src_lang
stringclasses
351 values
tgt_lang
stringclasses
445 values
source
stringlengths
1
6.6k
target
stringlengths
1
4.3k
aa
he
- I'm not that kind of a person. - What do you mean?
-. אני לא הסוג כזה של בן אדם. ? מה זאת אומרת?
aa
he
You're doing all of this, because I'm not her.
אתה עושה את כל זה, כי אני לא היא.
aa
he
Why? Will it get dirtied?
. למה? זה לקבל ליכלך?
aa
la
No me importa como viajara la gente, pero deben estar en la donde se diga
solo me preocupan los ordenadores.
aa
la
Mi... Gran Jaggers
Dani...
aa
la
los Jaggers
Mi ordenador...
aa
la
que salgan todos los jaggers menos Galanga, Tuco ..Pulisher y
El portátil nuevo... ...el ratón a estrenar.
aa
la
Y encima me ha escondido la MP5 que va de puta madre y tanto me gusta
Y encima la impresora no funciona. y la conexión no va.
aa
la
Mi jaggers si es que ya es tarde para anular la pista
Dani yo no he sido he visto a Azucena
aa
la
¡¡¡PUES LAS ANULAS CON LOS COJ....!!!!!
Mentiroso que te vi yo esta mañana
aa
la
UN JAGGERS NECESITA QUE LE SUMINISTRE CERVEZA Y TAPAS EN VENA.
y las carpetas de documentos.
aa
la
Y TRAER EL CRONO PARA QUE NO VAYA NADIE PASADOOOO NI DE PIPA NI DE FUSILERO QUE MARICONADAS ME ESTÁIS CONTANDO
Y los del CEP pidiéndome papeles ya los envie cien veces. y el portatil actualizando.
aa
la
No puedo creerlo !... y luego hacemos una nocturna y se me rompieron todas la replicas
... y gratis. Y encima he puesto dos ordenadores más ... con dos cañones.
aa
la
Y ME LO DECIS PRECISAMENTE HOY DESPUES DE LAS PINZAS
Y el ratón de uno ya no funciona.
aa
la
CON LOS PROYECTOS QUE TENGO EN MENTE
Mi tia la de Valladolid ya me aviso... hazte picapedrero antes que coordinador
aa
la
Y RESULTA QUE OS VAIS A PONER A PEGARLE A LA PELOTITA yo que tú, le quitaba la tarjeta amarilla
No llores María José el miércoles hay tortilla. Encima me han quitado la tortilla.
aa
la
Böylece ,Jacob'un Eczanesinden bazı şeyler aldı.
Bu nedenle,karışımın bir kısmını Jacob's eczanesine götürdü.
aa
la
Karbonatlı suyla şurubu karıştırdı ve bir bardağını 5 kuruşa sattı
Şurubu burada karbonatlı su ile karıştırarak şişesi 5 cent olarak satışa sundu.
aa
la
Ve gerisi tarihiydi
Hikayenin geri kalanı ise
aa
la
Böylelikle tüm zamanların en serinletici içeceklerinden bir tanesi icat edildi.
Böylece,tüm zamanların en harika içeceklerinden biri keşfedildi.
aa
la
Gerçek şu ki kendi el yazıyla yeni bir marka yarattı.
Aslında,bu el yazısı ile ünlü bir marka oldu.
aa
la
1888' de daha sonları Coca-Cola nın dağıtımını ve üretimini sağlacak olan şirket sahibi Asa Candler adında bir iş adamına bu gizli formulü sattı.
1888 yılında Asa Candler isimli iş adamına bu formülü sattı.
aa
la
Yıllarca Coca-Cola sadece bir büfe satıldı.
Yıllarca sadece büfelerde satılan Coca-Cola için,bir gün
aa
la
Daha sonra ,Thomas ve Whitehead adında iki zeki adamın aklına bir fikir geldi.
Thomas ve Whitehead isimli zeki ikilinin aklına bir fikir geldi.
aa
la
Ve onlara bunu yapma hakkını sadece 1 dolar için sattı.
Ve şişeleme haklarını bu iki adama sadece 1 dolara sattı.
aa
la
Coca-Cola şurubunu satmak için bu adamlarla anlaştı.
Coca-Cola şurubunu satma konusunda anlaştılar.
aa
la
İnsanların Coca-Cola'yı şişelerde sevdikleri ortaya çıktı. İnsanlar artık istedikleri zaman bu keyfi yaşayabiliyorlardı.
Şişe Coca-Cola'ları insanlar çok sevmişlerdi.. ve artık istedikleri an tadını çıkarabileceklerdi
aa
la
Coca-Cola öylesine bilinmişti ki rakipleri onun başarısından yararlanmaya çalıştılar.
Coca-Cola'nın popülerliğinden ve başarısındanfaydalanmak isteyen rakipler oldu.
aa
la
1919'da, Candler, şirketi bir grup sermayeciye ve gelecekte ... şirketin başkanı olacak Robert Woodruff isimli adama sattı.
1919 yılında, Candler, şirketi bir grup yatırımcıya sattı ve yakın zaman içinde Robert Woodruff şirketin yeni başkanı oldu
aa
la
Bay Woodruff'unamacı Coca-Cola'yı herkesin istediği anda istediği yerde bulacağı soğuk bir içecek yapmaktı.
Bay Woodruff'un amacı herkesin, her an, nerede olurlarsaolsunlar buz gibi Coca-Cola içebilmelerini sağlamaktı.
aa
la
But they can still be downloaded from its former revisions.
But they can still be downloaded from its former revisions
aa
ko
I wrote a program to play tic-tac-toe.
저는 틱택토을 즐기기 위해서 프로그램을 만들었어요
aa
ko
I first learned how to make a green circle in a red square appear on the screen.
저는 제일 먼저 화면에 어떻게 녹색 원과 빨간 네모를 만드는지를 배웠어요
aa
ko
It's a - it's a - it's an experience.
그것은 ... 경험입니다.
aa
ko
The whole limit in the system is just that there just aren't enough people who are trained and have these skills today.
이러한 시스템의 가장 큰 한계는 단순하게도 오늘날 이런 기술들을 교육받거나 보유한 사람이 충분하지 않다는 점입니다
aa
ko
The programmers of tomorrow are the wizards of the future.
미래의 프로그래머는 미래의 마법사입니다
aa
ko
İşte gerçek hikaye.
İşte size işin gerçeği.
aa
ko
Böylelikle tüm zamanların en serinletici içeceklerinden bir tanesi icat edildi.
Böylelikle, tüm zamanların en büyük ferahlatıcı içeceği keşfedilmiş oldu.
aa
ko
Dr Pembertons'un muhasebecisi olan Frank Robinson.... bu yeni içeceğe Coca-Cola ismini verme onun fikriydi.
Bu yeni içeceğe Cola-Cola adını veren... Dr Pemberton'ın, Frank Robinson adlı muhasebecisidir.
aa
ko
İlgi gören içecek bu marka ile Atlanta'nın heryerine yayıldı, satışları artmaya başladı.
Revaçtaki yeni içeceğin haberi Atlanta'nın ötesine yayıldığı için... ...satışlar artmaya başladı.
aa
ko
Birinci ılına kadar günde ortalama 9 tane Coca-Cola sattı.
İlk yılındayken, Coca-Cola günde kişi başına 9 bardak sattı.
aa
ko
1888' de daha sonları Coca-Cola nın dağıtımını ve üretimini sağlacak olan şirket sahibi Asa Candler adında bir iş adamına bu gizli formulü sattı.
1888 yılında, sonraları Coca-Cola üretmek ve dağıtmak için... ...şirket kuran Asa Candler adlı işadamına sır formülü sattı.
aa
ko
Bay Candler bir pazarlama dehasıydı.
Bay Candler pazarlama dehasıydı.
aa
ko
Ürünün tanıtımı yapmak için birçok çözüm yolu buldu.
Ürünü tanıtmak için sayısız yaratıcı fikirlerle çıkageldi.
aa
ko
Coca-Cola Americanın her yerine yayılmaya başladı.
...bu serinletici içecek Amerika'nın heryerinde ün kazandı.
aa
ko
"Evet efendim !Şişeler.İnsanlar onları evlerine götürebilmeli."
"Evet efendim! Şişeler. İnsanlar şişeleri evlerine götürebilirler"
aa
ko
Peki,Bay Candler tamamen saçma bir fikir olduğunu düşündü
Bay Candler bu fikrin kusurca aptal bir fikir olduğunu düşündü.
aa
ko
Karbonatlı su ekleyip Coca-Cola'yı şişelemeye başladılar.
Soda ve Coca-Cola şişelemesi başladı.
aa
ko
Coca-Cola öylesine bilinmişti ki rakipleri onun başarısından yararlanmaya çalıştılar.
Coca-Cola o kadar popüler oldu ki rakipleri başarısından çıkar sağlamaya çalıştı.
aa
ko
Yeni şişe öylesine benzersiz oldu ki , hemen meşhur oldu.
Yeni üretilen şişe tekti, ve birden meşhur oldu.
aa
pl
Piramitleri kim yaptı?
Piramitleri kim inşaa etti?
aa
pl
J'ai levé les mains en l'air et je lui ai dit de me montrer quelque chose
Podniosłam moje ręce do góry i powiedziałam: daj mi znak
aa
pl
Il y a quelque chose dans ta façon de bouger et je ne pourrais pas vivre sans
Coś w sposobie w jaki się poruszasz Sprawia, że czuję się jakbym nie potrafiła żyć bez Ciebie
aa
pl
Bazı gizli bileşenler aldı ve onları bir şurup içine koyarak kaynattı.
Bazı gizemli malzemelerle bir şurup elde etti
aa
pl
Ce n'est pas juste quelque chose que tu prends, c'est un don
To nie jest coś co można po prostu wziąć to podarunek
aa
pl
Böylelikle tüm zamanların en serinletici içeceklerinden bir tanesi icat edildi.
Böylece tüm zamanların en iyi içeceklerden biri keşfedildi.
aa
pl
C'est dans tout mon corps, je veux que tu restes
I to pochłania mnie całego Teraz chcę abyś została
aa
pl
Dr Pembertons'un muhasebecisi olan Frank Robinson.... bu yeni içeceğe Coca-Cola ismini verme onun fikriydi.
Pemberton'ın muhasebecisi olan Frank Robinson bu yeni içeceğin Coca-Cola adını veren kişidir.
aa
pl
C'est toi qui est cassé alors que je suis la seule qui aurait besoin d'être sauvée
Zabawne że to ty jesteś tą/tym zranioną/ym, ale To ja jestem tym/tą, który potrzebował/a ratunku
aa
pl
Car quand tu ne vois jamais la lumière, il est difficile de voir celui qui est en train de céder
Ponieważ kiedy nigdy nie widzisz światła Trudno się zdecydować, który z nas jest w jaskini
aa
pl
Reste
Zostań
aa
pl
s a a a a a a a a a
Front wschodni był naprawdę wielki. Nie można było... Nie można był znaleźć wystarczającej ilości ludzi, aby zbudować okopy na całej długości frontu.
aa
pl
We all depend on technology to communicate,to bank and none of us know how to read and write code!
Wszyscy jesteśmy zależni od technologii: żeby się porozumiewać, wykonać operaje bankowe, i nikt z nas nie wie, jak czytać i pisać programy!
aa
pl
The first program I wrote asked things like
Mój pierwszy program pytał o rzeczy takie jak:
aa
pl
"What's your favorite color?" or "How old are you?"
"Jaki jest twój ulubuiony kolor?" lub "Ile masz lat?"
aa
pl
I wrote a program to play tic-tac-toe.
Napisałem program do gry w kółko i krzyżyk.
aa
pl
I first learned how to make a green circle in a red square appear on the screen.
Najpierw nauczyłam się, jak zrobić, żeby pojawiło się na ekranie zielone kółko w czerwonym kwadracie.
aa
pl
Yaşamın gizemlerini merak ettiğiniz oldu mu hiç?
Hayatın harika gizemlerini hiç merak ettiniz mi?
aa
sl
واقعا؟ تازه بهتر هم میشه هیروها رو میبریم تا لول پنجاه
Svoj kovanec. Pa kaj bom s tvojim kovancem? A ga lahko zakopljem za boljše čase?
aa
sl
و دیوارها تا لول دوازده اگه همه رو جم بزنن حدود 5000 دلار میشه ولی میدونی چیه؟ راحت با فارم کردن گولدش در میاد اگه به طور متوسط روزی هشت ساعت بازی کنن فکرشو بکن
Si predstavljaš, da pridem v trgovino z vedrom virtualnih kovancev? In to njegovih. Ne, zdej pa resno.
aa
sl
با حاشیه طلایی تازه یه حسن دیگه هم داره وال برکر لول هفت هم میتونیم بدیم اینجوری راحت ازش عبور میکنن ولی هر دیوار رو میزاریم ده میلیون به همین راحتی؟ آره
Mi je ... Mi je ... Mi je reku, da mi ga bo pokazal.
aa
sl
یا یه مرغ که نوک پرت میکنه
Una itak ni bila moja.
aa
sl
"What's your favorite color?" or "How old are you?"
"Katera je tvoja najljubša barva?" ali "Koliko si star?"
aa
sl
You're just trying to make something trying to transfer something from your mind to the computer or to a tablet.
Trudiš se narediti nekaj, poskušaš prenesti del svojih misli na računalnik ali na tablico.
aa
sl
It's a - it's a - it's an experience.
To je - to je - to je doživetje.
aa
sl
The whole limit in the system is just that there just aren't enough people who are trained and have these skills today.
Največja ovira v sistemu je, da ni dovolj ljudi, ki so usposobljeni in ki imajo znanje.
aa
da
Well, maybe not. We wouldn't make it 5 miles.
Vi ville ikke komme 5 mil
aa
da
I volunteer!
Jeg melder mig frivilligt
aa
da
- I volunteer as tribute..
Jeg melder mig som deltager
aa
da
Our tributes Peera Mellark and Katniss Everdeen..
Vores deltagere. Peeta Mellark og Katnis Everdeen
aa
da
To be trained to make art of survival and to be prepared to fight to the death.
De skal trænes i overlevelse og forberedes på, at kæmpe til døden
aa
da
I've keep wishing I could find a way to show them that they don't own me.
Jeg ville ønske jeg kunne vise dem, at de ikke ejer mig
aa
da
حالا فکرشو بکن همه توی اتاق داشتنن میخندیدن رییس گفت گفت میتونن برن گولد یک اونجا بهتره اتک بارچ بزنن و بیان بالا با 1600 تا اتک گولدش در میاد چند ماه همه رو مشغول میکنه
Han siger Marianne er hans pension Hvorfor siger han dog det? Hun er jo fyldt med Guld i og på hele kroppen
aa
da
Sarfi2
Francios De Voltaier.
aa
da
NO PUEDE SEEEEER!!!!!!!!!!! TANTO PARA ELEGIR EL SITIO Y EL DOMINGO PERFECTO
Han var folisof, forfatter og samfundskritiker og levede mellem 1694 og 1778
aa
da
TODAS LAS NOCHES SIN DORMIR PENSANDO EN LA PARTIDA DEL DOMINGO mi mujer me ha sacado ya tarjeta amarilla
Han var meget kritik overfor enevælden og de franske konger som hærskede i hans samtid.
aa
da
Y encima me ha escondido la MP5 que va de puta madre y tanto me gusta
Han var særligt interesseret i naturvidenskaben bl.a. i forhold til Isaac Newton og han delte mange af de samme holdninger som John Locke.
aa
da
¡Pero que buenas tapas ni que punta de po...!! SOMOS LOS JAGGERS UN JAGGERS NECESITA QUE LE SUMINISTRE CERVEZA Y TAPAS EN VENA.
Efter hans død har andre store personligheder blandt andet har George Brandes været stærkt inspireret af De Voltaires tanker om frihed, demokrati og hans naturvidenskabelige tanker
aa
et
Great coders are today's rock stars.
Head programmeerijad on tänapäeva rokstaarid. Nii see on!
aa
et
I first learned how to make a green circle in a red square appear on the screen.
Mina õppisin esimese asjana, kuidas panna ekraanile rohelist ringi ja punast ruutu.
aa
et
The whole limit in the system is just that there just aren't enough people who are trained and have these skills today.
Kogu süsteemi ainsaks piiranguks on sellisete inimeste puudus, kes omavad antud oskuseid ja on seda õppinud.
aa
et
You know you're going to look like you have magic powers compared to everybody else
Sa paistad nagu sul oleks teistega võrreldes mingi võlujõud.
aa
vo
The time has come to select one courageous young man and woman for the honour of representing district 12 in the 74 annual Hunger Games.
Tiden er nu kommet hvor vi skal vælge én modig ung mand og kvinde, som får æren af at repræsentere distrikt 12 i det 74. årlige Dødsspil.
aa
vo
It is your first year Prim, your name has only been in there once.
Det er dit først år Prim.
aa
vo
And till it was decreed that each year the 12 districts were panned out.. Should offer with tributes of one young man and one woman between the ages of 12 to 18.
Og så blev det foreskrevet, at hvert år skulle de 12 distrikter i Panem stille med en ung mand og kvinde i alderen 12 til 18.
aa
vo
To be trained to make art of survival and to be prepared to fight to the death.
For at blive trænet i kunsten at overleve, og for at blive forberedt til at kæmpe til døden.
aa
vo
This is the time to show them everything..
Dette er tiden til at vise dem alt.
aa
vo
Make sure they'll remember you.
Sørg for at de husker dig.
aa
vo
If I'm gonna die.. I wanna still be me.
Hvis jeg skal dø, vil jeg stadig være mig selv.
aa
vo
They're following us everywhere.
Of course