english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Have you eaten breakfast? | Kahvaltı yaptın mı? | en-tr |
Tom and Mary are getting a divorce. | Tom ve Mary boşanıyorlar. | en-tr |
Tom doesn't have any reason to be nervous. | Tom'un gergin olması için herhangi bir nedeni yok. | en-tr |
Tom is a good manager, isn't he? | Tom iyi bir yönetici, değil mi? | en-tr |
Tom and Mary are going to get help. | Tom ve Mary yardım alacaklar. | en-tr |
Tom and his friends are playing volleyball. | Tom ve arkadaşları voleybol oynuyorlar. | en-tr |
This is a nice restaurant. | Bu güzel bir restorandır. | en-tr |
Tom is a good painter, isn't he? | Tom iyi bir ressam, değil mi? | en-tr |
How much did your computer cost? | Bilgisayarınızın maliyeti ne kadar oldu? | en-tr |
Tom and Mary are going to have fun. | Tom ve Mary eğlenecekler. | en-tr |
Will three hundred dollars be enough? | Üç yüz dolar yeterli olacak mı? | en-tr |
Tom realized Mary was following him. | Tom, Mary'nin onu takip ettiğini fark etti. | en-tr |
Tom realized that Mary was following him. | Tom, Mary'nin onu takip ettiğini fark etti. | en-tr |
Tom and I've known each other since we were children. | Tom ve ben çocukluğumuzdan beri birbirimizi tanıyoruz. | en-tr |
Tom and I've known each other since we were kids. | Tom ve ben çocukluğumuzdan beri birbirimizi tanıyoruz. | en-tr |
Everyone knows Tom and I like each other. | Herkes Tom ve benim birbirimizi sevdiğimizi biliyor. | en-tr |
Everybody knows Tom and I like each other. | Herkes Tom ve benim birbirimizi sevdiğimizi biliyor. | en-tr |
I was hoping Tom would do that for me. | Tom'un benim için bunu yapacağını umuyordum. | en-tr |
I was hoping that Tom would do that for me. | Tom'un benim için bunu yapacağını umuyordum. | en-tr |
Do you think you and I could do that together? | Senin ve benim bunu birlikte yapabileceğimizi düşünüyor musun? | en-tr |
Do you think that you and I could do that together? | Sizce bunu birlikte yapabilir miyiz? | en-tr |
Tom knew Mary would probably do that. | Tom, Mary'nin muhtemelen bunu yapacağını biliyordu. | en-tr |
Tom hid the gold coins where he thought nobody would find them. | Tom, altın paraları kimsenin bulamayacağını düşündüğü yerde sakladı. | en-tr |
Tom is a good swimmer, isn't he? | Tom iyi bir yüzücü, değil mi? | en-tr |
It wouldn't take so much time for you to do that. | Bunu yapman o kadar çok zaman almaz. | en-tr |
Tom and Mary are lucky to be alive. | Tom ve Mary hayatta oldukları için şanslılar. | en-tr |
It'll take about three hours to get there by car. | Oraya arabayla gitmek yaklaşık üç saat sürer. | en-tr |
Tom is looking forward to hearing from you. | Tom senden haber almak için sabırsızlanıyor. | en-tr |
What's the best thing that's ever happened to you? | Şimdiye kadar başınıza gelen en güzel şey nedir? | en-tr |
Tom is a handsome guy, isn't he? | Tom yakışıklı bir adam değil mi? | en-tr |
The doctor said that there's nothing wrong with you. | Doktor seninle ilgili bir sorun olmadığını söyledi. | en-tr |
Tom isn't sure whether he can come tonight. | Tom bu gece gelip gelmeyeceğinden emin değil. | en-tr |
I wish that you and I could spend more time together. | Keşke seninle birlikte daha fazla zaman geçirebilseydim. | en-tr |
Part of our roof was blown off in last night's storm. | Dün gece fırtınada çatımızın bir kısmı havaya savruldu. | en-tr |
Tom and Mary are worried about you. | Tom ve Mary senin için endişeleniyorlar. | en-tr |
I thought you and I were supposed to do that together. | Senin ve benim bunu birlikte yapmamız gerektiğini düşündüm. | en-tr |
It would be great if you and I could do that together. | Sen ve ben bunu birlikte yapabilirsek çok iyi olur. | en-tr |
Tom and Mary are going to need help. | Tom ve Mary'nin yardıma ihtiyacı olacak. | en-tr |
It took me three hours to drive here from Boston. | Boston'dan buraya arabayla gelmem üç saat sürdü. | en-tr |
Tom is eating dinner now in the dining room. | Tom şimdi yemek odasında akşam yemeği yiyor. | en-tr |
I'm glad you and I were able to spend some time together. | Senin ve benim birlikte biraz zaman geçirebildiğimize sevindim. | en-tr |
Tom is a little drunk, isn't he? | Tom biraz sarhoş değil mi? | en-tr |
Tom and Mary are going to try again. | Tom ve Mary tekrar deneyecekler. | en-tr |
This might be the last time you and I ever see each other. | Bu, senin ve benim şimdiye kadar birbirimizi son kez görüşümüz olabilir. | en-tr |
Tom is staying here with us for three weeks. | Tom üç haftadır burada bizimle kalıyor. | en-tr |
It's been a while since you and I've gone camping together. | Sen ve ben birlikte kamp yaptığımızdan beri bir süre oldu. | en-tr |
It's likely going to take you about three hours to do that. | Bunu yapmak muhtemelen yaklaşık üç saatini alacak. | en-tr |
Tom is trying to help Mary with her homework. | Tom ödevinde Mary'ye yardım etmeye çalışıyor. | en-tr |
You should check your brakes before taking off on your trip. | Yolculuğunuza başlamadan önce frenlerinizi kontrol etmelisiniz. | en-tr |
The girl sitting next to you on the bench was very attractive. | Bankta senin yanında oturan kız çok ilgi çekiciydi. | en-tr |
Tom and Mary are nearly out of time. | Tom ve Mary'nin neredeyse zamanı kalmadı. | en-tr |
I met Tom last year at a party. | Tom'la geçen yıl bir partide tanıştım. | en-tr |
I have plans to go to Boston tomorrow. | Yarın Boston'a gitmek için planlarım var. | en-tr |
We haven't heard from Tom since then. | O zamandan beri Tom'dan haber almadık. | en-tr |
We haven't seen Tom since then. | O zamandan beri Tom'u görmedik. | en-tr |
I went to Australia three years ago. | Üç yıl önce Avustralya'ya gittim. | en-tr |
I want to get better at doing this. | Bu konuda kendimi geliştirmek istiyorum. | en-tr |
This is something I've wanted to do for a long time. | Bu epeydir yapmak istediğim bir şey. | en-tr |
This is something that I've wanted to do for a long time. | Bu epeydir yapmak istediğim bir şey. | en-tr |
I want to be sure we're doing the right thing. | Doğru şeyi yaptığımızdan emin olmak istiyorum. | en-tr |
I want to be sure that we're doing the right thing. | Doğru şeyi yaptığımızdan emin olmak istiyorum. | en-tr |
I just wanted some peace and quiet. | Biraz huzur ve sessizlik istemiştim sadece. | en-tr |
I'd never ask Tom to do that for me. | Tom'un bunu benim için yapmasını asla istemem. | en-tr |
The wind blew my hat off. | Rüzgâr şapkamı uçurdu. | en-tr |
This is my doing. | Bu benim marifetim. | en-tr |
It's all Tom's doing. | Hepsi Tom'un işi. | en-tr |
Tom never hit Mary. | Tom asla Mary'ye vurmadı. | en-tr |
Maybe you and I can sit together. | Belki sen ve ben beraber oturabiliriz. | en-tr |
Tom heard me. | Tom beni duydu. | en-tr |
What are you going to do on Monday? | Pazartesi günü ne yapacaksın? | en-tr |
Tom is a prison guard, isn't he? | Tom bir hapishane gardiyanı, değil mi? | en-tr |
Tom cooked for Mary. | Tom, Mary için yemek yaptı. | en-tr |
Maybe you and I should sit together. | Belki sen ve ben beraber oturmalıyız. | en-tr |
Have you heard Tom sing? | Tom'un şarkı söylediğini duydun mu? | en-tr |
I'm glad you and I did that together. | Senin ve benim bunu birlikte yaptığımıza memnun oldum. | en-tr |
Tom got convicted. | Tom mahkum edildi. | en-tr |
Tom read Mary's note. | Tom Mary'nin notunu okudu. | en-tr |
Maybe you and I can go there together. | Belki sen ve ben oraya birlikte gidebiliriz. | en-tr |
Have you heard Tom speak French? | Tom'un Fransızca konuştuğunu duydun mu? | en-tr |
Nothing like this has happened before. | Нічого подібного раніше не траплялося. | en-uk |
Tom was convicted. | Tom mahkum edildi. | en-tr |
I thought you and I could eat together. | Senin ve benim birlikte yemek yiyebileceğimizi düşündüm. | en-tr |
I started this research three years ago. | Bu araştırmaya üç yıl önce başladım. | en-tr |
Tom made a cup of tea for Mary. | Tom, Mary için bir bardak çay yaptı. | en-tr |
I think you and I could help each other. | Bence sen ve ben birbirimize yardım edebiliriz. | en-tr |
Tom helped you today, didn't he? | Tom bugün sana yardım etti, değil mi? | en-tr |
I thought you and I could sing together. | Senin ve benim birlikte şarkı söyleyebileceğimizi düşündüm. | en-tr |
Tom won't be able to fool Mary. | Tom, Mary'yi kandıramayacak. | en-tr |
Tom is a real charmer, isn't he? | Tom gerçek bir büyücü, değil mi? | en-tr |
I only have three hundred dollars in the bank. | Bankada sadece üç yüz dolarım var. | en-tr |
Tom is a sheep farmer, isn't he? | Tom bir koyun çiftçisidir, değil mi? | en-tr |
Tom is ready for Mary, isn't he? | Tom Mary için hazır, değil mi? | en-tr |
Tom told you what to do, didn't he? | Tom sana ne yapacağını söyledi, değil mi? | en-tr |
How many days a week do you see Tom? | Haftada kaç gün Tom'la görüşüyorsun? | en-tr |
The last time was in 1986. | En son 1986 yılında yapıldı. | en-tr |
Where does all the money go? | Bütün para nereye gidiyor? | en-tr |
It could possibly rain today. | Bugün muhtemelen yağmur yağabilir. | en-tr |
I'm hungry for cheese. | Canım peynir çekiyor. | en-tr |
I love shopping here. | Burada alışveriş yapmayı seviyorum. | en-tr |
I'm doing this out of respect for Tom. | Bunu Tom'a olan saygımdan yapıyorum. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.