english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
Sami followed the water downstream.
Sami su akışını takip etti.
en-tr
Sami continued his studies to become a zoologist.
Sami hayvan bilimci olmak için eğitimine devam etti.
en-tr
Sami was working on a particle accelerator.
Sami bir parçacık hızlandırıcı üzerinde çalışıyordu.
en-tr
Sami looked inside the chamber.
Sami odanın içine baktı.
en-tr
Sami saw the flash.
Sami flaşı gördü.
en-tr
Sami thought his conflict with Layla would be settled at the courtroom.
Sami, Leyla ile olan anlaşmazlığının mahkeme salonunda çözüleceğini düşünüyordu.
en-tr
Sami still has occasional seizures.
Sami'nin arada sırada nöbet geçiriyor.
en-tr
Sami fell to his death.
Sami ölümüne düştü.
en-tr
Sami's skin began to peel off.
Sami'nin cildi soyulmaya başladı.
en-tr
Sami was accused of an unusual crime.
Sami olağandışı bir suçla suçlandı.
en-tr
Sami lived 76 days in the jungle.
Sami cangılda 76 gün yaşadı.
en-tr
Sami and Layla had already separated.
Sami ve Leyla çoktan ayrılmıştı.
en-tr
Sami lived in a makeshift shelter.
Sami derme çatma bir barınakta yaşıyordu.
en-tr
Sami weighed 46 kilos.
Sami 46 kilo ağırlığındaydı.
en-tr
Sami's grandfather was captured during the Mexican Revolution.
Sami'nin dedesi Meksika Devrimi sırasında yakalandı.
en-tr
Sami's ship capsized.
Sami'nin gemisi devrildi.
en-tr
Sami was working as a river guide.
Sami bir nehir rehberi olarak çalışıyordu.
en-tr
Sami was trying to save a colleague.
Sami bir meslektaşını kurtarmaya çalışıyordu.
en-tr
Sami was attacked by a hippo.
Sami bir hipopotam tarafından saldırıya uğradı.
en-tr
Sami lost his way in the desert.
Sami çölde yolunu kaybetti.
en-tr
Sami flew to Cairo from Toronto.
Sami, Toronto'dan Kahire'ye uçtu.
en-tr
Sami publishes new videos every day.
Sami her gün yeni videolar yayınlıyor.
en-tr
Tom couldn't hide his smile.
Tom gülümsemesini saklayamadı.
en-tr
Mary couldn't hide her smile.
Mary gülümsemesini gizleyemedi.
en-tr
Sami's killer was hired by Layla.
Sami'nin katili, Leyla tarafından işe alındı.
en-tr
Sami had stroke-like symptoms.
Sami'de inme benzeri semptomlar vardı.
en-tr
Sami didn't want anyone to harm Layla.
Sami, kimsenin Leyla'ya zarar vermesini istemedi.
en-tr
Sami was struggling to save himself.
Sami kendini kurtarmak için çabalıyordu.
en-tr
Sami tried to distract the snake.
Sami yılanın dikkatini dağıtmaya çalıştı.
en-tr
Sami was spotted by a police officer near a gas station.
Sami bir benzin istasyonunun yakınında bir polis memuru tarafından tespit edildi.
en-tr
Sami pulled his own gun.
Sami kendi silahını çekti.
en-tr
Sami escaped soon after.
Sami çok geçmeden kaçtı.
en-tr
Sami passed a polygraph test.
Sami bir yalan makinesi testinden geçti.
en-tr
Sami beat Layla.
Sami, Leyla'yı yendi.
en-tr
Sami quit surfing after the incident.
Sami kazadan sonra sörf yapmayı bıraktı.
en-tr
Sami was deer hunting in Alaska.
Sami, Alaska'da geyik avlıyordu.
en-tr
Sami stabbed the bear in the neck.
Sami ayıyı boynundan bıçakladı.
en-tr
Sami was attacked by a cougar.
Sami bir puma tarafından saldırıya uğradı.
en-tr
Sami tried to scare the cougar away.
Sami pumayı korkutmaya çalıştı.
en-tr
Sami was torn to shreds by a cougar.
Sami bir puma tarafından parçalara ayrıldı.
en-tr
Sami was traveling around a national park in Kenya.
Sami, Kenya'daki bir milli parkı geziyordu.
en-tr
Sami lost energy.
Sami enerjiyi kaybetti.
en-tr
Sami suffered excessive loss.
Sami aşırı kayıp yaşadı.
en-tr
Sami lost his left arm.
Sami sol kolunu kaybetti.
en-tr
Sami believed Layla was dying.
Sami, Leyla'nın ölüyor olduğuna inanıyordu.
en-tr
Sami began a 600 hundred miles journey to the nearest settlement.
Sami en yakın yerleşim yerine 600 yüz millik bir yolculuğa başladı.
en-tr
Sami is an expert in the field of taxidermy.
Sami tahnitçilik alanında bir uzmandır.
en-tr
Sami shot a leopard with a rifle.
Sami tüfekle bir leoparı vurdu.
en-tr
Sami killed a leopard.
Sami bir leoparı öldürdü.
en-tr
Sami and Layla's children fought like cats and dogs.
Sami ve Leyla'nın çocukları, kediler ve köpekler gibi kavga ediyorlardı.
en-tr
Sami helped organize a motorcycle group.
Sami bir motosiklet grubu düzenlemeye yardım etti.
en-tr
Sami loved his daughter.
Sami kızını seviyordu.
en-tr
Sami had a relationship that resulted in a child.
Sami'nin bir çocukla sonuçlanan bir ilişkisi vardı.
en-tr
Sami had a very important position.
Sami'nin çok önemli bir makamı vardı.
en-tr
Sami was a divorced single parent.
Sami boşanmış bekar bir ebeveyndi.
en-tr
Sami formed his own team.
Sami kendi takımını kurdu.
en-tr
Sami traveled alone.
Sami yalnız seyahat ediyordu.
en-tr
Sami worked at a convenience store.
Sami bir markette çalışıyordu.
en-tr
Sami is just a neighbor.
Sami sadece bir komşudur.
en-tr
Sami has been at work all evening.
Sami bütün akşam iş başındaydı.
en-tr
Sami was there for six days.
Sami altı gündür oradaydı.
en-tr
Sami has never been able to describe his attacker.
Sami, saldırganını asla tanımlayamadı.
en-tr
Sami begged for mercy.
Sami merhamet için yalvardı.
en-tr
Sami was a family man.
Sami bir aile adamıydı.
en-tr
Sami was moving to this area from Cairo.
Sami bu bölgeye Kahire'den gidiyordu.
en-tr
Sami decided that he would be his own lawyer.
Sami kendi avukatı olacağına karar verdi.
en-tr
Sami began his shift at 6 pm.
Sami saat 18'de vardiyasında başladı.
en-tr
Sami returned to the Walmart.
Sami, Walmart'a geri döndü.
en-tr
Sami was leaving the parking lot.
Sami otoparkı terk ediyordu.
en-tr
Sami handed over all the tapes.
Sami bütün kasetleri teslim etti.
en-tr
Sami earned quite a bit of money.
Sami hayli para kazandı.
en-tr
Sami was in his Walmart uniform.
Sami, Walmart üniformasının içindeydi.
en-tr
Sami was walking towards his truck.
Sami kamyonuna doğru yürüyordu.
en-tr
Sami got in his car but he didn't drive off.
Sami arabasına bindi ama yola çıkmadı.
en-tr
Sami walked back towards the store.
Sami dükkana doğru geri döndü.
en-tr
Sami was without his uniform.
Sami'nin üniforması yoktu.
en-tr
Sami purchased a few groceries.
Sami biraz yiyecek satın aldı.
en-tr
Sami was spotted leaving the store for the second time.
Sami mağazadan ikinci kez ayrılırken tespit edildi.
en-tr
Sami didn't just attract Layla. He attracted other women as well.
Sami sadece Leyla'yı çekmedi. Diğer kadınları da kendine çekti.
en-tr
Sami was carrying a gym bag.
Sami bir spor çantası taşıyordu.
en-tr
Sami's innocence remained in doubt.
Sami'nin masumiyeti şüphe içinde kaldı.
en-tr
Sami crossed that line.
Sami o çizgiyi geçti.
en-tr
Sami maintains he's innocent.
Sami kendisinin masum olduğunu iddia ediyor.
en-tr
Sami was addicted to drugs and facing divorce.
Sami uyuşturucu bağımlısıydı ve boşanma ile karşı karşıyaydı.
en-tr
Sami told Layla to remove her belongings from his house.
Sami, Leyla'ya eşyalarını onun evinden çıkarmasını söyledi.
en-tr
Sami's body had no outward sign of visible trauma.
Sami'nin cesedinde hiçbir görünür dış travma işareti yoktu.
en-tr
Sami's death was investigated as a homicide.
Sami'nin ölümü bir cinayet olarak araştırılıyordu.
en-tr
Sami glared at Layla.
Sami, Leyla'ya dik dik bakıyordu.
en-tr
Sami grabbed Layla by the throat.
Sami, Leyla'yı boğazından yakaladı.
en-tr
Sami was super-intelligent.
Sami süper zekaydı.
en-tr
Sami thought about following in Dad's footsteps at medical school.
Sami, babasının tıp okulundaki adımlarını takip etmeyi düşündü.
en-tr
Sami and Layla made a good couple.
Sami ve Leyla iyi bir çift oluşturdular.
en-tr
Tom and Mary are Homo Sapiens.
Tom ve Mary, Homo Sapienstirler.
en-tr
Sami and Layla started dating nearly 16 years ago.
Sami ve Leyla yaklaşık 16 yıl önce çıkmaya başladı.
en-tr
Sami had a more difficult childhood.
Sami'nin daha zor bir çocukluğu vardı.
en-tr
Sami's parents divorced when he was a boy.
Sami'nin ailesi o bir çocukken boşanmışlar.
en-tr
Sami had killed Layla and waited for hours before he called 911.
Sami, Leyla'yı öldürmüş ve 911'i aramadan önce saatlerce beklemişti.
en-tr
Sami and Layla were very, very close friends.
Sami ve Leyla çok çok yakın arkadaşlardı.
en-tr
Sami turned Layla's body over and found a huge gaping wound in her chest.
Sami, Leyla'nın vücudunu çevirdi ve göğsünde devasa bir yara izi buldu.
en-tr
Sami had business failures.
Sami'nin iş başarısızlıkları vardı.
en-tr