english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
Tom is afraid of snakes, isn't he?
Tom yılanlardan korkuyor, değil mi?
en-tr
Tom admitted he was tired.
Tom yorgun olduğunu kabul etti.
en-tr
The amount you gave me wasn't enough.
Bana verdiğin miktar yeterli değildi.
en-tr
Tom is against the plan, isn't he?
Tom plana karşı, değil mi?
en-tr
That's why Tom carries a gun.
Tom bu yüzden silah taşıyor.
en-tr
Your friends aren't very intelligent.
Arkadaşların çok zeki.
en-tr
I feel like an old man.
Kendimi yaşlı bir adam gibi hissediyorum.
en-tr
Tom told Mary he was scared.
Tom, Mary'ye korktuğunu söyledi.
en-tr
Tom said that he's only met Mary once.
Tom sadece bir kez Mary ile tanıştığını söyledi.
en-tr
Tom said that he's glad Mary did that.
Tom, Mary'nin onu yaptığına sevindiğini söyledi.
en-tr
Tom said that Mary has never met John.
Tom, Mary'nin John ile hiç tanışmadığını söyledi.
en-tr
Tom told Mary she was hot.
Том сказав Мері, що вона сексуальна.
en-uk
Tom told me that he might do that.
Tom bana bunu yapabileceğini söyledi.
en-tr
Do you think that Tom will likely win?
Tom'un muhtemelen kazanacağını düşünüyor musun?
en-tr
Do you really think that Tom is bored?
Gerçekten Tom'un sıkıldığını mı düşünüyorsun?
en-tr
I hope that Tom didn't do that again.
Umarım Tom bunu bir daha yapmadı.
en-tr
I doubt Tom is still upset.
Сумніваюся, що Том і досі засмучений.
en-uk
Do you really think that Tom is cute?
Gerçekten Tom'un şirin olduğunu düşünüyor musun?
en-tr
Tom said that he left before Mary did.
Tom, Mary'den önce ayrıldığını söylüyor.
en-tr
Tom said that he's sure Mary will win.
Tom, Mary'nin kazanacağından emin olduğunu söyledi.
en-tr
Tom said that he's sure Mary can swim.
Tom, Mary'nin yüzebileceğinden emin olduğunu söyledi.
en-tr
Who told you that Tom didn't kiss Mary?
Tom'un Mary'yi öpmediğini sana kim söyledi?
en-tr
When do you think that Tom will arrive?
Tom ne zaman varacağını düşünüyorsun?
en-tr
What makes you think that Tom is wrong?
Tom'un hatalı olduğunu sana düşündüren şey nedir?
en-tr
Tom told me that he liked Mary's smile.
Tom bana Mary'nin gülümsemesini sevdiğini söyledi.
en-tr
Tom says that he'd never do that again.
Tom bunu bir daha asla yapmayacağını söylüyor.
en-tr
I think that Tom won't do that, either.
Sanırım Tom da bunu yapmayacak.
en-tr
Tom said that he's never lied to Mary.
Tom, Mary'ye asla yalan söylemediğini söyledi.
en-tr
Tom thought that he had to help Mary.
Tom, Mary'ye yardım etmesi gerektiğini düşündü.
en-tr
I think that Tom knows who shot Mary.
Sanırım Tom Mary'yi kimin vurduğunu biliyor.
en-tr
Tom says that he's here to support you.
Tom seni desteklemek için burada olduğunu söylüyor.
en-tr
Tom said he was really happy.
Tom gerçekten mutlu olduğunu söyledi.
en-tr
Tom said that Mary saw John do that.
Tom Mary'nin John'un bunu yaptığını gördüğünü söyledi.
en-tr
Tom said that Mary has seen John do that.
Tom Mary'nin John'un bunu yaptığını gördüğünü söyledi.
en-tr
I hope that Tom isn't at the party.
Umarım Tom partide değildir.
en-tr
Tom is a multimillionaire.
Tom multimilyoner.
en-tr
Tom is being investigated.
Tom soruşturuluyor.
en-tr
What's all this to-do about?
Bu velvele de neyin nesi?
en-tr
Time is flying by.
Zaman geçip gidiyor.
en-tr
Time marches on.
Zaman su gibi akıp gidiyor.
en-tr
Can't sleep, Tom?
Uyku tutmadı mı Tom?
en-tr
I remember it very distinctly.
Çok iyi hatırlıyorum bunu.
en-tr
Where's the shoe department?
Ayakkabı reyonu nerede?
en-tr
Art imitates life.
Sanat, hayatı taklit eder.
en-tr
How do you tell someone that?
Bunu birine nasıl anlatırsın?
en-tr
How do you tell somebody that?
Birine bunu nasıl söylersin?
en-tr
How do you know Tom isn't going to kiss Mary?
Tom'un Mary'yi öpmeyeceğini nasıl biliyorsun?
en-tr
It seems Tom will do that.
Görünüşe göre Tom bunu yapacak.
en-tr
My car caught fire.
Arabam alev aldı.
en-tr
It looks like Tom is high.
Tom'un kafası güzel gibi.
en-tr
It wasn't successful.
Başarılı değildi.
en-tr
It looks like Tom did that.
Bunu Tom yapmış gibi.
en-tr
My mind's gone blank.
Beynim durdu.
en-tr
How are rates determined?
Oranlar nasıl belirleniyor?
en-tr
How much are the tickets?
Biletler ne kadar?
en-tr
Tom isn't as realistic as I am.
Tom benim kadar gerçekçi değil.
en-tr
It looks like Tom is agitated.
Görünüşe göre Tom çok üzgün.
en-tr
My health is improving.
Sağlığım iyiye gidiyor.
en-tr
Tom looks cool in this picture.
Tom bu resimde iyi çıkmış.
en-tr
Tom needed to use the bathroom.
Tom'un lavaboyu kullanması gerekti.
en-tr
How kind of you to offer.
Bunu teklif etmen ne kadar hoş.
en-tr
It's totally meaningless.
Bu tamamen anlamsız.
en-tr
It's completely voluntary.
Tümüyle gönüllülük işi.
en-tr
It's pretty icy out there.
Dışarısı buz gibi.
en-tr
It's what I was born to do.
Hamurum bunun için yoğrulmuş.
en-tr
How do you start your morning?
Güne nasıl başlarsın?
en-tr
How many people die every day?
Her gün kaç kişi ölüyor?
en-tr
Tom won the election that year.
Tom seçimi o yıl kazandı.
en-tr
It's completely beyond repair.
Tamiri imkânsız.
en-tr
Tom appeared in court on Monday.
Tom pazartesi günü mahkemeye çıktı.
en-tr
Tom concealed that fact from me.
Tom gerçeği benden gizlemiş.
en-tr
Tom distanced himself from Mary.
Tom, Mary ile arasına mesafe koydu.
en-tr
How do you keep the momentum going?
Temponu nasıl koruyorsun?
en-tr
Tom makes us laugh all the time.
Tom beni hep güldürüyor.
en-tr
Tom really looked like a doctor.
Tom gerçekten bir doktora benziyordu.
en-tr
How much did this cost the taxpayers?
Bu, halka kaça mal oldu?
en-tr
Tom has big plans for the future.
Tom'un gelecek için büyük planları var.
en-tr
Tom will probably be famished when he gets home.
Tom eve geldiğinde muhtemelen açlıktan ölmüş olacak.
en-tr
Tom didn't smoke marijuana that night.
Tom o gece marihuana kullanmadı.
en-tr
Tom armed himself with a baseball bat.
Tom emanet olarak yanına beyzbol sopası aldı.
en-tr
Tom's blood was found in Mary's car.
Tom'un kanı, Mary'nin arabasında bulundu.
en-tr
Tom and Mary are as tired as we are.
Tom ve Mary bizim kadar yorgunlar.
en-tr
Tom's body was found in a dumpster.
Tom'un cesedi çöplükte bulundu.
en-tr
Have you ever been called cheap or stingy?
Sana hiç cimri ya da pinti diyen oldu mu?
en-tr
Are you in a hurry to sell your house?
Evini satmakta acele mi ediyorsun?
en-tr
Does doing that make me a bad person?
Bunu yapmak beni kötü biri yapar mı?
en-tr
Are you sure that Tom ate?
Tom'un yediğinden emin misin?
en-tr
That's something I should've done a long time ago.
Bu uzun zaman önce yapmam gereken bir şey.
en-tr
Tom's body was found in the ashes.
Tom'un cesedi küller içinde bulundu.
en-tr
Can't you tell smoke from steam yet?
Dumanı buhardan hâlâ ayırt edemiyor musun?
en-tr
Can't we just decide that right now?
Bunun kararını şimdi versek olmaz mı?
en-tr
Did you stay for the entertainment?
Eğlence için mi kaldın?
en-tr
Tom is safe and in good condition.
Tom güvende ve iyi durumda.
en-tr
Don't you know how wrong it was?
Bunun ne kadar yanlış olduğunu bilmiyor musun?
en-tr
Does all of this mean anything?
Bütün bunların bir anlamı var mı?
en-tr
Do you follow any special diet?
Özel bir diyet uyguluyor musun?
en-tr
Do you really want me to sing?
Gerçekten şarkı söylememi istiyor musun?
en-tr
Can't we just love each other?
Birbirimizi sevsek olmaz mı?
en-tr
Are you in favor of this idea?
Bu fikre sıcak bakıyor musun?
en-tr
Don't I wish that were true?
Bunun doğru olmasını hiç istemez miyim?
en-tr