english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
Sami injured his arm.
Sami kolunu yaraladı.
en-tr
Sami didn't judge Layla because of the way she looked.
Sami, görünüşüyle ​​ilgili olarak Leyla'yı yargılamadı.
en-tr
Sami gladly accepted.
Sami memnuniyetle kabul etti.
en-tr
Sami studied law at the University of Cairo.
Sami, Kahire Üniversitesinde hukuk okudu.
en-tr
Sami put his office up for rent.
Sami ofisini kiraya verdi.
en-tr
Sami started acting strange.
Sami tuhaf davranmaya başladı.
en-tr
Sami was very aware of that.
Sami ondan haberdardı.
en-tr
Sami walked into the office.
Sami ofise girdi.
en-tr
Sami ran into Layla outside the office.
Sami, ofisin dışında Leyla'ya rastladı.
en-tr
Sami is lying.
Sami yalan söylüyor.
en-tr
Sami disconnected all the cables.
Sami tüm kabloları çıkardı.
en-tr
Sami angrily denied he was in Layla's apartment that night.
Sami o gece Leyla'nın dairesinde olduğunu kızgın bir şekilde yalanladı.
en-tr
Sami set up the tables and chairs.
Sami masaları ve sandalyeleri hazırladı.
en-tr
Sami was pulled aside by a policeman.
Sami bir polis tarafından kenara çekildi.
en-tr
Sami was surprised Layla didn't hear anything.
Sami, Leyla'nın hiçbir şey duymadığına şaşırdı.
en-tr
Sami discovered Layla's body in her home.
Sami, Leyla'nın cesedini onun evinde buldu.
en-tr
Sami didn't show up that night.
Sami o gece ortaya çıkmadı.
en-tr
Sami isn't answering his cellphone.
Sami cep telefonuna cevap vermiyor.
en-tr
Sami was located in Cairo.
Sami, Kahire’de bulunuyordu.
en-tr
Sami tried to call that number back but it didn't work.
Sami o numarayı geri aramaya çalıştı ama işe yaramadı.
en-tr
Sami is being released on Saturday.
Sami cumartesi serbest bırakılıyor.
en-tr
Sami didn't notice anything unsual about Layla that night.
Sami o gece Leyla hakkında sıradışı bir şey fark etmedi.
en-tr
Sami headed back to Cairo to work.
Sami çalışmak için Kahire'ye doğru yola çıktı.
en-tr
Sami was addicted to gambling.
Sami kumar bağımlısıydı.
en-tr
Sami's story fit Layla's account.
Sami'nin hikayesi Leyla'nın açıklamasına uyuyor.
en-tr
Sami didn't mention Layla.
Sami, Leyla'dan bahsetmedi.
en-tr
Sami hit Layla with a lamp.
Sami, Leyla'ya bir lambayla vurdu.
en-tr
Sami wasn't supposed to kill anybody.
Sami'nin kimseyi öldürmemesi gerekiyordu.
en-tr
Sami fled into a bedroom.
Sami bir yatak odasına kaçtı.
en-tr
Sami didn't intend to kill Layla.
Sami, Leyla'yı öldürmeyi amaçlamadı.
en-tr
Sami's story wasn't corroborated by the witnesses.
Sami'nin hikayesi tanıklar tarafından desteklenmedi.
en-tr
Sami and Layla started hugging.
Sami ve Leyla sarılmaya başladılar.
en-tr
Sami found out Layla was the murderer.
Sami, Leyla'nın katil olduğunu ortaya çıkardı.
en-tr
Sami gave Layla work and fed her.
Sami, Leyla'ya iş verdi ve onu doyurdu.
en-tr
Sami stabbed Layla six times.
Sami, Leyla'yı altı kez bıçakladı.
en-tr
Sami tried to kill himself.
Sami kendini öldürmeye çalıştı.
en-tr
Sami has already made his mind.
Sami zaten kararını verdi.
en-tr
Sami asked Layla to reconsider.
Sami, Leyla'dan tekrar düşünmesini istedi.
en-tr
Sami and Layla established a friendship right away.
Sami ve Leyla hemen bir dostluk kurdular.
en-tr
Sami acted like he was old.
Sami yaşlıymış gibi davrandı.
en-tr
Sami and Layla got along good.
Sami ve Leyla iyi anlaştılar.
en-tr
Sami decided to move to another apartment.
Sami başka bir daireye taşınmaya karar verdi.
en-tr
Sami was trying to please Layla.
Sami, Leyla'yı memnun etmeye çalışıyordu.
en-tr
Sami was taking advantage of his mother.
Sami annesinden faydalanıyordu.
en-tr
Sami met Farid while he was in jail.
Sami, Ferit'le hapisteyken tanıştı.
en-tr
Sami started visiting Layla in jail.
Sami, Leyla'yı hapiste ziyaret etmeye başladı.
en-tr
Sami's prison term ended.
Sami'nin hapis süresi sona erdi.
en-tr
Sami walked out of the bedroom.
Sami yürüyerek yatak odasından çıktı.
en-tr
Sami fell to the ground and cut his hand.
Sami yere düştü ve elini kesti.
en-tr
Sami brought Layla something to drink.
Sami, Leyla'ya içecek bir şey getirdi.
en-tr
Sami was not permitted to visit his mother.
Sami'ye annesini ziyaret etmesi için izin verilmedi.
en-tr
Think about this for a moment.
Bunun hakkında bir an düşün.
en-tr
Tom has a hectic schedule.
Tom'un yoğun bir programı var.
en-tr
Mary has a hectic schedule.
Mary'nin yoğun bir programı var.
en-tr
You're talking about me, aren't you?
Benim hakkımda konuşuyorsun, değil mi?
en-tr
Why don't you just ask him yourself?
Neden ona yalnızca kendin sormuyorsun?
en-tr
I'm not sure Tom should do that again.
Tom'un onu bir daha yapması gerektiğinden emin değilim.
en-tr
I'm not sure that I can do that again.
Onu bir daha yapabileceğimden emin değilim.
en-tr
I'm not sure Tom will agree to that.
Tom'un ona razı olacağından emin değilim.
en-tr
I'm not sure that Tom will agree to that.
Tom'un onu kabul edeceğinden emin değilim.
en-tr
I'm not sure that Tom will be able do that.
Tom'un onu yapabileceğinden emin değilim.
en-tr
I'm not sure Tom would let anybody help him.
Tom'un birinin ona yardım etmesine izin vereceğinden emin değilim.
en-tr
I'm not sure that Tom would let anybody help him.
Tom'un birisinin ona yardım etmesine izin vereceğinden emin değilim.
en-tr
I'm not sure that Tom would let anybody help Mary.
Tom'un birisinin Mary'ye yardım etmesine izin vereceğinden emin değilim.
en-tr
I'm the only one that needs to do that.
Ben onu yapması gereken tek kişiyim.
en-tr
I'm the one responsible for doing that.
Bunu yaptığı için sorumlu olan kişi benim.
en-tr
I'm still reluctant to do that for you.
Senin için onu yapmakta hala isteksizim.
en-tr
I'm probably going to do that tomorrow.
Muhtemelen onu yarın yapacağım.
en-tr
I watched him from afar.
Onu uzaktan izledim.
en-tr
Tom is in his twenties.
Tom yirmili yaşlarında.
en-tr
You're a waste of space.
Sen bir yer israfısın.
en-tr
She's not my girlfriend. She's just my friend.
O benim kız arkadaşım değil. O sadece arkadaşım.
en-tr
What's the best way to get to the City Hall?
Belediyeye gitmenin en iyi yolu nedir?
en-tr
You already know about what Tom did, don't you?
Tom'un yaptıklarını zaten biliyorsun, değil mi?
en-tr
All you have to do is give this to Tom.
Tek yapman gereken bunu Tom'a vermek.
en-tr
The building was completed nine months after breaking ground.
Bina temel atıldıktan dokuz ay sonra tamamlandı.
en-tr
Concrete hardens after it's poured.
Döküldükten sonra beton sertleşir.
en-tr
Tom walked right into the glass window.
Tom cam pencereye doğru yürüdü.
en-tr
Tom's identity was stolen.
Tom'un kimliği çalındı.
en-tr
Queen Elizabeth had a long and prosperous reign.
Kraliçe Elizabeth'in uzun ve başarılı bir hükümdarlığı vardı.
en-tr
Tom is a theologian.
Tom bir ilahiyatçıdır.
en-tr
Tom dressed casually.
Tom sıradan giyinmişti.
en-tr
They've been going out together for six months now.
Altı aydır birlikte çıkıyorlar.
en-tr
Tom looked incredibly sexy.
Tom inanılmaz seksi görünüyordu.
en-tr
There's never a dull moment with you.
Seninle asla sıkıcı bir an yoktur.
en-tr
He's been checking you out all day.
O bütün gündür seni kontrol ediyor.
en-tr
Europa is thought to have subsurface liquid water.
Europa'nın yüzey altında sıvı suya sahip olduğu düşünülmektedir.
en-tr
Tom couldn't believe that Mary was still hungry.
Tom, Mary'nin hala aç olduğuna inanamıyordu.
en-tr
Mary was wearing short shorts.
Mary kısa şortlar giyiyordu.
en-tr
Meteotsunamis are large waves caused by storms.
Meteotsunamiler fırtınaların neden olduğu büyük dalgalardır.
en-tr
Tom is wearing a ridiculous hat.
Tom gülünç bir şapka takıyor.
en-tr
Who gave you those flowers?
Sana o çiçekleri kim verdi?
en-tr
Who did you get those flowers from?
Bu çiçekleri kimden aldın?
en-tr
Who gave those flowers to you?
Bu çiçekleri sana kim verdi?
en-tr
Sami cut Layla's head off.
Sami, Leyla'nın kafasını kesti.
en-tr
Tom canceled our date last night.
Tom dün geceki randevumuzu iptal etti.
en-tr
Sami was a devil in disguise.
Sami kılık değiştirmiş bir şeytandı.
en-tr
I feel bloated after eating a plate of Pad Thai.
Bir tabak Pad Thai yedikten sonra kendimi şişmiş hissediyorum.
en-tr
Sami spent more and more time apart from his wife.
Sami karısından ayrı olarak, gittikçe daha fazla zaman geçirdi.
en-tr
Sami took his children to a lake house in Ontario.
Sami çocuklarını Ontario'daki bir göl evine götürdü.
en-tr