english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
Sami met Layla when he as sixteen years old.
Sami, on altı yaşındayken Leyla ile tanıştı.
en-tr
Sami wanted to talk about what happened.
Sami ne olduğu hakkında konuşmak istedi.
en-tr
Sami has forgiven that guy.
Sami o adamı affetti.
en-tr
Sami would never say hi.
Sami asla merhaba demez.
en-tr
Sami won't tell you his full name.
Sami sana tam adını söylemeyecek.
en-tr
Sami messaged Layla on Facebook.
Sami, Leyla'ya Facebook'ta mesaj attı.
en-tr
Sami told Layla he really liked her a lot.
Sami, Leyla'ya ondan gerçekten hoşlandığını söyledi.
en-tr
Sami sat a few tables away.
Sami birkaç masa uzağa oturdu.
en-tr
Sami put his hand on Layla's leg.
Sami elini Leyla'nın bacağına koydu.
en-tr
Sami touched Layla's leg.
Sami, Leyla'nın bacağına dokundu.
en-tr
Sami goes out every Saturday night.
Sami her cumartesi gecesi dışarı çıkıyor.
en-tr
Sami messaged Layla when he got home.
Sami eve döndüğünde Leyla'ya mesajı verdi.
en-tr
Sami is very tall.
Sami çok uzun boyludur.
en-tr
Sami hasn't gone home yet.
Sami henüz eve gitmedi.
en-tr
Sami was glad.
Самі був радий.
en-uk
Sami had strong feelings for Layla.
Sami'nin Leyla için güçlü duyguları vardı.
en-tr
Sami did not respect that at all.
Sami ona hiç saygı duymadı.
en-tr
Sami and Layla watched a film.
Sami ve Leyla bir film seyrettiler.
en-tr
Sami sat between me and Layla.
Sami ben ve Leyla'nın arasına oturdu.
en-tr
Sami and Layla wanted to be alone together.
Sami ve Leyla birlikte yalnız kalmak istiyorlardı.
en-tr
Sami came over to watch a film.
Sami bir film izlemek için geldi.
en-tr
Sami is all alone.
Sami tamamen yalnızdır.
en-tr
She was liked.
O beğenildi.
en-tr
I lost my wife in an accident.
Karımı bir kazada kaybettim.
en-tr
I don't put potatoes in the refrigerator.
Patatesleri buzdolabına koymuyorum.
en-tr
Don't waste your time trying to convince Tom to help you.
Tom'u sana yardım etmesi için ikna etmeye çalışarak zamanını boşa harcama.
en-tr
Where is the best coffee in town?
Şehirdeki en iyi kahve nerede?
en-tr
Sami thanked Layla for the gift.
Sami, hediye için Leyla'ya teşekkür etti.
en-tr
Sami didn't kill Layla.
Sami Leyla'yı öldürmedi.
en-tr
Sami didn't respond.
Sami cevap vermedi.
en-tr
Sami doesn't know that.
Sami bunu bilmiyor.
en-tr
Sami will call the police.
Sami polisi arayacak.
en-tr
I just sold Tom my car.
Az önce Tom'a arabamı sattım.
en-tr
I live quite close to Tom.
Tom'a çok yakın yaşıyorum.
en-tr
I'm having a hard week.
У мене складний тиждень.
en-uk
I saw Tom stumble and fall.
Tom'un tökezlediğini ve düştüğünü gördüm.
en-tr
I have to talk to Tom first.
Önce Tom ile konuşmalıyım.
en-tr
I haven't seen Tom for weeks.
Tom'u haftalardır görmedim.
en-tr
I want to talk with you now.
Seninle şimdi konuşmak istiyorum.
en-tr
I told Tom to get there early.
Tom'a oraya erken gitmesini söyledim.
en-tr
I spent the whole day with Tom.
Bütün günü Tom'la geçirdim.
en-tr
I really enjoyed talking with Tom.
Tom'la konuşmaktan gerçekten keyif aldım.
en-tr
I'll have to do that one day.
Bunu bir gün yapmak zorunda kalacağım.
en-tr
I'll take you to the airport.
Seni havaalanına götüreceğim.
en-tr
I suppose we should ask Tom what he thinks.
Sanırım Tom'a ne düşündüğünü sormalıyız.
en-tr
I want to talk with you first.
Önce seninle konuşmak istiyorum.
en-tr
I wonder whose fault that was.
Bunun kimin suçu olduğunu merak ediyorum.
en-tr
Sami came home late.
Sami eve geç geldi.
en-tr
Sami knows that place.
Sami orayı biliyor.
en-tr
Tom said he knew this would happen.
Tom bunun olacağını bildiğini söyledi.
en-tr
Tom said he knew that this would happen.
Tom bunun olacağını bildiğini söyledi.
en-tr
I haven't yet told anyone what I found.
Ne bulduğumu henüz kimseye söylemedim.
en-tr
I haven't yet told anybody what I found.
Ne bulduğumu henüz kimseye söylemedim.
en-tr
I told Tom I was only joking.
Tom'a sadece şaka yaptığımı söyledim.
en-tr
I told Tom that I was only joking.
Tom'a sadece şaka yaptığımı söyledim.
en-tr
I told Tom Mary was busy.
Tom'a Mary'nin meşgul olduğunu söyledim.
en-tr
I told Tom that Mary was busy.
Tom'a Mary'nin meşgul olduğunu söyledim.
en-tr
I told Tom Mary was happy.
Tom'a Mary'nin mutlu olduğunu söyledim.
en-tr
I told Tom that Mary was happy.
Mary’nin mutlu olduğunu Tom'a söyledim.
en-tr
I told Tom Mary was hungry.
Tom'a Mary'nin aç olduğunu söyledim.
en-tr
I told Tom that Mary was hungry.
Mary'nin aç olduğunu Tom'a söyledim.
en-tr
I told you it was ridiculous.
Bunun saçma olduğunu sana söyledim.
en-tr
I told you that it was ridiculous.
Bunun saçma olduğunu sana söyledim.
en-tr
I weigh much more than you do.
Senin geldiğinden çok daha fazla gelirim.
en-tr
I'll go tell Tom you're here.
Gidip Tom’a burada olduğunu söyleyeceğim.
en-tr
I'll go tell Tom that you're here.
Gidip Tom’a burada olduğunu söyleyeceğim.
en-tr
I'll make you some sandwiches.
Sana birkaç sandviç yapacağım.
en-tr
I'll make some sandwiches for you.
Senin için biraz sandviç yapacağım.
en-tr
I didn't know Tom was so tired.
Tom'un çok yorgun olduğunu bilmiyordum.
en-tr
I can teach Tom to fight.
Tom'a dövüşmeyi öğretebilirim.
en-tr
I can't be seen with Tom.
Tom ile görülemem.
en-tr
I bought a watch from Tom.
Tom'dan bir saat satın aldım.
en-tr
I can't give these to Tom.
Bunları Tom'a veremem.
en-tr
I'm really angry with Tom.
Tom'a gerçekten kızgınım.
en-tr
I can try to reason with Tom.
Tom'u ikna etmeye çalışabilirim.
en-tr
I convinced Tom to try again.
Tom'u tekrar denemeye ikna ettim.
en-tr
We certainly can't blame Tom.
Tom'u kesinlikle suçlayamayız.
en-tr
I've never seen Tom wearing a hat.
Tom'un şapka taktığını hiç görmedim.
en-tr
Tom called me just after midnight.
Tom gece yarısından sonra beni aradı.
en-tr
Tom doesn't seem to be here today.
Tom bugün burada görünmüyor.
en-tr
I didn't like Tom very much back then.
O zamanlar Tom'u çok sevmiyordum.
en-tr
I've known Tom since three summers ago.
Üç yaz öncesinden beri Tom'u tanıyorum.
en-tr
Tom and Mary have already eaten dinner.
Tom ve Mary zaten akşam yemeğini yediler.
en-tr
Tom excused himself and left the table.
Tom izin istedi ve masadan ayrıldı.
en-tr
Tom has tried to commit suicide before.
Tom daha önce intihar etmeye çalıştı.
en-tr
Tom came into the room and started yelling.
Tom odaya geldi ve bağırmaya başladı.
en-tr
I assume Tom doesn't have very many friends.
Sanırım Tom'un çok fazla arkadaşı yok.
en-tr
Tom heard a couple of people talking in the next room.
Tom, yan odada birkaç kişinin konuştuğunu duydu.
en-tr
I've already told Tom about the problems we've been having.
Tom'a, yaşadığımız sorunları zaten anlattım.
en-tr
I'm sure you'll have enough time to do that before Tom gets here.
Tom gelmeden önce bunu yapmak için yeterli zamanın olacağından eminim.
en-tr
Sami didn't like it.
Sami bunu sevmedi.
en-tr
Sami didn't like that job.
Sami o işi beğenmedi.
en-tr
Sami didn't know that.
Sami bunu bilmiyordu.
en-tr
Sami is my mom's boyfriend.
Sami annemin erkek arkadaşıdır.
en-tr
Sami's testimony was extremely important.
Sami'nin ifadesi son derece önemliydi.
en-tr
Sami and my mom have broken up.
Sami ve annem ayrıldılar.
en-tr
Sami and Layla have dated for years and years.
Sami ve Leyla yıllarca flört ettiler.
en-tr
Sami doesn't want to deal with this anymore.
Sami artık bununla uğraşmak istemiyor.
en-tr
Sami had to talk to Layla.
Sami, Leyla ile konuşmak zorundaydı.
en-tr
Sami decided to testify.
Sami tanıklık etmeye karar verdi.
en-tr