english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
I didn't want you to do this. | Bunu yapmanı istemedim. | en-tr |
I didn't want you to be here. | Sizin burada olmanızı istemedim. | en-tr |
Tom is a little confused, isn't he? | Tom'un kafası biraz karışık, değil mi? | en-tr |
I didn't want to believe you. | Size inanmak istemedim. | en-tr |
I have no idea what Tom's plan is. | Tom'un planının ne olduğuyla ilgili hiçbir fikrim yok. | en-tr |
I didn't believe that at all. | Buna hiç inanmadım. | en-tr |
Tom is a lot smarter now, isn't he? | Tom şimdi çok daha zeki, değil mi? | en-tr |
Sami parks his car here. | Sami arabasını buraya park eder. | en-tr |
I have no love for Tom. | Tom'u günahım kadar sevmem. | en-tr |
This has nothing to do with your question. | Bunun sorunla bir ilgisi yok. | en-tr |
Courage is a love affair with the unknown. | Cesaret, bilinmeyenle yaşanan aşktır. | en-tr |
I didn't think Tom liked the song you wrote about him. | Tom'un onun hakkında yazdığın şarkıyı sevdiğini düşünmemiştim. | en-tr |
Sami didn't call. | Sami telefon etmedi. | en-tr |
Sami didn't sleep. | Sami uyumadı. | en-tr |
Sami used a flashlight to navigate in the attic. | Sami tavan arasında yönünü bulmak için bir el feneri kullandı. | en-tr |
Sami doesn't speak a word of Arabic. | Sami tek kelime Arapça bilmiyor. | en-tr |
Tom claims he can do telekinesis. | Tom telekinezi yapabildiğini iddia ediyor. | en-tr |
Tom claims he can bend spoons with his mind. | Tom zihin gücüyle kaşık bükebildiğini iddia ediyor. | en-tr |
Tom claims he has psychometry. | Tom, bir nesneye dokunarak o nesne hakkında geçmişe dönük bilgi verebildiğini iddia ediyor. | en-tr |
Tom claims he can read an object's history by touching it. | Tom, bir nesneye dokunarak o nesne hakkında geçmişe dönük bilgi verebildiğini iddia ediyor. | en-tr |
Tom says his dreams always come true. | Tom rüyalarının hep çıktığını söylüyor. | en-tr |
Tom says he often lucid dreams. | Tom sık sık lüsid rüya gördüğünü söylüyor. | en-tr |
Tom claims he can do astral projection. | Tom astral seyahat yapabildiğini iddia ediyor. | en-tr |
Tom claims he has clairvoyance. | Tom durugörü sahibi olduğunu iddia ediyor. | en-tr |
Tom claims he is clairvoyant. | Tom durugörü sahibi olduğunu iddia ediyor. | en-tr |
Tom claims he can see auras. | Tom aura görebildiğini iddia ediyor. | en-tr |
Tom claims he can levitate himself. | Tom havada durabildiğini iddia ediyor. | en-tr |
Tom claims he is telepathic. | Tom telepatik güçleri olduğunu iddia ediyor. | en-tr |
Tom claims he has telepathic powers. | Tom telepatik güçleri olduğunu iddia ediyor. | en-tr |
Tom claims he has animal telepathy. | Tom hayvanlarla telepatik bağ kurabildiğini iddia ediyor. | en-tr |
Tom claims he was an extraterrestrial in his past life. | Tom önceki hayatında bir uzaylı olduğunu iddia ediyor. | en-tr |
Tom claims he can communicate with spirits. | Tom ruhlarla iletişim kurabildiğini iddia ediyor. | en-tr |
I think Tom is a mythomaniac. | Bence Tom bir mitoman. | en-tr |
I think Tom has mythomania. | Bence Tom bir mitoman. | en-tr |
Sami has a big sister. | Sami'nin bir ablası var. | en-tr |
Why do you think Tom went to Australia? | Sence Tom neden Avustralya'ya gitti? | en-tr |
Why do you think that Tom went to Australia? | Sence Tom neden Avustralya'ya gitti? | en-tr |
We might come to Australia next month. | Gelecek ay Avustralya'ya gelebiliriz. | en-tr |
We may come to Australia next month. | Gelecek ay Avustralya'ya gelebiliriz. | en-tr |
We might be in Australia next winter. | Gelecek kış Avustralya'da olabiliriz. | en-tr |
We may be in Australia next winter. | Gelecek kış Avustralya'da olabiliriz. | en-tr |
Tom was in Australia last week, but I don't think he's still there. | Tom geçen hafta Avustralya’daydı ama hala orada olduğunu sanmıyorum. | en-tr |
Tom was in Australia last week, but I don't think that he's still there. | Tom geçen hafta Avustralya’daydı ama şu an orada olduğunu sanmıyorum. | en-tr |
Tom was killed in an automobile accident last year in Australia. | Tom geçen yıl Avustralya’da bir otomobil kazasında öldü. | en-tr |
We didn't go to Australia. | Avustralya'ya gitmedik. | en-tr |
We're halfway to Australia. | Avustralya yolunu yarıladık. | en-tr |
We didn't stay in Australia. | Avustralya'da kalmadık. | en-tr |
Why can't we go to Australia? | Avustralya'ya neden gidemiyoruz? | en-tr |
We regret coming to Australia. | Avustralya'ya geldiğimiz için pişmanlık duyuyoruz. | en-tr |
Tom will live in Australia for at least three years. | Tom en az üç yıl Avustralya'da yaşayacak. | en-tr |
We were in Australia last year. | Geçen sene Avustralya'daydık. | en-tr |
Why should I stay in Australia? | Niye Avustralya'da durayım? | en-tr |
Tom wrote a letter to his brother in Australia. | Tom Avustralya'daki erkek kardeşine bir mektup yazdı. | en-tr |
When are you coming to Australia? | Avustralya'ya ne zaman geliyorsun? | en-tr |
Why do I have to go to Australia? | Neden Avustralya'ya gitmek zorundayım. | en-tr |
Why do you need to go to Australia? | Neden Avustralya'ya gitmen gerekiyor? | en-tr |
We're leaving Australia next Monday. | Gelecek pazartesi Avustralya'dan ayrılıyoruz. | en-tr |
We're moving to Australia next year. | Gelecek yıl Avustralya'ya taşınıyoruz. | en-tr |
You can't come to Australia with me. | Benimle Avustralya'ya gelemezsiniz. | en-tr |
Tom was working in Australia last year. | Tom geçen sene Avustralya'da çalışıyordu. | en-tr |
Tom doesn't work in Australia anymore. | Tom artık Avustralya'da çalışmıyor. | en-tr |
Who else went to Australia with Tom? | Başka kim Tom'la birlikte Avustralya'ya gitti? | en-tr |
What do people do for fun in Australia? | İnsanlar Avustralya'da eğlenmek için ne yapar? | en-tr |
When did Tom return from Australia? | Tom Avustralya'dan ne zaman döndü? | en-tr |
Tom was offered a job in Australia. | Tom Avustralya'dan bir iş teklifi aldı. | en-tr |
Why are Tom and Mary in Australia? | Tom ve Mary neden Avustralya'dalar? | en-tr |
What are you planning to do in Australia? | Avustralya'da ne yapmayı planlıyorsunuz? | en-tr |
We'll be in Australia for just a few days. | Sadece birkaç günlüğüne Avustralya'da olacağız. | en-tr |
You know I can't be in Australia next week. | Gelecek hafta Avustralya'da olamayacağımı biliyorsun. | en-tr |
Why doesn't Tom like Australia? | Tom Avustralya'yı neden sevmiyor? | en-tr |
When is Tom going to Australia? | Tom ne zaman Avustralya'ya gidiyor? | en-tr |
When did Tom move to Australia? | Tom Avustralya'ya ne zaman taşındı? | en-tr |
Tom went to Australia for work. | Tom Avustralya'ya iş için gitti. | en-tr |
Why didn't you come to Australia last summer? | Geçen yaz neden Avustralya'ya gelmedin? | en-tr |
Tom went to Australia with me. | Tom Avustralya'ya benimle gitti. | en-tr |
Tom wasn't born in Australia. | Tom Avustralya'da doğmadı. | en-tr |
We've been living in Australia for a long time. | Uzun zamandır Avustralya'da yaşıyoruz. | en-tr |
Sami didn't talk to Layla. | Sami Leyla ile konuşmadı. | en-tr |
Sami didn't recognize me. | Sami beni tanımadı. | en-tr |
Sami was there, too. | Sami de oradaydı. | en-tr |
Sami didn't speak. | Sami konuşmadı. | en-tr |
Tom told me he thought Mary was back from Australia. | Tom, Mary'nin Avustralya'dan döndüğünü sandığını söyledi. | en-tr |
Tom told me that he thought Mary was back from Australia. | Tom, Mary'nin Avustralya'dan döndüğünü sandığını söyledi. | en-tr |
Tom told me he won't be in Australia next week. | Tom bana gelecek hafta Avustralya'da olmayacağını söyledi. | en-tr |
Tom told me that he won't be in Australia next week. | Tom bana gelecek hafta Avustralya'da olmayacağını söyledi. | en-tr |
Tom told Mary you went to Australia. | Tom Mary'ye senin Avustralya'ya gittiğini söyledi. | en-tr |
Tom told Mary that you went to Australia. | Tom Mary'ye senin Avustralya'ya gittiğini söyledi. | en-tr |
They both are from Australia. | İkisi de Avustralyalı. | en-tr |
Tom wanted to know what Mary was doing in Australia. | Tom Mary'nin Avustralya'da ne yaptığını öğrenmek istedi. | en-tr |
Tom was a taxi driver in Australia at that time. | Tom o zamanlar Avustralya'da bir taksi şoförüydü. | en-tr |
My parents got married in Australia. | Annem ve babam Avustralya'da evlenmişler. | en-tr |
None of my children are in Australia. | Çocuklarımdan hiçbiri Avustralya'da değil. | en-tr |
Tom stayed in Australia for a short time. | Tom Avustralya'da kısa bir süre kaldı. | en-tr |
Tom stayed in Australia for three weeks. | Tom Avustralya'da üç hafta kaldı. | en-tr |
One of my classmates used to live in Australia. | Sınıf arkadaşlarımdan biri Avustralya'da yaşıyordu. | en-tr |
Tom stayed in Australia for a time. | Tom bir süre Avustralya'da kaldı. | en-tr |
You're the only person I know here in Australia. | Avustralya'da tanıdığım tek insan sensin. | en-tr |
Tom wanted to study in Australia. | Tom Avustralya'da okumak istiyordu. | en-tr |
Tom still has to go to Australia. | Tom hala Avustralya’ya gitmek zorunda. | en-tr |
We should be in Australia by this time next week. | Önümüzdeki hafta bu zamanlarda Avustralya'da olmalıyız. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.