english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
The dogs are happy with their new beds. | Köpekler yeni yataklarında mutlular. | en-tr |
I wish I was a police officer. | Keşke polis olsaydım. | en-tr |
The only person I saw doing that was Tom. | Bunu yaptığını gördüğüm tek kişi Tom'du. | en-tr |
Tom is a jockey. | Tom jokey. | en-tr |
He who dumps garbage here is a jackass. | Buraya çöp döken eşektir. | en-tr |
Tom is a cleanaholic. | Tom temizlik hastası. | en-tr |
Save the theatrics, Tom. | Duyar kasma Tom. | en-tr |
Cut the purple prose, Tom. | Edebiyat kasma Tom. | en-tr |
I'll pay this bill as soon as I get paid. | Ödenir ödenmez bu faturayı yatıracağım. | en-tr |
I have to pay all these bills by the end of the month. | Ay sonuna kadar bütün bu faturaları ödemek zorundayım. | en-tr |
Tom told me he doesn't care whether you like him or not. | Tom bana ondan hoşlanıp hoşlanmadığını umursamadığını söyledi. | en-tr |
Tom read the poem he wrote for Mary. | Tom, Mary için yazdığı şiiri okudu. | en-tr |
Where did you end up eating? | Yemeği nerede yediniz? | en-tr |
Tom became a chiropractor. | Tom bir masör oldu. | en-tr |
Where do you call home? | Nereyi evin olarak görüyorsun? | en-tr |
Do you know who directed this movie? | Bu filmin yönetmenliğini kimin yaptığını biliyor musun? | en-tr |
What were you there for? | Ne yapmaya oradaydın? | en-tr |
We did that deliberately. | Bunu bilerek yapmıştık. | en-tr |
I doubt Tom will remember. | Tom'un hatırlayacağından şüpheliyim. | en-tr |
We need to let Tom know what's going to happen. | Neler olacağını Tom'a bildirmeliyiz. | en-tr |
Can I have a kiss and peck? | Bir öpücük alabilir miyim? | en-tr |
Tom fell down the hatch. | Tom kapaktan aşağı düştü. | en-tr |
Six pages in, I lost interest. | Altı sayfa okuduktan sonra sıktı. | en-tr |
The coffee has been sitting too long. | Kahve epeydir bekliyor. | en-tr |
Can I throw this out? | Bunu atabilir miyim? | en-tr |
Never wrestle with pigs. You both get dirty and the pig likes it. | Sakın domuzlarla güreş tutma. Hem kirlenirsin hem de domuz bundan hoşlanır. | en-tr |
Both optimists and pessimists contribute to society. The optimist invents the aeroplane, the pessimist the parachute. | İyimserler de kötümserler de topluma katkıda bulunur. İyimserler uçağı, kötümserler paraşütü icat eder. | en-tr |
Jerusalem is to be annexed. | Kudüs ilhak edilecek. | en-tr |
Get off your soapbox, Tom. | Nutuk çekmeyi bırak Tom. | en-tr |
I've just waxed the floor. | Az önce zemini cilaladım. | en-tr |
Tom's silence made Mary even angrier. | Tom'un sessizliği Mary'yi bile daha sinirli yaptı. | en-tr |
If Tom isn't careful, he's going to break that. | Tom dikkatli değilse, onu kırar. | en-tr |
Please don't be angry with me. | Lütfen bana kızma. | en-tr |
They've been trained. | Onlar eğitildi. | en-tr |
They've supported us. | Onlar bizi desteklediler. | en-tr |
What kind of salary do you think Tom gets? | Tom'un ne tür bir maaş aldığını düşünüyorsun? | en-tr |
Tom is hard to talk to, isn't he? | Tom ile konuşmak zor, değil mi? | en-tr |
Don't feel embarrassed. | Utanma. | en-tr |
It's not unprecedented. | Bu, eşi görülmemiş değil. | en-tr |
Tom is headed this way, isn't he? | Tom bu tarafa gidiyor, değil mi? | en-tr |
Tom can't be expected to do that without help. | Tom'un yardım olmadan bunu yapması beklenemez. | en-tr |
That's basically right. | Bu temel olarak doğru. | en-tr |
Tom has actually been doing that for some time now. | Tom aslında bir süredir bunu yapıyor. | en-tr |
That's clearly changed. | Bu açıkça değişti. | en-tr |
That's fairly alarming. | Bu oldukça korkutucu. | en-tr |
That's incredibly rude. | Bu inanılmaz derecede kaba. | en-tr |
Tom is in his thirties, isn't he? | Tom otuzlu yaşlarında, değil mi? | en-tr |
That's really shocking. | Bu gerçekten şok edici. | en-tr |
Tom is in the audience, isn't he? | Tom seyircilerin içinde, değil mi? | en-tr |
Conditions could change. | Koşullar değişebilir. | en-tr |
Everyone's feeling good. | Herkes iyi hissediyor. | en-tr |
Tom is looking for an apartment with three bedrooms near where he works. | Tom, çalıştığı yere yakın üç yatak odalı bir daire arıyor. | en-tr |
Everything's been great. | Her şey harikaydı. | en-tr |
Tom and I are good friends now, but there was a time when we didn't like each other. | Tom ve ben şimdi iyi arkadaşız, ama birbirimizi sevmediğimiz bir zaman vardı. | en-tr |
Doing that wasn't complicated. | Bunu yapmak karmaşık değildi. | en-tr |
They'll try to manipulate you. | Sana hile yapmaya çalışacaklar. | en-tr |
Doing that was fairly difficult. | Bunu yapmak epey güçtü. | en-tr |
Doing that was pretty difficult. | Bunu yapmak epey güçtü. | en-tr |
This school is now coeducational. | Bu okul şu anda karma. | en-tr |
Tom tried to sneak into the concert. | Tom konsere gizlice girmeye çalıştı. | en-tr |
Tom finished the quiz early. | Tom testi erken bitirdi. | en-tr |
Get over yourself, Tom. | Kendine gel Tom. | en-tr |
I speak German a little bit. | Biraz Almanca konuşuyorum. | en-tr |
I made all those decisions myself. | Bütün o kararları kendim verdim. | en-tr |
I hope you're not doing anything illegal. | Umarım yasadışı bir şey yapmıyorsundur. | en-tr |
Everybody's really happy. | Herkes çok mutlu. | en-tr |
Everyone's really happy. | Herkes çok mutlu. | en-tr |
Tom is on duty tonight, isn't he? | Tom bu gece görevde, değil mi? | en-tr |
You're wonderful people. | Sizler harika insanlarsınız. | en-tr |
The story Tom told was very heartwarming. | Tom'un anlattığı hikaye çok iç açıcıydı. | en-tr |
That's basically correct. | Bu temel olarak doğru. | en-tr |
That's standard practice. | Bu standart bir uygulama. | en-tr |
It's decision-making time. | Karar alma zamanı. | en-tr |
It's their responsibility. | Bu onların sorumluluğunda. | en-tr |
That's their responsibility. | Bu onların sorumluluğu. | en-tr |
That's standard procedure. | Bu standart prosedürdür. | en-tr |
I did that just like Tom did. | Ben bunu tam Tom'un yaptığı gibi yaptım. | en-tr |
Eventually, that'll happen. | Sonunda, bu olacak. | en-tr |
Tom is more laid back than I am. | Tom benden daha rahat. | en-tr |
I'll definitely stay in Boston for a few days. | Kesinlikle birkaç günlüğüne Boston'da kalacağım. | en-tr |
Tom is in a good mood today, isn't he? | Tom bugün iyi bir havada, değil mi? | en-tr |
As you get older, you're going to have more of these kinds of problems. | Yaşlandıkça, bu türden problemlerden daha fazlasını yaşayacaksınız. | en-tr |
A racist society tends to demonize other societies. | Irkçı bir toplum, diğer toplumları şeytanlaştırmaya eğilimlidir. | en-tr |
The Arabs are being dehumanized by some media. | Bazı medya kuruluşları Arapları canavar gibi gösteriyor. | en-tr |
Stores are becoming showrooms for things people plan to buy on the Internet. | Mağazalar insanların internetten almayı düşündükleri şeyleri inceledikleri showroomlara dönüşüyor. | en-tr |
Would you two like to do that with us? | Siz ikinizi bunu bizimle yapmak ister misiniz? | en-tr |
Where have you two been all afternoon? | Siz ikiniz bütün öğleden sonra neredeydiniz? | en-tr |
Tom leased a new car. | Tom yeni bir araba kiraladı. | en-tr |
I guess we shouldn't have done that yesterday. | Sanırım bunu dün yapmamalıydık. | en-tr |
Does what Tom do make Mary angry? | Tom'un yaptığı şey Mary'yi kızdırır mı? | en-tr |
What Tom is doing is likely to make Mary angry. | Tom'un yaptığı şey muhtemelen Mary'yi kızdıracak. | en-tr |
What Tom is planning to do will make Mary angry. | Tom'un yapmayı planladığı şey Mary'yi kızdıracak. | en-tr |
Did what Tom do help? | Tom'un yaptığı şey yardımcı oldu mu? | en-tr |
Tom is allowed to do whatever he wants to do. | Tom'a, yapmak istediği her şeyi yapmasına izin verilir. | en-tr |
Tom's arrogance led to his own undoing. | Tom'un kibri kendi başını yedi. | en-tr |
Home isn't home without you, Tom. | Sen olmayınca evin tadı tuzu yok Tom. | en-tr |
Tom isn't very likely to agree to do that. | Tom büyük ihtimalle bunu yapmayı kabul etmeyecek. | en-tr |
Tom wants to know what you do for a living. | Том цікавиться, чим ти заробляєш на життя. | en-uk |
It's not just what you do, it's how and why you do it. | Sadece ne yaptığın değil, onu nasıl ve neden yaptığındır. | en-tr |
The series was cancelled. | Dizi yayından kaldırıldı. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.