english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
Sami testified against his stalker.
Sami stalkerına karşı tanıklık etti.
en-tr
Sami testified in court.
Sami mahkemede tanıklık yaptı.
en-tr
Sami didn't threaten Layla personally.
Sami, Leyla'yı kişisel olarak tehdit etmedi.
en-tr
Tom is a Tai Chi practitioner.
Tom bir Tai Chi uygulayıcısıdır.
en-tr
Mary is doing yoga in the park.
Mary parkta yoga yapıyor.
en-tr
Tom is practicing Tai Chi in the park.
Tom parkta Tai Chi pratiği yapıyor.
en-tr
Tom stopped working out at the gym.
Tom spor salonunda çalışmayı bıraktı.
en-tr
I doubt Tom will be absent.
Tom'un olmayacağından şüpheliyim.
en-tr
I doubt that Tom will be absent.
Tom'un olmayacağından şüpheliyim.
en-tr
I doubt Tom will consent to do that.
Tom'un bunu yapmaya razı olduğundan şüpheliyim.
en-tr
I doubt that Tom will consent to do that.
Tom'un bunu yapmaya razı olduğundan kuşku duyuyorum.
en-tr
I doubt Tom will like it.
Tom'un bunu beğeneceği konusunda şüphem var.
en-tr
I doubt that Tom will like it.
Tom'un bunu beğeneceği konusunda şüphem var.
en-tr
I gave Tom my old bike.
Tom'a eski bisikletimi verdim.
en-tr
I gave my old bike to Tom.
Eski bisikletimi Tom'a verdim.
en-tr
I had no idea that Tom and Mary were lying to us.
Tom ve Mary'nin bize yalan söyledikleri hakkında hiçbir fikrim yoktu.
en-tr
I have to buy Tom a gift.
Tom'a bir hediye almak zorundayım.
en-tr
I have to buy a gift for Tom.
Tom için bir hediye almak zorundayım.
en-tr
I have to get Tom a present.
Tom'a bir hediye almak zorundayım.
en-tr
I have to get a present for Tom.
Tom için bir hediye almak zorundayım.
en-tr
I haven't yet bought Tom a Christmas present.
Я ще не купував Тому подарунок на Різдво.
en-uk
I haven't bought Tom a Christmas present yet.
Я ще не купував Тому подарунок на Різдво.
en-uk
I heard Tom really likes basketball.
Tom'un basketbolu gerçekten sevdiğini duydum.
en-tr
I heard that Tom really likes basketball.
Tom'un gerçekten basketbolu sevdiğini duydum.
en-tr
I heard Tom spoke with Mary about that.
Tom'un bunun hakkında Mary ile konuştuğunu duydum.
en-tr
I heard that Tom spoke with Mary about that.
Tom'un bunun hakkında Mary ile konuştuğunu duydum.
en-tr
I heard Tom has spoken to Mary about that.
Tom'un bunun hakkında Mary ile konuştuğunu duydum.
en-tr
I heard that Tom has spoken to Mary about that.
Tom'un bunun hakkında Mary ile konuştuğunu duydum.
en-tr
I helped Tom put on his shoes.
Tom'un ayakkabılarını giymesine yardım ettim.
en-tr
I hope Tom didn't kiss Mary.
Umarım Tom, Mary'yi öpmedi.
en-tr
I hope that Tom didn't kiss Mary.
Tom'un Mary'yi öpmediğini umuyorum.
en-tr
I hope that Tom and Mary don't get here early.
Umarım Tom ve Mary buraya erken gelmezler.
en-tr
I hope Tom and Mary keep doing that.
Umarım Tom ve Mary bunu yapmaya devam eder.
en-tr
I hope that Tom and Mary keep doing that.
Umarım Tom ve Mary bunu yapmaya devam eder.
en-tr
I hope that Tom and Mary stay in school.
Umarım Tom ve Mary okulda kalır.
en-tr
I hope Tom and Mary were joking.
Umarım Tom ve Mary şaka yapıyordur.
en-tr
I hope that Tom and Mary were joking.
Umarım Tom ve Mary şaka yapıyordur.
en-tr
I hope Tom saw what Mary did.
Umarım Tom, Mary'nin ne yaptığını gördü.
en-tr
I hope that Tom saw what Mary did.
Umarım Tom, Mary'nin ne yaptığını gördü.
en-tr
I hope Tom will be happy forever.
Umarım Tom sonsuza dek mutlu olur.
en-tr
I just gave thirty dollars to Tom.
Tom'a sadece otuz dolar verdim.
en-tr
I just hope Tom and Mary are fine.
Ben sadece Tom ve Mary'nin iyi olduğunu umuyorum.
en-tr
I just hope that Tom and Mary are fine.
Ben sadece Tom ve Mary'nin iyi olduğunu umuyorum
en-tr
I knew Tom and Mary weren't hungry.
Tom ve Mary'nin aç olmadığını biliyordum.
en-tr
I met someone yesterday who knows Tom.
Dün Tom'u bilen biriyle tanıştım.
en-tr
I met somebody yesterday who knows Tom.
Dün Tom'u bilen biriyle tanıştım.
en-tr
I met someone yesterday who knows you.
Dün seni tanıyan biriyle tanıştım.
en-tr
I met somebody yesterday who knows you.
Dün seni tanıyan biriyle tanıştım.
en-tr
I think three hundred dollars will cover all your expenses.
Sanırım üç yüz dolar bütün masraflarınızı karşılayacak.
en-tr
I think that three hundred dollars will cover all your expenses.
Üç yüz doların tüm masraflarınızı karşılayacağını düşünüyorum.
en-tr
I think maybe I can help Tom.
Sanırım Tom'a yardım edebilirim.
en-tr
I think that maybe I can help Tom.
Tom'a yardım edebileceğimi düşünüyorum.
en-tr
I think Tom already knew Mary.
Bence Tom zaten Mary'yi biliyor.
en-tr
I think that Tom already knew Mary.
Tom'un Mary'yi zaten bildiğini düşünüyorum.
en-tr
I think these are Tom's shoes.
Мені здається, це взуття Тома.
en-uk
I think that these are Tom's shoes.
Bunların Tom'un ayakkabıları olduklarını düşünüyorum.
en-tr
I think Tom and Mary are hypocrites.
Bence Tom ve Mary ikiyüzlüler.
en-tr
I think that Tom and Mary are hypocrites.
Tom ve Mary'nin ikiyüzlü olduklarını düşünüyorum.
en-tr
I think that Tom and Mary are still in jail.
Tom ve Mary'nin hâlâ hapiste olduğunu düşünüyorum.
en-tr
I think Tom and Mary are the ones who stole my wallet.
Bence cüzdanımı çalanlar Tom ve Mary.
en-tr
I think that Tom and Mary are the ones who stole my wallet.
Cüzdanımı çalanların Tom ve Mary olduğunu düşünüyorum.
en-tr
I think Tom and Mary have finished.
Bence Tom ve Mary bitti.
en-tr
I think that Tom and Mary have finished.
Tom ve Mary'nin bittiklerini düşünüyorum.
en-tr
I think that Tom and Mary may be able to do that if you help them.
Onlara yardım edersen Tom ve Mary'nin onu yapabileceklerini düşünüyorum.
en-tr
I think that Tom and Mary will do that today.
Tom ve Mary'nin bugün bunu yapacağını düşünüyorum.
en-tr
I think Tom and Mary won't be here today.
Bence Tom ve Mary bugün burada olmayacak.
en-tr
I think that Tom and Mary won't be here today.
Tom ve Mary'nin bugün burada olmayacaklarını düşünüyorum.
en-tr
I think Tom might be angry with me.
Bence Tom bana kızmış olabilir.
en-tr
I think that Tom might be angry with me.
Tom'un bana kızmış olabileceğini düşünüyorum.
en-tr
I think Tom could be happy here.
Bence Tom burada mutlu olabilir.
en-tr
I think that Tom could be happy here.
Tom'un burada mutlu olabileceğini düşünüyorum.
en-tr
I think Tom should help me.
Bence Tom bana yardım etmeli.
en-tr
I think that Tom should help me.
Tom'un bana yardım etmesi gerektiğini düşünüyorum.
en-tr
I think Tom should talk to me.
Bence Tom benimle konuşmalı.
en-tr
I think that Tom should wait for me.
Tom'un beni beklemesi gerektiğini düşünüyorum.
en-tr
I think Tom will be fired.
Bence Tom kovulacak.
en-tr
I think that Tom will be fired.
Tom'un kovulacağını düşünüyorum.
en-tr
I think Tom will call Mary.
Bence Tom, Mary'yi arayacak.
en-tr
I think that Tom will call Mary.
Tom'un Mary'yi arayacağını düşünüyorum.
en-tr
I think Tom will have to help me.
Tom'un bana yardım etmek zorunda kalacağını düşünüyorum.
en-tr
I think that Tom will have to help me.
Tom'un bana yardım etmek zorunda kalacağını düşünüyorum.
en-tr
I think Tom will have to help Mary.
Bence Tom, Mary'ye yardım etmek zorunda kalacak.
en-tr
I think we should let Tom rest a bit.
Sanırım Tom'un biraz dinlenmesine izin vermeliyiz.
en-tr
I think that we should let Tom rest a bit.
Tom'un biraz dinlenmesine izin vermemiz gerektiğini düşünüyorum.
en-tr
I think we'll go with Tom.
Sanırım Tom'la gideceğiz.
en-tr
I think that we'll go with Tom.
Tom'la gideceğimizi düşünüyorum.
en-tr
I think you know Tom already.
Bence Tom'u zaten biliyorsun.
en-tr
I thought you were angry with Tom.
Tom'a kızgın olduğunu düşündüm.
en-tr
I thought that you were angry with Tom.
Tom'a kızgın olduğunu düşündüm.
en-tr
I thought that you were going out with Tom.
Tom'la çıkacağını düşündüm.
en-tr
I thought Tom and Mary still didn't have driver's licenses.
Tom ve Mary'nin hala sürücü ehliyeti olmadığını düşünmüştüm.
en-tr
I thought that Tom and Mary still didn't have driver's licenses.
Tom ve Mary'nin hala sürücü ehliyeti olmadığını düşündüm.
en-tr
I thought Tom and Mary were kind.
Tom ve Mary'nin nazik olduklarını düşündüm.
en-tr
I thought Tom couldn't play the banjo.
Tom'un banjoyu çalamayacağını düşünüyordum.
en-tr
I thought that Tom couldn't play the banjo.
Tom'un banjoyu çalamayacağını düşündüm.
en-tr
I thought Tom lived with you.
Tom'un seninle birlikte yaşadığını sanıyordum.
en-tr
I thought that Tom lived with you.
Tom'un seninle yaşadığını düşündüm.
en-tr
I thought Tom wanted the job.
Tom'un işi istediğini düşünüyordum.
en-tr
I thought that Tom wanted the job.
Tom'un işi istediğini sanıyordum.
en-tr
I told Tom and Mary that I hated them.
Tom ve Mary'ye onlardan nefret ettiğimi söyledim.
en-tr