english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
I went to the zoo last week with my brother.
Geçen hafta kardeşimle hayvanat bahçesine gittim.
en-tr
I went to Boston when I was a high school student.
Lise öğrencisiyken Boston'a gitmiştim.
en-tr
I went swimming yesterday.
Dün yüzmeye gittim.
en-tr
I watch TV every night.
Her gece televizyon seyrederim.
en-tr
I was busy at the time.
Ben o zaman yoğundum.
en-tr
I was busy at that time.
Ben o zaman meşguldüm.
en-tr
I want some, too.
Ben de biraz istiyorum.
en-tr
I usually swim with my younger brother.
Genelde küçük erkek kardeşimle yüzerim.
en-tr
Tom and I haven't seen each other in a long time.
Tom ve ben uzun zamandır birbirimizi görmedik.
en-tr
I used to play the saxophone when I was in junior high school.
Ortaokuldayken saksafon çalardım.
en-tr
We need to make a new start.
Yeni bir başlangıç ​​yapmalıyız.
en-tr
Planning a trip can be difficult.
Bir gezi planlamak zor olabilir.
en-tr
Is there anything to do in this town?
Bu kasabada yapılacak herhangi bir şey var mı?
en-tr
Tom finally saw his name on the front page.
Tom sonunda adını ön sayfada gördü.
en-tr
The donations were stolen from the box.
Bağışlar kutudan çalındı.
en-tr
He's very enthusiastic about your visit.
Ziyaretin hakkında çok hevesli.
en-tr
Let's see that map.
O haritayı görelim.
en-tr
Have you ever visited the midwest?
Hiç Orta Batı'yı ziyaret ettin mi?
en-tr
There's more beer in the cooler.
Soğutucuda daha fazla bira var.
en-tr
Doing that might be difficult.
Onu yapmak zor olabilir.
en-tr
Does this cave tour look interesting?
Bu mağara turu ilginç görünüyor mu?
en-tr
The color has faded.
Renk soldu.
en-tr
Blue is a great color for a funeral.
Mavi, bir cenaze için harika bir renktir.
en-tr
I haven't been to a movie theater in a long time.
Uzun zamandır sinemaya gitmedim.
en-tr
Tom and Mary are doing the right thing.
Tom ve Mary doğru şeyi yapıyorlar.
en-tr
How much time would it take you to do that?
Bunu yapman ne kadar zaman alır?
en-tr
I bumped into her at the library.
Ona kütüphanede rastladım.
en-tr
I'm tired of Tom shoving his opinions down my throat.
Tom'un fikirlerini bana dayatmasından bıktım.
en-tr
I'm tired of Tom ramming his ideas down my throat.
Tom'un fikirlerini bana dayatmasından bıktım.
en-tr
I'm fed up with Tom forcing his opinions on me.
Tom'un fikirlerini bana dayatmasından bıktım.
en-tr
I'm sick of Tom jamming his opinions down my throat.
Tom'un fikirlerini bana dayatmasından bıktım.
en-tr
I got tired of Tom cramming his opinions down my throat.
Tom'un fikirlerini bana dayatmasından bıktım.
en-tr
I've had enough of Tom pushing his ideas on me.
Tom'un fikirlerini bana dayatmasından bıktım.
en-tr
I'm tired of Tom imposing his opinions on me.
Tom'un fikirlerini bana dayatmasından bıktım.
en-tr
Tom ate his salad.
Том з'їв свій салат.
en-uk
How much money do you think you'll spend in Boston?
Sence Boston'da ne kadar para harcarsın?
en-tr
About how many glasses of milk did you drink last week?
Geçen hafta aşağı yukarı kaç bardak süt içtin?
en-tr
Tom might want to do that with you.
Tom bunu seninle yapmak isteyebilir.
en-tr
I've heard Boston is a beautiful city.
Boston'un güzel bir şehir olduğunu duydum.
en-tr
Tom is a God-fearing man.
Tom Allah korkusu taşıyan bir adam.
en-tr
Tom almost broke his butt slipping in the bathtub.
Tom küvette ayağı kayınca az kalsın çömleği kırıyordu.
en-tr
Tom nearly broke his arm trying to do a bicycle kick.
Tom röveşata denemesi yaparken az daha kolunu kırıyordu.
en-tr
I'll never lie to you again.
Bir daha sana asla yalan söylemeyeceğim.
en-tr
Does your house have a red roof?
Evinizde kırmızı bir çatı var mı?
en-tr
My house is on the other side of that bridge.
Evim o köprünün diğer tarafında.
en-tr
I'll always have a soft spot in my heart for Tom.
Tom'un kalbimde her zaman özel bir yeri olacak.
en-tr
I will always have a soft corner in my heart for Tom.
Tom'un kalbimde her zaman özel bir yeri olacak.
en-tr
Tom will forever live in my heart.
Tom daima kalbimde yaşayacak.
en-tr
Tom is long-forgotten.
Tom unutulalı çok oldu.
en-tr
Tom is ancient history.
Tom mazide kaldı.
en-tr
Do you do your homework while watching TV?
Televizyon seyrederken ödev yapar mısın?
en-tr
Did you watch TV yesterday evening?
Dün akşam televizyon seyrettin mi?
en-tr
Tom and Mary are going to play handball.
Tom ve Mary hentbol oynayacaklar.
en-tr
Tom is a hardworking man.
Tom çalışkan bir adam.
en-tr
I think you'd better go and talk to Tom.
Gidip Tom'la konuşsan daha iyi olur.
en-tr
I didn't like spinach when I was a child.
Çocukken ıspanağı sevmezdim.
en-tr
I didn't like spinach when I was a kid.
Çocukken ıspanağı sevmezdim.
en-tr
Tom climbed into the driver's seat of the truck.
Tom kamyonun sürücü koltuğuna tırmandı.
en-tr
Tom doesn't want to be a doctor, although he's very good at science.
Tom, fen bilgisinde çok iyi olmasına rağmen bir doktor olmak istemiyor, .
en-tr
The rollercoaster accident killed two people.
Rollercoaster kazası iki kişiyi öldürdü.
en-tr
That's one of the reasons people come here.
İnsanların buraya gelme sebeplerinden birisi bu.
en-tr
I enjoyed visiting Boston.
Boston'u ziyaret etmekten zevk aldım.
en-tr
Tom said he wanted to live in a cave.
Tom bir mağarada yaşamak istediğini söyledi
en-tr
Tom is wearing a suit, isn't he?
Tom takım elbise giyiyor, değil mi?
en-tr
Tom is a ballet dancer, isn't he?
Tom balet, değil mi?
en-tr
I don't like the climate here.
Buranın havasını sevmedim.
en-tr
I don't like doing that at all.
Bunu yapmayı hiç sevmiyorum.
en-tr
Tom found Mary's necklace under the sofa.
Tom, Mary'nin kolyesini kanepenin altında buldu.
en-tr
I don't enjoy watching game shows.
Oyun gösterilerini izlemekten zevk almıyorum.
en-tr
Tom is a good neighbor, isn't he?
Tom iyi bir komşu, değil mi?
en-tr
Changes are already under way.
Değişiklikler zaten yolda.
en-tr
I never would've guessed Tom could do that.
Tom'un bunu yapabileceğini asla tahmin etmezdim.
en-tr
Tom held Mary's hand very tightly and wouldn't let go.
Tom, Mary'nin elini çok sıkı tuttu ve gitmesine izin vermedi.
en-tr
Tom is out front honking his horn.
Tom ön tarafta boynuzunu çalıyordu.
en-tr
Tom pulled out his checkbook.
Tom çek defterini çıkardı.
en-tr
Tom promised he'd call as soon as he arrived.
Tom gelir gelmez arayacağına söz verdi.
en-tr
Tom promised he'd call as soon as he got there.
Tom, oraya varır varmaz arayacağını söyledi.
en-tr
Ask Tom if he's going to do that or not.
Tom'a bunu yapıp yapmayacağını sor.
en-tr
I'll be there by Monday.
Я буду там до понеділка.
en-uk
Somebody broke into Tom's house while he was asleep.
Tom uyurken birisi onun evine zorla girdi.
en-tr
Tom practices what he preaches.
Tom verdiği öğütleri uygular.
en-tr
Tom drives a red Camaro.
Tom'un kırmızı bir Camaro'su var.
en-tr
Tom drives a black Mustang.
Tom'un siyah bir Mustang'i var.
en-tr
Tom is sniffing a lot today. He has probably caught a cold.
Tom bugün çok burnunu çekiyor. Nezle olmuş herhâlde.
en-tr
I thought for a second that Tom was going to faint.
Bir saniye Tom'un bayılacağı düşündüm.
en-tr
I thought for a second Tom was going to faint.
Bir saniye Tom'un bayılacağını düşündüm.
en-tr
It looked like Tom was going to faint.
Tom bayılacak gibi görünüyordu.
en-tr
I thought Tom was going to faint.
Tom'un bayılacağını sanmıştım.
en-tr
Have you ever fainted?
Hiç bayıldın mı?
en-tr
Tom said he'd call back as soon as he could.
Tom elinden geldiği kadar çabuk geri arayacağını söyledi.
en-tr
Tom and Mary were the first ones to arrive.
Tom ve Mary ilk gelenlerdi.
en-tr
Tom is a light sleeper, isn't he?
Tom hafif bir uykucu, değil mi?
en-tr
Tom probably knows what Mary intends to do.
Tom muhtemelen Mary'nin yapmayı istediği şeyi bilir.
en-tr
Tom and Mary are leaving Boston next Monday.
Tom ve Mary önümüzdeki pazartesi Boston'dan ayrılıyor.
en-tr
Tom and I used to have a lot of fun together.
Tom ve ben birlikte çok eğlenirdik.
en-tr
Tom is a salesman, too, isn't he?
Tom da bir satıcı, değil mi?
en-tr
Tom is a schoolteacher, isn't he?
Tom bir okul öğretmeni, değil mi?
en-tr
Tom and Mary are junior high school students.
Tom ve Mary ortaokul öğrencileridir.
en-tr
Tom is a secretive guy, isn't he?
Tom gizemli bir adam, değil mi?
en-tr
Tom is a smooth talker, isn't he?
Tom düzgün bir konuşmacı, değil mi?
en-tr