src_lang stringclasses 351
values | tgt_lang stringclasses 445
values | source stringlengths 1 6.6k | target stringlengths 1 4.3k |
|---|---|---|---|
ab | kw | Eğer bir insan aynı şekilde durağı yürüyerek ,kestirmeden giderse. Hayatının sonuna kadar yalnız mı olacaktı? | Biri aynı istasyondan yürümeye başladığında... ...kestirme yoldan giderse... ...bundan sonraki hayatını yalnız mı geçirir? |
ab | kw | Fakat her zerrem bana, ,..onu bırakmamamı söylüyordu. | Ama her hücrem... ...onu bırakmamam gerektiğini söylüyordu. |
ab | kw | Şansımı zorlamalıydım. | Devam etmem gerekiyordu. |
ab | kw | Tıpkı bunun gibi o da gitmişti. | Ama o gitti. |
ab | kw | Sırada ki durak çok uzakta değildi. | Diğer istasyon çok uzaktaydı. |
ab | kw | Aksini düşünmeye başlamıştım. | Farklı düşünmeye başladım. |
ab | kw | Aşk adında bişey yoktu. | Belkide aşk diye birşey yoktur. |
ab | kw | Hayallerimin kızını! | Rüyalarımın kadınıydı. |
ab | ay | Sera gazı etkisi güneşe enerji vermeye başladı dünya ve atmosfer enerjisi uzaya dönerek küresel ısınmaya neden oldu. | Sera etkisi güneşle başlıyor ve güneş enerjisi onu yeryüzüne yayılmasına neden olur. Yerküre ve atmosfer bu enerjinin bir kısmını soğururken kalanı ışınlar halinde uzaya geri döner. |
ab | ay | Bilim adamları sera gazlarının etkisinin fazladan etki yarattığına inanıyor. Bunu insanlar sağladı. | Bilimadamları insanoğlunun salınımına neden olduğu extra... ...sera gazları ile sera etkisinin yoğunlaştığına inanıyorlar. |
ab | ay | Kısa süre sonra buz kütleleinden Evrene sera gazı yayıldığı ortaya çıktı. 420bin yılın en yüksek seviyesine çıktı | Bu sırada, buzul çekirdeklerinden alınan bilgiler... ...sera gazları olan karbon ve methan'ın... son 420.000 yıldaki en yüksek değerine ulaştığını gösteriyor. |
ab | ay | Araştırmalarm sıcakşığın 2 ile 10 derece kadar arratcağımı söylüyor. | Araştırmacılar bu yüzyılın sonunda sıcaklığın ciddi oranda artacağını tahmin ediyorlar. |
ab | ay | Kesin olmayanşey ise ısınınn dünyamız için Gerekli olup olmadığıdır ama olmadığı tahmin edliri. Diğer hava durumu tahminleri ise denizlerin seviyesinin artmasının | Sıcaklığın yükselmesinin dünya için ne anlama geliyor? ...bazı iklimlerin yavaş yavaş değişeceği tahmin ediliyor... ...deniz seviyesinin kıyı kesimlerdeki yerleşimleri içine alacak seviyelere ulaşacağı tahmin ediliyor. |
ab | ay | Ayrıca çok fazla küresel tahmin edliri. Bir çok organizasypna göre sera gazlarının küresel ısınmaya neden olması davalıktır. | Küresel ısınma hakkında öğrenilecek çok şey olmasına rağmen... ...birçok çevre örgütü küresel ısınmanın etkilerinin azaltmak için sera gazları salınımının kesilmesini savunuyorlar. |
ab | ay | Basit işlemlerşe küresel ısınmayı engelleyebilir. | Bu basit değişiklikler dünyamızı gelecekte daha serin tutmaya yardım edebilir. |
ab | ay | Ölülerin hayaletlerinin gezdiğine inanılır. | Ölülerin ruhlarının yeryüzünde dolaştığı büyülü bir zamandı. |
ab | ay | Hayatın ve ölümün ince çizgesinde ki duvarda ki zamandır | Yaşamla ölüm arasındaki perdenin en ince olduğuna inanılan bir zamandı. --------------------------------- |
ab | ay | Samhain'da köylüler büyükmateşler yakarlar ki dünyadan ruhlara haber yollamak için. | Samhain'de köylüler toplanır ve devasa ateşler yakarak ölüleri ruhlar dünyasına kovarlar ve yaşamdan uzak tutarlardı. |
ab | ay | 7.yüz yılda vatikanlılar bu bayramı dini bayram olarak kabullenirler. | 7. yüzyılda Vatikan Samhain'i kilisenin onayladığı bir bayram olarak kabul etti. |
ab | ay | 1kasım tarihi azizler günü olarak ilan edilmiştir. | Böylece şehitleri onurlandırmak ve ölülere vefa için bu tarih Azizler Yortusu olarak ilan edildi. |
ab | ay | Azizler günü cadılar bayramı olarak bilinir. | Azizler Yortusu daha sonra Cadılar Bayramıolarak anıldı. |
ab | ay | Bayram kıyafetleri giyinirler. Elmalara ulaşmak için. Komşularına numara yaparlar korkutmakmiçin | Göçmenler kendileriyle birlikte... ..."Sudaki Elmayı Yakalama" ... ...ve komşularının çıkış kapılarını sökmek gibi birçok bayram geleneklerini de getirdiler. |
ab | ay | Fakat uzun süredir bu gelenek zararlı bir oyuna dönüştü. | Ancak yıllar içerisinde, bu zararsız şakalar tamamen barbarlığa dönüştü. |
ab | ay | 1930 dan beri bu bayramlar barbarlığa ve holiganlığa dönüştü. | 1930 lara gelindiğinde, bayram serserilik ve barbarlık tarzı olaylarla tehlikeli bir hal aldı |
ab | ay | Daha önce hiç hayatın muhteşem gizemi hakkında bişey merak ettiniz mi? | Yaşamın büyük gizemlerini merak ettiğiniz oldu mu hiç? |
ab | ay | Evrenin nasıl var olduğu gibi mesela? | Mesela evrenin başlangıcının nasıl olduğunu. |
ab | ay | Bazı bilim adamları bu sırrın kozmik bir bağlantı olduğuna inanır kimse tam olarak emin değildir ama kendimizi bildiğimizden beri Coca -Cola vardır. | Bazı bilimadamlarına göre bu gizemlerin arasında evrensel bir bağlantı olabilir. Hiçbirimiz bu bağlantıdan emin olamayız ama bildiğimiz birşey var ki Coca-Cola ilk çağlardan beri bizimle. ---------------------------------- |
ab | ay | Şişesi 5sentten satışa sundu. ve gerisi geldi. | Burada karışımı karbonatlı suyla karıştırarak bardağı 5 cent'ten satışa sürdü. Ve hikayenin geri kalanını zaten biliyorsunuz. |
ab | ay | Bu tüm zamanların en ferahlatıcı keşfiydi. | Böylelikle, tüm zamanların en gözde içeceklerinden birisi keşfedildi |
ab | ay | Doktor Pemberton 'un hesabı Frank Robinson ismindeydi Coca -Cola ismini verdiler. | Dr.Pemberton'un muhasebecisinin adı Frank Robinson'du... ...ve bu yeni içeceği Coca-Cola diye adlandırmak onun fikriydi. |
ab | ay | Pemberton geleceğin bu muhteşem icadından habersizdi. | Dr.Pemberton keşfinin geldiği bu inanılmaz noktayı hayal bile edemezdi. |
ab | ay | Coca cola çok başarılı bir içki oldu,ya kola şişelenseydi? | Coca-Cola bir büfe içeceği olarak iyi satıyordu, peki ya şişelense nasıl olurdu? |
ab | ay | Evet efendim şişe,insanlar eve götürebilirlerdi | "Evet bayım! Şişelense. Böylece insanlar onu evlerine götürebilirler." |
ab | ay | Tabiki içeriğini asla söylemeden. | Tabiki Bay Candler'ın satmadığı tek şey gizli formülüydü. |
ab | ay | Karbonatlı su koyuldu ve Coca Cola şişelenmeye başladı. | Böylelikle Coca-Cola karbonatlı su eklenerek şişelenmeye başlandı |
ab | ay | Coca cola o kadar başarılı oldu ki çok başarılı nakit sağladı | Coca-Cola öyle popülerdi ki rakipleri onun başarısından faydalanmaya çalışıyorlardı. |
ab | ay | 1919 da Candler bu şirketi Robertt a satmaya karar verdi. Şirket sahibi. | 1919'da, Bay Candler şirketi bir grup yatırımcıya sattı ve... ...çok geçmeden Robert Woodruff yeni şirket başkanı oldu. |
ab | ay | 100 yıl geçti hala colanın formülü gizli kaldı. | Geçen yüzyıl sonrasında, formülü hala gizliliğini koruyor. |
ab | ay | Tek | Eşsiz |
ab | ay | Yalnızca tek cola var | Sadece bir tek Coca-Cola var. |
ab | ay | Evrende ki en serinletic | Evrendeki en ferahlatıcı içececek. |
ab | ay | Bu Romeo için bir Juliet yoktu. | Bu Romeo için bir Juliet yoktu belki. |
ab | ay | Rüyalarımın kızını! | Hayatımın kadını! |
ab | ay | Şansımı zorlamalıydım. | İnancımı kaybetmemeliyim. |
ab | ay | Sırada ki durak çok uzakta değildi. Kırık bir kuyruğum vardı. Ve kırık kalbim. | Sonraki istasyon kilometrelerce ötede... ...ama benim elimde patlak lastikler.. ...ve kırık bir kalpten başka birşey kalmadı.. |
ab | ay | Böyle bitemezdi değil mi? bu kadar zorladıktan sonra? | Gerçekten bu şekilde bitemez, değil mi ? Sonrasını boşver ben sorunu hallettim. |
ab | ay | Courtney Love için Kurt Cobain. | Bu Kurt Cobain için Courtney Love da yok. |
ab | ay | Aşk adında bişey yoktu. | Belki de aşk diye birşey bile yoktu. |
ab | ay | Tam kendimi yenileyecektim ki O muhteşem gemiyi gördüm | Ve tam "World of Warcraft"... ...üyeliğimi yenilemeyi düşünürken. |
ab | ay | ¿cariño, tú me ves vieja? | Es una mañana de verano |
ff | ab | No tiene sentido!! ... Era de mis programas favoritos, y me dicen que no acompleto ... Los 22 episodios?! | Es totalmente injusto hay una ciudad entera que quiere ir a esa fiesta van todas las chicas |
ff | ab | Mi Führer | Parece, |
ff | ab | Once Upon a Time in Wonderland fue cancelada | Usted no esta invitado señor |
ff | ab | Salgan de aqui los que no vieron ni un episodio. Y aun asi se creen muy fans de Once Upon a Time ... ... ... | que todos los que tengan invitacion se retiren de este cuarto |
ab | ko | -16 이제 우리는 좌변의 4를 제거해야 한다. 양변에서 4를 빼자. 그렇게 되면 이제 마지막 코스가 남은 것이나 다름없다. 이제 남은 것은 38x | -16 이제 이쪽의 4를 없애봅시다. 양변에서 4를 빼면 되겠죠? |
ab | ko | (숫자가 살짝 까다롭긴 하다) 하지만 우리는 이 답에 대한 확신을 가지기 위해 원래의 등식에 이 해를 대입해서 그 식이 성립하는지 확인해봐야 한다. | 약간 지저분한 수가 나올 수 있습니다만 이 수를 원래 식에 대입하여 검산하면 |
ab | ko | GDP의 20% 감소를 예측했다. 인플레이션은 빚이 GDP의 50%에서 200%로 치솟을 것이다. 심지어 어떤 정치적 안정이 곧 그리스에 반환하지 않는 한 유럽 중앙 은행을 비롯한 IMF, EU는 구제금융을 중단할 수 있고 이는 그리스에 심각한 손상을 입힐 수 있다. 문제는 몇몇 전문가들은 이러한 과감한 조치가 그리스를 유로에서 강제로 끌어낼 수 있다고 믿는 것이다. 한 그리스 신문은 주말에 "우리는 드라크마 및 재해로부터 가까운 곳에 있다"고 선언했다. | A predicted reduction in GDP of 20 percent would follow. Inflation would soar to 50 percent with debt rising to over 200 percent of GDP. Even without a euro pull-out, unless some political stability returns to Greece soon, the European Central Bank along with the IMF and EU could stop the bailout money, effectively crippling Greece. |
ab | ko | Trvalo to celou věčnost a proběhlo mnoho bitev dobýt a udržet rozsáhlé oblasti Římského impéria | 로마제국의 광활한 지역들을 정복해나가고 유지하는 데에는 |
ab | ko | Západní polivina připadla jeho synovi Honoriovi | 서쪽의 반은 아들 호노리우스의 차지가 됐고 |
ab | ko | Drancování se stala zábavou pro Barbary | 함락된 로마는 야만인들의 놀이터가 되었습니다. |
ab | ko | Léta Páně 730, císař Leon III inicializoval pohyb zvaný jako ikonoklasmus založený na přísné interpretaci desatera přikázání, který zakázal vytváření a uctívání svatých motivů kvůli rostoucímu vlivu Islámské kultury. | 기원전 730년에 레오 3세는 "성상파괴(Iconoclasm)운동"을 전개 했습니다. 우상숭배를 금지하는 십계명에 대한 엄격한 해석을 바탕으로 말입니다. |
ab | ko | Ikonoklasmus vydrancoval nebo zničil malované sochy | 이슬람 문명의 증대하는 영향력 때문인지도 모르겠는데요, 성상파괴운동은 하위 문화를 완전히 소멸시켰습니다. 저기 하나 있다! |
ab | ko | V Říme, pop Řehoř II odmítl ikonoklasmus a odsoudil ho jako kacířský. dokonce poslal dopis exkomunikující ikonoklasmus. | 반대로,로마의 교황 그레고리 2세는 성상파괴운동을 반대하고 이단으로 취급해요 그는 심지어 파문서를 보내요 |
ab | ko | Je to byzantské rouhání! Skončete s tím! | 이건 비잔틴의 신성모독이다. 파문시켜. |
ab | ko | V průběhu času se snažili o vyhledání a tvorbu přesvědčivých a silných motivů. | 갈수록 설득력있고 강력한 이미지를 창조하려고 노력했고, 그들의 작품은 점점 |
ab | ko | Mám pět citronů, takže toto je (počítá do pěti) ... pět citronů ptám se, čím musím vynásobit tuto pětku, abych dostal číslo 1? | 나에게 다섯 개의 레몬이 있다고 해보자. 하나, 둘, 셋, 넷, 다섯. 다섯 개의 레몬. 내가 너에게 묻고 싶은 것은 어떤 수에 5를 곱해야 1이 되는가야 |
ab | ko | "Čím musím vydělit pětku, abych dostal pouze jeden citron nebo žlutý kroužek, nebo cokoliv co jsem sem nakreslil? " | 5를 무엇으로 나누어야 1개의 레몬을 가질 수 있는가야 아니면 노란색 동그라미, 내가 여기에 그린 이것을 말이야 |
ab | ko | Když 5 věcí rozdělíte do 5 skupin, pak v každé skupině budete mít jednu věc. | 5개의 물건을 가지고 5묶음으로 나누면 한 묶음에는 한 개가 있을 거야 |
ab | ko | Také můžete říct, že pět krát jedna pětina je jedna. | 5 곱하기 1/5는 1이라는 것과 같은 말이지 |
ab | ko | Možná, co tu je opravdu zajímavé | 어쩌면 여기서 흥미로울 수 있는 부분은 |
ab | ko | Vynásobíte čitatele: | 너는 분자를 곱하고: |
ab | ko | Pokud se někdo zeptá: | 따라서 만약 누군가가 너에게 이렇게 말한다면 |
ab | ko | Násobení převrácenou hodnotou. | 곱셈에 대한 역수를 곱하는 것은 |
ab | ko | Další způsob, jak se na to můžeme podívat, je: pokud mám pět věcí a vezmu si z nich jednu pětinu, kolik věcí mi zůstane? | 다른 방법으로 이를 생각해보면 5개의 물건 중에서 1/5를 가져간다면 나는 몇 개의 물건을 가지고 있을까? |
ab | ko | Fakat son yüz yılda evrenin sıcaklığı beklenmedik bir şekilde yükseldi 1.2den 1.4 e derece kadar hemde | fakat geçtiğimiz yüzyıl içinde gezegenimizin sıcaklığı alışılmadık şekilde 3.44 derecelik bir artış gösterdi. |
ab | ko | Endüstriyel devrimden sonra | Sanayi devrimi başladığından bu yana |
ab | ko | Büyük bir ölçüde karbon dioksit akımı atmosfere gaz yayılmasına neden oldu | ...karbondioksitin büyük miktarını ve diğer gazları atmosfere bırakarak yaktılar. |
ab | ko | Bilim adamları sera gazlarının etkisinin fazladan etki yarattığına inanıyor. | Bilimadamları bugün insanoğlunun serbest bıraktığı fazla sera gazlarının ... |
ab | ko | Bunu insanlar sağladı. | ...sera etkisini şiddetlendirdiğini düşünürler. |
ab | ko | 2005 ise 2.en sıcak yıldır. | ...ikinci yılı olduğunu bildirdi. |
ab | ko | Kısa süre sonra buz kütleleinden | Bu arada, buz çekirdeğinden alınan ölçümler, karbondioksit... |
ab | ko | Kutup denizi de erimeye başladı. | Ayrıca Arktik deniz buzları küçülüyor. |
ab | ko | Araştırmalarm sıcakşığın 2 ile 10 derece kadar arratcağımı söylüyor. | Araştırmacılara göre sıcaklık 2 ile 10 F arasında bu yüzyılın sonunda artacak. |
ab | ko | Kesin olmayanşey ise ısınınn dünyamız için | Daha az kesin olan şey sıcaklık artışının bu yeryüzü için ne demek olduğududur. |
ab | ko | Diğer hava durumu tahminleri ise denizlerin seviyesinin artmasının | diğerleri dünya çapında sahil kıyısındaki yerlere sel basabileceği tahmininde bulunuyor. |
ab | ko | Ve canlılar bu değişenkoşullarda yaşamakta zorlanıcak . | ...ve türler değişen hava koşullarına uyum sağlayamakta zorlandığı için nesli tükenme durumuyla karşılaşırlar. |
ab | ko | Ayrıca çok fazla küresel tahmin edliri. | Küresel ısınmayla ilgili öğrenilecek daha çok şey olmasına rağmen... |
ab | ko | Tüketiciler enerjiden tasarruf ederek | Tüketiciler evde enerji tasarrufu yapabilirler... |
ab | ko | 19세기 중반 유럽인들에 의해 사용되어 진 방법으로, 그러한 생각은 매우 중요합니다. 그들은 오늘날에도 막대한 영향을 계속 하고있어요. 그래서 자유에 대한 생각이 정치에 어떻게 영향을 끼치는지 보도록 합시다. 먼저 자유는 독재에 저항한다는 것입니다. 그들은 전제정치에 대항하며, 그러한 이유들로 우리는 이전 강의에서 많은 시간을 보냈습니다. 실제로, 자유인들에게, 자유로운 사회에 대한 반대는 전제군주 사회입니다. 반대로, 자유는 또한 폭도와 폭도 규칙의 횡포에 대해서도 매우 걱정했습니다. | 19세기 중반에 유럽인들에 의해 사용되었던 것 처럼 말이죠. 자유는 매우 중요한 의미를 가짐니다. 자유는 현재에도 계속해서 큰 여향을 미치고 있어요. 그러니, 자유가 정치에서는 어떻게 사용되는지 살펴보도록 하죠. |
ab | ko | 1830년대, 그 때 Benjamin Constant 같은 자유주의자들은 이러한 혁신적인 생각에 공감했습니다. | 그 사건은 약 1832년에 발생했어요. 불쌍한 파리의 영웅적 이미지는 군주제를 전복시키려는 노력을 이끌어 냈어요. 그것은 1871년의 자유에 대해 생각했던 사람들의 생각과는 매우 다른것이었죠. 1830년대, 그당시 자유주의자인 Benjamin Constant 같은 사람들은 |
ab | ko | 1770년대에 자본주의 미덕을 촉진시켰을 때 그나라가 가벼운 세금과 정의로운 관리에 평화로웠다면 모든 것은 행복하고 번창했을 것입니다. | 적극적으로 주장한 당시의 최초의 주장은 만약 정부가 가벼운 세금을 부과하고 견딜 수 있는 정의로운 관리를 한다면 모두가 행복하고 번창할 것이라는 것이었다. |
ab | ko | 1844년에 여러분은 28명의 조원으로 구성되었고 많지 않은 돈을 가졌스빈다. | 1844년에 이것은 28명의 조원을 가지고 조금의 돈만을 가지고 있었어요. |
ab | ko | Jeremy Bentham, BenjaminConstant로 부터 감동했고, 1890년, 1820년, 1830년대에 원칙 자유주의자인 John Stewart Mill로 향했습니다... 그리고 Mill은 여성의 권리의 인과에 대해 관여하기 시작했습니다 | Jeremy Bentham, Benjamin Constant 에서 원칙 자유주의 자인 John Stewart Mill 로 옮겨보도록 하죠 Mill은 여성의 권리의 원인에 관여하기 시작했어요. |
ab | ko | Mill은 정치철학과 많은 주제에 대해 영향력 있는 작가 였습니다. 그리고 1869년 Mill은 여성의 복종에 대한 책을 출판했을때 커다란 파장을 일으켰습니다. 대담하게 원칙을 벗어나, 여성이 남성과 같은 정치적 권리가 있다고 말했습니다 그 이전의 여성에 대한 주장은 여성이 열등하다고 말하지는 않았지만 여성이 다른 사회적 역할을 가지고 있다고 말해 왔습니다. 그리고 남성들에 따라, 여성이 특정한 다른 사회적 역할을 가지기 때문에 남성의 역할이 여성의 관심으로 벗어나 여성이 가정적인 역할을 하는 동안 보호되어야 한다고 합니다. | 당시 Mill은 정치철학과 많은 주제에 대해 영향력있는 작가였지요 그래서 1869년 Mill이 여성의 복종에 대한 책을 출판한건 큰 파장을 불러 이르켰지요. 대담하게 원칙을 벗어나서, 여성이 남성과 같은 정치적 권리가 있다고 말했어요. |
ab | ko | Muchas gracias Gracias | 줌마 대통령 |
ab | ko | Surveillance video shows the shooter had a camera strapped to his chest during the incident. | 감시카메라에 찍힌 영상을 보면 범인이 사고 중 그의 가슴에 카메라를 차고있는 것을 알 수 있습니다. |
ab | ko | These children were three, six and eight years old. The murderer hounded a little girl. It's a serious matter. | "이 아이들은 3살,6살 그리고 8살이였습니다. 그 살인범은 작은 소녀를 죽였습니다. 아주 심각한 문제입니다. |
ab | ko | So serious that the whole republic is concerned. Your teachers, you families and you." | 더 큰 문제는 그것이 모든 시민들의 경우가 될 수 있다는 것입니다. 당신의 선생님, 당신의 가족 또한 당신 조차.." |
ab | ko | A French scholar wrote an opinion piece for Jewish news site Haaretz that expresses the violence speaks badly for the nation as a whole. " ... it is the social contract that is the victim of assassination in a bloodbath of this kind... | 한 프랑스의 학자는 유대인 뉴스 사이트인 Haaretz에 이 폭행은 나쁘게는 국가 전체를 가리킨다며 글을 올렸습니다. "이런 종류의 치열한 혈전의 피해자는 사회 계약입니다..." |
ab | ko | حتى هذا الوقت , ثقافة الإنسان كانت غير معقدة نسبيا مستخدمة الأدوات الحجرية البدائية والتي لم تتغير منذ آلاف السنين ولكن في مكان ما منذ حوالي 50,000 سنة حدث شئ ممتع وبالتأكيد لا أحد يعرفه لماذا هناك كان إنفجار مفاجئ لثقافات مختلفة مصنوعة بما فيها آلات الموسيقى والأدوات الحديثة وأشكال أخرى من التعبير الإبداعي | 그 시절, 인류 문화는 비교적 덜 발달해 있었고, 그 시절, 인류 문화는 비교적 덜 발달해 있었고, 몇천 년 동안 발전이 없었던 원시적인 석기를 그대로 사용해 왔습니다. |
Subsets and Splits
Select Multilingual Train Data
The query filters the dataset to show records where both source and target languages are within a specified set, providing a basic view of language pairs but without deeper analysis.