olarak karşınıza çıkar.7.62 mm' lik mermi ile çalışır.600-800 metre arasında öldürücüdür.
Azami menzili 4000-5000 metre arasındadır.İlk olarak 1965 yılında rusya'da üretilen silah bugüne kadar 1 milyonun üzerinde üretilmiştir.
Rusya'nın en çok ihraç ettiği silah türlerindedir.Ana gövde, yay, gaz pistonu, kama, iğne, namlu, gaz borusu ve çatal ayağından oluşur.
Çatal ayaklar yere sabitlenerek atış yapılır.Bixi Silahı Çok geri tepmeyen ve yıllar geçmesine rağmen hala daha eskimeyen bir silah türüdür.
Ağırlı diğer modellerine göre değişiklik göstermektedir.Ancak 5 ile 10 kilo arasında değişen bir ağırlığa sahiptir.boyu 1 metre civarında olan bixi üretildiği günden beri birçok savaşta kullanılmıştır.
Askerlik lugatında iki çeşidi vardır ÇİN BİXİSİ-RUS BİXİSİ.Bixi silahı ile ayakta ateş etmek çok mümkün değildir.
Zırh delici özelliği olduğundan terör grupları tarafından da kullanılmaktadır.Bixi mermisi vücuduna isabet eden bir insanın yaşamına devam etmesi çok zordur.
bixi kendisine eklenen mayon ile kullanılır.Mayon bittiğinde ise şerit ile çalıştırılır.Bixi mayonlarının mermi kapasitesi 100-200-250 olarak değişir.
Dakikada 650 mermi atabilir ve zor arazi şartlarının vazgeçilmez silahıdır.Ülkemizde BİXİ olarak bilinen silah Rusya'da "Pkms" adıyla bilinmektedir.
Bixi makinalı tüfeği çok uzun süreler önce üretilmesine rağmen hala faal olan ortadoğu ve diğer savaşların hüküm sürdüğü coğrafyalarda sık kullanılan bir silah olmayı sürdürmektedir.
Bunun en önemli sebebi de çok etkili bir silah olduğu gibi kullanımının da çok kolay olması olarak gösterilebilir.
BİXİ ATIŞI | 4625cd74ff82 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Kaymakam Halis Arslan başkanlığında yapılan toplantıya Belediye Başkanı Zihni Şahin, Prof. Dr. Ali Kemal Ayan, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Kadir Güven, İlçe Müdürü Ahmet Dursun, Sürmeli Mahallesi Derneği (SÜRDER) Başkanı Süleyman Özata, birlik başkanları, organik tarım üreticileri ve pazarcı kadınlar katıldı.
SÜRDER Başkanı Süleyman Özata yaptığı açılış konuşmasında, Sürmeli’nin tarihi ve organik tarım uygulamasının nasıl başladığı hakkında bilgi verdi.
Sürmeli’de 21 üretici bayanın organik tarım yaptığını belirten Bafra Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Ali Kemal Ayan, “Bu kadın hareketinin, kadının pazara, pazarlamaya, paraya elinin değmesinin hikayesi var burada. Ekolojik tarımın yanında ekolojik turizmle beraber kendi evlerini şehirden gelen ailelere açıyorlar. Sürmeli niçin önemli? Türkiye’de bir köyde açılan organik pazara sahip olduğu için çok önemli” dedi.
Organik pazarların genel kuralları hakkına bilgi veren Prof. Dr. Ali Kemal Ayan, pazardan 1 liraya alınan bir ürünün organik pazarda en fazla 1 lira 25 kuruş olabileceğini söyleyerek, organik pazarda başarı kriterleri hakkında da bilgi verdi.
Kaymakam Halis Arslan, Belediye Başkanı Zihni Şahin ve protokol üyeleri tarafından verdikleri katkılardan dolayı Prof. DR. Ali Kemal Ayan, Sürmeli Mahallesi Derneği (SÜRDER) Başkanı Süleyman Özata ve yönetim kurulu üyelerine teşekkür belgesi verildi.
Toplantı sonunda Sürmeli Organik Pazarı gezildi. Kaymakam Halis Arslan ve beraberindeki heyete pazarcı kadınlar kendi yaptıkları ürünlerden ikram etti. | e773b98ddade | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Doğa Uğur Böceği 5 Parçalı Tablo
3 mm forex malzeme üzerine yüksek çözünürlükte uvi baskı tekniği kulanılarak hazırlanmaktadır.
Doğa Uğur Böceği 5 Parçalı Tablo modelini Plakalar üzerindeki çift taraflı bantlar ile istediğiniz yüzeye yapıştırabilir.
İç dekorasyonda sade ve şık görünüme sahiptir.
Yapıştıracağınız yüzey temiz ve düz bir yüzey olmalıdır.
Doğa Uğur Böceği 5 Parçalı Tablo Fiyatları
Doğa Uğur Böceği 5 Parçalı Tablo modelleri forex tablo modelleri kanvas tablo modelleri tablo model ve çeşitlerini en ucuz fiyata cazip taksit seçenekleriyle duvarsusu.com dan güvenle alabilirsiniz.
Kaliteyi ucuza almaın yolu
Kapladığı Alan96.5cmx65cm
Doğa Uğur Böceği 5 Parçalı Tablo, parcali forex tablo fiyatlari, ucuz tablo modelleri, duvar susu, manzarali tablolar fiyatlari
Doğa Uğur Böceği 5 Parçalı Tablo, 5 parçalı tablo, forex tablo, parçalı tablo modelleri fiyatlari, ucuz parcali tablo modelleri | a0ad204d7f56 | [
"c4",
"hplt2"
] |
Bel fıtığında doğru bilinen yanlışlar nelerdir?
Hisar Intercontinental Hospital Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Lütfiye Müslümanoğlu ile bel fıtığında fizik tedavinin yeri ve bel fıtığı tedavisinde doğru bilinen yanlışları sorduk…
Bel fıtığı tedavisinde fizik tedavinin yeri nedir?
Bel fıtığının tedavisinde çeşitli yöntemler kullanılabilir. Öncelikle bel fıtığı tespit edildiğinde hastaya iyileşmeye katkıda bulunacak ilaçlar verilir. Olayın başlangıç aşamasında, yani akut dönemde istirahat ile birlikte ödemi azaltıcı ilaçlara başlanır. İlk günlerde istirahatla birlikte 20 dakika sürecek ve 2 saat ara ile günde evde birkaç kere yapılabilecek soğuk uygulaması ön fizik tedavi uygulaması yerine geçecektir. Akut dönemin arkasından hasta evde sıcak uygulamalara başlayabilir veya soğuk uygulamaya da devam edebilir. Başlangıç tedavisinin arkasından hastada yeterli iyileşme olmadıysa daha geniş fizik tedavi yöntemlerinin kullanıldığı tedavi aşamasına geçilir. Bel fıtığının başlamasının ardından ilk günleri atlattıktan sonra fizik tedavi hastanın iyileşmesine katkıda bulunacak bir tedavi yöntem grubudur.
Bel fıtığında doğru bilinen yanlışlar nelerdir?
• Bel fıtığı sadece ameliyatla geçer.
• Bel fıtığı iyileşmez.
• Bel fıtığı kilolu kimselerde daha çok olur.
• Bel fıtığı olduğunda fazla hareket etmemek gerekir. Devamlı istirahat edilmelidir.
• Bel fıtığında sürekli korse kullanmalıdır.
• Bel fıtığına alabalık iyi gelir.
• Bel fıtığına bel çektirme, bardak çekme iyi gelir. Gibi benzeri düşünceler doğru sanılan yanlışlardır.
Bel çektirme, bardak çekmek gibi uygulamalar ne kadar doğrudur?
Bel çektirme yöntemi, hastanın fıtığının ne durumda olduğunu bilmeyen ve bunun araştırmasını yapmayan herhangi bir kişiye, yani hekim olmayan kişilere yaptırılmamalıdır. Bel çekme, fizik tedavi yöntemleri içinde traksiyon cihazı olarak elimiz altında olan bir cihazdır. Ancak bu cihaz bile tetkik sonucuna göre uygun bel fıtıklarında kullanılır. Hastada bel kayması, ileri derecede kemik erimesi, sinirin üzerine ileri derecede bası yapan bir fıtığın olmadığına emin olduktan sonra uygulanır.
Bardak çekmek, evdeki bireylerden biri tarafından sadece kas spazmı varsa onu çözmeye yardımcı olması amacı ile yapılabilir. Bel fıtığının iyileşmesine değil, onun neden olduğu kas spazmının yarattığı ağrıyı azaltmaya faydası olabilir. Fizik tedavi araçları içinde bizimde bardak çekmeye benzer etki ile birlikte daha fonksiyonlu olan vakumlu aletlerimiz var, onları zamanı geldiğinde zaten kullanılmaktayız.
Fizik tedavi sırasında ağrı olur mu?
Fizik tedavinin başlangıcında bazı hastalar ağrılarının arttığını ifade ederler. Ancak bunun bilimsel bir dayanağı yoktur. Hastanın durumunda o sırada biraz değişiklik olmuş; ödem ve enflamasyonu artmış olabilir. Bu bir süreçtir, sabırla tedaviye devam edildiğinde hem verilen ilaçların hem de fizik tedavinin etkisi yavaş yavaş kendini gösterecektir. Ağrı artışı olduğunda muhakkak hastanın tekrar değerlendirilmesi gerekir.
Fizik tedavinin etkisi ne kadar sürede belli olur? Ağrılar devam etse de tedaviye devam edilmeli midir?
Fizik tedavinin etkisi 1 haftadan sonra kendini gösterecektir. 2 hafta içinde ağrıların azalmaya başlaması gerekir. Ağrı gittikçe artıyorsa hastanın muhakkak tekrar değerlendirilmesi ve ona göre tedaviye devam edip etmemek konusunda karar verilmesi gerekir.
Tedavi nasıl yapılır?
Fizik tedavi yöntemi kombine uygulanan bir yöntemidir. Hastaya bir seri olarak sıcak veya soğuk uygulama ile başlanıp, ödem ve spazmı çözüp, kanlanmayı, dokunun beslenmesini artıracak ajanlarla devam edilir. Ağrılar azaldıktan sonra, hastaya korunma yöntemlerinin, kasları kuvvetlendirme egzersizlerinin öğretilmesi gerekir. Ayrıca hastanın tedavisi bitip iyileşmesi olduktan sonra da spora teşvik edilmesi, karın ve sırt kasları kuvvetlendirilerek doğal korse oluşturması sağlanmaya çalışılır.
Hangi egzersizler uygundur? Hangi egzersizler uygun değildir?
Karın ve sırt kaslarını kuvvetlendirecek, kas kısalmalarını geri çevirecek germe egzersizleri en uygun egzersizlerdir. Spor olarak hastalara yüzme, yürüyüş, bisiklete binme ve pilates önerilebilir. | f03148c09c39 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Ahşap Duvar Paneli Çeşitleri
Ahşap Duvar Paneli Ahşap görünümlü duvar kaplama panelleri modelleri ve çeşitleri duvar dekorasyon modelleri duvar süsleri kalitenin adresi duvarsusu.com da. Doğadan bir parça görünümle yaşam alanlarınıza yeni dekorlar oluşturmanın adıdır. Doğallığı ve sadeliği simgeleyen tasarımlarıyla ilginizi çekecektir.
Ahşap duvar kaplama dekoratif ahşap duvar panelleri ahşap panel kaplama ahşap görünümlü duvar panelleri modelleri ve çeşitleri uygulaması kolay bir yapıdadır. Kendi başınıza bile uygulama yapabilirsiniz. Üzerindeki boya uzun süre dayanabilen özelliğe sahiptir. Su, rutubet ve nem geçirme oranı çok azdır. Darbelere karşı özel sertleştirilmiş olup darbelere karşı oldukça dayanıklıdır. Hafiftir. Uygulandığı yerde kayda değer bir ağırlık yapmaz. Kalite ve görsel olarak uygulandığı yerin değerini arttırır. Ekonomiktir. Deforme olmaz. Zamanla izolasyon özelliğini yitirmez . Darbe emici özelliğe sahiptir. Zehirli gazlar içermez. Bakteri üretmez. B1 sınıfı alev yürütmez tiptedir. Alevi arttırmaz, içinde tutar. Dayanıklıdır. İç ve dış cephede uygulanabilir. En güzel özelliği ise eğer isterseniz üzerine boya yapılabilir. Ahşap duvar görünümü hissi sunar. montaj yapılan yere herhangi bir zarar vermez. Sadece kullandığınız çivi yada vida izleri dışında herhangi bir kalıntı kalmaz. Doku zenginliği, renk çeşitliliği bakımından öncü, kestane ağaç, flexi ağaç, meşe ağaç, ceviz ağaç ahşap seçenekleriyle göze hitap ediyor. Modern çizgiler, çağdaş desenlerle yaşam alanlarınızda farklı tarzlar yaratacak olan ahşap görünümlü duvar panelleri modellerini seçmekte zorlanacağınıza eminiz. Her türlü mimarı yapıda ve her türlü dekorasyonda kullanabileceğiniz modeller ve çeşitleriyle sizlerin yaşam alanlarınıza renk katmayı bekliyorlar. Çoğu İnsanın özlemi olan doğa ile iç içe yaşamanın duygusunu verecek tarzda üretilmiştir.
Ahşap Duvar Paneli Uygulaması
Ahşap Duvar Paneli ürünün uygulaması oldukça basittir. Her parça 100 x 50 ölçüsünde olup ürünün arkası çevrilerek 6 adet bölgeye silikon sıkılır. Ahşap Duvar Paneli ürünü duvara bastırılarak birkaç dakika tutulur. Sonra diğer parçalar yan yana dizilerek aynı işlem tekrarlanır.
Ahşap Duvar Paneli Fiyatları
Ahşap Duvar Paneli duvar kaplama panelleri modelleri ve çeşitleri duvar dekorasyon modelleri ve çeşitleri duvar süsleri ucuz fiyat avantajları cazip taksit seçenekleriyle duvarsusu.com dan güvenle ve hızlı olarak satın alabilirsiniz.Kalitenin adresi | 36a39d0ff16d | [
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Neksan Mekanik; gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için tüm faaliyet alanlarında "Sürdürülebilir Kalkınma" ilkelerini benimsemiştir. Kuruluş değerlerimiz arasında yeralan insana, çevreye ve topluma saygılı olma ilkesi doğrultusunda;
- Sorumluluk, amaç ve hedefler ile çevre performansının izlenmesini tanımlayan bir "Çevre Yönetim Sistemi"ni etkin uygulamak,
- Yenilikçi ve yaratıcı yaklaşımlar kullanarak sürekli iyileştirmek,
- Faaliyetlerimizi ilgili ulusal ve uluslararası mevzuat ve standartlar ile paydaşlarımızın beklentilerine uyumlu olarak sürdürmek,
- Çalışanlarımızın ve paydaşlarımızın çevre bilincini artırmak
başlıca sorumluluğumuzdur. Bu kapsamda;
- Küresel kaynakları korumak; enerji ve malzemenin verimli kullanılmasını sağlamak,
- Kirliliğin önlemek ve atıkların en aza indirmek,
- Faaliyetlerimizin ve ürünlerimizin tasarımdan ömür çevrimi sonuna kadar tüm süreçlerde olumsuz çevresel etkilerinin azaltmak hedeflenmektedir.
Bu ilkeler; üretim, pazarlama, satış, ürün geliştirme ve yatırım süreçlerinde ve tedarikçi, müşteri ve diğer paydaşlarımızla ilişkilerimizde rehberimiz olacaktır.
Metal imalat sektöründe hizmet veren Neksan Mekanik; Çevre Yönetim Sistemini, Kalite Yönetimi Sistemi ile bütünleşik olarak ele almakta ve sürekli geliştirmektedir. | 0802d9a768d1 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
1989 yılında yapımının tamamlanmasının ardından 23 yıl boyunca bakım ve onarımı yapılmamış olan belediye hizmet binası, yıpranmış görüntüsüyle şehir estetiğinde olumsuz bir intiba bırakması sebebiyle Belediye Başkanı İrfan Dinç tarafından “18 Ayda 18 Proje” kapsamına alınarak modern bir yapı haline getirildi.
Cephe mantolama ve giydirme çalışmaları, asansör yenileme, doğalgaz dönüşümü ve çatı tamiratı ile baştan aşağı yenilenerek yıkık ve dökük görüntüsünü geride bırakan belediye hizmet binası, kazandığı modern görünümüyle Çankırı’nın vizyonunu yeniledi.
- Dış cephe EPS malzeme ile kaplandı
- Çatı tamiratı yapıldı
- Doğalgaz dönüşümü yapıldı
- 3 adet asansör değiştirilerek yenileri takıldı
- Doğramalar değiştirildi | 7c9fb7a76ae8 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Enzimlerin Yapısı
Sadece tek bir adım atmak istediğimizde bedenimizde gerçekleşen olaylar hayranlık uyandırıcıdır. Beynimizin içinde sayısız sinir hücresi, bacağımızı hareketlendirmek için minik elektrik akımları göndermeye başlar. Bu akımlar omurilik soğanı ve omurilik aracılığıyla beyinden vücudun diğer kısımlarına, ardından da bacağımıza iletilir. Beynimizden yola çıkan bu elektrik akımı bacağımıza vardığında, o bölgede bulunan kas hücrelerinin kasılmasına ve dolayısıyla bacağımızın hareket etmesine sebep olur. Bütün bu olaylar neredeyse eş zamanlı olarak gerçekleşirken aynı anda da hem gözlerimizden, hem bacağımızdan ve diğer duyularımıza hitap eden her bölgeden beynimize süratli ve kesintisiz bilgi akışı devam etmektedir. Aynı anda beyin, bacağımızın hareket etmesi için verdiği emrin ve ardından gerçekleşecek olan hareketin işleyişini de kontrol etmektedir.
Sadece bir adım atabilmek için gerçekleşen olaylar, yukarıdaki paragrafta oldukça yüzeysel anlatılmıştır. Ancak bilinmesi gereken, bu olayların tümünün ancak enzimlerin varlığı ile gerçekleşiyor olmasıdır.
Çok uzun yıllar enzimler konusunda araştırma yapmış olan Dr. Edward Howel, enzimlerin insan için önemini ve etkilerini şu sözlerle özetler:
Enzimler yaşamı mümkün kılan parçalardır. İnsan bedeninde gerçekleşen kimyasal reaksiyonların her biri için gereklidirler. Enzimler olmadan hiçbir mineral, vitamin veya hormon görev yapamaz. Bedenimiz, organlarımızın tümü, dokularımız ve vücuttaki her hücre metabolik enzimler tarafından çalışır. Onlar, bedenimizi protein, karbonhidrat ve yağlardan inşa eden işçiler gibidir. Tıpkı evimizi inşa eden işçiler gibi. İnşayı gerçekleştirmek için hammaddeniz olabilir ama işçiler (enzimler) olmadan işe başlayamazsınız bile.2
Enzimler, bir hücreyi bir düzen içinde çalışan son derece gelişmiş minyatür bir fabrika haline dönüştüren proteinlerdir. Şu ana kadar tanımlanmış 2000 kadar enzim vardır.3 Sadece damarlar 98 ayrı enzim tarafından kontrol edilmektedir. Kalbin, beynin veya karaciğerin ise kaç enzim tarafından kontrol edildiği henüz saptanamamıştır.4 Enzimler, hücre içinde sayısız reaksiyonu harekete geçirir, gerektiğinde durdurur, moleküllerin şekillerini değiştirir, yeniden meydana getirir veya yok ederler. Ancak kendileri bozulup değişmezler. Yapmaları gereken işlemleri yerine getirmelerinin ardından, yeni görevleri gerçekleştirmek için hazırdırlar.
Enzimler katalizör görevi görürler. Bir kimyasal tepkimeye katılmadan tepkimenin hızını artırırlar. Bunu daha iyi anlayabilmek için kataliz işleminin ne olduğunu anlamakta fayda vardır. Bir maddeyi enzimlerin olmadığı bir ortamda parçalayabilmek için aşırı ısı, şiddetli asidik veya bazik ortam gibi çok yoğun şartlar ve yüksek enerji gerekmektedir. Buna aktivasyon enerjisi denir. Laboratuvarda aktivasyon enerjisinin sağlanması oldukça zorlu koşullara bağlıdır. En önemli şart ise yüksek ısıdır. Ancak hücre içinde binlerce reaksiyon aynı anda gerçekleşir ve aktivasyon enerjisi ısı ile sağlanamaz. Çünkü bu kadar yüksek ısı hücre içinde gerçekleşen tüm reaksiyonları olumsuz etkileyip tamamen bozar. Isıya maruz kalan hücre, sitoplazmasını tümüyle kaybeder. Dahası ısı, hidrojen bağlarını parçalar, DNA kopyalanmasını olumsuz şekilde etkiler ve hücre içinde daha birçok sistemin devre dışı kalmasına neden olur. Dolayısıyla hücre içinde sürekli olarak gerekli olan aktivasyon enerjisini ısı ile sağlamak mümkün değildir. İşte, canlı organizmalar içinde reaksiyonların, yüksek ısı gibi şartlara gerek kalmadan gerçekleşebilmeleri için enzimler gereklidir. Çünkü enzimler, reaksiyonlar için gereken aktivasyon enerjisini düşürürler. Kataliz, bu enerjinin düşürülmesi ile gerçekleşen işlemdir.5
Enzimler kataliz işlemini, reaksiyona girdikleri moleküllerle geçici bir birliktelik kurarak yaparlar. Bu geçici birliktelik, mevcut kimyasal bağları zayıflatır ve yenilerinin oluşmasını sağlar. Dolayısıyla reaksiyonun oluşması için az bir miktar dışında enerji kullanılmamaktadır.6 Enzimler bu yolla, katıldıkları reaksiyonları, katalize edilmemiş reaksiyonlara göre 1 milyon ila 1 trilyon kat hızlandırırlar.7 Tek bir enzim molekülü, birbiriyle aynı on binlerce molekülü tek bir saniyede katalize edebilir. Kimyacıların yüksek sıcaklık, parçalayıcı asitler ve özel araçlarla yapmayı ancak başarabildikleri işlemleri enzimler o kadar kolay ve seri bir şekilde yaparlar ki, ne asite, ne özel araçlara, ne basınca, ne yüksek sıcaklığa ve ne de uzun bir zamana ihtiyaçları vardır. Az miktarda ısı üretmek suretiyle bir saniyeden çok daha kısa bir zaman içinde görevlerini hatasız şekilde yerine getirirler. Bu özel proteinler; yağları işler, şekerin yapısını değiştirir, nişastayı parçalar, yeni besin maddeleri oluşturur, artıkları atar ve kanı temizlerler. Aynı zamanda yaşlanmayı geciktirir, bağışıklık sisteminin direncini artırır, hafızayı güçlendirir, kasları meydana getirir, ciğerlerden karbon dioksiti temizlerler.8 Enzimler, insanı yaşatmak için sürekli olarak uğraşan özel yardımcılar gibi görev yaparlar.
Enzimler, tüm vücut fonksiyonlarının çalışması için gereklidirler. Dolayısıyla enzimlerin varlığı da fonksiyonları da büyük bir komplekslik içerir. Bu durum, tüm canlılığın bir seri tesadüfi aşamalarla kendi kendine meydana geldiğini iddia eden evrim teorisi için büyük bir problemdir. Çünkü evrimciler, yaşamın tesadüflerle gelişim gösterdiğini iddia ederken, bunu sağlayan yapıların "basit" oldukları varsayımından yola çıkarlar. Ancak her geçen gün insan bedenine ait yepyeni kompleksliklerle karşılaşmaları, evrimcilerin çözümsüz problemler listesini daha da uzatmakta, yaratılış gerçeğine karşı geliştirilmiş evrim teorisini sürekli olarak geçersiz kılmaktadır. Bu önemli gerçeğin farkında olan Cambridge Üniversitesi' nden evrimci Dixon ve Webb, evrim teorisi için en büyük zorluklardan birini oluşturan enzimler ile ilgili olarak şu tanımı yapmaktadırlar:
Enzimlerin temelini içeren her şey, hayatın temeli gibi ki bunlar temelde aynı şeylerdir- zorluklarla doludur. Enzimlerin ortaya çıkışının, yani Hopkins' in tabiriyle yaşamın ortaya çıkışının, evrenin tarihindeki en olağandışı ve en anlamlı olay olduğunu söyleyebiliriz.9
Dixon ve Webb' in "zorluk" olarak tanımladıkları şey, evrimin açıklayamadığı komplekslikler ve mükemmelliklerdir. Bir evrimci için enzimin sahip olduğu olağanüstü kompleksliğin hiçbir açıklaması yoktur. Çünkü bu üstün eserin tek Yaratıcısı Allah' tır ve Allah, tüm varlıkları kusursuz şekilde yaratandır.
Bir evrimci biyolog olan Frank Salisbury de, enzimlerdeki -evrimcilerin açıklayamadığı- bu üstün kompleksliği şu sözlerle ifade etmiştir:
Artık hücrenin düşündüğümüzden çok daha kompleks olduğunu biliyoruz. İçinde binlerce fonksiyonel enzim bulunmaktadır. Bunların her biri kendi başına kompleks birer makinedir. Dahası her enzim, DNA' nın bir parçası olan bir gene karşılık olarak ortaya çıkmıştır. Gende bulunan bilginin içeriği genin kompleksliği onun kontrol ettiği enzim kadar büyük olmalıdır.10
Bu çok önemli bir bilgidir. Enzimler, Allah' ın dilemesiyle genlerin kontrolünde oluşan ve yine onların kontrolünde hareket eden proteinlerdir. Dolayısıyla genlerin sahip oldukları komplekslik de enzimlerdeki kadar büyük olmalıdır. Genlerin sahip oldukları kompleksliği ise şu sözlerden hatırlayabiliriz:
Örneğin bizlere, genin içerdiği bilginin onun kontrol ettiği enzimler kadar büyük olması gerektiği söyleniyor. Orta büyüklükteki bir protein yaklaşık olarak 300 amino asit içermektedir. Bu protein bir DNA geni tarafından yapılır ve bunun da kendi zincirinde 1000 nükleotidi olması gerekmektedir. Bir DNA zincirinde dört tip nükleotid bulunması gerektiğine göre, 1000 tane bağlantısı olan bir genin ortaya çıkışı 41000 farklı şekilde olabilir. Bunun anlamı 4' ün ardından gelen bin tane sıfırdır.
Bütün bu komplekslik sadece basit bir canlı varlığın meydana gelişi içindir.11
Evrimciler, canlılığı oluşturan her bir yapının, uzun ve ağır aşamalar sonucunda, çeşitli hayali mekanizmalar yoluyla tesadüfen şekillenip oluştuğunu iddia ederler. (Konuyla ilgili detaylı bilgi için bkz. Hayatın Gerçek Kökeni, Harun Yahya) Oysa evrimcilerin, evrimleştirici bir unsur olarak öne sürdükleri mutasyon ve doğal seleksiyon mekanizmalarının herhangi bir evrimleştirici özelliği yoktur. Şimdiye kadar bir canlının, yapısındaki herhangi bir organelin evrimleşip değiştiği ve başka bir canlıya fayda sağlayacak yeni bir yapı haline geldiği gözlemlenmemiştir. Dahası, genetik, tıp, biyoloji ve mikrobiyoloji bilimleri, bir canlının protein veya genlerindeki herhangi bir değişimin, o canlının genetik bilgisinde kopmalar, bozulmalar ve ciddi hasarlar meydana getirdiğini kesin olarak ortaya çıkarmış ve herhangi bir genin veya proteinin, tamamen farklı fonksiyonlara sahip başka genlere ve proteinlere dönüşümünün imkansızlığını açıkça göstermiştir. Evrimcilerin, tümüyle kontrolsüz şartlar altında tesadüfen meydana geldiğini iddia ettikleri proteinler ise, henüz laboratuvar ortamında bile oluşturulamamıştır. Günümüz koşullarında, günümüz teknolojisi ve imkanlarıyla, tam kapasiteli laboratuvarlarda en nitelikli bilim adamlarının oluşturamadıkları böylesine kompleks bir yapının, kendi kendine, rastgele aşamalarla oluşması, kesin olarak imkansızdır.
Enzimler de birer proteindir ve tesadüfen meydana gelmesi imkansız olan bir genin içerdiği olağanüstü bilgilerle oluşan ve Allah' ın dilemesiyle söz konusu genin kontrolü altında işleyen kompleks yapılardır. Dolayısıyla enzimlerin de tesadüfen meydana gelebilmeleri imkansızdır, içerdikleri bilgi oldukça büyüktür. Cambridge Üniversitesi' nden matematikçi ve astronom Sir Fred Hoyle, bir evrimci olmasına rağmen, enzimlerin tesadüfen meydana gelemeyecekleri gerçeğini şu şekilde özetlemiştir:
Eğer maddenin, organik sistemleri hayata sürükleyen temel bir prensibi varsa, bunun varlığı laboratuvarda kolaylıkla gösterilebilmelidir. Örneğin ilkel çorbayı gösterebilmek için bir yüzme havuzu edinebilirsiniz. Bunu biyolojik temeli olmayan istediğiniz kimyasal ile doldurabilirsiniz. Bunun üzerine veya içine istediğiniz gazı pompalayabilir ve onu hoşunuza giden herhangi tip bir radyasyona maruz bırakabilirsiniz. Deneyi bir sene kadar sürdürebilir ve 2000 enzimden kaç tanesinin oluştuğunu gözlemleyebilirsiniz. Ben size cevabı verebilirim, böylelikle deney için gereken zaman, zahmet ve harcamadan kurtulursunuz. Deney sonunda, amino asitlerin ve diğer basit organik kimyasalların oluşturduğu katranlı bir çamur dışında elinize hiçbir şey geçmeyecektir. Bu konuda nasıl bu kadar kendime güveniyorum? Eğer bunun tam tersi olsaydı, bu deney çoktan yapılırdı ve bütün dünyada oldukça ünlü ve tanınmış bir deney olurdu. Ve bunun maliyeti, insanın Ay' a ayak basması için gereken maliyet dikkate alındığında oldukça önemsiz kalırdı.12
Enzimler, organizmada hemen hemen bütün kimyasal tepkimelere katılırlar ve onları olağanüstü şekilde hızlandırırlar. İşlem sonunda tepkimeye girdikleri ilk halleri ile tepkimeden çıkarlar, yani bozulmazlar. Reaksiyon meydana geldikten sonra, yeni oluşan moleküller enzimden ayrılır ve enzim yeni reaksiyonlara girmek üzere yoluna devam eder. Enzimlerin bu özellikleri oldukça önemlidir. Bu şekilde enzim, bir hücre içinde sayısız reaksiyona girebilmekte ve canlı organizmayı hayatta tutabilmektedir. Her bir hücrede, her dakika, birkaç yüz bin reaksiyon bu şekilde hiç durmadan gerçekleşmektedir.13
İnsan bedenindeki yaklaşık 2000 farklı enzimin her biri belli bir kimyasal reaksiyonu katalize edebilir. Farklı görevler üstlenmiş olan hücreler, farklı enzim türlerine sahiptirler. Hücreler sadece kendi gereksinimleri olan reaksiyonları gerçekleştirecek enzimlerle çalışırlar. Dolayısıyla, bir hücrenin üretebileceği belirli enzimler, o hücrenin faaliyet ve fonksiyonlarının tespit edilmesinde önemli bir unsurdur.
Fred Hoyle, enzimlerin şaşırtıcı gücü ile ilgili olarak şu hesaplamayı yapmıştır:
Hücre için gerekli olan 2000 kadar enzimin meydana gelme olasılığı 1040.000' de birdir. Bu, en kompleks ' çorba' ile en basit hücre arasında büyük bir kavramsal uçurum ortaya koymaktadır. Bunu kabul etmek için mantığı devreden çıkarmanın gerekmesi oldukça dramatiktir.14
Yeryüzünde canlılara ait tüm yapılar, farklı derecelerde kompleksliklere sahiptirler. Ve bu yapılar, sahip oldukları kompleksliklerle birlikte yalnızca kusursuz bir yaratılışı gösterirler. Canlılar; iş bölümü içinde çalışan, birbirleri ile sürekli iletişim halinde olan, birbirlerine bağımlı hareket eden ve harikalar gerçekleştiren moleküler mucizelere sahiptirler. Bunların şuurlu hareket etmeleri, hangi hücrede çalışacaklarını bilmeleri, neyi ne kadar hızlandıracaklarını belirlemeleri, kaç reaksiyona gireceklerini önceden kararlaştırabilmeleri mümkün değildir. Bu mümkün olmamasına rağmen enzimler hata yapmazlar, çünkü ilhamla hareket ederler.
Onlara yapmaları gerekeni sürekli olarak ilham eden, onları yaratmış ve sürekli olarak da yaratmakta olan Allah' tır. Allah, bir insana beden ve ruh verdiği ve onu tüm organlarıyla, duyularıyla eksiksiz yarattığı gibi, insanın hücrelerinde gerçekleşen olağanüstü olayları da aynı mükemmellikte yaratmıştır. İşte bu nedenle hücre içindeki diğer sistemler gibi enzim sistemi de kusursuz işlemektedir. Allah' ın dışında bunları yaratabilecek hiçbir güç yoktur ve Allah bunu bir ayetinde şöyle haber vermiştir:
Peki onlar, Allah' ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde her ne varsa -istese de, istemese de- O' na teslim olmuştur ve O' na döndürülmektedirler. (Al-i İmran Suresi, 83)
Enzimlerin İnsan Bedeni ile Olan Kusursuz Uyumu
Enzimleri Şifreleyen Genler
Enzimler birer proteindir, dolayısıyla protein yapısındadırlar. Bu, enzimler için belirlenmiş oldukça özel bir yapıdır. Çünkü enzimler, proteinlere has bir nitelik olan üç boyutlu yapı özelliklerine sahiptirler. İşte bu nedenle diğer moleküllerle rahatlıkla birleşir, reaksiyonlara dahil olabilirler. Enzimler, diğer proteinlerden de sahip oldukları üç boyutlu yapı ile ayrılırlar. Proteinlerin yapı taşları amino asitler olmasına rağmen, bir proteine veya bir enzime karakteristik özelliğini veren şey, sahip oldukları amino asitlerin sırası, sayısı ve peptid bağı denilen ve iki amino asiti birleştiren bağların özelliğidir.15 Amino asitlerin özelliklerine ve dizilimlerine göre enzimin etki edeceği reaksiyonlar ve hızları belirlenmiş olur. Peki bir enzimin hangi amino asitlerden oluşacağını ne belirler? 100 amino asitten oluşan bir enzimi düşünelim. Canlı organizmalarda 20 farklı çeşit amino asit olduğuna göre amino asitlerin 100' ü, 10020 farklı şekilde sıralanabilir. Ancak bu dizilimlerden sadece bir tanesi enzim oluşturabilecektir. Buradaki doğru sıralamayı Allah' ın dilemesiyle genler belirler. Enzimler, daha önce de belirttiğimiz gibi genler tarafından düzenlenir ve kontrol edilirler. İster hücrenin yapısında yer alacak olsun, isterse enzim aktivitesi gösterecek olsun bütün proteinler, genler tarafından kodlanır. Genler sentezlemiş oldukları enzimlere hangi görevleri üstlenmeleri gerektiğini de bildirir, yani onları şifrelerler. Bu şifre, enzimlerin hangi reaksiyonlara girmeleri gerektiğini belirler. Enzimler, bu bilgiler doğrultusunda reaksiyona sokacakları moleküllere yönelirler.
Burada şunu hatırlatmakta fayda vardır. Enzimler de, enzimlere şifre ileten genler de bilinçli varlıklar değildirler. Genlerin ve onlardan bilgi alan enzimlerin tek başlarına hareket edebilmeleri, bir şeyi düşünüp kararlaştırabilmeleri, kendilerine ait özel şifreler üretebilmeleri mümkün değildir. Onlar şuurlu varlıklar değildirler. Protein ve yağlardan oluşurlar ve bir insan bedenini yaşatabilmek için nelerin gerektiğini, bir reaksiyona nasıl müdahale edeceklerini, hatta bir reaksiyonun ne işe yaradığını bilmelerine imkan yoktur. Tesadüfen kompleks bir yapı kazanamaz, tesadüfen her saniye binlerce reaksiyonu hızlandıramazlar. Ama onlar, şuurları olmamasına rağmen, her hücrede mucizevi işlemler gerçekleştirirler; çünkü kendilerini yaratan Allah' a boyun eğmişlerdir. O' na itaat ederler. O' ndan gelen ilhamla hareket ederler. Bu satırları okurken, bu gerçek mutlaka akılda tutulmalıdır.
Genler, hem hücre içindeki proteinleri hem de enzim görevi gören proteinleri kodlarlar. Peki, ürettikleri proteinin enzim görevi görme, yani kimyasal tepkimelere katılıp onları milyonlarca kez hızlandırma özelliğini belirleyen nedir? Kimyasal olarak bu, amino asitlerin kimyasal yapılarındaki özelliklerle açıklanabilir. Amino asitler, bir tane karbon atomuna bağlanmış bir amino grubu (-NH2), hidrojen, karboksil grubu (-COOH) ve bir de farklı moleküllerden meydana gelebilen değişken yan gruptan (-R) oluşurlar. Amino asitleri birbirlerinden farklı kılan şey, taşıdıkları yan grupların büyüklük, şekil, elektrik yükü, suya duyulan ilgi ve aktiflik açısından farklı olmalarıdır. Enzimleri oluşturan amino asitlerin özelliği ise, birbirleriyle etkileşmeleri, bunun sonucunda da üç boyutlu özel bir yapı kazanmaları ve zincirin eğilip bükülmesini sağlamalarıdır. Bunu şu şekilde açıklayabiliriz:
Proteinleri oluşturan amino asitlerin diziliş şekilleri, proteinlere çeşitli özellikler verir. (bkz. Protein Mucizesi, Harun Yahya) Buna göre proteinler, birincil, ikincil, üçüncül ve dördüncül yapılar kazanırlar. Birincil yapıda düz bir polipeptid zinciri söz konusudur. İkincil yapıdan itibaren üç boyutlu bir şekil kazanan proteinlerin fonksiyonları bu üç boyutlu şekle göre belirlenir. İkincil yapıda polipeptid zincirleri aynı yatay düzlemde paketlenir ve proteine heliks şeklini kazandırır. Üçüncül yapıda söz konusu heliks yapı bükülerek ve paketlenerek özel bir şekil alır. Dördüncül yapıda ise, oluşan bütün alt gruplar da bir araya gelerek daha kompleks bir yapı meydana getirirler.
Enzimler, üçüncül (tersiyer) yapıya sahip olan proteinlerdir. Dolayısıyla üç boyutludurlar ve proteini oluşturan amino asitler katlanıp bükülerek enzime özel bir şekil vermiştir. Bu şekil büyük bir öneme sahiptir, çünkü bu şekle bağlı olarak enzimler, yaşamamızı sağlayan pek çok fonksiyonun meydana gelmesine vesile olurlar. Üç boyutlu üçüncül yapı, polipeptid zincirlerinin katlanması, düğümlenmesi veya kendi etrafında dönmesi gibi özellikler, enzimlerin de kendi içlerinde çeşitlenmelerini sağlar.
Üçüncül yapının bir enzime verdiği başka ayrıcalıklar da vardır. Proteinlerin birincil yapısı sadece kovalent bağlardan oluşur. Bu kuvvetli bağlar, sonraki yapılarda gitgide azalmaktadır. Dördüncül yapıda ise hiç kovalent bağ yoktur. Enzimleri oluşturan üçüncül yapıdaki kovalent bağlar ise sadece komşu zincirlerin yakın bölümlerinde meydana gelir. Bu durum, enzimin moleküllere bağlanarak reaksiyonlara girebilmesi için sadece yüzey bölümlerinin sıkıca bağlanmalarını sağlamaktadır ve bu bağlantının kopmaması için söz konusu kuvvetli bağların varlığı önemlidir.
20 farklı türdeki 100 amino asit 20100 (10130) farklı şekilde dizilebilir. Eğer bunların 1011' i ilkel bir enzimde işlev gösterebiliyorsa ve eğer 5 milyar yıl (yaklaşık 1017 saniye) boyunca her saniye 100 amino asitten bir milyar trilyon (1021) protein molekülü meydana gelirse, gereken dizilime sahip tek bir molekülün oluşma ihtimali 10130/1021x1017x1011 veya 1081' de birdir. Bu sayı sıfıra eşit bir sayıdır.17
Bu örnekten de anlaşılacağı gibi, enzimi oluşturan amino asitlerin tesadüfen doğru dizilimde meydana gelmiş olmaları imkansızdır. Dolayısıyla, tek bir enzimin varlığı ve işlevleri, tesadüfi aşamalarla evrim iddiasını tamamen ortadan kaldırmaktadır.
Enzim, Etkileyeceği Reaksiyonu Nasıl Belirler?
Enzimi oluşturan amino asitlerin yapısında değişken yan grupların varlığından bahsetmiştik. Bu yan gruplar, enzimin bir bölgesinde toplanırlar ve üç boyutlu yapısı olan ve "aktif bölge" adı verilen bir alan oluştururlar. Aktif bölge, enzimin ilgili yere bağlanarak gerekli kimyasal işlemleri gerçekleştirdiği, yani aktif olduğu bölgedir.
Enzimin etkileyeceği, yani birleşip reaksiyona gireceği kısım ise substrat olarak adlandırılır. Belirli bir enzimin aktif bölgesi, ancak etkileyeceği moleküle ait substrata uyabilir. Bu substratın başka bir enzimin aktif bölgesi ile birleşmesi mümkün değildir. Enzimlerin sahip olduğu aktif bölgeler iki önemli parçaya sahiptir. Bu bölgelerden bir tanesi substratı tanır, diğeri ise substrata bağlanınca reaksiyonu katalize etmekle görevlidir.
Aslında enzim ve substrat, vücudun içinde birbirlerine tamamen yabancı iki yapıdır. Ama birbirlerini tanımadıkları halde birbirlerine karşı hazırlıklıdırlar. Daha önce birbirini hiç görmemiş olmalarına rağmen, kendilerinden milyarlarca kat büyük bir bedenin içinde karşılaştıkları an, çok sayıda molekül arasından birbirlerini tanır ve hızla birleşirler.
Bu birleşmeyi sağlayan ana etkenlerden biri enzimin üçüncül yapısıdır. Bu özel yapı nedeniyle bükülüp şekil alan molekül, substratın tam olarak yerleşebileceği bir boşluğa sahip olmuştur. Bu, üç boyutlu ve oldukça karmaşık bir geometridir. Ancak bu moleküler kompleks yapıya rağmen, aktif bölge ve substrat birbirlerine mükemmel bir anahtar-kilit uyumu gösterirler. Anahtarın, yani enzimin eksikliği durumunda, kapının kırılarak açılması gerekir ki bu da büyük bir güç yani enerji gerektirdiğinden insan bedeninde mümkün olamamaktadır.
Tek bir kilidin sadece tek bir kapıyı açabilmesi gibi, belirli enzimler de sadece belirli substratlarla uyum halinde olabilirler. Bu uyum, aynı zamanda çok etkileyici bir hız içinde işler. Bu hız o kadar büyüktür ki, bir enzim bazen saniyede 300 substrat ile belirli bir sırayla teker teker birleşir. O maddeyi istenen forma sokar, sonra ayrılır. Bu işlem, kesintisiz olarak insanın ömrü boyunca devam edecektir.
Bir hücre içinde enzimlerin ve substratların sayısı oldukça azdır. Bu durumda enzimler ve onlara uyumlu olan substratlar birbirlerini hücre içinde nasıl bulurlar? Kuşkusuz eğer hücrenin içi durağan bir yapıda olsaydı, aynı ortamda bulunmalarına rağmen enzimlerin substratlarla birleşmesi hiçbir zaman mümkün olmayabilirdi. Ancak hücrenin içi sürekli hareketli olduğu için böyle bir sorun yoktur. Isıdan dolayı meydana gelen hareketlenmeler moleküler düzeyde oldukça büyük ve çeşitlidir. Hücre içinde moleküller bir yerden diğerine doğru sürekli hareket ederler. Molekülleri oluşturan birbirlerine bağlanmış atomlar ise bulundukları yerde titreşirler. Daha büyük moleküller olan proteinler ise, bir saniye içinde yaklaşık bir milyon kere kendi etraflarında dönerler. Hücre içindeki bu şaşkınlık verici hareketlilik tüm moleküllerin sürekli olarak birbirleriyle çarpışmalarına neden olmaktadır.
İşte bu çarpışmalar sonucunda hücre içinde sayıları az olmasına rağmen enzimin aktif bölgesi, kendisine uygun substrat molekülü tarafından her saniye yaklaşık 500.000 kere bombardımana tutulur. Bu bombardıman sonucu enzimin ilgili yüzeyiyle substrat uyuşur ve bu moleküller bir anda enzim-substrat molekülü halini alırlar. Artık reaksiyona girmeye hazırdırlar.18
Enzimler, kendilerine uyumlu olsun veya olmasın, karşılaştıkları her substrata çok zayıf bağlarla bağlanırlar. Bunlar hidrojen bağlarıdır. Enzim ve substrat arasındaki hidrojen bağlarının yönlendirici yapısı, o enzim ve substrata kendilerine ait bir şekil, dolayısıyla da bir özellik vermektedir. Ancak enzim doğru substrat ile karşılaştığında ve enzim ile substrat bir kere bir araya geldiğinde, aralarında hidrojen bağlarının dışında yeni bağlar oluşur. Bunlar; Van der Waals, elektrostatik güç ve hidrofobik bağlar gibi çeşitli kimyasal etkileşimlerdir. (Kimyasal bağlar için bkz. Molekül Mucizesi, Harun Yahya) Bu bağlar sayesinde enzim ve substrat arasındaki bağ kuvvetlenir ve ikisinin birbirlerinden ayrılma ihtimalleri azalır.
Karşı karşıya gelen iki molekülden eğer biri diğerinin substratı değilse, bu durumda şartlar daha farklılaşır. Çarpışan iki molekül, adeta birbirleriyle birleşmeye çalışırcasına aralarında zayıf bir bağ kurarlar. Bu bağlar birbirleriyle az çok uyuşan küçük yüzeyler arasında meydana gelir. Açığa çıkan enerji dikkate değer seviyede değildir. Enzim, söz konusu substratın kilidi açacak anahtar olmadığını anladığı an, aradaki zayıf bağları koparır ve hızlıca ondan uzaklaşır. Bu, önemli bir önlemdir. Birbirleri ile uyuşmayan moleküller arasında yanlış ve istenmeyen bağlar kurulması bu şekilde engellenmiş olur.19
Birbirine uyuşan enzim ve substratlar da tedbirlidirler. Son yapılan araştırmalar, tıpkı bir eldivenin ele giyildiğinde elin şekline uyum sağlaması gibi, substrata uyum sağlamak için enzimlerin çok hafifçe şekil değiştirebildiklerini göstermiştir.20
Burada şuurlu iki varlık gibi anlattığımız yapılar, yalnızca iki moleküldür. Görme, duyma, birbirleriyle haberleşme ve bir şeye karar verme yetenekleri yoktur. Bir insan bedeninde onların başarısıymış gibi görünen her şey, gerçekte onları her an kontrolü ve denetimi altında tutan -üce Allah' a aittir. Allah dilemedikçe, hiçbir substrat hiçbir enzim ile birleşemez. Hiçbir enzim, insanın yaşama fonksiyonlarını sağlayan işlevler meydana getiremez. Bir enzimin, kendisi için gerekli olan parçayı keşfetmesi, ona uyum gösterip onunla birleşmek için çeşitli yöntemler denemesi ve açıkça akılcı ve şuurlu hareketler sergilemesi, ancak Allah' ın yönlendirmesiyledir. Cansız moleküllerin şuur sergilemeleri, büyük bir mucizedir ve buradaki mucizeyi göremeyenler veya görmek istemeyenler, moleküllere, atomlara, hatta tesadüflere akıl atfederek onlarda bir olağanüstülük ararlar. Oysa gösterdikleri tüm bilimsel çabalar, yeryüzünün tek hakiminin, üstün ve güçlü olan tek Yaratıcı' nın Allah olduğunu ilan etmektedir. Allah, yoktan yaratan ve dilediği varlıkta Kendi sonsuz aklını tecelli ettirendir.
Haberiniz olsun; şüphesiz göklerde kim var, yerde kim var tümü Allah' ındır. Allah' tan başkasına tapanlar bile, şirk koştukları varlıklara ve güçlere (gerçekte) uymazlar. Onlar yalnızca bir zanna uyarlar ve onlar ancak ' zan ve tahminde bulunarak yalan söylemektedirler.' (Yunus Suresi, 66)
Ya anahtar kilide uymasaydı? Gerekli enzim gerekli yerde olsaydı ama substratla uyuşamasaydı? Enzim, hızlandırılması gereken reaksiyon alanına zamanında yetişseydi ama ilgili moleküllerin yanından geçip gitseydi? Bir düşünelim, bir yaradan akan kanın durdurulması için gerekli enzimler, eğer sırf bu yapı uyuşmazlığı nedeniyle görevlerini yapamasalar, kanın pıhtılaşması hiçbir şekilde mümkün olmayacaktır. Hücrelerin yenilenmesi, işlevlerini sürdürebilmeleri, vücut fonksiyonlarının aynı hız ve düzen içinde sürebilmesi için gerekli olan hiçbir reaksiyon gerçekleşemeyecektir. Enzimin istenilen şeyi yapabilmesi için etki etmesi gereken maddeyi yani substratı tanıması, ona tam olarak uyabilmesi gerekmektedir. Ve bir canlı bedeninde, Allah' ın izniyle, bu konuda hiçbir sorun yoktur. Her enzim, birlikte reaksiyona gireceği substratı sorunsuz tanır ve Allah' ın ilhamıyla hareket ettiği için gerçekleşmesi gereken işlemde hiçbir zaman hata yapmaz. Anahtar kilide mutlak surette uyar, reaksiyon mutlaka gerçekleşir.
Her şey 0.01 mm' lik çapa sahip bir hücrenin içinde gerçekleşmektedir. (Hücrenin büyüklüğü 10-100 mikron arasındadır.) Birbirlerine uyum sağlayan moleküller, bunların aralarındaki kimyasal bağlar, sadece 0.01 mm' lik alanın içindedir. Üç boyutlu yapılar, birbirine bağlanan moleküller, moleküller üzerinde özel geometriye sahip oyuklar ve o oyuklara yerleşebilecek geometriye sahip başka moleküller, hepsi bu ortamdadır. Birbirlerine uyum gösteren, birbirlerinden haber alan, birbirlerinin ihtiyaçlarını belirleyen, zaman ayarı yapabilen, yorulmayan ve karşısına çıkan her molekülü rahatlıkla tanıyabilen moleküller bu ortamda çalışırlar. Tekrar hatırlatmak gerekirse, bu ortam, içinde elektronların hızla hareket edip durduğu, çapı yüz mikrondan daha küçük olan bir hücreden başka bir şey değildir. Bir hücre içinde, insanın tüm yeteneklerini, aklını ve bilgisini aşan, insanın neredeyse hiç ulaşamayacağı kusursuzluğu meydana getiren, asla şaşmayan, hata yapmayan, tümüyle bilinçli bir sistem vardır. Bu bilinç, elbette hücrenin kendisine ait değildir. Hücrenin içindeki birbirinden habersiz, bir atom yığını olan moleküllere, bu şuursuz moleküller arasında gidip gelen yine şuursuz olan enzimlere de ait olamaz. Bu bilinç, tüm bunları barındıran insan bedenine veya insan beynine de ait değildir. Bu bilincin kaynağı, sonsuz akıl ve sonsuz güç sahibi olan Allah' tır ve Allah' ın sonsuz gücü ve aklı, yarattığı her şeyde tecelli eder. O' nun tecellisi; uçsuz bucaksız evren üzerinde de hakimdir, milimetrenin yüzde biri kadar olan bir hücrenin içindeki enzimlerde de. Büyük veya küçük olmaları fark etmez, her birindeki komplekslik, kusursuzluk ve sanat aynı üstünlüktedir. Çünkü Allah hepsini sonsuz ilmiyle yaratır. Allah bir ayetinde bu gerçeği şöyle haber verir:
Görmüyorlar mı; gökleri ve yeri yaratan Allah, onların benzerini yaratmaya gücü yeter ve onlar için kendisinde şüphe olmayan bir süre (ecel) kılmıştır. Zulmedenler ise ancak inkarda ayak direttiler. (İsra Suresi, 99) | 7a6aa4bb00dd | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Minika Çocuk kanalının en çok sevilen çizgi filmlerinden birisi olan My Little Pony artık oyunlarıyla da aramızda. Oyun sezonunu açan pony karakterlerinin pony oyunları ile keyifli vakit geçirmek ister miydiniz? O halde My Little Pony Oyunları
sitesinde bekleniyorsunuz. Twilight Sparkle, Rarity, Pinkie Pie, Fluttershy, Rainbow Dash ve Applejack pony karakterlerinin oyunlarını belirtilen My Little Pony oyunları kategorisi altında bulabileceksiniz. Sen hangi pony karakterini seviyorsun? Twilight mi? Yoksa Rainbow Dash mi? Hangisi olursa olsun tüm pony karakterlerinin oyunlarını oynayabileceğin muhteşem bir site..
Yeni sezonda insan yapısıyla karşımıza çıkacak olan My Little Pony karakterlerinin bu yeni bölümünün adı Equestria Girls olacaktır. My Little Pony Equestria Girls karakterleri Canterlot High okulundaki etkinlikleri hafızalarımıza kazındı. Canterlot Lisesindeki yarışmalar, kafeterya ve kütüphane etkinlikleri ile tanıdığımız Equestria kızlarının oyunları yapılarak internet ortamına sürülmüştür. Equestria Girls Oyunları
platformunda derlenen bu oyunları bir bütün olarak bulabileceğinizi belirtelim. My Little Pony Equestria Girls oyunlarını oynamak için kapı kapı dolaşmanıza gerek yok. Aradığınız oyun burada! Hepinize iyi eğlenceler dileriz. | d0a4ee1bfc4f | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Erzincanlı Gazeteciler Birliği (ERGAB) Başkanı Sedat Sevim, darbe girişimine karşı büyük tepki göstererek, "Darbecileri lanetliyor. Aziz milletin iradesinin üzerinde başka bir irade tanımıyoruz" dedi.
ERGAB Başkanı Sedat Sevim yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "15 Temmuz 2016 gecesi, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde bulunan azınlık bir vatan haini tarafından, ulusal egemenliğimizin simgesi Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmış, Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımıza suikastlar tertip edilmiş, darbeye karşı tepki göstermek için meydanlara inen aziz Türk milletinin üzerine havadan ve karadan ateş açılmıştır.
15 Temmuz gecesi nereye gideceği belli olmayan karanlık uzun bir gece yaşanmış ve sabahın ilk ışıklarıyla birlikte ülkemiz aydınlığa çıkmıştır.
Bu ihaneti tezgahlayan bu terörist çetenin hukuk çerçevesi içerisinde yargılanarak, en ağır cezayı alacağına yürekten inanıyor, anti demokratik tüm girişimlerin karşısında kararlılıkla duracağımızı belirtiyor, darbecileri lanetliyor, Aziz milletin iradesinin üzerinde başka bir irade tanımıyoruz.
Hainlerin darbe girişimi karşısında, kararlılığı ile halka cesaret veren Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım ile tüm Siyasi Partilerimizin Genel Başkanlarına, Türk Silahlı Kuvvetlerimize, emniyetimize ve medya mensuplarımız ile meydanlara inerek canı pahasına darbe girişimine karşı tepki gösteren aziz milletimize teşekkür ediyoruz.
Bu birlik ve beraberliğin, bundan sonra da sağduyu ile devam ederek, ülkeyi kardeş kavgalarına sürükleyecek maceralara atmadan, demokrasiyi ve toplumsal huzurun sonuna kadar savunulmasını temenni ediyoruz.
Sorunlarımızın çözümü, demokratik cumhuriyetten ve anayasal meşru zeminde siyasal mücadeleden geçmektedir.
Erzincan Gazeteciler Birliği olarak, her türlü darbe ve darbe girişiminin karşısında, Cumhuriyetin, ulusal egemenliğin, demokratik ve sosyal hukuk devletinin ve toplumsal barışın yanında olduğumuzu, ülkemize ve parlamenter sisteme bütün gücümüzle sahip çıkacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz.
Darbeye karşı onurlu mücadele vererek şehadet şerbeti içen vatandaşlarımıza ve güvenlik görevlilerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz." | fc1225b3cbe8 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Erzincan’da yol uygulaması yapan polis ekiplerine bombalı saldırıda bulunuldu.
Erzincan’da yol uygulaması yapan polis ekiplerine bir otomobilden bombalı saldırıda bulunuldu.
Alınan bilgiye göre, bugün saat 16. 45 sıralarında Erzincan - Erzurum karayolu üzeri Erzincan çıkışında yol uygulaması yapan polis ekiplerine 45 plakalı mavi renkli bir otomobil içerisinden roketatar atıldı. Polis ekiplerinin hemen karşılık vermesi üzerine çatışma çıktı ve şüpheli otomobil kaçtı.
Saldırıda herhangi can kaybı ve yaralanma olmazken, bir ekip otosu yanarak kullanılamaz hale geldi.
Bölgede kaçan teröristlerin yakalanması için çalışma başlatıldı. | 6139e443ae8d | [
"c4",
"hplt2"
] |
iPhone için geliştirilen yeni bir uygulama, özellikle suçluların teşhisi konusunda polislerin işini bir hayli kolaylaştıracağa benziyor.
iPhone için geliştirilen bir uygulama, polislerin telefonlarıyla şüphelilerin fotoğraflarını çekerek suçluyu teşhis edebilmesini sağlayacak.
MORIS (Mobile Offender Recognition and Identification) yani mobil teşhis sistemi ile polisler, telefonlarıyla şüpheli kişilerin yüzünü tam alacak şekilde fotoğraflarını çektiklerinde, o kişinin daha önce işlediği ve kayıt altına alınan tüm suçlar polisin cep telefonuna gelecek. Böylece polis memuru, şüpheli gördüğü kişinin geçmişte hangi olaylara karıştığını anında öğrenebilecek.
BI2 Technologies tarafından geliştirilen uygulamanın bir diğer özelliği de, iki boyutlu fotoğrafları üçüncü boyuta taşıyabilmesi... Çekilen fotoğrafları ana sisteme gönderen uygulama, sistemin veritabanına inerek burada eşleştirme işlemini gerçekleştiriyor. Bu işlemin ardından kişinin sabıka kaydı otomatik olarak telefona geliyor.
Yüz tanımlama teknolojisini kullanan ve şimdilik iPhone'lar için geliştirilen uygulamanın gelecekte parmak izi teşhisinde de kullanılması planlanıyor. | 0ed77803d4e7 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
İstanbul Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, polis eşliğinde gece denetimine çıktı. Denetim ekiplerinden bir yetkili, girdiği bir et depolama tesisinde yerlerdeki etleri görünce “Kendi çocuğunuza bunları yedirir misiniz" diye sordu ve hiç beklemediği bir cevap aldı...
30 kişiden oluşan denetim ekibi önceden belirlediği 147 farklı iş yerine polis eşliğinde denetim yaptı. Bayrampaşa'da denetim ekipleri, girdiği bir et depolama tesisinde yerlerdeki etleri görünce adeta şoke oldu.
Denetim ekiplerinden bir yetkili, “Kendi çocuğunuza bunları yedirir misiniz" diye sorunca, hiç beklemediği bir cevap aldı. Depo sahibi Mehmet İkram, “Ben kendi çoluk çocuğuma yediriyorum. Niye yedirmeyeyim dedi. İkram’a ait olan depoda bulunan etlerin yerlerde ve çürümüş olduğunu belirten denetim görevlisi, etlerin sağlıksız ve nereden geldiğinin belli olmadığını söyledi.
;
Depodaki etler, çürümüş halde yerlerdeydi.
Bunun üzerine depo sahibi İkram "Ben burada kaçak iş yapmıyorum ve vergi mükellefiyim" diyerek kendini savununca, denetim görevlisi, İkram’dan gerekli belgeleri istedi. İkram bu kez de “Ben buraya yeni başladım.Tarım Bakanlığı’na başvurdum" yanıtını verdi. İkram’a denetim ekibi tarafından gıda onay belgesi olmadığından 12 bin 801 TL para cezası kesildi .Ayrıca belge alana kadar depo mühürlendi.
'DENETİM ŞART'
Denetim sırasında kurallara uygun işletmelerde olduğu görüldü. Tahsin Kutlar’a ait iş yerine giren denetim ekipleri depoda bulunan etlerin kurallara uygun olduğunu belirtti. Ayrıca denetim yetkilileri iş yeri sahibi Kutlar’ın evraklarının da eksiksiz olduğunu kaydetti. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kutlar, “Denetimlerin daha sık yapılması bizim için daha iyi" şeklinde konuştu.
Denetim ekiplerinin önceden belirlenen bir iş yerinin kapalı olması üzerine, yanlarında bulunan çilingirden yardım istedi. Kapalı olan iş yerinin kepenklerinde bulunan kilitleri demir makasla keserek açınca, kovalara doldurulmuş salçaların sağlıksız olduğunu belirlendi.
Bu iş yeri hakkında da işle yapıldı. Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü tarafından yapılan denetimlerin sonuçları ile ilgili daha sonra kamuoyunua açıklama yapılacağını bildirdi.
- Siirt\ te esrarengiz olay
- Suriye\ de ekmek fırını bombalandı
- Kapalıçarşı\\ da yangın
- Ahmet Özal\ dan şok iddia, şok fotoğraf
- Aspirin Sadece Ağrıyı Kesmiyor Bakın Faydaları ?
- Kar geliyor
- Halk otobüsü göle uçtu
- Turkiye\ nin Abromivici
- Jandarma cezaevlerinden çekiliyor
- Mehmet Ali Biran Vefat Etti
- Türk vekile suikast girişimi
- Galatasaray \ ın yıldız oyuncusunda doping çıktı
- Bu ülkede çocuk yapana ikramiye var
- Diyarbakır\ da Jet Kazası
- GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ YANIYOR
- BAKIN GÖZÜNDEN NE ÇIKTI ?
- THY uçağına Yıldırım düştü
- MISIR YİNE KARISTI 22 ÖLÜ
- FERDİ ÖZBEĞEN YOĞUN BAKIMDA
- Adana\ nın Ceyhan ilçesinde 16 yaşındaki bir genç, | a0044abd07e9 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2",
"vngrs"
] |
›› İç dekora sorunsuz uyum sağlar: sadece emme ve deşarj ızgaraları görünür
›› Nominal hava debisine göre otomatik debi ayarı sayesinde kolay montaj
›› DC inverter fanlar sayesinde azalan güç tüketimi
›› Kablolu kumandayla ESP değiştirebilme imkanı, hava debisinin optimizasyonunu sağlar
›› 120Pa’a kadar çıkan cihaz dışı statik basınç, farklı uzunluklardaki esnek kanalların kullanılabilmesini sağlar.
›› Mağazalar ve ortak büyüklükteki ofisler için idealdir
›› Çok sessiz çalışma: 29dBA’ya kadar düşen ses basıncı seviyesi
›› DIII bağlantısı için opsiyonel adaptör gerekli değildir, ünitenizi daha geniş bina yönetimi sistemine bağlayın
›› Hava emiş yönü, arkadan veya alttan emiş şeklinde değiştirilebilir
›› Standart olarak gelen drenaj pompası, drenaj sisteminin güvenilirliğini arttırır | 545486ab1ae3 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
İklimlendirme sektörünün öncü markası Daikin, soğutmada olduğu gibi ısıtmada da yenilikçi adımlar atmaya devam ediyor. Geniş ürün gamı doğrultusunda bayi sistemini yeniden yapılandıran Daikin, ısıtma ile ilgili ürün ve hizmetlerini Daikin Isıtma Grubu adı altında topladı. Bu çatı altında yenilenen ısıtma grubu bayileri ile soğutmadaki iddiasını ısıtmaya da taşıyan Daikin, 2015 yılında yeni bayi açılışları ile Türkiye genelinde hızlı büyümesini devam ettirecek.
Geniş ürün gamı doğrultusunda bayi yapısını yeniden yapılandırmayı tercih eden Daikin Türkiye, bundan böyle müşterilerine ‘Daikin Platinium’, ‘Daikin Gold’ ve ‘Daikin Heating Pro’ konseptinde hizmet verecek. Müşterinin ihtiyaçları gözetilerek gerçekleştirilen bu yapılanmaya göre, Daikin Platinium, kombi, radyatör, merkezi ısıtma ve Altherma ürünleri, Daikin Gold bayileri kombi ve radyatör cihazları, Daikin Heating Pro bayileri de merkezi ısıtma ve Altherma ürünleri ile hizmet verecek. Daikin Türkiye CEO’su Hasan Önder, “Daikin soğutma alanında olduğu gibi ısıtma konusunda da uzman bir marka. Bu doğrultuda hizmet kalitemizi yükseltmek amacıyla böyle bir yapılanmaya gittik” derken, şu bilgileri verdi: “Yeni yapılanmamız ile birlikte, son kullanıcı ısıtma ihtiyaçlarına çözüm bulacağı doğru kanala, doğrudan ulaşacak ve konusunda uzmanlaşmış bir ekipten hizmet alacak. Soğutmada olduğu gibi ısıtmada da en geniş ürün gamına sahip marka Daikin. Bu sayede müşterilerimizin birbirinden farklı ihtiyaçlarına en uygun cihazı sunarken, çok özel çözümler geliştirebiliyoruz. Bu yeniden yapılanma ile müşterilerimizin ihtiyacı olan cihaza ve çözüme çok daha rahat ulaşmalarını hedefliyoruz.”
Daikin Isıtma Grubu bünyesinde halen Daikin markalı cihazların yanı sıra Airfel ve Hoval markalı ürünler yer alıyor. Türkiye genelinde 434 showroom’u ile faaliyet gösteren Daikin Isıtma Grubu, merkezi sistemlerden Altherma ısı pompalarına, kombiden radyatöre kadar geniş ürün gamı ile müşterilerine hizmet veriyor. | 8c2a2d17858c | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ İL MÜDÜRÜ GÜLAÇTI’NDAN KESKİN’E ZİYARET
Malatya’da yeni göreve başlayan Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Akif Gülaçtı, Malatya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (MESOB) Başkanı Şevket Keskin’i ziyaret etti.
Ziyarette konuşan Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Akif Gülaçtı, “Malatya’da yeni göreve başladım. Sivil toplum kuruluşları ile bir diyalog içinde olma babında ziyaretlere sizden başlamış olacağız. Elimizden geldiği kadarıyla kurum olarak hep birlikte sizlerle Malatya’nın bir adım ileri gitmesi için çalışmalar yapmak istiyoruz. Bu konuda sizlerle sürekli diyalog içinde olacağız. Sürekli yanınızda olacağız ve elimizden geleni yapacağız” dedi.
MESOB Başkanı Şevket Keskin ise, Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Akif Gülaçtı’na yeni görevinde başarılar dileyerek, “Başarılar diliyorum, esnafın kapısı da herkese açıktır. Biz her zaman diyalogdan yanayız. Biz hem ülkemiz ve hem de Malatya için diyalogdan yanayız. Herkes kendi iline en güzelini yaparsa ortaya çok daha güzel sonuçlar çıkar. Birlik ve beraberlik içinde konuşarak, anlaşarak esnafımız için gereken hizmetleri yapacağız” dedi.
Ahilik Haftasının kutlanmakta olduğunu belirten Keskin, “Ahiliği sadece bir hafta ile değil de, bir yaşam bicimi olmasını istiyoruz. Ahiliğin insanlara bir öğreti olmasını istiyoruz. Dürüstlük, güzellik, temiz ahlak Anilikte. Esnaf ve sanatkar camiası olarak Ahiliği yaşamaya ve yaşatmaya çalışacağız. Ahilik peygamberlerden bize miras bırakılmıştır. Peygamberlerimize baktığınızda hepsi zanatkardır. Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimiz bir tüccardır ve bütün esnafın piridir. Tüm peygamberlerimizin bir mesleği vardır. Meslekler peygamberimizden kalan mirastır” diye konuştu.
Kaynak: BURHAN KARADUMAN
" | 534395c9b216 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Ankara Hayır Lokması
Bir yakınınızı mı kaybettiniz, çocuğunuzun sünnet töreni mi var, bir dileğiniz mi gerçekleşti veya yeni bir iş yeri açılışınız mı var bu ve benzeri durumlarda bir hayır mı işlemek istiyorsunuz Ankara hayır lokması bu gibi durumlar için ideal bir paylaşım aracıdır. Lezzetli ve hafif olması ayrıca çok ekonomik olması da bu iş için biçilmiş kaftan olduğunu göstermektedir.
Eski bir gelenek olan ölen insanların arkasından hayır duası okunması geleneğinde ev sahibi bir tatlı yapıp tanıdık tanımadık insanlara dağıtırdı. Günümüzde ise gerek yaşanılan yerlerin değişmesi gerekse de bu işin profesyonel bir şekilde halledilmesi yüzünden Ankara hayır lokması dağıtımı son derece pratik bir hale gelmiştir.
Pratiklik tabii ki hayır sahibi için geçerli olmaktadır. Hayır sahibi tüm işi bize bırakıp kendisi sadece misafirleri ile ilgilenip teşekkürleri kabul etmektedir. Geri kalan bütün Ankara hayır lokması üretimi , dağıtımı ve temizliği işini firmamız yürütmektedir.
Pek çok vatandaşımız apartman dairelerinde yaşamaktadır. Buralarda yaşayan insanların 300, 500 kişilik bir organizasyon yapma şansı pek bulunmamaktadır. Ya da bir iş yeriniz var fakat böylesi bir organizasyon için ne bir mutfağınız var ne de bu işi yapacak personeliniz işte tam burada Ankara hayır lokması dağıtımını biz profesyonel kadrolarımızla gerçekleştirmekteyiz.
İstediğiniz yer ve zamanda mobil mutfağımızla hemen Ankara hayır lokması üretimini gerçekleştirip ilahiler eşliğinde halka dağıtmaktayız. Yıllarını bu işe vermiş ustalarımızın yapmış olduğu lokmaları kazandan çıktığı gibi sıcak sıcak sunmaktayız. Lokmanın o cezbedici kokusu her yeri sardığında, insanların lokmadan aldıkları ilk ısırıkla yüzlerindeki memnuniyet ifadesi ile birlikte edinilen hayır duaları hiçbir değer ölçüsü ile ölçülemeyecek kadar kıymetlidir.
Ankara hayır lokması dağıtımı da böylesi işlerden birisidir.
Ankara Lokma Ankara lokmacı Ankara Lokma Dökümü Ankara Lokma Fiyatı Ankara Saray Lokma | 9be9dcaf10dc | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
17 Nisan 2009
Fındıklı Kurabiye
Uzak bir akrabamızda yediğimiz ve çok beğendiğimiz kurabiyeleri bugün annemde denedim. Tarif sanırım Oktay Usta'ya aitmiş.
Malzemeler:
2 adet oda sıcaklığında yumurta (birinin sarısı üzeri için kullanılacak)
1 su bardağı iri çekilmiş fındık içi (yarısı içine, yarısı dışına kullanılacak)
1 paket (250 gr) oda sıcaklığında margarin veya tereyağı
1 su bardağı toz şeker
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
Aldığı kadar un
Yapılışı:
-Oda sıcaklığındaki margarin, yumurtalar (birinin sarısı ayrılmış), vanilya ve toz şekeri krema kıvamına gelinceye kadar iyice karıştırın.
-1 su bardağı fındık içinin yarısını ekleyin.
-Kabartma tozu ve elenmiş unu azar azar ekleyerek, kulak memesi yumuşaklığında ele yapışmayan bir hamur elde edin.
-Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp, iki elinizle yuvarlayın, önce yumurta sarısına sonra fındık kırığına batırın ve yağlı kağıt serilmiş tepsiye aralıklı yerleştirin.
-Önceden 170 dereceye ısıtılmış fırına verip, fazla karartmadan pişirin. Kurabiyelerinizin pişip pişmediğini kontrol etmek için altlarının kızarmış olmasına dikkat etmeniz yeterlidir.
Afiyet Olsun.
1 yorum:
- Papatya Prenses dedi ki...
Çok leziz görünüyorlar,çayın yanına ne güzel yenir..
Ellerine sağlık canım..
- 17 Nisan 2009 16:45 | 22de40c5add1 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
GÜNCEL KONULAR
Aktif gergili emniyet kemeri ve hava yastığı kaza anında ölüm ve yaralanmaları en aza indirmek için geliştirilmiş sistemlerdir.
Uyarı :
Açılabilir tavan bu amaçla geliştirilmiş bir sistem değildir.
Lastik değiştirmek için kriko ile aracı kaldırırken aracın hareket etmesini engellemek için el freni çekilmeli ve tekerleklere takoz konulmalıdır.
Aracı park edildikten sonrada el freni mutlaka çekik bırakılmalıdır.
Araç hareket halindeyken, kontak kapatılmamalı veya kontak anahtarı kontaktan çıkarılmamalıdır. Aksi taktirde direksiyon kitlenerek büyük tehlike yaratır.
Yağ seviyesi , su seviyesi , hidrolik yağ ve yakıt seviyesi günlük bakımda yapılması gereken kontrollerdendir.
Uyarı :
Rölanti ayarı günlük bakımda yapılan kontrollerden değildir.
Doğru bir rölanti devri ayarlaması için motor normal çalışma sıcaklığında olmalıdır.
Motor çalışma sıcaklığına ulaşmadan gaz verilmesi uygun değildir.
Akü kontrolü,
Lastik kontrolü,
Antifriz kontrolü,
Araç kış koşullarına hazırlanırken yapılması gereken kontrollerdir.
Araç iteklenerek veya çekilerek çalıştırılacak olursa Triger kayışı kopar dolayısıyla hiçbir araç iterek yada çekilerek çalıştırılmamalıdır.
(Özellikle otomatik vitesli ve digital göstergeli araçlar).
Uyarı :
Digital göstergeli araçlara akü takviyesi de yapılmaz.
Kullanma kılavuzuna göre belirli kilometre sonunda araçta ;
Buji ve Platin,
Motor yağı,
Filtreler (Hava, yağ, yakıt filtreleri),
Kayışlar (Triger, Vantilatör),
Ve araç lastikleri değiştirilmelidir.
Yeni motorun alıştırılması (rodaj) zamanında ;
Ani duruş ve kalkıştan,
Tam gazdan (fazla süratten) ve ani hızlanmalardan,
Aynı vitesle uzun zaman gitmekten,
Ağır yüklerden veya aşırı yokuştan kaçınılmalıdır.
Yeni araca 1000-2000 km arasında serviste yapılan işleme ilk bakım denir.
Yol durumu,
Hava koşulları,
Kişisel kullanım farkları,
Bir aracın periyodik bakımının daha erken yapılmasını gerektirebilecek sürüş koşullarındandır.
Araçlarda egzoz gaz emisyonlarını (zehirli maddeleri) azaltmak için Katalitik Konvertör kullanılır.
Katalitik Konvertör bulunan araçlarda kurşunsuz benzin kullanılır.
Araca bağlanan römorkta park lambaları çalışır durumda olmalıdır.
Yakıt tüketiminin azaltılması klimanın kullanım amaçlarından değildir.
Polen filtresi araç içine verilecek havayı temizler.
Otomobillerde, mekanizmayı oluşturan motor, tekerlek, şasi vb. bölümlerinin dışında kalan, görünen dış bölüme karasori denir. | cffc6d3ed708 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
EC Malta Yaz OkuluPerşembe, 27 Ekim 2016
Malta’nın en popüler dil eğitim merkezlerinden biri olan EC Malta Dil Okulu, yaz dönemini en iyi şekilde geçirmek isteyen, hem eğlenmek hem de İngilizce öğrenmek isteyen 7-20 yaş arası öğrencilere Malta’nın merkezinde yaz kampları sunmaktadır. İlgili yaş grubuna göre farklı kampüsleri kullanan EC Malta Yaz Okulu’na katılım gösteren öğrenciler seçtikleri 4 farklı programdan birinde eğitim alabilirler.
1-) Classic Camp: Bu program 13-17 yaş öğrenciler için tasarlanmıştır. Öğrenciler haftada 20 ders saati genel İngilizce eğitime ek olarak çeşitli aktivitelere ve gezilere katılmaktadır. Tercihe göre aile yanı, standart yurt veya lüks yurt konaklama seçenekleri sunulmaktadır.
2-) Freestyle Camp: Bu program 16-20 yaş öğrenciler için tasarlanmıştır. Öğrenciler haftada 20 ders saati genel İngilizce eğitime ek olarak çeşitli aktivitelere ve gezilere katılmaktadır. 3 kişilik odalarda yurt konaklama seçeneği sunulmaktadır.
3-) Summer Camp: Bu program 08-13 yaş öğrenciler için tasarlanmıştır. Öğrenciler haftada 20 ders saati genel İngilizce eğitime ek olarak çeşitli aktivitelere ve gezilere katılmaktadır. St Martin’s College kampüsünde bulunan 4 kişilik oda konaklamalı yurt seçeneği sunulmaktadır.
4-) Day Camp: Bu program 07-17 yaş öğrenciler için tasarlanmıştır. Öğrenciler haftada 20 ders saati genel İngilizce eğitime ek olarak çeşitli aktivitelere ve gezilere katılmaktadır. Konaklama seçeneği sunulmaz.
EC Malta Yaz Okulu hakkında daha ayrıntılı bilgilere http://www.global-yurtdisiegitim.com/malta-yaz-okullari/ec-english-malta-yaz-okulu sayfasından ulaşabilirsiniz. | 236f1fe31dfd | [
"c4",
"hplt2"
] |
Anasayfa akrep burcu nisan 2015 akrep nisan 2015 akrep nisan ayı haftalık burç yorumları Burç yorumları Akrep burcu nisan yorumları 6-12 nisan 2015 haftası
Akrep burcunu 6-12 Nisan neler bekliyor ?
İş alanınnızda durağan pozisyona geçecek jüpiter, borsa ve her türlü spekülatif yatırımlarda beklenemizi ve ele aldığnıız konulard ayeni başlangıç yammamanız gerektiğini vurguluyor.Hukuk eğitim yeni bir iş görüşmesi ve işe başlama gibi konularda bu haftayı bekleyerek geçirin ve işlerinizi bir sonraki haftaya planlamaya çalışın.İşyerinizde bağlı olduğunuz bir yöneticinizin işten ayrılması veya pozizyonunun değişmesi gibi sizin dışınızda gelişen durumlar nedeniyle şartları tekrar ele almak zorunda kalabilirsiniz.Bu hafta aniden sizin fark etmediğniiz veya önemsemediğinizbir rahatsızlığınız ortaya çıkabilir.Diyetinizde başarılı sonuçlar almak istiyorsanız Çarşamba günü başlamanızda fayda var.Hafta orstasına kadar burcunuzda hareket edecek ay, kişisel alanlarınızı öne çıkarırken kendinizi daha rahat ortaya koymanıza da yardımcı olacaktır.Çarşamba günü özellikle maddi konuları gündeminize almanızda fayda var.Günlük konularda çabuk dağılan dikkatiniz hem sakarlıklara hem de unutkanlıklara açık olmanıza neden olabilir.Ayın açısız ilerleyeceği Cuma günü 16:00’ya kadar yeni başlangıçllar yapmamaya özzen gösterin...
Disqus Yorumlar | 6e6c15a8515c | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Bi dönem sınıf birincisiydim. Hatta mütevazi olmuycam lan 1. sınıftan 5e kadar sınıfın en taşaklı öğrencisi bendim kankalar. Okumayı biraz erken sökmenin verdiği avantajı kullanıp fişler mişler derken bi takım emperyalist oyunlar ile cahil bıraktığım sınıf arkadaşlarıma na böyle kol gibi fark atmıştım. Ben 3 basamaklı sayıları çarparken o salaklar çarpım tablosunda 6lardaydılar. Türkçe kitabından bi parça mı okunucak "Oku Murat" tahtada bi problem mi çözülücek "Çöz Murat" 23 Nisan'da şiir mi var "Gel söyle Murat" aldığım insiyatifi sorumluluğu düşünün işte. Hal böyleyken hep de sınıf başkanı oluyordum mutlak otoriteye yalakalık yaparaktan. Öğretmenler zilinden sonra bir Bülent Arınç edası ile öğretmenin koltuğuna oturup geleni gideni yazıyor öğretmen gelince de tüm kaypaklığım ile şikayet ediyodum. Manüplasyonun yalanın dolanın dibine vurmuştum. Kıl olduğum çocuğu öğretmene dövdürtebiliyodum lan resmen. Ama baktım ki bu bana bi fayda getirmiyor, bedende maçlara alınmıyorum, selinler merveler götünü dönüp gidiyo falan. Zaten o ara beni başka bi okula verdiler piçliği öğrendik dersler boka sardı..
Esas konuya geleyim. Şimdi ben derslerde konuşmayı çok severdim. Yanımda hafif kafa dengi bi çocuk varsa onla beraber hocasıydı ön sıradaki kamildi arka sıradaki kezbandı sarar dururum. Kalemi açıcam diye çöpe gider hocanın arkasından hareketler falan yaparım. Çişe diye kalklar gidip gelirken ona buna sararım falan. Yani oturup "vay amınıskim" diye dinlediğim ders çok azdır. Onlarda da zaten alenen "vay amınıskim" demek sureti ile konuşmuşumdur. Öyle havyani konuşurdum ki orta 3tü sanırım ingilizceci kadın susturamadığı için ağlayarak çıkmıştı sınıftan. Can bu yazıyı okuysan olum o karı senin yüzünden çıktı ha saçma salak Cem Yılmaz espirileri yapıp beni güldürüyodun sesim de boru gibi ya ondan çok duyuluyodu.
Sonra lisede yeni mezun bi matematikçimiz vardı. Benim kafa da türeve integrale pek basmadığından hiç ders mers dinleyemezdim. Ama haklıydım arkadaş matematik diye girdik yunan dili ve edebiyatı çıktı amk. Sigmalar, deltalar, lamdalar, alfalar. "Lan sayı yok mu hocam" dedikçe sözlüye eksi verdi karı. Ben de durmadan konuştum. Sıkıldım arkadaş haftada 4 ders matematik lan 4 saat neden susayım neye istinaden susayım, ergenlikten benden 2 sene önce çıkmış bi karının anlamadığım cümleleri için mi susayım? Ama son derslerden birinde o karı da patladıydı ha "görecek o gününü" diye söylenmişti bana. Bi tutuştum hacılar bi tutuştum ki... Matematiği orta1 den beri zorla 2 getiren adamım amk dedim ki "sıçtın olum murat bu karı giderayak bırakır seni matematikten" Neyseki geçirmişti lan. Ama yine olsun yine konuşurum o amk dersinde..
Ha bir de üniversite 1.sınıfta daha ilk günler "işçi sağlığı" diye bi ders var. Müfredatı görsen altına işersin. "İşçinin eli koptu ne yaparız çükü şişti ne süreriz" falan. Ben de makaraya vurdum yanımdaki elemanlarla konuşuyorum falan, hoca " yeter ama atıcam artık dersten haddini bil" dedi. İçimden "lan işçi sağlığından atarsan at amk zaten 2 krediymiş" diyip siklememiştim. Fakat o hoca bölüm başkanıymış ve en taşşaklı derslere hep o girecekmiş iyi mi? Ödümün bokumda çözündüğünü o an hissettim. Ama yinede konuşurdum ya o derslerde. Ön sıradan arka sıradan tüyo alıp iddaa falan yapmışlığım var 5 kredilik dersin vize öncesinde.
Üni.de son senemizde hani lafta öğretmeniz ya, staj için teknik liselere yollandık. Derslere giriyoruz hafiften. Çocuklar diyicem çocuk değil sakallı falan heriflerdi amk, konuşuyolar derste. Ben de hiç uyarmıyorum, anlattığım konu zaten yerkürede o güne değin bahsedilmiş en lüzumsuz konu amk. Ön sıradaki yavşaklardan biri "hocam duyamıyoruz sınıfta çok ses var" dedi. "Hee doğru dedin lan, arkadakiler ne konuşuyosunuz bakayım!" diye arka sıralara ilerledim. Baktım maç muabbeti dönüyo dedim "onu geç bi kere..yaz Bremen üst, Münih 1, Şalke 1..." Yani dersi falan sktir edin olum sosyal olmanın yeri zamanı mı var lan, çok kreatif bi espiri gelir aklına patlar hemen, hoca saçmalamada çığır açar dalga mı geçicen kalmasın içinde hemen söyle, ön sıradaki kıza mı yavşıycan, yavşa evladım tenefüste de koyarsın çocuğu... Derste konuşanlar iyidir.
Konuşun evladım susanın amk! | 3a3e7cc0cde7 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Yukarıda görmüş olduğunuz sandviç :))), evet orda sandviç yok çünkü çekmeye fırsatım olmadı maalesef :)) öyleyse aşağıda göreceğiniz sandviç son zamanlarda severek yaptığım ve yediğim mantar-soğan karışımı ile yapıldı.
Daha önce yazılarımı okuyanlar bilir, bende "birşeylere sarma" durumu mevcut. Takarım kafayı, sürekli onu yaparım. Şu sıralar da mantar ve soğanı karamelize ederek kullanmaya sardım. Her bir şeyin üzerine, arasına, yanına, sağına, soluna bu karışımı ekliyorum. En son da kremalı ıspanaklı makarna üzerine kullandım. Şiddetle tavsiye ettiğim, karamelize edilmiş soğan severlerin bayılacağı bir tarif.
Karamelize Soğan- Mantar Soslu Ispanaklı Makarna
Yarım paket makarna
1 su bardağı krema
1 yemek kaşığı margarin veya zeytinyağı
2 su brd. doğranmış ıspanak
Tuz, karabiber
Karamelize Soğan - Mantar Sosu için
2 adet orta boy soğan
1 paket kültür mantarı
1 yemek kaşığı tozşeker
1 çay kaşığı toz kişniş
1 tutam sarımsak tozu / yoksa küçük bir diş rendelenmiş sarımsak
- Öncelikle makarnayı haşlayıp istediğiniz kıvamda pişirin. Süzgeçe alıp bekletin.
- Boşalan makarna tenceresine margarini koyup eritin. Ispanakları ekleyip karıştırın. Çok pişirmeden kremayı ve tuz, karabiber ilave edip karıştırın.
- Makarnayı tencereye alıp sosla birlikte güzelce karıştırın.
- Soğanları ay şeklinde doğrayın. Mantarları temizleyip ince ince doğrayın.
- Bir tavaya sıvıyağ ekleyip soğanları koyun, tozşekeri ekleyip soğanlar sararana dek karıştırarak pişirin.
- Mantarları da ekleyip karıştırın. Kapağını kapatıp ocağın altını kısıp 2-3 dk arada bir karıştırarak pişirin.
- Mantarlar suyunu bıraktığında kapağı açın, tuz ve kişnişi, kullanacaksanız sarımsağı ekleyip karıştırın. Ocağın ateşini yükseltin ve arada karıştırarak mantarlar tüm suyunu çekip rengi hafif kızarana dek pişirin.
- Tabaklara aldığınız makarnanın üzerine mantarlı sostan ekleyip servis edebilirsiniz.
NOT: Aynı mantarlı soğanlı sosu sandviçlerinize, hamburgerlerinize, ya da et yanına garnitür olarak da kullanabilirsiniz.
Afiyet olsun..
Görüşmek üzere. | 448579171b87 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Her gün 200’den fazla bileşen ile yapılandırılan ve arama alogritması her geçen gün güçlendirilen Google ya da diğer farklı arama motorlarında en çok tıklanan internet siteleri, kullanıcının yoğun ilgisi sebebiyle çoğu zaman ilk sayfada yer almaktadırlar. Arama motorlarının kullanıcısına kolaylık sağlamak için gerçekleştirdiği bu uygulamada çoğu kişinin bildiği, en önemli nokta SEO‘dur. Doğru anahtar kelimelerin kullanılması, etiket girilmesi, anahtar kelimeler SEO’da yükselmenin anahtarıdır. Ancak; SEO’ da başarılı olmak, internette tanınmak ve marka bilinirliği için tek başına yeterli değildir. SEO’nun ilk sıralara taşıdığı bir siteniniz olabilir ancak bu sitenizin adını duymayan milyonlarca potansiyel ziyaretçiye sahip olabilirsiniz. | 599121586b89 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
HAKKARİ’de Emek ve Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamasında katılan BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın "Kürtler, Zerdüşlüğe inanıyor" dediğini öne sürerek, "Sayın Başbakan ilk kez doğru bir şey söyledi. Doğru; Kürtler Zerdüşt’tür. Peki; Kürtler Zerdüş ise, Türkler’in soyu nerden geliyor" dedi.
Çevre yolunda bulunan Gençlik Hizmetleri ve Spor il Müdürlüğü önünde toplanan yaklaşık 5 bin kişi ellerine aldıkları, ’Askeri darbelere direndik, sivil darbelere boyun eğmeyeceğiz’, ’Biji 1 gulan’ (Yaşasın 1 Mayıs)’, ’Barışa bir ses, çift taraflı ateşkes’ Kürtçe ve Türkçe yazılı pankarlarla kent merkezindeki TEDAŞ İl binası önündeki miting alanına kadar sloganlarla yürüdü. Hakkari Milletvekili Adil kurt, Hakkari Belediye Başkan Vekili Abdullah Kılıç, BDP Hakkari il Başkanı Mhemet Sıddık Yıldırım, BDP ilçe Belediye Başkanları, ilçe yöneticilerni ve birçok sivil toplum kuruluşu temsilcinin katıldığı kutlamalarda 1 dakikalık saygı duruşu ardından, Kürtçe marşlar söylendi. Emek ve Demokrasi Güçleri Platformu adına konuşan Seyfullah Akın, AK Parti hükümetinin işçi ve emekçileri sömürdüğünü ve bunlar üzerinde kirli bir siyaset yürüttüğünü öne sürdü.
Kürtçe konuşan Milletvekili Kurt ise, Başbakan Erdoğan’ın "BDP, Kürtler’in temsilcisi olamaz" dediğini belirterek şöyle dedi:
"Belki bugüne kadar yaptığı konuşmaları hep yalandı. Ama bu konuşması doğrudur. ’Nasıl’ diyeceksiniz. Erdoğan’ın dediği gibi BDP asimiea olan ve aslını inkar eden Kürtler’in değil, bu uğurda mücadele eden ve bedel ödeyen gerçek anlamdaki Kürtler’in temsilcisidir. Başbakan Erodan gezi yaptığı her ilde diyor ki; Kürtler zerdüşttür. Doğru Kürtler Zerdüşt’tür. Biz aslımızı inkar etmiyoruz. Peki Türkler’in kökeni nerden geliyor? Biz onların geçmişi üzerinde siyaset yapmıyoruz."
Kurt, 27 Temmuz 2011 tarihinde İmralı Cezaevi’nde PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın avukatları aracılığıyla "Silahları baraktırabilirim" dediği için üzerinde tecrit uygulandığını ileri sürdü. Kurt, şöyle devam etti:
"Aklınızı başınıza toplayın. Sayın Öcalan barış için elini uzattı. Dedi ki; ’Bana 7 gün müsade edin PKK’ya silah bıraktırabilirim.’ Ancak bunu dediği için üzerinde uzun süreden beri tecrit uygulanıyor. Aklınızı başınıza toplayın. Öcalan için imza toplayan 3,5 milyon insan; Öcalan bizim irademizdir’ diyor. Sizler bu halkın iradesi üzerinde tecrit uygularsanız, barış kapısı yerini savaşa bırakır. Eğer savaşta ısrar ederseniz BDP milletvekilleri olarak halkımızla birlikte alanlara çıkar barış için direneceğiz."
Yapılan konuşmaların ardından Kürtçe ve Türkçe şarkılarla halaylar çekildi.
Kutlamaların yapıldığı alanda ise geniş güvenlik önlemleri aldı. | f93113bb3f01 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
İktidardaki İskoçya Ulusal Partisi, tam bağımsızlık için ülkede milliyetçi eğilimi artırmaya çalışırken, İngiltere bu ülkenin bağımsızlığına sıcak bakmıyor.
İskoçya'nın Birleşik Kralık'a bağlı olmasında ısrar eden Başbakan David Cameron, "İskoçya'nın ayrılması çok üzücü olur. Bu nedenle Birleşik Kralık'ta kalmasını sağlamak için ne gerekiyorsa yapacağım. Böylesi iki ülkenin ekonomisi için de en iyisi olacaktır" dedi.
Oylamayı 2014 yılının sonuna kadar yaparak ülkedeki milliyetçi eğilimleri artırmayı hedefleyen İskoçya Başbakanı Alex Salmond ise, İngiltere Başbakanı Cameron'ı İskoç halkının kararlarına müdahale etmekle suçladı.
İskoçya Birleşik Krallık'tan ayrılsa bile Kraliçe'nin devletin başında kalmasını öneren Salmond, İskoç halkına yönelik vergilendirme gibi konularda Birleşik Krallık'tan bağımsız olmak istiyor. Salmond, ayrıca bağımsızlık önerisiyle İngiliz Parlamentosu'nun alt kanadı Avam Kamarası'ndaki tüm İskoç parlamenterlerin ayrılması gerektiğini savunuyor.
BAĞIMSIZLIK İSTEYENLER ARTIYOR
İskoçya'da bağımsızlık isteyenlerin sayısı artış gösterse de, halk bağımsızlığın getireceği ekonomik ve siyasi sonuçlardan endişe ediyor.
2014 yılı İskoçya'nın 1314'te İngiltere'ye karşı zafer kazandığı Bannockburn bağımsızlık savaşının 700. yıl dönümü dolayısıyla ayrı bir önem taşıyor.
PARLAMENTODA MİLLİYETÇİLER GÜÇLÜ
İskoç Ulusal Partisi geçtiğimiz yıl mayıs ayında yapılan parlamento seçimiyle İskoçya özerk parlamentosunun kurulduğu 1999 yılından bu yana ilk kez oyların çoğunluğunu almıştı.
İskoçya Parlamentosu'nda mayıs ayında yapılan parlamento seçimi sonuçlarına göre toplam 129 sandalyenin dağılımı şöyle olmuştu: İskoçya Ulusal Partisi (SNP) 69, İşçi Partisi 37, Muhafazakar Parti 15, Liberal Demokrat Parti 5 ve diğer siyasi partiler 3. | 29cf5d11bfa8 | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Aranızda Orly oje denemeyen var mı? Çok şey kaçırıyor demektir.Benim 2 tane Orly ojem var ve her ikisini de bayılarak kullanıyorum. Lucky Duck adlı yeşil ojeyi şurada,bu bordoyu ise burada anlatmıştım.Yapı özelliklerini o postlarda detaylı olarak anlatmıştım tekrar anlatmayacağım ama okumaya üşenenlere tek kelimeyle açıklayayım.Bu ojeler HARİKA!
Bu güllü çalışmayı görünce hemen bir yere kaydetmiştim, bu bordo rengin üzerine yapmak için harika bir desen olduğunu düşündüğüm için.Yanılmamışım :)
Çalışmayı yapmak oldukça basit 15 dk bile sürmüyor.İstediğiniz renkte ojeyi baz olarak uyguladıktan sonra, en küçük noktalama aletiyle tırnağın tam ortasına yukarıdan aşağıya noktalar koyun.İstediğiniz tarafa baz ojeye uyacağını düşündüğünüz renkte bir ojeyle büyük noktalama aletiyle düzensiz 2-3 nokta koyun ve kurumalarını bekleyin.İnce uçlu fırçayla noktaların üzerine iç içe geçmiş sarmallar yapın.İki küçük yaprakçığı da istediğiniz tarafa koyunca güller tamam.Diğer tarafı da istediğiniz sıklıkta noktalarla doldurun.Hepsi bu, kolay değil mi?
Ben sonuçtan oldukça memnun kaldım,aynı fikirde miyiz?
Yorum bırakmayı ihmal etmeyin.
Sevgiler.. | 1793fdd34d4a | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Elbisemiz hazır baharı bekliyoruz..
Havalar tam da düzeldi derken,kendimizi doğanın kucağına atıp, çiçekleri tanımaya, kuşları dinlemeye, komşu amcanın kazlarını heyecanla izlemeye başlarken...,
...küçük gelen kıyafetleri kaldırırken, uzun olmayan bir zaman önce severek tasarladığımız elbisemiz bize merhaba dedi.. Bakın ne zaman dikilmiş:
Beşiğimiz hayatımızda iken :) Şimdi boyundan askılı Hilco ve Stenzo kumaşlarından yapılan elbisemiz giyilmeyi bekliyor. Şakacı Nisan bu sene erkenci mi ne? Bugün şıp şıp bir iki atıştırdı.. Düne kadar günümüzü aydınlatan güneşi bekliyoruz.. Sonra bizi tutana aşk olsun!
Herkese güneşli,huzurlu, mutlu bir haftasonu diliyoruz ;) | 97f471f80e31 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Türkiye’yi 15 Temmuz’da kana bulayan FETÖ’nün dünya ve Türkiye’de nasıl örgütlendiği ortaya çıktı. 8 kıtada faaliyet yürüten terör örgütünün en başında FETÖ elebaşısı Fethullah Gülen ‘Kainat İmamı’ olarak yer alıyor.
11 EYLÜL'DE MALTEPE'DE BİR EVE OPERASYON
Habertürk Gazetesi'nden Nihat Uludağ'ın haberine göre, İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 11 Eylül 2015’te aldığı bir ihbar üzerine Maltepe’de bir operasyon düzenledi.
Bir kamyonette yapılan aramada, FETÖ/ PDY mensuplarının imha etmek istediği gizli belgeler bulunup el konuldu. Belgelerde yapılan incelemelerde, örgüt yapılanması ve isimler deşifre edildi. İncelemelerin ardından Mali Polis, terör örgütünün işleyişini en ince detaylarına kadar gösteren bir şema hazırladı.
Örgütün şemasında, FETÖ/PDY’nin en üst noktasında ‘Kainat İmamı” olarak belirtilen terör elebaşısı Fethullah Gülen yer aldı.
İşte dünyayı 8 kıta’ya ayırıp yayılan terör örgütünün küresel yapılanması:
'KAİNAT İMAMI' GÜLEN
FETÖ’nün dünyayı nasıl ele geçirmeye çalıştığını gösteren haritanın en üstünde, FETÖ elebaşısı Fethullah Gülen yer alıyor. Gülen, örgüt tarafından Mesih/Mehdi olarak kabul ediliyor. Terör örgütü, Gülen’in isminin altında 3 bölüme ayrılıyor: ‘Özel Kalem’, ‘Mollalar Grubu’ ve ‘İstişare Heyeti’ (Başyüceler).
'ÖZEL KALEM'
Örgütün ilk ayağında bulunan bu grup, direkt Gülen’e bağlı ve terör elebaşısının ‘mahrem işleri’ni üstleniyor. Bu gruptakiler, Gülen’in sırdaşı ve hizmetlisi gibi faaliyet gösteriyor.
MOLLALAR GRUBU
Gülen’in 25-30 yıldır yanından ayırmadığı, bizzat özel olarak ilgilenip yetiştirdiği ‘Mollalar Grubu’ da direkt Gülen’e bağlı çalışma yürütüyor. Her türlü dini konuları konuştuğu bu grup, alınan kararların duyurulmasında da rol üstleniyor. Mollalar, aynı zamanda müfettiş olarak faaliyet gösteriyor ve denetleme, sınama çalışmasını yürütüyor. Genellikle akademik kariyere sahip ilahiyat mezunlarından oluşuyor. Örgütün yönetiminde bu üst organ etkin rol üstleniyor. Alınan kararlar, meclis üyesi olan örgüt mensuplarınca silsile yolu ile en alt birimlere kadar iletiliyor.
İSTİŞARE HEYETİ (BAŞYÜCELER KURULU)
‘Özel Kalem’ ve ‘Mollalar Grubu’ gibi direkt Gülen’e bağlı olarak faaliyet yürütüyor. Gülen’in başkanlık ettiği heyet, 16 kişiden oluşuyor. Talimatlara uyulup uyulmadığını kontrol eden, bilgi toplayan, rehberlik yapan, kontrol ve teftiş işlerini yürüten ‘İstişare Heyeti’, örgütü ikaz edip uyarabiliyor. Kıta sorumluları ve ülke imamları bu grubun altında şekillenirken, sadece Türkiye İmamı Mustafa Özcan direkt heyetle bağ kurabiliyor.
TAYİN HEYETİ
‘İstişare Heyeti’ne bağlı olarak 1995’te kurulan ‘Tayin Heyeti’, İstanbul Çamlıca’daki Çamlıca Camii yakınında inşa edilen binada faaliyet gösteriyordu. FETÖ’nün ‘kıta sorumluları’ ile ‘ülke sorumluları’ (imamları) da ‘Tayin Heyeti’nin altında örgütleniyor. Türkiye İmamı dışında diğer ülke imamlarının atamaları, yer değiştirmeleri bu yapı tarafından kararlaştırılıp icra ediliyor.
TÜRKİYE İMAMLIĞI
FETÖ’nün sözde Türkiye imamı Mustafa Özcan, hem ‘İstişare Heyeti’nde bulunuyor hem de FETÖ/PDY’nin Türkiye ayağında legal ve illegal örgütsel yapılanmanın sorumlusu durumunda.
Türkiye örgütlenme şeması
İLLEGAL ÖZEL YAPILANMA
YARGI İMAMLARI: ‘Adalet’in her organında (hâkim, savcı, adliye çalışanı) örgütlenme faaliyetini yürüten grup.
EMNİYET İMAMLARI: Emniyet teştilatına sızan ve çalışan yapı.
TSK İMAMI: 15 Temmuz’un ardından Adil Öksüz’ün TSK İmamı olduğu deşifre oldu.
MİT İMAMI: İstihbarat teşkilatı içinde yer alıp bilgi toplama faaliyetini yürütüyor.
MÜLKİYE İMAMI: Vali, vali yardımcısı ve kaymakamları koordine ediyor.
LEGAL YAPILANMA
SAĞLIK: Sema ve Şifa hastaneleri.
STK’LAR: Vakıflar, sendikalar, dernekler, yardım kuruluşları.
EĞİTİM: Dershaneler, üniversiteler, kurslar ve diğer okullar.
MEDYA: Yazılı, görsel ve dijital medya.
FİNANS: Bank Asya, Kaynak Holding, bağış-himmet (kişi ve kurumlardan).
DÜNYAYI 8'E BÖLMÜŞLER
FETÖ’nün örgütlenmesinde dünyanın 8 kıtaya; Avrupa, Kuzey Amerika, Güney Amerika, Asya, Orta Asya, Pasifik, Ortadoğu ve Afrika’ya ayrıldığı görülüyor.
AVRUPA: Batı Avrupa, Balkanlar ve eski Doğu Bloku ülkelerinde 3 imam bulunuyor.
AMERİKA: ABD-Kanada ve Güney Amerika’da 2 imam faaliyet yürütüyor.
ASYA: Türk cumhuriyetleri, Uzakdoğu, Ortadoğu ve Rusya cumhuriyetlerinde 4 imam bulunuyor.
AFRİKA: 1 imam atandığı biliniyor. | e3ae923787e7 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2"
] |
"Ne Desem Beğenirsin?" blogunu çok beğeniyorum. Uzun zamandır takipteyim. Meraklı ve yetenekli hanımlar tarafından kurulmuş bu blog, bir çok konuda fikir veriyor ve daha çok blogu tanımamızı sağlıyor.
Son günlerde çok güzel bir etkinliğe ev sahipliği yapıyorlar. Link Party adlı bu etkinlikte, kendi yapmış olduğunuz bir çalışmanın linkini ilgili yayının altına ekliyorsunuz ve bir hafta boyunca bir çok takipçiye çalışmanızı göstermenin mutluluğunu yaşıyorsunuz.
Etkinlik salı günleri başlıyor ve onu takip eden cuma günü sona eriyor. En çok tıklanan ilk 3 çalışma pazartesi günü duyuruluyor.
Ve bu haftanın ilk üçüne benim minyatür kitap kolye çalışmam da girmiş. Çok mutlu oldum görünce. Tıklayan herkese çok teşekkür ediyorum.
Sevgiler.
Gonca. | bf23d8883207 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
60'lı yıllarda Peyami Safa'nın roman kahramanı Cingöz Recai'yi Ayhan Işık'ın canlandırmasından sonra Cingöz Recai'nin yeni filminde boşrolde rol alacak isim Kenan İmirzalıoğlu oldu. Fakat film için 12 kadın oyuncu ile görüşülse de Kenan'a henüz partner bulunamadı.
İddialara göre; İmirzalıoğlu 39 yaşındaki Songül Öden'i yaşlı bulup genç bir oyuncu istedi. Yapım ekibi eşi Sinem Kobal'ı önerse de İmirzalıoğlu, "birlikte oynamak güzel olur ama şimdi değil başka bir projede inşallah" diyerek bu fikre de kabul etmedi. | b43d42d60a18 | [
"culturax",
"hplt2"
] |
***Bu yazı yüksek dozda kendini beğenmişlik içerir ! ***
Bakın direk ana fikri belirttim.. Sonra amma da kendini övdün demeyin.. Evet yaptım ama bi sor bakalım niye yaptım ?
Mükemmel erkek - biliyosunuz bu ben oluyorum - ve arkadaşları kop kop geceler için göt donduran soğuklarında yine dışarılarda.. Bir de üstüne üstlük duş alıp dışarı çıkıyorum, böyle de bi manyağım.. Hal hatır hoş beş güzel muhabbetlerden sonra yanımıza gelmeden parfüm kokusuyla beni cezbeden ve tek amacım sevap kazanmak olduğu için kafamı çevirip baktığım güzel kız gecenin dönüm noktası oluyor. Merak etmeyin kıza evlenme teklif etmedim...
Gecenin konusu artık kızlar olmuştu. Ben ve benim mükemmel prensiplerim... Allah beni kahretmesin.. Ne geliyosa başıma hep bu inadım yüzünden geliyo zaten.. Herkes benim çok ince eleyip sık dokuduğumu düşünüyor. Dışardan bakınca hatta şu yazıyı okuyunca ( Bkz. Şu Yazı) bilemedin bu yazıyı (Bkz. Bu Yazı) okuyunca çok şey istiyormuşum, böyle bi kız anca peri masallarında olurmuş gibinize geliyor. Bakın yeni bi kelime türetttim. Allah'ım çok mükemmelim.. Ama aslında yok öyle bi şey.. Ama gel de bunu anlat.. Tamam dış görünüşe fazla takılıyor gibi görünüyor olabilirim ama aslında güzellikten çok bakımlı bi kız olsun istiyorum.. Güzel sevgilim olsun istiyorsam suç mu ? Hayır anlamadığım bi şey de şu.. Belirtmeden geçemiycem kusura bakmayın.. Kızlar yakışıklı erkek ararken iyi de erkekler güzel kız aradığında niye kötü oluyo ? Bana bunun cevabını mantıklı bi şekilde açıklayın.. Hele bazıları var burdan isim verip rencide etmek istiyorum ama neyse.. Kaslı erkek diye nerdeyse ölecek.. Git üşenme eski sevgililerine bak o çok istediği baklavalardan eser yok hepsi tulumba.. Yok, olduğunu iddaa eden varsa hemen ona yakışıklı ve bir o kadar kaslı sevgiliyi ben ayarlıyorum. Evet Bis bu hizmeti de sağlıyor.. Halka hizmet Hakk'a hizmet !
Bir diğer konu kızların bi masada bi erkekten etkilenebilme, hoşlanma olasılığındaki süreç.. Bu konuda ikiye bölündük.. Ben ilk izlenimin yine dış görünüş olduğundan yanayım.. Giyimine dikkat eden bi erkeğin her zaman bi adım önde olacağını düşünüyorum. Tabi bu ilk karşılaşma için geçerli genel olarak söylemiyorum, yanlış anlaşılmalara meyil vermeyeyim. Ben bi kızın yakışıklı bi erkek olan bi masada ilgisinin direk ona kayacağı taraftarıyım.. Masada edebiyat parçalayan başka bi erkek ne derse desin yakışıklı olanın sadece gülmesi bile her şeyi değiştirebilir. Tabi bundan sonra kızı elde etmek yakışıklı olanın becerisine kalmış. Tabi bi de zeki olan kızlar var... İşte orda ben devreye giriyorum..
Genelde erkeklerin zeki kızlardan hoşlanmadığı ya da hoşlansa da sevgili olarak düşünmedikleri düşüncesi kızlar arasında hakim.. Ama ben de ille de zeki olsun istiyorum. Beni sözleriyle sıkıştırsın istiyorum. Yeri geldiğince cevap veremeyeyim istiyorum. Bugüne kadar sevgilim olmamış olabilir ama kızlar hakkında çok fazla şey bildiğimden eminim. Belki daha önce de yazmışımdır hatırlamıyorum ama kızlar hakkında sayfalarca yazı yazabilirim. Ve bu hayatımdaki en büyük yanlışlardan biridir. Bazen soruyorum kendime ne vardı oğlum bu kadar şey bilecek.. Bi kızdan hoşlanıyorum ama kızın düşünceleri beni etkilemiyo.. Verdiği tepkiler çok standart.. Trip atacağını 5 mesaj önceden görebiliyorum.. Ne anlatmaya çalıştığını biliyorum, elini kaldırsa ne söyleyebileceğini tahmin ediyorum. Ve inanın bu artık kabak tadı vermeye başladı. Bi adım sonrasını görmek istemiyorum. Klasik mesajlar atsın istemiyorum. Aradan geçen aylar sonrasında " Ben seni rüyamda gördüm " mesajını atınca, o kadar aklından çıkmıyosam bu zamana kadar beklemeseydin demek istemiyorum. Bi de hiç arayıp sormuyosun mesajı var. En nefret ettiğim şeylerden biri de bu .. Aramak istesem arardım zaten.. Madem konuşmak istiyosun basit bi naber napıyosun mesajı at, çok daha güzel olur.. Ben de aramadığım için bi bahane uydurayım özür dileyeyim.. Bunlar bilindik mesajlar diye yazıyorum, daha neler neler var. Bi de anlamadığım bi şey sevgilim değil bi şey değil trip atmaya çalışıyo.. Sonra kötü olan da ben oluyorum.. Hayır ben senin tribini yer miyim ? Kıskanılmayı, kıskanmayı severim.. Yerinde olursa trip atılmasından hoşlanırım. Sevgilim karşımda çatır çatır konuşsun isterim. Böyle olmayacaksa aşık falan olamam ben...
Her zaman erkeklerin kolay kandırıldığı söylenir ama bence kızlar çok daha kolay kandırılıyo.. Hele egosunu erkeklerle tatmin etmek isteyen kızlar.. Gözünü kapat git, elinden tutar getirir seni.. Tabi doğru yaklaşmak gerek :)
Bak yazının sonunda aklıma ne geldi.. Herkes Megan Fox ile ilgili bi şeyler yazmış. Ben yazmasam küsersiniz diye düşündüm. Twitter'da olan biten neydi Allah aşkına ya.. Megan Fox sizin sümüklü sevgilinize mi kaldı ? Gideyim kendime Türkiye'den koca bulayım diye mi düşünmüş.. Yani olay bu mudur ?
Megan uçağa binmiş ya nasip demiş !
|̲̅̅●̲̅̅|̲̅̅=̲̅̅|̲̅̅●̲̅̅]
|̲̅̅●̲̅̅|̲̅̅=̲̅̅|̲̅̅●̲̅̅]
Bir İnce Ses | 7ef21681bfbd | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Ama sen pek müzikle ilgilenmiyorsun değil mi?
Şarkı şöyle,Dörtlüsü beşlisi.Minöre düşüyor,majore çıkıyor.
Şaşırmış kral Yakarış'ı besteliyor. Hallelujah.
İnancın güçlüydü ama kanıtlamak istiyordun.
Onun ayışığında ki güzelliği ayaklarını yerden kesti.
Seni bir sandalyeye bağladı.
Tacını kırdı,saçlarını kesti.Ve dudaklarından yakarışı aldı. Hallelujah.
Belki daha önce buraya gelmiştim.Bu odayı biliyorum,bu yerde yürümüştüm.Seni tanımadan önce yalnız yaşardım.
''AŞK ZAFER KAZANILACAK BİR YÜRÜYÜŞ DEĞİL''.Soğuk ve kırık bir yakarış'tır. Bana neyin gerçek olduğunu ve aşağıda neler döndüğünü anlatan zamanlar vardı.Kutsal güvercin de hareket ediyordu.Ve aldığımız her nefes bir yakarış'tı.Hallelujah.
Belki yukarıda bir Tanrı var. Fakat aşk'tan öğrendiğim tek şey ''Silahını senden önce çeken birini nasıl vuracağın''oldu. Soğuk ve kırık bir yakarış. | 40435cf800d5 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
13 Ekim 2011 Perşembe
Mehmet Akif Ersoy
Başlığın diğer anlamları için Mehmet Akif Ersoy (anlam ayrımı) sayfasına bakınız.
Mehmet Âkif Ersoy, (d. Mehmet Ragif, 20 Aralık 1873, İstanbul - ö. 27 Aralık 1936, İstanbul), baba tarafından Arnavut, anne tarafından Özbek asıllı Türk olan Cumhuriyet Dönemi şairi, veteriner hekim, öğretmen, vaiz, hafız, Kur'an mütercimi,yüzücü, milletvekili.
Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal marşı olan İstiklâl Marşı'nın güftekârıdır. "Vatan şairi" ve "milli şair" unvanları ile anılır. Çanakkale Destanı, Bülbül en önemli eserlerindendir. II. Meşrutiyet döneminden itibaren Sırat-ı Müstakim (daha sonraki adıyla Sebil'ür-Reşad ) dergisinin başyazarlığını yapmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında milletvekili olarak 1. TBMM'de yer almıştır
Hayatı [değiştir]
100 TL'de (1979-1989) Ankara Kalesi, Mehmet Âkif Ersoy'un portresi, müze haline getirilen Ankara'daki evi ve İstiklâl Marşının ilk iki dörtlüğü
Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının aralık ayında İstanbul'da, Fatih ilçesinin Karagümrük semtinde Sarıgüzel mahallesinde dünyaya geldi. Nüfusa kaydı, babasının doğumundan sonra imamlık yaptığı ve Âkif'in ilk çocukluk yıllarını geçirdiği Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinde yapıldığı için nüfus kağıdında doğum yeri Bayramiç olarak görünür. Annesi Buhara'dan Anadolu'ya geçmiş bir ailenin kızı olan Emine Şerif Hanım; babası ise Kosova'nın İpek kenti doğumlu, Fatih Camii medrese hocalarından Mehmet Tahir Efendi'dir. Mehmet Tahir Efendi, ona doğum tarihini belirten "Ragif" adını verdi. Babası vefatına kadar Ragif adını kullansa da bu isim yaygın olmadığı için arkadaşları ve annesi ona "Âkif" ismiyle seslendi, zamanla bu ismi benimsedi. Çocukluğunun büyük bölümü annesinin Fatih, Sarıgüzel'deki evinde geçti. Kendisinden küçük, Nuriye adında bir kızkardeşi vardır.
Öğrenim Yılları [değiştir]
İlk öğrenimine Fatih'te Emir Buhari Mahalle Mektebi’nde o zamanların adeti gereği 4 yıl, 4 ay, 4 günlükken başladı. 2 yıl sonra iptidaii (ilkokul) bölümüne geçti ve babasından Arapça öğrenmeye başladı. Ortaöğrenimine Fatih Merkez Rüştiyesi’nde başladı (1882). Bir yandan da Fatih Camii'nde Farsça derslerini takip etti. Dil derslerine büyük ilgi duyan Mehmet Âkif, rüştiyedeki eğitimi boyunca Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızcada hep birinci oldu. Bu okulda onu en çok etkileyen kişi, dönemin "hürriyetperver" aydınlarından birisi olan Türkçe öğretmeni Hersekli Hoca Kadri Efendi idi.
Rüştiyeyi bitirdikten sonra annesi medrese öğrenimi görmesini istiyordu ancak babasının desteği sonucu 1885'te dönemin gözde okullarından Mülkiye İdadisi’ne kaydoldu. 1888’de okulun yüksek kısmına devam etmekte iken babasını kaybetmesi ve ertesi yıl büyük Fatih yangınında evlerinin yanması aileyi yoksulluğa düşürdü. Babasının öğrencisi Mustafa Sıtkı aynı arsa üzerine küçük bir ev yaptı, aile bu eve yerleşti. Artık bir an önce meslek sahibi olmak ve yatılı okulda okumak isteyen Mehmet Âkif, Mülkiye İdadisi’ni bıraktı. O yıllarda yeni açılan ve ilk sivil veteriner yüksekokulu olan Ziraat ve Baytar Mektebi'ne (Tarım ve Veterinerlik Okulu) kaydoldu.
Dört yıllık bir okul olan Baytar Mektebi'nde bakteriyoloji öğretmeni Rıfat Hüsamettin Paşa pozitif bilim sevgisi kazanmasında etkili oldu. Okul yıllarında spora büyük ilgi gösterdi; mahalle arkadaşı Kıyıcı Osman Pehlivan'dan güreş öğrendi; başta güreş ve yüzücülük olmak üzere uzun yürüyüş, koşma ve gülle atma yarışlarına katıldı; şiire olan ilgisi okulun son iki yılında yoğunlaştı. Mektebin baytarlık bölümünü 1893 yılında birincilikle bitirdi.
Mezuniyetinden sonra Mehmet Âkif, Fransızcası'nı geliştirdi. 6 ay içinde Kur'an'ı ezberleyerek hâfız oldu. Hazine-i Fünun Dergisinde 1893 ve 1894’te birer gazeli, 1895’te ise Mektep Mecmuası’nda "Kur'an'a Hitab", adlı şiiri yayınlandı, memuriyet hayatına başladı.lll
Memurluk Hayatı [değiştir]
Okulu bitirdikten hemen sonra Ziraat Bakanlığı’nda (Orman ve Maadin ve Ziraat Nezareti) memur olan Mehmet Âkif, memuriyet hayatını 1893–1913 yılları arasında sürdürdü. Bakanlıktaki ilk görevi veteriner müfettiş yardımcılığı idi. Görev merkezi İstanbul idi ancak memuriyetinin ilk dört yılında teftiş için Rumeli, Anadolu, Arnavutluk ve Arabistan'da bulundu. Bu sayede halkla yakın temas halinde olma imkânı buldu. Bir seyahati sırasında babasının doğum yeri olan İpek Kasabası'na gidip amcalarıyla tanıştı. 1898 yılında Tophane-i Âmire veznedârı Mehmet Emin Beyin kızı İsmet Hanım’la evlendi; bu evlilikten Cemile, Feride, Suadi, İbrahim Naim, Emin, Tahir adlı çocukları dünyaya geldi.
Mehmet Âkif, edebiyata olan ilgisini şiir yazarak ve edebiyat öğretmenliği yaparak sürdürdü. Resimli Gazete’de Servet-i Fünun Dergisi'nde şiirleri ve yazıları yayımlandı. İstanbul’da bulunduğu sırada bakanlıktaki görevinin yanı sıra önce Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi (1906)'nde kompozisyon (kitabet-i resmiye), sonra Çiftçilik Makinist Mektebi'nde (1907) Türkçe dersleri vermek üzere öğretmen olarak atandı.
II. Meşrutiyet [değiştir]
II. Meşrutiyet ilan edildiğinde Mehmet Âkif, Umur-ı Baytariye Dairesi Müdür Muavini idi. Meşrutiyet'in ilanından 10 gün sonra arkadaşı rasathane müdürü Fatin Hoca onu, on bir arkadaşı ile birlikte İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye yaptı. Ancak Mehmet Âkif, üyeliğe girerken edilen yeminde yer alan "Cemiyetin bütün emirlerine, bilâkayd ü şart (kayıtsız şartsız) itaat edeceğim" cümlesinde geçen "kayıtsız şartsız" ifadesine karşı çıkmış, "sadece iyi ve doğru olanlarına'" şeklinde yemini değiştirtmişti. Cemiyetin Şehzadebaşı İlmiye Mahfelinde Arap Edebiyatı dersleri veren Âkif, Kasım 1908’de, Umur-i Baytariye Müdür Muavinliği görevini sürdürürken Darülfünun’da Edebiyat-i Osmaniye dersleri vermeye başladı.
II. Meşrutiyet’in Âkif'in hayatında en büyük etkisi, meşrutiyetle birlikte yayın dünyasına adım atması olmuştu. Daha önce bazı şiirleri ve yazıları bir kaç gazetede yayımladıysa da eser yayımlamaya uzun süredir ara vermişti. Meşrutiyetin ilanından sonra, arkadaşı Eşref Edip ve Ebül’ula Mardin ‘in çıkardığı ve ilk sayısı 27 Ağustos 1908'de yayımlanan Sırat-ı Müstakim dergisinin başyazarı oldu. İlk sayıda Fatih Camii şiiri yayımlandı. Ebül'ula Mardin ayrıldıktan sonra dergi, 8 Mart 1912'den itibaren Sebil'ür-Reşad adıyla çıkmaya devam etti. Âkif'in hemen hemen bütün şiir ve yazıları bu iki dergide yayımlandı. Gerek dergilerdeki yazılarında, gerekse İstanbul camilerinde verdiği vaazlarda Mısırlı bilgin Muhammed Abduh'un etkisiyle benimsediği İslam Birliği görüşünü yaymaya çalıştı.
1910 yılında gerçekleşen Arnavutluk İsyanı onu çok üzmüş ve arkasından gelecek kötü olayları sezmişti. Balkanlar'da artan düşmanlık duygularını ve doğabilecek isyanları önlemek için bir şeyler yapma arzusu duydu ancak Balkan Savaşı ile hüsrana uğradı. 1914’ün başında iki aylık bir seyahate çıkarak Mısır ve Medine'de bulundu. Mısır seyahati hatıralarını "El Uksur'da" adlı şiirinde anlattı.
1913’te kurulan Müdafaa-i Milliye Cemiyeti'nin halkı edebiyat yoluyla aydınlatma amacı güden neşriyat şubesinde Recaizade Ekrem, Abdülhak Hamid, Süleyman Nazif, Cenap Şahabettin ile beraber çalıştı. 2 Şubat 1913 günü Bayezid Camisi kürsüsünde, 7 Şubat 1913 günü Fatih Camisi kürsüsünde konuşarak halkı vatanı savunmaya çağırdı.
Teşkilât-ı Mahsusa [değiştir]
Balkan Savaşı'ndan sonra, ilk olarak Umur-i Baytariye görevinden (1913), sonra yayınlarının hükümetle uygun düşmemesi nedeniyle aldığı ikaz üzerine Darülfünun müderrisliği görevinden (1914) ayrıldı. Yalnızca Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi'ndeki görevine devam etti. Harbiye Nezareti’ne bağlı Teşkilat-ı Mahsusa'dan gelen teklif üzerine İslam birliği kurma gayesi güden Almanya’ya (Berlin’e ) Tunuslu Şeyh Salih Şerif ile birlikte gitti. (1914). İngilizlerle birlikte Osmanlı'ya karşı savaşırken Almanlar'a esir düşmüş Müslümanların kamplarında incelemelerde bulundu ve farkında olmadan Osmanlı’ya karşı savaşan bu Müslüman esirleri aydınlatmaya çalıştı. Fransız ordusundaki Müslümanlara yönelik yazdığı Arapça beyannameler cephelere uçaklardan atıldı. Almanya’da iken yazdığı Berlin Hatıraları adlı şiirini dönünce Sebilürreşad’da yayınladı.
Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye Cemiyeti [değiştir]
Lübnan’da yaşayan Mekke Emiri Şerif Ali Haydar Paşa’nın daveti ile 1918’de bu ülkeye giden Âkif, Lübnan’da iken Şeyhülislamlığa bağlı Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye Cemiyeti başkatipliğine atandı. Ahmet Cevdet, Mustafa Sabri, Bediüzzaman Said Nursi gibi isimlerin kurduğu ve Osmanlı Devleti ile diğer İslam ülkelerinde çıkacak dini meseleleri halletmek, İslam aleyhindeki gelişmelere yanıt vermek amacıyla kurulan bu örgütte çalışırken bir yandan da Said Halim Paşa'nın “İslamlaşmak” adlı eserini Fransızcadan Türkçeye çevirdi.
Bu dönemde Anadolu toprakları işgale uğramış; Türk halkı Kurtuluş Savaşı 'nı başlatarak direnişe geçmişti. Bu harekete katılmak isteyen Âkif, Balıkesir'e giderek 6 Şubat 1920 günü Zağnos Paşa Camii'nde çok heyecanlı bir hutbe verdi. Halkın beklenmedik ilgisi karşısında daha birçok yerde hutbe verdi, konuşmalar yaptı ve İstanbul'a döndü. Bu arada Sebilürreşad idarehanesi, Millî Mücadele’ye katılmak için Anadolu’ya geçmiş olanlarla İstanbul’daki yakınlarının gizli haberleşme merkezi hâline gelmişti. Âkif, Kurtuluş Savaşı’nı desteklemesi nedeniyle 1920'de Dâr ül-Hikmet il-İslâmiye Cemiyeti'ndeki görevlerinden azledildi.
Millî Mücadele'ye Katılması [değiştir]
Mehmet Akif Ersoy Müze Evi, Mehmet Akif Ersoy'un Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara'da ikamet ettiği ve İstiklâl Marşı başta olmak üzere çok sayıda şiirini yazdığı müzeye dönüştürülmüş Ankara evidir.
İstanbul'da rahat hareket etme olanağı kalmayan Mehmet Âkif, görevinden azledilmeden az önce oğlu Emin'i yanına alarak Anadolu’ya geçti. Sebil'ür-Reşad’ı Ankara’da çıkarması için Mustafa Kemâl Paşa'dan davet gelmişti. TBMM'nin açılışının ertesi günü olan 24 Nisan 1920 günü Ankara'ya vardı. Millî mücadeleye şair, hatip, seyyah, gazeteci, siyasetçi olarak katıldı. Ankara'ya varışından bir süre sonra ailesini de yanına aldırdı.
Ankara’ya geldiği günlerde, Mustafa Kemâl Paşa Konya vali vekiline telgraf göndererek Âkif’in Burdur milletvekili seçilmesini sağlamasını istemişti. Haziran ayında Burdur’dan, Temmuz ayında ise Biga’dan mebus seçildiği haberi meclise ulaştı. Âkif, Burdur mebusluğunu tercih etti. Böylece 1920-23 yılları arasında vekil olarak I. TBMM’de yer aldı. Meclis kayıtlarında adı "Burdur milletvekili ve İslam şairi" olarak geçmektedir.
Ankara'ya varır varmaz ona verilen ilk görev, Konya Ayaklanması’nı önlemek için halka öğütler vermek üzere Konya’ya gitmekti, büyük gayretine rağmen Konya’da kesin bir sonuca ulaşamadı ve Kastamonu’ya geçti. Halkı düşmana direnişe teşvik için 1920 yılının Kasım ayında Kastamonu’daki Nasrullah Camisi'nde verdiği ateşli vaaz, Diyarbakır’da basıldı ve tüm vilayetlere ve cephelere dağıtıldı.
Âkif, Anadolu'ya geçerken Eşref Edip'e de arkasından gelmesini söylemişti. Eşref Edip, Sebil'ür-Reşad Dergisi'nin klişesini de alıp İstanbul'dan ayrıldı. Son olarak 6 Mayıs 1921 günü derginin 463. sayısını yayımlamışlardı. Âkif derginin 464-466. sayılarını Eşref Ediple beraber Kastamonu'da yayımladı, 464. sayı o kadar ilgi gördü ki birkaç kere basılıp Anadolu'ya ve askere dağıtıldı. 467. sayıdan itibaren yayıma Ankara'da devam ettiler. Derginin etkisi o kadar büyüktü ki, yaydığı yoğun duyguların hâkimiyetindeki Türk halkları etkilenmesinden korkan Rusya, gazetenin ülkeye girişini yasakladı.
1921'de Ankara'da Taceddin Dergahı'na yerleşen Mehmet Âkif, Burdur milletvekili olarak meclisteki görevine devam etmekteydi. O dönemde Yunanlıların Ankara'ya ilerleyişi karşısında meclisi Kayseri'ye taşımak için hazırlık vardı. Bunun bir dağılmaya yol açacağını düşünen Mehmet Âkif, Ankara'da kalınmasını, Sakarya'da yeni bir savunma hattı kurulmasını önerdi; teklifi tartışılıp kabul edildi.
İstiklâl Marşı'nı yazması [değiştir]
Osmanlı'da kullanılan Arap alfabesiyle yazılmış İstiklal Marşı
Aynı dönemde Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey'in ricası üzerine arkadaşı Hasan Basri Bey kendisini ulusal marş yarışmasına katılmaya ikna etti. Konulan 500 liralık ödül nedeniyle başlangıçta katılmayı reddettiği bu yarışmaya, o güne kadar gönderilen şiirlerin hiç biri yeterli bulunmamıştı ve en güzel şiiri Mehmet Âkif'in yazacağı kanısı mecliste hâkimdi. Mehmet Âkif'in yarışmaya katılmayı kabul etmesi üzerine kimi şairler şiirlerini yarışmadan çektiler. Şairin orduya ithaf ettiği İstiklâl Marşı, 17 Şubat günü Sırat-ı Müstakim ve Hâkimiyet-i Milliye'de yayımlandı. Hamdullah Suphi Bey tarafından mecliste okunup ayakta dinlendikten sonra 12 Mart 1921 Cumartesi günü saat 17:45'te ulusal marş olarak kabul edildi. Âkif, ödül olarak verilen 500lirayı Hilal-i Ahmer bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Dar’ül Mesai vakfına bağışladı.
Mısır Yılları ve Kur'an Tefsiri [değiştir]
İstiklâl Madalyası ile ödüllendirilen Mehmet Âkif, 1923 yılında Ankara'dan İstanbul’a döndü. Abbas Halim Paşa'nın daveti üzerine kışı geçirmek için Mısır'a gitti. Gitmeden önce Kur'an'ı Türkçeye tercüme etmek için Diyanet İşleri ile anlaşma imzaladı. Kendisine teklif edilen bu görevi başlangıçta reddetmişti çünkü kendi eserlerini yazmak, milli mücadele destanını yaratmak istiyordu ancak bu çeviriyi yapabilecek tek adam olarak görüldüğünden kabul etmesi için çok yoğun ısrar vardı ve kabul etmek zorunda kaldı. Bir kaç sene yazları İstanbul'da, kışları Mısır'da geçirdi. (Türkiye'de gerçekleşen devrimleri kendi inançlarına ve ülküsüne aykırı gördüğü söylentileri vardır.) 1926 kışından sonra Mısır’dan dönmedi. Kahire yakınlarındaki Hilvan'a yerleşti. Burada adeta inzivaya çekilerek Kur'an tercümesi üzerinde çalışmayı sürdürdü ancak 6-7 sene üzerinde çalıştıktan sonra sonuçtan memnun kalmadı ve bu sorumluluktan kurtulmak istedi. Sonunda 1932’de mukaveleyi fesh etti. Diyanet İşleri Başkanlığı hem tercüme hem yorumlama işini Elmalılı Hamdi Efendi'ye verdi. Âkif, kendi yazdıklarını dostu Yozgatlı İhsan'a teslim etti ve ölür de gelmezse yakmasını nasihat etti. Mehmet Âkif, Mısır yıllarında Kuran çevirisinin yanı sıra Türkçe dersleri vermekle meşgul olmuştu. Kahire'deki “Câmi-ül Mısriyye" adlı üniversitede Türk Dili ve Edebiyatı dersleri verdi (1925-1936).
Türkiye'ye Dönüşü ve Vefatı [değiştir]
Siroz hastalığına tutulunca hava değişikliği iyi gelir düşüncesiyle önce Lübnan’a, sonra Antakya’ya gitti fakat Mısır’a hasta olarak döndü. 17 Haziran 1936’da tedavi için İstanbul’a döndü. 27 Aralık 1936 tarihinde İstanbul’da, Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı’nda hayatını kaybetti. Edirnekapı Mezarlığı’na gömüldü. Cenazesine resmi bir katılım olmadı ancak büyük bir üniversiteli genç topluluk katıldı. Mezarı iki yıl sonra, üniversiteli gençler tarafından yaptırıldı; 1960’ta yol inşaatı nedeniyle kabri Edirnekapı Şehitliği'ne nakledildi. Mezarlıkta Süleyman Nazif ve arkadaşı Ahmet Naim Bey'in arasında yatmaktadır.
Edebî Hayatı [değiştir]
Mehmet Âkif, şiir yazmaya Baytar Mektebi'nde öğrenci olduğu yıllarda başladı. Yayımlanan ilk şiiri Kur'an'a Hitap başlığını taşır. 1908'den itibaren aruz ölçüsü kullanarak manzum hikâyeler yazdı. Hikâyelerinde halkın dert ve sıkıntılarını anlattı. Balkan Savaşı yıllarından itibaren destansı şiirler yazmaya başladı. İlk büyük destanı, “Çanakkale Şehitleri'ne“ başlıklı şiiridir. İkinci büyük destanı ise Bursa'nın işgali üzerine yazdığı “Bülbül“ adlı şiiridir. Üçüncü olarak da İstiklâl Marşı'nı yazarak İstiklâl Savaşı'nı anlatmıştır. "Sanat sanat içindir" görüşüne karşı çıkan Mehmet Âkif, dinî yönü ağırlıkta bir edebiyat tarzı benimsemişti. Edebiyat dili olarak Millî Edebiyat akımına karşı çıktı ve edebiyatta batılılaşma konusunda Tevfik Fikret ile çatışmıştır.
Eserleri [değiştir]
Şairin Safahat adı altında toplanan şiirleri 7 kitaptan oluşmuştur. Şair, İstiklâl Marşı'nı Safahat'a koymamıştır. Nedenini ise şöyle açıklar: "Çünkü ben onu milletimin kalbine gömdüm".
Kitap: Safahat (1911) - 44 manzume içerir. Siyasal olaylar, mistik duygular, dünyevi görevlerden bahsedilir.
Kitap: Süleymaniye Kürsüsünde (1912) - Süleymaniye Camisi'ne giden iki kişinin söyleşileri ile başlar, kürsüde Seyyah Abdürreşit İbrahim'in konuşturulduğu uzun bir bölümle devam eder.
Kitap: Hakkın Sesleri (1913) - Topluma İslami mesajı yaymaya çalışan on manzumedir. Ateizme, ırkçılığa, umutsuzluğa çatılmaktadır.
Kitap: Fatih Kürsüsünde (1914) - Fatih Camisi'ne giden iki kişinin söyleşileri ile başlar, vaizin uzun konuşması ile devam eder. Tembellik, irtica (gericilik), batı taklitçiliği eleştirilir.
Kitap: Hatıralar (1917) - Âkif'in gezdiği yerdeki izlenimleri ve toplumsal felaketler karşısında Allah'a yakarışını içerir.
Kitap: Asım (1924) - Hocazade ile Köse İmam arasındaki konuşmalar şeklinde tasarlanmış tek parça eserdir. Eğitim-öğretim, ırkçılık, savaş vurgunculuğu, batıcılık, gibi pek çok konudan bahseder.
Kitap: Gölgeler (1933) - 1918-1933 arasında yazılmış 41 adet manzumeyi içerir. Herbiri, yazıldıkları dönemin izlerini taşır. Üç tanesi ayet yorumu şeklindedir.
Kitap: Safahat (Toplu Basım) (ilki 1943) - 6 Safahatı'ı bir araya getirir. 1943'teki toplu basımının sonuna Âkif'in hayattayken basılmamış şiirlerini içeren Damadı Ömer Rıza Doğrul tarafından bir araya getirilmiş 16 manzumeden ibaret Son Safahat başlıklı bölüm eklenmiştir.
2011 Mehmet Akif Ersoy Yılı [değiştir]
KAYNAK:
Kaydol: Kayıtlar (Atom) | 8d60a87b405c | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
ŞANSINIZI DENEYİN : : : : D
Tasarım dediğimizde ilk aklımıza gelenlerden biri yaratıcılıktır. Çünkü farklılık yaratması için yaratıcı çalışmalar gerçekleştirmek gerekir. Gazeteden çanta ve tekerlek şeklinde bavul buna örnek oluşturuyor.
Bunlar kadar uçuk diyebileceğimiz nitelikte olmayan ama şıklığı ve görsel hoşluğu ile göz dolduranlar da var. Sizin için hepsini aşağıda sunuyorum. İyi seyirler...
Klavyesinden kopamayanlara :D
Çantanızla korkutma eylemini mi gerçekleştirmek
istiyorsunuz? Tam size göre!
Öremem demeyin sizde deneyin!
HEM ŞIKIDIM HEM RAHAT... | 8663c482ea4b | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Her insanın günümüz şartlarında ki hedeflerinin içerisinde mutlaka bir ev yada bir araç almak yatar. Sizler için bunu makul fiyatlarda başarmanın yolunu araştırdık ve bulduk.
İCRADAN ALIM YAPMAK İSTEYENLER BURADA..!
Öncelikle alımlar icralık olmuş mallar üzerinden yapılmalı. Bunu yaparken de profesyonel destek almak şart. Türkiye’de bu sektörde en başarılı şirketlerden biri kuşkusuz icraburada.com . Merkezi İstanbul’da bulunan bu site öncelikle diğer icra siteleri gibi farklı firmaların iştirakleri değil, tamamen kendini bu işe adamış bir firmadır.
Başarılı olmak elbette farklılık, kalite ve güvenle mümkündür,icraburada.com sitesinin bir çok farklılığı vardır sırasıyla bunlardan bahsedelim;
- İcradan veya normal bir alım yaparken mutlaka herkes talip olduğu taşıtı, gayrimenkulü, arsayı, makinayı veya dükkanı görmek incelemek ister. Bunun içinde icra sitesinin fotoğraf hizmeti vermesi çok önemli. İcraburada.com sitesinin güncel verilerine göre sadece aralık ayının ilk çeyreğinde eklenen 1500 taşıt ihalesinin 1100 tanesi fotoğraflı. Üstelik arsa ihalelerinde Türkiye’nin hangi bölgesinde olursa olsun talep edilen ihalenin fotoğraflarını müşterilere ulaştırıyorlar. Diğer hiçbir site bu kadar kapsamlı bir fotoğraf hizmeti sunmamaktadır.
- Karar verdiniz ve artık icradan alım yapacaksınız ,işte tam bu noktadan sonra düşüncelere dalmanıza gerek yok.! İcraburada.com sizin adınıza ihaleye avukatlar eşliğinde katılır, değerinin altında alımı gerçekleştirir ve hayallerinize kavuşmanızı sağlar.
- Almak istediğiniz icralık arabalar ın sistemdeki geçmiş hasar kayıtlarını, kazasını ve boyalı parçasını özel cihazlarla kontrol edip durumunu size bildirerek risksiz alım sunmaktalar.
Milyonlarca kişinin mal ve mülk sahibi olmasını sağlayan icra sektörünü bir deniz varsayarsanız icraburada.com sitesi bu denizde yol almanızı sağlayacak güvenli bir gemidir.!
ismail s.
13-02-2016 22:49
07-03-2016 15:36
Merhaba İsmail s. , detaylı bilgi için bizlere ulaşabilir, detay ve bilgi alabilirsiniz. Bilgi içi 444 9 230
07-03-2016 15:37
Merhaba fatih s. , iyi dilekleriniz için teşekkür eder, kazançlı günler dileriz. Detaylı bilgi için 444 9 230
yalçın u.
17-03-2016 13:02
ihalelere katılmak için yapmamız gereknler nedir acaba?
28-03-2016 13:10
Merhaba yalçın u. , Öncelikle; Türkiye’nin en geniş ve güvenilir icra ihaleleri data’sına sahip icraburada.com’a ücretsiz üyelik gerçekleştirmeniz gerekmektir. Üyeliğiniz size kısıtlı kullanım hakkı verecektir. İcra ihalelerini takip etmek ve ne zaman, nerede gerçekleşeceğini öğrenmek için hizmet paketlerimizden satın almanız gerekmektedir. Size ve bütçenize en uygun hizmet paketini satın aldıktan sonra, sitemiz icraburada.com üzerinden tüm Türkiye’deki icra ihalelerini takip edebilirsiniz. Katılmayı düşündüğünüz icra ihalesini belirledikten sonra yapmanız gereken tek şey; 1. muhammen bedelin %20’si ile icra ihalesinin düzenlendiği icra müdürlüğünde ki açık artırmaya katılmak olacaktır. İcra ihalesine katılmak için T.C vatandaşı olmak ve %20’lik teminat ile başvurmak yeterlidir.
selami ö.
18-04-2016 13:47
bu yatırdığımız teminat ihaleyi kazanamazsak geri alınıyormu yoksa yanıyormu bide bankalaramı yatırcaz geri dönüşü olcak mı ?
21-04-2016 13:48
Merhaba selami ö. , yatırdığınız teminatları kazanmadığınız durumda (ihale alıcısı olmadığınız durumda) kesintisiz geri alabilirsiniz. Banka üzerinden havale/eft gibi gönderilerinizin iletimlerini bankanız ile görüşebilir, icra müdürlüğünün hesabına geçen teminatlarınızın tekrar size iade olacağını hatırlatmak isteriz.
Abdulkadir B.
03-05-2016 15:42
Araçlar 2.İhalede nasıl satılıyor.Yine Açık Arttırma Muhammen Bedelin %50'si üzerinden mi yapılıyor.Şimdi Sizin İlanlarınızda 2.ihale tarihi gözüken ve 1.İhale tarihi geçmiş araçlar 2.İhaleye kalmış mı oluyor.Teşekkürler
06-05-2016 15:57
Merhaba Abdulkadir B. , 1. ihale de olan şartların aynısı 2. satış zamanında da aksi belirtilmedikçe geçerlidir. Arasında ki tek fark; tarih farkıdır. 2. ihaleye kalıp kalmadığını Gold +PLUS üyelerimiz danışmanlarımıza sistem üzerinden talep ileterek bilgisine ulaşabilirler. Detaylı bilgi için; 444 9 230 | 32ad75baf54f | [
"c4",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Koç ve Yükselen Koçlar;
Boğa ve Yükselen Boğalar;
Finansal konular harekete geçmeye başlıyor. Fakat kişisel kazançlarınızdan mada bu eşinizin, ortağınızın finansal konuları, banka, kredi, çek,senet, vergi,burs gibi konularda etki edecek. Eşinizden veya ortağınızdan rahatlıkla destek bulabileceksiniz. Ödeme yapmanız gereken koşullarda yine destekleyici etkiler altında olacaksınız. Bu süreçte ihtiyacınız olan borcu veya krediyi rahatlıkla alabileceksiniz yalnız abartmayın! Miras ile ilgili konuları gündemde olanlar olası sorunları daha kolay çözüme kavuşturabilecekler. 2 Şubatta arkadaşlıklar, dostluklar, sosyal ilişkilerde gerginlikler olabilir. Finansal gerginliklerden uzak durmakta, risk almamakta yarar var.
İkizler ve Yükselen İkizler;
7. evinize giren Venüs, ikili ilişkiler ve ortaklıkları ilgilendire konularda destekleyici etkiler vermeye başlayacak. Yalnız olanlar özellikle daha kolay karşı taraftan etkilenebilecekler, ilişkisi olanlar için de olası sorunların üstesinden daha kolay gelinebilecek fakat abartılı ve ani çıkışlarında kontrol altına alınması gerek. Evlilik konuları gündeme gelebilir, yeni ortaklıklar başlayabilir. Olası düşmanlıklara karşı korunacaksınız. Gereksiz kapris ve kıskançlıklardan kaçınmak uygun olacaktır. 2 Şubat günü özellikle iş ve kariyerinizi ilgilendiren konularda sürpriz gelişmeler yaşayabilirsiniz fakat sınırları fazla zorlamamakta yarar var.
Yengeç ve Yükselen Yengeçler;
Birlikte çalıştığınız kişiler ve sağlığınızı ilgilendiren konularda Venüs etkilerini göstermeye başlayacak. Olası sağlık sorunlarının üstesinden çok daha rahat gelebilecek, diyet gibi kişisel sağlığınıza iyi gelecek ve günlük yaşamınızda sizi motive edecek şeylere yönelmeye başlayabilirsiniz. Birlikte iş yaptığınız kişilerden hem iş hem de finansal anlamda destek görebilirsiniz. Minik bir ev hayvanı ile hayatınızı daha keyifli bir yer haline getirebilirsiniz. Baba tarafından akrabalarla ilgili olası sorunlar yerini daha barışçıl bir havaya bırakabilir. Yalnız 2 Şubatta Venüs ile Uranüs’ün kapışması, sürpriz haberlerin yanı sıra, eşinizin kardeşleri ile ilgili konuları gündeme getirebilir. Bu günlerde sağlığınıza daha çok dikkat etmelisiniz. Özellikle uyluklar ve baldır kısımlarına.
Aslan ve Yükselen Aslanlar;
Başak ve Yükselen Başaklar;
Yuva, aile, yer değiştirme, taşınma, aile içi ilişkiler, tadilat gibi konularda Venüs’ten destek almaya başlıyorsunuz. Evinizi güzelleştirmek, dekore etmek, boya,badana gibi işlere girişmek için uygun zamanlar. Aile içi olası sorunlar içinde abartılı davranışlar ve tepkilere mahal verilmediği takdirde barış ortamı yaratılabilecektir. Belki de bu Venüs döneminde yeni bir geçiş planları yapıp uygulamaya koyabilirsiniz. Fakat 2 Şubat tarihinde Venüs ile Uranüs birbirlerine sert etkiler gönderecekler, özellikle evli ve ortaklıkları olanlar ve uzun süre ilişkileri olanlar biraz tuhaflaşabilirler. Sabırız ve aceleci tavırlar ilişkilere ve ortaklıklara zarar verebilir.
Terazi ve Yükselen Teraziler;
Akrep ve Yükselen Akrepler
Finansal konular hareketlenmeye başlıyor. Ödemelerle ilgili konularda bir rahatlama ve ferahlama hissetmeye başlayacaksınız. Yeni gelir kaynakları elde edebilirsiniz yalnız keyfe keder harcamalarda ortaya çıkabilir. Gelir-gider dağılımınıza dikkat etmek yerinde olacaktır. Seyahatler için de para harcayabilirsiniz. Yeni iş teklifler ile karşılaşabilirsimniz Yalnız 2 Şubat tarihinde riskli yatırımlardan, borsa gibi spekülatif araçlardan kaçınmak yerinde olacaktır. Özel hayatınızda ise, aşırı özgürlükçü tavırlar ilişkilere zarar verebilir.
Yay ve Yükselen Yaylar
Oğlak ve Yükselen Oğlaklar;
12.evinizde seyahat eden Venüs ilişkiler açısından kendinizi çok da rahat ortaya koyamayabilir, mevcut ilişkilerde zaman zaman krizler oluşabilir. Özellikle finansal anlamda daha dikkatli hareket edilmeli. 4 Şubat tarihi itibari ile Venüs’ün burcunuza geçmesi ile birlikte hem finansal hem de ikili ilişkilerde sizler için destekleyici etkileri olacak. Bu zamana kadar ilişkilerinizi sorgulayabilirsiniz. 2 Şubat tarihinde yakın çevreniz ve kardeşlerinizle ilgili sürpriz haberler alabilirsiniz. Yalnız olanlar 4 şubat itibari ile şanslı, birlikteliği olanlar ise 4 şubata kadar dikkat etmeliler.
Kova ve Yükselen Kovalar;
Partiler, davetler, organizasyonların aranan kişisi sizler oluyorsunuz. Daha çok sosyalleşebilir, arkadaşlarınızla birlikte keyfin ön planda olduğu birliktelikler söz konusu. Arkadaşlarınızla birlikte minik bir seyahat planı yapabilir birkaç günlüğüne yaşadığınız şehirden uzaklaşabilirsiniz. İşten kazandığınız gelirleri arttırmanın yollarına gidebilir, extra prim veya ödül alabilirsiniz. Felsefi yönü kuvvetli, farklı kültürlere ilgisi olan insanlarla bir araya gelebilirsiniz. Yalnız 2 Şubat tarihi biraz riskli, özellikle finansal açıdan sürpriz beklenmedik harcamalar ortaya çıkabilir.
Balık ve Yükselen Balıklar;
10. evinizi ziyaret edecek olan Venüs, iş ve kariyerinizi ilişkin konularda destekleyici etkiler vermeye başlayacak. İşsiz olanların görüşmeleri daha keyifli ve olumlu geçebilir, ajans, reklam, bayanlarla ilgili ve seyahat gerektiren mesleklerde iş sahibi olabilirler. Yöneticilerle ilişkilerde olumlu havaların eseceği bu günlerde, iş yerinde daha ön planda olmaya başlayacak ve yeni iş bağlantıları kurabilirsiniz. Kısacası iş hayatında başarıyı yakalamak daha kolay olacak. 2 Şubat tarihi ani yolculuklar ortaya çıkabilir. Dış görüntünüzde etrafınızda ki insanları şaşırtacak değişikliğe gidebilirsiniz.
Not: Teşekkür Etmek için aşşağıda yer alan reklama tıklamanız yeterlidir ;)
Not: Teşekkür Etmek için aşşağıda yer alan reklama tıklamanız yeterlidir ;) | cd36461bf266 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
23 Kasım 2015 Pazartesi
İSTİHBARAT MUTFAĞI-1
Sevgili takipçilerim hepinize iyi bir hafta geçirmeniz dileği ile yazıma başlıyorum aslında bu beni soruları ile takip eden arkadaşlarıma cevap niteliğinde olucak,soran arkadaşlarım sistemkar soruyorlar haklılar onları cevaplıycam.
Arkadaşlar yazımın başlığını İSTİHBARAT MUTFAĞI koydum bilmezsiniz ben turizm ve otelcilik konusunda eğitim aldım kısa müddet çalıştım şimdide bu aralar yine çalışıyorum bekarlık SULTANLIK olunca birde ASLAN parçası bakıyoruz onun için MUTFAK bayağı zamanımı alıyor.
Yemek ve mutfak o kadar ciddi bir alanki malzeme iyi olsa ahçı kötüyse yemek kötü çıkar AHÇI iyidir malzeme kötü ve eksiktir yemek kötü çıkar.
Ne olması lazım AHÇININDA ,MALZEMENİNDE iyisi olsunki yemek güzel pişsin iyi çıksın.
İşte malesef ülkemizde bu kombinasyonu güvenlik ve istihbarat politikaları konularında bir türlü oturtamadık çıkan yemeği yani hadiseleride günlük yaşayıp izliyorsunuz.ALLAH yardımcımız olsun.
Şundan dolayı bana sistem ediyorlar ZEKİ bey siz RUSYA FEDERASYONU devletinin politikalarının savunucusuydunuz ama RUS silahlı kuvvetleri BAYIR BUCAK TÜRKMENLERİNİ havadan karadanda ESAD güçleri vuruyor TÜRKMENLER zor durumda.
Tabi milli hassasiyeti olan herkes irkilirde sevgili arkadaşlarım bunlar devletlerin büyük çıkarlarının gelişiminden oluşan hadiseler.
Sizler bu soruları ülkemizi yöneten siyasetçilere yöneltmelisiniz,ben sadece analizci ve yaşadığım gerçekleri size yansıtıyorum.
Devleti yönetenler devletin dehlizlerinde ülkenin kaderinin tayinini yapıyorlardır.
Size şunu söyleyebilirim sadece son yirmi yılda RUSYA ve bölge ile ilgili yaptığım tüm analiz ve çalışmalarımda herkes yanıldı devletimizi geri plandan yöneten derin yapılarda dahil ben yanılmadım.
Tam aksine yanılmadıkça her koldan TÜRK DERİN DEVLETİNİN seferberlik yapısı ve ilgili kurumları tüm gücü ile şahsımı imha etmek için canı gönülden uğraştılar.
Sonuç bir kişiye ülke içinde saldırıp TEK BAŞINA insanı yok eder durdurabilirsin ne oldu sonu işte gerçeği durdurabildinmi koca bir HAYIR.
Rusya ve suriyeye gelince RUSYA FEDERASYONU bir emperyal devlet olarak devletinin gelişimine çıkarlarına katkı sağlıycağı için SURİYEDE iç savaş yöntemi ile zora sokulan ESAD rejimine yardım edip rejimi güçlendirip kendi çıkarlarını diri tutmak amacı ile şu anda yüksek yoğunluklu bir HAVA MUHAREBESİNE girişmiş durumda bunun neticeside alınıyor ESAD güçleri ilerme sağlıyor düşman mevzilerini yok ederek kendini muharebe alanında İRAN ordusundan aldığı piyade birlikleri ve LÜBNAN HİZUBULLAHI gerillaları ile savaşa devam ediyor şu anda eli rahatlıyor yavaş yavaş.
Burda TÜRKMEN gücü BAYIR BUCAK lara gelirsek ESADA karşı savaştıkları için maalesef şu anda zor durumdalar,umarım DEVLETİMİZ bu zor durumdan TÜRKMEN kardeşlerimizi çıkartıcak bir formül bulacaklardır.
Ama şunu temin ederim RUSYANIN basında ve medyada TÜRKMENLERİ sanki özel hedef alıyormuş algısını yaratanlar tamamen çarpıtma ve dezenformasyon haber veriyorlar.
Hiçbir ordu dünyada muharebe alanında karşısındaki gücü ideolojik veya sempatik nedenlerle dokunmadan gitmez bu bir savaş.
Savaşta cephede sana engel olan hangi güç varsa vurur geçersin.
Bugün canlı seyrettim İŞİD örgütün elindeki tüm rafineriler ve 1000 adet petrol tankeri atari ile oynar gibi gözümün önünde yok edildi.
İŞİD örgütünün içinde bir çok RUSYA vatandaşı var RUSLAR kendi vatandaşları var diye İŞİD mevzilerini vurmuyacak böyle bir şey olabilirmi,tabikide tepesine binmiş vurucak ve vuruyor.
Buna birde şu anda başka bir cevap vericem bugünlerde bu kadar çok BAYIR BUCAK TÜRKMENLERİNİN bazı pisikolojik harp uzmanlarınca büyük anlamda patırtı kopartıcak şekilde gündemde tutulması bu olayların içinde çok ciddi bazı hadiselerin üstünün örtülmesini sağlıyor olması muhtemel arkadaşlarım…
Şunuda söyliyeyim PARAMİLİTER güçler olarak oralara gitmek ve savaşmak savaşın yönünü değiştirmez, etkili olmaz.
Neden RUSYA çok etkili nokta hedeflere operasyon yapıyor,işte ileri teknoloji seyir füzeleri akıllı mühümmat kullanarak hassas tüm mevzileri vuruyor,elinde hafif silah bulunduran güçlerin bu ORDU ile bu sahada baş edebilmesi mümkün değil.
Onun için bu konuları DEVLETE ve onun değerli yöneticilerine bırakın bu kahvede oturup gaza gelip evden pompalı tüfeği kapıp savaşa gitmeye benzemez birkaç gün evvel canlı seyrettim ÇEÇEN LİDER CAHAR DUDAYEVE olduğu gibi bir akıllı seyir füzesine bir İŞİD militanı kafa attı bunun şakası yok.
Derin bir tecrübe konuşuyor arkadaşlar vay halinize annelerinizden başka kimse ağlamaz,bakın MUHSİN başkan rahmete kavuştu kimse işin içinden çıkamadı,hergün slogan atanlar ÇEÇEN komutanlar için hepsi öldü gitti,bu davalara başını koymuş merhum MEDET ÜNLÜ öldürüldü ANKARANIN göbeğinde kimsede ne olduğuna dair gık yok merhum NECİP HABLEMİTOĞLU hakeza onun için vay gidene derler unutup giderler…
Bu saydığım insanların çok yakın arkadaşları şu anda DEVLETİ yönetiyorlar bizim devletimiz son 50 yıl içinde öldürülmüş suikaste uğramış bir tane olay aydınlatamadı siz ZEKİ den hesap sormayın akıllı olun kendinizide,milletide zor duruma sokmayın.
Şu anda ülkemizin DOĞU ve GÜNEYDOĞU bölgelerindeki ilçe merkezleri ve il merkezlerindeki hadiseleri görünce önce kendimizi ve bölge coğrafyasında politikalarımızı iyi yönetebiliyormuyuz ona bakalım.Yaşadığımız süreç çok değişik geçiyor bugünün düşman kabul ettiğimiz yarın dost,dostumuz düşman olabilir hiç unutmayın bunu?
Biz 1990 lı yılların başında ne delikanlılar gördük ağbi AZARBAYCAN dan yeni geldim zaten kafam bozuk diyipte sağda solda hava atan sonra dediğimizde kardeş sen geçen hafta bodrumdaymışın zaten yüzündeki yanıkta bodrum yanığı şey ,mey ağbi nahçıvandan geçtikte yorgunduk direk bodruma gittik ordan geldik,YALANDAN kim ölmüş))
Bu konuyu kapatıp BOK mevzuna geçiyorum.
Karşı taraf gözüken kişilerde başladılar bu lafları söyleyen kesime laf söylemeye gündem oluştu BOK üstüne kamuoyu yaratıldı peki bu işleri örtenler bu muhabbetle nasıl bir örtü sağladı ve halkın gözünden neleri kaçırdı.
Diyarbakır cezaevinde ve ankara mamakta insanlık dışı hadiseler yapıldı bugün bu coğrafyada PKK etkin olmuşsa bu işkencelerin ve o yılların acılarınında büyük katkısı vardır.
Arkadaşlar ASKERLİK ve TSK kutsal kurumdur bizden yaşı büyük olana biz sivilde olsak KOMUTANIM derdik,eğer yaşı bizimle veya aşşağıdaysa rütbesi ve ismi ile hitap ederdik arkadaşlarımıza bundan GURUR duyarım her zaman.
Ama insanlık dışı hangi insana rengi,dili,ırkından dolayı işkence yapan ve yaptıranla hiçbir işimiz olmaz, darbecilerlede hiçbir işimiz olmaz.
Sanırım bunu bugün devletimizi yöneten en üst yöneticilerden en alta kadar ZEKİ nin özellikle 12 eylül hakkında düşüncelerinin ne olduğunu bildiğini bunun bir diziye konu olduğu hatta mahkeme tutanaklarındaki dinleme tapelerine geçtiğini iyi bilirler.
1980 Lİ yılların ortasından sonra merhum ÖZAL ve ANAP döneminde seferberlik kapsamında özellikle GÜNEYDOĞULU işadamları ve bürokratlar ile büyük bir konsey oluşturuldu.
Bunlar o dönemde çok etkili oldular özellikle büyük şehirlerimizde ticari ve ekonomik olarak geniş güç oluşturdular siyasettede çok güçlendiler.Aslında 1990 dan sonraki faili meçhul cinayetler o günün oluşumunu tasviye etmek içindir?
Neyse tabi biz o günlere dönelim ben tabi genç olarak bu camianın içindeyim özellikle DİYARBAKIRLILAR gurubunun içinde geziniyorum işte o günlerde bu DİYARBAKIR CEZAEVİNDE ağır işkenceler gören NURETTİN YILMAZ bey bu konuyu çok hararetli açtı hatta o günlerde kitaplaştırdı,buna cezaevinden yeni çıkan sayın AHMET TÜRK beyde katıldı ve büyük bir patırtı kopardılar.
Tabi öyle acılar çekilmişki DİYARBAKIR cezaevinde yatan insanlar bunu kinde yapmışlar özellikle cezaevi komutanı BİNBAŞI ESAT OKTAY YILDIRIM merhum için, çünkü insanlığın almıycağı şekilde işkenceler ve davranışlar içinde olmuş o günlerde işittiğim diyarbakırdan çok büyük baskı olduğu ricacı oldukları bunun bir devlete karşı hareket değil bu şahsın kötü kişiliğinden dolayı olarak o günün İSTANBULDAKİ BARONLARINA ısrar ediliyor en sonunda ikna olunarak bir tetikçi ayarlanıp bu binbaşıya OTOBÜS içinde suikast düzenletilip öldürülüyor,o günün şartlarında siyasi bir kılıfta konularak hadise bu intikam alınma şeklinde kapatılıyor.
Tabi uzun yıllar geçti ne yazıkki o günlerde başlayan bu hadiseler daha sonra artan bir şekilde kan gölüne türkiyeyi soktu.
Arkadaşlarım şunu söyleyeyip bitiretim sistem büyük menfaatler içinde dönüyor onun için çarklar insanları övüterek gidiyor.
Bugün cinayet işletenler yarın aynı kaderi kendide paylaşıyor.
ESEN KALIN.
ZEKİ ARSLAN.
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | 71f6f3250668 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Fetullahçı Terör Örgütü'nün en önemli isimlerinden olan Hakan Şükür, 200 milyon lirasına el konulunca geri vites yaptı. Daha önce Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a, ağır hakaretlerde bulunan Hakan Şükür, 15 Temmuz darbe girişiminin başarılı olmaması nedeniyle twitter hesabından günah çıkaran mesajlar paylaştı. 'FETÖ' soruşturmaları kapsamında tutuklanan babası Selmet Şükür'ün durumuna "ailece çok üzüldüklerini" belirten Şükür, "Tamamen başka dünyanın insanları olan ailemin hiçbir ferdinin bahsi geçen FETÖ ile hiçbir bağı yok. Bunu kime sorsanız bilir. Tüm kalbimle söylüyorum birçok sporcu arkadaşımın dediği gibi bizler de geçmişte milli ve manevi Türkçemizin tanıtımı ve bayrağımızın dünyada dalgalandırılması çerçevesinde sempati duyduğumuz bu hareket hakkındaki bugüne kadar ortaya atılan iddiaları bilebilmemiz imkansızdı" dedi. Pensilvanya'ya bağlı olan Hakan Şükür, "Cumhurbaşkanı'na, hükümetine, demokrasimize yapılan hain teşebbüsü lanetliyor, şehitlerimize rahmet diliyorum" ifadeleriyle, mallarını kurtarmanın peşinde olduğu ortaya çıktı.
'SANA KİM İNANIR HAKAN'
- Sende mercimek kadar karakter yokmuş. Bunu anladık artık.
- Hakan senin fiyatın ne? Söylersen aramızda toplar, istediğimizi sana söyletiriz.
- Vatan haininin peşinden git, 15 Temmuz'dan sonra da sus. Mallarına el konulunca, 'ilgim yok' de. Kim inanır sana Hakan?
- Senin yerin Pensilvanya olmalı Hakan. Bu ülkenin bir karış toprağı bile sana haram.
- Amerika'nın gayrimeşru çocukları olarak sizin Türkiye'ye bekliyoruz. Silivri hazırlandı.
- Futbolcu olduğun dönemde de arkadaşlarını satıyordun. Bugün de teröristbaşı Fetullah Gülen'i satıyorsun. Kargalar bile inanmaz.
- 200 milyon TL gidince panik yaptı. Olum babanı aldılar, bırak bu para hastalığını artık.
- Hakan, vatan haini olmak nasıl bir duygu?
ARİF DE KAÇTI
Hakkında yakalama kararı çıkarılan FETÖ'nün önemli isimlerinden ve eski Galatasaraylı futbolcu Arif Erdem'in, Çarşamba günkü karardan sonra İpsala Gümrük Kapısı üzerinden Yunanistan'a çıkış yaptığı belirlendi. Arif Erdem de, Hakan Şükür ve Uğur Tütüneker gibi, FETÖ ile ilişkisinin olmadığını iddia etti. Cemaatin eski 'Futbol İmamı' Said Alpsoy "Türkiye 2002'de Dünya Üçüncüsü olunca takıma prim dağıtıldı. Emre, Okan, Hakan Şükür, Hakan Ünsal ve Arif bu primlerden para topladı. Toplanan para 250 bin veya 500 bin dolardı. Bu parayı Pensilvanya'ya Arif Erdem götürdü. Gülen daha sonra Arif'e methiyeler düzdü" demişti.
TÜTÜNEKER GERÇEĞİ GÖRMÜŞ!
FETÖ/PDY soruşturması kapsamında, hakkında gözaltı kararı çıkan Galatasaraylı eski futbolcular arasında yer alan Uğur Tütüneker de, batan gemiden kaçan isimlerden biri oldu. Teknik direktörlüğünü yaptığı İsviçre'nin FC Wil takımından kovulan Tütüneker, Türkiye'ye döneceğini iddia etti. Fetullahçı Terör Örgütü'nün kendisini kandırdığını belirten Tütüneker, "Ülkemde meydana gelen hain girişimden dolayı üzüntümün sonsuz olduğunu bildirir bu sebepten dolayı hayatını kaybeden kardeşlerime Allah'tan rahmet diliyorum" sözleriyle, şovunu tamamladı. 15 Temmuz öncesine kadar gözlerinin kör olduğunu belirten Tütüneker, hain girişiminden sonra gerçeği anladığını da sözlerine ekledi...
MAL VARLIKLARINA EL KONULDU
Futbolda Fetullahçı Terör Örgütü yapılanması gerçekleştirdikleri gerekçesiyle haklarında soruşturma başlatılan Galatasaraylı eski futbolcular Arif Erdem, Uğur Tütüneker ve İsmail Demiriz'in mal varlıklarına el konuldu. Geçtiğimiz hafta ise Hakan Şükür'ün tüm mal varlığına el konulmuştu. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128. Maddesi kapsamında gerçekleştirilen talebi yerinde bulan Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği, 3 futbolcunun malvarlıklarına el koydu. Kararda, suçun işlendiği ve suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesi bulunduğu kaydedildi. Futbolcuların taşınmazları, araçları, banka hesapları, her türlü hak ve alacakları, kiralık kasa mevcutlarına el konuldu. | bb2c314c3b72 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
İRADİ TEMSİL VEKALET
Vekâlet yoluyla temsil sadece gerçek kişiler arasında söz konusu olup, tüzel kişiler bunu temsilcileri vasıtasıyla kullanırlar. Tüzel kişiliğin temsilcisi gerçek kişiler olacağından, bunların da vekâlet yoluyla temsilleri mümkün olmaktadır;
Vekâletnâme Tanzimine Yetkili Makamlar:
Bu makamlar şunlardır .
a) Noterler,
b) Türkiye dışında, Türk Konsoloslukları.
İbraz Edilecek Vekâletnâmelerde Aranılacak Hususlar:
Tapu işlemleri için, ibraz edilecek vekâletnâmelerde şu hususların bulunması gerekmektedir:
a) Yetkili makamlarca düzenlenmiş olması,
b) Düzenleme şeklinde tanzimi ,
c) Vekâlet verenin fotoğrafının bulunması.
d) Kimlik tesbitinin, nüfus hüviyet cüzdanı veya pasaporta göre yapılması .
e) İşleme yetkinin tam olması,
f) Şekli noksanlıklarının olmaması, (imza, mühür, tarih yevmiye g.b) çıkıntı ve düzeltmeler varsa noter imzası ve mührüyle onanması, ayrıca suret vekâletnâmelerde, tanzim eden makam tarafından alıkonulan aslının aynı olduğunun belirtilmesi,
g) Vekilin bir başkasını vekil tayini halinde ilk vekâletnâmenin ibrazı
h)İşleme konu taşınmaz belirtilmişse, taşınmazın ada, parsel mahalle, köy gibi bilgilerinin açık ve anlaşılır olması.
Vekaletnamede İşleme Yetki
Vekilin, kendisine vekâletnâme veren adına tapu işlemlerini yapabilmesi için, işleme ait yetkinin vekâletnâmede açıkca yer alması gerekir.
Yapılacak tapu işlemi bir den fazla veya birbirine bağımlı olsa dahi, yapılacak işlemler vekâletnâme-de ayrı ayrı yer almalıdır.
Genel anlamda, vekilin tapu sicil müdürlüğündeki bütün tapu işlemlerini yapabileceğine dair bir yetki ile, müdürlüklerimizde işlem yapılması mümkün değildir.
Özellikle yapılması istenen tapu işlemi, vekâletnâmede açıkca belirtilmelidir. Bu nedenle satış için verilmiş bir vekâletnâme ile taksim, taksim için verilmiş bir vekâletnâme ile satış işleminin yapılması mümkün değildir.
Şunu da belirtmek gerekirki; iştirak halinde kayıtlı taşınmazlarda, iştirakcilerin satışı içerir vekâletnâmelerinin, ayrıca iştirakin çözülmesi yetkisini içermesi zorunlu değildir
Yine intikalen edinilen taşınmazlarda, ölümle iktisap söz konusu olduğundan, ölümden sonra verilmiş vekâletnâmelerde, satış yetkisinin bulunması halinde intikâl yetkisi aranmaksızın işlem yapılabileceği kanaatindeyiz. Bu husus tescilsiz iktisabın söz konusu olduğu diğer durumlar içinde aynıdır (cebri satış gb.).
Vekâletnâme de işleme konu taşınmazın belirtilmesi iki şekilde olabilmektedir:
a) Vekâletnâme veren “T.C. hudutları dahilinde” veya “……………. İli …………….İlçesi …………………..köy/mahalle’deki” taşınmazları satmaya, ipotek etmeye gb. vekile geniş bir yetki verebilir. Veya;
b) Mülkiyetinde bulunan taşınmazlardan bazıları için vekile dar anlamda bir yetki de verebilir. (örneğin: ……………….İli ……………….İlçesi ……………… Köyünde bulunan ………………. parsel sayılı taşınmazı satmaya gb.)
Ayrıca kat mülkiyetine tabi yerlerde, işleme konu bağımsız bölüm numarasınında vekâletnâmede belirtilmesi gerekecektir.
Vekâletnâmenin Şartlı Verilmesi:
Vekâletnâme veren, vekâletnâmesinde bazı şartlara yer verebilir. Bu takdirde vekilin işlemi bu şarta uygun olarak yerine getirmesi gerekecektir. Vekâletnâmede taşınmazın kime ve ne kadar bedelle satılacağı belirtilmişse, vekil sadece vekâletnâme de belirtilen kişiye, belirtilen bedelle satışı yapabilecektir.
Birden Fazla Kişinin Vekil Tayini:
Vekâletnâme ile birden fazla kişi de vekil tayin edilebilmektedir. Ancak bu halde, vekillerin temsil yetkilerinin, birlikte veya ayrı, ayrı kullanılacağı hususunun vekâletnâmede belirtilmesi gerekir. Bu husus belirtilmemişse, tüm vekillerin, birlikte temsile yetkili oldukları anlaşılır. Temsil yetkisinin ayrı ayrı kullanılacağının vekaletnamede belirtilmiş olmasının, vekillerin birlikte bu yetkiyi kullanmalarına engel olmayacağı kanısındayız.
Vekile Vekil:
Vekâletnâme veren, bir başkasını vekil tayin edebileceği hususunda vekilini yetkilendirmiş ise, bu takdirde vekil, vereceği bir vekâletnâme ile bir başkasını vekil tayin edebilecektir. Bu halde ilk vekâletnâmedeki yetkilerin dışına çıkılmamış olunmalıdır.Tapu sicil müdürlüğü ayrıca dayanak olan vekaletnamenin de ibrazını da isteyecektir.
Yurt Dışından Verilmiş Vekâletnâmelere Uygulanan işlem:
Yurt dışında bulunan Türkler vekâletnâmelerini, bulundukları ülkedeki Türk Konsoloslukları ile, o ülkedeki vekâletnâme tanzimine yetkili makamlara tanzim ettirebilmektedirler. Yine yabancı uyrukluların, vekaletnamelerini bulundukları ülke makamları ile, Türkiyede iseler noterlere tanzim ettirmeleri mümkündür. Vekaletnamenin yurt dışında Türk konsolosluğunca tanziminde herhangi bir işlem uygulanmamakta, ancak vekâletnâmenin yabancı ülke makamlarınca kendi mevzuatlarına uygun olarak tanzim edilmesinde, bu vekâletnâmelere bazı işlemler tatbik edilmektedir. Bunlar;
a) Vekaletnamede Fransızca “Apostille” şerhinin bulunması halinde vekaletname bu haliyle işleme kabul edilmektedir. Söz konusu şerhin olmaması halinde vekaletnamenin o yer Türk konsolosluğunca onaylanması gerekecektir .
b) Vekâletnâmenin Türkçe olmaması halinde Türkiye’de bir noter tarafından (yurt dışında Türk Konsolosluğunca) Türkçe ye çevrilerek, aslına uygun tercümenin yapıldığının tasdiki.
Vekaletin Sona Ermesi
Vekâlet: Ölüm, ehliyetsizlik, iflas, istifa ve vekilin azli ile sona erer
Vekilin Azli:
Vekilin temsil yetkisinin sona ermesi, yukarıda bahsedildiği gibi çeşitli şekillerde olabilmektedir. Uygulamada sıkça karşılaşılan sona erme hali, vekilin vekâletnâme veren tarafından azledilmesidir.
Her ne kadar azil ihbarı, herhangi bir şekil şartına tabi değilse de, tapu sicil müdürlüğüne yapılacak her türlü talep yazılı şekilde olmalıdır. Bu sebeple tapu sicil müdürlüğüne yapılan ve bir talep mahiyetinde olan azil ihbarlarının da, yazılı şekilde yapılması en sağlıklı yol olacaktır. | 33ccdd044aa4 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
18 Şubat'ta tamı tamına 4 yılını dolduran CorelTÜRK Blog hız kesmeden yayın hayatına devam ediyor. CorelTÜRK Blog'un 3. yaşgünü için yazdığım yazıda
3 yıl içinde nelere imza atığımızı detaylarıyla anlatmıştım. Şimdi de son bir yılda neler yaptığımızı kısaca özetleyeyim.
Öncelikle CorelTÜRK Blog'un yalaşık son 6 ayda ziyaretçi sayısını ikiye katladığını ve icerocket blog tracker'da
yaklaşık 21.000 blog arasında 134'üncü sırada olduğumuzu belirtmek istiyorum. Geçen 1 yıl içinde CorelTÜRK Blog'a yeni yazarlar eklendi. Özellikle Serhat Merdivenci
ve KontDracula
'ya destekleri ve paylaşımları için teşekkür ediyorum.
Yaklaşık 1 ay önce Corel Ürünleri Türkiye Yetkili Satıcısı olduk ve blog üzerinden kampanyaları
duyurmaya başladık. CorelTÜRK Blog üzerinden bize ulaşıp da Corel ürünleri alan kullanıcılara da ücretsiz 1 yıl e-posta desteği sunuyoruz.
CorelTÜRK Blog olarak Corel ürünleri Türkiye tek distribütörü olan Eti Bilgisayar
'la da çalışmalarımız devam ediyor ve yakın zamanda Türkiye'deki Corel kullanıcıları için de daha kapsamlı çalışmalar yapmayı planlıyoruz.
Bu süre zarfında Corel Türk olarak facebook'ta tüm Corel kullanıcılarıyla iletişime geçip sorunlarını birebir çözmeye çalışıyoruz. Facebook sayfamızdan
da CorelTÜRK Blog'u takip edebilirsiniz.
CorelTÜRK Blog üyleiğini
aktif hale getirdik ve tüm blog içeriğinin e-postanıza gelmesini sağladık.
Tüm CorelTÜRK Blog takipçilerine bizi destekledikleri için teşekkür ederim. Blog ve Corel ile ilgili tüm sorularınızı corelturk@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.
Evet, ne diyorduk? İyi ki doğdun CorelTÜRK... | 521f1ae566fb | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
CorelDRAW Graphics Suite X7 Türkçe kurulum rehberi
Corel firması, CorelDRAW Graphics Suite X7'yi yayınladığında Türkçe sürümden vazgeçmişti. Baskılarımız ve distribütör desteği ile X7 sürümü için Türkçe desteğine tekrar sahip olduk. CorelDRAW Graphics Suite X7 paketini Türkçe olarak satın alabilir ve tüm yazılımların arayüzün tamamını (hata mesajları, uyarılar, ipuçları paneli dahil) Türkçe olarak kullanabilirsiniz.
Biz de sizin için CorelDRAW X7 Türkçe kurulum rehberi hazırladık. Aslında İngilizce sürümünün kurulumu ile arasında bir fark yok fakat Türkçe kullanıcıları için önemli olduğunu düşünüyoruz. | f91d9b55c2b1 | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Yeni geliştirilen kan testi; araştırmacılara, belirli genlerin aktivasyon seviyelerini ölçerek birisinin ne kadar hızlı yaşlandığına dair bir tahmin geliştirme olanağı tanıyor. Böylece “kronolojik yaş” ile sıklıkla ters düşen “biyolojik yaşın” tutarlı ölçümleri mümkün olabilecek.
Öte yandan testi geliştiren araştırma ekibi; sonuçların, doktorlara Alzheimer hastalığına dair daha tutarlı tahminler geliştirmede ve tanı koymada yardımcı olabileceğini söylüyorlar. Bunun yanı sıra organların ne kadar sağlıklı olduğunu ortaya çıkarılabilecek.
Bütün 60 yaşındakilerin aynı olmadığını hemen hemen herkes bilir, fakat biyolojik yaşın hesaplanmasında herhangi bir geçerli test yoktur.
Araştırma; biyolojik anlamda nasıl yaşlandığımızın, ne kadar süredir Dünya’da olduğumuzun ölçülmesiyle anlaşılamayacağını ortaya koyuyor. Temmuz ayında haberini paylaştığımız bir araştırma; bir kimsenin biyolojik yaşına dair kan basıncı, organsal işlevler, metabolizma, kolesterol seviyesi ve kardiyovasküler sağlık gibi özel işaretleri kullanarak bu durumu araştırdı. Araştırmada, 38 yaşındaki bir grubun biyolojik yaşlarının 28 ila 61 arasında değiştiği gözlemlenmişti.
Yapılan yeni araştırma ise insanlarda biyolojik yaşın ilk moleküler “işaretlerinden” oluşan farklı bir yaklaşım kullanıyor. Hafif bilişsel eksikliği olan insanlar ve sağlıklı insanlar arasındaki oldukça sade farklılıkları test etmeye dayalı çalışmada, araştırma ekibi 65 yaşındaki gönüllü katılımcılardan örnekler topladı ve 150 kilit önemdeki genin RNA seviyelerini ölçtü.
BBC’deki habere göre; bu 150 gen, 25 ve 65 yaşındaki sağlıklı bireylerdeki gen aktivitesinin 54.000 işaretinin ilk kez karşılaştırıldığı bir bozunmaya sokuldu.
Araştırmacılar; tüm dokulara özgün bir şekilde sağlıklı bir yaşlanma belirtisi olduğunu ve bunun da uzun ömür ve bilişsel yetersizliği de içeren bir dizi şeyin işareti olduğunu söylüyorlar.
Ekip aynı süreci 70 yaşındaki gönüllü katılımcılarda izledi ve katılımcıların 20 yılı aşkın sağlık kayıtlarıyla ilişkilendirdi. Genome Biology ‘de yayımlanan çalışmada; RNA yoluyla ölçülen yüksek gen aktivitesi, 12 yıllık bir periyotta daha iyi böbrek ve bilişsel görevle bağlantılı olduğu bulgusuna ulaşıldı.
Alzheimer hastalarının hem kan hem de beyninde gen aktivitesi ölçümlerinin nasıl aynı olduğunu test etmeye dayalı pratik uygulamalar; doktorlara tam olarak nelerin meydana geldiğini anlamaları noktasında yardımcı olabilir.
Araştırmacılar; testin türünün ilk örneği olduğunu ve hem bunama ile ilişkili beyin bölgelerinde hem de kanda düzenlemeler yapanın aynı moleküler set olduğunu gösterdiğini ve bunun da bunama tanısının konulmasına yardımcı olacağını söylüyorlar.
Aynı zamanda ekip, testin kronolojik olarak yaşlı insanlardan alınan organların “genç” ve sağlıklı olup olmadığını belirlemede kullanılıp kullanılmayacağını görmek için İngiltere’deki organ nakillerinde kullanmayı planlıyorlar.
Hakkımızda daha çok şey bilmek, orta yaşa ve daha da ilerisine ulaştığımızda karşılaşabileceğimiz muhtemel sağlık sorunlarını daha iyi kavramamız noktasında bize yardımcı olabilecek.
Araştırma Kaynağı: “A novel multi-tissue RNA diagnostic of healthy ageing relates to cognitive health status” http://www.genomebiology.com/2015/16/1/185 | dd768c209b22 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
1996 yılında kurulan ve 20. yılını kutlamanın gurur ve heyecanının yaşayan Meta Medikal Titiz çalışanları ve Türkiye genelindeki seçkin iş ortaklarının da değerli katkılarıyla, Türk medikal sektöründe güvenilirliği, tecrübesi, teknik bilgi seviyesi , etkin satış sonrası hizmetleri ile ön plana çıkmayı başarmış, kurulduğu günden bu yana pek çok başarılı projeye imza atmıştır.
META MEDİKAL, amatör ruhunu hiçbir zaman kaybetmemiş, takım çalışmasını benimsemiş ve her zaman bir aile olarak hareket etmiş, müşterilerini de hep bu çerçevede bir aile bireyi olarak değerlendirmiştir. Satış ve satış sonrası destek birimlerini, Türkiye çapında çalıştığı iş ortaklarını devamlı geliştirmiş, istikrarı önemseyen strateji ve politikaları ile maksimum müşteri memnuniyetini hedef almıştır.
Meta Medikal ilk yıllardan bu yana yürüttüğü Kardiyoloji ve Kardiyovasküler cerrahisi dallarında uzman olan firmaların temsilciliklerinin yanı sıra, 2011 yılında Cyberonics, Inc. Markasının da temsilciliğini alarak Nöroloji ve Beyin Cerrahisi dallarında da öncülüğünü sürdürmektedir.
META MEDİKAL olarak satış ve teknik destek verdiğimiz markaların Türkiye’deki tek yetkili temsilcisiyiz.
Livanova Sorin Group CRM
Livanova Cyberonics
Dr. Osypka
Synaptic Medical
SYM Medical | 0277705df528 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Büzgü Örgü Tekniği
Büzgü, lastik örgüde çok başarılı bir şekilde çalışılabilir. Bir dokuma kumaşa çalışılan büzgü gibi, örgüyü de dekoratif bir şekilde büzer. Büzgü ilmekleri, ana örgü ile aynı iplik ile, renkli büzgü motifleri için zıt bir renk ile veya çok çeşitli renkleri olan nakış iplikleri ile çalışılabilir. Büzgü ipliğinin renginin atmadığından ve örgü ipliği ile aynı yıkama talimatlarına sahip olduğundan emin olun.
Lastik çok geniş olmamalıdır yoksa örgü, özellikle kaim kumaşlarda çok yığmtılı olur. 3 ters, 1 düz lastik veya 4 ters, 1 düz lastik idealdir.
Büzgü ilmeği (3 ters, I düz) lastiklerde
Soldan sağa doğru ve zikzak şeklinde çalışın. Büzgü ilmekleri, her 4. sırada, eşit aralıklı olmalıdır (Aşağıdaki illüstrasyonda, ilmekler sıkışık gösterilmediğinden iğnenin geçtiği yol açıkça görünmektedir).
1 Büzgü ipliğinin bulunduğu iğneyi, birkaç iğneardı ile düz lastiğin kenarından geçirip örgünün ters yüzüne tutturarak, A’dan yukarı çıkarın. Karşıdaki sırayı takip edin ve B’de sağdan sola doğru ilmeğin altına alın. iğneyi, düz örgü ilmeklerinin arasından, işin ön yüzüne alın ve A’da, soldan sağa doğru, düz örgü ilmeğinin altına alın. ilmeği sıkıca çekin, böylece lastikler birbirlerini bozmadan yan yana dizilecektir ve B’de iğneyi aşağı alıp bitirerek, aynı şekilde iki sıra daha çalışın.
2 B’den yukarı doğru 4 sıra sayın ve C’de iğneyi yukarı alın. Karşıdaki sırayı takip edin ve D’de, sağdan sola doğru, düz örgü ilmeğinin altına alın. Önceki gibi sıkıca çekerek ve D’de iğneyi aşağı alıp bitirerek, aynı şekilde iki ilmek daha çalışın, iğneyi tekrar, 4 sıra altta, önceki büzgü sırasının altına alın. Bu iki büzgü sırasını, lastiğin bir ucundan öbür ucuna ve parçanın üzerinde tekrarlayın.
Lastik örgü büzgüsü
3 ters, I düz lastik
Şişe, 4 veya 4’ün katlan kadar ilmek, artı 3 ilmek atın.
Sıra I 3 ters, * I düz, 3 ters örün; *’dan başlayıp sona kadar aynı işlemi tekrarlayın.
Sıra 2 3 düz, * I ters, 3 düz örün; *’dan başlayıp sona kadar aynı işlemi tekrarlayın.
Bu iki sıra lastik motifini oluşturur ve tekrarlanır
4 ters, I düz lastik
Şişe, 5 veya 5’in katlan kadar ilmek artı 4 ilmek alın.
Sıra I 4 ters, * I düz, 4 ters örün; *’den başlayıp sona kadar aynı işlemi tekrarlayın.
Sıra 2 4 düz, * I ters, 4 düz örün; *’den başlayıp sona kadar aynı işlemi tekrarlayın.
Bu iki sıra lastik motifini oluşturur ve tekrarlanır.
sonuç:
BÜZGÜ YAPILMIŞ LASTİK
Nakış ipliği, burada gösterildiği gibi zıt renkte veya örgü ile aynı renkte olabilir Büzgünün düzgün görünmesi için, ilmeklerin ve sıraların doğru bir şekilde sayılması çok önemlidir.
Büzgü Örgü Tekniği
Püf Noktası
Örgü büzüldüğünde, esnekliğinin birazını kaybeder; bu yüzden iyice oturan manşetler ve giysilerde alt kenar lastikleri için uygun değildir:
Bunun için, örülürken büzülen petek örgü ilmekleri vardır . | 5048a7ce50f7 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
“Toyota Tarzı Yalın Liderlik”kitabından özetler vermeye devam ediyorum.İlk bölümde,Toyota felsefesinin özellikle CRM ve LİDERLİK yaklaşımlarına yer vermiştik.Bu bölümde Toyota felsefesinin daha çok batı tarzı felsefelerle kıyasına yer vereceğiz.
2.Bölüm başlıyor…
Toyota’nın Küresel İş Liderliğinin Kökleri
Eiji Toyoda,Toyota’nın Eski Başkanı derki:
Üst yönetim,işle ilgili bir karar alındığında sadece bayrak taşıyıcıdır.Diğerleri bayrağı takip etmedikçe bir işe yaramaz.
Motorola’nın toplam kalite yönetiminden türeyen GE ve AlliedSignal tarafından ismi duyurulan Altı Sigma (Six Sigma) kalite metodolijisi,Toyota’nın başarılarından ilham alarak Yalın Altı Sigma oldu.
Altı Sigma, operasyonlarda mükemmelliğin sağlanması amacıyla işletmelerde süreçlerin tanımlanması, ölçülmesi, analiz edilmesi, iyileştirilmesi ve kontrolü için kolay ve etkili istatistik araçlarının kullanıldığı bir yönetim stratejisi.
Altı Sigma ile Yalın Altı Sigma arasındaki ince ayrıntıyı açıklama ihtiyaç duyuyorum,şöyleki:
Yalın Altı Sigma,değere ve israfa yönelir.Altı Sigma ise,iyileştirme odaklıdır.Altı Sigma,elde edilen veriyi bilimsel bakımdan iyileştirmektir.
Yalın Altı Sigma’nın yönetim felsefesine değinecek olursak,Yalın Altı Sigma’da problemin çözümü için bir ekip oluşturulur.Bu ekibe teknik bakımdan donanımlı ‘Yeşil Kuşak ve Kara Kuşak”lar liderlik ederler.
Birçok Yalın ve Altı Sigma uygulayıcısının ulaştığı genel sonuç şudur;iyileştirmeleri devam ettirme,hem üst düzey yönetimin kararlılığını hem de sürekli iyileştirme kültürünü gerektirir.
Emsalsiz liderlik Mirası
Toyota kurucuları felsefelerini geliştirirlerken Samuel Smiles‘ın Self Help isimli kitabından da esinlenmişlerdir.
Kıt kaynaklarla yola çıkan Toyota hissedarları,gereksiz girdi ve hareketleri ortadan kaldırmak için israflar üzerinde durdular ve uygulamada parça ve malzemelerin ihtiyaç duyulduğu zaman ve gerekli miktarda hazır edilmesini amaçladılar.
Aslında Toyota’nın başarısı,ne standart “yalın”metodolojisine,ne de Altı Sigma eşdeğeri herhangi bir içsel uygulamaya dayanır.Bunun yerine başarı,liderlerinden kaynaklanır.Daha belirgin olarak,başarının kaynağı,sadece eldeki problemin doğru çözümünü bulmak değil,aynı zamanda performansı günden güne sürekli ve tutarlı bir şekilde iyileştirmek için kişisel gelişimi ve diğerlerini eğitmeyi tek bir olası yol olarak gören Toyota liderlerinin yaklaşımında bulunabilir.
Standart nokta yaklaşımı,bir süreci şirketin bir silosunda deneyerek uygulamaktır.Başarılı sonuçlara göre diğer bölümlere uygulanmaya başlanır.
Şirketlerin yalın felsefesi için Toyota’nın tavsiyesi şudur;
Eğer bir şirket yalın kalacaksa,bir insan gibi yalın yaşamak zorundadır.Sonsuza kadar…
Yaşayan bir sürekli iyileştirme kültürü yaratmanın önündeki en büyük engel belki de ROI zihniyetidir.Yalın felsefesinden öncelikli amaç ROI değil,eğitim ve sürekli gelişim odaklı olmaktır.
Kısa vadeli sadece maliyet azaltma felsefesi tek odaklı olduğu zaman problem baş gösterir.Bir sistem kavramı,birbiriyle ilişkili parçalar var demektir;sistemi parlatmak için bütün parçalara ihtiyacınız var demektir.
Kısa vadede maliyet düşürmek mümkün,fakat bir bilgisayar dökümüne bakarak hemen maliyet düşürme sağlayan maddeleri sanki bir menüden yemek seçmek gibi ayırmak,yalın bir sistem ve sürekli iyileştirme kültürü kurmayı sağlamayacaktır.
Ayrı Dünya Görüşleri
Toyota’yı süreçlerin sahiplerinin olduğu ve bir kişi tarafından kontrol edildiği ve başka biri tarafından uygulandığı geleneksel yönetim çerçevesine oturtmaya çalıştığını işaret eder.
Toyota’yı öğrenmek isteyen biri için,şirketi bu geleneksel mercekler aracılığıyla görmek bir hatadır.Bu bakımdan Toyota’yı şu beş soru ile inceleyelim;
1.Soru : Yalın Ölçütler ve Ödüllendirme Sistemi
Toyota,ölçütlere dayanan teşviklerin ekip çalışmasından ziyade bireysel davranışı tahrik ettiği için uygulamaz.
Psikoloji deneyleri şunu göstermiştir;insanlara zaten yapmak istedikleri şey karşılığı para ödenmesi,içgüdüsel motivasyonu öldürebilir.Bunun için içgüdüsel motivasyonu canlı tutmak için sürekli ödüller sunmak zorunda kalınacaktır.
Bunun için Toyota’nın kullandığı ölçütler,işçilerin hedef doğrultusunda kendilerini ölçmeye yardım eden araçlar görülmesidir.Ölçütler,işi yapan kişiler tarafından anlaşılmalı ve sahiplenilmelidir ve bu kişiler sadece “rakamları gerçekleştirmek”için değil,mükemmelliğe (Gerçek Kuzeye) doğru ilerlemeleri için motive edilmelidir.
2.Soru : Toyota’yı Kopyalamada Amerikan Otomotiv Şirketlerinin Başarısızlığı
Toyota’nın görüşü:Amerikan otomotiv endüstrisi,en azından geçmişte,parçalara ayrılmış organizasyonlarla karakterize edilirdi-her bölüm kendi silo hedeflerini maksimize etmek ve geçmiş kazanımları korumak için bağımsız olarak çalışırdı.
Toyota ise bir şirketi,bütün bir sistem olarak veya iki şekilli bir organizma olarak görür-ya günlük iyileştirmeler yoluyla büyür ya da geriler;ikisinin ortası yoktur.
3.Soru : Herhangi Bir Yerde Yalın Metodolojiyi Uygulama
Geleneksel varsayım;Yalın uygulama,kopyalamak için en uygun modeli bulmayı içerir.
Toyota’nın görüşü;Toyota diğerlerinin kendi süreçlerini harfiyen kopyalamalarını düşünmediği gibi,kendi fabrikaların da süreçleri birbirinden kopyalamalarını düşünmez.Diğer ortamlardaki uygulamaları görmek,fikirleri uyarabilir belki.Fakat bir uygulama gerçek bir problemi çözmedikçe,adapte edilmedikçe veya ideal olarak spesifik bir duruma uyması için çalışma grupları tarafından iyileştirilmedikçe,yeterli sonuçları üretmeyecektir.
4. Soru : Toyota İnsan Kaynakları Yönetimi Uygulaması
Herbir ekip üyesinin sadece problemleri görüp raporlamaya değil,aynı zamanda onların çözümünde de aktif olarak yer almaya istekli oldukları bir ortam yaratmak için,çalışanlar arasında adalet ve güveni garanti eden insan kaynakları sistemleri ve politikaları yaratmaktır.
5.Soru : Japon Sorusu
Toyota tarzı,Japon kültürüne o kadar sıkı mı bağlı ki ,dersleri gerçekten Japonya veya Toyota dışına transfer edilebilir mi?
Toyota’nın görüşü:Toyota,kültürünün organizasyon üzerindeki etkisini takdir eder,fakat onun kültürün ne demek olduğuyla ilgili daha zengin ve daha derin bir görüşü vardır.
Toyota,hiçbir şeyin farklı fabrikalar içinde tamamen aynı şekilde,Japonya’da bile,çalışmayacağını varsayar.
Optimist Yayınları
Yalın Enstitü
Bunu beğen:
Beğen Yükleniyor... | c5c7faed0f32 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
'Türk Olarak Görevim Askerlik Değil'
- reis
- Albay
- Mesajlar: 7105
- Kayıt: 16 Eki 2006 11:37
- Ruh Hali: Yorgun
- Cinsiyet: Erkek
- Burç: Balık
- Takım: Fenerbahçe
- İletişim:
'Türk Olarak Görevim Askerlik Değil'
Vicdani ret hakkını kullanmak isterken gözaltına alınan Ahmet Karayay hayatı boyunca hiç kavga etmemiş ve dövüşmemiş bir insan olarak şiddeti, silahları, orduları ve savaşları reddettiğini belirterek, "Türk olarak ödevim ve hakkım askerlik yapmak değildir" dedi.
1973 Ankara doğumlu olan Ahmet Karayay, Yüksel Caddesi'nde yaptığı basın açıklamasıyla vicdani ret hakkını kullandığını belirtti.
Karayay'ın vicdani reddini açıklamasını desteklemek için bir araya geldiklerini belirten İHD Ankara Şube Yöneticisi Adile Erkan, ayrıca vicdani reddin yasalarda yer almasını sağlamak amacıyla toplandıklarını ifade etti. Böylesi küçük gibi görünen ancak çok anlamlı ve cesur adımlara ihtiyaçları olduğunu söyleyen Erkan, "tezkerenin yeniden onaylandığı, ülke içinde ve bölgede savaş çığlıklarının çılgınca yükseltildiği, imha planlarının devreye girdiği ve halkların kışkırtılarak birbirlerinin üzerine saldırılmaya çalıştığı bugünlerde, ses yükseltme, tavır koyma ve taraf olma bilinciyle hareket etmek zorundayız. Ahmet Karayay ın bu eylemini destekliyor ve sonuna kadar yanında olacağımızı da bu bilinçle bir kez daha tekrarlıyoruz" dedi.
'Bugüne kadar hiçbir problem silah ile çözülmedi'
Bu açıklamadan sonra vicdani reddini açıklayan Ahmet Karayay, insanoğlunun var oluşundan bu yana hiçbir problemin silah ile çözülmediğini belirterek, "zira çözülmüş olsalar bugün var olmazlardı. İnsanların sorunlarını konuşarak çözememesi zaten başlı başına çok acı bir durum ama bunu binlerce yıl geçmiş olmasına rağmen hala yapamıyor olmamız daha da acı. İnsanoğlu ne zaman tam olarak gelişip insan olduğunun bilincine varacak" diye konuştu. TSK'nin cumhuriyetin kuruluşundan bu yana insan kaynağını kullandığını sözlerine ekleyen Karayay, "burada söz konusu olan insandır ve insan hayatıdır. Türkiye'de dünyaya gelmiş bir erkeğin sadece Türkiye'de dünyaya geldi diye askerlik yapma gibi bir vatan borcu olamaz" şeklinde konuştu.
'Ölen insanların hakkını kim, nasıl ödeyebilir'
Türkiye'de birçok genç insanın askerlik adı altında hayatlarının baharında ölüp gittiğine dikkat çeken Karayay, "bu ölen insanların hakkını kim nasıl ödeyebilir. Askerlik kurumu var olduğu müddetçe askerlik yapmak isteyen insanlar olacaktır. Bu insanlara da saygı duymaktan başka yapacak bir şey yoktur. Ama kimi insanların da tamamen barış yanlısı sebeplerle askerlik yapmamak istemelerine de saygı duyulmalıdır" ifadelerini kullandı. Kendisi gibi düşünen insanların artmaması durumunda yakında insanoğlunun kendi sonunu hazırlayacağına işaret eden Karayay, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Dünyamızın bugünden yarına arzuladığım hali almayacağını biliyorum ama bir yerden başlamak gerekir. Ülkemizde TSK'nin silah ve asker alımına ayırdığı kaynağı daraltıp bu kaynağı çevre kirliliği ile mücadeleye ayırması ve bu yolla küçülerek insanlığın gözünde büyümesi ütopya olmasa gerek."
'Türk olarak görevim ve ödevim askerlik yapmak değil'
Hayatı boyunca hiç kavga etmemiş ve dövüşmemiş bir insan olduğunu, şiddeti, silahları, orduları ve savaşları reddettiğini anlatan Karayay, insan olmanın gereğinin asker olmaktan geçmediğini vurguladı. Karayay şöyle dedi: "Türk olarak ödevim ve hakkım askerlik yapmak değildir. İnsan olarak ödevim ve görevim yaşadığım coğrafyaya en az zarar vererek yararlı bir şey olmaktır. Dünyamızın ihtiyacı olan budur. Bunun için asker olmaya gerek yoktur. Hiç kimse için ölmeyeceğim ve öldürmeyeceğim, askeri herhangi bir eğitimi veya emri ömrüm boyunca yerine getirmeyeceğim. Bu şekilde düşündüğüm için hor görüleceğimi, dövüleceğimi ve insanlık dışı birçok muameleye maruz kalacağımı biliyorum. Ama insanlık adına böylesine bir adım atmaktan gururluyum ve gerekirse bu uğurda ölmeye hazırım. Çünkü bizi binlerce yıldır doyuran, koruyan dünyamız ve insanlık onuru buna değer."
Açıklamanın ardından Karayay gözaltına alınarak Çankaya Merkez Polis Karakolu'na götürüldü. İHD Ankara Şube Başkanı Gökçe Otlu da Karayay ile birlikte karakola gitti. (DİHA)
- Siyabend
- Belawela Muhtarı
- Mesajlar: 19205
- Kayıt: 15 Eki 2006 12:05
- Ruh Hali: Mutlu
- Cinsiyet: Erkek
- Burç: Kova
- Takım: Galatasaray
- Konum: Bu kadar meraklı olmayın:)
- İletişim:
Re: 'Türk Olarak Görevim Askerlik Değil'
zorunlu askerlik olmamalı!
Saçlarındaki aklar tel tel...
Rüzgar "Bémal" şarkısını söylüyor senin için...
Bu dünyaya gelişin farklıydı,duruşun farklı...
Gidişin de öyle mi olmalıydı Bémal!
- reis
- Albay
- Mesajlar: 7105
- Kayıt: 16 Eki 2006 11:37
- Ruh Hali: Yorgun
- Cinsiyet: Erkek
- Burç: Balık
- Takım: Fenerbahçe
- İletişim:
Re: 'Türk Olarak Görevim Askerlik Değil'
- zinê
- Yarbay
- Mesajlar: 4103
- Kayıt: 04 May 2008 17:23
- Ruh Hali: Üzgün
- Cinsiyet: Kadın
- Burç: Koç
- Takım: Galatasaray
Re: 'Türk Olarak Görevim Askerlik Değil'
“Özgür Düşünce & Felsefe” sayfasına dön
Kimler çevrimiçi
Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir | 39fba44d2d80 | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Muhallebili Kadayıf Tatlısı Tarifi
Krem şantili muhallebi nasıl yapılır?
Merhabalar sevgili dostlarım..Puslu , kapalı bir hava var bugün İzmir'de..Olsun..Havalar nasıl olursa olsun sizin havanız iyi olsun :)Ayyy bu sözün sahibi olan spiker hanım geldi aklıma şimdi..Neydi adı?Google amcaya sordum rahatladım çok şükür..Hülya Uğur..Ne olacak benim bu aklıma düşeni anında öğrenme isteğim bilmiyorum..Hadi şimdi gündüz vakti merak ettim de sordum Google amcaya..Vakitsiz zamanlarda aklıma takılınca bir hayli zor oluyor yani:)Neyse merakımı da giderdiğime göre konumuza dönebiliriz..
Güzel bir tatlı tarifiyle geldim bugün huzurunuza..Muhallebili Kadayıf Tatlısı..Denemeyen kalmasın bu tatlıyı..Kolay ve pratik bir tarif..
Bu aralar sosyal mecralardan ve bloğumdan epey uzak kaldım.Önce alan adımı aldıktan sonra yaşadığım sorunlar, sonrasında da eşimin rahatsızlığı elimde olmadan uzaklaştırdı beni..Şükürler olsun eşim çok daha iyi...Hafif baş dönmeleri ve kulak çınlamaları olsa da genel anlamda iyi şükürler olsun.Rabbim Sevdiklerimizle sınamasın hiçbirimizi diyorum ve tatlı bir başlangıç yapmak için sizleri Zeyno'nun Mutfağına davet ediyorum..Buyrun bakalım Nasıl yapıyoruz Muhallebili Kadayıf Tatlısını ?
Muhallebili Kadayıf Tatlısı İçin Gerekli Olan Malzemeler:
- 400 gram tel kadayıf
- 1 su bardağı ceviz içi
- 1 Çay bardağı sıvı yağ
- 1 Su bardağı toz şeker
Muhallebisi için:
- 1 Litre süt
- 1 Kahve fincanı un
- 1 Su bardağı toz şeker
- 1 Kahve fincanı pirinç unu
- 2 Yemek kaşığı damla sakız macunu yada 1- 2 tane damla sakızı(dövülmüş)
- 1 Paket krem şanti
Muhallebili Kadayıf Tatlısı Nasıl Hazırlanır?
- Kadayıfları buzlukta bir saat kadar tutalım.(Bu işlemi rahat ufalamak için yapıyoruz.Zaman kaybetmek istemezseniz bıçakla da ufak ufak kesebilirsiniz.
- Büyük bir teflon tavaya kadayıf,ceviz ve toz şekeri alalım.Orta ateşte devamlı karıştırarak karamelize edelim.Bal rengi olmasını sağlayalım.
- Karamelize ettiğimiz kadayıfın yarısını kare şeklinde bir Borcama alalım.Diğer yarısı üstü için ayıralım.
- Muhallebi için krem şanti dışındaki tüm malzemeleri karıştırıp karıştıra karıştıra ,koyulaşana kadar pişirelim.
- Pişen muhallebiyi beş dakika kadar dinlendirdikten sonra krem şantiyi ilave edip çırpalım.
- Çırptığımız muhallebiyi tabanına kadayıf döşediğimiz borcama boşaltalım sıcakken.
- Muhallebinin üzerine kalan kadayıfımızı da eşit şekilde dağıtalım.Soğuduktan sonra servis edelim.Afiyet olsun. | fcb4cd7f05d9 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
2001 yılından bu yana ABICOR BINZEL lazer kaynaklama ve lehimleme için tel besleme alanında faaliyet göstermektedir ve birçok otomatik üretim hattı tedarik ederek bu önemli alanda mükemmel bir üne sahiptir.
Endüstriyel üretimde lazer işlemleri için taleplerdeki devam eden artışa bağlı olarak, 2008 yılında komple lazer kaynak çözümleri sağlamak amacıyla SCANSONIC GmbH şirketiyle ileriye dönük bir işbirliği oluşturuldu.
Lazer optik üretimi ve geliştirilmesi ve bunun yanısıra ark birleştirme işlemleri ve otomatik lazer için uyarlamaları işlem başlıkları üzerine odaklanmış yenilikçi bir kuruluş olan SCANSONIC partneri ve dünya çapındaki iştirakleriyle ve süreçteki deneyimiyle ABICOR BINZEL birbirlerini mükemmel bir şekilde tamamlamaktadır. Bu stratejik ortaklık ve çekirdek yeterliliklerin kombinasyonu, global arenada başarı ve her iki işletmenin teknoloji portföyünün güçlendirilmesi için ideal ortamı sağlamaktadır.
ABICOR BINZEL ROBOT SİSTEMLERİ komple sistem tedariği için yenilikçi bir iş ortağıdır ve ileriye dönük müşteri tabanı için çözümler sağlar.
Alüminyum Kaynak
Lazer kaynak, hafif ve görsel olarak daha güzel parçaları üretmek için alüminyum ile birlikte kullanılır. Lazer aracı yüksek hassasiyet ve maliyet etkinliği ile işleminizi güçlendirir. Geleneksel lazer kaynak (dolgu malzemesi ile ve dolgu malzemesi olmadan) ve işinizin şekline ve malzemeye dayalı ve çevrim süresi gereksinimleri için özelleştirilmiş uzaktan kaynak arasında seçim yapabilirsiniz.
- ALO3 ile, kaynak izleme ve kritik malzemeler içeren dolgu malzemeleri kullanarak geleneksel kaynaklama yapabilirsiniz. Dolgu malzemesi ve lazer odağı tüm işlem süresi boyunca doğru bir şekilde konumlandırılır.
- BO-SF, dolgu malzemesi olmadan kaynaklama için uygun olan alüminyum alaşımların geleneksel kaynaklanmasında kullanım için idealdir.
- RLW-A ile birlikte, uzaktan kaynak izleme teknolojisi ile de bunu kullanabilirsiniz.
Lazer Lehimleme
Lazer lehimleme süreci, aslında taban malzemesini eritmeden birleştirmek için bir dolgu metali kullanır. Bu işlem, mükemmel maliyet etkinliği ile çalıştığınız parça üzerinde yüksek hassasiyet ve minimum eğrilme elde etmenizi sağlar. Çalıştığınız malzemeler, hangi lehimi ve hangi işlem parametrelerini seçeceğinizi belirleyecektir. Minimum teknik karmaşıklıkla lehimleme için entegre kaynak izleme yeteneğine sahip ALO1'i kullanabilirsiniz. Sadece sınırlı erişilebilirlik sunan geometrilerle çalışırken bu model özellikle uygundur.
Scansonic'in en önemli ürünü olan ALO3, kaynak takibindeki ilgili tüm işlem parametrelerini belirlemek için olanak sağlar, böylece optimum lehim sonuçları elde edersiniz.
Çelik Kaynak
Lazer çelik kaynak, düşük distorsiyon ve hızlı integral eklenme sağlar. Derin penetrasyonlı kaynak işlemi, malzemeye derinlemesine nüfuz eden çok ince dikişler üretir. Isı iletken kaynak işlemi kullanılarak, karşılaştırıldığında, biraz daha geniş ve iyi görünümlü bağlantı parçaları sunar. Malzeme ve uygulamanızın eklem geometrisi dolgu metali ile veya dolgu metali olmaksızın geleneksel kaynaklama kullanmanız gerekip gerekmediğini veya uzaktan teknolojiden yararlanmanız gerekip gerekmediğini belirleyecektir.
- ALO3 ile, kaynak izleme ile eklem geometrileri ve kritik malzemelerle birlikte dolgu malzemeleri kullanarak geleneksel kaynaklama yapabilirsiniz.
- BO-SF, dolgu malzemesi olmadan kaynaklama için uygun olan alüminyum alaşımların geleneksel kaynaklanmasında kullanım için idealdir.
RLW-A ile birlikte, uzaktan kaynak izleme teknolojisi ile de bunu kullanabilirsiniz.
Yüksek bir yük ve hafif bir yapıya sahip olacak parçaların işlenmesi sırasında, hassas bir ısıl işlem genellikle bir ön koşuldur. Burada lazer sertleştirme, geleneksel yöntemlere göre, kenarlar boyunca çok daha hassas ve daha belirgin bir eklem yapısının oluşturulmasını sağlar. Önemli olan ısıl işlemin sıkı sıcaklık kontrolü altında gerçekleşmesidir. Bu yüksek hassasiyet, RLH-A ürünümüzü kullanmanızla mümkündür. Ayrıca ısıl işlem için ne kadar geniş bir iz olması gerektiğini belirleyebilirsiniz. Hızla hareket eden dahili bir ayna bunu mümkün kılar.
34852 Maltepe / İstanbulGoogle Maps+90 (216) 367 90 00 | 2ed17ee0c4d4 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Moral bozukluğu; sevgilinizden gelen güzel bir mesaj, arkadaşlarınızla vakit geçirme ve yürüyüşe çıkma gibi, küçük ama etkili yöntemlerle anında yok olabiliyor. İşte bu durumu ortadan kaldıran diğer önerilerimiz...
Sarılmak: Sevdiğiniz birine sarılmanın verdiği hissi başka ne verebilir? Sarılmak; sizi rahatlanmanın yanı sıra, kan basıncınızı düşürüyor ve stresi vücudunuzdan anında uzaklaştırıyor.
Arkadaşlarla vakit geçirmek: Yapılan araştırmalar, yakın bir arkadaşını gören insanların mutluluk oranının %8 oranında arttığını söylüyor. Kendinizi kötü hissettiğinizde, yapacağınız en iyi şeylerin başına, arkadaşlarınızla birlikte vakit geçirmeyi mutlaka ekleyin.
Sevgilinizden mesaj veya çağrı almak: Sevgiliden gelen güzel ve aşk dolu bir mesaj kimi mutlu etmez ki? Peki, ya onun sesini duymak? Telefonda sevgilinizle ya da eşinizle konuşmak, kafanızdaki doluluktan kurtulmak için en güzel bir yollardan biri. Bir de ondan tatlı sözler duyarsanız, keyfiniz hemen yerine gelir.
Yürüyüşe çıkmak: Yürüyüş yapmak; en güzel zihin boşaltma yöntemlerinden biri. Yapılan araştırmalar da 30 dakika boyunca yürüyen insanların stresten uzaklaştığını ve enerji kazandığını ortaya koyuyor. Ayrıca yürüyüş yapmak, kalp sağlığınız için de oldukça önemli.
Müzik dinlemek: Enerjik ve tempolu bir şarkı dinlemek ve dans etmek moralinizi anında yükseltecek, size keyif verecektir.
Bir bardak çay: Bunalmanın eğişindeyseniz, önce derin bir nefes alın ve kendinize güzel bir çay hazırlayın. Bu gibi durumlarda içeceğiniz bir bardak yeşil çay, hem sizi sakinleştirir hem de kolesterolünüzü düşürmeye yardımcı olur.
Sevgilinizle başbaşa vakit geçirmek: Sevgilinizle geçireceğiniz romantik dakikalar, kafanızın içinde sizi meşgul eden ve üzen düşüncelerden uzaklaştırmaya yardımcı olur. Bu romantik dakikaları seks ile sonuçlandırdığınızda, moral seviyenizde belirgin bir artış olacaktır.
Kaynak : Mynet Kadın | d3206f13fc9e | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Renkli ve eğlenceli yılbaşı partisi, Mojito, Gingerale ve Bellini kokteylleri en sevdikleri içkilerdir. Canlı perküsyon şovları, adrenalin içeren etkinlikler onu çıldırdır.
Şampanya ve roze şarap. Ziyafet dolu sofralar, elit ortamlarda yeni yılı karşılamaktan zevk alırlar. Size göre müzik, çok önemli bir ayrıntı! Hatta yılbaşı partisinin olmazsa olmazı. Slow parçalara yer verilen çiftlerin dans edebildikleri mekanlar. Lezzetli mönüsü olan yerler favori mekanlarınız.
Bourbon ve Jack Daniel’s. Favori parça Stromae-Alors On Dance. Bol gürültülü, canlı ve eğlenceli yılbaşı partileri
Evde veya ev ortamı rahatlığındaki mekanlarda yapılan yılbaşı partiler. House cafe, yakın arkadaşları ve özellikle de ailesiyle eğlenmekten hoşlanırlar.
Votka tonik, favori parçası Lady Gaga-Alejandro. Bol bol danslı ve eğlenceli etkinlikler. Popüler parçaların çalındığı ortamlarda yeni yıla girmekten keyif alıyorlar.
Votka vişne, roze şarap... Popüler parçaların çalındığı mekanlardaki eğlenceli bir yılbaşı partisi hoşuna gider.
Jack Daniel’s ve Safari sevdikleri içkiler. Metallica-Whiskey In The Jar sevdikleri parça. Yılbaşı partilerinin her türü hoşlarına gidiyor.
Eğlenceli çılgın yılbaşı partileri, Bar, kareoke geceleri, uçuk kaçık şovlar, çilek, frambuaz, böğürtlen, kırmızı şarap, redbull favori içkileri olarak baş sırayı alıyor.
Bistro masalar ve tabureler, dj canlı performansın olduğu yerler, dansçılar, yılbaşı partileri. Votka-elma-Absolud favori içkileridir. Sabaha kadar tam gaz eğlenceli yerler. Yeni mekanlarda yeni yıla girmeyi ve yeni mekanlar keşfetmeyi seviyorlar.
Fazla gümbürtüye gelemiyorlar. Ancak şık partiler, en güzel müzikler ve içeceklerin yer aldığı yılbaşı partilerini seviyorlar. Kaliteli ortamlarda yapılan etkinlikler, partiler hoşlarına gidiyor.
Rahat tavırlı, havalı, sevilen, trendy her ortama uyan Kovalar arkadaşlarıyla bir arada olacakları yeni yıl partesi onlar için biçilmiş kaftan. Mekanın ışıklandırmaları, ambiyansı ve ortamı çok farklı olmalı.
Yeni yıl partilerinde Yeşil elma suyu, çarkıfelek meyvesi ve votka ile hazırlanan green passion favori kokteyleri seviyorlar. Votka ve frozenları da sayabiliriz.
Kaynak : Mynet Kadın | f7fa96152486 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı ve Sinop Milletvekili Nazım Maviş bir gününü Sinop'un tarım yatırımlarına ayırdı.
Maviş, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarı Dr. Nusret Yazıcı ve Tarım Reformu Genel Müdürü Dr. Metin Türker ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmede, Sinop'un tarım problemleri, sulama sorunları, toplulaştırma, hayvancılık sektörü ele alındı.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında yapılan verimli görüşmenin ardından Maviş, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Dr. Ahmet Antalyalı'yı makamında ziyaret etti. Gerçekleştirilen görüşmede, Sinop'un dahil edildiği IPARD hususu ele alındı. Sinop IPARD İl Koordinatörlüğünün organizasyonu ve Sinop'un IPARD desteklerinden en üst düzeyde nasıl faydalanabileceği konuları istişare edildi.
Tarım mesaisi hakkında açıklamalarda bulunan Maviş; "Sinop nüfusunun %45'i kırsalda yaşamaktadır. Coğrafyamızın engebeli olması ve dağınık yerleşim, kırsaldaki altyapı eksikliklerimizi kronikleştirmiştir. Tabi biz bütün bu zorlukları bahane olsun diye değil, Sinop'un sorunlarının farkında olduğumuzun bilinmesi için belirtiyoruz. Bütün bu sorunlara rağmen hemşehrilerimizin problemlerini çözmek ve Sinop'umuzu kalkındırmak için çalışmalarımıza durmadan devam edeceğimizi belirtmek istiyorum." dedi. | c244692f7aa5 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Baklagiller hem Ramazan sofralarının hem de Ramazan kumanyalarının demirbaşı. Uzmanlar uyarıyor: "Bütün gıdalarda olduğu gibi bakliyat alımında da çok dikkatli davranılmalı..."
Akşam gazetesinin haberine göre, Ramazan ayında öğün sayısı ikiye düştüğü için uzmanlar beslenme konusunda çok dikkatli olunması gerektiğinin altını çiziyor. Uzmanlara göre, özellikle kilolu ve kolesterolü yüksek olan kişiler ve yaşlılar, kırmızı et ve yağ tüketiminden ziyade sebze, meyve gibi düşük kalorili besinlere, zengin protein ve lifli yapısıyla enerji kaynağı baklagillere ağırlık vermeli.
Ramazan öncesi alışkanlıktan mı fırsatçılıktan mı bilinmez gıda fiyatlarının artacağı yönünde spekülas- yonlar hep yapılır. Bir gıda firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis de işte bu nedenle tüketicileri uyarıyor: "Ramazan ayını zam ayı olarak bilenler ve beklenti içinde olanların öngördükleri zamlar bu Ramazan'da olmadı ve olmayacak; en çok tüketilen pirinç başta olmak üzere işlenmiş ya da işlenmemiş tarımsal ürünlerde nohut hariç fiyatlarda artış beklemiyoruz. Ayrıca Ramazan'da ihtiyaç sahiplerine gıda yardımında bulunmak isteyen hayırseverlerin aldığı kumanya kolilerine ucuzluk adı altında, ürünü karıştırarak ya da hileler yaparak fiyata göre hazırlayan; ürünün cinsine, yöresine, analizine, kalibresine ve nem durumuna dikkat etmeden kalitesi ve standardı düşük, Gıda Kodeksi'ne uygun olmayan ürünler konulabilmektedir. Bu yüzden, yardım yaparken de evimiz için satın aldığımız, mutfağımızda pişirdiğimiz, güvenimizi kazanmış markalı ürünlerin tercih edilmesini öneriyoruz. Sonuçta her tür gıda alışverişlerinde kalite ve hijyen standartlarına uygunluğa çok dikkat edilmeli."
Kaynak : Mynet Kadın | d4bd3086c4d2 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
COOPER VISIONkategorisinde 7 adet ürün bulunmuştur.
84,90 TL KDV
Biofinity Toric
Stok bilgisi için müşteri hizmetleri ile irtibata geçiniz
94,90 TL KDV
Biomedics 55
Bir kutu lens alımlarında 4.90 TL farkla 120 ml solusyon, 12.00 Tl farkla büyük boy solusyon satın alabilirsiniz.
54,90 TL KDV
CooperVision Avaira kontakt lensleri, tüm gün ve lens ömrü boyunca sürekli konforunuz için kendiliğinden nemli kalan ve gözlerinizin nefes almasına imkan tanıyan benzersiz malzeme teknolojileri kombinasyonu ile öne çıkar. İlave bir avantaj olarak bu lensler, ayrıca zararlı UV ışınlarını bloke etmeye de yardımcı olur.
62,90 TL KDV
49,90 TL KDV
Color Tones /Numarasız
Color Tones renkleri ile gözlerinizde doğal ve çarpıcı bir görünüm sağlayabilirsiniz.
49,90 TL KDV
Proclear Cooper Vision
Stok durumu ile ilgili müşteri hizmetleri ile irtibata geçiniz. Bir kutu lens alımlarında 4.90 TL farkla 120 ml solusyon, 12.00 Tl farkla büyük boy solusyon satın alabilirsiniz.
49,68 TL KDV | 372c737d85db | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
20 Mart 2015 Cuma
Lotus Exige S Club Racer
Lotus ailesi çeşitlenmeye devam ediyor. İngiliz üretici Elise'in 20. yaşını özel bir modelle kutlarken daha önce sınırlı sayıda üretilmiş Exige S Club Racer'ın da yeni versiyonlarını sergiledi.
Yeni geliştirilen splitter, siyah renkli jantlar ve yan aynalar, düzleştirilmiş taban ve büyük bir spoiler ile donatılan otomobil Exige S modeline oranla 15 kg hafifletilmiş.
Kaputu altında bir yenilik bulunmayan aracın kompresör beslemeye sahip 3.5 litre hacimli v6 motoru 345 beygir güç, 400 Nm tork üretebiliyor. 0'dan 100 km/s sürate 4 saniyede ulaşabilen otomobilin maksimum süratiyse 274 km/s.
Alpha-N M4 Coupé
BMW'nin yüksek performanslı Coupé modeli M4'ü güçlendiren firmalar arasına Alpha-N de katıldı. Etkileyici bir güce kavuşan aracın görünümünde de değişiklikler bulunuyor.
Ön tampon için splitter ve deflektörler geliştiren Alpha-N otomobil için farklı tasarıma sahip jantlar sunarken arka tampon altına bir difüzör yerleştirilmiş. Bagaj kapağı üzerine büyük bir spoiler eklenirken yenilenmiş süspansiyon sisteminin yüksekliği ve sertliği ayarlanabiliyor.
İç mekanında takla kafesi ve Recaro imzalı koltuklar bulunan aracın turbo beslemeye sahip 3 litre hacimli motoru 530 beygir güç, 685 Nm tork üretebiliyor.
Lotus Elise 20th Anniversary Edition
Lotus'un küçük sporcusu Elise 20 yaşında. Modelin yeni yaşını kutlamak isteyen marka Elise Club Racer temellerine geliştirdiği ve bu aracın yerini alacak olan otomobili tanıttı.
Siyah renkli jantlar, yan aynalar ve difüzöre sahip olan aracın üzerinde 20. yıl özel logoları yer alırken ağırlığı da 10 kg aşağıya çekilerek 914 kg'a ulaşmış.
Kaputu altında kompresör beslemeye sahip 1.8 litre hacimli motor kullanmaya devam eden bu Elise 217 beygir güç, 250 Nm tork üretebiliyor. 0'dan 100 km/s sürate 4.6 saniyede ulaşabilen otomobilin maksimum sürati 237 km/s.
Jeep Wrangler
Moab Easter Jeep Safari her yıl olduğu gibi 2015'te de farklı Jeep konseptlerine ev sahipliği yapıyor. A.B.D. merkezli marka bu sene de yedi konseptle organizasyonu renklendirirken bu araçlardan dördünün Wrangler temelli olduğu görülüyor.
Bu dörtlü grubun en farklı modeli klasik çizgilere sahip Chief isimli araç. 70'li yılların Cherokee modelini anan arazi aracında genişletilmiş çamurluklar, kromajlı tamponlar, çift renkli gövde, 5 cm alçaltılmış tavan, kesilmiş C sütunları, 17 inç çaplı jantlar, kromajlı yan aynalar ve yakıt deposu kapağı bulunuyor.
5 cm yükseltilen süspansiyon sistemi, yeni kilitli diferansiyeller, akslar ve aktarma organlarına sahip olan Chief dev arazi lastikleriyle donatılmış. Kaput altında görev yapan 3.6 litre hacimli v6 motorsa gücünü 6 ileri vitesli manuel şanzımanla aktarıyor.
Afrika safarileri için uygun bir görünüm sunan Wrangler Africa bej renge boyanmış gövde ve 17 inç çaplı jantlarıyla dikkat çekiyor. Yükseltilmiş tampon seti, ek sis farları, tavan bagaj sepeti, vinç ve ön çamurlukların arkasına eklenen yakıt bidonları bu konseptin farklı yanları olarak görülebilirken stepnenin de bagaj zemini altına alındığı görülebiliyor.
35 inç çaplı arazi lastikleri, yenilenen akslar, 5 cm yükseltilen süspansiyon sistemi ve farklı dengeleyiciler donanıma eklenirken 2.8 litre hacimli turbo Diesel motor otomatik şanzımanla eşleştirilmiş.
Farklı görünümlü konseptlerden birisi de pick up gövdesiyle dikkat çeken Wrangler Red Rock Responder. İnce ön tampon, karartılmış arka bölüme sahip farlar, vinç, 17 inç çaplı jantlar, genişletilmiş çamurluklar, özel gözlere sahip kasa ve iptal edilen arka tamponlara sahip olan araç 37 inç çaplı lastiklerle donatılmış.
Gövdesi altında da ellenmedik yer kalmayan bu konseptte de süspansiyon yükseltme kiti, yeni akslar ve diferansiyeller kullanılırken 3.6 litre hacimli benzinli motoru otomatik şanzımanla eşleştirilmiş.
Geçmişe gönderme yapan bir diğer konsept olan Staff Car 40'lı yılların willys modellerine göndermeler yapan detaylara sahip. Kum rengi gövde ve yine aynı renge boyanmış 16 inç çaplı çelik jantlarilk bakışta dikkat çekerken yine çelikten üretilmiş ince tamponlar, çamurluklara eklenen basit aydınlatmalar, çekme halatı ve kumaş tavan gözlerden kaçmıyor.
Kapıları bulunmayan aracın yan basamakları üzerinde araç gereç sabitleme bölümleri bulunurken yan aynalar da genel yapıya uygun olarak sade bir şekilde tasarlanmış. Yedek lastik bagaj kapağına eklenirken yanına da yakıt bidonu yerleştirilmiş. Bu bölümde ayrıca telsiz anteni de görülebilmekte.
35 inç çaplı lastikler, 5 cm yükseltme kiti ve yeni akslarla donatılan konsept 3.6 litre hacimli benzinli motora ve 6 ileri vitesli manuel şanzımana sahip.
19 Mart 2015 Perşembe
Peugeot 308 BlueHDI Türkiye Basın Lansmanı
Peugeot başarılı adımlar atmaya devam ediyor. Fransız üreticinin son zamanlarda piyasaya sürdüğü modeller arasında ayrı bir yere sahip olan 308'in motor ve donanım seçeneklerinin zenginleşmesi dur durak bilmiyor. Yeni nesil modelleri 2013 yılından beri bizlerle olan 308'in ilk olarak test ettiğim e-HDI motorlu versiyonu beğenimi kazandıktan sonra küçük hacimli benzinli motor ve tam otomatik şanzımanla donatılan seçeneği 1.2 EAT6 bir eksiği daha kapatmış oldu.
Asıl beklenen haberse Çanakkale zaferinin 100. yıldönümüyle birlikte geldi. Türkiye pazarında payı giderek artan Diesel motor ve otomatik şanzıman kombinasyonu sonunda 308'de de yer buldu. 1.6 litre hacimli motorunu da güçlendirip daha çevreci hale getiren üretici otomobilin basın lansmanı için de Çanakkale ve çevresindeki sahilleri seçti.
Opel Corsa 1.4 Turbo
Geçtiğimiz yıl yeni nesil modellerine kavuşan Opel Corsa ailesi yavaş yavaş genişliyor. Ailenin en sportif versiyonu OPC'nin ardından diğer seçeneklerle arada kalan boşluğu kapatacak olan araç da tanıtıldı.
Standart olarak 17 inç çaplı jantlarla sunulacak olan otomobilin opsiyonel donanımında splitter, genişletilmiş yan etekler, spoiler, siyah renkli tavan ve yan aynalar sunulurken iç mekanda da OPC imzalı direksiyon simidi, vites ve el freni kollarıyla Recaro imzalı koltuklar alınabiliyor.
Kaputu altında görev yapan turbo beslemeye sahip 1.4 litre hacimli motor 150 beygir güç, 220 Nm tork üretebilirken 6 ileri vitesli manuel şanzımanla 0'dan 100 km/s sürate ulaşmak 8.9 saniye sürüyor. 207 km/s maksimum sürate ulaşabilen aracın ortalama yakıt tüketimi de 5.9 litre/100 km olarak açıklandı.
18 Mart 2015 Çarşamba
AC Schnitzer ACZ4 5.0d
BMW modelleri üzerinde yaptığı çalışmalarla bilinen firmalardan AC Schnitzer'den farklı özelliklere sahip bir otomobil geldi. Münih merkezli üreticinin küçük roadster temelleri üzerine geliştirilen araç görünümüyle olmasa da motoruyla dikkat çekiyor.
Görsel farklılıkları daha önce de sunan firma karbon fiber splitter, 19 inç çaplı jantlar, hava çıkışlarına sahip kaput, difüzör ve çift parçalı bagaj üstü spoiler gibi aksesuarlara sahip olan otomobilde merkezi çıkışa sahip egzoz sistemi, güçlendirilmiş frenler ve yeni bir süspansiyon sistemi görev yapmakta.
İç mekanda farklı renklerde kaplamalar sunulurken metal pedal seti ve karbon fiber yarış koltukları da donanıma eklenmiş.
Z4 sDrive23i temelleri üzerine geliştirilen otomobilin kaputunun altında, M50d kodlu araçlarda görev yapan üç turbo beslemeye sahip 3 litre hacimli Diesel ünite bulunuyor. 430 beygir güç, 840 Nm tork üretebilen otomobil 8 ileri vitesli otomatik şanzımanla 0'dan 100 km/s sürate 4.5 saniyede ulaşabilirken maksimum sürati 300 km/s'in üzerinde.
15 Mart 2015 Pazar
BMW X5 xDrive40e
Hibrit modeller BMW'nin ürün gamında da daha önemli bir yere sahip olmaya başlıyor. İki yıl önce, Frankfurt otomobil fuarında seri üretime hazır konsepti tanıtılan hibrit X5 markanın seri üretime ulaşan ilk plug-in hibrit aracı ouyor.
Konseptin aksine sadece içten yanmalı motorla donatılan kardeşlerinden çok farklı görünmeyen araçta farklı logolar, 18 inç çaplı jantlar ve sol ön çamurluğun arkasına eklenmiş şarj girişi dışında büyük bir görsel değişiklik yapılmamış.
İç mekanda da vites kolu yanına eklenen eDrive butonu ve bilgi ekranında yer alan farklı güç iletme modu grafikleri dılında bir farklılık görülmeyen aracın bataryaları bagaj zemini altına yerleştirilerek hacmi 500 ile 1.720 litre arasında değişen bir yükleme bölümü elde edilmiş.
Kaputu altında, daha önce 428i Coupé'de deneme şansı bulduğum turbo beslemeye sahip 2 litre hacimli benzinli motor bulunan X5 xDrive40e bu üniteden 245 beygir güç, 350 Nm tork elde edebilirken elektrik motoru 113 beygir güç, 250 Nm ilavede bulunuyor. Karma sistem çıkışıysa 313 beygir güç, 450 Nm şeklinde gerçekleşiyor.
2.230 kg ağırlığa sahip olan SUV 0'dan 100 km/s sürate 6.8 saniyede ulaşabilirken maksimum sürat 210 km/s'te sınırlandırılmış. Sadece elektrik motoruyla 120 km/s maksimum sürate ulaşıp 31 km menzil sunabilen aracın ortalama yakıt tüketim değeriyse 3.3 litre/100 km.
BMW ve Aston Martin gibi firmalarda çalışmasının ardından kendi soyadını taşıyan markasıyla çok ses getiren fakat başarılı olamayan Henrik Fisker boş duramıyor.
Fisker tarafından markasız bir konsept olarak tanıtılan Thunderbolt temellerini Aston Martin V12 Vanquish ile paylaşıyor. Bu araçtan 15 mm daha alçak olan otomobilde tamamı karbon fiberden üretilmiş bir gövde ve 21 inç çaplı jantlar kullanılmış.
Farklı bir ön panjur ızgarası, splitter, ön tampon köşelerinde yeni hava girişleri, genişletilmiş çamurluklar ve yan etekler, LED farlarla birlikte kaput ve yanlarda görülebilen hava çıkışlarının yuvarlatılmış yapısı otomobilin farklı detayları arasında sayılabilir.
Arkadan bakıldığında temellerini kullandığı araçtan daha da farklılaştığı görülebilen Thunderbolt'un yüksek tutulan bagaj kapağının ucu bir spoiler görevi yaparken ince yapılı LED stoplar, difüzör ve tampona gizlenen yuvarlak egzoz çıkışları gözden kaçmıyor.
İç mekanda İtalyan firma Natuzzi ile çalışan Fisker şık deri döşemenin yanında karbon fiber kaplamalar da sunuyor. Orta konsolun üzerinde Panasonic imzalı kavisli bir bilgi ekranı kullanılırken daha aşağıda klasik tasarımlı bir kronograf görülebiliyor. Arka koltukların arasında yer alan şişe tutucular da konsepte özel olarak tasarlanmış.
Kaydol: Kayıtlar (Atom) | 6f6811780b65 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Motosiklet Modelleri, Ekipmanları, Yedek Parçaları
Motosiklet kullanmayı tercih edenler için bir çok motosiklet modelleri bulunmaktadır. Elektrikli motosiklet, scooter motosiklet ve ATV gibi bir çok çeşidi bulunmaktadır. Elektrikli scooterlar her yaştan kullanıcılar için uygun ve çevreye duyarlıdır. Mükemmel denge ve kolay kullanım özelliği ile şehirde kullanım için uygundur. Elektrikli motosikletleri, kolay şarj ünitesi ile pratik bir şekilde şarj edebilirsiniz. Yüksek kaliteli akülere sahip oldukları için uzun mesafeli yolcuklarda rahatlıkla kullanabilirsiniz. Elektrikli motosiklet, ekonomik ulaşım aracı olarak tercih edilebilir. Hızlı gitmeyi seviyorsanız ve motosiklet kullanmak sizin için bir tutkuysa, racing motosikletler tam size göre. Günlük hayatta motosiklet kullanmayı tercih eden kullanıcılar için kask önemli bir hayat kaynağıdır. Kask, başınıza gelebilecek darbeleri en aza indirgemeye ve hayati tehlike geçirmenize engel olmaya yardımcı olur. Motosiklet kasklarının fiyatları, marka ve modellere göre değişmektedir.
Motosiklet kullanıcıları için, seyir halindeyken rüzgardan ve yağmurdan korunabilmeleri için özel motosiklet botu ve motosiklet montu gibi motosiklet kıyafetleri üretilmiştir. Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte, motosikletinizle güvenli ve konforlu sürüşler gerçekleştirebilmek için motosiklet montu kullanmanız tavsiye edilir. Motosiklet montu fiyatları, özelliklerine ve modellerine göre değişiklik göstermektedir. Motosikletiniz için çeşitli motosiklet aksesuarları ve yedek parçaları bulunmaktadır. Park ettiğiniz yerde motosikletinizin çalınmasını engellemek için motosiklet kilidi veya alarmı satın alabilirsiniz. Motosikletinizin hava koşullarından etkilenmesini istemiyorsanız branda örtebilirsiniz. Motosikletinizi, çeşitli modifiye ürünleri ile kendinize özel tasarlayabilirsiniz.
Nostaljik ve asil görünümüyle hem bayanların hem de erkeklerin gözüne hitap eden Mondial scooterlar, üst düzey performans vaat ediyor. Özel üretilen çift renkli karenajlar, üzerinde kullanılan nikelaj aksesuarlar ile mükemmel tasarlanmış bu scooterlar kalbinizi fethedebilir. Ayrıca titreşimsiz motor bloğu ile yakıt tasarrufu sağlayabilme imkanı sunuyor. Benzin durum göstergesi, sinyal lambaları ve kilometre göstergesi ile keyifli ve konforlu bir yolculuk sizi bekliyor. Yuki, Kanuni, Kuba, Salcano, Ramzey, Bisan, Suzuki gibi markaların scooter modellerinden size uygun olanı tercih edebilirsiniz. Scooter motosiklet fiyatları, marka ve modellere göre değişmektedir. | d7875749e6ad | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
8 Aralık 2012 Cumartesi
Mercedes-Benz M Serisi Popemobile
Papa'nın halkla buluştuğu zamanlarda kendisini koruması için güvendiği otomobil uzun süredir Popemobile olarak biliniyor. Bu özel aracı üretme şerefi bu yıl bir kere daha Mercedes'e verildi.
İlk nesil M Serisi üzerinde de bir Popemobile geliştirmiş olan firma bu yıl da SUV modelinin yenilenmiş versiyonunu bu iş için kullanmış. B sütununun arkasında Papa için bir yaşam bölümü sağlayan Mercedes eskisinden daha geniş görüş açısı sunan kurşun geçirmez camların haricinde özel logolar, tavan aydınlatması ve konforlu görünen bir koltuğu da donanıma katmış. Bütün bunların yanında aracın arkasında bulunan kapı, bu bölüme daha rahat giriş-çıkış sağlayacak şekilde tasarlanmış.
CDC Ferrari California
Ferrari'nin önden motorlu cabriolet modeli California için hazırlanan modifikasyon kitlerine bir yenisi eklendi. Aracın görünümünde büyük bir değişiklik yapmayan CDC Performance motor gücünüyse ciddi şekilde artırmış.
Karbon fiberden üretilen ön panjur ve arka difüzörünün yanında önde 21, arkadaysa 22 inç çaplı jantlarla donatılmış olan aracın bagajının içi de Alcantara ile kaplanmış. Ön süspansiyon sistemi bir düğme yardımıyla 40 mm yükseltilebilen otomobilin egzoz sistemi de yenilenmiş.
Aracın 4.3 litre hacimli v8 motoruna bir kompresör besleme ekleyen CDC Performance üniteden 600 beygir güç, 600 Nm tork alabilmiş.
7 Aralık 2012 Cuma
Ford Transit Custom Sport
Ford'un efsane haline gelen ticari aracı Transit'in orta boylu olan versiyonu Custom'a sportif bir seçenek eklenecek. Almanya'da 34.950 Euro seviyesinden başlayan fiyatlardan satışa sunulacak olan araç sadece kısa aks mesafesi ve alçak tavanla alınabilecek.
Henüz tek bir fotoğrafı paylaşılmış olan araç 6 gövde rengiyle sunulacak. Daha önce tanıtılan Transit Sport modellerinde olduğu gibi dışarıdan bakıldığında gövdesini ortadan ikiye bölen çift şeritle tanınabilecek olan araçta 18 inç çaplı jantlar da standart olarak sunulacak.
İç mekan fotoğrafları yayınlanmamış olsa da konsolda kısmi deri döşeme ve gelişmiş bir ses sistemi sunduğu belirtilen Transit Custom Sport sesli komut sistemi ve SYNC arayüzü bulunuyor.
Önden çekiş sistemine sahip olan araçta kullanılan 2.2 litre hacimli turbo Diesel motor 155 beygir güç, 385 Nm tork üretebiliyor.
SchwabenFolia Golf R
Volkswagen Golf R için hazırlanan modifikasyon kitlerinin sonu gelmeyecek gibi görünüyor. Cam Shaft ve MTB'nin ardından bu otomobili güçlendirme sırası şimdi de SchwabenFolia'da.
İşe otomobilin gövdesine mat renkli folyo uygulayarak başlayan firmanın görünümde yaptığı en büyük değişiklik 19 inç çaplı yeni jantlar olmuş. Süspansiyonu alçaltılan otomobilin egzoz sistemi Capristo'nun el yapımı modeliyle değiştirilerek egzoz sesinin 130 dB seviyesine ulaşabilmesi sağlanmış.
Aracın turbo beslemeye sahip 2 litre hacimli motoru da geliştirmelerden payına düşeni alarak 330 beygir güç üretebilir hale gelmiş.
6 Aralık 2012 Perşembe
Audi R8 China Edition
Alman üretici Audi, süperspor otomobili R8'in Çin için üretilecek özel versiyonunu tanıttı. 80 örneği bulunacak olan otomobil makyaj öncesi modelleri temel alıyor.
Sadece mavi ve gri gövde renklerinde sunulacak olan otomobilde siyah renkli, 19 inç çaplı jantlar, karbon fiber spoiler, siyah renkli yan aynalar, karbon fiber difüzör ve ön tampona eklenen deflektörler standart olarak sunulurken iç mekanda da karbon fiber kaplamalar, deri ve Alcantara kaplı koltuklar, gövde rengine boyanmış yüzeyler, Alcantara direksiyon simidi ve aracın sınırlı üretim numarasını üzerinde taşıyan vites topuzu bulunuyor.
Görünüm itibariyle R8 GT'den çok az farkı bulunan otomobilin kaputu altındaysa standart v10 motor görev yapıyor. 5.2 litre hacimli ünite 525 beygir güç, 530 Nm tork üretebiliyor ve gücünü dört tekerleğe R-Tronic şanzıman vasıtasıyla aktarıyor.
Volkswagen eco Up!
Volkswagen'in minik otomobili Up!'ın en çevreci versiyonu tanıtıldı. Doğalgazla çalışabilme özelliği sunan otomobil Avrupa pazarında ciddi vergi indiriminden yararlanabilecek.
Görünümünde bir değişiklik yapılmayan aracın donanımında start-stop, düşük yuvarlanma dirençli lastikler ve fren enerjisi geri kazanım sistemi yer alıyor.
Hem üç hem de beş kapılı olarak sunulan aracın 1 litre hacimli motoru 68 beygir güç, 90 Nm tork üretebiliyor. 0'dan 100 km/s sürate 16.3 saniyede ulaşabilen otomobilin maksimum süratiyse 164 km/s.
Üç adet depoya sahip olan otomobilin iki deposu basınçlı doğalgaza ayrılırken bir depoda da benzin muhafaza ediliyor. Doğalgaz deposu araca 380 km menzil sağlarken benzin deposu da 220 km ek menzil sunuyor. 100 km mesafede ortalama 2.9 kg (Yaklaşık 4 m3 ) doğalgaz tüketen aracın CO2 salınım miktarıysa 79gram/km.
Cam Shaft Golf R
7. nesil Golf piyasaya çıkmış olsa da modifikasyon firmaları 6. nesil araçları yalnız bırakmaya yanaşmıyor. Abt'ın GTI güçlendirmesi ardından Cam Shaft ve MTB de Golf R modeline yönelmiş.
Gövdeye uygulanan grafikler dışında çok dikkat çekmeyen aracın 19 inç çaplı jantları daha hafif bir yapıya sahipken süspansiyon ve fren sistemleri modifiye edilmiş. Ön panjuru siyaha boyanan otomobilin far zeminleri de karartılmış.
Turbo beslemeye sahip 2 litre hacimli motoru üzerinde de güçlendirme işlemi yapılan araç 325 beygir güç, 430 Nm tork üretebilir hale gelmiş.
Abt Volkswagen Golf GTI
Hatırlarsanız Alman firma Abt, birkaç ay önce tanıtılan 7. nesil Volkswagen Golf için hazırladığı modifikasyon kitinin ilk sinyallerini Ekim ayında vermişti. 6. nesil Golf ailesini de unutmayan firma bu nesilde sunulan GTI modeli için geliştirdiği son kitleri de Essen Show'da sergiledi.
Araç için farklı bir ön panjur, dik yerleştirilmiş LED aydınlatmalar, daha büyük bir hava girişi ve bir adet splitter sunan ön tampon, 19 inç çaplı jantlar, genişletilmiş yan etekler, difüzör, spoiler ve dört çıkışlı egzoz sistemi sunan firma 25 mm alçaltılmış süspansiyon sistemi ve 345 mm çaplı fren disklerini de opsiyon listesine eklemiş.
Turbo beslemeye sahip 2 litre hacimli motor için iki etaptan oluşan modifikasyon kiti sunuluyor. İlk pakette sunulan değişikliklerle 256 beygir güç elde edilirken farklı turbo beslemeye sahip ikinci paketle birlikte güç 306 beygire ulaşıyor.
5 Aralık 2012 Çarşamba
Oakley Ferrari F12berlinetta
Ferrari'nin en güçlü yol otomobili F12berlinetta piyasaya çıktığı günden beri dikkat çekmeye devam ederken ilginin bir kısmını da modifikasyon firmalarından görüyor.
NOVITEC ROSSO'nun ardından bu otomobil üzerinde çalışmaya başlayan Oakley Design motorla ilgili bir bilgi vermese de dış mekanda kullanılan karbon fiber kolayca fark edilebiliyor. Araç üzerinde havanın geçişi için tasarlanmış bütün yüzeyleri çevreleyen ek parçalar, yeni yan etekler, jantlar ve arka cam üzerine yerleştirilen küçük spoiler farklılıklar arasında sayılabilir.
Aracın tavanı, bagaj kapağı ucunda bulunan spoileri ve arka yüzünde de karbon fiber kullanan Oakley süspansiyon sistemini alçalttığı araca yeni jantlar uygulamış. Egzoz sistemini de yenileyen firma çiftli çıkışlar yerine tekli oval çıkışlar kullanmayı tercih etmiş.
BMW M3 DTM Champion Edition
BMW bir taraftan 4 Serisi Coupé konseptini tanıtırken diğer taraftan M3 Coupé'nin son özel üretim versiyonlarını hazırlıyor. Bruno Spengler tarafından kazanılan DTM şampiyonluğu anısına 54 örneği üretilecek olan otomobilin Almanya pazarında fiyatı 99.000 Euro olarak belirlenmiş.
Mat siyah gövde rengiyle dikkat çeken otomobilin 19 inç çaplı jantları ve krom kaplamaları da parlak siyaha boyanmış. Kapılara M logoları ekleyen BMW aracın üzerinden geçirdiği şeritlere M GmbH'ın renklerini vermiş. Çift parçalı karbon fiber splitter da sunan otomobilin karartılmış arka camlarında özel grafikler bulunuyor.
İç mekanına girişte kapı eşiklerinin Bruno Spengler'ın kaskından esinlenilmiş tasarımları dikkat çekerken karbon fiber konsol kaplamaları, ısıtmalı koltuklar, siyah deri döşeme, gri dikiş iplikleri, Alcantara direksiyon simidi ve navigasyon sistemi standart olarak sunuluyor.
Yolcu konsolu üzerinde Spengler'ın imzası ve sınırlı üretim logoları yer alan otomobilin 4 litre hacimli v8 motoru 420 beygir güç, 400 Nm tork üretmeye devam ederken 7 ileri vitesli, çift debriyajlı yarı otomatik şanzıman da standart donanımda bulunuyor.
Maserati Quattroporte
İtalyan otomobil üreticisi Maserati geçtiğimiz ay tanıtımını yaptığı Quattroporte modelinin motor seçeneklerini de su yüzüne çıkardı. Görünümünde bir devrim yaşanmayan aracın kaputu altında olan bitense çok daha farklı.
Eskisinden daha büyük bir otomobil olan Quattroporte'nin boyu 5.263 mm, eni 1.948 mm ve aks mesafesi 3.170 mm olarak açıklanırken süspansiyon ve direskiyon sistemleri tamamen yenilenmiş.
Kaputunun altında iki motor seçeneği bulunacak olan otomobilin her iki ünitesi de çift turbo beslemeye sahip. 3 litre hacimli v6 motoru 410 beygir güç, 550 Nm tork üretebilen aracın 3.8 litre hacimli v8 motoruysa 530 beygir güç, 710 Nm tork üretebiliyor.
Ağırlıkları sırasıyla 1.860 ve 1.900 kg olarak açıklanan araçların ikisinde de 8 ileri vitesli otomatik şanzıman kullanılıyor. V8 motorla donatılan Quattroporte sadece arkadan itişli olarak satılacakken v6 ünite dört tekerlekten çekişli olarak alınabilecek.
0'dan 100 km/s sürate ulaşma süreleri 4.9 ve 4.7 saniye olarak açıklanan otomobillerin maksimum süratleri de 285 ve 307 km olarak verildi.
Unicate Mercedes-Benz CL63 AMG
Mercedes'in büyük Coupé modeli CL'nin sportif modeli CL63 AMG üzerinde yapılan çalışmalar devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde Famous Parts tarafından makyaj öncesi kasa üzerinde yapılan geliştirme çalışmaları bu sefer makyajlı modele uygulanıyor.
Otomobilin tasarımında bir değişiklik yapmayan Unicate yan aynalar ve bagaj kapağı üzerine eklediği spoileri karbon fiberden üretirken jant çaplarını 21 inçe yükseltmiş. Süspansiyon sistemini de alçaltan firma yenilediği egzoz sisteminden daha sportif ses alabilmiş.
Çift turbo beslemeye sahip 5.5 litre hacimli v8 motorda da yenilikler sunan firma bu üniteden 616 beygir güç alabilmeyi başarmış.
BMW 4 Serisi Coupé
BMW'nin 3 Serisi Coupé ve Cabriolet modellerini 4 Serisi adı altında satmaya başlayacağı 10 yıldır söylense de gerçekleşmiş bir şey değildi. Bu söylentileri gerçeğe dönüştüreceğini yeni konseptiyle belli eden BMW 4 Serisi'nin ilk olarak coupé modelini tanıttı.
4.641 mm boya, 1.826 mm genişliğe ve 1.362 mm yüksekliğe sahip olan konsept, güncel 3 Serisi Coupé modellerinden daha uzun, daha geniş ve daha alçak. İz açıklıkları da genişletilen otomobilin 2.810 mm olarak açıklanan aks mesafesi de eski modelden daha uzun.
Ana hatlarına bakıldığında büyük bir sürprizle karşılaşmadığımız otomobilin tasarım farklılığı tampon seviyesinde dikkat çekiyor. LED aydınlatmalara sahip ön tampon sedan kardeşinde kullanılandan çok daha sportif görünürken bu parçanın genel şekli arka tampona da yansımış. Egzoz çıkışları da tampona entegre edilen konseptin kapı kolları gövdeye gömülürken yan aynalar inceltilmiş. Farklı jantlar kullanan Coupé'nin ön çamurlukları arkasında da hava çıkışları açılmış.
İç mekanında genel tasarım anlamında bir farklılık bulunmayan otomobilin bu bölümünde BMW Individual tarafından hazırlanan malzemeler kullanılmış. Ön konsolun tamamı deri kaplanırken koltuklar ve vites kolunun önünde bulunan bardaklıklarda değişik motifler dikkat çekiyor. Sütunlarla birlikte tavanı da süetle kaplanan aracın kapılarında da bol bol deri döşeme kullanılmış.
Audi RS6 Avant
İlk fotoğraflarının basına sızdırılmasının üzerinden henüz bir gün geçmeyen Audi RS6 Avant resmen tanıtıldı. Eskinin sade tasarım anlayışını biraz daha eğlenceli hale getirdiği görülen yeni modelin performans verileri de tahmin edildiği gibi çok başarılı.
Genişletilen çamurluklar ve standart olarak sunulan siyah renkli, 20 inç çaplı jantlarla oldukça etkileyici bir duruşa sahip olan otomobilin geniş hava girişlerine sahip ön tamponunun alt kısımında küçük bir splitter yer alıyor. Izgaraları petek desenli olan aracın ön panjurunun alt kısmında Quattro işlemesi dikkat çekerken metalik renkli yan aynalar, çift oval egzoz çıkışı, difüzör, daha geniş yan etekler ve daha büyük bir spoiler RS ailesinden beklenen tasarım farklılıkları olarak görülebiliyor.
İç mekanında alt kısmı düzleştirilmiş direksiyon simidi, metal pedal seti, karbon fiber ve piyano siyahı kaplamalar, petek desenli deri ve Alcantara döşemeler ile sportif yan desteklere sahip ön koltuklar dikkat çekerken A6 ailesinde sunulan bütün opsiyonel donanımlar RS6'da da alınabiliyor.
Bir önceki nesil RS6'ya göre yaklaşık 100 kg daha hafif olan yeni aracın standart donanımında pnömatik süspansiyon sistemi yer alıyor. Dynamic modunda gövdeyi 20 mm alçaltan sistemle birlikte 21 inç çaplı jantlar da opsiyonel olarak sunuluyor.
Daha alışılmış bir süspansiyon sistemi isteyen müşterilerine seviye ve sertlik ayarlı, çelik yaylı konvansiyonel bir tertibat da sunabilen Audi frenler üzerinde de zaman harcamış. Ön aksta 390 mm çaplı diskler ve siyah ya da kırmızı renkli, 6 pistonlu kaliperler sunan firma karbon seramik diskleri opsiyonel donanıma almış. Ön aksta 405 mm çaplı diskler kullanan bu frenlerin kaliperleriyse gri renkli.
Gelelim otomobilin kaputu altına. S6 modelinde de görev yapan çift turbo beslemeli 4 litre hacimli v8 ünite 560 beygir güç, 700 Nm tork üretebiliyor. 8 ileri vitesli otomatik şanzıman ve dört tekerlekten çekiş sistemiyle birlikte 0'dan 100 km/s sürate 3.9 saniyede ulaşabilen aracın maksimum sürati 250 km/s'te elektronik olarak sınırlandırılmış. Dynamic isimli paketle bu sınır 280 km/s'e çekilirken Dynamic Plus paketiyle otomobil 305 km/s sürat yapabiliyor.
Performanslı kullanımda vitesleri manuel olarak değiştirmek isteyen müşteriler için ham vites kolu hem de direksiyon arkasında bulunan kulakçıkları sunan Audi gösterge tablosuna bir de optimum vites değiştirme zamanını gösteren uyarı ekleyerek bu işi daha da eğlenceli bir hale getirmiş.
Bu arada BMW M5 ile aynı gücü sunan motor, Start&Stop ve silindir deaktivasyon özellikleri sayesinde 9.8 litre/100 km'lik ortalama tüketim değerine ulaşabiliyor.
Mitsubishi Outlander
Avrupa için hazırlanan modelleri geçtiğimiz Şubat ayında tanıtılan Mitsubishi Outlander'ın A.B.D. pazarında satılacak olan versiyonları da Los Angeles otomobil fuarında sergilendi.
Tasarım olarak bir farklılığı bulunmayan aracın sahip olduğu motor seçenekleriyse tahmin edildiği gibi daha güçlü. Tasarımı 90'lı yılların sonundan esintiler taşıyan iç mekanda zengin bir donanım sunan araçta üç koltuk sırası bulunuyor.
A.B.D. pazarında giriş motoru olarak 2.4 litre hacimli üniteyi seçen Japon firma bu araçta 166 beygir güç, 219 Nm tork sunuyor. 3 litre hacimli v6 seçeneğiyle birlikte güç 224 beygire, torksa 291 Nm'ye ulaşıyor. İki ve dört tekerlekten çekişli olarak alınabilen otomobilin küçük hacimli motoruyla birlikte sürekli değişken oranlı otomatik şanzıman (CVT) sunulurken v6 motor 6 ileri vitesli otomatik şanzımanla alınabiliyor.
Audi RS6 Avant
Station wagon araçların kralı geri dönüyor. Audi'nin RS2 Avant ile başlattığı çılgınlığın son halkası olan RS6 Avant'ın yeni nesil modellerinin resmi tanıtımına henüz uzun süre olsa da aracın ilk fotoğrafları internete sızdı.
Marka olarak son yıllarda göze çok batmayan modeller ürettiği için eleştirilen Audi bu sefer işi biraz daha sıkı tutmuş gibi görünüyor. Tamamı LED teknolojisi kullanan aydınlatma grubu, petek şekilli açıklıklara sahip ön panjur, mat metalik renge boyanmış yan aynalar ve tampon parçaları, 20 inç çaplı jantlar, arka tampon altına yerleştirilmiş difüzör, daha büyük bir spoiler ve dev egzoz çıkışları aracın kimliğini ortaya koyuyor.
İç mekanı sade olsa da sportif dokunuşlara da sahip olan RS6'nın direksiyon simidinin altı düzleştirilirken destekleri çok daha dikkat çekici boyutlara getirilen koltuklarında yine petek desenleri kullanılmış. Konsolunda karbon fiber ve piyano siyahı kaplamalar birlikte kullanılırken hız ve devir göstergesinin 0 konumu yine zemini gösteriyor.
Henüz kesinleşmemiş olsa da çift turbo beslemeye sahip v8 motorunun S6'da da kullanılan 4 litre hacimli ünite olması muhtemel olan aracın ürettiği güç de büyük ihtimalle 550 beygirin üzerinde olacak. Dört tekerlekten çekiş sistemi ve 8 ileri vitesli otomatik şanzımanla donatılacak olan otomobilin 0'dan 100 km/s sürate ulaşması 4 saniyenin altında tamamlanacak ve maksimum sürati limitörsüz 300 km/s'in üzerine çıkabilecek.
4 Aralık 2012 Salı
BRABUS A250 Polizei
Essen Motor Show'un olmazsa olmazlarından Tune it! Safe! aracı bu yıl da bir Mercedes oldu. Markanın bütün araçları için zengin modifikasyon kitleri sunan BRABUS, polis aracına dönüştürülen A Serisi modeli için de kolları sıvamış.
Aracın gövdesi üzerine Alman polisinin ihtiyacı olan grafikler ve aydınlatmaları ekleyen BRABUS ön tamponun altına bir splitter yerleştirirken ön panjurda bulunan Mercedes yıldızını da kendi amblemiyle değiştirmiş. 19 inç çaplı jantlarla donatılan aracın arkasında büyük bir spoiler, difüzör ve yenilenen egzoz sisteminin dörtlü çıkışı dikkat çekiyor.
A250 BlueEFFICIENCY temelli aracın iç mekanında sadece yeni paspaslar ve metal pedal seti gibi değişiklikler yapılırken turbo beslemeye sahip 2 litre hacimli motoru 245 beygir güç, 380 Nm tork üretebilecek şekilde modifiye edilmiş. 0'dan 100 km/s sürate 6.2 saniyede ulaşabilen otomobilin maksimum sürati 250 km/s olarak açıklanırken ortalama yakıt tüketimi 6.1 litre/100 km.
BRABUS GL Serisi
Essen Motor Show'a en iyi hazırlanmış firmalar arasında başı çeken BRABUS, Mercedes'in makyajlı GL ailesi için geliştirdiği modifikasyon kitlerini tanıttı.
Hala geliştirilmekte olan görsel pakette şu an için daha sportif görünen ön ve arka tamponlarında yanında farklı çıkışlara sahip egzoz sistemleri de bulunan aracın iç mekanında değişik renklerde deri ve Alcantara döşeme sunuluyor. Yaşam alanında yapılan diğer değişikliklerse ışıklandırılmış BRABUS logolu kapı eşik kaplamaları, karbon fiber veya ahşap kaplamalar, 320 km/s sınırlı gösterge tablosu ve direksiyon simidinin arkasına eklenen vites değiştirme kulakçıkları olarak listelenebilir.
Araç için çapları 18 ile 23 inç arasında değişen jant seçenekleri sunan firma yenilediği fren sisteminde önde 6 pistonlu kaliperler ve 405 mm çaplı diskler kullanırken 4 pistonlu kaliperlere sahip arka aksta 380 mm çapı diskler görev yapıyor. Görünümü daha sportif hale getirilen dev aracın süspansiyon sistemi de 30 mm'ye kadar alçaltılabiliyor.
GL 350 BlueTEC için sunulan ECO PowerXtra D6S kitiyle 3 litre hacimli turbo Diesel motorun gücü 310 beygire, torkuysa 690 Nm'ye ulaşıyor. 0'dan 100 km/s sürate 7.6 saniyede ulaşabilen otomobilin maksimum süratiyse 225 km/s.
GL 500 için sunulan B50-520 isimli modifikasyon kiti çift turbo beslemeye sahip 4.7 litre hacimli v8 motorun gücünü 520 beygire, torkunuysa 800 Nm'ye ulaştırıyor. 0'dan 100 km/s sürate ulaşmak için sadece 5 saniyeye ihityaç duyan aracın maksimum sürati de 275 km/s.
Saleen 351 Mustang
Kurduğu firmanın başındaki yerini tekrar alan Steve Saleen iş başına dönüşünü bir Mustang modeliyle kutlayacak. Henüz tamamen hazır olmayan aracın performans rakamlarıysa kesin gibi.
İlk çizimlerden gördüğümüz kadarıyla yeni tamponlar, yan etekler, kaput ve jantlar gibi farklı ekipmanlara sahip olan aracın egzoz, fren ve süspansiyon sistemleri de yenilenmiş. 380 mm çaplı fren disklerine sahip olacak aracın jantları da 20 inç çaplı.
Kaputu altında 5.8 litre hacimli bir v8 motor bulunan otomobil kompresör besleme yardımıyla 700 beygir güç, 888 Nm tork üretebiliyor. 6 ileri vitesli manuel şanzımanla donatılacağı açıklanan otomobilin hızlanma ve maksimum sürat değerleriyse henüz açıklanmadı.
Hyundai Veloster C3 Roll Top
Her fuarda birkaç konsept modeli tanıtılan Hyundai Veloster ailesine yeni bir araç eklendi. Performansı artırılmamış olan bu otomobilin gövdesiyse şimdiye kadar tanıtılan Veloster modellerinden çok farklı.
Siyah renkli ön panjur, genişlemiş yan etekler, çift çıkışlı egzoz sistemi, kırmızı renkli yan aynalar, önde siyah, arkada turkuaz renkli jantlar ve bez tavana sahip olan aracın en ilginç özelliği arka koltukların yatmasıyla bir pick up'a donüşebilmesi.
Jantları aracınkilerle aynı renk kombinasyonuna sahip olan bir bisiklete sahip olan aracın selesi de otomobilin bez tavanıyla aynı desene sahip.
İç mekanında büyük bir değişiklik sunmayan aracın koltuklarında çift renkli deri döşeme kullanılırken bagaj zemini ve arka koltukların arkası yirminin üzerinde kaykaydan kesilmiş parçalarla kaplanıp ilginç bir mozaik oluşturulmuş.
Kaputu altında bir yenilik bulunmayan otomobilde kullanılan turbo beslemeye sahip olan 1.6 litre hacimli ünitesi 208 beygir güç, 265 Nm tork üretebiliyor.
Kaydol: Kayıtlar (Atom) | 4aba5be02ba5 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Grup’un gelişmesine öncü olan büyük lider Michele Ferrero’dur. Sıradışı fikirleri ve yeni ürünler yaratma arzusuyla, Ferrero milyonlarca tüketicinin beslenme alışkanlığında devrim yapmıştır.
Eşi Maria Franca ile aralarında inşa ettikleri istikrarlı ve verimli işbirliği sayesinde, Ferrero, 2. Dünya Savaşından sonra şekerleme sektöründe açtığı üretim sahaları ve yurtdışı ofisleri ile Şirketini Uluslararası Grup’a dönüştürmeyi başaran ilk İtalyan sanayici olmuştur.
Bu başarının köklerini keşfedebilmek için 40’lı yıllara dönmemiz gerekiyor. O yıllar, Michele’nin anne ve babası olan Piera ve Pietro’nun bir pastaneyi fabrikaya dönüştürdüğü yıllardır.
İleriye dönük atılan bu ilk ve kararlı adımlar, Pietro Ferrero ve o zamanlar henüz çok küçük olan oğlu Michele’ın “icat ettikleri” ürünler sayesinde gerçekleşmişti. Başarının bir diğer anahtarı da 1949 yılında vefat eden Pietro’nun kardeşi Giovanni’nin organize ettiği etkili satış ağı olmuştur.
Ve artık Ferrero’nun öyküsü üçüncü nesle kadar ulaşmıştır. Michele ve Maria Franca’nın oğulları, Pietro ve Giovanni Ferrero 10 yılı aşkın bir süre boyunca Grup’un başında Genel Müdürler olarak birlikte çalışmışlardır. 2011 yılının Nisan ayında Pietro Ferrero, Ferrero Sosyal Teşebbüsleri’ni yeniden başlatma hedefiyle ilham kaynağının kendisi olduğu insani bir görev üzerinde çalışırken Güney Afrika’da trajik bir şekilde hayatını kaybetmiştir.
Bugün, Giovanni Ferrero, anne-babası ve kardeşiyle gönülden paylaştığı ilerleme motivasyonunu muhafaza etme ve daha iddialı hedeflere ulaşma amacıyla Şirketi başarılı bir şekilde yönetmeye devam etmektedir. Tıpkı dün gibi bugün de Şirket yapısı aile değerlerine sıkı sıkıya bağlıdır.
Kısacası, bu çok-milletli şirketin ticari markasının, iş hacminin ve büyüme hızının ardında gücünü Ferrero Kuruluşu’nun sloganı olan “Çalış Yarat Ver” sözlerinden alan, iradeli ve mükemmel bir Piedmont’lu ailenin öyküsü yatmaktadır. | db992d1d68ce | [
"c4",
"culturax",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Hakkımızda Doğan İplik
Firmamız 1997 yılında Denizli'de faaliyetlerine başlamıştır. Sanayi tipi dikiş iplikleri, şerit fermuar ve kürsörleri, PVC film ve aksesuar ithalatları yanı sıra nakış ipliği, tela, bant, ambalaj malzemeleri ve benzeri ürünlerde sektörün lider markalarını tek çatı altında toplamayı başarmıştır.
Amacımız, geniş ürün ve marka seçenekleri ile kaliteden taviz vermeden, rekabetçi fiyatlar ve güçlü stoklarımızla müşterilerimize hızlı hizmet verebilmektir.
Bu doğrultuda , dünya tekstil sanayinde rekabet eden tüm müşterilerimize, uygun kalitede ve fiyatta ,ihtiyaç duydukları ürünleri sunabilmek için teknolojik gelişmeleri ve yenilikleri takip ederek müşterilerimize yansıtmak en önemli amaçlarımızdandır.
Devamı... | b152930bf14e | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Daha önce OMS veri iletişim yöntemlerinden bahsetmiştik. Uç noktaların OMS veri merkezine verileri iletebilmesi için öncelikle uç nokta üzerinde ajan kurulumlarının gerçekleştirilmesi gerekiyor. Bu ajan SCOM mimarisinden alışık olduğumuz Microsoft Monitoring Agent’in ta kendisidir.
Ajan kurulan istemci direk OMS ile iletişime geçebileceği gibi ayrıca SCOM sunucusuna rapor göndermeye devam edebilir. Bu noktada yapılması gereken SCOM ile OMS arasında entegrasyonun gerçekleştirilmesidir.
Bu bolümde yerel SCOM sunucumuz ile OMS arasındaki entegrasyonu gerçekleştiriyor olacağız.
Entegrasyonu gerçekleştirmek için ilk işlemin SCOM sunucusu üzerinde yapılması gerekmektedir. Bunun için SCOM konsolu Administrator tabında “Register to Operations Management Suite” linki tıklanır.
Bu asamadan sonra SCOM sihirbazı var olan Microsoft yada organizasyon hesabınız ile bağlantı gerçekleştirmenizi isteyecek. Bu noktada aşağıdaki gibi bir uyarı alabilirsiniz.
Bunun için yapmanız gereken Server Manager konsolu içerisinden Internet Explorer Enhanced Mode’u disable etmektir.
Daha önce oluşturdunuz Workspace seçimini yapabilirsiniz.
Gerekli entegrasyonu sağladıktan sonra OMS konsolunuz içerisinde bağlantıya dair uyarıyı göreceksiniz.
Bu asamadan sonra OMS ile de yönetmek istediğiniz SCOM bilgisayarlarını eklemeniz yeterli olacaktır.
Microsoft var olan SCOM yapılandırmaları için OMS desteğini UR2 ile birlikte vermeye başladı. Yani yapınızda SCOM 2012 R2 UR2 güncelleştirmesi gerçekleştirdiyseniz OMS entegrasyonunu sağlayabilirsiniz. Ayni şekilde eğer UR3 güncelleştirmesini gerçekleştirdiyseniz Proxy desteğine de sahip olacaksınız.
Proxy desteği özellikle Internet Proxy yapılandırılması gerçekleştirilmiş bir ortamdan OMS bağlantısı sağlamak istediğinizde size yardımcı oluyor. Bunun için öncelikle SCOM içerisinde ilgili Run As Profile hesabını güncelleştirmeniz gerekmektedir.
Bu noktada yapılması gereken Proxy için kullanılacak kullanıcı adi ve parola ile bir Run As Account oluşturmak ve bu Run As Profile içerisine dahil etmektedir.
SCOM bağlantısı dışında bir diğer alternatif de sunucuları direkt olarak OMS hizmetine bağlamaktır. Bunun için yapılması gereken OMS ajanını ilgili sunucular üzerine farklı dağıtım yöntemleri ile göndermektedir. Bu dağıtım yöntemleri
- Manual kurulum
- Komut satiri ile kurulum
- Script ile kurulum
- Azure Resource Manager Template ile kurulum (Azure sunucuları için)
Seklinde olabilir. Öncelikle OMS portal üzerinden istenilen mimari için gerekli ajan paketi indirilir.
Ayrıca WorkspaceID ve PrimaryKey değerlerinin de kurulum sırasında kullanılmak üzere kopyalanması gerekmektedir.
Bir sonraki adımda istenilen sunucu üzerinde ajan paketi calistirilir.
Kurulum tamamlandıktan sonra Control Panel içerisinde Microsoft Management Agent’i görüntüleyebilirsiniz.
OMS konsolunda görüldüğü gibi sunucum bağlantısını gerçekleştirdi.
Ayni şekilde ARM template, komut satiri yada PowerShell ile de kurulum tek ve birden fazla sunucu için gerçekleştirilebilir. | e155cd5d6c92 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Okluzyon (kapanış) prensipleri hangi tür protez yapılırsa yapılsın bizim için en dikkat edilmesi gereken konuların başında gelir.
Hareketli Protezler
Hasta tarafından takıp çıkartılabilen ve eksik dişlerin yerini tutan yapay bir aygıt olarak düşünebiliriz.
Dayanak dişlerin gelecek yükü kaldıramayacağı, geniş diş eksikliği içeren durumlarda ya da diş ile sonlanmayan eksik diş alanları olduğunda ya da ağızda hiç diş olmadığında hareketli protezler uygulanır.
Hareketli Bölümlü Protez
Diş ve doku destekli protetik uygulamalardır. Diş desteği için, dişin dişetine yakın bombeli alan altında kalan kısmına, kroşe diye adlandırılan uçlar gelerek tutuculuk sağlanır. Doku desteğini protezin oturduğu doku yüzeyi sağlar. Böylece kuvvet, diş ve dokuya dağıtılmış olur.
Total (Tam) Protez
Ağızda dayanak olarak alınacak hiç dişi kalmamışsa, kuvvet iletimi, destek ve tutuculuk protezin doku yüzeyine oturmasıyla sağlanır. Tamamen doku destekli protetik uygulamalar total protez diye adlandırılır.
Hareketli bölümlü protezlerdeki kroşeler özellikle ön dişlerde estetik rahatsızlık yaratabilir. Ayrıca dişeti sağlığı yetersiz olan dişlere kroşe ile uygulanacak kuvvet dişin kaybedilmesine neden olabilir. Bu durumlarda bir tek dişe gelecek kuvvet, kronlarla dişlerin birbirlerine bağlanması ile dağıtılabilir. Metal kroşeler çevreledikleri sağlıklı dişlerde hasara ve aşınmaya neden olabilir. Hassas tutuculu protezler dişsiz boşlukların hareketli protezle desteklendiği, ağızda mevcut dişlerin, şekil, renk ve pozisyon bozukluklarının da sabit protezlerde düzeltildiği kombine bir protez türüdür. Dayanak olarak kullanılacak dişler prepare edilir. Sabit kronlar yapılırken dişsiz alana yakın olan kısımlarına da hassas tutucu adı verilen hazır malzemeler konulur. Böylece kron üzerine gelen estetik olmayan kroşe yerine ağızda görülmeyen estetiği bozmayan tutuculuk sistemi sağlanmış olur.
Protez yapılacak kısımla uyumsuzluk yaratacak, aşırı eğri, çapraşık ve uzamış dişler olduğunda, bu dişleri kaybetmektense boylarının kısaltılarak üzerlerine teleskop kron denen iç içe geçen kronlar ya da hassas tutucular uygulanabilir. Bu gibi dayanak dişin protez içinde kalıp, üzerine hareketli protetik yapının uygulandığı yaklaşımlar Overdenture (diş üstü) protezleridir. Diş kökünün ağız içinde kalması kemik erimesini önleyecek ve ağız içi algılama özelliğinin korunmasını sağlayacaktır.
Sabit Protezler
Dişte yapılan preperasyon sonrası alınan ölçülerden elde edilen modeller üzerinde hazırlanan yapıların, ağıza uyumlanarak, dişin üzerinde sabit olarak kalacak şekilde yapıştırılması ile oluşturulan protez çeşitleridir. Protezde seramik malzemelerin alt yapısında genel olarak metal alaşımlar, full seramik malzemeler ve zirkonyum kullanılır.
Tek dişi ilgilendiren madde kayıpları ve estetik problemler için Kuron yapılır. Dişten ölçü alınarak teknisyene gönderilen model üzerinde teknisyen, önce dayanıklılığı sağlayacak alt yapıyı, daha sonra da onun üzerinde estetiği sağlayacak porselen (veya artık daha az tercih edilen akrilik) üst yapıyı hazırlar.
Birden fazla diş eksikliğinde, eksik alana en yakın dişlerin dayanak olarak kullanılması ile boşlukların telafi edildiği ve daimi olarak ağızda kalan yapılara Köprü denir. Ancak, dayanak olarak kullanılacak dişler sağlıklı ve üzerlerine gelecek kuvvete dayanacak kadar da yeterli mesafede olmalıdır.
Maryland Köprüler (Adeziv Köprüler)
Tek ön diş eksikliklerinde Maryland Köprüler de bir seçenek olabilir. Eksik alanın iki yanındaki dişler kesilmeden sadece dişleri arka tarafına gelecek kanatlarla, yüzeysel tutuculuk sağlanarak yapılan uygulamalardır.
Laminate Kron
Ön dişlerde, renk değişiklikleri, pozisyon, yapı ve şekil bozuklukları ya da dişler arasındaki mevcut aralıklar estetik sorunlara yol açar. Laminate Kuron, dişin sadece ön yüzeyinde, mine sınırları dahilinde, çok az bir preparasyon uygulanarak yapılan protetik yaklaşımdır. Dolgu teknolojisinin ve yapıştırma mekanizmalarının son yıllardaki gelişimi sayesinde, dolgu malzemeleri ile de laminate uygulamalar yapılmaktadır.
Teleskop Kuron
Protez yapılacak kısımla uyumsuzluk yaratacak, aşırı eğri, çapraşık ve uzamış dişler olduğunda, bu dişleri kaybetmektense boylarının kısaltılarak üzerlerine teleskop kuron denen iç içe geçen kuronlar uygulanabilir.
İnley – Onley Dolgular
Onley-İnley, dişte madde kaybı aşırı olduğu durumlarda, madde kaybının telafisi için laboratuarda hazırlanan büyük dolgu karakterinde yaklaşımlardır. Madde kaybı az ve tüberküller kaybolmamışsa inley, madde kaybı fazla ise ve bu kayıp, tüberkülleri de içeriyorsa onley yapılır.
İmplant Protezler
Çeşitli nedenlerden dolayı kaybedilen dişlerin fonksiyon, estetik ve fonetik görevlerinin implant destekli protezlerle yeniden kazandırılması işlevini üstlenmektedir. Diş implantları eksik olan dişlerin fonksiyon ve estetiğini sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen vida şeklinde titanyumdan yapılmış doku dostu yapay köklerdir. Diş implantları genel olarak tek diş eksikliklerinde, birden fazla diş eksikliklerinde, tam dişsizlik durumlarında ve ortodontik ankraj amacıyla sıklıkla kullanılmaktadır.
A- İmplant üstü hareketli protezler
B- İmplant üstü sabit protezler | ffc77508944d | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Invisalign Braketsiz Ortodontik Tedavi; yaygın olarak kullanılan metal veya porselen braketler ve bunlara uygulanan teller ve elastiklerden çok daha farklı bir tedavi yöntemidir. Ortodontide Invisalign özellikle çapraşık dişlerin çok daha kısa sürede dışarıdan fark edilmeyen, estetik görünümü bozmayan ve yüzeyi son derece parlak olan aygıtlarla tedavi edilmesine olanak sağlıyor.
Ortodontide kapsamlı ve güvenceli bir tedavi yöntemi olan Invisalign yönteminin, etkisi pek çok vakalarda kanıtlanmış ve onaylanmıştır. Bu yöntemle eğri ve çapraşık dişleri efektif olarak ve pratik bir şekilde düzeltir. Bu sistemde hareketli bir elastik malzeme yardımı ile hafif basınç uygulanarak dişlerin etkin, doğru ve hızlı bir şekilde istenilen ideal pozisyona getirilmesini sağlar. Uygulama neredeyse hiç göze çarpmayan şeffaf plaklarla adım adım tedavi evreleri oluşturularak yapılmaktadır. Plaklar yumuşak-orta-kalın olarak sınıflandırılan set-up lardan oluşmaktadır.
Diğer Ortodontik Tedavilerde olduğu gibi hastanın ölçüsü alınır ve ölçülere uygun dişlerin hareketini sağlayacak şeffaf plaklar (düzelticiler) üç boyutlu özel bilgisayarlı sistemler ile hazırlanır. Dişlerin düzgün diziliş konumlarıyla ilgili görünüm ortodontik tedavinin başlangıcında hastaya sanal ortamda görsel olarak sunulur.
Tedavi Ortodonti uzmanları tarafından yapılmalıdır.Süreci planlayan program tekniği sayesinde, her bir tedavi aşamasında farklı katman kalınlıklarındaki 3 farklı aparey birer hafta aralıkla takılır.
Invisalign Yönteminin Sağladığı Avantajlar
Hastalar ortodontik tedavi sürecinde rahat bir şekilde konuşup gülebilir, kullanılan aparey hemen hemen hiç fark edilmeyen şeffaf malzemelerden üretilmiştir, çıkarılabilir olduklarından yemek yeme esnasında zorluk çekilmez, yemek sonrası ise dişleri temizlemek daha kolaydır. Rahat,göze görünmeyen ve ağrısız,acısız bir tedavi imkanı verir.
Şeffaflığı sayesinde tam bir estetik uyum sağlar. Ağızda takılı iken hiçbir şekilde konuşma ve telaffuzda sorun yaratmaz. Tamamen hijyenik ve özel bakım gerektirmeyen yapısal özelliğe sahip olup, daha az sayıda ve daha kısa süren ara kontroller gerektirir. | 32bf6a686194 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
sonuna kadar sabırla okudum.duygularınızı ifade etme şekli çok etkileyici.
İçimde Filler Tepiniyor
Onun beni anlamadığı, benim onu anlamadığım ya da saçma sapan şeylerden anlayamadığımızı düşündüğümüz her şeyde. Zamanımın onun haberinden, onun sesinden, onun mesajından, onun bir harfinden bile uzakta aktığı her saniyede! Gözümün, burnumun, kulaklarımın, ellerimin ondan yoksun kaldığı her köşede! Kalbimin, ruhumun, aklımın onun tepkilerden bambaşka işlerde olduğu her aralıkta! Beni umursamadığı ama inatla onu umursamaya devam ettiğim, vazgeçemediğim hatta vazgeçmekten de deli gibi korktuğum her karmaşıklıkta! Kavgalarımızın, sözlerimizin, kıskançlıklarımızın, aksiliklerimizin her yaralamasında! Mutsuz olduğumu sandığım, mutsuz ettiğimi sandığım, mutsuzluklarımızın bile mutluluk olduğunu anladığım her solukta!
Bir türlü gelemediği, bir türlü gidemediğim, bir türlü kesiştiremediğimiz her yolda! Ya dalga geçiyor, ya sinirlendirmeye çalışıyor, ya özlediğinden yapıyor, ya hiç sevmiyor ya da beni benden daha çok düşünüyor hislerine kapıldığım her kararsızlıkta! Kiminle, nerede, ne durumda olduğunu bilmediğim, Öğrenemediğim her vakitte! Kızdığım, kızdırdığım, birbirimizi sevmekten mi yoksa sevmemekten mi kaynaklandığını kavrayamadığım her ayrıntıda! Benden kaçtığı, arayamadığım, soramadığım her günde! Deli gibi yanında olmak istediğim, koşmak, uçmak, sarılmak istediğim onsuz geçen her gecede! “Olmaz!” diye düşündüğü, “olmaz!” diye düşündüğüm, “bir gün bir yerde bitecek!” dediği her konuşmada… Sevgimi, aşkımı, tutkumu anlatamadığım her fırsatta… Durduramıyorum, içimde filler tepiniyor! | 9ee01b0f0eac | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Gelişmiş ülkelerde yaptığımız AR-GE ve eğitim çalışmaları sonucu oluşturduğumuz deneyimli kadromuz ve bilgi birikimimizin sonucunda Kalkan Genetik ailesi olarak sektörde yerimizi almış bulunuyoruz.
Cinsiyeti Belirli Sperma ve Harmony Freeze (Özel Dondurma Tekniği) başta olmak üzere dünyada çığır açan teknolojilere imza atan ve sektördeki liderliğini ve genetik üstünlüğünü sürdüren İNGİLİZ COGENT BREEDİNG LTD. Şirketi ile yapmıştır.
Hedefimiz hayvancılık sektörünün öncü ve lider bir kuruluşu olmak, sektörün sağlıklı devamlılığını sağlamakta üzerine düşen sorumluluğu taşıyabilmek, ülke genelinde satış, pazarlama ve AR-GE çalışma ağı ile MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ esasına dayalı olmak üzere ülke genetiğine katkıda bulunmaktır. Hedefimiz siz değerli müşterilerimiz ve sektör kuruluşlarımız ile uzun soluklu işbirliği ve iş ortaklıkları yapabilmektir. | d95d9ab0d579 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Derneğimizin amaçları:
Anayasamızın öngördüğü esaslara ve Atatürk İlkelerine uygun olarak;
Karşıyaka ve KSK’nün tarihi ve kültürel değerlerini araştırmak, yaygınlaştırmak, korumak.
Ulusal ve uluslararası düzeyde Karşıyaka ve KSK sevgisinin yaygınlaştırmak, yoğunlaştırmak, KSK camiamızı ve taraftar kitlemizi genişletmek, dayanışmayı arttırmak. Karşıyaka lobisini, kamuoyunun oluşturmak.
Sporcu yetiştirmek, özendirmek, ödüllendirmek, yarışmaları izleme ilgisini, KSK’nün ulusal ve uluslararası sportif başarılarını arttırmak.
Spor araştırma ve eğitim merkezleri, spor okulları, halk ve sporcu sağlığı eğitimi ve tedavisi merkezleri, Karşıyaka Koleji ve Üniversitesi gibi Eğitim Kurumları Kurmak, kurslar, dershaneler açmak, bilgi teknolojisi ve iletişiminde yer almak.
KSK’ne kendi gelirleri ile yönetilebileceği kalıcı ekonomik mali kaynak sağlayacak projeler geliştirmek ve uygulamak, halkın katılımını sağlamak, Karşıyaka imajını, renklerini, logo vd. marka özelliklerini, tüketim gücünü harekete geçirmek.
KSK’nün Ülke Spor yönetimlerinde yer almasını temin etmek, mahalli ve bölgesel spor klüpleri ile birliktelikleri, diyalogları geliştirmek.
KSK’ne hizmet veren sporculara, yöneticilerine sahip çıkmak, vefa ve şükran duygularının ortaya koymak.
Sportif, Sosyal ve kültürel tesisler açmak, işletmek, etkinlikler düzenlemek, Karşıyaka’nın sosyal, kültürel, ekonomik yapısının canlandırmak, geliştirmek. Karşıyakalı işadamı ve yöneticileri bir araya getirmek.
Derneğe Üyelik:
Derneğin amaçlarını kabul eden gerçek kişiler derneğe üye olmak için başvurabilir. Derneğe üyelik başvurusunda bulunacak kişilerin medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip ve 18 yaşını bitirmiş olmaları gerekmektedir. Üyelik için 2 fotoğraf , Nüfus Cüzdanının aslı ve fotokopisi, ve derneğe giriş formunu doldurmaları gerekmektedir. Derneğe kabul edilen üyeler giriş ve yıllık aidatları ödemekle yükümlüdürler. | c3caf279bb9e | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Araçlarda ön-arka ve sağ-sol lastikler farklı aşınma gösterdiklerinden, eş aşınmayı sağlamak, dolayısıyla lastik Araçlarda ön-arka ve sağ-sol lastikler farklı aşınma gösterdiklerinden, eş aşınmayı sağlamak, dolayısıyla lastik ömrünü arttırmak için lastiklerin yerleri değiştirilmelidir. Radyal lastiklerin dönüş yönü hep aynı kalacak şekilde değiştirme yapılmalıdır. Lastik, diş derinliği 1,6 mmden az ise, mutlaka yenisi ile değiştirilmelidir.
Düzensiz veya anormal aşınmaları engellemek için düzenli olarak (10.000 km’de bir) lastiklerin yerini değiştirin. Binek lastiklerinde yasal aşınma sınırı 1.6 mm’dir. Ancak özellikle kış şartları ve ıslak zemin düşünüldüğünde lastik diş derinliğinin 1/8 inch (yaklaşık 3.2 mm) değerinin altına düşmemesi tavsiye edilir. Binek lastiklerinde rotasyon yaparken çekiş aksındaki lastiklerin sağ-sol değiştirmeden serbest aksa, serbest akstaki lastiklerin ise çaprazlama olarak çekiş aksına aktarılması tavsiye edilir. Yönlü lastiklerde rotasyon yaparken çaprazlama yapılmaz. 4X4 araçlarda tüm lastikler diğer aksa çaprazlama yaparak geçirilmelidir.
Rotasyon yapılan araçlarda tüm lastikler yaklaşık aynı zamanda ömürlerini yitirirler. Rotasyon yapılmaz veya yeterli sıklıkta yapılmaz ise önden çekişli araçlarda ön lastikler, arkadan çekişli araçlarda arka lastikler daha çabuk aşınırlar. Günümüzde modern binek araçların önemli bir çoğunluğu önden çekişlidir ve rotasyon uygulamasının yapılmadığı durumlarda, genelde yapılan hata, 4 adet lastik yerine sadece 2 adet lastik alıp bunları ön aksa takmaktır. Halbuki, ekonomik nedenlerden dolayı sadece 2 adet yeni standart lastik alındığı durumlarda önden çekişli araçlarda da yeni lastikler arka aksa takılıp eski lastiklerin arkadan ön aksa alınması doğru uygulama olacaktır. Aksi uygulama, kaygan ve virajlı yolda aracın arkasının savrulma ihtimalini artırır. Aracın arkadan savrulmasını kontrol etmek çok zor olduğundan böyle bir durum kaza yapmamıza neden olabilir. Bu önemli tavsiye standart lastikler için geçerlidir. Kış lastiği takılması durumunda, yeni çift lastik her zaman çekiş aksına takılmalıdır. | 786f7ed99216 | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Koltuklar, halılar ve paspaslar özel temizleyici maddeleri ile temizlenir, sonra durulama-emme işleminden geçirilir. Bu işlemlerle, kumaş ve halılar nüfuz etmiş kirden arındırılır.
Döşemelerde, halılarda koku yapan kirler, özel koku giderici madde uygulanarak giderilir.
Tavan, özel temizleme maddeleri ile zedelemeden ve sarkmaya neden olmadan temizlenir.
Ön torpido, enstrüman panosu, direksiyon, kapı fitilleri, hava kanal ızgaraları, vites konsolu ve kapı döşemeleri çok titiz ve detaylı olarak temizlemeden geçirilir.
Deri döşemeler, deriye hiçbir zarar vermeyen özel deri temizleme maddesi ile temizlenir.
Camlar içten ve dıştan temizleyici ile temizlenir.
Kullanılan tüm maddeler çevre ve otomobil dostudur, insan sağlığı açısından tümüyle zararsızdır. | 010c41150669 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
MİNİ YÜKLEYİCİLER
1. Görevleri
Mini yükleyiciler, basit ve küçük çaplı temel kazma, taşıma, doldurma, serme ve yükleme işleri yapan iş makinesidir.
Yalnızca gerekli işi yapmak için değil, işi verimli ve etkin bir şekilde yapmak için tasarlanmıştır.
Dar ve manevra kabiliyetinin küçük olduğu alanlarda kullanılır.
2,5-3,5 tonluk malzemeyi yüklemeye yarayan iş makineleridir.
Motor beygir güçleri 45-70 HP arasında olup çalışma kapasiteleri 0,35-0,45 m3 arasındadır.
Resim 1: Mini yükleyiciler
2. Makine Fonksiyonları
Doldurma işinde kepçe doldurma yapılacak zemin üzerine veya biraz yukarda kepçe ağzı zemine paralel olacak şekilde ayarlanır.
Düzeltme yapma
Düzelme yapılacak zemin üzerinde kontrol bir şekilde çalışma yapılır.
Malzeme taşınırken kepçenin yerden yüksekliği çok fazla olmamalı ve üretici firma önerileri dikkate alınmalıdır.
Yükleme ve boşaltma
Yüklü durumda dik bir yokuştan inerken geri yönde inilmeli ve yokuş çıkarken ileri yönde çıkılmalıdır.
Kepçe yüklü ve kalkık iken kesinlikle ani dönüş ve duruş yapılmamalıdır. Dolu kepçe yukarıda iken makine yürütülmemelidir.
Yükleyicinin zemine oturan yüzeyinin azalmaması için kepçe yere fazla bastırılmamalı ve kazı işlerini yükleyicinin ileri hareketi ile yapılmalıdır.
3. Verimli Kullanma Yöntemleri
- Çalışma ağırlıklarına ve çalışma kapasitelerine uyulmalıdır.
- Lastik hava basıncı üretici firmanın önerdiği normlarda olmalıdır.
- Makine ile kapasitesi dahilinde çalışma yapılmalı ve aşırı zorlamalardan kaçınılmalıdır.
- Kepçeyi yere istenilen derinliğe gelinceye kadar yavaş yavaş daldırılmalı, malzemeyi rampa aşağı kazmak veya sürüklemek daha az güç gerektirir.
- Çalışılacak zeminin özelliğine göre kova seçimi yapılmalıdır.
- Periyodik bakımları zamanında yapılmalıdır. | ee1eda51e53f | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Merhaba :)
Ortalama bir Gizem insanı günde kaç kere krem sürebilir? :D
Çok seviyorum el, yüz, vücut, ayak ve bacak :) baya seviyorum yani kremlenmeyi. Dolayısıyla her türlü kremden üçer beşer bulunmakta elimde şu anda.
Dedim ki bi yerden başlayım yazmaya bunları ve ilk olarak uzun süredir kullandığım Aldo Vandini el kremini seçtim.
İçerisinde makademia yağı ve vanilya özü bulunmakta. Nemlendirmesi oldukça yeterli. Özellikle kış aylarında severek kullandım. Sürdükten bir süre sonra tamamıyla emiliyor ve yumuşacık minnak ellerimiz oluyor :) ama dikkat edin, yenilmez ve içilmez! ben de kutunun yalancısıyım :D
Yapısı koyu sayılır, ama kolayca dağılıyor. Hafif bir kokusu var, ağır bir vanilya kokusu değil ama yine de alıyorum biraz, hoş yani :)
Eğer siz de denemek ve Aldo Vandini'nin diğer ürünlerini incelemek isterseniz buraya alalım sizi :)
Bol kremli günler dilerim :) | 8b0acc28d367 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Beylikdüzü eşya depolama, alanlarımız 4500 m2 ve üzeri olarak oda tipli depolarımızla eşyalarınızı güvenli depolarımızla evinizi iş yerinizi depoluyoruz. Depo her zaman güvenli ve titiz olmalıdır Sizde fazla olan eşyalarınız için çözüm arıyorsanız doğru adrestesiniz.
Biz sizin rahatlığınızı düşünerek siz tatil keyfini cıkarın yada iş görüşmesi veya tahin dönemine cıktığınızı var sayarak eşyanız size kabusa dönüşmesin ben eşyalarımı nereye bırakım veya boşu boşuna kira vermeyim gibi sorun ve sıtresten sizleri kurtaıyoruz.
Tahin döneminde veya aciliyetiniz gerekli olduğu zaman boşu boşuna evin kirasını vermenize gerek kalmadan evinizi uyfun fiyatlarla çözüm depo ile çözüm arayın Depolarımız yüksek giriş lamınat parke hem kamera hemde güvenlik tarafından 7/24 saat korunmaktadır.
Anlaşma sağladığımız takdirde taşıma ekibimiz tüm eşyanızı paketleyip aldıklarımız gibi oda tipli depomuza getirip eşyanızı deponuza koyar ve taşıma esnasında noter onaylı 2 adet sözleşme yaparak biri nakliye ikinci ise depo sözleşmesini yaparak sözleşme aslı sizde kalacak şekilde kopyası ise bizde kalıyor eşyanızı depomuza koyduğunuz gün itibarıyla depo kiranız sayılır ve depolarımız aylıktır.
Günlük kiralama bizde sayılmıyor ister 1 gün ister 10 gün yada 20 gün eşyanız depomuzda kalırsa biz 30 gün olarak sayıyoruz. Depolarımız tüm tehlikeli zararlara karşı sigortalıdır. Beylikdüzü ev depolama, alanlarımız sizin istediğiniz alanlardadır ister oda tipli ister bölüm bölüm hangisini tercih ederseniz edebilirsiniz. Bize 7/24 saat ulaşabilrisiniz beylikdüzü depolama olarak her zaman yanı başınızdayız. | cea629797786 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Yeni Astra OPC 1.6-litre motora sahip olabilir
24 Eylül 2015 / 23:55 Şu anda satışta yer alan Opel Astra OPC’de 2-litre turbo motor yer alıyor
Opel Astra’nın şef mühendisi Marc Schmidt yeni Astra’nın yüksek performanslı OPC versiyonunun 1.6-litre hacimli turbo beslemeli dört silindirli motora sahip olma ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi. CarAdvice’a konuşan Schmidt, 1.6-litre hacimli bir motorun yeni Astra’nın kaputunun altına sığabilecek “en büyük hacimli” motor olduğunu ve yeni projenin “çok özel” olacağını açıkladı. Schmidt direkt olarak yeni OPC hakkında konuşmaktan kaçındı, ancak mühendisin yaptığı açıklamalar yeni yüksek performanslı modelde şu anda kullanılan 2-litre turbo motorun aksine 1.6-litrelik bir ünitenin kullanılma ihtimalinin yüksek olduğunu ortaya koydu.
Yapılan bu açıklama ayrıca Alman üreticinin performans bölümü şefi Wilfred Dieh’in yeni Astra OPC’nin 2017’de 280 bg’lik 1.6-litre turbo motor ile ortaya çıkacağı yönünde yaptığı açıklamalar ile de uyuşuyor.
Haber: Ege Geçyatan | af09cbb50cc5 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
VELAYET DAVASI
Velayet Davası Genel Açıklamalar
Reşit olmayan ortak çocukların haklarının tümünü ifade eden ve Türk Medeni Kanunu’nda altıncı ayrımda düzenlenen kuruma velayet denilmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 335 ve devamındaki maddelerde düzenlenen velayet, boşanma davalarında çoğu zaman temel sorunu teşkil etmektedir.
Ayrılma aşamasında olan anne ve baba, çocuklarının geleceğini kendilerinin tesis etmesini arzu etmekte, buna binaen Aile Mahkemelerinden çocuklarının kendilerine verilmesini ve sorumluluklarının kendilerine bırakılmasını talep etmektedir. Ortak çocukların velayetleri konusunda anlaşmaya varılamaması durumunda ise Türk Medeni Kanunu’nun 335. Maddesinde yer alan düzenleme doğrultusunda hareket edilmektedir.
Yasal düzenlemeye göre ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velayeti altındadır, yasal düzenlemede belirtilen sebepler gerçekleşmedikçe, velayet ana ve babadan alınamaz. Şayet anne ve baba evli ise velayet hakkını anne ve baba birlikte kullanabilirler, evli değillerse velayet anne tarafından kullanılacaktır. Tabii ki bir boşanma davası sürecinden geçilmiş olup bu dava neticesinde velayet babaya verilmiş ise bu takdirde velayet hakkı babada olacaktır.
Velayet Davası Yetkili ve Görevli Mahkeme
Velayet Davası Aile Mahkemelerinin görev alanının içine girmektedir. Aile Mahkemesinin bulunmadığı il veya ilçelerde Asliye Hukuk Mahkemesi Aile Mahkemesi sıfatıyla görev yapmaktadır.
Velayet Davalarında yetkili Mahkeme ise eşlerin ikamet yeri yada müşterek çocuğun doğduğu yer mahkemeleridir. Dava avukat ile takip edilebileceği gibi avukat olmadan da taraflarca açılıp takip edilebilir.
Velayet Davası Ne zaman Açılabilir
- Boşanma Davası ile birlikte velayet davası açılabilir. Bu davalarda daha önce düzenlenmeyen velayetin ilk kez düzenlenmesi için açılan davalar olup boşanma davasıyla birlikte sürdürülür. Dava süresince ortak çocuğun velayeti tedbiren taraflardan birine verilir. Bu süreç yargılama sonlanıncaya kadar devam arz eden bir durumdur. Yargılama sonucunda ise çocuğun menfaati doğrultusundan velayet sürekli olarak taraflardan birine verilir.
- Boşanma Davası gerçekleşmeden velayet davası açılabilir. Bu davayı aynı konutta yaşamayan ve ortak çocukları görmek isteyen taraf açmaktadır. Dava sonucunda mahkemenin belirlemiş olduğu günlerde çocuğun anne yada babada kalması sağlanmaktadır. Velayet ise boşanma gerçekleşmediğinden halen anne ve baba üzerinde olacaktır.
Velayet Davası Sonuçlandıktan Sonra Velayeti Alamayan Tarafın Durumu
Velayet Davasının sonuçlanmasının ardından velayet kendisine bırakılmayan taraf için mahkeme görüş zamanı ve saatlerini belirler. Bu görüş zamanlarına her iki tarafta uymakla yükümlüdür.
Mahkeme tarafından öngörülen saat ve günlerde velayet kendisine bırakılan taraf velayet hakkı kendisinde olmayan kişi ile ortak çocuğun şahsi münasebetlerini sağlamalı, buna engel olacak tutum ve davranışlardan kaçınılmalıdır. Karşı taraf ise ön görülen sürenin dolmasının ardından ortak çocuğu teslim etmelidir.
Ancak günümüzde her zaman taraflar arasında uyum sağlamamakta ve velayetin belirlenmesinden sorunlar yaşanmaktadır. Bu sorunlar çocuğun belirlenen günlerde velayet hakkı olmayan kişiye gösterilmemesi yada velayet kendinde olmayan kişinin çocuğu teslim almasına rağmen zamanında geri getirmemesi üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Velayet Hakkında Karşılaşılan Sorunlar
**Velayet hakkı kendinde bulunan tarafın çocuğu teslim etmemesi halinde; Teslim almak isteyen taraf yada avukatı Çocuğun bulunduğu yer icra dairelerine başvurur. Başvuru sonrasında Müdürlük tarafından görevlendirilen icra memuru ve diğer yetkili kişilerle birlikte çocuğun teslimi için çocuğun yaşadığı eve gidilerek teslim işleminin gerçekleşmesi sağlanır.
**Velayet hakkı kendisinde bulunmayan tarafın çocuğu belirlenen saatler dışında alması, belirlenen saatlerde almasına rağmen teslim etmemesi halinde; Velayet kendinde olmayan ana veya babanın çocuğu kaçırması suçu işlenmiş olur. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu Türk Ceza Kanunu madde 234/1 fıkrasında düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre Velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısımının, on altı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Böyle bir durumda kişi kendisi yada avukatı aracılığı ile derhal suç duyurusunda bulunmalıdır.
Velayet Davasının Ücreti
Velayet Davasında vekalet ücreti ve yargılama giderleri, Avukatlık Ücret Tarifesinde yapılan değişiklikler ve Posta Masraflarında yapılan düzenlemelere göre değişkenlik göstermektedir. Velayet Davası için talep edilecek yargılama giderleri ve Avukat Ücreti için sitede yer alan iletişim formunu kullanarak yada Telefon ile bilgi alması gerekmektedir.
Nafaka Davası Bilgi ve İşlemleri
Velayet Davaları hakkında detaylı bilgi almak için +90 446 223 65 85 ofis Numarası, +90 541 490 42 04 Mobil telefonda mevcut whatsApp uygulaması ile görüş alıp, davalarınızın güvenilir bir şekilde takibini sağlayabilirsiniz. | 88c2bccd43dc | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Okulların bazıları bayram öncesi açılmış olsa da, genel olarak yeni dönem bu hafta başlıyor. Bir anlamda tatil süresinin nasıl geçirildiği, bu hafta sonu ve sonrasında ailelerin ve çocukların durumunu belirleyecek. Çünkü bazı aileler ve çocuklar tatilin; Tüm kuralların kalktığı, uyku saati, yemek saati gibi kavramların olmadığı, eğlencenin özellikle de teknolojik aletlerle uğraşmanın sınırının kalktığı bir zaman olduğunu dünüyor. Bu şekilde geçen bir tatil sonrasında düzene alışmak, kurallara tekrar uymak zorlaşacaktır. Diğer yandan tatil süresince düzeni takip eden, bir önceki yıla bakarak eksikleri tamamlayan aileler ve çocuklar için okulların açılması yeni bir heyecan olacaktır. Okul döneminin başlaması sadece çocuklar değil, aileler için de yeni bir başlangıçtır. Okul seçimi, yaz dönemi hazırlıkları ve çocuğa ilişkin sorunlara çözüm aramak okul dönemi için ailelerin sorumluluğudur.
OKULA YENİ BAŞLAYANLAR
İlk kez okula başlayanların ve ailelerin karşılaşabilecekleri bazı sorunlar olabilir. Okullar açıldığında, bazı çocuklar okula gitmek istemeyebilirler. Yeni başlayanların çoğu, geçen seneden tatile girenlerin bir kısmı anneleri de onlarla kalsın isteyerek, ağlayabilirler. Ancak, ilk günler doğal olabilen bu sorun sonraki hafta da devam ediyorsa “okul korkusu”ile karşı karşıya olabiliriz. O zaman, alışır diye bekleyerek vakit kaybetmeden, aileler, okul ve çocuk ruh sağlığı uzmanları işbirliği yaparak bu sorunun altından kalkabilirler. Ebeveynlerin bu durumda tutumları çok önemlidir. Çünkü bazı annelerin çocuğunun henüz çok küçük olduğu ve onsuz yapamayacağına ilişkin endişeleri çocuklar tarafından hissedilir. Bu onların okula gitmemesi için önemli nedenlerdendir. O nedenle hem bu fazla endişeli annelerin, hem de çocukların okula hazırlanmaları gerekiyor.
Genellikle okullar açıldıktan sonra, özellikle ilkokula yeni başlayan çocuklarda en büyük sorun sınıf içinde yerlerinde oturamamaları ve öğretmenin komutlarına uyamamalarıdır. Dolayısıyla sınıfda bulunan diğer çocukların da dikkatini dağıttıkları için öğretmenler tarafından uyarılırlar. Bazı çocuklar ilk bir ay içinde bu duruma uyum sağlarlar ve sorun kalmaz. Ama bazı çocuklar için bu durum devam eder. O zaman düşünülmesi gereken bir kaç özel durum vardır. Öncelikle çocuk takvim yaşı tutmasına karşın, ruhsal ve nörolojik olarak okula başlamaya hazır olmayabilir. Doğru olan bu değerlendirmenin okula başlamadan yapılmasıdır. Ancak yapılmadan başlamış ve sorun çıkıyorsa ders, kurallar ve ruhsal açıdan büyümesi için çocuğun okul rehberleği, gerekiyorsa uzman tarafından desteklenmesi uygun olur.
Her açıdan okula hazır olmasına karşın ev içinde hiç kural konulmamış, paylaşmayı bilmeyen, her dediği yapılan bir çocuğun okula uyum sağlamaktaki zorluğu olabilir. O zaman yapılması gereken öğretmen ve ailenin işbirliği ile çocuğun yeni duruma alıştırılmasıdır. Aynı zamanda ailenin de yardım alarak çocukla ilişkisinde sınır koymayı öğrenmesi gerekir.
Bazı çocuklarda yerinde oturamamanın yanı sıra, yazı yazmada isteksizlik, yavaşlık, bazı harfleri ters yazma, arkadaşlarıyla ders içinde konuşma ya da okuma- yazmayı zamanı geldiği halde öğrenememe gibi bulgularda görülebilir. Eğer bu tür yakınmalar geliyorsa, sistemi ya da çocuğun tembelliği gibi suçlamalarda bulunmadan önce dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olup olmadığını araştırmak, çocuğun eğitim yaşamı için çok önemli olabilir.Bazı çocuklarda ise öğrenmesi gereken becerilerin sadece bir bölümüne ilişkin sorun olabilir. Genel olarak özel öğrenme güçlüğü başlığı altında toplanan bu sorunlar çocuğun eğitiminde başarısızlık nedeni olabilir. Özel öğrenme güçlükleri, okuma, yazma, matematik gibi alanlarda, ya da disleksia şeklinde ortaya çıkabilir. Kısa zamanda araştırılması ve yardım alınması gereklidir.Eğer okulda bizi bekleyecek sorunları ve çözümlerini bilirsek, çocuğumuz, öğretmen ve okulla işbirliğini yapabilirsek hep birlikte sorunsuz ve zevkli bir dönem geçirebiliriz.
Çocukların çoğu okula döndükleri için seviniyorlar. Uzun tatil, boşluk kimi zaman cazip gelse de, arkadaş özlemi, okulun getirdiği düzen aslında özlenir. Ama ne kadar hazır oldukları tatışılabilir. Belki de öncelikle veliler okula dönüşe ne kadar hazır onu tartışmamız gerekir. Tüm öğrencilere, öğretmenlere ve velilere mutlu ve huzurlu bir yeni öğretim yılı diliyorum. | fdb053cf9827 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
MHK'nin büyük yanlışı
BAZI hakemlerin büyük takımları kollayan yönetimlerinin ligde adaleti sarstığını, yöneticiler arasında söz düellosunu tırmandırdığını, tribün anarşisini körüklediğini ve de en önemlisi futbolumuza uluslararası temaslarda zarar verdiğini yeri geldikçe vurguluyoruz.Bilhassa birkaç üst düzey hakemin eyyamcılıkta başı çektiğini, diğer arkadaşlarına kötü örnek olduklarını, buna rağmen sürekli görev aldıklarını eleştirip, ivedilikle tedbir düşünmeleri için MHK'yi uyarmıştık. İşte bu isimlerden bir tanesi olan Metin Tokat, Galatasaray - Samsunspor maçında alışılmış eyyamcılığını yeniden sahneye koymakta hiç sakınca görmedi. Ama, Tokat dinlendirilmek yerine daha ilk takip eden hafta Şekerspor - Ankaragücü maçında görevlendirilerek adeta ödüllendirildi. Bu uygulama MHK'nin otoritesini sarsan, hakemlerin zihinlerini olumsuz yönde etkileyecek büyük bir yanlıştır. Böyle bir tablonun hakemlere algılattığı mesaj şudur: "Eğer büyük takımları koruma altına alırsanız, medyadan fazla ses çıkmaz, kimsenin başı ağrımaz, siz de sürekli görev alırsınız."Futbolumuzun şu anda en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden bir tanesi, hakem yönetimlerinde büyük takım - küçük takım ayırımı yapmadan standardı tutturmaktır.
Eyyamcıların ismine, cismine bakmadan kızağa çekmek, cesurlara hata da yapsalar görev vermek tek çıkar yoldur. MHK'nin bu reformu yapabilmesi için şartlar müsaittir. Çünkü ellerinde istikrarlı tecrübeliler, yıpranmamış isimler ve de çok sayıda genç yetenekler var. Yeter ki kronikleşmiş hastalık iyi teşhis edilsin ve tedavi etmek için cesaretle üstüne gidilsin.Bir dip notumuz da Hakan Şükür için. Başarılı ve istikrarlı futbolunun yanında, saha içi ve saha dışı efendiliğiyle Hakan Şükür'ün bizde ayrıcalıklı bir yeri var. Ama Trabzon maçından sonra Oğuz Sarvan hakkında verdiği talihsiz beyanata hem şaşırdık, hem de çok üzüldük. Bütün temennimiz, bu yanlışın ilk ve son olmasıdır.
Ömer ÜRÜNDÜL
Arşive bakınırken rastladım yukardaki yazıya. 7 Nisan 1998
tarihinde Milliyet'te yayınlanmış yazının sahibi şu sıralar Tff Gözlemciler ve Temsilciler Kurulu başkanı. 10 sene uzun zaman. Fikirler elbet değişebilir ancak sözde idealist insanların daha tuturlu olması gerekmez mi? | e6854dfc1bf5 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Isabel Marant ciddi anlamda yeni Balmain olma yolunda. Dikkat ediyorum da birçok Hollywwod ünlüsü ve sosyetemizin sıkı moda takipçilerinin tercihleri Isabel Marant oluyor.
Yaklaşık 3 bin 500 lira olan bu nadide parçayı giyen herkes farklı bir stil tercih etmiş. En kötü kombinasyon Hollywood 'un en rüküşlerinden Jessica Simpson 'a ait.
Bence ceketin güzelliğini en iyi şekilde ortaya çıkaran Feryal Gülman. Beyaz bluzu, 3 bin 500 TL fiyatlı Isabel Marant deri biker pantalonu ve Isabel Marant 'ın 1.200 TL fiyatlı Gava model ayakkabılarıyla çok hoş bir şıklık içinde.
Aylin Tahincioğlu ceketi yine bir Isabel Marant marka straples mini elbiseyle eşleştirmiş. Elbisenin fiyatı yaklaşık 1.000 TL. Yanılmıyorsam ayakkabılarıda bir Isabel Marant. Ama defilede sergilenen Franklin modelini tercih etseydi çok daha isabetli olurdu. Elbisenin tüm gençliğini ve dinamizmini taba renkli eşleştirmelerle öldürmüş..
Blake Lively ve Katie Holmes 'un seçimleri ise heyecan uyandırmadı. Zara 'dan herhangi bir ceket giyselerde olurmuş. | 2ee14f65adb4 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Festivalin bugün 3. günü ve hala devam ediyor ama ilk günden Great Gatsby sayesinde o kadar doyurucu şıklıklar gördüm ki sonraki günlerde bu favorilerimi geçen olacak mı merak ediyorum.
Bu senenin en dikkat çekici ismi hiç kuşkusuz Nicole Kidman olacak. Jüride olması sebebiyle bol bol Nicole göreceğiz.
İlk gün siyah Alexander McQueen elbisesi incecik silüeti için biçilmiş kaftan. O kaarestetik görseller vermiş ki her kareye bayıldım. Değişik örgü modeliyle saçları da uyum içinde. Dozunda makyajı ve narin hatlarıyla adeta bir içim su.
Great Gatsby galasında ise Dior 'un en muhteşem parçasını seçmiş ve harika yorumlamış. Açık tenine ve vücut hatlarına çok yakışmış. Değişik ama çok hoş saç modeliyle de tüm görünümüne şahane bir tat katmış. Turuncu neon Jimmy Choo 'ları ve mücevher olarak taktığı tek taş küpesiyle de adeta prensesler gibi görünüyor. Herşey kusursuz ama içimden yine de Diane Kruger sen bu elbiseyi nasıl kaptırırsın diye demeden de edemedim :)
Prensesten geçiyoruz gencecik bir vamp hatuna. İşçiliğine hayran kaldığım Burberry elbisesiyle Cara Delevingne mesleği gereği kırmızı halıda poz verme sanatını o kadar ustalıkla uygulamış ki her karesine ağzım açık hayran hayran bakakaldım. Kalitesiz ucuz bir seksapellik değil aksine son derece elegan bir seksilik içinde. Hem de böyle bir elbise altına kalın tabanlı siyah bir bot giymesine karşın. Kalın kaşları, bordoya çalan kırmızı ruju hele hele o Chopard mücevherleriyle tek kelimeyle kusursuz bir estetik, güzellik ve şıklık sergilemiş !!
Chopard dedim de aklıma ister istemez Hülya Avşar geldi. Bugün tüm gazeteler basın bültenini geçmiş. Chopard markasının Türkiye yüzü olarak Hülya Avşar yarın Cannes Festivali 'ne katılıyor. 2 kez kırmızı halıda yürüyecekmiş. Mücevherlerinden şüphem yok ama bir kere bile kırmızı halıda şık görmediğim göremediğim Hülya Avşar 'ın bizi şıklığıyla nasıl temsil edeceğinden şüphemi merakımı geçin ciddi ciddi korkum var. Modası Melih Yazgan, makyöz ve asistanlardan oluşan 15 kişilik ekibiyle çıkartma yapacakmış. Ekip işi doğrudur bu işler de zaten böyle yapılır ama sonuç bunlara değecek mi göreceğiz. Allahım sen bizi Hülya Avşar rüküşlüğünden koruuuu diyerek bu konuya burda son verip geçiyoruz Carey Mulligan 'a.
Carey Mulligan 'a bakar bakmaz aklıma ilk gelen Gwyneth Paltrow oldu. Aynı Gwyneth 'in tarzında saç ve makyajı ama en çok Dior elbisenin rengi ve kesimiyle çok hoş görünmesine rağmen ne yazık ki başka biri gibi görünmekten kaçamamış.
1. ve 2. günden en klas bulduğum isimler bu kadar. Kimbilir, bakarsınız Hülya Avşar hepsini silip süperecek bir performansla bu festivalin en unutulmazı olmayı başaracaktır. Acaba böylesi bir arenada da şampiyon belli ikinci kim? diyebilecek mi göreceğiz :) | 9fb2d7170956 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Bazı elbiseler sadece podyumda sergilenmeli. Gerçek bedenlerde ya yer almamalı ya da nasıl sergilendiyse öyle giyilmeli diye düşünüyorum. İşte buna en güzel örneklerden birini sizlere sunuyorum.
Elimizde Emilio Pucci 'nin 2012 Yaz koleksiyonundan podyumda görür görmez aşık olduğum sanat eseri. Natasha Poly 'de o kadar başarılı taşımış ki insanın hemen alıp giyesi geliyor. Ama işte bazı kıyafetler gerçek bedenler üstünde podyumda göründüğü gibi görünmez. Podyumdaki bir illüzyondur aslında.
Çünkü ortaya çıkan görüntü Beyza Arslan 'da gördüğümüz gibi olacaktır. Ki kadın gayet ince sanırım uzun boylu da. Yani vücut ölçüleri bakımından bir sorunumuz yok. Ama beyazın altına yine beyaz renkli bir elbise giyerseniz kumaşın tüm detayları ve güzellikleri kaybolup gidiveriyor. Nerde podyumda gördüğümüz güzellik nerde Beyza Arslan 'ın üstünde ki alalade görünümlü elbise ?! Benim gibi dikkatli gözleriniz yoksa bir Emilio Pucci demek için kırk değil kırk bin şahit gerekir :)
Hatta kolların bol kesimi yüzünden acaba orjinal mi yoksa özel dikim mi diye arada kalmadım da değil. Ama kumaş detayları aynı. Görebilmeniz için elbisenin büyük resimlerini de koyuyorum. Beyza Arslan ne yazık ki bu elbiseye herhangi bir fitting de yapmamış. Bedeni bulmuş almış giymiş. Yaka bölgesi ciddi anlamda potlu. Üstelik göğüs bölgesi de iyi görünmüyor.
Bir elbise şayet bu şekilde satışa çıkmışsa yanına bile uğramam. Çünkü etiketi ne olursa olsun bu şekliyle benim için giyilmesi anlamsız bir parçadır o. Bu anlamsızlığa birde binlerce dolar verildimi yazık demekten başka birşey diyemiyorum. | b0568335de22 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Beşiktaş’a Caner Erkin’in ardından bir kötü haber de Talisca’dan geldi…
Beşiktaş’ın yıldız futbolcusu Anderson Talisca’nın, dün oynanan Gençlerbirliği maçında ayak tarak kemiğinin kırıldığı açıklandı.
Siyah beyazlı kulüpten yapılan açıklamada, “Futbolcumuz Anderson Talisca’nın Gençlerbirliği maçında ters basması sonucunda sağ ayak 5. tarak kemiğinde (metatars) kırık tespit edildi. Anderson Talisca, bugün Sağlık Kurulu Başkanımız Dr. Sarper Çetinkaya tarafından Acıbadem Fulya Hastanesi’nde ameliyat edilecek” ifadesi kullanıldı.
Talisca’nın 3 ay sahalardan uzak kalacağı bildirildi.
Beşiktaş’ın Antalyaspor ile oynadığı maçta da Caner Erkin’in sol aşil tendonu kopmuştu. Caner, 4 ila 6 ay arasında sahalardan uzak kalacak. | c92061ac02b3 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Cicekcibiziz.com ile Elazığ’ı sevindiriyoruz!
Özel günlerde sevdiklerimizin yanında olmak çok önemlidir. Bunun için illaki gözlerin buluşması gerekmez. Gönüller bir olsun. En önemlisi o. Elazığ’daki sevdiklerinizden çok uzaklarda olsanız da gönderdiğiniz hediyeyle onları yalnız bırakmadığınızı gösterebilirsiniz.
Peki en doğru hediyeyi nasıl seçeceksiniz? Elazığ çiçekçiniz Çiçekçi Biziz 30 yıllık tecrübesiyle size şunu söylüyor; ‘Herkes sevdiklerine hediye alabilir ama herkes çiçek hediye edecek kadar ince düşünceye sahip olamaz.’ Çiçekçi Biziz’in yüzlerce ürün çeşidi arasından en şık ve en özgün tasarımdaki çiçekleri seçebilir. Sevdiklerinize tatlı sürprizler de yapabilirsiniz.
Geniş dağıtım ağına sahip Çiçekçi Biziz ile yalnızca Elazığ’a değil Türkiye’nin her noktasına çiçek gönderebilirsiniz. Yüzde yüz müşteri memnuniyetini esas alan Çiçekçi Biziz ile hafta sonu, bayram günü, tatil günü fark etmeksizin yılın 365 günü Elazığ çiçek siparişi verebilirsiniz. Ürününüz yine aynı gün içinde belirttiğiniz saat aralığında Elazığ'daki sevdiklerinize ulaşır.
Doğum Günü, Sevgililer Günü, Anneler Günü gibi özel günlerde Elazığ çiçek gönderimi için tek yapmanız gereken cicekcibiziz.com internet adresinden ya da 7/24 hizmet veren 444 5 103 nolu telefondan siparişinizi vermek.
Dünyanın neresinde olursanız olun Elazığa çiçek göndermek istiyorsanız Çiçekçi Biziz’e hoş geldiniz!
Elazığa çiçek siparişi
Elazığ'da çiçek gönderdiğimiz yerler
Toplam 274 Ürün Bulundu | 0c45bb56103c | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Yatağan ve etrafındaki çiçekçiniz biziz!
Yatağan çiçekçiniz Çiçekçi Biziz'den sizin için özel olanlara en özel hizmeti alabilirsiniz. Hızlı teslimat garantisiyle Yatağan çiçek siparişinizi en taze haliyle sorunsuz bir şekilde adrese teslim eden Çiçekçi Biziz, geniş dağıtım ağıyla da yalnızca Yatağan çiçek gönderiminizi değil Muğla'nın tüm semtlerine çiçek gönderiminizi gerçekleştirmenizi sağlar.
Yüzde yüz müşteri memnuniyeti ilkesiyle dilediğiniz an çiçek göndermenizi sağlayan Çiçekçi Biziz, hafta sonu, tatil günü fark etmeksizin çalışır. Yatağana çiçek göndermek için cicekcibiziz.com internet adresinden ya da 444 5 103 nolu telefondan siparişinizi verebilirsiniz. Ürününüz aynı gün içinde belirttiğiniz saat aralığında sevdiklerinize ulaşır.
En şık sepet çeşitlerini, en lezzetli meyve sepeti, en özgün çiçek buketini seçin, sevdiklerinize gönderin. Doğum günü, anneler günü, sevgililer günü gibi özel günlerinizi daha özel hale getirin.
Muğla'nın neresinde olursanız olun Yatağan artık size çok yakın.
Toplam 308 Ürün Bulundu | 8efad3fb1e41 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |