english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
Sami was receiving almost six hundred messages a day.
Sami günde yaklaşık altı yüz mesaj alıyordu.
en-tr
Are there any foods you didn't like as a child that you like now?
Bir çocuk olarak hoşlanmadığın şimdi sevdiğin yiyecekler var mı?
en-tr
I wasn't surprised when I heard Tom and Mary had gotten married.
Tom ve Mary'nin evlendiklerini duyduğumda şaşırmadım.
en-tr
I wasn't surprised when I heard that Tom and Mary had gotten married.
Tom ve Mary'nin evlendiklerini duyduğumda şaşırmadım.
en-tr
I'm not convinced Tom wanted to do that.
Tom'un bunu yapmak istediğine ikna olmadım.
en-tr
I'm not surprised Tom was able to do that.
Tom'un bunu yapmasına şaşırmadım.
en-tr
I'm not surprised Tom wasn't able to do that.
Tom'un bunu yapamadığına şaşırmadım.
en-tr
Tom actually did nothing.
Tom aslında hiçbir şey yapmadı.
en-tr
Tom actually didn't do anything.
Tom aslında hiçbir şey yapmadı.
en-tr
Tom had hoped that he wouldn't be asked to do that.
Tom bunu yapmasının istenmeyeceğini ummuştu.
en-tr
Tom had hoped that he wouldn't be chosen to do that.
Tom bunu yapmak için seçilmeyeceğini ummuştu
en-tr
Tom has a house in Boston. He also has a house in Chicago.
Tom'un Boston'da bir evi var. Chicago'da da bir evi var.
en-tr
Tom has hired someone to cook for him.
Tom kendisi için yemek pişirecek birini tuttu.
en-tr
Tom has hired somebody to cook for him.
Tom kendisi için yemek pişirecek birini tuttu.
en-tr
Tom has never written Mary a letter.
Tom hiç Mary'ye mektup yazmadı.
en-tr
Tom hired someone to cook for him.
Tom kendisi için yemek pişirecek birini tuttu.
en-tr
Tom hired somebody to cook for him.
Tom kendisi için yemek pişirecek birini tuttu.
en-tr
I haven't been here for a while.
Bir süredir burada bulunmadım.
en-tr
I think I'd better be quiet.
Sanırım sessiz olsam iyi olur.
en-tr
I think I shouldn't say anything.
Sanırım bir şey söylememeliyim.
en-tr
Who told you this nonsense?
Sana bu saçmalığı kim söyledi?
en-tr
I'm an engineering student.
Ben bir mühendislik öğrenciyim.
en-tr
I almost never use Facebook.
Ben neredeyse hiç Facebook kullanmıyorum.
en-tr
I almost never use Facebook anymore.
Artık neredeyse hiç Facebook kullanmıyorum.
en-tr
Why don't you do what Tom told you to do?
Neden Tom'un yapmanı söylediği şeyi yapmıyorsun?
en-tr
Why don't you do what Tom asked you to do?
Neden Tom'un yapmanı istediği şeyi yapmıyorsun?
en-tr
Why do you keep asking me the same thing?
Neden bana aynı şeyi sormaya devam ediyorsun?
en-tr
Why do you always ask me the same questions?
Neden bana hep aynı soruları soruyorsun?
en-tr
Do you think this makes sense?
Bunun mantıklı olduğunu düşünüyor musunuz?
en-tr
Please tell me what you're doing here.
Lütfen bana burada ne yaptığını söyle.
en-tr
Who's the girl wearing the red dress?
Kırmızı elbise giyen kız kim?
en-tr
Is the apartment across from yours still vacant?
Dairenizin karşısı hâlâ boş mu?
en-tr
Where will you be woking next year?
Gelecek yıl nerede çalışacaksın?
en-tr
Where will Tom be working next year?
Tom gelecek yıl nerede çalışacak?
en-tr
Are you going to still be a teacher here next year?
Gelecek yıl yine burada öğretmen olacak mısın?
en-tr
Where will you be going next summer vacation?
Gelecek yaz tatiline nereye gideceksin?
en-tr
Should we wait for it here?
Bunu burada beklememiz gerekiyor mu?
en-tr
Did you ask Tom for help?
Tom'dan yardım istedin mi?
en-tr
Would you like to learn how to play the piano?
Piyano çalmayı öğrenmek ister misiniz?
en-tr
What countries are most of your students from?
Öğrencilerinizin çoğu hangi ülkelerden?
en-tr
How many patients did you see today?
Bugün kaç tane hasta gördün?
en-tr
I wonder why we didn't have any customers today.
Bugün neden müşterimiz olmadığını merak ediyorum.
en-tr
Tom could've said something first.
Tom ilk önce bir şey söyleyebilirdi.
en-tr
How will all this end?
Bütün bunlar nasıl bitecek?
en-tr
How was Tom able to help?
Tom nasıl yardım edebilirdi?
en-tr
How much is all this?
Bütün bunlar ne kadar?
en-tr
We're going to call Tom.
Tom'u arayacağız.
en-tr
Tom knows what he did wrong.
Tom neyi yanlış yaptığını biliyor.
en-tr
Tom has decided to slow down.
Tom yavaşlamaya karar verdi.
en-tr
This isn't Tom's office.
Це не кабінет Тома.
en-uk
Show us how to do that.
Bunu nasıl yapacağımızı bize göster.
en-tr
I know exactly what I'll do.
Ben tam olarak ne yapacağımı biliyorum.
en-tr
His French has improved.
Onun Fransızcası gelişti.
en-tr
He is a good swimmer and he also plays tennis well.
O iyi bir yüzücüdür ve o ayrıca iyi tenis oynar.
en-tr
Tom knows he shouldn't have done that.
Tom bunu yapmaması gerektiğini biliyor.
en-tr
Was Tom tired yesterday afternoon?
Tom dün öğleden sonra yorgun muydu?
en-tr
I'm very optimistic about the future.
Gelecek hakkında çok iyimserim.
en-tr
I'm going to graduate next spring.
Gelecek bahar mezun olacağım.
en-tr
I do this only in the summer.
Bunu sadece yaz mevsiminde yapıyorum.
en-tr
I admitted I did it.
Bunu yaptığımı itiraf ettim.
en-tr
Come and sit here with me.
Gel ve benimle burada otur.
en-tr
Let's go fly a kite.
Uçurtma uçurmaya gidelim.
en-tr
I miss the dog.
Köpeği özlüyorum.
en-tr
The vet's assistant called our dog "Mister Man".
Veterinerin asistanı köpeğimizi "Bay Adam" olarak adlandırdı.
en-tr
Sami can understand that.
Sami onu anlayabilir.
en-tr
Sami listened to children's TV programs.
Sami çocukların televizyon programlarını dinledi.
en-tr
Sami improved his Arabic vocabulary.
Sami Arapça kelime bilgisini geliştirdi.
en-tr
Sami watched an educational channel.
Sami bir eğitim kanalını izledi.
en-tr
Sami loves this children's TV show.
Sami bu çocuk TV programını sever.
en-tr
Sami watched the cartoons with his children.
Sami çocuklarıyla çizgi filmleri izledi.
en-tr
They call me Figaro because I eat so many figs everyday.
Her gün çok fazla incir yediğim için bana Figaro diyorlar.
en-tr
The students formed a human pyramid.
Öğrenciler insan piramidi oluşturdular.
en-tr
Tom had never seen a dead body before.
Tom daha önce hiç ölü bir vücut görmemişti.
en-tr
Tom seldom says anything.
Tom nadiren bir şey söylüyor.
en-tr
Tom will buy that for me.
Tom onu benim için satın alacak.
en-tr
Tom will fix that for me.
Tom onu benim için halleder.
en-tr
Tom, I know you're there.
Tom, orada olduğunu biliyorum.
en-tr
Tom agreed to do that job.
Tom o işi yapmayı kabul etti.
en-tr
Tom agreed to work for us.
Tom bizim için çalışmaya razı oldu.
en-tr
What are you studying now?
Şu anda ne çalışıyorsun?
en-tr
Do you still go out with Tom every Monday like you used to?
Hâlâ eskisi gibi her pazartesi Tom'la çıkıyor musun?
en-tr
Tom wanted to stay longer.
Tom daha uzun kalmak istiyordu.
en-tr
Tom will tell you a story.
Tom sana bir hikaye anlatacak.
en-tr
I've done that in the past.
Onu geçmişte yaptım.
en-tr
I've hardly ever done that.
Onu neredeyse hiç yapmadım.
en-tr
Tom wanted to buy some notebooks and pens. He also wanted to buy other things.
Tom birkaç not defteri ve kalem almak istedi. O ayrıca başka şeyler satın almak istedi.
en-tr
I have to do that right now.
Onu şimdi yapmak zorundayım.
en-tr
Tom won't get in your way.
Tom senin yoluna girmeyecek.
en-tr
I've been hoping to do that.
Onu yapmayı umut ediyorum.
en-tr
Tom would certainly agree.
Tom kesinlikle katılır.
en-tr
Tom wrote about his ideas.
Tom fikirleri hakkında yazdı.
en-tr
I've found a way to do that.
Onu yapmak için bir yol buldum.
en-tr
Tom allowed me to go there.
Tom oraya gitmeme izin verdi.
en-tr
Tom already knows about it.
Tom zaten bunu biliyor.
en-tr
I have experience doing that.
Onu yapmakta deneyimim var.
en-tr
I have to do that right away.
Onu hemen yapmak zorundayım.
en-tr
Dogs are my favorite animal.
Köpekler benim favori hayvanlarımdır.
en-tr
If you hadn't told me to do that, I wouldn't have done it.
Bana bunu yapmamı söylemeseydin, bunu yapmazdım.
en-tr
If you hadn't told me not to do that, I would've done it.
Bunu yapmamamı söylememiş olsaydın, yapardım.
en-tr
Tom will fix that for Mary.
Tom bunu Mary için tamir edecek.
en-tr