english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
I don't want your old job. | Senin eski işini istemiyorum. | en-tr |
Tom asked if Mary and I wanted to go skiing with him. | Tom, Mary ve benim onunla birlikte kayağa gitmek isteyip istemediğimizi sordu. | en-tr |
I don't want to move here. | Buraya taşınmak istemiyorum. | en-tr |
Tom and I should be the ones who do that. | Tom ve ben onu yapan kişiler olmamız gerekir. | en-tr |
I can't stand Tom and he knows it. | Tom'a dayanamıyorum ve o bunu biliyor. | en-tr |
I don't want to get a dog. | Köpek almak istemiyorum. | en-tr |
Tom is going back to jail. | Tom hapse geri gidiyor. | en-tr |
Tom chopped down the tree that was behind the garage. | Tom garajın arkasındaki ağacı kesti. | en-tr |
Tom and I haven't yet decided what to do. | Tom ve ben henüz ne yapacağımıza karar vermedik. | en-tr |
I don't want a girlfriend. | Bir kız arkadaş istemiyorum. | en-tr |
I can't tell what Tom is thinking. | Tom'un ne düşündüğünü söyleyemem. | en-tr |
I don't think you can win. | Senin kazanabileceğini sanmıyorum. | en-tr |
Tom is crazy about tennis. | Tom tenis için deli oluyor. | en-tr |
I don't speak much French. | Çok Fransızca konuşmuyorum | en-tr |
Tom didn't seem to be as active as Mary seemed to be. | Tom, Mary'nin göründüğü kadar aktif görünmüyordu. | en-tr |
Tom and I have no idea what we should do. | Tom ve benim ne yapmamız gerektiği hakkında hiçbir fikrimiz yok. | en-tr |
I didn't agree to let Tom do that. | Tom'un onu yapmasına izin vermeyi kabul etmedim. | en-tr |
I don't often wear makeup. | Ben makyaj yapmıyorum. | en-tr |
I don't need to leave yet. | Henüz gitmeme gerek yok. | en-tr |
I don't intend to give up. | Pes etmek niyetinde değilim. | en-tr |
I don't have to leave yet. | Henüz gitmek zorunda değilim. | en-tr |
Tom is a personal trainer. | Tom bir kişisel antrenördür. | en-tr |
Tom didn't seem to be as greedy as Mary seemed to be. | Tom, Mary'nin göründüğü kadar açgözlü görünmüyordu. | en-tr |
Tom and I aren't planning to go together. | Tom ve ben birlikte gitmeyi planlamıyoruz. | en-tr |
I don't eat between meals. | Öğünler arasında yemek yemem. | en-tr |
I didn't think Tom was doing that. | Tom'un onu yaptığını sanmıyordum. | en-tr |
I don't do that very much. | Onu pek fazla yapmıyorum. | en-tr |
Tom is a new student here. | Tom buradaki yeni bir öğrencidir. | en-tr |
Tom didn't seem to be as hungry as Mary seemed to be. | Tom, Mary'nin göründüğü kadar aç görünmüyordu. | en-tr |
I deserve a second chance. | Ben ikinci bir olanağı hak ediyorum. | en-tr |
Tom and I aren't good at speaking French. | Tom ve ben Fransızca konuşmakta iyi değiliz. | en-tr |
I couldn't have done that. | Onu yapamadım. | en-tr |
I didn't think Tom would be awake. | Tom'un uyanık olacağını düşünmedim. | en-tr |
I can't refuse to do that. | Onu yapmayı reddedemem. | en-tr |
Tom is a master craftsman. | Tom usta bir zanaatçıdır. | en-tr |
I can't live here anymore. | Artık burada yaşayamam. | en-tr |
Tom didn't seem to be as scared as Mary seemed to be. | Tom, Mary'nin korktuğu kadar korkmuş görünmüyordu. | en-tr |
Tom and I aren't going to sing that song. | Tom ve ben o şarkıyı söylemeyeceğiz. | en-tr |
I can't handle this alone. | Bunu tek başıma halledemem. | en-tr |
I didn't think Tom would be wrong. | Я не думав, що Том не матиме рації. | en-uk |
I can't go with you today. | Bugün seninle gidemem. | en-tr |
Tom is a limousine driver. | Tom bir limuzin şoförüdür. | en-tr |
Tom didn't seem to be as sleepy as Mary seemed to be. | Tom, Mary'nin göründüğü kadar uykulu görünmüyordu. | en-tr |
Tom and I are the only ones who survived. | Sadece Tom ve ben hayatta kalan kişileriz. | en-tr |
I didn't want Tom to get involved. | Tom'un karışmasını istemedim. | en-tr |
Tom is OK, but Mary isn't. | Tom iyidir ama Mary değil. | en-tr |
I almost got away with it. | O konuda neredeyse paçayı kurtarıyordum. | en-tr |
Tom didn't seem to be as stupid as Mary seemed to be. | Tom, Mary'nin göründüğü kadar aptal görünmüyordu. | en-tr |
I admit I was overwhelmed. | Çok bunaldığımı kabul ediyorum. | en-tr |
Tom and I are much stronger than you are. | Tom ve ben senden çok daha güçlüyüz. | en-tr |
How disappointed were you? | Ne kadar hayal kırıklığına uğradın? | en-tr |
Are you busy Monday night? | Pazartesi gecesi meşgul müsün? | en-tr |
Are these magazines yours? | Bu dergiler senin mi? | en-tr |
Tom died in the ambulance on the way to the hospital. | Tom hastaneye giderken ambulansta öldü. | en-tr |
You don't seem surprised. | Sen şaşırmış görünmüyorsun. | en-tr |
You don't look old to me. | Benim için yaşlı görünmüyorsun. | en-tr |
I don't drink as much as Tom does. | Tom kadar çok içki içmiyorum. | en-tr |
You don't look impressed. | Etkilenmiş görünmüyorsun. | en-tr |
Tom hopes to visit Boston. | Том сподівається побувати в Бостоні. | en-uk |
You don't look convinced. | İkna olmuş görünmüyorsun. | en-tr |
Tom doesn't practice the piano as much as he used to. | Tom eskisi kadar piyano çalışmıyor. | en-tr |
Will you help me do this? | Bunu yapmama yardım eder misin? | en-tr |
Tom always does what he feels like doing. | Tom her zaman canının istediği şeyi yapar. | en-tr |
What do you do on Monday? | Pazartesi ne yapıyorsun? | en-tr |
We talk about everything. | Her şey hakkında konuşuyoruz. | en-tr |
Tom hid in the stock room. | Tom depoya saklandı. | en-tr |
We had fun playing cards. | Kağıt oynayarak eğleniyorduk. | en-tr |
Tom doesn't seem to be as active as Mary seems to be. | Tom, Mary'nin göründüğü kadar aktif görünmüyor. | en-tr |
That's the way I want it. | Onu o biçimde istiyorum. | en-tr |
Let's stay until the end. | Sonuna kadar kalalım. | en-tr |
I've agreed to come back. | Geri gelmeyi kabul ettim. | en-tr |
Tom doesn't seem to be as afraid as Mary seems to be. | Tom, Mary'nin göründüğü kadar korkmuş görünmüyor. | en-tr |
The police officers put the cuffs on Tom. | Polisler, Tom'a kelepçe taktı. | en-tr |
I'm going to college now. | Şimdi üniversiteye gidiyorum. | en-tr |
I'm going to change that. | Ben onu değiştireceğim. | en-tr |
I'm going to beat you up. | Seni döveceğim. | en-tr |
Tom doesn't seem to be as bright as Mary seems to be. | Tom, Mary'nin göründüğü kadar parlak görünmüyor. | en-tr |
I'm able to do that, too. | Ben de onu yapabilirim. | en-tr |
I'll try again next week. | Önümüzdeki hafta tekrar deneyeceğim. | en-tr |
I'll stay here till 2:30. | Saat 2.30'a kadar burada kalacağım. | en-tr |
Tom has had a bad morning. | У Тома поганий ранок. | en-uk |
I'll stay here all month. | Bütün ay burada kalacağım. | en-tr |
Some people say that Tom and I are weird. | Bazı insanlar Tom'un ve benim garip olduğumuzu söyler. | en-tr |
I'll do that later today. | Onu bugün daha sonra yaparım. | en-tr |
I'll buy the cheaper one. | Daha ucuz olanı satın alacağım. | en-tr |
Tom doesn't seem to be as greedy as Mary seems to be. | Tom, Mary'nin göründüğü kadar açgözlü görünmez. | en-tr |
Please ask Tom if he's going out tonight. | Lütfen Tom'a bu gece dışarı çıkıp çıkmayacağını sor. | en-tr |
I'll be on duty tomorrow. | Yarın görevde olacağım. | en-tr |
Tom has been lying to you. | Tom sana yalan söylüyor. | en-tr |
I'll be here three weeks. | Üç hafta burada olacağım. | en-tr |
I don't think Tom is conservative. | Tom'un muhafazakar olduğunu sanmıyorum. | en-tr |
I'd be scared to do that. | Onu yapmak beni korkuturdu. | en-tr |
Tom has been eating a lot. | Tom çok yiyor. | en-tr |
I won't buy that for you. | Onu senin için satın almayacağım. | en-tr |
Tom doesn't seem to be as sleepy as Mary seems to be. | Tom, Mary'nin göründüğü kadar uykulu görünmüyor. | en-tr |
Next week, Tom and I are going to Boston. | Haftaya Tom ve ben Boston'a gidiyoruz. | en-tr |
I was the first one here. | Buradaki ilk kişi bendim. | en-tr |
Tom has altered his plans. | Tom planlarını değiştirdi. | en-tr |
I sometimes do that here. | Bazen onu burada yaparım. | en-tr |
Tom doesn't seem to be as stupid as Mary seems to be. | Tom, Mary'nin göründüğü kadar aptal görünmüyor. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.