english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Sami was calling Layla. | Sami, Leyla'ya telefon ediyordu. | en-tr |
Sami can't leave. | Sami ayrılamaz. | en-tr |
Sami bothered Layla. | Sami, Leyla'yı rahatsız ediyordu. | en-tr |
Sami stopped talking to Layla. | Sami, Leyla ile konuşmayı kesti. | en-tr |
Sami would be happy to talk to you. | Sami seninle konuşmaktan memnun olur. | en-tr |
Sami blocked Layla off his Instagram. | Sami, Leyla'yı İnstagram'ından engelledi. | en-tr |
Sami looked familiar. | Sami tanıdık görünüyordu. | en-tr |
Sami and Layla locked eyes. | Sami ve Leyla gözlerini kilitlediler. | en-tr |
Sami was a good friend. | Sami iyi bir arkadaştı. | en-tr |
Sami was a very close friend. | Sami çok yakın bir arkadaştı. | en-tr |
Sami had six kids. | Sami'nin altı çocuğu vardı. | en-tr |
Sami must have known that woman. | Sami o kadını tanımalıydı. | en-tr |
Sami was a middle-schooler at the time. | Sami o sırada bir ortaokulluydu. | en-tr |
Sami forgot that. | Sami onu unuttu. | en-tr |
Sami was a few feet away. | Sami birkaç adım ötedeydi. | en-tr |
Sami was watching us. | Sami bizi izliyordu. | en-tr |
Sami started getting weird text messages. | Sami garip mesajlar almaya başladı. | en-tr |
Sami will probably always remember that. | Sami onu muhtemelen her zaman hatırlayacaktır. | en-tr |
Sami gave Layla a flower. | Sami, Leyla'ya bir çiçek verdi. | en-tr |
Sami painted his house white. | Sami evini beyaza boyadı. | en-tr |
Sami got a text message. | Sami bir mesaj aldı. | en-tr |
Sami sent Layla a very poetic text message. | Sami, Leyla'ya çok şairane bir mesaj gönderdi. | en-tr |
Sami put a flower on Layla's bed. | Sami, Leyla'nın yatağına bir çiçek koydu. | en-tr |
Sami continued to send text messages to Layla. | Sami, Leyla'ya mesaj yollamaya devam etti. | en-tr |
Sami sent a very poetic text message to Layla. | Sami, Leyla'ya çok şiirsel bir mesaj gönderdi. | en-tr |
Sami was terrifying the girls. | Sami kızları korkutuyordu. | en-tr |
Sami continued to sit at Layla's lunch table. | Sami, Leyla'nın yemek masasında oturmaya devam etti. | en-tr |
Sami didn't have anywhere else to go. | Sami'nin gidecek başka hiçbir yeri yoktu. | en-tr |
Sami started noticing strange things. | Sami tuhaf şeyler fark etmeye başladı. | en-tr |
Sami was outside, taking pictures. | Sami dışarıdaydı, fotoğraf çekiyordu. | en-tr |
Sami looked towards the woods. | Sami ormana doğru baktı. | en-tr |
Sami was playing tricks on us. | Sami bize hile yapıyordu. | en-tr |
Sami heard footsteps. | Sami ayak sesleri işitti. | en-tr |
Sami went to high school. | Sami liseye gitti. | en-tr |
Sami was at high school. | Sami lisede idi. | en-tr |
Sami looks so good. | Sami çok iyi görünüyor. | en-tr |
Sami should give Layla his number. | Sami'nin Leyla'ya numarasını vermesi gerek. | en-tr |
Sami was trying to be nice. | Sami kibar olmaya çalışıyordu. | en-tr |
Sami was actually terrified. | Sami gerçekten korkmuştu. | en-tr |
Sami never gave Layla his number. | Sami numarasını Leyla'ya asla vermedi. | en-tr |
Sami didn't give Layla his new number. | Sami yeni numarasını Leyla'ya vermedi. | en-tr |
Sami just looked at Layla. | Sami sadece Leyla'ya bakıyordu. | en-tr |
Sami continued to stare at Layla. | Sami, Leyla'ya dik dik bakmaya devam etti. | en-tr |
Sami went back to his old high school. | Sami eski lisesine geri döndü. | en-tr |
Sami was in front of the school. | Sami okulun önündeydi. | en-tr |
Sami asked Layla for her phone number. | Sami, Leyla'dan telefon numarasını rica etti. | en-tr |
Sami wanted to tell that story. | Sami o hikayeyi anlatmak istedi. | en-tr |
Sami has had a creepy experience. | Sami ürpertici bir tecrübeye sahipti. | en-tr |
Sami doesn't have any story to tell. | Sami'nin anlatacak herhangi bir hikayesi yok. | en-tr |
Sami had a stalker in high school. | Sami'nin lisede gizli bir takipçisi vardı. | en-tr |
Sami started to stalk Layla. | Sami, Leyla'yı gizlice takip etmeye başladı. | en-tr |
Sami was hanging out with that guy. | Sami o adamla takılıyordu. | en-tr |
Sami had a creepy look. | Sami'nin tüyler ürpertici bir bakışı vardı. | en-tr |
Sami was staring at Layla. | Sami, Leyla'ya dik dik bakıyordu. | en-tr |
Sami just ignored that. | Sami sadece onu görmezden geldi. | en-tr |
Sami made Layla feel really uncomfortable. | Sami, Leyla'yı gerçekten rahatsız hissettiriyordu. | en-tr |
Sami didn't say anything. | Sami hiçbir şey demedi. | en-tr |
Sami was just sitting there, doing his work. | Sami işini yaparken hemen orada oturuyordu. | en-tr |
Sami was staring at me. | Sami dik dik bana bakıyordu. | en-tr |
Sami was sitting outside of the classroom. | Sami sınıfın dışında oturuyordu. | en-tr |
Sami is following you around the school. | Sami seni okulun etrafında takip ediyor. | en-tr |
Sami didn't notice. | Sami fark etmedi. | en-tr |
Sami went to that school. | Sami o okula gitti. | en-tr |
Sami and Layla slept in separate rooms. | Sami ve Leyla ayrı odalarda uyudular. | en-tr |
Sami was standing there. | Sami orada duruyordu. | en-tr |
Sami went to the bathroom. | Sami banyoya gitti. | en-tr |
Sami came out of the classroom. | Sami derslikten çıktı. | en-tr |
Sami was standing outside. | Sami dışarıda duruyordu. | en-tr |
Sami is following Layla. | Sami, Lryla'yı takip ediyor. | en-tr |
Sami walked out of the classroom. | Sami sınıftan dışarı çıktı. | en-tr |
Sami kept walking. | Sami yürümeye devam etti. | en-tr |
Sami followed Layla into the bathroom. | Sami, Leyla'yı banyoya kadar takip etti. | en-tr |
Sami wasn't a senior. | Sami kıdemli değildi. | en-tr |
Sami has completely disappeared. | Sami tamamen kayboldu. | en-tr |
Sami came out of the office. | Sami ofisten çıktı. | en-tr |
Sami disappeared before I went in there. | Sami ben oraya gitmeden önce ortadan kayboldu. | en-tr |
Sami didn't look at Layla. | Sami, Leyla'ya bakmadı. | en-tr |
Sami just kept walking. | Sami sadece yürümeye devam etti. | en-tr |
Sami went back into his classroom. | Sami sınıfına geri döndü. | en-tr |
Sami didn't say anything to his teacher. | Sami öğretmenine hiçbir şey söylemedi. | en-tr |
Sami is still following me. | Sami hala beni takip ediyor. | en-tr |
Sami can't say anything. | Sami hiçbir şey söyleyemez. | en-tr |
Sami was actually stalking Layla. | Sami aslında Leyla'yı gizlice takip ediyordu. | en-tr |
Sami should stop following Layla around the school. | Sami'nin Leyla'yı okulun etrafında takip etmeyi bırakması gerek. | en-tr |
Sami never talked to Layla. | Sami, Leyla ile hiç konuşmadı. | en-tr |
Sami saw Layla outside of school. | Sami, Leyla'yı okulun dışında gördü. | en-tr |
Sami took singing lessons. | Sami şarkı dersleri aldı. | en-tr |
Sami went there Saturday night. | Sami cumartesi gecesi oraya gitti. | en-tr |
Sami parked around the corner. | Sami köşeye park etti. | en-tr |
Sami got out of the car. | Sami arabadan indi. | en-tr |
Sami knew Layla was going there. | Sami, Leyla'nın oraya gittiğini biliyordu. | en-tr |
Sami walked past and didn't say anything. | Sami geçti ve hiçbir şey demedi. | en-tr |
Sami is outside. | Sami dışarıda. | en-tr |
Sami should do something about that. | Sami'nin o konuda bir şey yapması gerek. | en-tr |
Sami never said Layla's name. | Sami asla Leyla'nın adını söylemedi. | en-tr |
Sami is acting really sketchy. | Sami gerçekten kusurlu davranıyor. | en-tr |
Sami followed Layla outside of school. | Sami, Leyla'yı okulun dışında takip etti. | en-tr |
Sami stopped following Layla. | Sami, Leyla'yı izlemeyi bıraktı. | en-tr |
Sami stopped stalking Layla. | Sami, Leyla'yı takip etmeyi bıraktı. | en-tr |
Sami had a catfish. | Sami'nin bir kedi balığı vardı. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.