english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
The aphotic, or “midnight,” zone exists in depths below 1,000 meters. Sunlight does not penetrate to these depths and the zone is bathed in darkness.
Apotik veya “gece yarısı” bölgesi 1.000 metrenin altındaki derinliklerde bulunur. Güneş ışığı bu derinliklere nüfuz etmez ve bölge karanlıkta kalır.
en-tr
Sami doesn't know very much about cars.
Sami arabalar hakkında çok fazla şey bilmiyor.
en-tr
The ocean covers more than 70 percent of the surface of our planet.
Okyanuslar gezegenimiz yüzeyinin yüzde 70'inden fazlasını kaplar.
en-tr
Less than one percent of all the water on Earth is fresh.
Dünyadaki tüm suyun yüzde birinden azı tatlı sudur.
en-tr
Sami had a lot of problems.
Sami birçok problem yaşadı.
en-tr
Sami wanted to shower.
Sami duş almak istedi.
en-tr
Sami found that amazing.
Sami onu muhteşem buldu.
en-tr
Sami was determined to kill.
Sami öldürmeye kararlıydı.
en-tr
Sami will see the results in just a few months.
Sami sadece birkaç ay içinde sonuçları görecek.
en-tr
Sami was a vicious malicious salesman.
Sami kötü niyetli bir satıcıydı.
en-tr
Sami was fixing an escalator.
Sami bir yürüyen merdiven tamir ediyordu.
en-tr
Sami returned to the crime scene.
Sami olay yerine geri döndü.
en-tr
Sami knows all the sales tactics.
Sami tüm satış taktiklerini biliyor.
en-tr
Can you tell me how to get there?
Oraya nasıl gidileceğini bana söyleyebilir misin?
en-tr
Sami stopped to check.
Sami kontrol etmeyi durdurdu.
en-tr
Sami recommended that.
Sami onu tavsiye etti.
en-tr
Sami started to live the life of luxury he desired.
Sami arzu ettiği lüksü yaşamaya başladı.
en-tr
Sami actually uses this.
Sami bunu gerçekten kullanıyor.
en-tr
Sami told cops a complete fake story.
Sami polislere eksiksiz bir sahte hikaye anlattı.
en-tr
Sami claimed that the product was foreign.
Sami, ürünün yabancı olduğunu iddia etti.
en-tr
Sami put the bottle in Layla's hand.
Sami şişeyi Leyla'nın eline koydu.
en-tr
Sami tried a few samples, but he didn't buy.
Sami birkaç örnek denedi ama satın almadı.
en-tr
Sami spent an hour with a customer and he didn't buy anything.
Sami bir müşteriyle bir saat geçirdi ama o hiçbir şey satın almadı.
en-tr
Sami hates customers like these.
Sami bu gibi müşterilerden nefret eder.
en-tr
Sami is so lucky.
Sami çok şanslıdır.
en-tr
Sami and Farid are identical twins.
Sami ve Ferit tek yumurta ikizleridir.
en-tr
Sami's wife is Asian.
Sami'nin karısı Asyalıdır.
en-tr
Sami didn't test this product.
Sami bu ürünü test etmedi.
en-tr
Sami doesn't know what he's doing.
Sami ne yaptığını bilmiyor.
en-tr
Sami wanted to kill his boss.
Sami patronunu öldürmek istiyordu.
en-tr
Sami is a drug dealer.
Sami bir uyuşturucu satıcısıdır.
en-tr
Sami is a junky.
Sami bir uyuşturucu bağımlısıdır.
en-tr
Sami was convinced that Layla was the killer.
Sami, Leyla'nın katil olduğuna ikna olmuştu.
en-tr
There are two types of sonar—active and passive.
İki tür sonar vardır - aktif ve pasif.
en-tr
Sami didn't have the physical strength to overcome Farid.
Sami'nin Ferit'i yenecek fiziksel gücü yoktu.
en-tr
Sami and Layla call themselves the "Punks."
Sami ve Leyla kendilerini "Punks" olarak adlandırıyorlar.
en-tr
Sami never stopped claiming his innocence.
Sami masumiyetini iddia etmeyi asla bırakmadı.
en-tr
He fell madly in love with her.
Ona delice aşık oldu.
en-tr
Sami is my pride and joy.
Sami benim gurur ve neşemdir.
en-tr
Sami drinks coffee every day.
Sami her gün kahve içer.
en-tr
Sami ordered an expensive coffee.
Sami pahalı bir kahve sipariş etti.
en-tr
Sami persuaded lots of people that he was innocent.
Sami birçok insanı masum olduğuna ikna etti.
en-tr
Sami would kill to protect his property.
Sami mülkünü korumak için öldürürdü.
en-tr
Sami tasted the coffee.
Sami kahvenin tadına baktı.
en-tr
Sami thought he was going to die.
Sami kendisinin öleceğini düşünüyordu.
en-tr
They became very good friends.
Onlar çok iyi arkadaş oldular.
en-tr
Sami continues to do that.
Sami onu yapmaya devam ediyor.
en-tr
Sami gave Layla a good tip.
Sami, Leyla'ya iyi bir bahşiş verdi.
en-tr
Sami will remember Layla.
Sami, Leyla'yı hatırlayacak.
en-tr
Sami was accustomed to getting his own way.
Sami kendi yolunda gitmeye alışıktı.
en-tr
Sami rewarded Layla.
Sami, Leyla'yı ödüllendirdi.
en-tr
Sami lived in a mansion.
Sami bir köşkte yaşıyordu.
en-tr
Sami purchased a mansion.
Sami bir konak satın aldı.
en-tr
Sami mistreated Layla.
Sami, Leyla'ya kötü davranıyordu.
en-tr
Sami watched Layla's every move.
Sami, Leyla'nın her hareketini izledi.
en-tr
Sami is a rich man.
Sami zengin bir adamdır.
en-tr
Sami and Layla seemed a perfect pair.
Sami ve Leyla mükemmel bir çift gibi görünüyordu.
en-tr
The deepest part of the ocean is called the Challenger Deep and is located beneath the western Pacific Ocean in the southern end of the Mariana Trench.
Okyanusun en derin kısmı Challenger Deep olarak adlandırılır ve Mariana Çukurunun güney ucunda batı Pasifik Okyanusu'nun altında yer alır.
en-tr
Sami and Layla lived in a mansion.
Sami ve Leyla bir malikanede yaşadılar.
en-tr
Sami lost everything.
Самі все втратив.
en-uk
Sami Bakir was sworn in in 2006.
Sami Bekir 2006'da yemin etti.
en-tr
Sami had a new resume.
Sami'nin yeni bir özgeçmişi vardı.
en-tr
Sami's favorite mount was a mare named Layla.
Sami'nin en sevdiği binek hayvanı Leyla adında bir kısraktı.
en-tr
Sami wrote a new resume.
Sami yeni bir özgeçmiş yazdı.
en-tr
Sami swore at the staff.
Sami personele küfür etti.
en-tr
Sami had to go through hard time.
Sami zor zamanlar geçirmek zorunda kaldı.
en-tr
Sami was a state employee.
Sami bir devlet çalışanıydı.
en-tr
Sami came up with an alternate plan.
Sami alternatif bir planla geldi.
en-tr
Sami took back what we owed him in food.
Sami ona borçlu olduğumuz şeyi yemek olarak geri aldı.
en-tr
Sami had parties every day.
Sami her gün partiler veriyordu.
en-tr
Sami was more interested in gambling.
Sami kumarla daha çok ilgileniyordu.
en-tr
Sami was playing the tuba.
Sami tuba çalıyordu.
en-tr
Sami showed up with increasing frequency.
Sami artan sıklıkta ortaya çıktı.
en-tr
Sami was the CEO of the company.
Sami şirketin CEO'su idi.
en-tr
Sami was there for a reason.
Sami bir nedenden dolayı oradaydı.
en-tr
Something improper was going on.
Uygun olmayan bir şey devam ediyordu.
en-tr
Sami gave Layla a check.
Sami, Leyla'ya bir çek verdi.
en-tr
Sami will pay for it.
Sami onun için ödeme yapacak.
en-tr
Sami received the check from Layla.
Sami, çeki Leyla'dan aldı.
en-tr
Sami was accused of embezzlement.
Sami zimmetine para geçirmekle suçlandı.
en-tr
Sami has just lost his home.
Sami evini yeni kaybetti.
en-tr
Sami got a sixteen thousand dollar check from Layla.
Sami, Leyla'dan on altı bin dolarlık bir çek aldı.
en-tr
Sami was the sole survivor of a terrifying plane crash.
Sami, korkunç bir uçak kazasının tek kurtulanıydı.
en-tr
Sami should have died instantly.
Sami'nin anında ölmüş olması gerekirdi.
en-tr
Sami's ship sank in a storm.
Sami'nin gemisi bir fırtınada battı.
en-tr
Sami's raft drifted for six weeks.
Sami'nin salı altı hafta boyunca sürüklendi.
en-tr
Sami asked Layla to become a film consultant.
Sami, Leyla'dan film danışmanı olmasını istedi.
en-tr
Sami went surfing in Hawaii.
Sami, Hawaii'de sörf yapmaya gitti.
en-tr
He's a great guy.
O harika bir adam.
en-tr
Sami saw the documentary.
Sami belgeseli izledi.
en-tr
Sami already knows Layla's story.
Sami zaten Leyla'nın hikayesini biliyor.
en-tr
Sami disappeared from view.
Sami görüşten kayboldu.
en-tr
Sami was forced to cut the rope, sending Layla down to her death.
Sami, Leyla'yı ölümüne yollayarak ipi kesmek zorunda kaldı.
en-tr
Sami recommended Layla to see that documentary.
Sami, Leyla'ya o belgeseli görmesini tavsiye etti.
en-tr
Sami built an ice cave to escape the blizzard.
Sami, kar fırtınasından kaçmak için bir buz mağarası inşa etti.
en-tr
Sami's leg had to be amputated.
Sami'nin bacağı kesilmek zorunda kalındı.
en-tr
Sami is the first double-amputee to climb this mountain.
Sami bu dağa tırmanan ilk iki ayağı kesilmiş kişidir.
en-tr
Sami's plane crashed.
Sami'nin uçağı kaza yaptı.
en-tr
Sami hid in a dense thicket.
Sami yoğun bir çalılık içinde saklandı.
en-tr
Sami's body was exhumed for another autopsy.
Sami'nin cesedi başka bir otopsi için mezardan çıkarıldı.
en-tr