english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Sami has to get out of here. | Sami buradan çıkmak zorunda. | en-tr |
Sami was driving me crazy. | Sami beni deli ediyordu. | en-tr |
Sami was screaming and everyone could hear. | Sami çığlık atıyordu ve herkes duyabiliyordu. | en-tr |
Sami is preparing to leave. | Sami gitmeye hazırlanıyor. | en-tr |
Sami drove Layla to the station. | Sami, Leyla'yı araçla istasyona götürdü. | en-tr |
Sami was arrested and extradited to Egypt. | Sami tutuklandı ve Mısır'a iade edildi. | en-tr |
Sami found Layla inside his apartment, holding a gun. | Sami, Leyla'yı dairesinde bir silah tutarken buldu. | en-tr |
Sami made preparations to leave. | Sami ayrılmak için hazırlıklar yaptı. | en-tr |
Sami came to Egypt in the late sixties. | Sami altmışlı yılların sonlarında Mısır'a geldi. | en-tr |
Sami's father worked very hard. | Sami'nin babası çok sıkı çalışıyordu. | en-tr |
Sami was taking cocaine. | Sami kokain alıyordu. | en-tr |
Sami suffered a stroke. | Sami bir felç geçirdi. | en-tr |
Sami went to Canada, looking for opportunity. | Sami fırsat aramak için Kanada'ya gitti. | en-tr |
Sami saw Layla fleeing from the scene. | Sami, Leyla'yı suç mahallinden kaçarken gördü. | en-tr |
Sami received a telephone call from the police department. | Sami, polis departmanından bir telefon aldı. | en-tr |
Sami walked in the house. | Sami eve yürüdü. | en-tr |
Sami's wife was murdered. | Sami'nin karısı öldürüldü. | en-tr |
Sami told Layla about it. | Sami, Leyla'ya o konudan bahsetti. | en-tr |
Sami gave Layla directions. | Sami, Leyla'ya talimatlar verdi. | en-tr |
Sami knew what Layla had done. | Sami, Leyla'nın yapmış olduğu şeyi biliyordu. | en-tr |
Sami and Layla play golf at the same country club. | Sami ve Leyla aynı golf kulübünde golf oynuyorlar. | en-tr |
Sami studied federal law. | Sami federal yasa okudu. | en-tr |
Sami wants to scare Layla. | Sami, Leyla'yı korkutmak istiyor. | en-tr |
Sami decided to cooperate. | Sami işbirliği yapmaya karar verdi. | en-tr |
Sami finished his round of golf. | Sami golf raundunu bitirdi. | en-tr |
Sami manipulated Layla to do his dirty work. | Sami, Leyla'yı kirli işlerini yapması için yönlendirdi. | en-tr |
Sami never thought that he would be convicted. | Sami mahkum olacağını asla düşünmemişti. | en-tr |
Sami liked to believe that. | Sami ona inanmaktan hoşlanıyordu. | en-tr |
Sami broke into Layla's home. | Sami, Leyla'nın evine izinsiz olarak girdi. | en-tr |
Sami shot two bullets into the head of his wife, Layla. | Sami, karısı Leyla'yı başından iki mermi ile vurdu . | en-tr |
Sami begged Layla to return to Egypt. | Sami, Leyla'ya Mısır'a dönmesi için yalvardı. | en-tr |
Sami has ended his affair with Layla. | Sami, Leyla ile ilişkisine son verdi. | en-tr |
Sami was convicted of murder. | Sami cinayetten suçlu bulundu. | en-tr |
Sami was very remorseful and he told the truth. | Sami çok pişmandı ve gerçeği söyledi. | en-tr |
Sami took his own life in jail. | Sami hapiste kendi hayatına kıydı. | en-tr |
Sami was found guilty of murder. | Sami cinayetten suçlu bulundu. | en-tr |
Sami refused to accept the judgment of the court. | Sami mahkemenin kararını kabul etmeyi reddetti. | en-tr |
Sami launched a campaign to overturn his conviction. | Sami mahkumiyetini bozmak için bir kampanya başlattı. | en-tr |
Sami is due for parole in 2056. | Sami 2056'daki şartlı tahliyeye bağlı. | en-tr |
Sami thought money could solve any problem. | Sami paranın herhangi bir problemi çözebileceğini düşündü. | en-tr |
Sami dreamed of stardom. | Sami yıldızlığı hayal etti. | en-tr |
Sami played different roles in Layla's play. | Sami, Leyla'nın oyununda farklı roller oynadı. | en-tr |
Sami wanted more. | Sami daha çok istedi. | en-tr |
Sami landed a good job. | Sami iyi bir işe girdi. | en-tr |
Sami lived in an amazing apartment. | Sami muhteşem bir dairede yaşıyordu. | en-tr |
Sami ran an escort service. | Sami eskort servisi işletti. | en-tr |
Sami offered Layla a starring role in his movie. | Sami, Leyla'ya filminde başrol önerdi. | en-tr |
Sami spent the money as fast as possible. | Sami parayı olabildiğince hızla harcadı. | en-tr |
Sami met Layla at Farid's office. | Sami, Ferit'in ofisinde Leyla ile tanıştı. | en-tr |
Sami never talked to Layla again. | Sami, Leyla ile bir daha hiç konuşmadı. | en-tr |
Sami was raised by an Arabic teacher. | Sami bir Arapça öğretmeni tarafından yetiştirildi. | en-tr |
Sami was born out of wedlock in Egypt. | Sami evlilik dışı olarak Mısır'da doğdu. | en-tr |
Sami sent Layla money every month. | Sami her ay Leyla'ya para yolladı. | en-tr |
Sami and Layla are dating. | Sami ve Leyla çıkıyorlar. | en-tr |
Sami changed his phone number several times. | Sami telefon numarasını birkaç kez değiştirdi. | en-tr |
Sami wanted to get away from everyone. | Sami herkesten uzaklaşmak istiyordu. | en-tr |
Sami offered Layla a place to stay. | Sami, Leyla'ya kalacak bir yer önerdi. | en-tr |
Sami was interested in writing a book about Layla's story. | Sami, Leyla'nın hikayesi hakkında bir kitap yazmakla ilgileniyordu. | en-tr |
Sami said he wanted to write a book about Layla. | Sami, Leyla hakkında bir kitap yazmak istediğini söyledi. | en-tr |
Sami became a Christian. | Sami bir Hıristiyan oldu. | en-tr |
Sami didn't need Layla's money. | Sami, Leyla'nın parasına ihtiyaç duymuyordu. | en-tr |
Sami spent so much time at Layla's apartment. | Sami, Leyla'nın dairesinde çok fazla zaman geçirdi. | en-tr |
Sami is gonna fix that. | Sami onu düzeltecek. | en-tr |
Sami sold his house and joined Layla in her smaller house. | Sami evini sattı ve onun küçük evinde Leyla'ya katıldı. | en-tr |
Sami started to change. | Sami değişmeye başladı. | en-tr |
Sami's home was transferred to Layla's company. | Sami'nin evi Leyla'nın şirketine transfer edildi. | en-tr |
Sami began to renovate the house. | Sami evi yenilemeye başladı. | en-tr |
Sami signed everything away and took off. | Sami her şeyden feragat etti ve ayrıldı. | en-tr |
Sami is keeping everyone in the dark. | Sami herkesi karanlıkta tutuyor. | en-tr |
Sami texted Layla back. | Sami, Leyla'ya geri mesaj attı. | en-tr |
Sami started to get worried. | Sami kaygılanmaya başladı. | en-tr |
Sami contacted the police and reported that Layla was missing. | Sami polisle temasa geçti ve Leyla'nın kayıp olduğunu bildirdi. | en-tr |
Sami delivered a card to Layla's mother. | Sami, Leyla'nın annesine bir kart teslim etti. | en-tr |
Sami doesn't want to pay child support. | Sami çocuk nafakasını ödemek istemiyor. | en-tr |
Sami was asking Layla for money all the time. | Sami her zaman Leyla'dan para istiyordu. | en-tr |
Sami missed his home. | Sami evini özlüyordu. | en-tr |
Sami is helping the cops. | Sami polislere yardım ediyor. | en-tr |
Sami took the blame for Layla's disappearance. | Sami, Leyla'nın kaybolması konusunda suçu üstlendi. | en-tr |
Sami's body was buried on Layla's property. | Sami'nin cesedi Leyla'nın arazisine gömüldü. | en-tr |
Sami dug Layla's body up. | Sami, Leyla'nın cesedini çıkardı. | en-tr |
Sami bought the gun in Cairo. | Sami silahı Kahire'de satın aldı. | en-tr |
Sami was messing up everything. | Sami her şeyi bozuyordu. | en-tr |
I'm not sure Tom can do that again. | Tom'un onu bir daha yapabileceğinden emin değilim. | en-tr |
I'm not sure Tom can do that. | Tom'un onu yapabileceğinden emin değilim. | en-tr |
I'm not sure that Tom can do that. | Ben Tom'un onu yapabileceğinden emin değilim. | en-tr |
I'm not yet strong enough to do that. | Henüz onu yapacak kadar güçlü değilim. | en-tr |
I'm not sure anybody can help. | Birisinin yardım edebileceğinden emin değilim. | en-tr |
I'm not sure that anybody can help. | Kimsenin yardım edebileceğinden emin değilim. | en-tr |
I'm not sure Tom has to do that again. | Tom'un onu yine yapmak zorunda olduğundan emin değilim. | en-tr |
I'm not sure anybody would buy one of these. | Birisinin bunlardan birini satın alacağından emin değilim. | en-tr |
I'm not sure that anybody would buy one of these. | Kimsenin bunlardan birini satın alacağından emin değilim. | en-tr |
I'm not sure Tom has to do that. | Ben Tom'un onu yapmak zorunda olduğundan emin değilim. | en-tr |
I'm not sure that Tom has to do that. | Tom'un onu yapmak zorunda olduğundan emin değilim. | en-tr |
I'm not sure anybody would do that. | Birinin onu yapacağından emin değilim. | en-tr |
I'm not sure that anybody would do that. | Kimsenin onu yapacağından emin değilim. | en-tr |
I'm not sure that Tom is doing that now. | Tom'un şimdi onu yapıyor olduğundan emin değilim. | en-tr |
I'm not sure anybody would want to do that. | Birinin onu yapmak isteyeceğinden emin değilim. | en-tr |
I'm not sure that anybody would want to do that. | Birisinin onu yapmak isteyeceğinden emin değilim. | en-tr |
I'm not sure that anyone would be willing to help me. | Birinin bana yardımcı olmaya gönüllü olacağından emin değilim. | en-tr |
I'm not sure Tom is going to be willing to talk to me. | Tom'un benimle konuşmak için gönüllü olacağından emin değilim. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.