english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Tom said that Mary wasn't rich. | Tom, Mary'nin zengin olmadığını söyledi. | en-tr |
Tom said he isn't going ashore. | Tom kıyıya gitmediğini söyledi. | en-tr |
Tom said Mary saw John do that. | Tom Mary'nin John'un bunu yaptığını gördüğünü söyledi. | en-tr |
Tom runs a successful business. | Tom başarılı bir iş yönetiyor. | en-tr |
Tom put the money in the trunk. | Tom parayı bagaja koydu. | en-tr |
Tom poured himself some cereal. | Том насипав собі пластівців. | en-uk |
Tom needed to buy a few things. | Tom'un birkaç şey satın alması gerekiyordu. | en-tr |
Tom met Mary at a dinner party. | Tom bir akşam yemeği partisinde Mary ile tanıştı. | en-tr |
Tom likes hearing himself talk. | Том любить слухати свій голос. | en-uk |
Tom isn't the person in charge. | Не Том приймає рішення. | en-uk |
Tom isn't sure what's going on. | Tom neler olduğundan emin değil. | en-tr |
Tom isn't looking for sympathy. | Tom sempati aramıyor. | en-tr |
Tom isn't carrying an umbrella. | Tom şemsiye taşımıyor. | en-tr |
Tom isn't all that influential. | Том зовсім не такий вже й впливовий. | en-uk |
Tom is waiting to talk to Mary. | Tom Mary ile konuşmayı bekliyor. | en-tr |
Tom is trying to work that out. | Том намагається це розв'язати. | en-uk |
Tom is still ahead of schedule. | Tom hâlâ programın ilerisinde. | en-tr |
Tom is still a little confused. | Tom'un hâlâ biraz kafası karışık. | en-tr |
Tom is really excited about it. | Tom gerçekten bunun hakkında heyecanlı. | en-tr |
Tom is probably still angry. | Tom muhtemelen hâlâ öfkelidir. | en-tr |
Tom is now back from Australia. | Том вже повернувся з Австралії. | en-uk |
Tom is likely to help us today. | Том, імовірно, сьогодні нам допоможе. | en-uk |
Tom is likely to do that again. | Том, імовірно, займеться цим знову. | en-uk |
Tom is going shopping tomorrow. | Tom yarın alışverişe gidiyor. | en-tr |
Tom is going as fast as he can. | Tom mümkün olduğu kadar hızlı gidiyor. | en-tr |
Tom is a pretty logical person. | Tom oldukça mantıklı bir kişidir. | en-tr |
Tom had an interesting evening. | У Тома був цікавий вечір. | en-uk |
Tom didn't want to come see me. | Tom beni görmeye gelmek istemedi. | en-tr |
Tom didn't need to do it alone. | Том не мусив робити це сам. | en-uk |
Tom didn't need to convince me. | Том не мусив мене переконувати. | en-uk |
Tom didn't need to come see me. | Tom'un beni görmeye gelmesi gerekmiyordu. | en-tr |
Tom can't go out with us today. | Том не може сьогодні з нами піти надвір. | en-uk |
This is going to come in handy. | Bu işe yarayacak. | en-tr |
Make sure you get here on time. | Zamanında buraya geldiğinizden emin olun. | en-tr |
It's going to be partly cloudy. | Parçalı bulutlu olacak. | en-tr |
It's going to be fine tomorrow. | Yarın güzel olacak. | en-tr |
It's going to be a tough match. | Zor bir maç olacak. | en-tr |
I'm not sure what Tom is doing. | Tom'un ne yaptığından emin değilim. | en-tr |
I'm just learning how to drive. | Sadece nasıl araba kullanacağımı öğreniyorum. | en-tr |
I used to go jogging every day. | Her gün koşuya giderdim. | en-tr |
I think we have to go upstairs. | Sanırım yukarı çıkmak zorundayız. | en-tr |
I have to try harder at school. | Okulda daha fazla gayret etmek zorundayım. | en-tr |
I have to clean my house today. | Bugün evimi temizlemek zorundayım. | en-tr |
I forgot to pay the water bill. | Su faturasını ödemeyi unuttum. | en-tr |
I fell asleep during the movie. | Film sırasında uyuyakalmışım. | en-tr |
I don't want to cause problems. | Sorunlara neden olmak istemiyorum. | en-tr |
I don't think we should go yet. | Henüz gitmemiz gerektiğini sanmıyorum. | en-tr |
How long have you had your car? | Ne kadar süredir arabana sahipsin? | en-tr |
Does Tom still want to go home? | Том все ще хоче їхати додому? | en-uk |
Does Tom still think Mary lied? | Tom hâlâ Mary'nin yalan söylediğini düşünüyor mu? | en-tr |
Does Tom still plan to help us? | Том все ще планує нам допомагати? | en-uk |
Did you and Tom like the movie? | Sen ve Tom filmden hoşlandınız mı? | en-tr |
Coffee is Tom's favorite drink. | Кава — улюблений напій Тома. | en-uk |
All the tickets have been sold. | Bütün biletler satıldı. | en-tr |
You should try something else. | Başka bir şey denemelisin. | en-tr |
Why did Tom want to help Mary? | Tom neden Mary'ye yardım etmek istedi? | en-tr |
What time is breakfast served? | Kahvaltı saat kaçta veriliyor? | en-tr |
What made Tom want to do that? | Ne Tom'a bunu yapmayı istetti? | en-tr |
What exactly needs to be done. | Tam olarak ne yapılması gerekiyor? | en-tr |
What do you suggest we change? | Neyi değiştirmemizi önerirsin? | en-tr |
We don't care what Tom thinks. | Tom'un ne düşündüğü umurumuzda değil. | en-tr |
Tom's car crashed into a wall. | Tom'un arabası bir duvara çarptı. | en-tr |
Tom won't stay here very long. | Tom burada çok uzun süre kalmayacak. | en-tr |
Tom won't be going back there. | Tom oraya geri dönmeyecektir. | en-tr |
Tom will probably wait for us. | Tom muhtemelen bizi bekleyecek. | en-tr |
Tom will probably be stubborn. | Tom muhtemelen inatçı olacak. | en-tr |
Tom will probably be grateful. | Tom muhtemelen minnettar olacak. | en-tr |
Tom will probably be forgiven. | Tom muhtemelen affedilecek. | en-tr |
Tom will probably arrive soon. | Tom muhtemelen yakında gelecektir. | en-tr |
Tom will leave this afternoon. | Tom bu öğleden sonra ayrılacak. | en-tr |
Tom will do everything he can. | Tom elinden gelen her şeyi yapacak. | en-tr |
Tom will be the one in charge. | Tom sorumlu kişi olacak. | en-tr |
Tom will be away until Monday. | Tom pazartesi gününe kadar uzakta olacak. | en-tr |
Tom was where he said he'd be. | Tom olacağını söylediği yerdeydi. | en-tr |
Tom was trying to impress you. | Tom seni etkilemeye çalışıyordu. | en-tr |
Tom was surprised and shocked. | Tom şaşırmıştı ve şok olmuştu. | en-tr |
Tom was listening to the news. | Tom haberi dinliyordu. | en-tr |
Tom was just looking for Mary. | Tom sadece Mary'yi arıyordu. | en-tr |
Tom was in a fight last night. | Tom dün gece bir kavgaya karıştı. | en-tr |
Tom was born in this hospital. | Tom bu hastanede doğdu. | en-tr |
Tom wants to help you do that. | Tom bunu yapmana yardım etmek istiyor. | en-tr |
Tom wants to buy a few things. | Tom birkaç şey satın almak istiyor. | en-tr |
Tom wanted to meet Mary again. | Tom Mary ile tekrar görüşmek istedi. | en-tr |
Tom wanted to make Mary happy. | Tom, Mary'yi mutlu etmek istedi. | en-tr |
Tom wanted to live on his own. | Tom kendi başına yaşamak istiyordu. | en-tr |
Tom wanted to get to know you. | Tom seni tanımak istedi. | en-tr |
Tom wanted to get out of town. | Tom kasabadan çıkmak istedi. | en-tr |
Tom wanted to change all that. | Tom bunun hepsini değiştirmek istedi. | en-tr |
Tom wanted to buy our old car. | Tom eski arabamızı satın almak istedi. | en-tr |
Tom wanted to borrow your car. | Tom arabanı ödünç almak istiyordu. | en-tr |
Tom wanted to be a lumberjack. | Tom bir oduncu olmak istedi. | en-tr |
Tom used to be a car mechanic. | Tom bir araba tamircisiydi. | en-tr |
Tom tried to be Mary's friend. | Tom Mary'nin arkadaşı olmaya çalıştı. | en-tr |
Tom took a self-defense class. | Tom savunma dersi aldı. | en-tr |
Tom sounds like a nice person. | Tom hoş bir kişi gibi görünüyor. | en-tr |
Tom should try something else. | Tom başka bir şey denemeli. | en-tr |
Tom seemed to be very nervous. | Tom çok gergin görünüyordu. | en-tr |
Tom seemed to be a bit scared. | Tom biraz korkmuş görünüyordu. | en-tr |
Tom says he's very happy here. | Tom burada çok mutlu olduğunu söylüyor. | en-tr |
Tom says he might go shopping. | Tom alışverişe gidebileceğini söylüyor. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.