english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
Tom worked until late last night.
Tom dün gece geç saatlere kadar çalıştı.
en-tr
Do you know why we need to do that?
Bunu neden yapmamız gerektiğini biliyor musun?
en-tr
Do you still eat oatmeal every day?
Ти і досі їси вівсянку кожного дня?
en-uk
Tom would've kept his mouth shut.
Tom ağzını kapalı tutardı.
en-tr
Tom wouldn't have told Mary that.
Tom bunu Mary'ye söylemezdi.
en-tr
I've already begun studying French.
Я вже почав вивчати французьку.
en-uk
I've already complained about that.
Я вже скаржився на це.
en-uk
Do you know why Tom is doing that?
Tom'un bunu neden yaptığını biliyor musun?
en-tr
I've advised Tom to do that again.
Tom'a bunu tekrar yapmasını tavsiye ettim.
en-tr
I've been doing that since October.
Bunu Ekim'den beri yapıyorum.
en-tr
Tom filled the holes with sawdust.
Tom delikleri talaşla doldurdu.
en-tr
I've found a better way to do that.
Bunu yapmak için daha iyi bir yol buldum.
en-tr
Tom gave his seat to an old woman.
Tom koltuğunu yaşlı bir kadına verdi.
en-tr
I've promised not to do that again.
Bunu tekrar yapmamaya söz verdim.
en-tr
I've promised to do that this week.
Bunu bu hafta yapmaya söz verdim.
en-tr
Tom probably won't leave tomorrow.
Tom muhtemelen yarın ayrılmayacak.
en-tr
What do you dislike about your job?
İşin hakkında neyi sevmiyorsun?
en-tr
Tom will do much better next time.
Tom bir dahaki sefere çok daha iyi yapacak.
en-tr
Tom will know what we ought to do.
Tom ne yapmamız gerektiğini bilecek.
en-tr
Tom will take you to the hospital.
Tom seni hastaneye götürecek.
en-tr
I've been doing that for many years.
Onu yıllardır yapıyorum.
en-tr
Tom will tell Mary not to do that.
Tom, Mary'ye onu yapmamasını söyleyecek.
en-tr
I've been told to do that by myself.
Bana onu kendi başıma yapmam söylendi.
en-tr
Tom won't have to wait any longer.
Tom'un daha fazla beklemesi gerekmeyecek.
en-tr
I've done that at least three times.
Onu en az üç kere yaptım.
en-tr
Tom won't likely call you tonight.
Tom muhtemelen bu gece seni aramayacak.
en-tr
I have my reasons for not doing that.
Onu yapmamak için gerekçelerim var.
en-tr
I've asked Tom to do that for Mary.
Tom'dan onu Mary için yapmasını istedim.
en-tr
I've already done what I said I'd do.
Yapacağımı söylediğim şeyi çoktan yaptım.
en-tr
I've been doing that for a long time.
Onu uzun bir zamandır yapıyorum.
en-tr
I've been doing that for three years.
Onu üç yıldır yapıyorum.
en-tr
I've been hiccuping all morning.
Bütün sabah hıçkırıyordum.
en-tr
Tom will never get out of the jail.
Tom asla hapisten çıkmayacak.
en-tr
Tom won the championship last year.
Tom geçen sene şampiyonluğu kazandı.
en-tr
I managed to do that without any help.
Onu hiç yardım olmadan yapmayı başardım.
en-tr
I've already bought everything I need.
İhtiyacım olan her şeyi zaten aldım.
en-tr
I've already bought everything I want.
İstediğim her şeyi zaten satın aldım.
en-tr
Tom agreed to pay us thirty dollars.
Tom bize otuz dolar ödemeyi kabul etti.
en-tr
I've already finished doing my chores.
Ev işlerimi yapmayı çoktan bitirdim.
en-tr
Tom is waiting on the porch for you.
Tom senin için verandada bekliyor.
en-tr
Tom rarely complains about anything.
Tom nadiren bir şeyden şikayet eder.
en-tr
I've been doing that for about a week.
Onu yaklaşık bir haftadır yapıyorum.
en-tr
Tom walked down the hall by himself.
Tom koridorda kendi başına yürüdü.
en-tr
I've been studying French every night.
Her gece Fransızca çalışıyorum.
en-tr
Tom will likely not understand that.
Tom muhtemelen onu anlamayacak.
en-tr
I've been thinking about that all day.
Bütün gündür onunla ilgili düşünüyorum.
en-tr
Tom will probably accept your offer.
Tom muhtemelen senin teklifini kabul edecektir.
en-tr
I've been told I have to do that again.
Onu yine yapmam gerektiği söylendi.
en-tr
Tom will show you how to catch fish.
Tom nasıl balık yakalanacağını sana gösterecek.
en-tr
I've been told that I have to do that again.
Bana onu tekrar yapmak zorunda olduğum söylendi.
en-tr
I've been told never to do that again.
Onu asla bir daha yapmamam söylendi.
en-tr
Tom will talk to someone about that.
Tom o konuda biriyle konuşacak.
en-tr
I've been told that I have to do that.
Onu yapmak zorunda olduğum söylendi.
en-tr
I've been told that I need to do that.
Bana onu yapmam gerektiği söylendi.
en-tr
Tom won't stop Mary from doing that.
Tom, Mary'yi onu yapmaktan alıkoyamaz.
en-tr
I've been told to never do that again.
Bana onu bir daha asla yapmayacağım söylendi.
en-tr
Tom works for an advertising agency.
Tom bir reklam ajansı için çalışıyor.
en-tr
Tom wouldn't have said that to Mary.
Tom onu Mary'ye söylemezdi.
en-tr
I have almost no experience doing that.
Onu yapmakta neredeyse hiç deneyimim yok.
en-tr
I've advised Tom to start doing that.
Tom'a onu yapmaya başlaması tavsiyesinde bulundum.
en-tr
I have to do that before I can go home.
Eve gitmeden önce bunu yapmak zorundayım.
en-tr
I've decided not to do that with Tom.
Onu Tom'la yapmama kararı aldım.
en-tr
Tom would've liked to stay longer, but he had to get back to the office.
Tom daha uzun kalmak isterdi ama ofise geri dönmek zorundaydı.
en-tr
Tom wants to be able to speak French.
Tom, Fransızca konuşabilmek istiyor.
en-tr
Tom will be here as soon as possible.
Tom en kısa zamanda burada olacak.
en-tr
Food intolerance causes fatigue.
Yiyecek hassasiyeti yorgunluğa neden olur.
en-tr
Saturated fats cause inflammation.
Doymuş yağlar iltihapa neden olur.
en-tr
Mary just bought a book on philosophy.
Mary sadece felsefe üzerine bir kitap satın aldı.
en-tr
I've been asked to never do that again.
Benden bunu tekrar yapmamam istendi.
en-tr
Tom will do that every day next week.
Tom gelecek hafta her gün onu yapacak.
en-tr
Tom will do that in Boston next year.
Tom onu gelecek yıl Boston'da yapacak.
en-tr
I've been told I can't do that anymore.
Bana onu artık yapamayacağım söylendi.
en-tr
Tom will find another lawyer for you.
Tom senin için başka bir avukat bulacak.
en-tr
I've decided not to do that ever again.
Onu bir daha yapmama kararı aldım.
en-tr
Tom wondered why Mary was so excited.
Tom, Mary'nin neden bu kadar heyecanlı olduğunu merak ediyordu.
en-tr
I was surprised to learn that the library had only about four thousand books.
Kütüphanenin sadece dört bin kitaba sahip olduğunu öğrenmek beni şaşırttı.
en-tr
I've had many opportunities to do that.
Onu yapmak için birçok fırsatım oldu.
en-tr
Tom would like to buy a Japanese car.
Tom bir Japon arabası satın almak istiyor.
en-tr
Tom would like to get a Japanese car.
Tom bir Japon arabası almak istiyor.
en-tr
I've advised Tom not to do that again.
Tom'a onu bir daha yapmamasını tavsiye ettim.
en-tr
I've been having a hard time doing that.
Onu yaparken zor zaman geçiriyorum.
en-tr
I've been trying to do that all morning.
Bütün sabahtır onu yapmaya çalışıyorum.
en-tr
Tom was sitting at his desk when a giant asteroid collided with the earth.
Dev bir asteroit dünya ile çarpıştığında Tom masasında oturuyordu.
en-tr
My French vocabulary is limited.
Fransızca kelime bilgim sınırlıdır.
en-tr
I've decided not to continue doing that.
Onu yapmaya devam etmemeye karar verdim.
en-tr
I've decided to do that a different way.
Onu farklı bir şekilde yapmaya karar verdim.
en-tr
Tom allowed Mary to drive his new car.
Tom, Mary'nin, yeni arabasını sürmesine izin verdi.
en-tr
I've done that for the last three years.
Onu son üç yıldır yapıyorum.
en-tr
I've been doing that for three years now.
Şimdi onu üç yıldır yapıyorum.
en-tr
I've been told I should do that tomorrow.
Bana onu yarın yapmam gerektiği söylendi.
en-tr
I've been told I shouldn't do that again.
Bana onu bir daha yapmamam gerektiği söylendi.
en-tr
Tom will take his sister to the party.
Tom kız kardeşini partiye götürecek.
en-tr
I've decided to try to do that by myself.
Onu kendi başıma yapmaya çalışmaya karar verdim.
en-tr
Tom wondered whether Mary liked roses.
Tom, Mary'nin gülleri sevip sevmediğini merak etti.
en-tr
What programs do you usually watch on TV?
Televizyonda genellikle hangi programları izliyorsunuz?
en-tr
Tom works a lot to support his family.
Tom ailesini desteklemek için çok çalışıyor.
en-tr
Do you have any free time during the week?
Hafta boyunca boş zamanınız var mı?
en-tr
I've already taught Tom how to do that.
Tom'a bunu nasıl yapacağını öğrettim.
en-tr
I've decided to give up trying to do that.
Bunu yapmaya çalışmaktan vazgeçmeye karar verdim.
en-tr
Somewhere there is a spy that speaks Esperanto fluently.
Bir yerde Esperanto'yu akıcı bir şekilde konuşan bir casus var.
en-tr