text
stringlengths
1
364k
category
stringclasses
4 values
labels
int64
1
4
Darı ekstresi içerisinde bulunan bir fitosterol miliasinin antiinflamatuvaretkisi vardır ve tamir mekanizmasını uyarır.
stem
4
Diyette fitosterollerin kan trigliserit düzeylerini düşürücü ve kansergelişimini önleyici özellikleri olduğu düşünülmektedir37.
stem
4
Obrigkeit ve arkadaşlarının yaptıkları çalışmada Lsistinin yüksekkonsantrasyonlarda keratinositlerin metabolik kapasitesinde artmayaneden olduğu bildirilmiştir.
stem
4
Yine bu çalışmada hücre kültürüne pantotenatve miliasin eklenmesiyle keratinositlerin metabolik kapasitesinde veproliferasyonunda artma saptanmıştır.
stem
4
Ayrıca Lsistin, Dpantotenat vemiliasinin ayrı ayrı keratinosit kültürüne eklenmesine göre hepsinin birarada eklenmesinin metabolik kapasitede ve keratinosit proliferasyonundadaha yüksek artışa neden olduğu bildirilmiştir37.
stem
4
Dethlefs ve arkadaşlarının skarsız alopesisi olan kadın ve erkeklerdenoluşan 19 hasta ile yaptıkları çalışmada, hastalara ‘darı ekstresi 70 mg,buğday tohumu yağı 150 mg, Lsistin 1 mg, kalsiyum pantotenat 5 mg’içeren kapsül günde 3x2 dozunda 6 ay süre ile verilmiştir.
stem
4
Çoğunluğuandrogenetik alopesili hastalardan oluşan ancak telogen effluviumluhastaların da bulunduğu çalışma grubunda tedaviye yanıt trikogram ileanagen ve telogen oranlarında değişikliğe göre değerlendirilmiştir.
stem
4
Ondokuz hastanın 14’ünde telogen oranında %10 ve üzerinde düşmesaptandığı, hiçbir hastada telogen oranlarında artma olmadığıbildirilmiştir.
stem
4
Çalışma sonucunda verilen formulasyonun diffüz alopesitedavisinde faydalı olduğunu öne sürmüşlerdir10.
stem
4
Gehring ve arkadaşlarının yaptığı randomize, çift kör, plasebo kontrollüçalışmada ‘darı ekstresi, buğday tohumu yağı, Lsistin, kalsiyumpantotenat’ formulasyonu veya plasebo, androgenetik alopesili kadınhastalara 6 ay süre ile günde 3 kez 2 kapsül şeklinde verilmiştir.
stem
4
Tedavisonucunda aktif maddeyi alan grup fototrikogram ile değerlendirildiğindeanagen oranlarının %85 ve üzerine çıktığı, plasebo grubunda ise %85’eulaşamadığı bildirilmiştir.
stem
4
Çalışma sonucunda darı ekstresi, buğdaytohumu yağı, Lsistin, kalsiyum pantotenat’ formulasyonun kadınandrogenetik alopesi tipinde faydalı olduğunu göstermişlerdir35.
stem
4
Bizim çalışmamızda bu iki çalışmadan farklı olarak androgenetik alopesilihasta bulunmamaktadır.
stem
4
Hastalarımıza darı ekstresi 140 mg, buğdaytohumu yağı 271 mg, L sistin 2 mg, kalsiyum pantotenat 10 mg’danoluşan kombinasyon günde 3 kez 1 kapsül şeklinde 3 ay verilmiştir.
stem
4
Çalışmamızda hastaların tedaviye verdikleri cevabın değerlendirilmesindeönceki 2 çalışmadan farklı olarak, dijital fototrikogram metodu ile anagenve telogen düzeylerinin hesaplanması, saç çekme testi, günlük dökülen saçsayısı kriter olarak alınmıştır.
stem
4
Ayrıca hastaların tedaviden memnuniyetisorgulanmış ve derecelendirilmiştir.
stem
4
Çalışmamızda frontal bölgede ve oksipital bölgede tedavi sonrasındaanagen oranındaki artma ve buna paralel olarak telogen oranındakiazalma istatistiksel olarak anlamlıdır .
stem
4
Tedavi sonunda frontal bölge anagen değerlerine göre 15 hastada çok iyi yanıt gözlenirken, 17 hastada tedaviye yanıtgözlenmemiştir.
stem
4
Oksipital bölge anagen oranları değerlendirildiğinde 15hastada çok iyi cevap gözlenmiştir, 16 hastada isetedaviye yanıt saptanmamıştır.
stem
4
Tedaviye rağmen telogen effluviumdailerleme olan hastaların bulunması, verilen ilacın bu hastalarda etkisizolması, ilaç dozunun ve süresinin yetersiz olması, hastaların genetik yapısıveya bilemediğimiz diğer çevresel faktörler ile ilişkili olabilir.
stem
4
Hastalarımızın tedavi öncesi saç çekme testi ile tedavi sonrası saç çekmetesti arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır.
stem
4
Tedavi öncesisaç çekme testi hastaların %54,7’sinde pozitif iken tedavi sonrasında buoran %5,7’ye gerilemiştir .
stem
4
Hastaların tedaviden önce günlük dökülen saç sayısı ortalaması 84,1±55,9iken tedaviden sonra günlük dökülen saç sayısı ortalaması 44,9±28 olaraksaptanmıştır.
stem
4
Tedavi sonrası günlük dökülen saç sayısındaki azalmaistatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur .
stem
4
Hasta memnuniyeti değerlendirildiğinde elde ettiğimiz bulgularla paralelolarak çalışmamıza katılan 53 hastanın 8’i tedaviyi saç dökülmesinde çokiyi; 23’ü iyi olarak tanımlamışlardır.
stem
4
Çalışmamızda hasta memnuniyeti ilefrontal ve oksipital bölge anagen cevabı arasında ilişki saptanmamıştır.
stem
4
Budurum hastaların objektif olmamaları ile ilişkili olabilir.
stem
4
Tedavi ile frontal ve oksipital bölge anagen oranlarında anlamlı derecedeartma, dökülen saç sayısında anlamlı derecede azalma ve saç çekmetestinin negatifleşmesi gözlenmiştir.
stem
4
Bu bulgularla çalışmamızda Lsistin,kalsiyum pantotenat, buğday tohumu yağı ve darı ekstresinden oluşanformulasyonun telogen effluvium tedavisinde etkili olduğu sonucunavarılabilir.
stem
4
Telogen effluviumun kendiliğinden gerilediği ve vitamin,aminoasit kombinasyonlarının tedavide gerekli olmadığı bildirilmiş ise deçalışmamızda 3 aylık tedavi sonrasında hastalarımızın %43,4’ünde frontalbölgede, %49,1’inde oksipital bölgede iyi ve çok iyi yanıt alınmıştır.
stem
4
Tedavinin 6 aya uzatılması ile daha iyi sonuçlar elde edilebileceğineinanmaktayız.
stem
4
Türk derm2012; 46: 7883Çetinkünar ve ark.
stem
4
Diffüz Alopesili Kadınlarda Darı Ekstresi, Buğday Tohumu Yağı, Lsistin, Kalsiyum Pantetonat Etkisinin Değerlendirilmesi83saç dökülme yakınması olan hastalarımızın 3 ay verilen tedavi ileşikayetlerinde gerileme olmasının telogen effluviumun kendiliğindendüzelmesi ile açıklanamayacağı düşünülebilir.
stem
4
Literatürde çalışmamızla uyumlu olarak Budde ve arkadaşlarınıntiamin,kalsiyum pantotenat, Lsistin içeren kombinasyon ile yaptıklarıçalışmada ve Petri ve arkadaşlarının Lsistin ve kalsiyum pantotenat ileyaptıkları çalışmada anagen oranlarında artma şaptanmıştır12,29.
stem
4
Literatürdeki çalışmalarla uyumlu olarak hastalarımıza verilen tedavi çok iyitolere edilmiştir.
stem
4
Yalnızca 4 hastada tedavinin kesilmesini gerektirmeyenyan etki bildirilmiştir.
stem
4
Lsistin, kalsiyum pantotenat, darı ekstresi ve buğdaytohumundan oluşan formulasyon, telogen effluviumlu kadın hastalardakullanılabilen güvenli bir tedavi yöntemi olarak değerlendirilebilir.
stem
4
Bu çalışmada elde ettiğimiz bulgular ile ‘darı ekstresi, buğday tohumuyağı, L sistin, kalsiyum pantotenat formulasyonunun telogen effluviumtedavisinde faydalı olduğu sonucuna varılabilir.
stem
4
Ancak geniş hastagruplarında plasebo kontrollü çalışmalar gereklidir.
stem
4
Sonuç olarak çalışmamızda kullandığımız dijital fototrikogram yöntemininalopesili hastaların klinik takibinde ve verilen tedavinin etkinliğinindeğerlendirilmesinde kullanılabilecek objektif ve etkili bir yöntem olduğunudüşünmekteyiz.3rd ed.
stem
4
Serdaroğlu S, Oğuz O: Saç hastalıkları.
stem
4
Tüzün Y, Gürer MA, Serdaroğlu S,Oğuz O, Aksungur VL, editörler.
stem
4
Turkiye Klinikleri J Int Med Sci 2006;2:69.20.
stem
4
Oğuz O, Küçüktaş M: Semptomatik saç dökülmesi tanı ve tedavisi.
stem
4
Köşlü A: Saç Dökülmelerini Araştırma Yöntemleri.
stem
4
Karaca F, Önder M: Beslenmenin saçlar üzerindeki etkileri.84Ori ji nal Araş tır maOri gi nal In ves ti ga ti onDOI: 10.4274/Turkderm.47640Hedefe Yönelik Kemoterapi İlaçlarına Bağlı AkneiformDöküntü ve Eşlik Eden Diğer Dermatolojik Yan Etkiler:Retrospektif Bir DeğerlendirmeAcneiform Eruption and Other Dermatologic Side ...
stem
4
Nadiren hedefe yönelik başka kemoterapi ilaçları da benzer bir püstülerdöküntüye neden olabilir.
stem
4
Çalışmamızda çoğu son yıllarda kullanıma giren bu ilaçlara bağlı olarak gözlemlediğimiz başta akneiformdöküntü olmak üzere dermatolojik yan etkilerin değerlendirilmesi amaçlandı.
stem
4
Gereç ve Yöntem: Mayıs 2007 ve Nisan 2011 tarihleri arasında kemoterapi ilaçlarına bağlı akneiform döküntü tanısı konulan 23hastanın poliklinik kayıtları retrospektif olarak incelendi.
stem
4
Akneiform döküntüye neden olan ilaçlar, döküntünün klinik özellikleri, eşlikeden diğer dermatolojik yan etkiler ve hangi tedavi seçeneklerinin kullanılmış olduğu araştırıldı.
stem
4
Dermatolojik yan etkilere bağlıolarak kemoterapinin kesilip kesilmediği değerlendirildi.
stem
4
Bulgular: Akneiform ilaç döküntüsüne neden olan ilaçların başında 21 hastada etken olan erlotinib ve setuksimab gibi EBFRinhibitörleri yer alıyordu.
stem
4
Everolimus ve irinotekan ile bevasizumabın birlikte kullanımı birer hastada etkendi.
stem
4
Döküntü tüm hastalardayüzü etkilerken bunu gövde, boyun ve saçlı deri izliyordu.
stem
4
Yüzün birçok bölgesi tutulurken göz çevresi çoğunlukla sağlam kalmıştı.
stem
4
Kseroz ve paronişi sık eşlik eden dermatolojik bulguları oluştururken, iki hastada geç dönemde kaş, kirpik kıllarında uzamayarastlanmıştı.
stem
4
Takibi yapılabilen tüm hastalarda akneiform döküntü ve paronişi topikal veya sistemik antibiyotiklerle veya akne vulgarisve rozasea tedavisinde yer alan başka ilaçlar ile önemli ölçüde kontrol altına alınmıştı ve kemoterapinin kesilmesine gerek kalmamıştı.
stem
4
Sonuç: Deri ve Zührevi Hastalıklar uzmanlarının kemoterapi ilaçlarının özgün döküntüleri konusunda bilgi sahibi olması ve hastalaradoğru yaklaşması kemoterapinin idamesinin sağlanması açısından kritik bir öneme sahiptir.
stem
4
Kemoterapi kullanımına bağlı akneiformdöküntü özellikle yüzü ilgilendirirken, göz çevresi sağlam kalır.
stem
4
Türk derm2012; 46: 849Yazganoğlu ve ark.
stem
4
Key Words: Epidermal growth factor receptor inhibitors, targeted chemotherapy, acneiform eruption, paronychia, xerosis, trichomegalyGi riş2000’li yıllarda Onkoloji alanında kullanımı giderek artan epidermalbüyüme faktörü reseptörü inhibitörlerinin daha öncedentanımlanmış tüm ilaç döküntülerinden farkl...
stem
4
Bu hedefe yönelik kemoterapi ilaçlarınındermatolojik yan etki oranı çok yüksektir ve baştapüstüler ilaç döküntüsü olmak üzerebirkaç farklı tip deri veya deri eki reaksiyonuna aynı anda veya uzunbir süreç içinde yol açabilirler15.
stem
4
Daha nadir olarak, sitotoksik ilaçlarındışında kalan başka kemoterapi ilaçlarına bağlı olarak da püstülerdöküntülere rastlanabilmektedir.
stem
4
Kliniğimizde kemoterapi ilaçlarınabağlı püstüler yan etki ile ilgili saptayabildiğimiz ilk kayıt 2007yılındadır.
stem
4
Özellikle EBFR inhibitörü ilaçların kullanım sıklığındakiartışla ilişkili olarak giderek sık karşılaşılan bu reaksiyonların kliniközelliklerini araştırmak amacıyla kliniğimizde son 4 yılda kemoterapiilaçlarına bağlı akneiform döküntü tanısı konulan hastalarındeğerlendirilmesi planlandı.
stem
4
Gereç ve YöntemMayıs 2007 Nisan 2011 tarihleri arasında İstanbul Tıp Fakültesi Deri veZührevi Hastalıkları kliniğinde kemoterapi ilaçlarına bağlı akneiformdöküntü tanısı konulan tüm hastaların dosya kayıtları retrospektif olarakgözden geçirilerek demografik özellikleri, tedavi almalarını gerektirenmalinite ...
stem
4
Toplam 23 hastada akneiformerüpsiyon gelişmişti.
stem
4
Bu hastalar akneiform erüpsiyon nedeniyledermatoloji kliniğine doğrudan başvurmuş veya primer hastalığınedeniyle takip eden onkologlar tarafından konsülte edilmişlerdi.
stem
4
Hastaların 20’sine başlanan dermatolojik tedavi dosyalarında belirtilmişti.
stem
4
Tedavi verildikten sonra kontrolü yapılan 10 hasta bulunmaktaydı.
stem
4
Bunların takip süreleri 116 ay arasında değişmekteydi.
stem
4
Kemoterapi ilaçlarına bağlı akneiform döküntü tanısı konan 23hastanın verileri 1’de gösterilmiştir.
stem
4
Hastaların 17’si erkek, 6’sıkadındı ve yaşları 2686 arasında değişiyordu .
stem
4
Döküntü 11 hastada erlotinib, 10 hastada setuksimab, 1hastada everolimus, 1 hastada irinotekan ve bevasizumabın birliktekullanımı ile ilişkilendirildi.
stem
4
Akneiform döküntü tümhastalarda yüzü etkilerken, gövde 17 hastada, saçlı deri 10 hastada,boyun 10 hastada, ekstremiteler 7 hastada tutulmuştu.
stem
4
Göz çevresitutulumu açısından üç hastada ayrıntılı kayıtlar yetersiz iken, kalan 20hastanın hiçbirinde göz çevresi tutulumunun olmaması dikkat çeken birözellik idi .
stem
4
Hastaların 17’sinde püstüler lezyonlara başkadermatolojik bulgular eşlik ediyordu.
stem
4
Hedefe Yönelik Kemoterapi İlaçlarının Dermatolojik Yan EtkileriTürk derm2012; 46: 849püstüller vardı.
stem
4
Üç hastada püstüller dışında erken dönem fronkülbenzeri görünümde nodüler lezyonlar vardı.
stem
4
Paronişi 7hastada bir veya birkaç tırnak çevresinde bulunuyordu.
stem
4
Bunlardanbirinde hipertrofik granülasyon dokusu paronişiye eşlik ediyordu .
stem
4
İki hastada parmak uçlarında fissürler , 8 hastadagövde veya ekstremitelerde kseroz vardı .
stem
4
Bir hastada karınbölgesinde operasyon insizyon sikatrisi üzerinde kemoterapiyebaşlanmasını takiben piyojenik granülom benzeri hipertrofikgranülasyon dokusu oluşması gözlenmişti.
stem
4
Bir hastada ağız içindeaftöz ülserler saptanmıştı.
stem
4
Bir hastada tedavinin üçüncüayında kaş ve kirpiklerde uzama ve artış, bir hastada ise altıncı ayındakaş ve kirpiklerde uzama ve kıvırcıklaşma başlamıştı.
stem
4
Hastalarımızdan üçünün kayıtlarında püstüler veya paronişyallezyonların kontrol altına alınabilmesi için hangi ilacı kullandıklarıbelirtilmemişti.
stem
4
Geri kalan 20 hastadan 15’i bu lezyonlara yönelikolarak tek başına veya topikal ilaçlar ile birlikte sistemik antibiyotiktedavileri kullanmıştı .
stem
4
Beş hasta ise sadece topikal tedavikullanmıştı.
stem
4
Hastaların hiçbirinde dermatolojik yan etkiye bağlı olarakkemoterapinin tamamen kesilmesi önerilmemişti.
stem
4
Toplam 10 hastada116 ay arasında değişen takip süresinde birkaç kez muayeneyapılmıştı.
stem
4
Bunlar arasında sistemik antibiyotik tedavisi kullanan sekizhastanın tümünde de tedaviye olumlu yanıt alınmıştı.
stem
4
Tartışma Kemoterapi ilaçlarına bağlı akneiform döküntünün en iyi bilinennedeni EBFR inhibitörleridir.
stem
4
Bu ilaç grubunda başlıca monoklonalantikorlar olan setuksimab ve panitumumab, tirozin kinaz inhibitörleriolan gefitinib ve erlotinib yer alır15.
stem
4
Ulusal Dermatoloji literatüründesetuksimab tedavisine bağlı akneiform döküntü gelişimi ile ilgili ikiolgu bildirisi bulunmaktadır6,7.
stem
4
Yukarıda sayılan ilaçlar dışında diğerbazı hedefe yönelik kemoterapi ilaçlarına bağlı olarak da benzer bir 1.
stem
4
Kemoterapi ilaçlarına bağlı akneiform döküntü gelişen hastaların klinik özellikleriNoYaşCins.
stem
4
Türk derm2012; 46: 849Yazganoğlu ve ark.
stem
4
Sistemik antibiyotik tedavisine yanıt; akneiform döküntüdegerileme , paronişide gerileme : sırasıyla olgu 10, 6.döküntü gözlenebilir.
stem
4
Çalışmamıza dahil edilen 23 hastanın 21’indedöküntüden erlotinib ve setuksimab gibi EBFR inhibitörleri, 1 hastadaeverolimus, 1 hastada ise irinotekan ve bevasizumab sorumlu olarakdüşünüldü.
stem
4
Bu ilaçların tümü klasik sitotoksik ajanların dışındakalıyordu.
stem
4