english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
Sami devoted himself to Layla when she got ill.
Sami o hastalandığında kendisini Leyla'ya adadı.
en-tr
Sami died in June of 1996.
Sami, Haziran 1996'da öldü.
en-tr
Sami began killing at just 16 years old.
Sami henüz 16 yaşında öldürmeye başladı.
en-tr
Sami was overwhelmed by grief.
Sami üzüntüye boğulmuştu.
en-tr
Sami shot the movie in Egypt.
Sami, filmi Mısır'da çekti.
en-tr
Sami needed to find an actress.
Sami'nin bir aktris bulması gerekiyordu.
en-tr
Sami called Layla the killer.
Sami, Leyla'ya katil dedi.
en-tr
Sami was trying to recover from that terrible loss.
Sami o korkunç kayıptan kurtarmaya çalışıyordu.
en-tr
Sami read the script.
Sami senaryoyu okudu.
en-tr
Sami loved the script.
Sami senaryoyu sevdi.
en-tr
Sami's kids are his whole life.
Sami'nin çocukları onun tüm hayatıdırlar.
en-tr
Sami knows Layla.
Sami, Leyla'yı tanıyor.
en-tr
Sami left the gate open that night.
Sami o gece kapıyı açık bıraktı.
en-tr
Sami expected Layla to come.
Sami, Leyla'nın gelmesini umuyordu.
en-tr
Sami was charged of attempted murder of his own daughter.
Sami kendi kızını öldürme girişiminde bulunmakla suçlandı.
en-tr
Sami was arrested and handcuffed.
Sami tutuklandı ve kelepçelendi.
en-tr
Sami poisoned his daughter.
Самі отруїв свою доньку.
en-uk
Sami gave Layla work.
Sami, Leyla'ya iş verdi.
en-tr
Sami paid Layla.
Sami, Leyla'ya ödeme yaptı.
en-tr
Sami's whole body was shaking.
Sami'nin bütün vücudu titriyordu.
en-tr
Sami put Layla on one of his films.
Sami, Leyla'yı filmlerinden birine koydu.
en-tr
Sami hired new actors.
Sami yeni oyuncular işe aldı.
en-tr
Sami wanted to kill his own daughter to save himself.
Sami kendini kurtarmak için kendi kızını öldürmek istedi.
en-tr
Sami didn't know who did it.
Sami onu kimin yaptığını bilmiyordu.
en-tr
Sami promised Layla a car.
Sami, Leyla'ya bir araba sözü verdi.
en-tr
Sami met Layla for the first time.
Sami, Leyla ile ilk kez karşılaştı.
en-tr
Sami is waking up.
Sami uyanıyor.
en-tr
Sami said he had a tunnel vision.
Sami, tünel vizyonu olduğunu söyledi.
en-tr
Sami tried to kill his own child.
Sami kendi çocuğunu öldürmeye çalıştı.
en-tr
Sami spoke to his lawyer on the phone.
Sami telefonda avukatıyla konuştu.
en-tr
Sami was lying on the floor.
Sami yerde yatıyordu.
en-tr
Sami could fix that quickly.
Sami onu çabucak düzeltebilir.
en-tr
Sami was the killer all along.
Sami baştan beri katildi.
en-tr
Sami was all alone.
Sami tamamen yalnızdı.
en-tr
Sami told Layla that he loved her.
Sami, Leyla'ya onu sevdiğini söyledi.
en-tr
Sami's heart was beating 160 times a minute.
Sami'nin kalbi dakikada 160 kez atıyordu.
en-tr
Sami was basically unresponsive.
Sami temel olarak tepkisizdi.
en-tr
Sami was trying to kill himself.
Sami kendini öldürmeye çalışıyordu.
en-tr
Sami offered to drink with Layla again.
Sami yine Leyla ile içmeyi önerdi.
en-tr
It's good, but it's not good enough.
Bu iyi ama yeterince iyi değil.
en-tr
Sami bought Layla drinks.
Sami, Leyla'ya içecek satın aldı.
en-tr
Sami and Layla talked about it.
Sami ve Leyla onun hakkında konuşmuşlardı.
en-tr
Sami was totally drunk.
Sami tamamen sarhoştu.
en-tr
Sami continued to drink it.
Sami onu içmeyi sürdürdü.
en-tr
Tom is pretty good at baseball, but he isn't good enough to play on our team.
Tom beyzbolda oldukça iyi ama takımımızda oynamak için yeterince iyi değil.
en-tr
Sami put something in a drink and gave it to Layla.
Sami içecek bir şey koydu ve onu Leyla'ya verdi.
en-tr
Tom wasn't a good enough player to make the team.
Tom takıma girmek için yeterince iyi bir oyuncu değildi.
en-tr
Sami wouldn't drink that.
Sami onu içmezdi.
en-tr
Sami read this note.
Sami bu notu okudu.
en-tr
Sami didn't make eye contact with Layla.
Sami, Leyla ile göz teması kurmadı.
en-tr
Sami wrote the suicide note.
Sami intihar notu yazdı.
en-tr
Sami stayed in this mobile home.
Sami bu mobil evde kaldı.
en-tr
Sami fought with his stepfather.
Sami üvey babasıyla kavga etti.
en-tr
Sami didn't have a nickname.
Sami'nin bir takma adı yoktu.
en-tr
Sami was in a county jail.
Sami şehir hapishanesinde idi.
en-tr
Sami brought Layla a present.
Sami, Leyla'ya bir hediye getirdi.
en-tr
Sami wanted to convince the jury that he didn't do that.
Sami onu yapmadığına dair jüriyi ikna etmek istiyordu.
en-tr
Sami tried to form a friendship with Layla.
Sami, Leyla ile dostluk kurmaya çalıştı.
en-tr
Sami ordered this.
Sami bunu emretti.
en-tr
Sami is gonna kick your butt.
Sami senin kıçını tekmeleyecek.
en-tr
Sami played basketball.
Sami basketbol oynadı.
en-tr
Sami was angry with Layla.
Sami, Leyla'ya kızgındı.
en-tr
Sami was in the house, too.
Sami de evde idi.
en-tr
Sami was home alone with Layla.
Sami, Leyla ile evde yalnızdı.
en-tr
Sami was treating Layla like a sister.
Sami, Leyla'ya bir kız kardeş gibi davranıyordu.
en-tr
Sami traveled for work.
Sami iş için seyahat ediyordu.
en-tr
Sami went to the room.
Sami odaya gitti.
en-tr
Sami took care of everything.
Sami her şeye dikkat etti.
en-tr
Sami started acting like the boss.
Sami patron gibi davranmaya başladı.
en-tr
Sami killed Layla by poisoning her with antifreeze.
Sami, Leyla'yı onu antifrizle zehirleyerek öldürdü.
en-tr
Sami asked Layla a perplexing question.
Sami, Leyla'ya şaşırtıcı bir soru sordu.
en-tr
Sami typed a suicide note.
Sami bir intihar notu yazdı.
en-tr
Sami didn't flinch.
Sami aldırmadı.
en-tr
Sami gave Layla a deadly drink.
Sami, Leyla'ya ölümcül bir içecek verdi.
en-tr
Sami was napping in his bedroom.
Sami yatak odasında kestiriyordu.
en-tr
Sami found that normal.
Sami onu normal buldu.
en-tr
Sami was supposed to know that.
Sami'nin onu bilmesi gerekiyordu.
en-tr
Sami is guilty as hell.
Sami cehennem kadar suçludur.
en-tr
Sami started to notice that.
Sami onu fark etmeye başladı.
en-tr
Sami threw his bag on the table.
Sami çantasını masaya attı.
en-tr
Sami started taking control of everything.
Sami her şeyi kontrol altına almaya başladı.
en-tr
Sami placed a padlock on the door.
Sami kapıya bir asma kilit yerleştirdi.
en-tr
Sami was brought back into the courtroom.
Sami mahkeme salonuna geri getirildi.
en-tr
Sami was busy reviving his movie career.
Sami, film kariyerini canlandırmakla meşguldü.
en-tr
Sami knew that I didn't do it.
Самі знав, що я цього не робив.
en-uk
Sami just finished a screenplay.
Sami bir senaryoyu henüz tamamladı.
en-tr
Sami can't wait to tell Layla about that.
Sami o konuyu Leyla'ya anlatmak için sabırsızlanıyor.
en-tr
Sami was led out of the courtroom in handcuffs.
Sami, kelepçelerle mahkeme salonundan çıkarıldı.
en-tr
Sami poisoned both Layla and Farid.
Sami hem Leyla hem de Ferit'i zehirledi.
en-tr
Sami Bakir is a tough prosecutor.
Sami Bekir sert bir savcıdır.
en-tr
Sami wanted the work redone.
Sami işin yeniden yapılmasını istedi.
en-tr
Sami didn't became a victim.
Sami bir kurban olmadı.
en-tr
Sami came to his office early.
Sami ofisine erkenden geldi.
en-tr
Sami had an opportunity.
Sami'nin karşısına bir fırsat çıktı.
en-tr
Sami is a killer.
Sami bir katildir.
en-tr
Sami thought Farid and Karim were buddies.
Sami, Ferit ile Kerim'in dost olduklarını düşündü.
en-tr
Sami removed Layla's name from his credit card.
Sami, Leyla'nın adını kredi kartından kaldırdı.
en-tr
Sami hates his mother.
Sami kendi annesinden nefret eder.
en-tr
Sami played God with people.
Sami insanlarla Tanrı'yı oynadı.
en-tr
Sami was the one who did this.
Sami bunu yapan kişiydi.
en-tr