english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Tom is a man of one-liners. | Tom çok nükteci biri. | en-tr |
I harbor no ill will towards Tom. | Tom'a karşı olumsuz bir duygu beslemiyorum. | en-tr |
No one wants to talk to us anymore. | Artık kimse bizimle konuşmak istemiyor. | en-tr |
Nobody wants to talk to us anymore. | Artık kimse bizimle konuşmak istemiyor. | en-tr |
Why won't anyone tell us the truth? | Neden kimse bize gerçeği söylemiyor? | en-tr |
Why won't anybody tell us the truth? | Neden kimse bize gerçeği söylemiyor? | en-tr |
Everyone here except us has done that. | Biz hariç buradaki herkes bunu yaptı. | en-tr |
Everybody here except us has done that. | Biz hariç buradaki herkes bunu yaptı. | en-tr |
I tried to sell my old car, but no one was interested in buying it. | Eski arabamı satmaya çalıştım ama kimse onu satın almakla ilgilenmedi. | en-tr |
I didn't know I didn't have enough money to buy what I needed. | İhtiyacım olanı almak için yeterli param olmadığını bilmiyordum. | en-tr |
I didn't know that I didn't have enough money to buy what I needed. | İhtiyacımı almak için yeterli param olmadığımı bilmiyordum. | en-tr |
The ship Tom was on sank. | Tom'un bindiği gemi battı. | en-tr |
The ship that Tom was on sank. | Tom'un bindiği gemi battı. | en-tr |
The bad weather kept us from leaving. | Kötü hava bizim gitmemizi engelledi. | en-tr |
I was afraid to go near Tom's dog because I was afraid it would bite me. | Beni ısıracağından korktuğum için Tom'un köpeğinin yanında gitmeye korktum. | en-tr |
Tom is a smart person, isn't he? | Tom akıllı bir kişi, değil mi? | en-tr |
Here's our wine list. | İşte bizim şarap listemiz. | en-tr |
Tom never gave Mary any jewelry. | Tom Mary'ye hiç takı vermedi. | en-tr |
It'll be impossible for us to do that. | Bunu yapmamız imkansız olacak. | en-tr |
Do you sometimes go fishing with Tom? | Bazen Tom ile balık tutmaya gidiyor musun? | en-tr |
I like olive oil. | Zeytinyağını severim. | en-tr |
Tom and I sang in unison. | Tom ve ben hep beraber şarkı söyledik. | en-tr |
Please don't make us do anything else. | Lütfen bize başka bir şey yaptırmayın. | en-tr |
Tom and I kissed each other. | Tom ve ben birbirimizi öptük. | en-tr |
Tell us about what happened in Boston. | Bize Boston'da olanları anlat. | en-tr |
Tom is a stubborn guy, isn't he? | Tom inatçı bir adam, değil mi? | en-tr |
I like ping pong. | Masa Tenisini severim. | en-tr |
That has happened to us several times. | Bu bize birkaç kez oldu. | en-tr |
Tom and I saw the same thing. | Tom ve ben aynı şeyi gördük. | en-tr |
I like skydiving. | Paraşütü açmadan atlamayı severim. | en-tr |
Tom is a stubborn man, isn't he? | Tom inatçı bir adam, değil mi? | en-tr |
This is a lot of food. | Bu, çok fazla yiyecek. | en-tr |
That's happened to us plenty of times. | Bu bize çok oldu. | en-tr |
Has Tom given you any money this week? | Bu haftaTom sana hiç para verdi mi? | en-tr |
I like gymnastics. | Jimnastiği severim. | en-tr |
Why didn't anyone tell us this before? | Neden bunu daha önce hiç kimse bize söylemedi? | en-tr |
Tom is Mary's landlord, isn't he? | Tom Mary'nin ev sahibi, değil mi? | en-tr |
Have you heard Tom play the saxophone? | Tom'un saksofon çaldığını duydun mu? | en-tr |
Which way is downtown? | Hangi yol şehir merkezine gider? | en-tr |
Tom and I can help each other. | Tom ve ben birbirimize yardımcı olabiliriz. | en-tr |
The zoo is only a short walk from here. | Hayvanat bahçesi buradan sadece kısa bir yürüyüş mesafesindedir. | en-tr |
Traffic was very heavy. | Trafik çok yoğundu. | en-tr |
How often do you go swimming with Tom? | Tom ile ne sıklıkla yüzmeye gidiyorsun? | en-tr |
The doctor told me to rest for a few days. | Doktor bana birkaç gün dinlenmemi söyledi. | en-tr |
Tom complained to the manager. | Tom yöneticiye şikayette bulundu. | en-tr |
I like volleyball. | Voleybol hoşuma gidiyor. | en-tr |
Tom is a third grader, isn't he? | Tom üçüncü sınıf öğrencisi, değil mi? | en-tr |
You have to pay in cash. | Nakit ödeme yapmanız gerekiyor. | en-tr |
I like cauliflower. | Karnabaharı severim. | en-tr |
Tom told you not to do that, didn't he? | Tom sana bunu yapmamanı söyledi, değil mi? | en-tr |
Tom had to sign some documents. | Tom'un bazı belgeleri imzalaması gerekiyordu. | en-tr |
The coffee at that restaurant wasn't very good. | O restorandaki kahve çok iyi değildi. | en-tr |
Tom is a very shy boy, isn't he? | Tom çok utangaç bir çocuk, değil mi? | en-tr |
I like pomegranates. | Narı severim. | en-tr |
You should go there by bus. | Oraya otobüsle gitmelisin. | en-tr |
Were you the one who helped Tom do that? | Tom'un bunu yapmasına yardım eden siz miydiniz? | en-tr |
I was offered a job there, but I turned it down. | Orada bana bir iş teklif edildi, ama onu reddettim. | en-tr |
Tom is bad at parallel parking. | Tom paralel parkta kötüdür. | en-tr |
I like the place where I live. | Yaşadığım yeri seviyorum. | en-tr |
Your threats don't scare us. | Sizin tehditleriniz bizi korkutmuyor. | en-tr |
Tom sat next to you on the bus, didn't he? | Tom otobüste yanında oturdu, değil mi? | en-tr |
Tom and I believe in each other. | Tom ve ben birbirimize inanıyoruz. | en-tr |
Tom is about to begin, isn't he? | Tom başlamak üzere, değil mi? | en-tr |
I used to read a lot, but I don't read much anymore. | Çok okurdum ama artık fazla okumuyorum. | en-tr |
Tom is looking at Mary, isn't he? | Tom Mary'ye bakıyor, değil mi? | en-tr |
I like archery. | Okçuluğu severim. | en-tr |
Do you think it was Tom who stole the money? | Sence parayı çalan Tom muydu? | en-tr |
You don't have a dog, do you? | Senin köpeğin yok, değil mi? | en-tr |
Tom and I complement each other. | Tom ve ben birbirimizi tamamlarız. | en-tr |
Tom is about to leave, isn't he? | Tom gitmek üzere, değil mi? | en-tr |
Tom and I get along pretty well. | Tom ve ben gayet iyi anlaşıyoruz. | en-tr |
Tom is about your age, isn't he? | Tom seninle yaşıt sayılır, değil mi? | en-tr |
I like cycling. | Bisiklet sürmeyi seviyorum. | en-tr |
The man sitting next to me on the plane slept the whole way. | Uçakta yanımda oturan adam bütün yol boyunca uyudu. | en-tr |
Tom is afraid of cats, isn't he? | Tom kedilerden korkuyor, değil mi? | en-tr |
Tom needs to tell Mary something. | Tom Mary'ye bir şeyler söylemeli. | en-tr |
I don't know when I'll get home. | Eve ne zaman varacağımı bilmiyorum. | en-tr |
Tom is afraid of dogs, isn't he? | Tom köpeklerden korkuyor, değil mi? | en-tr |
I think we shouldn't swim today. | Sanırım bugün yüzmemeliyiz. | en-tr |
The old lady sitting next to you on the bus looked very tired. | Otobüste yanınızda oturan yaşlı kadın çok yorgun görünüyordu. | en-tr |
Tom didn't seem to want to leave. | Tom gitmek istiyor gibi görünmüyordu. | en-tr |
I don't feel like swimming today. | Bugün canım yüzmek istemiyor. | en-tr |
Where's your lunch? | Öğle yemeğin nerede? | en-tr |
Someone will have to help Tom. | Хтось муситиме допомогти Тому. | en-uk |
Somebody will have to help Tom. | Birisi Tom'a yardım etmek zorunda kalacak. | en-tr |
Someone will have to help Tom do that. | Birisi Tom'un bunu yapmasına yardım etmek zorunda kalacak. | en-tr |
Somebody will have to help Tom do that. | Birisi Tom'un bunu yapmasına yardım etmek zorunda kalacak. | en-tr |
Tom sent a bouquet of flowers to his mother on Mother's Day. | Tom anneler gününde annesine bir buket çiçek gönderdi. | en-tr |
I wonder why Tom didn't do what he was supposed to do. | Tom'un neden yapması gerekeni yapmadığını merak ediyorum. | en-tr |
Tom adds a tablespoon of ground flaxseeds to his oatmeal every morning. | Tom her sabah yulaf ezmesine bir yemek kaşığı keten tohumu ekler. | en-tr |
I'll take another crack at it later. | Sonra bir daha şansımı denerim. | en-tr |
I think I nailed it. | Sanırım hallettim. | en-tr |
Tom lives in the student village. | Tom öğrenci köyünde kalıyor. | en-tr |
Stop busting my balls. | Damarıma basma. | en-tr |
Tom is busting his balls to get the work done on time. | Tom işi vaktinde bitirebilmek için yardırıyor. | en-tr |
Do you know how to do that dance? | Bu dansı nasıl yapacağını biliyor musun? | en-tr |
That is very low key. | Çok gösterişsizmiş. | en-tr |
Tom said that he was glad that you're back. | Tom geri dönmene memnun olduğunu söyledi. | en-tr |
What do you want to work on first? | İlk önce ne üzerinde çalışmak istiyorsun? | en-tr |
After the accident, my left arm hurt for a long time. | Kazadan sonra sol kolum uzun bir süre acıdı. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.