english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
You're the only one who hasn't done what I asked, aren't you? | İstediğimi yapmayan tek kişi sensin, değil mi? | en-tr |
You're the only one who knows what we need to do, aren't you? | Ne yapmamız gerektiğini bilen tek kişi sensin, değil mi? | en-tr |
Tom was sitting in the front row. | Tom ön sırada oturuyordu. | en-tr |
You're the only one who'll be allowed to do that, aren't you? | Bunu yapmasına izin verilebilecek tek kişi sensin, değil mi? | en-tr |
Are there any Olympic size swimming pools near where you live? | Yaşadığınız yere yakın olimpik yüzme havuzu var mı? | en-tr |
Did you have a girlfriend when you were in junior high school? | Ortaokuldayken bir kız arkadaşın var mıydı? | en-tr |
Tom wasn't able to go to college. | Tom üniversiteye gitmeyi başaramadı. | en-tr |
Do you want me to tell you what I think you should do with it? | Bununla ne yapman gerektiğini düşündüğümü söylememi ister misin? | en-tr |
Tom is irreplaceable, isn't he? | Tom yeri doldurulamaz, değil mi? | en-tr |
If you could live anywhere in the world, where would you live? | Dünyada herhangi bir yerde yaşayabilsen, nerede yaşarsın? | en-tr |
Tom and Mary are doing great. | У Тома та Мері все чудово. | en-uk |
It was hard for you to get out of bed this morning, wasn't it? | Bu sabah yataktan çıkman zordu, değil mi? | en-tr |
Were you often absent from school when you were in high school? | Lisede iken okula sık sık gelmiyor muydunuz? | en-tr |
What kinds of things would make you consider getting a divorce? | Ne tür şeyler sana boşanmayı düşündürür? | en-tr |
Would you like to go to the zoo with me the day after tomorrow? | Benimle yarından sonraki gün hayvanat bahçesine gitmek ister misin? | en-tr |
Tom is just stalling, isn't he? | Tom sadece oyalıyor, değil mi? | en-tr |
You and I've been working together for a long time, haven't we? | Sen ve ben uzun zamandır birlikte çalışıyoruz, değil mi? | en-tr |
Tom and Mary are hardworking. | Tom ve Mary çalışkan. | en-tr |
Do you remember the first time you and I went swimming together? | Sen ve ben birlikte ilk kez yüzmeye ilk gittiğimiz seferi hatırlıyor musun? | en-tr |
How many bananas do you think the average person eats in a year? | İnsanın yılda ortalama kaç tane muz yediğini düşünüyorsun? | en-tr |
Tom is kind of needy, isn't he? | Tom biraz muhtaç, değil mi? | en-tr |
Who do you think is the most interesting teacher at this school? | Bu okulda en ilginç öğretmenin kim olduğunu düşünüyorsunuz? | en-tr |
You're already rich enough to buy anything you want, aren't you? | Sen zaten istediğin şeyi satın almak için yeterince zenginsin, değil mi? | en-tr |
You're the one who told me that I shouldn't do that, aren't you? | Bunu yapmamam gerektiğini bana söyleyen sensin, değil mi? | en-tr |
You're the only one who doesn't know how to do that, aren't you? | Bunu nasıl yapacağını bilmeyen tek kişi sensin, değil mi? | en-tr |
You're the only one who doesn't know how to do this, aren't you? | Bunu yapmayı bilmeyen tek kişi sensin, değil mi? | en-tr |
Do you remember the first time you and I went to Boston together? | Sen ve ben ilk kez birlikte Boston'a gittiğimizi hatırlıyor musun? | en-tr |
Do you remember where you were on New Year's Day three years ago? | Üç yıl önce Yılbaşı Günü nerede olduğunu hatırlıyor musun? | en-tr |
How many times did you go to Boston when you were in high school? | Lisede iken Boston'a kaç kez gittiniz? | en-tr |
Mr. Jackson was the best teacher I had when I was in high school. | Bay Jackson, lisedeyken sahip olduğum en iyi öğretmendi. | en-tr |
You're going to have to take care of this by yourself, aren't you? | Bunu kendin halletmen gerekecek, değil mi? | en-tr |
How many temples and shrines did you visit while you were in Japan? | Japonya'dayken kaç tapınak ve türbeyi ziyaret ettiniz? | en-tr |
Tom is listening now, isn't he? | Tom şimdi dinliyor, değil mi? | en-tr |
The most difficult thing I've ever done was to learn how to juggle. | Şu ana kadar yaptığım en zor şey hokkabazlık yapmayı öğrenmek. | en-tr |
Do you know how to speak any languages other than French and English? | Fransızca ve İngilizce dışında herhangi bir dili konuşmayı biliyor musunuz? | en-tr |
Tom is looking at me, isn't he? | Tom bana bakıyor, değil mi? | en-tr |
Do you think you'll be able to drive a car when you are eighty years old? | Seksen yaşındayken araba kullanabileceğini düşünüyor musun? | en-tr |
Tom and Mary are pretty busy. | Tom ve Mary oldukça meşguller. | en-tr |
Tom resisted the impulse to shout. | Tom bağırma dürtüsüne direndi. | en-tr |
Would you consider marrying someone who hasn't graduated from high school? | Liseden mezun olmamış biriyle evlenmeyi düşünür müsün? | en-tr |
I don't have time to do that now, but I should have some time tomorrow morning. | Şimdi bunu yapmak için zamanım yok, ama yarın sabah biraz zamanım olmalı. | en-tr |
"Do you ever listen to the radio? "Yes, I listen to the radio when I'm driving." | "Hiç radyo dinler misin?" "Evet, araba sürerken radyo dinlerim. " | en-tr |
Tom is making a list, isn't he? | Tom bir liste yapıyor, değil mi? | en-tr |
Do you remember the time you and I went to the zoo together when you and I were in elementary school? | Sen ve ben ilkokuldayken sen ve ben birlikte hayvanat bahçesine gittiğimiz zamanı hatırlıyor musun? | en-tr |
My slippers are under my bed. | Terliklerim yatağımın altında. | en-tr |
Where will we be going? | Nereye gidiyor olacağız? | en-tr |
Don't let Tom do that here. | Tom'un bunu burada yapmasına izin verme. | en-tr |
Tom is a two-time loser. | Tom katmerli bir ezik. | en-tr |
You're in the big time, Tom. | İşi büyüttün Tom. | en-tr |
You're no small-timer, Tom. | Sen küçük işlerin adamı değilsin Tom. | en-tr |
What's money between friends? | Dostlar arasında paranın lafı mı olur? | en-tr |
I forgot to pay my rent. | Kiramı ödemeyi unuttum. | en-tr |
Do any of your friends or relatives work here? | Arkadaşlarınızdan veya akrabalarınızdan herhangi biri burada çalışıyor mu? | en-tr |
Tom seems to be perfectly healthy. | Tom tamamen sağlıklı görünüyor. | en-tr |
What makes you happiest? | Seni en mutlu eden nedir? | en-tr |
Tom and Mary are sure to win. | Tom ve Mary kazanacaklarından eminler. | en-tr |
Did that make sense to you? | Bu sana mantıklı geldi mi? | en-tr |
Tom wanted a detailed explanation. | Tom detaylı bir açıklama istedi. | en-tr |
Have you been swimming today? | Bugün yüzüyor muydun? | en-tr |
What good is that to you now? | Şimdi bunun sana ne faydası var? | en-tr |
Tom is now in prison, isn't he? | Tom şimdi hapiste, değil mi? | en-tr |
Would doing that be possible? | Bunu yapmak mümkün olur mu? | en-tr |
Tom and Mary are ambidextrous. | Tom ve Mary çok yönlü. | en-tr |
That shirt's too big for you. | O gömlek senin için çok büyük. | en-tr |
Tom and Mary are doing better. | Tom ve Mary daha iyi durumda. | en-tr |
Why are people so mean to you? | Neden insanlar sana karşı bu kadar pinti? | en-tr |
Did that make any sense to you? | Bu sana bir şey ifade etti mi? | en-tr |
Tom and Mary are enthusiastic. | Tom ve Mary coşkulu. | en-tr |
That was really fun, wasn't it? | Bu gerçekten eğlenceliydi, değil mi? | en-tr |
Tom and Mary are going to die. | Tom ve Mary ölecekler. | en-tr |
Tom has been having money problems. | Tom para problemleri yaşıyor. | en-tr |
Tom and Mary are going to try. | Tom ve Mary deneyecekler. | en-tr |
Tom has offered to pay for damages. | Tom, hasarlar için ödemeyi teklif etti. | en-tr |
This bicycle is yours, isn't it? | Bu bisiklet senin, değil mi? | en-tr |
Tom is only bluffing, isn't he? | Tom sadece blöf yapıyor, değil mi? | en-tr |
What was the last song you sang? | Söylediğin son şarkı neydi? | en-tr |
Tom and Mary are going to win. | Tom ve Mary kazanacaklar. | en-tr |
What was the last thing you ate? | En son yediğin şey neydi? | en-tr |
Tom is having a party next weekend. | Tom önümüzdeki hafta sonu parti veriyor. | en-tr |
Would doing that make you happy? | Bu yapmak seni mutlu eder mi? | en-tr |
Tom is out of prison, isn't he? | Tom hapisten çıktı, değil mi? | en-tr |
Tom is having a party this evening. | Tom bu akşam bir parti veriyor. | en-tr |
Have you ever tried water skiing? | Hiç su kayağı denediniz mi? | en-tr |
Tom and Mary are overreacting. | Tom ve Mary aşırı tepki veriyor. | en-tr |
Tom is in a hurry to get that done. | Tom bunu yaptırmak için acele ediyor. | en-tr |
Tom is overconfident, isn't he? | Tom kendinden çok emin, değil mi? | en-tr |
Tom is probably sleeping right now. | Tom şu an muhtemelen uyuyor. | en-tr |
That didn't surprise you, did it? | Bu seni şaşırtmadı, değil mi? | en-tr |
Tom is pretty crafty, isn't he? | Tom oldukça kurnaz, değil mi? | en-tr |
Tom and Mary are really angry. | Tom ve Mary gerçekten kızgınlar. | en-tr |
Tom never does that in the evening. | Tom bunu asla akşamları yapmaz. | en-tr |
Happiness is not a goal. It's a by-product of a life well lived. | Mutluluk bir amaç değil, iyi yaşanmış bir hayatın yan ürünüdür. | en-tr |
There is no experience from which you can't learn something. | İbret almayacağınız tecrübe yoktur. | en-tr |
One's philosophy is not best expressed in words; it is expressed in the choices one makes. In the long run, we shape our lives, and we shape ourselves. | İnsanın hayat görüşü sözlerinde değil, yaptığı seçimlerde kendini belli eder. Uzun vadede hem hayatımızı hem de kendimizi şekillendiririz. | en-tr |
Tom doesn't buy into any of this self-help stuff. | Tom'un bu kişisel gelişim lakırdılarına karnı tok. | en-tr |
Tom's socks are mismatched. | Tom'un çorapları tekir bekir. | en-tr |
An uncle of mine gave me this. | Bana bunu dayılarımdan biri verdi. | en-tr |
An uncle of mine gave this to me. | Bana bunu dayılarımdan biri verdi. | en-tr |
Everyone here except you is from Boston. | Sen hariç buradaki herkes Bostonlu. | en-tr |
Everybody here except you is from Boston. | Siz hariç buradaki herkes Bostonlu. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.