english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
Tom will never accept that.
Tom bunu asla kabul etmeyecek.
en-tr
I've been the one doing that.
Bunu yapan kişi bendim.
en-tr
I've been waiting to do that.
Onu yapmak için bekliyorum.
en-tr
I've advised Tom to do that.
Tom'a onu yapmasını tavsiye ettim.
en-tr
Do you still believe in magic?
Hala büyüye inanıyor musunuz?
en-tr
Tom agreed to join our team.
Tom takımımıza katılmayı kabul etti.
en-tr
Tom wouldn't be able to do this.
Tom bunu yapamazdı.
en-tr
Tom looked a little crazy.
Tom biraz deli gibi görünüyordu.
en-tr
Tom was sleepy and I was, too.
Tom uykuluydu ve ben de öyleydim.
en-tr
Perhaps we should forget it.
Belki de onu unutmamız gerek.
en-tr
Tom pretended he was afraid.
Tom korkmuş numarası yapıyordu.
en-tr
I've done that for many years.
Onu uzun yıllardır yapıyorum.
en-tr
I've had no chance to do that.
Onu yapma şansım olmadı.
en-tr
I haven't had a chance to do that.
Onu yapmak için bir şansım olmadı.
en-tr
Tom will never let you sing.
Tom asla şarkı söylemene izin vermeyecek.
en-tr
I've never actually done that.
Aslında onu asla yapmadım.
en-tr
According to the police, no one died.
Polise göre hiç kimse ölmedi.
en-tr
According to the police, nobody died.
Polise göre kimse ölmedi.
en-tr
According to weather report, it'll rain tomorrow.
Hava raporuna göre yarın yağmur yağacak.
en-tr
Actually, I feel bad for Tom.
Aslında Tom için kötü hissediyorum.
en-tr
Tom and Mary aren't actually our real names.
Tom ve Mary aslında bizim gerçek isimlerimiz değil.
en-tr
Not everybody is ready.
Herkes hazır değil.
en-tr
Am I doing this incorrectly?
Bunu yanlış mı yapıyorum?
en-tr
Am I doing this the wrong way?
Bunu yanlış yoldan mı yapıyorum?
en-tr
I intend to get up early tomorrow morning.
Yarın sabah erken kalkmak istiyorum.
en-tr
I'm going to try to get up early tomorrow morning.
Yarın sabah erken kalkmaya çalışacağım.
en-tr
It snowed all day.
Bütün gün kar yağdı.
en-tr
The soup Tom made wasn't too bad.
Tom'un yaptığı çorba çok kötü değildi.
en-tr
Let me talk first.
Önce konuşayım.
en-tr
Let's go get them.
Hadi onları almaya gidelim.
en-tr
Let's wake Tom up.
Tom'u uyandıralım.
en-tr
Tom wouldn't hit anyone.
Tom kimseye vurmadı.
en-tr
Tom is only a teenager.
Tom sadece bir ergen.
en-tr
Sami sleeps with the light on.
Sami açık ışıkla uyur.
en-tr
Sami lived with a ghost.
Sami bir hayaletle yaşadı.
en-tr
Sami believed he was being stalked by a ghost.
Sami kendisinin bir hayalet tarafından takip edildiğine inanıyordu.
en-tr
Sami is going to rot in hell.
Sami cehennemde çürüyecek.
en-tr
Sami was alone in the bathroom.
Sami banyoda yalnızdı.
en-tr
Sami is not going to let you in.
Sami senin içeri girmene izin vermeyecek.
en-tr
What day is the fair?
Fuar hangi gün?
en-tr
Tom's mother sat down on the bed next to him and read him a story.
Tom'un annesi yatakta onun yanına oturdu ve ona bir hikaye okudu.
en-tr
I like writing poems.
Şiir yazmaktan hoşlanırım.
en-tr
Tom would refuse to do that.
Tom onu yapmayı reddederdi.
en-tr
Tom wouldn't accept my gift.
Tom hediyemi kabul etmez.
en-tr
I've already filed a complaint.
Zaten şikayette bulundum.
en-tr
Tom writes children's books.
Tom çocuk kitapları yazıyor.
en-tr
I've apologized for doing that.
Onu yaptığım için özür diliyorum.
en-tr
I convinced Tom not to leave.
Tom'u gitmemeye ikna ettim.
en-tr
I've asked Tom to do that again.
Tom'dan onu tekrar yapmasını istedim.
en-tr
Tom added up all the numbers.
Tom tüm sayıları topladı.
en-tr
I've been learning how to swim.
Nasıl yüzüleceğini öğreniyorum.
en-tr
Tom allowed Mary to go alone.
Tom, Mary'nin yalnız gitmesine izin verdi.
en-tr
I've been told I can't do that.
Bana onu yalnız yapamayacağım söylendi.
en-tr
Tom already knows about that.
Tom zaten o konuyu biliyor.
en-tr
I've done that for a few years.
Onu birkaç yıldır yapıyorum.
en-tr
I've done that plenty of times.
Onu çok defa yaptım.
en-tr
What kind of games do you play?
Ne tür oyunlar oynuyorsunuz?
en-tr
Tom very rarely says anything.
Tom çok nadiren bir şey söylüyor.
en-tr
I have to do that every morning.
Onu her sabah yapmak zorundayım.
en-tr
Tom would like to stay longer.
Tom daha uzun kalmak ister.
en-tr
I know an easier way to do that.
Onu yapmak için daha kolay bir yol biliyorum.
en-tr
Tom wouldn't agree to do that.
Tom onu yapmayı kabul etmez.
en-tr
I've almost finished doing that.
Onu yapmayı neredeyse bitirdim.
en-tr
I've already bought what I need.
İhtiyacım olan şeyi zaten satın aldım.
en-tr
I'd like to know where Tom hid the key.
Tom'un anahtarı nereye sakladığını bilmek istiyorum.
en-tr
I want to know where Tom hid the key.
Tom'un anahtarı nerede sakladığını bilmek istiyorum.
en-tr
I have no idea where Tom hid the key.
Tom'un anahtarı nereye sakladığı hakkında hiçbir fikrim yok.
en-tr
Tom wasn't exactly happy about what happened.
Tom, olanlar hakkında tam olarak mutlu değildi.
en-tr
Tom auditioned for "American Idol."
Tom "American Idol" için seçmelere katıldı.
en-tr
I was a bit uncomfortable.
Biraz rahatsızdım.
en-tr
"I was a bit uncomfortable," said Tom.
Tom “Biraz rahatsızım” dedi.
en-tr
Tom said that he was a bit uncomfortable.
Tom biraz rahatsız olduğunu söyledi.
en-tr
What was Tom doing last night?
Tom dün gece ne yapıyordu?
en-tr
I've already bought what I want.
Я вже купила, що хотіла.
en-uk
I've done that, and so has Tom.
Ben yapmıştım. Tom da yapmış.
en-tr
I've already finished my chores.
Ev işlerimi çoktan bitirdim.
en-tr
Tom will never understand that.
Tom onu asla anlamayacak.
en-tr
Tom will remain for three days.
Tom üç gün için kalacak.
en-tr
I've been accused of doing that.
Onu yapmakla suçlanıyorum.
en-tr
Tom wouldn't like to live here.
Tom burada yaşamak istemez.
en-tr
Tom, I must tell you something.
Tom, sana bir şey söylemeliyim.
en-tr
I've been spending time outside.
Dışarıda zaman geçiriyorum.
en-tr
Recently, I've been spending a lot of time outside.
Son zamanlarda dışarıda çok zaman geçiriyorum.
en-tr
I've been told I should do that.
Bana onu yapmam gerektiği söylendi.
en-tr
I've been told never to do that.
Onu asla yapmamam söylendi.
en-tr
I've been told to do that again.
Bana onu tekrar yapmam söylendi.
en-tr
Tom allowed me to drive his car.
Tom arabasını kullanmama izin verdi.
en-tr
I've decided to quit doing that.
Onu yapmayı terk etmeye karar verdim.
en-tr
I've decided to stop doing that.
Onu yapmayı bırakmaya karar verdim.
en-tr
Tom also owns a house in Boston.
Tom da Boston'da bir eve sahip.
en-tr
I've finally stopped doing that.
Sonunda onu yapmayı bıraktım.
en-tr
I've never attempted to do that.
Onu yapmayı hiç denemedim.
en-tr
Tom is likely to leave tomorrow.
Tom muhtemelen yarın ayrılacak.
en-tr
What do you like about your job?
İşinle ilgili ne hoşuna gidiyor?
en-tr
Tom never listens to what I say.
Tom asla söylediğim şeyi dinlemez.
en-tr
Tom owns a house in Boston, too.
Tom'un da Boston'da bir evi var.
en-tr
Tom wants a bigger refrigerator.
Tom daha büyük bir buzdolabı istiyor.
en-tr
Tom will talk with you tomorrow.
Tom yarın seninle konuşacak.
en-tr
I've been doing that all morning.
Bütün sabah onu yapıyorum.
en-tr
Tom won't likely leave tomorrow.
Tom muhtemelen yarın ayrılmayacak.
en-tr