english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
I didn't know I was supposed to do that this morning. | Bunu bu sabah yapmam gerektiğini bilmiyordum. | en-tr |
I didn't know that Tom didn't need to do that. | Tom'un bunu yapmasına gerek olmadığını bilmiyordum. | en-tr |
I didn't know Tom had to do that today. | Tom'un bunu bugün yapmak zorunda olduğunu bilmiyordum. | en-tr |
I didn't know Tom wanted to do that on Monday. | Tom'un bunu pazartesi yapmak istediğini bilmiyordum. | en-tr |
I didn't know that Tom wanted to do that on Monday. | Tom'un bunu pazartesi yapmak istediğini bilmiyordum. | en-tr |
I didn't know Tom was able to do that. | Tom'un bunu yapabileceğini bilmiyordum. | en-tr |
I didn't know Tom was the one who was supposed to do that. | Bunu yapması gereken kişinin Tom olduğunu bilmiyordum. | en-tr |
I didn't know that Tom was the one who was supposed to do that. | Bunu yapması gereken kişinin Tom olduğunu bilmiyordum. | en-tr |
I didn't let anybody do that. | Kimsenin bunu yapmasına izin vermedim. | en-tr |
I didn't realize that Tom and Mary both had to do that. | Tom ve Mary'nin her ikisinin de bunu yapması gerektiğinin farkında değildim. | en-tr |
I didn't realize Tom and Mary both had to do that. | Tom ve Mary'nin her ikisi de bunu yapması gerektiğinin farkında değildim. | en-tr |
I didn't realize that Tom had to do that. | Tom'un bunu yapmak zorunda olduğunu fark etmedim. | en-tr |
I didn't realize that Tom should do that. | Tom'un bunu yapması gerektiğini fark etmedim. | en-tr |
I didn't realize that Tom shouldn't do that. | Tom'un bunu yapmaması gerektiğini fark etmedim. | en-tr |
I didn't think anyone would do that. | Herhangi birinin bunu yapacağını düşünmedim. | en-tr |
I don't believe anyone will do that. | Kimsenin bunu yapacağına inanmıyorum. | en-tr |
I don't have a lot of time to do that. | Bunu yapmak için fazla zamanım yok. | en-tr |
I wasn't surprised when Tom told me what he was planning to do. | Tom bana ne yapmayı planladığını söylediğinde şaşırmadım. | en-tr |
Tom did that as often as he was able to. | Tom bunu mümkün olduğu kadar sık yaptı. | en-tr |
Tom did that as soon as he was able to. | Tom bunu yapabildiği kadar kısa sürede yaptı. | en-tr |
Tom did that whenever he was able to. | Tom fırsat bulur bulmaz bunu yaptı. | en-tr |
Tom didn't give that to Mary. | Tom bunu Mary'ye vermedi. | en-tr |
Tom doesn't know that Mary has spent time in prison. | Tom, Mary'nin hapishanede vakit geçirdiğini bilmiyor. | en-tr |
Tom was a typical high school student. | Tom tipik bir lise öğrencisiydi. | en-tr |
I definitely didn't have to do that. | Bunu kesinlikle yapmak zorunda değildim. | en-tr |
I couldn't make Tom do that, even if I tried. | Denesem bile, bunu Tom'a yaptıramadım. | en-tr |
I don't think I can keep Tom from doing that. | Tom'un bunu yapmasını engelleyebileceğimi sanmıyorum. | en-tr |
Tom was a very good student in elementary school. | Tom ilkokulda çok iyi bir öğrenciydi. | en-tr |
You don't like traveling, do you? | Seyahat etmeyi sevmiyorsun, değil mi? | en-tr |
Tom was a very good basketball coach, but he got fired anyway. | Tom çok iyi bir basketbol koçuydu, ama yine de işine son verildi. | en-tr |
Tom was much taller than me when we were in elementary school. | İlkokuldayken Tom benden çok daha uzundu. | en-tr |
Tom was much taller than I was when we were in elementary school. | İlkokuldayken Tom benden çok daha uzundu. | en-tr |
I was afraid I might hurt Tom's feelings. | Tom'un duygularını incitmekten korkuyordum. | en-tr |
I was afraid that I might hurt Tom's feelings. | Tom'un duygularını incitmekten korkuyordum. | en-tr |
Quit treating me like a kid. | Bana bir çocuk gibi davranmayı bırakın. | en-tr |
Quit treating me like a child. | Bana bir çocuk gibi davranmayı bırakın. | en-tr |
I wasn't aware Tom was supposed to do that. | Tom'un bunu yapması gerektiğinin farkında değildim. | en-tr |
I wasn't aware Tom was in the room. | Tom'un odada olduğunu fark etmemiştim. | en-tr |
I wasn't aware that Tom was in the room. | Tom'un odada olduğunu fark etmemiştim. | en-tr |
I wasn't aware Tom shouldn't do that. | Tom'un bunu yapmaması gerektiğinin farkında değildim. | en-tr |
I wasn't aware Tom needed to do that. | Tom'un bunu yapması gerektiğinin farkında değildim. | en-tr |
I wasn't aware Tom hadn't done that. | Tom'un bunu yapmadığının farkında değildim. | en-tr |
I wasn't aware that Tom didn't want to do that. | Tom'un bunu yapmak istemediğinin farkında değildim. | en-tr |
I wasn't aware Tom didn't want me there. | Tom'un beni orada istemediğinin farkında değildim. | en-tr |
I wasn't aware that Tom didn't need to do that. | Tom'un bunu yapmasına gerek olmadığının farkında değildim. | en-tr |
I wasn't aware Tom didn't have to do that. | Tom'un bunu yapmak zorunda olmadığının farkında değildim. | en-tr |
I wasn't aware that Tom didn't have to do that. | Tom'un bunu yapmak zorunda olmadığının farkında değildim. | en-tr |
I wasn't aware that Tom did that. | Tom'un bunu yaptığının farkında değildim. | en-tr |
I wasn't aware that I should do that. | Bunu yapmam gerektiğinin farkında değildim. | en-tr |
I wasn't aware I needed to do that. | Onu yapmam gerektiğinin farkında değildim. | en-tr |
I wasn't aware I didn't need to do that. | Bunu yapmam gerekmediğinin farkında değildim. | en-tr |
I wasn't aware I didn't have to do that. | Bunu yapmak zorunda olmadığımın farkında değildim. | en-tr |
I didn't know Tom didn't want me there. | Tom'un beni orada istemediğini bilmiyordum. | en-tr |
Both Tom and Mary want to learn how to do that. | Hem Tom hem de Mary onun nasıl yapılacağını öğrenmek istiyorlar. | en-tr |
Tom and Mary both want to learn how to do that. | Tom ve Mary'nin her ikisi de onun nasıl yapılacağını öğrenmek istiyorlar. | en-tr |
I did that here. | Я це тут зробив. | en-uk |
Tom cashed the check. | Tom çekin parasını ödedi. | en-tr |
I wasn't annoyed. | Sinirli değildim. | en-tr |
Why doesn't someone pick this garbage up? | Neden birisi bu çöpü almıyor? | en-tr |
Do you have a sleeping bag? | Uyku tulumun var mı? | en-tr |
What's the weather for the weekend? | Hafta sonu için hava nasıl? | en-tr |
How long ago did you hit your head? | Başınızı kaç yıl önce çarptınız? | en-tr |
When are you going to apologize? | Ne zaman özür dileyeceksin? | en-tr |
You've created a hostile environment. | Düşmanca bir çevre yarattın. | en-tr |
Tell me why? | Nedenini söyle? | en-tr |
Thank goodness it's Friday. | Tanrı'ya şükür, günlerden cuma. | en-tr |
Should I buy you a comic book? | Sana bir çizgi roman satın almam gerekir mi? | en-tr |
If you're sick, please rest. | Hastaysan lütfen dinlen. | en-tr |
I had a panic attack and my blood sugar was low. | Panik atağım vardı ve kan şekerim düşüktü. | en-tr |
What is the source of your anxiety? | Endişenizin kaynağı nedir? | en-tr |
You can borrow Mary's mittens. | Mary'nin eldivenlerini ödünç alabilirsin. | en-tr |
Tom got Mary pregnant. | Tom, Mary'yi hamile bıraktı. | en-tr |
It was fun talking with Tom. | Tom'la konuşmak eğlenceliydi. | en-tr |
Tom thinks he got a bargain. | Tom pazarlık yaptığı düşünüyor. | en-tr |
I wasn't as bored as Tom was. | Tom kadar sıkılmadım. | en-tr |
Tom asked God to forgive him. | Tom, Tanrı'dan kendisini bağışlamasını istedi. | en-tr |
Mary can't cook as well as her mother can. | Mary annesinin yapabileceği kadar iyi yemek pişiremez. | en-tr |
Fine. Believe whatever you want. | Güzel. İstediğin ne ise inan. | en-tr |
This is your first doughnut, isn't it? | Bu ilk çöreğin, değil mi? | en-tr |
This looks right. | Bu doğru görünüyor. | en-tr |
The dog suddenly became friendly. | Köpek birden arkadaş canlısı oldu. | en-tr |
I spent the evening in a bookstore. | Akşamı bir kitapçıda geçirdim. | en-tr |
Tom got involved in politics again. | Tom yine politikaya bulaştı. | en-tr |
Can you pick up this box? | Bu kutuyu alabilir misin? | en-tr |
What'll you do first? | Önce ne yapacaksın? | en-tr |
I don't want any. | Herhangi bir şey istemiyorum. | en-tr |
Don't give me any. | Bana herhangi bir şey verme. | en-tr |
Give these to her. | Ona bunları ver. | en-tr |
Just give it to me! | Sadece onu bana ver! | en-tr |
Can't you make it this year? | Onu bu sene yapamaz mısın? | en-tr |
When was your first day? | İlk günün ne zamandı? | en-tr |
He didn't come back because he knows. | Bildiği için geri gelmedi. | en-tr |
Does he know her? | Onu tanır mı? | en-tr |
I think she will like this. | Bence o bundan hoşlanacak. | en-tr |
Can you make some more? | Biraz daha yapabilir misin? | en-tr |
Can you find any? | Herhangi bir şey bulabiliyor musun? | en-tr |
I don't like most of these. | Bunların çoğunu beğenmiyorum. | en-tr |
They don't know. | Onlar bilmiyorlar. | en-tr |
They have more of them. | Onlardan daha fazlasına sahipler. | en-tr |
Can you make time? | Zaman ayırabilir misin? | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.