english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
A pair of falcons nests on the roof.
Bir çift şahin çatıda yuva yapıyor.
en-tr
You don't allow your kids to do that, do you?
Ти не дозволяєш своїм дітям цього робити, чи не так?
en-uk
You don't allow your children to do that, do you?
Ти не дозволяєш своїм дітям цього робити, чи не так?
en-uk
Everyone in my family is doing OK.
Ailemdeki herkes iyi gidiyor.
en-tr
I wondered whether or not Tom thought he had to do that.
Мені було цікаво, чи, на думку Тома, він має це зробити.
en-uk
I wondered whether or not Tom thought Mary needed to do that.
Tom'un Mary'nin bunu yapması gerektiğini düşünüp düşünmediğini merak ettim.
en-tr
I wondered whether or not Tom thought Mary wanted to do that.
Мені було цікаво, чи, на думку Тома, Мері хоче це зробити.
en-uk
I wondered whether or not Tom thought we had to do that.
Tom'un bunu yapmak zorunda olduğumuzu düşünüp düşünmediğini merak ettim.
en-tr
I wondered whether or not Tom thought we should do that.
Tom'un bunu yapmamız gerektiğini düşünüp düşünmediğini merak ettim.
en-tr
I wondered whether or not Tom thought you had to do that.
Tom'un bunu yapmak zorunda kaldığını düşünüp düşünmediğini merak ettim.
en-tr
I wondered whether or not Tom had told Mary not to do that.
Tom'un Mary'ye bunu yapmamasını söyleyip söylemediğini merak ettim.
en-tr
I wondered whether or not Tom had told Mary she didn't have to do that.
Tom'un Mary'ye bunu yapmak zorunda olmadığını söyleyip söylemediğini merak ettim.
en-tr
I wondered whether or not Tom had told Mary she didn't need to do that.
Tom'un Mary'ye bunu yapması gerekmediğini söyleyip söylemediğini merak ettim.
en-tr
I wondered whether or not Tom had told Mary she had to do that.
Tom'un Mary'ye bunu yapmak zorunda kaldığını söyleyip söylemediğini merak ettim.
en-tr
I wondered whether or not Tom had told Mary she needed to do that.
Tom'un Mary'ye bunu yapması gerektiğini söyleyip söylemediğini merak ettim.
en-tr
I wondered whether or not Tom wanted to go to Boston with us.
Tom'un bizimle Boston'a gitmek isteyip istemediğini merak ettim.
en-tr
I wonder whether Tom wants to do that today or not.
Мені було цікаво, чи хоче Том це зробити сьогодні.
en-uk
I wondered whether Tom wanted us to be here or not.
Tom'un burada olmamızı isteyip istemediğini merak ettim.
en-tr
I wondered whether Tom wanted to sing or not.
Мені було цікаво, чи хоче Том співати.
en-uk
I wondered whether Tom wanted to do that or not.
Tom'un bunu yapmak isteyip istemediğini merak ettim.
en-tr
I wondered whether Tom wanted to dance or not.
Мені було цікаво, чи хоче Том танцювати.
en-uk
I wondered whether Tom told Mary to do that or not.
Мені було цікаво, чи Том сказав Мері, щоб вона це зробила.
en-uk
Waiting tables in Boston can be very lucrative.
Робота офіціантом у Бостоні може бути дуже прибутковою.
en-uk
Am I walking too fast?
Çok mu hızlı yürüyorum?
en-tr
Tom hasn't done very much.
Tom çok fazla yapmadı.
en-tr
Take the flashlight. We'll need it.
El fenerini al. Buna ihtiyacımız var.
en-tr
Tom said he wondered whether Mary and I could take care of ourselves.
Tom, Mary ve benim kendimize bakabilip bakamayacağımızı merak ettiğini söyledi.
en-tr
I think it might be dangerous for Tom and me to do that by ourselves.
Tom ve benim bunu kendi başımıza yapmamız tehlikeli olabilir.
en-tr
It might be dangerous for Tom and me to go skin diving by ourselves.
Tom ve benim kendi başımıza serbest dalışa gitmemiz tehlikeli olabilir.
en-tr
Tom told Mary and me that we should try to do that by ourselves.
Tom Mary'ye ve bana bunu kendi başımıza yapmaya çalışmamız gerektiğini söyledi.
en-tr
I think you ought to let Tom and me go to Boston by ourselves.
Sanırım Tom ve benim kendi başımıza Boston'a gitmemize izin vermelisin.
en-tr
It might be dangerous for Tom and me to do that by ourselves.
Tom ve benim bunu kendi başımıza yapmamız tehlikeli olabilir.
en-tr
I think you should let Tom and me go to Boston by ourselves.
Sanırım Tom ve benim kendi başımıza Boston'a gitmemize izin vermelisin.
en-tr
Tom and I've been told not to try doing that by ourselves.
Tom ve bana bunu kendi başımıza yapmayı denemememiz söylendi.
en-tr
I think you should let Tom and me do that by ourselves.
Sanırım Tom ve benim bunu kendi başımıza yapmamıza izin vermelisin.
en-tr
I don't think Tom and I can take care of ourselves.
Tom ve benim kendimize bakabileceğimizi sanmıyorum.
en-tr
Tom knows Mary and I can't take care of ourselves.
Tom, Mary ve benim kendimize bakamayacağımızı biliyor.
en-tr
Tom and I couldn't stop ourselves from doing that.
Tom ve ben kendimizi bunu yapmaktan alıkoyamadık.
en-tr
I think that Tom and I can take care of ourselves.
Sanırım Tom ve ben kendimize bakabiliriz.
en-tr
I think Tom and I could've done that by ourselves.
Bence Tom ve ben bunu kendimiz yapabilirdik.
en-tr
Do you think Tom and I could do that by ourselves?
Sizce Tom ve ben bunu kendimiz yapabilir miyiz?
en-tr
Tom and I shouldn't have gone there by ourselves.
Tom ve ben oraya kendimiz gitmemeliydik.
en-tr
Tom and I should've taken care of that ourselves.
Tom ve ben kendimize bakmalıydık.
en-tr
Tom and I might not want to do that by ourselves.
Tom ve ben bunu kendimiz yapmak istemeyebiliriz.
en-tr
Tom and I could've done that faster by ourselves.
Tom ve ben bunu kendi başımıza daha hızlı yapabilirdik.
en-tr
I wonder if Tom and I can take care of ourselves.
Tom ve benim kendimize bakabilip bakamayacağımızı merak ediyorum.
en-tr
I know that Tom and I can take care of ourselves.
Tom ve benim kendimize bakabileceğimizi biliyorum.
en-tr
Tom asked if Mary and I were enjoying ourselves.
Tom Mary ve benim eğlenip eğlenmediğimizi sordu.
en-tr
Tom and I'd never done that by ourselves before.
Tom ve ben bunu daha önce kendimiz hiç yapmadık
en-tr
Tom and I don't do that by ourselves very often.
Tom ve ben bunu sık sık kendi başımıza yapmıyoruz.
en-tr
I think Tom and I'll be doing that by ourselves.
Bence Tom ve ben bunu kendimiz yapacağız.
en-tr
I think Tom and I might've poisoned ourselves.
Sanırım Tom ve ben kendimizi zehirlemiş olabiliriz.
en-tr
Tom and I aren't going to do that by ourselves.
Tom ve ben bunu kendimiz yapmayacağız.
en-tr
Tom wanted Mary and me to do that by ourselves.
Tom, Mary'nin ve benim bunu kendimiz yapmamızı istedi.
en-tr
Tom and I think we can take care of ourselves.
Tom ve ben kendimize iyi bakabileceğimizi düşünüyoruz.
en-tr
Tom and I enjoyed ourselves at a Mary's party.
Tom ve ben Mary'nin partisinde eğlendik.
en-tr
I think Tom and I should do that by ourselves.
Bence Tom ve ben bunu kendimiz yapmalıyız.
en-tr
Tom wants Mary and me to do that by ourselves.
Tom, Mary ve benim bunu kendimiz yapmamızı istiyor.
en-tr
Tom and I have the right to defend ourselves.
Tom ve benim kendimizi savunma hakkımız var.
en-tr
I think Tom and I might do that by ourselves.
Sanırım Tom ve ben bunu kendimiz yapabiliriz.
en-tr
I think Tom and I can take care of ourselves.
Bence Tom ve ben kendimize bakabiliriz.
en-tr
Tom told Mary and me to go home by ourselves.
Tom Mary ve benim eve kendi başımıza gitmemizi söyledi.
en-tr
Tom told Mary and me to do that by ourselves.
Tom Mary ve benim bunu kendi başımıza yapmamızı söyledi.
en-tr
Tom and I'd like a little time to ourselves.
Tom ve ben kendimiz için biraz zaman istiyoruz.
en-tr
Tom and I won't be able to defend ourselves.
Tom ve ben kendimizi savunamayacağız.
en-tr
Tom and I did that by ourselves last Monday.
Tom ve ben bunu geçen Pazartesi günü kendi başımıza yaptık.
en-tr
Tom and I amused ourselves by playing games.
Tom ve ben oyunlar oynayarak eğlendik.
en-tr
I know Tom and I can take care of ourselves.
Tom ve benim kendimize bakabileceğimizi biliyorum.
en-tr
We must not allow ourselves to be deceived.
Aldatmamıza izin vermemeliyiz.
en-tr
Tom told Mary and me to handle it ourselves.
Tom Mary ve bana bunu kendimiz halletmemizi söyledi.
en-tr
Tom and I prepared ourselves for the crash.
Tom ve ben kendimiz kaza için hazırladık.
en-tr
Tom and I have to look after ourselves now.
Tom ve ben şimdi kendimize bakmak zorundayız.
en-tr
I think Tom and I should do that ourselves.
Bence Tom ve ben bunu kendimiz yapmalıyız.
en-tr
I think Tom and I can do that by ourselves.
Bence Tom ve ben bunu kendimiz yapabiliriz.
en-tr
Tom and I've never done that by ourselves.
Tom ve ben bunu kendimiz yapmadık.
en-tr
Tom and I enjoyed ourselves at the picnic.
Tom ve ben piknikte eğlendik.
en-tr
Tom and I can move the piano by ourselves.
Tom ve ben piyanoyu kendimiz taşıyabiliriz.
en-tr
We must not allow ourselves to be fooled.
Aptal yerine konulmamıza izin vermemeliyiz.
en-tr
Tom and I'll take care of that ourselves.
Tom ve ben kendimize iyi bakacağız.
en-tr
Tom and I'll have to find Mary ourselves.
Tom ve ben Mary'yi kendimiz bulmak zorunda kalacağız.
en-tr
Tom and I wanted to do that by ourselves.
Tom ve ben bunu kendi başımıza yapmak istedik.
en-tr
Tom and I should've gone there ourselves.
Tom ve ben de oraya kendimiz gitmeliydik.
en-tr
Tom and I should do everything ourselves.
Tom ve ben her şeyi kendimiz yapmalıyız.
en-tr
Tom and I enjoyed ourselves at the party.
Tom ve ben partide eğlendik.
en-tr
Tom and I enjoyed ourselves at the beach.
Tom ve ben sahilde eğlendik.
en-tr
We need to prepare ourselves for battle.
Kendimizi savaş için hazırlamamız lazım.
en-tr
Tom and I've been pretty busy ourselves.
Tom ve ben kendimiz oldukça meşguldük.
en-tr
Tom and I should've done that ourselves.
Tom ve ben bunu kendimiz yapmalıydık.
en-tr
Tom and I'll have to do that ourselves.
Tom ve bunu kendimiz yapmak zorunda kalacağız.
en-tr
Tom and I just couldn't help ourselves.
Tom ve ben sadece kendimize yardım edemedik.
en-tr
Tom and I had a few problems ourselves.
Tom ve ben kendimiz birkaç sorun yaşadık.
en-tr
Tom and I decorated the room ourselves.
Tom ve ben odayı kendimiz süsledik.
en-tr
Let's just keep this between ourselves.
Sadece bunu kendi aramızda tutalım.
en-tr
Tom and I've got to protect ourselves.
Tom ve ben kendimizi korumak zorundayız.
en-tr
Tom and I seldom do that by ourselves.
Tom ve ben nadiren bunu kendi başımıza yaparız.
en-tr
Tom and I must take care of ourselves.
Tom ve ben kendimize iyi bakmalıyız.
en-tr
Tom and I have the place to ourselves.
Tom ve benim kendimiz için bir yerimiz var.
en-tr
Tom and I didn't do that by ourselves.
Tom ve ben bunu kendi başımıza yapmadık.
en-tr
I hope Tom and I don't hurt ourselves.
Umarım Tom ve ben kendimize zarar vermeyiz.
en-tr
We're preparing ourselves for battle.
Kendimizi savaş için hazırlıyoruz.
en-tr