english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
I wonder if that woman over there is married.
Oradaki o kadının evli olup olmadığını merak ediyorum.
en-tr
I can't get this door unlocked.
Bu kapının kilidini açamıyorum.
en-tr
Could you help me get this door open?
Bu kapıyı açmama yardım eder misiniz?
en-tr
I'm glad you enjoyed the party.
Partide keyif aldığına sevindim.
en-tr
Do you think Tom enjoyed the party?
Sence Tom partiden keyif aldı mı?
en-tr
When was the last time you went to a party?
En son ne zaman bir partiye gittiniz?
en-tr
Nobody seems to know where Tom was born.
Hiç kimse Tom'un nerede doğduğunu bilecek gibi görünmüyor.
en-tr
We'd better pitch the tent before it starts raining.
Yağmur yağmaya başlamadan önce çadırı kursak iyi olur.
en-tr
Nobody seems to know where Tom has gone.
Hiç kimse Tom'un nereye gittiğini bilecek gibi görünmüyor.
en-tr
Nobody seems to know where Tom lives.
Ніхто, здається, не знає, де живе Том.
en-uk
Nobody seems to know why Tom isn't here.
Kimse Tom'un neden burada olmadığını bilecek gibi görünmüyor.
en-tr
I felt safe as soon as I got home.
Eve varınca kendimi güvende hissettim.
en-tr
The first time I met Tom, he was only thirteen years old.
Tom'la ilk tanıştığımda, o sadece on üç yaşındaydı.
en-tr
Tom fell asleep as soon as the lights went out.
Tom ışıklar söner sönmez uykuya daldı.
en-tr
I bought this jacket for thirty dollars.
Bu ceketi otuz dolara satın aldım.
en-tr
Do you think you can finish doing that by Monday?
Sence pazartesi gününe kadar onu yapmayı bitirebilir misin?
en-tr
Do you know that girl over there with pigtails?
Oradaki saçı iki örgülü kızı tanıyor musun?
en-tr
If I'd known that was going to happen, I would've gone home earlier.
Eğer bunun olacağını bilseydim, eve daha erken giderdim.
en-tr
If I'd known Tom was going to be here, I wouldn't have come.
Eğer Tom'un burada olacağını bilseydim, gelmezdim.
en-tr
Chuck's Diner is closed on Mondays.
Chuck's Diner pazartesi günleri kapalıdır.
en-tr
I wondered what I should do.
Ne yapmam gerektiğini merak ettim.
en-tr
Tom asked me when I was going to leave.
Tom bana ne zaman gideceğimi sordu.
en-tr
Tom asked me when I was going to do that.
Tom bana bunu ne zaman yapacağımı sordu.
en-tr
Tom asked me if I was going to help Mary do that.
Tom bana Mary'nin bunu yapmasına yardım edip etmeyeceğimi sordu.
en-tr
I don't watch TV as much as I used to.
Eskiden izlediğim kadar çok TV izlemiyorum.
en-tr
I used to watch TV at least three hours every day.
Her gün en az üç saat TV izlerdim.
en-tr
Sami helped Layla to take her boots off.
Sami, Leyla'nın botlarını çıkarmasına yardım etti.
en-tr
Sami and his neighbors rallied to support Layla.
Sami ve komşuları, Leyla'yı desteklemek için yürüyüş yaptılar.
en-tr
Sami and his neighbors raised money to support Layla.
Sami ve komşuları Leyla'nın geçimini sağlamak için para topladılar.
en-tr
Sami's family supported Layla.
Sami'nin ailesi Leyla'yı destekledi.
en-tr
Sami left his wife and move in with Layla.
Sami karısını terk etti ve Leyla ile birlikte eve taşındı.
en-tr
Sami was jailed for his part in one of the biggest robberies in Egypt.
Sami, Mısır'daki en büyük soygunlardan birindeki rolü nedeniyle hapse atıldı.
en-tr
Sami's girlfriend promised that when he went to jail, she would wait for him.
Sami'nin kız arkadaşı, o hapse girdiğinde onu bekleyeceğine söz verdi.
en-tr
Sami arranged for someone to look after his children while he was in jail.
Sami o hapisteyken çocuklarına bakması için birini ayarladı.
en-tr
Sami wanted to prove how tough he was.
Sami ne kadar sert olduğunu kanıtlamak istedi.
en-tr
Sami fell ill.
Sami hasta düştü.
en-tr
Sami was worried someone was trying to harm his family.
Sami birisinin ailesine zarar vermeye çalıştığından endişe ediyordu.
en-tr
Sami's criminal career was cut short.
Sami'nin suç kariyeri kısa kesildi.
en-tr
Sami opened the trunk.
Sami bagajı açtı.
en-tr
Sami was frightened, too.
Sami de korkmuştu.
en-tr
Sami has been stealing his girlfriend's money.
Sami kız arkadaşının parasını çalıyor.
en-tr
Sami discovered all his money was gone.
Sami bütün parasının gittiğini keşfetti.
en-tr
Sami checked upstairs.
Sami üst katı kontrol etti.
en-tr
Sami made Layla's heart beat faster.
Sami, Leyla'nın kalbini daha hızlı attırdı.
en-tr
Sami owned a very beautiful house in Egypt.
Sami, Mısır'da çok güzel bir eve sahipti.
en-tr
Sami grew up in a safe city.
Sami güvenli bir kentte büyüdü.
en-tr
Sami cooked Layla a dinner.
Sami, Leyla'yı bir akşam yemeği pişirdi.
en-tr
Sami served Layla a delicious dinner.
Sami, Leyla'ya lezzetli bir akşam yemeği servis etti.
en-tr
Sami spent quality time with Layla.
Sami, Leyla ile kaliteli zaman geçirdi.
en-tr
Sami was willing to do that.
Sami onu yapmak için hevesliydi.
en-tr
Sami sent Layla many text messages.
Sami, Leyla'ya birçok mesaj gönderdi.
en-tr
Sami was celebrating his birthday.
Sami doğum gününü kutluyordu.
en-tr
Sami tried calling Layla again.
Sami, Leyla'yı tekrar aramayı denedi.
en-tr
Sami dealt used car.
Sami kullanılmış araba işi yapıyordu.
en-tr
Sami can do this on his own.
Sami onu kendi başına yapabilir.
en-tr
Sami was buying and selling used cars.
Sami kullanılmış araba alıp satıyordu.
en-tr
Sami never expressed any remorse for what he did to Layla.
Sami, Leyla'ya yaptıklarından dolayı hiçbir pişmanlık ifade etmedi.
en-tr
Sami married Layla in prison.
Самі одружився з Лейлою у в'язниці.
en-uk
Sami stopped harassing Layla.
Sami, Leyla'yı rahatsız etmeyi bıraktı.
en-tr
Sami finished serving his sentence.
Sami hapis cezasını yatmayı bitirdi.
en-tr
Sami stayed in his motorhome.
Sami karavanında kaldı.
en-tr
Sami was arrested soon after.
Sami kısa süre sonra tutuklandı.
en-tr
Sami wrote Layla a check.
Sami, Leyla'ya bir çek yazdı.
en-tr
Sami found himself drawn to Layla's charm.
Sami kendini Leyla'nın cazibesine çekilmiş buldu.
en-tr
Sami's smile masks a tragic past.
Sami'nin gülümsemesi trajik bir geçmişi maskeliyor.
en-tr
Sami started investing in real estate.
Sami gayrimenkul yatırımlarına başladı.
en-tr
Sami didn't respond for days.
Sami günlerce cevap vermedi.
en-tr
Sami and Layla divorced after the death of their child.
Sami ve Leyla çocuklarının ölümünden sonra boşandılar.
en-tr
Sami wanted to make a new start.
Sami yeni bir başlangıç ​​yapmak istiyordu.
en-tr
Sami and Layla rented a house in Cairo after getting married.
Sami ve Leyla evlendikten sonra Kahire'de bir ev kiraladılar.
en-tr
Sami has just turned sixty.
Sami altmış yaşına yeni girdi.
en-tr
Sami narrowly escaped disaster.
Sami, felaketi kılpayı atlattı.
en-tr
Sami is not letting Layla go back there again.
Sami, Leyla'nın tekrar oraya geri gitmesine izin vermiyor.
en-tr
Sami is handcuffed.
Sami kelepçeli.
en-tr
The castle's walls are very thick.
Kalenin duvarları çok kalın.
en-tr
Mary lives in a medieval town.
Mary bir Orta Çağ evinde yaşıyor.
en-tr
The king lives inside a large castle.
Kral büyük bir kalenin içinde yaşıyor.
en-tr
Tom's self-esteem suffered a severe blow.
Tom'un benlik saygısı ciddi bir darbe aldı.
en-tr
That way, we'll be able to spend more time together.
O şekilde birlikte daha fazla zaman geçirebiliriz.
en-tr
She exploded at him.
Ona patladı.
en-tr
Surely you can't be serious.
Elbette ciddi olamazsın.
en-tr
I don't like to borrow money from anyone.
Herhangi birinden ödünç para almaktan hoşlanmıyorum.
en-tr
I don't like to borrow money from anybody.
Herhangi birinden ödünç para almaktan hoşlanmıyorum.
en-tr
I wouldn't lend Tom money if I were you.
Yerinde olsam Tom'a para vermem.
en-tr
Tom often complains about the cold.
Tom sık sık soğuktan şikayet etmektedir.
en-tr
Tom is planning to buy a computer.
Tom bir bilgisayar satın almayı düşünüyor.
en-tr
Tom is planning on buying a computer.
Tom bir bilgisayarı almayı düşünüyor.
en-tr
Tom bought a computer.
Tom bir bilgisayar aldı.
en-tr
Tom says he's thinking about buying a new computer.
Tom, yeni bir bilgisayar satın almayı düşündüğünü söylüyor.
en-tr
Sami was shot in the face.
Sami yüzünden vuruldu.
en-tr
Sami has been working late at home.
Sami evde geç saatlerde çalışıyor.
en-tr
Sami and Layla were having an intimate relationship.
Sami ve Leyla yakın bir ilişki yaşıyorlardı.
en-tr
Sami will never speak of this again.
Sami bundan bir daha asla bahsetmeyecek.
en-tr
Sami didn't want to know details about that.
Sami onunla ilgili ayrıntıları bilmek istemedi.
en-tr
Sami found that very hard to believe.
Sami onu inanılması çok zor buldu.
en-tr
Sami ignored that.
Sami onu görmezden geldi.
en-tr
Sami said that stories like that only happened in Hollywood.
Sami o gibi hikayelerin sadece Hollywood'da olduğunu söyledi.
en-tr
Sami called Layla a liar.
Sami, Leyla'ya yalancı dedi.
en-tr
Sami and Layla were seeing a counselor.
Sami ve Leyla bir danışmanı ziyaret ediyorlardı.
en-tr
Sami would do anything to stop that divorce.
Sami o boşanmayı durdurmak için her şeyi yapardı.
en-tr