english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
You don't look much like your father.
Babana çok benzemiyorsun.
en-tr
Tom has called for an ambulance.
Tom bir ambulans çağırdı.
en-tr
I want Tom to kiss me.
Я хочу, щоб Том мене поцілував.
en-uk
You don't cry as much as you used to.
Eskisi kadar ağlamıyorsun.
en-tr
Tom said he was a bit tired.
Tom biraz yorgun olduğunu söyledi.
en-tr
We might want to do that next summer.
Gelecek yaz bunu yapmak isteyebiliriz.
en-tr
We don't yet know what we have to do.
Ne yapmak zorunda olduğumuzu henüz bilmiyoruz.
en-tr
I felt Tom's forehead.
Tom'un alnını hissettim.
en-tr
Many famous musicians live in Boston.
Birçok ünlü müzisyen Boston'da yaşıyor.
en-tr
Tom said he felt very happy.
Tom çok mutlu hissettiğini söyledi.
en-tr
Tom almost always does what he promises he'll do.
Tom neredeyse her zaman yapmaya söz verdiği şeyleri yapar.
en-tr
I'm going to have to stop doing that.
Bunu yapmayı bırakmak zorunda kalacağım.
en-tr
Tom has been staying with me since October.
Tom ekim ayından beri benimle kalıyor.
en-tr
I'm going to have to do that as well.
Bunu ben de yapmak zorunda kalacağım.
en-tr
Tom honked his horn three times.
Tom kornasını üç kez çaldı.
en-tr
Tom and I aren't rich enough to buy a house on Park Street.
Tom ve ben Park Caddesi'nde bir ev satın alacak kadar zengin değiliz.
en-tr
Tom and I are the ones who should be apologizing.
Tom ve ben özür dilemesi gereken kişileriz.
en-tr
Tom needs to tell the truth.
Tom gerçeği söylemeli.
en-tr
I'm going to be out of town all week.
Bütün hafta şehir dışında olacağım.
en-tr
I don't need to protect Tom anymore.
Artık Tom'u korumama gerek yok.
en-tr
I'm going to be in Boston all summer.
Bütün yaz Boston'da olacağım.
en-tr
I don't really want Tom at my party.
Tom'u partimde gerçekten istemiyorum.
en-tr
Tom and I were the ones who should've left early.
Tom ve ben erken ayrılması gereken kişilerdik.
en-tr
Tom has already been offered a couple jobs.
Tom'a birkaç iş teklifi geldi zaten.
en-tr
I'll meet you at the station at 2:30.
Saat 2.30'da seni istasyonda karşılayacağım.
en-tr
I'll go to the library tomorrow, too.
Ben de yarın kütüphaneye gideceğim.
en-tr
I don't remember Tom's uncle's name.
Tom'un dayısının ismini hatırlamıyorum.
en-tr
What are Tom's plans?
Tom'un planları neler?
en-tr
Tom's door is locked.
Двері Тома замкнені.
en-uk
Tom seemed surprised, but Mary didn't.
Tom şaşırmış görünüyordu, ama Mary görünmüyordu.
en-tr
I don't think Tom is being truthful.
Tom'un doğru sözlü olduğunu sanmıyorum.
en-tr
Tom is credible, but Mary isn't.
Tom inanılır, fakat Mary değil.
en-tr
Tom isn't safe, but Mary is.
Tom güvende değil, ama Mary güvende.
en-tr
Tom doesn't seem to be as disappointed as Mary seems to be.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar hayal kırıklığına uğramış gibi görünmüyor.
en-tr
Tom said he was looking for adventure.
Tom, macera aradığını söyledi.
en-tr
Tom doesn't want Mary to think he's a jerk.
Tom Mary'nin onun pislik olduğunu düşünmesini istemiyor.
en-tr
I have absolutely no idea what to do.
Ne yapacağımı kesinlikle bilmiyorum.
en-tr
Tom is diabetic, but Mary isn't.
Tom şeker hastası ama Mary değil.
en-tr
I have three handsome teenage sons.
Üç yakışıklı genç oğlum var.
en-tr
Tom doesn't seem to be as disorganized as Mary seems to be.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar dağınık görünmüyor.
en-tr
I have a lot of work to do this week.
Bu hafta yapacak çok işim var.
en-tr
Tom said he felt completely powerless.
Tom tamamen güçsüz hissettiğini söyledi.
en-tr
Tom doesn't want Mary to come to his party.
Tom Mary'nin partisine gelmesini istemiyor.
en-tr
Tom isn't playing the piano.
Tom piyano çalmıyor.
en-tr
I had an argument with my girlfriend.
Kız arkadaşımla bir tartışma yaptım.
en-tr
Tom isn't nice, but Mary is.
Tom hoş değil, ama Mary hoş.
en-tr
Tom hopes that the police find out who killed his daughter.
Tom, polisin kızını kimin öldürdüğünü bulmasını umuyor.
en-tr
Tom said I didn't look like my mother.
Tom anneme benzemediğimi söyledi.
en-tr
Tom often works late.
Tom çoğu zaman geç saatlere kadar çalışır.
en-tr
Tom said I didn't look like my father.
Tom babama benzemediğimi söyledi.
en-tr
Tom said I didn't look like a teacher.
Tom, öğretmene benzemediğimi söyledi.
en-tr
I don't want you to do that for Tom.
Bunun Tom için yapmanı istemiyorum.
en-tr
Tom isn't deaf, but Mary is.
Tom sağır değil, ama Mary sağır.
en-tr
Tom filled the bottle with water from the spring.
Tom şişeyi kaynaktan suyla doldurdu.
en-tr
Tom is leaving in a few minutes.
Tom birkaç dakika içinde ayrılıyor.
en-tr
Tom likes his school.
Tom okulundan memnun.
en-tr
I don't often come to Boston anymore.
Artık Boston'a çok gelmiyorum.
en-tr
I don't like the way the movie ended.
Filmin sonunu beğenmedim.
en-tr
I don't like our neighbors very much.
Komşularımızı pek sevmem.
en-tr
I don't like multiple choice quizzes.
Çoktan seçmeli sınavları sevmiyorum.
en-tr
I don't have what you're looking for.
Aradığın şey bende değil.
en-tr
I don't enjoy listening to the radio.
Radyo dinlemek hoşuma gitmiyor.
en-tr
Tom is very muscular.
Tom çok kaslı.
en-tr
I can't decide who I should vote for.
Kime oy vereceğime karar veremiyorum.
en-tr
Tom isn't as hungry as I am.
Tom benim kadar aç değil.
en-tr
I don't think Tom will be as busy today as he was yesterday.
Tom'un bugün dün olduğu kadar meşgul olacağını düşünmüyorum.
en-tr
Do you always carry a knife with you?
Her zaman yanında bir bıçak taşıyor musun?
en-tr
Did it rain while you were in Boston?
Sen Boston'dayken yağmur yağdı mı?
en-tr
Tom is a wealthy guy.
Tom varlıklı bir adam.
en-tr
Tom is wealthy and powerful.
Tom zengin ve güçlüdür.
en-tr
Tom is the best musician I know.
Tom tanıdığım en iyi müzisyen.
en-tr
Tom has hired a maid.
Tom bir hizmetçi tuttu.
en-tr
Tom is tidy, but Mary isn't.
Tom düzenli, ama Mary değil.
en-tr
Tom is returning from Boston tomorrow.
Tom yarın Boston'dan dönüyor.
en-tr
I'm living in Tom's house this year while he's in Australia.
O, Avustralya’dayken bu sene Tom’un evinde yaşıyorum.
en-tr
Tom got very puzzled.
Tom çok şaşırmıştı.
en-tr
Tom seems like he can't wait to get away from me.
Tom benden uzak durmak için sabırsızlanıyor gibi görünüyor.
en-tr
I'm sorry. I didn't mean to do that.
Üzgünüm, bunu yapmak istememiştim.
en-tr
I'm going to leave here before 2:30.
2.30 dan önce buradan ayrılacağım.
en-tr
Tom isn't as determined as I am.
Tom benim kadar kararlı değildi.
en-tr
I'm going to be here for three days.
Üç gün boyunca burada olacağım.
en-tr
I'm going to be all right, aren't I?
Ben iyi olacağım, değil mi?
en-tr
Tom got very grouchy.
Tom çok huysuzlaştı.
en-tr
I'm going to Boston for three weeks.
Üç haftalığına Boston'a gidiyorum.
en-tr
I'm expected to do that later today.
Bunu bugün daha sonra yapmam bekleniyor.
en-tr
Tom and Mary got married last summer, but not to each other.
Tom ve Mary geçen yaz evlendiler ama birbirleriyle değil.
en-tr
Tom is really handsome, too.
Том теж дуже вродливий.
en-uk
I'll never forget the day I met Tom.
Tom'la tanıştığım günü asla unutmayacağım.
en-tr
I'll tell Tom what needs to be done.
Ne yapılması gerektiğini Tom'a söyleyeceğim.
en-tr
I'll be in Boston until next Monday.
Pazartesiye kadar Boston'da olacağım.
en-tr
Tom got here on foot.
Tom buraya yürüyerek geldi.
en-tr
Tom has put on weight since last year.
Tom geçen seneden beri kilo aldı.
en-tr
Tom didn't seem to be as self-conscious as Mary seemed to be.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar içine kapanık görünmüyordu.
en-tr
Tom is on the football team.
Том у футбольній команді.
en-uk
Tom and I were the ones who had to do that.
Tom ve ben bunu yapmak zorunda kalan kişilerdik.
en-tr
I might be homeless by next October.
Önümüzdeki ekim ayında evsiz olabilirim.
en-tr
Tom went back into the burning house to get Mary.
Tom Mary'yi almak için yanan eve geri döndü.
en-tr
I have your name tattooed on my arm.
Adını koluma dövme yaptırdım.
en-tr
Tom and I were best friends in high school.
Tom ve ben lisede en iyi arkadaşlardık.
en-tr
I'm going to ask Tom if he can swim.
Tom'a yüzebilip yüzemediğini soracağım.
en-tr