english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
What time of day do you go out for your daily walk? | Günlük yürüyüşünüz için günün hangi saatinde çıkıyorsunuz? | en-tr |
Which is easier for you to make, spaghetti or stew? | Sizin için daha kolay olan spagetti yapmak mı yoksa güveç yapmak mı? | en-tr |
You and I've had a lot of fun together, haven't we? | Sen ve ben birlikte çok eğlendik, değil mi? | en-tr |
What was your favorite TV show when you were a kid? | Sen çocukken en sevdiğin TV gösterisi neydi? | en-tr |
Did you have a birthday party on your last birthday? | Geçen doğum gününüzde doğum günü partiniz var mıydı? | en-tr |
Do either of your parents play a musical instrument? | Ailenden biri bir müzik aleti çalar mı? | en-tr |
Do you think you'll be able to go skiing next month? | Gelecek ay kayak yapmaya gidebileceğini düşünüyor musun? | en-tr |
Does your mother ever complain about washing dishes? | Annen bulaşık yıkamaktan şikayet ediyor mu? | en-tr |
How can we keep from making this same mistake again? | Aynı hatayı tekrar yapmamızı nasıl engelleriz? | en-tr |
I'm not good at doing that because I never practice. | Bunu yapmakta iyi değilim çünkü asla pratik yapmıyorum. | en-tr |
It was easy for you to solve the problem, wasn't it? | Sorunu çözmen kolaydı, değil mi? | en-tr |
What's the most expensive thing you've ever bought? | Şimdiye kadar aldığın en pahalı şey neydi? | en-tr |
What kinds of things do you like to do after school? | Okuldan sonra ne tür şeyler yapmayı seversin? | en-tr |
Tom is enjoying this, isn't he? | Tom bundan hoşlanıyor, değil mi? | en-tr |
Which are you better at speaking, French or English? | Hangisini konuşmada daha iyisin, Fransızcayı mı yoksa İngilizceyi mi? | en-tr |
Which can you do better, play tennis or play soccer? | Hangisini daha iyi yapabilirsin, tenis mi oynayabilirsin yoksa futbol mu oynayabilirsin? | en-tr |
Which is easier for you to speak, French or English? | Hangisini konuşman daha kolay, Fransızca mı yoksa İngilizce mi? | en-tr |
Are you reluctant to let other people drive your car? | Başkalarının arabanı sürmesine izin verme konusunda isteksiz misiniz? | en-tr |
Tom may have made some mistakes. | Tom bazı hatalar yapmış olabilir. | en-tr |
Tom and Mary are lifeguards. | Tom ve Mary cankurtaranlar. | en-tr |
Were you a good student when you were in high school? | Lisedeyken iyi bir öğrenci miydin? | en-tr |
Were you a good swimmer when you were in high school? | Lisede iken iyi bir yüzücü müydün? | en-tr |
What are some things you want to teach your children? | Çocuklarına öğretmek istediğin bazı şeyler nedir? | en-tr |
Tom and Mary are mad at you. | Tom ve Mary sana kızgın. | en-tr |
What kinds of things do you do when you're in Boston? | Boston'dayken ne tür şeyler yapıyorsun? | en-tr |
You're getting bored, aren't you? | Sıkılıyorsun, değil mi? | en-tr |
You'll probably be able to do that when you're older. | Muhtemelen yaşlandığınızda bunu yapabileceksiniz. | en-tr |
Are you better at speaking French or speaking English? | Fransızca konuşmada mı yoksa İngilizce konuşmada mı daha iyisiniz? | en-tr |
Do all of your classmates always get to class on time? | Sınıf arkadaşlarınızın hepsi her zaman zamanında derse giriyor mu? | en-tr |
Do you have a knife I can use to cut this string with? | Bu sicimi kesmek için kullanabileceğim bir bıçağın var mı? | en-tr |
Do you think you'll be able to visit Boston next year? | Gelecek yıl Boston’u ziyaret edebileceğinizi düşünüyor musunuz? | en-tr |
I'll let you know as soon as we've decided what to do. | Ne yapacağımıza karar verir vermez size bildireceğim. | en-tr |
Let me tell you about what's going to happen tomorrow. | Yarın ne olacağını sana söyleyeyim. | en-tr |
What kinds of things do you and your wife fight about? | Karın ve sen ne tür şeyler hakkında kavga edersiniz? | en-tr |
When was the last time you did that with your friends? | Bunu en son arkadaşlarınla ne zaman yaptın? | en-tr |
Are there any other problems we need to deal with today? | Bugün uğraşmamız gereken başka problemler var mı? | en-tr |
Tom and Mary are very angry. | Tom ve Mary çok sinirli. | en-tr |
How important is it to you that we get this done today? | Bunu bugün yaptırmamız sizin için ne kadar önemli? | en-tr |
Tom is going to pass, isn't he? | Tom geçecek, değil mi? | en-tr |
I can't go out tonight because my parents won't let me. | Bu gece dışarı çıkamam çünkü annem ve babam izin vermez | en-tr |
Would you like for me to tell you what really happened? | Gerçekte ne olduğunu sana anlatmamı ister misin? | en-tr |
I didn't drink coffee yesterday, but I did this morning. | Dün kahve içmedim ama bu sabah içtim. | en-tr |
Tom is going to quit, isn't he? | Tom bırakacak, değil mi? | en-tr |
Is there any chance that you'll go to Boston next month? | Gelecek ay Boston'a gitme şansın var mı? | en-tr |
Is there any chance that you'll be in Boston next month? | Gelecek ay Boston'da olma şansın var mı? | en-tr |
Which is easier for you to play, the piano or the organ? | Hangisini çalman daha kolay, piyanoyu mu yoksa orgu mu? | en-tr |
Tom is going to sing, isn't he? | Tom şarkı söyleyecek, değil mi? | en-tr |
Would you ever talk about something like that at school? | Okulda hiç öyle bir şey hakkında konuşur musun? | en-tr |
You and I used to have a lot of fun together, didn't we? | Sen ve ben birlikte çok eğlenirdik, değil mi? | en-tr |
You're rich enough to buy anything you want, aren't you? | İstediğin her şeyi alabilecek kadar zenginsin, değil mi? | en-tr |
You're supposed to be here tomorrow at 2:30, aren't you? | Yarın saat 2.30'da burada olman gerekiyor, değil mi? | en-tr |
You're the one who suggested that I do this, aren't you? | Bunu yapmamı öneren kişi sensin, değil mi? | en-tr |
You're the one who taught me how to do this, aren't you? | Bana bunun nasıl yapılacağını öğreten kişi sensin, değil mi? | en-tr |
You're the only one who volunteered to help, aren't you? | Yardım etmek için gönüllü olan tek kişi sensin, değil mi? | en-tr |
Tom and Mary aren't serious. | Tom ve Mary ciddi değiller. | en-tr |
Are you better at playing baseball or playing volleyball? | Beyzbol mu yoksa voleybol oynamakta daha iyisiniz? | en-tr |
Tom drank a large glass of water. | Tom büyük bir bardak su içti. | en-tr |
Do you believe most of what you read and see in the news? | Haberlerde okuduğunuz ve gördüğünüz şeylerin çoğuna inanıyor musunuz? | en-tr |
What time do you usually leave your house in the morning? | Sabahleyin genellikle saat kaçta evden çıkıyorsun? | en-tr |
Tom and Mary aren't similar. | Tom ve Mary benzer değiller. | en-tr |
You're about the same age as your girlfriend, aren't you? | Kız arkadaşınla yaklaşık aynı yaştasın, değil mi? | en-tr |
You're almost young enough to be my daughter, aren't you? | Kızım olmak için neredeyse yeterince gençsin, değil mi? | en-tr |
You're supposed to be home with your parents, aren't you? | Anne babanla birlikte evde olman gerekiyor, değil mi? | en-tr |
You're the only one who didn't pass the test, aren't you? | Testi geçemeyen tek kişi sensin, değil mi? | en-tr |
Tom is grouchy today, isn't he? | Tom bugün huysuz, değil mi? | en-tr |
You're the only one who knows how to do that, aren't you? | Onun nasıl yapılacağını bilen tek kişi sensin, değil mi? | en-tr |
Tom has probably never done that. | Tom muhtemelen onu hiç yapmadı. | en-tr |
I was surprised when I found that my father could do that. | Babamın bunu yapabileceğini anladığımda şaşırdım. | en-tr |
Tom and Mary aren't worried. | Tom ve Mary endişeli değil. | en-tr |
What's something you wish you could change about yourself? | Kendin hakkında değiştirebilmeyi dilediğin bir şey nedir? | en-tr |
You know what's going to happen if you do that, don't you? | Bunu yaparsan ne olacağını biliyorsun, değil mi? | en-tr |
You're going to eventually be able to do that, aren't you? | Bunu sonunda yapabileceksiniz, değil mi? | en-tr |
You're going to need all the help you can get, aren't you? | Alabileceğin tüm yardıma ihtiyacın olacak, değil mi? | en-tr |
Tom is too busy to do that today. | Tom bugün bunu yapmak için çok meşgul. | en-tr |
You're the only one here who can speak French, aren't you? | Burada Fransızca konuşabilen tek kişi sensin, değil mi? | en-tr |
You're the only one here who likes basketball, aren't you? | Burada basketbolu seven tek kişi sensin, değil mi? | en-tr |
Tom and Mary are adventurous. | Tom ve Mary maceracı. | en-tr |
You're the only one who knows how to fix that, aren't you? | Bunu nasıl düzelteceğini bilen tek kişi sensin, değil mi? | en-tr |
You're the only one who's supposed to do that, aren't you? | Bunu yapması gereken tek kişi sensin, değil mi? | en-tr |
You're too old to be doing this kind of thing, aren't you? | Bu tür bir şey yapmak için çok yaşlısın, değil mi? | en-tr |
Tom and Mary are almost here. | Tom ve Mary neredeyse burada. | en-tr |
Do you remember the first time you and I went out together? | Sen ve ben birlikte İlk kez dışarı çıktığımızı hatırlıyor musun? | en-tr |
Do you remember where you were on your thirteenth birthday? | On üçüncü doğum gününde nerede olduğunu hatırlıyor musun? | en-tr |
How long should a couple be married before having children? | Bir çift çocuk sahibi olmadan önce ne kadar evli olmalı? | en-tr |
I don't think you and I'll be able to do that by ourselves. | Senin ve benim bunu kendi başımıza yapabileceğimizi sanmıyorum. | en-tr |
I'm not good at playing the piano because I never practice. | Piyano çalmakta iyi değilim çünkü asla pratik yapmıyorum. | en-tr |
Tom is in good shape, isn't he? | Bunu yapmama yardım edebilecek tek kişi sensin, değil mi? | en-tr |
How often are you able to play volleyball with your friends? | Arkadaşlarınızla ne sıklıkla voleybol oynayabilirsiniz? | en-tr |
I feel that it is better to stay single than to get married. | Evlenmektense bekâr kalmanın daha iyi olduğunu hissediyorum. | en-tr |
Is there any chance that you'll go to the post office today? | Bugün postaneye gitmen için bir şansın var mı? | en-tr |
You're going to have to do that sooner or later, aren't you? | Bunu er ya da geç yapmak zorunda kalacaksın, değil mi? | en-tr |
Tom tried to recover his balance. | Tom dengesini toplamaya çalıştı. | en-tr |
According to the weather report, it's supposed to be pretty hot today. | Hava raporuna göre bugün oldukça sıcak olmalı. | en-tr |
Tom is in prison now, isn't he? | Tom şimdi hapiste, değil mi? | en-tr |
Did you have a boyfriend when you were in junior high school? | Ortaokulda iken bir erkek arkadaşın var mıydı? | en-tr |
Tom and Mary are celebrating. | Tom ve Mary kutluyorlar. | en-tr |
Were you on the basketball team when you were in high school? | Lisede iken basketbol takımında mıydın? | en-tr |
Who's going to be responsible for making sure that gets done? | Bunun yapıldığından emin olmak için kim sorumlu olacak? | en-tr |
You and I've had some really good times together, haven't we? | Sen ve ben gerçekten birlikte iyi zamanlar geçirdik, değil mi? | en-tr |
You're still too young to get a driver's license, aren't you? | Ehliyet almak için hâlâ çok gençsin, değil mi? | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.