english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
I'm going to do that, too. | Onu ben de yapacağım. | en-tr |
Could you please help Tom do that? | Lütfen Tom'un onu yapmasına yardım eder misin? | en-tr |
I'm going to do that soon. | Onu yakında yapacağım. | en-tr |
I'm going to deal with it. | Onunla ilgileneceğim. | en-tr |
The policeman handcuffed Tom's hands behind his back. | Polis Tom'un ellerini arkasından kelepçeledi. | en-tr |
I'm going to come get you. | Seni almaya geleceğim. | en-tr |
Tom didn't seem to be as relaxed as Mary. | Tom, Mary kadar rahat görünmüyordu. | en-tr |
I'm going to come by taxi. | Taksi ile geleceğim. | en-tr |
Didn't Tom ask you not to do that? | Tom onu yapmamanı istememiş miydi? | en-tr |
I'm going to be just fine. | Ben iyi olacağım. | en-tr |
Tom isn't OK, but Mary is. | Tom iyi değil ama Mary iyi. | en-tr |
I'm going to be home soon. | Yakında evde olacağım. | en-tr |
Tom didn't seem interested in doing that. | Tom onu yapmakla ilgili görünmüyordu. | en-tr |
Do Tom and I have to do that, too? | Tom ve ben de onu yapmak zorunda mıyız? | en-tr |
I'm going to be back soon. | Ben yakında döneceğim. | en-tr |
Tom is young and handsome. | Tom genç ve yakışıklıdır. | en-tr |
This is a picture of the ship that Tom and I were on. | Bu, Tom ve benim bindiğimiz geminin bir resmi. | en-tr |
I'm also going to do that. | Onu ben de yapacağım. | en-tr |
Tom didn't go to John and Mary's wedding. | Tom, John ve Mary'nin düğününe gitmedi. | en-tr |
I'll study French tonight. | Bu gece Fransızca çalışacağım. | en-tr |
I'll see you this evening. | Bu akşam görüşürüz. | en-tr |
Tom is working three jobs. | Tom üç tane işte çalışıyor. | en-tr |
Tom agreed to meet me in front of the school at 2:30. | Tom saat 2.30'da benimle okulun önünde buluşmayı kabul etti. | en-tr |
I'll help you after lunch. | Öğle yemeğinden sonra sana yardım edeceğim. | en-tr |
Tom came to Boston about three years ago. | Tom yaklaşık üç sene önce Boston'a geldi. | en-tr |
Do you really think Tom is hungry? | Ви й насправді думаєте, що Том голодний? | en-uk |
Tom is waiting at the bar. | Tom barda bekliyor. | en-tr |
I'll be there soon enough. | Çok geçmeden orada olacağım. | en-tr |
Tom already has enough money to buy a new motorcycle. | Tom'un zaten yeni bir motosiklet alacak kadar parası var. | en-tr |
Tom babysat Mary's children Monday night. | Tom pazartesi gecesi Mary'nin çocuklarına bakıcılık yaptı. | en-tr |
I'll be out all afternoon. | Bütün öğleden sonra dışarıda olacağım. | en-tr |
I advised Tom to accept the offer. | Tom'a teklifi kabul etmesini öğütledim. | en-tr |
I'll be here this evening. | Bu akşam burada olacağım. | en-tr |
I'll be back this evening. | Bu akşam dönmüş olurum. | en-tr |
Tom always drinks his coffee black and without sugar. | Tom kahvesini her zaman koyu ve şekersiz içer. | en-tr |
I'll be back around 2:30. | Я повернуся десь о 2:30. | en-uk |
Tom ate something that he shouldn't have. | Tom yememesi gereken bir şey yedi. | en-tr |
I wish you'd quit whining. | Keşke sızlanmayı bıraksaydın. | en-tr |
I advised Tom to consult a lawyer. | Tom'a bir avukata danışması tavsiyesinde bulundum. | en-tr |
Tom is up, but Mary isn't. | Tom hazır ama Mary değil. | en-tr |
I usually do that at home. | Onu genelde evde yapıyorum. | en-tr |
Tom always eats breakfast, but Mary hardly ever does. | Tom her zaman kahvaltı eder ama Mary neredeyse hiç etmez. | en-tr |
I think that's a bad idea. | Bence o kötü bir fikir. | en-tr |
Tom asked why he was required to do that. | Tom onu neden yapması gerektiğini sordu. | en-tr |
I sometimes do that alone. | Onu bazen yalnız yaparım. | en-tr |
I advised Tom to go to the police. | Tom'a polise gitmesini tavsiye ettim. | en-tr |
I plan to keep my promise. | Sözümü tutmayı tasarlıyorum. | en-tr |
I often do that by myself. | Onu genelde tek başıma yapıyorum. | en-tr |
Tom and I are the only ones who are going to do that. | Bunu yapacak kişiler Tom ve benim. | en-tr |
Tom asked me to tell Mary why I did that. | Tom onu neden yaptığımı Mary'ye söylememi istedi. | en-tr |
I advised Tom to keep his promise. | Tom'a sözünü tutmasını tavsiye ettim. | en-tr |
I have a teenage daughter. | Ergen bir kızım var. | en-tr |
Tom and I are the only ones who didn't pass the test. | Tom ve ben testi geçemeyen tek kişileriz. | en-tr |
I have a sister in Boston. | Boston'da bir kız kardeşim var. | en-tr |
Tom asked me to meet Mary at the station. | Tom istasyonda Mary'yi karşılamamı istedi. | en-tr |
I have a niece named Mary. | Mary adında bir yeğenim var. | en-tr |
I advised Tom to lose some weight. | Tom'a biraz kilo vermesini tavsiye ettim. | en-tr |
I have a meeting to go to. | Gidecek bir toplantım var. | en-tr |
Tom is the boss right now. | Tom şu anda patron. | en-tr |
Tom and I are the only ones who know how to fix this. | Tom ve ben onu tamir etmeyi bilen tek kişileriz. | en-tr |
I have a lot of free time. | Я маю багато вільного часу. | en-uk |
Tom asked me to meet Mary at the airport. | Tom havaalanında Mary'yi karşılamamı istedi. | en-tr |
I have a key to this room. | Bu oda için bir anahtarım var. | en-tr |
I advised Tom to talk to a lawyer. | Tom'a bir avukatla konuşmasını salık verdim. | en-tr |
I have a gold credit card. | Gold kredi kartım var. | en-tr |
I have a driver's license. | Bir sürücü belgem var. | en-tr |
Tom and I both know Mary wasn't the one who did that. | Tom ve ben ikimiz de onu yapan kişinin Mary olmadığını biliyoruz. | en-tr |
I have a bruise on my arm. | Kolumda bir çürük var. | en-tr |
Tom asked Mary if he could go home early. | Tom, Mary'ye eve erken gidip gidemeyeceğini sordu. | en-tr |
I have a big day tomorrow. | Yarın büyük bir günüm var. | en-tr |
I had my appendix removed. | Apandisitimi aldırdım. | en-tr |
Tom and I didn't do what we've been accused of doing. | Tom ve ben yapmakla suçlandığımız şeyi yapmadık. | en-tr |
I had breakfast by myself. | Ben tek başıma kahvaltı ettim. | en-tr |
I had an exceptional year. | Olağanüstü bir yıl geçirdim. | en-tr |
I agreed to meet Tom after school. | Okuldan sonra Tom'la buluşmayı kabul ettim. | en-tr |
I had a hot dog for lunch. | Öğle yemeği için bir sosisli sandviç yedim. | en-tr |
Tom is overly competitive. | Tom fazlasıyla rekabetçidir. | en-tr |
I had a good time camping. | Kamp yaparken iyi vakit geçirdim. | en-tr |
Tom and I weren't the ones who ate all the ice cream. | Bütün dondurmaları yiyen kişi Tom ve ben değildik. | en-tr |
I had a chance to do that. | Onu yapmak için bir şansım oldu. | en-tr |
Tom and his brothers are extremely close. | Tom ve erkek kardeşleri çok yakındır. | en-tr |
I got up at 6:30 as usual. | Her zamanki gibi saat 6.30'da kalktım. | en-tr |
I can't believe Tom's over thirty. | Tom'un otuz yaşın üzerinde olduğuna inanamıyorum. | en-tr |
I got up and began pacing. | Kalktım ve adımlamaya başladım. | en-tr |
Tom is on a business trip. | Tom bir iş gezisinde. | en-tr |
I got kicked off the team. | Takımdan atıldım. | en-tr |
Tom and Mary have finally moved into their new house. | Tom ve Mary nihayet yeni evlerine taşındılar. | en-tr |
Tom and his brother were extremely close. | Tom ve erkek kardeşi son derece yakınlardı. | en-tr |
I can't believe how stupid Tom is. | Tom'un ne kadar da aptal olduğuna inanamıyorum. | en-tr |
Tom is obviously offended. | Tom açıkça dargındır. | en-tr |
Tom and Mary talked about what they were going to do. | Tom ve Mary ne yapacaklarını konuştular. | en-tr |
I got a chance to do that. | Onu yapmak için bir şans elde ettim. | en-tr |
I felt utterly humiliated. | Kendimi tamamen aşağılanmış hissettim. | en-tr |
I felt dizzy and nauseous. | Baş dönmesi ve mide bulantısı hissettim. | en-tr |
Tom arrived in Australia three months after Mary did. | Tom, Mary'den üç ay sonra Avustralya'ya vardı. | en-tr |
I felt compelled to speak. | Kendimi konuşmaya zorlanmış hissettim. | en-tr |
I feel like getting drunk. | Canım sarhoş olmak istiyor. | en-tr |
I can't pronounce Tom's last name. | Tom'un soyadını telaffuz edemiyorum. | en-tr |
I feel it's my duty to go. | Gitmek benim görevimmiş gibi hissediyorum. | en-tr |
Tom is here in Boston now. | Tom şu anda burada Boston'da. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.