english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
Sami was playing a game on Playstation.
Sami, Playstation'da bir oyun oynuyordu.
en-tr
Sami lied about that.
Sami o konuda yalan söyledi.
en-tr
Sami was there that night and murdered Layla.
Sami o gece oradaydı ve Leyla'yı öldürdü.
en-tr
Sami's defense proclaimed his innocence.
Sami'nin savunması onun masumiyetini beyan etti.
en-tr
Sami was at his house with his baby son.
Sami erkek bebeğiyle birlikte evindeydi.
en-tr
Sami and Layla were texting all night.
Sami ve Leyla bütün gece mesaj atıyorlardı.
en-tr
Sami stopped texting Layla.
Sami, Leyla'ya mesaj atmayı bıraktı.
en-tr
Sami followed his instincts.
Sami içgüdülerini takip etti.
en-tr
Sami was referring to Layla.
Sami, Leyla'yı kastediyordu.
en-tr
Sami was supposed to be working at the power plant.
Sami'nin elektrik santralinde çalışıyor olması gerekirdi.
en-tr
Sami didn't have time to take the groceries out of the trunk.
Sami yiyecekleri bagajdan çıkarmak için zamana sahip değildi.
en-tr
Sami had the proof of his allegations.
Sami iddialarının kanıtına sahipti.
en-tr
Sami was about to win the custody case.
Sami velayet davasını kazanmak üzereydi.
en-tr
Sami killed Layla because she was about to win the custody case.
Sami, Leyla'yı öldürdü, çünkü Leyla velayet davasını kazanmak üzereydi.
en-tr
Come in, please.
İçeri gelin, lütfen.
en-tr
Sami denied he murdered Layla.
Sami, Leyla'yı öldürdüğünü yalanladı.
en-tr
Sami told his attorney.
Sami avukatına söyledi.
en-tr
Sami told his attorney what was going on.
Sami neler olduğunu avukatına anlattı.
en-tr
It's nice to see you after all these years.
Bunca yıldan sonra seni görmek güzel.
en-tr
Sami's lawyer was not surprised when the jury found him not guilty.
Sami'nin avukatı, jüri onu suçsuz bulduğunda şaşırmadı.
en-tr
Sami's defense strategy worked.
Sami'nin savunma stratejisi işe yaradı.
en-tr
Sami had motive.
Sami'nin gerekçesi vardı.
en-tr
I've started keeping a journal.
Bir günlük tutmaya başladım.
en-tr
Sami needed to stop that.
Sami'nin onu durdurması gerekiyordu.
en-tr
Sami was desperate.
Sami çaresizdi.
en-tr
Sami could have done that crime.
Sami o suçu yapabilirdi.
en-tr
Sami allowed the cops to search his house.
Sami, polislere evini aramaları için izin verdi.
en-tr
Sami lives under a cloud of suspicion.
Sami bir şüphe bulutu altında yaşıyor.
en-tr
Sami saw jewelry in Layla's purse.
Sami, Leyla'nın çantasındaki mücevherleri gördü.
en-tr
Sami emptied his safety deposit box the day Layla was killed.
Sami, Leyla'nın öldürüldüğü gün kiralık banka kasasını boşalttı.
en-tr
Sami is in the middle of a lawsuit.
Sami bir davanın ortasında.
en-tr
Sami went to a local supermarket.
Sami yerel bir süpermarkete gitti.
en-tr
Sami drove a Rolls Royce.
Sami bir Rolls Royce'a biniyordu.
en-tr
Sami was evicted.
Sami tahliye edildi.
en-tr
Sami bought trash bags.
Sami çöp torbaları satın aldı.
en-tr
Sami was extradited to Canada.
Sami, Kanada'ya iade edildi.
en-tr
Sami revealed the dark side of Layla.
Sami, Leyla'nın karanlık tarafını ortaya çıkardı.
en-tr
Sami told Layla she was worthless.
Sami, Leyla'ya değersiz olduğunu söyledi.
en-tr
Sami lives in a small Canadian town.
Sami küçük bir Kanada kasabasında yaşıyor.
en-tr
Sami wanted more attention from Layla.
Sami, Leyla'dan daha çok ilgi istedi.
en-tr
Get my magnifying glass.
Büyütecimi al.
en-tr
Sami founded a cult.
Sami bir kült kurdu.
en-tr
Sami left Farid's cult.
Sami, Ferit'in tarikatını terk etti.
en-tr
Sami came to the bar.
Sami bara geldi.
en-tr
Did you visit any museums?
Herhangi bir müzeyi ziyaret ettin mi?
en-tr
Sami tried to take everything.
Sami her şeyi almaya çalıştı.
en-tr
Sami remained in the cult.
Sami tarikatta kaldı.
en-tr
Sami was determined to keep his children.
Sami çocuklarını tutmaya kararlıydı.
en-tr
This is hard work.
Bu zor bir iş.
en-tr
Sami didn't want to give up his wealth.
Sami servetinden vazgeçmek istemedi.
en-tr
Sami never heard of that cult.
Sami o tarikatı hiç duymadı.
en-tr
We need more water.
Daha fazla suya ihtiyacımız var.
en-tr
It's been paid in full.
Tam olarak ödenmiş.
en-tr
Do we tip here?
Burada bahşiş veriyor muyuz?
en-tr
Sami tried to burn Layla's body.
Sami, Leyla'nın cesedini yakmaya çalıştı.
en-tr
Should I tip?
Bahşiş vermem gerekir mi?
en-tr
Sami wasn't certain.
Sami emin değildi.
en-tr
I left a large tip.
Büyük bir bahşiş bıraktım.
en-tr
Sami tried to lift Layla's body but he couldn't.
Sami, Leyla'nın cesedini kaldırmaya çalıştı ama yapamadı.
en-tr
Sami's body lied decaying in the garage.
Sami'nin cesedi garajda çürümeye yatmıştı.
en-tr
These are used.
Bunlar kullanılmış.
en-tr
Sami read the paper.
Sami gazeteyi okudu.
en-tr
Sami made a phone call to the police.
Sami bir polise bir telefon araması yaptı.
en-tr
Sami was living in Cairo, Egypt, with his father.
Sami, babasıyla birlikte Mısır'daki Kahire'de yaşıyordu.
en-tr
Sami desperately wanted his kids back.
Sami çaresizce çocuklarını geri istedi.
en-tr
Sami was a member of the cult for 16 years.
Sami 16 yıldır tarikatın bir üyesiydi.
en-tr
What happened to my new cap?
Yeni şapkama ne oldu?
en-tr
Sami started a cult in Egypt.
Sami, Mısır'da bir kült kurdu.
en-tr
Tom and Mary may be in trouble.
Tom ve Mary'nin başları dertte olabilir.
en-tr
Sami is an ex-member of the cult.
Sami, kültün eski bir üyesidir.
en-tr
Sami was a hippy.
Sami bir hippiydi.
en-tr
Sami's cult continues to operate.
Sami'nin tarikatı çalışmaya devam ediyor.
en-tr
Sami kept his whereabouts a secret.
Sami onun yerini bir sır olarak tuttu.
en-tr
Sami practises what he preaches.
Sami vaazlarını uyguluyor.
en-tr
Sami explained the term.
Sami terimi açıkladı.
en-tr
Sami's wallet was sitting on the back seat.
Sami'nin cüzdanı arka koltukta duruyordu.
en-tr
Sami didn't say that to Layla.
Sami onu Leyla'ya söylemedi.
en-tr
Sami was a member of Farid's cult.
Sami, Ferit'in tarikatının bir üyesiydi.
en-tr
Sami and Layla were able to have children.
Sami ve Leyla çocuk sahibi olabiliyorlardı.
en-tr
Sami likes to be in total control.
Sami tamamen kontrolde olmaktan hoşlanır.
en-tr
I'm craving fruit.
Meyve özlemi çekiyorum.
en-tr
Sami married a smart successful businesswoman.
Sami akıllı başarılı bir iş kadını ile evlendi.
en-tr
Sami purchased a waterfront mansion.
Sami sahil kenarında bir yalı satın aldı.
en-tr
Sami has had an incestuous relationship with his daughter.
Sami'nin kendi kızı ile ensest ilişkisi vardı.
en-tr
Sami left the cult.
Sami tarikatı terk etti.
en-tr
Sami thought he was smarter than everybody else.
Sami kendisinin herkesten daha zeki olduğunu düşünüyordu.
en-tr
Sami was the leader of a cult.
Sami bir tarikatın lideriydi.
en-tr
Sami wanted to die.
Sami ölmek istiyordu.
en-tr
Sami was preparing for a busy day.
Sami yoğun bir güne hazırlanıyordu.
en-tr
Sami left early that day.
Sami o gün erken ayrıldı.
en-tr
Sami will see Layla at the office at 11 am.
Sami saat 11'de ofiste Leyla'yı ziyaret edecek.
en-tr
Sami reported Layla missing to police.
Sami, polise Leyla'nın kayıp olduğunu bildirdi.
en-tr
Sami lived in a refugee camp.
Sami bir mülteci kampında yaşıyordu.
en-tr
Sami was looking for his children.
Sami çocuklarını arıyordu.
en-tr
Sami was determined to try.
Sami denemeye kararlıydı.
en-tr
Sami hired a private investigator.
Sami özel bir araştırmacı tuttu.
en-tr
Sami was looking good.
Sami iyi görünüyordu.
en-tr
Sami was ready to move on.
Sami devam etmeye hazırdı.
en-tr
Sami created a new life for himself.
Sami kendisi için yeni bir hayat yarattı.
en-tr
Sami joined a Baptist church in Ontario.
Sami, Ontario'daki bir Baptist kilisesine katıldı.
en-tr