src_lang
stringclasses
351 values
tgt_lang
stringclasses
445 values
source
stringlengths
1
6.6k
target
stringlengths
1
4.3k
ab
bs
Smiri se.
Izvoli svoju torbu.
ab
bs
Gledaj majstora kako radi.
Koji totalni čudaci.
ab
bs
Šta nije u redu?
Ti tipovi su smiješni.
ab
bs
Šta dođavola?
Pusti me na miru!
ab
bs
To nije dobro.
Daj, pusti me!
ab
bs
Ne, ne, ne.
Pričajte mi.
ab
bs
Zadrži, Hemijsko.
Što?
ab
bs
Sranje!
Molim veliki pljesak.
ab
bs
Šta dođavola?
Srdačno ga pozdravite!
ab
bs
Lepo. Iz dnevnika.
Evan bi mogao dobiti 15 godina do doživotne. Što?
ab
bs
Ovo je gde ih je ubio.
Bez brige.
ab
bs
Ovo je gde nas ubija.
Ne mogu vjerovati.
ab
bs
Kako ti to prija?
Ne treba biti neurokirurg da se to skuži.
ab
bs
Đavo je pobeđen.
Okej. U najgorem slučaju,
ab
sr
"Čím musím vydělit pětku, abych dostal pouze jeden citron nebo žlutý kroužek, nebo cokoliv co jsem sem nakreslil? "
"Чиме треба да поделим 5 да бих дошао до једног лимуна?" Или жутог круга, или шта год да имам овде.
ab
sr
(Teď jsem jako znaménko násobení použil tečku)
(И користим тачку за множење).
ab
sr
Také bych mohl říct, že pět krát jedna pětina je jedna, což je vlastně přesně totéž.
Такође бих могао рећи да је 5 пута 1/5 једнако 1. Све ово у ствари показује исту ствар.
ab
sr
1 = 5, vynásobíte jmenovatele:
Множите имениоце:
ab
sr
Takže pokud si vezmu jednu pětinu z pěti věcí, bude to přesně jedna věc.
Па, ако узмем 1/5 од 5 ствари, имам тачно једну ствар овде.
ab
sr
Základní myšlenka je opravdu úžasně jednoduchá. Pokud mám nějaké šílené číslo ... 8 345, není to dost šílené číslo, takže dopíšeme na miliony ... tak ještě 271. .. takže 8 345 271.
Али општа идеја је супер-супер-супер једноставна, ако имам неки "луди" број... 8.345... то у ствари није тако "лудо".
ab
sr
تخيل أن أليس رجعت للوراء 50,000 سنة كي تجد جدها البعيد بوب
Замислите да се Алиса вратила 50 000 година уназад да нађе свог давног претка Боба.
ab
sr
Quiero dejar mis huellas marcadas sobre la arena del tiempo.
Želim da ostavim otisketopala na pesku vremena
ab
sr
Saber que dejé algo detrás.
Znajući da je bilo nešto i da sam nešto ostavila iza sebe
ab
sr
Cuando me vaya de este mundo, me iré sin nada que lamentar.
Živela sam ,volela sam
ab
sr
Dejaré mi marca para que todos sepan.
Ostaviću svoj znak tako da će svako znati
ab
sr
Quiero decir que viví cada día, hasta que morí.
Želim da kažem da sam živela svaki dan,dok nisam umrla
ab
sr
Y sé que tenía algo en la vida de alguien.
Znam da sam imala nekog,nečiji život
ab
sr
Los corazones que he tocado, serán la prueba que dejo.
Srca koja sam pogodila biće dokaz koji ću ostaviti
ab
sr
Que hice una diferencia y este mundo verá.
Da sam napravila razliku, i ovaj svet će videti
ab
sr
Hice, he hecho, todo lo que quería.
Radila sam sve što sam htela
ab
sr
Y fue más de lo que creí que sería.
I to je bilo više nego što sam ja mislila
ab
sr
Dejé este mundo siendo un lugar un poco mejor porque... ...yo estuve aquí.
Ostavila ovaj svet malo boljim samo zato što... Bila sam ovde.
ab
sr
Estuve aquí.
Bila sam ovde
ab
sr
Hice
Radila sam
ab
eo
oeu oeu oeu nth nth nth nth nth nth nthn th nth nth nth nth nth nth nth nth
Ni startigis Universalajn Subtekstojn ĉar ni opinias, ke ĉiu interreta video devus esti subtekstigebla. Milionoj da surduloj nepre bezonas subtekstojn por atingi videon. Video-kreantoj kaj retejoj vere devus interesiĝi pri tio.
ab
eo
Tıpkı bunun gibi o da gitmişti.
Birdenbire ,kız gitti
ab
eo
Evrenin nasıl var olduğu gibi mesela?
Kainat nasıl varoldu
ab
eo
Kırık bir kuyruğum vardı. Ve kırık kalbim.
Havası sönmüş bir lastık ve kırık bır kalp dısında bisey yoktu elımde.
ab
eo
Böyle bitemezdi değil mi? bu kadar zorladıktan sonra?
Böyle bitmemeliydi degıl mı? Sonrası önemldi degıl.
ab
eo
Aksini düşünmeye başlamıştım.
Aksini düşünmeye başlamıstım.
ab
eo
Courtney Love için Kurt Cobain.
Kurt Cobaın'ın ıse Courney adında bı sevdıgı yoktu
ab
eo
Şişesi 5sentten satışa sundu. ve gerisi geldi.
Jacob'ın eczanesine bir kısmını götürdü. Gerisi de geldi.
ab
eo
Bu tüm zamanların en ferahlatıcı keşfiydi.
Böylelikle,tüm zamanların en serinletici içeceği icat edildi
ab
eo
Doktor Pemberton 'un hesabı Frank Robinson ismindeydi
Dr.Pemberton'ın Muhasebicisi Frank Robinson,
ab
eo
Coca -Cola ismini verdiler.
Bu yeni içeceğe Coca Cola ismini verdi.
ab
eo
Böyle bitmemeliydi değil mi?
Böyle bitmemeli değil mi?
ab
eo
Yaşadığımız onca şeyden sonra.
Sonrası önemli değil.
ab
eo
Belkide Justin Bieber haklıydı.
Justin Bieber belki de haklıydı.
ab
eo
Tren istastondan yola çıkmıştı. Saate 27 mille hemde.
Tren istasyonundan ayrılıp saatte 27 mil yol almıştı
ab
eo
Fakat her zerrem bana, ,..onu bırakmamamı söylüyordu.
Her bir zerrem bunu bırakmamam gerektiğini söylüyordu
ab
eo
Yoo hayır başaramayacaktım.
Başaramayacaktım
ab
eo
O da ne?
Neydi bu?
ab
lg
Endüstriyel devrimden sonra Fabrikalar ve arabalar Yağ gibi fosil yakıcıların açığa çıkmasıyla
Fabrikalar, termik santraller.... ...ve nihayet arabalarda... ...atmosfere çok yüksek hacimlerde karbon dioksit ve diğer gazları salan petrol ve kömür gibi fosil yakıtlar kullanıldı ve kullanılmaya devam ediyor.
ab
lg
Sera azlar dünyaya zarar verdiler. Sera gazları ismi verilen bu işlem
Doğal olarak oluşan bir süreç nedeniyle bu sera gazlarının yeryüzüne yakın.... ...tabakalarda sıkışmasına 'sera etkisi' denir.
ab
lg
Bilim adamları sera gazlarının etkisinin fazladan etki yarattığına inanıyor. Bunu insanlar sağladı.
Bilim insanları günümüzde, insanoğlunun atmosfere salınmasına neden olduğu aşırı miktarlarda sera gazları nedeniyle sera etkisinin şiddetlendiğini düşünüyorlar.
ab
lg
Tüketiciler enerjiden tasarruf ederek Elektriği prizden çekerek Arabasını az kullanarak
Tüketiciler evde enerji tasarrufu yaparak... ...ampullerini fluoresanlar ile değiştirerek... ...ve arabalarını daha az kullanmaya çalışarak bu sürece katkı sağlayabilirler.
ab
lg
Basit işlemlerşe küresel ısınmayı engelleyebilir.
Bu basit önlemler gelecekte yeryüzünü daha serin tutmaya yardım edebilir.
ab
lg
Asırlarca kültütden kültüre geçmiş bir gelenektir.
Dini, kültürel ve büyücülükle ilgili geleneklerin yüzyıllara uzanan örgüsüdür.
ab
lg
Aynı zamanda bu gün Celtic yeni yılı olarak kutlanır.
Gecesi de Kelt'lerin yeni yılı diye belirlenmiş ve her yıl kutlanması düşünülmüştü.
ab
lg
Ölülerin hayaletlerinin gezdiğine inanılır.
Bu gizemlii an, ölülerin ruhlarının yeryüzüne indiği zamandı.
ab
lg
Fakat katolik kilisesindenetkilenen avrupalılar bu ritueli kendilerine alırlar.
Fakat Katolik kilisesinin Avrupa'daki etkisi arttıkça kilise, Samhain gibi pagan ayinlerine tavır aldı.
ab
lg
Kilisenin insanlar için hesapladığı tatildir
Kilise'ye daha fazla insanı çekmek amacı da vardı.
ab
lg
Azizler günü cadılar bayramı olarak bilinir.
Sonradan Azizler Günü, Hallowmas olarak tanındı.
ab
lg
Tehdit ve kaçma olarak vi bayrama çıktı adı.
"Şaka veya eylemler gerçekten bir gasp davranışıydı"
ab
lg
Bizemşeker verin yoksa evinizi yakıcaz gibi tehditler.. ,..ev sahipleri bu yüzden evlerini bayramlarda terk edip çcocuklarını seyehat için cesaretlendirdi.
"Bize şeker verin, yoksa evinizi mahvederiz." Dükkan sahipleri ve komşular bu kötü şakaları durdurmak için hediye veya rüşvetler vermeye başladılar ve çocuklar... ...rahatsızlık vermek yerine, hediye veya ikram almak için kapı kapı dolaşmaya özendirildiler.
ab
lg
30larınn sonunda bu tehditler cadılar bayramı tebriğine dönüştü.
30'ların sonuna doğru, Şaka veya İkram'larıyla 'selamlaşma bayramı' oldu.
ab
lg
Bu tüm zamanların en ferahlatıcı keşfiydi.
Böylece tüm zamanların en büyük içeceklerinden birisi keşfedildi. ferahlatıcılarından birisi keşfedildi
ab
lg
Doktor Pemberton 'un hesabı Frank Robinson ismindeydi Coca -Cola ismini verdiler.
Dr.Pemberton'un muhasebecisinin adı Frank Robinson idi ve bu yeni içeceğe Coca-Cola adını vermek O'nun fikriydi. adını vermek O'nun fikriydi.
ab
lg
İlk yılda Coca-Cola kişi başı 9tane satıldı.
İlk yılında Coca-Cola'nın günlük satış ortalaması kişi başına 9 bardak oldu.
ab
lg
Daha sonra Coca cola ya distrubutorluk yaptı.
Asa Candler'e sattı.
ab
lg
Mr.Candler pazarlama dahisiydi. Sayısız yaratıcı bir ürün yarattı.
A.Candler bir pazarlama dehasıydı.. ve ürün tanıtımı için sayısız yaratıcı yöntem ortaya koymuştu.
ab
lg
Çok fazla kişi bu lezzetli içeceği keşfetti.
Bu lezzetli içeceği giderek daha çok kişi keşfetti.
ab
lg
Ve bir gün Thomas veWhitehead adında 2 akıllı kişi çok değişik fikir verdiler.
Sonra bir gün Thomas ve Whitehead adlı iki akıllı arkadaşın aklına bir fikir geldi.
ab
lg
Karbonatlı su koyuldu ve Coca Cola şişelenmeye başladı.
Coca-Cola'yı şişelemeden önce karbonatlı su katacaklardı.
ab
lg
Coca cola bir anda tüm insanların sevdiği içecek oldu.
İnsanların şişedeki Coca-Cola'yı sevdikleri anlaşıldı.
ab
lg
Coca cola o kadar başarılı oldu ki çok başarılı nakit sağladı
Coca-Cola öyle popüler olmuştu ki rakipleri onun başarısından yararlanmak istediler.
ab
lg
1919 da Candler bu şirketi Robertt a satmaya karar verdi. Şirket sahibi.
1919'da Candler şirketi bir grup yatırımcıya sattı ve çok geçmeden Robert Woodruff şirketin yeni başkanı oldu.
ab
lg
Ama cola nın bu popularitesi gizli değildi.
Ama Coca-Cola'nın ünü sır değil.
ab
lg
Dünyada ki en kaliteli şey olarak bilindi. 200ülkeden daha fazla yerde satıldı.
Dünyada en çok tanınan marka... ve Coca-Cola 200'den fazla ülkede satılıyor.
ab
lg
Yalnızca tek cola var Evrende ki en serinletic
Evrendeki en ferahlatıcı.... tek içecek Coca-Cola.
ab
lg
Böyle bitmemeliydi değil mi?
Gerçekten böyle sonuçlanmazdı, değil mi?
ab
lg
Yaşadığımız onca şeyden sonra.
Bunun da üstesinden geleceğiz, değil mi?
ab
lg
Bunu da atlatacağız değil mi?
Bunu başaracağız, tamam mı?
ab
lg
Sonsuza kadar birlikte olacağız değil mi?
Hep beraber olacağız, değil mi?
ab
lg
Hızlı düşünmeliydim.
Hızla kafamdan geçirdim.
ab
lg
Tren istastondan yola çıkmıştı. Saate 27 mille hemde.
44 km hızla giden bir trene.... ...binip gitti.
ab
lg
İnanılmaz derece kendim olmaktan çıkmıştım. Fakat her zerrem bana, ,..onu bırakmamamı söylüyordu.
İnanılmaz bir hızla, kendimden geçmiş bir halde koşuyordum.. ....fakat her bir hücremden hissettiğim... ....başarmamın mümkün olmadığı idi.
ab
lg
Şansımı zorlamalıydım.
Yine de pes etmemeliydim.
ab
lg
Yoo hayır başaramayacaktım.
Hayır başaramayacaktım.
ab
lg
Bunu da atlatacağız değil mi?
Hep beraber olacağız, değil mi?
ab
lg
Aşk adında bişey yoktu.
Belki de aşk diye birşey yoktur.
ab
lg
Hayallerimin kızını!
Hayallerimdeki kızdı.
ab
li
Um das bekannte Wort zu verdeutlichen, jeder liefert jedem Qualität...
Am 26. August 1978 waren wir auf Weltniveau.
ab
li
Hat er das mit Ihnen abgesprochen?
ließ sich mein Vater im kapitalistischen Ausland von einer Klassenfeindin... das Hirn wegvögeln.
ab
li
Während Sigmund Jähn in den Tiefen des Kosmos tapfer die DDR vertrat,
Sie sprach einfach nicht mehr. Nicht mit uns, nicht mit anderen.
ab
li
Wir haben sogar an Bora' eine kosmische Hochzeit gefeiert.
- Meine Süßen! Mein Alex.
ab
li
Wir sprachen nie mehr von Vater. Meine Mutter verheiratete sich von da an mit unserem sozialistischen Vaterland.
Da diese Beziehung keine sexuelle war, blieb viel Elan und Tatkraft... für uns Kinder und den sozialistischen Alltag übrig. ...ist das Gras auf der Wiese, das Korn auf dem Feld und die Vögel... in der Luft und die Tiere der Erde... in der Luft und die Tiere der Erde...
ab
li
(singen) Uns're Heimat... das sind nicht nur die Städte und Dörfer...
Meine Mutter wurde Förderin des gesellschaftlichen Fortschritts. Eine leidenschaftliche Aktivistin für die einfachen Bedürfnisse der Bevölkerung und gegen die kleinen Ungerechtigkeiten des Lebens. - Eingabe.
ab
li
Da diese Beziehung keine sexuelle war, blieb viel Elan und Tatkraft..
Und gegen die kleinen Ungerechtigkeiten des Lebens. - Eingabe. Und gegen die kleinen Ungerechtigkeiten des Lebens.
ab
li
Künstler und Veteranen der Arbeit kamen heute nach Berlin, um hier die höchsten Auszeichnungen unseres Landes entgegenzunehmen.
Nach langem, unermüdlichem Training war es so weit. Ich, Alex Kerner, flog als zweiter Deutscher ins All. Tiefer und weiter als je ein Mensch zuvor.