english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
I went to high school in Australia. | Liseye Avustralya'da gittim. | en-tr |
I'm never going back to Australia. | Avustralya'ya asla dönmeyeceğim. | en-tr |
I'm going to Australia next month. | Önümüzdeki ay Avustralya'ya gidiyorum. | en-tr |
I wasn't in Australia last winter. | Geçen kış Avustralya'da değildim. | en-tr |
I wasn't in Australia last month. | Geçen ay Avustralya'da değildim. | en-tr |
I'll be in Australia all summer. | Yaz boyunca Avustralya'da olacağım. | en-tr |
Tom is thinking of going to Australia next spring. | Tom gelecek bahar Avustralya'ya gitmeyi düşünüyor. | en-tr |
I'm not in Australia anymore. | Artık Avustralya'da değilim. | en-tr |
I'd rather be in Australia. | Краще б я була в Австралії. | en-uk |
I wasn't born in Australia. | Avustralya'da doğmadım. | en-tr |
I'm moving to Australia. | Avustralya'ya taşınıyorum. | en-tr |
I'm coming to Australia. | Avustralya'ya geliyorum. | en-tr |
Tom is staying at his uncle's, because his parents have gone to Australia for a couple of weeks. | Tom amcasının yanında kalıyor, çünkü ailesi birkaç haftalığına Avustralya'ya gitti. | en-tr |
Sami remembers the majority of what Layla said. | Sami, Leyla'nın söylediklerinin çoğunu hatırlıyor. | en-tr |
Sami was so sorry. | Sami çok üzgündü. | en-tr |
Sami enjoyed the champagne. | Sami şampanyadan hoşlandı. | en-tr |
Sami took my phone. | Sami telefonumu aldı. | en-tr |
Sami texted her. | Sami ona mesaj attı. | en-tr |
Too much confidence leads to treachery. | Çok fazla güven, ihanete yol açar. | en-tr |
Sami was calling me by my apartment number. | Sami beni daire numaramdan arıyordu. | en-tr |
Sami heard another knock on his door. | Sami kapısının bir kez daha çaldığını duydu. | en-tr |
Sami's dog started barking and growling. | Sami'nin köpeği havlayıp hırlamaya başladı. | en-tr |
Sami is checking his phone. | Sami telefonunu kontrol ediyor. | en-tr |
Sami heard another knock on the door. | Sami kapıya bir kez daha vurulduğunu işitti. | en-tr |
Sami kept calling Layla. | Sami, Leyla'yı aramaya devam etti. | en-tr |
Sami was still sitting on the couch. | Sami hala kanepede oturuyordu. | en-tr |
Sami pays the rent. | Sami kirayı öder. | en-tr |
Sami can't open the door. | Sami kapıyı açamaz. | en-tr |
Sami forgot Layla's name. | Sami, Leyla'nın adını unuttu. | en-tr |
Sami doesn't say anything. | Sami herhangi bir şey söylemiyor. | en-tr |
Sami is obviously drunk. | Sami açıkça sarhoş. | en-tr |
Sami was almost crying. | Sami neredeyse ağlıyordu. | en-tr |
Sami was so excited to be in that new place. | Sami o yeni yerde olmak için çok heyecanlanıyordu. | en-tr |
Sami tried to go home. | Sami eve gitmeye çalıştı. | en-tr |
Sami didn't believe that it happened. | Sami bunun olduğuna inanmadı. | en-tr |
Sami told us what happened. | Sami ne olduğunu bize anlattı. | en-tr |
Sami didn't want to worry Layla. | Sami, Leyla'yı endişelendirmek istemedi. | en-tr |
Sami should have told Layla earlier. | Sami'nin Leyla'ya daha önce söylemiş olması gerekirdi. | en-tr |
Sami said this was weird. | Sami bunun garip olduğunu söyledi. | en-tr |
Sami was sitting on his couch. | Sami kanepesinde oturuyordu. | en-tr |
Sami received a long message from Layla. | Sami, Leyla'dan uzun bir mesaj aldı. | en-tr |
Sami told his fiancée what happened. | Sami olanları nişanlısına anlattı. | en-tr |
Sami appreciated Layla's apology. | Sami, Leyla'nın özür dilemesinden memnun oldu. | en-tr |
Sami found this so funny. | Sami bunu çok komik buldu. | en-tr |
Sami told Layla that everything was fine. | Sami, Leyla'ya her şeyin yolunda olduğunu söyledi. | en-tr |
Sami wanted to make a pie. | Sami bir turta yapmak istedi. | en-tr |
Sami wasn't allowed in. | Sami'nin içeri girmesine izin verilmedi. | en-tr |
Sami wasn't screaming. | Sami çığlık atmıyordu. | en-tr |
Sami turned off the camera. | Sami kamerayı kapattı. | en-tr |
Sami should have kept the camera on. | Sami'nin kamerayı açık tutması gerekiyordu. | en-tr |
Sami heard it. | Sami onu işitti. | en-tr |
Sami was just talking to his dog. | Sami sadece köpeğiyle konuşuyordu. | en-tr |
Sami brought Layla water. | Sami, Leyla'ya su getirdi. | en-tr |
Sami pushed open the door. | Sami kapıyı itti. | en-tr |
Sami left the bottle of water on the floor. | Sami su şişesini yere bıraktı. | en-tr |
Sami said nothing. | Sami hiçbir şey demedi. | en-tr |
Sami knew Layla's parking spot. | Sami, Leyla'nın park yerini biliyordu. | en-tr |
Sami knew Layla's car. | Sami, Leyla'nın arabasını biliyordu. | en-tr |
Sami knew Layla's dog. | Sami, Leyla'nın köpeğini biliyordu. | en-tr |
Sami called Layla and told her what happened. | Sami, Leyla'yı aradı ve ne olduğunu ona anlattı. | en-tr |
Sami checked the water bottles and one of them was open. | Sami su şişelerini kontrol etti ve onlardan biri açıktı. | en-tr |
Sami saw the bottle of champagne. | Sami şampanya şişesini gördü. | en-tr |
Sami went to talk to his crazy neighbor. | Sami çılgın komşusuyla konuşmaya gitti. | en-tr |
Sami bought six bottles of water. | Sami altı şişe su satın aldı. | en-tr |
Sami was chopping apples. | Sami elmaları doğruyordu. | en-tr |
Sami doesn't pay rent here. | Sami burada kira ödemiyor. | en-tr |
Sami was just sitting there. | Sami hemen orada oturuyordu. | en-tr |
Sami was throwing a party. | Sami bir parti veriyordu. | en-tr |
Sami called security on that woman. | Sami o kadın için güvenliği aradı. | en-tr |
Sami called security for Layla. | Sami, Leyla için güvenliği çağırdı. | en-tr |
Sami told the security guard what happened. | Sami neler olduğunu güvenlik görevlisine anlattı. | en-tr |
Sami doesn't allow strangers in. | Sami yabancıların içeri girmesine izin vermez. | en-tr |
Sami should also talk to Layla. | Sami'nin Leyla ile de konuşması gerek. | en-tr |
Sami was really very scared. | Sami gerçekten çok korkmuştu. | en-tr |
Sami was given a warning. | Sami'ye bir uyarı verildi. | en-tr |
Sami was a victim. | Sami bir kurbandı. | en-tr |
Sami didn't feel safe there anymore. | Sami kendini artık orada güvende hissetmiyordu. | en-tr |
Sami was the nicest man ever. | Sami gelmiş geçmiş en kibar adamdı. | en-tr |
Sami got that woman evicted. | Sami o kadını tahliye etti. | en-tr |
Sami and Layla live on the same floor. | Sami ve Leyla aynı katta yaşıyorlar. | en-tr |
Sami loves his new place. | Sami yeni yerini çok seviyor. | en-tr |
Sami absolutely loves his new place. | Sami kesinlikle yeni yerini sever. | en-tr |
Sami is Layla's old neighbor. | Sami, Leyla'nın eski komşusudur. | en-tr |
Sami lives underneath me. | Sami benim altımda yaşıyor. | en-tr |
Sami used Layla's sink. | Sami, Leyla'nın lavabosunu kullandı. | en-tr |
Sami says this every time. | Sami her seferinde bunu söylüyor. | en-tr |
Sami was here when this happened. | Bu olduğu zaman Sami buradaydı. | en-tr |
Sami's story has got a really good ending. | Sami'nin hikayesinin gerçekten iyi bir sonu var. | en-tr |
Sami hasn't seen it yet. | Sami henüz onu görmedi. | en-tr |
Sami is talking to you. | Sami seninle konuşuyor. | en-tr |
Sami missed the first part of the video. | Sami, videonun ilk bölümünü kaçırdı. | en-tr |
Sami is a crazy neighbor. | Sami çılgın bir komşudur. | en-tr |
Sami was moving into his new place. | Sami yeni yerine taşınıyordu. | en-tr |
Sami moved to that unit in June, 2006. | Sami, haziran 2006'da o birime taşındı. | en-tr |
Sami was trying to figure out what kind of car Layla drove. | Sami, Leyla'nın ne tür bir araba kullandığını anlamaya çalışıyordu. | en-tr |
Sami doesn't know Layla's car. | Sami, Leyla'nın arabasını tanımıyor. | en-tr |
Sami was trying to remember. | Sami hatırlamaya çalışıyordu. | en-tr |
Sami was so obsessed with Layla. | Sami, Leyla'ya çok takıntılıydı. | en-tr |
Sami doesn't want to die. | Sami ölmek istemez. | en-tr |
Sami was driving to Layla's apartment. | Sami araçla Leyla'nın dairesine gidiyordu. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.