src_lang
stringclasses
351 values
tgt_lang
stringclasses
445 values
source
stringlengths
1
6.6k
target
stringlengths
1
4.3k
aa
bnt
Make sure they'll remember you.
Vær sikker på at de husker dig
aa
bnt
I just can't afford to think like that...
Jeg kan bare ikke tillade migselv at tænke sådan
aa
scn
El aparcamiento esta lejos y despúes hay que subir con todo acuestas
Sono molteplici, tosti e prorompenti, tutti differenti, li prenderemo tutti.
aa
scn
Mi...
Mio Fuhrer
aa
scn
que salgan todos los jaggers menos Galanga, Tuco ..Pulisher y
Tutti coloro che pensano che i bottoni sinaptici vadano cuciti sulla giacca:
aa
scn
Y encima me ha escondido la MP5 que va de puta madre y tanto me gusta
E per essere sicuro gli ho fatto rubare il bastone!
aa
scn
Señor si es que allí ponen muy buenas tapas
Mio Furher, sono degli esperti del linguaggio, non possono fare più di tanto.
aa
scn
SOMOS LOS JAGGERS
Anni di lavoro!
aa
scn
Y NO UNAS AVELLANITAS Y UNAS MINI RACIONES CON PAPAS,
Se ulteriori analisi non avessero confermato che quella era in realtà la mamma di Franz.
aa
scn
LO QUE TENÉIS QUE HACER ES JUNTAR A TODOS LOS JAGGERS ESTE DOMINGO
Pensate alle implicazioni che questa connessina avrà, porterà ad una rivoluzione della fisiologia
aa
scn
VAYA AÑO LLEVO
I miei neuroni GABAergici sono iper-attivi
aa
scn
Y ME LO DECIS PRECISAMENTE HOY DESPUES DE LAS PINZAS
Dovremmo direttamente farci fare uno di quei cosi che fanno stare bene i ratti
aa
scn
CON LA MAÑANA MAS COJONUDA QUE HEMOS ECHADO
Con gli elettrodi e la droga e tutto il resto
aa
scn
Estoy por bloquearos en whatappp y tambien en face ...
Qualcosa di nuovo, unico, che possa finalmente riscattarci e farci rispettare.
aa
scn
No me queda otra que aceptarlo.. para que este nuestro club siga siendo grande y sigamos creciendo y disfrutando de esos domingos
Nessuno ci avrà pensato Magari ci scappa qualcosa di buono, o se non altro avremo qualcosa da tirare alla mamma di Franz E forse mineremo l'economia siciliana, chissà...
aa
eo
No me importa como viajara la gente, pero deben estar en la donde se diga Mi... Gran Jaggers
Tranquilli il permesso lo solo io, aduial e velarin e millard... nessuno potra prendere nulla se non lo chiederà prima a noi... edhegal... stamattina al riavvio... dingo ha modificato i permessi clan... da oggi anche diraq potrà accedere alla torre...
aa
eo
que salgan todos los jaggers menos Galanga, Tuco ..Pulisher y
chi pensa che dingo abbia fatto una stronzata esca subito dalla torre....
aa
eo
TANTO PARA ELEGIR EL SITIO Y EL DOMINGO PERFECTO
Come cazzo si permettono sti stronzi!!!!
aa
eo
Qué bajonazo me acaba de dar Estoy por bloquearos en whatappp y tambien en face ... No lo hare...
se non riuscisse aduial.... mi faro ranger... e donero tutti gli averi a beleg... almeno cosi...
aa
eo
traedme una cerveza
ora dite a cargon di plasmare anche lame.
aa
eo
Yaşamın gizemlerini merak ettiğiniz oldu mu hiç?
Hayatın büyük sırlarını hiç merak ettiniz mi?
aa
eo
Evrenin nasıl başladığı gibi.
Kainat nasıl varoldu
aa
eo
Coca-Cola 100 yıllar önce Atlanta şehrinde burada icat edildi. . 1886 yılına döndüğümüzde John Pemberton isimli bir eczaneci geliştiği yeni bir formül ile deney yaptı.
Coca Cola 100 yıl önce Atlanta şehrinde icat edildi 1886'da Eczacı John Pemberton yeni bir formül deneyim edindi
aa
eo
Bazı gizli bileşenler aldı ve onları bir şurup içine koyarak kaynattı.
Bazı bilinmeyen malzemeleri kaynatıp şerbet haline getirdi.
aa
eo
Karbonatlı suyla şurubu karıştırdı ve bir bardağını 5 kuruşa sattı
Jacob'ın eczanesine bir kısmını götürdü.
aa
eo
Gerçek şu ki kendi el yazıyla yeni bir marka yarattı.
Aslında kendi elleriyle ticari bir marka yarattı.
aa
tl
Piramitleri kim yaptı?
Piramitleri kim inşaa etti ?
aa
tl
Coca-Cola nın gizli formulü .
Coca-Cola nın gizli formulünü (muzik)
aa
tl
Bazı bilim adamları bu gizemler arasında kozmik bir bağlantı olduğuna inanırlar.
Bazı bilim insanlari bu gizemler arasında kozmik bir bağlantı olabilecegine inaniyorlar.
aa
tl
Bazı gizli bileşenler aldı ve onları bir şurup içine koyarak kaynattı.
Bazı gizli birleşikleri aldı ve onları bir şurup içine koyarak kaynattı.
aa
tl
Böylelikle tüm zamanların en serinletici içeceklerinden bir tanesi icat edildi.
Böylelikle tüm zamanların en serinletici içeceklerinden bir tanesi üretildi.
aa
tl
Dr Pembertons'un muhasebecisi olan Frank Robinson.... bu yeni içeceğe Coca-Cola ismini verme onun fikriydi.
Pembertons'ın bu icadına Coca-Cola adını veren... ...muhasebecisi Frank Robinson'dı .
aa
tl
Birinci ılına kadar günde ortalama 9 tane Coca-Cola sattı.
Birinci yılına kadar günde ortalama 9 tane Coca-Cola sattı.
aa
tl
Coca-Cola Americanın her yerine yayılmaya başladı.
Coca-Cola Amerika'nın her yerine yayılmaya başladı.
aa
tl
Coca-Cola şurubunu satmak için bu adamlarla anlaştı.
Coca-Cola şurubunu satmak için onlarla anlaştı.
aa
tl
İnsanlar artık istedikleri zaman bu keyfi yaşayabiliyorlardı.
Artik insanlar istedikleri zaman bu tadin keyfine variyorlardı.
aa
tl
Bu yüzden şişeleyenler, insanların Coca-Cola'yı sahtelerinden kolayca ayırt etmeleri için bir şey yaptılar.
Bu sebeple şişeleyenler, insanların Coca-Cola'yı sahtelerinden kolayca ayırt etmeleri için bir şey yaptılar.
aa
tl
Parlayan yıldız herzaman parlayan olacaktır.
Parlayan yıldız her daim parlayacaktır.
aa
tl
Turkish subtitles that were mistakenly done in this Afar language track have been deleted.
Turkish subtitles that were mistakenly done in this Tagalog language track have been deleted.
aa
tr
Mi... Gran Jaggers
Buğra hocam
aa
tr
NO PUEDE SEEEEER!!!!!!!!!!! TANTO PARA ELEGIR EL SITIO Y EL DOMINGO PERFECTO TODAS LAS NOCHES SIN DORMIR PENSANDO EN LA PARTIDA DEL DOMINGO mi mujer me ha sacado ya tarjeta amarilla
ne demek damsız almıyorlar ? bugüne kadar damla mı girdik mekanlara ? bügune kadar karı kızla mı girdik mekanlara ?
aa
tr
¡¡¡PUES LAS ANULAS CON LOS COJ....!!!!!
Neyi denediniz haa... neyi?? bedava mısır yemeyi mi?
aa
tr
Señor si es que allí ponen muy buenas tapas ¡Pero que buenas tapas ni que punta de po...!! SOMOS LOS JAGGERS
Buğra hocam,ileri gidiyorsunuz hiç de ileri gittiğimi düşünmüyorum Utkan efendi sizden istediğim sadece bir kaç bar dolaşmanızdı, girebileceğimiz bir mekan istedim... ama sizler ne yaptınız, Pera'da beleşe yiyeceğiniz bir kaç tabak mısır için herşeyden vazgeçtiniz iki tabak beleş mısır ne oldu yediniz mi mısırlarınızı gerizekalılar
aa
tr
No puedo creerlo !... y luego hacemos una nocturna y se me rompieron todas la replicas Y ME LO DECIS PRECISAMENTE HOY DESPUES DE LAS PINZAS CON LA MAÑANA MAS COJONUDA QUE HEMOS ECHADO
yok ben öyle demedim,dedim ki gidin sap mekanında takılın dedim iki bira içip,abuk sabuk maç geyikleri yapacağınız alalade bir mekan bir erkeğe üç erkek düşen yerler, kadınlar tuvaletinde pisuvar olan bir mekan ağlama bacım,bu da böyle işte
aa
tr
No me queda otra que aceptarlo.. para que este nuestro club siga siendo grande y sigamos creciendo y disfrutando de esos domingos
en sevdiğim donumu giymiştim oysa,kaplan desenli olan belki bir durum olur diye ...
aa
tr
traedme una cerveza
içine ettiniz...
aa
tr
"What's your favorite color?" or "How old are you?"
" En sevdiginiz renk hangisidir? " ya da " Kaç yaşındasınız? " gibi sorular soruyordu.
aa
tr
I wrote a program to play tic-tac-toe.
Ben tic-tac-toe oyununu oynamak için bir program yazdım.
aa
tr
It's a - it's a - it's an experience.
Bu, bu bir deneyim.
aa
tr
The whole limit in the system is just that there just aren't enough people who are trained and have these skills today.
Sistemdeki tek limit kodlama uzerine eğitim almış ve bu tur becerilere sahip yeterince insan bulunmaması.
aa
tr
Yaşamın gizemlerini merak ettiğiniz oldu mu hiç?
Hiç hayatın gizemlerini merak ettiniz mi?
aa
tr
Evrenin nasıl başladığı gibi.
Mesela evrenin nasıl oluştuğunu.
aa
tr
Coca-Cola nın gizli formulü .
Coca-Cola'nın gizli formulünü. Bazı bilim adamları bu gizemlerin arasında evrensel bir bağ olabileceğini söylüyorlar.
aa
tr
Coca-Cola asıl içecekler kadar başarılıydı şayet şişeye konulursa neler olurdu?
Aslında, gerçekten saçma bir fikirdi, ama bu ikilinin Coca-Cola'ları şişeye koymalarına izin verdi.
aa
tr
"Evet efendim !Şişeler.İnsanlar onları evlerine götürebilmeli."
Ancak elbette,Bay Candler'ın satmadığı tek şey kolanın gizli formulüydü.
aa
tr
Peki,Bay Candler tamamen saçma bir fikir olduğunu düşündü
Coca-Cola şurubunu satma konusunda anlaştılar.
aa
tr
O kadar saçmaydıy ki ,bu iki adam istedikleri kadar Coca-Cola'yı şişeye koyabileceklerini söyledi.
Soda ve Coca-Cola karışımı içeren şişeler satışa sunuldu.
aa
tr
Ve onlara bunu yapma hakkını sadece 1 dolar için sattı. Tabi ki, Bay Candler'ın satmadığı tek şey gizli formülüydü.
Şişe Coca-Cola'lara insanlar bayıldı... ...ve artık istedikleri an tadını çıkaracaklardı.
aa
tr
Coca-Cola şurubunu satmak için bu adamlarla anlaştı.
Coca-Cola'nın popülerliğinden ve başarısından faydalanmak isteyen kişiler de oldu.
aa
tr
Bu yüzden şişeleyenler, insanların Coca-Cola'yı sahtelerinden kolayca ayırt etmeleri için bir şey yaptılar. Ve 1916'da Coca-Cola şişesinin biçimini oluşturarak tanıttılar.
1919 yılında, Candler, şirketi bir grup yatırımcıya sattı... ... ve yakın zaman içinde Robert Woodruff şirketin yeni başkanı oldu.
aa
tr
Yeni şişe öylesine benzersiz oldu ki , hemen meşhur oldu. 1919'da, Candler, şirketi bir grup sermayeciye ve gelecekte ... şirketin başkanı olacak Robert Woodruff isimli adama sattı.
Woodruff'un önderliğinde, şişeleme tesisleri tüm dünyaya yayılmaya başladı... ... ve Coca-Cola tam manasıyla dünya çapında bir marka oldu.
aa
tr
100 yılı aşan bir süre olmasına rağmen formül hala korunan bir sırdır.
Aynı sizin şehrinizde olduğu gibi yerel şişeleme yapan bayilerde üretiliyor ve satılıyor.
aa
tr
Neredeyseniz,nerede susadıysanız.
Kendine özgü alkolsüz içecek.
aa
tr
Coca-Cola Şirketi ve Coca-Cola şişeleme tesisleri içecek ihtiyacını pek çok farklı yolla karşılar. Parlayan yıldız herzaman parlayan olacaktır. Coca-Cola
Eşi benzeri olmayan tadına doyulmayan orijinal ve eğlenceli.
aa
tr
Bakış açılarının çok yüksek olduğunu söylediler.
They said our sights were set too high.
aa
tr
Bu ülkede çok fazla ayrılıkların var olduğunu söylediler.
They said this country was too divided.
aa
tr
Ve sonra, bunu seyirciye hissettirir.
*And then, he lets the audience have it.*
aa
tr
Konuşması btitikten sonra tek kelimesini hatırlayamaya bilirsiniz.
You might not even remember the words after he's finished speaking.
aa
tr
John McCain çok farklı bir tarzı var.
*John McCain has a very different style.*
aa
tr
Sizi harcamayı denemedim.
I didn't try to spend you.
aa
tr
John McCain sesini kullanır... ...hemen hemen Barack Obanın yaptığının tam tersini yapar.
John McCain uses his voice almost in the exact opposite way that Barack Obama does.
aa
tr
Kelimler onun için çok önemlidir.
The words are very important to him.
aa
tr
Bu saatte bizi bekleyen çalışmalar var,seyredin...
The work that awaits us in this hour, on our watch...
aa
tr
O konuşuyor: " Ben Sayın Slick Presentor değilim.
He's saying: "I'm not Mr. Slick Presentor.
aa
tr
Sesimin ritmine sizi hayran bırakacam değilim.
I'm not someone who will wow you with the ryhthm of my voice.
aa
tr
Asla vazgeçmeyeceğim!
I will never surrender!
aa
tr
31 Ağustos 1997 sabahtı.
*It's the morning of August 31, 1997.*
aa
tr
Tony Blair Prenses Diana'nın ölüm haberlerini aldı.
*Tony Blair has just received the news of the death of Princess Diana.*
aa
tr
Tony Blair'in bu görüntülerinin parçaları özeldi... ... çok üzgün bir haldeydi.
Tony Blair, in this particular piece of footage, is fantastically milking the sadness.
aa
tr
Bu durum bazılarını gerçekten üzdü.
Some of it is really sadness in this feature.
aa
tr
Blair'in çocuklarının katıldığı konuşmasının bu bölümünde özellikle burada yavaşladığını görüyoruz.
*Blair's delivery here seems studiously slow.* in particular to her sons and boys.
aa
tr
İçerde ve dışarda nefeslerini duyabilirsiniz.
You can hear him off and taking long breaths in or out.
aa
tr
Yaşadığı üzüntü ona güçlü bir ses veriyor.
He's giving a slightly less powerful voice for sadness.
aa
tr
Çok fazla duraklayarak... ...konuşuyor.
He's using lots of... pauses.
aa
tr
Sonra açıklama yapar.
Then he makes the statement.
aa
tr
Sesimizi kontrol etmek zor olabilir.
*our voices can be hard to control.*
aa
tr
2008 New Hampshire önemli bir arife dönemiydi.
*On the eve of the crucial 2008 New Hampshire primary,*
aa
tr
Buna tutkuyla inanmasaydım bunu başaramazdım... Bunu yapmak için doğru şeydi.
I couldn't do it if I didn't passionately believe it was the right thing to do.
aa
tr
Ve aniden Hillary'ın ses tonu değişti.
*Then suddenly, the tone of Hillary's voice changes.*
aa
tr
Pek çok yorumcu bu anın onun lehine... evet oyu kullanılacağına inanıyorlardı.
*Many commentators believed* *that this moment helped swing the vote in her favor.*
aa
tr
Bu benim kişiseldir.
This is very personnal for me.
aa
tr
Sadece siyasi ve toplumsal değil.
It's not just political or public.
aa
tr
Bazı insanlar seçimleri bir kazanç gibi düşünür... ...kimin kazandığı kimin kazanmadığı gibi.
Some people think elections are a gain, it's like who's up or who's down.
aa
tr
Clear this area... and clean it well.
And buy me new toys. We'd buy everything we wanted.
aa
tr
How is everyone in the town? I wouldn't know. I live in Istanbul.
You don't have to answer if it's private matter.
aa
tr
- You do? - Yes.
Let's pretend I never asked.
aa
tr
I came to visit a friend of mine who lives around here. On my way back home I saw the "Mercanlı Wholesale Food" sign. Then I read "Izmir Branch", which made me ponder.
And a woman... who was unable to mend her broken pride.
aa
tr
It seems, the years did you well. You look more beautiful and mature now.
Your hair looks so beautiful.
aa
tr
Thank you.
Don't do this to me Mustafa.
aa
tr
Who is it?
Don't hurt me anymore.