english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Sami loved this show. | Sami bu gösteriyi sevdi. | en-tr |
Sami was babysitting Layla's daughter. | Sami, Leyla'nın kızına bakıcılık yapıyordu. | en-tr |
Sami could not get hold of Layla. | Sami, Leyla'yla bağlantı kuramadı. | en-tr |
Sami attempted to contact Layla many times. | Sami birçok kez Leyla ile iletişime geçmeye çalıştı. | en-tr |
Sami was unable to contact Layla. | Sami, Leyla ile bağlantı kuramadı. | en-tr |
Sami isn't taking any visitors. | Sami hiç ziyaretçi almıyor. | en-tr |
Sami let Layla in. | Sami, Leyla'ya içeri girmesi için izin verdi. | en-tr |
Sami was forced to pick a side. | Sami bir taraf seçmeye zorlandı. | en-tr |
Sami didn't want anyone yelling in his house. | Sami evinde kimseye bağırmak istemedi. | en-tr |
Sami and Layla didn't get along. | Sami ve Leyla anlaşamadılar. | en-tr |
Sami didn't know what was happening. | Sami neler olup bittiğini bilmiyordu. | en-tr |
Sami's daughter is very concerned. | Sami'nin kızı çok kaygılıdır. | en-tr |
When Tom met Mary at the station, he asked her how her vacation had been. | Tom istasyonda Mary ile karşılaştığında, ona tatilinin nasıl olduğunu sordu. | en-tr |
Sami wanted to make sure Layla was OK. | Sami, Leyla'nın iyi olduğundan emin olmak istedi. | en-tr |
Sami knew there was something going on. | Sami bir şeyler olduğunu biliyordu. | en-tr |
Sami always wanted to be around his grandchildren. | Sami her zaman torunlarının etrafında olmak istemişti. | en-tr |
Sami told people he didn't want to be around Layla anymore. | Sami, insanlara artık Leyla'nın çevresinde olmak istemediğini söyledi. | en-tr |
Sami claimed that Layla had tried to break into his house. | Sami, Leyla'nın onun evine girmeye çalıştığını iddia etti. | en-tr |
Sami wants to take matters into his own hands. | Sami meseleyi kendi ellerine almak istiyor. | en-tr |
Sami was trying to control Layla. | Sami, Leyla'yı kontrol etmeye çalışıyordu. | en-tr |
Sami wanted to separate Layla from her family. | Sami, Leyla'yı ailesinden ayırmak istedi. | en-tr |
Sami's visit only enflamed the conflict between Layla and her husband. | Sami'nin ziyareti sadece Leyla ve kocası arasındaki çatışmayı alevlendirdi. | en-tr |
Sami wants to be with Layla. | Sami, Leyla ile olmak istiyor. | en-tr |
Sami has just left. | Sami az önce ayrıldı. | en-tr |
Sami packed up his things. | Sami eşyalarını topladı. | en-tr |
Sami headed West. | Sami batıya yöneldi. | en-tr |
Sami called Layla several times. | Sami, Leyla'yı birkaç kez aradı. | en-tr |
Sami was traumatized. | Sami travma geçirdi. | en-tr |
Sami left Egypt for Canada. | Sami, Kanada'ya gitmek için Mısır'ı terk etti. | en-tr |
Sami didn't press charges. | Sami suçlamada bulunmadı. | en-tr |
Sami knew he was in a tight spot. | Sami zor durumda olduğunu biliyordu. | en-tr |
Sami was injured quite badly in Iraq. | Sami Irak'ta çok kötü yaralandı. | en-tr |
Sami has paid a stiff price for his service. | Sami hizmeti için yüksek bir fiyat ödedi. | en-tr |
Sami suffered from many failed relationships. | Sami pek çok başarısız ilişkiden sıkıntı yaşadı. | en-tr |
Sami thought Layla might be able to help him. | Sami, Leyla'nın ona yardım edebileceğini düşünüyordu. | en-tr |
Sami said he never laid a hand on Layla. | Sami, Leyla'ya asla el kaldırmadığını söyledi. | en-tr |
Sami can stay with us. | Sami bizimle kalabilir. | en-tr |
Sami has just retired. | Sami yeni emekli oldu. | en-tr |
Sami brought Layla to Cairo. | Sami, Leyla'yı Kahire'ye getirdi. | en-tr |
Sami looked at Layla's tattoo. | Sami, Leyla'nın dövmesine baktı. | en-tr |
Sami gave Layla a place to live. | Sami, Leyla'ya yaşamak için bir yer verdi. | en-tr |
Sami was worried that something was wrong. | Sami bir şeyin hatalı olduğundan kaygılanıyordu. | en-tr |
Sami tried to contact Layla. | Sami, Leyla ile bağlantı kurmaya çalıştı. | en-tr |
Sami didn't answer Layla's call. | Sami, Leyla'nın aramasına cevap vermedi. | en-tr |
Sami wants to move to Cairo. | Sami, Kahire'ye taşınmak istiyor. | en-tr |
Sami has never been to a bar in his whole entire life. | Sami bütün hayatında bara gitmedi. | en-tr |
Sami shouldn't be drinking. | Sami'nin içki içiyor olmaması gerek. | en-tr |
Sami was giving Layla advice. | Sami, Leyla'ya tavsiye veriyordu. | en-tr |
Sami was scared to talk. | Sami konuşmaktan korkuyordu. | en-tr |
Sami was always gambling. | Sami her zaman kumar oynuyordu. | en-tr |
Sami withdrew tens of thousands of dollar out of Layla's accounts. | Sami, Leyla'nın hesaplarından on binlerce dolar çekti. | en-tr |
Sami became addicted to gambling. | Sami kumar bağımlısı haline geldi. | en-tr |
Sami was on his way to the casino. | Sami kumarhaneye doğru gidiyordu. | en-tr |
Sami is coughing again. | Sami tekrar öksürüyor. | en-tr |
Sami wasn't driving. | Sami araba sürmüyordu. | en-tr |
Sami was sitting there. | Sami orada oturuyordu. | en-tr |
Sami was hacking. | Sami hacklendi. | en-tr |
Sami and Layla were partying. | Sami ve Leyla partiye katılıyorlardı. | en-tr |
Sami thought it was evening. | Sami akşam olduğunu düşündü. | en-tr |
Sami's odd behavior persisted. | Sami'nin garip davranışı devam etti. | en-tr |
Sami has to calm down. | Sami sakinleşmek zorunda. | en-tr |
Sami didn't die of natural causes. | Sami doğal sebeplerden dolayı ölmedi. | en-tr |
Sami weighed a hundred pounds. | Sami 45 kilo ağırlığındaydı. | en-tr |
Sami withdrew a lot of cash. | Sami çok para çekti. | en-tr |
Sami believes Layla's death was a brutal act of murder. | Sami, Leyla'nın ölümünün acımasız bir cinayet eylemi olduğuna inanıyor. | en-tr |
Sami was intimidated. | Sami korkutuldu. | en-tr |
Sami didn't have anything to do with that. | Sami'nin onunla yapılacak hiçbir şeyi yoktu. | en-tr |
Sami never deviated from that story. | Sami asla o hikayeden sapmadı. | en-tr |
Sami awoke to his mother's screams. | Sami annesinin çığlıklarına uyandı. | en-tr |
Sami was sleeping on a couch. | Sami bir kanepede uyuyordu. | en-tr |
Sami was interrogated. | Sami sorguya çekildi. | en-tr |
Sami was not involved in Layla's death. | Sami, Leyla'nın ölümüne karışmamıştı. | en-tr |
Sami died of strangulation. | Sami boğulma nedeniyle öldü. | en-tr |
Sami thinks Layla was murdered. | Sami, Leyla'nın öldürüldüğünü düşünüyor. | en-tr |
Sami heard a crash. | Sami bir gürültü duydu. | en-tr |
Sami was tired of his stepfather's abuse. | Sami üvey babasının tacizinden bıkmıştı. | en-tr |
Sami was choking Layla. | Sami, Leyla'yı boğuyordu. | en-tr |
Sami has got plenty to say. | Sami'nin söyleyecek çok şeyi var. | en-tr |
Sami was abusive towards Layla. | Sami, Leyla'ya karşı istismarcıydı. | en-tr |
Sami didn't treat Layla well. | Sami, Leyla'ya iyi davranmadı. | en-tr |
Sami witnessed the murder. | Sami cinayete tanık oldu. | en-tr |
Sami should stay out of this. | Sami'nin bunun dışında kalması gerek. | en-tr |
Sami was right to be concerned. | Sami endişelenmekte haklıydı. | en-tr |
Sami wanted to skip town. | Sami kasabayı terk etmek istiyordu. | en-tr |
I'm likely to regret doing that. | Onu yapmaktan pişman olmam muhtemeldir. | en-tr |
I'm likely to regret doing this. | Muhtemelen onu yapmaktan pişman olacağım. | en-tr |
I'm supposed to stop doing that. | Onu yapmayı bırakmam gerekiyor. | en-tr |
I'm probably not doing this right. | Muhtemelen bunu doğru yapmıyorum. | en-tr |
Tom was very intoxicated. | Tom çok sarhoştu. | en-tr |
I hung my jacket in the closet. | Ceketimi dolaba astım. | en-tr |
I'm too old to do that anymore. | Artık onu yapamayacak kadar yaşlıyım. | en-tr |
I'm very sure I should do that. | Onu yapmam gerektiğinden çok eminim. | en-tr |
I'm going to volunteer to do that. | Onu yapmak için gönüllü olacağım. | en-tr |
I'm likely to do that by myself. | Muhtemelen onu kendi başıma yapacağım. | en-tr |
I'm likely to do that next week. | Muhtemelen gelecek hafta yapacağım. | en-tr |
I'm not able to do that tonight. | Onu bu gece yapamam. | en-tr |
I'm sick and tired of doing that. | Ben hastayım ve bunu yapmaktan bıktım. | en-tr |
Tom was very worried about you. | Tom senin hakkında çok endişeliydi. | en-tr |
Tom was working late last night. | Tom, dün gece geç saatlerde çalışıyordu. | en-tr |
I'm not actually going to do that. | Ben aslında onu yapmayacağım. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.