text
stringlengths
97
665k
id
stringlengths
12
12
source
listlengths
2
5
Beylerbeyi’nde Bir Osmanlı Efendisi Televizyonda "Muhteşem Yüzyıl" dizisi oynandığı günden beri Osmanlı Cihan Devleti yeniden gündeme geldi. Kanuni Sultan Süleyman'ın anlatıldığı Muhteşem Yüzyıl dizisi hakkında lehte ve aleyhte çok şeyler yazıldı ve çizildi. Olumlu ve yansız diyenler var, tam tersini düşünenler mevcut. Kim ne düşünürse düşünsün Muhteşem Yüzyıl dizisi tarih ve özellikle de Osmanlı Tarihi konusunda ciddi bir kitap yayını başlattı. Dergi ve gazeteler konuya geniş yer ayırdı. Kahvelerdeki sohbetin ana konularından biri haline geldi Osmanlı. Tarihi algılamakta güçlük çekilirse arka plandaki tuzaklara düşmek mukadder olur. Çünkü içte ve dışta belli bir kesim yıllardan beri Osmanlı düşmanlığı yapmakta ve köklerimizle alakamızın kesilmesine çalışmaktaydı. Fakat tersine döndü ve Muhteşem Yüzyıl bu patlamaya neden oldu. Televizyonlarda bile bakıyorum tarih sohbetleri başladı. Prof. Dr. İlber Ortaylı, Mustafa Armağan ve Erhan Afyoncu'yla Murat Bardakçı'nın ardından henüz şöhret olmamış çok sayıda diğer proğram ve insanlarımızın proğramları da dikkatle izleniyor. Sultan Reşat'ın Torunu İstanbul'da bir komşumuz vardı Osmanoğullarından; Prens Nazım Osmanoğlu. Sultan Reşat'ın torunuydu Nazım Bey. Eşi Halime Hanım da Ürdünlü aristokrat bir ailedendi. 1970'li yıllarda Nazım Bey Osmanoğullarının erkeklerine de af çıkınca çalıştığı İspanya'dan Türkiye'ye dönmüştü. Üç oğlu vardı Nazım-Halime Osmanoğlu çiftinin, ancak çocukları İstanbul'a dönmediler. Maaile görüşürdük Göztepe Gözcübaba'daki evlerimizde. Birlikte pikniğe giderdik. Nazım Bey kızım Furkan'ı torunu gibi severdi. El üstünde tutardı. Furkan da üçüncü dedesine sahip olmuştu böylece. Nazım Osmanoğlu 24 saat içinde apar topar İstanbul'dan yurtdışına gönderildiklerinde henüz altı yaşındaymış. Çektikleri çileyi, reva görülen zahmeti, karşılaştıkları sıkıntıları hiç ama hiç anlatmadı sormama karşılık. Hep dik durdu. Sadece Türkiye'ye dönmekten çok mutlu olduğunu vurgulardı. Evi aşırı mütevaziydi. Balığı ve özellikle bol kılçıklı olmasına rağmen sardalyayı çok severdi. Ankara'ya taşındığımızda dostluğumuz yine sürdü. Başkent'e geldiğinde konuğumuz olurdu. Nazım -Halime çiftine Ankara'yı gezdirirdik. Bir defasında devlet mezarlığını görmek istediler. Gittik. Resmi İdeolojik Tarihi Öğren Ama İnanma Erken vefat etti Nazım Bey. Vasiyeti üzerine atalarının yanında Eyüp Sultan Kabristanına defnedildi. Eşi Halime Hanım ise Ürdün'de vefat etti, Amman'da toprağa verildi. Resmi tarih kitaplarımızda Osmanlı hep kötülenir. Güzel vatanımızın padişahtan ve sultandan kurtulduğu anlatılır. Allah'tan benim öğretmenlerim hiç bir zaman birini öne çıkarmak için ötekini kötülemedi. Herkesin hakkını verdi. Çünkü bir başka okulda arkadaşım "Osmanlı Padişahları arasında hiç mi iyi olanı yoktur, hep kötülüyoruz? " dediğinde "teodora" adını verdikleri öğretmenin sıkıntılı anlar yaşadığını anlatmıştı. Sonra öğretmen arkadaşımızı teneffüste yanına çağırarak "Sen resmi ideolojinin tarih kitaplarımızda yazılanları öğren, ama inanma. Gerçek tarihi büyüyünce ihmal etme araştır! Hakikatle yüzleşmekten çekinme!" demiş. Bir Zamanların Tarihçileri Doğrusu Feridun Fazıl Tülbentçi'nin radyo sohbetleri ve kitapları, Abdullah Kozanoğlu, Zuhuri Danışman, Ziya Şakir, İsmail Hami Danişmend, Reşad Ekrem Koçu, Cemal Kutay, Turhan Tan, Bekir Büyükarkın, Mustafa Müftüoğlu ve Nihal Atsız ile Kadir Mısıroğlu'nun çalışmaları gençliğimiz üzerinde tarihe karşı büyük bir alaka uyandırdı. Naima Tarihi ve Ahmet Cevdat Paşa'nın kitapları Osmanlıca vardı, latince yayınlanmamıştı. Geç neşredildi. Ayşe Osmanoğlu'nun yazdığı ve itibar baskılı "Babam Abdülhamid" de ilgi çekti. Çünkü 2. Abdülhamid üzerinde çeşitli spekülasyon yapılıyor ve gerçek tarih anlaşılmıyordu. İnkılap ve Aka Kitapevleri'yle Tahsin Demiray'ın Türkiye Yayınevi hatıralarla hem yakın tarihi, hem de Osmanlı'yı daha sağlıklı tanımak için birbiri ardından eserler neşrettiler. Salih Keramet Nigar Bey Profesyonel gazeteciliğe (1967) "merhaba" dediğim günlerde Halife İkinci Abdülmecid'in özel kalem müdürü( kalem-i mahsusa veya katib-i hususi)) Salih Keramet Nigar ile röportaja gittim. Şair Nigar Hanım'ın oğlu Salih Keramet Nigar Ortaköy'de, Boğaziçi Köprüsünün hemen ayağının yakınındaki yalısında beni konuk etti. Ancak "Osmanlı Hanedanı'nın çok sayıdaki mensupları halen yurtdışında hayatta. Avrupa'da olan var, Hindistan ve Mısır'da yaşayanlar mevcut. Onlara bir kötülük gelmesinden endişe ediyorum." diyerek beni eli boş gönderdi. Ben de algıladıklarımı yazdım. Sebil'de neşredildi. Salih Keramet Nigar'ın Halife İkinci Abdülmecid (Yurdundan nasıl sürüldü, sonra nerelerde yaşadı, ne zaman ve nerede öldü, nereye gömüldü) adıyla bir kitabı yayınlandı.(İnkılap ve Aka Kitapevi-1964) sanırım mevcudu yok, tekrar basılmadı, ancak sahaflarda bulunabiliyor. Üsküdar Kanaat Lokantasında Tanışma Üsküdar'da bir değerli Eczacı dostum var. Memduh Cumhur Bey aynı zamanda çok iyi bir Türk Sanat Müziği ustasıdır. İstanbul Efendisi'dir. Zaman zaman bir araya gelerek muhabbet ederiz. Kısa adı İKSM olan İstanbul Kültür Sanat Merkezi'nin Üsküdar Fatih Mahkemesi'ndeki proğramlarının da hamisidir. Mehmet Akif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı'ndaki sorumluluğumu bildiği için Akif'in Beylerbeyi'nde kaldığı bir evden bahsetti; -İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy 4 yıl Beylerbeyi'ndeki Şemsi Efendi Sokakta bugünkü 4 numarada oturmuş. Şimdi bu evde bir Osmanlı Prensi oturuyor: Osman Osmanoğlu.. kendisine sizden bahsettim. Şimdi Londra'da. İngiltere'den döndüğünde sizinle tanışmak istiyor. Bir araya gelelim. Osman Osmanoğlu daha önce yaşadığı İngiltere'den döndüğünü öğrenince bir araya geldik. Vakfımız yönetiminden Mehmet Rüyan Soydan, Sinan Tavukçu, Memduh Cumhur ve bendeniz İstanbul'un yüzakı Üsküdar Kanaat Lokantasında buluştuk. Osman Osmanoğlu daha sonra geldi. Bir İstanbul Beyfendisi her şeyiyle. Kibarlığı asaleti kadar önde biri. Üsküdar Pazarı'ndan alış veriş yapmış o gün. Elinde poşetleri dolu bir halde geldi. Yadigar Konak'ta Önce Bir Şair, Sonra Bir Prens Osman Osmanoğlu Padişah Beşinci Murat'ın torununun torunu. Ali Vasıb Efendi'nin tek erkek çocuğu. Üç de kız kardeşi var. Dede Ahmet Nihat Efendi. Öteki aile bireyi ise Mukbule Sultan. Yemek sonrası Osman Osmanoğlu heyetimizi evine davet etti. Beylerbeyi'ne gittik. Yokuşun başındaki Şemsi Efendi Sokaktaki bir konakta oturuyor. Üç katlı bu konak henüz restore edilmiş. Boğaziçi ayaklarınızın altında. Daha konağın zilini çalmadan girişteki terastan Boğaziçi'ne bakmak keyif üstüne keyif. Nefis bir fotoğraf. Konağın kapısında bir yazı var " İstiklal Marşı Şairi Mehmet Akif Ersoy 1908-1912 yılları arasında Tülbentçizade Hacı Necip Efendi'nin sahibi olduğu bu Yadigar Konak'ta oturmuştur." Kapıdan içeri girince birinci katta bir şirketin ofisi olduğunu anlıyorsunuz. İçerdekiler bize ve Osman Osmanoğlu'na "hoş geldiniz" diyor, selamlaşıyoruz. "Vatan ve Menfada Gördüklerim ve İşittiklerim " Merdivenlerden çıkınca bu tarihi konağın içindeki Osman Osmanoğlu'nun dairesine giriliyor. Çok büyük bir dairesi değil konağın. Mütevazi bir salonu ve iki odası mevcut. İlk göze çarpan büyük bir piyano oluyor. Hem de orijinal, antika yani. Osmanlılar son dönemde hem Fransızcaya ve hem de piyanoya özel bir alaka göstermişti. Duvarda asılı değişik ebatta padişah fermanları var. İmza veyahut mührü hemen tanıyorsunuz. Portre ve peyzaj tablolar genelde akrilik ve yağlı boya olarak çalışılmış antikalar. Tesbihler renk renk ve çeşit çeşit. Vazolar da öyle. Ellemeye çekiniyoruz, çünkü çok nadide eserler. Sultan Reşad'ın el yazısıyla Mehmet Akif Ersoy'un Çanakkale Şiiri duvarda bütün güzelliği ve haşmetiyle bize bakıyor. Bu seccade de öyle. Padişah seccadesi yani. Bir kitap çalışması var "Bir Şehzadenin Hatıratı.. Vatan ve Menfada Gördüklerim ve İşittiklerim" Osman Osmanoğlu'nun babası Ali Vasıb Efendi'nin hatıraları bunlar. YKY ilk baskısını yayınlamış. Şimdi ikinci baskısı için çalışıyor ve yeni eklemeler yapıyor Osman Osmanoğlu. Osmanoğlu'nun Sürgünü ve Avrupa'da Bir Sultan Osman Efendi'yi Nazım Osmanoğlu'ndan bahsettim bir aile dostu olarak sevindi. Mihrimah Sultan'ın kardeşi olduğunu belirtti Nazım Efendi'nin. Beşiktaş'taki bir konaktan bahsetti Osman Efendi: -Alel acele yurtdışına gidince hiç bir mala sahip çıkılamadı. Beşiktaş'taki konağı bir aile dostumuz üslendi. Kendi evi gibi baktı, kiraya verdi, parasını gönderdi. Çocukları da öyle idi. Dr. Yaşar Bey'den de çok duygulandık. Bugün bu konak satıldı. -Aileniz Mısır'a gitmişti. Kral Faruk da bir Türk olarak Osmanlı hanedanına alaka gösterdi. Sonra ne oldu? -Cemal Abdülnasır zamanında çok sıkıntı çekildi. Bizi dışladı. Zaten yapılacak bir şey de yoktu. Ben Mısır'da okudum ve 4 dilde büyüdüm. Evde Türkçe, okulda Arapça ve Fransızca, sonra İngilizce. -Osmanlılar hakkında sinema filmleri ve televizyon dizileri yapılıyor. Bilmiyorum izleyebildiğiniz var mı? TRT'de Münip Senyücel ve Fikret Özkaya Avrupa'da Bir Sultan adlı filminde Sultan Abdülaziz'i anlatır. Daha da önemlisi Osmanoğlu'nun Sürgünü TRT'de yayınlanınca büyük alaka gördü. Kerime Şenyücel yapımını ve yönetmenliğini üslenmişti. Osman Osmanoğlu tebessüm etti bütün kibarlığını ve asaletini yansıtan. Anladım ki izlemiş. Sevindim. Acaba tepkisi nasıl olacak hem kendisinin, hem de Osmanoğlu'larının? Tavrını ancak konuşmaya başlayınca öğrendim -Osmanoğlu'nun Sürgünü'nü izledim. Hatta katkı verdim. Yönetmen Kerime Şenyücel bir dostumuz aracılığıyla geldi. Projesini anlattı ve serzenişte bulundu. Kimse öyle pek konuşmak istemiyormuş Osmanoğullarından. Teşekkür etmişler. Bir ürkeklik hissetmiş. Ben aracı oldum, adresler verdim, bir kısmına telefon ettim, bazılarına bizzat gittim. Güzel bir çalışma çıktı orta yere. Akrabalarımız çok dağınık. Avrupa'da olan var. Amerika'da da öyle. Mısır ve Hindistan'da da akrabalarımız yaşıyor. Çok şükür. Türkiye'de de varız. "Gelor..Gidor! Saray Türkçesidir İstanbul'da" -Fransa'da yaşayan Osmanoğlullarından Kenize Murad Hanımefendi de bir kitap yayınladı. Sanırım hala vitrinlerde görmek mümkün. -Doğru Kenize Murat da bir kitap yayınladı. Türkiye'ye de gelip gidiyor. -Osmanlı Hanedanı'nın bugün için duayeni kimdir? -Amerika Birleşik Devletlerinde yaşayan Osman Beyazıd Hanedanın reisidir. -Zaman zaman konuşmanıza dikkat ediyorum, güzel Türkçenizde "gelor, gidor" gibi kelimeler de kullanıyorsunuz. Neden ki? -Bu bir İstanbul Türkçesidir. Gelor, gidor bir saray dilidir. Unutmadık. -Sizi etkileyen bir hatıra veya anektodu bizimle paylaşır mısınız? "Siz Müslüman Mısınız? Diyorlar ..Ne Demek Ben Halife Torunuyum" -Birgün bize sordular "Siz müslüman mısınız?" Şaşırdım. Demek bize karşı o kadar şartlanmışlar bu insanlar! Üzüldüm. Dedim ki "Benim dedem halifeydi. Tabii ki müslümanız." Tülbentçizade Hacı Tahir Efendi'nin Yadigar Konağında arkadaşlar müsade alarak resim çektiler. Giderken sordum Osman Osmanoğlu'na, o da cevap verdi "İngiltere'de finans kuruluşlarında çalıştım. Oradan da emekli oldum. Çocuklarım İngiltere'de yaşıyor. İstanbul'a gelip gidiyorlar. Ancak burada yaşamayı göze alamadılar. Çünkü oraya alıştılar, muhitleri ve işleri de orada. Ben burada mutluyum, akrabalarımla da görüşebiliyorum. İstanbul'u çok seviyorum." Osman Osmanoğlu ile yine bir araya geleceğiz. Bir düğünü var. Hele bir aradan çıkarsın, sonra Allah kerim. 26 Ağustos 2011
050010d10e42
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
BALKAN BANDOSU Düğün organizasyonları, sürpriz partiler ve kurumsal şirket organizasyonlarınıza 5 - 12 müzisyenden oluşan balkan bandosu show gruplarımız ile renk katıyoruz.. Çıkış ve pasta seramonilerinde konuklarınıza farklı konseptler ile görsel ve müzikal bir ziyafet sunuyoruz.. Trompet, trombon, alto saksafon, tenor saksafon,bass tuba, klarinet, asma davul, trampet gibi nefesli ve vurmalı enstrumanlar ile Balkan müziğinin bilinen, sevilen hareketli şarkıları yanında eğlenceli (Türkçe) oyun havalarından oluşan keyifli, neşeli bir repertuarı da seslendiriyoruz..
894cc2f26a3b
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Erdoğanlar Et Kıyma Makinası Helezonu AEKMHB22 B Tipi 22 Et Kıyma Makinası Et Kıyma İtici Burgu Helezonu Erdoğanlar 22 nolu paslanmaz kasalı kıyma makinasının döküm malzemeden işlenmiş helezonudur. Orijinal Erdoğanlar et makinaları imalatı helezon parçasıdır Helezonun; Özel verilmiş burgu şekliyle eti ezmeden dışarı vermesi sağlanmıştır. Uzun Ömürlü Orijinal Yedek Parça AKSAN; Sürekli ürün geliştirme sebebiyle, cihaz üzerindeki özellik, şekil, teknik değişiklik hakkını saklı tutar. Erdoğanlar Et Kıyma Makinası Helezonu AEKMHB22:Erdoğanlar kıyma makinası parçaları Erdoğanlar et makinalarının helezonlarından bu kıyma makinası helezonu; Endüstriyel tip 22 lik Erdoğanlar et kıyma makinalarında kullanılan orijinal Erdoğanlar üretimi kıyma çekme makinası yedek parçasıdır.Uyumlu olduğu 22'lik Erdoğanlar kıyma çekme makinesi helezon haricinde diğer markalardaki et kıyma makinası yedek parçalarınıda kuruluşumuzdan tedarik edebilirsiniz. Erdoğanlar sanayi tipi et kıyma makineleri için et kıyma makinası helezonu satış telefonu 0212 2974432
41b8db5224de
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Bu mektûb, molla Muhammed Emîne yazılmışdır. Dünyânın birkaç günlük hayâtına aldanmamağı ve bu kısa zemânda, çok zikr ederek, kalb hastalığını gidermeğe çalışmak lâzım olduğu bildirilmekdedir: Yavrum! Annenin yavrusuna karşı yapdığı gibi, dahâ ne zemâna kadar kendine böyle titreyeceksin? Dahâ ne güne kadar, nefsin için üzülecek, sıkıntılara düşeceksin? Yakında, elbet öleceksin! O hâlde, kendini ve herkesi ölmüş bil! Duymaz, kımıldamaz bir taş gibi düşün! Zümer sûresi, otuzuncu âyetinde meâlen, (Sen elbette öleceksin! Onlar da elbette ölecekler!) buyuruldu. Bu kısa zemânda, yapılması gerekli en mühim şey, çok zikr yaparak, kalbi hastalıkdan kurtarmağı düşünmekdir. Çabuk biten bu zemânda, Allahü teâlâyı hâtırlayarak, ma'nevî hastalığa ilâc yapmak en büyük vazîfe olmalıdır. Allahdan başkasına düşkün olan bir gönülden hiç hayr umulur mu? Dünyâya eğilmiş olan rûhdan, nefs-i emmâre dahâ iyidir. Orada, hep kalbin selâmetini isterler. Rûhun, kurtulmuş olmasını ararlar. Biz, kısa görüşlüler ise, hiç durmadan rûhumuzu ve kalbimizi bu dünyâya bağlayacak sebebleri elde etmeği düşünmekdeyiz. Yazıklar olsun! Yazıklar olsun! Ne yapalım? Âl-i İmrân sûresi, yüzonyedinci âyetinde meâlen, (Allahü teâlâ onlara zulm etmedi. Onlar, kendilerine zulm ediyorlar) buyuruldu. Za'îf olduğunuz için üzülmeyiniz! İnşâallahü teâlâ sıhhat ve âfiyet bulursunuz. Bu fakîr, sizden ümmîdsiz değilim. Fakîrin çamaşırından istemişsiniz. Gömlek gönderildi. Bunu giyiniz ve fâidesini bekleyiniz ki, çok bereketlidir. Fârisî beyt tercemesi: Masal sanana, masal gibi olur, kıymet bilene, çok fâideli olur. Doğru yolda olanlara ve Muhammed aleyhisselâma uyanlara, selâm olsun!
6988dfb03a79
[ "hplt2", "vngrs" ]
Destek ve direnç teknik analizin önemli ve temel ögelerinden ikisidir. Destek, aşağı yönde sivrilen noktalardır. Dirençte yukarı doğru sivrilen noktalardır. Aslında çok fazla açıklamadan da bunu siz de görebilirsiniz. Bu resim, GBPUSD paritesi aylık (M1) çizgisel grafiktir. Daha kısa süreye ait paritelerde de destek ve dirençler bulabilirsiniz. Ancak uzun vadedekiler daha sağlam destek veya dirençlerdir. Yine de saatlik grafik ve daha yüksek olan grafiklerdeki destek ve dirençler gayet geçerlidir. Ancak daha kısa süre için olan grafiklerdeki destek ve dirençler fazla geçerli değildir. Kısa süreli geçerli olsa da, uzun vadede pekte önemli diyemeyiz. Çünkü bunlar gibi onbinlerce destek ve direnç vardır. Kararımızı vermemiz için tamamını da çizemeyiz o zaman grafiğimiz çizgiler içinde kalır. Kısacası 1 saatin aşağısındaki grafiklerde fazla geçerli olamıyor. Grafiği çizgisel grafikten, japon mum bara veya bar charta çevirirseniz, direnç noktaları daha yüksek, destek noktaları daha düşük gözükür. Çünkü asıl destek ve dirençler onlardır. Fakat GBPUSD aylık grafikteyken, çizgisel grafikten daha iyi anlayabilirsiniz destek ve dirençleri. Çizgisel grafik yalnızca kapanış noktalarını birleştirerek ortaya çıkar. Fakat bar chart veya japon mum barda en yüksek noktaları da görebilirsiniz. Asıl direnç ve destekler onlardır. En sivrilmiş noktalar gibi, aşırı sivrilmemiş ancak yine de destek ve direnç noktaları olan yerler de vardır. Destek, aşağı yönde sivrilmiş, ve düşen piyasada geçilmesi normal seviyelere göre zor olan seviyelerdir. Çünkü piyasa oraya kadar düşmüş ancak o nokta destek noktasını geçip daha da düşememiş ve tekrardan yükselişe geçmiştir. Direnç noktası ise yukarı doğru sivrilmiş, yükselen piyasada geçilmesi normal seviyelere göre zor olan seviyelerdir. Piyasa o seviyeye kadar yükselmiş ancak direnç seviyelerinden geçememiş, tekrardan düşüşe geçmiştir. Direnç ve destek ismi verilmesinin mantığı da wall street’e boğa heykeli konması ile aynıdır. O mantık, borsa yükselecek mantığıdır. Boğa yükselişi temsil ettiği için, wall street’in önünde boğa heykeli vardır. Aynı şekilde borsanın yükseleceği düşünülerek yukarı gidişe göre isimler verilmiştir. “Borsa yükselecek ancak bu seviye geçilmesi zor bir seviyedir bu yüzden direnç diyelim. Borsa düşüyor ancak yükselecek ve bu seviye aşağı doğru geçilmesi zor bir seviyedir, daha önce buraya kadar gelip, buradan geri dönerek yükselişe geçmiş. Demek ki burada bir destek var.” mantığı ile verilmiştir bu isimler. Bazen, birden çok küçük direnç veya destek noktasının yaklaşık seviyelerde ve birbirlerine çok yakın olup, yeni bir destek veya direnç noktası da oluşturabilir. Ancak bizim için önemli olan belirgin noktalardır. Çünkü bu belirgin noktaları trend konusunda kullanacağız.
b791d1c1b9d9
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Örnek: 5000 dolar teminatım veya diğer adı ile marjinim var.USD/TRY 1.8200 paritesinden 500.000 adet alışa giriyorum. bunu 1.8240 den satıyorum.Bu durumda marjinim 7000 doları gösterir.Zira 1 pariteden 4 dolar ya da 4 pips kazandığıma göre 500.000 adetten. 2000 dolar veya pip kazanmış olurum.1:100 kaldıraç kullandığıma göre yaptığım işlem doğrumudur?Birinci sorum bu. 2. sorum :Bu işlemin aksi olurda alım satım fiyatlarının yerini değiştirelim. Zarar oluşsun.Bu durumda marjin miktarı hangi rakkamı gösterir? örnekte yalnış düşünce ileri sürmüşüm mü? saygılarımla. Ekleme: Burada öncelikle bir yalnışlık yapmışım. Şöyleki kazançı veya kaybı önce pips olarak hesaplıyacağız. 10000 lik bir paritede 1 pips 1 dolardır. 100000 lik bir paritede 1 pips 10 dolardır.500000 adet dolar aldığımıza göre kazandığımız veya kaybettiğimiz her bir pips 10 dolardır. Hesabı da buna göre yaptığımızda her pariteden 4 pips kazandığımıza göre 40 dolar kazanmış oluruz.Bu durumda 500000 parite satın aldığımıza ve sattığımızda bu işlemden 20000 dolar kazanmış oluruz.Bu düşüncem doğru mu?yanlış mı? saygılarımla Cevap: 1,8200′dan 5 Lot USDTRY almanız demek (500.000 * 1,82=) 910.000 dolar değerinde bir işlem açmanız demek oluyor. Bu da tüm paranız üzerinden 1:182 kaldıraç oranı demektir. Bu işlemdeki kaldıraç oranınız değil, kabaca yaptığınız işlemin riskidir. Bizim mantıken daha iyi kavrayabilmemiz için. Kaldıraç oranı 1:400 dersek, yani 400 dolarlık bir işlem için 1 dolar teminat gerekliliği 910.000/400=2275 dolarınızı bloke etmesi gerekir. Ancak teminat durumları biraz şirketten şirkete değişir. Zaten bu yüzden gerçek hesap açarken kaldıraç miktarı belirleriz. Hatta bazı bucketshop tarzı şirketler teminat bloke etmeyebiliyorlar. Bu da aslında %95′lik kısım zaten kaybettiği için, toplamda daha büyük zarara yol açabiliyor. Hatta öyle ki, SPK’nın forex hakkındaki dosyasında dahi kaldıraç oranı hesaplaması yoktur. SPK’nın Forex-Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri kitapçığına buradan bakabilirsiniz. Sizin yerinize kaldıraç oranını ve teminat bloke edilmesi gibi şeyleri programsal olarak otomatik olarak hesaplarlar. Sizin bunu hesaplamanıza gerek yok. İşleminizin parasal değeri, hesabınızın kaç katı olduğuna baktığınızda zaten düşük veya yüksek bir kaldıraç oranı olduğunu farkedersiniz. Bu işlemde 910.000 dolar değerinde bir işlem için 5.000 dolar teminat düşüktür. Çünkü 182 katı değerinde bir işlem açmak istiyoruz. Kaldıraç sistemi olmasa 910 bin dolar yatırmamız gerekirdi. İşleminize dönersek, [(0,0001*1,82) *500.000]‘den 1 pipsin değeri 91 dolar ediyor. 40 pips’lik bir kar, 3640 dolar eder. Bakiyeniz de 8640 Doları gösterir. Aynı şekilde 40 pips’lik bir zarar da 3640 dolar eder ve hesabınızda 1360 dolar kalır. Kaldıraç oranı 1:400 dersek, yani 400 dolarlık bir işlem için 1 dolar teminat gerekliliği 910.000/400=2275 dolarınızı bloke etmesi gerekirdi. 40 pipslik bir zarardan sonra ise 2275 doların çok altında bir miktar kaldığına göre, 40 pips zararı görmeden margin call çağrısı almanız gerekirdi. Ve otomatik olarak (kabaca) paranızın yarısı civarında zarar hesabınıza işlenirdi. İşlemlerinizde pips miktarını hesaplayabilirsiniz. Belirli bir pipste ne kadar karım olacak veya ne kadar zararım olacak diye. Ancak margin hesaplamasına girmeye ihtiyaç duyuyorsanız orada aşırı fazla miktarlarda kaldıraç var demektir. Zarar eden 20-30 tane işlemde, hesabınızın çoğunun erimesi, orada yatırımdan ziyade bir kumar olduğunu gösterir. Pips olarak değil, işlem miktarı sayısı olarak bahsettim çünkü her kişinin işlem başı ortalama kaç pips kar veya zarar ettiğini bilemeyiz. Ancak işlem sayısı arttıkça, bu 20-30 dediğimiz sayı da artmalıdır. Günde 15 tane işlem açıp kapatan birisi için bu sayı çok düşüktür.
401e48df3008
[ "c4", "hplt2", "vngrs" ]
Guatr nedir? Tiroit bezinin büyümesidir. Guatr hangi şekillerde olabilir? 6.Toksikdifüz şeklinde olabilir. Toksik guatr nedir? Hipertiroidi ile birlikte olan guatr’dır. Hipertiroidi nedir? Tiroit hormon değerlerinin normal sınırlarının üzerine çıkmasıdır. Toksik guatr’larıntedavileri nasıl olur? 2.Radyoaktif iyot veya 3.Ameliyat ile olabilir. Toksik guatr’ların tedavisinde; başlangıçta ilaçlar kullanılabilir. Belirli bir süre bu tedavi devam edebilir. Toksik guatr’ın tipine göre daha sonra radyoaktif iyot veya cerrahi tedaviye karar verilebilir. Bu karar; hastanın tüm tetkikleri tamamlanıp doktorlar tarafından belirli bir süre takip edildikten sonra verilir. Toksik guatr’lara hangi tedavi seçeneğinin uygulanacağına hangi kriterlere göre karar verilir? Nodüler veya multinodüler olanlarda nodül veya nodüllerin iyi veya kötü huylu olup olmadıkları ortaya konmalıdır. Bunun için hastanın şikayeti, hikayesi, muayene bulguları, ince iğne sitoloji bulguları gibi verileri kullanarak bir karara varılır. Sonuçta; iyi huylu toksik nodüler guatr tanısı konursa, radyoaktif iyot ile tedavi veya cerrahi tedavi tercih edilebilir. Kötü huylu toksik nodüler guatr tanısı konursa ise mutlaka cerrahi tedavi uygulanır. Toksik difüz guatr’lar yani diğer ismi ile Basedow-Graves Hastalığı olanlarda tedavi seçenekleri genellikle radyoaktif iyot veya cerrahidir. Özellikle oftalmopati belirgin ise cerrahi tedavi tercih edilir.
edf90ff9d2f3
[ "culturax", "hplt2" ]
Yerinde kullanılırsa avantaj, dengesiz kullanılırsa kayıp yaratacak bir konudan bahsedeceğim: Stop loss. Kelime anlamı zarar durdurmak olan bu olay, sizi zarardan korur. Ancak forexin avantajı olarak yansıtılırken hiç zarar etmemenizi sağlar gibi bir his yaratılır, öyle değildir. Dalgalı piyasa olduğu için, belli bir miktar zarar etse de, şuradan döner diyebileceğiniz bir orandan sonra stop loss koyarsınız. Daha iyi anlamanız için ülkemizde döviz almamız üzerinden anlatayım. Stop loss budur. Ancak, siz stop loss’unuzu 1.34′e koyarsanız bu mantıklı bir hareket olmaz çünkü 1.33 e de düşebilir ancak oradan toparlayarak belki 1.50′ye yükselebilir. Bu açıdan stop loss’u mantıklı bir şekilde ve “bilerek” kullanmak gereklidir.
5dbd0c677ca3
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Gelen Soru: HEMEN UYGULA’dan ust/try aldım.S/L ve T/P koymadan.Sonra bu fiyatları koymak için emri değiştire girdim. Burada bir kutucuk içinde seviye kelimesi var. rakkam olarak da 1.5.10.15 20 . vs rakkamları var. Bunun anlamı nedir? yukarıya yazılan pips rakkamını aşağıdaki SL değeri ile ne ilişiği var?Aynı durum T/P de de var. T/Pnin üstünde kutucuk içinde pips rakkamlarının T/P ile ne ilgisi var? Bir örnekle açıklarmısınız.Pipsleri sıfırda bıraksak ne olur diğer bir seviye rakkamı koysak ne olur? bunlar ne anlama gelir? Cevap: Öncelikle hangi firmanın programını kullandığınızı belirtir misiniz? Sorunuzun cevabına geldiğimizde ise, parite farketmeksizin bahsettiğiniz bölüm aşağıdaki resimde gözüken kısım. Seviye, burada o anki fiyat üzerinden stop loss (zarar önleyici) veya take profit (kar alıcı) noktası koymayı kastediyor. Herhangi bir seçeneği (örneğin 20) seçerek veya oraya tıkladıktan sonra istediğiniz oranda pips’i yazarak, bulunduğunuz noktanın altında veya üzerinde kar alma veya zarar önleme noktası koymanızı sağlar. O rakamlar 1, 5, 10 veya 20 pips, sonra kar alma veya zarar önlemeyi kastediyor. Bu rakamlar yerine dilediğiniz başka bir oran da koyabilirsiniz. Sıfırı seçtikten sonra ise, farkı kopyala derseniz, o anki fiyatı kopyalar ve o fiyattan işlemi kapatır. Ancak burada başka birşeyi daha belirtmek isterim ki, forex piyasası hızlı bir piyasa olduğu için siz “farkı kopyala” dedikten sonra fiyat birkaç pips oynayabilir ve işleminiz açıkta kalmaya devam edebilir. Belirlenen fiyata geldikten sonra da, işleminiz kapatılır. Ayrıca, Pip/Pips nedir? konusu ilginizi çekebilir.
519dc5287ff3
[ "c4", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Bir Demet Dua-107 Yaslıların ümit kaynağı, gariplerin sahibi, çaresizlerin çaresi Mevlâ-yı Müteâl’e sonsuz hamd ü sena ediyor; bütün varlığı yüzü suyu hürmetine yarattığı Habîb-i Ekrem’ine, O’nun güzide aile fertlerine ve seçkin yol arkadaşlarına salât ü selam gönderiyor, acz u fakrımı şefaatçi yaparak bir kez daha sonsuz şefkat sahibi Rabbimin ulu dergahına sığınıyorum: Ey kullarına her zaman rahmet ve merhametiyle muamele eden Yüce Allahım! Hakkındaki yakînimi arttır, imanımı kuvvetlendir; halimi ıslah eyle ve akıbetimi güzelleştir.. tökezlemelerimi azalt, sürçmelerimi bağışla ve bana yeniden doğrulup toparlanma fırsatı ver. Hatalarımı ve günahlarımı yarlığa, ihtiyaçlarımı gider ve düşkünlüğüme, zayıflığıma, acizliğime merhamet et. Ey rahmeti sonsuz Allahım! Gönlümü Senden gelecek her şeye karşı hoşnutluk hisleriyle doldur; beni ziyade lütuflarınla, sürpriz hediyelerinle sevindir ve nimetlerine, ihsanlarına karşı şükür duygularıyla vicdanımı coştur. Rabbim!.. Senden sadece cömertlik ve âlicenaplık gördüm; fazl ü kereminden gayri bir şey hatırlamıyorum. Daha önce bol bol lütuf buyurduğun nimetlerini bundan sonra da devam ettir ve beni Sana kurbet kesbederek yakınlığına mazhar olmuş salih kullarının halkasına dahil et. Ey recâ kapısının biricik sahibi.. ey bütün ümit ve beklentilerin yegâne mercii! Kusurlarla âlûde olan ve gaflet denilen illetten bir türlü kurtulamayan bu zavallı kulun, yine Sana el açıyor… Evet, ben talep ettiğim bu lütuflara ve payelere ehil değilim; fakat, saygı duyulup cezasından sakınmaya lâyık olan da, günahkârların günahlarını bağışlama, şanına yaraşan da yalnız Sensin. Ne olur, beni katında makbul olan, tertemiz ve salih amellere muvaffak eyle; dönüp varacağım ve mesken tutacağım yeri güzel kılarak bendeni orada da ihsanlarınla mesrur et. Efendimiz Hazreti Muhammed’e, aile efradına ve bütün ashab-ı güzînine salât u selam ederek bunları Senden dileniyorum; dualarımı kabul buyur Rabbim!..
4ac109c85aee
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
(2013) Kardeşler Ayrılmasın Yuva ve Yurtlardaki Kardeşler Ayrılmasın dedik ve bir haftada başarıya ulaştık. Kampanya change.org üzerinden 12 bin imzaya ulaştı. (2014) Sosyal Duvarları Yıkalım Sosyal Duvarları Yıkalım dedik, medyada ve kamuoyunda koruma altındaki çocuk ve gençlere yönelik olumsuz söylemlerle mücadelede oldukça etkili bir dönüşümü sağladık. Yetiştirme yurdunda büyüyen çocuk ve gençleri etiketlemeyin, #doğrusözlük kullanın! Kapatılması planlanan yurtlardan birinin müzeye dönüştürülmesini ve çocukluğunu yuvada geçirmiş kişilerin geçmişleriyle bağlantılarının koparılmamasını talep ettik. Elazığ’da yaşanan istismar olaylarıyla ilgili #Susma #Elazığ kampanyamızı yürütüp 200 sivil toplum örgütünün desteğiyle etkili bir savunuculuk kampanyası yürüttük. 2016 #18yascokerken Yurtlardan Ayrılmak İçin #18yascokerken dedik. Korumadan ayrılan gençler için çok önemli kazanımlar sağladık. 25 bin imza topladığımız kampanyamız sonucunda korumadan ayrılma yaşı 20'ye yükseldi. Bundan sonra da gördüğümüz sorun alanlarında sosyal kampanyalarımızla biz burada olacağız. Çünkü biliyoruz: Hayat Bizde!
bce43b06fa89
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Taşova Kaymakamı Kudret Kurnaz ve Taşova Belediye Başkanı Bayram Öztürk, Tarım Müdürü Mustafa Okur, İl Genel Meclis Üyesi Gönül Hayati Özkan ve Ziraat Mühendisi Sabri Şenel, Bafra Belediye Başkanı Zihni Şahin’i makamında ziyaret etti. Kaymakam Kurnaz, Bafra’yı ziyaret ederek OSB ile ilgili karşılıklı fikir alış verişinde bulunduklarını belirterek, “Bafra Kaymakamı Sayın Halis Arslan’ı ve Bafra Belediye Başkanı Sayın Zihni Şahin’i makamlarında ziyaret ettik.” Dedi. Başkan Şahin ise “Taşova Kaymakamı Kudret Kurnaz, Belediye Başkanı Bayram Öztürk ve beraberindeki heyete teşekkür ediyorum. İlçemizde Türkiye’de üçüncü olarak kurulacak olan Sera OSB hakkında Taşova’dan gelen misafirlerimizle istişarelerde bulunduk. Kendileri de Amasya Taşova’ya böyle bir girişimde bulunmak istiyorlar. Muvaffak olmaları dileği ile ziyaretlerinden dolayı bizleri mutlu ettiklerini ifade etmek istiyorum.” Dedi. Daha sonra OSB'ye geçilerek incelemelerde bulunuldu. Ziyaretin sonunda hatıra fotoğrafı çekilirken ilçeleri tanıtıcı yerel hediyeler verildi. Okunma Sayısı : 519
ca8f543c31a3
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
A Milli Futbol Takımı'nın, 2018 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri I Grubu'nda Ukrayna'yı konuk etti. Karşılaşma 2-2 beraberlikle sonuçlandı. A Milli Futbol Takımı, 2018 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri I Grubu'ndaUkrayna ile oynadığı maçın ilk yarısını 2-1 geride tamamladı. 23. dakikada Kravets'in Ömer Toprak tarafından düşürülmesi sonucu hakem Manuel Grafe, penaltı noktasını gösterdi. 24. dakikada Ukrayna penaltı golüyle öne geçti. Penaltı atışını kullanan Yarmolenko'nun yerden vuruşunda, top kaleci Volkan Babacan'ın altından ağlarla buluştu: 0-1. 27. dakikada Ukrayna farkı 2'ye çıkardı. Yarmolenko'nun pasıyla ceza sahasının sol çaprazında kaleci Volkan Babacan ile karşı karşıya kalan Kravets'in şutunda top filelere gitti: 0-2. 45+1. dakikada Türkiye farkı 1'e indirdi. Hakan Çalhanoğlu'nun soldan kullandığı köşe vuruşunda, ceza sahasında iyi yükselen Ozan Tufan'ın kafa vuruşunda, top filelerle buluştu: 1-2. Karşılaşmanın ilk yarısı Ukrayna'nın 2-1'lik üstünlüğüyle sona erdi. İLK 11’DE 4 DEĞİŞİKLİK A Milli Futbol Takımı'nın, 2018 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri I Grubu'ndaUkrayna'yı konuk ettiği karşılaşmada Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, Hırvatistan maçının 11'ine göre 4 değişikliğe gitti. Terim, Hırvatistan ile deplasmanda oynanan maçın 11'inde yer alan futbolculardan Serdar Aziz, İsmail Köybaşı, Okay Yokuşlu ve Kaan Ayhan'ın yerine Ömer Toprak, Hakan Balta, Caner Erkin ile Enes Ünal'a şans verdi. Kaleyi Volkan Babacan'a emanet eden tecrübeli teknik adam, defansı Şener Özbayraklı, Ömer Toprak, Hakan Balta ve Caner Erkin dörtlüsünden oluşturdu. Defansın önünde Ozan Tufan ve Mehmet Topal'ı oynatan Terim, kanatlarda Hakan Çalhanoğlu ve Emre Mor'a forma verdi. Milli takımı ileri ucunda ise Cenk Tosun ve Enes Ünal görev yaptı. UKRAYNA’DA SON MAÇA GÖRE 2 DEĞİŞİKLİK Konuk ekip Ukrayna da ise grupta son oynadığı İzlanda müsabakasına göre ilk 11'de 2 değişiklikle sahaya çıktı. İzlanda'ya karşı ilk 11'de görev yapan Yaroslav Rakitskiy ve Sergiy Sydorchuk'a şans vermeyen teknik direktör Andriy Sevchenko, bu futbolcuların yerine Artem Kravets ve Ivan Ordets'i sahaya sürdü. DAVUTOĞLU MAÇI TAKİP ETTİ Eski başbakan ve AK Parti Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu ve Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören ile yönetim kurulu üyeleri de karşılaşmayı protokol tribününde takip etti. TRİBÜNLER TAMAMEN DOLDU Konya Büyükşehir Torku Arena'daki maça futbolseverler büyük ilgi gösterdi. Konya Büyükşehir Belediye Stadı'nın tribünleri karşılaşma öncesi tamamen dolarken, stadı çevreleyen tribünler kırmızı-beyaz renklerle süslendi. Stadın çatısına 45 Türk bayrağı asılırken, seyirciler için de koltuklara 42 bin bayrak bırakıldı. Stadın dışındaki aydınlatma direklerinde de 3 metre eninde 5 metre yüksekliğinde 50 bayrak kullanıldı. Yaklaşık 300 Ukraynalı taraftar da kendilerine ayrılan bölümde takımlarını desteklemek için yerini aldı. ARDA TURAN’DAN DESTEK MESAJI MİLLİ TAKIMA MEŞALELİ KARŞILAMA A Milli Futbol Takımı, maçın oynanacağı Konya Büyükşehir Stadı'da taraftarlar tarafından coşkuyla karşılandı. Ay-yıldızlı ekibi "Türkiye" sloganlarıyla karşılayan yüzlerce taraftar kırmızı-beyaz meşale yaktı. MAÇTA GENİŞ GÜVENLİK ÖNLEMİ Konya Emniyet Müdürlüğü, maçın oynanacağı stat ve çevresi ile kent merkezinde önlemlerini artırdı. Stat ve çevresinde 3 bin polis görevlendirildi. Stada giren futbolseverler de detaylı üst aramasından geçirildi. Futbolseverlerin el ve sırt çantaları başta olmak üzere yanlarındaki spreyler de stada alınmadı. Bozuk para, çakmak, kesici ve delici aletlerin stat içerisine sokulmasına izin verilmedi. Öte yandan milli maç öncesi taraftarlar "Şehitler ölmez, vatan bölünmez." şeklinde tempo tutarak, terörü lanetledi. Futbolcuların ısındığı esnada ise "Mehter Marşı" çalındı. Haber: (Almanya Bülteni) – Konya Kaynak: (AA) Anadolu Ajansı
71716e9da12c
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Bitmeyen Göç - Almanya Treni Belgeseli ve bu çerçevede Almanyalı Türkler hakkında bir analiz. Arif Şentürk yazdı. Yarım asırdır yoğun olarak Almanya’dayız. Gelin bu 50 yılın bir muhasebesini yapalım. Bunu yaparken de yaşanmış bazı olaylardan örnekler vererek meramımızı daha iyi anlatmaya çalışalım. Ne zaman konu Almanya’daki Türkler’e gelse, artık Almanya’da vasıfsız işçi olmadıkları, nitelikli bir toplum haline geldikleri söylenir. Bir taraftan Almanya’daki sivil toplum örgüt(çük)lerinin yöneticileri, bir taraftan da Türkiye’den buraya ziyarete gelen siyasetçiler ve toplum mühendisleri(!) her fırsatta babaları ve dedeleri vasıfsız işçi olan Almanya’daki yeni kuşakta artık çok sayıda akademisyen, doktor, mühendis, sinema oyuncusu, futbol yıldızı, yönetmen… olduğunu ve Almanya’daki Türk firmalarının Alman ekonomisine bilmem ne kadar Euro katkı sağladıklarını böbürlene böbürlene anlatırlar. Yani her iki taraf Almanya’da nitelikli bir Türk nüfusunun varlığını sadece ifade ederler. İfade ederler diyorum, çünkü Türkiye’den Almanya’ya gelen yetkililerin büyük bir bölümü genellikle buradaki Türklerin durumundan haberdar olmadıkları için, bu ifadeleri genelde bir tekerleme, bir slogan gibi, vaziyeti kurtarmak için kullanırlar. Almanyalı Türkler’de ise durum biraz daha gariptir. Onlar da Almanya’da nitelikli insan gücü olduğunu her an görüp duydukları ve yaşadıkları için, inanarak söylerler, ama bu nitelikli insanların bir yerden destek almadan kendi başlarına bir şey yapabileceklerine pek inanmazlar. Oysa, bu eğitimli yeni kuşağın içerisinde Avrupa’nın en büyük özel televizyonlarında sunuculuk yapandan tutun da, Almanya’nın en önemli medya grubunun CEO’larına danışmanlık yapanlar bile var. (Hepsinin başarılarını burada saymaya kalkarsam, liste uzar) Hani derler ya, balık suyun içerisinde suyun kıymetini bilmezmiş diye, işte onların hali de bu… KENDİNDEN EMİN OLMAYANLARIN HAZİN SONU İsterseniz Almanyalı Türklerin kendilerine bakışına çok iyi örnek olacağına inandığım bir anımı paylaşayım da, konuyu daha iyi kavrayalım. Yaklaşık 10 yıl kadar önce Almanya’da eğitimlerini tamamlamış bir çoğu iş hayatında da önemli başarılara imza atmış 50’ye yakın Türk akademisyen ile bir araya gelerek Almanya Gündemi’nde erimek yerine, zaman zaman gündemi belirleyecek, moda tabirle bir 'lobi' örgütü kurmaya karar verdik. Bu işin lobi olarak adlandırılmasına muhalif olmama rağmen, bu noktaya kadar pek aykırı görüş bildirmedim. Bir baktım ki, bu iyi niyetle başlanan iş farklı istikamete kaymaya başladı. Aralarında Almanya’daki eğitimlerinin üstüne bir de Amerika tecrübesi olan bu arkadaşlar bakın ne teklif ettiler: 'Türkiye’de o dönemlerde oldukça popüler olan ve aynı zamanda bir siyasi partiye danışmanlık da yapan ve şu anda da T.B.M.M.’de parlamenter olan bir siyaset bilimci Almanya’da kuracak olduğumuz örgütün programını bizim için yazsın.(!)' Şimdi bu teklife ne denir? Benim aklıma 'Buyrun cenaze namazına' demek geldi… Olayı daha açık ifade edelim. Bu lobici arkadaşlar utanmadan burada kuracakları örgütün programını Türkiye’den gelecek bir akademisyene yazdırmanın doğru olacağını savunuyorlardı. Ben de o toplantıda bulunan birisi olarak aynen şu ifadelerle işin garabetini anlatmaya çalıştım: 'Yabancı olduğumuz ve bir çok zorluklara mücadele sonunda bu sistem içerisinden sıyrılarak Almanya’nın en iyi üniversitelerinden mezun olan 50 akademisyen olarak bu oluşumun programını yazamayıp bu iş için Türkiye’den, burada hiç yaşamamış, burayı bizim kadar tanımayan bir akademisyen çağırıp bu işi ona yaptıracaksak, bu işe hiç başlamadan kapıya kilit vuralım.' Başlar bu sözlerin ardından kısa bir süre için öne eğilse de, feryadım bu ezik ve adeta dilenen anlayış karşısında kabul görmedi. Sonunda istedikleri kişi buraya gelerek nasıl çalışmaları gerektiğini bizim lobici(!) arkadaşlara anlatmaya çalıştı. Bu lobici arkadaşlar o gün bu gündür genellikle buradaki gelişmeleri bir kenara bırakarak Türkiye’deki siyasi gelişmeleri takip ederek kendi kendilerine lobi yaptıklarını sanıyorlar. Ben Türkiye’den buraya derneğin programını yazmak için gelen o siyasetçiye kızmıyorum. Adama iltifat edip onu buraya çağıran, kendine güveni olmayan, ama iş eleştirmeye gelince dili bir karış dışarıya çıkanlara kızıyorum. 'At sahibine göre kişnermiş' sözü bu durumu çok iyi anlatıyor. Başka söze lüzum yok. YÖNETMENSENİZ İŞİNİZİ YAPIN İşte bir dönem bu biraz önce hallerini anlatmaya çalıştığım lobici örgütün genel başkanına danışmanlık da yapan bir kişi geçenlerde İstanbul Sirkeci Garı’nda 'Almanya Treni – Bitmeyen Göç' isimli Almanyalı Türkler hakkında hazırlanan belgeselin galasına katılmış ve belgeselin galada sunumu yapılan kolajı ile ilgili geniş ve engin tecrübesiyle(!) bir eleştiri yazmış köşesine. Belgesel ona göre tam bir hayal kırıklığı imiş. Hatta ihanetmiş. Bununla da yetinmemiş ve bakın bir yönetmen gözüyle neler döktürmüş : ' … Tekniğini, kurgusunu işlenişini, ışığını, akışını ve görsellik-işitsellik boyutlarını gönül rahatlığıyla eleştirebilir başarısız olduğunu iddia edebilirim… Çok lüzumsuz ve alakasız isimlerle röportajlar yapılmış ama doğru isimler de var. Ama muhataplarını, kariyerlerini ve geçmişlerini bilmeden ezbere röportaj yaparsanız, dünyanın en başarılı piyano sanatçısından zurnada peşrev çalmasını istersiniz….' ÜRETEN İNSANLARA DİL UZATMAYIN Kimse yanlış anlamasın. Eleştirilere karşı sonsuz tahammül gösterilmesinden yanayım. Şimdi ben de yukarıdaki eleştiriyi eleştirme hakkımı kullanmak istiyorum. Benim eleştirimi de okuyup, kararı okuyucularımız versinler. Belgeseli hazırlayan şirket taaa Türkiye’den bu işin maddi kaynağını bulacak. Ekibi ile Almanya’ya gelip onca kişiyle görüşecek, röportajlar yapacak ve bunca keşmekeşin ardından ortaya bir eser koyacak. Sonra da bunu yayınlayacak bir kanal bulacak. Siz de Almanya’da yaşayan ve bu işlere kafa yorma iddiasında bir yönetmen olarak hariçten gazel okuyacaksınız. Üreten, ortaya bir eser koyan insanlara bu kadar haksızlık yapmayın. Ben şimdi sizin yönetmenliğinizi sorgulamadan sizden bir istekte bulunmak istiyorum. ÇAPINIZ YETMEZ Zaman zaman danışmanlık da yaptığınız Almanya’dan yayın yapan televizyon kanallarını daha güzel bir belgesel yapmak için ikna etseniz, ikna etmekle kalmayıp aynı zamanda eleştirdiğiniz belgeselin daha iyisini yapmak için bir yönetmen olarak 'motor' deseniz ve Türkiye’den gelip bizim hakkımızda belgesel çekmeye kalkanlara da bu işin nasıl yapılacağını bir gösterseniz, çok hoş olurdu. Size söz veriyorum, böyle bir projeye imza atarsanız, kayıtsız şartsız destek olacağım. Çekeceğiniz belgeseli ARTE, ARD, ZDF gibi kanallarda yayınlatmaya kalibrenizin uygun olmadığını tahmin ettiğim için, belgeselin istediğiniz Türk kanalında yayınlanmasına da razıyım. Yeter ki, ortaya bir eser koyun. Şimdi Almanyalı Türklerden birisi olarak biraz öz eleştiri yapayım. Böyle bir belgeseli yapmak, öncelikle burada yaşayan yönetmenlere düşmez miydi? Şayet kendi alanınızda ortaya bir eser koymuyor, ya da koyamıyorsanız, eser koyanları tenkit etmeyi bırakın. Böyle yapanlara İbrahim Tatlıses’in meşhur 'Urfa’da Oxford vardı da, gitmedik mi?' sözü ile cevap vermek geliyor içimden: 'Bizimle ilgili bir belgesel çektiniz de beğenmedik mi?' Arif Şentürk
17d58df074e5
[ "culturax", "hplt2" ]
Geçtiğimiz günlerde Fatih Mahallesi’nde meydana gelen yangında hayvan ahırı ve çok sayıda saman balyası yanan Mustafa Elipek ve kardeşlerini ziyaret ederek geçmiş olsun ziyaretinde bulundu. Fatih Mahallesi Muhtarı Yusuf Kavak ile birlikte incelemelerde bulunmak üzere Fatih Mahallesi Sedde Yolu 1. Sokak’ta çıkan yangın yerine giden Başkan Şahin, olay hakkında Mustafa Elipek ve kardeşlerinden bilgi aldı. Olayda küçükbaş hayvan ahırı ve iki hayvanın da telef olduğunu ifade eden Mustafa Elipek yangında ayrıca 10 ton civarında kerestelerinin ve samanlıklarının da yandığını söyledi. Yangın sonrası temizlik çalışmaları yapması için Bafra Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekiplerine talimat verdi. Başkan Şahin, aileyi teselli ederek belediye olarak üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını söyledi. Okunma Sayısı : 554
7a2acefa2848
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Hıdırellez Mahallesi tarafından düzenlenen Hıdırellez Şenliklerinin bu yıl ikincisi düzenlendi. Mahalle okulunun bahçesinde yapılan etkinliğe Kaymakam Halis Arslan, Belediye Başkanı Zihni Şahin, Ziraat Odası Başkanı Osman Tosuner Müftü İsmail Çiçek, daire müdürleri ve vatandaş katıldı. Belediye Başkanı Zihni Şahin şenlik alanına girişinde halkı selamlayarak baharla birlikte yeni sezonun bereketli olmasını diledi. Saygı Duruşu ve İstiklal Marşının ardından yapılan konuşmalarda söz alan Belediye Başkanı Zihni Şahin şunları söyledi; “Perşembe günü büyük bir acıyı Bafra olarak paylaştık. Şehidimiz vardı, şehitler unutulduğunda, saygı gösterilmediğinde ölürler. Onlar bizler için bu vatan için canlarını feda ediyorlar. Şehit Bekir Anıl Erdal kardeşimizin şahsında bütün şehitlerimizi saygıyla yâd ediyorum. Acılı ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum. İnşallah tez vakitte millet olarak bu terör belasından kurtuluruz. Hemşehrilerime de çok teşekkür ediyorum. Şehidimize yakışır bir şekilde onu son yolculuğuna hep beraber uğurladık. Özellikle hanım kardeşlerimizin büyük bir katılımı oldu. Bu da bizleri gururlandırdı. Hepsine teşekkür ediyorum. Bu nedenlerden dolayı da Belediye olarak organize ettiğimiz Hıdırellez Programımızı iptal ettik. Ama bugün burada organize edilen mütevazı programla baharın gelişini kutlamak adına, yeni bir dönemin bereketli geçmesi için dualar ederek bir arada bulunuyoruz. İnşallah bol ve bereketli bir sezon geçiririz. Hıdırellez Türkiye’nin her tarafında olduğu gibi Bafra’da da 6 Mayıs’ta kutlanmakta. Bizler de bugün biraz zaman geçse de burada az önce belirttiğim nedenden dolayı bu kutlamayı gerçekleştiriyoruz. Baharın gelişinin ülkemize ve milletimize bolluk bereket getirmesini temenni ediyorum. Programın düzenlenmesinde emeği geçen katkı veren herkese teşekkür ediyorum. Programa katılım gösterdiğiniz için sizlere de içtenlikle sevgi ve saygılarımı sunuyorum” dedi. Konuşmaların ardından Hıdırellez Ateşi yakıldı. Kaymakam Halis Arslan, Belediye Başkanı Zihni Şahin ve davetliler sırayla ateşin üzerinden atladılar. Şenlikte daha sonra Halk Eğitim Merkezi Sporcuları Taekwondo Gösterisi gerçekleştirdiler. Genç sporcuların gösterileri ilgiyle izlendi. Sporcuların gösterileri sonrasında ikramlarda bulunuldu. Yemek sonrası ilçe Müftüsü İsmail Çiçek dua ederek bolluk ve bereket dileklerinde bulundu. Kaymakam Halis Arslan ve Belediye Başkanı Zihni Şahin’in sporcularla hatıra fotoğrafı çektirmesinin ardından program sona erdi. Okunma Sayısı : 665
f4dd82c28b8c
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Fetih ve Ayasofya hassasiyeti de bugünlerin en önemli konusu. 29 Mayıs’ın ardından Cuma geliyor. Mısır seçimleri de böyle bir zamana denk geldi. Mısır seçimlerinin ilk gününde sandığa gidenler % 10 dolayında idi. 3 günün sonunda da ciddi bir katılım gerçekleşmedi. Cumartesi günü, Mavi Marmara’nın yıldönümü. Cumartesi Sultanahmet’ten Sarayburnu’na yürüyüş var. Gece zaten Mavi Marmara’dayız. Bizim cephede bunlar olurken, paralel gündem oldukça farklı. Gezi’nin yıldönümünde derin devlet, paralel devlet, malum media, malum sermaye, Yahudi lobisi, Esed lobisi, terör örgütleri boş durmuyor. Kürt ve Alevi kesime yönelik ciddi oyunlar söz konusu. Aslında bu süreçte kullanılabilecek ne varsa kullanacaklar. Çevre, ideoloji, Soma fark etmez. Bu işin ABD, AB gibi sınır ötesi sponsorları var. Türkiye’ye karşı “topyekun bir savaş” başlattılar. Daha 27 Mayıs sancısı içimizde. Çoğu öldü ama 5’li çetenin 2 üyesi hâlâ yaşıyor ve savcı 27 Mayıs davasında onlar hakkında müebbed istedi. Mısır’da, Suriye’de, Filistin’de, Irak’ta, Ukrayna’da yaşanan olaylar toplumun hafızasının canlanması için olumlu bir etkiye sahip. 15 gün sonra okullar tatil olacak… Birileri ortalığı karıştırmak için çok aceleci davranıyor. Tam da böyle bir zamanda dinleme konusu yeniden gündeme geldi. İddia vahim. Cemaat, ya da Gülen örgütü, Paralel yapı aynı zamanda MOSSAD’ın Truva atı mı? Bu iddia yeni değil. Bu okulların “Paralel din”in misyonerlik okulu olmasının yanında, bu yapının CIA, MOSSAD ve VATİKAN’ın Truva atı olduğu iddia ediliyordu. CIA ve MOSSAD’ın bir dönem MİT’i kullandıklarını, ajanları eğittikleri, donattıkları, ortak operasyonlar yaptıkları, fonladıkları biliniyor. Bu yapı Mason locaları, Rotary ve Lions kulüplerini nasıl kullanıyor ise, bu paralel örgüt de İslam dünyasında aynı şekilde kullanılıyor sanki. Son dönemde, özellikle dinleme konusunda emniyeti kullandıkları anlaşılıyor. Bu yapının, bugün Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Gülcü’yü İsrail’le ilişkilendirerek cezalandırma çabalarını şimdi bu gelişmeler ışığında yeniden değerlendirmek gerek. Bugün Gezi yıldönümü vesilesi ile toplumun farklı kesimlerini sokağa çekme çabası da bu yapı ile birlikte hareket ederek, diğer ülkelerin malum örgütle birlikte düşünülmesi gerek. Kaldığımız yerden devam edelim. Konjonktür muhalefetin işini kolaylaştırmıyor aslında… Köşelerine çekilip oturmayacaklar ama öte yandan hareket ettiklerinde sonucun bugünkü konumlarını arayacak duruma düşebileceklerinin farkındalar. Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde ortamı germeye yönelik girişimlerin toplum tarafından mahkum edileceği anlaşılıyor. Yani bu girişimler geri tepiyor. Birilerinin elinden gelse Türkiye’yi Mısır’a, Suriye’ye, Kırım’a döndürecek. Neyse ki millet bu gerçeğin farkına vardı. Bu planın arkasında kimlerin olduğu da bütün çıplaklığı ile ortaya çıktı. Kimlerin kimlerle beraber olduğu görüldü. Maskeler düştü. Yakın plandan bakıldığında önümüzde fırtınalı ve çalkantılı günler var. Ama gelişmeler doğru yönde ve ileri doğru. Ama şunu görelim; bugünki sorunlar Türkiye ile başlayıp bitmiyor. Bu sorunların global bir arka planı var. Bölgesel bir arka planı var. Tarihi, kültürel, siyasi, iktisadi bir arka planı var. Onun için bu işlerin düzelmesi bugünden yarına olmayacak. Daha uzun soluklu bir mücadeleye hazır olmamız gerek. Türkiye kurtulacaksa tek başına kurtulmayacak. Türkiye kazanacaksa da, kaybedecekse de yalnız olmayacak. Zaman kendi hükmünü icra ediyor. Zor geçen bugünlerin aydınlık bir geleceğin habercisi olduğunu düşünüyorum. Bütün bu yaşananlar bana göre bir mehtap. Selâm ve dua ile.
5b70044990e3
[ "fineweb2", "hplt2" ]
TMMOB Adana İKK Sekreteri Ali Kuzu, Altın Koza Uluslar arası Film Festivali’nin adının değiştirilmesinin yanlışlığına işaret etti. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Adana İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreteri Ali Kuzu, Altın Koza Uluslararası Film Festivali’nin adının değiştirilmesine tepki gösterdi. Altın Koza’nın Adana’nın bir markası haline geldiğini, dünyadaki sayılı film festivallerinin de marka değeriyle anıldığını belirten Kuzu, “Altın Koza Uluslar arası Film Festivali, tüm dünyada kabul görmüş, yerli ve yabancı filmlerin gösterime sunulduğu önemli bir misyona erişmişken adının Adana Film Festivali olarak değiştirilmesini yanlış buluyoruz” dedi. “CİDDİYETLE BAĞDAŞMAZ” Altın Koza’nın Adana için, Altın Portakal’ın Antalya için bir değer olduğuna işaret eden Kuzu, “Bu isimler kentlere ve bölgelere ivme kazandıran, kentlerin adını yücelten unsurlardır. Altın Koza isminin sürekli değiştirilmesi, adeta yap-boz tahtası haline dönüştürülmesi işin ciddiyetiyle de bağdaşmaz” diye konuştu. “ALTIN KOZA, İŞÇİYİ, KÖYLÜYÜ HATIRLATIR” Kültürel ve sanatsal etkinliklerin uzun bir sürecin ardından ismiyle birlikte marka haline geldiğini vurgulayan Kuzu, “Adana denince akla sinema ve Yılmaz Güney gelir. Yılmaz Güney adı da kolayca Altın Koza’yı çağrıştırır. Altın Koza, Adanalıya son yıllarda ekim alanları azalan ancak Türkiye tarım sektörü için stratejik bir ürün olan pamuğu, emeği, işçiyi, köylüyü hatırlatır. Altın Koza, bu paydaşların sinemada harmanlanmasını, duyguyu, demokrasiyi, ağıtları, yaşanmışlıkları, parçalanmışlıkları ve ötelenmişliği gün yüzüne vurur” dedi. Geleneksel ve uluslar arası bir marka haline gelmiş ‘Altın Koza’ isminin değerini korumanın, gelecek nesillere aktarmanın önemine işaret eden Kuzu, bu yanlışlıktan bir an önce dönülmesi çağrısında bulundu.
b3f7da7985b7
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
5 Aralık 2011 Cahit Sıtkı yerine şair aranıyor Murat Eliboz 21 yaşında, polis kurşunuyla (polis reddetti bu iddiayı, görgü tanıkları ise sakallı biri tarafından vurulduğunu söylüyor ancak başka görgü tanıkları ise polisin gerçek mermi kullandığı konusunda ısrarlı. Metin Göktepe'yi öldüren polislerin 'banktan düştü öldü' savunmasını hatırlayınca polisin bu açıklaması havada kalıyor) üstelik gerçek mermiyle, sırtından vurularak öldürüldü. Hayata bir şeyler sığdırmak için 21 yaş çok erken. Yaşanamayan, yarım kalan, ne çok şey vardır. Söylenemeyen çok söz, gidilemeyen çok yer... Van'da üniversite öğrencisi Murat. Okulu depremde yıkılıyor, Diyarbakır'a ailesinin yanına gidiyor. BDP'nin "Buradayım. İrademe sahip çıkıyorum" mitingine katılıyor, engellenen iradesine sahip çıkmak için. Polis, gaz bombaları ve 'plastik' mermilerle eyleme müdahale ediyor. Yani sahip çıkmak istediği irade yine engelleniyor. Medya, 21 yaşındaki gencecik bir çocuğun vurulmasını 'Muraz Eliboz korsan eylemde vurularak öldürüldü' diye veriyor. Ölüme meşruiyet kazandırılıyor. Sanki eylem 'korsan' olursa, Murat'ın ölümü haklılık kazanacak. Öyle ya okuyanlar "Ne işi var korsan eylemde?" diye düşünecek. "Buradayım" demek için gittiğiniz eylemde, orada olduğunuz için öldürülmek, hem de kalleş bir puşt gibi sırtından vurularak... Ne söylenebilir ki şu duruma. Öldürüyorlar, sakat bırakıyorlar, hamile kızların karınlarını tekmeliyorlar ve tüm bunlara maruz kalırken, suçlu siz oluyorsunuz. İstanbul Bahçelievler’de, 2007 yılında 'Yürüyüş' dergisi satarken polis kurşunuyla vurulup felç kalan 19 yaşındaki Ferhat Gerçek ve dört arkadaşına, Emniyet Genel Müdürlüğü, polis aracına verilen 2 bin 242 TL 47 kuruşluk 'hasar' nedeniyle tazminat davası açıldı. O kadar aşağılık bir düzen ki, gencecik bir çocuğu, hayatı boyunca sakat bırakanlar, üste çıkıp, bir de para istiyor, kamu aracına zarar vermekten. Öldürüyor, sakat bırakıyor, felç ediyor, çocuğunu düşürüyor ve utanmadan hesap soruyor, dava açıyor. Ferhat'ı felç bırakan kurşun da, tıpkı Murat'ı öldüren kurşun gibi adressiz. Kimin silahından çıktığı tespit edilememiş! Olaylar garip bir zincirleme halka içinde. Ferhat felç kaldığı için ona destek vermek üzere basın açıklaması yapan grupta bulunan Engin Çeber da, karakolda ve Metris Cezaevi’nde gördüğü işkenceyle yaşamını yitirdi. Sokakta, karakolda, cezaevinde gencecik çocuklar öldürülüyor, sakat bırakılıyor. Hep bu gençler suçlu, hep bu gençler hatalı. Öldürülmelerine akla hayale gelmeyecek kılıflar uyduruluyor. Kimse çıkıp "Hangi sebep, ölümü haklı çıkartır?" diye soramıyor bile. Sormak isteyenler için cezaevlerinin kapıları ardına kadar açık. Üstelik o kapı, saçlarını kazıtan, Lenin okuyan, olmayan örgütlere dahil edilen gençler için açık. Eli kanlı katillere, katliamcılara, dolandırıcılara ise giriş yasak (!) Depremden bile kurtulabiliyor insanlar ama devletin yeni hizmeti 'ölüm'lerden kurtulamıyor. Sokaklara çıktıkça; gazla, copla sizi korkutmaya çalışıyorlar. Üstünüze 'terörist' diye bir damga vuruyorlar. Geri adım atmayanları, plastik mermi diye gerçek mermiyle kalleş puştlar gibi sırtından vuruyorlar. Erdal Eren için TBMM'de ağlamıştı günün başbakanı. Yarının başbakanları da bu gençleri, üç-beş oy için bu gençlerin adını, bir daha ağzına almamak üzere alabilir. Cahit Sıtkı, "Yaş otuz beş! yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün" demiş ya; bu ülkede artık 35 yaş yolun yarısı değil. Bir başka şair yazmalı, bu gençlerin ömürlerinin ortasına bile gelmeden öldürüldüklerini. Share | Gönderen koala zaman: 14:14 2 sözüm var diyen Etiketler: vurun ulan vurun Share | Gönderen koala zaman: 10:50 2 sözüm var diyen Kaydol: Kayıtlar (Atom)
422d46951940
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Hamd, Rahman ve Rahim olan Allah'a Mahsustur. Geçen aylarda mübarek Beraat gecesine günler kala kendisine çok yakın olduğum mübarek veli bir kul, Allah için bir şeyler yapmak istiyorsan son dört Beraat gecesi içinde tövbe etmen gerekiyor dedi.Kendisi kimi zaman başımıza gelecek olayları anlatırdı. İlerde Nuh'un gemisinin yeri tespit olduktan sonra altından bazı emanetlerin çıkarılacağını ve büyük şehirlerin yerle bir olacağını söylemişti. O günden sonra "Neden dört Beraat gecesi içinde?" diye düşünmeye başladım. Aslında gizli bir mesaj içeren mübarek veli zatın işaret ettiği dördüncü ve son Beraat gecesi, 2016 yılındaki Beraat gecesiydi. Çünkü bu yıldan sonra hadislerde belirtilen Hz. Mehdi öncesinde çok büyük ölümlerin ve katliamların olacağıydı. (En doğrusunu yüce olan Allah bilir). Belli bir zaman sonra grup olarak "Gaybi Hadisler" adlı siteyi açarak bildiklerimizi insanlarla paylaşmak ve ebced hesabı ışığında hadislerde belirtilen olaylar hakkında insanları bilgilendirmeye karar verdik.Bu yola Allah rızası için çıktığımızı ve herhangi bir dünyevi menfaatimizin olmadığını yazılarımızı okuyanlar bilirler. Siz okuyuculardan Allah razı olsun. Allah'ın izni ile hadisler aracılığı ile 2013-2019 yılları arasındaki olayları paylaşmak istiyorum. Artık Suriye'den Türkiye'ye yapılan geçici saldırılarla Süfyaniyet devrine girmiş olduk. Düşürülen uçağımız ve sınırdan geçen kurşunların sebep olduğu ölümler, yakında savaşın olacağının sinyalleridir. Naim bin Hammad kaynaklı hadiste يقاتل السفياني التركSüfyani Türklerle savaşırkısmı küçük ebced hesabına göre Hicri 1434, Miladi 2012-2013 yıllarına denk gelir. Şaşırtıcı bir durum,Süfyani henüz çıkmadı. Ne gariptir ki bu tarihlerde yapılan saldırılar Süfyaniye destek olacak Suriye'deki İsrail ve taraftarlarının eserleridir. Aslında Türkiye, Suriye ile değil arka kapılarda Süfyani taraftarı İsrail ile savaşıyor. Şuan Suriye'de katliamlarla hazırda bulunan Süfyanist bir rejim kendini gösteriyor. Peki sonra ne olacak? Türkiye sonuna kadar aklıselim bir şekilde mi hareket edecek? Sorunun cevabını aynı kaynaklı bir hadis ile vermek istiyorum. Türkler ve Rumlar (Batı yani NATO) büyük bir (askeri) yığın yaptıktan ve Haresta köyünde batma olduktan sonra Süfyan çıkar. Bugün Suriye sınırına NATO askerleri Patriot füzeleri ile korunuyor. Türkiye son bir yılda sınıra büyük bir oranda askeri birlik yığıyor. Demek ki hadisin ilk kısmı gerçekleşti. Sırada Haresta bölgesindeki batma olayı var.Sonra da zalim Süfyan... Süfyan hakkında ilk defa okuyanlar için yayınlamış olduğumuz yazıların linkleri aşağıda mevcuttur. Ebu Hüreyre (r.a.)'nin rivayet ettiği meşhur bir hadis vardır. Şöyle ki "Ahirzaman’ın harbi cihan harbidir. Çok kimselerin öldürüldüğü iki büyük harbden sonra bir üçüncüsü daha olacak."(1)Toplamda 3 dünya savaşı olacağını bildiren bu hadiste, بعد اثنين كُبريين İki büyük harbten sonrakısmı büyük ebced hesabına göre Hicri 1436 yılı, Miladi takvime göre Ekim 2014-Ekim 2015 yılları arasına işaret ediyor. Suriye'de savaş çıkması için Amerikayı sıkıştıran Armagedoncuların (Siyonist) sebep olacağı 3.Dünya Savaşı pek de uzak gözükmüyor.(En doğrusunu yüce olan Allah bilir). Türkiye, Haziran ayı 2015 yılında genel seçimleri yapacak. Son yüzyılın evliyalarından Abdullah Gürbüz Hazretleri, AK Partinin 3.defa seçimi kazanacağını, aynı dönemde İsrail Suriye'yi ardından da Türkiye'yi vuracağını ve Başbakanımız da zorla koltuktan indireceğini talebeleri aracılığı ile belirtir. (2). Konu ile alakalı olarak, geçen aylarda Gezi Parkı olayları esnasında bir akşam yatağıma uzandım. O an ağırlığını kalbimde hissetiğim bir görüntü geldi. İleri ki zamanlarda Başbakanımız tutuklanmış bir şekilde cezaevinde bekletiliyor. Bir zamanlar Ergenokon kapsamında tutuklu bulunan Savcı İlhan Cihaner cezaevini ziyaret ediyor. Çok manidar bir ziyaret... O günden beri Başbakanımıza dua ediyoruz, Allah devletimize zeval vermesin (amin).Konumuza devam edelim. Eğer, 3.dönemde İsrail Türkiye'yi vuracaksa, yani Haziran ayı 2015 sonrası tarihi ebced hesabındaki tarih aralığına uyuyor, bu şu demek oluyor; 3.Dünya savaşı başlamıştır. Artık Siyonistlerin yönettiği İsrail, Süfyanist katliam kartını tam da bu karmaşanın olduğu bir zamanda kullanacaktır. فيظهر السفياني Böylece Süfyan zuhur eder(3). Küçük ebced hesabına göre Hicri 1437, Miladi 2015-2016 yılları arasına denk gelir. Bu yıllarda 3.Dünya savaşı esnasında Süfyan öncesi Süfyanist rejimler katliamlar mı yapar, en doğrusunu yüce olan Allah bilir. 2016 yılı çok önemli. Çünkü, Kuranı Kerim'de Zilzal (deprem) süresinin son ayetinin son cümleleri bu yılı işaret ediyor.www.gaybihadisler.com/2013/09/zilzal-suresi-ve-2016.html Çünkü Hz. Ali bize 2016 yılı sonrası için müjde veriyor.http://www.gaybihadisler.com/2013/09...r-ve-2016.html Süfyana karşı savaşacak olan ve Peygamber Efendimizin (s.a.s) kar üzerinde sürünsek bile kendilerine katılmamızı istediği Siyah Bayraklılar, Horasan (İran'ın doğusu) tarafından çıkacaktır. Hadislerde kimi zaman Horasan ehli kimi zaman Siyah Bayraklılar diye geçer.Paylaşacağım iki hadiste ortak noktalar mevcuttur. أصحاب الرايات السود Siyah Bayraklı Taraftarlar(4) büyük ebced hesabına göre 2017 yılına, أهل خراسان Horasan ehli(5) büyük ebced hesabına göre Hicri 1438 (Miladi 2017) aynı yıla işaret eder. Başka bir analizimizde aynı sonuca ulaşmıştık. Buyrun, www.gaybihadisler.com/2013/09/siyah-bayrakllarn-cks.html (En doğrusunu yüce olan Allah bilir.) Süfyan, Şam bölgesinde (Suriye) çıktıktan sonra ilk işi Suriye'deki kontrolü sağlamak olacaktır. Hadislerde, Şamda 3 tane bayraklı olacağı, bunların Şam'daki Esheb, Mısır'dan gelen ordu Abga ve Süfyan olduklarını ve bununla beraber Süfyan, her ikisini yenip Suriye'nin kontrolünü sağlayacağını belirtir. Abga ordusunu Mısır'a geri püskürtecektir. Doğu insanlarınıda (Kürtler ya da İranlılar) Irak tarafına püskürtecektir. Bir hadiste بالشام ثلاث رايات Şamdaki üç bayraklı(6) kısmı küçük ebceb hesabına göre 2017 yılına işaret eder. Aslında bu hadis, 2017 yılında Süfyan ile ilgili önemli gelişmelere şahit olacağımıza işaret eder. 2017 yılında Süfyani Suriye'deki kontrolu sağladıktan sonra Karkısa bölgesine (Bugünkü Fırat üzerindeki Habur ilçesine yakın Suriye’nin Deyr Ezzor bölgesidir) haraket edecektir. Burada Türkler ve Rumlarla (NATO) çarpışacak ve onları yenecektir. Demek oluyor ki, Türkiye bu savaşta yenilecektir. (En doğrusunu Allah bilir.) Türkiye'nin Süfyan tarafından yenildiğini gösteren hadisi paylaşmak istiyorum فيقتل الترك والروم بقرقيسيا حتى تشبع سباع الأرض من لحومهم Artat bin Al-Munzir dedi ki ...Süfyan Karkısada Türkleri ve Rumları öldürür hatta o topraklarda vahşi hayvanlar onların etleriyle açlıklarını giderirler.(Naim bin Hammad, el-Fiten ve'l-melâhim kitabı) Başka bir hadiste, الترك والروم بقرقيسيا Karkısa bölgesindeki Türkler ve Rumlar(7) kısmı küçük ebceb hesabına göre 2017 yılına işaret eder. Demek ki bu yılda ülkemiz için üzücü haberlerin olduğu bir yıldır. (En doğrusunu Allah bilir) Karkısa'da güç bulan Süfyan, Küfe'ye doğru hareket eder. Oradaki Şii topluluğunu katleder. Aynı zamanda Kerkük'te unutulmayacak olan katliamlar olacaktır.Kurulan geçici Kürdistan dağılacaktır. Sonra Irak'ı geçerek İran'a saldırır. Medineye ordu gönderir ve orayı talan eder. Ledün ilmi sahibi olan Abdullah Gürbüz Hazretleri, Süfyan destekçisi İsrail Medine'yi vuracağını söyler. Dikkat ettiyseniz hadislerde Süfyan,Büyük İsrail Devleti için plana göre hareket ediyor. Başımdan geçen çok önemli bir olayı paylaşmak istiyorum. Geçen yıllarda gündüz vakti gözlerime hafif bir uyku girdi. Yarı şuurluydum. Birden Yüce Peygamber Efendimiz (s.a.s) ile bir sohbetin ortasında kendimi buldum. Medine'nin işgal olması hakkında sorular soruyordum. "Ey Allah'ın Resulü, kafirler Medine'ye saldırdıklarında mübarek kabirinizi kim koruyacak". O (s.a.s) dedi ki "Arkadaşım Ebu Bekir kapımı koruyacak". Sonra tekrar soru sordum. "Peki uçaklarla saldırdıklarında yüce kabrinin durumu ne olacak." Cevaben "Allah koruyacak". Demek ki İsrail Medine'ye saldırıken asla Yüce Peygamberimizin (s.a.s) kabrine dokunamayacak. Siyah Bayraklılar, Küfe'deki katliamdan sonra Irak'a doğru hareket ederler. Bu esnada 1400 yıldır beklenen ve Allah'ın Müslümanlara merhamet ettiğinin işareti olan, savaşları bitirecek olan Hz. Mehdi (a.s.), Mekke'de yedi alimin biatını kabul edip zuhur eder. Süfyan, haberi alır almaz ordularını Mekke'ye gönderir. Ne yazık ki Beyda bölgesinde kendisine haber götürmek amacıyla 2 kişi hariç Süfyan'ın ordusu Cebrail (a.s.) müdahalesi ile yere batar. Katılaşmış kalbi olan Süfyan haberi duyunca zerre kadar korku hissetmez.Hadislerde bu konu detaylı anlatılır. Hz. Mehdi (a.s.) , Mekke'nin kontrolünü aldıktan ve ordu topladıktan sonra Süfyan ile çarpışmaya gider. يقاتل أصحاب السفياني فيهزمهم O (Beni Haşim,Hz.Mehdi'nin sarışın olan öncüsü),Süfyan taraftarları ile savaşır ve onları yener(9) kısmı büyük ebced hesabına göre 2018 yılına işaret eder. 2018 yılında Süfyan, Allah'ın izni ile yenilecektir. 2019 yılında Süfyansız bir dünya ve İsrail'in perişan olduğunu göreceğiz. (En doğrusunu Allah bilir) Son olarak 2019 yılında Müslümanlara müjde veren ve bütün dünyada tanınacak olan Hz.Mehdi hakkında olan bir hadis ile bitirmek istiyorum. فإنه المهدي في الأرض Şüphesiz o, yeryüzündeki Mehdi'dir.(10) Büyük ebced hesabına göre 2019 yılını işaret eder. İnşallah zamanla herşeyi göreceğiz.Tarihlerde aylar oynayabilir. En doğrusunu yüce olan Allah bilir. Allah sizleri Hz. Mehdi (a.s) ordusunda bulundurmayı nasip eylesin.Allah sizlerden razı olsun (amin). Bazidli M.Ç. Gaybi Hadisler Grubu (www.gaybihadisler.com) (1) El- Mehdiy-yul Muntazar Alel Ebvab (2) http://gaybihaberleri.blogspot.com/2...fendi-nin.html (3) Naim bin Hammad, el-Fiten ve'l-melâhim kitabı (4) Naim bin Hammad, el-Fiten ve'l-melâhim kitabı (5) Naim bin Hammad, el-Fiten ve'l-melâhim kitabı (6) Naim bin Hammad, el-Fiten ve'l-melâhim kitabı (7) Naim bin Hammad, el-Fiten ve'l-melâhim kitabı (8) Suyuti ve Tabarani, Abu Amru Ad-Dani, Al-Haithami's Mujama Al-Zawa'id, (9) Naim bin Hammad, el-Fiten ve'l-melâhim kitabı (10) Naim bin Hammad, el-Fiten ve'l-melâhim kitabı Arapça Hadis Kaynakları: 1) http://www.discoveringislam.org/signs_before_mahdi.htm 2) http://www.discoveringislam.org/end_time_wars.htm
99b2acfc2ab9
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Etiketlenen üyelerin listesi - 18.Ekim.2013 #1 Ziyaretçilerimize Uyarı!: Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~ Galatasarayın Dünyaca Ünlü Yıldızı Wesley Sneijder Golleri ve ÇalımlarıGalatarayın dünyaca ünlü yeni yıldızı Wesley Sneijder oldu. İnter Milan takımında transfer edilen Wesley Sneijder aynı zamanda Hollanda milli takımının da formasını giyiyor. Daha önce Ajax ve Real Madrit formaları da giyen Wesley Sneijder Galatasaray taraftarını fazlası ile heyecanlandıracak. Futbolda 10 numara olarak tabir edilen pozisyonda oynayan Wesley Sneijder attığı gollerle attığı paslarla yaptığı çalımlar ve hareketlerle taraftarın sevgisi olacak.Biz de sizlere Wesley Sneijderi daha yakından tanımanız açısında bir video galeri hazırladık.İşte Wesley Sneijder golleri çalımları frikikleri ve birbirinden güzel pasları Konu Bilgileri Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)
917ace2f9cb4
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Ne yazık ki, yazacak mecalim bile yok. Galatasaray-Trabzonspor maçına ilişkin söyleyeceğim tek şey var; Galatasaray iyi futbol oynamıyor, elini kolunu sallayan orta sahayı rahatça geçiyor. Daha zengin hücum mu, yoksa kaliteden ödün verip daha mücadeleci bir takım mı? Bunun arasında gidip geliyor olmalı Rijkaard. Bir de, dakika 93 olmuş Sabri deli gibi pres yaparken, daha 10 dakika önce oyuna girmiş olan Aydın yanından geçen topa sadece bakıyor. "Olacak oğlak bokundan belli olur" diye bir söz vardır. Bu Aydın'dan hiçbir şey olmaz, yedek de olmaz. Oynayabileceği en iyi takım İ.B.B'dir. Arda el freni, Ayhan çok top kaybetti, Servet-Gökhan Zan ikilisi uyumsuzdu, Hakan Balta bir aydır çok kötü, Leo Franco'nun yumrukladığı toplar yakına düşüyor. Tüm bunlara bakınca 4-3 iyi skor ama haftaya Kadıköy'de pek sevimli bir sonuç çıkmaz Galatasaray adına, bu futbol devam ederse. Eskişehir maçından bu yana benzer bir görüntü sergiliyor Galatasaray; gol yediği an, bütün bir takım un kurabiyesi gibi dağılıyor. Yenilebilirdi, kazandı ama her zaman böyle olmaz. 18 Ekim 2009 Bu futbolla Kadıköy'de dağılır Galatasaray Gönderen koala zaman: 22:04 2 sözüm var diyen Etiketler: aydın yılmaz, galatasaray, trabzonspor Ve balon patladı Haftalardır şişirilen balon Antep'te patladı. Manisa ya da Antalya'da olması gerekiyordu Gaziantepspor deplasmanında patladı. Yanlış maçları mı seyrediyorum diye kendimi sorgulamaya başlamıştım, medyadaki yorumlardan sonra. Yok, bende bir yanlışlık yok. İyi hakem, doğru futbol ve booom. Kimse kendini kandırmasın, alınan sonuçların rüzgârına bırakmasın, Fenerbahçe futbol filan oynamıyor. İyi koşuyorlar, mücadele ediyorlar o kadar. Büyük bir heyecanla Rıdvan'ı ve yorumlarını bekliyorum. Hani, Galatasaray yenildiğinde heyecandan yerinde duramayan, kıpır kıpır olan Rıdvan'ı bekliyorum. Muhtemelen "Galatasaray maçı öncesi iyi bir uyarı oldu" teranesini anlatacaktır. Şişirmeyi pek seviyoruz, sonra patlatmaya bayılıyoruz. Sadece Fenerbahçe'ye özel bir durum değil bu. Bu haftadan itibaren Bursa şişirilir, sonra oda patlatılır. Durmak yok, şişirmeye devam... Gönderen koala zaman: 17:58 1 sözüm var diyen Etiketler: balon, fenerbahçe, gaziantepspor Bu sevinç yasaklansın mümkünse Dünyanın en itici gol sevinci bu olmalı. 'Hepinizi susturdum, maymuna döndürdüm mü' demek isteniyor acaba. Hele Arshavin'in ki.. Zaten kendi sahanda oynuyorsun, kime ve niye yaparsın bu aptalca hareketi. Bunun bir benzerini (aptalca anlamında benzerini) Tuncay Şanlı Manchester'dan 6 yedikleri maçta yapmıştı. Skor 6 olmuş, sen rakip taraftara sus yapıyorsun. Adamın IQ'sunu ölçerler önce. Kaldı ki, rakip taraftara nasıl el-kol hareketi yapınca madem sarı kart alınıyor, bunda da bir benzeri olmalı. Çünkü aleni olarak, taraftarı galeyana getiren ve sinirlendiren bir hareket. Mutlaka kolunu göstermene gerek yok, insanları hiddetlendirmek için. Diyeceksiniz ki, "Zaten hareketin esası, taraftarı ve rakibi sinirlendirmek." İşte tam da bu yüzden, FIFA bir karar alsın ve yasaklasın bunu. İlk işim FIFA'ya konuyla ilgili bir mail atmak olacak. Mümkünse yasaklansın, yapanlar futboldan uzak dursun. Bedduaya kadar gider bu söyleyeyim. Gerek yok, Arsenal'i de Arshavin'i de severim, kırmayalım birbirimizi. İtiraf: Evet kabul ediyorum; Tuncay Şanlı, Gökhan Gönül, genç Semih sürekli bu hareketi yaptığından antipatiyi buradan kapmış olabilirim. Gönderen koala zaman: 02:14 3 sözüm var diyen Etiketler: arsenal, arshavin, tuncay şanlı Ne kalleşsin be ölüm... Türkiye'nin büyük değerlerinden biri daha sessiz sedasız ayrıldı aramızdan. İletişim duayeni, güzel insan Profesör Ünsal Oskay yaşamını yitirdi. Her ölüm zamansız, her ölüm kalleştir; yine öyle oldu... Fotoğraf: www.ugurbektas.com Gönderen koala zaman: 00:18 0 sözüm var diyen Etiketler: ünsal oskay Kaydol: Kayıtlar (Atom)
e82d476a8c8e
[ "c4", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
15 Eylül 2010 25 milyon dolar gelir, hoş gelir, ley ley limi limi ley The Daily Telegraph gazetesi bombayı iktidarın kucağına bıraktı. Şimdi elden ele dolaşıyor o bomba. Daily Telegraph'ın açıklanmayan batılı diplomatlara dayandırdığı haberde şu ifadeler yer alıyordu: "Batılı diplomatlar alarmda. İslami partinin lideri Erdoğan’ın seküler Türk anayasasını ortadan kaldırmak için başvurduğu referandum kampanyası için İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad ile 25 milyon dolarlık bir bağış aldığı bilgisi verildi." Con Coughlin Akp'den gelen yalanlama üzerine, "Haberimin sonuna kadar arkasındayım. Para İranlı Ahl-Beit kuruluşu tarafından İHH üzerinden Erdoğan’a ulaştırıldı." açıklamasında bulundu. Ortada yenilir yutulur cinsten olmayan bir haber ve iddia var. Akp, İngiliz basınını Türk basını sanmış olacak ki, "O haber derhal çekilsin" türünden eblehleri bile kıskandıracak bir açıklama yaptı. Tabii burada işler kolay yürüyor. En kötü basarsın vergi cezasını, aklını başına getirirsin herkesin. Ama kazın ayağı İngiltere'de öyle değil. Adamlar Başbakanlarından tutun da Genelkurmay Başkanlarına kadar dilediğini yazıyor. Hem de en ağır ifadelerle. Sözün özü gazetecilik yapıyorlar. Buradaki gibi masa başında emirle iş yapmıyorlar. İddianın içinde İHH de var. Mavi Marmara hadisesinden sonra haklarında düşündüklerimi gayet açık ve net biçimde yazmıştım. Okumamış olanlar buyursun okusun. İddia doğru mu, yanlış mı bilinmez ama Telegraph, "Bizde haber rüya görülerek yazılmaz" diyerek, haberinin arkasında. Şimdi şöyle bir durum var: Eğer bu haber doğruysa yani referandum için Akp'ye İran'dan 25 milyon dolar akıtılmışsa, Siyasi Partiler Kanunu'na göre bu parti kapatmak için yeterli midir? Kanunlar yeterli olduğunu söylüyor. Muhtemelen Yargıtay bu haber üzerine direkt olarak çalışma başlatır. Hadi diyelim ki, parti kapatılmadı. Türkiye'de seçim çalışmaları artık İran'dan gelen paralarla mı yapılacak? İslami holdinglerde yüzmilyonlarca Euro kaptıran insanların paraları daha önce gayet güzel seçim çalışması için kullanılmıştı. Olaylar ayyuka çıkınca artık farklı yollardan paralar yollanıyor. Yoksa bir referandum için yapılan bu kadar çalışmanın hiçbir parayla izah edilmesinin mümkünatı yok. Devlet imkânları 'yetersiz' kalmış demek. Bu noktada referandumun meşruiyetini tartışmak gerekir, çıkan sonuçtan bağımsız olarak. Ben tartışmıyorum çünkü kendisine dahil olmadım ama evet ya da hayır tercihi yapanlar, buyursun tartışsın. Türkiye, raydan çıkmış vagon gibi ilerliyor Akp iktidarında. Büyük bir yalan ve aldatmaca dünyasının içindeyiz. Aziz Nesin'in yüzde 60'lık kesimini dışarıda bırakırsak, geri kalan yüzde 40'ın içinde de aptal sayısı hatırı sayılır kadar var. Türkiye'nin, İran olması gibi bir korku taşımıyorum içimde, buna iktidarın gücü yetmez. Bu ülkede işler, başka yerlerden kontrol ediliyor, başka yerlerden gelen emirlerle hareket ediliyor. Bakmayın siz iktidarın atıp tuttuğuna. Verilen söz kadar konuşma hakları var. Ama tabii demokrasi var, seçimle geliyorlar, o yüzden demokrasiye de saygı duymak gerekir, öyle değil mi(!) Acayip bir ülke burası. Olan biten her şeyi aptal aptal izliyoruz sadece. Bir-iki cılız ses, hepsi o kadar. Güçlü çıkmaya kalkışan sesleri zaten bir biçimde bertaraf ediyorlar. Bu iktidara ucundan, köşesinden, kıyısından destek veren ve kendisinin sola dair düşündüğünü söyleyen herkese şu yazıyı okumalarını salık veriyoruz. EŞİTLENMEK Bu ülkede, kendisine devrimciyim diyenler bile salaklardan oluşmaya başladı. (Az küfür yemem ama aynen böyle düşünüyorum) Tabii zaman zaman farklı mevzilere girip, oralara sığınmak da bir strateji, öyle değil mi? Şu linkteki bilançoya lütfen bakın. Hayatınızda 0-0'a sıfır hiçbilanço gördünüz mü bilmiyorum ama ben ilk kez gördüm. Bravo (!) yöneticilere. Ben Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş yerinde olsam, şu mali dengeyi sağlayan adama basarım parayı getiririm kulübe. Hey babalar be, alem bilanço görsün. Buyurunuz link Share | Gönderen koala zaman: 13:34 13 sözüm var diyen Etiketler: 25 milyon dolar, akp, daily telegraph Kaydol: Kayıtlar (Atom)
82ecb66d3275
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki; biz enerjimizi ne kadar pozitif tutarsak, düşüncelerimizde o ölçüde hep kendi adımıza iyilikleri çağıracak. İyi düşünüp iyi şeylerle karşılaşmak. Olumsuzluğu kaldırıp atmak. Negatif düşünceye sahip, endişeli insanları hayatımızdan çıkarmak. Onları boş yere yanımızda taşımamak, bize de negatif enerji yansıtmalarına izin vermemek. Hastaysak eğer, “iyileşeceğim” diye geçirmek içimizden; “her geçen gün çok daha iyi olacağım” diye düşünmek. “Neden hastalandım, acaba sonunda daha kötü şeylerde mi beni bekliyor?” tarzındaki olumsuz düşüncelerden, endişelerden bir an önce kurtulmak. Sabah uyandığımızda, gözlerimizi açtığımızda sağlıklıysak buna şükretmesini bilmek; neşeyle kalkmak yatağımızdan, aynada kendimize gülümsemek. İçimizden “bugün harika bir gün olacak” diye geçirmek, öyle niyet etmek. Size nasılsınız diyenlere “iyiyim” yerine “mükemmelim” diyebilmek ne kadar güzeldir, öyle değil mi? Öncelikle yapmamız gereken kendimizi pozitif enerjinin gücüyle buluşturmak, kendi duygu ve düşüncelerimizi, hayat enerjimizi bu güçle olabildiğince doldurmak olmalı. Bunu başarmanın, daha çok hayat enerjisi üretmenin en kolay yolu ise daha çok sevmekten geçiyor. Sınırsız, karşılıksız, alabildiğine sevmek. Ünlü tiyatrocu Ali Poyrazoğlu’nun bir köşe yazısında yaptığı sevgi tanımını çok beğendim ben. Diyor ki; “Sevgi oktanı en yüksek, fiyatı en ucuz enerji kaynağıdır. Bagajınıza daha çok sevgi yükleyin.” O halde hiç durmadan yüklemeye başlayalım, ne dersiniz? Sevginin itici gücüyle çevremize, yakınlarımıza, sevdiklerimize daha faydalı, daha verimli olabilir, aynı enerjiyi onlara da yansıtabiliriz böylece. Tam tersine kendisini doyurmadan sürekli vermek, adeta kendisi için değil de etrafındaki kişiler için yaşamak, kendinden çok onları düşünmek; kendisiyle ilgili şeyleri hep ikinci üçüncü planlara atmak sağlıklı bir davranış şekli değil. Üstelik fedakarlıkla, cömertlikle karıştırmamalı. Bu şekli hayat tarzı olarak benimseyen bir kişi; bilinçli ya da bilinçsiz kendi içindeki bir takım eksiklikleri başkalarının ihtiyacını karşılayarak gidermeye çalışır. İçindeki yetersizlik duygusunu bu vericilikle kapatmak ister adeta. Ama bir süre sonra, verici olduğu için hep el üstünde tutan kişiler tarafından istenmez hale gelir. Çünkü etrafındaki kişilerin ona olan saygısı kaybolmuştur. Çünkü bir insana saygı duyabilmek için, o kişinin kendisine değer verdiğini, kendisini sevdiğini görmeniz, hissetmeniz gerekir. Çünkü bir insanın ilgi alanı, hayalleri, arzuları ölçüsünde değeri katlanarak artar, saygıyı her daim muhafaza eder. Oysaki sürekli veren kişiler bu özelliklerden yoksundur. Bunu düzeltmenin en iyi yolu ise düşünceleri doğru şeylere kanalize etmek; şikayet edilen şeylerden olabildiğince uzak durmaktır. Çünkü düşünceler o olumsuzluklarla ne kadar meşgul olursa içinde bulunulan ortamdan kurtulmak o denli zorlaşır. Daha anlamlı bir hayatı yakalamak, güzellikleri, mutlulukları ıskalamamak için önce kendi iç gücümüzü keşfetmeye çalışalım, kendi ruhumuzu beslemeyi deneyelim. Uzmanların söylediğine göre; kabuğumuzdan çıkıp varlığımızla barışabildiğimiz anda pasif rolden çıkıp hayatın içinde aktif olarak rol almaya başladığımızı şaşırarak göreceğiz. Enerjimiz pozitif olarak değişecek ve bazı şeylerin düzelmesi için ilk olumlu adımlar atılmış olacak. Sorunlarla problemlerle yüzleşmek artık çok daha kolay olacak. Çünkü varlığımızı her şeyiyle kabul edip bunu kendi içimizde benimsemeyi başardık. Böylesi bir tutum içinde olmak, karşımızdaki kişilerin bizim hakkımızdaki düşüncelerini de değiştirir. Yani bizim pozitif enerjimiz, olumlu düşüncelerimiz, kendimizi sevmemiz hem birey olarak bize yarar sağlar, hem de çevremizdekilerin bize olumlu yaklaşmalarını destekler. Her iki yönden de mutluluk verici bir gelişmedir bu. Şimdi sıra etrafımızda, sevdiklerimizde. Kendi pozitif enerjimizi onlarla paylaşma anında. Unutmayalım ki bir insan eğer kendini sevmezse kendine önem vermezse bunların hiçbirini başaramaz; başkalarını sevemez, onları yeterince önemseyemez. Önce kendimizi sevmeli, eğitmeli, iç dünyamızı keşfedip tüm yaratıcı yönlerimizi ortaya çıkarmalıyız. Kendimiz dört dörtlük hale getirince etrafımızdakilere daha faydalı olacağımız bir gerçek. Kabul ediyorum, kolay değildir bunu başarmak, ama hayat rüzgarına kendimizi tamamen bırakmak; bizi nereye savurursa hiç mücadele etmeden o yöne gitmek de hayat felsefemiz olmamalıdır, ne dersiniz haksız mıyım? Pozitif enerjinin gücünü önemseyen; önce kendisi sonrada etrafındakileri bu enerji ile buluşturan herkese selam olsun. Bende denemek istiyorum diyenler ise, bir an için gözlerini kapatıp hayatlarında var olan tüm güzel şeyler adına şükredip tebessüm etsinler. İçlerindeki o güzel sevginin, o sevgiyle güçlenecek enerjinin fakına varsınlar yeter. Gerisi kendiliğinden gelecektir nasılsa. Kurak bir toprak çiçek açabilir mi? Evet açar, eğer istenirse, gerçekten yürekten istenirse, sevgiyle beslenirse açar. Sevgi hem kendimiz hem de sevdiklerimiz için en güzel hayat ilacıdır. Bu nedenle ben tüm yazılarımı her zaman aynı dilekle bitiriyorum ve sevgiyle kalın diyorum.
ec31257d55d7
[ "c4", "culturax", "hplt2", "vngrs" ]
tırnaklarda daha ne güzelleri var görmelisiniz :) Kapı Önü ağırlığı yapmak sizce de çok dekoratif değil mi ? :) sepetlerinizdeki meyvelerinize şıklık katın sevdiklerinize anahtarlık yapın :) Peçetelik harika bir fikir Bunlar çok dekoratif ama yapabilmek herkesin harcı olmasa gerek ;) Kavanoz kapaklarını bu şekilde renklendirmek benimde fikrimde olan bir şeydi giysilerinizi değiştirin ( alttaki benim gömleğim :) ) Örgülerin üstüne çarpı işi yapın üstüne de böyle kaselerinizi koyun :) Böyle el yapımı çantalara paha biçilemez bence Yatak örtülerinde kanaviçe eskiden gelen bir gelenek bu tarzı biraz daha modernleştirilmiş şekillerinigörüyoruz artık. Bugünlük bu kadar sanırım bi üçüncü yazısı daha gelecek. O kadar çok ki kullanım alanları.... Bir sonraki yazıda sizlere ne kadar ilginç yerlerde kullanıldığını sunacağım :) şimdilik HOŞÇAKALIN NOT: Fotoğrafların hepsi görsel amaçlı, netten alınmıştır.
8608027248fb
[ "fineweb2", "hplt2" ]
12 Şubat 2015 Perşembe BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE DİNİ DEĞERLERLE MİZAH MESELESİ Charlie Hebdo hadisesinde iki temel nokta: · Fransa’nın en parlak on çizer, mizahçı ve gazetecisinin katledilmesi, Charlie Hebdo’nun tabutanımaz yayın politikası, basın özgürlüğü ve dini değerler konularını yeniden tartışmaya açtı. Ortada zıt iki görüş, iki anlayış, iki uygulama var. Yasalar farklı, tarih-kültürler farklı, düşünce tarzı ve tutumlar da farklı. Hangisi daha iyi acaba? 7 Ocak günü Fransız siyasi mizah dergisi Charlie Hebdo’nun Paris’teki merkezine yönelik silahlı saldırı sonucu 10’u çizer/gazeteci 2’si polis 12 kişinin öldürülmesi bütün dünyada çok büyük tepki yarattı. Saldırganların baskın sonrasında ‘Allahü Ekber’ diye bağırıp ‘Hazreti Muhammed’in intikamını aldık’ demeleri, işin sadece siyasi, medyatik olmadığını, dini boyutu olduğunu da gösterdi. 7 Ocak’tan bu yana başta Fransa olmak üzere bir çok ülkede konuya ilişkin herhalde binlerce yazı yayınlandı.(1) Uzmanlar, akademisyenler, gazeteciler Charlie hadisesinin çeşitli yönlerini incelediler, saptamalarda bulunup, tahliller yaptılar. Meselenin iki boyutu tayin edici gibi görünüyor: Basın Özgürlüğü ve dini değerleri mizah konusu yapmak… Bu iki kavram, bir ihtimal teorik olarak dünyanın farklı bölgelerinde aynı tanımlara sahip olsa da, Batı’da ve Doğu’da, İslam Dünyasında ve geri kalan coğrafyada devletler ve toplumun geniş çoğunluğu tarafından hem farklı algılanıyor, hem de bu iki dünyanın hukuk metinleri ve uygulamaları farklı. Kuşkusuz bu farklılıklar mesela bir Pakistan ile Fransa’nın farklı tarih, kültür, siyaset, din köken ve merhalelerinden geçmiş olmasından kaynaklansa gerek. Basın özgürlüğü aslında evrensel bir kavram. Ala franga ya da ala turka versiyonları namevcut. Bu hak, bu özgürlük Manga Carta’dan Türkiye’nin de imzalayıp onayladığı BM ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmelerinde nispeten ayrıntılı bir şekilde tanımlanıyor, betimleniyor. AİHM İçtihadı (2)da Basın Özgürlüğü konusunda bize önemli ipuçları verirken, Strasburg mahkemesinin Basın Özgürlüğünü ne kadar geniş bir şekilde yorumladığını(3) kanıtlayan sayısız kararı mevcut. Sadece 2008-2009 döneminde kesinleşen 9 kararda, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, AİHS’nin 10. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 6’sı haftalık 3’ü günlük, 9 yayın organına yönelik basım ve dağıtımı durdurma faaliyetlerini ‘sansür’ olarak değerlendiren AİHM tarafından, toplam 13.500 Euro tazminat ve masraf ödeme cezasına çarptırıldı. Basın Özgürlüğü konusunda Türkiye zaten son yıllarda, Freedom House’dan RSF’e, FİJ’den IPI’ya, CPJ’den Avrupa Parlamentosuna kadar uzman ve önemli kurumlarca yayınlanan rapor ve listelerde hep olumsuz konumlarda betimlendi. Türkiye’deki ortalama okurun algısı da, Türk medyasının bir süredir tamamen ve sadece iktidarın medyası olarak yayın yaptığı şeklinde… Charlie Hebdo’ya yönelik saldırı, aslında işte Türkiye’de olmayan ama Fransa’nın önemli bir müktesebatı olan bu basın özgürlüğüne yönelik saldırı. Son dönemlerde hem Türkiye’de ve aslında bir süredir Fransa’da süren diğer tartışma ise ‘dini değerlerin mizah konusu yapılması’. Fransızca’da ‘Blasphème’, ‘Dinlerin değerli bulduğu ya da kutsal saydığı şeylere yönelik saygısız söylem’ olarak tarif ediliyor. Türkiye ve diğer bazı Müslüman ülkelerin liderleri ve kimi siyasetçileriyle din adamlarının sık sık tekrarladığı üzere ‘Peygamberimize ve dinimize hakaret ettirmeyiz’ söylemine uygun bir tarif. Bu tür ülkelerde İslamiyet’in mahalle baskısı nedeniyle bazı Tanrıtanımazlar bile ‘Ama onlar gerçek İslam değil ki…İslamiyet aslında barış dinidir’ filan diyor. Oysa ki, sadece İslamiyet’te değil, bütün dinlerin tarihinde, kökeninde, programında, niyet ve eylemlerinde karşı tarafa yönelik şiddet baştan beri var idi, var olmaya da devam ediyor. Türkiye açısından bir başka sorun da, bu‘PeygamberiMİZ’, ‘Peyganber EfendiMİZ’ söylemi. Laik bir toplumda, devletin, dolayısıyla da devlet yönetici ve sözcülerinin Peygamberi olmaz. Üstelik bu toplumda yaşayan yurttaşların tümü Müslüman olmadığına göre, Hazreti Muhammed de bu toplumun ve tüm yurttaşların Peygamberi olamaz. Nev-i şahsına münhasır bir dergi olarak tanımlanması gereken Charlie Hebdo’nun iki büyük Kurucusu, beslendiği iki büyük ırmak 1789 ve 1968’dir. Charlie’yi, bilgisiz ve bilinçsiz bir şekilde ‘İslam Düşmanı’, ‘Peygambere hakaret eden dergi’ olarak betimleyen kesimlerin, 1789 Büyük Fransız İhtilali ve bir dizi hukuki, toplumsal etkileri konusunda aydınlatmak gerek. Gerçi dogmatizm/fanatizm sadece bilgiyle kolay kolay ve acilen kırılabilecek engeller değil ama olsun… Fransa’daki bazı Müslüman dernekleri, geçmişte, Charlie’ye karşı Hazreti Muhammed karikatürleri yayınladığı gerekçesiyle davalar açmış ancak hepsini kaybetmişlerdi. Hıristiyan ve Musevi derneklerinin de Charlie’ye karşı açıp kaybettikleri davalar var. Çünkü laikliği resmen kabul eden Fransız devleti, 1791 yılında ‘Blasphème’i suç olmaktan çıkartmıştı. Nedeni de gayet basit: Laiklik kurumu ve onu düzenleyen yasalar ile ‘blasphème’ suçu çelişir. Fransa’da 29 Temmuz 1881 tarihli Basın Özgürlüğü yasası da yurttaşlara ve gazetecilere, nadir durumlar dışında, neredeyse sınırsız bir düşünce, ifade ve basın özgürlüğü tanıdı. Türkiye’de ise, 2015 yılında, Anayasa’sında laik olduğu belirtilen bir ülkede, Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Charlie Hebdo’nun kapağına yasak getiren kararının gerekçesinde ‘Dini değerler basın özgürlüğünden önemlidir’ ibaresini yazabiliyor. Charlie, Paris’deki davalarda, Fransız mevzuatına henüz ayrıntılı bir şekilde yerleşmemişse de, içtihatı olan ve artık neredeyse gelenekselleşen ‘Mizah Yapma Hakkı’nı da gündeme getirdi. (4). Sonuç olarak, basın özgürlüğü ve dini değerlerle mizah gibi iki temel konuda birbirine neredeyse tamamen zıt anlayış ve uygulamalara sahip olan Türkiye ve Fransa’da konu hakkında garip farklılıklar orta çıkıyor. Fransa’da eskiden 50 bin satan Charlie, olaydan sonra 7 milyon satıyor. Hollande, ‘Charlie, Fransa’dır’ derken, Türkiye’de ise Cumhurbaşkanı ve Başbakan, Charlie’ye ve Cumhuriyet’e saldırıyor. Türkiye’de teröristler için giyabi cenaze namazı kılanlar var, orada teröristleri şirin göstermeye çalışanlar hemen gözaltına alınıp, yaptırıma tabi tutuluyor. Oh mon Dieu!(5) (1)Yerli-yabancı radyo ve televizyonlardaki demeç ve görüşleri saymazsak sadece ben konu hakkında 5 yazı yazdım. Bir kısmı için bkz. www.apoletlimedya.blogspot.com (2)AİHM’in kararları arasında basın özgürlüğü ve dini değerlerle mizah hakkında - Gündüz/Türkiye 2003 - Observer&Guardian/İngiltere 1994 - İ.A/Türkiye 2005 - Klein/Slovakya 2006 - Otto Preminger İnstitut/Avusturya 1994 - Handyside/İngiltere 1976 Ayrıca, AİHM’in 10. maddesi hakkında önemli bir belge: (3)1998-2008 yıllarında AİHM Hakimi Rıza Türmen’in 18 Ocak 2015 tarihli T24’de yayınlanan ‘Türkiye’de Basın Özgürlüğü’ başlıklı makalesi (4)Blasphème konusunda Fransızca zengin bir makale: http://junon.univ-cezanne.fr/u3iredic/?p=14523 (5)Aman Allahım! (*) Güncel Hukuk dergisinin Şubat 2015 tarihli 2-134. sayısından Kaydol: Kayıtlar (Atom)
32d6fadf4d4a
[ "c4", "culturax", "hplt2" ]
Belçika`nın Almanya sınırı yakınında, Vise kentine bağlı Cheratte kasabasında bulunan Mustafa Kemal Atatürk`ün adını taşıyan meydan, bölgedeki Türkler`in gurur kaynağı. Maden ocaklarında çalışmak için Belçika`ya gelen Türk ailelerin yaşadığı bölgede, Türkiye ve Atatürk hayranı Vise Belediye Başkanı Marcel Neven`in girişimi ile 2003`te asılan 2002 yılında önce bir caddeye Atatürk adı verilmiş, bazı çevrelerden tepki gelmesi üzerine levha kaldırılmıştı. Bunun üzerine bir yıl sonra caddenin hemen yanındaki meydana Atatürk adı verilmişti. Ancak daha sonra Atatürk Meydanı`nın “Place Attaturk” diye yanlış yazıldığı anlaşıldı. Bir süre sonra bu hatadan dönüldü ve yazı “Place Ataturk” şeklinde değiştirildi. Meksika`nın başkenti Mexico City`de 1910 yılında yaptırılan ve “Osmanlı Saati” olarak bilinen tarihi saat kulesi, Türkiye`den binlerce kilometre uzaklıktaki ülkenin Osmanlı izlerini taşıyan tek yapısı olarak yükseliyor. Meksika`da ayrıca bir Atatürk anıtı da yer alıyor. Osmanlı saat kulesi, başkentin tarihi Zocalo meydanı yakınlarındaki Venustiano Carranza ve Bolivar sokaklarının kesiştiği köşede bulunuyor. Çinilerle bezenmiş saat kulesinin üzerindeki levhada, İspanyolca “Osmanlı Cemaatinden Meksika`ya-Eylül 1910″ yazıyor. Saat kulesinin, Meksika`nın bağımsızlığının 100. yıl dönümünü kutlamak üzere, Meksika`ya göç eden çoğu Lübnan ve Arap kökenli Osmanlı vatandaşı tarafından hediye edildiği belirtiliyor. Saatinde hem Latince hem de Arapça sayıların kullanıldığı kulenin açılışının, 22 Eylül 1910 tarihinde, dönemin Meksika Cumhurbaşkanı Guillermo de Landa ile Osmanlı 100. Yıl Komitesi Başkanı, Osmanlı vatandaşı Antonio Letayf tarafından yapıldığı biliniyor. 1970`li yılların sonunda Lübnan asıllı Meksika vatandaşları, saat kulesinin atalarının mali katkısıyla yapıldığını ileri sürerek, levhadaki “Osmanlı” kelimesini “Lübnan” olarak değiştirtmiş, ancak Türk Büyükelçiliğinin çabaları sonucu 1986 yılında “Osmanlı” kelimesi levhaya yeniden yazdırılmıştır. Meksika`da ki Atatürk Anıtı TİSK tarafından La Reforma caddesine yaptırılmış. Calle Mustafa Kemal Ataturk, Santo Domingo, Dominican Republic Dominik Cumhuriyeti (İspanyolca República Dominicana, okunuşu `Republika Dominikana`), Karayiplerdeki Hispanyola adasında yer alan bir ülkedir. Hispanyola, Porto Riko`nun batısında, Küba ve Jamaika`nın doğusunda yer alır. Venezuela ile deniz sınırı vardır. Adanın batı kısmında Haiti bulunur. Dominik Cumhuriyeti Avrupalıların Amerika kıtalarında ilk oluşturdukları yerleşimdir. Başkenti, Santo Domingo da Amerika`lardaki ilk sömürge başkentiydi. Bağımsızlığının büyük bir bölümünde ülkede siyasi buhran yaşanmış, halkı temsil etmeyen ve baskıcı pekçok hükümet tarafından idare edilmiştir. 1961`de diktatör Rafael Leonidas Trujillo Molina`nın ölümünden sonra Dominik Cumhuriyeti temsili demokrasiye geçmiştir. Yaklaşık 10 milyon nüfusa sahip. AMSTERDAM`ın kuzeyinde ATATÜRK ANITI. 1964 yılından bu yana bir çok GURBETÇİ Amsterdam`a yerleşmişti. Ford fabrikasına ve NDSM`in tersanelerinde çalışmak için buraya getirilen işçiler eskiden Klaprozenweg olan şimdi ise Atatürk sokağı olarak anılan bölgenin kuzeyindeki ahşap barakalara yerleştirildiler ve buraya halk arasında Türk köyü dediler. Anısına buraya 1978`de bir Atatürk anıtı diktiler. Anıtta Hollandaca ve Türkçe olarak “Yurtta Sulh, Dünyada Sulh” yazılı. Amsterdam`da şu anda yaklaşık 40.000 “Türk” Hollandalı yaşamaktadır. (2012) ATATÜRK Straat Stadsdeel Noord, Tuindorp,Oostzaan Nederland Vanaf 1964 vestigden zich vele Turkse gastarbeiders in Amsterdam-Noord. Zij waren hier naar toe gehaald om te werken in de Fordfabriek en de scheepswerven van NDSM. De gastarbeiders woonden in houten barakken ten noorden van de Klaprozenweg, nu de straat Atatürk, die in de volksmond Turksedorp heette. Ter herinnering hieraan staat op die plek een monument voor Kemal Atatürk. Op het gedenkteken staat de tekst ‘Vrede in huis, vrede in de wereld’ in het Turks en in het Nederlands. Op dit moment telt Amsterdam zo’n 40.000 ‘Turkse’ Nederlanders.(2012) THE ATATÜRK MEMORIAL IN WELLINGTON, NEW ZEALAND M. K. Atatürk Memorial; – is situated on a ridge above Tarakina Bay, Wellington Capitol of New Zealand, the Atatürk Memorial looks out over Cook Strait and the site was chosen for its remarkable likeness; – to the landscape of the Gallipoli Peninsula, in Turkey. M. K. Atatürk Anıtı; Tarakina koyu, başkent Wellington`ta. Anıt Cook Boğazı`na bakıyor, burasını Gelibolu Yarımadası`na benzemesinden dolayı seçmişler. Şili`nin başkenti Santiago`da Apoguindo Caddesi Novigod Parkı`ndaki Atatürk Anıtı. Şili`nin başkenti Santiago`da belediye, kentte yaşayan kişilerin örnek alması için bir parka, Atatürk`ün sözlerinin yer aldığı rölyefini yaptırdığı bildirildi. YAZININ TÜRKÇESİ “Türkiye Cumhuriyeti`nin kurucusu, vatanının fedakar ve sadık hizmetkarı, benzeri olmayan kahraman, insanlık idealinin canlı emsali… Bütün hayatını Türk Milletine vakfetmiş, milletine kendi ruhunu, ateşini vermiştir. Hatırası milletinin ruhunu ateşli tutan sönmez bir meşale olarak yaşamaktadır!” Statue of Mustafa Kemal ATATÜRK Kashino, Kushimoto, Higashimuro District, Vakayama, Japonya 18 Eylül 1890`da ERTUĞRUL FIRKATEYNİ Kushimoto açıklarında tayfuna yakalanınca kayalara çarparak batmıştı. Amiral Osman Bey dahil 655 mürettebattan, sadece 69 kişi kurtulabildi. Şehitler arasında Hasan Âli Yücel`in annesi Neyyire Hanım tarafından dedesi ve Can Yücel`in büyükdedesi Kaptan Âli Bey de bulunmaktaydı. Kazada ölenlerin anısına Kuşimoto’da bir anıt yapılmıştır. İlk anıt Japonlar tarafından 1891’de dikilirken, 1929 yılında yine Japonlar tarafından genişletilmiştir. Şehitlik Anıtı, 3 Haziran 1929 tarihinde Japon İmparatoru tarafından da ziyaret edilmiştir. 1937’de Türkiye tarafından restore edilen anıt önünde her yıl düzenli olarak anma törenleri yapılmaktadır. Kuşimoto kasabası Mersin ve Yakakent ile kardeş şehirdir. Kuşimoto’da bir de müze bulunmaktadır. 1974 yılında inşa edilen “Türk Müzesi”nde Ertuğrul Fırkateyni’nin maketi, gemideki asker ve komutanların fotoğrafları ve heykelleri bulunmaktadır. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK MARG CADDESİ, KONSOLOSLUKLAR BÖLGESİ – YENİ DELHİ / HİNDİSTAN Largo Mustafa Kemal Ataturk 00144 Roma, İtalya
05b7c13af19f
[ "culturax", "hplt2" ]
EKSİĞİ YOK, FAZLASI VAR Sakinlerine son derece özel bir yaşam sunan ülkenin en büyük, seçkin ve saygın projelerini hayata geçiren GÜL İNŞ-GÜLTAŞ İNŞ Kavaklı projesinde İÇK İSTANBUL ÇELİK KAPI'nın tarzına, kalitesine ve ayrıcalığına güvenildi.
b875ecf6d944
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Başarılı Bir Kariyer İçin Üniversitede Yapman Gerekenler Üniversitelerde gerçekleştirdiğimiz programlarda edindiğim izlenimler ve ayrıca gelen soru/yorumlardan yola çıkarak böyle bir yazı kaleme almak istedim. Üniversiteyi tanımlamak gerekirse kişinin bilimsel, sosyal ve kişisel becerilerini arttıran ortamın yaratıldığı, herhangi bir alanda uzmanlık (ağırlıklı teorik) kazanmasını sağlayan yerlerdir. Pratik kısmında ise ağırlıkla öğrencinin kendisi sorumlu olarak bırakılıyor. Kariyer planlama merkezleri, kimi özel programlar ile öğrenci beslense de direkt olarak iş yaşamına entegrasyon sağlayan üniversite ne yazık ki 5-6 tane. Ülkemiz adına bu tablo üzücü. Hızla boşlukların doldurulması gerekiyor. Üniversite ile iş dünyasının bağları hızla güçlendirilmeli. Öğrenci açısından ele aldığımızda ise şuanda harekete geçenlerin işi çok daha kolay. İş yaşamına girmeleri çok daha kolay ve artı puanla girme söz konusu. Sistem ve devletin eline bakmak yerine sazı eline alanlar her zaman artı puan ile başlarlar ve fark yaratırlar. Bu nitelikte öğrenci ne yazık ki az. Harekete geçmek için doğru zaman şimdi, şu an. ;) Konumuzun önemli kısmına gelirsek, ne yaparak öğrenci arkadaşlarımız fark yaratırlar bunları maddeler halinde sunmak istiyorum. - İlk yılınızdan itibaren bölümünüzle ilgili yerel ve ulusal özel ya da kamu kurumlarını incelemeye başlamalısınız. Sektör hakkında genel bilgilere sahip olmalısınız. - Genel kültürünüzü yükseltmelisiniz. Politika, ekonomi, girişimcilik gibi artık günlük yaşamımızın her anına etki eden alanlar hakkında bilgi (fikir değil) sahibi olmalısınız. Bunun artılarını her geçen gün daha derinden hissedeceksiniz. - İş adamları dernekleri, sanayi ve ticaret odaları okul kadar uğramanız gereken yerler. - Ailenizden maddi destek alıyorsanız şayet bu desteği birikim yapmaya özen gösterin. Geçiminizi ise gelir elde ederek sağlayın. Sektörünüzle ilgili bir iş olmasına özen gösterin. Direkt bulamazsanız da alt sektörleri tercih edebilirsiniz. Farklı sektörlerde elde edilen deneyimler ise ekstra bir özelliktir. Farklı bakış açıları, farklı iş süreçleri ve yönetim biçimlerini deneyimlemiş olursunuz. - Öğrencilik döneminde boş zamanın olduğunu düşünmüyorum. Ders, iş, kişisel zaman ve sosyal aktiviteler ile değerlendirdiğinizde boş zaman kalması mümkün değil, zaman yetersiz gelecektir. Zamanı doldurun. Özellikle de gelecekte varmak istediğiniz noktaya ulaşmak için yol kat ederek doldurun. - Kulüp çalışmalarında mutlaka yer almalısınız. Sosyal yardımlaşma kulüpleri, iş ve kariyer kulüpleri sizleri sürekli besleyecektir. Bu tür platformlarda liderlik, takım olma, stres ve zaman yönetimi gibi becerilerinizi de geliştirebilirsiniz. - Akademik personeller ile aranız daima iyi olmalı. Sizlere pek çok açıdan katkı sağlayacaklardır. Mezun olurken mutlaka referans mektubu isteyecek (hocanızın teklif ettiği bir öğrenci olabilmek en makbulü) düzeyde olmalısınız. - Staj zorunluluğunuz varsa zorunlu sürenin de ötesinde yapmanızı tavsiye ederim. 4-5 yılda elde edeceğiniz deneyimlerin her biri çok kıymetli. Zorunlu (sistemin sunduğu) olan ile yetinmeyin. - Kolay yoldan kariyer sahibi ve zengin olmak gibi hayalleriniz olmasın. Sevdiğim güzel bir sözdür: “Başarının büyüklüğü aştığınız engelin büyüklüğü ile paraleldir.” Başarılı ve fark yaratan bir kişi olmak için gidilmeyen yollardan gitmek, zor yolu seçmek gerekir. Aykırı olun, ne olursa olsun farklı olun demiyorum; zorluklardan kaçmayın, mücadele edin, fırsatları kollayıp değerlendirin. - Üniversitedeyken çok geniş bir network oluşturmalısınız. Yapıcı bir iletişim dili ile bunu başarmak çok da zor değil. Bu networkünüzü canlı tuttuğunuz takdirde iş hayatındayken çok önemli kanalları rahatlıkla açabilirsiniz. - Girişimci gömleği giymek istiyorsanız mutlaka yanınızda ortaklarınız olsun. Yalnız başınıza bir girişimde bulunmanızı tavsiye etmem. Bunun sebebini ayrıca ilerleyen günlerde kaleme alacağım. İşletme kurmak, yönetmek, küçük de olsa zarar etmek gibi önemli deneyimler kazanabilirsiniz. - Birşeyler satın. Hayatımın en önemli deneyimlerini anahtarlık satarken elde ettim. Demonte aldığım anahtarlıkları firmaya özel tasarladım, montajını yaptım ve sattım. Tek bir cümle ile tanımlanan bu deneyim hayat boyu beni ayakta tutabilecek deneyimler kazandırdı. İletişim, ikna, stratejik düşünme vb. gibi konularda sizi önemli derecede ilerletecektir. - İş dünyasına hazır ve güçlü girmek için emek, zaman ve gerektiğinde de para harcayın. İş ortamlarında, panellerde, kamplarda yer alın. Listeyi uzatmak mümkün. Bu listeyi kendinize özgü hale getirmelisiniz. Maddelerin hemen altına o maddeyle ilgili neler yapmanız gerektiğini not alın. Bu liste kariyerinizde başarılı olmanızı sağlayacaktır. Kilitlendiğiniz noktalarda ise bana yazabilirsiniz. Memnuniyet ile yanıtlamak isterim.
8a8cafc934dd
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Dildilian Ailesi’nin ‘yitik’ geçmişi Filiz Aygündüz Bir kahve içimi / filiz.aygunduz@milliyet.com.tr Dildilianlar, Osmanlı Türkiye’sinde yaşamış bir Ermeni aile. Ailenin üyelerinden Krikor Dildilian, Yozgat’ın en ünlü kunduracısı. Yangın ve kıtlık yüzünden Sivas’a göç eder abisiyle. Atölyesinin pencerelerindeki sardunyalar nedeniyle Çiçekli Kunduracı diye tanınır. Yıl 1872. Krikor Dildilian’ın oğlu Tsolag Dildilian, baba mesleğini sürdürmek istemez zira onun hayali ‘fotoğrafçılık’tır. Babasının aldığı 5X7 inç kamerasıyla, kardeşi Aram’ın fotoğraflarını çekerek başlar işe. Anadolu’da stüdyolar yok o dönemlerde. Seyyar fotoğrafçılar, birkaç günlüğüne uğradıkları şehirlerden fotoğrafları çekip baskıyı yaptıktan sonra ayrılır. İşte böyle bir dönemde deneyimli bir ortakla birlikte çarşı içinde bir fotoğraf stüdyosu açar Tsolag Didilian. Merzifon’a kadar alır yürür ünü. Orada Amerikalılar tarafından açılan Anadolu Koleji, Dildilian’ı okulun resmi fotoğrafçısı olarak işe alır. Tam da o sıralarda, babası ve annesi 5 ay içinde art arda ölünce, dört kardeşiyle Merzifon’a taşınır Tsolag. Henüz 22 yaşındadır. Kolejin mezuniyet fotoğraflarını çeker; bununla da yetinmez şehri, insanları fotoğraflamaya başlar. 27’sinde evlenir. 6 çocuk dünyaya getirir. Aile de, yaptıkları fotoğrafçılık işi de giderek büyür. Anadolu’ya gidip fotoğraf çekmeye başlar kardeşi gibi gördüğü kuzeniyle. Artık Dildilian Kardeşler adı bir markadır. 1904’te kardeşi Aram, ABD’ye gidip Illinois College of Photography’de eğitim alır. Onun sayesinde her gün biraz daha geliştirirler işi. Ve 1915 gelir. Tehcir başlar. Fotoğraf makinesi değiştirir ailenin kaderini. Önemli kamusal olayları ve kişileri fotoğraflamak isteyen devlet yetkilileri; yakın çevrede başka fotoğrafçı olmadığından Dildilian’ları tehcire yollamaz. Devlet hizmetinde çalışmaya başlar Tsolag ve Aram kardeşler. Aile dostları olan yüksek bir subayın önerisiyle din değiştirmek zorunda kalırlar. Birer de Türk ismi alırlar; Tsolag için Pertev, Aram için Zeki... Ev halkı kurtulur ama Merzifon dışındaki akrabalarından bir daha haber alamazlar. 1920 yılında Tsolag, işgal kuvvetleriyle olan ilişkisi nedeniyle hedef olarak gösterilir. Samsun’daki kardeşi Aram’ın yanına taşınırlar. Orada sürdürür fotoğrafçılığı. Kurtuluş Savaşı’nın bir dönemine tanıklık ederler makineleriyle. Merzifon’da durum günden güne daha kötüye gitmekte, Ermeniler öldürülmektedir. Aile 1922’de Ermeni ve Rum yetimlerin Yunanistan’a nakli için gelen gemiye binip, memleketlerinden ayrılmak zorunda kalır. Tsolag gemide de çok sayıda fotoğraf çeker. Atina’ya vardıklarında Kokina’da bir stüdyo açar; aile geleneği kızı ve oğluyla devam eder. Aram Kaliforniya’ya gider. Aile dağılır. İşte bütün bu hikayenin fotoğraflarını saklar aile. ‘Yitik’ geçmişlerinin fotoğraflarını... O fotoğraflar, ailenin hikayesiyle birlikte Depo’da açılan “Dildilian Kardeşler’in Objektifinden Bir Ermeni Ailesinin Yitik Geçmişine Tanıklıklar” adlı sergide sergilenmeye başlandı. Sergi Dildilianlar’ın hikayesi özelinde bir kez daha geçmişle yüzleşme fırsatı veriyor, gönlü olana, anlayana... Siyah beyaz bir vakarla. 1872-1923 yılları arasındaki Anadolu’yu belgeleyen bu fotoğraflara bakınca ister istemez soruyor insan: Acaba tehcir yaşanmasaydı, bugün Anadolu nasıl bir yer olurdu? Ruhu şad oldu Cuma akşamı Haliç Kongre Merkezi’nde rüya gibi bir konser gerçekleşti. Dünyanın en eski orkestralarından olan New York Filarmoni Orkestrası, Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Anma Konserleri kapsamında İstanbul’daydı. Orkestra, Bernstein’ın solo keman, yaylılar, arp ve perküsyon için Eflatun’un “Şölen”inden esinlenerek bestelediği “Serenat” isimli eserinde kemanın dahi çocuğu Joshua Bell’e eşlik etti. Bell, olağanüstü virtüözitesiyle, “Şölen”deki diyaloglara kemanıyla ses verirken, salonda onu nefesini tutarak dinleyen yüzlerce izleyiciyi kendinden geçirdi. Bernstein, “Serenat”ın dokusuna, ‘yakınlarına doğum günü hediyesi olarak veya vefatlarının ardından yazdığı kısa piyano parçalarından oluşan Yıldönümleri’nden üç bölümü’ de işlemiş. Velhasıl doğumunun 100., ölümünün 20. yılında böyle incelikli bir konserle anılan Nejat Eczacıbaşı’nın ruhu eminim şad oldu o gece. Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom)
28c663ca778e
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
'Soykırım' yasasında Türk imzası Atakan Özdemir/Brüksel Sözde Ermeni Soykırımı, önceki gece Belçika Federal Meclisi’nde 8 çekimser oya karşın 124 oy ile kabul edildi… 4 partinin sunduğu taslaklarda, 1915 ve 1917 yılları arasında yaşanan olaylar genişletildi. Taslaklarda soykırım tanımı genişletilerek, Süryani, Yezidi, Keldani ve Rum soykırımlarının sistematik olarak yapıldığı öne çıkarıldı. Öte yandan sunulan diğer tasarılar arasında, FDF Genel Başkanı Olivair Mangain’in hazırladığı inkar edenlerin cezalandırılmasını öngören yasa tasarısı ile CDH (Merkez Hümanist Parti) tarafından hazırlanan Ermeni soykırımı iddiaları ile birlikte Süryani, Keldanı, Yezidi, Rum azınlıkları da içeren yasa tasarısı yer aldı. Belçika’da yaşayan Türklerden en fazla oy alan Sosyalist Parti (PS)’nin, 1915 olayları ile ilgili parlamentoya sunduğu tasarı; Hollanda, Avusturya ve Lüksemburg meclislerinin onayladığı tasarılar örnek gösterilip, atıfta bulunuluyor. PS’nin hazırladığı tasarısının altında Türk kökenli Özlem Özen’in de imzası var. Sözde Ermeni Soykırımı, önceki gece Belçika Federal Meclisi’nde 8 çekimser oya karşın 124 oy ile kabul edildi. Türkiye ve Belçika arasındaki diplomatik ilişkilerin altına dinamik koymak anlamına gelen tasarı, Belçika hükümetinin sağduyulu çabası ve Türk Dışişleri Bakanlığı’nın diplomatik atakları sayesinde ikili ilişkilere zarar vermeyecek nitelikte hafifletilmişti. Öyle ki, VATAN’ın Ankara ve Brüksel’deki diplomatik kaynaklarından edindiği bilgiye göre, Türkiye’nin Belçika Büyükelçisi Marc Trenteseau, Dışişleri Bakanlığı’na çağırılarak sert bir şekilde uyarıldığı öğrenildi. Kabul edilen ‘‘yumuşatılmış’’ tasarı, başta Sosyalist Parti (PS), Yeşiller (Ecolo) ve Merkez Hümanist Parti (CDH) ve Frankofon Demokratik Federalistler (FDF) gibi Frankofon partilerin ise hoşuna gitmemişti. Yarışa girdiler Ermeni diyasporasının etkin lobi çalışmaları sonucunda, federal parlamento yer alan Frankofon partileri, Ermeni soykırımı konusunun tanınması için adeta yarışa girdi. Sözkonusu 4 partinin sunduğu taslaklarda, 1915 ve 1917 yılları arasında yaşanan olaylar genişletildi. Taslaklarda soykırım tanımı genişletilerek, Süryani, Yezidi, Keldani ve Rum soykırımlarının sistematik olarak yapıldığı öne çıkarıldı. Öte yandan sunulan diğer tasarılar arasında, FDF Genel Başkanı Olivair Mangain’in hazırladığı inkar edenlerin cezalandırılmasını öngören yasa tasarısı ile CDH (Merkez Hümanist Parti) tarafından hazırlanan Ermeni soykırımı iddiaları ile birlikte Süryani, Keldanı, Yezidi, Rum azınlıkları da içeren yasa tasarısı yer aldı. Belçika’da yaşayan Türklerden en fazla oy alan Sosyalist Parti (PS)’nin, 1915 olayları ile ilgili parlamentoya sunduğu tasarı; Hollanda, Avusturya ve Lüksemburg meclislerinin onayladığı tasarılar örnek gösterilip, atıfta bulunuluyor. PS’nin hazırladığı tasarısının altında Türk kökenli Özlem Özen’in de imzası var. Hükümet kanadı yumuşak Belçika’da koalisyonu oluşturan MR, CD&V ve Open VLD hükümetinin haftalar önce sunduğu tasarıda ise; 1915’te Ermeni dramından Turkiye sorumlu tutulamayacağının altı çizilerek, Türklerin de kayıplarından söz edilerek, olaylar sırasında hayatlarını kaybettiklerine yer veriliyor. Türkiye’nin, Ermenistan ile olan ilişkilerinde soruların çözüme kavusturulması ve normalleşmesi öne çıkarılıyor. Hükümetin üyesi partilerin hazırladığı tasarıda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlık, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanı olduğu dönemde attıkları adımlar ve Ermeni toplumuna karşı göstermiş olduğu empatiye yer veriliyor. Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom)
97cd0f4474a9
[ "c4", "culturax", "hplt2", "vngrs" ]
RegClean Nedir? RegClean Programı ve RegClean İndir RegClean, Systweak firması tarafından geliştirilmiş bir kayıt defteri düzenleyicisidir. Yazılım Windows bilgisayarınızın Kayıt Defteri (Registry) üzerinde tarama gerçekleştirip, olası sorunları ve geçersiz girdileri saptayarak kaldırmaya yardımcı olmaktadır. RegClean Programı RegClean Pro, Systweak tarafından geliştirilen ve bilgisayarınızdaki kayıt girdilerini düzenlemeye yardımcı olan bir yazılımdır. Özellikle bilgisayarınızdan kaldırmış olduğunuz yazılımlara ait tüm girdileri başarıyla temizleyebilme fonksiyonuna sahip olan RegClean, kayıt defteri temizliği konusunda piyasadaki en iyi yazılımlardan biridir. RegClean sadece kayıt defterindeki gereksiz girdileri saptama ve temizleme değil, aynı zamanda onarma işlemi yapabilme yetisine de sahip bir yazılımdır. RegClean ile bilgisayarınıza yapacağınız kayıt defteri bakımı sonrasında bilgisayarınız daha hızlı çalışacak ve daha stabil bir deneyim sunacaktır. RegClean İndir RegClean’in ücretli ve ücretsiz olmak üzere iki farklı versiyonu bulunuyor. Buraya tıklayarak yazılımın ana sayfasına ulaşabilir, her iki indirme seçeneği arasından dilediğinizi seçebilirsiniz. Ücretsiz olan sürümü indirmek için açılan sayfadan “Free Scan Version” sürümünü indirebilirsiniz
46b5e2bb98dc
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Çocuklardaki gaz sıkıntısı anne sütünü alınca başlar. Bebekler emerlerken bolca hava yutarlar. Bu havanın bir kısmını geğirerek dışarı çıkarırlar ama hepisini değil. Bir kısmı da mideye, ordan barsaklara geçer. Sindirim sistemleri henüz iyi gelişmemiş olan bebeklerde bu hava sancıya neden olur. Bebeklerin en çok ağlama nedenlerinden biri de bu sancıdır. Doğumunuzu yaptıran doktor ve bebeğinizle ilgilenen doktorlar bu konudaki ilk eğitiminizi siz daha hastanedeyken verir. Bebeğinizin her emzirmeden sonra sırtını sıvazlayarak ve çok hafif küçük vuruşlarla yuttuğu gazın bir miktarını geğirttirerek almayı ihmal etmeyin. Ağazı kapanmayacak şekilde karın üzeri yatırışta bebeğin gazını rahat çıkarmasına yardım edecektir. Bebeğinizi her uyuduğunda farklı pozisyonlarda yatırmayı unutmayın. Sırt üstü yatırışlarını uyanıkken yapın. Çünkü bebekler geğirirken bazen bir mitar yediklerinden çıkarabilir. Çıkardıklarını dışarı atamazsa nefes borusuna kaçabilir ki bu da bebeğinizin boğulma gibi riskli bir durumla karşı karşıya bırakabilir. Keza bu şekilde öümlere rastlandığı bile olmuştur. En sağlıklı yatış pozisyonu bir sağ tarafına bir sol tarafına yatırmaktır. Hep aynı yöne yatırmak bebeğin kafatası şeklinde bozulmalara da yol açabilir. Bu altın kuralları ilk kez anne olanların bilmesi hem annenin hem de bebeğin sağlığı için önemlidir. Hareketlenmeye başlıyan bebek artık gazını rahatlıkla kendisi çıkarabilir. Bebeklik döneminden çıkan çocuklarda da bazen gaz sancıları oluşabilir. Bunun çeşitli nedenleri olabilir. Üşütme, barsak tembelliği, tuvaletini tutma ve yedikleriyle alakalı olabilir. Karın üstü yatış ve sırta hafif vuruşlarla çocuğunuzu rahatlatabilirsiniz.
049ad78accfd
[ "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
SIKÇA SORULAR SORULAR Ülkemizde patent kavramı hızlı bir şekilde yaygınlaşmaktadır. Gerçektende Türk Patent Enstitüsü verileri incelendiğinde her geçen gün patent başvuru sayılarının arttığı gözlenmektedir. Avrupa'yla mukayese edilemeyecek kadar patent sayımızın az olmasına rağmen, hızla artan patent ve faydalı model sayısı gelecek hakkında ümidimizi korumamızı sağlamaktadır. Gerçektende bir ülkenin gelişmişliğinin göstergelerinden biri olan patent başvuru sayısıdır ve her geçen gün ibre yukarı olacak şekilde bu sayı artmaktadır. Aşağıda buluşçulara ve ar-ge faaliyetinde bulunan ve bu kişiler tarafından sıkça sorulan sorular ve cevapları yer almaktadır. 1. MARKA, PATENT VE ENDÜSTRİYEL TASARIM ARASINDAKİ FARK NEDİR? Sınai mülkiyet hakları üç ana başlıktan oluşur. Markalar, patentler ve endüstriyel tasarımlar. Bunun haricinde başkaca bir hak söz konusu değildir. Bu üç kavram sürekli olarak birbirine karıştırılmaktadır. Patentler teknolojik buluşlardır, Endüstriyel tasarımlar, bir ürünün özellikle gözle algılanan dizaynlarıdır. Markalar ise bu ürünler üzerine konulan kelimelerdir. Bir ürün hem endüstriyel tasarım hem patent konusu olabilir. Fakat Marka ile patentin birbiriyle hiç ilgisi yoktur. 2. DÜŞÜNCE BAZINDA BİR PROJEM VAR, PROJEME PATENT ALABİLİR MİYİM? Genelde kamuoyunda bir fikre dahi patent alınabileceği kanaati yaygındır. Safi bir fikre dayanan yeniliklerin patent alarak korunması mümkün değildir. Zaten insan düşüncesine ipotek koymak da mümkün değildir. Korunmak istenilen teçhizat veya usul mutlaka üretilebilirliği olan bir projeye dayanmalıdır. Sanayi alanında üretilebilirliği olmayan veya üretilebilirliği ispat eden projeler olmadan bir fikre patent almak söz konusu değildir. Projeye dayanan bir buluşun dahi üç yıl içerisinde uygulamaya konma zorunluluğu vardır. 3. PATENT ALINARAK KORUNAN BİR BULUŞ, SÜREKLİ OLARAK MI YOKSA BELİRLİ BİR ZAMAN İÇİN Mİ KORUNUR? Patentlerin koruma süresi sinirlidir. Bu süre patent çeşidine göre değişir. Bu süre, incelemeli patent için 20, incelemesiz patent için 7, faydalı model için 10 yıldır ve tekrar yenilenerek uzatılması mümkün değildir. Bu sürelerin dolmasına müteakip korumanın gerçekleştirildiği ülkelerde isteyen herkes ürünü üretebilir. 4- YURT DIŞINDA ÜRETİLEN FAKAT ÜLKEMİZDE ÜRETİLMEYEN VEYA İHRAÇ EDİLMEYEN BİR ÜRÜN İÇİN PATENT ALIRSAM TÜM HAKLARI BANA AİT OLUR MU? Bu düşünce tamamıyla yanlıştır. Bir patent başvurusunda aranılan temel özelliklerden biri yeniliktir. Patent başvurusunda yenilik, ulusal bazda değil uluslararası bazda değerlendirilir. Ayrıca böyle bir işlem yapmak kendini haksiz yere hak sahibiymiş gibi göstermeye çalışıldığından dolayı suçtur. 5- PATENT BAŞVURUMDA BULUŞUMU TÜM AÇIKLIĞIYLA ANLATMAM GEREKİR Mİ? Patentler, bulusun kamuya herhangi bir tereddüde mahal vermeyecek şekilde açıklanması şartı ile verilen koruma belgeleridir. Bulusu ortaya koyan tarif name, buluş konusunun ilgili olduğu teknik alanda uzman olan bir kişi tarafından bulusun uygulanabilmesini sağlayacak nitelikte açık ve yeterli yazılmalıdır. Zaten bu açıklıkta yazılmaz ise herhangi bir taklit durumunda mukayese yapıcı bilirkişi raporunu düzenleyemeyecektir. 6- BİR BAŞVURU İLE PATENTİM TÜM ÜLKELERDE KORUNUR MU? Tüm sınai mülkiyet hakları (marka, endüstriyel tasarım, patent, faydalı model) sadece ve sadece başvuruldukları ülkelerde korunurlar. Türkiye'de yapılan bir başvuru sadece Türkiye'de korunur. Bir başvuruyla birçok ülkede koruma sağlayan başvuru sistemleri vardır. Bu başvuru sisteminde de başvuru yapılacak ülkeler seçilir ve ulusal ofislerine patent dosyası gönderilir. Söz konusu başvuru sisteminde seçilmeyen ülkelerde ve o ülkeye patent dokümanı verilmediğinde geçerliliği söz konusu değildir. 7- PATENTİN DEVAMLILIĞI İÇİN BİR KEZ BAŞVURMAM YETERLİ MİDİR? BAŞKACA BİR İŞLEME GEREK VAR MIDIR? Patenti koruma altına almak için başvuru yapmak yeterlidir fakat korumayı devam ettirmek için her yıl patent başvurusunun yapıldığı vade tarihinden önce yıllık yenileme (sicile kayıt) harcının yatırılması zorunludur. Bu ücret yatırılmaz ise cezalı ödeme süresine girer, yine yatırılmaz ise başvuru geri çekilmiş sayılır, dosya kapanır ve koruma biter. 8- BİR PATENT ÜZERİNDE ÖLÇÜ, GÖRÜNÜM DEĞİŞİKLİĞİ YAPARSAM, PATENTLİ ÜRÜNÜ ÜRETEBİLİR HATTA KENDİM AYRI BİR PATENT ALABİLİR MİYİM? Bir patent başvurusu ile korunan bir buluş üzerinde ölçü değişikliği veya sekil değişikliği yapmak, o patentin koruma sahasına çıkıldı manasına gelmez. Bu tür bir düşünce Ar-Ge faaliyetlerine gerekli yatırım ve ilgiyi göstermeyen sanayicinin genel kanaatidir. Büyükler için yapılmış patentli bir otomobilin çocuklar için küçültülerek üretilmesi hiçbir yenilik ifade etmediği gibi, bir önceki patentli ürününde taklidi manasına gelmektedir. Sık sorulan sorular arasında aklınıza takılan sorulara cevaplar bulamadıysanız lütfen çekinmeden bize iletiniz. SIKÇA SORULAR SORULAR
f03da33e3f56
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Yerine yerleştirilen betonun dayanımının zaman içinde gelişimi, bünyesindeki çimentonun su ile yapacağı hidratasyon reaksiyonlarının sürekliliği ile mümkündür. Hidratasyon olayının normal bir şekilde gelişmesini engelleyen saklama koşulları ile ilgili faktörler havanın sıcaklık ve nem derecesi ile rüzgarlı olmasıdır.Hava sıcaklığının düşük olması hidratasyonu yavaşlatacak, buna bağlı olarak da beton yavaş dayanım kazanacaktır. Şayet havanın sıcaklığı fazla ise bu durumda da buharlaşma olacak ve hidratasyon için gerekli su miktarında azalma olacaktır. Havanın rüzgarlı olması da buharlaşmayı artıracaktır. Bu durumda buharlaşmanın önlenmesi, ancak betona yeterli bir rutubet kaynağı sağlamakla mümkün olacaktır. Şayet betonda bu gibi etkiler sonucu oluşan su kaybı önlenemez ise, ani kurumadan dolayı betonda büzülme olacak ve çatlaklar meydana gelecektir. Karışım suyunu belirli bir süre betonun bünyesinde tutabilmek için genelde iki yöntem uygulanmaktadır. Birincisi betonu sık sık ve devamlı sulama, ıslak çuvallarla örtme, buhar verme, kum, nemli toprak veya saman sererek sürekli ıslatmak gibi önlemlerdir. İkincisi ise mastarı biter bitmez beton yüzeyini piyasadan hazır olarak temin edilebilecek sıvı kür maddeleri ile kaplamaktır. Bu maddeler, püskürtme yoluyla veya fırça ile beton yüzeyine uygulanırlar ve yüzeyde geçirimsiz bir tabaka oluşturarak beton karışım suyunun kaybolmasına engel olurlar. Soğuk havalarda, gerek don etkisine karşı gerekse kalıp alma süresini kısaltmak için betonu, bir çadır altında ve içerisinde gerekli ısıyı sağlamak için ateş yakarak, sıcak hava veya buhar üfleyerek veya benzeri ısıtma yöntemlerini kullanarak muhafaza etmek gerekir. Ortaya çıkacak CO (karbonmonoksit) gazı için gerekli önlemler alınmalıdır. Sıcak veya soğuk havada beton dökerken dikkat edilecek hususlarda daha ayrıntılı bilgi için TS 1248'e başvurulabilir.
ad4ac179af77
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Doktorluk Mesleğinin Zorlukları Nelerdir Doktorluğun Zorlukları Nelerdir, Doktorluk Mesleği Hakkında Bilgi Dünyanın en zor mesleklerinden birisi olarak görülüyor, tıp fakültesini kazanmak en başından beri geçilmesi gereken engellerde birisidir. Sayısalınız iyi olması gerekiyor kendinizi bu meslek için uygun olduğunu bilmelisiniz başkalarının tavsiyesi üzerine gönülsüz olarak katılırsanız bir noktadan sonra tıkanırsınız. Tıp fakültesinde toplam 6 yıl boyunca eğitim göreceksiniz aynı zamanda eğitim masraflarınızda çok fazla olacaktır. Dersleriniz yoğun olduğundan dolayı sabahları grup olarak çalışmalar yapacaksınız. TUS sınavına girerek uzmanlık unvanını almanız için gerekecektir aksi takdirde işiniz oldukça zor olacaktır. Harç masraflarınız yüksek olacaktır. Maddi olarak iyi durumda olmalısınız ek olarak işte çalışmanız gerekebilir. Çevrenizden devamlı size bazı konularda danışmak isteyen tanıdıklarınız olacaktır. Duygularınızı bir kenara bırakmanız gerekecek. Kan görmeye alışık olmanız gerekiyor bir çok yaralı gelecektir.
2ff0dd020c1e
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Emlak Sektöründe Tam Puan Alan Projeler Ankara Yenimahalle Mes Polaris Evleri MES inşaat tarafından Ankara Yenimahalle’de yükselen MES Polaris evleri gerçekten muhteşem dış ve iç mimarisi ile görenleri büyülüyor. Başladığı andan itibaren ilgileri üzerine çeken projede çocuk oyun alanları projenin en önemli kısmını oluşturuyor. Koşu parkuru ve tenis kortu spor yapmayı ve günlük yürüyüşü ihmal etmeyenlerin beğendiği özelliklerin başında yer alıyor. MES Polaris Evleri 161 Metre Karede Konforlu Yaşam Olanağı Sunuyor Geniş bir metre karede ele alınan projede sosyal açıdan ihtiyaç duyabileceğiniz tüm imkânları bulacaksınız. Polaris evlerin fitness, sauna ve jakuzi banyo imkânlarına sahip olacaksınız. Kapalı ve açık otopark ve güneş enerjisi elektrik sistemi ile yaşamı insanlara daha konforlu olarak sunan bir emlak projesidir. Projede toplam 206 konut bulunmaktadır. Dış görünümü ile göz kamaştırıcı bir görünüm sağlayan projenin iç dizaynı da en lüks yaşam şartlarına uygun tasarlanmıştır.
eb4e789ed5fb
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Toplumumuzda ve özellikle de genç kesimde sıkça görülen son derece rahatsız edici kozmetik sorunlardan olan akne, nedenlerine göre tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır. Yaşları 12 ile 18 olan ergenlik dönemi gençlerinde daha çok husule gelen ve yetişkinlere nazaran daha büyük problemler ortaya çıkartan akneler kendi kendine geçen bir sorun olmadıkları için mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Akne nedenleri her ne ise tedavisinde de sebebine yönelik metotlar uygulanması gerekir. Aksi durumda kalıcı izlere neden olabilecekleri gibi şikayetlerin daha çok artmasına da neden olabilirler. Aknenin nedenleri Akne sebepleri Aknelerin ortaya çıkmasında pek çok neden bulunmaktadır Bunların başında genetik yatkınlık geliyor. Annesinde ve babasında akne şikayeti olan çocukların ergenlik dönemine geldikleri zaman ciddi oranda akne sorunları belirmektedir. Genetik yatkınlığın yanı sıra dış etkenlerde akne nedenleri arasındadır. Özellikle de güneş ışınları akne oluşumunu tetiklemektedir. Terleme gibi içsel etkenlerde akne nedenleridir. Sağlıksız ve yağlı gıdalarla beslenme, adet düzensizliği gibi hormonal sorunlar yaşama ve en önemlisi de yanlış kozmetik ürünlerinin kullanımı da aknelerin meydana gelmesinde ki etkenlerdir. Sade yüz bölgesinde değil, sırt, göğüs ve boyun gibi vücudu çeşitli bölgelerinde de akneler oluşmaktadır. Mutsuzluk, depresyon, psikolojik stres ve gerginlikte akne nedenlerindendir. Tüm bu nedenler yağ bezlerinin fonksiyonlarını bozarak deri üzerindeki bir takım bakterilerin buna karışmasına neden olur. Tedavi edilmeyen akne şikayetleri bir ömür boyu sürer. . Bir önceki Mantar hastalıkları nelerdir? başlıklı konumuzda mantar hastalıkları hakkında bilgiler sunulmuştu.
ed9eb7552370
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
26 Ekim 2010 Salı Glazürlü Çikolata Soslu Cupcake Çikolatalı cupcake diye yola çıktım, sonuç LAVANTACA bir tarif çıktı:) Yaptığım cupcakler çok yumşak ve dağılma noktasına gelince ben de cupcakleri sufle kaplarına aldım. Şapka gibi üst kısımları ayrılmıştı, tabanlarını kaplara alıp üzerlerine çikolata sosu döküp şapkaları kapatıp. glazürle süsledim. Tarifi olduğu gibi yazıcam.Aslında neye niyet, neye kısmet oldu bu tarif:) Dün yendi ve çok beğenildi. 150 gr bitter çikolata 50 gr kadar tuzsuz tereyağı ile eritilir.(kısık ateşte ılınması beklenir) 3 yumurta 1 su bardağı şekerle çırpılır 1 kutu krema 1 çorba kaşığı dark kakao 1 çorba kaşığı kakao 1 çay kaşığı kabartma tozu 1 su bardağı sinangil kek un Sırasıyla mikserle karıştırılan malzemeler 12 li cupcake kalıbına kağıtlar konulularak habur paylaştırılır. 160 c de pişirilir. Bu tarifi az pişiriseniz sufle kıvamında yiyebilrisiniz:) Pişen keklerim önce kabardı daha sonra mantar şeklin de kapak oldular. Kekleri sufle kabına aldım. çikolatalı sos pişirip iki kaşık sos koyup kapaklrı kapattım.Üstlerine hazır glazür sıktım. Lezzet mükemmeldi. tesadüf çıkan bir tarif:)) 2 yorum:
a2b1a8a584fb
[ "fineweb2", "hplt2" ]
İlgilendiğimiz gene ilişkin genomik konum [lokasyon] bilgisine Genomic Views başlığı altında ulaşabiliriz. Bu bölümdeki en faydalı bilgi, genin kaç baz uzunluğunda olduğu. Diğer kritik bilgi ise, bu gene ilişkin alternatif bir konumun olup olmadığı. CFTR geni için başka bir bölge de rapor edilmiş, bunun birkaç sebebi olabilir. Genomik veritabanları hakkında bilmemiz gereken en önemli şey, bu veritabanlarının sürekli değişken olduğu ve birden fazla kaynak tarafından üretildiğidir. İnsan Genom Projesi'nin ilk taslağının açıklandığı sıralarda DNA dizilimleme çalışmaları, iki farklı bireyin DNA'sı üzerinden devam ediyordu (biri James Watson). Bildiğimiz üzere insan genomu birçok delesyon [deletion] ile şekillenmiştir, bu durum da karşımıza, aynı gen için farklı genomik konumlar olarak ortaya çıkabilir. Genomik konum bilgisi bir referans noktasından itibaren hesaplanır, ancak aralardaki muhtemel delesyonların [deletion] veya deneysel hataların etkisi bu referans noktasından uzaklaştıkça artar ve karşımıza farklı genomik konum bilgileri çıkar. Buradan çıkarılması gereken en önemli ders şudur: herhangi bir çalışma yaparken, hangi veritabanındaki bilgileri kullandığımız, üzerinde çalıştığımız veritabanına ne zaman ulaştığımız ve bu veritabanındaki bilgilerin en son ne zaman güncellendiği hayati önem taşır ve bunların bir çalışmada mutlaka kayıt altında tutulması gereklidir. Bu bölümde gerçekleştireceğiniz ilk çalışma, mevcut genomik bilgilerin elde edildiği veritabanının versiyon numarasını bulmak olacak. GeneCards'ın ham verilere farklı veritabanlarından ulaştığını unutmayalım (İpucu: genlere ilişkin konum bilgisi, GeneCards'ın GeneLoc bölümünde yer alıyor, aradığınız şey buralarda bir yerde). GeneCards'taki bir sonraki başlık, Proteins. Proteinlerle ilgili aklımızda tutmamız gereken ilk şey, DNA dizilimindeki bilgilerin birebir karşılığı olmadığı. Ökaryotlarda genler ekzonlar şeklinde organize olmuştur ve her bir ekzonun arasında fonksiyonunu tam olarak anlayamadığımız ancak protein bilgisi kodlamayan intron adı verilen bölümler yer alır. Yani, GeneCards'tan elde ettiğimiz DNA diziliminin büyük kısmı protein bilgisi kodlamayan bazlardan oluşur. Bir diğer etkense, alternatif kırpılma [alternative splicing] olayıdır. Alternatif kırpılma, hücredeki şartlara göre bir geni oluşturan ekzonların tamamının değil de, her seferinde sadece belirli bir fonksiyonel kısmının proteine dönüşmesi durumudur. Yani, elinizdeki DNA dizilimine bakarak hücrede tam da bu dizilime uygun bir proteinle karşılaşamayabilirsiniz. Proteinlere ilişkin bahsedilmesi gereken son durum ise, proteinlerin 3 boyutlu dünyada var olduklarıdır. Çeşitli tarihsel nedenlerden ötürü DNA dizilimlerine uzun ve ince bir veriymiş gibi davranmayı severiz: böyle bir basitleştirme bazı kavramlara daha kolay hakim olmamızı sağlar. Ancak atladığımız nokta, gerçekte DNA'nın hücre içerisinde 3 boyutlu olarak yer aldığıdır. 3 boyutlu konum ve şekil bilgisi DNA'nın hangi bölgelerinin etkin olacağı başta olmak üzere birçok özelliğini etkiler, yine de mevcut bilimsel yaklaşımda bunların birçoğunu gözardı ederiz ve bu durum görünüş itibariyle bize çok da fazla bir zarar vermez (gerçekte, belki de açıklayamadığımız birçok mekanizmayı anlamamıza engel oluyor olabilir). Ancak konu protein olduğunda durum tamamen farklıdır: aminoasit dizilimi bilgisi göreceli olarak çok daha az faydalıdır ve bir proteine ilişkin söz söyleyebilmek için o proteinin (veya alternatif kırpılma sonucu ortaya çıkan başka bir şeklinin [variant]) 3 boyutlu yapısına ait bilgiye kesinlikle ihtiyacımız vardır. Bu bölümde gerçekleştireceğiniz ikinci çalışma tam da burada karşımıza çıkıyor. CFTR geninin kodladığı protein kaç aminoasit uzunluğunda, ve moleküler ağırlığı ne kadar (bazların aksine, amioasitlerin moleküler ağırlığı büyük oranda değişiklik gösterir)? Bunun yanısıra, 3 boyutlu yapı bilgisine bu protein için ulaşabiliyor muyuz, ve bu 3 boyutlu yapıyı oluşturan fonksiyonel bölgeler/gruplar neler? Son olarak, bu proteinin hücre içerisindeki kontrolü amacıyla kullanılan translasyon sonrası değişiklikler [post-translational modifications] neler, ve ne anlam ifade ediyorlar? Bu bölüme ilişkin gerçekleştirmenizi istediğim üçüncü ve son çalışma ise, CFTR geni için bu bölümde elde ettiğiniz bilgileri P53 ile kıyaslamanız. Bu iki gen bariz bir şekilde bu bilgiler açısından bir farklılık gösteriyor mu, ve bu farklılıkların nedeni ne olabilir? Hücre içi organizasyonda bu farklılıklar ne anlama geliyor olabilir? Başarılar. Ne öğrenmeyi bekliyoruz? - Bugün elde ettiğimiz verilere bir süre sonra tekrar erişmek istediğimizde farklılıklarla karşılaşabileceğimizi, - Genomik ve proteomik bilginin arasında dünyalar kadar fark olduğunu ve tamamen farklı yaklaşımlar gerektirdiğini, - Tek boyutlu veriyle (DNA dizilimi) çalışmanın 3 boyutlu veriyle (protein yapısı) çalışmaya kıyasla çok daha kolay ve yönetilebilir olduğunu, ve - Farklı genlere ilişkin aynı tür bilgileri kıyaslamanın fonksiyonlara ilişkin birçok farklılığı açık bir şekilde ortaya koyduğunu.
d8bb252e779e
[ "c4", "culturax", "hplt2", "vngrs" ]
1997 yılında kurulan Design ID, sektörel dinamiklere, kalite ve tasarıma odaklanan yapısı ile Kore’nin lider ve öncü duvar kağıdı firmasıdır. Design ID, farklı renkleri, zengin desenlerle buluşturan kompozisyonları ile duvar kağıdında geniş bir yelpaze sunmaktadır. Günümüz yaşantısının modern zevklerine göre tasarlanmış koleksiyonlar, yaşam alanlarını görsel bir şölene dönüşmektedir. Vizyonu ‘tasarım odaklı ürünlerde uzmanlaşmak’, sloganı ise ‘tasarım ile ifade etmek’ olan Design ID, yaratıcılığını modern dünyanın içerisinden alan duvar kağıdı tasarımları ile trendleri takip eden, yenilikleri ve güzellikleri yaşam alanlarına taşımak isteyenler için yüzlerce seçenek sunmaktadır.
ee7c1a6e6c38
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Genç araştırmacılara büyük destek Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı ile birlikte bilim ve teknoloji üretebilen nitelikli bilim insanlarının yetişmesine destek verdik. Bilim İnsanı Yetiştirme Destek Programı çerçevesinde, 13 yılın sonunda, 4 kattan fazla gencimize bilimin kapılarını açtık. BİLİMSEL ARAŞTIRMALARA DESTEKLERLE HER GÜN DAHA İYİYE Bilimin gelişmesi ve dünya standartları üzerinde teknoloji üretme hedefimizle TÜBİTAK’ın 2002 yılında 164 Milyon TL olan bütçesini, 2014 yılında 1,9 Milyar TL’ye yükselttik. AKADEMİK ARAŞTIRMA DESTEĞİ TÜBİTAK Araştırma Destek Programları Başkanlığı (ARDEB), 2002 yılında toplam 548 projeye 7 Milyon TL destek verirken, bu rakamı 2014 yılında 2 bin 254 projeye ve 498 Milyon TL’ye çıkardık. SANAYİ ARGE DESTEĞİ TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) ile piyasa rekabetini artırmak, ülkemizin sanayi çalışmalarını desteklemek için; 2002 yılında toplam 363 projeye 36,1 Milyon TL olan desteği, 2014 yılında 2 bin 916 projeye ve 468 Milyon TL’ye yükselttik. BURS VE BENZERİ DESTEKLER Yaptığımız destekler, bilim insanı sayımıza ve üretilen proje miktarımıza da yansıdı. TÜBİTAK Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı (BİDEB), 2002 yılında toplam 1001 projeye 2,6 Milyon TL destek verirken, bu rakam iktidarımız süresinde yıldan yıla artarak 2014 yılında 25 bin 364 projeye, 135,5 Milyon TL olarak gerçekleşti.
09b733196e37
[ "c4", "hplt2" ]
Mengerler Engelli Çalışanlar İçin Kariyer Gününe Katıldı. Tarihinde Mengerler’in proje ortağı olarak katılımsağladığı, Beşiktaş Belediyesi, Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği, Galasaray Rotaract Kulübü'nün koordinatörlüğünde Türkiye'de ilk defa "Engelli çalışanlar için Kariyer Günü" düzenlendi. Ağırlıklı İstanbul olmak üzere Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden Engelliler başarılı engelli çalışanların yaşam tecrübelerinden yararlanma, firmaları tanıma ve iş başvurusu yapma fırsatını yakaladı. Tüm Haberler »
9fbb36d04849
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Büyük Anadolu Girne Hotel 30.000 m2 alan üzerinde kurulu, Kuzey Kıbrıs turizminin başkenti Girne nin en özel bölgelerinden birinde yer almakta olup eşsiz bir manzaraya sahiptir. Misafirlerine sunmakta olduğu yanı başındaki çam ormanı, denizi ve dağ manzarası ile tatilcilerin gözdesi haline gelmiştir. Ayrıca, Her türlü organizasyon faaliyetleri için müsait bir tesis özelliğine sahiptir. Hotelin temiz ve sade odaları sıcak renkler aynı zamanda şık nevresimler ile dekore edilmiştir.60 Standart, 8 Corner suit, 2 Senior suit olmak üzere toplamda 70 oda bulunmaktadır. Tüm odalarda TV, klima, küvetli banyo, direkt hat telefon, mini buzdolabı, internet, halı zemin, kasa, kartlı kapı sistemi, saç kurutma makinesi mevcuttur. Büyük Anadolu Otel oda kahvaltı ve yarım pansiyon sistemde hizmet vermektedir. Sabah kahvaltısı ve akşam yemeği açık büfe şeklindedir. Anatolia Restaurantında ikram edilen açık büfe kahvaltı hizmetinden faydalanırken günün haberlerini yerli ve yabancı gazete, dergilerden öğrenebilirsiniz. Ayrıca Snack Restaurantta havuzun muhteşem manzarası ile kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Akşamları, otelin sunmuş olduğu birbirinden lezzetli Kıbrıs-Türk ve dünya mutfağından oluşan yemeklerin tadına bakabilirsiniz. Sevdikleriniz ile birlikte havuz başında veya denizde eğlenceli vakitler geçirebilirsiniz. Bir diğer alternatif ise otel dışı aktivite olarak yürüme mesafesindeki şehir merkezi ile arabaya bile ihtiyaç duymadan kenti turlayabilir, aynı mesafede birbirinden özel restoran, cafe ve ören yerlerinden yararlanabilirsiniz. Büyük Anadolu Otel'in size uygun toplantı salonlarında her türlü organizeyi yapacağınız ekipmanlarıyla siz misafirlerimiz rahat ve başarılı bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz. Balayı çiftlerine otelimizde; oda süslemesi, İlk gün odaya kahvaltı, müsaitliğe göre havuz tarafı oda, Meyve sepeti ve şarap ikramı yapılmaktadır. Genel alanlarda wi-fi ücretsiz kullanabilirsiniz. Büyük Anadolu Girne Hotel, Ercan Havalimanına 35 km mesafede bulunmakta olup; Girne şehir merkezine 1 km uzaklıktadır. Transfer hizmetide mevcuttur.
69c713aa1c79
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Şehit ve Gazilere vefa borcu • Şehit yakınlarına tanınan istihdam hakkını birden ikiye çıkardık. Bu hakkı kullanabilecekler içerisine şehidimizin eşi, çocuğu ve kardeşinin yanı sıra şehidin anne ve babasını da ekledik. • Terör olayları sebebi ve etkisiyle sakatlanan veya hayatını kaybeden kamu görevlilerini Terörle Mücadele Kanunu kapsamına alarak mağduriyetlerini giderdik. • Şehit olan erbaş ve erlerin anne ve babalarında aranan malullük ve muhtaçlık şartını kaldırdık. • Vazife Malullerinin aylıklarında derece/kademe ilerlemesi yaparak aylıklarını artırdık. • Vazife ve Harp Malullüğü kapsamındaki TSK mensubu ve güvenlik görevlilerinden hayatını kaybedenlerin yakınlarına iki, malul olanlara bir istihdam hakkı sağladık. • Kahramanmaraş’ta; Şehit yakını, gazi, gazi yakını, vazife malulü, vazife malulü yakını ve sivil terör mağduru hak sahibi vatandaşlarımızdan 166 kişi kamuda işe yerleştirilmiş ve 870 kişiye ücretsiz seyahat kartı verilmiştir.
30a119704de5
[ "fineweb2", "hplt2" ]
herkese merhaba, saçlarımı son 3-4 seferdir garnier color naturals 6,34 altın kumral ile boyuyorum. normalde beğenmeyip ya marka ya renk değişikliği yapan biriydim ama bu boyanın öncelikle, kokusunun denediğim diğer boyalar kadar rahatsız edici olmaması ve saç derimde yanmaya neden olmaması tekrar tekrar almamı sağladı. evde saç boyamak kolay bir iş değil, özellikle hayalimizdeki rengi tutturmak çok zor. boyama sonucu ortaya çıkan renk, zemin saç rengine bağlı olarak boya kutusu üzerindeki renkle alakasız olabiliyor. genellikle de daha koyu oluyor. mesela çikolata kahve tonlarında boyayıp siyaha yakın bir renkle karşılaşmak çoğumuzun başına gelen bir durum olsa gerek. o yüzden istediğiniz rengin 2 ton açığını almak mantıklı bir hareket olabilir. boya numaralarının ne anlama geldiğini bilmek bence çok önemli. kutu üzerindeki görsele ya da boya ismine göre değil, numaraya göre karar vermek gerekiyor. 6,34' deki 6 açık kumralı, 3 altını, 4 ise bakırı ifade ediyor. diğer rakamların ne anlama geldiğini kadınlar kulubu'nde verite adlı kullanıcının paylaştığı aşağıdaki tabloda görebilirsiniz. bu boyanın eksi yanı, uygulama tüpünün olmaması. boya ve oksidasyon kremini bir kapta karıştırıp boya fırçasıyla uygulama yapıyorum. eliniz alıştıktan sonra çok da zorlanmıyorsunuz ama yine de arkaları çok iyi boyayamıyorum sanırım=) fiyatı tüplü boyalara göre çok daha uygun tabi, 8-9 lira civarı. bugünlük benden bu kadar, umarım faydalı bir yazı olmuştur. ❤ hoşçakalın ❤
6aae096dab63
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
American Express, 1850'li yılların başında nakit ve önemli finansal evrakları "express" olarak taşıma amacıyla kurulmuştur. Uzun yıllar boyunca finansal hizmetler alanında bir çok yeniliğe imza atan şirket aynı zamanda seyahat hizmetleri seköründe de önemli gelişmelere öncü olmuştur. American Express kart pazarına 1958 yılında ilk ödeme kartı olan "American Express Kart"ı ile girmiştir. 1960'larda üst gelir grubu müşterileri hedefleme kararı alan şirket, 1965'te "American Express Gold Kart"ı, 1980'lerin ortasında ise en üst gelirli müşterilere yönelik ilk "Platinum Kart"ı piyasaya sunmuştur. 1990'larda kredi kartlarını ürün portföyüne katan American Express, 1999 yılında dünyanın ilk şeffaf tasarımlı kredi kartı "Blue from American Express" kartının lansmanını gerçekleştirmiştir. 2000'li yılların başında ise üstün ve benzersiz hizmetler sunan dünyanın en prestijli kartı olan "Black Card" adı ile ünlenmiş "Centurion Kart"ı çıkarmıştır. American Express bugün 75 ülkede 78 ortağı ile faaliyet gösteren uluslararası bir finans kuruluşudur. Kart pazarında özellikle seyahat ve eğlence alanında müşterilerine benzersiz hizmetler sunmaktadır.
91bc30df4c86
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
SNR entegre mobilya, birçok prestijli projenin genel mekan oda ve mutfak-banyo mobilyalarını tasarlamakta ve üretmektedir. Yaptığı projeleri kendi üretim tesisinde üreten SNR Entegre Mobilya, üretiminde en kaliteli malzemeleri kullanmakta ve üretilen her ürünü titizlikle kalite kontrolden geçirmektedir. Montajını üstlendiği her projede konusunda uzman montaj ustaları iç mimarlar denetiminde proje uygulamasını yapmaktadır. SNR Entegre Mobilya, müşteri memnuniyeti temel prensibi ekseninde projeden imalata, kalite kontrolden montaja büyük bir titizlikle çalışmakta ve her zaman daha kaliteli üretim anlayışı için teknolojik gelişmeleri çok yakından takip etmektedir.
910f5e8f57ea
[ "fineweb2", "hplt2" ]
16. yüzyılda İngiltere’de başladığı düşünülen briç, Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından 1998 yılında zihin sporu olarak kabul edilmiştir. Etik davranış, ortak düşünme, konsantrasyon, rekabet, mücadele ve dayanıklılık gibi unsurları içeren briç, analitik düşünmeyi sağladığı gibi zihni de geliştirir. Üniversitelerde yıllardır seçmeli ders olarak okutulan briç, her yaştan oyuncuya hitap edebilen tek spor dalıdır diyebiliriz. Bedensel engelliler, diğer yarışmacılarla aynı koşullarda ve eşit şartlarda briç oynayabilirler. Görme engelliler için kabartma yazılı oyun kartları bulunmaktadır. Dünya briç platformunda Türkiye briç adına pek çok başarı kazanmış, fakat, bu başarılar basında yer almadığı için duyurulamamıştır. Çok sayıda oyuncumuz dünyaca tanınmakta olup, çeşitli yurt dışı yarışmalarına davet edilmektedirler. Bu başarıda, Dr. Nevzat Aydoğdu başkanlığında görev yapan Türkiye Briç Federasyonu’nun da payı çok büyüktür. Briç öğrenmek için asla geç kalmış sayılmazsınız. Yaşınız ne olursa olsun bu sporu yapabilirsiniz. Özellikle, gençleri pozitif yönlendirmek için çok yararlıdır. Ayrıca, doktorların da açıkladığı gibi, briç, insanların “Alzheimer” ve “Parkinson” gibi hastalıklardan korunmasına yardım eder. Türkiye’deki Briç Kulüplerinin sayısı her geçen gün artmaktadır. Mersin’de de Mersin ve Yenişehir Briç Spor Kulübü olmak üzere iki kulüp mevcuttur. Bu yazımızda, Mersin Briç Spor Kulübü’nün bir nolu kurucu üyesi olarak, Mersin Briç Spor Kulübü’nün kuruluş öyküsünden bahsedeceğim. 1982 yılına kadar Mersin’de briç kahve köşelerinde oynanmaktaydı. Bizler de, Hurmalı Han içindeki “Köylü Kıraathanesi”nde oynamaktaydık. Bazı arkadaşlarımız da “Güneş Kahvesi”nde oynarlardı. “Mersin Öğretmen Evi”nde de briç oynanırdı. Daha eski yıllarda da “Mersin Tüccar Kulübü”nde oynandığını da biliyoruz. 1982 yılında yedi arkadaş bir araya gelerek, bu işin böyle gidemeyeceğini düşünerek “Mersin Briç Kulübü Derneği”ni kurmaya karar verdik. Ancak, ortada önemli bir sorun vardı. 12 Eylül Askeri Yönetimi dernek kuruluşlarına pek sıcak bakmıyordu. Sonunda, o zamanki Merkez Komutanı Albay Mete Köksal’ın da yardımlarıyla Adana Sıkıyönetim Bölge Komutanlığı’ndan kuruluş iznini aldık. Bu arada, Mete Köksal Abimizi de rahmetle anıyorum. Ben, Aydın Atilla, Ertan Yürekli, Fevzi İnce, Ahmet Tanrıkulu, Cahit Temizkan ve Kemal Etiler’den oluşan kurucu heyet olarak göreve başladıktan sonra, ilk işimiz, dağınık briç oyuncularını bir araya getirmek oldu. Kulüp, çok sayıda yer değiştirdi. Üyelerin briç kültürü ve bilgisi hızlı bir şekilde gelişti. Eğitim çalışmalarına önem verildi. Bir taraftan da sistemli briç yerleştirildi. Mersin Briç Spor Kulübünün önemli özelliklerinden birisi de, Deniz Kuvvetleri muhribinde briç turnuvası düzenleyen 1ilk kulüp olması. Türk Donanma Tarihine geçen ve seyir defterine işlenen bu etkinlik, unutulmaz bir hatıra olarak belleklerimizdeki yerini korumaktadır. Bugün gelinen noktada, Mersin Briç Spor Kulübü, üç katlı kendi mülkü olan modern binasıyla, Türkiye birincileriyle, Türkiye’nin en başarılı briç kulüplerinden biri konumundadır. Mersin Briç Spor Kulübü’ne çok sayıda başkan ve yönetici gelip geçti. Hepsinin de önemli katkıları oldu. Emeği geçen tüm arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Ama, bir kişiye de özel bir teşekkürüm var. Kulübün bugünkü başkanı Deniz Türkoğlu’na. Deniz Hanım, kararlı duruşu ve yönetim becerisiyle Mersin Briç Spor Kulübü’nün modern bir binaya kavuşmasının baş mimarıdır. Elbette, yapılanlar yeterli değil. Daha çok oyuncunun kazanılması, sürekli briç eğitiminin niteliğinin yükseltilmesi ve üniversite gençliğinin briç masalarına çekilmesi öncelikli konular olmalıdır.
8d3238af99a5
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Emay Korse Emay seamless üstün teknoloji ile üretilmiştir. Dikişsiz emay seamless ürünler vücudunuzu bölgesel olarak zayıflatır, sıkılaştırır ve vücudunuza şekil verir. Antibakteriyeldir. Mantar oluşumunu engeller. Vücudunuz nefes alır ve terlemeyi önler. Emay seamless ürünler vücudunuzu rahatsız etmez. Dikişsiz yapısı sayesinde her türlü kıyafetin altına rahatlıkla giyilebilir. Yeniliklerden Haberdar Olmak İçin Bültenimize Kaydolun Online Çamaşır © 2017 | Bu site RGS Yazılım® E-ticaret sistemi ile hazırlanmıştır
4f11a8058912
[ "fineweb2", "hplt2" ]
3 Mart 2014 Pazartesi UMKE..ULUSAL MEDİKAL KUTARMA EKİPLERİ Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri (UMKE) gönüllü sağlık personellerinden oluşan, özel eğitim almış sağlık ekipleridir.Amacı; her türlü afet durumunda yeterli ve nitelikli sağlık hizmeti sunabilmek, yurt ve dünya çapında afetzedelere yardım etmektir. Gönüllülük esasına dayalı olan bu sistemde sağlık sektöründe çalışan doktorlar, acil tıp teknisyenleri, ebeler ve hemşireler gibi sağlık çalışanları yer alıyor. Acil durumlarda afet durumlarında çalıştıkları işlerini bırakarak ekipleriyle birlikte afet bölgesine giden gönüllülerin görevi enkaz altına kalarak yaralanan kişilere ilk müdaheleyi yapmak. Sivil savunma ve kurtarma ekipleri enkazda yaptıkları çalışmalarda bir yaralının yerini belirledikleri sırada görev UMKE gönüllürine devrediyor.Sağlık Bakanlığı,Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü,Acil ve Afetlerde Sağlık Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından yürütülen, Afetlerde Sağlık Organizasyonu Projesi kapsamında ,afete maruz kalmış kişilere doğru ve çabuk müdahale ederk,ölü ve yaralı sayısını kabul edilebilir rakamlara indirgemek amacıyla 2004 te kurulmuştur. Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom)
31ff4cb59806
[ "c4", "culturax", "hplt2" ]
Merhaba arkadaslar.11 Mayista bütün Danismentliler olarak toplanip, geleneksel olan hidirellezi her sene mangal yaparak kutlariz.Bu senede bütün köylülerimizle beraber,Lünen´de bir parkta kutladik.cok güzel bir gün gecirdik.Uzun zamandir görüsemedigimiz köylülerimizle hasret giderdik.Yidik, ictik,top oynadik,muhabbetler ettik,oyunlar oynadik ve tekrar ayni gün bulusmak üzere ayrildik.Saat 12.00 civarinda baslayan eglencemiz, gece 23.00 civarinda sona erdi.Seneye tekrar görüsmek dilegiyle. Mangallarimizi yerken. köylülerimizin bir bölümü.Ve cocuklarin yarisi. Karagöz ´lerin erkekleri. Esim ve abisi mangal basinda. yengemle oyun oynarken. Beylerin baklavalari getirisleri. Ve baklava tepsileri.
03cc80fbf041
[ "fineweb2", "hplt2" ]
28 Nisan 2014 Pazartesi Sevgili Günlükcüm / 9 28.o4.2o14 / Pazartesi Sevgili Günlükcüm , Yoğun iş temposundan mümkün olduğunca blog yazmaya çalışıyorum ama bu hafta ki yoğunluk , olmaz olsun :) Yine de Halil Sezaiden İsyeann moduna geçmeyelim , halimize şükredelim. 23 Nisan Çarşamba Sevgilime Çarşı izni vermişler. Nitekim bende ogün izinli olduğum için Sevgilimle internette doya doya konuştuk. Allah yüzümüze gülüyorda bu hafta yani dün (27.o4) tekrar çarşıya çıktı. Dün çok konuşamasakta onu o kamerada görmek o kadar güzel bir duygu ki..Ben her kamerada konuştuğum da sanki yıllar yıllar geçmiş üstünden de ilk defa görüyor gibi heyecanlı oluyorum. Özlüyorum..Bir gün ayrı kalamadığın Sevgilinden 5.5 ayrı kalmak o kadar zor ki.. Allah ikimize de sabır veriyor ve üstesinden geliyoruz bu askerliğin. Mümkün olduğunca mesajlaşıyoruz , mümkün olduğunca telefonla konuşuyoruz. Bu aralar Evlilikten çok bahseder olduk :) 2o15 yılında evliliği düşünmemize rağmen , böyle evlilik muhabbetlerine girince sanki hemen gelir gelmez evlenicez gibi hissediyorum :) Bir mucize olsa da düğünümüz için , ev ihtiyaçlarımız için gökten para yağsa biz de hemen evlensek ne güzel olurdu =P Yine de diyorum ki, geç olsun güç olmasın. Allah evlenenlere yardım eder. 26 Nisan Cumartesi günü sabah 08.30'du uyandığımda o gün için o kadar heyecanlıydım ki :) Müstakbel Kayınvalidem'le birlikte , Kardeşinin yeni doğmuş ikizlerini ziyarete gidecektik :) Sevgi teyzeyle(kayınvalidem) bir kaç kez aynı ortamda olmamıza rağmen ben her seferinde bir heyecan yaşıyorum sormayın gitsin..Eh bir de ilk defa Serhatım olmadan bir yere gidecektik. Sevgilimde heyecanlıydı ne hikmetse :) Serhatımın dayısı ve yengesiyle daha önceden tanışmıştım. Hatta Serhatımın ailesinden ilk tanıştığım kişiler onlardı diyebilirim :) Tek başıma gidiyor olsaydım bu kadar heyecan yapmazdım ama Sevgi teyzeyle gidince heyecanım iki katı arttı.Cumartesi günü erkenden kalktığım için önce kahvaltı yaptım daha sonrasında saçımı başımı düzelttim , kıyafetlerimi seçtim "hımm hangisini giysem" , " bu olmadı ya " "of off hiçbirşeyim yok" bu laf da kadınların klasik lafıdır zaten ;Giyecek hiçbirşeyim yok :) Sevgilime " aşkım alışverişe gidelim mi giyecek hiç birşeyim yok " diyorum " oha aşkım ya varya bir dolap dolusu kıyafetin" der :) En sonunda pantolon üzerine bir bluz beğendim de giyindim.Hafifte bir makyaj yaptım.Hazırdım :) Saat 13.00'a doğru evden çıktım Ümraniye Santralde Sevgi Teyzeyle buluşacaktık. Ben biraz erken gittim neyse ki Sevgi teyze de iki dakika sonra geldi. Sarılma, öpüşme faslından sonra yola koyulduk.Sohbet, muhabbet koyulaştı bir yandan sevgilim mesaj atıyor. "Ne yapıyorsunuz aşkım , nerdesiniz aşkım , ne konuşuyorsunuz aşkım " diye :) Sevgilime de yetmeye çalışıyorum bir yandan . Yarım saatin sonunda Tarık abilerin evindeydik. "Merhaba nasılsınız " muhabbetlerinden sonra ben bir köşede kıvrılmış hanım hanımcık duruyordum Sevgi Teyze yanına çağırdı.Beraber gelin kaynana oturduk :) Gittiğimizde bebişler uyuyordu :) Baktık odadan bir ağlama sesi :) Menümüz ; Peynirli Poğaça , Sade ve Patatesli Katmer, Kısır , Makarna Salatası ve En bir sevdiğim Etli yaprak sarması :) Maşallah..! Ela Ela hanım uyanmış daha üç aylıklar zaten bir süre küvezde de kaldılar. Ama bu diğerine göre daha küçük kucağıma aldığımda o kadar korktum ki..bir de bir bakışı var.. " Cazgır " diyorlar :) Çok fenaymış. Hanım anne sütü istemiyormuş , hanım sürekli ağlıyormuş , hanım uyumuyormuş :) Elif daha uysalmış ve daha topluymuş :) Zaten gördüğümde direk yanaklarını ısırasım geldi. Maşallah..! Elif Ela hanımı uyutmak biraz güç oldu. O uyuduktan bir 10 dakika sonra Elif hanım uyandı :) gittim minicik ellerini sevdim,baktım bana gülümsüyor gülay yengeye de " bende esmerim ya kan çekti " diyorum :) İkizler ama birbirinden zıt ikizler Ela daha açık Baba tarafı gibi , Elif daha esmer Anne gibi. Zaten Elif anneye benzeyecek bu belli oldu :) Elif hanımı bir güzel uyutmaya çalışırken diğeri de uyanmaz mı :) Allah yardımcısı olsun Gülay Yengenin :) Çok zor.. Bu zamanda tek çocuğa bile bakmak zorken ikisi bir arada Allah güç kuvvet sabır versin diyorum :) He bu arada Gülay Yengenin Annesi Hatice Teyze de "Sevgi , iki hafta sonra keşkek yemeye gel , ama bu kızı da getir " dedi :) Ay bir utandım , bir sevindim ..Sevgilimde " aileden oldun " diyordu da inanmıyordum :) Bir de artık rahatım her ne kadar utansamda , heyecanlansam da onlar benim ailem olacak bu yüzden bu duruma alışmam lazım. Eh ilerleyen zamanlarda Sevgi Teyze demek yerine bir de Anne demem gerekecek . Nasıl zorlanıcağımı şimdiden tahmin edebiliyorum :) 27 Nisan Kumral Kuzum Ekrem'in doğumgünüydü . Ailecek bu hafta da orada toplandık :) Pastayı götürme işi gene bana düşmüştü. Şu maytapları da sevemiyorum ya :) Kokusu fena pastaya siniyor. Yemekler yenildi , pasta kesildi..Sırada hediyeler vardı :) Maşallah tüm aile anlaşmış gibi hepimiz Lego almışız.Zaten Lego istiyordu ama herkesinde alacağını tahmin edemedim açıkcası :) Ben Uçaklı Lego aldım , Teyzem Ev'li Lego , Dayım ( Ekremin babası) Starwars'lu Lego , Anneannesi Trenli Lego :) Daha da çeşit çeşit vardı ama ben aklımda bu kadarını tuttum. Sadece Emre " Uzaktan kumandalı Araba " almış bir de Ekremin arkadaşı " Fenerbahçe Topu" almış :) Bir günlüğün daha sonuna geldik :) İş yoğunluğundan dolayı kısa kesiyorum :) Saygılar.. Şafak : 43 / Kütahya Kaydol: Kayıtlar (Atom)
a0ffae74b778
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Rus Mutfağı ve Lezzet Dolu Detayları Rus mutfağı, çok geniş bir bölgeye yayılan bir kültür olduğu için ülkenin coğrafi bölgeleri arasında farklılık gösteriyor. Üstelik ülkenin geçirdiği çarlık ve imparatorluk dönemlerinin de Rus yemekleri üzerinde büyük etkileri görülüyor. Rus yemekleri denince akla ilk olarak balık ve deniz ürünleri geliyor. Ruslar, kahvaltıda dahi balık tüketmelerinin yanında özellikle havyar, karides gibi deniz ürünlerini de hem ana yemeklerde hem de mezelerde kullanıyorlar. Mayonezli balık, havyar dolgulu haşlanmış yumurta gibi tüm dünyada sevilerek tüketilen birçok tarifin kaynağı, Rus mutfak kültürü oluyor. Rus Mutfağı Özellikleri Rus mutfağında farklılık yaratan temel özelliklerden biri, yiyecekleri lezzetlendirmede taze baharatların öne çıkan kullanımı oluyor. Bu yöntemin antik çağlardan beri Rus mutfağında sıklıkla kullanıldığı düşünülüyor. Üstelik, tarhun, anason, nane, dereotu gibi baharatlar, Rusların ünlü içeceği olan votkayı aromalandırmak için de kullanılıyor. Rus mutfağında sıklıkla kullanılan bir başka unsur ise kremalı soslar oluyor. Ülkemizde kullanılan kremalara oranla daha ekşi olan krema; et ürünlerinden sebzelere ve hatta salatalara dek her tarifte kullanılıyor. Rus Mutfağında En Çok Sevilen Besinler Rus mutfağında çorba çokça tercih edilen bir yiyecek olarak öne çıkıyor. Ülkenin soğuk ikliminin de bu tercihte katkısı oluyor. Rusların ünlü "borç çorbası", içinde pancardan patatese kadar her türlü sebzeyi ve et suyunu barındıran, lezzetli ve besleyici bir çorba. Bu çorbanın tarifi, bölgeden bölgeye değişse de tarifinin temel noktasının sebze çeşitliliği olduğu söylenebilir. Rus mutfağında çok kullanılan bir diğer yiyecek ise patates. Patates, ülkede birçok yerde yetiştirilebiliyor ve çoğu et yemeğine de eşlik ediyor. Et yemekleri, yumurta, balık gibi protein açısından yüksek besinler, hem Rus damak tadına uyuyor hem de bu soğuk iklimin gerektirdiği enerjiyi sağlıyor. En Sevilen Rus Yemekleri Rus yemeklerinin arasında en bilinen isim, "borç çorbası" oluyor. İçine şurup ya da reçel yerine havyar konulan Rus usulü pancake'ler de kendilerine haklı bir ün elde ediyorlar. Ülkemizde çoğu yerde ismi Amerikan salatası olarak geçse de haşlanmış patates, havuç ve bezelyenin mayonez ve biraz hardalla karışımından oluşan Rus salatası, tüm dünyada bu isimle tanınıyor. Tütsülenmiş somon ve mersin balığı da Rus mutfağında sıklıkla başlangıç olarak servis ediliyor, imparatorluk döneminden kalma gösterişli sunumları da bu tabaklarda görmeniz mümkün oluyor. Coğrafya olarak ülkemize yakın olsa da mutfağını tam olarak tanımadığımız Rus yemekleri ve Rus tarifleri hakkında bilgi almak, bu tarifleri uygularken kullanabileceğiniz pratik Knorr ürünlerini tanımak için http://www.herkessofraya.com/ adresini ziyaret edebilirsiniz. Read the rest of the Post >
ebe2a67981c4
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Yaz tatilinde bizim ufaklık ile mutfakta sık sık birşeyler pişirdik. Kek, kurabiye, salata yapımı, çorba gibi yemekleri beraber hazırladık. Bunlar tamamen terapisel ve onları mutlu eden etkinlikler olarak düşünebilirsiniz. Tabi çocuğunuzu teşvik edici de olmanız gerekebilir, biz bu konuda hiç sıkıntı yaşamadık çünkü mutfakta olmayı kendisi çok seviyor. Vakit geçirmesine ne çok izin versem de okulda ki yemek kulübüne katılma istediğinden bir türlü vazgeçemiyor Bugün mutfağa girdiğimizde en sevdiği yemeklerden olan makarnayı kendisinin yapmasına izin verdim, sadece kapları ve malzemelerin bir kısmını önüne çıkardım geri kalan her şeyi kızım hazırladı. Sizde çocuğunuzun en sevdiği makarnayı ya birlikte yada kendisinin yapmasına izin vererek onunla keyifli vakit geçirebilirsiniz. işte bizim makarna tarifimiz. Dilara’nın Bolonez Soslu Spagetti Makarnası - yarım paket spagetti makarna - 200gr kıyma - 1 adet küçük kuru soğan - 1 adet sivri biber (koymayabilirsiniz) - 4 adet küçük doğranmış domates yada 4 yemek kaşığı domates püresi - 4 diş sarımsak - 2 yemek kaşığı zeytinyağı - 2 yemek kaşığı tereyağ - tuz, karabiber ve su Haydi yapalım; - Sosun işlemi biraz uzun olacağı için öncelikle sosu yapmaya başladı Dilara. Soğanı yemeklik doğradı, iri yamuk olması hiç problem değildi bizim için hayatında ilk defa soğan doğramanın hazzını yüzünde görmek çok keyifliydi. Zeytinyağını tavaya 1 yemek kaşığı kadar koyup, yağda soğanları soteledi hafif, ardından kıymayı da ilave edip hepsini birden kıyma pişinceye kadar kaşıkla karıştırdı. Onun üzerine doğradığı sarımsak, sivri biberi ekledi 1 dakika daha soteledi. 4 yemek kaşığı domates püresini dökerken sosun içerisine etraf biraz kirlendi domates sosunuz yoksa, küp küp doğranmış domates hazırlayıp sosa ilave edebilirsiniz. En son karabiber ve tuzu ilave etti ve 2 dakika daha kısık ateşte karıştırdı. Sosumuz hazır. - Dilara pişireceği makarna için; derin büyük bir tencereye su doldurdu ve kaynattı, meraklanmayan sevgili anneler ben tüm aşamalarda onun yanındaydım Kaynama işlemi tamamlanınca 1 tatlı kaşığı tuz ve 1 yemek kaşığı zyağı ilave etti, makarnayı içine atıp karıştırdı. Evinizde makarnayı al dente kıvamına uygun yemek istiyorsanız 7 dakika, biraz daha yumuşak kıvamlı seviyorsanız, 12 dakika pişirme süresine sadık kalın. Biz diri sevmiyoruz. Gidip saatinin alarmını 12 dakikaya kurdu, ara ara da makarnayı karıştırdı. - Pişen makarnayı süzdürmedi suyunu az miktarda koymuştuk, ama suyu çok olsaydı bu işlemi ben yapacaktım zaten. Pişirdiği makarnanın üzerine hazırladığı sosu döktü. Biraz dinlenmesini bekledik ve tabağımıza aldık, kıydığım maydanoz ile tabağını süsledi, fotoğraf çekebilmem için tabağını benimle paylaştı hatta tabağın pozunu kendisi ayarladı ben sadece fotoğrafladım
e1ccc4259d50
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Kendime inanamıyorum ... Vitaminperver bir insan oldum çıktım :) Tamam her zaman severim otu, sebzeyi falan da meğer pıtırın ne hatrı varmış. Bilseydim böyle sağlık totemi olacağımı önceden çağırırdım pıtırı...5. aydayım ve 2 kilo vermiş şekilde devam ediyorum pıtırlı yolculuğuma, meğer keramet ondaymış :) Bu salata da bir akşam yemeği menümden. Ben pek elmasever bir insan değilimdir. Yani elmayı severim de kurabiyenin, tartın içinde :) Öyle katur kutur yiyemem elmayı, içim bir fena olur. Ama dedim şöyle bir salatanın içine doğrayayım belki kaydırırım :) İyi ki de yapmışım, elim alıştı sürekli bu salatadan yer oldum , bu vesile ile de elma tabii ki. Bugün sofranızı farklı bir salata ile renklendirmek isterseniz, muhakkak deneyin derim. Ayrıca rejimdeyseniz süper tok tutuyor bu da ayrı bir güzelliği. Ben oca bir kaseyi tek başıma bir öğün niteliğinde yiyorum çok da güzel gidiyor vallahi. Malzemeler: - İnce doğranmış kıvırcık yaprakları (marul ya da göbek salata da kullanabilirsiniz) - 1 adet yeşil elma - 3-4 yemek kaşığı konserve mısır - 1 kase rendelenmiş gravyer peyniri (farklı bir peynir de kullanabilirsiniz; hafif tatlımsı bir tadı olduğu için gravyer elmanın ekşiliğini dengeledi) - Tuz - Zeytinyağ - Limon Not :Siz daha da çeşitlendirebilirsiniz evdeki malzemelerinize ya da arzunuza göre. Yapılışı: - Elmaları soyup minik küpler halinde doğruyoruz. - Salata kasemize ince doğradığımız kıvırcıkları, üzerine elma ve mısırı koyuyoruz. - Zeytinyağ-limon ve tuz ile soslandırıp son olarak rendelenmiş peynirimizi serpiyoruz. Afiyetle ve en önemlisi sağlıkla,
c5c21123fa41
[ "c4", "fineweb2", "hplt2" ]
18 Haziran 2013 Salı ENZİMLERİN YAPISI Enzimler protein yapılı organik moleküllerdir. DNA'daki kalıtsal bilgiye(gen) göre sentezlenirler. Enzimler yapısına göre basit ve bileşik enzim olarak ikiye ayrılırlar. Basit enzimler: Sadece proteinden meydana gelir. Metabolik aktivite için yardımcı kısma gerek duymaz. Pepsin ve üreaz bu tür enzimlerdir. Bileşik enzimler: Protein ve yardımcı kısımdan oluşurlar. Birçok enzim etkinlik gösterebilmek için apoenzim adı verilen protein kısım ile kofaktör adı verilen protein olmayan moleküllere ihtiyaç duyar. Kofaktörler organik veya inorganik yapılı olabilir. Enzim aktivitesinde görev yapan Fe+²,Mn+², Mg+² ve Zn+² vb. iyonlar inorganik kofaktörlerdir. Kofaktörler organik bir molekül ise koenzim adını alır. B grubu vitaminlerin çoğu koenzimlerin önemli bir parçasını oluşturur. Bileşik enzimlerde apoenzim etki edeceği maddeyi belirlerken, koenzim yada kofaktör kısmı enzimlerin esas iş yapan bölümünü oluşturur. Bu kısım enzimlerin protein olan bölümünden daha küçüktür. Besinlerle beraber yeterli oranda vitamin ya da mineral alınmazsa, bazı enzimler iş göremeyeceğinden metabolik aksaklıklar sonucunda bazı hastalıklar ortaya çıkar. ***UYARI*** Bir apoenzim, belirli bir koenzim yada kofaktörle çalışır. Fakat bir moenzim ya da kofaktör birden fazla apoenzimle çalışabilir. Bu nedenle hücrelerde bulunan apoenzim çeşidi, koenzim ya da kofaktör çeşidinden fazladır. Kaydol: Kayıtlar (Atom)
66645ed61d53
[ "c4", "fineweb2", "hplt2" ]
Ortaçeşme Tıkanıklık Açan TesisatçıOrtaçeşme tuvalet açma tamircilerimizin uygulama ve yardım etme fırsatı buldukları bir konu pisuar tıkanıklıklarıdır. Bildiğiniz gibi sıvı atık uzaklaştırmak için kullanılan ve katı cisimlerin örneğin sigara ve kağıt gibi ürünlerin atılmaması gereken bir kısım olup bunları açmak için sizlere yardımcı olabiliriz. Ortaçeşme tlavabo açma işlemimizde kesinlikle pisuarları kırmadan parçasını çıkartarak ve gider içine cihaz göndererek o kısımlarda kamera ile de minik bir gözlem yapma fırsatı bulma kısmına gelirsek tazyikli su gönderme şeklinde adım ile hızlıca atıkları uzaklaştırma fırsatımız var demektir. Ayrıca pisuarlardan kaç tanesi yan yana olursa olsun hep aynı gider kısımlarını kullanır ve arzu ederseniz hepsi için tek tek bakımlarını yaparak tamamen sorunsuzluğu yeniden getirebiliriz. Ayrıca pisuar üzerine atılan ve kokuyu önleyen minik top şeklindeki ürünler konusunda asla çok ucuz olanlarını almamanızı ve kaliteden şaşmamanızı öneriyoruz. Bazen aşırı miktarda, 10’dan fazla bu ürünler eklenir ve minik deliklerden başlayarak aşağıya düşmesi ve sigara izmariti gibi ürün artıklarının da bilerek o deliklerden içeri atılmasından dolayı maalesef sorunun ana kaynakları ortaya çıkabiliyor. Bizlerin düşüncesi ve metotları arasında maddeleri dışarıya tek tek çıkartmak son derece zor gelebilir ve aşma konusunda kesinlikle daha pratik olan ne kadar atık madde varsa onları bir an önce metrelerce alt kat ve aşağı eğimli kısımlara göndermek vardır diyebiliriz. Ortaçeşme tıkanıklık açma ile birkaç hafta yani kısa bir zaman sürecek sorunsuzluk değil ve atıklardan tamamen kurtulmuş bir tesisat vaat edebiliriz.
28cf4c1482b1
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Yakacık tuvalet açma ile sorun tespiti uzman ve profesyonel şekilde yapılmakta, servis kaydı bilgisayar sistemlerimizde kaydedilmekte ve beğenmediğiniz servis çalışmasının tekrar yapılmasını isteyebilmektesiniz. Tuvaletlerdeki atıkların miktarı aslında ne kadar sürede yakacık tıkanıklık açma ustalarımızca açılabileceğini gözler önüne sermektedir. Bizler birkaç farklı sorunu sizlere anlatarak süreleri de ifade edelim. Örnek olarak apartman dairelerindeki 1 ya da 2 tane tuvaleti açmamız 30-60 dakika içinde bitirilebilmektedir. Elbette boru içi maddelerin az olduğu sistemlerde bu süre daha da azalabilir. Tuvalet kabinlerinin çok sayıda olduğu ve gider içlerinin tamamen tıkandığı bir bina düşünelim. 5 tane tuvalet kabini yan yana duruyor ve en kötüsünü düşünerek hiç bir kabini kullanamıyorsunuz. Tuvalet gider içlerinden cihazlarımız ile o maddeleri tazyikli su ve kimyasal ile yumuşatarak son girişim olarak kanal açma cihazını da kullanarak hızlıca gider içinde çözünmesini sağlamak aslında bizler için zor ve meşakkatli bir işlem değildir. Genelde bu sorun içinde 1-2 saat gibi kısa bir süreç yeterli olmaktadır. Yakacık tuvalet tıkanıklığı açma çalışmalarımız güler yüzlü personelimiz ve tesisatlara önem veren, zarar görmesini engelleyen yapımız ile devam etmektedir.
f06b686f4af8
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Ihlamurkuyu tuvalet tıkanıklığı açma firması olarak tıkanıkları kırmadan robotla sadece 99 TL ye açmaktayız. Tuvalet tıkandı ise bizi aramanız durumunda profesyonel bir şekilde hizmet alabilirsiniz. Tuvalet açma , lavabo tıkanıklığı açma hizmeti robotik cihazlarla 99 TL ye hizmet verilmektedir. Kırmadan Dökmeden Tıkanıklık Açma Hizmeti Ihlamurkuyu tuvalet açma için rekabet içinde olduğumuz 100’lerce firma vardır fakat içlerinden pek azı bizim kullandığımız gelişmiş ve orijinal ürünleri kullanmaktadır. Fiziksel müdahale yani atığın içine girilmesi ve birkaç tur döner başlık (kanal açıcı) sistemin çalıştırılması ve bunu görerek yapmamız ne kadar etkili olduğunu yazımızın devamında sizlere anlatacağız. Ihlamurkuyu tuvalet tıkanıklığı açma için sifon kullanımından sonra atıkların gitmekte zorlanması, biraz parçalanması ve kahverengi tonlardaki suyun klozeti nerdeyse taşıracak seviyeye gelmesinden sonra en modern çözüm tekniği kanal açıcı sistemi kullanmaktır. Bunu yöneten personelimiz olup işçilik garantisini sunarak boru içinde ışık, kamera, yüksek hassasiyet ve hareketlilik içerisinde atık araştırma, parçalama ve uzaklaştırma için döner başlık ile tazyikli su ekipmanları kombineli kullanılmaktadır. Bu cihazı yönlendiren, araştıran, uygulayan tesisatçı olup ne kadar tecrübeli olursa boru içinde hasar bir o kadar azalacaktır. Ihlamurkuyu tuvalet açma için bu cihazın kopyaları olabilir ve tecrübe eksikliği nedeni ile farklı firmalar aynı hizmeti sunamayabilir. Bu nedenle bu işte uzun senelerdir pratik ve saha tecrübesinden fazlası ile faydalanan şirketimizi tercih edebilirsiniz. Ihlamurkuyu tuvalet tıkanıklığı açma ve atık kaçağı birlikte onarılabilen bir işlemdir ve klozetin olduğu bölgede tavan kirişlerinden yada tavanın altındaki fayanslardan atık sular geliyorsa üst komşunuzun atık hatlarında maalesef sızıntı vardır ve tadilatı ne kadar minimize edilmesi önemli ise bunu başarabilecek ekipmanımız da bizimle beraber evinize gelecektir.
153c9cd9e20f
[ "c4", "culturax", "hplt2", "vngrs" ]
Tuvalet tıkanıklığı açma kırmadan robot cihazlarla İSTANBUL geneli tuvalet açma hizmeti verilmektedir. Avrupa ve Anadolu Yakasında 6 şube 9 servis aracı ile aynı gün içinde hizmet vermekteyiz. İski kanal açma yetki belgelerimiz vardır. Tıkanıklık açma hakkında ayrıntılı bilgi için size en yakın ofisimizi arayınız. 13 Mayıs 2015 Çarşamba sefakoy lavabo acma 99 TL Hemen ulaşmak için : 0 533 355 94 93 Sefaköy tuvalet açma Sefaköy lavabo gideri açma Sefaköy dider açma Sefaköy klozet tıkanıklığı açma Sefaköy tuvalet açma: Sefaköy bölgesinde 7/24 tuvalet tıkanıklığı; kırmadan dökmeden yurtdışından ithal ettiğimiz özel robot makine sayesinde ve uzman kadromuzla kesintisiz garantili olarak tuvaletinizi açıyoruz tuvalet açma konusunda çok iddialıyız mahalle tesisatçıları gelir kırar size bir dünya masraf çıkarır ve bir sürü tadilat biz bu işi 15 dakika ile 30 dakika arasın da sorunsuz halledip hizmetinize sunuyoruz. BAŞLICA HİZMETLERİMİZ klozet açma gider açma lavabo açma pimaş açma lavabo açma wc gideri açma tıkalı boru açma süzgeç açma klozet tıkanıklığı açma logar açma tıkalı gider açma banyo gideri açma Su tesisatı kat kaloriferi doğalgaz tesisatı musluk tamiri duş kabini montajı lavabo montajı küvet montajı banyo dolabı montajı batarya montajı sıcak su tesisatı kanal açma hizmetleri radyatör montajı petek temizleme klozet montajı klozet iç takımı tamiratı gibi işlerimde hizmet sunuyoruz çözüm tesisattı çekinmeden gecede arayabilirsiniz sınırsız hizmet anlayışı ile biz bu yola çıktık . Sefaköy tesisatçı Sefaköy su tesisatçısı Sefaköy tesisat Sefaköy kana açma
4f24b485f21d
[ "c4", "hplt2" ]
SEBAMED SUN CARE SPF50 GÜNEŞ KREMİ 75 ML Güneşten Tam Koruyucu ve Bakım Kremi. Ultra koruyucu ve bloke edici krem cildi güneşin zararlarına ve yaşlanmaya karşı korur. Çok hassas ve güneşe dayanıksız ciltler içindir. Avena strigosa nemlendirici kompleksi, bünyesindeki depo efekti ile derinin elastikiyetini korumak için, 24 saat boyunca yoğun nemlilik sağlar.6 saate kadar suya ve tere dayanıklıdır. Özellikle yüz, eller ve vücudun kuruyan bölümlerinin koruması için kullanılabilir, makyaj ile birlikte kullanılır. Yüksek etkili UVA/UVB filtre sistemiyle kombine olan mikro-pigmentler, güneş ışınlarının oluşturduğu zararları ve deride oluşan tahrişleri engeller. Güneş etkisiyle oluşan pigmentasyona, lekelere ve erken yaşlanma belirtilerine karşı etkilidir. Yenilenen provitamin B5 ve E vitamini ile yaşlanmaya karşı hücre koruması sağlar. Kolayca uygulanabilir, yağsızdır, beyazlatıcı etkisi yoktur. Şehir yaşamında, sporda ve plajda kullanılabilir. Kuma karşı dayanıklıdır. Kokusuz ve alkolsüzdür. PH 5,5 değeri ile cildin doğal koruyucu tabakasını kuvvetlendirir, cildi pürüzsüz yapar. KULLANIM ALANLARI: Çok hassas ciltlerde, güneşe ilk defa çıkanlarda, açık renk gözlü, açık renk saçlı, çilli, cilt üzerinde lekeleri olanlarda, bebek ve çocuklarda , çok uzun süreli güneş banyolarında kullanılır. KULLANIM ŞEKLİ: Güneşe çıkmadan en az 30 dakika önce sürülmeli ve güneşte kalış süresine göre 2-3 saatte bir tekrarlanmalıdır. ETKİSİ: UVA ve UVB ışınlarına karşı çok etkin bir koruma sağlar.İçerdiği E vitamini sayesinde, cilt hücrelerini korur ve cildin erken yaşlanmasına engel olur.Cildi nemlendirerek ve koruyarak kurumasını önler. Çil ve lekelerin önlenebilmesi için sürekli kullanılmalıdır. ÖZELLİKLERİ: Ph 5,5 değeri, cildin koruyucu asit mantosunu destekler ve güçlendirir. Dermatolojik olarak test edilmiştir.Suya dayanıklıdır.Kanserojen hiçbir madde içermez.Güneş koruyucu faktörü (SPF) , COLIPA metoduna göre hesaplanmıştır. AMBALAJ ŞEKLİ: 75ml Güneş ışınları bir süre sonra vücut yüzeyinde çeşitli sağlık problemlerine neden olmaktadır. UVA ve UVB ışınlarına karşı bir koruyucu bakım ürünü kullanılmadığı takdirde, cilt kanserine varan birçok sorun ortaya çıkabilmektedir. Diğer Sebamed ürünleri gibi geniş bir koruma imkanı sağlayan; Sebamed Sun Krem SPF50+ Güneş Kremi 75ml cildin koruyucu asit mantosunu geliştirerek daha güçlü bir yapıya sahip olmasını sağlar. Kanserojen hiçbir madde içermeyen ve suya karşı dayanıklı olan bu ürün; dermatolojik olarak test edilmiştir. Yapısında bulunan E vitamini sayesinde, cilt hücrelerini korumaya yardımcı olarak, cildin erken yaşlanmasının önüne geçer. Dengeli bir şekilde cildi nemlendirerek, kurumayı önler. Çil ve lekelerin önlenebilmesi için sürekli kullanılmalıdır. Güneşe çıkmadan 30 dakika önce kullanılması gereken bu ürün ayrıca güneş altında kalınan süreye bağlı olarak 2-3 saatte bir tekrarlanmalıdır.
1e9841963f4e
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Özürlü Durumu Erken Emekli Eder Ben sakatlığımdan dolayı askerlik yapmadım. Erken emekli olabilir miyim? 5...340122 Sayın Okurum, özürlü durumundan emekli olabilmek için en az % 40 oranından fazla özrünüzün olması ve bunu hastane raporu ile belgelemeniz şarttır. İş bununla da bitmiyor. Özrünüzün yüzde oranının ne olduğu, ilk işe başlama tarihiniz, ödemiş olduğunuz prim gün sayısı ve kaç yıllık sigortalı olduğunuz da önemli. Bu nedenle şu anda aylık alıp almayacağınızı söylememiz yanlış olur. Vergi indiriminden faydalanabilmeniz için bağlı olduğunuz vergi dairesinden (Maliye) hastaneye sevk isteyebilirsiniz. İşyerimizde 3 yıldır çalışan bir arkadaşımız işten ayrıldı. Arkadaşımız 3 yıldır izin kullanmadı. İzin parası ödeyecek miyiz? 5...768557 Nolu SMS: İş kanununa göre İş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde yani tazminat verilip verilmeyeceğine bakılmaksızın işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenir. 42 günlük ücreti tutarında izin parası ödenmesi gerekir. Sayın Okurum, iki türlü emekli olabilirsiniz. Birincisi 5000 günü tamamlarsanız tam emekli, ikincisi 3600 prim günü tamamlayıp kısmi emekli olabilirsiniz. Ancak kısmi emekli yani 3600 günden emeklilikte ince bir noktaya değinmek istiyorum. Eğer SSK girişiniz 08.09.1976 tarihi ve öncesi ise 400 gün daha prim ödeyerek 3600 prim günü tamamlayıp hemen emekli olabilirsiniz. Fakat SSK girişiniz 08.09.1976 tarihinden sonra ise bu sefer yaş ve kademeye giriyor ve 60 yaşa tabi oluyorsunuz. Çünkü hem 55 yaşınız hem de prim gün sayınız 24.05.2014 tarihinden sonra doluyor. Bu durumda yine 3600 günü tamamlayarak 05.10.2019 tarihini bekleyebilirsiniz. Bu nedenle SSK giriş tarihiniz çok önem arz ediyor. Sizde yaptığım açıklamalara göre şartlarınızı değerlendirebilirsiniz. NE ZAMAN EMEKLİ OLURUM? 1964 doğumluyum, 1981'den SSK girişim var. Sigorta primim 4200 gün, ne zaman emekli olurum? 5...359507 Nolu SMS: İşe girişinize göre 5075 prim günü tamamlar tamamlamaz emekli olursunuz. Bunun için 875 prim güne ihtiyacınız var. Askerlik varsa borçlanıp prim gün sayınızı arttırabilirsiniz. Ayrıca başka prim ödemeden 60 yaşınızın dolacağı 2024 yılında yaştan kısmi emekli olabilirsiniz. Doğum tarihim 18.03.1965, SSK girişim 01.01.1989, 5500 prim sayım var, askerliğimi borçlanırsam ne zaman emekli olurum? 5...454925 Nolu SMS: SSK girişinize göre 25 yıl, 51 yaş ve 5450 prim gün şartlarına tabisiniz. 8 ay askerlik borçlanıp 50 yaşa tabi olabilirsiniz. 25 yıl ve prim gün şartlarınız tamamlanmış. 50 yaşınızın dolacağı 18.03.2015 tarihinde emekli olabilirsiniz. Kaynak: http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/aliserbetci/2015/09/20/ozurlu-durumu-erken-emekli-eder
42bad27b7486
[ "culturax", "hplt2" ]
MicroSD kart formatı 2004 yılında SanDisk tarafından geliştirilmiştir. Eski ismi TransFlash'dır (T-Flash olarak da geçer). MicroSD, Ağustos 2007 itibariyle piyasadaki en küçük ve en hafif kart formatıydı. - MicroSD kartlar MiniSD kartlara göre daha küçüktür. - MicroSD kartlar uygun adaptör ile SD ve MiniSD slotlarına takılabilir. - Mini SD kartlar uygun adaptör ile SD kart slotlarına takılabilir, ama MicroSD slotlarına takılamaz. Mobil Yazılar: http://mobilyazilar.blogspot.com/ - MicroSD kartların en yüksek okuma/yazma hızı saniyede 10 MB iken MiniSD kartlarda bu rakam 12MB'a çıkar (Ancak yeni MicroSD kartlar daha yüksek hızlar sunabilir). Bu yazı Mobil Yazılar'dan alınmıştır. - İkisinde de content protection (DRM) sistemi vardır. - İkisinde de SD kartlarda bulunan yazma koruması anahtarı yoktur. - Duyurulan en yüksek kapasiteli MiniSD kart 4GB iken MicroSD kartlarda bu rakam 8GB'dır. İlgili linkler: Bir MicroSD kart ne kadar küçüktür?
d387fbf5b109
[ "fineweb2", "hplt2" ]
12 Ocak 2012 Perşembe 531/TÜRK DİLİ İLE İBADET/2 EKLİ. OSMAN TÜRKOĞUZ İzmir;10 Ocak 2010-Ekli,12 Ocak 2012. Bir Osmanlı hayranlığı ve Arap uşaklığına imrenme olayı toplumumuzun başına sarık gibi dolanmış, kadınlarımızı da başlarından yere bağlamıştır. Cumhuriyetimize; 623 senede%3,5 okumuş bırakılmıştır. Fransız asilzadesi François Baron Dö Tott, Macar asıllı bir Fransız asilzadesidir.17 Ağustos 1733’te doğmuş,24 Eylül 1793’te de Macaristan’da ölmüştür.--Macarca adı: Paro Toth Ferenc’tir.-- İstanbul’a Fransız Büyük Elçisi olarak atanan amcasının kâtibi olarak gelmiş, Kırıma Konsolos olduktan sonra da İstanbul’da kalarak topçu sınıfının gelişmesi için Obüs döküm atölyesi kurdurmuş, döktüğü topları kullananlara”Sürat topçuları” adını vermişti. Kont de Bonival’in—Humbaracı Ahmet Paşa’nın-- çizgisini izlemiştir.Osmanlı topçusu paralel atış sistemini bilmiyordu. Osmanlı devlet adamlarına Kâğıthane de bir atış gösterisi yaparken, ateşlenen topların domuz kılı fırça ile silinmesine Defterdar itiraz ederek:”Domuz mekruh hayvandır! Zinhar onun kılı ile topları temizleyemezsiniz, dinimize aykırıdır!”diye diretmiştir. Zor durumda kalan François Baron de Tott: “Yenildiğiniz savaşları bu toplarla kazacaksınız. Evinizi hangi fırça ile badana ediyorsunuz?”Diye sorunca, Domuz fırçası ile yanıtını alarak O kepaze Defterdarı kıçının üzerine oturtmuştur.1773’te”Mühendis hane-i Bahr-i Hümayunu” kurmuş, sonra da” mühendis hane-i Berri Hümayun” kurulmuştur. Bu okullara alınacak öğrenciler sınava tutlmuşlar bir geometri sorusu sorulmuştur: “Bir üçgenin iç açıları toplamı kaç derecedir?”Bir tek öğrenci yanıt verebilmiştir: “Üçgenine göre değişir!” Bir bilime, bir teknolojiye, bir hukuka ve her hangi bir sosyal olaya dini sokarsanız, onları din dondurur ilerlemesini önleyerek hurafeleşmesine neden olur. Onsekizinci yüzyıl, ışıklar yüz yılıdır. Büyük keşiflerin yapıldığı yüzyıldır. Osmanlı dini her tarafa sokarak onları taşlaştırmış ve hurafeleştirmiştir. Esrarkeş ve Civankeş olan Veli! Beyazıt, Astronom Ali Kuşçunun yaratmış olduğu gözlemevini donanma topçusu ile yerle bir ettirtmiştir. Müslüman ülkelerde ve Osmanlı devletinde her şeye hurafeler egemen olduğundan Avrupalı karşısında rezil olmuştur. Gidişatımız hızla o yöne doğrudur. Her millet kendi dilinde ibadet ederken Müslüman ülkeler Arapça batağına saplanarak Arap emperyalizminin tutsağı olmuş, kendi öz benliğini de yitirmiştir. Konuya bu yönünden ve çok geniş bir açıdan bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Osmanlı Ulemasını şu beyit ne güzel bitilmemiştir. “Sorsan Selanik nerdedir bilmez/Bilir amma Cibrillin kanadında kaç tüy vardır!” TÜRK DİLİ İLE İBADET:2 İLGİ: 03 Ocak 2010,tarihli birinci bölüm. “Yunanlılar; İzmir’e çıktıktan sonra, her türlü tecavüzlerini ve melanetlerini yaparlarken; İzmir camilerinde bazı imamlar; SURE’İ RUM’U okuyarak:”Bundan böyle bizi Rumlar yönetecektir. Kur’an’da yeri vardır. Sakın ola ki Rumlara elleşmeyin!” Diye vaazlar vererek, tahtaları dövmüşlerdir.”Besim Atalay, Türk Dili ile İbadet. S.14. “FATİHA SURESİ:”Hamd evrenler sahibi yüce ALLAH içindir,/ ALLAH ki acıyandır, koruyandır, sevendir,/Günü gelince ancak,/O’DUR hesap soracak./Tek sana tapar, senden medet umarız biz,/sapıtmışlar yoluna düşmekten koru bizi,/Doğru yoldan ayırma bizi aman Rabbimiz.” “Gaflet, dalalet ve hatta ihanet içersinde bulunanlara,”Allah ve din ile insanları aldatanlara, dış ve iç destekli hainlere, bir tas çorbaya vicdanlarını satanlara, oyları ile bu dünyada mutlu kıldıklarının öteki âlem masallarının peşinden gidenlere, TÜRKLÜĞÜNDEN UTANANLARA ne söylesem, neler anlatsam inanmaları ve doğru yolu da bulmaları mümkün değildir. Bendeniz; imanını da aklın erdemli emrine verenlere Mustafa Kemal’den selamlar getirmişem. Ostüzü Profesör Dr. Aysel Ekşi,21 Ağustos 1990 tarihli Cumhuriyet Gazetesinde çok anlamlı bir makale yayımlamıştı. Yazının başlığı:”Din Eğitimi Altında Okutulanlar!”İdi.”Arapça bilmeyenlere, dinin ne olduğu, fakirlik ve zenginliğin dini sebepleri! Örnekleri ile vurgulanıyordu.”Evinin önünü süpüren, zengin olurmuş”.Günümüzde; örtülü, mörtülü ödenekleri, kıyıları süpürenlere ait hiçbir dini örnek yok!(7) Diyemeyiz! Örnekler çok ama mütekabiliyet esası olduğu halde, Alman Mahkemelerinin kararları, delil hükmünde bile sayılmamaktadır. Kur’an’ı Kerim, Tanrısal olduğu halde, Ulu Tanrımız, birçok ulusun dilini de surelerinin oluşumunda kullanmış! Her şeyde KARŞILIKLILIK( MÜTEKABİLİYET) esası olduğuna göre; ben, neden ve niçin Kur’an’ıKerimi kendi anadilime çevirtmeyelim! Benim dilimin kelimelerini kullanmak için Ulu Tanrımız benim ulusumdan izin mi almıştır! Hâşâ. Bu ilahi bir iletidir.”Ey! Araptan gayrı uluslar: Ben, anlamaları için Arap kavmine Arapça bir kitap indirdim. Sizin kelimelerinizi kullanarak ilahi emirlerimi ifade ettim. Bu nedenle ve anlamanız için, sizler de indirmiş olduğum bu kitabımı kendi anadilinize tercüme edebilirsiniz!” İleti budur. Dini ve dahi imanı bütün, günün her namaz vakti, camilerden çıkmayanlara soruyorum: “Yüce Tanrımız her şeye kadir ve muktedirdir. LEDÜNİYET ilminin de yegâne sahibidir. İnancınıza göre de, tüm dillerin yaratıcısıdır. Neden Türkçe dua etmiyorsunuz? Neden namazlarınızı anlamadığınız bir dil ile Arapça dualarla kılıyorsunuz?”Genellikle: “Babamızdan böyle gördük!”Savunması açıklamasız kalmaktadır. Bir kaç açık yürekli kimselerden de: “Bakınız Beyim; sordunuz da söylüyorum: Türkçe Kuran okumak bana çok komik geliyor.”Ebu lehebin eli kurusun!” Kurutacak olan Allah değil mi? Benim Hz. Muhammed’in Amcası ile ne zorum var. Dinimizce; ölenlerin arkasından iyi söz söylenmez mi? HZ. Muhammet peygamberliğini ilan edince; Ebu Leheb, oğulları Otba ve Otebe ile evli olan, yeğeni Hz.Muhammed’in iki kızını da boşatmıştı. Ümmü Gülsüm ve Rukiyye. Ümeyye Oğullarından, Ebu Süfyan’ın karısının kardeşi Osman, önce Ümmü Gülsüm ile o ölünce de Rukiyye ile evlenmişti. TEBBET SURESİ bu olay üzerine inmişti: TEBBET SURESİ “Acıyıcı, esirgeyici Allah’ın adıyla başlarım. *1-Ebû leheb’in elleri kırılsın, kendi de yok olsun. *2-O’nu ne malı, ne de parası kurtaramayacak, *3-O alevli bir ateşe atılacak. *4-Karısı o’na odun taşıyacak. *5-Boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olacak.” Sonra; Elem tere keyfe faale Rabbike’nin Türkçesi:” Ebabil kuşları-Dağ kırlangıçları—fil sahiplerinin üstüne balçık çamuru attılar!”Gülesim geliyor, neredeyse dinden çıkasım geliyor. İyisimi, anlamadan dua etmek!”Diyorlar. Ama, bununla anlatılmak istenen bir olgu olmalı değil mi? Diyorum: Tıss! “Anlamını düşünmeden Kur’an okumakta hayır yoktur! Hadisini hatırlatıyorum. Genelde almış olduğum yanıt hep aynı: “Orasını karıştırmayalım Beyim!” Kur’anı Kerimin tamamlanması; Hz: Muhammed’in yirmi üç senesini almış. Bu süreç içersinde de (200)’e yakın ayet te NAKZEDİLMİŞTİR!””Zaman değiştikçe hükümler de değişir,”kuralının uygulanması olarak düşünülemez mi?Sayın Süleyman Demirel’in tespitine göre,Meseller ve Muamelat ayetleri dışında,ibadete ait 230 ayet vardır. Kuran’ı Kerim’in neden Arapça olduğuna dair ayetlere de bir göz atacak olursak; KUR’ANIN MANASINI ANLAMANIN ÖN PLANDA TUTULMUŞ OLDUĞUNU GÖRÜRÜZ. Merhum Mehmet Akif ERSOY; bunu çok güzel vurgulamıştı:”Duvara asmak ve fal açmak için değildir Kur’an!” ARAPÇADAKİ YABANCI KELİMELER! “1935 senesinde; Profesör Arthur jeffery,”Kur’andaki yabancı kelimelerin tetkiki!” adlı önemli bir kitap yayımlamıştı. Bu kitabın bir nüshası Robert Koleji kitaplığında bulunmaktadır. Kitapta Arapçaya girmiş olan yabancı kelimelerin listeleri ve yanlarında tanıkları ve çekimleri bulunuyor. Bu kitaptaki tüm kelimelerin alınması uzun süreceğinden; ben sadece hangi dilden Arapçaya ne kadar kelime girmiş olduğunu belirtmekle yetineceğim: 1-Sümerceden: 5 kelime, 2-Elamcadan: 1 kelime, 3-Akatçadan: 83 kelime, . 4-İbraniceden. 200 kelime, 5-Aramcadan: 25 kelime, 6-Süryancadan: 600 kelime, 7-Nabatcadan: 12kelime, 8-Semutcadan: 6 kelime, 9-Palmirceden: 16 kelime, 10-Habeşçeden: 210 kelime, 11-Kıpıtçadan: 10 kelime, 12-Sanskritçeden: 5 kelime, 13-Bülüçceden: 1 kelime, 14-Eski Farsçadan 11Kelime, 15-Avestadan. 35 kelime, 16-Pazentden. 20 kelime, 17-Pehleviceden. 80 kelime, 19-Ermeniceden: 65 kelime, 20-Yunancadan 180 kelime, 21-Soğutcadan 4 kelime, 22-E.ve Yeni Türkçeden 9 kelime, 23-Latinceden: 14 kelime. “İBN’İ CİNNİ adlı bir yazar, Arapçanın %25 kelimesi uydurma, bir o kadar yabancı kelime de Arapça içerisine kaynaşmıştır!” Diye yazmaktadır.” Arapçada 350kılıç’a ait,550 de buğdaya ait kelime vardır. Arapçanın %17’si deveye,%30’u da kadınlara aittir! Profesör DR. Sayın Süleyman Ateş’in; Milliyet gazetesi okurları için hazırlamış olduğu iki küçük kitapçık vardır. Sayın Ateş; Sureleri iniş dönemlerine göre yorumlamıştır. İlk Mekke dönemindeki sureler, BİREYSELDİR; Hz. İsa gibi bireyin kurtuluşundan söz eder. Medine dönemi sureleri, Hz. Musa tarzındadır. Ve son sureler devletleşme olgusunu işaret etmektedir. Sahihi Buhari’deki ve diğer beş hadis kitabındaki hadislerden de bu olguyu bulmak mümkündür: “Bütün dünya müslümanlarını, Kureyşli müslüman Araplar yönetecektir. Müslüman olmayanları da, kureyşli müslüman olmayan Araplar yönetecektir!” “Cennette, benim konuştuğum dil Arapça konuşulacaktır!” Hüneyin baskınında; paylaşılamayan yağma mallar için,8’inci surenin 1’inci ayeti acilen değiştirilerek 41’inci ayetle yeni bir düzenleme yapılmıştır. Ancak; bu düzenleme ile iktifa edilmemiş, Kur’an hükümleri değiştirilemez diyen Arap Bilginleri! Yağmaya iştirak eden süvariye bir pay, binmiş olduğu Arap atına da iki pay verilmesi karara bağlanarak uygulanmıştır. Yağmaya iştirak eden eşeklere, develere ve katıra yağmadan pay düşünülmemiştir. Tercüme. Mustafa Özcan, İslâm Fıkhı, s.478-479 Mekke döneminde düzenlenmiş olan bir ayete ve diğerlerine bakalım: *“ŞURA SURESİ ,(42’inci sure)7’inci ayet:”ve işte böyle sana-Muhammet- Arabî bir Kur’an vahyetmekteyiz ki Umm’ul Kura’yı(Mekke Şehrini) ve çevresindekileri sakındırasın ve o toplama günü’nün dehşetini haber veresin-onda şüphe yok-,bir fırka cennet’te, bir fırka sair’de(çılgın ateş içinde).” Elmalılı Hamdi Yazır, Kur’an’ı Kerim ve İzahlı Meali. S.482. Görev yapmış olduğum yerlerde, benim camiye gelmemi çok isteyenler oldu: benim görevimin, camiye gitmek olmayıp, camiye gidenlerin ve gitmeyenlerin huzur ve rahatını sağlamak olduğunu bir türlü anlatamadım. Cebimde taşımakta olduğum bu ayeti de kendilerine verdim.”Olamaz böyle bir şey! Günaha giriyorsunuz!” Diye de beni uyaranlar çok oldu. Nah! Kafa! Avrupalara giderek, cami avlularında ümmet’i müslümanları dolandırmadan gırtlağımıza kadar günaha battık!! *YUSUF SURESİ,(12’inci sure),2’inci ayet:”Biz O’NU sana, aklınızı çalıştırasınız diye ARAPÇA bir Kur’an olarak indirdik.!”Kur’anı Kerim Meali,s.214.Yaşar Nuri Öztürk. *İBRAHİM SURESİ,(14’üncü sure),ayet:37.”Biz, görevlendirdiğimiz her resulü ancak kendi toplumunun diliyle gönderdik ki,onlara açık,seçik beyanda bulunsun.bunun ardından Allah dilediğini saptırır, dilediğini de iyiye ve güzele kılavuzlar.Azizdir,Hakimdir O.” *“EN-NAHL-HURMA- SURESİ(16’ıncı sure.103’üncü ayet:”Andolsun ki biz, onların,”Kur’anı bir insan öğretiyor” demekte olduklarını biliyoruz. Nisbet etmeye uğraştıkları adamın dili yabancıdır. Oysaki bu, apaçık ARAPÇA bir dildir.” *TAHA SURESİ(20’İNCİ SURE)113’ÜNCÜ AYET:”Biz o’NU işte böyle, ARAPÇA bir Kur’an olarak indirdik ve onun içinde tehditleri türlü yadelerle sıraladı ki, korunabilsinler yahut ta Kur’an onlara yeni bir hatırlatıcı/hatırlatma sunsun.” *ZÜMER SURESİ,(39’uncu sure),28’inci ayet:”Bunu, eğrisi, büğrüsü olmayan ARAPÇA bir kur’an olarak indirdik ki, korunup sakınabilsinler.” *MAİDE SURESİ,(5’inci sure)67’inci ayet:”Ey! Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’NUN verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni, insanlardan korur. Allah küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez.” *TEGABÜN SURESİ,(64’üncü sure)12’inci ayet:”Allah’a itaat edin; peygamberlere itaat edin; eğer bumdan yüz çevirirseniz bilin ki peygamberimize düşen apaçık tebliğdir.” *ABESE SURESİ,(80’inci sure)17’inci ayet:”Kahrolası insan, ne kadar da nankördür!”Sayın Yaşar Nuri Öztürk’e göre.”Canı çıkasıca insan ne kadar da kötüdür.” Kim ne derse desin; bu ayetlerden bir tek anlam çıkmaktadır: Kur’anın anlamını bilerek ona göre hareket etmesi için, bütün milletler Kur’anı Kerimi kendi dillerinde okumalıdır. Adresime giren bazı gericiler; benden devletlerimizin batmasına, insanlarımızın açlık ve sefalet içinde ölmelerine neden olan masalları geri getirmek için, kendilerine katılmamı istemektedirler. Türk ulusu en mutlu çağını, bu din ve Tanrı ile aldatanlara karşın CUMHURİYET döneminde yaşamıştır. Cihangir Mahlası ile şiirler yazan Üçüncü Mustafa:”Yıkıluptur bu cihan/ sanma ki bizde düzele/Evvab’ı saadette gezenler hep hezele( Saadetler içinde yaşayanlar rezil rüsva takımıdır; diyor Koskoca Padişah!)Bu hokkabazlara göre, o zamanlar Kur’an ve din dönemidir. Camiler dolup ta taşar. Arapça Kuranını duvardaki torbasından indirenler de, bir şey anlamazlar, bakarlar ve şaşım, şaşım şaşarlar!”XV1’ıncı asırda; Kütahya’da; Şükrü adlı bir halk şairi, oruç yediği için, Roma usulü, boğazına kurşun dökülerek cezalandırılmıştı. 14 Aralık 2003 tarihli Hürriyet gazetesinin Pazar sayısındaki bir haberi okuyalım: Ziya Paşa,1829-1880 yılları arasında yaşamıştır. Devlet adamlığının ve idareciliğinin yanı sıra edebiyatımızda da söz sahibi bir muhalefet yanlısıdır. İsviçre’den sonra; Londra’ya geçerek, orada Hürriyet gazetesini yayımlamıştır: Adı geçen gazetenin haberini birlikte okuyalım: “Paşa, dini eğitimin, özellikle de mahalle mekteplerinin yeniden yapılandırılması gereğini yazıyordu. Sübyan mekteplerinde başlayıp medreselerde devam eden dini eğitim, Ziya Paşaya göre hiçbir işe yaramaz haldeydi, zira öğrencilerin kafası sadece ezberle dolduruluyor; Arapçayı bilmemeleri bir yanan Kur’anı bile anlamıyorlardı. Ziya Paşa, Londra’da bundan tam 135 sene önce,1868 yılında çıkarttığı “HÜRRİYET” gazetesi’Kur’an öğrenmeye heveslenen çocuklara mahalle mektebinden itibaren okutulan kitapları ve öğretileri sıralarken bakın neler yazıyor: “”..Bizde bir çocuk beş,altı yaşında mahalle mektebine verilir, elifbadan başlar, birkaç ay sonra önüne “ebced” çıkar ki ne olduğunu hoca bilir,ne de kimse anlar.Bundan sonra”sübhaneke”,”ettehiyat”,”salavat”,”kunut duası” ve amentü” okutulur.Bunlar gerçi namaz için lâzım olan dualardır, ama çocuğun büluğa erip namaza başlaması için daha çok seneler bulunmasına rağmen , gene de ezberletirler.Bunlar, bütün Arapça olduğu için çocuğa asla zevk vermezler,zira o yaştaki çocuk henüz olgunlaşmamıştır ve sadece oyuncaktan ve yaşının gerektirdiği şeylerden zevk alır.” ZİHNİ PERİŞAN OLDU. “Çocuk daha sonra Kur’ana başlar, hatmetmek için senelerce uğraşır ve hafız olur. Akrabaları, artık 13-14 yaşlarına gelmiş olan dini ilim tahsiline sevkederlerse ,bu defa cami derslerine gönderilir;”nasarayansuru’dan” başlar,”Bina’ya çıkıp 35 bölüm okur,”maksud’u öğrenir, “tereyinne” tercümelerine geçer ama , bitmek tükenmek bilmeyen bu tercüme yüzünden bütün zihni dolaşır.derken “amil”,”mamul”,”irap” gibi önceden görmediği bir takım şeylere tesadüf edip hayran kalır.,”izhar” ve “kafiye” okuduğu sırada, bu kitaplarda ne demek istendiğini güçlükle hisseder; “inegoci” veya “istiare” risalesine sarılır.”Kazaya ve netayiç ve istihârât ve kinâyat”ile uğraşır.Önüne nihayet”Mutavvel” gelir,bu kitaptaki”bedi”, ve “beyan” bahisleri de zihnini perişan eder. Bu arada ikindi derslerinde eğer” “Halebî” ve”Kuduri” gibi fıkıhla ilgili biraz Birşeyler okuyacak olursa bir gurura kapılıp artık kimsenim abdestini ve namazını beğenmez olur; tatil derslerinde de “heyula” bahislerine dalınca da “kazimir” görüp “cüz’ü layetecezza” ve “heyula” bahislerine dalınca da tenezzül edip İbni Sina’yı bile kendisine öğrenci kabul etmez bir hale gelir. Derken camilerden birinden izin alıp bu defa kendisi rahle başına geçer ve seneler boyu okuduğu bütün bu konulardaki ilmini bu defa kendisi yaymaya başlar. Ama bu eğitimden geçmiş olanların eline mesela “El cevaib gibi Arapça bir gazete verilse, gazetede yazılı olanları anlayabilmesi için en az iki saat boyunca sözlüğe bakmaları gerekir. Fıkıhla ilgili bir soru sorulduğunda aciz kalırlar. Kur’andaki bir ayetin manası sorulduğunda “Kadı Beyzavi’”nin eserine müracaat edin” cevabını verirler; politikadan bahis açılırsa İngiltere, Japonya ve Fas gibi memleketlerin ve iklimlerin var olduğunu işitip hayret ederler, hatta dostlarından birine Türkçe bir mektup yazmaları gerektiğinde de, şuna, buna yalvarırlar.” “Camilerde bildikleri yolda ders okutmaktan başka devletin ve ümmetin hayrına bir işe yaramayan bu kişilerin seneler boyunca emek ve ömür sarf etmeleri, işte böyle bir netice alınması içindir! Harcanan bu ömre, bu emeklere yazık değil mi? Bu devlete, bu millete, bu mülke acınmaz mı?” Ünlü alman Şair ve Yazarı Goethe,XV111’inci asrın ikinci yarısında, Kur’anı Kerim’i Almanca çevirisinden okuyordu.X1X’uncu asrın ikinci yarısında da; Ünlü Fransız Şairi Arthur Rimbeau’nun babası, Cezayir’de görev yapan bir Fransız Yüzbaşısı Kur’anı Kerim’i Fransızça’ya tercüme ediyordu. Her ulus; kendi din kitapları ile diğer dinlere mensup din kitaplarını kendi anadillerinden okuyorlardı. Ya biz; ARAPTAN ZİYADE ARAPÇI olan bizler ne yapıyorduk? Bir bez torbaya koymuş olduğumuz Arapça Kuran’ı Kerim’i, önemli günlerimizde öpüp başımıza koyarak yine torbasına koyuyorduk! Yukarıda vermiş olduğum ayetleri ilk defa görenlerimizi de olduğuna inanıyorum. Rahmetli Ziya Paşa’nın gözlerimizin önüne sermiş olduğu eğitim ve öğretim faciamızı okuduk. Kuran’ı Kerim Türkçeye tercüme edilmezse ne olur: Arapçılık ve kandırmaca islamın önünde ilerler durur. DİN VE ALLAH İLE ALDATANLARIN ÇOCUKLARI DA HÜKÜMRAN OLUR. Tercüme edilemez denilen Kur’an’ı Kerim’in Fransızça tercümesine bir göz atmamıza ne dersiniz! “LE CORAN” “COMMENT LİRE LE CORAN?”=Kur’an nasıl okunur? “j’en jure par létoile qui se couche, votre Compatriote n’est point égaré, iln’a point été séduit. İl ne parle pas de son propre mouevement. Ce gu’il dit est une révéation qui lui a été faite.” NECM SURESİ (53/23) “ RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH’IN ADIYLA.” Bu üç ayetin Türkçe tercümelerini, iki Türkçe Kuran’dan görelim: *1-“Andolsun inip çıktığı zaman yıldıza/ fışkırtıp çıktığı zaman çimene/süzülüp aktığı zaman Ülker yıldızına/ aşağı indiği zaman o parçalar halinde ağır, ağır gelene. *2-Ki arkadaşınız ne saptı ne de azdı. *3-O; kuruntudan, keyfinden konuşmuyor”.Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Kur’anı Kerim Meali(Türkçe Çeviri) NECM SURESİ “Yıldız kelimesi ile başladığından böyle adlanmıştır. Mekke devrinde nâzil olmuştur.62 ayettir.” “Bismi’llâhi’ir-Rahmâni’r-Rahim.” *1-“Batmakta olan yıldıza and olsun ki,” *2-“Arkadaşınız Muhammed sapmamış ve azmamıştır”. *3-“O,kendiliğinden konuşmamaktadır.”Kur’ân-Kerim ve Türkçe Anlamı(meal).Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.1973. Şu, birçok yorumlara ve ihtilaflara neden olan, BAKARA-İNEK-suresinin,2’inci surenin, 223’üncü ayetini görelim: “BAKARA SURESİ” (2/92SURE) “Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla” *“223-Kadınlarınız sizin tarlanızdır. O halde tarlanıza dilediğiniz şekilde varın. Öz benlikleriniz için önceden bir şeyler gönderin. Allah’tan korkun ve bilin ki, O’NA mutlaka ulaşacaksınız. İman sahiplerine müjde var.”Kur’an’ı Kerim Meali(Türkçe Çeviri). Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk. *223-“kadınlar, sizin tarlanızdır, tarlanıza istediğiniz gibi gelin, istikbal için hazırlıklı olun, Allah’tan sakının. O’NA hiç şüphesiz kavuşacağınızı bilin, bunu insanlara müjdele. “BAKARA SURESİ” “Bism’l’âhir-Rahmani’r-Rahim.” “Yahudilere kesmeleri emredilen bir sığırdan bahsettiği için bu adı almıştır. Medine devrinde nâzil olmuştur.286 ayettir”kur’an’ı Kerim ve Türkçe Anlamı, Diyanet işleri Başkanlığı Yayınlarından. “Kadınlarınız sizin(evlat yetiştiren) tarlanızdır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi gelin. Kendiniz için önden( iyi ameller gönderin, hayırlı evlatlar yetiştirin).Bir de Allah’tan korkun ve bilin ki her halde siz O’NA kavuşacaksınız. İman edenlere müjdeler.”Kuran’ı Hâkim ve Meali Kerim, Hasan Basri Çantay. Şimdi, bir de bu ayetin Fransızça tercümesini görelim: SOURATE 11 “Donnée a Medine.-286 versets. *“2/223-“les femmes sont votre Champ. Cultivez-le de la maniére que vous l’entendrez, ayant fait auparavant quelque acte de piété. Craignez Dieu, et sachez qu’un jour vous serez en sa présence. Annonse aux croyants d’heureuses nouvelles” . Ayetlerin Türkçesini ve dahi Fransızcasını gördük. Bakara suresinin 222’inci ayetini hesaba katmadan,223’üncü ayetini yorumlayan AYETULLAH HUMEYNİ’NİN yorumuna da bir göz atalım: Humeyni:”Tavzih’ül Mesail, s.69-450’inci meselenin çözümü: “DER DÜBÜR-İ ZEN-İ HAİZ VATİ KERDEN KERAET ŞEDDİDE DARET”-Kerahet: Şeriatın kesin olarak yasak etmediği, fakat harama yakınlığı ve ihtimali nedeni ile çekine, çekine yapılan şey!-Mustafa Talip Güngörge, Humeyni ve İslam. “VATİ DER DÜBÜR-İ ZEN-İ HAİZ, KEFARET NE DARET”463’üncü meselenim çözümü. Aybaşılı bir kadınla anal seks yapan erkeğin kefaret ödemesine gerek yokmuş! Pekiyi; 222’inci ayet ne demek oluyor! “…Hayızlı oldukları sırada kadınlardan uzak durun ve onlar temizleninceye kadar kendilerine yaklaşmayınız”Bu ayetin Fransızca tercümesi de aynıdır. Bendeniz, burada ukalalık yapmak istemiyorum. Böyle bir fetvayı okuyanlar; Kur’an’ı Kerimi açarlar, gerçeği de görmüş olurlar ve: FETVAYI MÜFTÜDEN DEĞİL DE AKILLARINDAN ALMIŞ OLURLAR! “Ulusumuzun her bir bireyinin okumasını istediğim kitaplardan birisi de Rahmetli M.Cemal Kutay’ın 173’üncü kitabı olan,”TÜRKÇE İBADET” adlı kitabıdır. Bu kitabın birinci cildinin 304-305’inci sahifelerinde verilen çok önemli bir mektup vardır. Bu mektup,1913 senesinde, Rahmetli Mehmed Şerif Akyurt tarafından devrin Şeyhülislamı olan Mustafa Sabri Efendiye yazılmıştır.”Anadolu’da Müslüman bir Türk’ün Şeyhülislam Efendi Hazretlerine en Son sözü”, adlı yüzüç sahifelik bu açık mektup, sürgün yeri olan Bursa’dan yazılmıştır. En önemli bölümünün özeti de şöyledir:” *1-“İslam dininde SON DİN olmasının üç temelinden biri ruhban sınıfı olmamasıdır, ama dört başı mamur olarak bu sınıf türemiştir, aradan geçmiş binüçyüz içinde DİN ve MANEVİ HAYAT’TA ileri değil, geri gidilmiştir. Oysaki islamiyetin SON din olmasının bir temeli de “değişen zamanın getirdiklerinin kuralları Yenilenmesi”dir. Sizler mevcut hâkimiyetinizi devam ettirmek için dünyanın gidişine göz kapamış ve kapatmışsınızdır. Osmanlı’da bugün Luther’den önceki Katolik istibdadı var. *2-aslında islam dininde hoşgörüyü, Tanrı rızasını her duygunun üstünde tutan yüce duygu olması inancını temsil etmesi gereken tarikatlar, belli kişilerin çıkar kaynağı, bazıları da miskinler tekkesi olmuştur. Siz; bab-ı içtihad=düşünce Kapısı’nı sadece Din’de değil DÜNYA için de kapatmışsınız. *3-Bu inhisar ve tegâllub duygusu aile hayatında da çöküntü yaratmıştır. Kadın içtimai hayattan tasfiye edilmiştir. Ne İslam hukukunun, ne de meşrutiyetin temin ettiği asgari de olsa, hakkından mahrum bırakılmıştır. Şeyhülislam Efendi Hazretleri. Biliyoruz ki Arap’ın Cahiliyye devrinde kadın bir HİÇ’Tİ. O’NU hakiki mevkiine iade hareketinin banisi, ilk mücahidi bizim peygamberimiz’(S. A. V) idi. Ama bugünkü şeriat, kadını, Cahiliyye devrinin seviyesine indirmiştir. Bugün Osmanlı ülkesinde kadın, neredeyse Arap’ın cahiliyye devrinin ölçüleri içindedir. Hak ve hürriyeti, huzur ve emniyeti yoktur. Kadın, içtimai hayatımızda varlığı kabul edilmeyen yaratıktır. *4-MİLLETİMİZE EN BÜYÜK FENALIĞINIZ, İBADETİN ARAP LİSANI, ARAP ÂDET VE TERCİHLERİYLE İFAYA DEVAMA MECBUR BIRAKILMASIDIR. ÇÜNKÜ BU SİZLERİN MENFAAT VE TEGALLÜBÜNÜZÜN TEMİNATIDIR.” BAKARA SURESİ (AYET-EL-KÜRSİ) “Yoktur başka tapacak/Bir tek Allah var ancak/içinde uyanıktır,/her şeyine tanıktır;/Şaşırıp sorma. Nerde?/Her yerde, hiçbir yerde!/ne dalar, ne uyuklar;/her an her yerde hazır.” “Her işte takdiri var./O’NUNDUR, O’NUNLADIR/yerde, gökte ne varsa;/Şefaat mümkün ancak/O’NDAN izin çıkarsa./Köyünde, yurdundaki/Önünde, ardındaki/neyse insanoğlunun/Hepsi elinde O’NUN./Gerçekleşir sadece/O’NUN “OLSUN” dediği,/Bir şey yok yerde, gökte/Alahın bilmediği. “Dinlenip uyulacak ne kalıyor geride;/Kürsüsü,yerleri de kaplamış gökleri de!/Kavrıyor, denetliyor,kolluyor göğü,yeri../Bir olmaz sapıtanla inananın değeri;/Eli böğründe kalır sapıtan, oyalanan,/Kopmayacak bir kulpla yapışmıştır inanan./Allah ki doğruların dostudur, önderidir;/Onları karanlıktan aydınlığa iletir. MUSTAFA KEMAL’DEN TESBİTLER. “Türkiye’de aslında mürteci yoktu ve yoktur. Vehim vardı, vesvese vardı. Bundan sonra yalınız bir şey hatıra gelebilir. O DA BAZI ADİ POLİTİKACILARIN, ART DÜŞÜNCELİ SİYASİLERİNBU VEHMİ UYANDIRMA GAYRETLERİ OLABİLİR.”1930 Atatürk’ün Hususiyetleri, Kılıç Ali, s.116. “Softa sınıfının din simsarcılığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler iğrenç kimselerdir. İşte biz, bu vaziyete karşıyız ve buna müsaade etmeyeceğiz.”1930.s.g.k. s.116. “Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece,DİN İŞLERİNİ ,DEVLET İŞLERİYLE KARIŞTIRMAMAYA ÇALIŞIYORUZ.Kasıtlara dayalı ve aşırılık örülü hareketlerden ülkeyi sakınmak istiyoruz”Asaf İlbay,Yakınlarından Hatıralar,s.103 “Hiçbir zaman hatırınızdan çıkmasın ki, CUMHURİYET SİZDEN FİKRİ HÜR, VİCDAI HÜR, İRFANI HÜR NESİLLER İSTİYOR.”1924 Söylev ve Demeçleri, c.2,s.173. “Biz daima hakikat arayan, onu bulunca ve bulduğuna kani olunca açıkça söylemekten kaçınmayan insanlar olmalıyız”.Sümerbank D.1929,s.184. NAMAZDA OKUNACAK SURELER! (Fatiha Suresi) “Hamd evrenler sahibi yüce Allah içindir, ALLAH Ki acıyandır, koruyandır, sevendir, Günü gelince ancak, O’dur hesap soracak. Tek sana tapar, senden medet umarız biz, Sapıtmışlar yoluna düşmekten koru bizi, Doğru yoldan ayırma bizi aman Rabbimiz.” ASR SURESİ “Günün omuzlara çöktüğü saat, Yorulmuş insanın hayat yükünü, Söylene, yüksüne çektiği saat, O vakti de sever inanan yürek.” Müslüman Türk Halkının en çok sevdiği surenin Türkçesi: Kur’an’ın hükmü kesin. Sen, RAB’IN arza elçi gönderdiklerindensin, Doğru yol üstündesin. Ataları önderden yoksun bir kavim için İlk uyarmadır sesin. Varsın yitikler senin sözünü dinlemesin, Kader zincirini boynunda sürüklesin, Sen Kur’an’a uyan, ALLAH’INI sayan, Tama uyarmış demeksin. Ona müjdele, deki, Mükâfat göreceksin, Cennete gideceksin.” “Üzülme ya Muhammed, çabaları nafile,/ Bir eski mezar görse bir münkir gelir dile,/”-Bu mu dirilecekmiş, bir avuç kemik kaldı,”/Ey bir avuç pıhtıdan yaratılmış zavallı,/seni öyle vâr eden bunu diriltir elbet,/yeşil ağaçtan kırmızı ateş yaratan kuvvet,/Cümle yaratıkları, yeri, göğü vâr eden,/Kemikten yeni insan türetemezmiş neden?/” “O her şeyi yaratan, gören, bilen, bildiren,/”OL” deyince olduran, Öl deyince öldüren,/O’NUNLA vâr oldunuz. O’NUNLA gerçeksiniz,/O’NDAN kopup geldiniz, O’NA gideceksiniz./”Âmin-ÖYLE OLSUN.-ALLAH KABUL ETSİN! HER ARAPÇA ŞARKIYA ÂMİN! Köyümüzde yalınız bizim evimizde pilli radyo vardı. Amerikan ordusunun BA/70 bataryası ile mükemmelen de çalışırdı. Köye izinli geldiğimde, evimiz ziyarete gelen meraklılarla dolup, taşardı. Öyle ya;”Ali Osman’ın oğlu”,köyümüzden çıkan ilk subaydı; hemi de jandarma subayıydı ve üniforma da ona çok yakışmıştı. O pilli radyo çok işime yarardı.Acardım yanık sesli bir Arap radyo istasyonunu; parmağımla da sus işaretini verdikten sonra da:”Kur’an’ı Kerim!” Derdim; ses ve şamatalar kesilir; tüm kadın ziyaretçiler huşu içersinde ve gözyaşları eşliğinde bu şarkıyı dinlerlerdi. Zaman geçti; bir de baktım ki, Kızıltepe’de konuşlanmış bir seyyar jandarma alayına komutan olmuşum. Sayın Demirel de MC hükümetini kurmuş! Erbakan da; Mardin önünden, Nusaybin’e kadar uzanan o dar şerit ovaya ŞEKER PANCARI FABRİKASI kurma sözü vermiş. Raporlarımızı verdik. gece ve gündüzün soğuk farkı, ekilecek pancarların yapraklarını kavuracağını ve olumsuzlukları vurguladık. Bakanlar kurulundan karar çıkmış. Büyük bir törenle ol fabrikanın temeli atılacak. İlle de Kur’an’ı Kerim’den bir sure okunsun denilmiş! Denilmesine denilmiş amma ve lâkin dua okuyacak adam bulunamamış! Birisini bulmuşlar. Adamcağız bana geldi: “Komutanım, ben yalınız Meryem suresinden bir parça biliyorum, ne yapayım?”Dedi. “Sen akıllı bir adamsın; olmazsa Arapça; yalellisi olmayan bir şarkı okursun, olur ve biter!” Dedim. Adamcağız, gür sesi ile bir şeyler okudu ve çok ta alkış aldıydı. Şimdi, bir de Rahmetli Mithat Cemal Kutay’ı dinleyelim: “İttihat ve Terakki Partisi, ELHEZER’E karşı, Medine’de Süleymaniye’ye benzer medrese kurmaya karar verir, hazırlıklar yapılır, iktidarın üç paşası Talat, Enver ve Cemal paşalar, kalabalık bir kadro ile Medine’ye temel atma törenine gelirler. Bir makbul ikram olan develer kesilmiş, karşılama hazırlıkları yapılmıştır ve MEHMETÇİK yerine adı OSMANCIK olan tören bölüğü de, hazır ol vaziyetinde şehrin girişinde, misafirleri beklemektedir. Arap bedevi kadınları, ellerinde defler, yanık sesleri ve benzerlerini bugün ARABESK müzik türünde dinlediğimiz şarkıları seslendirmektedirler. Şarkıların sözleri deve etinin lezzeti üzerinedir: Kebabının, kavurmansının, haşlamasının başka hiçbir et türünde olmadığını açıklıyor! Eşref Bey—Kuşçubaşı Eşref’,Teşkilat’ı Mahsusa’nın kurucusu ve Arabistan sorumlusu Jandarma Yüzbaşısıdır. 150’liliklerdendir.Af ile dönmüş ve 1962’de Söke’de ölmüştür, Enver Paşa’nın yaverlerinden birisi olan kardeşi Kuşçubaşı Sami de, Mustafa Kemal’e suikast için gelmiş olduğu Bozdoğan’da, jandarma tarafından ayağından vurularak yakalanmış ve yargılanması sonunda altı arkadaşı ile asılmıştır.1926.Ostüzü—misafirleri selamlayacak OSMANCIK TABURU’NUN HAZIROL durumundaki askerin önünden geçerken, bakıyor ki birkaç Mehmetçiğin gözlerinden yaşlar akmaktadır. Şaşırıyor ve soruyor: “-Oğlum, neden ağlıyorsun?” Mehmetçik, hazır ol durumunu değiştirmeden cevap veriyor: “-kumandanım, kur’an okunması içimi doldurdu…! Arapçanın birbirinden çok farklı lehçelerini iyi bilen Eşref Bey, bu pırıl, pırıl yürekli Anadolu çocuğunun yüce duygularını, deve etinin ayrıcalığı acı gerçeğiyle bulandırmaktan kaçınmış, heyet içindeki Şeyhülislam ve Evkaf Nazırı Mustafa Hayri (Ürgüplü)-Gümrük Eski Bakanı ve Başbakanlarımızdan Suat Hayri Ürgüplünün babası. Ostüzü.-Efendiye anlatarak demiş ki: “-BU MİLLET, KUR’AN’ VE DİNİ KENDİ DİLİYLE YERİNE GETİRİNCEYE KADAR DEVE ETİNİN KASİDESİNE DAHA ÇOK ZAMAN GÖZYAŞI DÖKERİZ! Ümmetçilik akımını Abdülhamit’inde desteklemesi üzerine hutbedeki Türkçe kelimeler de çıkarılmıştı. Abdülhamit; birgün Eğinli Sait Paşaya: “-Elimden gelse, bu milletin dilini Arapça yapardım!”dediğinde, gerekli yanıtını da almıştı: “O zaman küçük bir Arap kabilesinin şefi olurdunuz padişahım!”Bu durumlara çok içerleyen Kemalpaşa zade Sait Bey, şu dörtlüğü yazarak, Türkçe ve Türklük düşmanlarına yollarını göstermişti: “Arapça isteyen Urbana gitsin, Acemce isteyen İran’a gitsin, Frengiler Firengistana gitsin, Kİ BİZ TÜRKÜZ, BİZE TÜRKÇE GEREK. 31 Mart olayını yaşayan Mehmet Akif Ersoy, bakınız halimizi nasıl anlatmış. Bugünlerde, bir 31 Mart olayının daha hazırlanmakta olduğunu gören ve hisseden var mıdır? “Şu bizim halkı uyandırmadadır varsa felâh, Hangi bir millete baksan uyanık. Çünkü sabah. Hele biçare şeriatla nasıl oynanıyor, Müslümanlık bu mu yahu? Diye insan yanıyor, Gölgesinden bile korkup, bağıran bir ödlek, Otuzüç yıl bizi korkuttu ŞERİAT diyerek. Vahdeti muhlisiniz, elde asa çıktı herif, Bir alay zabit kestirdi, sebep “Şeri Şerif! Karı dövmüş, boşamış,”emri ilahi” ne denir Bunların emin ol hepsi cehalettendir. “ Bursa’da bir kamet olayı vardır. Türkçe ezan okunmasına kızan bir sürü zır zır cahil ayaklanarak, tepkilerini sürdürmek istemişlerdi. Bakanlarından önce, Bursa’ya yetişen Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal; olayın gereğini yaparak, akşam yemeğinde o ünlü söylevini de vermiştir. Ezan namaza çağrı içindir; kamet’te namaza başlamak için okunur. Şimdi, Kamet’in Türkçesini okuyalım: (Namaza Başlama) “Tanrı uludur, Şüphesiz bilir, bildiririm Tanrı’dan başka yoktur tapacak, Şüphesiz bilirim, bildiririm. Tanrı’nın elçisidir Muhammet. Haydin namaza, Haydın felâha, Namaz başladı, Tanrı uludur, Tanrı’dan başka yoktur tapacak.” Türkçe Ezan ilk defa 1932’de İstanbul’da okunmuştu. Devrin ünlü bestekârlarınca bestelenmişti. Arapça ezanı da Avrat Pazarı Müdürü Itri bestelemişti. Arapça Ezan’ın her vakit namazı için ayrı makamdan bestesi yapılmıştı. Bendeniz;20 seneye yakın Türkçe ezanı dinleme mutluluğuna erenlerdenim. Ülkemizde, Atatürk Devrimi’nin erozyonu ezanın Arapçaya dönüşü ile başlamıştır.”Devenin başının çadıra girmesine izin verilmiştir!” (Namaza Çağırı) “Tanrı uludur Şüphesiz bilirim bildiririm Tanrı’dan başka yoktur tapacak. Şüphesiz bilirim bildiririm Tanrı’nın elçisidir Muhammet. Haydin namaza Haydın felâha Tanrı uludur. Tanrı’dan başka yoktur tapacak.” Sabah Ezanında:”Uykudan hayırlıdır namaz!” dizesi eklenirdi. Bu yazı çok uzayacak gibi. Rahmetli Behçet Kemal Çağlardan “Müslümanlık Nedir’i”okuyarak, Rahmetli Besim Atalay’ın açıklamasına dönelim: “İçini temiz tutmak, dışını temiz tutmak, Temiz, düzgün bir ömür sürmektir Müslümanlık. Çalışıp, didinmek, kötülüğü unutmak, İnsanlığın hakkını vermektir Müslümanlık. Kendi öz kaygısından, çıkarından kurtulmak, Toplum için iyiyi görmektir Müslümanlık. Her zaman iyi olmak, herkese iyi olmak İnsanlığın hakkını vermektir Müslümanlık. Ne varsa işlememek, düzensiz, haram, yasak, İyi, uygun ne varsa yapmaktır Müslümanlık. Küçüğe sevgi duymak, büyüğe saygı duymak, Hakka candan, gönülden tapmaktır Müslümanlık. Dinlerin sonuncusu, en özlü en olgunu, İnsana gösterilen en doğru yoldur bu din, MUHAMMED’İN (S.A.S) ışık gösteren bunu, Gönlümüzün bağrında açan al güldür bu din.” Biz, Rahmetli Besim Atalay’ın neden dilimizle ibadet etmemizin gerekçelerini okumayı sürdürelim: “Bu içine düşürüldüğümüz sefil hallerimizden kimler sorumludur? *1-Din adamları, *-4-Aydınlar. Bu çok zaman evvelki bir saptamadır. Zaman değişmiş, kötülükler ve şer odakları da çok değişmiş ve güçlenmiştir: A-Siyasi partiler, B-Sağ iktidarlar, c-Örgütlenen dış ve iç destekli mezhep ve tarikatlar,4-Dış devletlerin istihbarat servisleri,5-Vatan haini Sevr taraftarları,6-Atatürk Devrimine ve çağdaşlaşmaya karşı olan büyük sermaye gurupları, olumsuzluk yönünde sayabildiğiniz kadar sayınız. “Din adamlarımızın, dini kendi menfaatlerine alet etmeleri yetmiyormuş gibi, dini daralta, daralta içinden çıkılmaz bir hale sokmaları, rastgele şunu, bunu küfre ve zındıklığa nisbet etmeleri bugünkü hali doğurmuştur.—Zındık, zınadıka takımı, ana bir bacı ikiciler takımı. Güya insest ilişkiyi serbest sayanlar! Ostüzü---Açık söylemek lâzımdır ki bu adamlar dini vicdanlara kılavuz, gönüllere ışık olarak yerleştirememişlerdir. Fazla olarak din her türlü yeniliğin, her türlü ilerlemenin düşmanı gibi gösterilmiştir. İslamlıktan maksat namaz, oruç, hac, zek3at gibi ibadetler olduğu söylenmiş durmuştur. Din demek, topluluğu her birlikte manevi ve ruhi neşeye kavuşturmak dindaşları içten gelen bir sevgi ile birbirine bağlamak, insanlara ahlak ve fazilet kılavuzu olmak, dünya ve ahiret saadetine erdirmektir. Dini ruhlara işlemek için milli yollardan gidilmelidir. Tüm memleketler, ellerindeki din kitabını kendi dillerine çevirdiler. Ve kendi dilleri ile ibadet eder oldular. Bu hal papalığında gözünü açtı, kendisini ıslaha koyuldu. Bulgarlar bile, henüz siyasi istiklallerini kazanmadıkları bir zamanda manevi istiklallerini kazandılar. Rum patrikliğinden ayrılarak Bulgar Eksarlığını kurdular. Hiçbir Hıristiyan milleti, dini millileştirmekle dinsiz olmadı, tersine olarak halk daha ziyade dine sarıldı; çünkü halk o kaynaktan bol, bol manevi gıdasını alıyor, ilahi vecdi ve kutsal zevki tadıyor oldu.” İkinci Bölümün Sonu OSMAN TÜRKOĞUZ Mareşal Gazi Mustafa Kemal’in askeri. Hiç yorum yok: Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) Blog Arşivi (202) - ► Aralık (16) - ► Kasım (21) - ► Ekim (18) - ► Eylül (31) - ► Ağustos (13) - ► Temmuz (16) - ► Haziran (14) - ► Mayıs (12) - ► Nisan (12) - ► Mart (14) - ► Şubat (13) (162) - ► Aralık (20) - ► Kasım (12) - ► Ekim (22) - ► Eylül (10) - ► Ağustos (8) - ► Temmuz (19) - ► Haziran (11) - ► Mayıs (21) - ► Nisan (8) - ► Şubat (11) (74) - ► Aralık (19) - ► Kasım (12) - ► Şubat (11) (239) - ► Aralık (24) - ► Kasım (13) - ► Ekim (23) - ► Eylül (36) - ► Ağustos (22) - ► Temmuz (21) - ► Haziran (22) - ► Mayıs (13) - ► Nisan (17) - ► Mart (19) - ► Şubat (16) (385) - ► Aralık (20) - ► Kasım (27) - ► Ekim (35) - ► Eylül (16) - ► Ağustos (29) - ► Temmuz (17) - ► Haziran (20) - ► Mayıs (25) - ► Nisan (45) - ► Mart (58) - ► Şubat (47) - ▼ Ocak (46) (300) - ► Aralık (44) - ► Kasım (22) - ► Ekim (9) - ► Eylül (17) - ► Ağustos (14) - ► Temmuz (11) - ► Haziran (23) - ► Mayıs (14) - ► Nisan (21) - ► Mart (47) - ► Şubat (35) (225) - ► Aralık (26) - ► Kasım (7) - ► Haziran (16) - ► Nisan (71)
004475c04272
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Türkçe öğretmeni Elif Kısa'nın okula tesettür kıyafetiyle gelip derse girdiği haberleri üzerine İl Milli Eğitim Müdürlüğü inceleme başlattı.BALIKESİR'in Ayvalık İlçesi Küçükköy Beldesi'ndeki Macit Ataklı İlköğretim ve Ortaokulu'na bir süre önce eş durumundan atanan Türkçe öğretmeni Elif Kısa'nın okula tesettür kıyafetiyle gelip derse girdiği haberleri üzerine İl Milli Eğitim Müdürlüğü inceleme başlattı.Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürü Sabri Caner, Elif Kısa'nın kıyafetinin manto olduğunu ileri sürdü. Erzurum'un Aşkale İlçesi'nden geçen cuma günü eş durumu nedeniyle Küçükköy Beldesi'ndeki Macit Ataklı İlköğretim ve Ortaokulu'na atanan Türkçe öğretmeni Elif Kısa'nın, okula tesettür kıyafetiyle gelip derslere girdiği yönünde velilerin dile getirdiği şikayetle ilgili Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürlüğü inceleme başlattı. İl Milli Eğitim Müdürü Sabri Caner, Elif Kısa'nın üzerindeki kıyafetin manto olduğunu öne sürdü. Caner, “Gazetelerde çıkan haberler sonrası konuyu araştırıyoruz. Öğretmenin çarşaf benzeri bir kıyafet giydiği söyleniyor, ancak bu bir mantodur. Bu şekilde derslere girip girmediği de araştırılıyor. Kaymakamlık ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü de konuyla ilgileniyor” dedi. Bu arada, Türkçe Öğretmeni Elif Kısa'nın bugün okula gelmediği öğrenildi.
a82b676a4c53
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Ekmekçioğlu, erkeğin penisinin paratoner gibi olduğunu belirterek, genel sağlık durumu iyi olan insanların, cinsel sağlığının da da iyi olma ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi. Prof. Dr. Ekmekçioğlu, dünya genelinde önümüzde 20 yılda sertleşme sorunu yaşayan erkek sayısının 300 milyonu bulacağını da belirtti. Kayseri Hilton Otel’de Türk Androloji Derneği tarafından düzenlenen ‘Erkek Erkeğe Sağlık Konuşuyor’ isimli toplantıda konuşan Prof. Dr. Oğuz Ekmekçioğlu, erkeklerin bugünkü sosyal ekonomik şartlarda çok daha zorlanan birey olduğunu söyledi. Prof. Dr. Ekmekçioğlu şöyle konuştu: “Androloji erkek bilimidir. Erkek bugünkü sosyal ekonomik şartlarda çok daha zorlanan bir bireydir. Bununla birlikte erkeklerin cinsel sorunları da giderek artmaktadır. Cinsel sağlık ya da cinsel sağlıksızlık diye bir şey yoktur. Cinsel sağlık, kişinin genel sağlığının yansımasıdır. Genel sağlık durumu iyi ise, cinsel sağlığın iyi olma ihtimali yüksektir. Kişinin cinsel sağlığı iyi ise, genel sağlığı da iyidir sonucuna ulaşabiliriz. Erkeğin penisi paratoner gibidir, çeker ya da sorunu gösterir. Cinsel sorunlar için bizim toplumda bir sağlık kuruluşuna başvuranların sayısı çok azdır. Belki bu konu sosyal bir olgudur. İnsanlar cinsellik konusundaki şikayetlerini belli etmede utanıyor.” Cinsel Sorunun Altında Başka Hastalık Olabilir rof. Dr. Ekmekçioğlu, dünyada 150 milyon kişinin cinsel sorunu olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunların başında sertleşme sorunu geliyor. Önümüzdeki 20 yıl içerisinde bu sayı 300 milyonu aşacak. Ülkemizde de bu sayının 7 milyon gibi olduğunu tahmin ediyoruz. Toplumumuzda erkeklik konusunda belli düzeyde bir sorun var. Ekonomik kriz ortamı bu sorunu daha da tetikliyor. Bize kişiler keşke başvursa da diğer sağlık sorunlarını da ortaya çıkarırız. Hasta ‘cinsel sorunum var’ deyip, şeker hastası olduğunu da öğrenebiliyor. Cinsel sorunların altında başka hastalıkların olma olasılığı da fazladır. Kişiler genel sağlıklarına iyi baksın. Kişilere göbeğinize bakın tavsiyesinde bulunuruz. Ortalama göbek çevresi 100 santimetrenin üzerindeyse, ciddi cinsel problemlere yakalanma olasılığı artacaktır.” Prof. Ekmekçioğlu, cinselliğin beyinde başladığını vurgulayarak, cinsellik açısından insanın iç dünyasının rahat olmasının çok önemli olduğunu söyledi. Türk Androloji Derneği tarafından Mimarsinan Parkı girişine kurulan sağlık tırında ereklerin şeker, tansiyon ve yağ kütle oranı ücretsiz olarak ölçüldü. Yoğun ilgi gören sağlık taramasına, orta yaş erkeklerin katılması dikkat çekti. Türkiye’nin 14 ilini ziyaret edecek sağlık tırı ile 50 bin erkeği sağlık kontrolünden geçirilmesi planlanıyor.
b50cb07a1fb3
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Bazen şefkat, tutku ve verilen sözlerin sonsuza dek süreceğini hissederiz. Bazen de bunların hepsi uzak bir düşten ibarettir. Şefkat gerçek görünmez, tutku var olmayan bir şeye dönüşür ve sözler sanki hiç verilmemiştir. Böyle zamanlarda ilişkinin temeli sorgulanır. Düşünmeye başlar ve uzun süre devam ederiz. "Benim hakkımda ciddi mi düşünüyor?", "Acaba ilişkimiz hakkında ciddi mi?", "Verdiği sözlerde ciddi mi?" Tüm bu sorular cevapsız kalır. Evet, Bir erkeğin sizin hakkınızda ciddi olup olmadığını bilebilirsiniz. Fakat, ilerlemeden önce anlamanız gereken bir şey var. Erkekler basittir. Eğer ciddi olduklarını söylüyorlarsa, ciddilerdir. Eğer değillerse, bunu asla açıkça dile getirmezler. Size gerçekten aşık olup olmadığını bilmek istiyorsanız, ona sormanız yeterli. Size söyleyecektir. Burada bir seçenek de, ona neden sizin hakkınızda o şekilde hissetmediğini ve bunu düzeltmek için ne yapmanız gerektiğini sormak. Ama bir şeyler sizi engelliyorsa, bu ipuçları size bir erkeğin sizin hakkınızda ciddi olup olmadığını söyleyecektir. Sizi umursuyor mu? Erkeğin ciddi olup olmadığını öğrenmenin ilk adımı sizi umursayıp umursamadığını öğrenmek. Umursayıp umursamadığını sizinle ilgili olaylarda harcadığı küçük eforlarda görebilirsiniz. Eğer gerçekten umursuyorsa ihtiyacınız olduğunda gelip size yardım eden ilk insan olacaktır. Omzu daima göz yaşlarınız akarken yaslanmak için orada olacaktır. Hayatınızdaki tüm hüznü silmek için elinden geleni yapacaktır. Beş dakikada bir iyi olup olmadığınızı kontrol edecektir. Düşüncelerinize değer veriyor mu? Fikirlerinize ve kararlarınıza değer veriyor mu? Hisleriniz diğer şeylerden önemli mi? Bir öneriniz varsa, bu öneri başkalarının önerilerinden önce mi değerlendiriliyor? Direkt ya da dolaylı olarak ikiniz için verilen kararlarda size danışıyor mu? İkinizi ilgilendiren konularda onayınız eş değerde mi? Eğer evet ise, partneriniz sizi hayatındaki en önemli insanlardan biri olarak görüyor. Sizi ağlarken görüyor mu? Herkesin ağladığı ya da herhangi bir konu hakkında üzgün olduğu olur. Böyle zamanlarda ne yapıyor? Sizi teselli ediyor ya da neşelendirmeye çalışıyor mu? Her şeyi düzeltmek için elinden geleni yapıyor mu? Eğer sizin ağlamayı bırakmanızı ve gülmeye başlamanızı sağladığından emin olana kadar çabalıyorsa, bu adam ciddi. Eğer sizi ağlatacağını bildiği bir şey varsa, size asla bunu yaşatmamak için elinden geleni yapacaktır. Gelecek hakkında konuşuyor mu? Sizinle gelecek hakkında konuşuyor mu? Pekiyi bu geleceğin bir parçası mısınız? Hayat hakkında konuştuğunda, sizin daima birlikte olacağınızı düşünerek mi konuşuyor? Gelecek hakkında planlar yaparken sizin fikrinizi ve önerilerinizi alıyor mu? Size hiç hayatını nasıl planladığını ya da geleceğe dair neler düşündüğünü anlattı mı? Bu gelecek hayalinde siz olmadan bir şeylerin hep eksik olacağından hiç bahsetti mi? Eğer bu sorulara cevabınız hayır ise, ona sizin hakkınızda tam olarak ne düşündüğünü sorma vaktiniz gelmiş demektir. Duygusal olarak size güveniyor mu? Morali bozuk olduğunda hemen koştuğu kişi siz misiniz? Daima onun destek ünitesi misiniz? Bir sorun olduğunda danışacağı ilk kişi siz misiniz? Yalnız olduğunda ilk aradığı kişi siz misiniz? Her şeyi kolaylıkla sizinle paylaşabiliyor mu? Eğer evet ise sizinle ilgili düşünceleri gerçekten de ciddi. Çünkü erkekler duygusal olarak bağlanmakta zorlanır, ve bağlandığı kişi siz iseniz, aranızda gerçek bir şeyler olmalı. Şimdi bir erkeğin sizi sevip sevmediğini anlayabilirsiniz değil mi? Bunlar bir erkeğin size karşı ciddi olup olmadığını anlamanıza yardımcı olacak ipuçlarıydı. Daha önce söylediğimiz gibi, bunu öğrenmenin en iyi yolu doğru zaman geldiğinde bunu ona açıkça sormaktır. Sessiz sakin bir ortamda ona neler düşündüğünüzü açın. Dünyada iki insanın konuşamayacağı hiçbir şey yoktur. Umarız aradığınız tüm cevapları bulmuşsunuzdur.
bd4842a23913
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Sıklıkla eskisi kadar kitap okumadığımı vurgulasam da, şezlong kitaplarına bir göz attıktan sonra şunu söyleyebilirim ki, popüler kültürün bir bireyi olarak bu yaz plajlarda okunan veya okunması muhtemel çoğu kitabı öncesinde okuyup bitirmiş, yepyeni maceraları okumaya başlamış bir okurum. Yazlıklıkçılar için yok denecek kadar, benim için ise yok’tan hallice sayılan tatilimde Alper Canıgüz’ün Cehennem Çiçeği ile Mahir Ünsal Eriş’in (“Hüzünlü mağlupların iyimser yazarı”) Olduğu Kadar Güzeldik’ini okusam da kronolojik sıraya önce başladığım –aslında halen de bitiremediğim- Son Oyun’dan bir kuple kopyalamak istiyorum buraya. Yıllar sonra okuduğum ve de beğendiğim Ahmet Altan kitabı (bir önceki için bknz. En Uzun Gece) olan Son Oyun’dan iki bölümü de buraya iliştirmek istiyorum. Aslında bir bölüm daha var da, onu bir başka yazı konusu olarak ucu açık zamanda paylaşmak daha doğru olacak. “- Sen bu kasabada yanında adamları olmadan dolaşan bir zengin gördün mü ? Niye adam dolaştırır bir insan yanında? Korktuğundan. Korkan adam kimden üstün? Korkmayandan mı? Kibirleniyorlar, cezasını korkuyla ödüyorlar…Üstün olacağım dedin mi korku da gelir pençelerini yakana geçirir. Kibrin cezası korkudur. Üstün olmak için ihtiyacın olmayanı alırsın, sonra da kaybedeceğim diye korkarsın. İhtiyacı kadarına sahip olan neden korkacak? Gelip beşiklerimi mi alacaklar? Alsınlar, yenisini yaparım. Paramı mı alacaklar? Alsınlar, yenisini kazanırım. Evimi mi alacaklar? Alsınlar, yenisini yaparım. Niye korkmam? Çünkü kendi yapabileceğimden fazlasını istemedim hiç. Kırk odalı konağın olsa bir odasından fazlasında oturamazsın, öbür odaları ne yapacaksın? Kibri de senin görünmeyenin yaptı, dedim. -Uçurumu da o yaptı ama gidip kendini atmıyorsun, dedi, demek seçmeyi biliyorsun. O zaman doğruyu seç, eğriyi değil. Eğiriyi seçtiysen de kabahati kendinden başkasında bulma. “ “Bir neden bulmak istiyor insan yaşadığı kötü şeyleri niye yaşadığına dair, sorular soruyor kendisine, öyle olmasaydı başka türlü olur muydu diye, kendimizden başka bir suçlu olsun istiyoruz herhalde, bir telefon, bir sevişme, bir söz, bizden başka bir şey, bizim irademizin dışında bir şey. Herhalde aradığımız bu. “ Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar; - Cehennem Çiçeği pek güzel, hatta bana sorarsanız Oğullar ve Rencide Ruhlar’dan çok daha güzel. Alper Kamu, halen 5 yaşında olsa da, bana sorarsanız artık daha da olgun. "Babacığım," dedim. "sen de biliyorsun, vakit mutlu hikayeler için çok geç." “Devinimin olduğu yerde ışık, ışığın olduğu yerde kaçınılmaz biçimde gölge vardır. Hayat ışıkla mümkünse de, hayatın anlamı gölgelerde saklı durur. Zamanın ölü doğmuş çocuklarını görürsünüz karaltıların içinde. Sözcükler, suskunluklar, şarkılar, ağıtlar, yeminler, ihanetler, kahkahalar, gözyaşları, sevinçler, hayal kırıklıkları ve yüzler... En çok da yüzler. Neden söz ettiğimi biliyorsunuz. bütün aşklar küllenir, bütün babalar ölür, bütün hikayeler biter. Birinin yıkıntıların nöbetini tutması gerekir; işte bu yüzden, biri hariç, bütün çocuklar büyür. Gölgesini kaybeden insan, gölgenin kendisine dönüşür.” anlıyorum," dedim. "Sadece kabullenemiyorum." Olduğu Kadar Güzeldik ise, bir Bandırmalı için güzel, olmayanlara da muhakkak sıcak ve tanıdık gelecek bir kitap. Bana sorarsanız o gizliden gizliye var olan burukluk sebebiyle de biraz sonbahar kitabı. Yine de alıp, okunacaklar listesine eklemenizi de naçizane öneririm. Benim Adım Feridun, çoğu kişi gibi benim de en beğendiğim öykü oldu, teaser’ları iliştirmek benden kitabı alma isteği sizden. “Allah’ından, kitabından bulsun kim kimin hayalini, neşesini çalıp gittiyse” "Demek ki insan, yaşıyorsa nasıl olsa iz bırakıyor, bir zeytincinin paslanmış tabelasında bile olsa” olurdu, olmazdı orası ayrı mesele. Ama devrime inanmanın bile, razı olmamakla doğrudan ilgili, vicdanı serinleten, en olmadık zamanda insanın içini yeşerten bir lezzeti var.” ps. Bu muhteşem başlık şarkısı da Yıldız Tilbe'ye ait.
6e9ab9609889
[ "c4", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Cosmed'den gelen bu kutuyu sizelere zevkle takdim ediyorum:) Birbirinden güzel ürünlerin yanısıra , çok ince düşünülmüş ayrıntılarla dolu bu kotu beni çok mutlu etti, öncelikle Cesi Hanım'a , ardından Cosmed yetkililerine buradan teşekkürlerimi iletiyorum ve fotoğraflara geçiyorum... Ürünler bu şık mor kutuda geldi, kutuyu ıvır zıvır kutusu olarak değerlendireceğim... Kutunun içine genel bakış:) Kutudan çıkan kişiye daha doğrusu bloga özel bu kartpostal çok güzel bir ayrıntı olmuş, kartın arkasında ise elyazısıyla blogumun adıy kullanılarak yazılmış güzel bir yazı var. Bu kurabiyeye ise diyecek söz yok:) O kadar şirin ki, kardeşim sürekli başımın etini yedi artık şunun fotoğrafını çek de yiyeyim diye:) An itibariyle tadına da baktım , gayet leziz. Bu kurabiyeler cookiestore'un ellerinden çıkmış. İletişim için cookiestore-esragok.blogspot.com' a ışınlanabilirsiniz. Kutunun içinden Cosmed tanıtım cd'si ve kataloğu, cosmed ürün ve pazarlama yetkililerinin kartvizitleri, English Home'dan minik mor bir havlu da çıktı. Yetkililerinin kartvizitlerinin çıkması internet tanıtımına ve bloggerlarla iletişime ne denli önem verdiklerinin göstergesi. Bunlar da yeni tanıştığım Cosmed ürünleri. Kutudan çıkan bütün ürünler kullanabileceğim ürünler, bütün bloggerlara aynı ürünler mi gönderildi bilmiyorum ama antiaging etkili ürünler gibi kullanamayacağım ürünler çıkmaması iyi oldu.( Gerçi onları da anneme kullandırıyorum:)) Ürünler sırasıyla: 1)El Kremi 2)Selülitler için Vücut Losyonu 3)Tüy Azaltıcı Vücut Losyonu 4)Vanilyalı Nem Maskesi Ürünleri en kısa zamanda deneyip , yorumlarımı sizlerle paylaşacağım.Ürünleri paylaştıkça Cosmed hakkında genel bilgiler de vereceğim ama kısaca bildiklerimi anlatmam gerekirse Cosmed ürünleri dermokozmetik ürünler, paraben içermiyorlar, alkolsüzler ve unisexler. Oldukça güven veren özelliklerinin yanısıra bir Türk markası olması benim için çok önemli. Cosmed ürünlerini eczanelerden edinebilirsiniz, size en yakın satış noktasını bulmak için BURAYA , ürünleri incelemek için BURAYA ışınlanabilirsiniz:) Sevgiler...
42e292744220
[ "fineweb2", "hplt2" ]
23 Mayıs 2012 Çarşamba Her şey sizin kontrolünüzde olamaz.. Etrafınızdaki her şeyi kontrol etmeye çalışıyor ve istediğiniz olmayınca mutsuz oluyorsanız kontrol delisi olma ihtimaliniz yüksek. İşte kontrol delisi olup olmadığınızı öğrenmek isteyenlerin merak ettiği soruların cevapları… Psikoloji kaynaklı olan ve ingilizcede de "control freak olarak kullanılan "kontrol delisi", çoğunlukla etraflarında olan her şeyin ve herkesin nasıl olması gerektiğini ısrarcı bir şekilde dikte etmeye çalışan insanlar için kullanılan argo bir kelimedir. Bu kişiler diğer insanların hiçbir zaman kendileri kadar yeterli ve becerikli olamayacağına inanırlar ve bu yüzden de müdahalelerinin gerekli olduğunu, bu müdahalede bulunmazlarsa işlerin yanlış gideceğini düşünürler. Diğer insanların üzerinde sahip oldukları güç ve kontrolle kendilerini iyi hissederler. "Kontrol delisi" kelimesiyle etiketlenen bu insanlar çoğu zaman obsesif-kompulsif (saplantılı-zorlantılı) kişilik bozukluğunun özelliklerini gösterirler. Anadolu Sağlık Merkezi'nden Klinik Psikolog Aylin Sezer, kontrol saplantılı kişilikler ile ilgili soruları yanıtladı. Kimseye iş emanet etmezler Kontrol delisi insanlar, bir yerde diğer insanlara güvenmiyorlar. Kendilerini diğer insanlardan daha akıllı, daha mı üstün görüyorlar? Hayat ve ilişkileri üzerinde saplantılı bir kontrol etme çabasında bulunan insanlar oldukça katı ve dogmatik bir düşünce yapısına sahiptirler. Tartışmaya izin vermezler, talepkarlardır ve işlerin tam olarak onların istediği şekilde yapılmasını isterler. Hata ve yanlışlara karşı da oldukça savunmasızlardır. Kendi yaptıkları en küçük bir hata bile onların hayatlarını ve kendilerini sorgulamalarına neden olur. Hayatlarında hataya izin vermedikleri için işlerini hep kendileri yapmaya çalışırlar. Diğer insanların onlar kadar becerikli olamayacağını düşünürler. Bu yüzden de kimseye iş emanet etmemeye çalışırlar. Bu da karşıdaki insana, ona güvenmediklerini hissettirir. Sadece doğru olmak isterler Bu saplantılı kişilik özelliklerini gösteren insanlar oldukça inatçı ve talepkarlardır. Onlar için bir işi doğru yapmak her şeyden önemlidir. Doğru olmak, haklı çıkmak ve istediğini yaptırmanın verdiği, kontrolün elinde olduğu hissi onlara güç verir. Bu insanlar, siz bir hikaye anlatırken, bu hikayenin aslında hiç de önemli olmayan bir detayına takılıp, sadece doğru olmak için bezdirene kadar bu noktada takılıp kalır ve ısrarla size itiraz ederler. Kontrol delisi olmak, psikolojik bir rahatsızlık mıdır? Umutsuz bir şekilde kontrol sahibi olma arzusunda olan bu insanların çok dikkatli bir şekilde kurdukları, saplantılı bir kontrol mekanizmasıyla yönetilen bir dünyaları vardır. Saplantılı kişilik, bir kişilik bozukluğudur ve psikolojik bir rahatsızlıktır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken, bu kişinin kontrol etme ihtiyacının boyutu ve kendisi ve çevresine olan zararıdır. Kontrol delisi diye tabir edilen insanlar, özellikle hangi konularda kontrolü ele almak istiyorlar? Evde, işte, arkadaşlıkta, aile hayatında nasıl davranıyorlar? Küçük örneklerle anlatabilir misiniz? Kontrol saplantılı insanlar, bu özelliklerini hayatlarının her alanına yansıtırlar. Israrcı, katı ve eleştirel özellikleriyle tüm ilişkilerine yıkıcı zararlar verirler. Bu özeliklere sahip bir patron, çalışanlarından da mükemmel bir performans talep eder ve en küçük bir hatayı bile kabul etmez. Yine iş yaşamında, saplantılı bir şekilde her şeyi kontrol etmeye çalışan bir kişi, kendi düşünce ve kurallarına takılıp kaldığı için, olaylara geniş açıdan bakamaz, gerektiğinde esnek davranamaz ve işlerin akışını yavaşlatabilir. İlişkilerde ise, kontrol saplantılı kişinin devamlı eleştiren, talepkar, katı ve yıkıcı tarzı, ilişkide olduğu kişilerin ondan uzaklaşmasına neden olur. Onun yanında yaşanan yetersizlik, beceriksizlik hisleri, devamlı eleştirilmek, onu kızdırmamak için her şeyi onun istediği gibi yapmaya çalışmak, birçok insan için oldukça yorucu ve yıpratıcıdır. Çocuklarından çok fazla beklentisi olan aileler sebep olabilir Neden insanlar kontrol delisi olurlar? Doğuştan gelen mi, yoksa sonradan, yaşananlar karşısında geliştirilen bir özellik midir? Takıntılı kişilik özellikleri gösteren ve kontrol altında tutarak güçlendiğine inanan insanların çocukluklarına baktığımızda, çoğunlukla benzer yapıdaki anne ve babalar tarafından yetiştirildiklerini görüyoruz. Çocuklarından beklentileri çok yüksek olan, hata yapılmasına izin vermeyen, çocukların her hareketini kontrol altında tutmaya çalışan ailelerin çocukları, küçüklüklerinde bu beklentileri karşılamak, anne-babanın sevgi ve onayını kazanmak için uğraşıyorlar. Küçüklükte anne-babanın sevgisi, onayı için yapılan bu davranışlar yetişkin yaşamına gelindiğinde sorgulanmadan yapılmaya devam ediliyor. Kontrol delisi olan insanlar, böyle olduklarının, çevrelerindekini rahatsız ettiklerinin farkında mıdırlar? Yoksa yaptıklarının normal olduğunu mu düşünürler? Bu kişilik özelliklerini gösteren insanlar çoğu zaman karşılarındaki kişiyi rahatsız ettiklerini düşünmezler, hatta onlara iyilik yaptıklarını öne sürerler. Alternatif fikir ve gerçeklere kapalı oldukları için onlara mutluluk veren şeylerin diğer insanları da mutlu edeceğini düşünürler. Tek doğrunun kendi doğruları olduğunu ve diğer insanların da bu doğru çerçevesinde hareket etmesi gerektiğine inanırlar. Kontrol delisi olan çok hastanız var mı? Sık karşılaşılan bir rahatsızlık mıdır? Genellikle hangi meslekten insanlar kontrol delisi oluyorlar, böyle bir ayrım var mı? İnsanlar terapiye çoğu zaman hayatlarını kontrol edemediklerini, sürüklenmeye başladıklarını hissettikleri zaman gelirler. Kontrol saplantılı insanlar, hem kendi hem de başkalarının hayatlarını kontrol ettikleri için destek almaya gerek duymazlar. Bu tip kişilik özellikleri taşıyan insanları yardım almaya getiren iki neden vardır. Birincisi, artık bazı şeyleri kontrol edememeye başlamışlardır ve bu onlar için oldukça ağır bir kaygı yaratır. Ne yapsalar da kendi güçleri dışında bir gücün hayatlarını yönlendirdiğini hissettikleri zaman telaşa kapılırlar. Diğer bir sebep de ilişkilerinde sorun yaşamaya başlamalarıdır. Kontrolcü insanlar, çevrelerindeki insanlara karşı saldırgan, talepkar ve eleştiricidirler. Bu yüzden birçok insanı kendilerinden uzaklaştırırlar. Bu yalnızlığı fark ettiklerinde destek almaya gelebilirler. Saplantılı kişilik özellikleri taşıyan insanlara her meslekte rastlanabilir. Çalışanlarını 30 dakikada bir telefonla kontrol eden, sürekli eleştiren üst düzey bir yönetici, oturma odasındaki koltuğun üzerinde duran yastıkların hepsinin aynı açıyla tek bir yöne bakmasını sağlayan bir ev kadını, ameliyathanedeki herkesin ve her eşyanın uygun yerlerinde olup olmadığını kontrol ettiği için bir türlü ameliyata başlayamayan bir doktor veya dosyalarını düzenlemekten ödev yapmaya başlayamayan bir öğrenci benzer özellikler gösterebilirler. Çevremizdeki kontrol delisi insanlarla nasıl başa çıkabiliriz? Saplantılı kişilik özellikleri gösteren insanlarla yaşamak çok zordur. Devamlı eleştirilmek, kontrol edilmek, kısıtlanmak birçok insanı yıpratır. Bu kişiler, karşılarındaki insanın kişiliğini yok sayar ve ona kendi doğrularını yaptırmaya çalışırlar. Başka hiçbir alternatif düşünceyi kabul etmezler. Onları ikna etmeye çalışma mücadeleleriniz hep yenilgiyle sonuçlanır. Eğer hayatınızda sizi böyle kısıtlayan, ezen, kontrol etmeye çalışan bir insan varsa, yapılabilecek en iyi şey ona durumu hakkında düşünmesini sağlamak olacaktır. Israrcı olmadan, alternatif düşüncelerin de varolabileceğini, hata yapmanın doğal ve insan olmanın bir parçası olduğunu göstermek, kontrol edilen olarak yaşadığınız duyguları paylaşmak, onun da davranışlarını gözden geçirmesine yardımcı olabilir. Kişileri kendi istekleri ve fikirleri doğrultusunda yönlendirir Kontrollü biri olmak ve kontrol delisi olmak farklı şeyler değil mi? Her insan hayatının kontrolünü elinde tutmak ister. Sürüklenmek istemez. Kendi kontrolü dışında gelişen olaylardan rahatsız olur. Kontrollü olmak, düşünerek, planlayarak hareket etmek bize güvenlik hissi sağlar. Fakat "kontrol delisi" olarak tabir edilen kişilik özelliklerine sahip insanların, saplantılı bir kontrol üzerine kurulmuş bir dünyaları vardır. Etraflarında olan olayları ve kişileri kendi istekleri ve fikirleri doğrultusunda yönlendirir ve bunun verdiği güçlülük hissi ile kendilerini iyi hissederler. Son olarak; kontrol delisi insanlar bu alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçemezler. Vazgeçebilmek için neler yapmalılar? Önerileriniz neler? Bu kişiler, eğer bu özellikleri, yaptıkları davranışlar kendilerine veya başkalarına zarar vermeye başladıysa mutlaka bir uzmandan destek almalı. Çeşitli psikoterapi akımları, bu kişilere kontrol etme dürtüleriyle daha efektif bir şekilde başa çıkabilmeleri için yollar bulmalarında destek olurken, bazı durumlarda psikiyatrik ilaç tedavisi de gerekli görülebilir. Kaynak: e-guzellik.net Gönderen Sedef Metal zaman: 12:15 Etiketler: Genel Sağlık, Ruh Sağlığı Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom)
61bae3ba2323
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
21 Mart 2009 Cumartesi "kaybeden olmak varken, zafer lüks bana" hayatta bazı şeylere ne kadar geç başlarsanız o kadar iyi... Mesela sigara içmeye 15 yaşında başlamak ile 30 yaşında başlamak arasında fark vardır. Bir insan evladı neden 30 yaşında sigara içmeye başlar onu da anlam zaten. Saçlarınızı boyatmak da böyle birşey.... Eğer biryerden sonra doğanın kanunları size, bu beyazlarla başet bakalım diye meydan okuyacaksa, sizin bundan önce biricik saçlarınızı kimyasallar ile bütünleştirmenin manası yoktur. Ve pek tabii ki diş hekimciniz ile tanışmak. Yani bunun erken olmasının hiçbir faydasını görmeyen biri olarak iddia ediyorum, ne kadar geç o kadar güzel. Bu aleme 8 yaşında girdim ve hala ağız sağlığı konusunda huzura ermiş değilim. Takma dişlerime geçiş yapınca da mutlu olamayacağım diye de bir korkum var haliyle. Bununla gurur duymuyorum ama ağzımda 32 dişim bile yok, ama yine de ömrümü çürüten dişci koltuğunda uzun vakitler harcamaya devam ediyorum. Dolgu yaptırmasam, ağzımı o kadar uzun süre açık tutmak zorunda kalmasam birde ağızdaki suyu almak için konulan o şıfır şıfır sesli boru olmasa az çok idare ederdim ama cidden artık bu konuda bezgin hallerimin arasında. Bunun için evimin yakınlarında ( mesela Nİşantaşı'nda ) ama ucuz ( bu durumda Nişantaşı eleniyor), ne yaptığını detaylı detaylı anlatabilecek ( mümkünse bir aynadan izleyim herşeyi) diş hekimi aranıyor, herkeslere duyrulur. ps. küçüklük saflıklarımdan biri de; her hafta diş hekimine gitmeden önce dişlerim daha beyaz olsun diye, iki farklı diş macunu ile bir kere fırçalayıp, sonra birde ikisini karıştırıp fırçalamamdı. Artık bu kadar saf olmasam da, dişçi randevularımdan önce hala bir sınava çıkıyormuşum gibi hissediyorum ve bu yüzden de söz veriyorum doktor, bundan sonra dişlerime gözlerim kadar iyi bakacağım. Gönderen malumafatrus zaman: 16:39 Etiketler: sağlık Hiç yorum yok: Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom)
9a6d332d2a64
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Bugün ne pişireyim diye düşünmeyin hazırladığım menülere bir göz atın yeter.. Hayırlı günler sevgili blogger arkadaşlarım ve takipcilerim; Ramazan ayını yarıladık.. Bir güzel insan şöyle diyor; Ramazan, sevaplarla günahları yakmak ve zamanı rahmetle yıkamaktır. Günahlarını sevaplarla yakanlar ve zamanlarını rahmetle yıkayanlar ramazanı idrak edenlerdir. Rabbim hepimizi idrak edenlerden eylesin inşallah.. Bugün iftar için diğer menülere göre daha hafif bir menü seçtim.. Bugün sizler için seçtiklerim şöyle 1- Süzme Mercimek Çorbası 4-Kayısı Kompostosu Sahur için önerim Peynirli Kol Böreği İç malzememiz 300 gr. yağlı peynir 1 adet kuru soğan yarım çay bardağı sıvı yağ 3-4 dal maydanoz Yemeklerin isimlerinin üzerine tıklarsanız tariflerini görebilirsiniz.. Hayırlı İftarlar, Afiyet Olsun..
b87128987bee
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Test hazırlığında Türkiye'nin 1 numarası olan TPR Turkey, GMAT sınavına hazırlananlar için 20 ders saatinden oluşan "GMAT Premium" adlı bir paket program sunmaktadır. Paket programı almak istemeyen öğrenciler diledikleri takdirde saat bazlı özel ders hizmetlerimizden de faydalanabilirler. GMAT derslerimiz The Princeton Review'nun titizlikle hazırladığı GMAT Sertifika Programını tamamlayarak GMAT öğretme lisansı alan öğretmenler tarafından verilmektedir. GMAT sınavına The Princeton Review Metodu'nu öğrenerek hazırlanan öğrenciler, GMAT puanlarını ortalama 92 puan yükseltmişlerdir. - GMAT Premium: - 20 saat 1-1 özel ders - 10 tane deneme sınavı ve her biri için kapsamlı "score report" - The Princeton Review'nun özel olarak hazırladığı "GMAT Manual"
95b1fd5c08b8
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Birinci Dairesince hazırlanan ve bin 34 hâkim ve savcıyı kapsayan bölge adliye mahkemeleri kararnamesi, 2016 yılının ilk aylarında yayımlanmıştı. Bu kararname ile Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Erol Tosun, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlığı’na getirilmişti. Bafra Belediye Başkanı Zihni Şahin, ilk olarak Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Erol Tosun’u makamında ziyaret etti. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti belirten Erol Tosun, bir önceki görevi nedeni ile Samsun’a yabancı olmadığını ifade ederek güzel hizmetler yapmak için çalışacaklarını belirtti. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Erol Tosun’a başarılar dileyen Başkan Şahin, Bafra için yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi. Samsun’un büyük bir şehir olduğunun altını çizen Başkan Şahin, tüm ilçelerin Büyükşehir ile beraberlik içerisinde Samsun’un marka değerini artırmaya çalıştıklarını ifade etti. Belediye Başkanı Şahin, daha sonra ise, 4. Ceza Dairesi Başkanı Hüseyin Öztürk’ü, 4. Ceza Dairesi üyesi Kaya Depe ve 2. Ceza Dairesi üyesi Ferhat Güven’i ziyaret etti. Samimi ortamda gerçekleşen ziyaretlerde Başkan Şahin, aynı temennileri yineleyerek başarılar diledi.
d63b9e5a9eac
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Sizinle gidip gördüğüm yerleri paylaşmak isterdim ama çok fazla gezemiyorum maalesef :( Ama görmek istediğim yerleri de paylaşabilirim di mi :) İşte onlardan bir tanesi ; İtalya'nın kuzeybatısında, Akdeniz kıyı şeridinde,Liguria yönetim bölgesine bağlı Cenova ilinde köy. Levante Irmağı kıyısında, küçük Portofino Burnunun ucunda yer alır. Eski bir Roma kentidir. Romalı yazar ve filozof Pliny, kentin adının, körfezi çepeçevre saran yunusların bolluğundan dolayı “Portus Delphini” olarak geçtiğinden söz ediyor. Portofino İtalyanca’da “son liman” anlamına da geliyor. Bir balıkçı köyü ve bir turizm merkezidir. Rengarenk evlerin çevrelediği bir limanı vardır. 18. yüzyıl işleme tarzında yapılan mekik dantelleriyle de tanınır. Sahile sıralanmış renkli evleri, adını verdiği aşk şarkıları, kristal gibi deniziyle Portofino, görmeden de sevebileceğimiz yerler arasında. Nasıl buldunuz sizcede çok şirin ve romantik bir yer değil mi:)
a9ddfe2f039e
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Merhabalar Arkadaşlar. İZLEYİCİLER EKLENTİSİNİ YENİDEN AKTİF HALE GETİRMEK İÇİN BİR YOL VAR: Kumanda panelinizden Birinci Aşama: AYARLAR komut sekmesini tıklayın YAYINCILIK - Blog Adresi karşısındaki metin kutusunun sağ tarafındaki "Düzenle" komutunu tıklayın Blog adresinizin en sonuna bir harf ekleyin ve KAYDET butonuna tıklayın. Bloğu Görüntüle komutuna tıklayın ve sayfanızda izleyiciler eklentisinin geri geldiğini görün. İkinci Aşama: Aynı yolla sayfa isminize eklediğiniz harfi kaldırın ve KAYDET butonuna tıklayın. Bloğu Görüntüle komutuna tıklayın ve İzleyiciler eklentisinin aktif olarak devam ettiğini göreceksiniz. Bu kadar!.. Blogger, sayfalarımızın URL adreslerinin sonuna "tr" uzantısı eklemiştir. Bu uygulama ile Blogger, nezdinde açılan blog sayfalarını ülkelere göre tasnifleme yoluna gitmiştir. Yapılan bu uygulama sayfalarımızdaki "izleyiciler eklentisi"nin çalışmasını engellemiştir. Blogger'in bunun farkına vardığında durumu düzelteceğini sanıyorum. İzleyiciler eklentisinin yerine çıkan uyarı iletisini aynen aşağıya aldım. İletide de göreceğiniz gibi, Ana Sayfa URL'si ile sitenin URL'sinin eşleşmediğinden bahsediyor. Evet doğru, blog sayfalarımızın URL'sinin sonuna kanulan "tr" uzantısı, Blogger'deki URL adresimiz ile uyuşmuyor. Bu uyuşmazlığı siz de kumanda paneline girip, ayarlar sekmesinden yayıncılık ayrıntısını inceleyerek görebilirsiniz. "tr" uzantısı yayıncılık bölümünde yer almıyor. Maalesef... Bu gadget hatalı olarak yapılandırıldı. Web yöneticileri için ipucu: Lütfen "Friend Connect Ayarları - Ana Sayfa URL'si"nin bu sitenin URL'siyle eşleştiğinden emin olun. Selam ve dualarımla.
bde7c928a8e7
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Arabanızı 30 Dakika'da Nakit Alıyoruz Ferrari spor araba markalarının içinde tek başına dünyanın en büyük markası olan bir dünya devidir. İtalyan yapımı bir araba modelli olan Ferrari, ilk olarak Alfa Romeo’nun yarış takımı olarak kurulmuş bir otomobildir. Ferrari’nin kurucusu olan Enzo Ferrari kendi adını taşıyan araba markası ile hayatını özdeşletirmiş tüm dünyaca tanınan bir isimdir. Araba tutkunları çok iyi bilir ki Ferrari rüyaların arabasıdır. Bu rüya araba 1964 yılında Maranello şehrinde kurulmuştur. O yıldan günümüze kadarda her geçen gün hayran kitlesini arttırmıştır. Hayranları için bir tutku olan Ferrari her zaman yeni sezonda kısıtlı sayıda otomobil çıkartır. Yani piyasa da çok fazla Ferrari otomobile rastlamanız güçtür. Bunun içinde bu devin yeni sezon otomobilini almak için elinizde ki ikinci ele düşen arabanızı satmanız gerekmektedir. Ferrari otomobil alım satım işlemini nerde yapacağım diye düşünmenize gerek yok. Sitemiz bünyesinde birçok araba modeli gibi bu dünya devinin de ikinci el Ferrari alım satımı yapılmaktadır. Ferrari alım satımı esnasında arabanızın değer kaybetmesi kaygısını içinizde barındırmayın. Biz site yönetimi olarak Ferrari alım satımı işlemi esnasında arabanın değerini en ön planda tutmayı kendimize ilke edinmiş bir firmayız. Ferrari spor araba dünyasında rakip tanımayan tek markadır. Hiçbir rakibi Ferrari markasıyla boy ölçüşemez. Yeni bir sezonda yeni model arabalarını daha piyasaya sunmadan, yeni modellerini görmeden insanlar sıraya geçerek bu otomobilin sahibi oluyorlar. Çünkü Ferrari kısıtlı sayıda üretildiği için bu arabaya sahip olmak isteyenler mutlaka önceden araba siparişi vermek zorundadırlar. Hatta bir modeli alırken diğer senenin modelini sipariş veren Ferrari tutkunları olduğunu da bilmekteyiz. Sizde bu şekilde sıfır Ferrari tutkunuysanız, eski Ferrari’nizi satmak için araştırma yapmanıza gerek yok. En güvenilir şekilde ve en iyi fiyata sitemizde Ferrari alım satımı yapılmaktadır. İkinci ele düşen Ferrarileriniz artık değer kaybetmeden ikinci el dünyasında satılabilecek. Tek yapmanız gereken işlem sitemize girip Ferrari alım satım işlemini yapmaktır.
8ca62d760bed
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
- Anasayfa - Odamız Hakkında - 5362 Kanun - odabilgileri - İBEP - İBEP TEST - AloEsnafİzmir - T. C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı - T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı İzmir İl Müdürlüğü - ESBİS (Esnaf ve Sanatkarlar Genel Müdürlüğü Bilgi Sistemi) - Basında - iletişimmakinesi - mobilpark - cmfcell - Bilgi Edinme - Esnafın Sesi Dergimiz - Duyurular - Etik Kurul - EuroStat Nace Rev.2 - feedburner RSS - Foto Galeri - Gaziemir - Gaziemir Belediyesi - GİB İVD - Haberler - Hizmetlerimiz - İesob - İZKA - İzmirVDB - İşyeri Açma Belgeleri - KOSGEB işlemleri - Mevzuat - Gaziemir SGM - SRC-ODY-ÜDY SORGULAMA - Tesk - TESK Soru-Cevap - Basılı Evrak Stok Takip Sistemi - Tesk Vergi Kayıt Bilgi Sistemi - E-kapasite Raporu Bilgi Sistemi - İletişim Bilgilerimiz GESO Facebook Fotoğraflar 25 Kasım 2013 Pazartesi 087 Nolu Genelge 24.10.2013 (Balkan Ülkeleri ve Türkiye'de Küçük İşletmeler Yasasının Uygulanması Projesi Sonuç Raporu (Türkiye)) Ziraat Bankası Avrupa yatırım fonu destekli krediden yararlanabilecek iş kolları Ziraat Bankası Avrupa Yatırım Fonu ile gerçekleştirmiş olduğu işbirliği kapsamında yeni kurulmuş ve kredi sunulabilecek kapsamda belirlenmiş olan iş kollarında faaliyet göstreren KOBİlerin finansman gereksinimlerini karşılamaya yönelik herhangi bir ek teminat gerekmeksizin destek sunmaktadır. 24 Kasım 2013 Pazar Öğretmenler Günü Kutlu Olsun... GESO Yönetim Kurulu Başkanı 20 Kasım 2013 Çarşamba İlçemizde faaliyetini sürdüren İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcılarına Bilgilendirme Eğitim Semineri düzenlendi. İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkındaki Yönetmeliğin 8. maddesinin 2. fıkrası gereğince; “İzin belgesi sahibi veya sorumlu müdürlere, mülki idare amirliklerince yılda bir kez bilgilendirme eğitimi verilir” denildiğinden, İlçe Yazı İşleri Müdürü Abdulselim SADIK, İlçe Emniyet Müdürü Levent AKBAŞ, İlçe Sağlık Müdürü Ahmet DEMİRYÜREK, İzmir Siber Suçlarla Mücadele Bürosundan Hamdi KAFALI ve EMRE AKYOL, İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş ve Çocuk Büro Şubelerinden baş polis ve polis memurlarının katılımlarıyla, Bilgisayar formatör öğretmenleri Burhan ATEŞ, Alaattin UYĞUR, ,Gaziemir Esnaf ve Sanatkarlar Odası temsilcisi Erkan ÇOBAN, İlçe Sağlık Müdürlüğü Çevre Sağlık Teknisyeni Uğur KARACA, Gaziemir Belediye Başkanlığı Zabıta Memuru Halil SOYDAM’ın sunumlarıyla 20 Kasım 2013 tarihinde Esnaf Kefalet Kredi Kooperatifi Metin Taşkın toplantı salonunda bilgilendirme eğitimi düzenlendi. Eğitimde konuşan İlçe Yazı İşleri Müdürü Abdulselim SADIK, İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelikte yer alan kanun maddelerine istisnasız uyulması gerektiği, uymayanlar hakkında yasal işlem yapılacağı, fakat her işletmecinin sorumluluk sahibi bir vatandaş olarak yükümlülüklerini yerine getireceğine inandığını belirtti. Eğitimde; İlçe Yazı Müdürü Abdulselim SADIK tarafından bilişim hukuku ve bilişim suçları, Siber Suçlarla Mücadele Bürosundan Hamdi KAFALI ve EMRE AKYOL, bilişim suçları ve yaptırımları hakkında ve internet toplu kullanım sağlayıcıları hakkında detaylı bilgi verdiler. Zabıta Memuru Halil SOYDAM tarafından işyerlerinin ruhsatlandırması ve uyulması gereken kurallar, Eğitim sonunda, eğitime katılan internet kafe sahipleri ve sorumlu müdürlerine katılım sertifikası verildi. 10 Kasım 2013 Pazar ATATÜRK'ü Özlemle Anıyoruz 4 Kasım 2013 Pazartesi Sanayi Siciline Kayıt Zorunluluğu ve Faaliyet Tespit Formunun Doldurulması Bilgi için: 445 40 75 / 1204 (Mehmet Başak-Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü) Buradan Bize Mesaj Gönderebilirsiniz... GAZİEMİR ESNAF VE SANATKARLAR ODASI ► 1970 yılında kurulmuş olan Gaziemir Esnaf ve Sanatkârlar Odası kurulduğu günden bu güne esnaf ve sanatkârlara hizmet vermektedir. Odamız 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu’na tabidir. Odamız bünyesinde çağımızın gerektirdiği şekilde bilgisayarlı ortamda süratli ve düzgün hizmet verilmektedir. Büyük oranda üye bilgilerinin güncellenmesi sağlanmış olup günden güne teknolojik gelişmeleri üyelerimizin hizmetine sunmaya devam ediyoruz. ► Kamu oyuna odamızın ve meslektaşlarımızın çalışmalarını anlatmak için başta internet olmak üzere çeşitli basın ve yayın organlarından yararlanılmaktadır. Gaziemir Esnaf Ve Sanatkârlar Odası web sitesine internet üzerinden kolaylıkla erişebilmektedir. Odamızdaki gelişmelere, hizmetlerimize, üyelere güncel duyurulara, esnaf dünyasını ilgilendiren güncel haberlere, vergi gündemine, kısaca esnaf ve sanatkârları ilgilendiren tüm konulara odamız internet sayfamızdan gaziemiresnafvesanatkarlar.ve sosyal paylaşım ağlarından http://www. blogspot.com facebook.com/ gaziemiresnafvesanatkarlar http://twitter.com/► TESK E-kapasite internet sistemi kullanılarak, kapasite raporlarının elektronik ortamda düzenlenmesi ve bu sayede odamız tarafından üyelerimizin kapasite raporlarının en doğru ve en hızlı şekilde onaylanmaktadır. gaziemiresnafulaşabilmektedir. ► Vergi levhalarının işyerine asma zorunluluğu kaldırıldı ancak işyerinde bulundurma zorunluluğu devam ediyor. Vergi levhaları bundan böyle internet üzerinden temin edilecektir. ► Her konuda olduğu gibi, KOSGEB destekli kredi uygulamalarında da üyelerimiz bilgilendirilmekte olup yapılacak başvurulara yardımcı olunmaktadır. KOBİ'lerin KOSGEB Destek Programları adı altında yer alan programlarına internet üzerinden başvuru sistemi 01 Aralık 2011 tarihi itibariyle devreye girmiştir. Destek başvuru kullanım kılavuzlarına http:www.kosgeb.gov.tr adresinden ulaşılabilir. ► Ücretsiz hukuk danışmanlığı hizmetimiz devam etmektedir. İzmir Barosu Avukatlarından Av. Mustafa BURKAZ, Gaziemir Esnaf ve Sanatkârlar Odası üyelerine ücretsiz hukuk danışmanlığı hizmeti vermeye devam etmektedir. Odamıza kayıtlı üyelerimizin bu uygulamadan ücretsiz olarak yararlanabilmeleri için odamızla irtibat kurmaları yeterlidir. ► Üyelerimizin Basit Usül Vergi Muhasebe kayıtları ücretsiz olarak tutulmaya devam ediliyor. ► Üyelerimizin işyerlerinde kullandıkları fiş, fatura, irsaliye, fiyat tarifesi gibi basılı evraklar İESOB’dan kısa sürede temin edilerek üyelerimize ulaştırılmaya devam edilmektedir. ► Periyodik olarak yapılan portör sağlık taramalarının sonuçları odamız aracılığıyla sahiplerine ulaştırılmaktadır. İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği ile Veremle Savaş Derneği arasında yenilenen protokol ile portör muayenelerini yaptıran esnaf sanatkarlar, bundan sonra muayene hizmetlerinden ücretsiz yararlanabileceklerdir. ► Odamızın geleneksel pilavı Kadir Gecesi’nde Gaziemirlilere dağıtılmıştır. ► İşyerinize ait adres, telefon, ürün ve hizmet bilgilerinizi ÜCRETSİZ olarak http://rehberkayit.11818.com. tr/11818.aspxadresinden kayıt ettirebilirsiniz. ► Esnaf Kimlik Kartınızla veya http://esnaf.sanayi.gov.tr sitesinden sorgulanarak alınacak internet çıktısı ile Turkcell İletişim Merkezleri’nden Esnaf Paketi’ne başvuruda bulunabilirsiniz. ► Üyelerimizin Tekel Ruhsat İşlemlerinde odamızca yardımcı olunmaktadır. Bununla birlikte 26 Ekim 2011 tarihli ve 28096 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile sigara satışlarında uygulanan özel tüketim vergisi oranı yüzde 69'dan yüzde 65'e indirilmiş olup bakkal, bayi ve büfeci esnafımızın kar payları da yeniden yüzde 4.8'e çıkarılmıştır. ► Gaziemir Kaymakamlığı bünyesindeki İlçe İnsan Hakları Kurulu, İlçe Tüketici Sorunları Hakem Heyeti ile Gaziemir Kent Konseyi bünyesindeki toplantılar başta olmak üzere kurul ve toplantılara oda temsilcisi gönderilerek odamız temsil edilmektedir. Esnafımızın sorunları her platformda demokratik yollardan dile getirilmektedir ► İzmir’de yaklaşık 131 adet Esnaf Odası var ve bazıları ihtisas, bazıları ise karma olan bu odalar, İzmir Esnaf Ve Sanatkârlar Odaları Birliği’ne bağlı olarak üyelerinin sorunlarını paylaşmak, ticari faaliyetlerini kolaylaştırmak ve bunlara çözüm yolları bulmak için çalışmalarını sürdürmektedirler. Gaziemir Esnaf Ve Sanatkarlar Odası çeşitli meslekleri içinde barındıran karma bir odadır.► İşyeri sahibi olmak isteyen vatandaşlarımızın, ilgili belediyeden “İşyeri açma ruhsatı” alabilmesine yönelik olarak, öncelikle İzmir Esnaf Ve Sanatkârlar Sicil Müdürlüğü’ne, ardından da ilgili meslek odasına kayıt yaptırmaları gerekiyor. Odaya kayıt için ise Sicil Müdürlüğü’ne götürmüş olduğunuz belgelerin birer nüshasını getirmeniz yeterli olmaktadır. (- 1 adet sicil tasdiknamesi - 1 adet vergi levhası fotokopisi - 1 adet nüfus sureti aslı (fotoğraflı) - 1 adet ikametgah senedi aslı - 3 adet fotoğraf ) ► 5362 Nolu Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu (Kabul Tarihi : 07.06.2005) MADDE 13. Resmî ve özel kuruluşlarla ilişkiler : - Resmî ve özel kuruluşlarca, tacir ve sanayiciden meslekî faaliyetleri ile ilgili olarak istenilen ve 18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinde öngörülen belgeler, esnaf ve sanatkârlar için mensup oldukları oda tarafından düzenlenir ve verilir. - Resmî makamlarca, esnaf ve sanatkârların meslekî faaliyetlerini ilgilendiren hususlarda alınacak kararlarda, ilgili odanın mütalaasından faydalanılır ve kurulacak komisyonlara oda temsilcisinin katılması zorunludur. ► Belediyeler; ruhsat verebilmek için iş yeri açmak veya meslekî faaliyette bulunmak isteyen esnaf ve sanatkârlardan sicil tasdiknamesi ile üye olduklarına dair ilgili oda belgesini istemek zorundadırlar.- Kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, kamu iktisadi teşebbüsleri, esnaf ve sanatkâr kredi ve kefalet kooperatifleri ve bankalar oda üyeleri ile ilgili ruhsat, ihale ve kredi işlemlerinde üye olduklarına dair ilgili oda belgesini istemek zorundadırlar. T.C. İzmir Esnaf Ve Sanatkarlar Odaları Birliği Sicil Müdürlüğü’nden alınan “Esnaf Sicil Tasdiknamesi”nin geçerlilik süresi 5 (beş) yıl olduğundan bu belge için vize tarihlerine lütfen dikkat ediniz. İşyerinizdeki her türlü adres ve meslek değişikliği için odamıza ve Sicil Müdürlüğü’ne müracaat edebilirsiniz.· Gaziemir Esnaf Ve Sanatkârlar Odası olarak üyelerimizin cep telefonlarına bilgilendirme ve duyuru amaçlı kısa mesajlar göndermekteyiz. Eğer bu mesajları alamıyorsanız cep telefonu numaranızı odamıza bildirerek güncelleyebilirsiniz. ► Kapanış yapan üyeler ise ilgili vergi dairesinden, işyerinin kapatıldığına dair bir yazı (Mükellefiyet Durumu) alır. Bu yazı ve kapanış dilekçesi ile üyenin odaya olan aidat borçları da tahsil edildikten sonra üyenin oda kaydı kapatılır. Üye, Oda tarafından verilen yazıyla birlikte sicil kaydını sildirmek için İzmir Esnaf Ve Sanatkarlar Sicil Müdürlüğü’ne yönlendirilir. ► T.C. İzmir Esnaf Ve Sanatkarlar Odaları Birliği Sicil Müdürlüğü’nden alınan “Esnaf Sicil Tasdiknamesi”nin geçerlilik süresi 5 (beş) yıl olduğundan bu belge için vize tarihlerine lütfen dikkat ediniz. İşyerinizdeki her türlü adres ve meslek değişikliği için odamıza ve Sicil Müdürlüğü’ne müracaat edebilirsiniz. ► İşyeri kapatılmış olsa dahi, 5362 sayılı yasanın 61. maddesi gereği, bu hususu kayıtlı odaya bildirmeyen üyelerin, aidat borçlarından sorumluluğu devam etmektedir. Bu durum 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkar Meslek Kuruluşları Kanunun’nda “Oda kaydını sildiren üyelerin aidatı (odadaki) üye kaydının silindiği ay itibarıyla alınır.” şeklinde ifade edilmiştir.
5c14c7875320
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Geleneksel yöntemlerin en önemli özelliği katkısız olması ve mutfaktaki malzemelerin değerlendirilmesidir bana göre. Tam yağlı sütten yoğurt, yoğurttan ayran, ayrandan da tereyağı elde edebiliriz. Tam yağlı yoğurt Tam yağlı yoğurda su katılarak ayran yapılır.(Çok sıvık olmayacak) Yayık makinesinde, plastik ayran çırpma aparatında ya da mutfak robotunda çırpılır. Bu işlem sırasında ayran Önce köpüklenir, üzeri top top yağ olana kadarda çırpmaya devam edilir. Ayranın köpüğü bitip tamamen yağ oluşunca tahta bir kaşık ıslatılarak yağ toplanır. streç filme sararak yuvarlak şekil verip kahvaltılarınızda ailenize sunabilirisiniz. NOT: Çıkan yağı ayrandan ayırmak için tahta kaşıkla çevrilip, kaşığın tersi ile bastırılır ve soğuk su ile yıkanır. Su sıcak ya da ılık olursa yağ erir. Şifa olsun..
bc4d3039cd12
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Kısa bir süre içerisinde ikinci kez Londra’ya gidiyor olmamdan ötürü ve hatta tekrar tekrar gideceğimi biliyor olmaktan ötürü, Londra ile barışmaya ve kendisine bir şans tanımaya karar verdim. İlk ziyaretim 2010 yılında turistik amaçlı olmuştu ve pek sevememiştim Londra’yı. Nedense hep bir Paris ile kıyaslama, nehir kenarında estetik binalar arama derdindeyim. İkinci ziyaretim ise iş amaçlı olmuştu ve o dönem ülkemizde yaşanan hazin bir olaydan ötürü çok kötü bir psikolojiyle gitmiştim. Kaldığım bölge de şehirden çok uzakta, Thames nehri kenarında sonu görünmeyen büyük bir bahçe içinde eski bir şatoydu ve tabi tek başına böyle bir yerde kalıyor olmak bozuk olan psikolojimle ve üzüntümle birleşince iyice melankolik olmuştu. Ardından bir gece de şehirde konaklamam gerekmiş, evimi iyice özlemişken çok kötü bir otel seçimi ( Hilton Victoria) yaptığımı farkedince evime ışınlanmak istemiştim. Ve pek tabi Londara’ya karşı olan hislerim pek hoş olmamıştı. Ve bu ziyaretimde herşey değişti. Gideceğim ofis şehrin çok dışında olmasına rağmen tüm seyahatimde şehirde konakladım ve hatta bu sefer otel soğukluğundan kurtulmak için küçük bir daire kiraladım. Bu kez seçimlerim beklediğimden de güzel çıkınca mutlu mesut bir seyahat geçirdim. Ve bu mutlu seyahatimin son gününü Notting Hill’de geçirdim.
e7a382ec4b40
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Farkında olmadan biz çok ileriyi görmüş, planlamış ve çok doğru, çok önemli bir iş yapmışız. Daha o tarihlerde, yani ortaklığın ilk yıllarında iş hayatı ile özel hayatın ayrımına vardık. Ailelerimizi görüştürmedik, ortaktık ama iş hayatının dışında kendi özel hayatımızı da kurduk, pek birbirimize gidip gelmedik, yüz göz olmadık. Hafta sonlarında, tatillerde farklı yerlerde yaşadık. İş hayatında birlikte çalışan insanların aralarının zaman içinde bozulmasına en fazla eşlerinin sebep olduğuna şahit olduk. Fazla samimiyet ve içiçelik zamanla kıskançlıklara ve çekişmelere yol açıyor. Bu olumsuzluklar da doğal olarak eşlere yansıyor ve çoğu zaman yıl' larca dost veya ortak olan bu iş insanlarının arası açılıyor, kırk yıllık dostluklar bir hiç uğruna düşmanlığa dönüşüyor, birlikte başarılmış büyük ortaklıklar bozulmaya gidiyor. Bu insanlar arası ilişkilerdeki zafiyeti erken zamanda gözlemlediğimiz için eşlerimizin samimi ilişkiler kurmalarını önleme yolunu seçtik. Zaten, tesadüfen de olabilir çok farklı iki mizaca sahip insanlar oldukları için hiçbir zaman yakınlaşma olmadı. Üzeyir'in eşi Halep doğumlu, Ortadoğu kültürüne açık bir insan, benim eşim ise Çekoslovakya'da doğmuş ve ailesiyle İkinci Dünya Savaşı sonra-, mülteci olarak İsveç'e sığınmış, Batı Avrupa kültüründe yetişmiş, edebiyat ve klasik müzik meraklısı bir insan. Bu endişemiz de böylece kendiliğinden yoluna girmiş oldu. Tabii bunlar masaya oturup bir seferde alınan kararlar değil, defalarca süren tartışmalarla ulaşılan bir seviye, akıl yolu... Aslında bizim yaptığımız birbirimizi eğitmektir. Yani daha iyiyi nasıl buluruz diye bir eğitim yaşıyoruz, ama bunun da o dönemde pek bilincinde değiliz, fakat konuşurken amacımız hep bir çözüm yolu bulmak ve bu çözümün uzun vadede de geçerli olması, çözümün son kullanım tarihinin mümkün olduğu kadar ileriyi işaret etmesi... Tabii ortaklıkta bu tür süreçler bağları ve birlikteliği de kuvvetlendiriyor, pekiştiriyor. Aynı zamanda birbirimize olan güveni de arttırıyor; "Bu insan, benim iyiliğimi isteyen insandır," diyoruz birbirimize. En önemlisi, açık ve samimi tartışma ve çare üretme kanallarını acık tutma merakımız... Ortakların birbirleri için. "O olmasaydı ben bu noktaya geleme-yebilirdim" diyebilmesi çok önemlidir. İtiraf etmeliyim ki, Üzeyir ile ikimizin arasındaki bu iletişimde ben daha çok ona medyun-u şükranım. Çünkü o kendini ispat etmiş, önemli bir şirketin başmühendisi olmuş, üniversiteyi birincilikle bitirmiş. Teknik Üniversite'yi birincilikle... Ve 21 yaşında Teknik Üniversite'yi bitiren tek öğrenci olmuş, adam daha o yaşta tarihe geçmiş... Böyle bir adam benimle ortak oluyor, bu benim için çok büyük bir kazanç. Ben ona çok büyük bir saygıyla bakıyorum. Sevginin yanında saygım da var, saygı duyuyorum. O da bana aynen mukabele ediyor. Ben ondan iki yaş büyüğüm.
6af50b5d3291
[ "culturax", "hplt2" ]
Bayern Munih takımının teknik adamı Pep Guardiola cumartesi günü deplasmanda Bayer Leverkusen takımı ile karşılaşmadan açıklamalarda bulundu. Özellikle Stefan Kiessling in havadan gelen toplarda etkisini açıkladı. Pep Guardiola kendi takımını Cumartesi günü Bayer Leverkusen karşısında zorlu bir test olacağına karşıda uyardı. Onlar Cumartesi günü BayArena da Leverkusen takımını ziyaret edecekler. betspor1.net İspanyol teknik adam geçtiğimiz günlerde sezon sonunda takımdan ayrılacağını açıklamıştı. Bu gelişmeden sonra onun adı özellikle Manchester City takımı ile anılmaya başladı. Bir kaç gün öncede Man City takımından bu konu ile ilgili açıklama yapıldı. City takımı yeni sezonda teknik adamlarının Pep Guardiola olacağını açıkladı. Guardiola İngiltere'ye gidene kadar üç cephede Bayern takımı için onurlu bir mücadele içinde olacaktır Cuma günü yapılan maç öncesi toplantıda rakip Roger Schmidt'in tarafına karşı oyuncularını uyanık olmak konusunda uyardı. Özellikle hücum ikilisi Stefan Kiessling ve Javier Hernandez’e ayrı bir parantez açtı. Onların bu performansının takımlarının kaderini etkilediğinin farkında İspanyol teknik adam. Bundesliga da şu anda Leverkusen takımı dördüncü sırada yer alıyor. Guardiola özellikle bu iki isme dikkat etmeleri gerektiğine inanıyor. "Leverkusen takımında özellikle Chicharito [Hernandez] ve Kiessling çok formda. Biz kesinlikle Almanya'nın en iyi takımlarından birini karşı maça çıkacağız." dedi. "Onlar da çok yoğun bir fikstür içerisine giriyorlar. Ancak bu durum iki takım içinde geçerli. Almanya kupası ve şampiyonlar liginde zorlu maçlara çıkacak iki tarafta. Bu maç kesinlikle çok Zor bir mücadele olacaktır.” "Leverkusen takımına karşı yüksek toplar ile oynarsanız sorun olacaktır. Ayrıca onlar hava toplarında Kiessling gibi bir isme sahipler. Ona karşı hava toplarında mücadele hep zor olmuştur. “ Bu arada Bayern takımının sakatlıklar ile başı belaya girmeye başladı diyebiliriz. Onlar son oynanan Hoffenheim maçını 2-0 kazandıkları sırada can sıkıcı sakatlıklar yaşadılar. Guardiola'nın şu anda savunmada Jerome Boateng (kasık) ve Javi Martinez (diz) gibi oyuncuları sakatlık nedeniyle forma giyemiyor. Bayern takımı bu sorunun üstesinden gelmek için Türk kökenli savunma oyuncusu Serdar Tasci ile anlaşma sağladılar. Bayern takımı transfer döneminin son zamanları yaşanırken 28 yaşındaki oyuncuyu takımlarına dahil ettiler. Transferin son gününde Spartak Moskova'dan Serdar Tasci yi takımı kazandırdılar. Turk kökenli oyuncu Stuttgart takımında uzunca bir süre forma giymişti. Bundesliga ya hiçte uzak bir oyuncu değil. Bayern takımında adaptasyon süreci çok kısa olacaktır. "O iki ya da üç gün içinde bizim takımımıza katılacak" Guardiola Serdar Taşçı için dedi. "O nun bize bir hayli yardımı dokunacaktır. O çok fazla deneyime sahip ve topu hızlı ve iyi kullanıyor. " Bayern defansif cephesinde iyi haberlerde var. Holger Badstuber, son iki maçta 90 dakika boyunca forma giydi. Uzunca bir süredir sakatlık sorunuyla mücadele ediyordu. Bununla birlikte, Guardiola Almanya defans oyuncusu ile dikkatli bir şekilde yola devam etmek istiyor. "Ben uzun süre boyunca Holger’a sakatlık nedeniyle şans veremedim." diye ekledi. "O nun büyük bir kalbi var ve o gerçekten çok üst düzey bir oyuncu." "Ama Holger gibi birinin bazen molaya ihtiyacı olabilir ve kulüp bunun için çok doğru bir isim anlaştı. Taşçı nın takıma kazandırılması çok doğru bir transferdir." Guardiola coklu gorev icin sorun gormuyor Yaz aylarında Manchester City takımını devralacak eski Barcelona teknik adamı, İngiltere'ye hareket için onun kararına ilişkin sorulara bir son verilmesi çağrısında bulundu. Pep Guardiola Bayern Münih takımında teknik direktörlük görevi devam ederken Manchester City takımındaki yaşamına hazırlandığı konusunda açıklamalarda bulundu. Bu konuda bir sorunum yok diyor - ". Coklu görevde herhangi bir sorun görmüyorum" diye açıkladı. Bayern baş antrenörünün Şubat 1 tarihinde Premier League kulübü tarafından transferi açıklandı. Teknik adam önümüzdeki yaz Etihad Stadı'nda yeni görevini devralacak. Bu duyuru Bayern takımının temposunu sezonun ikinci yarısında bozabilir. Alman medyası bu konuda sorular yöneltti teknik adama. Guardiola çoklu görev gibi birşey olmadığını şu anda Bayern takımının başında olduğunu hatırlattı. Onun City takımına şimdi odaklanmak gibi bir sorunu olmayacağını söyledi. Guardiola sezon sonunda City takımına geçmek ile ilgili soruların bir an önce sonlanması gerektiğini söyledi. Teknik adam şunları Dedi : "Ben zaten her gün buraya gelip bu konuda konuşmak istemiyorum. Ben İngiltere'ye gidiyorum, bana güvenmek zorundasın ben size bunu daha önce söyledim.." Antrenörlere saygı konusunda da açıklamalar yapmıştı. O Daha önce adaya transfer olacağını açıkladıktan kısa bir süre sonra bazı teknik adamlardan özür dilemiştir. Yaptığı hareketin kimseyi zan altında bırakmaması gerektiğini söyledi. Bayern Münih Teknik Direktörü Pep Guardiola, Alman medyası ile yaşadığı hayal kırıklığınıda dile getirdi. "Teknik adamlar sanki eskisi gibi bir saygıyla karşılaşmıyorlar.. Bizim ne demek istediğimiz çokda önemsenmiyor gibi.," diye medya mensublarına söyledi. "Neden maçlardan önce benim oyunculara söylediğim harika kelimeleri yazmıyorsunuz?” diye sitemde bulundu.
51dc0876e504
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Alaçatı Windsurf - Kiteboard Kampı’nda öğrencilerin güvenliği için her şey düşünülmüştür. Öğrencilerimiz deneyimli eğitmenlerimizce sürekli gözleneceklerdir. Ayrıca eğitim seanslarına deneyimli kaptanlarımızın kullandığı Türkiye Yelken Federasyonu kriterlerine uygun kurtarma botlarımız da eşlik edecektir. Bütün eğitmenlerimizin lisansları ve uluslarası denizde güvenlik standartları sertifikaları mevcuttur. Öğrencilerimizin sağlık durumları Alaçatı Beach Resort & Spa Otel’nin tam teşekküllü reviri ve uzman otel doktoru ile güvence altına alınmıştır.
1124b2c6d2e4
[ "fineweb2", "hplt2" ]
- Yorumlar: 0 - 27 May 2012 00:00 - Haber kategori: Çayyolu - Ekleyen: - Ziyaretler: 784 - Son Güncelleme: -/- Belediye Başkanlığı ve Mülki İdare Amirliği bunlardan biri gereksizdir. Acaba hangisi? Atamayla gelen mi? Yoksa Seçimle gelen mi? diye de düşünülebilir. Biri yerel seçmenler tarafından seçilirler, Diğeri Vali hükümet tarafından atanırlar, Kaymakam ise herne kadar sınavlarda olsa her iktidarlar kendinden olanı, ne yapar, ne eder bilhassa mülakatlarda kazandırır. Dolayısıyla Mülki Amirlerin tamamı, Valiler zaten bellidirler, taraftırlar istisnai memurdurlar hiçbir sınav özellik kariyer aranmaz, devleti temsil ederler fakat resmen iktidarın o ilde baş ajanıdırlar. ( Hatta bu konuda ufak bir anekdot belirteyim.Bir ile atanan Valiye kutlama ziyaretleri yapılmaktadır.gelen heyetleri önceden Valiye söyleyen memur "sayın Valim Adaletçiler geldi." der. Valide gelen heyete "İlimizde şu ilçede partimiz başarısız oldu. Oyumuz çok düşük, falan İlçedeki gibi oy almamız ve başarılı olmalıyız."der. Heyette kiler öksürmeye hafiften ses çıkarırlar.Çünkü gelen heyet O ilin Adalet Bakanlığının Baş Savcısı, Savcı yardımcıları ile Mahkeme Hakim Başkanları ile Hakim üyeleridir.Meğer Vali gelen heyeti Adalet Partisinin İl heyeti sanmış...) Tabi sözünü ettiğim dönemde Mahkemeler bugünkü gibi ele geçirilememişti, taraflı değil daha bağımsızdılar. Kaymakamlarda taraftırlar. Anlayacağımız her Kaymakam adayı hangi iktidar döneminde sınav kazanmışsa o dönemin adamı olduğu için kazanmıştır. Bunun istisnası ise yüzdeye vurulursa % 10 nu dahi aşamaz. Bu kişilerde yazılı sınavda çok yüksek not aldıklarından mülakat kurulu ne kadar not kırsa ,oyun oynasa, adayla sınavda dalgasını geçse dahi o kişiler başarılı olurlar. Ancak çoğunluk iktidarda olan parti veya koalisyon partilerinin adamlarıdır. Bugün atananlar ise tek parti başta olduğundan, o partinin tespit ettiği özellikle imam hatip liseli mezunların artık ülkemizde nerdeyse ilçelerde bile Kamu hukuku bölümlerini, yada SBF adımızı kurnazlıkla kanun değişikliği ile hemen hemen tüm üniversitelerde isimlerinin ardında SBF, o ilin,Üniversitenin adı veya mektupla açık öğretim okullarını bitirenler şuan Kaymakamlık sınavlarına girebilmektedirler. Artık Mülki Amirlik dönemi istesekte, istemesekte bitmiştir. Vatandaş Belediye Başkanını kendinden görmektedir. Zaten non stop hizmet vermektedirler. Evinin ve makamının kapısı açıktır. Çünkü vatandaşın oyunu almanın peşindedirler. Diğer yanda Mülki Amirlerin böyle bir derdi yoktur. Onlarında evine ve makamına ulaşmak için çeşitli engeller vardır. Oyla gelmemiştirler. Hizmet edeceği kesim bellidir. Atayanları karşılamak, yolcu etmek ve memnun etmek durumundadırlar. Aksi halde makamlarını anında kaybederler... Gelecek seçimle gelen Belediye Başkanlarındadır. Bundan sonra AÜ. Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunları kendilerini Belediye Başkanlığı Makamlarına hazırlamalı ve bileklerinin hakkıyla kazandıkları seçimlerde başkanlıklarını yörelerine, vatandaşlarına çağdaş şehircilik örnekleri vermelidirler. Aynı zamanda T.C. temsil etmelidirler. Böylece Mülki Amirlikte ortadan kalkarak, devlet bütçesinden önemli oranda tasarrufta sağlanacaktır. Ancak burda seçmene güven esas olmalıdır.Başta Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası göstermelik olmaktan çıkarılıp, gerçek demokrat yasalar haline getirilerek, Siyasi Parti lider hegemonyasından kurtulması bir an önce sağlanmalıdır. Özel sektör üst düzey elemanı, Kamu Denetim elemanı ve Mülki Amir yetiştiren SBF silkinerek mezunlarının; artık evrak incelemeyen , evrak havalesi yapmayan bulundukları yerlerde fizibilite (Yapılabilirlik) ekonomiyi canlandıran fabrikalar açan, yeni iş sahalarıyla emeğe işçiye, sendikalara, ülke sınırlarımız içine ve dışına mal satan, mal alan üretkenliğe yönelmek zorundadır. Aksi halde uluslararası emperyalist şirketlerin elinde bir taşeron bile olamayarak, tüketici bir toplum olarak yok olup gideceğiz... Acaba geç mi kaldık !!! Nejad KUMBASAR İçişleri Bakanlığı E.Başkontrolörü, SBF 1976 Siyaset ve İdare Bölümü Mezunu
b77410a42bb3
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Perde Dantel Dantel Perde Modeli Yazan admin at 4 Mar, 2011(0) İlk yorumu sen yap Pencereniz genişliğince, 50 numara dantel ipliği ile perdeyi parçalar halinde veya da bütün olarak uygulayın. Perde ucunu, dilimli olarak yapın. Didem Gözde ile Dantel ekinden alınmıştır. Güllü Perde Modelleri Yazan admin at 30 Apr, 2010(0) İlk yorumu sen yap 32 cm genişliğindeki güllü örneği pencere genişliğiinize göre sayısını arttırarak örün. Uç kısımlarını dilimli olarak bitirin. Örneğin büyük hali için resimlere tıklayınız Perde Lale Desenli Yazan admin at 8 Feb, 2010(0) İlk yorumu sen yap 26 cm genişliğindeki perde ucuna 20 cm zincir çekerek başlayın. Üzerine 1 sıra 36 delikli tırabzanın üzerine lale örneğiyle devam edin. Pencere genişliğinizce örün. Daha sonra üzerine 6 cm genişliğindeki bandı yaparak bitirin. Güler Erkan Dantel Dersiginden alınmıştır Örneğin büyük hali için resimlere tıklayınız
c2f81e299dd6
[ "c4", "hplt2" ]
REGAİP KANDİLİ DUASI Allahümme Salli âlâ Seyyidina Muhammedin ve âlâ Âli seyyidina Muhammed Ya Rabbi! Acizlikten, üzüntüden, tasadan, kederden, Korkaklıktan, kabir azabından, cehennem ateşinden sana sığınırız. Bizleri kötülükten ve kötülerin şerrinden emin eyle ya Rabbi! Bize karşı düşmanlık duygularıyla oturup kalkanların kalblerini yumuşatmak murad ediyorsan, bize ve gönüllüler hareketine karşı onların kalblerini yumuşat ve sinelerini daim bir sevgiyle doldur! Ey kalbleri evirip çeviren Sultanlar Sultanı! Bizim kalblerimizi de, onların kalblerini de sevdiğin ve hoşnut olduğun güzelliklere çevir! Ya Rabbi! Sen bizlere bizi aşan istidat ve kabiliyetler ver ve lutfedeceğin bu kabiliyetleri senin rızan yolunda kullanmayı bizlere nasip eyle ya Rabbi! Sen bizlere peygamberleri donattığın sıfatları lutfet lakin biz lutfedeceğin bu sıfatları tefahur vesilesi yapmayalım ve hep kendimizi sıfır görelim ya Rabbi! Cümlemize vicdan genişliği lutfet Kalplerimize inşirah bahşet Bizleri kollektif şuura sahip kullarından kıl Ve bizleri müttakilere rehber eyle ya Rabbi! Hayırlı Kandiller.
dbfce1097d8c
[ "fineweb2", "hplt2" ]
30 Temmuz 2013 Salı 16 Temmuz 2013 Salı Keçeden tığ çantası yapımı.... Selamlarrrrr.....Tığlarınızı saklamak ya da her an yanınızda bulundurmak istiyorsanız bugünkü yaptığım etkinliği mutlaka denemelisiniz. Oldukça basit ve çok az bir zaman diliminde bitiyor. Gerekli malzemeler 3 renk ince keçe 2 tane 25x30 cm yeterli oluyor 1 tane de 17x30 cm ince keçemizi keselim. tırtıklı makas yoksa düz de olurrrr makara, dikiş makinesi isterseniz tabii İlk parçamız mavi olan dış kaplaması olacak buraya istediğimiz bir süsleme yapabiliriz. Bende hazır kesilmiş kelebek vardı onu diktim. Diğer 25x30 cm olan yeşil parçamızın üzerine 17x30cm olan minik parçamızı teyelleyelim. Dilediğimiz genişliklerde cetvel yardımıyla çizelim. Tığ ,kalem, makas vs. koymak için ayarlayabilirsiniz genişlikleri. Yeşil ve pembe parçayı üst üste koyarak oluşturduğumuz çizgilerden dikelim. Dikiş kenarlarından yarım cm pay bırakarak tırtıklı makasımızla kenarları keselim. Ben bu tığ çantasını çırağım arkadaşım Sümeyra için hazırladım.Artık Sümeyra kalfalık mertebesine erişti ona güzel bir hediye vermek istedim...Güle güle kullansın... Kaydol: Kayıtlar (Atom)
5af824b89d8f
[ "fineweb2", "hplt2" ]
- Yorumlar: 0 - 15 May 2012 00:00 - Haber kategori: Çayyolu - Ekleyen: - Ziyaretler: 780 - Son Güncelleme: -/- Yenimahalle Belediyesi’nde CHP’den istifa eden 18 Meclis Üyesinin istifaları CHP Ankara İl Başkanlığı tarafından onaylandı. Bir süre önce CHP’de yapılan kongre sürecinde delege olamadıkları için partiden istifa kararı alan 18 Belediye Meclisi üyesinin istifaları CHP Ankara İl Örgütü’nün 14 Mayıs’ta yaptığı olağan toplantısında kabul edildi ve bu kişilerin CHP ile ilgileri tamamiyle kesilmiş oldu. Bilindiği gibi, belediye meclis üyelerinin istifada ısrarlı olmaları üzerine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bizzat Yenimahalle Belediyesi’ne giderek belediye meclis üyelerini tek tek dinlemiş, kahvaltı yapmış ve çözüm bulunacağını söylemişti. CHP Genel Başkanı’nın bu yaklaşımına rağmen 18 meclis üyesi istifada kararlı olduklarını yineleyerek, partiyi yıpratıcı konuşmalarını radyo ve televizyonlara taşımış ve bu hareketin dedikoduları günlerce basını meşgul etmişti. Halen görev başındalar Halen görev başındalar CHP’nin Yenimahalle Belediyesi’nde halen 6 belediye meclisi üyesi bulunuyor. Belediye Başkanı Fethi Yaşar ise partiden istifa etmemesine rağmen, istifacı belediye meclisi üyelerinin halen görevini sürdürmesine olanak tanıyor. Bu tutum da parti tarafından yadırganıyor. 20 Mayıs’tan sonra neler olacak? Öte yandan Kemal Kılıçdaroğlu’nun 20 Mayıs’ta Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nin açılış törenine katılacağı belediye tarafından açıklanmış durumda. CHP tepe yöneticilerinden bazıları, Kılıçdaroğlu’nun bu açılışa katılacağını, açılıştan sonra da partisinden istifa eden ve halen görevini sürdüren belediye meclis üyelerinin görevlerinden alınması konusunda gerekenin yapılacağını öne sürüyorlar.
05b7e05adad7
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Hem aydınlatıcı, hem açık renk far, hem de baz olarak kullanılabilen bir kalem istedim ve oldu :) Böyle joker renkler için makyaj çantamda her zaman var.Rimmel London Scandal Eyes tombul kalemleri incelerken bu açık rengi hemen aldım. Farklı renkleri ve siyahı da var. İndirim döneminde rastlamadım ama indirimsiz de 14TL lik uygun fiyatını sonuna kadar hakediyor. - Akmadan ve bozulmadan uzun süre kalıcı olmasını - Rengin güzelliğini ve uygulama kolaylığını çok sevdim. Sevmediğim tek yönü asansörlü olmaması. Göz kalemi açmak zaten pek sevmediğim bir iş, bir de ekstradan tombul kalemler için açacak aldım. Sık sık kullanımda haftada bir açmak gerekiyor. Siz bu kalemleri sevdiniz mi?
6e49af047dcf
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Ne zamandır deniz börülcesi salatasını yapmak istiyordum. Kısmet bu zamanaymış. Başkalarında severek yediğim bu salatayı yapmak pek de kolaymış. Ben o içindeki sert kısımlarından zor ayrılırlar falan sanıyordum. Çok kolay ayrıldılar. Ayıklamam en fazla 5 dakika tutmuştur. Deniz börülcesinin iki adet püf noktası var. İçine ne kaynatırken ne de sonrasında hiç tuz koymamak (çünkü zaten tuzlu) ve bol sarımsakla yapmak. Sarımsak çok ama çok yakışıyor. Deniz börülcelerini yıkadıktan sonra sıcak suya atıyoruz ve 5 dakika kadar yumuşayana kadar kaynatıyoruz. Sonrasında börülceleri bir elimizle tutup diğer ile saplarından sıyırıyoruz. Saplar aşağıdaki resimdeki gibi kalıyor ve çıkanlar da üstteki resimdeki gibi yeşil yeşil kalıyor. Yeşil olan kısımlardan salata yapıyoruz. Havanda 3 diş sarımsağı dövüyoruz. İçine 2 kaşık zeytinyağı döküyoruz. Yarım limonun suyunu da katıyoruz. İstersek içine sirkede koyabiliriz. Afiyet olsun.
b9db6c888aed
[ "culturax", "hplt2" ]
Gökkuşağı renklerinde bir battaniye örüyorum.Uzun zamandır aklımda rengarenk bir battaniye örme fikri vardı ama malum kış bir türlü gelmediği için bir türlü başlayamamıştım.Gerçi ağustos sıcağında hemde hamileliğimin son ayında bebeğime battaniye örmüştüm.Bu kadar beklemek yeter dedim ve başladım Emek ile bitirmek ne kadar sürecek.Başlamak bitirmenin yarısı çok hızlı ilerliyor.Araya başka işlerde giriyor haliyle.Daha kalın iplerle yapmayı düşünüyordum ama sevgili similena'nın blogunda yaptığı battaniyeyi görünce iplere ve modele karar verdim.Kendisi çok güzel işler yapıyor zevkle takipteyim.iplerim Ören Bayan Dora dokusu çok güzel ve renk seçeneği fazla.Tek kişilik bir battaniye ebatlarında olacak koltuk şalı olarak kullanmayı düşünüyorum.Siyah beyaz salonuma renk getirsin. Ayşe canım ekleme biraz geç oldu kusura bakma.
8fdd7b32ced6
[ "fineweb2", "hplt2" ]
10 Aralık 2013 Salı amanınnn :/ Mars Terazi geçişi, aslında Akrep burcundaki geçişiyle eş değerdir, ama bunu gülümseyerek yapar, anlaşılması daha zordur. Gökyüzünün hırçın yüzü Mars, 8 Aralık 2013- 27 Temmuz 2014 tarihleri arasında Terazi burcundaki geçişini sürdürecek. Bu geçiş esnasında, 1 Mart 2014-21 Mayıs 2014 tarihleri arasında yaklaşık üç ay da geri harekette yani retro olacak. Bu geçişler esnasında Mars’ın, Asc’ye olumsuz bir bakış açısında yoluna devam ettiğini de hatırlatmakta fayda var. Önümüzdeki 7 ay boyunca gündemde ilişkiler, yargı ve adalet olacak. Doğrusu ben Türkiye açısından değerlendirdiğimde Mars’ın bu geçişini hiç sevmedim; çünküadalet kavramlarına zarar verecek bir görünüme sahip.Hoş, ülkede adalet hala kaldı mı diyenlerdenseniz, siz de haklısınız. Ne var ki teknik olarak önemli davalarla ilgili çok ciddi mücadeleler, problemler gelişecek. Hukukun üstünlüğü kavramı zarar görecek ve yargı kavramı temelli güven sarsar hale gelecek. Yasalar kötü amaçlı kullanılmaya her zamankinden daha müsait bir hale geliyor ne yazık ki.. Mars Terazi geçişinden özellikle muhalefet partisi Chp başta olmak üzere Mhp de olumsuz anlamda etkilenmeye devam edecek. Chp için yeni yapılanmalar ve varolan sistemlerinin bozulup, yeniden yapılandırmaya gitmeleri söz konusu. Mars Terazi geçişinde çok önemli bir doğal felaketi tetikleyecek. Bunu daha önce de söylemiştim ve felaket tellalı olmuştum. Ne var ki ülkemiz deprem kuşağında ve zamanında çok derin yaralar alan bir ülke. Hemen hemen her ay bir profesörün çıkıp deprem konusunda uyardığı günümüzde benim de deprem tehlikesini özellikle belirtmem felaket tellallığından ziyade dikkate alınması gereken bir uyarıdır değerli okuyucum. Yargının ve adaletin ciddi zarar görebileceği ve en önemli deprem tehlikelerinden birinin yaşanacağı tarih 24 Ocak-10 Şubat 2014 tarihleri aralığıdır. Bu tarihler arasında ülke açısından ciddi bir olay beklediğimi ifade etmeliyim. Diğer önemli tarihler 25 Mart-15 Nisan aralığı, Nisan sonu ve 21 Haziran-30 Temmuz aralığı ve 15-25 Ağustos aralığıdır. Aşağıda gördüğünüz harita, Mars’ın Terazi Burcu’na girdiği anın haritasıdır. İçerideki harita Türkiye’nin, dışarıdaki harita Mars’ın Terazi burcu’na girdiği anın haritasıdır. Şimdi bu önemli transitin, Türkiye üzerindeki etkilerine bir de harita üzerinde bakalım. Transit Mars, 4.evde yerleşmiştir ve gökyüzünde aynı anda transitini sürdüren Satürn Akrep’in dispozitörü ve Venüs Oğlak’ın yücelim yöneticisidir. Böylece Mars’ın Terazi’ye girişi aynı anda transit Satürn’ün 5.ev pozisyonunu ve transit Venüs’ün 7.ev çıkışı pozisyonunu doğrudan ilgilendirmekte ve onların taşıdığı anlamı da güçlendirmektedir. Satürn Terazi’de yücelirken, Mars Akrep’i yönetir. Venüs Terazi’yi yönetirken, Mars Oğlak’ta yücelir. Transit Satürn ve Transit Venüs’ün arasındaki ilişkide, Satürn Venüs’ün hakimidir. Haritada 5.ev Terazi ve Akrep burçları tarafından yönetilmektedir. Yöneticileri ise Mars ve Venüs’tür. Mars ve Venüs’ün ne kadar önemli teknik ilişkilerde olduğunu az önce belirttim. 5.ev vurgusunu biz parkları bahçeleri anlatan anlamıyla en son Gezi Parkı olayları sırasında etkin olarak görmüştük. 5.evin ilk yöneticisi Venüs 7.ev çıkışında, ikinci yönetici Mars ise 4.evdedir. Venüs Oğlak geçmişi anlatmaktadır ve yakın zamanda 21 Aralık’ta retro hareketine başlayacaktır.Geçmişte kalmış Gezi Parkı sembolü gibi halkın değerlerini korumaya yönelik çabası bu yedi aylık süreçte sembol olarak aynı ancak farklı bir isim altında tekrar canlanacaktır. Bu canlanmadan bir muhalefet partisi çıkabilir; çünkü oluşumun kendisini anlatan yerin yöneticisi Mars, siyaseti anlatan bir burçta ve muhalefeti ilgilendiren bir evde yerleşerek Mars Terazi 4.ev konumu almıştır. Mars Terazi görünümü aynı zamanda adaletteki problemlerin, ülkenin iç huzurunu bozacağını da göstermektedir ve bunun bir diğer anlamı, patlama, yangın, deprem ve bombalama olaylarının ülke topraklarını tehdit etmesidir. Bu görünümü destekleyen diğer bir faktör, transit Pluton’un 7.evde konumlanması ve Transit Mars’ın, onun yücelim yöneticisi olmasıdır. (Plutonik olayların ani gelişmesi) Satürn’ün Akrep burcundaki manipulatif ve gizli kapaklı gözaltına alma enerjisi tam da 5.evin yöneticisi Venüs’ün üzerindedir. Bu da bu süreçte çok adil yöntemlerle olmayan tutuklamaları / sınırlamaları ve engellemelerigöstermektedir. Satürn Venüs kavuşumu aynı zamanda ülkemizde önemli sanatçıların ölümünü de göstermektedir ve bu yedi ay boyunca bu sembolik geçerlidir. 11.evde kıstırılmış burç olan Boğanın ve 5.evin yöneticisi olan Venüs’ün üzerinde bulunan transit Satürn ekonomi ile ilgili sınırlanmayı ve ülkemizin ekonomik durumunun bu yedi ay için pek de parlak olmadığını göstermektedir. Buna transit Ay’ın Kova burcunda yerleşerek natal Jüpiter’e kare açı yapması ve böylece ekonomik durumun büyük iniş çıkışlarla dalgalanması faktörü de eklenmiştir. Ülkemiz açısından önemli bir olay, transit Güneş ve transit Merkür’ün Yay burcunda 6.evde konumlanmasıdır. Bu görünüm çalışan kesimin, memurların, işçilerin ve haklarını arayan herkesin ayaklanacağına, eylemlerin yapılacağınadair önemli bir işarettir. Özgürlük ve bağımsızlık teması bu 7 ay boyunca özellikle vurgulanmaktadır. Ordudan ve polislerin kendi içinden ayrılan bir takım çalışanlar söz konusu olacaktır. 6.evdeki transit Güneş, 10.ev girişindeki natal Uranüs’e kare açı yapmaktadır. Çalışan kesimin ve haklarını arayanların bağımsızlık hareketi, iktidarın özgürlük anlayışı ile bir kere daha çatışacak ve bu çatışmadan mücadele doğacaktır. Ordu ve polis, iktidara göre hareket etmeye devam edecektir, çünkü transit Güneş Yay pozisyonunun dispozitörü Jüpiter Yengeç’tir ve Jüpiter Yengeç pozisyonu 10.evin yani iktidarın yöneticisidir. İKTİDARDAKİ PROBLEM İktidar partisini bekleyen önemli problemler görünmektedir. Partinin yöneticisi Jüpiter, transitte Yengeç burcunda güçlü bir pozisyonda olsa da ilk olarak retro harekettedir vepartinin sonunu ve Türkiye Cumhuriyeti Liderinin sonunu gösteren yerde konumlanmıştır ve 10.evde bulunan natal Şiron ile exact olarak kare, 10.ev girişindeki natal Uranüs ile 120 drc ve 5.evdeki Venüs ile 120 drc açı kurmaktadır. 5.evdeki Venüs, İktidarın ve Türkiye Cumhuriyeti liderinin ölümünü gösteren evdedir. 1.evdeki transit Jüpiter,iktidarın ve Türkiye Cumhuriyeti liderinin sonunu gösteren evdedir. 10.ev girişindeki Uranüs, iktidarı ve liderin kendisini gösteren evdedir. Bulunduğumuz günden itibaren, 2014 senesi içinde özellikle Mars’ın Terazi burcu geçişinde iktidar partisi yara alacaktırve Türkiye önemli bir siyasetçiyi bir lideri kaybedecektir. Bu kayıp ölümle olacak gibi görünse de, tamamen varlığını, yerini ve değerini kaybetmesi olasılığı da söz konusudur. İktidar partisinin kendi içinde önemli kayıplarla meşgul olacağını da ifade etmeliyim. Gördüğünüz gibi hem iktidar hem de muhalefette gelişen problemler, yeni bir parti oluşumunun da zeminini hazırlayacaktır. Tüm bunların dışında, Pluton’un Asc’ye ters bakışını yani transitte Asc’ye karşıt yapmaya devam ettiğini de hatırlatmakta fayda var; çünkü bu görünüm iç ve dış düşmanlıklar aracılığı ile, Türkiye’nin yüzünü, değerlerini ve sistemini 2008 yılından bu yana değiştirmeye devam etmektedir ve 2024’e kadar bu geçiş devam ederken, Türkiye yeni bir yapılanmanın içine çekilmeye başlamıştır. Burada Oğlak burcundaki Pluton, devlette, ülke liderlerinde ve yönetimde yıllar içinde önemli değişiklikler yapar ve varolan sistemleri yıkarak yerine yenilerini getirir. Dolayısıyla Türkiye için tek gerçek “değişimin kendisidir.” Önemli olan bu değişimin içinde değerlerimizi unutmamak, varlığımızın asıl temellerine sahip çıkmak ve özgür, modern yüzümüzü değiştirmeden yolumuza devam edebilmektir. İlişkiler Açısından Mars, yaşam enerjimiz, mücadele yeteneğimiz, davranışlarımız, eylemlerimiz ve ilişkilerimiz açısından önemli bir gezegendir. Terazi burcunda Mars, teknik olarak kendisi gibi davranamadığı bir yerdedir. Hal böyle olunca, onun hırçın ve kavgacı doğası, diplomatik tavırların ardına gizlenecektir. İlişkilerde hiç sevmediğim teknik taktik konuların son derece artıp zirveye oturacağı bir geçişten söz ediyorum.Bu geçiş esnasında düşman olarak gördüğünüz insanlar size direk saldırmak yerine bunu tatlı ve nazik gülümsemelerin ardında yapacaklar. Bu yüzden özellikle sosyal ilişkiler başta olmak üzere, tüm ilişkilerde dikkatli olmanız gereken bir zamandasınız. Mars’ın Terazi burcundaki geçişi Akrepvaridir. Kim dost kim düşman daha net anlayabileceksiniz. Tabi eğer uğraşabilir ve çaba gösterirseniz. Bu geçişin olumlu bir tarafından da söz etmeliyim. Uzun zamandır ilişkisi olmayanlar için, Mars onlara bu yedi ay içinde bir ilişki getiriyor olacak. Ancak evli olanlar ve ilişkisi olanların, ikili ilişkilerde agresyon, mücadele ve güç savaşlarından uzak durmaları, arka planda kendilerine göre taktikler geliştirmemeleri ve enerjilerini direk olarak ortaya koymaya çalışmalarını tavsiye ederim ki bu pek de kolay olmayacak. Didem ŞARMAN Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom)
9668f9fa56ab
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Ödemiş Belediyesi kentin gelişimi için hazırladığı yeni projeleri hayata geçirecek. Yeni Projeler arasında Hanımlar Lokali, Macera Parkı, Geleneksel Yarış Alanı, Düğün Salonu gibi sosyal yaşantıya katkı sağlayacak projeler yer almakta. Ödemiş Belediye Başkanı A.Mahmut Badem, Eylül Meclisi’nde kentin gelişimine katkı sağlayacak olan yeni projeleri hakkında bilgiler verdi. Ödemiş’in her köşesinde yaşayan vatandaşlarımıza eşit hizmet etmeye çalışıyoruz. Amacımız vatandaşlarımızı yaşadığı yerde mutlu olmalarını sağlamak. Bugüne kadar uyguladığımız projelerde hep bunu ön plana çıkarttık. Şimdi de kenttin farklı farlı bölgelerinde uygulanacak projelerimizi uygulamaya başlayacağız. Projeler kapsamında ilçe merkezinde 206 bin m² kilittaş, 38 bin metre bordür, beldelerden ve köylerden mahalleye dönüşen yerleşim yerlerinde 172 bin m² kilittaş, beldelerden mahalleye dönüşen yerleşim yerlerinde 14.007 km, köylerden mahalleye dönüşen yerleşim yerlerinde ise 35.008 km sati kaplama yapılacaktır. Kentimiz gelişimini ve sosyal yaşantısının arttırılması amacıyla gerçekleştireceğimiz bu projeleri İller Bankası’nda alacağımız krediyle uygulayacağız” dedi. Uygulanacak projeler; Macera Parkı Türkmen Mahallesi’nde bulunan Vali Kemal Nehrozoğlu parkı içinde yapılacak olan macera parkı, çocuklar kadar gençlerin de ilgisini çekecek. Hanımlar Lokali Ödemişli hanımları çocuklarıyla birlikte zaman geçirebileceği içinde yüzme havuzu, spor salonu, sauna, çeşitli kurs ve aktivitelerin yapılabileceği alanların bulunduğu Hanımlar Lokali İnönü Mahallesinde yapılacak. Geleneksel Yarış ve Oyun Alanı Projesi Geleneksel yarışların ve ata sporlarının yapılabileceği bir alan oluşturulacak. Projesi hazırlanan alanda binicilik kurslarının verilebileceği özel bölümler de yer alıyor. Salı Pazarı yenileniyor Mevcut alana İlkkurşun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Anafartalar İlkokulu arasında kalan sokağın da eklenmesi ile 14.500 alanda yeni bir proje çizildi. Projede Parkı’nın eskiyen yüzünü modern bir görünümle değiştirerek, yeşil alana verilen önem aktarılmak isteniyor. Yakın bir sürede uygulanmaya başlanacak projede; modern su elemanları, bisiklet parkları, kafeterya ve kafeterya terasları, çocuk oyun alanı, skate park, 3 pota basketbol alanı, amfi, sisleme arkadı, satış ve sunum stantları, çim tepeler, oturma ve dinlenme alanları, gölgeleme alanları yer alıyor. Kırkoluk yenileniyor Ziyaretçilerin rahat ve güvenli bir alanda alışveriş yapması, pazarcı esnafın düzenli bir ortamda sergi açması amacıyla Bozdağ-Salihli yolu üzerinde bulunan 6 bin m² alanda çalışmalar başladı. Proje, vatandaş ve esnafın taleplerini değerlendirilerek hazırlandı. Yeni projeye göre Kırkoluk çeşmesinin yeri değiştirilerek, etrafında dinlenme alanları, mescit, sergi alanları ve otoparkın bulunduğu bir mesire alanı hazırlanacak. Fuar Alanının üstü kapatılacak 125. Yıl Kültürpark karşısında bulunan mevcut fuar alanında sabit stantlar yapılarak üstü kapatılacak. Böylece yaz-kış fuarların ve aktivitelerin yapılabileceği bir alan oluşturulacak. Üç Eylül Mahallesinde modern bir düğün salonu Her geçen gün büyüyerek gelişen kentin en büyük ihtiyaçlarından biri olan düğün salonu projesi Üç Eylül mahallesinde uygulanacak. Vatandaşlar, düğün, nişan, sünnet gibi merasimlerini daha rahat ve modern bir ortamda yapmaları sağlanacak.
a0d4e1a70f1d
[ "fineweb2", "hplt2" ]
MALZEMELER: 1/2 kg yer elması 1 ad. orta boy soğan 1 ad. havuç 2 yem kaşığı pirinç 2 yem kaşığı kadar domates rendesi 1 çay kaşığı şeker tuz, su 1 ad. portakal suyu Yer elmasını soyup kararmaması için sirkeli suda beklettim. Havuçları soyup halka halka doğradım Soğanı küp doğrayıp tencereye alalım zeytinyağında az soteleyelim, ve yer elması, havuç portakal suyu,domates rendesi ve pirinci ilave edelim. Ben bu kez portakal. suyu yerine önceden tarifini verdiğim port.kabuğu şekerlemesinden 1 tatlı kaşığı koydum ve sadece göz kararı su koydum.
7f87e58b9dd5
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Organik Heykel Alaattin Kirazcı'nın Ekolojik Sanat projesidir. Sürece dayalı performatif etkinlikleri içerir. 26 Şubat 2011 Cumartesi 02.Şubat.2011 - tohum topu atölyesi 25 Şubat 2011 Cuma bahçe yorganı 2011 sonbaharında bahçede yorganlama (malçlama) yaptmıştım. Bunun için yaprak çürüyükleri kullandım. Okul binası çevresinde sözde temizlik yapıyorlardı hizmetliler. Çuvallarla değerli organik materyali atacaklardı. Sebze yatağı ve saksı içlerinde ve diplerinde kullanmak için tam aradığım bir şey olduğundan hemen el koydum. Üstlerine de talaş serpiştirdim. Daha önceden bu yorganın altına sıgır gübresi serpiştirmiştim. Bütün kış boyunca bu örtü kaldı toprak üstünde. Araladıkca solucanları yorganın hemen altında görüyor ve ne kadar mutlu olduklarını düşünüyorum. Solucan gübresi (Vermikompost) için birşey yapmama gerek kalmıyor. 2010 pembe domatesleri için uyguladığım boğazlama yerine domates ve diğer sebze fidelerini bu yorganın altına dikeceğim. Sabırsızlıkla baharı bekliyorum.
7a33c248ec4c
[ "fineweb2", "hplt2" ]
9 Şubat 2014 Pazar Koska'ya Teşekkürler Televizyon reklamlarında koska tahin-bal karışımını görmüş ve merak etmiştim tadını, tahin pekmez yıllardır yediğimiz alışık olduğumuz bir tat ama tahin-bal karışımı hiç aklıma gelmemişti. İki gün önce koskadan hediyelerim geldi, tabiki ilk önce tahin-bal karışımını denedim ve çok beyendim. Kışın hastalıklardan yeni kurtulduğumuz bu dönemlerde bize güzel bir enerji olacak tahin-pekmez karışımıda. Koskaya güzel hediyeleri için teşekkür ediyorum. 2 Şubat 2014 Pazar İrmik Topları İrmik topları ne güzel şeydin sen öyle, geçen ay yapmıştım bu irmik toplarını tekrar yaparım diye düşünüyordum ama bir aydır hastalıklardan gözümüzü açamadık. Önce oğlumun yüksek ateşi ve ilk hastanede yatışımız, ateşten korkar oldum artık, oğlumun ateşi 38'i geçtiğinde sanki benim ateşim 45 falan oluyor, kaynar sular dökülüyor başımdan, hiç de serin kanlı ve sakin olamıyorum, tam bir panik anne oluyorum. Hastaneden çıkalı 15 gün falan olmuştuki, tam hastalıklar geçti kafam rahat derken, oğlumun sırtında kırmızılıklar çıkmaya başladı, olamaz bu su çiçeği dedim eşime. Oysaki su çiçeği hakkında hiç bilgim yok ve hiç su çiçeği geçiren bir çocuk görmedim. Hemen doktora gittik evet su çiçeği dedi, bugün çiçekle geçen ikinci günümüz, umarım ateşimiz olmaz. Ve benim için günün haberi....Annemi aradım ''sen su çiçeği geçirmedin'' dedi.....Hadi bakalım bana geçecek mi acaba, bu yaşta su çiçeği geçirmek can sıkıcı olurdu heralde. İrmik toplarımızın tarifini çok geçiktirmeden yazayım hemen... Malzemeler: - 3 su bardağı süt - 7 yemek kaşığı irmik - 7 yemek kaşığı şeker - 1 paket krem şanti - üzerine hindistan cevizi Hazırlanışı: - Süt, irmik ve şekeri ocakta muhallebi kıvamına gelene kadar pişirelim. - Muhallebiyi soğuttuktan sonra toz halinde olan krem şantiyi ekleyelim. (toz olarak ekleyeceğiz) Kaşıkla karıştıralım. - Muhallebi mutlaka soğusun sıcakken eklemeyin. - Hazırladığımız muhallebiden elimizi ıslatarak yuvarlak toplar yapıp hindistan cevizine her tarafını batıralım. - Buzdolabında bir iki saat soğutup servis yapmaya hazır hale getirelim. Kaydol: Kayıtlar (Atom)
fd49a3fb85f0
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Öğretmenlere indirimli tatil imkanı Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde çalışan öğretmen ve emekli öğretmenlerin, Türkiye Otelciler Federasyonu üyesi otellerde, işletmelerde yüzde 35’e kadar indirimli tatil yapmalarına imkan sağlanacak. Kamu ve özel kurumlar ile kuruluşların hizmetlerinden öğretmenlerin uygun şartlarda yararlandırılması için Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü ile Türkiye Otelciler Federasyonu arasında işbirliği protokolü imzalandı. Protokol ile Millî Eğitim Bakanlığı´na bağlı olarak çalışan ve emekli öğretmenlerin kendileri veya birinci derece aile yakınlarının Türkiye Otelciler Federasyonu üyesi otellerden, işletmelerden yılın talep edilen herhangi bir döneminde afişe edilen fiyatlardan yüzde 35’e kadar indirimli olarak yararlanmasına imkan sağlanacak. Türkiye Otelciler Federasyonu, indirim uygulanacak otellerin listesini ve bu otellerde uygulanacak indirim oranlarını, www.turofed.org.tr internet sayfasında ayda bir güncelleyerek duyuracak. Konaklama yapacak kişinin Millî Eğitim Bakanlığı´na bağlı öğretmen olduğunu belgeleyecek kimlik kartı veya belge beyan etmesi gerekecek.
404fb7817b89
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Yayın İlkeleri Haber Kategorisi Yayın İlkeleri İnternet Haberciliğinde temel işlev, gerçekleri bulup bozmadan, abartmadan ve hiçbir baskının etkisi altında kalmadan, en kısa zamanda ve edinilebilen tam bilgiyle kamuoyuna iletmektir. Haber sorumluları, mesleki çalışmalarını her türlü çıkar ve nüfuz ilişkisinin dışında tutar, herhangi bir siyasi partide aktif görev almaz. Haber sorumluları, görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan uzak durur. BayPamuk.com çalışanları, bağlı oldukları birim yöneticisinin izni olmadan üçüncü şahısların gezi davetlerini kabul edemezler ve onlarla seyahat edemezler. Yayına konu edilen veya edilmesi düşünülen kişilerden veya kurumlardan meslek etik ve geleneklerine aykırı hiçbir hediye veya ayrıcalık kabul edilemez. Yayınlarda hiç kimse ırkı, cinsiyeti, sosyal düzeyi veya ilişkisi, dini inançları veya fiziki kusurları nedeniyle aşağılanamaz ve kınanamaz. Düşünce, vicdan ve ifade özgürlüğünü sınırlayıcı; genel ahlak anlayışını, din duygularını, aile kurumunun temel dayanaklarını sarsıcı yayın yapılamaz. Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan lakap ve ifadeler kullanılamaz. Yazarların kendi köşelerinde yazdıkları hakaret ve iftira niteliğindeki yazılardan kaynaklanan davalardan doğan tazminatın tümü kendileri tarafından ödenir. BayPamuk.com 'de yayınlanan haberlere yapılan yorumlardan hiç bir suretle BayPamuk.com sorumlu değildir. Tüm sorumluluk yorumu yapan kullanıcıya ait olup Haberleroku yayıncılık sorumluluk kabul etmez. Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenemedikçe hiç kimse suçlu ilan edilemez. Soruşturması habercilik olanakları içinde bulunan haberler soruşturulmaksızın ve bundan ne sonuç alındığı belirtilmeksizin ve / veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayımlanamaz. BayPamuk.com 'de yanlış haber veren ve / veya yayımlayan haber editörü / sorumlusu ihtardan, iş ilişkisinin kesilmesine kadar uzanan bir yaptırımın hedefi olur. İnandırıcı makul nedenler gösterilmedikçe kimse, yasaların suç saydığı eylemlerle itham edilemez. Kişilerin özel yaşamı - ilgilinin açık veya kapalı rızası olduğu anlamına gelen yaşam şekli ve kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında yayınlara konu edilemez. Kamu yararı olmadıkça, gizli kamera kullanmak, gizlice ses kaydı yapmak, özel mülke izinsiz girmek gibi, ilgilinin kişilik haklarına saldırı sayılabilecek yöntemlerle haber üretilemez. Sanıkların, suçluların akrabaları ve yakınları, olayla ilgileri olmadıkça veya olayın doğru anlaşılması için gereği bulunmadıkça teşhir edilemez. Saklı kalması kaydıyla verilen bilgiler, kamu yararı ciddi bir biçimde gerektirmedikçe yayımlanamaz. Haber kaynağının - kamuoyunu yanıltmayı amaçladığı haller hariç gizliliğine azami saygı ve titizlik gösterilir. Haberlerin araştırılması, hazırlanması ve yayınlanmasında her zaman dengeli, gerçeğe bağlı ve objektif davranılması şarttır. Yayımlanan haberde suçlanan tarafın talebi halinde görüşüne yer verilir. Bütün kamuoyu araştırmaları, araştırmayı yapan kuruluşun adı, kimin talebi ve finansmanı ile yapıldığı, tarih ve görüşülen kişi sayısı ve araştırma metodu açık olarak belirtilerek yayımlanır. Şiddet ve zorbalığı özendirici veya kışkırtıcı, çocukları olumsuz yönde etkileyici, bireyler, topluluklar ve uluslararasında nefret ve düşmanlığı körükleyici yayın yapmaktan kaçınılır. İlan ve reklâm niteliğindeki yayınların bu nitelikleri tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirtilir. Yayın tarihi için konan zaman (ambargo) kaydına uyulur. Yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı gösterilir, gereği yapılır. BayPamuk.com hatasını düzeltme amacına yönelik, düzenli olarak devreye giren mekanizmalar oluşturur. İçerik Yayın İlkeleri BayPamuk Yayın İlkeleri, benimsediğimiz değer ve standartların ifade bulmasıdır. Buradaki ilkeler, aşağıdaki ortamların herhangi biri için, ister BayPamuk.com'un kendisi tarafından, isterse BayPamuk.com için çalışan bağımsız bir şirket tarafından yapılmış olsun, tüm BayPamuk.com içeriğinin yaratıcı ve editörlerinden beklediğimiz doğru uygulamaları kurallaştırmaktadır: Sitede yer alan haber ve içerikler, araştırılmadan ve gerçekliğinden emin olunmadan yayınlanamaz. Bu doğrultuda, insanları yanlışa yönlendirmeyen, gerçekçi ve tarafsız yayınlarda bulunmak, en büyük önceliklerimizden biridir. Bu nedenle doğruluk ve güvenilirlik, editörlerimizin olmazsa olmaz kurallarının başında gelir. Kullanıcılarımız açısından, bilgi ve özen eksikliğimizden kaynaklanan hataları en aza indirmek ve en kısa zamanda düzeltmek hedefimizdir. Yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı gösteririz. İçeriklerimizde hiç kimseyi; ırkı, cinsiyeti, yaşı, sağlığı, siyasi görüşleri, sosyal düzeyi, toplum görüşü, cinsel yönelimi ve dini inançları açısından aşağılamamaya; çocuklar, engelliler, azınlıklar gibi özen gösterilmeye ihtiyaç duyan gruplara bilinçli zarar vermemeye özen gösteririz. Dini ve ahlaki konularda, kin ve nefret yaratacak, milli birlik ve bütünlüğü bozacak yayınlara imkân vermeyiz. Düşünce, vicdan ve ifade özgürlüğünü sınırlayıcı; genel ahlak anlayışını, din duygularını, aile kurumunun temel dayanaklarını sarsıcı ya da incitici içerik veya haber yapmayız. Gerçek kişileri ve/ya tüzel kişileri eleştiri adı altında aşağılayan, küçük düşüren, iftira niteliğinde ifadelere yer vermeyiz. Şiddet ve zorbalığı özendirici, insani değerleri incitici içerik yapmaktan kaçınırız. İçeriklerimizde veya haberlerimizde zaman zaman yer bulan, şiddet içeren suç olaylarında, insanları etkileyebilecek, suça teşvik edebilecek ve özellikle de çocukların gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecek detay ve unsurlara yer vermemeye dikkat ederiz. İçeriklerimizin ve haberlerimizin, toplumun milli ve manevi değerlerine ve aile yapısına aykırı olmamasına dikkat ederiz. Toplumun en küçük birimi olan aile yapısını zedeleyecek nitelikte yayınlardan kaçınırız. Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimseyi “suçlu” ilan etmeyiz. KİŞİ HAKLARI Hizmetlerimizin bütün unsurlarının, insan onuruna ve temel insan haklarına saygılı olmasını göz önünde bulundururuz. Özel yaşamın gizliliğine saygı duyar ve onu geçerli bir neden olmaksızın ihlal etmeyiz. Belirgin bir kamu yararı olan haller dışında özel davranışlar, haberleşme ve söyleşileri aleniyete dökmeyiz. Kişilerin özel yaşamını, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında, yayın konusu yapmayız. İzin almaksızın, başkalarının kişisel bilgilerini, fotoğraflarını içerik konusu olarak kullanmayız. İçerik ve haberlerimizde, kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer vermemeye özen gösteririz. TARAFSIZLIK VE FİKİR ÇEŞİTLİLİĞİ İçeriklerimizi, sağladığımız hizmetleri ve işlediğimiz konuları tek bir bakış açısından değil, pek çok bakış açısını katarak üretmeye dikkat ederiz. Bu sebeple, bireysel görüşlerden ziyade, nesnel davranmaya çalışırız. Her ne kadar site editörleri sitenin içerik bağlamında ana kabuğunu oluştursa da, kullanıcılarımız da siteye katkı sağlayabilmektedir. Bu yüzden fikir çeşitliliği, farklı düşüncelerin temsili, bizim için olmazsa olmaz unsurlardan biridir. EDİTORYAL DÜRÜSTLÜK VE BAĞIMSIZLIK BayPamuk.com hem devletten hem de partizan çıkarlardan bağımsızdır. Kullanıcılarımız kararlarımızda siyasi ya da ticari baskıların ya da kişisel çıkarların etkili olmadığına güvenebilmelidirler. Haberlerimizin yayınlanmasında tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine bağlı kalınması; özgürce kanaat oluşumunun engellenmemesi; haber kaynaklarının kamuoyunun yanıltılmasının amaçlandığı haller dışında gizliliğinin korunmasına önem veririz. Format olarak bizimle aynı olan Türk sitelerden içerik almamayı ilke ediniriz. Başka kaynaklardan alınan, toplanan, bir araya getirilen bilgileri ve içerikleri kaynak belirtilmeksizin, yayına sunmayız. Bir basın organının dağıtım süreci tamamlanmadan o basın organının özel çabalarla gerçekleştirdiği ürünü, kendi ürünümüzmüş gibi kamuoyuna sunmayız. Öncelikli hedeflerimizden biri, yaptığımız içeriklerin veya haberlerin gündemi yakalaması veya gündemi belirlemesidir. Bu sebeple, içeriklerin ana hatlarını kaybetmeden somut ve yaratıcı unsurlardan oluşmasına önem veririz. Editörlerimiz, haber ve içerikleri ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlarına alet etmez.
02ea7be903b5
[ "fineweb2", "hplt2" ]
19 Nisan 2010 Pazartesi MINI JCW World Championship 50 Edition İngiliz üretici Mini, 50. yıl kutlamalarına son sürat devam ediyor. 2009 yılında tanıtılan otomobillerden birisi olan WC50 Edition hem markanın 50. yaşını hem de John Cooper'ın Formula 1'deki ilk zaferinin 50. yılını kutluyor. Sadece koyu yeşil gövde rengine sahip olan otomobilin tavanının tamamı ve kaputu üzerindeki çift çizgi beyaz renkliyken yan aynaları ve farlarının iç kısımları siyaha boyanmış. Ön panjurunda sis farları bulunan otomobilin 17 inç çaplı siyah jantları, kırmızı fren kaliperleriyle kontrast oluşturuyor. İç mekanda kullanılan siyah ve kırmızı deri döşemeler karbon fiber kaplamalarla uyumlu bir görünüm sunarken üst ve alt kısımları Alcantara kaplanmış direksiyon simidi oldukça sportif bir detay. Aracın iç mekanında John Cooper imzası taşıyan 50. yıl logoları da bulunuyor. Aerodinamik gövde kitine sahip olan otomobilin çamurluklarında siyah renkli eklemeler göze çarparken ön tampon altına yerleştirilen iki parçalı splitter dikkat çekici bir ayrıntı. Ön tamponu hafifçe makyajlanan aracın yan eteklerinin arka kısımlarında hava yarıkları açılmış. JCW (John Cooper Works) performans kitine sahip bir Cooper S'i temel alan otomobilin turbo beslemeye sahip 1.6 litre hacimli motoru 211 beygir güç, 260 Nm tork üretebiliyor. Maksimum sürati 238 km/s olarak açıklanan aracın 0'dan 100 km/s sürate ulaşması 6.5 saniye sürüyor. 6 ileri vitesli manuel şanzımanla donatılan otomobilin ortalama yakıt tüketimi 6.9 litre/100 km olarak açıklanırken CO2 salınım miktarı 165 gram/km olarak belirtidi. Sadece 250 örneği üretilecek olan JCW WC50 Edition'ın 100 adedi İngiltere pazarı için ayrılırken 50 adedi A.B.D.'de satılacak. Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom)
b7b25d24b86c
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]