english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
Tom was tired, but Mary wasn't.
Tom yorgundu ama Mary değildi.
en-tr
Tom bought himself a new pair of shoes.
Tom kendine yeni bir çift ayakkabı aldı.
en-tr
I'll stay here as long as you want me to.
Sen kalmamı istediğin sürece burada kalacağım.
en-tr
Tom isn't interesting, but Mary is.
Tom ilginç değil, ama Mary ilginç.
en-tr
I'll likely get fired if I don't do that.
Bunu yapmazsam muhtemelen kovulurum.
en-tr
I'll do everything you've asked me to do.
Benden yapmamı istediğin her şeyi yapacağım.
en-tr
Tom became very groggy.
Tom çok sersemlemişti.
en-tr
Tom is at Mary's house today.
Tom bugün Mary'nin evinde.
en-tr
Tom didn't seem to be as persistent as Mary seemed to be.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar inatçı görünmüyordu.
en-tr
I told Tom he shouldn't buy Mary's old computer.
Tom'a Mary'nin eski bilgisayarını almaması gerektiğini söyledim.
en-tr
I have absolutely no idea how to do that.
Bunu nasıl yapacağına dair hiçbir fikrim yok.
en-tr
I told Tom he shouldn't leave his door unlocked.
Tom'a kapısını açık bırakmaması gerektiğini söyledim.
en-tr
I'll tell Tom what he should say at the meeting.
Tom'a toplantıda ne söylemesi gerektiğini söyleyeceğim.
en-tr
I don't want to go to the beach with you.
Seninle sahile gitmek istemiyorum.
en-tr
I don't plan on staying here much longer.
Burada daha fazla kalmayı düşünmüyorum.
en-tr
Tom and I are the ones who got beat up.
Tom ve ben dövülen kişileriz.
en-tr
Tom and I are going to have to do that.
Tom ve ben bunu yapmak zorunda kalacağız.
en-tr
Tom likes living here, but I don't.
Tom burada yaşamaktan hoşlanıyor, ama ben hoşlanmıyorum.
en-tr
I don't like the people living next door.
Yan tarafta yaşayan insanları sevmiyorum.
en-tr
I don't like the color of these curtains.
Bu perdelerin rengini beğenmiyorum.
en-tr
Tom fired his gun and missed.
Tom silahını ateşledi ve ıskaladı.
en-tr
Tom doesn't seem to be as determined as Mary seems to be.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar kararlı görünmüyor.
en-tr
I'm the one who told Tom not to do that anymore.
Tom'a artık bunu yapmamasını söyleyen kişi benim.
en-tr
Tom and I are going to Boston to study.
Tom ve ben Boston'a okumaya gidiyoruz.
en-tr
I don't have much experience in teaching.
Öğretmenlikte fazla deneyimim yok.
en-tr
Tom didn't even recognize me.
Том мене навіть не впізнав.
en-uk
Tom doesn't seem to be as successful as Mary seems to be.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar başarılı görünmüyor.
en-tr
You don't seem to have a lot of friends.
Çok arkadaşın yok gibi.
en-tr
Let's just hang around here for a while.
Sadece bir süreliğine burada takılalım.
en-tr
Tom isn't as good at speaking French as I thought he was.
Tom onun olduğunu düşündüğüm kadar Fransızca konuşmakta iyi değil.
en-tr
I have a son named Tom.
Tom adında bir oğlum var.
en-tr
I told Tom he shouldn't go there by bicycle.
Tom'a oraya bisikletle gitmemesi gerektiğini söyledim.
en-tr
I'm going to do that your way next time.
Bunu gelecek sefer senin yaptığın şekilde yapacağım.
en-tr
I'm going to be punished for what I did.
Yaptığım şey için cezalandırılacağım.
en-tr
I'm going to do what I can to help Tom.
Tom'a yardım etmek için elimden geleni yapacağım.
en-tr
I'm getting better at identifying birds.
Kuşları tanımlama yeteneğimi ilerletiyorum.
en-tr
I'm able to do that with my eyes closed.
Bunu gözlerim kapalıyken yapabilirim.
en-tr
I'll be arriving in Boston this evening.
Bu akşam Boston'a geleceğim.
en-tr
Clearly, Tom is guilty.
Açıkçası, Tom suçlu.
en-tr
I need to find a babysitter for tonight.
Bu gece için bir bebek bakıcısı bulmam gerek.
en-tr
Tom always arrives too early.
Tom hep çok erken gelir.
en-tr
Tom was dressed in his pajamas when he answered the door.
Tom kapıya cevap verdiğinde pijamalarını giyindi.
en-tr
I have a lot to do before I can go home.
Eve gitmeden önce yapacak çok işim var.
en-tr
I told Tom he shouldn't drink too much.
Tom'a çok fazla içmemesi gerektiğini söyledim.
en-tr
Tom told me to tell you Mary is OK.
Tom Mary'nin iyi olduğunu sana söylememi istedi.
en-tr
Which helmet is Tom's?
Hangi kaskTom'un?
en-tr
I got into bed and turned off the light.
Yatağa girdim ve ışığı kapattım.
en-tr
Tom wants to go and see his father.
Tom gidip babasını görmek istiyor.
en-tr
Tom was walking his dog yesterday morning when I saw him.
Tom dün sabah onu gördüğümde köpeğini gezdiriyordu.
en-tr
I don't yet know what we're going to do.
Henüz ne yapacağımızı bilmiyorum.
en-tr
I don't want you doing that by yourself.
Bunu kendin yapmanı istemiyorum.
en-tr
I don't want children, but my wife does.
Hiç çocuk istemiyorum ama eşim istiyor.
en-tr
Tom went out the door.
Tom kapıdan dışarı çıktı.
en-tr
I've never been in Tom's car.
Tom'un arabasına hiç binmedim.
en-tr
Tom wants a motorboat.
Tom motorbot istiyor.
en-tr
I don't know who can swim and who can't.
Kimin yüzme bildiğini kimin bilmediğini bilmiyorum.
en-tr
I'll be lonely if Tom leaves.
Tom bırakırsa ben yalnız olacağım.
en-tr
I have no idea why Tom did what he did.
Tom'un yaptığı şeyi neden yaptığı konusunda hiçbir fikrim yok.
en-tr
I don't know if Tom and I are going to be able to do that.
Tom ve ben bunu yapabilip yapamayacağımızı bilmiyoruz.
en-tr
Tom was last seen alive in October.
Tom en son ekim ayında canlı olarak görüldü.
en-tr
Tom was miserable, but Mary wasn't.
Tom sefildi ama Mary değildi.
en-tr
Tom hoped Mary wouldn't find out what he'd done.
Tom, Mary'nin ne yaptığını öğrenmeyeceğini umuyordu.
en-tr
I don't think Tom was exhausted.
Tom'un bitkin olduğunu düşünmüyorum.
en-tr
I don't really want to go swimming with Tom.
Ben gerçekten Tom ile yüzmeye gitmek istemiyorum.
en-tr
You're not really over thirty, are you?
Gerçekten otuzun üzerinde değilsin, değil mi?
en-tr
I don't think Tom will be fired.
Tom'un kovulacağını düşünmüyorum.
en-tr
I don't think Tom would likely do that.
Tom'un muhtemelen bunu yapacağını sanmıyorum.
en-tr
I don't think Tom will be picky.
Tom'un seçici olacağını sanmıyorum.
en-tr
It won't be easy, but Tom and I are going to do it anyway.
Kolay olmayacak, ama Tom ve ben bunu yine de yapacağız.
en-tr
I'm sorry for not being here yesterday.
Dün burada olmadığım için üzgünüm.
en-tr
Tom often exaggerates.
Tom çoğu zaman abartır.
en-tr
I'm gradually getting better at French.
Fransızcada kademeli olarak ileriye gidiyorum.
en-tr
I don't know for certain when Tom will come.
Tom'un ne zaman geleceğini kesin olarak bilmiyorum.
en-tr
Tom must've done this.
Том, мабуть, зробив це.
en-uk
I don't want to work for Tom.
Я не хочу працювати на Тома.
en-uk
I'd never seen anything like it before.
Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim.
en-tr
I wasn't the one who ate your sandwich.
Sandvicini yiyen ben değildim.
en-tr
I don't want to surprise Tom.
Tom'u şaşırtmak istemiyorum.
en-tr
I should've agreed to be there by 2:30.
2.30'a kadar orada olmayı kabul etmeliydim.
en-tr
I know Boston like the back of my hand.
Boston'u avucumun içi gibi biliyorum.
en-tr
I had my picture taken with Tom.
Tom'la birlikte fotoğrafımı çektirdim.
en-tr
I don't think Tom was sleepy.
Tom'un uykulu olduğunu sanmıyorum.
en-tr
I have a lot of unpaid parking tickets.
Ödenmemiş bir sürü park cezam var.
en-tr
I could understand everything that Tom said.
Tom'un söylediği her şeyi anlayabildim.
en-tr
Tom wasn't irritated, but Mary was.
Tom sinirli değildi ama Mary sinirliydi.
en-tr
I had a lot of problems in high school.
Lisedeyken bir sürü sorunum vardı.
en-tr
Tom wasn't objective, but Mary was.
Tom tarafsız değildi ama Mary tarafsızdı.
en-tr
I had a good time when I was in Boston.
Boston'dayken iyi vakit geçirdim.
en-tr
I have no idea what Tom will do.
Tom'un ne yapacağı konusunda hiçbir fikrim yok.
en-tr
I got up and walked over to the window.
Kalktım ve pencereye doğru yürüdüm.
en-tr
I don't think Tom was honest.
Tom'un dürüst olduğunu sanmıyorum.
en-tr
Tom didn't seem to be as charismatic as Mary seemed to be.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar karizmatik görünmüyordu.
en-tr
I got to school very late this morning.
Bu sabah okula çok geç vardım.
en-tr
I got tired of waiting, so I went home.
Beklemekten bıktım, bu yüzden eve gittim.
en-tr
I can't say for sure when Tom will get here.
Tom'un ne zaman buraya geleceğini kesinlikle söyleyemem.
en-tr
Tom wasn't satisfied, but Mary was.
Tom tatmin olmamıştı ama Mary olmuştu.
en-tr
I got out of bed and put my clothes on.
Yatağımdan çıktım ve elbiselerimi giydim.
en-tr
I heard Tom's cellphone ringing.
Tom'un cep telefonunun çaldığını duydum.
en-tr
Tom just wanted money.
Tom sadece para istedi.
en-tr
I got my first job when I was thirteen.
On üç yaşındayken ilk işimi aldım.
en-tr