english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
Tom carries an epinephrine injector at all times.
Tom her zaman bir epinefrin enjektörü taşır.
en-tr
Epinephrine can save someone's life by relaxing the muscles around the airways and preventing them from closing completely.
Epinefrin, hava yollarının etrafındaki kasları gevşeterek ve tamamen kapanmasını engelleyerek birisinin hayatını kurtarabilir.
en-tr
I should've known this was going to happen.
Bunun olacağını bilmem gerekirdi.
en-tr
I should've known Tom was going to do that.
Tom'un onu yapacağını bilmem gerekirdi.
en-tr
I should've done what Tom asked me to do.
Tom'un yapmamı istediği şeyi yapmam gerekirdi.
en-tr
I shouldn't have done what Tom asked me to do.
Tom'un benden yapmamı istediği şeyi yapmam gerekirdi.
en-tr
Tom is reviewing his options.
Tom seçeneklerini gözden geçiriyor.
en-tr
I should've known Tom would be busy.
Tom'un meşgul olacağını bilmem gerekirdi.
en-tr
I hope Tom can stay here all next week.
Umarım Tom bütün gelecek hafta burada kalabilir.
en-tr
One more for the road.
Yol için bir tane daha.
en-tr
I truly believe I am a bad person.
Kötü bir insan olduğuma gerçekten inanıyorum.
en-tr
I truly believe she's a bad person.
Onun kötü bir insan olduğuna gerçekten inanıyorum.
en-tr
I truly believe they're bad people.
Onların kötü insanlar olduklarına gerçekten inanıyorum.
en-tr
Humans are generally evil, but you're okay.
İnsanlar genelde kötüdür ama siz iyisiniz.
en-tr
Human nature is an obstacle to world peace.
İnsan doğası dünya barışı için bir engeldir.
en-tr
In nature, living beings are in a perpetual state of war.
Doğada canlı varlıklar sürekli bir savaş halindedir.
en-tr
Benjamin has a sack of potatoes.
Benjamin'in bir çuval patatesi var.
en-tr
I'm the most moral person you'll ever meet.
Karşılaşacağın en ahlaklı kişiyim.
en-tr
He needs to be sympathetic.
O sempatik olmalı.
en-tr
Can you pick me up?
Beni alabilir misin?
en-tr
What is this used for?
Bu ne için kullanılır?
en-tr
"Mary's friend Brandy is coming over in twenty minutes," said Tom.
Tom, "Mary'nin arkadaşı Brandy yirmi dakika içinde gelecek,"dedi.
en-tr
Tom's dad: "Tom, you overreact." Tom: "Fuck you!"
Tom'un babası: "Tom, aşırı tepki gösteriyorsun." Tom: "Cehenneme kadar yolun var'"
en-tr
That would be beneficial to us.
Bu bize yararlı olurdu.
en-tr
We have to do something to save humanity from itself.
İnsanlığı kendisinden kurtarmak için bir şeyler yapmak zorundayız.
en-tr
She is a shrewd one.
O, kurnaz birisidir.
en-tr
Where do you want to hang it?
Onu, nereye asmak istiyorsun.
en-tr
Tom wears turtleneck sweaters.
Tom boğazlı kazak giyer.
en-tr
It's a short flight.
Kısa bir uçuş.
en-tr
Tom has a pot belly.
Tom göbek yapmış.
en-tr
"Why am I here?" asked Tom.
Tom "Neden buradayım?" diye sordu.
en-tr
I'll help you carry that.
Bunu taşımana yardım edeyim.
en-tr
Two tourists died in the flood.
Selde iki turist öldü.
en-tr
Have you been living under a rock?
Mağaradan yeni mi çıktın?
en-tr
Tom had no one to blame but himself.
Tom'un kendinden başka suçlayacak kimsesi yoktu.
en-tr
My name is Sherlock Holmes. This is my intimate friend and associate, Dr. Watson.
Мене звати Шерлок Холмс.Це мій близький друг та компаньйон, доктор Ватсон.
en-uk
Tom was hospitalized after eating a laundry detergent pod.
Tom çamaşır deterjanı kapsülünü yedikten sonra hastaneye kaldırıldı.
en-tr
Have you ever heard anyone whistle in the dead of the night?
Gecenin ortasında birinin ıslık çaldığını duydun mu?
en-tr
We don't keep a cat. But there is a cheetah and a baboon.
Biz kedi bakmıyoruz. Ama bir çita ile bir babun var.
en-tr
A cheetah is just a big cat.
Çita sadece büyük bir kedidir.
en-tr
You should've seen the look on Tom's face when I told him about what Mary had done.
Mary'nin yaptıklarını ona anlattığımda, Tom'un yüzündeki görünümü görmeliydin.
en-tr
Tom wrestled in high school.
Tom lisede güreşti.
en-tr
Tom and Mary played backgammon.
Tom ve Mary tavla oynadı.
en-tr
I'm not going to Tom's house.
Tom'un evine gitmiyorum.
en-tr
You must be quick, otherwise you will not see her.
Acele et, yoksa onu göremezsin.
en-tr
Maybe you should have thought of this before.
Belki de daha önce bunu akıl etmeliydin.
en-tr
I did not receive a response from him until today.
Daha bugüne kadar beni cevaplamamıştı.
en-tr
From the second letter of Saint Paul.
Saint Paul'un ikinci mektubundan.
en-tr
Either I am right, or you are right.
Ya ben doğru söylüyorum ya da sen söylüyorsun.
en-tr
Tom ate a lobster roll.
Tom bir ıstakoz dürümü yedi.
en-tr
She is a work of art.
O tam bir sanat eseri.
en-tr
Excuse me. Is this seat taken?
Affedersiniz, bu koltuk dolu mu?
en-tr
You are a beautiful woman!
Ne kadar güzelsin!
en-tr
After eating dinner, I walked the dog.
Akşam yemeğinden sonra köpeği yürüyüşe çıkardım.
en-tr
It would be a dream come true.
Bu bir rüyanın gerçekleşmesi olurdu.
en-tr
Our Lord is with thee.
Efendimiz seninle.
en-tr
Give me a moment to change.
İzin verirsen üstümü değiştireyim.
en-tr
Tom wasn't in school today.
Tom bugün okulda değildi.
en-tr
When do you leave?
Ne zaman ayrılacaksın?
en-tr
I'll go on Monday.
Pazartesi günü gideceğim.
en-tr
Tom pled guilty.
Tom suçu kabul etti.
en-tr
Please go to Boston.
Lütfen Boston'a git.
en-tr
Tom wanted help.
Tom yardım istedi.
en-tr
That's not Tom's.
Bu Tom'unki değil.
en-tr
Pour yourself a drink.
Kendine bir içki koy.
en-tr
These aren't Tom's.
Bunlar Tom'un değil.
en-tr
When did you make this?
Bunu ne zaman yaptın?
en-tr
Tom loves basketball.
Tom basketbolu sever.
en-tr
When did you write this?
Bunu ne zaman yazdın?
en-tr
Mary is a beautiful lady.
Mary güzel bir hanımefendi.
en-tr
I play tennis every Monday.
Her pazartesi tenis oynarım.
en-tr
I rarely see Tom.
Я нечасто бачу Тома.
en-uk
Tom lost his gun.
Tom silahını kaybetti.
en-tr
Why do you think that Tom is right?
Neden Tom'un haklı olduğunu düşünüyorsun?
en-tr
What are you two planning to do?
Siz ikiniz ne yapmayı planlıyorsunuz?
en-tr
We work every day but Monday.
Pazartesi hariç her gün çalışıyoruz.
en-tr
We don't have a lot of time to finish doing this.
Bunu yapmayı bitirmek için fazla zamanımız yok.
en-tr
We're going to the beach.
Plaja gidiyoruz.
en-tr
Tomorrow I'm going to Boston.
Yarın Boston'a gidiyorum.
en-tr
Tom's speech wasn't as boring as Mary's.
Tom'un konuşması Mary'nin konuşması kadar sıkıcı değildi.
en-tr
Tom's speech wasn't as boring as Mary's speech.
Tom'un konuşması Mary'nin konuşması kadar sıkıcı değildi.
en-tr
Tom's speech wasn't as boring as Mary's speech was.
Tom'un konuşması Mary'nin konuşması kadar sıkıcı değildi.
en-tr
Tom's parents let Tom do whatever he wants.
Tom'un ailesi, Tom'un istediğini yapmasına izin verdi.
en-tr
Tom's friends shouted for Tom to come out and play.
Tom'un arkadaşları Tom'un dışarı çıkıp oynaması için bağırdılar.
en-tr
Tom's father is older than Mary's.
Tom'un babası Mary'nin babasından daha yaşlı.
en-tr
Tom's father is older than Mary's father.
Tom'un babası Mary'nin babasından daha yaşlı.
en-tr
Tom weighs about 80 kilos.
Tom yaklaşık 80 kilo.
en-tr
Tom weighs about 80 kilograms.
Tom yaklaşık 80 kilo.
en-tr
Tom was asleep on the sofa.
Tom kanepede uyuyordu.
en-tr
Tom tried to fix the broken radio.
Tom bozuk radyoyu tamir etmeye çalıştı.
en-tr
Tom told me you're good at playing the trumpet.
Tom bana senin trompet çalmakta iyi olduğunu söyledi.
en-tr
Tom told me that Mary wouldn't do that.
Tom bana Mary'nin bunu yapmayacağını söyledi.
en-tr
Tom told me Mary wasn't suspicious.
Tom bana Mary'nin şüpheli olmadığını söyledi.
en-tr
Tom told me that Mary wasn't scared.
Tom Mary'nin korkmadığını söyledi.
en-tr
Tom told me that Mary wasn't motivated to do that.
Tom bana Mary'nin bunu yapmak için motive olmadığını söyledi.
en-tr
Tom told me that Mary wasn't always late.
Tom bana Mary'nin her zaman geç kalmadığını söyledi.
en-tr
Tom told me that Mary was suspicious.
Tom bana Mary'nin şüpheli olduğunu söyledi.
en-tr
Tom told me Mary was broke.
Tom bana Mary!nin beş parasız olduğunu söyledi.
en-tr
Tom told me Mary was always late.
Tom bana Mary'nin her zaman geç kaldığını söyledi.
en-tr
Tom told me that Mary was always late.
Tom bana Mary'nin her zaman geç kaldığını söyledi.
en-tr