english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Sami didn't see that coming. | Sami bunu beklemiyordu. | en-tr |
Sami can't stay there. | Sami orada kalamaz. | en-tr |
Sami told police he shot his brother. | Sami erkek kardeşine ateş ettiğini polise söyledi. | en-tr |
Sami was searched, cuffed and taken to the police station. | Sami arandı, kelepçelendi ve karakola götürüldü. | en-tr |
Sami tried to bring Layla back to life. | Sami, Leyla'yı hayata döndürmeye çalıştı. | en-tr |
Sami arrived at Layla's apartment. | Sami, Leyla'nın dairesine geldi. | en-tr |
Sami was very determined to do that. | Sami onu yapmak için çok kararlıydı. | en-tr |
Sami carefully entered the empty bedroom. | Sami boş yatak odasına dikkatlice girdi. | en-tr |
Sami's medications made him sleep ten hours a day. | Sami'nin ilaçları onu günde on saat uyuttu. | en-tr |
Sami found Layla's shotgun. | Sami, Leyla'nın av tüfeğini buldu. | en-tr |
Sami kicked in the door with his shotgun. | Sami av tüfeğiyle kapıyı tepti. | en-tr |
Sami was sitting in bed. | Sami yatakta oturuyordu. | en-tr |
Sami's neighbors were questioned about the shooting. | Sami'nin komşuları ateş etme hakkında sorgulandı. | en-tr |
Sami was armed. | Sami silahlıydı. | en-tr |
Sami could drive my car any time. | Sami arabamı her zaman kullanabilir. | en-tr |
Sami didn't miss. | Sami kaçırmadı. | en-tr |
Sami can't manage this. | Sami bunu yönetemez. | en-tr |
Sami felt terribly guilty. | Sami kendini korkunç suçlu hissediyordu. | en-tr |
Sami was lying in bed. | Sami yatakta yatıyordu. | en-tr |
Sami is fired. | Sami kovuldu. | en-tr |
Sami held his breath. | Sami nefesini tuttu. | en-tr |
Sami finally spoke. | Sami nihayet konuştu. | en-tr |
Sami always believed that Layla was a ticking timebomb. | Sami her zaman Leyla'nın bir saatli bomba olduğuna inanıyordu. | en-tr |
Sami too has been abused by his father. | Sami de babası tarafından istismar edildi. | en-tr |
Sami had many jurors lobbying on his behalf. | Sami'nin adına lobi yapan birçok jüri üyesi vardı. | en-tr |
Sami called Layla and wished her a happy birthday. | Sami, Leyla'yı aradı ve ona mutlu bir doğum günü diledi. | en-tr |
Sami seized the moment. | Sami anı yakaladı. | en-tr |
Sami's birthday has passed. | Sami'nin doğum günü geçti. | en-tr |
Sami sounded lethargic. | Sami aşırı halsiz gibi görünüyordu. | en-tr |
Sami wanted to get Layla out of jail. | Sami, Leyla'yı hapisten çıkarmak istiyordu. | en-tr |
Sami's supporters gathered outside the courthouse. | Sami'nin destekçileri mahkeme binasının dışında toplandı. | en-tr |
Sami took the life of an innocent man. | Sami masum bir adamın canını aldı. | en-tr |
Sami pled guilty to voluntary manslaughter. | Sami kasten adam öldürme suçunu kabul etti. | en-tr |
Sami served six years. | Sami altı yıl hapis yattı. | en-tr |
Sami was released in 2006. | Sami 2006'da serbest bırakıldı. | en-tr |
Sami spent a few months in the care of relatives. | Sami akrabalarının bakımında birkaç ay geçirdi. | en-tr |
Sami walked out the front door. | Sami ön kapıdan çıktı. | en-tr |
Sami was blinking. | Sami göz kırpıyordu. | en-tr |
Sami is keeping a low profile. | Sami düşük bir profil çiziyor. | en-tr |
Sami immediately called authorities. | Sami hemen yetkilileri aradı. | en-tr |
Sami tried to revive Layla. | Sami, Leyla'yı canlandırmaya çalıştı. | en-tr |
Sami threw the bag away. | Sami çantayı attı. | en-tr |
Sami grew up with his mother, stepfather, and six sisters. | Sami annesi, üvey babası ve altı kız kardeşiyle birlikte büyüdü. | en-tr |
Sami was clearly on the right path. | Sami açıkça doğru yoldaydı. | en-tr |
Sami's heart hit the floor. | Sami'nin kalbi yere çarptı. | en-tr |
Sami's unpaid bills were piling up. | Sami'nin ödenmemiş faturaları biriktiriyordu. | en-tr |
Sami's wallet caught Layla's eye. | Sami'nin cüzdanı Leyla'nın dikkatini çekti. | en-tr |
Sami tried to help Layla. | Sami, Leyla'ya yardımcı olmaya çalıştı. | en-tr |
Sami met Layla through his sister. | Sami, Leyla ile Leyla'nın kız kardeşi aracılığıyla tanıştı. | en-tr |
Sami knew how to treat a beautiful woman. | Sami güzel bir kadına nasıl muamele edileceğini biliyordu. | en-tr |
Sami wanted to marry Layla. | Sami, Leyla ile evlenmek istiyordu. | en-tr |
Sami was arrested for cocaine possession. | Sami kokain bulundurmaktan tutuklandı. | en-tr |
Sami was prescribed Prozac. | Sami'ye Prozac reçete edildi. | en-tr |
Tom waited on the porch while Mary got ready. | Mary hazırlanırken Tom verandada bekledi. | en-tr |
Tom was wrong to blame Mary for the accident. | Tom kaza için Mary'yi suçlamakla hatalıydı. | en-tr |
Tom was your boyfriend at one time, wasn't he? | Tom bir defasında senin erkek arkadaşındı, değil mi? | en-tr |
Tom was a better chess player than Mary when they were in high school. | Tom onlar lisede iken Mary'den daha iyi bir satranç oyuncusuydu. | en-tr |
Sami and Layla's conflict led to a brutal ending. | Sami ve Leyla'nın çatışması acımasız bir sona yol açtı. | en-tr |
Tom felt nostalgic. | Tom nostaljik hissetti. | en-tr |
Can you pause the TV for a second? | Televizyonu bir saniye için durdurabilir misin? | en-tr |
Tom put a note in Mary's lunchbox. | Tom, Mary'nin beslenme kutusuna bir not koydu. | en-tr |
This is one of Tatoeba's most closely guarded secrets. | Bu, Tatoeba'nın en sıkı korunan sırlarından biridir. | en-tr |
This is one of Boston's most closely guarded secrets. | Bu, Boston’un en sıkı korunan sırlarından biridir. | en-tr |
You don't have to be so cold. | Bu kadar soğuk olmak zorunda değilsin. | en-tr |
An eddy is a circular current of water. | Bir anafor, suyun dairesel bir akımıdır. | en-tr |
Sami was facing murder charges. | Sami cinayet suçlamalarıyla karşı karşıyaydı. | en-tr |
Sami was charged with the murder of his roommate. | Sami oda arkadaşını öldürmekle suçlandı. | en-tr |
Sami and Layla were forbidden to communicated. | Sami ve Leyla'nın haberleşmesi yasaklandı. | en-tr |
Sami and Layla were supporting one another. | Sami ve Leyla birbirlerini destekliyorlardı. | en-tr |
Sami apologized to Layla. | Sami, Leyla'dan özür diledi. | en-tr |
Sami killed his two roommates. | Sami iki oda arkadaşını öldürdü. | en-tr |
Sami changed his tune. | Sami melodisini değiştirdi. | en-tr |
Sami discovered the bodies. | Sami cesetleri keşfetti. | en-tr |
Sami brought forward more damning evidence against Layla. | Sami, Leyla'ya karşı daha fazla mahkum edici delil getirdi. | en-tr |
Sami had expensive cars. | Sami'nin pahalı arabaları vardı. | en-tr |
Sami warned Layla. | Sami, Leyla'yı uyardı. | en-tr |
Sami never found his missing wife. | Sami kayıp karısını asla bulmadı. | en-tr |
Sami named the baby Layla. | Sami bebeğe Leyla adını verdi. | en-tr |
Sami's testimony was powerful. | Sami'nin ifadesi güçlüydü. | en-tr |
Sami is a convicted child rapist. | Sami hüküm giymiş bir çocuk tecavüzcüsüdür. | en-tr |
Sami spent some time in a county jail. | Sami bir ilçe hapishanesinde biraz zaman geçirdi. | en-tr |
Sami murdered his pregnant fiancee. | Sami hamile nişanlısını öldürdü. | en-tr |
Sami owned a very expensive home. | Sami çok pahalı bir eve sahipti. | en-tr |
Sami didn't have anything to do with Layla's death. | Sami'nin Leyla'nın ölümü ile hiçbir ilgisi yoktu. | en-tr |
Sami mistreated many women. | Sami birçok kadına kötü davranmıştı. | en-tr |
Sami doesn't doubt that. | Самі у цьому не сумнівається. | en-uk |
Sami's company made plastic bags. | Sami'nin şirketi plastik torbalar yaptı. | en-tr |
Sami didn't challenge that. | Sami ona itiraz etmedi. | en-tr |
Sami abused Layla physically. | Sami, Leyla'yı fiziksel olarak istismar etti. | en-tr |
Sami refused to take the stand. | Sami mahkemede tanıklık yapmayı reddetti. | en-tr |
Sami never accused Layla of a crime. | Sami, Leyla'yı asla bir suçla itham etmedi. | en-tr |
Sami and Layla adopted a son. | Sami ve Leyla bir oğlu evlat edindiler. | en-tr |
Sami hired a private investigator to follow Layla. | Sami, Leyla'yı takip etmek için bir özel araştırmacı tuttu. | en-tr |
Sami liked to go out alone. | Sami dışarı yalnız çıkmaktan hoşlanıyordu. | en-tr |
Sami battled lung cancer. | Sami akciğer kanseriyle savaşıyordu. | en-tr |
Sami wanted his diamond ring back. | Sami elmas yüzüğünü geri istedi. | en-tr |
Sami wished Layla would die. | Sami, Leyla'nın ölmesini diledi. | en-tr |
Sami was tired of what was going on. | Sami olup bitenlerden bıkmıştı. | en-tr |
Sami lives alone. | Sami yalnız yaşıyor. | en-tr |
Sami was at home all night. | Sami bütün gece evdeydi. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.