src_lang stringclasses 351
values | tgt_lang stringclasses 445
values | source stringlengths 1 6.6k | target stringlengths 1 4.3k |
|---|---|---|---|
ab | lv | Azizler günü cadılar bayramı olarak bilinir. | Hallowmas olarak bilinen azizler günü |
ab | lv | Yani çevirisi azizlerden gelir 31 Ekimden evvel cadılar bayramo bütün azizlerin kutlaması olur. | Kabaca çevirisi -azizler kitlesi-anlamına geliyor. Bir gece öncesi tüm azizlerin arifesi olan olan 31 ekim gitgide kolayca olarak cadılar bayramına dönüştü. |
ab | lv | Kapıdan kapıyanbir alternatif olarak bilindi. | İkram için kapı kapı dolaşmak sorun yaratmak için değişik bir yoldu. |
ab | lv | 30larınn sonunda bu tehditler cadılar bayramı tebriğine dönüştü. | 30 ların sonunda çocukların 'ya bize şeker verirsiniz yada size oyun ederiz' şeklindeki sözleri bayram karşılanmasına dönüştü |
ab | lv | Daha önce hiç hayatın muhteşem gizemi hakkında bişey merak ettiniz mi? | Siz hiç hayatın büyük gizemlerini merak ettiniz mi? |
ab | lv | Coca-Cola nın gizli formulunun? | Coca colanın gizli formülünü merak ettiniz mi peki? |
ab | lv | Ve bunu Jacob's Eczanesine koydu. | Sonra,şerbetin birkısmını alıp Jakob'un Eczanesine götürdü. |
ab | lv | Atlanta'nın en meşhur içeceği olmuştu. Satışlar patlamata başladı. İlk yılda Coca-Cola kişi başı 9tane satıldı. | Bu revaçta olan yeni içeceğin yazım şekli,Atlantanın tümüne yayıldı, satışlar artmaya başladı. ilk yıllarında günde ortalama 9 adet içecek sattı. |
ab | lv | Pemberton geleceğin bu muhteşem icadından habersizdi. | Dr.pemberton icadının inanılmaz geleceğini hayal bile edemedi. |
ab | lv | 1888 de iş adamı Asa Candler a bu formulu sattı. | 1888'de Asa Candler adında bir işadamına gizli formülü sattı. |
ab | lv | Daha sonra Coca cola ya distrubutorluk yaptı. | Asa Candler,coca cola üretmek ve dağıtmak için ticari bir şirket kurdu. |
ab | lv | İçerisine kırmızı renk veren bir şurup koyuldu. | Hatta şerbeti görünümünü farklı kılan kırmızı boyalı fıçıların içinde dağıtımını yaptı. |
ab | lv | Coca cola çok başarılı bir içki oldu,ya kola şişelenseydi? | Coca cola bir içecek kaynağı olarak çok başarılıydı neden biri bunu şişeye koymasındı? |
ab | lv | Evet efendim şişe,insanlar eve götürebilirlerdi | 'Evet efendim,şişeler. Halk colayı evelerine götürebilir' |
ab | lv | 2adam Coca Cola yı şişelemeye karar verdi. 1dolara yapma kararı aldı. | Gerçekten çok aptalca, coca colayı şişelemek isteyen iki adama ve sadece 1 dolar karşılığında Coca colanın haklarını onlara sattı. |
ab | lv | Tabiki içeriğini asla söylemeden. | Şüphesiz ki bir şey hariç..Bay Candler gizli formülünü satmadı |
ab | lv | İstedikleri zaman içmeye başladılar. | Şimdi,istedikleri herhangi bir zamanda ve zamanda tadına varabilirlerdi |
ab | lv | Coca cola o kadar başarılı oldu ki çok başarılı nakit sağladı | Coca cola o kadar revaçtaydı ki hatta rakipleri onun başarısını engellemeyi denedi |
ab | lv | Bu kişinin hedefi kolayı herkese ve herşeye uygun yaratmaya istedi. | Bay Woodruff,buz gibi coca colanın herhangi bir yerde hergangi bir zamanda herhangi biri için ulaşılabilir hale getirme amacındaydı. |
ab | lv | Dünyada ki en kaliteli şey olarak bilindi. | Şimdi dünyanın en fazla tanınan ticari markası. |
ab | lv | 200ülkeden daha fazla yerde satıldı. | Ve dünyada 200 ün üzerinde devlette coca cola nın tadı çıkarılmakta. |
ab | ee | Sera azlar dünyaya zarar verdiler. Sera gazları ismi verilen bu işlem | Dünya yüzeyinde bu tehlikeli sera gazları... doğal olarak oluşan süreç boyunca sera etkisi olarak adlandırılır. |
ab | ee | Sera gazı etkisi güneşe enerji vermeye başladı dünya ve atmosfer enerjisi uzaya dönerek küresel ısınmaya neden oldu. | Sera etkisi Güneş ile başlar ve dünyaya enerji yayar. Kalanı da uzaya geri dönerken,Dünya ve atmosfer bu enerjinin bir kısmını emer. |
ab | ee | Evrene sera gazı yayıldığı ortaya çıktı. 420bin yılın en yüksek seviyesine çıktı | Sera gazları karbondioksit ve metan gazlarının oranının, son 420.000 yılın,en yüksek değerine ulaştığını gösterdi. |
ab | ee | Kutup denizi de erimeye başladı. | Kuzey kutbundaki buzullar azalmaktadır. |
ab | ee | Buna neden oalcağımı söyler ve fırtınalar kopacağını belirtir. Aşırı kuraklık geliyor. Ve canlılar bu değişenkoşullarda yaşamakta zorlanıcak . | Hava durumu kasırgaların daha sık oluşumunu değiştirebilir. şiddetli kuraklık, sıcak bölgelerde daha yaygındır hale gelebilir. ve değişen şartlara uyum sağlayamayanlar bu duruma adapte olamayabilir. |
ab | ee | Avrupa dan Celts'e 2.000yıl önce yayılmış bir bayramdır. | Iki milyon yıl önce,Avrupa'da Celt'li biri tarafından yayıldı. |
ab | ee | 31 ekim bunfestivalin ve bayramın kutlandığı kutsal gündür. | 31 Ekim Samhain denilen, hasat mevsiminin sonunu kutladıkları gündü. |
ab | ee | Aynı zamanda bu gün Celtic yeni yılı olarak kutlanır. | Bu gece, Celtik yeni yılının başlangıcı olarak düşünüldü. |
ab | ee | 1kasım tarihi azizler günü olarak ilan edilmiştir. | Böylece 1 Kasım, din şehitleri ve ölen azizleri anma günü oldu. |
ab | ee | Bütün bu tatiller yaşamın ardından ölüler için yapılmıştır. | Bu bayramların her ikisi de ölümden sonra ki hayatla ilgiliydi. |
ab | ee | Kapıdan kapıyanbir alternatif olarak bilindi. | Çocukları kapı kapı dolaşarak hediye ve şeker almaya özendirdiler. |
ab | ee | Coca-Cola nın gizli formulunun? | Coca cola nın formulünü.. ... |
ab | ee | Coc cola bundan 100 yıl önce Atlanta nın bu şehrinde üretildi. 1886ya dönersek John PEmberton adında bir eczacı yeni bir ilaç denerken .., ,..gizli içerikleri karıştırıp kaynatarak şurup yaptı. | Coca Cola yüzyıllar öncesi Atlanta 'da keşfedildi. ... 1886 dan öncesinde ezcacı John Pemberton yeni bir iksir deniyordu. |
ab | ee | Bunun çok güzel tadı olduğunu düşündü. Mmmmmmm | İksirin tadının lezzetli olduğunu düşündü. mmmm... |
ab | ee | Şişesi 5sentten satışa sundu. ve gerisi geldi. | Orada iksiri karbonatlı suyla karıştırdı,bardağı beş cente sattı. Bu kısa bir hikayenin bir kısmıdır. |
ab | ee | Bu tüm zamanların en ferahlatıcı keşfiydi. | Böylece,tüm zamanların en büyük içeceklerinden biri icat edilmiştir |
ab | ee | Kendi eliyle en meşhur içkiyi yarattı. | Aslında, kendi el yazısıyla bügün ki ünlü marka yarattı. |
ab | ee | Çok fazla kişi bu lezzetli içeceği keşfetti. | Daha fazla insan keşfettiği gibi,bu lezzetli yeni ferahlık... |
ab | ee | Coca-Cola bütün Amerika da populer oldu. | Coca-Cola Amerika genelinde tanındı. |
ab | ee | Ve bir gün Thomas veWhitehead adında 2 akıllı kişi çok değişik fikir verdiler. | Sonra, bir gün Thomas ve Whitehead isimli akıllı çocuklar... |
ab | ee | Mr.Candler bunun çok saçma bir fikir olduğunu savundu. | Peki, Bay Candler mükemmel ve bir parça aptalca fikir olarak düşündü. |
ab | ee | 1dolara yapma kararı aldı. | Ve şişeleme haklarını bu iki adama sadece 1 dolara sattı. |
ab | ee | Tabiki içeriğini asla söylemeden. | Tabiki de gizli formulü satmıyordu. |
ab | ee | Coca cola şurubu ismiyle satmaya karar verildi. | Sadece Coca Cola'yı satıyordu. |
ab | ee | İnsanlar artık gerçek bir içecek içtiklerine emindi. | Şimdi insanlar gerçek olduğundan emidiler. |
ab | ee | Yeni şişe tekti ve çok populer oldu. | Yeni şişe anında meşhur oldu ve benzersizdi. |
ab | ee | Ama cola nın bu popularitesi gizli değildi. | Fakat;Coca-Cola popülerlik bir sır değil. |
ab | ee | 200ülkeden daha fazla yerde satıldı. | Ve Coca-Cola 200'den fazla ülkede beğenilmekte. |
ab | ee | Her yerin kültürün göre şişelendi. | Sadece ev kasabasında gibi yerel şişeleme tarafından satılan.. |
ab | ee | Nerede olursanız olun susadığınızda içilebilecek rahatlıkta. | Ne zaman susarsanız susayın |
ab | ee | Coca cola Orjinal yumuşak içki Tek | Coca Cola... ...orjinal... ...eşşiz... ...lezzetli... ...otantik... ...ve eğlenceli bir içecektir. |
ab | ee | Yalnızca tek cola var Evrende ki en serinletic | Sadece Coca Cola... ...evrendeki en serinletici bir içecektir |
ab | sq | The end of the school year is coming soon. The students are getting ready. So are we! | We were supposed to obtain the Szkoła 2.0 Certificate but someone has lost the report |
ab | sq | b b b | fgasf gasg fafg |
ab | sq | Vader | Titra Simon Beckers |
ab | sq | ADOLF HITLER! | Adolf Hitler! |
ab | sq | Bắt đầu Mẹ mày, cái thằng l** đen | Qij ju! ju kar i madh i zi |
ab | sq | Tao gieo "mầm" ở tại Đức Tao phát ốm với cái mic này | I ndaluar embrion në Gjermani, unë jam i sëmurë e këtij mikrofon |
ab | sq | Tao có một cặp tên lửa Mày biết tao ăn cắp chương trình vì khi tao rock qua microphone............ Ôi, xuống địa ngục đi | Unë kam një jetpack, yo vjedh tregojnë sepse Kur unë kam një mikrofon në dorë, atëherë oh kurrë në jetën time, ju nuk do të mashtrojë më, syze dielli Mister-gjithmonë-në |
ab | sq | Tao sẽ đưa mày, bạn trai "Goofy" của mày và cả lũ tinh trùng kia Ném chúng mày vào cái hố cát | Unë do të marr ty dhe mikut tuaj të re budalla, dhe të gjithë ushtarët tuaj, dhe unë do t'ju hedhin në një rozetë në rërë |
ab | sq | Bazı bilim adamları bu sırrın kozmik bir bağlantı olduğuna inanır kimse tam olarak emin değildir ama kendimizi bildiğimizden beri Coca -Cola vardır. | Bazı bilim adamları oradaki gizemleri bir kozmik bağlantı olduğuna inanıyor. Kimse kesin olarak bilmiyor ama biz Coca-Cola nın başlangıcından beri var olduğunu biliyoruz. |
ab | sq | Coc cola bundan 100 yıl önce Atlanta nın bu şehrinde üretildi. | Coca-Cola 100 yılı aşkın bir zamanda Atlanta kentinde icat edildi. |
ab | sq | Şişesi 5sentten satışa sundu. ve gerisi geldi. | Ve gerisi hikaye. |
ab | sq | la mujer hace ver que hace un nudo y con cara de preocupada | -Mejor dejémoslo para otro día, esto es insoportable. |
ab | sq | ¡Tú eres... joven! | "Ella sonríe." |
ab | sq | but greater change is about to occur. | The birds are singing but greater change is about to occur. |
ab | sq | The ship takes them to Ghana, Takoradi. and for their daily meal they carry goods for people at the market. | The ship takes them to Ghana, Takoradi. They live on the street and for their daily meal they carry goods for people at the market. |
ab | sq | When I swim to the ship I mash the propeller. | When I swim to the ship I mash the propeller. I climb inside the propeller. I move to the.. |
ab | sq | the language test concludes that it is more likely that his language origins are from Ghana or Nigeria. | A language - test has also been done the language test concludes that it is more likely that his language origins are from Ghana or Nigeria. |
ab | sq | As I became aquainted with Emanuel I wanted to hear his story. | Asgeir Føyen Friend of Emanuel As I became aquainted with Emanuel I wanted to hear his story. |
ab | sq | But over the years I have lived so close to Emanuel that I've come to form an image of what is a probable and accurate story | But over the years I have lived so close to Emanuel that I've come to form an image of what is a probable and accurate story He has told the same story all along. He is born in Liberia. |
ab | sq | He doesn't know exactly when he was born. | He doesn't know exactly when he was born. He assumes the time of his birth. |
ab | sq | As illiterate one isn't very concerned with it. | As illiterate one isn't very concerned with it. He has told me... |
ab | sq | He was imprissioned september 2006 until june 2007. | He was imprissioned September 2006 until June 2007. |
ab | sq | Trandum is a place where applicants for asylum are placed while waiting for being transported out of the country after final rejection, denying them residence permit. | Arild Humlen Norwegian Bar Association Trandum is a place where applicants for asylum are placed while waiting for being transported out of the country after final rejection, denying them residence permit. |
ab | sq | The reason given, was that the suicide rate was so high that they had to lead an intense control with everyone suicide attempt | The reason given, was that the suicide rate was so high that they had to lead an intense control with everyone suicide attempt to insure their well-being. This was confirmed. |
ab | sq | He wondered if we could ask the police to take him to a forest and shoot him. | He wondered if we could ask the police to take him to a forest and shoot him. To end the case. |
ab | sq | The necessary use of force was laid down in law. extensively clarified the reasons for use of force. | The necessary use of force was laid down in law. But the new laws as of 1. July 2007 extensively clarified the reasons for use of force. |
ab | sq | It's hard to prove, but it's been told both by Emanuel, and ghanese police, independently from each other. | It's hard to prove, but it's been told both by Emanuel, and Ghanese police, independently from each other. |
ab | sq | There has been a case, where criminal offences, has been claimed. | There has been a case, where criminal offences has been claimed. |
ab | sq | and we agreed that he should simply knock on the Liberian embassy's door to explain the case. | Steinar, my friend, traveled to Bonn and we agreed that he should simply knock on the Liberian embassy's door to explain the case. |
ab | sq | So when he comes here, he asks not for the soup, just a bone. but then he doesn't want us to see that he is going to eat it. | So when he comes here, he asks not for the soup, just a bone. And he says it's for his dog so we give him the bone but then he doesn't want us to see that he is going to eat it. Oh God. |
ab | sq | Fiction is often seen in contrast to the documentary a filmstyle claiming a priviledged relation to reality. | Fiction is often seen in contrast to the documentary 10. Documentary a filmstyle claiming a priviledged relation to reality. |
ab | sq | There is no things that I am going to use. | There is no things that I am going to use. I cannot read and write. I cannot check the computer. |
ab | sq | That's why the key to the solution in these cases is that the person himself is willing to cooperate with Norwegian authorities | That's why the key to the solution in these cases is that the person himself is willing to cooperate with Norwegian authorities if he lacks papers of identity. |
ab | sq | And you don't believe me So I don't have anything to prove - to believe me - even animal. | And you don't believe me So I don't have anything to prove - to believe me because you need me to prove identity. I need paper. Even to work and... |
ab | sq | So it's a great thing that I share my experience to people | So it's a great thing that I share my experience to people and I like it thank you very much. And... |
ab | id | Tao *éo thể bắt chước... | Saya tak dapat memberitahu sialan |
ab | id | Tao sẽ "giáo dục" mày bất cứ đâu | Aku akan menyekolahkan anda dimanapun |
ab | id | Tao có thể biến thành 2 "rapper" | Saya sebagai obat bius dua rapper |
ab | id | Khi mày suy nghĩ bằng "não hạt đậu" | Ketika Anda mencoba untuk menempatkan sedikit p-brane (membran dimensi) Anda |
ab | id | Trái ngược với trí tuệ này | Terhadap jenis pikiran |
ab | id | Tao là vô đối | Akulah yang terbaik |
ab | id | Tao là người khổng lồ có vai | Aku raksasa bahunya siapa |
ab | id | Với lòng bàn tay tao | Dengan punggung tanganku |
ab | id | Mày không thể phá huỷ vật chất hoặc tao Nghiêm túc đấy | Anda tidak dapat memusnahkan unsur atau saya serius |
ab | id | Mày muốn mang sức nóng với những "đám mây nấm" mày làm ra | Anda ingin membawa panas Dengan awan jamur yang anda ciptakan |
ab | id | Tao sắp sửa "nướng rap" lại từ đầu | Aku akan memanggang rap dari awal |
ab | id | Và sự thật | Dan sementara itu benar |
Subsets and Splits
Select Multilingual Train Data
The query filters the dataset to show records where both source and target languages are within a specified set, providing a basic view of language pairs but without deeper analysis.