src_lang
stringclasses
351 values
tgt_lang
stringclasses
445 values
source
stringlengths
1
6.6k
target
stringlengths
1
4.3k
ab
haw
Diego den bedste i byen spændende min ven, begynd begynd bare fra starten ja start bare et sted, ok , rolig jeg har svært ved at koncentrere mig hvordan fortæl rolig, prøv rolig, jeg prøver begynd
Ja, ja, det kan du dæleme tro jeg gør. Det lyder som om du måske endda kan et par røvere om ham? Et par røvere?
ab
haw
Ja, det startede jo på fodboldbanen jeg kom til at lave tunnel på Erik han var godt nok komisk
Der er så mange, jeg ved snart ikke hvor jeg skal starte! Han er jo fuld af dem! De handler for det meste om tis!
ab
haw
הם לא הרפו, הצביעו עלי ודיווחו לרב גלרנטר "!!! הוא לא שר !!! עומד ומפטפט" .הטיחו בי קשות
Det var noget være svineri, det siger jeg dig! Og det sjoveste af det hele... Margit vågnede, da han tissede på dem!
ab
haw
"אמרו לי: "תמלמל משהו "תזיז קצת את הרגליים"
Der havde han fået sin sidste margarita! Og så påstod han at han troede han var på toilettet...
ab
haw
"אמרתי לאחד החבר'ה: "תחזיק את הסידור "אני חייב לרקוד" .לקחתי את עצמי בידיים והצטרפתי בכל זאת, לא לחינם הטרחתי עצמי לגבעת שמואל נכנסתי למעגל הרוקדים התחלתי לרקוד עברו מספר שניות וקלטו שאני רק מפריע גורר רגליים בקצב הלא הנכון ובכלל לא שר אמיתי
Han ville da bare lave en ny tisjoke! Nå, men nu. Tillykke med ham, han er virkelig en guttermand.
ab
ase
Se ve una carretera
"la mujer empieza a llorar"
ab
ase
Parece,
Mi Führer
ab
ase
Parece que
DDMS
ab
ase
Es totalmente injusto hay una ciudad entera que quiere ir a esa fiesta van todas las chicas
Éramos más de 130 jugadores ELLOS SON SÓLO 30 TENÍAMOS MÁS DEL TRIPLE DE GENERALES
ab
sl
Tak.
Da.
ab
sl
Nie uważam, że ten Wszechświat jest mściwy, myślę, że jest korekcyjny.
Ne čutim, da je ta Univerzum maščevalen, Mislim, da je izboljševalen.
ab
sl
Jeśli wydaje się, że pojawia się kara, wówczas nawet to jest aktem łaski, czego w danym momencie nie doceniamy.
Če je videti, da obstaja kazen, potem je celo to dejanje milosti, ki ga tisti trenutek ne cenimo.
ab
sl
Twoja mantra to 'Dziękuję'.
Tvoja mantra je 'Hvala'.
ab
sl
Nie narzekaj.
Ne pritožuj se.
ab
sl
Po prostu mów 'Dziękuję'.
Samo govori 'Hvala'.
ab
sl
'Dziękuję'.
'Hvala'.
ab
sl
Nie musicie tego usprawiedliwiać.
Ni je treba upravičiti.
ab
sl
I wasze Bycie staje się ożywione w jakiś sposób, zostaje jakoś oczyszczone.
In nekako tvoje Bitje zaživi, je očiščeno na nek način.
ab
sl
Każda istota, każdy, kto pojawia się w waszym życiu, jeśli nie rozumiesz co oni wnoszą (w wasze życie), nadal powtarzasz 'Dziękuję'
Vsako bitje, vsakdo, ki pride v tvoje življenje, če ne razumeš, kaj prinašajo, še vedno rečeš, 'Hvala'.
ab
sl
Dokładnie tak.
Le tako.
ab
sl
OK.
Ok.
ab
sl
oeu oeu oeu nth nth nth nth nth nth nthn th nth nth nth nth nth nth nth nth
Začeli smo z Universal Subtitles, ker verjamemo da bi vsak video na spletu moral biti podnaslovljen. Milijoni gluhih in naglušnih gledalcev rabijo podnaslovljene video posnetke. Snemalci in internetne strani bi morale paziti na to.
ab
sl
,תקשיב .מתוך עשרות שירים ומנגינות לא הכרתי אפילו אחד
Tomo. Jaz bi kupil tvojo bajto.
ab
sl
פאדיחות ,בשלב כלשהו החבר'ה התחילו לקום ולרקוד התאגדו סביבי כמה צעירים .והכריחו אותי לרקוד עימם ,מסתבר שגם לרקוד אני לא יודע .ברחתי הצידה באלגנטיות
In še to. Kupil jo bom s kriptovalutam. Sem jih ogromno zaslužil s trgovanjem na borzi.
ab
sl
לא צוחק ,המארחים שלי נעמדו לידי וניסו לגונן
Svoj kovanec. Pa kaj bom s tvojim kovancem?
ab
sl
...לאט לאט ...נוכחתי נוכחתי שדוחקים אותי הצידה .אבי צדוק הזיז אותי בכוח החוצה מהמעגל "אמרתי לו: " אחי, תן צ'אנס
Mi je ... Mi je ... Mi je reku, da mi ga bo pokazal.
ab
sl
"כמה דקות ואני משתלב"
Sem mu lepo povedal naj gre v trgovino.
ab
sl
pas på, jeg er fri
Jaz sem dol padu.
ab
sl
lasse du er dommer
Je potem kupu hišo?
ab
sl
så ringer tavlen på uret, 5-5
Una itak ni bila moja.
ab
uz
Endüstriyel devrimden sonra Fabrikalar ve arabalar Yağ gibi fosil yakıcıların açığa çıkmasıyla
Sanayi devriminden bu yana... fabrikalar, enerji santralleri, ve sonunda arabalarında ... ...yaktığı petrol ve kömür gibi fosil yakıtlar, atmosfere büyük miktarda... karbondioksit ve diğer gazlar yaymaktadır.
ab
uz
Bilim adamları sera gazlarının etkisinin fazladan etki yarattığına inanıyor. Bunu insanlar sağladı.
Günümüzde bilim adamları insanların atmosfere yaydığı büyük miktardaki sera gazlarının... ...sera etkisinin arttırdığını düşünmektedir.
ab
uz
Küresel ısınma etkileri şuanda sıcak yıllarda.
Son zamanlarda, mevsimlerin ılık geçmesi küresel ısınmanın en büyük kanıtlarından biridir.
ab
uz
En yüksek enerji seviyesine ulaşarak... ,..gelişmiş ülkelerin fosil gazı tüketimi üretimi neden olur. Sera gazı birikimi atmosfere yayılmaya devam edecek.
Sanayi ülkeleri enerji tüketdiği sürece... ...gelişen ülkeler fosil yakıt tüketimine devam ettiği sürece... ...atmosferdeki sera gazları artmaya devam edecektir.
ab
uz
Kesin olmayanşey ise ısınınn dünyamız için
Artan sıcaklığın dünyaya ne tür zarar vereceği ise kesin olarak bilinmemektedir.
ab
uz
Buna neden oalcağımı söyler ve fırtınalar kopacağını belirtir. Aşırı kuraklık geliyor. Ve canlılar bu değişenkoşullarda yaşamakta zorlanıcak .
Hava koşullarındaki değişiklikler,kasırgaların artmasına, çok yüksek derecedeki kuraklıkların... ...sıcak bölgelerde daha sık görülmesine ve canlı türlerinin bu değişime ayak uyduramayarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklar.
ab
uz
Ayrıca çok fazla küresel tahmin edliri. Bir çok organizasypna göre sera gazlarının küresel ısınmaya neden olması davalıktır.
Küresel ısınmayla ilgili öğrenilmesi gereken çok fazla şey olmakla birlikte... ....bir çok kuruluş, sera etkisini azaltarak küresel ısınmanın etkilerini önlemeye çalışmaktadır.
ab
uz
Basit işlemlerşe küresel ısınmayı engelleyebilir.
Bu basit değişikliklerle, Dünya'nın gelecekte daha serin kalması sağlanabilir.
ab
uz
הם לא הרפו, הצביעו עלי ודיווחו לרב גלרנטר "!!! הוא לא שר !!! עומד ומפטפט" .הטיחו בי קשות
И тут понеслось: "Как стреляют?" "Очередями или одиночными?"
ab
uz
"...אתרום לקרן הבניה אפילו" ?איך הוא הגיב
"Шейкели, Капа и три ствола" А "Запах женщины"?
ab
uz
alle på banen råber nej nej
Давно мы, конечно, так не угарали
ab
uz
Asırlarca kültütden kültüre geçmiş bir gelenektir.
Bu bayram yüzyıllar boyunca kültürel, dini ve gelenekleri bİr arada tuttu. ....
ab
uz
31 ekim bunfestivalin ve bayramın kutlandığı kutsal gündür.
31 Ekim günü hasat mevsiminin bitişini Samhain adı verilen bir festival ile kutlarlardı.
ab
uz
7.yüz yılda vatikanlılar bu bayramı dini bayram olarak kabullenirler.
7. yüzyıl Vatikan bunu, kilisenin kabul ettiği bir bayram olarak ilan edildi.
ab
uz
1kasım tarihi azizler günü olarak ilan edilmiştir.
Bu yüzden, 1 Kasım ölen dindar ve şehitleri anmak için Azizler Yortusu olarak kabul edildi.
ab
uz
Kilisenin insanlar için hesapladığı tatildir
Bu, Kiliseye daha çok insan çekme amacıyla yapılan bir haraketti.
ab
uz
Azizler günü cadılar bayramı olarak bilinir.
Azizler Yortusu daha sonra Cadılar Bayramı adını aldı.
ab
uz
Hallow demek kutsal ya da azize anlamındadır
Hallow kutsal, aziz anlamına gelmektedir.
ab
uz
Genç bayram kutlayıcılaro maskelerle kapı çalarlar.
Afacan çocuklar tanınmamak için maske takarlardı.
ab
uz
1930 dan beri bu bayramlar barbarlığa ve holiganlığa dönüştü.
1930 lar da Cadılar Bayramı tehlikeli bir bayram olmaya başladı ve yerini holiganizm ve vandalizme bıraktı.
ab
uz
Tehdit ve kaçma olarak vi bayrama çıktı adı.
'Şeker yada şaka' asılda zorbacı bir davranıştı. 'bize şeker ver yoksa evini kırıp dökeriz.'
ab
uz
30larınn sonunda bu tehditler cadılar bayramı tebriğine dönüştü.
1930 lu yılların sonunda ise şeker yada şaka bayram kutlaması haline geldi.
ab
uz
Daha önce hiç hayatın muhteşem gizemi hakkında bişey merak ettiniz mi?
Hayatın gizemli sırrını hiç merak ettiniz mi?
ab
uz
Evrenin nasıl var olduğu gibi mesela?
Mesela evrenin doğuşu gibi.
ab
uz
Bazı bilim adamları bu sırrın kozmik bir bağlantı olduğuna inanır kimse tam olarak emin değildir ama kendimizi bildiğimizden beri Coca -Cola vardır.
Bazı bilim adamları bu gizemlerle kozmik bir bağlantı olduğuna inanıyor. Kimse bilmesede biz coca-cola'nın evrenin başlangıcından beri varolduğunu biliyoruz. .........
ab
uz
Coc cola bundan 100 yıl önce Atlanta nın bu şehrinde üretildi. 1886ya dönersek John PEmberton adında bir eczacı yeni bir ilaç denerken .., ,..gizli içerikleri karıştırıp kaynatarak şurup yaptı.
Coca-Cola 100 yıl önce Atlanta şehrinde keşfedildi. ........ 1886 yılında , John Pemberton isimli bir eczacı yeni bir formül deniyordu.
ab
uz
Doktor Pemberton 'un hesabı Frank Robinson ismindeydi
Coca cola adını vermek
ab
uz
Mr.Candler pazarlama dahisiydi.
Bayan Candler bir pazarlama dehasıydı.
ab
uz
Çok fazla kişi bu lezzetli içeceği keşfetti. Coca-Cola bütün Amerika da populer oldu.
Amerikada ortaya çıkan bu lezzetli soğuk içecek insanlar arasında yayılmaya başladı.
ab
uz
Şişe?
Şişeler?
ab
uz
Evet efendim şişe,insanlar eve götürebilirlerdi
Evet efendim!Şişeler. Halk bu içeceği evlerine götürebilir..
ab
uz
Mr.Candler bunun çok saçma bir fikir olduğunu savundu.
Bay Candler bunun aptalca bir fikir olduğunu düşündü.
ab
uz
Tabiki içeriğini asla söylemeden.
Ama tek bir şey var ki Bay Candler gizli tarifi satmadı.
ab
uz
Coca cola şurubu ismiyle satmaya karar verildi.
Coca-Cola şurubunu satmak için anlaştılar.
ab
uz
Coca cola bir anda tüm insanların sevdiği içecek oldu.
İnsanların şişedeki Coca-Cola yı sevdiği görüldü.
ab
uz
Yeni şişe tekti ve çok populer oldu.
Yeni şeşe o kadar benzersizdi ki hemen tanındı.
ab
uz
Tek Lezzeli Mutlu
Eşsiz nefis gerçek ve eğlenceli.
ab
uz
Yaşadığımız onca şeyden sonra.
Sonrasını boş ver ben sorunu hallettim.
ab
uz
Sonsuza kadar birlikte olacağız değil mi?
Son ana kadar beraber olacağız değil mi?
ab
uz
Rüyalarımın kızını!
Rüyalarımın kadını!
ab
uz
Hızlı düşünmeliydim.
Hızlı düşünmem gerek.
ab
uz
Diğer durak 14şehir bloğu ötedeydi.
Sonraki istasyonda 14 blok ileride.
ab
uz
Eğer bir insan aynı şekilde durağı yürüyerek ,kestirmeden giderse. Hayatının sonuna kadar yalnız mı olacaktı?
Aynı kestirme yolları kullanarak.... ....bir adam aynı istasyondan koşarak ayrılırsa... hayatının geri kalanında tek başına yaşayabilir mi?
ab
uz
Şansımı zorlamalıydım.
İnancımı kaybetmemeliyim?
ab
uz
Courtney Love için Kurt Cobain.
Bu Kurt Cobain için Courtney Love yoktu.
ab
uz
Tam kendimi yenileyecektim ki O muhteşem gemiyi gördüm Onu gördüm
Tam da " World of Warcraft " üyeliğimi... ...yenilemeyi düşünüyorken... ...onu gördüm.
ab
uz
Día Mundial de la Asistencia Humanitaria - Un día, un mensaje, un objetivo - inspirar a la gente de todo el mundo a hacer algo bueno, no importa cuán grande o chico, para alguien más.) .
(19 Avgust, 2012 - Butunjahon Insonparvarlik Kuni - Bir kun, bir xabar, bir maqsad - ya'ni dunyodagi barchca insonlarni xayrli va savob ish qilishga undasin, mayli bu yaxshilik qanchalik katta yoki kichik bo'lsin, boshqa kimdir uchun) [Qarsaklar]
ab
uz
Quiero dejar mis huellas marcadas sobre la arena del tiempo.
Men shu saxrolarda izlarimni qoldirsam deyman
ab
uz
Cuando me vaya de este mundo, me iré sin nada que lamentar.
Men bu yerda bo'ldim
ab
uz
Yo estuve aquí.
Men bu yerda bo'ldim
ab
uz
Quiero decir que viví cada día, hasta que morí. Y sé que tenía algo en la vida de alguien.
O'lgunimga qadar, har bir kunim bilan yashaganimni aytmoqchiman va kimningdir hayotiga qandaydir hissa qo'shdim
ab
uz
Yo estuve aquí.
Men bu yerda bo'ldim.
ab
el
Když 5 věcí rozdělíte do 5 skupin, pak v každé skupině budete mít jednu věc.
Πάρτε πέντε πράγματα και διαιρέστε τα σε πέντε ομάδες. Κάθε ομάδα θα περιέχει ένα πράγμα.
ab
el
Také můžete říct, že pět krát jedna pětina je jedna.
Ή μπορείτε να πείτε ότι 5 επί 1/5 ίσον 1.
ab
el
1/5 = 1, ale jen protože 5 . 1/5 je přesně to samé jako 5 : 5.
Αλλά αυτό ισχύει γιατί 5 επί 1/5 είναι το ίδιο με 5 διά 5.
ab
el
1 . 5 = 5 takže máte pět pětin a to je přesně to samé co 1.
1 επί 5 ίσον 5... άρα έχετε 5/5 και 5/5 είναι ακριβώς το ίδιο πράγμα με το 1.
ab
el
Pokud se někdo zeptá:
Αν λοιπόν σας ρωτήσει...
ab
el
Mám tu číslo 217 a chci ho vynásobit něčím a chci aby byl výsledek 1... pak řeknete ...
"έχω τον αριθμό 217... και θέλω να τον πολλαπλασιάσω με κάτι και το γινόμενό μου αφού τον πολλαπλασιάσω να είναι 1"...
ab
el
Podívejte, když vezmu 217 a vydělím to 217, dostanu 1 a vydělím-li 217 je to to samé jako násobit 1/217. Násobení převrácenou hodnotou. A zase to zní složitěji než vlastní koncept.
Θα του πείτε "κοίτα, αν πάρω το 217 και το διαιρέσω με το 217 θα φτάσω στο 1"... και το να το διαιρέσω με 217 είναι ακριβώς το ίδιο με το να τον πολλαπλασιάσω με 1/217... να τον πολλαπλασιάσω δηλαδή με τον αντίστροφό του... που, για μια ακόμη φορά, είναι μια λέξη που φαίνεται πολύ σπουδαιότερη από την αρχική ιδέα.
ab
el
Další způsob, jak se na to můžeme podívat, je: pokud mám pět věcí a vezmu si z nich jednu pětinu, kolik věcí mi zůstane?
Ένας άλλος τρόπος να το σκεφτείτε αυτό είναι ο εξής: Αν έχω 5 πράγματα και πάρω το 1/5 από αυτά τα πράγματα, πόσα πράγματα έχω;
ab
el
Takže pokud si vezmu jednu pětinu z pěti věcí, bude to přesně jedna věc.
Αν πάρω το 1/5 από 5 πράγματα, θα έχω ακριβώς ένα πράγμα!
ab
el
Základní myšlenka je opravdu úžasně jednoduchá.
Αλλά η γενική ιδέα είναι πάρα πολύ απλή...
ab
el
Doğal olarak bu gazlar atmosferde sıkışıp enerjiyi geri yollayamadığı için küresel ısınmaya neden oldu
Doğal olarak bu enerjinin geri kalan kısmının atmosferde sıkışmasıyla oluşan gazlar dünyanın ısınmasına neden olur.
ab
el
Bilim adamları sera gazlarının etkisinin fazladan etki yarattığına inanıyor. Bunu insanlar sağladı.
Uzmanlar günümüzde, insanoğlunun atmosfere salınmasına neden olduğu aşırı miktarlarda sera gazları... ...nedeniyle sera etkisinin şiddetlendiğini düşünüyorlar.
ab
el
Küresel ısınma etkileri şuanda sıcak yıllarda.
Küresel ısınmanın en güçlü kanıtlarından biri son zamanlarda çok ılık geçen yıllar ve mevsimlerdir.
ab
el
Kesin olmayanşey ise ısınınn dünyamız için
Kesin olmayan şey, yükselen sıcaklığın gezegenimiz için ne anlama geldiğidir.
ab
el
Violência, domínio, retaliação e outros atributos deste competitivo fascínio beligerante dominam claramente a nossa mídia com filmes, televisão e outras expressões constantemente a glorificar e a reforçar esse gesto de conflito.
Η βία, η κυριαρχία, η τιμωρία και άλλες ιδιότητες αυτής της ανταγωνιστικής γοητείας με τον πόλεμο κυριαρχούν ξεκάθαρα τα μέσα ενημέρωσής μας μέσω ταινιών, τηλεόρασης και άλλων μέσων έκφρασης τα οποία συνεχώς δοξάζουν και ενισχύουν αυτήν την έκφραση διαμάχης.
ab
el
Será que a arte imita a vida, ou que a vida imita a arte?
Η τέχνη μιμείται τη ζωή ή η ζωή την τέχνη;
ab
el
Hoje, cada pessoa na Terra pode rastrear a sua linhagem até a um único ancestral feminino em comum, que viveu há cerca de 200.000 anos.
Σήμερα, κάθε άνθρωπος στον κόσμο μπορεί να εντοπίσει την καταγωγή του σε έναν και μόνο κοινό θηλυκό πρόγονο ο οποίος έζησε περίπου 200.000 χρόνια πριν.
ab
el
É um sistema unificado e sinergético a cada rotação, totalmente conectado.
Είναι ένα ενωμένο, συνεργατικό σύστημα και όλα τα επιμέρους στοιχεία του είναι πλήρως διασυνδεδεμένα.