english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Sami is now surrounded by people who love him. | Sami şimdi onu seven insanlarla çevrilidir. | en-tr |
Sami said that a number of times. | Sami onu birçok kez söyledi. | en-tr |
Sami can't explain these charges. | Sami bu suçlamaları açıklayamaz. | en-tr |
Sami showed Layla the receipts. | Sami makbuzları Leyla'ya gösterdi. | en-tr |
Sami killed six people and tried to kill Layla. | Sami altı kişiyi öldürdü ve Leyla'yı öldürmeye çalıştı. | en-tr |
Sami is alone. | Sami yalnız. | en-tr |
Sami showed up for his lunch with Layla. | Sami, Leyla ile öğle yemeği için geldi. | en-tr |
Sami was on the other side. | Sami diğer taraftaydı. | en-tr |
Sami is not going to give up on Layla. | Sami, Leyla'dan vazgeçmeyecektir. | en-tr |
Sami asked that question one more time. | Sami o soruyu bir kez daha sordu. | en-tr |
Sami didn't do that. | Sami onu yapmadı. | en-tr |
Sami tried to kill his own daughter. | Sami kendi kızını öldürmeye çalıştı. | en-tr |
Sami tried to get hold of his brother. | Sami erkek kardeşini tutmaya çalıştı. | en-tr |
Sami didn't return. | Sami geri dönmedi. | en-tr |
Sami agreed to talk to Layla one more time. | Sami, Leyla ile bir kez daha konuşmayı kabul etti. | en-tr |
Sami is not the killer. | Sami katil değildir. | en-tr |
Sami will maintain his innocence until the day he dies. | Sami masumiyetini öldüğü güne kadar sürdürecek. | en-tr |
Sami is already working on an appeal. | Sami zaten bir temyiz üzerinde çalışıyor. | en-tr |
Sami didn't return Layla's phone calls. | Sami, Leyla'nın telefon aramalarına geri dönmedi. | en-tr |
Sami was supposed to be back by then. | Sami'nin o zamana kadar dönmüş olması gerekirdi. | en-tr |
Sami wasn't allowed to ask those questions. | Sami'nin o soruları sormasına izin verilmedi. | en-tr |
Sami was in the jury room. | Sami jüri odasındaydı. | en-tr |
Sami picked up the phone and called Layla. | Sami telefonu alıp Leyla'yı aradı. | en-tr |
Sami took the stand and testified. | Sami tanık kürsüsüne çıktı ve ifade verdi. | en-tr |
Sami showed the picture to Layla. | Sami resmi Leyla'ya gösterdi. | en-tr |
Sami didn't want to remember that. | Sami onu hatırlamak istemedi. | en-tr |
Sami killed himself with antifreeze. | Sami antifrizle kendini öldürdü. | en-tr |
Sami was accused of killing Layla with antifreeze. | Sami, Leyla'yı antifrizle öldürmekle suçlandı. | en-tr |
Sami was lying on his side in a semi-fetal position. | Sami yarı fetal bir pozisyonda yan yatıyordu. | en-tr |
Sami graduated, too. | Sami de mezun oldu. | en-tr |
Sami said he loved Layla very much. | Sami, Leyla'yı çok sevdiğini söyledi. | en-tr |
Sami cried for four days. | Sami dört gün boyunca ağladı. | en-tr |
Sami's appeals have so far been unsuccessful. | Sami'nin temyizleri şu ana kadar başarısız oldu. | en-tr |
Sami had a lot of new friends. | Sami'nin birçok yeni arkadaşı vardı. | en-tr |
Sami revealed a shocking truth. | Sami şok edici bir gerçeği açığa çıkardı. | en-tr |
Sami was an arsonist. | Sami bir kundakçıydı. | en-tr |
Sami cashed Layla's check. | Sami, Leyla'nın çekini ödedi. | en-tr |
Sami was found dead, buried in his own home in Cairo. | Sami ölü bulundu, Kahire'deki kendi evinde toprağa verildi. | en-tr |
Sami wanted to kill Layla. | Sami, Leyla'yı öldürmek istiyordu. | en-tr |
Sami wanted to steal the money. | Sami parayı çalmak istedi. | en-tr |
Sami was six feet under the ground. | Sami yerin altı feet altındaydı. | en-tr |
Sami's incredible story began in Egypt. | Sami'nin inanılmaz hikayesi Mısır'da başladı. | en-tr |
Sami hired some workers to help out with the house renovations. | Sami ev tadilatlarına yardımcı olmak için bazı işçiler tuttu. | en-tr |
Sami stepped out of the phone booth. | Sami telefon kulübesinden çıktı. | en-tr |
Sami was down on his luck. | Sami şansını kaybetti. | en-tr |
Sami's car was located in Egypt. | Sami'nin arabası Mısır'da bulunuyordu. | en-tr |
Sami didn't stick to the script. | Sami senaryoyu bağlı kalmadı. | en-tr |
Sami wrote the check to Layla. | Sami çeki Leyla'ya yazdı. | en-tr |
Sami is a crime writer. | Sami bir suç yazarıdır. | en-tr |
Sami was extradited to Canada in June. | Sami haziran ayında Kanada'ya iade edildi. | en-tr |
Sami flew back to Egypt. | Sami uçakla Mısır'a döndü. | en-tr |
Sami was wearing a suit. | Sami bir takım elbise giyiyordu. | en-tr |
Sami checked into Layla's background. | Sami, Leyla'nın geçmişini kontrol etti. | en-tr |
Sami had a kind heart. | Sami'nin iyi bir kalbi vardı. | en-tr |
Sami purchased this house to be his office. | Sami bu evi kendi ofisi olarak satın aldı. | en-tr |
Sami asked for money all the time. | Sami her zaman para istiyordu. | en-tr |
Sami was going to be fired. | Sami kovulacaktı. | en-tr |
Sami came back. | Sami geri geldi. | en-tr |
Sami was going through some bank issues. | Sami bazı banka sorunlarıyla uğraşıyordu. | en-tr |
Sami had a proposal for Layla. | Sami'nin Leyla için bir teklifi vardı. | en-tr |
Sami was having dinner with Layla's mother when his phone rang. | Sami, telefon çaldığı sırada Leyla'nın annesiyle akşam yemeği yiyordu. | en-tr |
Sami bought a can of Red Bull. | Sami bir kutu Red Bull satın aldı. | en-tr |
Sami was a lottery winner. | Sami bir piyango kazananıydı. | en-tr |
Sami was pulled over by the cops. | Sami arabasındayken polisler tarafından kenara çekildi. | en-tr |
Sami pretended to be Farid. | Sami, Ferit'miş gibi davranıyordu. | en-tr |
Sami was a victim of Layla's manipulation. | Sami, Leyla'nın manipülasyonunun bir kurbanıydı. | en-tr |
Sami was a magnet for scammers. | Sami dolandırıcıları çeken bir mıknatıstı. | en-tr |
Sami visited a shopping center. | Sami bir alışveriş merkezini ziyaret etti. | en-tr |
Sami told Layla what he could do. | Sami neler yapabileceğini Leyla'ya söyledi. | en-tr |
Sami paid Layla to do this. | Sami bunu yapması için Leyla'ya para verdi. | en-tr |
Sami was building a good relationship with Layla. | Sami, Leyla ile iyi bir ilişki kuruyordu. | en-tr |
Sami told the cops Layla was dead. | Sami polislere Leyla'nın öldüğünü söyledi. | en-tr |
Sami's new habits led him to a terrible fate. | Sami'nin yeni alışkanlıkları onu korkunç bir kadere götürdü. | en-tr |
Sami called Layla just a few minutes later. | Sami sadece birkaç dakika sonra Leyla'yı çağırdı. | en-tr |
Sami was there watching. | Sami orada izliyordu. | en-tr |
Sami was a bit worried about Layla. | Sami, Leyla hakkında biraz endişeliydi. | en-tr |
Sami is a drug dealer from Egypt. | Sami, Mısırlı bir uyuşturucu satıcısıdır. | en-tr |
Sami came to mourn Layla. | Sami, Leyla'ya yas tutmak için geldi. | en-tr |
Sami was dumbfounded. | Sami şaşkındı. | en-tr |
Sami was speaking to Layla's killer. | Sami, Leyla'nın katiliyle konuşuyordu. | en-tr |
Sami's body is on Layla's property. | Sami'nin cesedi Leyla'nın arazisindedir. | en-tr |
Sami gave Layla a Smith & Wesson pistol. | Sami, Leyla'ya bir Smith & Wesson tabanca verdi. | en-tr |
Sami was still dancing. | Sami hâlâ dans ediyordu. | en-tr |
Sami checked the place out. | Sami mekanı kontrol etti. | en-tr |
Sami was the real killer. | Справжнім убивцею був Самі. | en-uk |
Sami looked in the closet. | Sami dolaba baktı. | en-tr |
Sami had an imaginary friend. | Sami'nin hayali bir arkadaşı vardı. | en-tr |
Sami has been working with the cops all along. | Sami her yerde daima polislerle birlikte çalışıyor. | en-tr |
Sami almost vomitted. | Sami neredeyse kusuyordu. | en-tr |
Sami arrived almost immediately. | Sami neredeyse hemen geldi. | en-tr |
Sami put a bag over his head. | Sami kafasının üstüne bir çanta koydu. | en-tr |
Sami started telling so many lies. | Sami pek çok yalan anlatmaya başladı. | en-tr |
Sami lost his wallet. | Sami cüzdanını kaybetti. | en-tr |
Sami was in custody. | Sami gözaltındaydı. | en-tr |
Sami loved to tell jokes. | Sami fıkra anlatmayı seviyordu. | en-tr |
Sami has recently divorced his second wife. | Sami geçenlerde ikinci karısından boşandı. | en-tr |
Sami turned off the microphone. | Sami mikrofonu kapattı. | en-tr |
Sami has reason to be upset. | Sami'nin üzülmek için gerekçesi var. | en-tr |
Sami was Layla's first grandchild and she adored him. | Sami, Leyla'nın ilk torunuydu ve onu çok seviyordu. | en-tr |
Sami knew nothing about Layla's evil intention. | Sami, Leyla'nın kötü niyetiyle ilgili hiçbir şey bilmiyordu. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.