english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
I wonder what we need to do.
Neler yapmamız gerektiğini merak ediyorum.
en-tr
I asked Tom if I could do that.
Tom'a bunu yapıp yapamayacağımı sordum.
en-tr
I asked Tom to do that quietly.
Tom'dan bunu sessiz yapmasını rica ettim.
en-tr
I need someone to go with me.
Benimle gidecek birine ihtiyacım var.
en-tr
Tom was a close friend of mine.
Tom benim yakın bir arkadaşımdı.
en-tr
I think you misunderstood me.
Мені здається, ви мене неправильно зрозуміли.
en-uk
I wonder what we ought to do.
Yapmamız gereken şeyi merak ediyorum.
en-tr
Let's go get a cup of coffee.
Gidip bir fincan kahve alalım.
en-tr
I asked Tom if he could do that.
Ben Tom'a onu yapıp yapamayacağını sordum.
en-tr
I asked Tom not to do that here.
Tom'dan burada onu yapmamasını istedim.
en-tr
How hard can it be to do that?
Onu yapmak ne kadar zor olabilir?
en-tr
I can help Tom do that, I think.
Tom'un onu yapmasına yardım edebilirim sanırım.
en-tr
I asked Tom why he had to do that.
Tom'a neden onu yapmak zorunda olduğunu sordum.
en-tr
Tom tried to do the right thing.
Tom doğru şeyi yapmaya çalıştı.
en-tr
I could easily have done that.
Onu kolayca yapabilirdim.
en-tr
I tried to do the right thing.
Doğru şeyi yapmaya çalıştım.
en-tr
I asked Tom how many guns he owned.
Tom'a kaç tane silah sahibi olduğunu sordum.
en-tr
Things will never be the same around here after Tom leaves.
Tom ayrıldıktan sonra işler buralarda asla aynı olmayacak.
en-tr
I asked Tom not to do that again.
Tom'dan onu bir daha yapmamamasını istedim.
en-tr
What're we supposed to do now?
Şimdi ne yapmamız gerekiyor?
en-tr
I asked Tom to help Mary do that.
Tom'dan Mary'nin onu yapmasına yardım etmesini istedim.
en-tr
Can you tell me how to do that?
Onun nasıl yapılacağını bana söyleyebilir misiniz?
en-tr
I apparently needed to do that.
Görünüşe göre onu yapmam gerekiyordu.
en-tr
I can do that for you, I think.
Onu senin için yapabilirim, sanırım.
en-tr
Tom was a close friend of Mary's.
Tom, Mary'nin yakın bir arkadaşıydı.
en-tr
I could be fired if I did that.
Bunu yapsaydım kovulabilirdim.
en-tr
I asked Tom a couple of questions.
Tom'a iki soru sordum.
en-tr
I hear you're a good violinist.
Sizin iyi bir kemancı olduğunuzu duyuyorum.
en-tr
I asked Tom when I should do that.
Tom'a onu ne zaman yapmam gerektiğini sordum.
en-tr
I wonder what needs to be done.
Ne yapılması gerektiğini merak ediyorum.
en-tr
I begged Tom to do that carefully.
Tom'a onu dikkatle yapması için yalvardım.
en-tr
This is something I believe in.
Bu benim inandığım bir şey.
en-tr
Tom was a college student in 2013.
Tom 2013'te bir üniversite öğrencisiydi.
en-tr
You might want to rethink that.
Onu tekrar düşünmek isteyebilirsiniz.
en-tr
Tom was a member of the committee.
Tom komitenin bir üyesiydi.
en-tr
How can I ever thank you enough?
Sana nasıl yeterince teşekkür edebilirim?
en-tr
I can help you do that, I think.
Onu yapmanıza yardımcı olabilirim, sanırım.
en-tr
I asked if Tom had to do that, too.
Tom'un da onu yapması gerekip gerekmediğini sordum.
en-tr
I've asked Tom not to do that here.
Tom'dan onu burada yapmamasını istedim.
en-tr
I asked Tom if he wanted to do that.
Я запитав Тома, чи він хоче це зробити.
en-uk
I asked Tom how he liked his new job.
Tom'a yeni işini nasıl beğendiğini sordum.
en-tr
I asked Tom why he wanted to do that.
Tom'a neden onu yapmak istediğini sordum.
en-tr
I assured Tom I could do that.
Tom'a onu yapabileceğime dair güvence verdim.
en-tr
Hold on! I'm coming!
Bekle! Geliyorum!
en-tr
Sami has an anger management problem.
Sami'nin bir öfke yönetimi sorunu var.
en-tr
Sami was suspended from school.
Sami okuldan uzaklaştırıldı.
en-tr
Sami runs a website.
Sami bir web sitesi işletiyor.
en-tr
Sami's house erupted in flames.
Sami'nin evinden alevler yükseldi.
en-tr
Sami was told there was a fire at the church.
Sami'ye kilisede bir yangın olduğu söylendi.
en-tr
Sami was a member of the congregation.
Sami dinsel bir cemaat üyesiydi.
en-tr
Sami's house was burning very fiercely.
Sami'nin evi şiddetle yanıyordu.
en-tr
Sami wanted to learn how to control his anger.
Sami öfkesini nasıl kontrol edeceğini öğrenmek istiyordu.
en-tr
Sami was thinking.
Sami düşünüyordu.
en-tr
Sami was nowhere to be found.
Sami hiçbir yerde bulunmadı.
en-tr
Sami lost control.
Sami kontrolü kaybetti.
en-tr
Sami deliberately caused this fire.
Sami kasıtlı olarak bu yangına neden oldu.
en-tr
Sami has got to see this.
Sami bunu görmek zorunda.
en-tr
Sami hurt Layla.
Sami, Leyla'ya zarar verdi.
en-tr
Sami always wants to be right in all situations.
Sami her zaman her durumda haklı olmak istiyor.
en-tr
Sami said he was open to learning.
Sami öğrenmeye açık olduğunu söyledi.
en-tr
Sami is defending himself to the end.
Sami kendini sonuna kadar savunuyor.
en-tr
Sami disagreed with Layla's ideas.
Sami, Leyla'nın fikirlerine katılmıyordu.
en-tr
Sami wanted to tell Layla about that.
Sami, Leyla'ya o konuyu anlatmak istedi.
en-tr
Sami started to take that personally.
Sami onu kişisel olarak almaya başladı.
en-tr
Sami can control his anger.
Sami öfkesini kontrol edebilir.
en-tr
Sami became attached to those views.
Sami o görüşlere bağlı kaldı.
en-tr
Sami wanted to handle his anger.
Sami öfkesinin üstesinden gelmek istedi.
en-tr
Sami snapped at Layla.
Sami, Leyla'yı tersledi.
en-tr
Sami was hungry.
Sami acıkmıştı.
en-tr
Sami was overly tired.
Sami aşırı derecede yorgundu.
en-tr
Sami used Layla's body for some dark ritual.
Sami, Leyla'nın cesedini karanlık bir ritüel için kullandı.
en-tr
Sami was not aware of that.
Sami ondan haberdar değildi.
en-tr
Sami felt agitated.
Sami kendini tedirgin hissetti.
en-tr
Sami was upset about that.
Sami o konuda üzgündü.
en-tr
Sami set the church on fire.
Sami, kiliseyi ateşe verdi.
en-tr
Sami killed another innocent person.
Sami bir masum insanı daha öldürdü.
en-tr
Sami snapped at his wife.
Sami karısını tersledi.
en-tr
Sami got on his motorcycle and drove away.
Sami motosikletine bindi ve gitti.
en-tr
Sami has been leading this small Pentecostal church for 16 years.
Sami bu küçük pentekostal kilisesini 16 yıldır yönetiyor.
en-tr
Sami has written about this a lot on his blog.
Sami bloğunda bunun hakkında çok yazmış.
en-tr
Sami seemed to have no known enemies.
Sami'nin bilinen hiçbir düşmanı yok gibi görünüyordu.
en-tr
Sami and Layla were both overly tired.
Sami ve Leyla'nın ikisi de aşırı derecede yorgundular.
en-tr
Sami and Layla kept fighting.
Sami ve Leyla kavga etmeye devam ediyorlardı.
en-tr
Sami killed Layla and left her decapitated body inside her own apartment.
Sami, Leyla'yı öldürdü ve onun başı kesilmiş cesedini dairesinin içinde bıraktı.
en-tr
Sami tried many paths before he decided to serve God.
Sami, Tanrı'ya hizmet etmeye karar vermeden önce birçok yol denedi.
en-tr
Sami decided to follow in the footsteps of his father.
Sami, babasının ayak izlerini takip etmeye karar verdi.
en-tr
Sami joined the church.
Sami kiliseye katıldı.
en-tr
Sami expressed that accurately.
Sami bunu doğru bir şekilde ifade etti.
en-tr
Sami worked very hard to earn his father's respect.
Sami, babasının saygısını kazanmak için çok çalıştı.
en-tr
Sami learned to express himself.
Sami kendini ifade etmeyi öğrendi.
en-tr
Sami expected to take over his father's job.
Sami kendi babasının işini devralmayı umuyordu.
en-tr
Sami still practises it.
Sami onu hâlâ uyguluyor.
en-tr
Sami doubled Layla's salary.
Sami, Leyla'nın maaşını ikiye katladı.
en-tr
Sami felt really anxious.
Sami kendini gerçekten endişeli hissediyordu.
en-tr
Sami praised Jesus.
Sami, İsa'yı övdü.
en-tr
Sami ended up getting Parkinson's.
Sami, Parkinson hastalığına yakalandı.
en-tr
Sami lost his confidence.
Sami güvenini kaybetti.
en-tr
Sami and Layla went fishing.
Sami ve Leyla balığa gittiler.
en-tr
Sami tried that.
Sami onu deniyordu.
en-tr
Sami is going to post videos more regularly.
Sami videoları daha düzenli olarak yayınlayacak.
en-tr