english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Sami met Layla. | Sami, Leyla'yla buluştu. | en-tr |
Sami became Layla's second husband. | Sami, Leyla'nın ikinci kocası oldu. | en-tr |
Sami became stepfather to Layla's two girls. | Sami, Leyla'nın iki kızının üvey babası oldu. | en-tr |
Sami didn't kill himself. | Sami kendini öldürmedi. | en-tr |
Sami was poisoned with antifreeze. | Sami antifriz ile zehirlendi. | en-tr |
Sami used antifreeze for murder. | Sami cinayet için antifriz kullandı. | en-tr |
Sami speaks Arabic but he has a Turkish background. | Sami Arapça konuşuyor ama Türk kökeni vardır. | en-tr |
Sami's will left almost everything to Layla. | Sami neredeyse her şeyi Leyla'ya bırakacak. | en-tr |
Sami was about six. | Sami yaklaşık altı yaşındaydı. | en-tr |
Sami was Layla's only kid. | Sami, Leyla'nın tek çocuğuydu. | en-tr |
Sami was deceitful. | Sami hilekardı. | en-tr |
Sami went to the cemetery to pay his respects to Layla. | Sami, Leyla'ya saygı göstermek için mezarlığa gitti. | en-tr |
Sami had no history of heart disease. | Sami'nin kalp hastalığı öyküsü yoktu. | en-tr |
Sami was buried in a cemetery outside Cairo. | Sami, Kahire'nin dışındaki bir mezarlığa gömüldü. | en-tr |
Sami's body was exhumed. | Sami'nin cesedi mezardan çıkarıldı. | en-tr |
Sami was poisoned to death with antifreeze. | Sami antifriz ile ölümüne zehirlendi. | en-tr |
Sami wasn't the only one. | Sami tek değildi. | en-tr |
Sami chose to kill himself. | Sami kendini öldürmeyi seçti. | en-tr |
Sami and Layla died six years apart. | Sami ve Leyla altı yıl arayla öldüler. | en-tr |
Sami's death was a suicide. | Sami'nin ölümü bir intihardı. | en-tr |
Sami was interrogated in this small room. | Sami bu küçük odada sorgulandı. | en-tr |
Sami was interrogated for six hours. | Sami altı saat boyunca sorgulandı. | en-tr |
Sami made only one call to Layla that day. | Sami o gün Leyla'ya sadece bir kez arama yaptı. | en-tr |
Sami rented the house for Layla. | Sami, Leyla için ev kiraladı. | en-tr |
Sami could have murdered Layla. | Sami, Leyla'yı öldürmüş olabilir. | en-tr |
Sami didn't do this. | Sami bunu yapmadı. | en-tr |
Sami doesn't do this. | Sami bunu yapmaz. | en-tr |
Sami was extremely nervous. | Sami son derece sinirliydi. | en-tr |
Sami was very nervous and scared. | Sami çok gergindi ve korkmuştu. | en-tr |
Sami hired a lawyer. | Sami bir hukukçu tuttu. | en-tr |
Sami called his mother. | Sami annesini çağırdı. | en-tr |
Sami saw something very unusual. | Sami çok sıradışı bir şey gördü. | en-tr |
Sami has had a very hard day. | Sami çok zor bir gün geçirdi. | en-tr |
Sami had one beer. | Sami bir bira içti. | en-tr |
Sami drank with his underage daughter. | Sami, reşit olmayan kızıyla içti. | en-tr |
Sami went to bed. | Sami yattı. | en-tr |
Sami still does it. | Sami onu hâlâ yapıyor. | en-tr |
Sami bought drinks for his daugther. | Sami, kızı için içecek satın aldı. | en-tr |
Sami was carrying a large cup. | Sami büyük bir kupa bardak taşıyordu. | en-tr |
Sami drank more. | Sami daha fazla içti. | en-tr |
Sami was alive but barely breathing. | Sami hayattaydı ama zar zor nefes alıyordu. | en-tr |
Sami was in complete shock. | Sami tam bir şok içindeydi. | en-tr |
Sami tried to poison his own daughter. | Sami kendi kızını zehirlemeye çalıştı. | en-tr |
Sami has been poisoned with antifreeze. | Sami antifrizle zehirlendi. | en-tr |
Sami's backyard was meticulously maintained. | Sami'nin arka bahçesi titizlikle muhafaza edildi. | en-tr |
Sami loved the quiet of a small town. | Sami küçük bir kasabanın sessizliğini seviyordu. | en-tr |
Sami was very pleased with that. | Sami bundan çok memnundu. | en-tr |
Sami's eyes were wide open. | Sami'nin gözleri tamamen açıktı. | en-tr |
Sami's mouth was open. | Sami'nin ağzı açıktı. | en-tr |
Sami was neglecting to help. | Sami yardım etmeyi ihmal ediyordu. | en-tr |
Sami was the one who discovered Layla's body. | Sami, Leyla'nın cesedini keşfeden kişiydi. | en-tr |
Sami did not tolerate this kind of behavior. | Sami bu tür davranışa müsamaha göstermedi. | en-tr |
Sami's behavior infuriated Layla. | Sami'nin davranışı Leyla'yı kızdırdı. | en-tr |
Sami didn't call 911 right away. | Sami 911'i hemen aramadı. | en-tr |
Sami noticed the horrible smell, too. | Sami de korkunç kokuyu fark etti. | en-tr |
Sami's house was smelling. | Sami'nin evi kokuyordu. | en-tr |
Sami looked scared. | Sami korkmuş görünüyordu. | en-tr |
Sami didn't know what was going on. | Sami neler olduğunu bilmiyordu. | en-tr |
Sami didn't know what to expect. | Sami ne bekleyeceğini bilmiyordu. | en-tr |
Sami died in Layla's house. | Sami, Leyla'nın evinde öldü. | en-tr |
Sami turned on the air conditioner to suck the smell outside. | Sami dışarıdaki kokuyu emmek için klimayı açtı. | en-tr |
Sami has decided to go and join his family in Egypt. | Sami gidip Mısır'daki ailesine katılmaya karar verdi. | en-tr |
Sami avoided Layla. | Sami, Leyla'dan kaçındı. | en-tr |
Sami's daughter was dying. | Sami'nin kızı ölüyordu. | en-tr |
Sami got in that room. | Sami o odaya girdi. | en-tr |
Sami wrote a shocking confession. | Sami şok edici bir itiraf yazdı. | en-tr |
Sami blamed me. | Sami beni suçladı. | en-tr |
This is her first Finnish poem collection. | Bu onun ilk Fince şiir koleksiyonudur. | en-tr |
I asked if Tom had agreed to do that. | Tom'a onu kabul edip etmediğini sordum. | en-tr |
I need a bit more time to decide. | Karar vermek için biraz daha zamana ihtiyacım var. | en-tr |
Tom has figured out a way to do that. | Tom onu yapmak için bir yol buldu. | en-tr |
Tom figured out a way to do that. | Tom onu yapmanın bir yolunu buldu. | en-tr |
I actually didn't want to do that. | Aslında onu yapmak istemiyordum. | en-tr |
Tom was a bus driver for three years. | Tom üç yıldır otobüs şoförüydü. | en-tr |
I always do that in the afternoon. | Onu öğleden sonra her zaman yaparım. | en-tr |
Tom was unable to do that on his own. | Tom onu tek başına yapamadı. | en-tr |
I asked Tom if he knew how to do that. | Tom'a bunu nasıl yapacağını bilip bilmediğini sordum. | en-tr |
I asked Tom to show me how to do that. | Tom'dan onun nasıl yapılacağını bana göstermesini istedim. | en-tr |
I agreed that we shouldn't do that. | Onu yapmamamız gerektiğine karar verdim. | en-tr |
I wonder how much money Tom owes Mary. | Tom'un Mary'ye ne kadar borcu olduğunu merak ediyorum. | en-tr |
Tom was a security guard at that time. | Tom o sırada bir güvenlik görevlisiydi. | en-tr |
That was not part of the agreement. | O, anlaşmanın bir parçası değildi. | en-tr |
I asked Tom how often he played tennis. | Tom'a ne kadar sıklıkla tenis oynadığını sordum. | en-tr |
I asked Tom if I really had to do that. | Gerçekten onu yapmak zorunda olup olmadığımı Tom'a sordum. | en-tr |
Could you repeat what you just said? | Az önce söylediğin şeyi tekrar eder misin? | en-tr |
I asked Tom if he was going to do that. | Tom'a onu yapıp yapmayacağını sordum. | en-tr |
I apparently didn't have to do that. | Görünüşe göre onu yapmak zorunda değildim. | en-tr |
I asked Tom to tell me why he did that. | Tom'dan onu neden yaptığını bana anlatmasını istedim. | en-tr |
I apparently didn't need to do that. | Anlaşılan onu yapmam gerekmiyordu. | en-tr |
I apparently don't need to do that. | Anlaşılan onu yapmam gerekmiyor. | en-tr |
I could be the first one to do that. | Onu yapacak ilk kişi ben olabilirim. | en-tr |
Tom was a bully when he was a teenager. | Tom ergenken bir zorbaydı. | en-tr |
I hear you're very good at baseball. | Beyzbolda çok iyi olduğunuzu duyuyorum. | en-tr |
We might get arrested if we do that. | Onu yaparsak tutuklanabiliriz. | en-tr |
I asked Tom to show Mary how to do that. | Tom'dan Mary'ye onun nasıl yapılacağını göstermesini istedim. | en-tr |
I always do that when I go to Boston. | Boston'a gittiğimde onu hep yapıyorum. | en-tr |
I can do that right now if I want to. | İstersem derhal yapabilirim. | en-tr |
I could be fired if I didn't do that. | Onu yapmasaydım kovulabilirdim. | en-tr |
Tom wants to know why you're mad at him. | Tom senin ona neden kızdığını bilmek istiyor. | en-tr |
I think I should handle that for you. | Sanırım onu senin için halletmem gerekiyor. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.