english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Tom isn't sure what happened. | Tom, ne olduğundan emin değil. | en-tr |
Tom isn't playing the guitar. | Tom gitar çalmıyor. | en-tr |
Tom isn't going to stop here. | Tom burada durmayacak. | en-tr |
Tom isn't feeling well today. | Tom bugün iyi hissetmiyor. | en-tr |
Tom isn't doing anything now. | Tom şu an bir şey yapmıyor. | en-tr |
Tom is way ahead of schedule. | Tom programın çok ilerisinde. | en-tr |
Tom is wasting his time here. | Tom burada zamanını boşa harcıyor. | en-tr |
Tom is waiting for your call. | Tom aramanı bekliyor. | en-tr |
Tom is waiting for something. | Tom bir şey bekliyor. | en-tr |
Tom is trying to impress you. | Tom seni etkilemeye çalışıyor. | en-tr |
Tom is too old to play games. | Tom oyunlar oynamak için çok yaşlı. | en-tr |
Tom is supposed to help Mary. | Tom'un Mary'ye yardım etmesi gerekiyor. | en-tr |
Tom is still figuring it out. | Tom hâlâ düşünerek bulmaya çalışıyor. | en-tr |
Tom is much younger than you. | Tom senden çok daha genç. | en-tr |
Tom is making a lot of noise. | Tom çok gürültü yapıyor. | en-tr |
Tom is looking into that now. | Tom şimdi bunu inceliyor. | en-tr |
Tom is living somewhere else. | Tom başka bir yerde yaşıyor. | en-tr |
Tom is likely to come by cab. | Tom muhtemelen taksiyle gelecek. | en-tr |
Tom is leaving here tomorrow. | Tom yarın buradan ayrılıyor. | en-tr |
Tom is going to visit Boston. | Tom Boston'u ziyaret edecek. | en-tr |
Tom is going to make it work. | Tom bunu çalıştıracak. | en-tr |
Tom is going to make changes. | Tom değişiklikler yapacak. | en-tr |
Tom is going to have to move. | Tom taşınmak zorunda kalacak. | en-tr |
Tom is going to Mary's party. | Tom Mary'nin partisine gidecek. | en-tr |
Tom is doing the wrong thing. | Tom yanlış şey yapıyor. | en-tr |
Tom is coming to pick you up. | Tom seni almaya geliyor. | en-tr |
Tom is coming here right now. | Tom şu an buraya geliyor. | en-tr |
Tom is back where he started. | Tom başladığı yere geri döndü. | en-tr |
Tom is aware of the problems. | Tom sorunların farkında. | en-tr |
Tom has told us not to worry. | Tom bize endişelenmemizi söyledi. | en-tr |
Tom has to do that right now. | Tom şimdi bunu yapmak zorunda. | en-tr |
Tom has lived in many places. | Tom pek çok yerde yaşadı. | en-tr |
Tom has gone to the hospital. | Tom hastaneye gitti. | en-tr |
Tom didn't need to wait long. | Tom'un uzun süre beklemesi gerekmiyordu. | en-tr |
Tom didn't need to let me go. | Tom'un gitmeme izin vermesine gerek yoktu. | en-tr |
Tom didn't need to go either. | Tom'un da gitmesine gerek yoktu. | en-tr |
Tom didn't have to go either. | Tom da gitmek zorunda değildi. | en-tr |
Tom always leaves work early. | Tom her zaman işten erken ayrılır. | en-tr |
Please be quiet. I'm working. | Lütfen sessiz olun. Çalışıyorum. | en-tr |
Our team is one player short. | Takımımız bir oyuncu eksik. | en-tr |
Nobody believed Tom at first. | Önce hiç kimse Tom'a inanmadı. | en-tr |
It's going to be spring soon. | Yakında ilkbahar olacak. | en-tr |
I've never seen Tom so upset. | Tom'u hiç bu kadar üzgün görmedim. | en-tr |
I'm busy studying for a test. | Bir sınava çalışmakla meşgulüm. | en-tr |
I'd love to meet your family. | Ailenle tanışmak isterim. | en-tr |
I wore my new suit on Monday. | Pazartesi günü yeni takımımı giydim. | en-tr |
I think that Tom is an idiot. | Tom'un bir salak olduğunu düşünüyorum. | en-tr |
I hope I can impress my boss. | Umarım patronumu etkileyebilirim. | en-tr |
I didn't tell Tom about that. | Tom'a bundan bahsetmedim. | en-tr |
Did you have a nice vacation? | Güzel bir tatil geçirdin mi? | en-tr |
Why did Tom do that himself? | Tom neden bunu kendisi yaptı? | en-tr |
Tom will probably be grumpy. | Tom muhtemelen huysuz olacak. | en-tr |
Tom will have to leave soon. | Tom yakında ayrılmak zorunda kalacak. | en-tr |
Tom was pretty busy himself. | Tom'un kendisi oldukça meşguldü. | en-tr |
Tom was just being cautious. | Tom sadece ihtiyatlı davranıyordu. | en-tr |
Tom wanted to give it a try. | Tom bunu denemek istiyordu. | en-tr |
Tom wanted to cheer Mary up. | Tom Mary'nin moralini düzeltmek istiyordu. | en-tr |
Tom should've been expelled. | Tom kovulmalıydı. | en-tr |
Tom says he's feeling tired. | Tom yorgun hissettiğini söylüyor. | en-tr |
Tom said he won't go ashore. | Tom kıyıya gitmeyeceğini söyledi. | en-tr |
Tom made a very big mistake. | Tom çok büyük bir hata yaptı. | en-tr |
Tom isn't the one in charge. | Tom, sorumlu kişi değil. | en-tr |
Tom is working hard on that. | Tom bu konuda çok çalışıyor. | en-tr |
Tom is planning to be there. | Tom orada olmayı planlıyor. | en-tr |
Tom is keeping an eye on it. | Tom buna göz kulak oluyor. | en-tr |
Tom is just passing through. | Tom sadece geçiyordu. | en-tr |
Tom is just getting started. | Tom yeni başlıyor. | en-tr |
Tom is heading back to town. | Tom kasabaya geri gidiyor. | en-tr |
Tom is going tomorrow night. | Tom yarın gece gidiyor. | en-tr |
Tom is being treated fairly. | Tom'a adil davranılıyor. | en-tr |
Tom is a pretty good friend. | Tom çok iyi bir arkadaş. | en-tr |
Tom is a convicted murderer. | Tom suçu kanıtlanmış bir katil. | en-tr |
Tom hasn't been complaining. | Tom şikayet etmedi. | en-tr |
Tom has a university degree. | Tom'un üniversite mezunu. | en-tr |
Tom can't meet us on Monday. | Tom pazartesi günü bizimle görüşemez. | en-tr |
The person in charge is Tom. | Sorumlu kişi Tom'dur. | en-tr |
Just put the suitcases here. | Valizleri buraya koy. | en-tr |
I'm too old to be doing this. | Bunu yapmak için çok yaşlıym. | en-tr |
I'd like my steak well done. | Bifteğimi iyi pişmiş istiyorum. | en-tr |
I was warned not to do that. | Bunu yapmamak için uyarıldım. | en-tr |
I used to jog every morning. | Her sabah koşu yapardım. | en-tr |
I seldom read books anymore. | Artık nadiren kitap okuyorum. | en-tr |
I regret saying what I said. | Söylediğim şeyi söylediğime pişmanım. | en-tr |
I need some help doing this. | Bunu yaparken biraz yardıma ihtiyacım var. | en-tr |
I need some help doing that. | Onu yaparken biraz yardıma ihtiyacım var. | en-tr |
I have to go shopping today. | Bugün alışverişe gitmek zorundayım. | en-tr |
I had no trouble doing that. | Bunu yapmakta zorlanmadım. | en-tr |
I had difficulty doing that. | Bunu yaparken zorluk çektim. | en-tr |
I already regret doing that. | Ben zaten bunu yaptığıma pişmanım. | en-tr |
How can we make that better? | Bunu nasıl daha iyi yapabiliriz? | en-tr |
You didn't have to help me. | Bana yardım etmek zorunda değildin. | en-tr |
Tom was trying to scare us. | Tom bizi korkutmaya çalışıyordu. | en-tr |
Tom was just being careful. | Tom sadece dikkatli davranıyordu. | en-tr |
Tom wanted to stick around. | Tom ayrılmamak istedi. | en-tr |
Tom wanted to see us again. | Tom bizi tekrar görmek istedi. | en-tr |
Tom tried to restrain Mary. | Tom Mary'yi dizginlemeye çalıştı. | en-tr |
Tom sounds like a nice guy. | Tom hoş bir adam gibi görünüyor. | en-tr |
Tom lives just a mile away. | Tom sadece bir kilometre uzakta yaşıyor. | en-tr |
Tom isn't really my cousin. | Tom gerçekten benim kuzenim değil. | en-tr |
Tom isn't going back there. | Tom oraya geri dönmeyecek. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.