english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Sami started jumping. | Sami zıplamaya başladı. | en-tr |
Sami did not testify. | Sami tanıklık etmedi. | en-tr |
Sami was concerned that his father wasn't there. | Sami, babasının orada olmadığından endişeleniyordu. | en-tr |
Sami can't go in that bedroom. | Sami o yatak odasına gidemez. | en-tr |
Sami didn't know Layla or Farid. | Sami, Leyla'yı ya da Ferit'i tanımıyordu. | en-tr |
Sami was so mad that he could kill Layla. | Sami o kadar kızgındı ki Leyla'yı öldürebilirdi. | en-tr |
Sami took the baby from Layla. | Sami bebeği Leyla'dan aldı. | en-tr |
Sami was wearing jeans. | Sami kot pantolon giyiyordu. | en-tr |
Sami's jeans had Layla's blood on them. | Sami'nin kotunun üstünde Leyla'nın kanı vardı. | en-tr |
Sami Bakir is Layla's defense attorney. | Sami Bekir, Leyla'nın savunma avukatıdır. | en-tr |
Sami was asleep in bed. | Sami yatakta uyuyordu. | en-tr |
Sami was asthmatic. | Sami astımlıydı. | en-tr |
Sami refused to testify. | Sami tanıklık etmeyi reddetti. | en-tr |
Sami missed his children terribly. | Sami, çocuklarını çok özlemişti. | en-tr |
Sami had a clean record. | Sami'nin temiz bir kaydı vardı. | en-tr |
If there's an earthquake, the stores will be looted. | Deprem olursa mağazalar yağmalanacak. | en-tr |
Tom loves potato chips. | Том обожнює картопляні чіпси. | en-uk |
What did I just drink? | Az önce ne içtim? | en-tr |
Have a good day, hon. | İyi günler tatlım. | en-tr |
I do too. | Ben de yapıyorum. | en-tr |
What is he writing? | O ne yazıyor? | en-tr |
Tom is a prospector. | Tom bir maden arayıcısıdır. | en-tr |
Tom is a gold prospector. | Tom bir altın arayıcısıdır. | en-tr |
Let's forget I said anything. | Söylediğim her şeyi unutalım. | en-tr |
Tom works harder than anyone else. | Tom başka herkesten daha sıkı çalışır. | en-tr |
Serve others first. | Önce başkalarına servis et. | en-tr |
Forget your selfish ways. | Bencilce yollarını unut. | en-tr |
Tom started the day with renewed vigor. | Tom güne yenilenmiş enerji ile başladı. | en-tr |
The blanket does not keep me warm. | Battaniye beni sıcak tutmuyor. | en-tr |
We'll try another time. | Başka bir zaman deneyeceğiz. | en-tr |
There's a lot to learn. | Öğrenilecek çok şey var. | en-tr |
It's not really practical. | Gerçekten pratik değil. | en-tr |
It's this year's new model. | O bu yılın yeni modeli. | en-tr |
You never study. | Hiç ders çalışmazsın. | en-tr |
The lovers walked arm-in-arm. | Aşıklar kol kola yürüdüler. | en-tr |
I want one of those. | Onlardan birini istiyorum. | en-tr |
Tom moved to Sweden and became a shipwright. | Tom, İsveç'e taşındı ve bir gemi yapımcısı oldu. | en-tr |
Why do I write? | Neden yazı yazıyorum? | en-tr |
During hayfever season, Mary's sentences were usually punctuated by sneezes. | Saman nezlesi mevsiminde, Mary'nin cümleleri genellikle hapşırmalarla noktalandı. | en-tr |
Tom usually calls at this time. | Tom genellikle bu zamanda arar. | en-tr |
Tom texts Mary every evening. | Tom her akşam Mary'ye mesaj atar. | en-tr |
It was a long week that no one deserved. | Kimsenin hak etmediği uzun bir haftaydı. | en-tr |
When do you stop thinking? | Düşünmeyi ne zaman bırakıyorsun? | en-tr |
What percentage of your blood is caffeine? | Kanınızın yüzde kaçı kafeindir? | en-tr |
They won't let me in. | İçeri girmeme izin vermeyecekler. | en-tr |
They said they'd loan me the money. | Bana para ödünç vereceklerini söylediler. | en-tr |
Now we party. | Şimdi parti yapıyoruz. | en-tr |
Be careful with contractions. | Kasılmalara dikkat edin. | en-tr |
Tom just became the new editor-in-chief. | Tom şimdi yeni genel yayın müdürü oldu. | en-tr |
Tom remodeled Mary's home. | Tom, Mary'nin evini yeniden düzenledi. | en-tr |
There's a difference in the brands. | Markalarda bir farklılık var. | en-tr |
Why did you replant the front yard? | Ön bahçeye neden yeniden ağaç diktin? | en-tr |
This shrub has to go. | Bu çalı gitmek zorunda. | en-tr |
The dog needs to be washed. | Köpeğin yıkanması gerekir. | en-tr |
The dog really stinks. | Köpek gerçekten kokuyor. | en-tr |
There's no response from the moon base. | Ay üssünden yanıt gelmedi. | en-tr |
I cannot reenter the county. | İlçeye tekrar giremem. | en-tr |
What's on your playlist? | Çalma listenizde ne var? | en-tr |
I'm not allowed to drive anymore. | Artık sürmeme izin verilmiyor. | en-tr |
Why do you keep looking in your rear mirror? | Neden arka aynana bakıyorsun? | en-tr |
Is there someone following me? | Beni takip eden biri mi var? | en-tr |
Did you find out who? | Kim olduğunu öğrendin mi? | en-tr |
Why are you pestering me? | Neden beni rahatsız ediyorsun? | en-tr |
What would be the consequence of that action? | O eylemin sonucu ne olurdu? | en-tr |
Is there nothing better to do? | Yapılacak daha iyi bir şey yok mu? | en-tr |
There's no law against it. | Ona karşı hiçbir kanun yok. | en-tr |
There is a law against it. | Ona karşı bir kanun var. | en-tr |
I just want peace in this house. | Bu evde sadece huzur istiyorum. | en-tr |
Don't go to the mall without us. | Alışveriş merkezine biz olmadan gitme. | en-tr |
That clothing store was ghastly. | O giyim mağazası korkunçtu. | en-tr |
They were beyond cruel. | Zalimin ötesindeydiler. | en-tr |
I live in the gray house down the street. | Caddenin aşağısındaki gri evde yaşıyorum. | en-tr |
Eat nuts and you'll live five years longer. | Fındık ye, beş yıl daha uzun yaşayacaksın. | en-tr |
Trust in God and do the right thing. | Tanrı'ya güven ve doğru şeyi yap. | en-tr |
Don't fart so much. | O kadar çok gaz çıkarma. | en-tr |
All of you are responsible. | Hepiniz sorumlusunuz. | en-tr |
Let's drive to Vegas. | Vegas'a gidelim. | en-tr |
There's a lot of gossip about her lately. | Son zamanlarda onun hakkında birçok dedikodu var. | en-tr |
Throw out everything you know. | Bildiğin her şeyi dışarı çıkar. | en-tr |
Run that by me again. | Tekrar söyle. | en-tr |
We're all behind you. | Hepimiz senin arkandayız. | en-tr |
I can do that as well. | Ben de onu yapabilirim. | en-tr |
I asked Tom who did that. | Onu kimin yaptığını Tom'a sordum. | en-tr |
I continued doing that. | Onu yapmaya devam ettim. | en-tr |
I can do that on my own. | Bunu kendi kendime yapabilirim. | en-tr |
Let's do this again soon. | Bunu yakında tekrar yapalım. | en-tr |
I asked Tom how he did that. | Tom'a onu nasıl yaptığını sordum. | en-tr |
Are you sure that's right? | Onun doğru olduğuna emin misin? | en-tr |
Tom was hungry and so was I. | Tom acıkmıştı. Ben de öyle. | en-tr |
Tom was trying to trick you. | Tom seni kandırmaya çalışıyordu. | en-tr |
I came close to doing that. | Onu yapmaya yaklaştım. | en-tr |
You can do that if you try. | Denersen onu yapabilirsin. | en-tr |
Do you really have to leave? | Gerçekten ayrılmak zorunda mısın? | en-tr |
I asked Tom if he'd done that. | Tom'a bunu yapıp yapmadığını sordum. | en-tr |
I asked Tom where he did that. | Tom'a onu nerede yaptığını sordum. | en-tr |
I can do that by myself now. | Onu şimdi kendim yapabilirim. | en-tr |
I bet Tom he couldn't do that. | Bahse girerim Tom onu yapamazdı. | en-tr |
I can now do that by myself. | Şimdi onu kendim yapabilirim. | en-tr |
Tom tried to make that happen. | Tom onun olmasını sağlamaya çalıştı. | en-tr |
I wonder what we have to do. | Ne yapmak zorunda olduğumuzu merak ediyorum. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.