english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Tom became very jealous. | Tom çok kıskançlaşmıştı. | en-tr |
Are these books Tom's or mine? | Bu kitaplar Tom'un mu, benim mi? | en-tr |
I wouldn't be doing this if I didn't have to. | Yapmak zorunda olmasaydım bunu yapmazdım. | en-tr |
Which parking space is Tom's? | Tom'un park yeri hangisi? | en-tr |
Which pair of shoes is Tom's? | Tom'un ayakkabıları hangisi? | en-tr |
Tom baked these cookies. | Tom bu kurabiyeleri pişirdi. | en-tr |
I have a friend whose mother is an architect. | Annesi mimar olan bir arkadaşım var. | en-tr |
I had a fairly good job until I got laid off. | İşe koyuluncaya kadar oldukça iyi bir işim vardı. | en-tr |
I got pulled over by the police for speeding. | Polis tarafından hız sebebiyle kenara çekildim. | en-tr |
I go to school by bicycle even on rainy days. | Yağmurlu günlerde bile okula bisikletle giderim. | en-tr |
I don't usually do my homework before dinner. | Genelde ödevimi akşam yemeğinden önce yapmam. | en-tr |
This is Tom's briefcase. | Bu Tom'un evrak çantası. | en-tr |
I didn't have my camera with me at that time. | O zaman yanımda kameram yoktu. | en-tr |
I didn't have any trouble climbing that tree. | O ağaca tırmanırken herhangi bir zorluk yaşamadım. | en-tr |
I didn't even know that what I did was wrong. | Yaptığım şeyin yanlış olduğunu bile bilmiyordum. | en-tr |
Is that black bag Tom's? | Bu siyah çanta Tom'un mu? | en-tr |
Is Tom still in his car? | Tom hâlâ arabasında mı? | en-tr |
Tom is strange, but Mary isn't. | Tom garip ama Mary değil. | en-tr |
Tom was in Boston in October. | Tom ekim ayında Boston'daydı. | en-tr |
Tom tried to protect himself. | Tom kendini korumaya çalıştı. | en-tr |
I'll try to remember to remind you tomorrow. | Yarın size hatırlatmayı hatırlamaya çalışacağım. | en-tr |
I have absolutely no idea what I have to do. | Ne yapmam gerektiği konusunda hiçbir fikrim yok. | en-tr |
Tom went straight home after the party. | Tom partiden sonra doğruca eve gitti. | en-tr |
Tom isn't as afraid as Mary is. | Tom, Mary kadar korkak değildir. | en-tr |
These books are all Tom's and mine. | Bu kitapların hepsi Tom ve benim. | en-tr |
Tom doesn't get along well with his stepfather. | Tom üvey babasıyla iyi anlaşamıyor. | en-tr |
I can't get Tom to stop. | Ben Tom'u durduramam. | en-tr |
I got blamed even though it wasn't my fault. | Benim hatam olmasa bile suçlandım. | en-tr |
Tom said he felt very sleepy. | Tom çok uykulu hissettiğini söyledi. | en-tr |
Tom has been doing that for a really long time. | Tom bunu gerçekten uzun zamandır yapıyor. | en-tr |
Tom and I were alone on the island. | Tom ve ben adada yalnızdık. | en-tr |
Tom has been my best friend since kindergarten. | Tom anaokulundan beri en iyi arkadaşım. | en-tr |
The last time I went to Boston was in 2013. | Boston'a en son gittiğimde 2013 idi. | en-tr |
Tom wants Mary to stay. | Tom Mary'nin kalmasını istiyor. | en-tr |
Tom bought three tickets to Boston. | Tom Boston'a üç bilet aldı. | en-tr |
Tom told Mary to hurry. | Tom Mary'ye acele etmesini söyledi | en-tr |
I'm going to do that as soon as I get home. | Eve varır varmaz bunu yapacağım. | en-tr |
Tom did his homework before dinner. | Tom akşam yemeğinden önce ödevini yaptı. | en-tr |
Tom may not be in Boston now. | Tom şu an Boston'da olmayabilir. | en-tr |
Tom said I didn't look like my brother. | Tom erkek kardeşime benzemediğimi söyledi. | en-tr |
I'll give you this notebook if you want it. | İstiyorsan bu defteri sana vereyim. | en-tr |
Tom killed himself last summer. | Tom geçen yaz intihar etti. | en-tr |
Tom said he was lonely. | Tom yalnız olduğunu söyledi. | en-tr |
Tom quite often forgets to put his wallet in his pocket. | Tom genellikle cüzdanını cebine koymayı unutuyor. | en-tr |
Tom is definitely the right man for the job. | Tom kesinlikle iş için doğru adam. | en-tr |
Tom left Mary and John alone. | Tom, Mary ve John'u yalnız bıraktı. | en-tr |
Tom spends a lot of time sitting in front of a computer. | Tom bir bilgisayarın önünde oturarak çok fazla zaman geçiriyor. | en-tr |
Tom looked at his watch and then back up at me. | Tom saatine baktı ve bana geri döndü. | en-tr |
I don't want to take piano lessons anymore. | Artık piyano dersleri almak istemiyorum. | en-tr |
Tom found Mary's diary and read it. | Tom, Mary'nin günlüğünü buldu ve onu okudu. | en-tr |
I don't think I'll be doing that by myself. | Bunu kendi başıma yapacağımı sanmıyorum. | en-tr |
Tom never wears a suit. | Tom hiçbir zaman takım elbise giymez. | en-tr |
Tom is one of the smartest guys I know. | Tom tanıdığım en zeki adamlardan biri. | en-tr |
Tom made these cookies. | Bu kurabiyeleri Tom yapmış. | en-tr |
Tom is just trying to make you jealous. | Tom sadece seni kıskandırmaya çalışıyor. | en-tr |
Tom has been hurt, but Mary hasn't. | Tom yaralandı, ama Mary yaralanmadı. | en-tr |
I don't allow my children to eat ice cream. | Çocuklarımın dondurma yemesine izin vermiyorum. | en-tr |
Tom isn't broke, but Mary is. | Tom meteliksiz değil ama Mary meteliksiz. | en-tr |
Tom saw Mary reading his diary. | Tom Mary'nin günlüğünü okuduğunu gördü. | en-tr |
Tom is a lot better skier than you are. | Tom senden çok daha iyi bir kayakçı. | en-tr |
Tom is a drummer, just like his father. | Tom tıpkı babası gibi bir davulcu. | en-tr |
Tom shouldn't go outside today. | Tom bugün dışarı çıkmamalı. | en-tr |
Tom supported his family by working three jobs. | Tom, üç işte çalıştırarak ailesini destekledi. | en-tr |
This isn't what I was expecting to happen. | Olmasını beklediğim şey bu değildi. | en-tr |
Tom is a better pilot than Mary is. | Tom, Mary'den daha iyi bir pilot. | en-tr |
The teacher threw me out of the classroom. | Öğretmen beni sınıftan attı. | en-tr |
Tom shouldn't worry about Mary. | Tom, Mary için endişelenmemeli. | en-tr |
Tom is a secretive guy. | Tom ketum bir adam. | en-tr |
Tom is adventurous, but Mary isn't. | Tom maceraperest, ama Mary değil. | en-tr |
I'm only going to be here for a few hours. | Sadece birkaç saatliğine burada olacağım. | en-tr |
Tom stole thousands of dollars. | Tom binlerce dolar çaldı. | en-tr |
I'm going to try to find a way to do that. | Bunu yapmak için bir yol bulmaya çalışacağım. | en-tr |
Tom is young, but Mary isn't. | Tom genç ama Mary değil. | en-tr |
I'm going to be here for three more weeks. | Üç hafta daha burada olacağım. | en-tr |
Tom is very rarely ever late. | Tom çok nadiren geç kalıyor. | en-tr |
I'm going to be doing that this afternoon. | Bunu bu öğleden sonra yapacağım. | en-tr |
I want to kiss Tom, and I think he wants to kiss me, too. | Tom'u öpmek istiyorum ve bence o da beni öpmek istiyor. | en-tr |
Tom wanted Mary to forgive him. | Tom, Mary'nin kendisini bağışlamasını istedi. | en-tr |
I wouldn't have done that kind of a thing. | Ben o tür bir şeyi yapmazdım. | en-tr |
What's the name of the company where Tom works? | Tom'un çalıştığı şirketin ismi ne? | en-tr |
Tom is somewhere around here. | Tom buralarda bir yerlerde. | en-tr |
Tom could be Canadian, but I don't think so. | Tom Kanadalı olabilir ama öyle olduğunu sanmıyorum. | en-tr |
Tom was angry, but Mary wasn't. | Tom öfkeliydi ama Mary değildi. | en-tr |
Tom is ready, but Mary isn't. | Tom hazır, ama Mary değil. | en-tr |
You don't seem to be as sad as Tom seems to be. | Tom'un göründüğü kadar üzgün görünmüyorsun. | en-tr |
Tom is picky, but Mary isn't. | Tom seçidir, ama Mary değil. | en-tr |
Tom is moving to a new house today. | Tom bugün yeni bir eve taşınıyor. | en-tr |
I feel like the luckiest man in the world. | Kendimi dünyanın en şanslı adamı gibi hissediyorum. | en-tr |
Tom is naive, but Mary isn't. | Tom saf, ama Mary değil. | en-tr |
Tom is lucky, but Mary isn't. | Tom şanslı, ama Mary değil. | en-tr |
Tom is lot younger than Mary. | Tom, Mary'den çok daha genç. | en-tr |
I don't come to Boston very often anymore. | Artık Boston'a çok sık gelmiyorum. | en-tr |
You need to hurry or you'll miss the bus. | Acele etmelisin yoksa otobüsü kaçıracaksın. | en-tr |
You don't seem to know what you're doing. | Ne yaptığını bilmiyor gibisin. | en-tr |
You don't seem to be having any problems. | Sen hiç sorunun var gibi görünmüyorsun. | en-tr |
Tom gave Mary his card. | Том дав Мері свою картку. | en-uk |
Tom is tired of Mary's complaining. | Tom, Mary'nin sızlanmasından bıkmış. | en-tr |
Tom is drunk, but Mary isn't. | Tom sarhoş ama Mary değil. | en-tr |
Tom didn't seem to be as courageous as Mary seemed to be. | Tom, Mary'nin göründüğü kadar cesur görünmüyordu. | en-tr |
Mary is my older son's youngest daughter. | Mary en büyük oğlumun en küçük kızı. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.