english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Sami claimed to be a geologist. | Sami bir jeolog olduğunu iddia etti. | en-tr |
Sami was in the deep jungle. | Sami derin ormandaydı. | en-tr |
Sami and Layla barely knew each other. | Sami ve Leyla birbirlerini çok az tanıyorlardı. | en-tr |
Sami was not a geologist at all. | Sami hiç de bir jeolog değildi. | en-tr |
Sami bought a raft. | Sami bir sal satın aldı. | en-tr |
Sami found himself alone. | Sami kendini yalnız buldu. | en-tr |
Sami almost drowned. | Sami neredeyse boğuluyordu. | en-tr |
Sami's name appeared twice on the list. | Sami'nin adı listede iki kez göründü. | en-tr |
Sami was dating a few girls, but nothing serious. | Sami birkaç kızla çıkıyordu ama ciddi bir şey değildi. | en-tr |
Sami ate monkeys. | Sami maymun yedi. | en-tr |
Sami wanted to keep that information just to himself. | Sami o bilgiyi sadece kendine saklamak istedi. | en-tr |
Sami knew that that would upset Layla. | Sami onun Leyla'yı üzeceğini biliyordu. | en-tr |
Sami had an infected wound. | Sami'nin enfekte bir yarası vardı. | en-tr |
Sami wrote two books about the ordeal. | Sami, çile hakkında iki kitap yazdı. | en-tr |
Sami had dinner and went to bed. | Sami akşam yemeği yedi ve yatmaya gitti. | en-tr |
Tom was a part-time carpenter while he was in college. | Tom, üniversitede iken yarı zamanlı bir marangozdu. | en-tr |
I asked Tom if I could borrow thirty dollars from him. | Tom'a ondan otuz dolar borç alıp alamayacağımı sordum. | en-tr |
Tom was working at his desk the last time I saw him. | Tom onu son gördüğümde masasında çalışıyordu. | en-tr |
I asked Tom why he didn't try doing that by himself. | Tom'a neden bunu kendi başına yapmaya çalışmadığını sordum. | en-tr |
Do you have the skill to do that? | Bunu yapma yeteneğin var mı? | en-tr |
Tom doesn't have enough money to buy a new trumpet. | Tom'un yeni bir trompet almak için yeterli parası yok. | en-tr |
Tom thinks he's found a way to solve the problem. | Tom problemi çözmenin bir yolunu bulduğunu düşünüyor. | en-tr |
Do you have a tennis racket? | Tenis raketin var mı? | en-tr |
Didn't you know I was hoping Tom would win? | Tom'un kazanacağını umduğumu bilmiyor muydun? | en-tr |
Do you have to do this? | Bunu yapmak zorunda mısın? | en-tr |
Do you go out often? | Sık sık dışarı çıkıyor musun? | en-tr |
Sami didn't have a passport. | Sami'nin pasaportu yoktu. | en-tr |
I decided that I'd do that. | Bunu yapacağıma karar verdim. | en-tr |
I couldn't make you do that. | Bunu sana yaptıramadım. | en-tr |
Tom was a trumpet player. | Tom bir trompetçi idi. | en-tr |
I decided to try doing that. | Bunu yapmayı denemeye karar verdim. | en-tr |
Tom was my violin teacher. | Tom benim keman öğretmendi. | en-tr |
Tom was a typical teenager. | Tom tipik bir gençti. | en-tr |
I decided to do that instead. | Onun yerine bunu yapmaya karar verdim. | en-tr |
I couldn't make Tom do that. | Onu Tom'a yaptıramadım. | en-tr |
I could've done that on my own. | Bunu tek başıma yapabilirdim. | en-tr |
I ordered Tom do that for me. | Tom'un bunu benim için yapmasını emrettim. | en-tr |
I decided to do that by myself. | Bunu tek başıma yapmaya karar verdim. | en-tr |
Tom was a typical teenage boy. | Tom tipik bir genç çocuktu. | en-tr |
I decided to do that on my own. | Bunu tek başıma yapmaya karar verdim. | en-tr |
Tom was a wimp in high school. | Tom lisede pısırığın tekiydi. | en-tr |
I definitely needed to do that. | Kesinlikle yapmam gerekiyordu. | en-tr |
Tom was able to do that as well. | Tom da bunu yapabildi. | en-tr |
I could stop Tom from doing that. | Tom'un bunu yapmasına engel olabilirim. | en-tr |
I could teach Tom how to do that. | Tom'a bunu nasıl yapacağını öğretebilirim. | en-tr |
I've decided that I'll do that. | Bunu yapacağıma karar verdim. | en-tr |
I couldn't force you to do that. | Bunu sana yaptıramadım. | en-tr |
Tom was about thirty minutes late. | Tom yaklaşık otuz dakika geç kaldı. | en-tr |
I demanded that Tom do that for me. | Tom'un bunu benim için yapmasını istedim. | en-tr |
I never had a chance to do that. | Bunu yapmak için hiç şansım olmadı. | en-tr |
Tom was able to do that by himself. | Tom bunu tek başına yapabildi. | en-tr |
I've decided to do that instead. | Onun yerine bunu yapmaya karar verdim. | en-tr |
I could prevent Tom from doing that. | Tom'un bunu yapmasını engelleyebilirim. | en-tr |
I could stop you from doing that. | Bunu yapmana engel olabilirim. | en-tr |
I could teach you how to do that. | Bunu nasıl yapacağınızı size öğretebilirim. | en-tr |
I decided to let Tom do that for me. | Tom'a bunu benim için yaptırmaya karar verdim. | en-tr |
I definitely won't do that with Tom. | Ben kesinlikle bunu Tom'la yapmayacağım. | en-tr |
We got off the bus at the station. | İstasyonda otobüsten indik. | en-tr |
We got off the bus at the train station. | Tren istasyonunda otobüsten indik. | en-tr |
I've never visited Australia. | Avustralya'yı hiç ziyaret etmedim. | en-tr |
I could probably do that without anybody's help. | Muhtemelen onu herhangi birinin yardımı olmadan yapabilirim. | en-tr |
I could probably do that without anyone's help. | Muhtemelen onu kimsenin yardımı olmadan yapabilirim. | en-tr |
I definitely plan on doing that. | Kesinlikle onu yapmayı planlıyorum. | en-tr |
I definitely plan to do that. | Kesinlikle onu yapmayı planlıyorum. | en-tr |
I denied that I was the one who did that. | Bunu yapanın ben olduğumu reddettim. | en-tr |
I denied I was the one who wrote that letter. | O mektubu yazan kişinin ben olduğumu inkar ettim. | en-tr |
I did that as fast as I was able to. | Bunu elimden geldiği kadar hızlı yaptım. | en-tr |
I think that Tom was about ready to do that. | Tom'un bunu yapmaya hazır olduğunu düşünüyorum. | en-tr |
Tom was a very fussy eater when he was a kid. | Tom çocukken çok zor beğenen bir yiyiciydi. | en-tr |
Tom wasn't able to come to our party. | Tom bizim partimize gelemedi. | en-tr |
Tom couldn't come to our party. | Tom partimize gelemedi. | en-tr |
We definitely plan on doing that. | Kesinlikle onu yapmayı planlıyoruz. | en-tr |
We definitely plan to do that. | Kesinlikle onu yapmayı planlıyoruz. | en-tr |
Tom looked like he was about to cry. | Tom ağlamak üzereymiş gibi görünüyordu. | en-tr |
I've decided I'll do that instead. | Onun yerine bunu yapmaya karar verdim. | en-tr |
Tom was a very popular kid in school. | Tom, okulda çok popüler bir çocuktu. | en-tr |
Tom was able to take care of himself. | Tom kendine bakabildi. | en-tr |
Try to keep Tom busy. | Tom'u meşgul etmeye çalış. | en-tr |
Try to keep Tom happy. | Tom'u mutlu tutmaya çalış. | en-tr |
Tom showed his camera to Mary. | Tom kamerasını Mary'ye gösterdi. | en-tr |
I visited the hairdresser. | Berberi ziyaret ettim. | en-tr |
Sami needed to make some bad decisions. | Sami'nin bazı kötü kararlar vermesi gerekiyordu. | en-tr |
Sami is a bad match for Layla. | Sami, Leyla için kötü bir eştir. | en-tr |
Sami needed to get Layla out of his life. | Sami'nin Leyla'yı hayatından çıkarması gerekiyordu. | en-tr |
Sami had a history of violence. | Sami'nin şiddet öyküsü vardı. | en-tr |
Sami murdered Layla and cut her baby from her womb. | Sami, Leyla'yı öldürdü ve onun bebeğini rahminden kesip çıkardı. | en-tr |
Sami wanted to find his true north. | Sami gerçek kuzeyini bulmak istedi. | en-tr |
Sami believed in second chances. | Sami ikinci şansa inanıyordu. | en-tr |
Sami can pay the bills. | Sami faturalarını ödeyebilir. | en-tr |
Sami enjoyed interacting with Layla. | Sami, Leyla ile etkileşime girmekten hoşlandı. | en-tr |
Tom is a charlatan. | Том — пройдисвіт. | en-uk |
Sami already has a girlfriend. | Sami'nin zaten bir kız arkadaşı var. | en-tr |
Sami used painkillers. | Sami ağrı kesici kullandı. | en-tr |
I eventually did that. | Sonunda yaptım. | en-tr |
I did that in front of everyone. | Bunu herkesin önünde yaptım. | en-tr |
I did that the same way as Tom does. | Aynı Tom gibi yapmıştım. | en-tr |
I did that without anybody's help. | Bunu kimsenin yardımı olmadan yaptım. | en-tr |
I didn't tell anybody how I'd do that. | Kimseye bunu nasıl yaptığımı söylemedim. | en-tr |
I didn't believe anybody would do that. | Herhangi birinin bunu yapacağına inanmadım. | en-tr |
I didn't do that as much last week as I usually do. | Bunu geçen hafta genellikle yaptığım kadar çok yapmadım. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.