english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
Sami's love for Layla was replaced by fear.
Sami'nin Leyla'ya olan sevgisinin yerini korku aldı.
en-tr
Sami would never lock his dog in a closet.
Sami köpeğini bir dolapta asla kilitlemezdi.
en-tr
Sami connected the dots.
Sami noktaları birleştirdi.
en-tr
Sami orchestrated Layla's death from jail.
Sami, Leyla'nın ölümünü hapishaneden planladı.
en-tr
Sami was sitting in an interrogation room.
Sami bir sorgu odasında oturuyordu.
en-tr
Sami probably assisted in the death of Layla Bakir.
Sami muhtemelen Leyla Bekir'in ölümüne yardım etti.
en-tr
Sami cut a deal with the prosecutor.
Sami, savcı ile anlaşmaya vardı.
en-tr
Sami's cheating fueled Layla's rage.
Sami'nin aldatması, Leyla'nın öfkesini körükledi.
en-tr
Sami was finishing up high school.
Sami liseyi bitiriyordu.
en-tr
Sami made really good grades.
Sami gerçekten başarılı oldu.
en-tr
Sami applied to law school.
Sami hukuk fakültesine başvurdu.
en-tr
Sami's girlfriend entered into a beauty pageant.
Sami'nin kız arkadaşı bir güzellik yarışmasına girdi.
en-tr
Sami buried himself in books.
Sami kendini kitaplara gömdü.
en-tr
Sami popped the big question and Layla said yes.
Sami büyük soruyu patlattı ve Leyla evet dedi.
en-tr
Sami proposed to Layla.
Sami, Leyla'ya teklif etti.
en-tr
Sami dedicated his life to becoming an attorney.
Sami hayatını bir avukat olmaya adadı.
en-tr
Sami dated the daugther of a millionaire.
Sami bir milyonerin kızıyla flört etti.
en-tr
Sami wasn't pleased.
Sami memnun değildi.
en-tr
Sami relied on Layla.
Sami, Leyla'ya güven duyuyordu.
en-tr
Sami hoped Layla would finally confess.
Sami, Leyla'nın sonunda itiraf edeceğini umuyordu.
en-tr
Sami brought Layla back.
Sami, Leyla'yı geri getirdi.
en-tr
Sami felt betrayed.
Sami kendini ihanete uğramış hissetti.
en-tr
Sami felt tricked.
Sami kandırıldığını hissetti.
en-tr
Sami considered himself very smart.
Sami kendini çok akıllı olarak görüyordu.
en-tr
Sami felt insulted.
Sami kendini hakarete uğramış hissetti.
en-tr
Sami didn't try to escape.
Sami kaçmayı denemedi.
en-tr
Sami and Layla both dove for the gun.
Sami ve Leyla'nın ikisi de silaha atladı.
en-tr
Sami and Layla were fighting for their lives.
Sami ve Leyla hayatları için savaşıyorlardı.
en-tr
Sami grabbed the weapon and started shooting at Layla.
Sami silahı kavradı ve Leyla'ya ateş etmeye başladı.
en-tr
Sami kidnapped Layla's daughter.
Sami, Leyla'nın kızını kaçırdı.
en-tr
Sami agreed to testify against Layla in order to lessen his sentence.
Sami, hapis cezasını azaltmak için Leyla'nın aleyhine ifade vermeyi kabul etti.
en-tr
Sami and Layla's relationship blossomed.
Sami ve Leyla'nın ilişkileri gelişti.
en-tr
Sami attended church with his fiancee.
Sami nişanlısı ile birlikte kiliseye katıldı.
en-tr
Sami named his little girl Layla.
Sami küçük kızına Leyla adını verdi.
en-tr
Sami began to worry.
Sami kaygılanmaya başladı.
en-tr
Sami assumed Layla was at work.
Sami, Leyla'nın işte olduğunu varsaydı.
en-tr
Sami sensed that something was very wrong.
Sami bir şeyin çok yanlış olduğunu sezdi.
en-tr
Sami checked along the highway, but there was no sign of Layla.
Sami karayolunu kontrol etti ama Leyla'dan hiç işaret yoktu.
en-tr
Sami can handle anything.
Sami her şeyi halledebilir.
en-tr
Sami's world has been thrown into chaos.
Sami'nin dünyası kaosa sürüklendi.
en-tr
Tom was late for his shift.
Mary vardiyası için geç kaldı.
en-tr
Mary was sitting at home in her pajamas.
Mary pijamalarıyla evde oturuyordu.
en-tr
Tom sent Mary a dozen roses on Valentine's Day.
Tom, Sevgililer Günü'nde Mary'ye bir düzine gül gönderdi.
en-tr
Tom's bird sang.
Tom'un kuşu öttü.
en-tr
Tom pretends that nothing bothers him.
Tom kendini hiçbir şeyden rahatsız değilmiş gibi göstermeye çalışıyor.
en-tr
Tom is an international student.
Tom uluslararası bir öğrencidir.
en-tr
It's a good idea to always reread email before sending it.
Göndermeden önce her zaman e-postayı tekrar okumanızın iyi bir fikirdir.
en-tr
I love this tune.
Bu melodiyi seviyorum.
en-tr
I don't think Tom is supposed to be here.
Tom'un burada olması gerektiği sanmıyorum.
en-tr
I don't think you're supposed to be here.
Burada olman gerektiğini sanmıyorum.
en-tr
Don't look at me. I didn't tell him.
Bana bakma. Ona ben anlatmadım.
en-tr
Don't look at me. I didn't tell her.
Bana bakma. Ona ben söylemedim.
en-tr
Loosen up, Tom. We're just having a little fun.
Gevşe Tom. Sadece biraz eğleniyoruz.
en-tr
Gas-powered cars are the Devil's vehicle.
Benzinli arabalar Şeytan'ın aracıdır.
en-tr
He's been getting better lately.
Son zamanlarda daha iyi oluyor.
en-tr
Tom took a bite out of the cookie.
Tom kurabiyeden bir ısırık aldı.
en-tr
Sami realized it wasn't easy to tame his hidden desires.
Sami, gizli arzularını terbiye etmenin kolay olmadığını fark etti.
en-tr
Sami fell in the bathroom and hit his head.
Sami banyoda düştü ve kafasını vurdu.
en-tr
Sami dreamed of a mansion of his own.
Sami kendi köşkünü hayal etti.
en-tr
Sami lived on a leafy avenue.
Sami yapraklarla kaplı bir bulvarda yaşıyordu.
en-tr
Sami took good care of his wife.
Sami karısına iyi baktı.
en-tr
Sami paid a lot of attention to his daughter.
Sami kendi kızına çok dikkat etti.
en-tr
Sami's first birthday is coming up.
Sami'nin ilk doğum günü yaklaşıyor.
en-tr
Sami and Layla celebrated their daughter's sixth birthday.
Sami ve Leyla, kızlarının altıncı doğum gününü kutladı.
en-tr
Sami was watching a hockey game.
Sami bir hokey maçı izliyordu.
en-tr
Sami heard a thump.
Sami bir gürültülü bir darbe sesi duydu.
en-tr
Tom usually walks home.
Tom genellikle eve yürür.
en-tr
Tom walks home with Mary almost every day.
Tom neredeyse her gün Mary ile eve yürür.
en-tr
Tom says he doesn't feel like playing tennis today.
Tom bugün canı tenis oynamak istemediğini söylüyor.
en-tr
I always wash my hands before eating.
Yemek yemeden önce ben her zaman ellerimi yıkarım.
en-tr
You should always wash your hands before eating.
Yemek yemeden önce ellerinizi her zaman yıkamalısınız.
en-tr
I always wash my hands before I eat.
Ben yemek yemeden önce her zaman ellerimi yıkarım.
en-tr
Tom washed his hands, but Mary didn't wash hers.
Tom ellerini yıkadı, ancak Mary yıkamadı.
en-tr
Tell Tom to wash his hands.
Tom'a ellerini yıkamasını söyle.
en-tr
There are a few questions remaining.
Birkaç soru kaldı.
en-tr
I think it's important that we finish doing this before Monday.
Sanırım bunu pazartesi gününden önce yapmayı bitirmemiz önemlidir.
en-tr
How many people were at your wedding?
Düğününde kaç kişi vardı?
en-tr
I'd like to work for a smaller company.
Daha küçük bir şirket için çalışmak istiyorum.
en-tr
Tom has never been outside of Australia.
Tom hiç Avustralya'nın dışına çıkmadı.
en-tr
My major is economics.
Benim branşım ekonomi bilimidir.
en-tr
Both Tom and Mary are freelance designers.
Hem Tom hem de Mary serbest tasarımcılardır.
en-tr
What kinds of weapons did the police find in Tom's house?
Polis Tom'un evinde ne tür silahlar buldu?
en-tr
Tom never seems to get nervous on stage.
Tom hiç sahnede sinirlenmiş gibi görünmüyor.
en-tr
Tom never seems to get mad at anyone.
Tom birine kızmış gibi görünmüyor hiç.
en-tr
Tom bought some new clothes.
Tom bazı yeni kıyafetler aldı.
en-tr
Tom and I always do that together.
Tom ve ben her zaman bunu birlikte yaparız.
en-tr
We can tell Tom tomorrow.
Tom’a yarın anlatabiliriz.
en-tr
I'll have time to help you later in the afternoon.
Öğleden sonra sana yardımcı olmak için zamanım olacak.
en-tr
I like to sit in the front row.
Ön sırada oturmak hoşuma gider.
en-tr
He's certainly attentive.
O kesinlikle dikkatli.
en-tr
The dog is well mannered.
Köpek iyi huylu.
en-tr
Does your dog really have a library card?
Köpeğinizin gerçekten bir kütüphane kartı var mı?
en-tr
The old man died while trying to digest a dozen large pancakes.
Yaşlı adam bir düzine büyük krep sindirmeye çalışırken öldü.
en-tr
Sami witnessed that as a young boy.
Sami, genç bir çocuk olarak buna tanık oldu.
en-tr
Sami's death was reported as an accident.
Sami'nin ölümü bir kaza olarak bildirildi.
en-tr
Sami's mother committed suicide and he was there when it happened.
Sami'nin annesi intihar etti ve olay olduğunda Sami oradaydı.
en-tr
Sami comes from a wealthy Jewish family.
Sami zengin bir Yahudi aileden geliyor.
en-tr
Sami's marriage turned sour.
Sami'nin evliliği bozuldu.
en-tr
Sami saw Layla with bruises on her body.
Sami, Leyla'yı vücudunda çürüklerle gördü.
en-tr
Sami heard the scream of Layla.
Sami, Leyla'nın çığlığını duydu.
en-tr